Ispanaklı Mercimek, Malzemeleri, Hazırlanışı

Akşam için henüz uygun bir yemek tarifi bulamadınız mı? Ispanaklı mercimek, akşam yemeği için ideal bir tarif. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi yapın!

Haber Merkezi / Tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 adet kıyılmış arpacık soğanı (yaklaşık 2 yemek kaşığı)
1 çay kaşığı öğütülmüş zencefil
0,5 çay kaşığı köri tozu
0,5 çay kaşığı öğütülmüş zerdeçal
1 su bardağı sarı mercimek, ayıklanmış, yıkanmış ve süzülmüş
1,5 su bardağı tuz ilavesiz sebze suyu, tavuk suyu veya et suyu
0,5 su bardağı hafif Hindistan cevizi sütü
2 su bardağı sapları alınmış ve doğranmış bebek ıspanak yaprağı veya 1 su bardağı çözülmüş dondurulmuş doğranmış ıspanak
0,5 çay kaşığı tuz

Süslemek için:

1 çay kaşığı beyaz veya siyah susam
1 yemek kaşığı doğranmış taze kişniş

Hazırlanışı;

Büyük bir tencerede zeytinyağını orta ateşte ısıtın, arpacık soğanı, zencefil, köri tozu ve zerdeçalı ekleyin ve baharatlar güzelce kokana kadar yaklaşık 1 dakika karıştırarak pişirin.

Mercimeği, et suyunu ve Hindistan cevizi sütünü ekleyin, ateşi orta – yüksek seviyeye getirin ve kaynatın, ateşi kısın, kapağını kısmen kapatın ve mercimekler yumuşayana kadar, ancak hala diri olana kadar, yaklaşık 12 dakika kısık ateşte pişirin. Karışım sulu olmalı; gerekirse biraz su ekleyin.

Mercimek pişerken susamları kavurun, susamları küçük ve kuru bir sote tavasına orta ateşte koyun, tavayı sık sık sallayarak ve yanmaması için dikkatlice izleyerek kısa bir süre pişirin, susamlar kahverengileşmeye başlar başlamaz tavadan alın, kenara koyun.

Ispanağı mercimeğe ekleyip karıştırın, kapağını kapatın ve yaklaşık 3 dakika daha kısık ateşte pişirin, mercimekler şeklini korumalıdır.

Kapağını açıp tuzunu ekleyip karıştırın, üzerini kişniş ve kavrulmuş susamla süsleyin. Afiyet olsun…

Paylaşın

Samoslu Melissus Kimdir? Öğretileri

MÖ 5. yüzyılda yaşayan Melissus, Samos adasında dünyaya gelmiştir. Elea Okulu’nun önemli bir üyesi olan Melissus, Parmenides’in öğrencisi ve Elealı Zenon’un çağdaşıdır.

Haber Merkezi / Melissus, Parmenides’in “varlık tektir, değişmez ve ebedidir” felsefesini sistemleştirip geliştirmiş, aynı zamanda onun fikirlerini daha açık ve sistematik bir şekilde savunmuştur. Hem filozof hem de bir deniz komutanı olarak bilinen Melissus, MÖ 441’de Samos’un Atina’ya karşı bir deniz savaşında komutanlık yapmıştır.

Melissus’un öğretileri, özellikle metafizik ve ontoloji alanındaki katkılarıyla dikkat çeker.

Melissus, Parmenides’in monist (tekçi) felsefesini temel alarak, varlığın doğası üzerine yoğunlaşmıştır. Onun öğretileri, Parmenides’in fikirlerini daha kesin ve mantıksal bir çerçeveye oturturken, Zenon’un paradokslarındaki diyalektik yaklaşımından ziyade doğrudan argümanlara dayanmaktadır.

Melissus’un temel öğretileri şunlardır:

Varlık Tektir ve Bölünmezdir: Melissus, Parmenides gibi, gerçekliğin tek bir varlık (to on) olduğunu savunmuştur. Bu varlık, bölünemez, homojen ve farklılaşmamış bir bütündür.

Çokluk (birden fazla varlığın varlığı) mümkün değildir, çünkü bu, varlığın kendi içinde çelişki yaratmasına neden olur.

Varlık Sonsuzdur: Parmenides’in varlığın sınırlı olduğunu ima eden görüşüne karşı, Melissus varlığın hem zamansal hem de mekânsal olarak sonsuz olduğunu ileri sürmüştür.

Varlık, başlangıcı veya sonu olmayan, ebedi bir doğaya sahiptir. Ayrıca, uzamsal olarak da sınırsızdır, çünkü sınırlı olsaydı, dışında başka bir şey (boşluk veya başka bir varlık) olması gerekirdi, ki bu Melissus’a göre mantıksızdır.

Varlık Değişmez ve Hareket Edemez: Varlık, değişmez, sabit ve hareketsizdir. Melissus, hareketin, değişimin veya oluşun varlığın birliğini bozacağını savunmuştur.

Hareket, bir şeyin başka bir yere geçmesini gerektirir, ancak Melissus’a göre varlık zaten her yeri doldurur ve boşluk diye bir şey yoktur. Dolayısıyla, hareket imkânsızdır.

Boşluğun İmkânsızlığı: Melissus, boşluğun var olmadığını açıkça belirtmiştir. Boşluk, “var olmayan” bir şey olurdu, ancak “var olmayan” diye bir şey mantıksal olarak mümkün değildir (Parmenides’in “var olmayan yoktur” ilkesine dayanır).

