Adres Alanı Nedir? Türleri

Adres alanı, bir bilgisayar sisteminin, aygıtın veya belirli bir programın belleğe veya diğer kaynaklara erişmek için kullanabileceği ayrı adresler aralığını ifade eder.

Haber Merkezi / Bir sistemin belleğinde, verilerin depolanabileceği veya alınabileceği benzersiz bir konum kümesidir. Genel olarak adres alanları fiziksel veya sanal olabilir; sanal adres alanları, çalışma zamanı sırasında bellek yönetim birimleri (MMU’lar) tarafından fiziksel adreslere eşlenir.

Adres alanı, özellikle bellek yönetimi ve kaynak tahsisi açısından bilgisayar sistemleri alanında hayati bir amaca hizmet eder. Temel işlevi, her bir bellek konumuna benzersiz bir tanımlayıcı veya “adres” sağlamak ve yazılım bileşenlerinin verileri verimli bir şekilde depolamasına ve almasına olanak tanımaktır.

Bellek konumlarının bu şekilde düzenlenmesi, yazılım ve donanım varlıkları arasında sorunsuz ve etkili bir iletişimin sağlanmasında çok önemlidir, çünkü bellekte depolanan belirli verilere veya komut kümelerine başvurmalarını sağlar.

Bellek kaynaklarının adres alanları aracılığıyla dağıtımını yöneterek, bilgisayar sistemleri performanslarını optimize edebilir ve çok sayıda uygulama, işlem ve çevre biriminin aynı anda çalışmasını kolaylaştırarak kaynak çakışmalarını önleyebilir ve genel verimliliği artırabilir.

Belirli ihtiyaçları karşılamak için farklı adres alanı türleri mevcuttur ve bunlar bir bilgi işlem sisteminin mimarisine ve tasarımına göre kullanılır. Örneğin, fiziksel adres alanı bir bilgisayarın donanımındaki gerçek bellek konumlarını ifade ederken, sanal adres alanı her işleme kendi özel bellek alanını sağlayan bir soyutlama düzeyidir.

Sanal adres alanları, modern işletim sistemlerinde artırılmış güvenlik ve izolasyon sağlayarak, işlemlerin birbirlerinin belleğine müdahale etmeden bağımsız olarak çalışmasını sağlamak açısından kritik öneme sahiptir.

Ayrıca, sanal adres alanları, sistemlerin fiziksel sınırlarının ötesinde daha fazla belleğe erişmelerini sağlayarak çok yönlülüğünü artırır ve böylece daha büyük uygulamaları ve çoklu görev işlemlerini barındırma kapasitelerini artırır. Sonuç olarak, adres alanları çağdaş bilgi işlem sistemlerinin işlevselliğine, güvenilirliğine ve performansına önemli ölçüde katkıda bulunur.

Adres alanı hakkında sıkça sorulan sorular:

Adres alanı türleri nelerdir?

İki ana adres alanı türü vardır: fiziksel adres alanı ve sanal adres alanı. Fiziksel adres alanı, donanımdaki (RAM) gerçek bellek konumlarını ifade ederken, sanal adres alanı, programların mevcut fiziksel bellekten daha fazla belleğe erişmesine olanak tanıyan bir soyutlama katmanıdır.

Adres alanının amacı nedir?

Adres alanı, bir bilgisayar sistemindeki bellek konumlarını düzenlemeye ve yönetmeye yarar. Bellek konumlarını benzersiz adreslere eşleyerek, sistem kaynakları kolayca izleyebilir ve veri ve talimatların verimli bir şekilde depolanmasını, erişilmesini ve yürütülmesini sağlayabilir.

Bir işletim sistemi adres alanlarını nasıl işler?

İşletim sistemleri, işlemlere ve uygulamalara bellek ayırıp ayırarak adres alanlarını yönetmekten sorumludur. İşletim sistemi, her işlem için ayrı adres alanları oluşturarak farklı işlemler arasında izolasyon sağlar ve ayrıca bir işlem sonlandırıldığında kaynakların doğru şekilde tahsis edilmesini ve serbest bırakılmasını sağlar.

Adres alanı düzeni rastgeleleştirmesi (ASLR) nedir?

Adres Alanı Düzeni Rastgeleleştirme (ASLR), modern işletim sistemleri tarafından bir işlemin adres alanındaki önemli veri alanlarının konumunu rastgele belirlemek için kullanılan bir güvenlik tekniğidir. Bu, bir saldırganın hedef verilerin veya işlevlerin bellek konumunu tahmin etmesini zorlaştırarak, arabellek taşması saldırıları gibi istismar girişimlerine karşı koruma sağlar.

Paylaşın

Adres Çözümleme Protokolü Sahteciliği Nedir?

Adres Çözümleme Protokolü (ARP) Sahteciliği, ARP zehirlenmesi olarak da bilinir ve öncelikle ağ üzerinden gönderilen verileri ele geçirmek için kötü amaçlı kullanılır.

Haber Merkezi / Temel olarak, bir saldırganın yerel bir ağa sahte ARP (Adres Çözümleme Protokolü) mesajları göndererek saldırganın MAC adresini ağdaki meşru bir bilgisayar veya sunucunun IP adresiyle ilişkilendirdiği bir tekniktir. Bu saldırının temel amacı, ana bilgisayara yönelik verileri ele geçirmek veya ana bilgisayarı etkisiz hale getirmektir.

ARP sahteciliği çeşitli amaçlarla kullanılır; bunlardan en önemlilerinden biri oturum ele geçirmedir. Burada, saldırgan, ağa bağlı bilgisayarlar arasındaki oturumun kontrolünü ele geçirerek, geçen veri paketlerinin şifresini çözebilir veya bunları değiştirebilir. Saldırganın sunucuyu gereksiz web trafiğiyle doldurduğu ve sunucunun aşırı yüklenmesine neden olarak meşru kullanıcılara hizmet vermeyi engellediği Hizmet Reddi saldırıları için kullanılabilir.

Ayrıca, bir ağdaki iki düğüm arasındaki iletişimi, düğümlerin farkında olmadan dinlemek için “aradaki adam” saldırılarında da kullanılır. Esasen ARP Sahteciliği, yetkisiz ağ erişimi, veri hırsızlığı veya hizmetlerin kesintiye uğraması için bir temel oluşturur.

Adres Çözümleme Protokolü (ARP) Sahteciliği hakkında sıkça sorulan sorular:

ARP Sahteciliği nasıl çalışır?

ARP Sahteciliğinde, saldırgan ağa sahte bir ARP mesajı göndererek başlar. Bu mesaj saldırganın MAC adresini ve kurbanın IP adresini içerir. ARP, mevcut ARP girişlerinin üzerine yazma esasına göre çalıştığından, ağ hedef cihaza yönelik trafiği saldırgana göndermesi için aldatılır.

ARP Sahteciliğinin potansiyel tehditleri nelerdir?

ARP Sahteciliği, hizmet reddi saldırıları, oturum ele geçirme veya aracı saldırıları gibi ciddi tehditleri kolaylaştırabilir. Bu, ağ üzerinden dolaşırken hassas bilgilere yetkisiz erişime veya bunların değiştirilmesine yol açabilir.

ARP Sahteciliğini nasıl tespit edebilirim?

