Dervişoğlu’ndan Erdoğan’a Dikkat Çeken “Süreç” Mektubu

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şehit ailelerine mektup göndermesi üzerine, açık bir mektup kaleme aldı.

“Şehit ve gazilerimizin emanetine sahip çıktık’ diyorsunuz ama onların katilleriyle müzakereye izin veriyorsunuz” ifadelerine yer verilen Dervişoğlu’nun mektubu şu şekilde:

“Sayın Cumhurbaşkanı;

Türkiye’nin başındaki terör belasını ortadan kaldırma vaadiyle idarenizde yürütülen “Terörsüz Türkiye” etiketli süreçte, terör örgütünün elebaşından Kandil’e, Barzan ağalarından terörün siyasi sözcülerine kadar, geniş bir kesimle kapalı kapılar ardında görüşmeler yürüttükten sonra,

Mukaddesimiz Şehit Aileleri ve Gazilerimizin de aklınıza gelmiş olmasını, gecikmiş de olsa olumlu buluyorum. Ancak, hiç olmazsa kahramanlarımızın emanetlerine seslenirken hakikatli olsaydınız.

Belirttiğiniz gibi;

Semalarımızda Ezan-ı Muhammedi yankılanıyor, Al Bayrak dalgalanıyorsa, bunu o kahramanlarımıza borçluyuz. Ödenemez bu borcun gereklerinden biri de vatanımıza göz diken katillerle asla muhatap olmamak, taleplerini elimizin tersiyle itmek, hak ettikleri şekilde muamele etmektir. ‘Şehit ve gazilerimizin emanetine sahip çıktık’ diyorsunuz ama onların katilleriyle müzakereye izin veriyorsunuz. Müzakere ediyor, Cumhuriyetimizin tapu senedini hedef almalarına sessiz kalıyor, komisyon önerilerini ve umut hakkı taleplerini muhatap alıp, istedikleri her adımı atıyorsunuz. Aziz şehitlerimizden yana olduğunuzu söylerken, katillerinin de taleplerine rıza gösteriyor hissiyatı yaratıyorsunuz.

Sayın Cumhurbaşkanı; o sebeple, siz Türkiye’yi terörden kurtarmıyor, teröristlerin istek ve emellerinin surda gedik açmasına göz yumuyorsunuz. Göreve geldiğinizde terör neredeyse sıfır noktasındaydı. Kolunu kıpırdatacak hali kalmamıştı. Devr-i iktidarınızdaki yanlış politikalar ve süreçlerle toparlandı, güçlendi.

Ve Sayın Cumhurbaşkanı;

Bu vatana evlat vermiş insanlara mektup yazarken bile ekonomik kayıptan bahsedip, yeni yaralar açıyorsunuz. Mektubunuzun medyaya geçilen ilk örneğindeki, “Trilyonlarca dolar kaynağımızdan sarf-ı nazar ettik” ifadesi nasıl sözdür Sayın Cumhurbaşkanı? Evladını yitirmiş ailelere seslenirken, ekonomik kayıplardan bahsetmek de nedir? Hele de fırsattan istifade, sebep olduğunuz ekonomik felaketi aklamaya çalışmak, “Bu sürecin sonunda bolluk gelecek” türünden gizli mesaj vermek, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’na uygun düşüyor mu? Siz, bu uğurda, ordusunun, güvenlik güçlerinin ihtiyacı için harcanan paraya milletimizden tek bir itiraz işittiniz mi? Türk devleti ve Türk Milleti, trilyonlarca dolardan sarf-ı nazar etmedi, vatanımızın bütünlüğü için ne gerekiyorsa onu yaptı. Belli ki, mektubun ilk halindeki bu büyük hatayı görüp gerekli düzeltmeyi yaptırmışsınız. Ancak maiyetinizdekiler ve ekranlarda sözcünüz gibi hareket edenler, hala bu uygunsuz vurguyu yaparak, kahramanlarımızın ailelerinin yüreklerinde yeni yaralar açmaya devam ediyor.

Bu konu, dürüstlüğün şart olduğu bir konudur. Süreçle ilgili memur tayin ettikleriniz, pazarlık yaptı, müzakere etti, tavizler verdi. Tüm bunları, süreci birlikte yürüttüğünüz terör örgütünün elebaşları ve siyasi temsilcileri her gün orta yere saçıyor. Siz ise balçıkla güneşi sıvamaya çalışıyorsunuz. Saklanamayan hakikat budur.

Evet Sayın Cumhurbaşkanı; girdiğiniz bu yanlış yolda, Allah yar ve yardımcımız olsun. Biz, Büyük Türk Milleti adına takipteyiz. Milletimizin de gördüğü hakikatin sözcüsü olacağız. Şu ya da bu sebeple, bu tehlikeli ve yanlış yola girmek mecburiyetinde bırakıldıysanız eğer, şahıs olarak değil belki ama devletin başı olarak çıkış aradığınızda, biz yine sorumluluğumuzun ve görevimizin başında olacağız.

Cumhurbaşkanlığı Makamı’na saygılarımla.”

