Aktif İçerik Nedir, Güvenli Mi?

Aktif İçerik, başta JavaScript, PHP ve HTML5 olmak üzere çeşitli programlama dilleriyle desteklenen, bir web sayfasının dinamik ve etkileşimli yönlerini tanımlayan bir teknoloji terimidir.

Haber Merkezi / Aktif İçerik’in kullanılmasının amacı, statik bir web sayfasını duyarlı ve ilgi çekici bir platforma dönüştürerek kullanıcı deneyimini geliştirmektir. Bu vazgeçilmez teknoloji, kullanıcı etkileşimini artırarak geliştiricilerin web sitelerini veya uygulamaları kullanıcı tercihlerine ve davranışlarına göre uyarlamasına olanak tanır.

Etkileşimli multimedya öğeleri, animasyonlar ve çeşitli düzenler içeren Aktif İçerik, kullanıcı etkileşimini teşvik eder ve bir web sitesi veya uygulamada kullanıcı deneyimini kişiselleştirir. Aktif İçerik, gerçek zamanlı veri, web uygulamaları ve özelleştirme özellikleri oluşturmak için yaygın olarak kullanılır. Örneğin, çevrimiçi formlar, e-ticaret platformları ve sosyal medya siteleri, sorunsuz ve verimli bir işlevsellik için Aktif İçerik’e güvenir.

Geliştiricilerin duyarlı tasarım öğelerini yürütmesini sağlayarak, çeşitli cihazlar ve ekran boyutları arasında sorunsuz etkileşimi kolaylaştırır. Ayrıca, Aktif İçerik kullanan web uygulamaları, kullanıcı girdilerini işleme, sayfa yenilemeden verileri güncelleme ve içeriği kullanıcı davranışına göre değiştirme gibi karmaşık görevleri gerçekleştirebilir. Ancak, Aktif İçerik kullanıcıları kötü amaçlı yazılım veya kimlik avı saldırıları gibi tehditlere maruz bırakabileceğinden, uygun güvenlik önlemlerinin uygulanması çok önemlidir.

Genel olarak Aktif İçerik’in amacı kullanıcılara çok yönlü, dinamik ve ilgi çekici bir çevrimiçi deneyim sunmaktır.

Aktif İçerik hakkında sıkça sorulan sorular:

Aktif İçerik neden önemlidir?

Aktif İçerik, bir web sitesini daha etkileşimli ve duyarlı hale getirerek kullanıcı deneyimini geliştirir. İlgi çekici animasyonlar oluşturabilir, gerçek zamanlı veriler görüntüleyebilir veya kullanıcıların bilgi göndermeleri için etkileşimli formlar sağlayabilir.

Aktif İçerik güvenli mi?

Çoğu Aktif İçerik doğru kullanıldığında güvenli olsa da, bazı aktif öğelere kötü amaçlı kod gömülme riski vardır. Bu riskleri azaltmak için web geliştiricileri en iyi uygulamaları izlemeli, güncel güvenlik önlemlerinin alındığından emin olmalı ve kullanıcılar yalnızca güvendikleri web sitelerine erişmelidir.

Tarayıcımda Aktif İçeriği nasıl devre dışı bırakabilirim?

Etkin İçeriği devre dışı bırakmak tarayıcıya göre değişir, ancak genellikle tarayıcının ayarlar veya tercihler menüsünden yapılabilir. Bu genellikle güvenlik veya gizlilik bölümünde bulunur. Etkin İçeriği devre dışı bırakmanın bazı web sitelerinin işlevselliğini etkileyebileceğini ve her durumda önerilmeyebileceğini unutmayın.

Aktif İçerik tarama deneyimimi yavaşlatır mı?

Aktif İçerik, kullanıcının bilgisayarında işlem gerektirdiğinden bazen sayfa yükleme sürelerini yavaşlatabilir veya daha fazla sistem kaynağı tüketebilir. Ancak çoğu durumda, performans üzerindeki etkisi minimum düzeydedir ve etkileşimli bir kullanıcı deneyiminin faydaları, olası dezavantajlarından daha ağır basar.

Paylaşın

Yaşlanmaktan Mı Korkuyorsunuz? Koşmaya Başlayın

Koşu sadece bir spor değil, sağlıklı bir yaşam tarzına doğru atılan en önemli adımlardan biridir: Vücudu güçlendirir, ruh sağlığını iyileştirir, sosyal bağlar kurar ve hayata pozitiflik katar.

