Kalıcı Saç Düzleştirme: Temel Yöntemler

Kalıcı saç düzleştirme ile günlük saç şekillendirme rutininize veda edebilirsiniz. Bu düzleştirici saç bakımı, saçlarınızın inanılmaz derecede şık ve göz alıcı görünmesini sağlayacaktır.

Haber Merkezi / Ancak, her saç bakımında olduğu gibi, aklınızda birkaç soru olabilir. Bu bakım saçınıza zarar verir mi? Herhangi bir yan etkisi var mı?…

Kimyasal Düzleştirme:

Nasıl Yapılır?:

Saç, genellikle sodyum hidroksit (lix) veya tiyoglikolat içeren kimyasal bir ürünle işlem görür.
Kimyasal, saçın doğal bağlarını (disülfid bağları) kırar ve saç telini yeniden şekillendirir.
İşlem, saçı düzleştirdikten sonra nötrleştirici bir ürünle sabitlenir.

Süre: 3-6 ay (yeni çıkan saçlar doğal yapısında uzar).

Avantajları:

Uzun süreli düzlük sağlar.
Evde veya kuaförde uygulanabilir.

Dezavantajları:

Saçı yıpratabilir, kırılmalara ve kuruluğa neden olabilir.
Kimyasallar hassas saç derisini tahriş edebilir.
Uzman bir kuaför tarafından yapılmazsa saça zarar verebilir.

Kime Uygun?: Kalın, kıvırcık veya Afro saç tipleri için idealdir.

Brezilya Fönü (Keratin Tedavisi):

Nasıl Yapılır?:

Saça keratin bazlı bir ürün uygulanır, ardından saç düzleştirici bir fön ve yüksek ısıda düzleştirici ile sabitlenir.
Keratin, saçın dış katmanını kaplayarak düz ve parlak bir görünüm sağlar.

Süre: 2-4 ay (saç tipine ve bakımına bağlı).

Avantajları:

Saçı besler, parlaklık ve yumuşaklık katar.
Kimyasal düzleştirmeye göre daha az zarar verici.

Dezavantajları:

Bazı ürünlerde formaldehit gibi zararlı kimyasallar bulunabilir.
Sık yıkama etkisi azaltır.
Yüksek maliyetli olabilir.

Kime Uygun?: Dalgalı veya hafif kıvırcık saçlar için uygundur.

Japon Saç Düzleştirme (Termal Yeniden Şekillendirme):

Nasıl Yapılır?:

Saç, kimyasal bir solüsyonla (genellikle tiyoglikolat bazlı) işlem görür ve ardından yüksek ısıda düzleştirici ile şekillendirilir.
Saçın yapısı kalıcı olarak değiştirilir.

Süre: 6-12 ay (yeni saçlar doğal yapısında uzar).

Avantajları:

Çok düz, ipeksi bir sonuç verir.
Uzun süre kalıcıdır.

Dezavantajları:

Saçı ciddi şekilde yıpratabilir.
Uzun bir işlem (4-8 saat) ve yüksek maliyetlidir.
Yeni çıkan saçlarla düz kısımlar arasında fark oluşabilir.

Kime Uygun?: Kalın, kıvırcık veya zor şekil alan saçlar için idealdir.

Lazer Saç Düzleştirme:

Nasıl Yapılır?:

Lazer teknolojisi ve kimyasal ürünlerle saçın yapısı değiştirilir.
Daha yeni bir yöntemdir ve bazı kuaförlerde bulunur.

Süre: 3-6 ay.

Avantajları:

Daha az kimyasal kullanımıyla saça zarar verme riski düşük olabilir.
Pürüzsüz bir görünüm sağlar.

Dezavantajları:

Henüz yaygın değil, bu nedenle deneyimli uzman bulmak zor olabilir.
Maliyeti yüksek olabilir.

Kime Uygun?: Çoğu saç tipi için uygundur, ancak uzman tavsiyesi gerekir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler:

Saç Sağlığı: Kimyasal işlemler saçın doğal yapısını değiştirdiği için yıpranma riski taşır. İşlem öncesi saçın sağlıklı olduğundan emin olun.

Uzman Seçimi: Kalıcı düzleştirme işlemleri, deneyimli bir kuaför tarafından yapılmalıdır. Yanlış uygulama saç kaybına veya ciddi hasara yol açabilir.

Bakım: İşlem sonrası saçınızı nemlendiren şampuanlar, sülfatsız ürünler ve düzenli bakım maskeleri kullanın.

Test: Kimyasal ürünlere karşı alerji testi yaptırın.

Sıklık: Yeni çıkan saçlar için sadece kök kısmına rötuş yapılmalı, tüm saça tekrar işlem uygulamaktan kaçınılmalıdır.

Paylaşın

Saç Derisi İçin Esmer Şeker Peelingi Nasıl Yapılır?

Saç derisinin bakımı, saç yapısına bağlı olarak (iki haftada birden en az ayda bire kadar) tüm kir ve kalıntıları gidermek için iyi bir temizlik rutinine ihtiyaç duyar.

