Alkol Sevgisinin Primat Kökenleri

İnsanlar, ilk biralarını demlemeden veya ilk kadehlerini kaldırmadan muhtemelen binlerce yıl önce ataları sayesinde, ormanda topladıkları fermente meyvelerle sarhoş olmuş olabilirler.

Kurtuluş Aladağ / Alkol sevgisi, evrimsel biyoloji ve davranışsal ekoloji açısından ilginç bir konudur. Bu konu, primatların alkole olan ilgisinin evrimsel geçmişindeki kökenlerine dayanır ve özellikle “sarhoş maymun hipotezi” (drunken monkey hypothesis) ile ilişkilendirilir.

Sarhoş Maymun Hipotezi: Bu hipotez, primatların alkole olan ilgisinin, olgunlaşmış ve fermente olmuş meyveleri tüketme alışkanlıklarından kaynaklandığını öne sürmektedir. Fermente meyveler doğal olarak etanol içerir ve primatlar, bu meyveleri yüksek enerji içeriği nedeniyle tercih etmiş olabilirler. Etanolün kokusu, primatların olgun meyveleri bulmasına yardımcı olan bir işaret olarak evrimleşmiş olabilir.

Primatların Alkol Tüketimi: Araştırmalar, bazı primat türlerinin (örneğin, şempanzeler, babunlar ve örümcek maymunları) doğada fermente meyveler tükettiğini ve düşük seviyelerde alkole maruz kaldığını göstermektedir. Örneğin, Karayipler’deki Vervet maymunlarının şeker kamışından yapılan fermente içecekleri tükettiği gözlemlenmiştir. Bu davranış, alkolün primat beslenmesinde tarihsel olarak yer aldığını desteklemektedir.

Evrimsel Avantajlar: Alkol tüketimi, primatlar için bazı evrimsel avantajlar sağlamış olabilir:

Enerji Kaynağı: Fermente meyveler, yüksek kalorili bir besin kaynağıdır.
Antimikrobiyal Etki: Etanol, zararlı mikroorganizmaları öldürerek besinlerin güvenilirliğini artırabilir.
Sosyal Davranışlar: Alkol, primat gruplarında sosyal etkileşimleri kolaylaştırmış olabilir, tıpkı insan toplumlarındaki gibi.

İnsanlara Geçiş: İnsanlar, primat atalarından miras kalan bu eğilimi geliştirmiş ve alkol üretimini kültürel bir pratik haline getirmiştir. Alkolün sosyal, ritüel ve hatta tıbbi kullanımları, insan toplumlarında evrimsel kökenlerin ötesine geçerek karmaşık bir kültürel fenomen haline gelmiştir.

Genetik Bağlantılar: İnsanlar ve diğer primatlar, alkolü metabolize eden enzimleri (alkol dehidrojenaz ve aldehit dehidrojenaz) paylaşır. Bu enzimlerin evrimsel olarak korunmuş olması, alkol tüketiminin primat evriminde önemli bir rol oynadığını gösterir.

Sonuç olarak; Alkol sevgisi, fermente meyvelerin tüketimiyle başlayan ve enerji, hayatta kalma ve sosyal etkileşim gibi faktörlerle şekillenen bir evrimsel hikayeye dayanır. Bu eğilim, insanlarda kültürel ve sosyal bağlamda daha karmaşık bir hale gelmiştir.

Konuyla ilgili daha derin bilgi için Robert Dudley’nin The Drunk Monkey kitabı veya primat davranışlarıyla ilgili etoloji çalışmaları incelenebilir.

Paylaşın

Yaşlanmanın İlk Belirtileri Hangi Organlarda Ortaya Çıkar?

Vücuttaki yaşlanma süreci tüm organlarda aynı anda veya aynı şekilde gerçekleşmez. Örneğin, çocukluk çağı hızlı büyüme ve değişimlerle, gençlik çağı da istikrar ve aktiviteyle karakterize edilir.

Haber Merkezi / Ancak 50 yaşından sonra organ ve dokulardaki tüm süreçler ve değişimler hızlanır.

Çin Bilimler Akademisi’nde yürütülen yeni bir araştırma, vücuttaki organ ve dokuların yaşlanma sürecinin 50 yaşından sonra önemli ölçüde hızlandığını ortaya koydu.

Bilim insanları, 14 – 68 yaş arası kişilerden alınan doku örneklerini analiz ederek, çeşitli organların protein bileşimine ve bunlarda meydana gelen değişiklikleri incelediler.