Haber Merkezi / İşte koşmanın 10 temel faydası.

Vücudu güçlendirir: Kalp ve solunum sistemi iyileşir, dayanıklılık artar.

Ömrü uzatır: Düzenli koşu, kalp damar hastalığı riskini azaltır.

Kanseri önler: Fiziksel aktivite kanser geliştirme olasılığını azaltır.

Zihni keskinleştirir: Beyne giden kan akışının artması düşünme yeteneğini artırır.

Ruh sağlığını iyileştirir: Stres ve depresyonla mücadeleye yardımcı olur.

Uygun fiyatlı ve rahat bir spordur: Özel ekipmana ihtiyaç duyulmadan yapılabilir.

“Ben” zamanı yaratır: Kişisel zaman, iç huzuru bulmanıza yardımcı olur.

Doğada vakit geçirmenizi sağlar: Açık havada yapılan egzersizler ruh halinizi iyileştirir.

Bağımsızlık ve esneklik sunar: Ne zaman ve nasıl koşacağınızı siz seçersiniz.

Ruh halini iyileştirir: Koşu, vücutta mutluluk hormonlarının salgılanmasını sağlar.

Not: Sağlıklı ve aktif bir bireyseniz, doktora görünmeden koşuya başlamak genellikle güvenlidir. Ancak kronik bir rahatsızlığınız, yaş faktörü veya herhangi bir semptomunuz varsa, bir doktora danışmak en güvenli yaklaşımdır.

Paylaşın

Mehmet Şimşek Borçlanmayla Övündü

Mehmet Şimşek, Dünya Bankası’nın toplam 657,7 milyon avroluk bir finansman paketini onaylamasına ilişkin yaptığı açıklamada, bu onayın Türkiye’nin ekonomi programına olan güvenin bir göstergesi olduğunu söyledi.

Dünya Bankası, Türkiye’nin enerji altyapısını güçlendirmek amacıyla “Türkiye İletim Sisteminin Dönüştürülmesi Projesi” (İSDP) için toplam 657,7 milyon avro tutarında bir finansman paketini onayladı. Bu paket, Türkiye’nin enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji entegrasyonu hedeflerini destekleyecek.

Söz konusu finansman paketi şu bileşenlerden oluşuyor:

625 milyon avro Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) kredisi
32,798 milyon avro (yaklaşık 38 milyon dolar eşdeğeri) Temiz Teknoloji Fonu (CTF) kredisi
2 milyon dolar tutarında CTF hibesi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bu onayın Türkiye’nin ekonomi programına duyulan güvenin bir göstergesi olduğunu belirtti.

Şimşek, “Ekonomi programımıza duyulan güven sayesinde uluslararası kuruluşlardan temin edilen uzun vadeli ve uygun koşullu dış finansman artıyor. Kalkınma hedeflerimiz doğrultusunda 2025 yılında sağladığımız kaynak tutarı 7 milyar dolara ulaştı” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Çanlar Kimin İçin Çalıyor: İdealler İle Gerçekler Arasındaki Mücadele

Ernest Hemingway’in Çanlar Kimin İçin Çalıyor (For Whom the Bell Tolls, 1940) romanı, İspanya İç Savaşı’nı (1936-1939) arka planına alarak savaşın, bireyin ve insan ilişkilerinin karmaşıklığını işleyen eserdir.

Haber Merkezi / Roman, Hemingway’in sade ama güçlü üslubuyla, hem bireysel hem de evrensel temaları derinlemesine ele alır.

Roman, Amerikalı gönüllü Robert Jordan’ın, İspanya İç Savaşı’nda faşistlere karşı savaşan cumhuriyetçi gerillalarla birlikte bir köprüyü havaya uçurma görevini üstlenmesi etrafında döner. Jordan, bu stratejik görevi yerine getirmek için bir grup gerillayla dağlık bir bölgede çalışır.

Hikaye, dört gün gibi kısa bir zaman diliminde geçer ve bu süreçte Jordan’ın hem görevine olan bağlılığı hem de gerilla grubundaki Maria ile yaşadığı aşk ilişkisi anlatılır.

Roman, savaşın yıkıcı etkilerini, bireyin ideallerle çelişkilerini ve ölümle yüzleşmesini derinlemesine işler.