Haber Merkezi / Esmer şeker, saç derisini tahriş etmeden ölü deri hücrelerini doğal olarak dökebilen bir saç peelingidir.

Aşağıda evde kolayca hazırlanabilecek bir esmer şeker peelingi tarifi ve uygulama adımları yer alıyor:

Malzemeler:

2 yemek kaşığı esmer şeker (doğal bir eksfoliyan olarak çalışır)
1 yemek kaşığı zeytinyağı, hindistancevizi yağı veya badem yağı (nemlendirici ve besleyici)
1 çay kaşığı bal (isteğe bağlı, nemlendirici ve antimikrobiyal özellikler için)
3-5 damla esansiyel yağ (örneğin, çay ağacı yağı: kepek için; lavanta yağı: rahatlatıcı; nane yağı: canlandırıcı) (isteğe bağlı)

Yapılışı:

Karışımı Hazırlayın:

Küçük bir kasede esmer şekeri ve seçtiğiniz yağı karıştırın. Karışım, nemli bir kum kıvamı alana kadar iyice karıştırın.
Bal eklemek isterseniz, bu aşamada ekleyin ve homojen bir macun elde edin.
Esansiyel yağ kullanacaksanız, birkaç damla ekleyip karıştırın.

Saç Derisini Hazırlayın:

Saçınızı ılık suyla ıslatın, böylece saç derisi nemlenir ve peeling daha kolay uygulanır.
Saçınızın kuru veya hafif nemli olması da uygundur, ancak ıslak saç derisi peelingin daha iyi tutunmasını sağlar.

Peeling Uygulaması:

Karışımı parmak uçlarınızla alın ve saç derisine küçük dairesel hareketlerle nazikçe masaj yapın.
Saç derisini bölümlere ayırarak (örneğin, ön, yanlar, arka) tüm bölgeye eşit şekilde uygulayın.
Çok sert bastırmamaya dikkat edin; esmer şeker zaten doğal bir aşındırıcıdır ve fazla baskı tahrişe neden olabilir.

Bekletme ve Durulama:

Peelingi saç derinizde 3-5 dakika masaj yaptıktan sonra, isterseniz 2-3 dakika daha bekletebilirsiniz (özellikle bal veya esansiyel yağ kullanıyorsanız).
Ardından ılık suyla saçınızı iyice durulayın. Gerekirse hafif bir şampuan ve saç kremi kullanabilirsiniz.

Ne Sıklıkla Uygulanmalı?

Normal saç derisi için: Haftada 1 kez.
Yağlı saç derisi veya kepek sorunu için: Haftada 1-2 kez.
Hassas saç derisi için: Ayda 1-2 kez, tahrişi önlemek için nazikçe uygulayın.

Dikkat Edilmesi Gerekenler:

Hassasiyet Testi: Esansiyel yağ kullanıyorsanız, önce cildinizin küçük bir bölgesinde test edin, çünkü alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
Tahrişten Kaçının: Açık yara, egzama veya ciddi saç derisi hassasiyeti varsa peeling yapmaktan kaçının.
Doğru Miktar: Çok fazla şeker veya yağ kullanmak saçta kalıntı bırakabilir, bu yüzden ölçülere sadık kalın.
Saç Tipine Göre Ayar Yapın: Yağlı saçlar için çay ağacı yağı, kuru saç derisi için hindistancevizi yağı gibi malzemeleri seçebilirsiniz.

Faydaları:

Ölü deri hücrelerini temizler.
Saç derisindeki kan dolaşımını artırarak saç köklerini besler.
Kepek ve yağlanmayı azaltabilir.
Saç derisini nemlendirir ve sağlıklı bir görünüm kazandırır.

Paylaşın

“Mono Diyetler” Tehlikeli Mi?

Yaz ayları tüm hızıyla devam ederken, birçok kişi mükemmel fiziğe kavuşmak için mucizevi olduğu iddia edilen diyet hilelerine başvuracak. Bunlar arasında “mono diyetler” de var.

Haber Merkezi / Mono diyetler, yani tek bir gıdaya dayalı diyetler (örneğin, sadece muz, patates veya yoğurt yemek), genellikle kısa süreli uygulandığında ciddi sağlık sorunlarına yol açmasa da uzun vadede tehlikeli olabilir. İşte nedenleri:

Besin Eksikliği: Mono diyetler, vücudun ihtiyaç duyduğu protein, yağ, vitamin ve mineral gibi temel besin maddelerini yeterince sağlamaz. Bu, bağışıklık sisteminin zayıflamasına, kas kaybına, yorgunluğa ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.

Metabolik Sorunlar: Tek tip beslenme, metabolizmayı yavaşlatabilir ve hormonal dengesizliklere neden olabilir. Uzun süreli kalori kısıtlaması, tiroid fonksiyonlarını etkileyebilir.