Araştırmada, kan damarlarının diğer organlardan daha hızlı yaşlandığı ortaya çıktı. Dolayısıyla, yaşlanma sürecinde dolaşım sistemi ilk sırada yer alıyor.

Araştırmanın sonuçlarına göre, özellikle 45 – 55 yaşları arasında vücudun protein bileşiminde keskin bir değişim yaşanıyor.

Bilim insanları, bu sürece “proteomik yeniden yapılanma” adını veriyor. Bu süreçte sadece kan damarları değil, pankreas ve dalak gibi organlar da bu değişime maruz kalıyor.

Bilim insanları, yaşlanma ve hastalıklarla ilişkili 48 protein tespit etiler. Bu proteinlerin seviyeleri yaşla birlikte artıyor.

Bu proteinler arasında kardiyovasküler sorunlar, doku fibrozu ve yağlı karaciğer hastalığıyla ilişkili olanlar da bulunuyor.

Daha önceki araştırmalarda, yaşlanmanın yaklaşık 44 ve 60 yaşlarında olmak üzere iki zirve noktasının olduğu tespit edilmişti. 

Yeni sonuçlar, bu sürecin sıçramalar ve duraklamalarla gerçekleştiğini ve farklı organları farklı zamanlarda etkilediğini gösteriyor.

Bilim insanları, protein değişimlerinin haritasının, yaşa bağlı hastalıklar için yeni, hedefe yönelik tıbbi tedavilerin geliştirilmesinde gelecekte büyük önem taşıyacağını düşünüyor.

Paylaşın

Trump’tan Türkiye’ye Yüzde 15 Ek Gümrük Vergisi

ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye’den ithal edilecek ürünlere uygulanacak yüzde 15 ek gümrük vergisi kararını imzaladı. Türkiye için daha önce yüzde 10’luk bir gümrük vergisi açıklanmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, çok sayıda ülkeye ek gümrük vergileri açıkladı. İmzalanan kararda ülkelere uygulanacak olan vergi oranları, yüzde 10 ile 41 arasında değişti.

ABD’nin Türkiye’den ithal ettiği bütün ürünler yüzde 15 ek gümrük vergisine tabi olacak. Türkiye için daha önce yüzde 10’luk bir gümrük vergisi açıklanmıştı. Bu oran yüzde 50 artmış oldu.

Avrupa Birliği’ne (AB) getirilecek verginin Türkiye’den yüksek olması bazı fabrikaların Türkiye’ye taşınması beklentisi vardı ancak bu gerçekleşmedi. AB’ye uygulanan vergi de Türkiye’ye uygulanan vergi de yüzde 15 oldu.

Türkiye’nin komşularından Suriye’ye yüzde 41 ve Irak’a ise yüzde 35 ek gümrük vergisi getirildi.

Yayımlanan kararname, 8 Ağustostan itibaren yürürlüğe girecek. Trump bu vergileri göreve geldikten sonra açıklamış fakat ticaret anlaşması müzakereleri yürütmek için yürürlüğünü ertelemişti.

Öte yandan Trump, Kanada’ya uygulanan gümrük vergisi oranının yüzde 25’ten yüzde 35’e çıkarılmasını öngören bir kararnameyi de imzaladı. Kanada’ya yönelik yeni tarife oranının bugün (1 Ağustos) yürürlüğe gireceği bildirildi.

Avrupa Birliği için bu oran, geçen haftaki anlaşmada kararlaştırıldığı üzere yüzde 15 oldu.

ABD ile ticaret anlaşması imzalayan bir diğer ülke olan İngiltere de yüzde 10 ek gümrük vergisine tabi olacak.

ABD’ye geçen yıl 63 milyar dolar ihracat yapan İsviçre ise Suriye, Laos ve Myanmar’ın ardından en çok gümrük vergisi getirilen ülke oldu. Trump, İsviçre’ye yönelik ek gümrük vergisi oranını yüzde 39 olarak belirledi.

İsviçre Devlet Başkanı Karin Keller-Sutter, gümrük vergileri açıklanmadan önce Trump’la bir son dakika görüşmesi yaptığını fakat bir anlaşmaya varamadıklarını söyledi.

Trump, Hindistan’a yüzde 25, Tayvan’a ise yüzde 20 ek gümrük vergisi getirdi. Tayvan Devlet Başkanı Lai Çing-te, ABD ile müzakerelerin sürdüğünü ve açıklanan oranın geçici olduğunu söyledi.