ARP Sahteciliğini işaret eden bazı belirtiler vardır. Bunlar arasında olağandışı ağ yavaşlığı, ağ trafiğindeki anormallikler, yinelenen IP adresleri veya açıklanamayan veri tükenmesi bulunur. Ayrıca, ağ güvenlik araçları şüpheli ARP etkinliğini tespit etmek için yerleşik özelliklere sahip olabilir.

ARP Sahteciliğini nasıl önleyebilirim?

VPN kullanma, DHCP dinlemeyi etkinleştirme, ARP Sahteciliği tespit yazılımı veya statik ARP kurma gibi teknikler ARP Sahteciliğini önlemeye yardımcı olabilir. Ayrıca, olası tehditlere karşı korunmak için güçlü ve güncel bir güvenlik yazılımı bulundurmak da önemlidir.

ARP Sahteciliği yasa dışı mıdır?

Evet, ARP Sahteciliği başka bir cihazın iletimlerine yetkisiz erişimi içerdiğinden yasa dışıdır. Veri hırsızlığı veya ağ kurcalama gibi kötü amaçlı faaliyetlerde sıklıkla kullanılır.

ARP ve ARP Sahteciliği arasındaki fark nedir?

ARP, ağdaki bir cihazın IP adresine göre MAC adresini bulmak için kullanılan bir protokoldür; ARP Sahteciliği ise iletişimleri engellemek veya değiştirmek için bu protokolü kullanan bir bilgisayar korsanlığı tekniğidir.

ARP Sahteciliği herhangi bir ağda yapılabilir mi?

Teorik olarak, ARP Sahteciliği herhangi bir ağda yapılabilir. Ancak, yetersiz koruyucu önlemler, gevşek güvenlik politikaları veya güncel olmayan güvenlik yazılımları gibi güvenlik açıklarına sahip ağlar, ARP Sahteciliği saldırılarına daha yatkındır.

Paylaşın

Özgür Özel, “Erken Seçim” Çağrısını Yineledi

“Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, erken seçim çağrısını yineleyerek, “Ey Erdoğan, ben halkım. Ben milletim. Ben milli iradeyim. Adayımı bırak, sandığı getir. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum. Artık erken seçim istiyorum. Kaçma, hodri meydan. Hodri meydan. Hodri meydan” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tutuklu belediye başkanlarına ve partili yöneticilere yönelik yargı operasyonlarına karşı düzenlediği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi, bu hafta Sivas’ta gerçekleştirildi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mitingde bir konuşma yaptı.

Özel’in konuşmasından satır başları şu şekilde; “Bugün Sivas’ta tarih yazıyorsunuz. 4 Eylül 1919’da Türkiye Cumhuriyeti’nin kaderinin yazıldığı yerdeyiz. Mustafa Kemal Paşa ile birlikte esarete itiraz edenlerin şehrindeyiz. Sivas Kongresi Anadolu’da mücadele eden tüm yapıları Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk çatısı altında topladı. Sonra bu çatı Cumhuriyet Halk Fırkası’na dönüştü. Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı bu güzel şehir aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi’nin de kurulduğu şehirdir.

Cumhuriyet Sivas’a büyük yatırımlar yaptı. Gelişmişlikte 8. sıradaydı. AKP geldiğinden beri, Sivas’tan oy aldı ama maalesef seçimde yüzünü döndüğü Sivas’a seçimden sonra sırtını döndü. Sivas’ı çantada keklik bildiler. 8. sıradaki Sivas’ı 45. sıraya kadar gerilettiler. Bu güzel kent 23 yıl önce 755 bin olan nüfusu 637 bine düştü. Yurt dışında ya da başka illerde 7 milyon Sivaslı yaşıyor.

Sivas’a artık sonuncusu gibi şikayet edince çiftiler ‘Ananı da al git diyen’ bir cumhurbaşkanı değil, birincisi gibi ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen bir cumhurbaşkanı lazım. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı birincisinin peşinden giden, birincisinin partisinden olan çiftçiyi yine milletin efendisi yapacak olan Ekrem İmamoğlu’ndan başkası değildir.

Recep Tayyip Erdoğan sizi seviyor mu? Sevmiyor çünkü siz fakirsiniz. Recep Tayyip Erdoğan zengini seviyor. Biz fakirsiniz deyince AK Parti’den birkaç zevzek çıkmış ‘Millete hakaret etti’ diyor. Resmi rakam Türkiye’de yoksulluk sınırı 86 bin lira. Bu meydanda 86 bin liradan evine maaş giren kimse yok. Tayyip Erdoğan bu insanları fakirleştirdi. Yoksulluk sınırının altında maaş alana yoksul denir, fakir denir. Bu iktidar geldiğinde orta direk vardı. Memur fakir değildi, esnaf fakir değildi, köylüler fakir değildi. Ama bugün 16 bin 800 lira en düşük emekli maaşı. Asgari ücret 22 bin lira. Memur maaşı 47 bin lira. Yoksulluk sınırı 86 bin lira. 86 bin liranın altında maaş alan herkes fakirdir. Bizi bu hale bu iktidar getirdi.

Buradan Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Sivas kararını vermiş. Kimin gideceği de belli kimin geleceği de belli. Ant olsun ki AK Parti’nin iktidarı bitiyor. Gidiyorsunuz. Bakan evlatlarının dönemi kapanıyor, vatan evlatlarının dönemi başlıyor. Buradan haykırıyoruz. Memur kurtulmadan işçi kurtulmaz. Emekli kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Polis kurtulmadan öğrenci kurtulmaz. Hasta kurtulmadan doktor kurtulmaz. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.

Seçim gecesinde bu iktidar gidince, bu iktidarın her fırsatta karşısına polisi diktiği, gaz sıktırdığı gençlerle kahraman Türk polisi omuz omuza halay çekerek kutlayacak o geceyi. Milletin artık dayanacak gücü kalmadı. Asgari ücrete zam yapılmalıdır. En düşük emekli maaşı asgari ücret kadar olmalı, çiftçilere kanunda yazan destekler verilmeli, memurlara hak ettiği zam verilmeli, atanmayan öğretmen atanmalıdır. Artık toplumun tüm kesimlerinin sorunları çözülmelidir. Bunların hiçbirisini bu iktidar yapamaz, yapmayacak. Bu iktidar göndermeli, Cumhuriyet Halk Partisi gelmeli, bu söylediklerimi yapmalıdır.

Hiç kimse Türkiye’nin kaynak sorunu var demesin. Ülke zengindir, topraklar verimlidir, denizlerimizden karamıza her taraftan bereket fışkırmaktadır, halkımız gençtir, Türkiye çalışarak kazanabilecek güçlü bir ülkedir yeter ki sırtındaki asalaklardan kurtulsun. Kurtulacağız. Erdoğan Sivas’ı görüyor musun? Sivas’ı duyuyor musun? Millet sandık istiyor, ‘Hodri meydan’ diyor. Kaçma, getir sandığı. Kararı millet versin. Bunları duymak yerine kaçmakla meşguller. Bir de tutmuşlar kendi gazetelerine haber yaptırıp millet kızınca ‘Yok öyle bir şey’ diyorlar.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı Adayı birincisinin peşinden giden, birincisinin partisinden olan, ‘Çiftçi milletin efendisidir’ deyip, yine onu milletin efendisi yapacak olan Ekrem İmamoğlu’ndan başkası değildir. İnşallah hep beraber partimizi iktidara taşıdığımızda Sivas’ın çiftçisinin de, hayvancılıkla uğraşanın da, sanayicisinin de, emeklisinin de, asgari ücretlisinin de, öğrencisinin de, esnafının da yüzünü güldüreceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi bu iktidar gibi, Sivas’ı ve Türkiye’yi perişan edenler gibi, onlara sırtını dönen değil; onları duyan, dinleyen, anlayan ve çözüm üreten bir iktidarın sahibi olacak. Milletin iktidarının, halkın iktidarının sahibi olacak.