Sindirim Sorunları: Çeşitli besinlerin eksikliği, sindirim sistemini olumsuz etkileyebilir; örneğin, lif eksikliği kabızlığa yol açabilir.

Psikolojik Etkiler: Mono diyetler kısıtlayıcı olduğu için yemekle sağlıksız bir ilişki gelişmesine, yeme bozukluklarına veya duygusal strese neden olabilir.

Kısa Süreli Etki: Mono diyetler genellikle hızlı kilo kaybı sağlar, ancak bu kayıp çoğunlukla su ve kas kütlesinden olur, yağ kaybı değil. Kilo kaybı sürdürülebilir olmaz ve diyet bırakıldığında “yo-yo etkisi” ile kilo geri alınabilir.

Mono diyetler zaman güvenli olabilir?

Kısa süreli (1-3 gün) ve doktor gözetiminde uygulanan mono diyetler, örneğin detoks amaçlı veya belirli tıbbi nedenlerle (örneğin, sindirim sistemini rahatlatmak) kullanılabilir. Ancak bu bile herkes için uygun değildir.

Öneri: Sağlıklı ve sürdürülebilir bir diyet için dengeli beslenme tercih edilmelidir. Çeşitli gıdalardan oluşan bir diyet, vücudun tüm ihtiyaçlarını karşılar. Mono diyet düşünüyorsanız, bir diyetisyen veya doktora danışmanız önemlidir.

Paylaşın

Çelik’ten Özel’e “AK Parti, Organize Kötülük Örgütü” Tepkisi

Özgür Özel’in AK Parti’ye yönelik sözlerine tepki gösteren Ömer Çelik, “CHP yönetimi için kullanması gereken tüm tanımları, adresi şaşırarak AK Partimiz için kullanıyor” dedi.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in AK Parti’ye yönelik sözlerine tepki gösterdi.

Çelik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “CHP Genel Başkanı Özgür Özel çok ciddi bir ‘siyasi navigasyon’ problemi yaşıyor. Özgür Özel AK Partimize ‘organize kötülük örgütü’ demiş ve yine adresi şaşırarak CHP’ye söyleyeceği sözleri AK Partimize söylemiş. Özgür Özel siyasi adreslerin, kavramların ve siyasi tabelanın yerini şaşırma konusunda büyük bir performansa sahip. CHP yönetimi için kullanması gereken tüm tanımları, adresi şaşırarak Ak Partimiz için kullanıyor.

Oysa çok partili hayata geçtiğimizden beri demokrasi karşıtı ‘organize işler’ CHP’den sorulur. Cuntaları destekleyen ‘organize milli irade sabotajları’nın adresi CHP’dir. Milletin sandıkta verdiği oyu hedef alan ‘organize demokrasi düşmanlığı’ CHP siyaseti olarak markalaşmıştır. Bugün de Özgür Özel yönetimi milletin kaynaklarını ‘organize bir kötülükle’ gasp edenlerin savunma merkezi haline gelmiştir. Özgür Özel’in CHP ile özdeşleşmiş konulara partimizi karıştırması hadsizliktir. ‘Organize kötülük’lerin nerede olduğunu görmek istiyorsa, siyasi navigasyon güncellemesi yapması yeterli olacaktır.”

Özgür Özel ne demişti?

CHP Lideri Özgür Özel, CHP’den istifa edip AK Parti’ye geçen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı:

“Özlem Çerçioğlu ayrıksı bir vakadır. Buradaki bir kişi bile 1 adım geri atmadı. Biz kendisinin gözünün içine bakarak sorduk, korkutuğun bir şey var mı? Korkuyorsun tabii ama yanlışın var mı diye sorduk. Yok dedi. Özlem Çerçioğlu gitti, sığındı. AK Partili olunca hapisten kurtuldu. Ben Özlem Çerçioğlu hırsızlık yaptı demem, görmem lazım. Özlem Çerçioğlu, kendine güvenmek yerine namertliğe başvurup ‘Beni alın, suçlamayın’ dedi.

Suçu, günahı bağımsız mahkemelerde ispatlanır inşallah. AK Parti gibi bir organize kötülük örgütünün içine sığınmış. Ne biliyorsa açıklasın. Bu parti korkusuzlar partisi. Bu durumu Aydın’da meydan tasdik etti zaten. Allah kimseyi Özlem Çerçioğlu’nun durumuna düşürmesin. Aydın tarihinin en büyük mitingi ona tepki olarak yapıldı.”

Paylaşın

Cumhur Reyonu: İktidarın Enflasyonu Düşük Gösterme Planı

Ekonomist Mahfi Eğilmez, zincir marketlerde kurulacak olan “Cumhur Reyonu”ndaki ürünlerin, TÜİK tarafından enflasyon hesaplamalarında referans alınabileceğini, böylece manşet enflasyonun olduğundan düşük gösterilebileceğini söyledi.