Başlıca karakterler:

Robert Jordan: İdealist, disiplinli ve görevine bağlı bir dinamit uzmanı. Savaşın anlamsızlığına dair içsel çatışmalar yaşar.
Maria: Savaşta travma yaşamış genç bir kadın. Jordan ile aşkı, ona umut ve insanlık hissi verir.
Pablo: Gerilla grubunun lideri. Zeki ama kararsız, güvenilmez bir karakter.
Pilar: Pablo’nun güçlü ve kararlı sevgilisi. Grubun moral kaynağı.

Temalar:

Savaş ve anlamsızlık: Roman, İspanya İç Savaşı’nın vahşi gerçekliğini gözler önüne serer. Hemingway, savaşın hem fiziksel hem de psikolojik yıkımını, karakterlerin korkuları, ihanetleri ve çelişkileri üzerinden aktarır. Robert Jordan’ın görevi, büyük bir ideal için yapılan fedakarlıkları sorgulatır: Bir köprünün yıkılması ne kadar anlamlıdır?

Ölüm ve varoluş: Başlık, John Donne’un “Hiçbir insan bir ada değildir; her insan kıtanın bir parçasıdır… Çanlar kimin için çalıyor? Senin için” dizelerinden alınmıştır. Roman, bireyin ölümüyle insanlığın ortak kaderini birleştirir. Jordan’ın ölümü kabullenmesi, varoluşsal bir sorgulamayı yansıtır.

Aşk ve insan bağları: Savaşın kaosunda, Jordan ile Maria’nın aşkı bir umut ışığıdır. Ancak bu aşk, kısa süreli ve trajik bir kaçış olarak kalır. Hemingway, aşkın hem kurtarıcı hem de geçici doğasını vurgular.

İdealler ve gerçeklik: Jordan’ın idealleri (cumhuriyetçi dava) ile karşılaştığı gerçekler (grubun iç çatışmaları, Pablo’nun güvenilmezliği) arasındaki gerilim, romanın ana çatışmalarından biridir. Hemingway, idealizmin pratikte nasıl sınandığını gösterir.

Üslup ve anlatım:

Hemingway’in “buzdağı teorisi” bu romanda belirgindir: Anlatının yüzeyinde basit, sade bir dil kullanılırken, altında derin duygusal ve felsefi katmanlar yatar. Kısa, net cümleler ve diyaloglar, karakterlerin iç dünyasını dolaylı yoldan açığa vurur. Romanın İspanyolca ifadelerle zenginleştirilmiş diyalogları, yerel kültürü ve dönemin atmosferini başarıyla yansıtır.

Sembolizm:

Köprü: Romanın merkezindeki köprü, hem stratejik bir hedef hem de bir semboldür. Köprü, farklı gruplar arasındaki bağlantıyı temsil ederken, onun yıkılması savaşın yıkıcı doğasını ve bireyin fedakarlığını vurgular.
Çanlar: Ölümün evrenselliğini ve insanlığın ortak kaderini simgeler.
Doğa: Dağlık manzara, karakterlerin içsel mücadelelerini yansıtan bir fon oluşturur. Hemingway’in doğa betimlemeleri, hem sakinliği hem de tehdidi çağrıştırır.

Tarihsel ve kültürel bağlam:

İspanya İç Savaşı, Hemingway’in bizzat tanık olduğu bir dönemdir (gazeteci olarak savaşta bulunmuştur). Roman, faşizm ve komünizm arasındaki ideolojik çatışmayı tarafsız bir şekilde ele alır; ne cumhuriyetçileri ne de faşistleri idealize eder. Bunun yerine, savaşın her iki tarafındaki vahşeti ve insanlık dramını gösterir.

Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Hemingway’in en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Roman, savaşın insan ruhu üzerindeki etkilerini, aşkın kurtarıcı gücünü ve bireyin ideallerle gerçeklik arasındaki mücadelesini ustalıkla işler. Eleştirmenler, Hemingway’in karakter gelişimini ve diyalog kullanımını övmüş, ancak bazıları romanın temposunun yer yer yavaş olduğunu belirtmiştir.

Roman, 1943’te aynı adla sinemaya uyarlanmış (başrollerde Gary Cooper ve Ingrid Bergman) ve geniş bir izleyici kitlesine ulaşmıştır. Ayrıca, savaş edebiyatı ve modernist edebiyat içinde önemli bir yere sahiptir. Hemingway’in savaş, ölüm ve insanlık üzerine düşünceleri, günümüzde de evrensel bir yankı bulur.

