Anket: Her 100 Kişiden 59’u Belediye Operasyonları “Siyasi Amaçlı” Diyor

KONDA Araştırma’nın haziran ayında yaptığı araştırmaya katılan katılımcıların yüzde 59’u, CHP’li belediyelere yönelik operasyonların siyasi amaçlarla yapıldığını düşünüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2025 tarihinde tutuklanmasının ardından başlayan soruşturma süreci, zamanla İBB bünyesindeki iştirak şirketlerini ve bazı büyükşehir ve ilçe belediyelerini de kapsayacak şekilde genişledi.

Bu süreçte aralarında Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de bulunduğu çok sayıda isim hakkında gözaltı kararları verildi. Soruşturmalara ilişkin tartışmalar sürerken, KONDA Araştırma’nın Haziran 2025’te yaptığı bir kamuoyu araştırması, toplumdaki algıya ışık tuttu. Ankete katılanların yüzde 59’u, CHP’li belediyelere yönelik operasyonların siyasi amaçlarla yapıldığını düşünüyor.

Haziran 2025 raporunda, kamuoyunun son dönemde CHP’li belediyelere yönelik art arda gerçekleşen operasyonlara ilişkin algısı ölçüldü. Araştırmaya katılanların yüzde 59’u bu operasyonların “siyasi amaçlarla muhalefeti zayıflatmak için yapıldığını” belirtti. Katılımcıların yüzde 41’i ise operasyonların “yolsuzlukla mücadele kapsamında” yürütüldüğü görüşünde olduğunu ifade etti.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan gözaltı ve soruşturmalar silsilesi, başta Beyoğlu Belediyesi olmak üzere birçok belediyeyi kapsayacak şekilde genişletilmişti. Soruşturmalar kapsamında çok sayıda belediye personeli, sosyal medya birimleri ve danışmanlık ilişkileri mercek altına alınmış, 44 kişiye kadar varan gözaltı listeleri gündeme gelmişti.

Haziran 2025’te yapılan araştırma, 2.118 kişiyle yüz yüze olarak gerçekleştirildi. Anket kapsamında katılımcılara, CHP’li belediyelere yapılan operasyonların amacıyla ilgili görüşleri soruldu. Elde edilen sonuçlara göre toplumun çoğunluğu, bu operasyonların adli değil, siyasi nitelikte olduğu kanaatini taşıyor.

Paylaşın

Diyanet, Gözünü Kadının Miras Hakkına Dikti

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) bu hafta camilerde okutulmak üzere 81 ile gönderdiği hutbesinde, “Kız çocuklarının da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır” ifadeleri kullanıldı.

Son dönemde kadınların giyim kuşamı hakkında ‘haram’ fetvaları yayımlayan, tatil yapma biçimini belirleyen Diyanet, bu cuma da kadınların miras hakkı üzerinden yayımladığı hutbe ile gündeme geldi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu hafta camilerde okutulmak üzere 81 ile gönderdiği hutbenin başlığı, “Kul Hakkı Ateşten Gömlektir” şeklinde oldu.

Hutbede miras konusuna da yer verildi. Karşılıklı rıza olmadan Allah’ın koyduğu miras ölçüsünü değiştirmenin ilahi adalete aykırı olacağı, kız çocuklarının mirastan mahrum bırakılması ve yine kız çocuklarının Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmamasının kul hakkına gireceği ifade edildi. Hutbedeki ilgili kısım şu şekilde:

“Değerli Müminler! Karşılıklı rıza olmadan Yüce Rabbimizin koyduğu miras ölçüsünü değiştirmek ilahî adalete aykırıdır. Dolayısıyla kişinin; kız çocuklarını mirastan mahrum bırakması, kız çocuklarının da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır. Arazi sınırlarını ihlal ederek başkasının mülkünü gasp etmek, asılsız gerekçelerle insanların mallarına el koymak, yalan beyanlarla insanları mağdur etmek ateşten gömlek giymektir.”

Paylaşın

Radikal Demokrasi Ve Kendi Kaderini Tayin Hakkı

Radikal demokrasi, halkın karar alma süreçlerine doğrudan katılımını, çoğulculuğu ve toplumsal çatışmaların demokratik bir çerçevede ifade edilmesini vurgulayan bir modeldir.

Kurtuluş Aladağ / Kendi kaderini tayin hakkı ise, bireylerin veya toplulukların siyasi, kültürel ve ekonomik geleceklerini özgürce belirleme yetkisini ifade eder.