Zincir marketlerde özel olarak oluşturulacak “Cumhur Reyonu” köşeleriyle temel gıda ürünlerinin sabit ve düşük fiyatlarla satışa sunulması planlanıyor. Proje kapsamında un, şeker, bakliyat, yağ ve sebze-meyve gibi en çok tüketilen ürünlerin doğrudan kamu depolarından temin edilmesi; aracıların devre dışı bırakılarak maliyetlerin düşürülmesi ve fiyat istikrarının sağlanması hedefleniyor.

Gıda enflasyonunu sınırlamayı hedefleyen uygulama, dar gelirliler için destekleyici bir adım olarak sunulsa da, ekonomistler projenin kalıcılığı, kapsayıcılığı ve enflasyon hesaplamalarına olası etkileri konusunda farklı görüşler dile getiriyor.

Karar’dan Berfu Kargı’nın aktardığına göre; Ekonomist İris Cibre, Cumhur Reyonu uygulamasını kamu eliyle yürütülen sosyal destek politikası açısından ilk etapta olumlu bulduğunu belirtti. Gıdada dar gelirli kesime yönelik fiyat müdahalesinin önemli olduğunu vurgulayan Cibre, uygulamanın kalıcılığı ve hedef kitleye etkin erişimi konusunda ise bazı soru işaretlerine dikkat çekti.

Cibre, “Harcama kapasitesi görece yüksek olanlar da bu reyonları kullanıp arzı yok edecektir bence. Asıl yararlanması gereken kesimi nasıl ayırd edeceksin ki? ?” ifadelerini kullandı.

Eski Turizm Bakanı Bahattin Yücel ise Cumhur Reyonu’nun CHP’li belediyelerin yürüttüğü Kent Lokantası uygulamasına bir yanıt niteliği taşıdığı öne sürüldü. Bu kıyasa da değinen Cibre, Kent Lokantaları’nın geniş kesimlere erişen başarılı bir sosyal politika örneği olduğunu belirterek, “Cumhur Reyonu tek başına bir reyon. Erişilebilirlik, kalite ve tedarik istikrarı gibi unsurlar burada daha kırılgan olabilir” dedi.

Ekonomist Mahfi Eğilmez ise konuya farklı bir açıdan yaklaştı. Eğilmez, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, söz konusu ürünlerin fiyatlarının TÜİK tarafından enflasyon hesaplamalarında referans alınabileceğini, böylece manşet enflasyonun olduğundan düşük gösterilebileceğini öne sürdü. “Bundan amaç fiyatları buradan alıp enflasyonu düşük göstermek olabilir” dedi.

Cibre ise bu yoruma yanıtında, enflasyon sepetinde yıl ortasında değişiklik yapılmadığını hatırlatarak, seçili ürünlerin önceden belirlendiğini ve teknik olarak böyle bir sapmanın çok mümkün olmadığını dile getirdi.

Cibre’ye yanıt veren Eğilmez ise şu ifadeleri kullandı: “Sepet değişimine gerek yok İris Hanım. Mesela beyaz peynirin fiyatını eskiden zincir marketin normal reyonundan alıp sepete koyarken şimdi bu reyondan alıp sepete koyacak. Fiyatları nereden aldığını açıklamadığı için sorun yok.”

Gazeteci İnan Mutlu ise projeye daha eleştirel bir yaklaşım getirdi. Uzun yıllardır tarım politikalarının yerli üreticiyi zayıflattığını savunan Mutlu, sosyal medya hesabında şu ifadeleri kullandı:

“İktidarda olduğun 20 yıldan uzun süredir yerli tarımı tasfiye et. Bütçede tarıma destek ödemelerini yüzde 1’in altına düşür. Kendi çiftçine vermediğin parayı ithalata harca. Sonra ben size ucuz ürün satacağım diye propaganda yap. Sahi, gıda enflasyonu düşmüyor muydu?”

Yeni Şafak gazetesinde yer alan bilgilere göre, Cumhur Reyonu uygulaması 55 binin üzerindeki zincir marketin yaklaşık yüzde 10-15’lik alanında hayata geçirilecek. Ürünler kamu tedarik sistemine dahil edilen depolardan temin edilecek, böylece lojistik ve aracı maliyetleri ortadan kaldırılarak fiyatlar sabit tutulmaya çalışılacak. Marketlerin yanı sıra pazar esnafı ve yemek üretim merkezlerinin de bu sisteme entegre edilmesi planlanıyor.

Reyonda yer alacak ürünler arasında başta un, şeker, yağ, bakliyat ve temel sebze-meyve çeşitleri olmak üzere 100 ila 150 kalem temel tüketim ürünü bulunacak. Hedef, gıda fiyatlarının ağırlıklı olduğu enflasyon sepetinde istikrar sağlamak ve dar gelirli yurttaşın temel tüketim yükünü hafifletmek.

Paylaşın

Konferans Ligi: Beşiktaş, Turu İstanbul’a Bıraktı

UEFA Konferans Ligi Play-Off Turu ilk maçında İsviçre temsilcisi Lausanne ile Beşiktaş, La Tuiliere Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşma, 1-1 eşitlikle sona erdi.