Çünkü buradaki sorun, ülkede siyaset öncelik belirlemek için yapılır. Birilerinin önceliği başkaları, bizim önceliğimiz başkaları. Bu meydana sorayım. Recep Tayyip Erdoğan sizi seviyor mu? Seviyor mu? Sevmiyor. Niye sevmiyor? Çünkü siz fakirsiniz kardeşim. Fakir. Recep Tayyip Erdoğan fakiri sevmiyor, zengini seviyor. Şimdi biz ‘fakirsiniz’ deyince AK Parti’den bir iki zevzek çıkmış ‘Millete hakaret ediyor, fakir diyor’ diyor. Kardeşim resmi rakam Türkiye’de yoksulluk sınırı 86 bin lira. Bu meydanda 86 bin liradan yüksek maaş alanlar elini kaldırsın. Kaldır, çekinme kaldır. Alkışlatacağım. Bak, bu meydanda 86 binden fazla evine maaş giren, gelir giren kimse yok.

Tayyip Erdoğan bu insanları fakirleştirdi. Yoksulluk sınırının altında çalışana, altında maaş alana yoksul denir, fakir denir. Bu iktidar geldiğinde orta direk vardı. Memurlar vardı, fakir değildiler. Esnaf fakir değildi. Hayvancılıkla uğraşan fakir değildi. Köylüler fakir değildi. Ama bugün bu ülkede emekliler 16 bin 800 lira alıyor. En düşük emekli maaşı. 16 bin lira alanlar el kaldırsın göreyim. Bak meydana bak. 16 bin lira alıyor bu insanlar. Asgari ücret 22 bin lira. 22 bin lira ve altında maaş alanlara el kaldırsın, göreyim. Bak meydana. Bugün ve memur maaş 47 bin lira ya, memur maaşı, en düşük memur maaşı 47 bin lira. Bugün yoksulluk sınırı 86 bin lira, memur 47 bin lira maaş alıyor.

O yüzden bugün artık memurlar fakirdir, asgari ücretliler fakirdir. 86 bin liranın altında maaş alan herkes fakirdir. Bizi bu hale bu iktidar getirdi. Ama o, zengin firmaların vergi borçlarını bir gecede siler. Yandaşlarına teşvikleri bir gecede imzalar, verir. Onun yanında Beşli Çeteler, onun yanında 40 Haramiler var. Buradan Sivas meydanından Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan’a sesleniyorum. Bu meydan, Sivas kararını vermiş. Kimin gideceği de belli, kimin geleceği de belli. Ant olsun ki AK Parti’nin iktidarı bitiyor, gidiyorsunuz. Ve bakan evlatlarının dönemi kapanıyor, vatan evlatlarının dönemi başlıyor. Vatan evlatlarının.

Ekonomide bir de şöyle bir yalan var. Çok söylenen, çok tekrarlanan ve insanları kandırmaya çalışan bir yalan. Şükür Sivas’ın dünyanın dört bir yanında hemşerileri var, biliyorsunuz. Bunu en yakından bilenler burada. Diyorlar ki, ‘Türkiye’de ekonomi kötü ama dünyada da kötü. Enflasyon var ama dünyada da var.’ Vallahi de yalan billahi de yalan. Buradan söylüyorum. Avrupa’nın en yoksul ülkesiyiz. 38 OECD ülkesi arasında genel enflasyonda birinciyiz. Gıda enflasyonunda birinciyiz. Avrupa’da ortalama yıllık enflasyon yüzde 2, Türkiye’de yüzde 33.27 Avrupa Birliği ülkesinde toplam işsiz sayısı 13 milyon, Türkiye’de tek başına 13,5 milyon. Yani bütün Avrupa’dan daha fazla işsiz bizde var.

O yüzden ‘Türkiye’de kriz var ama dünyada da var’ diyenlere inanmayın. Aksine Akdeniz ülkeleri son iki yılı çok iyi geçirdiler, güçlendiler. Ama Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenler maalesef bizi perişan ettiler. Türkiye’de en zengin yüzde 20, toplamın yüzde 90’ını alıyor. Ama geri kalan yüzde 80 bu meydan. Emeklisiyle, emekçisiyle, çiftçisiyle, hayvancısıyla, esnafıyla bu meydan yüzde 80. Ama Türkiye’deki toplam servetin sadece yüzde 10’unu alıyor. İşte bütün mesele buradadır. İşte bütün mesele önceliğin kimde olacağındadır. Bunun için Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu memlekette yoksulluğu bitirmek için, gelir adaletsizliğini bitirmek için, enflasyonu bitirmek için, faizleri düşürmek için bu iktidarı değiştirmeye, bu ülkenin kaderine, Sivas’ın kaderine müdahale etmeye geliyoruz.

Hazır mısınız? Var mısınız bu iktidarı değiştirmeye? Kararlı mısınız? İnanıyor musunuz? Buradan haykırıyoruz, buradan tüm Türkiye’de olduğu gibi Sivas’tan da söylüyoruz. Memur kurtulmadan işçi kurtulmaz. Emekli kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Polis kurtulmadan öğrenci kurtulmaz. Hemşire kurtulmadan hasta, hasta kurtulmadan doktor kurtulmaz. Astsubay kurtulmadan hayvancılıkla uğraşan kurtulmaz. Çünkü kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Hepinize teşekkür ediyorum.

Muhteşem bir koro. Biz bu şarkıyı söylerken bir annemizin tansiyonu düştü. Hemen sağlık çalışanları koştular, müdahale ettiler. Onları böyle görünce şunu hatırlayalım. 2019 yılının sonunda Covid diye bir bela geldi, çok canımızı aldı ve 200 binden fazla vatandaşımızı Türkiye’de biz kaybettik. Dünyada milyonlar gitti. Ve o günlerde canını hiçe sayan, kendi hayatını ortaya koyan bizi yaşatanlar vardı. Şimdi onlar burada yine aynı şeye ulaşıyorlar, Tayyip Bey de onlara o günlerde ‘Hakkınız ödenmez’ demişti. Hakikaten haklarını ödemedi. Perişan etti hepsini. Bütün sağlık emekçilerine yürekten bir alkış.

Bir duyayım. Ayrıca hem bu mitingde güvenliğimizi sağlayan hem gece gündüz çalışan, mesai almayan, 2- 3 kere şark görevine giden, çocuğundan, ailesinden ayrı yaşayan, maçta çalışan, seçimde çalışan, mitingde çalışan kahraman Türk polisine de bir kuvvetli alkış alayım. Çok net bir şey söylüyorum. Seçim gecesi olacak ya, seçim gecesini bekliyor musunuz? Seçim gecesinde bu iktidar gidince, bu iktidarın her fırsatta karşısına polis diktiği, gaz sıktırdığı, zulmettiği gençlerle kahraman Türk polisi omuz omuza halay çekerek kutlayacak o geceyi. Söz veriyoruz.