Radikal demokrasi, temsilî demokrasinin sınırlılıklarını eleştirir ve daha doğrudan mekanizmalar (örneğin, halk meclisleri, referandumlar veya kooperatif yapılar) aracılığıyla halkın karar alma süreçlerine katılımını artırmayı önerir.

Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe gibi düşünürler, radikal demokrasiyi, farklı kimliklerin ve taleplerin çatışmasını kucaklayan, çoğulcu bir mücadele alanı olarak tanımlarlar. Bu yaklaşım, sadece çoğunluğun değil, azınlıkların ve ötekileştirilmiş grupların da sesini duyurabilmesini savunur.

Kendi kaderini tayin hakkı, uluslararası hukukta özellikle halkların bağımsız devlet kurma veya özerklik taleplerini ifade etme hakkı olarak tanınır (örneğin, BM Şartı Madde 1).

Ancak, bu kavram bireysel düzeyde de yorumlanabilir; bireylerin kendi yaşamlarını ve topluluklarını şekillendirme özgürlüğü olarak. Radikal demokrasi, bu hakkı destekler çünkü halkın doğrudan katılımı, kendi kaderini tayin etmenin pratikteki bir yansımasıdır.

Radikal demokrasinin uygulanması sırasında, herkesin eşit katılımını sağlamak zor olabilir. Güç eşitsizlikleri, ekonomik kaynakların dağılımı veya eğitim farklılıkları katılımı sınırlayabilir.

Kendi kaderini tayin hakkı ise, ulus-devletlerin egemenlik iddialarıyla çatışabilir. Örneğin, ayrılıkçı hareketler, mevcut devlet yapılarını tehdit edebilir ve bu da çatışmalara yol açabilir.

Radikal demokrasi, toplumsal antagonizmaların (çatışmaların) bastırılmasını değil, bunların demokratik bir çerçevede ifade edilmesini savunur.

Radikal demokrasi, toplumun tüm kesimlerinin (azınlıklar, ötekileştirilmiş gruplar) taleplerini dile getirebileceği bir alan yaratmayı amaçlar. Bu demokrasi anlayışı, sabit bir “ortak iyi” fikri yerine, farklı kimliklerin ve çıkarların sürekli müzakere edildiği bir demokrasi önerir.

Radikal demokrasi, bireylerin ve toplulukların kendi taleplerini ifade ederek siyasi süreçlere doğrudan katılmasını teşvik eder ki, bu, kendi kaderini tayin hakkının demokratik bir toplumda pratikte uygulanması anlamına gelir.

Radikal Demokrasi Deneyimleri

Zapatista Hareketi (Chiapas, Meksika)

1994’te Meksika’nın Chiapas bölgesinde başlayan Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu (EZLN), yerli halkların haklarını savunmak için özerk bir yönetim modeli geliştirmiştir.

“Yöneterek itaat etme” (mandar obedeciendo) ilkesiyle hareket eden Zapatistalar, eğitim, sağlık ve tarım kooperatifleri gibi özerk yapılar kurarak devletin merkezi otoritesine alternatif bir sistem geliştirmiştir.

Meksika hükümetiyle çatışmalar ve ekonomik kaynak eksikliği, hareketin karşılaştığı temel zorluklar arasındadır.

Porto Alegre Katılımcı Bütçe Deneyi (Brezilya)

1989’da Brezilya’nın Porto Alegre şehrinde başlayan katılımcı bütçe uygulaması, yerel yönetimde halkın doğrudan karar alma süreçlerine katılımını sağlanmıştır.

Vatandaşlar, belediye bütçesinin nasıl kullanılacağına dair kararlara doğrudan katılırken, mahalle toplantılarında halk, altyapı, sağlık veya eğitim gibi öncelikleri belirlemiştir.

Şeffaflık ve hesap verebilirlik, sürecin temel ilkeleri olurken, katılımcı bütçe, yoksul mahallelerin altyapı projelerine öncelik verilmesini sağlayarak sosyal eşitsizlikleri azaltmada etkili olmuştur.

Siyasi yönetim değişiklikleri ve bürokratik direnç, uygulamanın yaygınlaşmasını sınırlamıştır. Ancak model, dünya genelinde başka şehirlerinde (örneğin, Lizbon, New York) uyarlanmıştır.

İspanya’daki 15-M (Indignados) Hareketi

2011 yılında İspanya’da ekonomik kriz ve kemer sıkma politikalarına karşı başlayan 15-M hareketi, halkın doğrudan demokrasi taleplerini yükseltmiştir.