Paylaşın

Körleşme: Kendi Gerçeklik Algısında Kaybolma

Elias Canetti’nin Körleşme (Die Blendung) romanı, bireyin kendi gerçeklik algısıyla toplumun dayattığı normlar arasındaki çatışmayı, entelektüel izolasyon ve saplantılı düşüncelerin yıkıcı sonuçlarını inceler.

Haber Merkezi / Modern edebiyatın en çarpıcı ve derin eserlerinden biri olarak kabul edilen Körleşme, sinolog (Çin bilimi uzmanı) Peter Kien’in hikayesini anlatır.

Kien, dünyadan kopuk bir şekilde devasa kütüphanesinde yaşayan, bilgiye ve entelektüel dünyaya saplantılı bir akademisyendir. Dış dünyayla bağlantısı sınırlıdır ve insan ilişkilerinden kaçınır. Ancak hizmetçisi Therese ile evlenmesi, ardından kapıcısı Benedikt Pfaff ve diğer karakterlerle olan etkileşimleri, Kien’in kendi zihninde kurduğu dünyayı tehdit eder.

Roman, Kien’in içsel ve dışsal çöküşünü, onun bilgi ve gerçeklik algısındaki “körleşmesini” dramatik bir şekilde işler.

Körleşme, bireysel ve toplumsal çelişkileri irdeleyen çok katmanlı bir romandır. Ana temalar şunlardır:

Entelektüel İzolasyon ve Körlük: Kien’in bilgiye olan saplantısı, onun gerçek dünyayı anlamasını engeller. Canetti, entelektüel bilginin insan ilişkilerinden kopuk hale geldiğinde bir tür “körlük” yaratabileceğini vurgular. Romanın orijinal adı Die Blendung, hem literal hem de mecazi anlamda “körleşme”yi ifade eder.

Güç ve Manipülasyon: Roman, karakterler arasındaki güç mücadelelerini inceler. Therese, Pfaff ve cüce Fischerle gibi yan karakterler, Kien’in zayıflıklarını kullanarak onu manipüle eder. Bu, insan doğasındaki bencillik ve çıkar çatışmalarını yansıtır.

Gerçeklik ve Yanılsama: Kien’in kütüphanesi, onun güvenli ancak yanılsamalarla dolu dünyasını temsil eder. Gerçek dünyayla yüzleştiğinde, bu yanılsamalar çöker ve kaos ortaya çıkar.

Toplum ve Birey: Canetti, bireyin toplum içindeki yalnızlığını ve toplumsal normların birey üzerindeki yıkıcı etkisini eleştirir. Kien’in trajedisi, bireysel özgürlüğün ve aklın, toplumsal dinamikler karşısında nasıl zayıf düşebileceğini gösterir.

Romanın karakterleri, hem bireysel hem de sembolik düzeyde işlev görür:

Peter Kien: Bilgiye taparcasına bağlı, asosyal bir entelektüel. Onun kütüphanesi, zihninin bir yansımasıdır. Kien, kendi gerçeklik algısında kaybolmuş bir figürdür.

Therese Krumbholz: Kien’in hizmetçisi ve sonradan eşi. Maddi çıkarlar peşinde koşan, kaba ve manipülatif bir karakterdir. Kien’in saf entelektüelliğiyle tezat oluşturur.

Benedikt Pfaff: Kapıcı, güç ve otorite düşkünü bir karakter. Sadist eğilimleriyle Kien’in dünyasını daha da kaotik hale getirir.

Fischerle: Satranç oynayan, kambur bir cüce. Hırslı ve kurnaz yapısıyla, Kien’in zayıflıklarından faydalanır.

Bu karakterler, insan doğasının farklı yönlerini temsil eder ve Canetti’nin toplum eleştirisini güçlendirir.

Körleşme, üç bölüme ayrılmıştır: “Başıboş Dünya”, “Başıboş Ev” ve “Dünyanın Sonu”. Bu bölümler, Kien’in iç dünyasından dış dünyaya, oradan da nihai çöküşüne uzanan bir yolculuğu izler. Romanın üslubu, keskin bir ironi ve grotesk unsurlarla doludur.

Canetti, karakterlerin karikatürize edilmiş özelliklerini kullanarak hem mizahi hem de trajik bir atmosfer yaratır. Dil, zaman zaman yoğun ve felsefi, zaman zaman da alaycı ve keskindir.Romanın anlatımı, Kien’in zihnindeki kaosu ve dış dünyadaki absürtlüğü yansıtmak için bilinç akışı tekniğine yakın bir yöntem kullanır. Bu, okuyucunun Kien’in giderek dağılan gerçeklik algısına tanık olmasını sağlar.

Körleşme, 20. yüzyılın modernist edebiyat geleneği içinde önemli bir yere sahiptir. Franz Kafka, Robert Musil ve Thomas Mann gibi yazarlarla karşılaştırılır. Roman, bireyin modern toplumdaki yalnızlığını ve aklın sınırlarını sorgulayan varoluşçu bir bakış açısı sunar. Ayrıca, Canetti’nin daha sonra yazdığı Kitle ve İktidar adlı eserinde geliştirdiği kitle psikolojisi ve güç dinamikleri üzerine fikirlerin ilk izleri Körleşme’de görülebilir.