Çin’e yönelik yeni gümrük vergileri ise 12 Ağustos’a kadar ertelenmişti. İki ülke arasındaki görüşmeler devam ediyor. Yine Meksika’ya yönelik gümrük vergileri de müzakereler için 90 günlüğüne ertelendi.

Trump, 8 Ağustos’a kadar Ukrayna ile bir ateşkes imzalamaması durumunda Rusya’dan gaz ve petrol alan ülkelere de ek bir gümrük vergisi uygulamayı planlıyor.

Paylaşın

Gençler Üretimden Ve Sosyal Yaşamdan Dışlanıyor

CHP’li Milletvekili Ayça Taşkent, “Ev genci dediğimiz kesim, yalnızca işsiz değil; ekonomik bağımsızlıktan, sosyal yaşamdan ve üretimden de büyük ölçüde kopmuş durumda” dedi ve ekledi:

“Bu gençler, ailelerinin evine bağımlı bir yaşam sürmek zorunda kalıyor ve psikolojik-sosyolojik olarak ciddi bir dışlanma yaşıyor. Eğitimli ama işsiz ve umutsuz bir nesil yetişiyor; bu da uzun vadede ülkemizin sosyal dokusunu ve üretim kapasitesini tehdit ediyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, son yıllarda artan genç işsizliği ve kamuoyunda “ev genci” olarak bilinen gençlerin yaşadığı sosyoekonomik sorunların bütün boyutlarıyla araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne araştırma önergesi sundu.

Taşkent, yaptığı açıklamada, genç işsizliğinin yalnızca bir ekonomik sorun değil, aynı zamanda derin bir toplumsal eşitsizlik ve demokratik katılım krizi yarattığını vurgulayarak şunları söyledi:

“Türkiye’nin en dinamik ve üretken potansiyeli olan gençler, bugün işsizlik, güvencesizlik ve umutsuzlukla kuşatılmış durumda. Özellikle 20-35 yaş arası gençler arasında, üniversite mezunu olmalarına rağmen iş bulamayan, ekonomik nedenlerle ailelerinin evinden ayrılamayan ve sosyal yaşama aktif biçimde katılamayan geniş bir kesim var. Kamuoyunda ‘ev genci’ olarak bilinen bu tablo, yalnızca gençlere dair bir sorun değil; ekonomik modelin, sosyal politikaların ve barınma sisteminin iflasının göstergesidir.”

“Gençler üretimden ve sosyal yaşamdan dışlanıyor”

Taşkent, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı Mayıs verilerine dikkat çekerek, 15-24 yaş arası genç nüfusta dar tanımlı işsizlik oranının yüzde 15,4 olduğunu, geniş tanımlı işsizlik verilerine bakıldığında ise her 4 gençten 1’inin ne istihdamda ne eğitimde ne de herhangi bir beceri geliştirme sürecinde yer almadığını (NEET) ifade etti ve şöyle devam etti:

“Ev genci dediğimiz kesim, yalnızca işsiz değil; ekonomik bağımsızlıktan, sosyal yaşamdan ve üretimden de büyük ölçüde kopmuş durumda. Bu gençler, ailelerinin evine bağımlı bir yaşam sürmek zorunda kalıyor ve psikolojik-sosyolojik olarak ciddi bir dışlanma yaşıyor. Eğitimli ama işsiz ve umutsuz bir nesil yetişiyor; bu da uzun vadede ülkemizin sosyal dokusunu ve üretim kapasitesini tehdit ediyor.”

Taşkent, önergesinde ev genci olgusunun ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutlarının bütüncül şekilde ele alınması gerektiğini belirtti:

“Gençlerimizin üretime ve sosyal hayata katılımını artıracak, onlara ekonomik bağımsızlık kazandıracak ve sosyal devleti yeniden yapılandıracak çözümler üretmek zorundayız. KYK borçlarının ağırlığı, işsizlik maaşındaki yetersizlik, kamuya alım süreçlerindeki liyakatsizlik ve barınma krizi gençlerimizin geleceğe dair umutlarını kırıyor. Ev genci olgusu, demokrasinin sürdürülebilirliği ve toplumsal barış açısından kritik bir mesele haline gelmiştir.”