Şehir meydanlarında düzenlenen halk meclisleri, vatandaşların siyasi ve ekonomik meseleleri tartışmasını sağlarken, çoğulculuk ve kapsayıcılık, farklı toplumsal grupların katılımıyla vurgulanmıştır.

15-M, yerel düzeyde mahalle meclislerinin oluşumuna ve katılımcı demokrasi pratiklerine ilham verirken, hareketin merkezi bir yapıya sahip olmaması, uzun vadeli etkisini sınırlamıştır, ancak siyasi tartışmalara katkısı devam etmiştir.

Paylaşın

Ateşi Çalmak: Karl Marx’ı Anlamak

Ateşi Çalmak, Galina Serebryakova’nın bilimsel sosyalizmin kurucuları Karl Marx ve Friedrich Engels’in hayatlarını ve mücadelelerini konu alan, beş ciltlik bir belgesel nehir romanıdır.

Haber Merkezi / Eser, biyografik bir romanın sınırlarını aşarak, 19. yüzyıl Avrupası’nın sosyal, ekonomik ve politik panoramasını derinlemesine işleyen bir başyapıttır.

Sovyet yazar ve araştırmacı Serebryakova, tarihsel gerçeklere sadık kalarak edebi bir üslupla yazdığı bu eserde, Marx ve Engels’in kişisel yaşamlarını, fikirlerinin oluşum sürecini ve dönemin işçi sınıfı mücadelelerini destansı bir şekilde aktarır.

Ateşi Çalmak, Karl Marx’ın çocukluk ve gençlik yıllarından başlayarak, onun ve Engels’in sosyalizm teorisini geliştirme süreçlerini, sürgünlerini, yoksulluklarını ve mücadelelerini anlatır. Eser, toplam beş ciltten oluşur ve her cilt, Marx ve Engels’in hayatlarının farklı dönemlerini kapsar:

Birinci Cilt: Bu cilt, Marx’ın çocukluk ve gençlik yıllarına odaklanır. Aynı zamanda, 1831 Lyon Ayaklanması gibi dönemin işçi mücadelelerini ve proleteryanın bağımsız bir sınıf olarak ortaya çıkışını ele alır. Marx’ın fikirlerinin ilk tohumlarının atıldığı bu dönemde, Avrupa’daki sosyal ve ekonomik çalkantılar da detaylı bir şekilde işlenir.

İkinci Cilt: Marx’ın genç yetişkinlik dönemi, fikirlerinin olgunlaşmaya başlaması ve Engels ile tanışması bu ciltte yer alır. 1848 devrimleri ve işçi sınıfının örgütlenme çabaları gibi önemli olaylar anlatılır.

Üçüncü Cilt: Marx ve Engels’in sürgün yılları, Komünist Manifesto’nun yazımı ve Birinci Enternasyonal’in kuruluşu gibi dönüm noktaları bu ciltte işlenir.

Dördüncü Cilt: Paris Komünü, Kapital’in yazım süreci ve Marx’ın aile yaşamı bu ciltte öne çıkar. Dönemin diğer önemli figürleri (Bakunin, Lassalle, Bonaparte) ve mücadeleleri de detaylı bir şekilde ele alınır.

Beşinci Cilt: Marx’ın 1883’teki ölümünden sonra Engels’in hayatını ve onun Kapital’in kalan ciltlerini tamamlama çabasını konu edinir. Engels’in sosyalizmin yaygınlaşması için verdiği mücadeleler ve Marx’ın mirasını koruma çabaları anlatılır.

Ateşi Çalmak, adını mitolojik Prometheus’tan alır; Prometheus, tanrılardan ateşi çalarak insanlığa aydınlanmayı getirmiştir. Serebryakova, Marx’ı işçi sınıfının “ateş hırsızı” olarak betimler; çünkü Marx, kapitalizmin karanlığına karşı sosyalizmin ışığını işçi sınıfına sunmuştur.

Roman, 19. yüzyıl Avrupası’nda sanayi devriminin getirdiği eşitsizlikleri, işçilerin ağır çalışma koşullarını ve örgütlenme çabalarını çarpıcı bir şekilde aktarır. 1831 Lyon Ayaklanması, 1848 Devrimleri ve Paris Komünü gibi olaylar, işçi sınıfının tarihsel yükselişini temsil eder.

Marx ve Engels arasındaki derin dostluk, eserin duygusal omurgasını oluşturur. Engels’in kendisini “ikinci keman” olarak nitelendirmesi ve Marx’ın çalışmalarını desteklemek için gösterdiği fedakârlık, bu bağı vurgular.