Bu, hareketin ve çokluğun imkânsızlığını destekleyen temel bir argümandır.

Duyuların Yanıltıcılığı: Melissus, duyular yoluyla algılanan dünyanın (değişim, çokluk, hareket) yanıltıcı olduğunu savunmuştur. Gerçeklik, yalnızca akıl yoluyla kavranabilir.

Örneğin, insanlar nesnelerin doğduğunu, değiştiğini veya yok olduğunu algılar, ancak Melissus’a göre bunlar gerçek değildir; sadece varlığın sabit doğası gerçektir.

Mantıksal ve Sistematik Yaklaşım: Melissus, Parmenides’in şiirsel ve Zenon’un paradoksal üslubundan farklı olarak, daha düz ve mantıksal bir üslup kullanmıştır. Onun eseri “Doğa Üzerine” (Peri Physeos) adlı bir düz yazı olduğu düşünülür, ancak günümüze yalnızca fragmanlar ulaşmıştır.

Melissus’un argümanları, Parmenides’in fikirlerini daha açık ve sistematik bir şekilde ifade eder. Örneğin, Melissus’un varlığın sonsuzluğu ve hareketsizliği üzerine argümanları, Parmenides’in daha muğlak ifadelerine kıyasla daha net bir şekilde formüle edilmiştir.

Melissus’un Parmenides’ten Farkları

Sonsuzluk: Parmenides, varlığın sınırlı bir küre gibi olduğunu ima ederken, Melissus varlığın mekânsal ve zamansal olarak sınırsız olduğunu savunmuştur.

Boşluk: Melissus, boşluğun imkânsızlığını açıkça vurgulayarak, hareketin ve çokluğun mantıksal olarak imkânsız olduğunu daha güçlü bir şekilde argümanlaştırmıştır.

Üslup: Melissus’un yaklaşımı, Parmenides’in şiirsel anlatımından ve Zenon’un paradokslarından daha düz ve analitiktir.

Melissus’un Mirası

Melissus, Elea Okulu’nun monist felsefesini sistemleştirerek, sonraki filozoflar üzerinde etkili olmuştur. Onun fikirleri, özellikle Aristoteles tarafından eleştirilmiş, ancak aynı zamanda metafizik ve ontoloji tartışmalarına katkıda bulunmuştur.

Melissus’un boşluğun imkânsızlığına dair argümanları, atomcu filozoflar (Leukippos ve Demokritos) tarafından tersine çevrilerek boşluğun varlığını savunan bir kozmoloji geliştirilmesine yol açmıştır.

Melissus’un düz yazı ve mantıksal argümanlara dayalı yaklaşımı, felsefi tartışmalarda daha analitik bir yöntemin önünü açmıştır.

Melissus’un hem bir filozof hem de bir deniz komutanı olması, onun entelektüel ve pratik yönlerini birleştiren ilginç bir figür olduğunu göstermiştir. Atina’ya karşı Samos’un liderliğinde bir deniz zaferi kazandığına dair tarihsel kayıtlar, onun çok yönlü bir kişi olduğunu ortaya koymuştur.

Paylaşın

Muhasebe Yazılımı Nedir? Seçenekleri

Muhasebe yazılımları, finansal işlemlerin yönetimine ve kayıt tutmaya yardımcı olarak iş dünyasında kritik bir amaca hizmet eder. Bu tür yazılımların temel amacı, karmaşık finansal veri yönetim sürecini basitleştirmek ve kolaylaştırmak, böylece işletmelerin düzenli kalmasını ve doğru finansal kayıtlar tutmasını sağlamaktır.

Haber Merkezi / Muhasebe yazılımları sayesinde kullanıcılar, finansal işlemlerin giriş ve çıkışlarını zahmetsizce izleyebilir, finansal raporlar oluşturabilir ve vergi düzenlemelerine ve finansal raporlama standartlarına uyumlarını sağlayabilirler. Bu da, işletmelerin bilinçli finansal kararlar almalarına, gelecekteki büyümeyi planlamalarına ve nihayetinde daha yüksek kârlılık elde etmelerine yardımcı olur.

Muhasebe yazılımları, faturalama, borç ve alacak hesapları, bordro yönetimi, gider takibi ve bütçeleme gibi finansal yönetimin çeşitli yönlerini karşılayan sayısız özellikle donatılmıştır. Bu uygulamalar, rutin muhasebe görevlerini otomatikleştirmenin yanı sıra, insan hatası riskini de en aza indirerek finansal veri yönetiminde daha iyi doğruluk ve tutarlılık sağlar.

Bu tür yazılımlar, bir kuruluşun finansal sağlığına dair derinlemesine bilgiler sağlayarak, işletmelerin finansal performanslarını analiz etmelerine, sorunlu alanları belirlemelerine ve genel finansal güçlerini iyileştirmek için etkili stratejiler geliştirmelerine olanak tanır. Birçok gelişmiş muhasebe yazılım çözümü, CRM veya envanter yönetim sistemleri gibi diğer uygulamalarla sorunsuz entegrasyon sunarak, çeşitli iş süreçlerinin verimli ve koordineli bir şekilde yönetilmesini sağlar.

Muhasebe yazılımı hakkında sıkça sorulan sorular:

Muhasebe yazılımı işletmeler için neden önemlidir?

Muhasebe yazılımı, finansal verilerini verimli bir şekilde yönetmelerini, nakit akışını takip etmelerini ve veri odaklı kararlar almalarını sağladığı için işletmeler için önemlidir. Veri girişi ve rapor oluşturma gibi zaman alıcı görevleri otomatikleştirerek, işletmeler stratejik planlamaya odaklanabilir, zamandan tasarruf edebilir ve insan hatalarını azaltabilir. Ayrıca, vergi gerekliliklerine ve muhasebe standartlarına uyumu kolaylaştırır.