Paylaşın

İmam Hatip Ve Meslek Liseleri Boş Kaldı

Sınavla öğrenci alan 837 Anadolu imam hatip lisesinin 236’sının kontenjanı doldurulamadı. Benzer bir tablo mesleki ve teknik Anadolu liselerinde de yaşandı. Tercih edilebilen meslek liselerinden 294’ünde boşluklar oluştuğu belirtildi.

Liselere Geçiş Sistemi kapsamında düzenlenen sınavın 14-24 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen tercih dönemi tamamlandı. LGS Sınavı’nın tercih sonuçlarına göre, Fen Liseleri ve Sosyal Bilimler liselerine ayrılan kontenjanların tamamı doldu.

Türkiye genelinde, sınavla öğrenci alan 533 Anadolu lisesinin yalnızca yedisinde kontenjan boşlukları oluştu. Anadolu liselerindeki boş kontenjan sayısının yalnızca 143 olduğu bildirildi.

Sayıları giderek artırılan Anadolu imam hatip liseleri ise tercih edilmedi. Buna göre, sınavla öğrenci alan 837 Anadolu imam hatip lisesinin 236’sının kontenjanı doldurulamadı. Anadolu imam hatip liselerindeki toplam boş kontenjan sayısı kayıtlara, 3 bin 825 olarak geçti.

Benzer bir tablo mesleki ve teknik Anadolu liselerinde de yaşandı. Tercih edilebilen meslek liselerinden 294’ünde boşluklar oluştuğu belirtildi. Mesleki eğitim veren liselerdeki boş kontenjan sayısı ise 4 bin 898 ile ifade edildi.

“Her yıl karşılaşılan olağan tablo”

Eğitim Uzmanı Salim Ünsal, tercih sonuçlarına ilişkin BirGün’den Mustafa Bildirici‘ye değerlendirmelerde bulundu. Tabloyu, “Her yıl karşılaşılan olağan tablo” olarak değerlendiren Ünsal, şunları söyledi:

“Mesleki ve teknik Anadolu liseleri ile Anadolu imam hatip liselerinde her yıl genel anlamda boşluklar oluşuyor. Bu okulların proje okul olarak adlandırılmasının toplumdaki beklentiyi karşılayamadığı görülüyor. Öğrencilerin büyük bölümünün fen, sosyal bilimler ve Anadolu liselerini tercih ettiği net şekilde sonuçlarla ortaya konuluyor.

Eğitimle ilgili planlama ne ise kontenjanlar da ona göre belirleniyor. Kontenjanlar yalnızca öğrencilerin tercihleri doğrultusunda belirlenseydi imam hatiplerin ve mesleki eğitim veren liselerin kontenjanının daha az olması gerekirdi.”

Ünsal, 4-6 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek nakil tercihleriyle ilgili de konuştu. Nakil döneminde büyük hareketlilik beklenmemesi gerektiğini kaydeden Ünsal, “Nakillerin gerçekleşmesi için üst sıralardaki okulların boşalması gerekiyor ki yukarı doğru kaymalar olsun. Genel olarak 285’lik puana kadar bir kontenjan boşluğu olmadığını görüyoruz” dedi.

Paylaşın

Her Gün Çinko Takviyesi Almak Doğru Mu?

Vücutta birçok önemli işlevi olan çinko, bağışıklık sistemi, yara iyileşmesi, DNA sentezi ve hücre bölünmesi gibi süreçler için oldukça önemli metalik bir mineraldir.

Haber Merkezi / Her gün çinko takviyesi almak, bireysel sağlık durumuna ve ihtiyaçlara bağlı olarak doğru veya yanlış olabilir. Ancak, çinko takviyesi kullanımı konusunda bazı önemli noktalar göz önünde bulundurmalı:

İhtiyaca göre kullanım:

Çinko eksikliği: Eğer çinko eksikliği varsa (örneğin, kan testiyle doğrulanmışsa), doktor önerisiyle günlük çinko takviyesi almak faydalı olabilir. Eksiklik belirtileri arasında bağışıklık zayıflığı, saç dökülmesi, cilt problemleri veya tat / koku kaybı yer alabilir.

Normal diyet: Dengeli bir beslenme ile çinko ihtiyacı (yetişkinler için günlük 8 – 11 mg, hamile / emziren kadınlar için biraz daha fazla) genellikle gıdalardan (et, deniz ürünleri, kabak çekirdeği, baklagiller, fındık) karşılanabilir. Bu durumda takviyeye gerek olmayabilir.