Marx’ın fikirlerinin oluşum süreci, Kapital’in yazımı ve sosyalizmin teorik temellerinin atılması, eserde detaylı bir şekilde işlenir. Serebryakova, bu fikirlerin yalnızca teorik değil, pratikte de devrimci bir güç olduğunu gösterir.

Eser, ezilenlerin mücadelesini yüceltirken, burjuvazinin sömürü düzenine karşı güçlü bir eleştiri sunar. İşçilerin, kadınların ve çocukların yaşadığı sefalet, dönemin acı gerçeklerini gözler önüne serer.

Serebryakova’nın anlatımı, tarihsel gerçeklik ile edebi kurgunun ustalıkla harmanlandığı bir yapıdadır. Eser, belgesel bir roman olmasına rağmen, akıcı ve sürükleyici bir üslupla yazılmıştır.

Yazar, dönemin atmosferini canlı betimlemelerle aktarır; Paris’in barikatları, Londra’nın fabrika dumanları ve işçilerin çaresizliği okuyucunun zihninde canlanır. Karakterlerin iç dünyaları, özellikle Marx’ın entelektüel arayışları ve Engels’in sadakati, derinlemesine işlenir.

Serebryakova’nın devrimci geçmişi (1917 Ekim Devrimi’nde ön saflarda yer alması ve Moskova Üniversitesi’nde eğitim görmesi), esere otantik bir bakış açısı katar. Avrupa’daki araştırmaları ve tarihsel olaylara olan hakimiyeti, eserin zengin detaylarını destekler. Ancak bazı okuyucular, Marx ve Engels’in zaman zaman “mit”leştirildiğini belirtir; bu, eserin biyografik roman türüne özgü bir özellik olarak değerlendirilebilir.

Eser, özellikle sosyalizm ve Marksizm üzerine bilgi edinmek isteyenler için bir giriş niteliğindedir. Marx ve Engels’in eserlerinin yazım sürecini ve dönemin koşullarını anlamayı kolaylaştırır. Ayrıca, işçi sınıfının mücadele tarihine dair güçlü bir bilinç oluşturur. Okuyucular, eserin sadece bir biyografi olmadığını, aynı zamanda insanlık tarihine dair bir destan olduğunu vurgular.

Ateşi Çalmak, tarihsel gerçeklik ile edebi yaratıcılığı birleştiren nadir eserlerden biridir. Serebryakova, Marx ve Engels’i yalnızca teorisyenler olarak değil, insanî yönleriyle de ele alarak onları okuyucuya yakınlaştırır. Eserin en büyük gücü, dönemin sosyal ve ekonomik çelişkilerini, işçi sınıfının direnişini ve Marksizmin doğuşunu bütüncül bir şekilde sunmasıdır.

Ancak, bazı eleştirmenler, eserin Sovyet perspektifinden yazıldığını ve Marx ile Engels’in idealize edildiğini belirtir. Bu, eserin yazıldığı dönemin (Sovyetler Birliği) ideolojik bağlamıyla ilişkilendirilebilir.

Eserin uzunluğu (beş cilt, her biri 400-600 sayfa) bazı okuyucular için göz korkutucu olsa da, akıcı anlatımı bu zorluğu hafifletir. Ayrıca, eserdeki yan karakterler (örneğin, Paris Komünarları, John Stock gibi kurgusal figürler) ve tarihsel olaylara yapılan göndermeler, anlatıyı daha zengin ve katmanlı hale getirir.

Paylaşın

İncelen Saçlar İçin En İyi Doğal Tedaviler

Her yaştan kadın ve erkek, özellikle de saç dökülmesi gözle görülür bir sorun haline geldiğinde, daha kalın ve gür saçlara sahip olmayı isterler. Hormonları dengelemek, stresi azaltmak, doğru beslenmek gibi saç dökülmesine karşı doğal tedaviler mevcuttur.

Haber Merkezi / Ortalama bir yetişkinin başında yaklaşık 100 bin ila 150 bin saç teli bulunur ve her gün yaklaşık 50 ila 100 saç teli kaybedilir, bu çok fazla gibi gelebilir, ancak tamamen normaldir.

Bu kadar çok saç dökülmesinin saçı daha ince göstereceği düşünülebilir, ancak bu yalnızca yeni saç uzaması sürecinin normal hızına ayak uyduramaması durumunda geçerlidir. Saçın yeniden uzaması ve saç dökülmesi uygun bir dengede olduğu sürece saç incelmesi bir sorun değildir, ancak birçok insan için saç dökülmesi bir endişe kaynağıdır.