Popüler muhasebe yazılımı seçenekleri nelerdir?

Piyasada, farklı ölçeklerdeki işletmelere ve sektörlere hitap eden çok sayıda muhasebe yazılımı seçeneği bulunmaktadır. Popüler seçenekler arasında QuickBooks, Xero, FreshBooks, Zoho Books ve Wave Accounting bulunur. Her yazılımın kendine özgü özellikleri, fiyatlandırma planları ve entegrasyon seçenekleri vardır, bu nedenle doğru olanı seçmek işletmenizin özel ihtiyaçlarına bağlıdır.

İşletmem için doğru muhasebe yazılımını nasıl seçerim?

İşletmeniz için doğru muhasebe yazılımını seçmek için işletmenizin büyüklüğü, sektörü, muhasebe ihtiyaçları ve gereksinimleri, bütçe ve istenen yazılım özellikleri gibi faktörleri göz önünde bulundurun. Son kararınızı vermeden önce farklı seçenekleri araştırıp karşılaştırmanız, müşteri yorumlarını okumanız ve kullanıcı arayüzü ve işlevselliği hakkında pratik bir fikir edinmek için ücretsiz deneme sürümlerinden yararlanmanız önerilir.

Bulut tabanlı muhasebe yazılımı güvenli ve emniyetli midir?

Bulut tabanlı muhasebe yazılımı sağlayıcıları, finansal bilgilerinizin güvenliğini sağlamak için güvenliğe ve veri korumasına öncelik verir. Saygın sağlayıcılar, kullanıcı verilerini korumak için çok katmanlı şifreleme, otomatik veri yedeklemeleri, güvenli veri merkezleri ve düzenli güvenlik güncellemeleri gibi önlemler kullanır. Ancak, güvenlik risklerini en aza indirmek için güçlü parolalar kullanmak, çok faktörlü kimlik doğrulamayı etkinleştirmek ve en iyi güvenlik uygulamalarını takip etmek hâlâ hayati önem taşır.

Paylaşın

Elealı Zenon Kimdir? Teorik Çalışmaları

MÖ 5. yüzyılda yaşayan Elealı Zenon ( 490-430 civarı), Elea Okulu’nun önemli bir temsilcisidir. Zenon, hocası Parmenides’in felsefesini savunmak ve geliştirmek için yaptığı paradokslarla ünlüdür.

Haber Merkezi / Zenon Parmenides’in “varlık tektir, değişmez ve bölünmezdir” fikrine dayanan öğretisini, mantıksal argümanlar ve paradokslarla desteklemiştir. Zenon, özellikle hareket, değişim ve çokluk kavramlarını sorgulayan çalışmalarıyla Batı felsefesinde derin bir etki bırakmıştır.

Zenon’un Teorik Çalışmaları

Zenon teorik çalışmalarını, genellikle paradokslar aracılığıyla ortaya kymuştur. Bu paradokslar, Parmenides’in “varlık bir ve değişmezdir” tezini savunmak için, çokluk ve hareketin imkânsızlığını göstermeyi amaçlamıştır.

Zenon’un çalışmaları, düz yazı yerine diyalektik argümanlar ve mantıksal çelişkilerle ifade edilmiştir. Günümüze onun yazılarından yalnızca parçalar ve başkalarının aktarımları (özellikle Aristoteles ve Simplicius) yoluyla ulaşmıştır.

Hareket Paradoksları: Zenon, hareketin gerçek olmadığını ve bir illüzyon olduğunu göstermek için çeşitli paradokslar geliştirmiştir. En bilinenleri şunlardır:

Akhilleus ve Kaplumbağa: Zenon, hızlı koşucu Akhilleus’un, daha yavaş olan bir kaplumbağayı asla yakalayamayacağını savunmuştur. Kaplumbağa önde başladığında, Akhilleus onun bulunduğu noktaya ulaştığında kaplumbağa biraz daha ilerlemiş olur. Bu süreç sonsuza dek bölünebilir, dolayısıyla Akhilleus kaplumbağayı hiçbir zaman yakalayamaz.

Bu paradoks, uzayın ve zamanın sonsuz bölünebilirliğini sorgular.

Dikotomi (İkiye Bölme) Paradoksu: Bir nesnenin bir noktadan diğerine hareket edebilmesi için, önce yolun yarısını katetmesi gerekir, sonra kalan yarının yarısını, sonra onun yarısını, vb. Bu, sonsuz sayıda adım gerektirir. Zenon’a göre, bu sonsuz adımlar mantıksal olarak tamamlanamaz, dolayısıyla hareket imkansızdır.

Ok Paradoksu: Bir ok uçarken her an belirli bir noktada sabittir. Eğer zaman, anlardan oluşan bir dizi ise ve her anda ok sabitse, hareket nasıl mümkün olabilir? Zenon, bu yolla hareketin yalnızca bir yanılsama olduğunu öne sürmüştür.

Stadyum Paradoksu: Hareket eden cisimlerin göreli hızlarını ve zamanın doğasını sorgular. Zenon, farklı hızlarda hareket eden cisimlerin, aynı mesafeyi farklı zamanlarda katetmesi gerektiğini, ancak bunun mantıksal çelişkiler doğurduğunu savunmuştur.