Fazla çinko alımının riskleri:

Toksik etki: Uzun süre yüksek dozda çinko almak (günlük 40 mg üzeri), bakır emilimini engelleyerek bakır eksikliğine, mide bulantısına, baş ağrısına veya bağışıklık sistemi sorunlarına yol açabilir.

İlaç etkileşimleri: Çinko, bazı antibiyotikler veya diğer ilaçlarla etkileşime girebilir, bu yüzden doktora danışmak önemlidir.

Kimler için gerekli olabilir?

Vejetaryenler/veganlar (bitkisel gıdalardaki çinko emilimi daha düşüktür).
Hamile veya emziren kadınlar.
Bağışıklık sistemi zayıf olanlar veya sık hastalananlar (örneğin, soğuk algınlığı döneminde kısa süreli yüksek doz çinko faydalı olabilir).
Yaşlılar, çünkü çinko emilimi yaşla azalabilir.

Paylaşın

Aktif Bileşen Nedir, Örnekleri Nelerdir?

Teknolojideki aktif bileşen, genellikle DC (Doğru Akım) devresinden gelen bir enerji kaynağına dayanan ve bir devre içindeki elektron akışını kontrol edebilen bir tür elektronik bileşendir.

Haber Merkezi / Bu bileşenler elektronikte kritik bir rol oynar ve transistörler, entegre devreler, diyotlar ve daha fazlası gibi farklı formlarda bulunurlar. Sinyalleri yükseltme ve anahtar görevi görme yetenekleri nedeniyle çeşitli elektronik işlevler için temel teşkil ederler.

Aktif bileşenlerin amacı, istenen bir sonucu elde etmek için akım akışını kontrol etmek, yönlendirmek ve yönetmektir. Örneğin, bir tür aktif bileşen olan transistörler, sinyal gücünü artırmak için amplifikatör veya elektrik akımını açıp kapatmak için anahtar olarak kullanılır. Benzer şekilde, bir başka tür aktif bileşen olan diyotlar, güç kaynağı devrelerinde alternatif akımı (AC) doğru akıma (DC) dönüştürmek için kullanılır.

Birden fazla aktif bileşenin karmaşık düzenlemelerinden oluşan entegre devreler, cihazlarda çeşitli işlevleri yerine getirir; bilgisayarlarda merkezi işlem birimi olarak görev yapmaktan günlük ev aletlerindeki daha basit işlevlere kadar. Bu nedenle, aktif bileşenler bugün kullandığımız çoğu elektronik cihazın çalışması için hayati önem taşır.

Aktif Bileşen hakkında sıkça sorulan sorular:

Aktif bileşenlere bazı örnekler nelerdir?

Aktif bileşenlerin yaygın örnekleri arasında transistörler, diyotlar, entegre devreler ve işlemsel yükselteçler bulunur.

Aktif bileşenler, pasif bileşenlerden nasıl farklı çalışır?

Devreye enerji veremeyen pasif bileşenlerin aksine, aktif bileşenler enerji ekleyebilir ve kontrol edebilir. Sinyallerin güç seviyesini artırırlar ve ayrıca akım akışını kontrol edebilirler.

Teknolojide aktif bileşen kullanmanın amacı nedir?

Aktif bileşenler, sinyal yükseltme, salınım, sinyal işleme ve elektrik sinyallerini düzenleme gibi çeşitli teknoloji uygulamalarında yaygın olarak kullanılır.

Aktif bileşenler tüm elektronik cihazlarda olmazsa olmaz mıdır?

Her ne kadar tüm elektronik cihazlar aktif bileşenlere ihtiyaç duymasa da, bunların büyük çoğunluğu gerektirir. Televizyon, radyo ve bilgisayar gibi sinyal yükseltme veya işleme gerektiren herhangi bir cihaz, aktif bileşenlerden yararlanacaktır.

Aktif bir bileşenin çalışması için her zaman güç gerekir mi?

Evet, aktif bileşenler, elektronik cihazlarda güç yükseltme veya sinyal modülasyonundan sorumlu oldukları için çalışmak için harici bir güç kaynağına ihtiyaç duyarlar.

Belirli bir teknoloji için aktif bir bileşen seçerken hangi faktörler göz önünde bulundurulmalıdır?

Göz önünde bulundurulması gereken faktörler arasında güç gereksinimleri, çalışma frekansı, devredeki amaçlanan işlev (amplifikasyon veya salınım gibi), paket türü ve maliyet etkinliği bulunur.