Roman, aynı zamanda 1930’lar Avrupası’nın siyasi ve kültürel çalkantılarına da bir gönderme yapar. Nazi Almanyası’nın yükselişi ve entelektüel dünyanın çöküşü, Kien’in trajedisiyle paralel okunabilir. Kitabın sonundaki yangın sahnesi, bu çöküşün güçlü bir sembolü olarak yorumlanır.

Körleşme, yayımlandığı dönemde sınırlı bir okuyucu kitlesine ulaşsa da, zamanla modern edebiyatın klasiklerinden biri haline geldi. Eleştirmenler, romanın hem bireysel hem de toplumsal düzeyde insan doğasını sorgulayan evrensel niteliğini över.

Canetti’nin 1981’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasında Körleşme’nin etkisi büyüktür. Roman, özellikle entelektüel izolasyon ve gerçeklik algısı üzerine yaptığı derinlemesine analizle, günümüzde de geçerliliğini korur.

Elias Canetti’nin Körleşme romanı, insan zihninin kırılganlığı, bilginin sınırları ve toplumun birey üzerindeki etkisi üzerine çarpıcı bir meditasyondur. Peter Kien’in trajedisi, modern insanın kendi gerçeklik algısında kaybolma tehlikesini gözler önüne serer.

Grotesk, ironik ve felsefi derinliğiyle Körleşme, yalnızca edebiyat severler için değil, insan doğasını anlamak isteyen herkes için okunması gereken bir eserdir.

Paylaşın

Diyanet, Tatil Organizasyonlarını Hedef Aldı: Allah’ın Hükümlerini Hiçe Sayan…

Diyanet İşleri Başkanlığı, Cuma Hutbesi’nde vatandaşların tatil tercihlerini hedef aldı: “Bazı tatil organizasyonları Allah’ın hükümlerini hiçe sayan, helal haram hassasiyetinden uzak, lüks ve israfın zirveye ulaştığı, nefsani arzu ve isteklerin sınır tanımadığı bir hal aldı.”

Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün bu haftaki Cuma Hutbesi, “Sıla-i Rahimle Bereketlenen Tatil” başlığıyla yayınlandı. Hutbe’de “Müslümanın çalışması da dinlenmesi de tatili de eğlenmesi de meşru, ahlaki ve helal sınırlar içerisinde olmalıdır. Müslüman, dinlenirken de zamanını boş geçirmemeli, kulluk ve sorumluluk bilincini daima muhafaza etmelidir” ifadeleri yer aldı.

“Ne yazık ki günümüzde bazı tatil organizasyonları, Allah’ın hükümlerini hiçe sayan, helal haram hassasiyetinden uzak, lüks ve israfın zirveye ulaştığı, nefsani arzu ve isteklerin sınır tanımadığı bir hâl almıştır” denilen hutbede, böyle bir tatil anlayışının İslam dininde asla yerinin olmadığı savunuldu.

Hutbede, “Aslında tatil; tembellik ve miskinlikle, gaflet içinde geçirilen zamanlar olmamalı; aksine, farklı ve faydalı meşguliyetlerle verimli bir dinlenme fırsatına dönüştürülmelidir. Yeryüzünde gezip dolaşarak Yüce Rabbimizin kuvvet ve kudretini tefekkür etmeye, kâinata ibret ve hikmet nazarıyla bakmaya vesile olmalıdır. Bu bilinçle yapılan tatil, sadece dinlenmek değil, aynı zamanda bir eğitim ve bir ibadettir. Tatil; memleketimizi, köyümüzü, şehit kanlarıyla yoğrulmuş cennet vatanımızın tarihi ve doğal güzelliklerini çocuklarımıza tanıtmak için bulunmaz bir fırsattır. Tatil, anne babamızın hayır duasını almak, akrabalarımızla hasret gidermek için güzel bir imkândır. Evlatlarını ve torunlarını özleyen, onların yolunu bekleyen anne babalar için de bir sevinç kaynağıdır. Bugün, nice anne baba evlatlarının, nice dede ve nine torunlarının yollarını gözlemektedir. Bir çift söze, bir selama, bir muhabbete hasret kalan nice büyüklerimiz var” görüşüne yer verildi.

Diyanet İşleri Başkanlığı, geçen haftaki Cuma Hutbesi’nde giyim kuşam özgürlüğüne müdahale çağrısı yapmıştı.

Paylaşın

Kalp Sağlığınızı Güçlendirmek Mi İstiyorsunuz? Beslenmenize Baharatlar Ekleyin

Kalp sağlığınızı güçlendirmek istiyorsanız, antioksidan, antienflamatuar ve kolesterol düzenleyici özelliklere sahip baharatları beslenmenize eklemek bunun en kolay yoludur. 

Haber Merkezi / Baharatların kalp hastalıklarının ilerlemesini önlemede olumlu etkileri olduğuna dair bilimsel çalışmalar mevcut.

Kalp sağlığına faydalı baharatlar:

Zerdeçal: Zerdeçal içerdiği olan kurkumin, güçlü bir antienflamatuar ve antioksidandır. Bu damar sertliğini (ateroskleroz) azaltır ve kolesterol seviyesini düzenler.