Çokluk Paradoksu: Zenon, evrende çokluğun (birden fazla varlığın) mümkün olmadığını göstermek için argümanlar geliştirmiştir.

Örneğin: Eğer birden fazla varlık olsaydı, her biri ya sonsuz küçük ya da sonsuz büyük olurdu. Sonsuz küçük bir şey var olamaz, çünkü “hiçbir şey” olur; sonsuz büyük bir şey de evrenin tamamını kaplar ve başka bir şeye yer bırakmaz. Dolayısıyla, çokluk mantıksal olarak imkânsızdır.

Bu, Parmenides’in “varlık tektir ve bölünmezdir” tezini destekler.

Diyalektik Yöntem: Zenon, “reductio ad absurdum” (saçmaya indirgeme) yöntemini kullanarak rakiplerinin görüşlerini çürütmüştür. Karşıt görüşlerin mantıksal sonuçlarını absürt bir noktaya taşıyarak, bu görüşlerin yanlış olduğunu göstermiştir.

Bu yöntem, daha sonra Sokratik diyalektik ve genel olarak Batı felsefesinin mantıksal tartışma geleneği için temel oluşturmuştur.

Matematik ve Felsefe Üzerine Etkileri: Zenon’un paradoksları, uzay, zaman ve sonsuzluk kavramlarını sorgulayarak matematik ve felsefe tarihinde derin tartışmalara yol açmıştır.

Örneğin, Akhilleus ve Kaplumbağa paradoksu, modern matematikteki “sınırsız toplamlar” (convergent series) ve calculus’un (özellikle limit kavramının) gelişmesine ilham vermiştir.

Zenon’un hareketin imkânsızlığına dair argümanları, Aristoteles’ten Newton’a ve modern fiziğe kadar uzanan bir tartışma zincirini başlatmıştır.

Zenon’un Mirası

Zenon, Parmenides’in monist (tekçi) felsefesini savunarak, çokluk ve hareketin gerçekliğini sorgulamış ve metafizik tartışmalara zemin hazırlamıştır. Onun paradoksları, gerçekliğin doğası üzerine düşünmeyi derinleştirmiştir.

Zenon’un paradoksları, sonsuzluk, süreklilik ve bölünebilirlik gibi kavramların matematiksel olarak ele alınmasını teşvik etmiştir. Modern matematikteki limit ve integral kavramları, bu paradokslara yanıt olarak gelişmiştir.

Zenon’un çürütme yöntemi, mantıksal argümanların gücünü göstermiş ve felsefi tartışma geleneğini şekillendirmiştir.

Zenon’un paradoksları, hem bilimsel hem de popüler düzeyde tartışılmaya devam eder. Fizik, matematik ve felsefe alanlarında hâlâ ele alınır ve modern kuantum fiziği gibi alanlarda bile yankı bulur.

Paylaşın

Hizmet Olarak Muhasebe Nedir, Güvenli Mi?

Hizmet Olarak Muhasebe (AaaS), işletmelerin finansal verilerini ve operasyonlarını yönetme biçiminde devrim yaratmak üzere tasarlanmıştır. Değişen bir iş dünyasında verimli, doğru ve akıcı muhasebe süreçlerine olan artan ihtiyacı karşılama amacına hizmet eder.

Haber Merkezi / AaaS, bulut bilişimdeki en son gelişmeleri profesyonel muhasebe hizmetleriyle birleştirerek, kuruluşların finansal verilerine gerçek zamanlı erişim sağlamalarını ve uzman rehberliği almalarını sağlar.

AaaS, çeşitli gelişmiş muhasebe araçları ve kaynakları sunarak, işletmelerin güncel finansal bilgilere dayanarak bilinçli kararlar almasını sağlar. Bu teknoloji odaklı yaklaşım, şirketlerin finansal yönetimlerini optimize etmelerine ve genel finansal durumlarını daha iyi anlamalarına olanak tanır. AaaS’nin temel amacı, işletmelerin hesaplarını etkili bir şekilde yönetmelerine, zamandan tasarruf etmelerine ve maliyetleri düşürmelerine yardımcı olmaktır.

Muhasebe süreçleri geleneksel olarak manuel ve zaman alıcıydı ve bu da sıklıkla hatalara ve verimsizliklere yol açıyordu. AaaS, bu görevleri otomatikleştirerek finansal süreçleri kolaylaştırarak, doğruluğu artırarak ve hayati önem taşıyan finansal verilere anında erişim sağlayarak bu zorlukların üstesinden gelir. Ayrıca, sistem içinde sürekli güncellendiği için işletmelerin yasal uyumluluk gerekliliklerini karşılamalarına da destek olur.

Ayrıca, AaaS ekip üyeleri arasında iş birliğini teşvik eder ve finansal bilgilerin güvenli ve her zaman erişilebilir olmasını sağlar. Tüm muhasebe verilerini merkezileştirerek ve profesyonel destek sunarak, firmalar güçlü ve çevik bir finansal yönetim sisteminden faydalanırken temel iş faaliyetlerine odaklanabilirler.

Hizmet Olarak Muhasebe hakkında sıkça sorulan sorular:

Bir şirket Muhasebe Hizmetini neden değerlendirmeli?

Şirketler, maliyet tasarrufu, finansal verilere gerçek zamanlı erişim, ölçeklenebilirlik ve uzmanlık gibi çeşitli nedenlerle AaaS’yi değerlendirmelidir. AaaS ayrıca profesyonel muhasebecilere erişim sağlayabilir, süreçleri kolaylaştırabilir ve finansal raporlamayı iyileştirerek işletmelerin temel yetkinliklerine ve stratejik büyümelerine odaklanmalarını sağlayabilir.