Tek bir devrede birden fazla aktif bileşen kullanılabilir mi?

Evet, tek bir devrede birden fazla aktif bileşen kullanılabilir. Örneğin, bilgisayarlar ve televizyonlar gibi karmaşık elektronik cihazlar, devrelerinde birden fazla aktif bileşen kullanır.

Paylaşın

Aktif Saldırı İle Pasif Saldırı Arasındaki Fark Nedir?

Aktif saldırılar, saldırganın dijital bir sistemin bütünlüğünü, gizliliğini veya erişilebilirliğini tehlikeye atmayı amaçlayan doğrudan eylemler başlattığı bir siber güvenlik ihlali türüdür; öncelikli olarak hassas bilgilere erişmek veya bunları bozmak için.

Haber Merkezi / Aktif saldırıların temel amacı yalnızca hedeflenen sisteme sızmak değil, aynı zamanda finansal veya operasyonel olarak zarar veya hasara yol açmaktır. Saldırganlar, güncel olmayan yazılım veya zayıf parola hijyeni gibi sistemin güvenlik önlemlerindeki zayıflıklardan yararlanarak hesapların kontrolünü ele geçirebilir, verileri manipüle edebilir ve hatta sistemin genel işleyişini bozabilir.

Bu saldırılar, kötü niyetli kişilerin sisteme müdahale etmeden gizlice bilgi topladığı pasif saldırılara kıyasla çok daha büyük bir risk oluşturmaktadır. Aktif saldırılar genellikle iki geniş kategoriye ayrılır: iç ve dış saldırılar. İç aktif saldırılar, genellikle kuruluş içinden sisteme meşru erişimi olan kişiler tarafından gerçekleştirilir.

Amaçları kurumsal casusluk yapmak, sabotaj operasyonları düzenlemek veya kişisel çıkar elde etmek olabilir. Öte yandan, harici aktif saldırılar, sisteme yetkili erişimi olmayan kişiler tarafından başlatılır. Genellikle, harici saldırganlar kurumsal iş akışında tahribat yaratmayı veya değerli verileri çalarak kâr elde etmeyi amaçlar.

Aktif saldırılar, hizmet reddi (DoS), aracı saldırı (MITM) ve oturum ele geçirme gibi taktiklerle ortaya çıkabilir. Bu saldırıların kurumlara ve bireylere verebileceği potansiyel zarar nedeniyle, aktif saldırıların etkisini önlemek ve azaltmak için güçlü siber güvenlik önlemleri şarttır.

Aktif Saldırı hakkında sıkça sorulan sorular:

Aktif saldırıların başlıca türleri nelerdir?

Başlıca aktif saldırı türleri arasında maskeli saldırılar, değişiklik saldırıları, hizmet reddi (DoS) saldırıları ve tekrar saldırıları yer alır. Bu saldırıların her biri, hedef sistemi veya ağı tehlikeye atmak için farklı bir yaklaşıma sahiptir.

Sistemimi aktif saldırılara karşı nasıl koruyabilirim?

Aktif saldırılara karşı savunma, önleyici tedbirlerin, tespit yöntemlerinin ve kurtarma stratejilerinin bir kombinasyonunu gerektirir. Bunlardan bazıları güçlü kimlik doğrulama protokolleri, saldırı tespit sistemleri, güvenlik duvarları, antivirüs yazılımları ve düzenli sistem güncellemeleri ve yamalarıdır.

Aktif saldırı ile pasif saldırı arasındaki fark nedir?

Aktif bir saldırıda, saldırgan hedeflenen sistemi veya ağı, verilerini ele geçirerek, değiştirerek veya bozarak aktif olarak etkilemeye çalışır. Pasif bir saldırı ise, saldırganın yetkisiz bilgi elde etmek amacıyla sistemi yalnızca gözlemlemesini veya izlemesini içerir. Aktif bir saldırı sisteme doğrudan zarar verebilirken, pasif bir saldırı, gelecekteki saldırılar veya diğer kötü amaçlı amaçlar için kullanılabilecek bilgileri toplamaya odaklanır.

Aktif bir saldırı pasif bir saldırıdan daha fazla hasara yol açabilir mi?