Milletin artık dayanacak gücü kalmadı. Asgari ücrete mutlaka ara zam yapılmalıdır. En düşük emekli maaşı bir asgari ücret olmalıdır. Çiftçilere kanunda yazan destekler verilmeli, memurlara hak ettiği zam verilmeli, atanmayan öğretmenler atanmalı, staj, çıraklık mağdurları emeklilikte adalet bekleyenlerin sesleri duyulmalı, artık toplumun tüm kesimlerinin sorunları çözülmelidir. Bunların hiç birisini bu iktidar yapamaz, yapmayacak. Bu iktidar gönderilmeli, Cumhuriyet Halk Partisi gelmeli, bu söylediklerinin hepsini yapmalıdır. Hepsini biz yapacağız.

Biz bunları söyleyince diyorlardı ki eskiden, ‘Para yok, kaynak yok.’ Ama 19 Mart darbesi gösterdi ki bir anda 160 milyar doları harcayacak kadar rezervleri bir anda yaktılar. Bu emeklilere yapılan zammın 150 katıdır. Asgari ücretin 30 bin lira olması için aradaki artışı esnafa, KOBİ’ye vermek için gerekli kaynağın 120 katıdır. Bu çiftçiye bir yılda ödenen toplam desteğin 100 katıdır. Yanlış duymadınız. Çiftçiye verilen paranın 100 katını, emekliye verilenin 150 katını, asgari ücretliye verilmesi gerekenin 120 katını sadece Ekrem Başkan’a darbe yapmak için harcadılar.

Bu Türkiye’nin bundan sonra hiç kimse dönüp de kaynak sorunu var demesin. Ülke zengindir, topraklar verimlidir, denizlerimizden karamıza, her taraftan bereket fışkırmaktadır. Halkımız gençtir, gençlerimiz çalışkandır, Türkiye çalışarak kazanabilecek güçlü bir ülkedir. Yeter ki sırtındaki asalaklardan kurtulsun. Kurtulacağız. Bu ülkeyi hak ettiği gibi en iyi şekilde yöneteceğiz.

“Millet sandık istiyor”

Daha bu ay Türkiye’de kredi kartlarının yüzde 48’i, iki kişiden biri kredi kartını tam borcunu ödeyememiş. Ya hiç ödememiş ya da minimum tutarı yatırmış. İki kişiden biri kredi kartı borcundan bu ay faiz yiyor. Kişi başına düşen kredi kartı borcu, 5 asgari ücret arttı. Türkiye’de kredi kartı borçlarının tamamını, hepimize bölünce kişi başına 112 bin lira kredi kartı borcu düşüyor. Bunun için bu ülkedeki herkesin rahat bir nefes alması için hep birlikte söylüyoruz. Ey Erdoğan, ben halkım. Ben milletim. Ben milli iradeyim. Adayımı bırak, sandığı getir. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum. Artık erken seçim istiyorum. Kaçma, hodri meydan. Hodri meydan. Hodri meydan.

Ey Erdoğan, Sivas’ı görüyor musun? Sivas’ı duyuyor musun? Millet sandık istiyor, hodri meydan diyor. Kaçma getir sandığı, kararı millet versin. Arkadaşlar Tayyip Erdoğan’ın en sevdiği slogan. ‘Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek’ deyince, gel bak böyle yanındakini dürtüyormuş. ‘Çok iyi oldu, çok iyi oldu’ diyormuş. Niye? ‘12,5 milyon üyemiz var’ diyormuş. ‘Millet kayıtlı’ diyormuş. ‘Bunlar AKP halka hesap verecek deyince, aç millet korkar, yoksul ama korkar, işsiz ama korkar. CHP gelince benden hesap soracak der, aç karnına bize oy verir’ diyormuş. Onun için Sivas’tan bütün AK Partililere sesleniyorum, bütün MHP’lilere sesleniyorum.

Kiminizi sosyal yardım vereceğiz diye kaydettiler, kiminizin çocuğu işe girecek diye, kiminin torununun mülakatı için, kiminin köye hizmet gelmiyor, muhtar topladı kimlikleri herkesi AK Parti’ye kaydetti. Bunların hiçbirisi, hiçbir AK Partili eğer çalmadıysa, çırpmadıysa, yolsuzluk yapmadıysa, zulmetmediyse, hiçbirisi iktidar değiştiğinde hesap vermeyecek. Biz sadece CHP’lileri değil AK Parti’nin, MHP’linin yoksulunun da cebine para koymaya, onun da ürününü para ettirmeye, onun da evladına iş bulmaya geliyoruz. Tayyip Erdoğan’a inat kutuplaşmaya değil, kucaklaşmaya geliyoruz.

İşte bu yüzden Sivas böyle bir şehir. Bir yanda kutuplaşma siyasetiyle Sivas’ın bir kısmını ötekileştirenler, kutuplaştıranlar, karşı kutbu şeytanlaştıranlar, kendi arkasını kalabalıklaştıranlar var. Ama kutuplaşma değil kucaklaşma, şeytanlaştırma değil kardeşleştirme deyince avazı çıktığı kadar bağırıp, alkışlayıp destek olan Sivas’ın güzel insanları var bu meydanda, Sivas’ın güzel insanları. Türkiye’nin umudu bu meydandadır. Türkiye’nin umudu kardeşliktedir, birliktedir, beraberliktedir.

Türkiye’nin umudu 100 yıl önce olduğu gibi 100 yıl sonra da Cumhuriyet Halk Partisi’nin, yetmez, Cumhuriyetçilerin, bütün Atatürkçülerin, bütün vatanseverlerin, bütün demokratların, sosyal demokratlar yetmez, Türkiye’nin bütün demokratlarının, muhafazakar demokratların, milliyetçi demokratların, Kürt demokratların, liberal demokratların, bütün demokratların bir araya gelmesindedir umut.

Türkiye’nin umudu, Türkiye İttifakındadır. Bunun için kimse bu iktidarın gitmesinden korkmasın. Bir avuç zengin, bir avuç çıkarcı, bir avuç imtiyazlı dışında bu iktidarın gitmesi kimseye zarar vermeyecek. Ama Sivas’ın tüm yoksullarına, bütün çiftçilerine, Sivas’ın bütün canlarına, hangi görüşten olursa olsun bütün Sivaslılara iyi gelecek. Çünkü bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak.

Niye bu haldeyiz? Çünkü ne mahkemede adalet var, ne gelir adaleti var, ne sosyal adalet var. Sadece ve sadece varsa yoksa Türkiye’nin gelecekte, ilk seçimde iktidarı değiştirme umuduna darbe var. Türkiye’nin gelecekteki iktidarına darbe var. Türkiye’nin gelecek Cumhurbaşkanına, milletimiz takdir ederse Ekrem İmamoğlu’na darbe var. Bunun dışında bu iktidarın meşgul olduğu hiçbir şey yok. Tam 156 gün geçti. İddianame olmadan arkadaşlarımız hapiste. Suç belli değil. Yargılama yok, yargısız infaz var.