Muhasebe Hizmeti sağlayıcısı hangi hizmetleri sunar?

Bir AaaS sağlayıcısı genellikle muhasebe, bordro, borç ve alacak hesapları, vergi beyannamesi hazırlama, finansal analiz ve raporlama gibi geniş bir muhasebe hizmetleri yelpazesini kapsar. Ek hizmetler arasında, müşterinin özel ihtiyaçlarına bağlı olarak bütçeleme, tahmin ve nakit akışı yönetimi yer alabilir.

Muhasebe Hizmeti nasıl çalışır?

AaaS sağlayıcıları, müşterilerinin finansal işlemlerini yönetmek ve finansal verilere gerçek zamanlı erişim sağlamak için bulut tabanlı muhasebe yazılımları kullanır. Müşteri verileri bulutta güvenli bir şekilde saklanır ve hem hizmet sağlayıcının hem de müşterinin internete bağlı herhangi bir cihazdan verilere erişip analiz etmesine olanak tanır. Hizmet sağlayıcı ile müşteri arasındaki iletişim ve iş birliği genellikle güvenli çevrimiçi portallar veya iletişim araçları aracılığıyla gerçekleştirilir.

Muhasebe Hizmeti güvenli midir?

AaaS sağlayıcıları veri güvenliğini ciddiye alır ve müşteri verilerini korumak için şifreleme teknolojileri, güvenli depolama tesisleri ve kullanıcı kimlik doğrulama mekanizmaları kullanır. Ancak, veri güvenliğini sağlama sorumluluğu nihayetinde hem hizmet sağlayıcıya hem de müşteriye aittir ve müşteriler, veri koruma konusunda sektör standartlarını karşıladıklarından emin olmak için potansiyel sağlayıcıları her zaman araştırmalıdır.

Paylaşın

Empedokles Kimdir? Öğretileri

MÖ 5. yüzyılda yaşayan Empedokles, Sicilya’nın Agrigentum (bugünkü Agrigento) kentinde dünyaya gelmiştir. Presokratik filozoflar arasında yer alan Empedokles, çok yönlü bir düşünür olarak bilinir.

Haber Merkezi / Hem felsefi hem de mistik öğretileriyle tanınan Empedokles, aynı zamanda doğa bilimleri, kozmoloji ve tıp alanında önemli katkılar yapmıştır.

Empedokles’in Öğretileri

Empedokles’in öğretileri, özellikle evrenin yapısı ve değişim süreçleri üzerine yoğunlaşır.

Dört Element Teorisi: Empedokles, evrendeki her şeyin dört temel elementten (kök ya da rizomata) oluştuğunu savunmuştur: ateş, hava, su ve toprak. Bu, modern kimyanın temelini oluşturan ilk element teorilerinden biridir.
Bu elementler ebedi ve değişmezdir; ancak birleşip ayrışarak farklı nesneleri ve canlıları oluştururlar.

Aşk (Philia) ve Nefret (Neikos): Empedokles, evrendeki değişim ve hareketin iki karşıt güç tarafından yönlendirildiğini öne sürmüştür: Aşk (birleştirici güç) ve Nefret (ayrıştırıcı güç).

Aşk, elementleri bir araya getirerek birliği ve düzeni sağlarken; Nefret, elementleri ayırarak kaos ve çeşitliliği yaratır. Evren, bu iki gücün döngüsel mücadelesiyle işler.

Kozmik Döngü: Empedokles’e göre evren, Aşk ve Nefret’in hakimiyetine bağlı olarak döngüsel bir süreç içindedir. Aşk’ın tamamen egemen olduğu bir dönemde evren tek bir bütün (Sphairos) halindedir.

Nefret’in etkisiyle bu bütünlük bozulur ve ayrışma başlar, ardından yeniden birleşme süreci yaşanır. Bu döngü, evrenin sürekli bir oluş ve bozuluş içinde olduğunu gösterir.

Ruhun Göçü (Reenkarnasyon): Empedokles, ruhun ölümsüz olduğuna ve farklı bedenlerde reenkarne olduğuna inanmıştır. Bu, Pisagorculuktan etkilendiğini gösterir.

İnsanların ve hayvanların ruhları, geçmiş eylemlerine (özellikle şiddetten kaçınma veya et yememe gibi) bağlı olarak farklı yaşam formlarında reenkarne olurlar. Kendisi vejetaryendi ve hayvan öldürmeyi ahlaki olarak yanlış bulmuştur.

Bilimsel ve Tıbbi Görüşler: Empedokles, doğa olaylarını açıklamaya çalışmış ve bilimsel gözlemler yapmıştır. Örneğin, solunumun nasıl gerçekleştiğini açıklamak için bir deney (klepsydra ile) tasarlamıştır.

Empedokles, tıbbi bilgisiyle de tanınır; hastalıkların doğal nedenlerle ortaya çıktığını savunmuş ve bazı tedavi yöntemleri geliştirmiştir.

Şiirsel Anlatım: Empedokles, felsefi fikirlerini düz yazı yerine epik şiirler aracılığıyla ifade etmiştir. İki önemli eseri vardır: “Doğa Üzerine” (Peri Physeos) ve “Arınmalar” (Katharmoi). Bu eserlerde hem kozmolojik hem de dini-mistik görüşlerini paylaşmıştır.

Şiirleri, hem felsefi hem de edebi açıdan etkileyici bulunmuş, ancak günümüze yalnızca parçalar halinde ulaşmıştır.