İnce saçların ideal olmayan görünümünün yanı sıra, incelmenin kalıcı saç dökülmesine ve kelliğe dönüşmesinden duyulan korku da daha büyüktür. Peki saçların incelmesini durduracak doğal çözümler var mı ?

İşte bilimsel temellere dayanan ve evde kolayca uygulanabilen en iyi doğal çözümler:

Hindistan Cevizi Yağı: Hindistan cevizi yağı, saç tellerine nüfuz ederek protein kaybını azaltır ve saç köklerini nemlendirir. Laurik asit içeriği saç derisini besler.

1 – 2 yemek kaşığı Hindistan cevizi yağını hafifçe ısıtın (sıvı hale gelene kadar), saç derisine ve saç uçlarına masaj yaparak yedirin, 30 dakika ila 1 saat bekletin (veya gece boyunca bırakın), ılık su ve hafif bir şampuanla yıkayın.

Bu yöntemi haftada 1 – 2 kez uygulayabilirsiniz.

Aloe Vera: Aloe vera, saç derisini yatıştırır, kepeği azaltır ve saç köklerini güçlendiren enzimler içerir, ayrıca saçın nem dengesini korur.

Taze aloe vera jelini (veya %100 saf aloe vera jeli) saç derisine masaj yaparak uygulayın, 20 – 30 dakika bekletin, ardından ılık suyla durulayın.

Bu yöntemi haftada 2 – 3 kez tekrarlayabilirsiniz.

Çemen Otu (Fenugreek): Çemen otu tohumları, protein ve lesitin açısından zengindir; bu da saç dökülmesini azaltır ve saç köklerini güçlendirir.

2 yemek kaşığı çemen otu tohumunu gece boyunca suda bekletin, sabah tohumları ezerek macun haline getirin, saç derisine uygulayın ve 30 dakika bekletin, ılık suyla durulayın.

Bu yöntemi haftada 1 – 2 kez uygulayabilirsiniz.

Soğan Suyu: Soğan suyu, sülfür açısından zengidir ve kolajen üretimini teşvik ederek saç büyümesini destekler, ayrıca saç derisindeki iltihabı azaltabilir.

1 soğanı rendeleyin, suyunu süzün, pamuk yardımıyla soğan suyunu saç derisine uygulayın, 15 – 30 dakika bekletin, ardından şampuanla yıkayın.

Bu yöntemi haftada 2 – 3 kez tekrarlayabilirsiniz.

Biberiye Yağı: Biberiye yağı, saç köklerini uyararak kan dolaşımını artırır ve saç büyümesini teşvik eder.

5 – 6 damla biberiye yağını 2 yemek kaşığı taşıyıcı yağ (zeytinyağı veya jojoba yağı) ile karıştırın, saç derisine masaj yaparak uygulayın ve 30 dakika bekletin, ılık su ve şampuanla yıkayın.

Bu yöntemi haftada 1 – 2 kez uygulayabilirsiniz.

Yeşil Çay: Yeşil çay, antioksidanlar ve polifenoller içerir; bu da saç dökülmesini azaltır ve saç köklerini güçlendirir.

2 poşet yeşil çayı 1 bardak sıcak suda demleyin ve soğutun, saç derisine masaj yaparak uygulayın, 1 saat bekletin, ılık suyla durulayın.

Bu yöntemi haftada 2 – 3 kez tekrarlayabilirsiniz.

Yumurta Maskesi: Yumurta, protein, biotin ve sülfür açısından zengindir; bunlar saç tellerini güçlendirir ve incelmeyi azaltır.

1 yumurtayı çırpın, 1 yemek kaşığı zeytinyağı ve 1 çay kaşığı bal ile karıştırın, karışımı saç derisine ve saçlara uygulayın, 20 dakika bekletin, ardından soğuk su ve hafif bir şampuanla yıkayın.

Bu yöntemi haftada 1 kez uygulayabilirsiniz.