Delil yok, ispat yok, iftira var, tehdit var. Bundan 156 gün önce Tayyip Erdoğan demişti ki ‘Göreceksiniz, bir ay içinde insan içine çıkamayacaklar, birbirlerinin gözünün içine bakamayacaklar.’ Bu sözden 30 gün sonra değil 156 gün sonra Sivas’tayım. Sivaslıların gözünün içine bakıyorum. Bütün Türkiye’nin gözünün içine bakıyorum. Diyorum ki; Ekrem İmamoğlu masumdur. Arkadaşlarımız masumdur. Atılan iftiradır. Cesareti olan yazabiliyorsa iddianameyi yazsın. Mahkemeyi TRT’den yayınlayın, hodri meydan.

Değerli Sivaslılar bugün bu otobüsün üstünde olması gerekip de olmayanlar var. Öncelikle bu güzel miting için Sivas’taki emekler için. Bugün köyleri gezdim, ilçelere uğradım. Oradaki yüksek enerji için, bütün örgütümüze, örgütümüzün tamamı adına il başkanımız Gazi Doğan’a teşekkür ediyorum. Sağ olsun, var olsun. Bütün ilçe başkanlarına, belediye başkanlarına teşekkür ediyorum. Ama bir büyük teşekkürü bütün Sivaslılara ediyorum. Parti en zor günündeyken, bize yol arkadaşı olan, partinin birinci parti olması için çıktığı yolda yol arkadaşım, Genel Başkan Yardımcım, sizin evladınız, gölge kabinenin Ulaştırma Bakanı çok sevgili kardeşim Ulaş Karasu için teşekkür ediyorum.

Türkiye’nin dört bir yanında Sivas’ın çok değerli evlatları var. Keçiören’de, Ankara’da evladınız Mesut Özarslan var. Kadıköy’de Mesut Kösedağ var. Didim’de Hatice Gencay var. Her birisi Sivas’ın kıymetli evlatları. Ama bugün bu otobüsün üstünde olması gerekip de olmayanlar var. Örneğin İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekilimiz Nuri Aslan. Niye yok bu ikisi? Çünkü bugün Beyoğlu Belediyesi’nde başkanvekili seçimi vardı. Çünkü Sivas’ın evladı, dedesi Beyoğlu Belediyesi’nde süpürge işçisi, babası Beyoğlu Belediyesi’nde şoför, kendisi Beyoğlu Belediyesi’nin garajında büyümüş sizin evladınız. Bizim evladımız.

Partinin gençlik kollarından gelen, Beyoğlu ilçe başkanlığı yapmış, Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan kardeşimizi, İnan evladımızı aldılar. Maalesef İnan’ı Beyoğlu’ndaki yaptığı bir icraatla değil, yıllar önce Beşiktaş Belediyesi’nin bir iştirakinde yönetim kurulunda diye, Aziz ihsan Aktaş denen iftiracının iftiralarıyla onu Beyoğlu’ndan kopardılar. Amaçları 16’ya 14 Beyoğlu Belediyesinde bir belediye meclis üyemizi kandırıp, Beyoğlu’nu, sandıkla alamadıkları Beyoğlu’nu oyunla, hileyle, rüşvetle almaya kalktılar. Bunun için bugün Özgür Çelik, Nuri Aslan oradaydılar, biraz önce seçim sonuçlandı. Hilebazlar avuçlarını yaladılar.

Aydın’ı hileyle, tesiseyle, şantajla alanlar alamadıkları yere milletin vermediği belediyeye hileyle çökmeye çalışanlar bugün Beyoğlu Belediyesi’ndeki her birisi canımızın içi, aslan gibi dürüst, namuslu belediye meclis üyelerimizin iradesine çarptılar. Beyoğlu da bizimdir, İstanbul da bizimdir. Buradan hem Avcılar Belediye Başkanımız, çok değerli kardeşim Utku Caner Çaykara’ya hem de Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan Güney’e Sivas meydanından güçlü bir dayanışma alkışı alalım. Buradan açıkça söylüyoruz. Bugün burada 49’uncu buluşmayı yaptık. Burası malum bir miting değil. Mitinge mi geldiniz? Neye geldiniz? Eyleme geldiniz.

Biz adalet için, eşitlik için, kardeşlik için, özgürlük için ve artık bu ülkede bir dönemin kapanıp, bir dönemin açılması için 49’uncu kez meydandayız, alandayız, Sivas’ta eylemdeyiz. Gelecek hafta çarşamba günü akşam Beyoğlu’nda İnan Güney’e özgürlük için, İmamoğlu’na özgürlük için, bütün arkadaşlarımıza özgürlük için 50’nci eylemi Beyoğlu’nda yapıyoruz. Bütün İstanbul’u, bütün Sivaslıları, bütün demokratları Beyoğlu’na davet ediyorum. İnan’a özgürlük. İnan size güveniyor. Dün yanındaydım, o kararlı duruşuyla o da hemşerileriyle gurur duyyuor. Biz de kardeşimizle, İnan Güney’le gurur duyuyoruz. Diyorlar ki Cumhurbaşkanı İmamoğlu.

Değreli Sivaslılar bir yandan bizim gördüğümüz zulüm bir yanda ama bir yanda 680 gündür İSrali’de katliam var, Gazze’De katliam var. Malesef bu katliamlara sessiz kalan, İsrail ile ticareti sürdüren, tüm uyarılara rağmen bunu yapmayan, bazen bunu yasaklayacak anlaşmaya imza atmayan, yakalanınca yalan atan, suç üstü yakalanan bir iktidar var. Gazze’yi boşaltacağız diyorlar tık yok. Oraya otel yapacağız, kumarhane yapacağız, tık yok. Filistinlileri başka ülkelere süreceğiz, tık yok. Dış işler iBakanı hAkan Fidan, varsa yoksa Tiktok. Tiktok çekiyor. Diğer taraftan Erdoğan Trump’a ağızını açmıyor. Daha dün deniz ticaretiyle uğraşan firmalara sözlü konuşuyorlar. Yazı yazmaya korkuyorlar. İsrail’in eline geçer, Amerika’nın eline geçer diye.

Daha yeni söyledikleri şu: ‘İsrail’e giden gemilerde patlayıcı olmayacak, silah ve mühimmat gitmeyecek.’ Demek ki düne kadar gidiyordu. Ya da silah, mühimmat yoksa halen daha gidecek. Halen daha İsrail’le ticareti kesemeyen, İsrail’e sesini yükseltemeyen bir iktidar var. Biz bugün Divriği’den tüm Türkiye’ye duyurduk. Önümüzdeki hafta Filistin’e sahip çıkmak için, İsrail’den hesap sormak için, nasıl mücadele edileceğini kararlaştırmak için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni olağanüstü toplantıya çağırıyoruz. Diğer yandan Erdoğan’a sesleniyorum. Sadece Netanyahu’yla kayıkçı kavgası yapmakla olmaz.

Bu planın sahibi Amerika’ya karşı durabilmek, Trump’a karşı durabilmek lazım. Kimin gibi? Partimizin üçüncü Genel Başkanı, Türkiye’nin Başbakanı, 1974’ün Kıbrıs Fatihi Karaoğlan gibi. Bülent Ecevit’in Yaser Arafat’a destek olduğu gibi Filistin’e destek olmanın zamanıdır ve Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin’e sahip çıktığı gibi Filistin’e sahip çıkma zamanıdır. Biz kararlılıkla Tayyip Erdoğan gibi… Bana diyor ki ‘Efendim kimse benim Filistin hassasiyetimi sorgulayamaz.’ Sorgulamıyorum, olmayan şey sorgulanamaz. Sende Filistin hassasiyeti yok. Trump hassasiyeti var, Trump korkusu var. Allah korkusu yok, Trump korkusu var.