Empedokles’in Mirası

Empedokles’in dört element teorisi, Aristoteles ve sonraki düşünürler tarafından geliştirilerek Batı bilim ve felsefesinin temel taşlarından biri olmuştur.

Onun Aşk ve Nefret kavramları, evrendeki dinamik süreçleri açıklama çabası olarak modern fizikteki birleştirici ve ayrıştırıcı kuvvetlere dair fikirlerin erken bir biçimi olarak görülebilir.

Mistik ve dini yönleriyle, Pisagorculuk ve Orfizm gibi akımlarla bağlantılıdır.

Empedokles’in çok yönlü kişiliği (filozof, şair, hekim, mistik) nedeniyle Antik Yunan’da efsanevi bir figür olarak anılmıştır. Kendisini tanrısal bir varlık olarak görmüş ve halk arasında mucizeler gerçekleştirdiği söylentileri yayılmıştır.

Empedokles, hem bilimsel hem de mistik yaklaşımlarıyla Antik Yunan düşünce dünyasında özgün bir yer edinmiştir. Öğretileri, evrenin hem maddi hem de manevi boyutlarını anlamaya yönelik bütüncül bir çabadır.

Paylaşın

Muhasebe Nedir? Türleri

Muhasebe, bir disiplin ve uygulama olarak, iş ve finans dünyasında temel bir unsur olarak hizmet eder ve bir kuruluşun finansal sağlığı ve başarısı hakkında temel bilgiler sağlar.

Haber Merkezi / Temel amacı, finansal işlemleri kaydetmek, sınıflandırmak ve özetlemek, işletmelerin ve bireylerin finansal performanslarını değerlendirmelerini, bilinçli kararlar almalarını ve yasal uyumluluğu sağlamalarını sağlamaktır.

Muhasebe, gelir, gider, varlık ve yükümlülükleri takip ederek bir kuruluşun mali durumunun sistematik ve şeffaf bir temsilini oluşturur. Sadece finansal ilerlemenin takibine yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kâr getiren alanları ve potansiyel finansal riskleri belirleyerek gelecekteki strateji ve hedeflerin planlanması için de önemli bir araç görevi görür.

Genellikle standart ilke ve yönergeleri izleyen muhasebe süreci, karar almak için doğru ve zamanında finansal bilgilere güvenen işletme sahipleri, hissedarlar, çalışanlar, yatırımcılar, bankalar ve düzenleyici kurumlar gibi çeşitli paydaşlar için hayati önem taşır. Teknoloji ve yazılımdaki gelişmelerle birlikte muhasebe, geçmişteki manuel muhasebenin ötesine geçerek gelişmiş verimlilik ve akıcı finansal yönetim sağlar.

Dahası, muhasebe, finansal muhasebe, yönetim muhasebesi, maliyet muhasebesi ve vergi muhasebesi gibi farklı dalları kapsayan ve her biri farklı sektör ve kuruluşların özel ihtiyaçlarını karşılayan, çok yönlü bir alan haline gelmiştir. Sonuç olarak muhasebe, ekonomilerin sürdürülebilirliği ve büyümesinde temel bir rol oynayarak, piyasada güven ve itimat oluşturmaya yardımcı olur.

Muhasebe hakkında sıkça sorulan sorular:

Muhasebenin başlıca türleri nelerdir?

Muhasebenin iki ana türü vardır: finansal muhasebe ve yönetim muhasebesi. Finansal muhasebe, dış paydaşların kullanacağı finansal tabloların oluşturulmasına odaklanırken, yönetim muhasebesi yöneticilerin karar alma süreçlerinde kullandıkları iç raporlara odaklanır.

Muhasebede temel finansal tablolar nelerdir?

Dört temel finansal tablo vardır: bilanço, gelir tablosu, nakit akışı tablosu ve öz sermaye tablosu. Bu tablolar, bir işletmenin finansal sağlığının net bir resmini sunar ve paydaşların bilinçli kararlar almasını sağlar.

Muhasebe denklemi nedir?

Muhasebe denklemi, muhasebenin temel kavramlarından biri olan çift taraflı kayıt tutma sisteminin temelini oluşturur. Denklem şu şekildedir: Varlıklar = Yükümlülükler + Özsermaye. Bu denklem, tüm finansal işlemlerin doğru bir şekilde kaydedilmesini ve dengelenmesini sağlar.

Tahakkuk esaslı muhasebe ile nakit esaslı muhasebe arasındaki fark nedir?

Tahakkuk esaslı muhasebe ile nakit esaslı muhasebe arasındaki temel fark, gelir ve giderlerin ne zaman muhasebeleştirildiğidir. Nakit esaslı muhasebede işlemler nakit bozdurulduğunda kaydedilirken, tahakkuk esaslı muhasebede işlemler, nakdin ne zaman bozdurulduğundan bağımsız olarak, oluştukları anda kaydedilir.

Genel muhasebe defteri nedir?

Genel muhasebe defteri, bir işletmenin tüm finansal işlemlerinin kapsamlı bir kaydıdır. Finansal tabloların hazırlanmasında temel teşkil eder ve muhasebeciler tarafından doğru finansal raporlamayı sağlamak için işlemleri izlemek ve doğrulamak amacıyla kullanılır.