Haber Merkezi / Hakem Sigurd Smehus Kringstad’ın yönettiği karşılaşmada Beşiktaş’ın golünü 45. dakikada Milot Rashica, Lausanne’nin tek golünü ise 83. dakikada Bryan Okoh kaydetti.

Turun rövanş karşılaşması, 28 Ağustos Perşembe günü saat 20.00’de Dolmabahçe’de oynanacak.

45. dakikada Jurasek’in sol kanattan kale önüne yaptığı ortada Abraham’dan önce kaleci Letica uzanarak meşin yuvarlağı çeldi. Ceza sahası hafif sağ çaprazında Rashica’nın sol ayağıyla yaptığı düzgün vuruşta top ağlarla buluştu. 0-1

83. dakikada sağ kanattan Olivier Custodio’nun kullandığı köşe atışında ceza sahası içinde Okoh’un vuruşunda top ağlarla buluştu. 1-1

Stat: La Tuiliere

Hakemler: Sigurd Smehus Kringstad, Runar Langseth, Ole Andreas Haukasen

Lausanne Sport: Letica, Mouanga, Sow, Okoh, Poaty (Fofana dk. 90+2), Soppy (Butler-Oyedeji dk. 63), Roche, Custodio, Lekoueiry (Alban Ajdini dk. 85), Sene, Diakite (Sigua dk. 85)

Beşiktaş: Ersin, Paulista, Uduokhai, Emirhan, Rashica (Taylan Bulut dk. 84), Orkun (Kartal Kayra Yılmaz dk. 84), Ndidi, Jurasek (Emrecan Terzi dk. 68), Rafa Silva, Joao Mario, Abraham

Goller: Okoh (dk. 83) (Lausanne Sport), (Rashica (dk. 45) (Beşiktaş)

Paylaşın

Kuyucaklı Yusuf: Sınıf Çatışması Ve Bireyin Yalnızlığı…

Sabahattin Ali’nin 1937 yılında yayımlanan ilk romanı “Kuyucaklı Yusuf”, Türkiye edebiyatında toplumsal gerçekçilik ve romantizm unsurlarını harmanlayan öncü bir eserdir.

Haber Merkezi / Roman, 1900’lü yılların başında Ege Bölgesi’nde (Aydın’ın Nazilli ilçesi ve Balıkesir’in Edremit ilçesi) geçer ve yetim bir çocuğun, Yusuf’un, toplumsal düzenle çatışmasını, yalnızlığını ve aşkını konu edinir. Eser, hem bireysel hem de toplumsal meseleleri derinlemesine işleyerek Türkiye edebiyatında önemli bir yere sahiptir.

Roman, 1903 yılında Aydın’ın Kuyucak köyünde anne babası eşkıyalar tarafından öldürülen 9 yaşındaki Yusuf’un hikayesini anlatır. Nazilli Kaymakamı Selahattin Bey, Yusuf’u evlat edinir ve onu eşi Şahende Hanım ile kızı Muazzez’in yaşadığı evine götürür. Yusuf, yeni ailesinde ve taşra toplumunda uyum sağlamakta zorlanır.

Sert, içine kapanık ve çevresine yabancı bir karakter olan Yusuf, zamanla Muazzez’e aşık olur. Ancak kasabadaki eşraf ve bürokrasinin adaletsiz düzeni, özellikle Şahende ve Şakir gibi karakterlerin entrikaları, Yusuf’un hayatını trajediye sürükler. Roman, Yusuf’un bu düzene başkaldırısı ve Muazzez’in kaybıyla dağlara kaçmasıyla sona erer.

Kuyucaklı Yusuf, Türkiye edebiyatında Batılılaşma teması yerine toplumsal yapının aksaklıklarını ele alan ilk romanlardan biridir. Eser, taşradaki eşraf ve bürokrasinin yozlaşmışlığını, güçlünün zayıfı ezmesini ve adaletsizliği gözler önüne serer. Yusuf’un hikayesi, ezilen halkın çaresizliğini ve bireyin sistem karşısındaki yalnızlığını yansıtır.

Yusuf, köylü kökenli bir birey olarak kasaba toplumuna uyum sağlayamaz. Onun sert ve dürüst doğası, kasabanın ikiyüzlü düzenine ters düşer. Bu uyumsuzluk, romanı Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar gibi eserlerin öncüsü yapar.

Yusuf’un Muazzez’e olan aşkı, romantik bir boyut katsa da, bu aşk alışkanlık ve sorumlulukla şekillenir. Yusuf, Muazzez’in kendisi için nihai bir amaç olmadığını bilir, ancak onsuz varoluşsal arayışını sürdüremeyeceğini düşünür. Bu, romanın hem romantik hem de trajik tonunu güçlendirir.

Romanın sonunda Yusuf’un eşrafı ve bürokratları öldürüp dağlara kaçması, Rousseau’nun doğaya dönüş felsefesine ve bireysel başkaldırıya işaret eder. Bu, Türkiye edebiyatında eşkıya romanlarının öncüsü olarak kabul edilir.