Paylaşın

Tavuk Tikka Masala, Malzemeleri, Hazırlanışı

Tavuk tikka masala, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

500 g kemiksiz tavuk göğsü veya but (küp doğranmış)
1 su bardağı yoğurt (süzme veya koyu kıvamlı)
1 yemek kaşığı limon suyu
1 yemek kaşığı zencefil rendesi
1 yemek kaşığı sarımsak rendesi (veya ezilmiş)
1 çay kaşığı kırmızı toz biber
1 çay kaşığı garam masala
1 çay kaşığı kimyon
1 çay kaşığı zerdeçal
1 çay kaşığı kişniş tozu
Tuz ve karabiber

Sos için:

2 yemek kaşığı sıvı yağ veya tereyağı
1 büyük soğan (ince doğranmış)
2 diş sarımsak (ezilmiş)
1 yemek kaşığı zencefil rendesi
1 yemek kaşığı domates salçası
400 g domates püresi (veya 2-3 rendelenmiş domates)

1 çay kaşığı kırmızı toz biber
1 çay kaşığı garam masala
1 çay kaşığı kimyon
1/2 çay kaşığı acı kırmızı biber (isteğe bağlı, acılık için)
1 su bardağı krema veya Hindistan cevizi sütü
1/4 su bardağı taze kişniş (kıyılmış, garnitür için)
Tuz
1/2 su bardağı su (kıvamı ayarlamak için)

Servis için: Basmati pirinci

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Bir kasede yoğurt, limon suyu, zencefil, sarımsak ve tüm baharatları karıştırın. Tavuk parçalarını bu marine sosuna ekleyin, iyice karıştırın ve üzerini örterek buzdolabında en az 1 saat (ideal olarak 4-6 saat) dinlendirin.

Marine edilmiş tavukları şişlere dizin (isteğe bağlı) veya direkt olarak kullanın. Izgarada, fırında (200°C’de 15 – 20 dakika) veya tavada yüksek ateşte her tarafı hafifçe kızarana kadar pişirin (tam pişmesine gerek yok, sosla da pişecek), kenara alın.

Geniş bir tavada yağı veya tereyağını ısıtın, soğanı ekleyip altın sarısı olana kadar soteleyin (yaklaşık 5-7 dakika), sarımsak ve zencefili ekleyin, 1 dakika daha soteleyin. Domates salçasını ekleyip 1-2 dakika kavurun, ardından domates püresini ilave edin.

Baharatları (kırmızı toz biber, garam masala, kimyon, acı biber) ve tuzu ekleyin, karıştırarak 5 dakika pişirin, kremayı veya Hindistan cevizi sütünü ekleyin, kıvamı açmak için gerekirse su ilave edin, sosu 5 – 10 dakika kısık ateşte kaynatın.

Pişirdiğiniz tavuk parçalarını sosa ekleyin ve 5-7 dakika daha, tavuk tamamen pişene kadar sosun içinde kaynatın, tadını kontrol edin, gerekirse tuz veya baharat ekleyin. Taze kişnişle süsleyin ve sıcak basmati pirinci ile servis yapın.

Püf Noktaları:

Marine süresi ne kadar uzun olursa, tavuk o kadar lezzetli ve yumuşak olur. Acı sevmeyenler için kırmızı toz biberi azaltabilir veya acı biberi çıkarabilirsiniz.

Kremalı doku için süzme yoğurt veya krema yerine Hindistan cevizi sütü kullanarak daha hafif bir sos elde edebilirsiniz.

Paylaşın

Huevos Rancheros, Malzemeleri, Hazırlanışı

Tattığınız andan itibaren vazgeçilmez tarifleriniz arasında yer alacak olan kavrulmuş huevos rancheros, sevdiklerinize hazırlayacağınız kahvaltı için harika bir tercihtir.

Haber Merkezi / Ortalama 15 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Sos için:

2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 küçük soğan (ince doğranmış)
1 diş sarımsak (ezilmiş)
1 jalapeño biberi (çekirdekleri çıkarılmış, ince doğranmış, isteğe bağlı)
400 g domates püresi (veya 3-4 taze domates, rendelenmiş)
1 çay kaşığı kırmızı toz biber
1/2 çay kaşığı kimyon
Tuz ve karabiber
1/4 su bardağı su (kıvamı ayarlamak için)

Diğer Malzemeler:

4 adet mısır veya un tortillası
4 adet yumurta
1 yemek kaşığı sıvı yağ (tortilla ve yumurta için)
1 avokado (dilimlenmiş, isteğe bağlı)
1/2 su bardağı rendelenmiş kaşar veya Meksika peyniri (ör. queso fresco)
1/4 su bardağı taze kişniş (kıyılmış)
1 su bardağı haşlanmış siyah veya kırmızı fasulye (isteğe bağlı, ısıtılmış)
Acı sos (servis için, isteğe bağlı)
Lime dilimleri (servis için)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Bir tavada zeytinyağını ısıtın, soğanı ekleyip 3-4 dakika soteleyin, ardından sarımsak ve jalapeño’yu ekleyip 1 dakika daha soteleyin.