Değerli Sivaslılar, Cumhuriyet Halk Partisi olarak dış politikada onurlu, dirayetli, kararlı bir politikanın, iç siyasette eşitlikçi politikaların, halktan yana politikaların takipçisiyiz. Artık Türkiye’nin koşan, çalışan, enerjisi yüksek, milleti düşünen bir iktidara ihtiyacı var. Türkiye’nin demokrasiye, kardeşliğe, barışa, eşitliğe ihtiyacı var. Bu iktidar yaşlanmıştır, bu iktidar yorulmuştur. Bu iktidar artık koşmak bir yana; geri geri gitmekte, geri geri götürmektedir. Millet takdir ederse Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olacak, ekonomiyi de devleti de bunlardan çok daha iyi yönetecek.

Siz bir iktidar değişimine hazır mısınız? Bu iktidarı değiştirmeye kararlı mısınız? Bu yolda hep birlikte çalışmaya, gençler için torpili bitirmeye, liyakati getirmeye, Türkiye’de yasakları bitirmeye, özgürlükleri getirmeye, Türkiye’yi yasaksız bir Türkiye, Avrupa’yı vizesiz bir Avrupa haline getirmeye, Türkiye’yi Avrupa’nın, çağdaş dünyanın bir parçası yapmaya hazır mısınız? Bunun için değerli Sivaslılar buradan soruyorum.

Yasaksız bir Türkiye, vizesiz bir Avrupa’ya var mısınız? Herkesin hakkını aldığı bir Türkiye’ye var mısınız? Kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak mı? Sivas, uzun adamdan hakkını alacak mı? Sivas halkçı, milletini düşünen bir iktidarı kuracak mı? Bunun için yürümeye hazır mısınız? Birlikte yürüyecek miyiz? O zaman yürüyelim arkadaşlar. Şimdi Sivas’tan Türkiye’ye sesleniyoruz. Biz Türkiye İttifakı’yız ve renklerimizi ay-yıldızlı al bayrağımızdan alıyoruz. Kırmızı, beyaz. Kırmızı, beyaz. En büyük; Türkiye. Türkiye İttifakı kazanacak, Türkiye kazanacak. Hep birlikte kazanacağız. Yürüyelim arkadaşlar.”

Paylaşın

BM: Afrika, IŞİD’in Merkez Üssü Haline Geldi

Özellikle Batı Afrika’daki Burkina Faso, Mali ve Nijer gibi ülkelerde etkinlik kazanan IŞİD’in, bu bölgede 8 bin ila 12 bin arasında silahlı militanı olduğu tahmin ediliyor.

20 Ağustos 2025 tarihinde toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, BM Terörle Mücadele Ofisi’nin hazırladığı IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) raporunu masaya yatırdı.

Raporda, örgütün küresel tehdit olarak varlığını sürdürdüğünü ve taktiklerini modern dünyaya adapte ettiği belirtildi.

Raporda IŞİD’in propaganda, finansman ve yeni üye kazanma süreçlerinde yapay zeka ve sosyal medya platformlarını aktif olarak kullandığı aktarıldı.

Terörle Mücadele Komitesi İcra Direktörlüğü’nden Natalia Gherman, “IŞİD’in yapay zekayı kendi etki alanını genişletmek için kullanması, bu tehdide karşı daha yenilikçi yöntemler geliştirme zorunluluğunu doğuruyor” dedi.

Raporda ayrıca, örgütün gelecekte daha karmaşık siber saldırılar düzenlemek amacıyla siber güvenlik uzmanları devşirmeye çalıştığı da belirtildi.

BM raporuna göre, IŞİD’in coğrafi ağırlık merkezi Ortadoğu’dan Afrika’ya kaymış durumda. Özellikle Batı Afrika’daki Burkina Faso, Mali ve Nijer gibi ülkelerde etkinlik kazanan örgütün, bu bölgede 8 bin ila 12 bin arasında silahlı militanı olduğu tahmin ediliyor.

BM Genel Sekreter Temsilcisi Vladimir Voronkov ise “Afrika, IŞİD’in terör propagandası ürettiği ve yabancı savaşçıları kendine çektiği bir merkez haline geldi” ifadelerini kullandı.

Ayrıca Nijerya ve Libya’da yakalanan militanların, kıta genelinde IŞİD’e bağlı karmaşık lojistik ve finansal ağların varlığını itiraf ettiği vurgulandı.

Örgütün zayıflatıldığı düşünülse de, Irak ve Suriye’de hâlâ yaklaşık 3 bin silahlı militanının bulunduğu ve bölgedeki güvenlik boşluklarından faydalanarak gizli operasyonlar düzenlediği belirtildi.

Rapor, Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan ve çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan yaklaşık 35 bin kişinin yaşadığı kampların durumuna da dikkat çekti.

BM, bu kampların zorlu yaşam koşulları nedeniyle “radikalleşmenin beşiği” haline gelme riski taşıdığı uyarısında bulundu.

Raporda, IŞİD’in Horasan kolunun (IŞİD-H) yaklaşık 2 bin militanıyla Afganistan ve Orta Asya ülkeleri için en ciddi tehditlerden biri olmaya devam ettiği kaydedildi.

BM, sadece liderleri hedef almanın IŞİD’i bitirmek için “yeterli olmadığını” belirterek, örgütün ideolojisinin yayılmasına neden olan temel sorunların çözülmesi ve “gençlerin radikalleşmesini önleyecek” kapsamlı stratejilerin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

(Kaynak: Sol Haber)

Paylaşın

Meme Kanserinin Genetiğini Anlamak

Meme kanseri, meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıyla oluşan malign (kötü huylu) bir tümördür. Genellikle meme kanallarında veya lobüllerinde başlar ve genetik mutasyonlar, hormonal faktörler, yaşam tarzı veya çevresel etkenlerle ilişkilidir.

Haber Merkezi / Meme kanserinin genetiği, hastalığın gelişiminde genetik faktörlerin rolünü anlamak için önemli bir alandır. Meme kanseri, hem çevresel hem de genetik faktörlerden etkilenen karmaşık bir hastalıktır. Genetik faktörler, özellikle belirli gen mutasyonları, meme kanseri riskini artırabilir.

İşte meme kanserinin genetiği hakkında temel bilgiler:

Genetik Mutasyonlar ve Meme Kanseri:

Meme kanseri riskini artıran en iyi bilinen genler BRCA1 ve BRCA2 genleridir. Bu genler, normalde DNA onarımını düzenleyen ve hücrelerin kanserli hale gelmesini önleyen tümör baskılayıcı genlerdir. Ancak bu genlerdeki mutasyonlar, meme kanseri ve yumurtalık kanseri riskini önemli ölçüde artırır.

BRCA1 ve BRCA2 Mutasyonları: BRCA1 mutasyonu taşıyan kadınlarda, 70 yaşına kadar meme kanseri gelişme riski yüzde 55-65, yumurtalık kanseri riski ise yüzde 39 civarındadır. BRCA2 mutasyonu taşıyanlarda meme kanseri riski yüzde 45-55, yumurtalık kanseri riski yüzde 11-17’dir.