CHP’li Taşkent, önergesiyle Meclis’ten, “ev genci” tanımına giren gençlerin kapsamlı bir şekilde araştırılmasını, sayılarının net biçimde tespit edilmesini, sosyolojik ve ekonomik profillerinin çıkarılmasını, toplumsal-psikolojik etkilerinin belirlenmesini ve çözüm odaklı sosyal politika önerilerinin geliştirilmesini talep etti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Günde Sadece 15 Dakika Hızlı Yürüyüş Hayatınızı Kurtarabilir

Hızlı yürüyenlerin, beslenme ve sigara gibi diğer yaşam tarzı faktörleri hesaba katıldığında bile, hızlı yürümeyenlere kıyasla neredeyse yüzde 20 daha düşük ölüm oranına sahip olduğu ortaya çıktı.

Haber Merkezi / Vanderbilt Üniversitesi’nden bilim insanları tarafından yapılan araştırmada, yaklaşık 80 bin yetişkinin verileri 16 yıl boyunca takip edildi.

Araştırmanın baş yazarı Dr. Wei Zheng, “Araştırma, günlük yürüyüşün ölüm oranı üzerindeki etkisini ölçen az sayıdaki çalışmadan biri” dedi.

Zheng, “Hızlı yürüyüş, her yaştan ve kondisyon seviyesinden bireyin genel sağlık ve özellikle kardiyovasküler sağlığı iyileştirmek için kullanabileceği, rahat ve erişilebilir bir aktivite” dedi.

Araştırmada öne çıkan temel bulgular ise şöyle:

“Günde sadece 15 dakika hızlı yürümenin, her türlü ölüm oranında yüzde 19’luk bir azalmayla bağlantılı olduğu ortaya çıktı.

Günde üç saatten fazla yavaş yürüyüşün ölüm oranında sadece yüzde 4’lük bir azalma sağladığı görüldü.

Hızlı yürüyüş, önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan kardiyovasküler hastalıktan ölüm riskini azaltıyor.

Hızlı yürümenin faydaları, fiziksel olarak aktif olmayan kişiler için bile geçerliliğini korudu.”

Paylaşın

2024 Yılında Türkiye’de 200 Binden Fazla Çocuk Suça Sürüklendi

TÜİK’in açıkladığı verilere göre; 2024 yılında, 200 binden fazla çocuk, kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla, güvenlik birimlerine getirildi.

Haber Merkezi / Bu çocukların yüzde 40,4’üne yaralama, yüzde 16,6’sına hırsızlık, yüzde 8,2’sine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 4,6’sına tehdit, yüzde 4,2’sine genel tehlike yaratan suçlar, yüzde 26,0’ına ise bu nedenlerin dışında kalan diğer suçlar isnat edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 2024 yılında, 2023 yılına göre yüzde 9,8 oranında artarak 612 bin 651 oldu.

Bu olaylarda çocukların 279 bin 620’si mağdur olarak 202 bin 785’i suça sürüklenme sebebiyle  (kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla), 96 bin 438’i bilgisine başvurma amacıyla, 18 bin 561’i kayıp (hakkında kayıp müracaatı yapılıp daha sonra bulunan) olması sebebiyle, 8 bin 729’u kabahat işlediği iddiasıyla, 6 bin 518’i ise bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı güvenlik birimlerine geldi veya getirildi.

Güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olayların 202 bin 785’i suça sürüklenme nedeni ile gerçekleşti. Bu çocukların yüzde 40,4’üne yaralama, yüzde 16,6’sına hırsızlık, yüzde 8,2’sine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 4,6’sına tehdit, yüzde 4,2’sine genel tehlike yaratan suçlar, yüzde 26,0’ına ise bu nedenlerin dışında kalan diğer suçlar isnat edildi.

Güvenlik birimlerine mağdur olarak gelen 279 bin 620 çocuğun yüzde 86,1’ini suç mağduru, yüzde 13,8’ini takibi gereken olay mağduru çocuklar oluşturdu. Suç mağduru olarak gelen 240 bin 872 çocuğun yüzde 55,3’ü yaralama, yüzde 10,8’i cinsel suçlar, yüzde 9,5’i göçmen kaçakçılığı, yüzde 8,0’ı aile düzenine karşı suçlar, yüzde 16,5’ine bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı mağdur oldu.