2020 yılında yapılan bir araştırma, zerdeçalın damar sağlığını koruyarak kalp krizi riskini düşürdüğünü gösteriyor.

Safran: Safran, antioksidan özellikleri sayesinde damar yapısını korur ve iltihabı azaltır. Ayrıca safranın kolesterol düşürücü etkisi vardır.

Kekik: Antioksidan ve iltihap azaltıcı özellikleriyle damar sağlığını destekleyen kekik, ayrıca kolesterol seviyelerini düşürmeye de yardımcı olur.

Kişniş: Kan kolesterol seviyelerini azaltan kişniş, ayrıca hipertansiyon kontrolüne de katkıda bulunur.

Sumak: Sumak, kan şekerini dengeleyerek damarların şekerin zararlı etkilerinden korunmasını sağlar.

Nane: Nane, antioksidan etkisiyle damarları korur, kalp ritmini ve kan basıncını düzenler, stres giderici etkisiyle de dolaylı olarak kalp sağlığına katkı sağlar.

Karabiber: Antioksidan ve iltihap azaltıcı etkileriyle damar sağlığını destekleyen karabiber, yağ hücrelerinin yıkımını da hızlandırarak kilo kontrolüne yardımcı olur.

Tarçın: Tarçın, kolesterol ve kan şekerini düşürücü etkisiyle kalp-damar sağlığını destekler. Günde 1 çay kaşığı tarçın tüketimi faydalı olabilir.

Sarımsak (Kuru veya Toz): Sarımsak, kan basıncını düzenler, kolesterolü düşürür ve damar tıkanıklığını önler. Allisin bileşiği sayesinde kalp sağlığına katkıda bulunur.

Zencefil: Antioksidan ve iltihap azaltıcı etkisiyle damar duvarlarını koruyan zencefil, yüksek tansiyon kontrolüne de yardımcı olur.

Baharatların Etki Mekanizmaları:

Antioksidan Etki: Baharatlar, serbest radikalleri nötralize ederek damar hasarını önler.

Antienflamatuar Etki: Kronik iltihap, kalp hastalıklarının temel nedenlerinden biridir. Baharatlar iltihabı azaltarak bu riski düşürür.

Kan Şekeri ve Kolesterol Kontrolü: Tarçın, sumak ve sarımsak gibi baharatlar, kan şekeri ve kolesterol seviyelerini düzenleyerek damar sağlığını korur.

Kan Basıncı Düzenlemesi: Nane, zencefil ve sarımsak, hipertansiyonu kontrol altına alarak kalp yükünü azaltır.

Öneriler:

Tuz Yerine Baharat: Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği günlük 6 gram tuz sınırını aşmamak için yemeklerde tuz yerine baharat kullanılabilir.

Dengeli Kullanım: Baharatlar faydalı olsa da aşırı tüketim, özellikle meyan kökü gibi bazı bitkisel ürünlerde yan etkilere neden olabilir. Doktor tavsiyesine uygun dozda kullanılmalıdır.

Akdeniz Diyetiyle Kombinasyon: Baharatlar, zeytinyağı, balık, sebze ve tam tahıllarla zengin Akdeniz tipi beslenmeyle birleştiğinde kalp sağlığına etkisi daha fazla olur.

Paylaşın

Doğayla Temas Çocuklarda Beyin Gelişimini Artırıyor

Çocuklarda beyin gelişimi, hızlı bir şekilde gerçekleşen karmaşık bir süreçtir. Araştırmalar, yeşil alanlara yakın yaşayan çocukların beyin gelişimi sorunları yaşama olasılığının daha düşük olduğunu ortaya koyuyor.

Haber Merkezi / İşte yeşil alanların çocukların beyin gelişimindeki rolüne ilişkin temel bilgiler:

Bilişsel Gelişim: Yeşil alanlarda vakit geçiren çocuklar, dikkat sürelerinde ve odaklanma yeteneklerinde iyileşme gösteriyor.

Örneğin, 2019’da Aarhus Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma, doğaya yakın büyüyen çocukların bilişsel testlerde daha iyi performans sergilediğini ortaya koymuştur. Bu, özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) riskini azaltmada etkili.

Stres Azaltımı: Doğal ortamlar, kortizol (stres hormonu) seviyelerini düşürüyor. Bu, çocukların daha sakin ve dengeli bir zihin yapısına sahip olmasına yardımcı oluyor. 2020’de yayımlanan bir meta-analiz, yeşil alanların çocuklarda kaygıyı azalttığını ve problem çözme becerilerini artırdığını göstermiştir.

Fiziksel Aktivite: Parklar ve yeşil alanlar, çocukların fiziksel olarak aktif olmasını teşvik ediyor. Bu da beyin sağlığını destekliyor çünkü egzersiz, nöron bağlantılarını güçlendiriyor ve hafızayı geliştiriyor.

Sosyal ve Duygusal Gelişim: Doğada oyun oynayan çocuklar, işbirliği yapma, empati kurma ve yaratıcı düşünme gibi sosyal beceriler geliştiriyor. Bu tür ortamlar, ekran başında geçirilen zamanın olumsuz etkilerini de dengeleyebiliyor.