Bu mutasyonlar, erkeklerde de meme kanseri ve prostat kanseri riskini artırabilir. BRCA mutasyonları, tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 5-10’unu oluşturur ve özellikle aile öyküsü olanlarda daha yaygındır.

Diğer Genler: TP53 (Li-Fraumeni sendromu ile ilişkili): Nadir, ancak yüksek meme kanseri riski taşır.

PTEN (Cowden sendromu): Meme kanseri dahil çeşitli kanser riskini artırır.

ATM, CHEK2, PALB2: Orta düzeyde risk artışı ile ilişkilidir.

Bu genlerdeki mutasyonlar, BRCA mutasyonlarına kıyasla daha az sıklıkta görülür, ancak toplu olarak meme kanseri riskine katkıda bulunur.

Kalıtsal ve Sporadik Meme Kanseri:

Kalıtsal Meme Kanseri: Meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 5-10’u kalıtsaldır, yani aileden geçen genetik mutasyonlarla ilişkilidir. Ailede meme kanseri, yumurtalık kanseri veya diğer kanser türlerinin erken yaşta görülmesi, genetik test yapılmasını gerektirebilir.

Sporadik Meme Kanseri: Meme kanseri vakalarının çoğunluğu (Yüzde 90-95) kalıtsal değildir ve çevresel faktörler (ör. yaşam tarzı, hormonlar) ile somatik mutasyonların (yaşam boyu hücrelerde biriken mutasyonlar) bir kombinasyonu sonucu ortaya çıkar.

Genetik Testler ve Risk Değerlendirmesi:

Genetik Testler: BRCA1, BRCA2 ve diğer yüksek riskli genlerde mutasyonları tespit etmek için genetik testler yapılır. Bu testler, özellikle aşağıdaki durumlarda önerilir:

Ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü varsa,
Erken yaşta (50 yaş öncesi) meme kanseri tanısı almış bireyler,
Ailede bilateral meme kanseri veya erkek meme kanseri vakaları varsa.

Risk Değerlendirme Modelleri: Gail Modeli veya Claus Modeli gibi araçlar, genetik ve çevresel faktörleri birleştirerek meme kanseri riskini tahmin edebilir.

Genetik Mutasyonların Klinik Önemi:

Önleyici Tedbirler: BRCA mutasyonu taşıyan bireyler için risk azaltıcı stratejiler şunlardır:

Profilaktik mastektomi: Meme dokusunun cerrahi olarak çıkarılması, riski %90’a kadar azaltabilir.
Profilaktik ooferektomi: Yumurtalıkların alınması, yumurtalık kanseri riskini azaltır ve meme kanseri riskini de düşürebilir.
Yoğun tarama: Düzenli mamografi, MRG ve klinik meme muayeneleri.
Kemoprevansiyon: Tamoksifen veya raloksifen gibi ilaçlar, riski azaltmak için kullanılabilir.

Kişiselleştirilmiş Tedavi: BRCA mutasyonu taşıyan hastalarda, PARP inhibitörleri (ör. olaparib) gibi hedefe yönelik tedaviler etkili olabilir.

Epigenetik ve Diğer Faktörler:

Genetik mutasyonların yanı sıra, epigenetik değişiklikler (genlerin ifade edilme şeklini etkileyen kimyasal modifikasyonlar) de meme kanseri gelişiminde rol oynar.

Çevresel faktörler (ör. hormon replasman tedavisi, obezite, alkol tüketimi) genetik yatkınlıkla birleştiğinde riski artırabilir.

Araştırma ve Gelecek Yönelimler:

Genom çapında ilişki çalışmaları (GWAS), meme kanseri ile ilişkili yeni genetik varyantları tanımlamaya devam ediyor.

Poligenik risk skorları (PRS), birden fazla düşük riskli genetik varyantı birleştirerek bireysel risk tahmini yapmayı sağlıyor.

CRISPR gibi gen düzenleme teknolojileri, gelecekte genetik mutasyonların düzeltilmesi için umut vadediyor.

Paylaşın

Kırmızı Pazartesi: İnsan Doğasının Ve Toplumsal Normların Karanlığı

Gabriel Garcia Marquez’in “Kırmızı Pazartesi” romanı, Latin Amerika edebiyatının başyapıtlarından biri olarak kabul edilir ve büyülü gerçekçilikle gerçekçi anlatıyı harmanlayan bir eserdir.

Haber Merkezi / Roman, Santiago Nasar’ın bir kasabada işlenen cinayetini ve bu cinayetin toplumsal, kültürel ve psikolojik arka planını ele alır.

Kırmızı Pazartesi, Kolombiya’nın küçük bir kasabasında geçen bir cinayet hikayesini anlatır. Santiago Nasar, Angela Vicario’nun evlendikten sonra bakire olmadığının ortaya çıkması üzerine, Angela’nın ikiz kardeşleri Pablo ve Pedro Vicario tarafından öldürülür.

Roman, cinayetin baştan bilindiği halde kimsenin bunu engellemek için harekete geçmediği bir trajediyi merkezine alır. Anlatıcı, olaydan yıllar sonra kasabaya dönerek tanıklarla konuşur ve cinayetin ayrıntılarını bir dedektif gibi yeniden kurgular. Ancak hikaye, bir suçun çözümünden çok, toplumun bu suça nasıl ortak olduğunu sorgular.

Roman, doğrusal olmayan bir anlatıma sahiptir. Olaylar, kronolojik sırayla değil, tanıkların anıları, anlatıcının yorumları ve geri dönüşlerle parçalı bir şekilde aktarılır. Bu yapı, okuyucuya cinayetin kaçınılmazlığını hissettirirken, aynı zamanda gerçeklik ve bellek arasındaki bulanıklığı vurgular.

Marquez, hikayeyi bir gazetecilik soruşturması gibi sunar, ancak büyülü gerçekçilik unsurlarıyla gerçekle hayali iç içe geçirir. Örneğin, kasabadaki bazı karakterlerin rüyaları veya doğaüstü gibi görünen olaylar, hikayeye mistik bir hava katar.

Roman, Santiago Nasar’ın ölümünün önceden bilinmesine rağmen engellenememesini işler. Bu, bireylerin ve toplumun kader karşısındaki çaresizliğini yansıtır. Cinayet, adeta bir Yunan tragedyası gibi, kaçınılmaz bir son olarak sunulur. Marquez, Latin Amerika kültüründeki fatalist anlayışı ustalıkla işler.

Cinayet, Angela Vicario’nun bakire olmadığının ortaya çıkmasıyla tetiklenir. Angela’nın kardeşleri, aile namusunu temizlemek için Santiago’yu öldürmeye karar verir. Roman, namus kavramının bireyler ve toplum üzerindeki yıkıcı etkisini eleştirir. Özellikle, kadınlar üzerindeki ataerkil baskıyı ve erkeklerin bu baskıyı sürdürmedeki rolünü sorgular.

Kasabadaki hemen herkes cinayeti önceden bilir, ancak kimse etkili bir şekilde müdahale etmez. Bu, bireysel sorumluluk ile toplumsal sessizlik arasındaki çatışmayı ortaya koyar. Marquez, toplumun suç ortaklığını sert bir şekilde eleştirir ve bireylerin korku, kayıtsızlık veya geleneklere bağlılık nedeniyle nasıl hareketsiz kaldığını gösterir.