Paylaşın

Beşiktaş Ve Başakşehir’in Konferans Ligi’ndeki Rakipleri Belli Oldu

Beşiktaş Ve Başakşehir’in UEFA Konferans Ligi üçüncü ön eleme turundaki rakipleri belli oldu. Beşiktaş, İrlanda temsilcisi St Patrick’s Athletic, Başakşehir ise Norveç temsilcisi Viking ile karşılaşacak.

Konferans Ligi’nde 3. Eleme Turu maçları 7 ve 14 Ağustos’ta oynanacak. Takımlar Play-off Turu için 21 – 28 Ağustos’ta sahaya çıkacak.

Beşiktaş Shaktar Donetsk’e deplasmanda 2-0 yenilerek UEFA Avrupa Ligi’ne veda etti. Geçen hafta Dolmabahçe’deki 4-2’lik skorun ardından siyah beyazlılar bu sezonun ikinci resmi maçında da galibiyetle tanışamamış oldu.

Arda Turan’ın yönettiği Shaktar Donetsk’ye galibiyeti getiren golleri 12. dakikada Kevin ve 45+1’de Kaua Elias attı.

Ukrayna’daki savaş nedeniyle Polonya’nın Krakow kentinde oynanan maçın ardından konuşan Arda Turan, “Beşiktaş’a bundan sonraki yolunda başarılar diliyorum. Umarım Konferans Ligi’nde karşılaşmayız. Umarım şampiyonluğa kadar giderler, öyle bir potansiyelleri var” dedi.

Beşiktaş’ın Norveçli teknik direktörü Ole Gunnar Solskjaer ise “Görevime devam ediyorum. Yüzde yüz hazır olmaları için takıma biraz zaman lazım. 4,5 hafta önce başladığımızdan beri yeni bir takım inşa ediyoruz. Abraham ve Orkun geldi. Geçen sene 4. bitirdik. Bu sene daha iyi sonuçlar ve kupalar için savaşacak bir takım için uğraşıyoruz” diye konuştu.

Beşiktaş için bundan sonra Avrupa macerası Konferans Ligi ön elemelerinde devam edecek. Kara kartallar Konferans Ligi 3. ön eleme turu ilk maçı için 7 Ağustos’ta İrlanda’nın başkenti Dublin’de St Patrick’s Athletic’in karşısına çıkacak.

10 takımlı İrlanda ligini geçen yıl 3. sırada bitiren ekip bu yıl ise 7. sırada. İrlanda liginde maçlar bahar aylarında başlayıp sonbaharda tamamlanıyor.

Futbol verilerini derleyen Transfermarkt sitesine göre oyuncularının toplam değeri 4 milyon euro olan takım, ligde altı maçtır galibiyet alamadı. Geçen yıl Estonya Ligi’ni 2. sırada bitiren Kalju takımını ise dün penaltılarla elemeyi başardı.

Başakşehir ise dün Konferans Ligi 2. ön eleme turunda Bulgaristan ekibi Cherno More’yi İstanbul’da 4-0 yenerek bir üst tura çıktı. Başakşehir ilk maçı da Varna’da 1-0 kazanmıştı.

Yüzde 71’lik topa sahip olma oranıyla maçı domine eden Başakşehir’in gollerini 17. dakikada Ivan Brnic, 31. dakikada Miguel Crespo, 36. dakikada Nuno da Costa ve 80. dakikada Christopher Operi attı.

İstanbul ekibi bir üst turda şu anda Norveç Ligi’nde 1. sırada bulunan Viking takımıyla eşleşti. Slovenya ekibi Koper’i iki maçta toplam 12-3’lük skorla geçen Viking, Başakşehir’i 7 Ağustos’ta Stavenger kentinde ağırlayacak.

Beşiktaş ve Başakşehir 3. ön eleme turunu geçerse, Konferans Ligi’ne katılma hakkı için son olarak birer maç daha yapacak.

Final 27 Mayıs 2026’da

UEFA Avrupa Konferans Ligi’nde 2024-2025 sezonu 3. Eleme Turu maçları 7 ve 14 Ağustos’ta oynanacak. Takımlar Play-off Turu için 21-28 Ağustos’ta sahaya çıkacak. Lig aşaması ise 2 Ekim’de başlayacak.

Turnuva finaline ise 27 Mayıs 2026’da Almanya’nın Leipzig kenti ev sahipliği yapacak.

Paylaşın

Akustik Bağlayıcı Nedir, Nasıl Çalışır?