Paylaşın

Bu Acılı Yiyecek Hafıza Kaybını İki Katına Çıkarıyor

Yeni yayınlanan bir araştırma, günde 50 gramdan fazla acı biber tüketen kişilerde hafıza kaybının ve düşünme sorunlarının iki kat daha fazla görüldüğünü ortaya koydu.

Haber Merkezi / Araştırmanın başyazarı Dr. Zumin Shi şunları söyledi: “Daha önceki çalışmalarımızda acı biber tüketiminin vücut ağırlığı ve kan basıncı açısından faydalı olduğu bulunmuştu. Ancak bu çalışmada yaşlı yetişkinlerde bilişsel işlevler üzerinde olumsuz etkiler bulduk.”

Araştırmada, 4 binden fazla Çinli yetişkinin verileri 15 yıl boyunca takip edildi.

Takip edilen baharatlı yiyecekler arasında hem taze hem de kurutulmuş acı biberler yer alıyor, ancak karabiber veya kapya biber (genellikle tatlı biber veya dolmalık biber olarak bilinir) bulunmuyor.

Dr. Shi şöyle dedi: “Acılı sos dünyada en çok kullanılan baharatlardan biri olup, Avrupa ülkelerine kıyasla Asya’da daha çok tercih ediliyor. Çin’in Sichuan ve Hunan gibi bazı bölgelerinde yetişkinlerin neredeyse üçte biri her gün baharatlı yiyecekler tüketiyor.”

Acı biberin etken maddesi kapsaisindir ve tüketildiğinde veya herhangi bir dokuyla temas ettiğinde yanma hissine neden olur. Kapsaisinin metabolizmayı hızlandırdığı ve yağ yakımını artırdığı düşünüldüğünden kilo kaybıyla ilişkilendirilmiştir.

Araştırma Nutrients dergisinde yayımlandı.

Paylaşın

Aristoteles Kimdir? Teorik Çalışmaları

MÖ 384 yılında Makedonya’nın Stagira dünyaya gelen Aristoteles, MÖ 322 yılında hayatını kaybetmiştir. Platon’un öğrencisi olan Aristoteles, Büyük İskender’e hocalık yapmış ve Atina’da Lykeion’u (Lise) kurmuştur.

Haber Merkezi / Aristoteles’in çalışmaları, mantık, metafizik, fizik, biyoloji, etik, siyaset ve estetik gibi çok geniş bir alanda Batı düşüncesini yüzyıllarca etkilemiştir.

Aristoteles’in Teorik Çalışmaları:

Aristoteles’in teorik çalışmaları, felsefenin temel dallarını ve doğa bilimlerini kapsamaktadır. Aristoteles, sistematik ve gözleme dayalı yaklaşımıyla öne çıkmaktadır.

Aristoteles, mantığı sistematik bir disiplin haline getirmiştir.

Kıyas (Syllogism): Doğru akıl yürütme için kıyas yöntemini geliştirdi (örneğin, “Tüm insanlar ölümlüdür; Sokrates insandır; öyleyse Sokrates ölümlüdür”).
Kategoriler: Varlıkları töz, nicelik, nitelik gibi on kategoriye ayırdı.
Çelişmezlik İlkesi: Bir önermenin aynı anda hem doğru hem yanlış olamayacağını belirtti.
Tümdengelim ve Tümevarım: Gözlemlerden genellemelere ulaşmayı ve tümdengelimle sonuç çıkarmayı sistemleştirdi.

Aristoteles’in metafizik adlı eseri, “varlığın varlık olarak” incelenmesini konu edinmiştir.

Dört Neden Doktrini: Her varlığın dört nedeni vardır: maddi (malzeme), formel (biçim), fail (etken), ereksel (amaç).
Töz (Ousia): Gerçekliğin temel birimi olarak tözü tanımladı; örneğin, bir insan veya ağaç.
Potansiyel ve Gerçeklik: Değişimi, potansiyelden (dynamis) gerçekleşmeye (energeia) geçişle açıkladı.
İlk Hareketsiz Harekete Geçirici: Evrendeki hareketin kaynağı olarak, hareket etmeyen ama her şeyi harekete geçiren bir ilahi varlığı savundu.

Aristoteles, “Fizik ve Gökler Üzerine” eserlerinde doğa olaylarını incelemiştir.

Doğa ve Hareket: Doğayı, kendi içinde hareket ilkesi taşıyan şey olarak tanımladı. Evreni, dört elementten (yer, hava, ateş, su) oluşan yer merkezli bir modelle açıkladı.
Zaman ve Mekân: Zamanı hareketin ölçüsü, mekânı ise nesnenin çevrelendiği yer olarak tanımladı.

Aristoteles, “Nikomakhos’a Etik” eserinde mutluluğun (eudaimonia) erdemli yaşamla mümkün olduğunu, erdemin aşırılıklar arasında orta yol olduğunu savunmuştur.

Aristoteles, insanı “siyasal hayvan” olarak tanımlamış; ideal devletin ortak iyiliği hedeflemesi gerektiğini belirtmiştir.

Aristoteles, “Poetika” eserinde trajedinin, katharsis (duygusal arınma) yoluyla korku ve acıma uyandırması gerektiğini savunmuştur ve sanatın, doğayı taklit ettiğini (mimesis) belirtmiştir.