Paylaşın

IMF, Türkiye’nin Büyüme Tahminini Yüzde 3,1’e Çıkardı

Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisinin bu yıl için büyüme tahminini yüzde 2,7’den yüzde 3’e, gelecek yıl için büyüme tahminini ise yüzde 3,2’den yüzde 3,3’e yükseltti.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Temmuz ayı Küresel Ekonomik Görünüm raporunu yayımladı. Raporda, 2025 yılı küresel büyüme tahmini yüzde 3, 2026 yılı tahmini ise yüzde 3,1 olarak güncellendi. IMF, nisan ayında yayınladığı önceki raporunda bu oranları sırasıyla yüzde 2,8 ve yüzde 3 olarak öngörmüştü.

Raporda ayrıca, 2026 yılına ilişkin küresel büyüme beklentisinin de 0,1 puanlık artışla yüzde 3,1 seviyesine çıkarıldığı bildirildi. Büyüme tahminlerindeki bu artış; yüksek gümrük vergileri beklentisiyle öne çekilen talepler, ortalamanın altında kalan tarife oranları, ABD dolarındaki zayıflama ve bazı büyük ekonomilerde uygulanan mali genişlemeler gibi faktörlere bağlandı.

IMF, küresel manşet enflasyonun 2025 yılında yüzde 4,2’ye, 2026’da ise yüzde 3,6’ya gerilemesini bekliyor. Enflasyonun ABD’de hedefin üzerinde kalmayı sürdüreceği, buna karşın diğer büyük ekonomilerde daha ılımlı bir seyir izleyeceği kaydedildi.

Ancak raporda ekonomik görünüme dair risklerin ağırlıklı olarak aşağı yönlü olduğu ifade edildi. Küresel tedarik zincirlerinde jeopolitik nedenlerle yaşanabilecek aksamaların emtia fiyatlarını yükseltebileceği, yüksek bütçe açıklarının veya artan riskten kaçınma eğiliminin ise uzun vadeli faiz oranlarını yukarı çekerek finansal koşulları sıkılaştırabileceği vurgulandı. Ayrıca, yüksek belirsizlik düzeyinin ekonomik faaliyet üzerinde baskı oluşturabileceği belirtildi.

Olumlu senaryoda ise, ticaret müzakerelerinde öngörülebilir bir çerçevenin oluşması ve tarife oranlarında düşüş sağlanması halinde küresel büyümenin daha da ivme kazanabileceği değerlendirmesi yapıldı.

IMF raporunda Türkiye ekonomisine yönelik beklentilerde de yukarı yönlü revizyon yapıldı. Buna göre, Türk ekonomisinin 2025 yılı büyüme tahmini yüzde 2,7’den yüzde 3’e, 2026 tahmini ise yüzde 3,2’den yüzde 3,3’e çıkarıldı.

Rapora göre, ABD ekonomisine ilişkin 2025 büyüme tahmini yüzde 2’ye yükseltilirken, 2026 yılı için beklenti yüzde 1,8’den yüzde 1,9’a çıkarıldı. Avro Bölgesi’nde ise 2025 yılı büyüme tahmini yüzde 0,8’den yüzde 1’e yükseldi, 2026 tahmini yüzde 1,2’de sabit tutuldu.

Almanya için 2025 büyüme beklentisi yüzde 0’dan yüzde 0,1’e çıkarılırken, 2026 için yüzde 0,9’da bırakıldı. Fransa’nın büyüme beklentisi bu yıl için yüzde 0,6 ve gelecek yıl için yüzde 1 olarak korunurken, İtalya’nın bu yıla dair tahmini yüzde 0,4’ten yüzde 0,5’e yükseltildi. İspanya için beklentiler 2025’te yüzde 2,5 ve 2026’da yüzde 1,8 olarak sabit kaldı.

Birleşik Krallık için 2025 büyüme beklentisi yüzde 1,1’den 1,2’ye çıkarıldı, 2026 tahmini ise yüzde 1,4’te sabit tutuldu. Japonya ekonomisi için 2025 büyüme tahmini yüzde 0,6’dan 0,7’ye yükseltilirken, 2026 tahmini yüzde 0,6’dan yüzde 0,5’e indirildi.

Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülkeler grubunda, Çin ekonomisine dair 2025 büyüme tahmini yüzde 4’ten yüzde 4,8’e yükseltildi. 2026 yılı için tahmin ise yüzde 4’ten yüzde 4,2’ye çıkarıldı.

Hindistan’ın büyüme beklentisi 2025 için yüzde 6,2’den yüzde 6,4’e, 2026 için ise yüzde 6,3’ten yüzde 6,4’e yükseltildi. Buna karşın Rusya’nın 2025 büyüme tahmini yüzde 1,5’ten yüzde 0,9’a düşürüldü. 2026 tahmini ise yüzde 0,9’dan yüzde 1’e çıkarıldı.

Paylaşın

Yedi Metrelik Yeni Bir Deniz Canavarı Keşfedildi

Bilim insanları, yedi metre uzunluğunda, soyu tükenmiş, etobur bir su kertenkelesi olan yeni bir mosasaur türü keşfetti. Yeni türe, Jormungander Walhallaensi adı verildi.

Haber Merkezi / 145,5 ila 65,5 milyon yıl önce Geç Kretase döneminde yaşadığı düşünülen yeni türün, iki iyi bilinen mosasaur türü arasında “geçiş” özellikleri taşıdığı tanımlandı.

Sekiz yıldan fazla süren keşif, ABD’nin Kuzey Dakota eyaletindeki Walhalla’da 2015 yılında bulunan, kafatası, çenesi ve omurgası neredeyse tamam olan bir fosile dayanıyor.

Jormungander Walhallaensi nedir?