Akustik Bağlayıcı, bir bilgisayarın veya terminalin telefon hattı üzerinden internet gibi bir ağa bağlanmasını sağlayan bir cihazdır. Elektrik sinyallerini ses dalgalarına, ses dalgalarını da elektrik sinyallerine dönüştürerek, bilgisayarı doğrudan telefon devresine bağlamadan telefon hattı üzerinden veri iletimini sağlar.

Haber Merkezi / Akustik bir bağlayıcının temel amacı, ses sinyalleri kullanarak cihazlar arasında veri iletimini sağlamaktır. Bilgisayar biliminin ilk dönemlerinde, telefon hattı aracılığıyla uzak bilgisayarlar arasında bağlantı kurulmasında kritik bir rol oynamış ve kullanıcıların bir cihazdan diğerine veri iletmesine ve iletişim kurmasına olanak sağlamıştır. Bu telekomünikasyon cihazı, temelde bilgisayarların birbirleriyle “konuşmasını” ve dijital verileri analog akustik sinyallere dönüştürmesini sağlamıştır.

Akustik bağlayıcı, uzaktan veri transferini mümkün kılarak iş, araştırma ve kamu sektörlerinde bilgisayar erişilebilirliğinin yaygınlaşmasını daha da kolaylaştırmış ve döneminde bilgi işlem teknolojisinin gelişimini teşvik etmiştir. Akustik bağlayıcı, bir bilgisayar veya veri terminali ekipmanı (DTE) ile standart bir telefon ahizesi arasında aracı görevi görerek dijital ve analog dünyalar arasında etkili bir köprü oluşturur. Akustik bağlayıcıyı kullanmak için kullanıcı istediği telefon numarasını çevirir ve modemin yanıtlama sesini duyduktan sonra ahizesi bağlayıcının kauçuk yuvalarına yerleştirir.

Bu düzenleme, akustik sinyallerin telefon hattı üzerinden iletilmesini ve alınmasını kolaylaştırdı. Gönderici cihazın verileri modem tarafından ses sinyallerine dönüştürülecek, telefon hattı üzerinden gönderilecek ve alıcı tarafta tekrar dijital verilere dönüştürülecekti. Modern cihazlar akustik kuplörleri gereksiz hale getirmiş olsa da, iletişim teknolojisinin tarihsel zaman çizelgesinde önemli bir kilometre taşı olmaya devam ediyorlar.

Akustik Bağlayıcı hakkında sıkça sorulan sorular:

Akustik Bağlayıcı ne zaman yaygın olarak kullanılır?

Akustik Bağlantı Elemanları, 1960’lardan 1980’lerin başına kadar daha yaygın olarak kullanılıyordu. Teknoloji gelişip daha verimli hale geldikçe, bunların yerini modem gibi cihazlar kullanılarak telefon hattına doğrudan bağlantı sağlayan cihazlar aldı.

Akustik Bağlayıcı nasıl çalışır?

Akustik Bağlayıcılar, telefonun ahize mikrofonu ve hoparlörüne uyacak şekilde tasarlanmış iki küçük kauçuk kapağa sahipti. Bilgisayar, Bağlayıcıya elektrik sinyalleri gönderir ve Bağlayıcı da bu sinyalleri ses tonlarına dönüştürürdü. Telefonun mikrofonu bu tonları alır ve telefon hattı üzerinden iletirdi. Benzer şekilde, Bağlayıcı, telefonun hoparlörü aracılığıyla uzak bir cihazdan gelen ses tonlarını alır ve bunları bilgisayarın işleyebileceği elektrik sinyallerine dönüştürürdü.

Akustik Bağlayıcının sınırlamaları nelerdi?

Akustik Bağlayıcının, elektrik sinyallerinin ses tonlarına dönüştürülmesi nedeniyle yavaş veri aktarım hızları ve veri iletiminde sese bağımlı olmaları gibi çeşitli sınırlamaları vardı. Bu durum, onları arka plan gürültüsünden kaynaklanan parazitlere ve telefon hatlarındaki düşük ses kalitesine karşı hassas hale getiriyordu. Ayrıca, Akustik Bağlayıcılar telefonun manuel olarak aranmasını gerektiriyordu ve teknoloji ilerledikçe bazı yeni telefon sistemleriyle uyumlu değildi.

Akustik Bağlayıcılar günümüzde hala kullanılıyor mu?