Karakterler:

Yusuf: Sert, içine kapanık, ama duygusal derinliği olan bir karakterdir. Çocukluğunda yaşadığı travma, onu dış dünyaya karşı güvensiz ve mesafeli yapmıştır. Muazzez’e olan aşkı, onun insanî yanını ortaya çıkarır, ancak toplumsal düzenle çatışması trajik sonunu hazırlar.

Eleştirmenler, Yusuf’u Türkiye edebiyatının ilk romantik kahramanı olarak görse de, bazıları onun daha çok yalnız ve uyumsuz bir figür olduğunu savunur.

Muazzez: Kaymakamın kızı, sade ve iyi niyetli bir karakterdir. Yusuf’la ilişkisi, masum bir sevgiyle başlar, ancak çevrenin baskısı altında ezilir.

Şahende Hanım: Kötülüğü ve çıkarcılığı simgeler. Yusuf’a karşı acımasız davranır ve kasabanın yozlaşmış düzenine hizmet eder.

Selahattin Bey: Merhametli ancak zayıf bir karakterdir. Bürokrasinin bir dişlisi olarak insani özelliklerini kaybeder, bu da onun dramını oluşturur.

Romanın Öne Çıkan Özellikleri:

Sabahattin Ali’nin sade, akıcı ve etkileyici dili, romanı sürükleyici kılar. Betimlemeler, özellikle Anadolu’nun toplumsal ve doğal atmosferini canlı bir şekilde yansıtır. Renklerin kullanımı (sarı: korku ve zayıflık; kırmızı: öfke) psikolojik derinlik katar.

Roman, Anadolu’daki sınıf çatışmalarını, bürokrasinin yozlaşmasını ve köylülerin çaresizliğini gerçekçi bir gözlemle aktarır. Bu yönüyle Yaşar Kemal ve Kemal Tahir gibi yazarların köy edebiyatına öncülük eder.

Eser, Yusuf’un aşk hikâyesiyle romantik bir ton taşırken, toplumsal eleştirileriyle realist bir çizgiye oturur. Ancak, bazı eleştirmenler, kurgunun yer yer kopuk olduğunu ve finalin havada kaldığını belirtir.

Roman, üç cilt olarak planlanmış, ancak Sabahattin Ali’nin 1948’deki ölümü nedeniyle tamamlanmamıştır. İkinci ciltte Çineli Kübra, üçüncü ciltte ise Yusuf’un dağdan şehre inişi işlenecekti. Bu, eserin açık uçlu sonunu açıklıyor.

Kuyucaklı Yusuf, Osmanlı’nın son dönemleri ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında (1908-1915) geçer. Bu dönem, savaşların ve toplumsal dönüşümlerin halk üzerindeki etkilerinin yoğun olduğu bir zamandır.

Roman, bu bağlamda, bürokrasi – eşraf işbirliğinin halkı ezmesini ve adaletsizliği eleştirir. Sabahattin Ali’nin 1931 yılında Aydın Cezaevi’nde tanıştığı bir Yusuf’tan esinlenmesi, esere otobiyografik bir boyut katmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın “100 Temel Eser” listesinde yer alan romanın ele aldığı adaletsizlik, sınıf çatışması ve bireyin yalnızlığı gibi temalar, günümüzde de geçerliliğini korur.

Sonuç olarak; Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali’nin gözlemci ve eleştirel bakış açısını yansıtan, hem bireysel hem toplumsal düzlemde derinlikli bir eserdir. Yusuf’un trajik hikayesi, aşkı ve başkaldırısı, okuyucuyu hem duygusal hem de düşünsel olarak etkiler.

Ancak, kurgusal eksiklikler ve yarım kalmışlık hissi, eserin bazı yönlerini tartışmalı kılar. Buna rağmen, Türkiye edebiyatında taşra hayatını ve insanlık hallerini işleyen öncü bir yapıt olarak değerini korur. Eser, edebiyatseverler için hem sürükleyici bir hikaye hem de dönemin toplumsal dinamiklerine ayna tutan bir başyapıttır.

Paylaşın

Daha Uzun Ve Sağlıklı Bir Yaşam İçin “Uzun Ömür Diyeti”

Uzun ömür diyeti, bilimsel araştırmalarla desteklenen ve dünyanın en uzun yaşayan insanlarının beslenme alışkanlıklarından ilham alır. Diyet, bitki bazlı gıdalara ve dengeli beslenme düzenine vurgu yapar.

Haber Merkezi / Dr. Valter Longo’nun çalışmalarıyla öne çıkan diyet, yaşlanma sürecini yavaşlatmayı, kronik hastalık risklerini azaltmayı hedefler.

Uzun ömür diyetinin temel ilkeleri:

Bitki Ağırlıklı Beslenme: Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar ön plandadır. Hayvansal ürün tüketimi (özellikle kırmızı et) minimuma indirilir.