Aktif saldırılar, hedef sisteme veya verilerine doğrudan müdahale ettikleri için genellikle daha büyük hasara yol açma potansiyeline sahiptir. Pasif saldırılar, yetkisiz veri erişimi açısından zararlı olsalar da, sisteme doğrudan bir kesinti veya hasar vermezler. Ancak, pasif saldırılardan elde edilen bilgiler daha sonraki aktif saldırılarda kullanılabilir ve bu da genel etkilerini artırabilir.

Paylaşın

Tam Buğdaylı Pizza, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sevdikleriniz için iyi bir pizza tarifi mi arıyorsunuz? Tam buğdaylı pizza aradığınız pizza tarifi olabilir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Pizza hamuru:

1 çay kaşığı aktif kuru maya
3/4 su bardağı ılık su
3/4 su bardağı tam buğday unu
2 yemek kaşığı arpa unu
2 çay kaşığı glüten
1 yemek kaşığı yulaf
1 yemek kaşığı zeytinyağı

Üzerine konulacak malzemeler:

2,5 su bardağı dilimlenmiş domates (yaklaşık 3 domates)
2,5 su bardağı doğranmış çiğ ıspanak
1/4 su bardağı doğranmış taze fesleğen
1 yemek kaşığı kıyılmış taze kekik (veya 1 çay kaşığı kurutulmuş)
1 yemek kaşığı kıyılmış sarımsak
5 adet ince dilimlenmiş siyah zeytin
0,5 su bardağı ufalanmış beyaz peynir

Hazırlanışı;

Hamur yapmak için mayayı ılık suda eritin ve 5 dakika bekletin, kuru malzemeleri karıştırın. Yağ ve su – maya karışımını ekleyin. En iyi kıvamı elde etmek için 10 – 15 dakika yoğurun. Hamuru en az 1 saat mayalanmaya bırakın.

Fırını 230 derecede ısıtın. Hamuru unlanmış bir yüzeyde 1,2 cm kalınlığında açın, fırın tepsisine veya pizza küreğine yerleştirin. Üzerine domates, ıspanak, fesleğen, kekik, sarımsak, dilimlenmiş zeytin ve ufalanmış beyaz peynir serpin, çıtır çıtır olana kadar 10 – 12 dakika pişirin. Afiyet olsun…

Paylaşın

Hipokrat Kimdir? Teorik Çalışmaları

MÖ 460 yılında Kos (İstanköy) Adası’nda dünyaya gelen Hipokrat (Hippokrates) MÖ 370 yılında hayatını kaybetmiştir. Hipokrat, “Tıp Bilminin Babası” olarak bilinen önemli bir figürdür.

Haber Merkezi / Hipokrat Dönemin tıp anlayışını kökten değiştirerek, tıbbı dini ve batıl inançlardan ayırıp bilimsel bir disiplin haline getirmiştir. Hipokrat’ın öğretileri ve eserleri, özellikle Hipokrat Külliyatı (Corpus Hippocraticum), Batı tıbbının temelini oluşturmuştur. Aynı zamanda, etik ilkeleriyle tanınan Hipokrat Yemini, modern tıbbın etik kurallarının temelini oluşturur.

Hipokrat’ın Teorik Çalışmaları

Hipokrat’ın teorik çalışmaları, tıbbı sistematik bir bilim haline getirme çabası etrafında şekillenmiştir. Ancak, Hipokrat Külliyatı’ndaki eserlerin bir kısmı doğrudan ona ait olmayabilir; bazıları öğrencileri veya çağdaşları tarafından yazılmıştır.

Tıbbın Bilimsel Temellere Oturtulması: Hipokrat, hastalıkların doğaüstü nedenlere (tanrıların öfkesi, kötü ruhlar) bağlı olmadığını savunmuş, bunların doğal sebeplerden kaynaklandığını öne sürmüştür. Bu, tıbbı mitlerden ve batıl inançlardan ayıran devrimci bir yaklaşımdır.

Hipokrat, hastalıkların çevresel faktörler, yaşam tarzı ve bedensel dengesizliklerden kaynaklandığını belirtmiştir.

Dört Sıvı (Humor) Teorisi: Hipokrat, insan vücudunun dört temel sıvıdan (humor) oluştuğunu öne sürmüştür: kan, balgam, sarı safra ve kara safra. Sağlık, bu sıvıların dengede olmasıyla; hastalık ise bu dengenin bozulmasıyla ilişkilidir.