Akustik Bağlayıcı, modern iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle artık yaygın olarak kullanılmasa da, bazı niş uygulamalarda veya eski bilgisayar ekipmanı koleksiyoncuları arasında hâlâ görülebilirler. Günümüzde modemler ve diğer daha gelişmiş iletişim cihazları, çoğu amaç için Akustik Bağlayıcının yerini almıştır.

Paylaşın

Acqhire Nedir? Avantajları Dezavantajları

Acqhire, bir şirketin ürün, hizmet veya varlıkları yerine, öncelikle yetenekli iş gücü için satın alındığı bir satın alma türüdür. Genellikle, daha büyük bir şirketin mevcut operasyonlarını genişletmesine veya iyileştirmesine yardımcı olmak için yeni yetenek ve uzmanlıkları hızla bünyesine katmak amacıyla stratejik bir hamle olarak görülür.

Haber Merkezi / Acqhire, ağırlıklı olarak teknoloji sektöründe gözlemlenen ve sektördeki rekabet gücünü artırmak isteyen şirketlere stratejik ve avantajlı bir yaklaşım sunan benzersiz bir olgudur. Acqhire’ın amacı, iki iş hedefinin bir araya getirilmesinden kaynaklanır: satın alma ve işe alım.

Bu tür anlaşmalarda, satın alan firmalar, hedef şirketin fikri mülkiyeti, ürünleri veya hizmetlerinden ziyade, hedef şirketin çalışanlarının sergilediği beceri, uzmanlık ve yeteneklerle özellikle ilgilenirler. Hem yeni kurulan hem de köklü kuruluşlar, yenilikçi yeteneklerini etkili bir şekilde güçlendirmek, beceri eksikliklerini gidermek veya belirli operasyonel alanlardaki proje teslim hızını artırmak için sıklıkla bu stratejiyi kullanırlar.

Sonuç olarak, acqhire, temel iş gücünü geliştirmek ve başka bir kuruluşun çalışanlarının sahip olduğu paha biçilmez bilgilere erişmek için etkili bir araç görevi görür. Bu yüksek vasıflı kişileri işe alarak, satın alan şirket, geleneksel işe alım çabalarına kıyasla genellikle daha hızlı ilerleyen yeni fikirlerin, teknik becerilerin ve farklı bakış açılarının sorunsuz bir şekilde aktarılmasından faydalanır.

Ayrıca, vizyon sahibi ekipler edinerek şirketler rekabet risklerini etkili bir şekilde en aza indirebilirler; çünkü kanıtlanmış başarı geçmişine sahip bireyler uzun vadeli büyüme ve dayanıklılıklarına önemli ölçüde katkıda bulunabilir. Sonuç olarak, acqhire stratejisi, işletmelerin sürekli gelişen teknoloji ortamında rekabet üstünlüğünü korumalarını sağlayarak, zorluklarla başa çıkmak, yenilik yapmak ve çığır açan çözümlerini hızla pazara sunmak için daha donanımlı olmalarını sağlar.

Acqhire hakkında sıkça sorulan sorular:

Acqhire’ın faydaları nelerdir?

Acqhire’ın bazı avantajları arasında, minimum işe alım çabasıyla yetenekli çalışanlar edinme, rekabeti azaltma ve yeni ürün veya teknolojileri pazara daha hızlı sunma olanağı yer alır. Yerleşik bir çalışma dinamiğine sahip bir ekibi Acqhire’a dahil etmek, şirketlerin hedeflerine, bireyleri ayrı ayrı işe almaktan daha hızlı ve verimli bir şekilde ulaşmalarına yardımcı olabilir.

Acqhire geleneksel satın alma ile aynı mıdır?

Hayır, Acqhire, geleneksel bir satın alma işleminden farklıdır. Geleneksel bir satın almada odak noktası hedef şirketin ürünlerini, hizmetlerini veya varlıklarını satın almakken, Acqhire’da öncelikli amaç hedef şirketin yetenekli iş gücünü satın almaktır. Acqhire’daki anlaşmanın şartları da farklı olabilir; örneğin, satın alınan şirket bağımsız olarak faaliyetlerine devam edebilir veya çalışanlar satın alan şirkete entegre edilebilir.

Acqhire ne zaman mantıklıdır?