Hayvanları kanlı ve kansız olarak sınıflandıran Aristoteles, 500’den fazla türü incelemiştir, canlıların ereksel bir amacı (telos) olduğunu savunmuştur (örneğin, kuşun kanatları uçmak içindir).

Aristoteles’in sistematik yaklaşımı, İslam filozoflarından (İbn-i Sina, İbn-i Rüşd) Orta Çağ skolastiklerine ve modern bilime kadar geniş bir etki yaratmıştır. Mantığı, bilimsel yöntemin; biyolojisi, deneysel araştırmanın temelini oluşturmuştur.

Paylaşın

Knidoslu Ödoksus Kimdir? Öğretileri

MÖ 408 yılında Muğla’nın Datça ilçesindeki Knidos’ta dünyaya gelen Knidoslu Ödoksus (Eudoxus) MÖ 355 yılında hayatını kaybetmiştir. Eserlerinin tamamı kaybolsa da, katkıları Hipparchus, Aristoteles ve Öklid gibi isimler aracılığıyla günümüze ulaşmıştır.

Haber Merkezi / Platon ve Archytas’ın öğrencisi olan Eudoxus, matematik, astronomi, coğrafya ve felsefe alanlarında çığır açıcı katkılar yapmıştır.

Knidoslu Eudoxus’un Öğretileri:

Matematik Alanında:

Oranlar Teorisi: Eudoxus, irrasyonel sayılarla çalışmayı mümkün kılan oranlar teorisini geliştirmiştir. Bu teori, Öklid’in Elementler adlı eserinin V. ve VI. kitaplarının temelini oluşturmaktadır. İrrasyonel sayılar, Pisagorcuların aritmetik odaklı yaklaşımını zorlayan bir problemdi; Eudoxus, geometrik kavramlara odaklanarak bu sorunu çözmüştür ve sürekli büyüklüklerin (örneğin, bir karenin köşegeni gibi) titiz bir şekilde ele alınmasını sağlamıştır.

Tüketme Yöntemi: Eudoxus, eğrilerle sınırlı alanların ve hacimlerin hesaplanması için “tüketme yöntemi”ni geliştirmiştir. Bu yöntem, integral hesabın öncüsü kabul edilmektedir. Piramit ve konilerin hacimlerinin, eş tabanlı ve eş yüksek prizma veya silindirlerin hacminin üçte biri olduğunu kanıtlamıştır. Bu yöntem, Arşimet’in çalışmalarına zemin hazırlamıştır.

Altın Oran: Eudoxus, bir doğrunun orta orana (altın oran) göre bölünmesi üzerine çalışmıştır. Yunanlılar, bu oranın estetik ve kutsal bir anlam taşıdığına inanıyordu.

Astronomi Alanında:

Eş Merkezli Küreler Modeli: Eudoxus, gezegenlerin hareketlerini açıklamak için eş merkezli küreler modelini geliştirmiştir. Bu, evrenin ilk matematiksel modeli olarak kabul edilir ve gezegen hareketlerini geometrik olarak ifade edilmektedir. Her gök cismi için birden fazla küre kullanarak karmaşık hareketleri açıklamaya çalışmıştır. Bu model, Johannes Kepler’e kadar astronomide etkili olmuş, ancak MÖ 2. yüzyılda çoğu gökbilimci tarafından terk edilmiştir.

Takımyıldızlar ve Gözlemsel Astronomi: Eudoxus, takımyıldızların tanımlanmasına katkıda bulunmuş ve Knidos’ta bir gözlemevi kurarak gözlemler yapmıştır. Güneş yılını 365 gün 6 saat olarak hesaplayan Eudoxus, güneş saatinin mucidi olarak bilinir.

Felsefe Alanında:

Metafizik ve Etik: Aristoteles’in aktardığına göre, Eudoxus, Platon’un formlar teorisine karşı çıkarak formların algılanabilir şeyler olduğunu savunmuştur. Eudoxus, iyiliği, her şeyin amaçladığı ve zevkle tanımlanan bir kavram olarak görmüştür. Bu görüşü, hedonist felsefenin erken bir örneği sayılabilir.

Platon Akademisi: Eudoxus, Atina’daki Platon Akademisi’nde felsefi tartışmalara katılmıştır, bazı kaynaklara göre Platon’un Syracuse döneminde Akademi’nin başkanlığını yapmıştır. Eudoxus ayrıca, Aristo’nun öğretmenlerinden biridir.

Coğrafya ve Hukuk:

Eudoxus, coğrafya üzerine yazılar yazmıştır ve Knidos’ta yasa koyucu olarak görev yapmıştır. Knidosluların idari kanunlarını düzenlemiş ve şehir meclisinde çalışmıştır.

Eudoxus’un çalışmaları, Öklid ve Arşimet gibi matematikçileri, Kepler ve Copernicus gibi astronomları etkilemiştir. Mars ve Ay’daki kraterler ile “Kampyle of Eudoxus” adlı cebirsel eğri onun adını taşımaktadır. Matematikte tümdengelimli bir düzen kurarak ve irrasyonel sayılarla çalışmayı mümkün kılarak, modern matematiksel analizin temellerini atmıştır.