Düşük Protein, Yüksek Karbonhidrat: Genç yaşlarda düşük protein alımı (özellikle hayvansal protein) ve kompleks karbonhidratlara odaklanılır.

Oruç Benzeri Diyet: Belirli aralıklarla kalori alımını ciddi şekilde azaltan, 5 günlük periyotlarla uygulanan diyet döngüleri önerilir. Bu, hücresel yenilenmeyi teşvik eder.

Zaman Kısıtlı Yeme: Günde 10-12 saatlik bir zaman diliminde yemek yemeyi önerir, örneğin sabah 8’den akşam 8’e kadar.

Şeker ve İşlenmiş Gıdalar: Rafine şeker ve işlenmiş gıdalardan kaçınılır.

Kültürel ve Bireysel Uyarlama: Akdeniz diyeti gibi bölgesel beslenme alışkanlıklarına dayanır ve bireysel ihtiyaçlara göre uyarlanabilir.

Örnek Günlük Menü:

Kahvaltı: Yulaf ezmesi, badem sütü, yaban mersini ve ceviz.
Öğle: Mercimek çorbası, tam tahıllı ekmek, zeytinyağlı ıspanak salatası.
Ara Öğün: Bir avuç badem veya bir elma.
Akşam: Izgara somon (veya sebzeli kinoa), buharda brokoli, zeytinyağlı roka salatası.
İçecekler: Su, bitki çayları, şekersiz kahve.

Yaşam Tarzı ile Entegrasyon:

Fiziksel Aktivite: Haftada 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz (yürüyüş, yoga, yüzme).
Stres Yönetimi: Meditasyon gibi yöntemlerle stresin azaltılması.
Uyku: Günde 7-8 saat kaliteli uyku.

Önemli Notlar

Bireysel Uyarlama: Diyet, yaş, cinsiyet, sağlık durumu ve kültürel alışkanlıklara göre uyarlanmalıdır. Örneğin, Akdeniz diyetiyle benzerlik gösterir ve yerel gıdalarla uygulanabilir.

Sağlık Kontrolü: Diyete başlamadan veya FMD uygulamadan önce doktor veya diyetisyene danışılmalı, özellikle diyabet, düşük tansiyon veya hamilelik gibi durumlar varsa.

Sürdürülebilirlik: Uzun Ömür Diyeti, katı bir diyetten ziyade yaşam tarzı değişikliği olarak görülmelidir.

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduat Hesaplarında Erime Devam Ediyor

15 Ağustos ile biten haftada Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları 440,5 milyar lira seviyesine geriledi. Merkez Bankası (TCMB), yıl içinde KKM uygulamasının sonlandırılmasının planlandığını duyurmuştu.

Haber Merkezi / Aynı hafta Merkez Bankası’nın (TCMB) net rezervleri önceki haftaya göre 2,1 milyar dolar seviyesinde artarak 176,5 milyar dolar düzeyine yükseldi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) haftalık bülteninde yer alan bilgilere göre, kur korumalı mevduatlar 15 Ağustos haftasında 458,5 milyar lira seviyesinden 440,5 milyar lira seviyesine geriledi. KKM düşüş hızı yüzde 3,9 olarak kaydedildi.

Merkez Bankası (TCMB) KKM ile ilgili son olarak 2 Ocak tarihinde yayımlanan düzenleme ile döviz yükümlülüğü bulunan şirketlere KKM desteğini sonlandırma kararı almıştı. TCMB 2025 para politikası çerçevesini sunduğu metinde de yıl içinde KKM uygulamasının sonlandırılmasının planlandığını duyurmuştu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 15 Ağustos ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı. Buna göre, Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 3 milyar 321 milyon dolar artışla 90 milyar 928 milyon dolara çıktı. Brüt döviz rezervleri, 8 Ağustos’ta 87 milyar 607 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.

Bu dönemde altın rezervleri ise 1 milyar 176 milyon dolar azalışla 86 milyar 758 milyon dolardan 85 milyar 582 milyon dolara indi.

Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 15 Ağustos haftasında bir önceki haftaya göre 2 milyar 145 milyon dolar artışla 174 milyar 365 milyon dolardan 176 milyar 510 milyon dolara çıktı ve üst üste ikinci haftada rekor seviyeye ulaştı.

Paylaşın

İlerici Sosyal Hareketler Nasıl Başarılı Olabilir?

Sosyal hareket, bir grup insanın ortak bir amaç doğrultusunda toplumsal, politik, ekonomik veya kültürel değişim yaratmak için organize bir şekilde bir araya gelerek gerçekleştirdiği kolektif eylemdir.

Kurtuluş Aladağ / Bu hareketler, mevcut düzenin bir yönünü değiştirmeyi, reform yapmayı veya yeni bir toplumsal düzen kurmayı hedeflerler.