Yaklaşık 7,5 metre uzunluğunda olduğu tahmin edilen Jormungander Walhallaensi, daha küçük bir mosasaur olan Clidastes türü ile yaklaşık 15 metre uzunluğa ulaşan daha büyük bir tür olan Mosasaurus arasında bir bağ oluşturuyor.

Mosasaurların 100 ila 66 milyon yıl önce yaşadığı ve dinozorları öldüren asteroit çarpması sırasında soylarının tükendiği düşünülüyor. Suda yaşayan bu tür, dinozorlardan çok kertenkelelere veya yılanlara benziyor.

Araştırmanın baş yazarı Amelia Zietlow, “Bir Komodo ejderine yüzgeçler takıp onu gerçekten büyük yapsaydınız, temel olarak buna benzer görünürdü” dedi.

Araştırmalar, Jormungander’ın Mosasaurus’tan önce, yani 80 milyon yıl önce var olduğunu gösteriyor.

Paylaşın

The Economist: Erdoğan, Sandıkta Yenemediği Muhalefeti Yargıyla Susturuyor

The Economist, geçen yılki yerel seçimlerde CHP’nin, AK Parti’yi geride bırakarak 20 yıl sonra ilk kez birinci parti olduğunu belirtiyor ve Erdoğan hükümetinin bu başarıyı sandıkla aşamayınca yargı yoluna başvurduğunu öne sürüyor.

Analizde, İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının, Erdoğan’ın en güçlü rakibini saf dışı bırakmak amacı taşıdığı yorumu yapılıyor.

Londra merkezli The Economist dergisinde yayımlanan analizde, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, siyasi rakiplerini sandıkta yenemediğinde yargı yoluna başvurduğu iddiası gündeme taşındı. Yazıda, Erdoğan’ın Kürtlerle barış görüşmelerine yeşil ışık yakarken, diğer yandan muhalefeti baskı altına aldığı öne sürülüyor.

Dergiye göre, Türkiye’de 40 binden fazla insan PKK’nın saldırıları nedeniyle hayatını kaybetti. Türkiye’nin güneydoğusu hem silahlı çatışmalardan hem de karşılık olarak uygulanan sert askerî tedbirlerden büyük zarar gördü. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e atıfla, savaşın Türkiye’ye maliyetinin yaklaşık 1.8 trilyon doları bulduğu ifade edildi.

Barış süreci kapsamında silah bırakma sürecinin başladığı, yaz aylarında bu sürecin devam etmesinin beklendiği belirtildi. Kapsamlı bir af seçeneğinin de masada olduğu aktarıldı. Barışın, Türkiye’nin güneydoğusunda kalkınmanın önünü açabileceği gibi, Suriye’de PKK bağlantılı gruplar ile yeni rejim arasında gerilimi azaltabileceği değerlendiriliyor.

Ancak The Economist, Erdoğan’ın bu barış sürecini, baskı politikasını örtmek için kullanabileceğine dikkat çekiyor. 20 yılı aşkın süredir ülkeyi yöneten Erdoğan’ın, anayasa değişikliği ya da seçimlerin öne çekilmesi yoluyla bir dönem daha iktidarda kalmayı hedeflediği, bunun için de DEM Parti’ye tavizler vererek desteğini kazanmayı amaçladığı belirtiliyor.

Daha önce de benzer bir tablo yaşandığını hatırlatan dergi, 2015 seçimlerinde DEM Parti’nin selefi olan HDP’nin Erdoğan’ın partisinin meclis çoğunluğunu engellediğini, ardından barış sürecinin çöktüğünü ve çok sayıda Kürt siyasetçinin, aralarında Selahattin Demirtaş’ın da olduğu isimlerin tutuklandığını vurguluyor. Demirtaş hâlâ cezaevinde bulunuyor.

“CHP geçmişte HDP’nin yaşadıklarını yaşıyor”

Bugün ise Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) benzer bir baskıyla karşı karşıya olduğu savunuluyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mart ayında yolsuzluk suçlamasıyla tutuklandığı, İzmir’in eski belediye başkanı ile Adana ve Antalya büyükşehir belediye başkanlarının da gözaltına alındığı hatırlatılıyor.

The Economist, geçen yılki yerel seçimlerde CHP’nin, AK Parti’yi geride bırakarak 20 yıl sonra ilk kez birinci parti olduğunu belirtiyor ve Erdoğan hükümetinin bu başarıyı sandıkla aşamayınca yargı yoluna başvurduğunu öne sürüyor. Analizde, İmamoğlu’nun tutuklanmasının, Erdoğan’ın en güçlü rakibini saf dışı bırakmak amacı taşıdığı yorumu yapılıyor.

Son olarak, dergi Batılı ülkelerin sessizliğine dikkat çekiyor. Ne Amerika’dan ne de Birleşik Krallık’tan bu tutuklamalara dair eleştiri gelmediği, Avrupa Birliği’nin ise konuyu yalnızca yüzeysel biçimde gündeme getirdiği aktarılıyor. Almanya’nın, Türkiye’ye Eurofighter Typhoon savaş uçağı satışını askıya almasına rağmen bu haftadan itibaren bu tavrından geri adım attığı ifade ediliyor.

The Economist, Türkiye’nin müttefiklerine çağrıda bulunarak, Erdoğan’ın Kürtlerle barış adımlarını sürdürmesini teşvik etmeleri, ancak aynı zamanda artan otoriter uygulamalar karşısında da seslerini yükseltmeleri gerektiğini belirtiyor.

Paylaşın