Paylaşın

Aktif Sunucu Sayfaları Nedir, Nasıl Çalışır?

Active Server Pages (Aktif Sunucu Sayfaları / ASP), Microsoft tarafından geliştirilen ve dinamik ve etkileşimli web uygulamaları oluşturulmasına olanak tanıyan bir sunucu tarafı betik teknolojisidir.

Haber Merkezi / ASP, genellikle VBScript veya JScript biçiminde gömülü sunucu tarafı betikleri kullanarak, kullanıcının tercihlerine veya girdisine göre uyarlanmış HTML içeriği oluşturur. Temel amacı, hem dinamik hem de veri odaklı web sayfaları oluşturarak statik HTML sayfalarından daha ilgi çekici bir kullanıcı deneyimi sunmaktır.

Genellikle ASP olarak kısaltılan Active Server Pages, web içeriğinin dinamik geliştirilmesi ve yönetiminde önemli bir rol oynayan sunucu taraflı bir betik teknolojisidir. ASP’nin amacı, çevik ve kullanıcı dostu web deneyimlerine yönelik artan talebi karşılayarak, etkileşimli ve ilgi çekici web uygulamalarının veya web hizmetlerinin sorunsuz bir şekilde oluşturulmasını sağlamaktır.

ASP, geliştiricilere esnek bir platform sunarak, HTML sayfalarını dinamik olarak oluşturmalarına, veritabanlarıyla etkileşim kurmalarına ve JavaScript ve XML gibi diğer web teknolojileriyle zahmetsizce entegre olmalarına olanak tanır. Bu da, işletmelerin ve kuruluşların hedef kitlelerine özel, veri odaklı içerikler sunmalarına olanak tanır ve böylece genel kullanıcı etkileşimi ve memnuniyet seviyelerini artırır.

ASP teknolojisi esas olarak Microsoft’un Internet Information Services (IIS) web sunucusunda çalışsa da, çok yönlülüğü VBScript, JavaScript ve hatta Python gibi çeşitli programlama dilleriyle sunduğu kusursuz entegrasyonda yatmaktadır. Bu, geliştiricilerin hem ölçeklenebilir hem de gerçek zamanlı olarak kullanıcı girdilerine uyarlanabilir ve duyarlı, güçlü web uygulamaları oluşturmalarına olanak tanır.

Perakende, finans ve sağlık gibi sektörlerdeki önemli sektörler, parola korumalı sayfalar, özel formlar ve kişiselleştirilmiş içerik sunumu gibi özellikler aracılığıyla gelişmiş kullanıcı deneyimleri oluşturmak için ASP’nin gücünden yararlanır. Özünde, Active Server Pages, sürekli gelişen bir dijital ortamda güncel kalmak için dinamik bir web geliştirme aracı olarak hizmet verir ve hem müşterilerin hem de kullanıcıların değişen zihniyet ve tercihlerine hitap eder.

“Active Server Pages” hakkında sıkça sorulan sorula:

Active Server Pages nasıl çalışır?

Bir kullanıcı bir web sunucusundan bir ASP sayfası istediğinde, sunucu gömülü betikleri işler ve sunucu tarafındaki kodu çalıştırır. Elde edilen HTML daha sonra kullanıcının tarayıcısına gönderilir ve burada işlenip görüntülenir.

ASP’de hangi betik dilleri kullanılabilir?

ASP, sunucu taraflı betikleme için öncelikle VBScript ve JScript’i (Microsoft’un JavaScript sürümü) destekler. Ancak, doğru yapılandırmayla PerlScript gibi diğer betik dillerini de destekleyebilir.

ASP ile ASP.NET arasındaki fark nedir?

ASP daha eski bir teknolojiyken, ASP.NET 2002 yılında .NET framework’ün bir parçası olarak tanıtılan güncellenmiş sürümüdür. ASP.NET, klasik ASP’ye kıyasla daha fazla özellik, gelişmiş performans ve gelişmiş güvenlik sunar. Temel fark, ASP.NET’in yorumlanmış betik dilleri yerine C# ve VB.NET gibi derlenmiş dilleri kullanmasıdır.

Active Server Pages dosyası nasıl oluşturulur?

Bir ASP dosyası oluşturmak için, .asp uzantılı yeni bir metin dosyası oluşturmanız yeterlidir. Dosyanın içine, ‘<%…%>’ ayraçları arasına alınmış sunucu taraflı betikle birlikte HTML kodunuzu yazabilirsiniz. ASP dosyasını, Microsoft Internet Information Services (IIS) gibi ASP’yi destekleyen bir web sunucusunda barındırdığınızdan emin olun.

Paylaşın

Aktif Tehdit Yönetimi Nedir? Temel Bileşenleri

Aktif Tehdit Yönetimi, bir kuruluş veya ağ içindeki potansiyel güvenlik tehditlerini gerçek zamanlı olarak sürekli olarak belirleme, analiz etme ve azaltma sürecini ifade eder.