Sosyal Hareketlerin Temel Özellikleri:

Ortak Amaç: Adalet, eşitlik, çevre koruma gibi belirli bir hedef etrafında birleşilir (ör. kadın hakları, sivil haklar).
Kolektif Eylem: Protestolar, boykotlar, kampanyalar veya farkındalık etkinlikleri gibi faaliyetlerle ses getirilir.
Organizasyon: Resmi (dernekler, STK’lar) veya gayri resmi (taban hareketleri) yapılarla düzenlenir.
Süreklilik: Genellikle uzun vadeli bir mücadele gerektirir, tek bir olayla sınırlı kalmaz.
Toplumsal Etki: Normları, yasaları veya kültürel algıları değiştirmeyi amaçlar.

Sosyal Hareketlerin Türleri:

İlerici: Yeni haklar veya eşitlik için (ör. LGBTQ+ hakları).
Muhafazakâr: Mevcut düzeni koruma amaçlı (ör. geleneksel değerleri savunan hareketler).
Reformist veya Devrimci: Küçük çaplı değişiklikler (reform) veya köklü dönüşüm (devrim) hedefleyebilir.

Sosyal hareketler, toplumsal değişimin motoru olarak işlev görür ve genellikle tarihsel bağlam, kültürel dinamikler ve fırsatlarla şekillenir.

İlerici sosyal hareketlerin başarılı olması, bir dizi stratejik, organizasyonel ve toplumsal faktörün bir araya gelmesine bağlıdır.

Net ve İlham Verici Hedefler: Başarılı hareketler, açık, anlaşılır ve geniş kitleleri harekete geçirebilecek hedefler belirler. Örneğin, sivil haklar hareketi eşitlik ve adalet gibi evrensel değerleri öne çıkarmıştır.

Güçlü Örgütlenme ve Liderlik: Etkili liderler ve iyi yapılandırılmış organizasyonlar, hareketin yönünü belirler ve sürdürülebilirliğini sağlar. Örnek olarak, 1960’lardaki Sivil Haklar Hareketi’nde Martin Luther King Jr. gibi liderler ve NAACP gibi kuruluşlar kritik rol oynamıştır.

Geniş Kitle Desteği: Hareketin başarısı, farklı kesimlerden (işçi sınıfı, gençler, akademisyenler vb.) geniş bir koalisyon oluşturabilmesine bağlıdır. Çevresel hareketler gibi bazı ilerici hareketler, farklı grupları birleştirerek daha fazla etki yaratmıştır.

Stratejik İletişim ve Medya Kullanımı: Medya, özellikle sosyal medya, hareketin mesajını yaymak ve kamuoyunu etkilemek için güçlü bir araçtır. Örneğin, #MeToo hareketi sosyal medya aracılığıyla küresel bir etki oluşturmuştur.

Barışçıl ve Yaratıcı Eylemler: Şiddet içermeyen protestolar, oturma eylemleri, boykotlar veya sanatsal eylemler, hem kamuoyunun sempatisini kazanabilir hem de otoriteleri baskı altına alabilir. Gandhi’nin tuz yürüyüşü buna klasik bir örnektir.

Politik ve Kurumsal Baskı: Hareketler, yasal değişiklikler veya politik reformlar için mevcut sistem içinde baskı oluşturmalıdır. Kadınların oy hakkı hareketi, uzun süren savunuculuk ve lobi faaliyetleriyle başarıya ulaşmıştır.

Kültürel ve Toplumsal Değişim: Başarılı hareketler, sadece politik değil, aynı zamanda kültürel normları ve toplumsal algıları da değiştirir. Örneğin, LGBTQ+ hakları hareketi, toplumsal kabulü artırmak için kültürel alanda da büyük ilerlemeler kaydetmiştir.

Esneklik ve Adaptasyon: Değişen koşullara uyum sağlayabilen hareketler daha dayanıklıdır. Black Lives Matter gibi hareketler, yerel ve küresel bağlamlara uyum sağlayarak etkisini sürdürmüştür.

Zamanlama ve Fırsatlar: Toplumsal krizler veya politik açıklıklar (örneğin ekonomik buhranlar, skandallar), hareketlerin ivme kazanması için fırsat yaratabilir.

Sürdürülebilirlik ve Uzun Vadeli Strateji: Başarı, tek bir eylemle değil, uzun vadeli bir vizyonla gelir. Çevresel hareketler, yıllar süren savunuculukla iklim değişikliği konusunda küresel farkındalık yaratmıştır.

Karşıt güçler (ör. hükümetler, çıkar grupları), iç bölünmeler veya kaynak eksikliği ilerici sosyal hareketleri zorlayabilir. Bu nedenle, birlik, stratejik planlama ve sabır kritik önemdedir.

Sonuç olarak; İlerici sosyal hareketler, net hedefler, güçlü organizasyon, geniş destek ve stratejik iletişimle başarıya ulaşabilir. Ancak, her hareketin bağlamı farklıdır ve başarı, yerel koşullara ve kültürel dinamiklere bağlı olarak şekillenir.

Paylaşın