Her sıvı, belirli bir organ, mevsim ve mizaçla bağlantılıydı:

Kan: Kalp, ilkbahar, sıcak ve nemli (sanguine mizaç).
Balgam: Beyin, kış, soğuk ve nemli (flegmatik mizaç).
Sarı safra: Karaciğer, yaz, sıcak ve kuru (kolerik mizaç).
Kara safra: Dalak, sonbahar, soğuk ve kuru (melankolik mizaç).

Bu teori, Galen tarafından geliştirilmiş ve Orta Çağ’da Batı tıbbında etkili olmuştur.

Klinik Gözlem ve Tanı: Hipokrat, hastanın detaylı gözlemini ve semptomların sistematik kaydını vurgulamıştır. Anamnez (hasta öyküsü) ve prognoz (hastalığın seyri tahmini) yöntemlerini geliştirerek modern klinik tıbbın temellerini atmıştır.

Örneğin, “Hipokrat Yüzü” (facies Hippocratica) terimi, ölümcül hastalarda görülen soluk, çökük yüz ifadesini tanımlar ve onun gözlem yeteneğini yansıtır.

Hastalıkların sınıflandırılması ve semptomların detaylı tarif edilmesi (örneğin, akciğer hastalıkları, epilepsi, sıtma) onun katkılarının bir parçasıdır.

Doğal İyileşme ve Vücudun Kendi Kendini İyileştirme Yeteneği: Hipokrat, vücudun kendi kendini iyileştirme kapasitesine (vis medicatrix naturae) inanıyordu. Hekimin görevi, bu doğal süreci desteklemekti. Bu nedenle, tedavi yöntemlerinde minimal müdahale ve doğal yöntemler (diyet, egzersiz, dinlenme) tercih edilirdi.
Çevresel faktörlerin (iklim, su, hava, beslenme) sağlığa etkisini vurguladı ve hastanın yaşam tarzını iyileştirmeyi hedefledi.

Tıp Etiği ve Hipokrat Yemini: Hipokrat, hekimlik mesleğinin etik kurallarını düzenleyen Hipokrat Yemini ile tanınır. Yeminde, hekimin hastaya zarar vermeme (primum non nocere), gizliliğe saygı, mesleki dürüstlük ve hastanın iyiliğini ön planda tutma ilkeleri yer alır.

Bu etik kurallar, modern tıp etiğinin temelini oluşturur ve günümüzde hâlâ sembolik olarak kullanılmaktadır.

Cerrahi ve Tedavi Yöntemleri: Hipokrat, cerrahi teknikler geliştirmiş ve özellikle kırık-çıkık tedavileri, yara bakımı ve apse drenajı gibi konularda yöntemler sunmuştur. Örneğin, Hipokrat Sırası (bir tür çekme cihazı), kırık kemiklerin düzeltilmesi için kullanılmıştır.

Hipokrat, enfeksiyonların önlenmesi için temizlik ve hijyen kurallarına önem vermiştir.

Epidemiyoloji ve Çevresel Tıp: Havalar, Sular, Yerler Üzerine adlı eseri, çevresel faktörlerin (iklim, su kalitesi, coğrafya) hastalıklar üzerindeki etkisini incelemiştir. Bu, çevresel tıbbın ve epidemiyolojinin erken bir örneğidir.
Farklı bölgelerdeki hastalıkların dağılımını ve yaşam koşullarının sağlık üzerindeki etkilerini analiz etmiştir.

Hipokrat Külliyatı

Hipokrat Külliyatı, yaklaşık 60 eserden oluşan bir koleksiyondur ve Hipokrat ile öğrencilerinin çalışmalarını içermektedir. Önemli eserler şunlardır:

Epidemiler: Hastalıkların gözlemlenmesi ve klinik kayıtları.
Havalar, Sular, Yerler Üzerine: Çevresel faktörlerin sağlık üzerindeki etkisi.
Prognoz: Hastalıkların seyri ve tahmini.
Yemin: Tıp etiğinin temel ilkeleri.
Kutsal Hastalık Üzerine: Epilepsinin doğaüstü değil, doğal nedenlerle oluştuğunu savunur.

Hipokrat, tıbbı sistematik, akılcı ve etik bir bilim haline getirerek insanlık tarihine büyük bir katkı sağlamıştır. Dört sıvı teorisi, klinik gözlem, doğal iyileşme ve etik ilkeleri gibi teorik çalışmaları, onun tıp tarihindeki eşsiz yerini pekiştirmiştir. Hipokrat Külliyatı, hem antik hem de modern tıbbın gelişiminde bir dönüm noktasıdır.

Paylaşın