Domates püresini, kırmızı toz biberi, kimyonu, tuz ve karabiberi ekleyin, kıvamı açmak için biraz su ilave edin. Sosu kısık ateşte 8 – 10 dakika, koyulaşana kadar pişirin, tadını kontrol edin ve gerekirse baharat ekleyin, kenara alın, sıcak tutun.

Bir tavada az miktarda sıvı yağı ısıtın, tortillaları her iki tarafı hafifçe kızarana kadar (her yüzü için 30 – 60 saniye) pişirin, kızarmış tortillaları kağıt havlu üzerine alın ve sıcak tutmak için bir tabağa yerleştirin.

Aynı tavada biraz daha yağ ekleyerek yumurtaları güneşli taraf yukarı olacak şekilde pişirin (sarıları hafif akışkan kalmalı, yaklaşık 2-3 dakika), tuz ve karabiber serpin.

Her tabağa 1-2 tortilla yerleştirin, üzerine biraz ranchero sosu sürün, isteğe bağlı olarak ısıtılmış fasulyeleri tortillanın üzerine yayın, pişmiş yumurtaları sosun üzerine yerleştirin, kalan sosu yumurtaların üzerine gezdirin.

Üzerine rendelenmiş peynir, avokado dilimleri ve taze kişniş serpin, yanında lime dilimleri ve isteğe bağlı acı sos ile servis yapın.

Püf Noktaları:

Sosu daha önceden hazırlayıp buzdolabında saklayabilirsiniz; servis öncesi ısıtmanız yeterli. Tortillaları çıtır seviyorsanız, fırında 200°C’de 5-7 dakika hafifçe kızartabilirsiniz.

Yumurtaları isteğe bağlı olarak çırpılmış (scrambled) veya tam pişmiş şekilde de hazırlayabilirsiniz. Jalapeno yerine acı sevmeyenler için tatlı kırmızı biber kullanabilirsiniz.

Paylaşın

Fasulyeli Hindi Salatası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Çoğumuz hindiyi yılda sadece birkaç kez tüketiyoruz. Bu üzücü çünkü hindinin, hindi göğsü de dahil olmak üzere, sağlık faydaları saymakla bitmiyor. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi yapın.

Haber Merkezi / Ortalama 15 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

300-400 g hindi göğsü (haşlanmış veya ızgara, küp doğranmış)
1 su bardağı haşlanmış beyaz fasulye (konserve de kullanılabilir, süzülmüş)
1 adet kırmızı biber (küçük doğranmış)
1 adet salatalık (küçük doğranmış)
1 küçük kırmızı soğan (ince dilimlenmiş)
1 avuç maydanoz veya taze nane (ince kıyılmış)

1 su bardağı cherry domates (ikiye bölünmüş)
1/4 su bardağı zeytinyağı
2 yemek kaşığı limon suyu veya elma sirkesi
1 çay kaşığı hardal (isteğe bağlı)
Tuz ve karabiber
1 çay kaşığı pul biber veya sumak (isteğe bağlı)
İsteğe bağlı: 1 avuç roka veya ıspanak

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Hindi göğsünü haşlayın veya ızgarada pişirin, soğuduktan sonra küçük küpler halinde doğrayın.

Beyaz fasulyeyi haşlayın (veya konserve kullanıyorsanız süzün ve durulayın). Kırmızı biber, salatalık, kırmızı soğan ve cherry domatesleri doğrayın, maydanoz veya naneyi ince kıyın.

Bir kasede zeytinyağı, limon suyu (veya sirke), hardal, tuz, karabiber ve isteğe bağlı pul biber/sumak karıştırın.

Geniş bir salata kasesinde hindi, beyaz fasulye, doğranmış sebzeler ve yeşillikleri (roka/ıspanak) karıştırın, üzerine sosu gezdirin ve hafifçe karıştırın.

Salatayı hemen servis yapın veya buzdolabında 15-20 dakika dinlendirerek lezzetlerin karışmasını sağlayın.

Püf Noktaları:

Hindi göğsünü marine ederek (zeytinyağı, limon, tuz ve baharatlarla) daha lezzetli hale getirebilirsiniz.

Salataya ceviz, nar taneleri veya rendelenmiş havuç ekleyerek farklı tatlar deneyebilirsiniz.

Konserve fasulye kullanıyorsanız, sodyum içeriğini azaltmak için iyice durulayın.