Haber Merkezi / Bu proaktif yaklaşım, potansiyel riskleri izlemeyi ve değerlendirmeyi, güvenlik önlemlerini uygulamayı ve etkilerini en aza indirmek için hızla yanıt vermeyi içerir. Etkili Aktif Tehdit Yönetimi, hızlı tehdit tespiti ve müdahalesi sağlamak için genellikle yapay zeka ve makine öğrenimi gibi gelişmiş teknolojilere dayanır.

Aktif Tehdit Yönetimi (ATM), potansiyel siber güvenlik tehditlerini gerçek zamanlı olarak proaktif olarak belirlemeyi, değerlendirmeyi ve ele almayı amaçlayan kapsamlı bir yaklaşımdır. Aktif tehdit yönetiminin temel amacı, ağları, sistemleri ve gelişen tehdit ortamını sürekli izleyerek bir kuruluşun genel güvenlik duruşunu iyileştirmektir.

ATM çözümlerinin uygulanması, riskleri en aza indirmeye, hassas verileri korumaya ve yetkisiz erişimi önlemeye yardımcı olarak kritik hizmet ve varlıkların bütünlüğünü ve kullanılabilirliğini sağlar. ATM, hayati sistemleri tehlikeye atabilecek olağandışı davranışları, potansiyel güvenlik açıklarını veya yeni ortaya çıkan tehditleri tespit etmek için ağları ve uç noktaları sürekli taramak için kullanılır.

Bu dinamik süreç, gelişmiş analitik, makine öğrenimi algoritmaları ve insan uzmanlığından yararlanarak çeşitli kaynaklardan gelen tehdit istihbarat verilerini analiz ederek geleneksel güvenlik önlemlerini tamamlar. Potansiyel bir sorun tespit edildiğinde, ATM sistemleri hızlı olay müdahalesini, tehdit kontrolünü ve iyileştirme çalışmalarını kolaylaştırır, olası hasarı sınırlar ve gelecekteki savunmaları iyileştirmek için değerli içgörüler ve geri bildirimler sunar.

Aktif Tehdit Yönetimi, sürekli gelişen siber tehditler karşısında kurumsal dayanıklılığın sürdürülmesinde önemli bir araç haline gelmiştir.

Aktif Tehdit Yönetimi hakkında sıkça sorulan sorular:

Aktif Tehdit Yönetimi neden önemlidir?

Aktif Tehdit Yönetimi, kuruluşların potansiyel tehditlere hızla yanıt vermesini ve varlıklarının, verilerinin ve operasyonlarının güvenliğini sağlamasını mümkün kıldığı için hayati önem taşır. Tehditleri etkin bir şekilde izleyerek ve yöneterek, kuruluşlar güvenlik olaylarının neden olduğu kesintileri en aza indirebilir ve önemli hasar veya değerli bilgilerin kaybolma olasılığını azaltabilir. Ayrıca, güçlü bir Aktif Tehdit Yönetimi stratejisi, işletmelerin sektör düzenlemelerine ve standartlarına uyumunu sürdürmesine yardımcı olabilir.

Aktif Tehdit Yönetiminin temel bileşenleri nelerdir?

Aktif Tehdit Yönetimi’nin bazı temel bileşenleri arasında tehdit istihbaratı, risk değerlendirmesi, gerçek zamanlı izleme, olay müdahalesi ve sürekli iyileştirme yer alır. Bu unsurlar, potansiyel tehditleri tespit etmek, analiz etmek ve azaltmak için kapsamlı bir yaklaşım sağlamak üzere birlikte çalışır. Bu bütünsel yaklaşım, kuruluşların saldırganların önünde kalmasına ve güvenlik olaylarının etkisini en aza indirmesine yardımcı olur.

Kuruluşlar Aktif Tehdit Yönetimini nasıl uygular?

Kuruluşlar, potansiyel tehditleri sürekli olarak izlemek, tespit etmek ve bunlara yanıt vermek için araçlar, teknolojiler ve süreçlerin bir kombinasyonunu kullanarak Aktif Tehdit Yönetimi’ni uygulayabilirler. Bu, gerçek zamanlı izleme için bir Güvenlik Operasyon Merkezi (SOC) geliştirmeyi ve sürdürmeyi, saldırı tespit ve önleme sistemlerini devreye almayı, gelişmiş güvenlik analitiği uygulamayı ve güçlü bir olay müdahale planı oluşturmayı içerebilir. Ayrıca, kuruluşlar, ortamlarının tüm yönlerinin korunduğundan emin olmak için çalışan eğitimlerine ve düzenli güvenlik değerlendirmelerine yatırım yapmalıdır.

Aktif Tehdit Yönetiminin zorlukları nelerdir?

Aktif Tehdit Yönetimi’nin karşılaştığı zorluklardan bazıları, sürekli gelişen tehdit ortamına ayak uydurmak, güvenlik sistemleri tarafından üretilen büyük miktarda veriyi yönetmek ve analiz etmek, sınırlı kaynaklar ve bütçe kısıtlamaları ve tüm çalışanların güvenlik için en iyi uygulamaları takip etmesini sağlamaktır. Bu zorlukların üstesinden gelmek, etkili bir Aktif Tehdit Yönetimi stratejisini sürdürmek için teknoloji, personel, eğitim ve sürekli iyileştirmenin bir kombinasyonunu gerektirir.

Paylaşın