Acqhire, bir şirketin işini büyütmek veya geliştirmek için belirli bir uzmanlık veya yetenek havuzuna hızla erişim sağlamayı önceliklendirdiği durumlarda en mantıklısıdır. Acqhire, özellikle işe alım ve oryantasyonun zorlu ve zaman alıcı olabileceği rekabetçi veya yüksek talep gören sektörlerde, uzmanlaşmış bilgiye sahip yetenekli profesyonelleri işe almanın etkili bir yolu olabilir. Acqhire ayrıca, şirketler daha küçük rakipleri veya benzer projeler veya teknolojiler üzerinde çalışan ekipleri bünyelerine katarak rekabet baskısını azaltmayı hedeflediklerinde de mantıklı olabilir.

Acqhire’ın dezavantajları var mı?

Acqhire’ın, satın alınan çalışanlar ile mevcut ekip arasında kültürel çatışmalar, fikri mülkiyet veya rekabet etmeme sözleşmeleriyle ilgili olası yasal sorunlar ve bir şirketi öncelikle yetenekleri için satın almanın beraberinde getirdiği finansal riskler gibi potansiyel dezavantajları da vardır. Ayrıca, satın alan şirket yeni ekip üyelerini etkili bir şekilde entegre etmezse, onları rakiplere veya diğer fırsatlara kaptırma riski vardır.

Paylaşın

Onay Kodu Nedir, Nasıl Oluşturulur?

Genellikle ACK olarak adlandırılan Onay Kodunun temel amacı, iki cihaz arasındaki veri iletişiminin güvenilir ve verimli bir aktarım sürecinden geçmesini sağlamaktır. Veri paketleri ağlar üzerinden iletilirken, alıcı taraf göndericiye bir ACK sinyali göndererek, istenen veri paketinin başarıyla alındığını doğrular.

Haber Merkezi / Bu mekanizma, veri aktarımının bütünlüğünün korunmasında, iletim sırasında hataların veya bilgi kayıplarının oluşumunun izlenmesi ve en aza indirilmesinde hayati önem taşır. Sonuç olarak, bu doğrulama süreci ağ sistemlerinin genel güvenilirliğini ve verimliliğini korumaya yardımcı olur, böylece kullanıcı deneyimini iyileştirir ve kritik verilerin bozulmasını veya kaybolmasını önler.

Onay Kodları, internet veri alışverişlerinin omurgasını oluşturan İletim Kontrol Protokolü (TCP) gibi çeşitli veri iletişim protokollerinin işleyişinde vazgeçilmez bir bileşen görevi görür. Bu protokoller, ACK’leri çerçevelerine dahil ederek, göndericinin veri paketlerini alıcının işleme ve onaylama kapasitesine uygun bir hızda iletmesini sağlayabilir.

Gönderici belirli bir süre içinde bir ACK almazsa, söz konusu veri paketini yeniden ileterek veri iletişiminde olası tutarsızlık veya aksaklık riskini azaltır. ACK’ler aracılığıyla kolaylaştırılan bu geri bildirim döngüsü, ağın gerçek zamanlı koşullara uyum sağlama ve yanıt verme yeteneğini güçlendirerek, dijital iletişim sistemlerinin istikrarını korurken kesintisiz veri akışını da sağlar.

Onay Kodu hakkında sıkça sorulan sorular:

Onay Kodu nasıl oluşturulur?

Onay Kodu genellikle alıcı sistem veya uygulama tarafından oluşturulur. Bir mesaj alındığında, sistem bunu işler, o mesaj için benzersiz bir kod oluşturur ve onay olarak gönderene geri gönderir.

Onay Kodları neden önemlidir?

Onay Kodları, alıcı sistemin gönderenin isteğini alıp işlediğinden emin olmak için bir doğrulama aracı görevi görür. Sistemler arasında güvenilir bir iletişim mekanizması sağlar ve yanlış anlamaları, veri kaybını veya iletişim hatalarını önlemeye yardımcı olur.

Bir Onay Kodu yeniden kullanılabilir veya çoğaltılabilir mi?

Kimlik Doğrulama Kodları, iletişim sürecinin bütünlüğünü korumak için genellikle alınan her mesaj veya istek için benzersizdir. Ancak, benzersizlik veya çoğaltma kuralları, belirli sistem veya uygulama gereksinimlerine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Onay Kodu alınmazsa ne olur?

Bir Onay Kodu alınmazsa, bu genellikle isteğin veya mesajın alıcı sistem tarafından başarıyla alınıp işlenmediğini gösterir. Gönderenin, isteğin başarılı bir şekilde iletilmesini sağlamak için mesajı yeniden göndermesi veya iletişim sürecinde sorun giderme işlemi yapması gerekebilir.

Paylaşın