Paylaşın

Hindi Kızartma, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sağlıklı ve lezzetli bir yemek tarifimi arıyorsunuz, hindi kızartmayı deneyin. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

1 adet bütün hindi (4-5 kg) veya hindi but/göğüs (1.5-2 kg)
3 yemek kaşığı zeytinyağı veya eritilmiş tereyağı
2 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kırmızı toz biber
1 çay kaşığı kekik

1 çay kaşığı biberiye (taze veya kuru)4 diş sarımsak (ezilmiş)
1 limonun suyu
1 su bardağı tavuk suyu veya su
2 adet soğan (dörde bölünmüş)
2-3 dal taze kekik veya biberiye (isteğe bağlı)

Garnitür için: Patates, havuç veya sebzeler

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Fırını önceden 180 derecede ısıtın. Hindiyi iyice yıkayın ve kağıt havluyla kurulayın, içini ve dışını kontrol ederek tüy veya kalıntı kalmadığından emin olun. Hindi bütünse iç kısmına tuz ve karabiber serpin.

Bir kapta zeytinyağı (veya tereyağı), tuz, karabiber, kırmızı toz biber, kekik, biberiye, ezilmiş sarımsak ve limon suyunu karıştırın. Bu karışımı hindinin her tarafına iyice yedirin. Dilerseniz hindinin derisinin altına da bu karışımı sürerek daha lezzetli bir sonuç elde edebilirsiniz.

Hindiyi bir fırın tepsisine yerleştirin, içine veya çevresine soğan dilimleri ve taze kekik/biberiye dalları ekleyin, tepsiye 1 su bardağı tavuk suyu veya su ekleyin (bu, hindinin kurumasını önler).

Hindiyi alüminyum folyo ile gevşekçe örtün (parlak tarafı içeri bakacak şekilde). Önceden ısıtılmış fırında, hindinin büyüklüğüne göre her 1 kg için yaklaşık 30 – 35 dakika pişirin (bütün hindi için 3 – 4 saat). Folyoyu son 30 dakikada kaldırın ki deri kızarsın.

Hindinin iç sıcaklığı göğüs kısmında 74°C, but kısmında 80°C olmalı (gıda termometresi kullanabilirsiniz).

Hindiyi fırından çıkarın ve 15-20 dakika folyoyla örtülü şekilde dinlendirin (bu, etin suyunu korur). Dilimleyerek sebzelerle birlikte servis yapın. Tepsiden kalan sosu süzerek üzerine gezdirebilirsiniz.

Püf Noktaları:

Hindinin sulu kalması için ara sıra tepsideki sosla hindiyi fırçalayın.
Daha çıtır bir deri için son 10 dakikada fırını 200°C’ye yükseltebilirsiniz.
Yanında cranberry sos, patates püresi veya mevsim salatası ile servis edebilirsiniz.

Paylaşın

Tavuk Paillard, Malzemeleri, Hazırlanışı

Tavuk paillard, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

2 adet kemiksiz tavuk göğsü
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 diş sarımsak (ezilmiş, isteğe bağlı)
Tuz ve karabiber
1 çay kaşığı kekik veya biberiye (isteğe bağlı)
1 yemek kaşığı limon suyu (veya balsamik sirke)
Roka, cherry domates veya limon dilimleri

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Tavuk göğüslerini streç film arasına yerleştirin, et dövme aleti veya oklava ile ince (yaklaşık 0.5 cm kalınlığında) olana kadar nazikçe dövün. Bu, tavuğun eşit ve hızlı pişmesini sağlar.

Tavukları bir kaba alın, üzerine zeytinyağı, ezilmiş sarımsak, tuz, karabiber ve isteğe bağlı kekik/biberiye ekleyin. 10 – 15 dakika marine edin (veya hemen pişirebilirsiniz).

Geniş bir tavayı yüksek ateşte ısıtın, tavukları tavaya yerleştirin ve her bir yüzünü 2-3 dakika, altın sarısı renk alana kadar pişirin. (İnce olduğu için hızlı pişer, fazla pişirmemeye dikkat edin.)

Pişen tavukları bir tabağa alın, üzerine limon suyu veya balsamik sirke gezdirin, roka, cherry domates veya limon dilimleriyle servis yapın.

Püf Noktaları:

Tavuğu çok ince dövmek, hem lezzetli hem de yumuşak bir sonuç verir. Yanında ızgara sebzeler veya hafif bir salata ile mükemmel bir uyum sağlar.

Paylaşın