Anlatıcı, olayları yıllar sonra hatırlamaya çalışırken, tanıkların çelişkili ifadeleri ve bellekteki bulanıklıklar dikkat çeker. Bu, gerçekliğin öznelliğini ve insan hafızasının güvenilmezliğini vurgular. Roman, bir olayın farklı kişiler tarafından nasıl farklı şekillerde hatırlandığını gösterir.

Romanın Başlıca Karakterleri:

Santiago Nasar: Romanın merkezindeki kurban. Genç, zengin ve karizmatik bir karakterdir, ancak onun suçlu olup olmadığı belirsizdir. Angela’nın onu suçlaması, cinayetin fitilini ateşler, ancak bu suçlamanın doğruluğu sorgulanır.

Angela Vicario: Cinayetin tetikleyici figürü. Evlendikten sonra bakire olmadığının anlaşılması, ailenin namusunu lekelediği düşüncesiyle kardeşlerini harekete geçirir. Angela, ataerkil toplumun kurbanı olarak görülebilir.

Pablo ve Pedro Vicario: Angela’nın ikiz kardeşleri. Namuslarını temizlemek için cinayeti işlerler, ancak bu kararları gönülsüzce alırlar. Toplumun onlara dayattığı erkeklik ve onur anlayışının kurbanlarıdır.

Anlatıcı: Olaydan yıllar sonra cinayeti araştıran, kasabadan biri olan isimsiz bir karakter. Anlatıcı, hikayeyi tarafsız bir gözle aktarmaya çalışsa da, kendi duyguları ve önyargıları anlatıya sızar.

Romanın Edebi Özellikleri:

Büyülü Gerçekçilik: Marquez, gerçekçi bir cinayet hikayesini, rüyalar, kehanetler ve doğaüstü imgelerle zenginleştirir. Örneğin, Santiago’nun cinayet gününde gördüğü rüya veya kasabadaki garip hava olayları, büyülü gerçekçiliğin izlerini taşır.

İroni ve Trajedi: Roman, ironik bir şekilde, herkesin cinayeti bildiği halde engellemediği bir trajediyi anlatır. Bu, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde bir eleştiri sunar.

Gazetecilik ve Edebiyatın Buluşması: Marquez, hikayeyi bir gazete haberi gibi sunar, ancak edebi dili ve derin psikolojik tahlillerle bu biçimi aşar. Bu, onun gazetecilik geçmişine de bir göndermedir.

Romanın Kültürel ve Tarihsel Bağlamı:

Kırmızı Pazartesi, Latin Amerika’daki ataerkil kültür, namus kavramı ve toplumsal dinamikler üzerine keskin bir eleştiri sunar. Roman, 1950’lerde Kolombiya’da gerçek bir olaydan esinlenmiştir ve Marquez’in kendi kültürüne dair gözlemlerini yansıtır. Aynı zamanda, evrensel temalarıyla her toplumda yankı bulabilecek bir hikayedir.

Sonuç olarak; Kırmızı Pazartesi, kısa ama yoğun bir roman olarak, birey-toplum ilişkisi, kader, namus ve suç ortaklığı gibi temaları ustalıkla işler. Marquez’in zengin dili, ironik anlatımı ve büyülü gerçekçilik unsurları, eseri unutulmaz kılar.

Roman, okuyucuyu sadece bir cinayeti değil, insan doğasının ve toplumsal normların karanlık yönlerini sorgulamaya davet eder.

Paylaşın

İcra Dosyaları Sayısı Rekor Seviyelere Ulaştı

Mahkemelerdeki icra ve iflas dosyası sayısı 24 milyon 441 bine ulaştı. İcra ve iflas dosyası sayısı 2025’in ilk çeyreğinde 22 milyon 985 bine, ikinci çeyreğin sonunda ise 23 milyon 858 bine yükselmişti.

Türkiye’de ekonomik sıkıntıların artmasıyla birlikte, hane halklarının ve şirketlerin nakit akışında yaşadığı zorluklar, icra ve iflas dosyası istatistiklerine de yansıdı. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, mahkemelerdeki icra ve iflas dosyalarının sayısı rekor seviyelere ulaştı.

Ekonomim’den Hüseyin Gökçe’nin haberine göre, Adalet Bakanlığı İcra İflas istatistiklerine göre, 20 Ağustos 2025 itibarıyla mahkemelerdeki icra ve iflas dosyası sayısı 24 milyon 441 bine ulaştı. Yılbaşından bu yana dosya sayısındaki artış 2 milyon 185 bin olurken, sadece Ağustos ayının ilk 20 gününde 232 bin 155 yeni dosya eklendi.

2022 yılında başlatılan bir uygulama kapsamında, 15 Ağustos 2022 öncesinde takibe alınmış 2 bin TL’nin altındaki alacak dosyaları silinmişti. Bu uygulama sonucunda, 2023 sonunda icra dosyası sayısı 21 milyon 308 bine gerilemişti. Ancak, ekonomik rasyonel politikalara geçiş ve parasal sıkılaştırma adımlarıyla birlikte, dosya sayısındaki artış yeniden hız kazandı.

2024 sonunda 22 milyon 256 bine çıkan dosya sayısı, 2025’in ilk çeyreğinde 22 milyon 985 bine, ikinci çeyreğin sonunda ise 23 milyon 858 bine yükseldi. Bu yılın ilk yedi ayında yaşanan hızlı artış, ekonomik sıkıntıların derinleştiğini gözler önüne seriyor.

Paylaşın

Beyoğlu Belediyesi CHP’de Kaldı

İBB’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in yerine CHP’nin adayı Sefer Karaahmetoğlu, başkan vekili seçildi.

Karaahmetoğlu, seçildikten sonra yaptığı kısa konuşmada, İnan Güney özgür kalana kadar sadece onun izinden devam etmeye çalışacağız. Bir kez daha ‘İnan Güney’e özgürlük’ diyoruz. Kurtuluş yok tek başına, ya hak beraber ya hiç birimiz” dedi.

İBB’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in yerine bugün Beyoğlu Belediyesi’nde Başkan Vekili seçildi. Kazanan isim, CHP grubunun adayı Sefer Karaahmetoğlu oldu.

Karaahmetoğlu, seçildikten sonra yaptığı kısa konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Burada biz bir zafer kazanmadık. Beni burada gördüğünüz her gün demokrasinin bir utancını hep beraber yaşayacağız.

İnan Güney özgür kalana kadar sadece onun izinden devam etmeye çalışacağız. Bir kez daha ‘İnan Güney’e özgürlük’ diyoruz. Kurtuluş yok tek başına, ya hak beraber ya hiç birimiz.”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney hakkında “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” ve “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlamalarıyla soruşturma yürütüyor.

Güney’in de aralarında bulunduğu 17 kişi pazartesi günü tutuklanmış, 27 kişi ise adli kontrolle serbest bırakılmıştı.

Tutuklananlar arasında Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, eniştesi İsmail Akkaya, şoförü Deniz Göleli, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun şoförü Recep Cebeci, İBB Medya AŞ Başkanı Murat Ongun’un akrabası İbrahim Can Yaman ve sosyal medyada “Ekrem Edit” hesabını yöneten Mahir Gün de bulunuyor.

Tutuklanmasının ardından salı günü Güney, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmıştı.

Paylaşın

Kanser Ve Yaş: Bilinmesi Gerekenler

Vücuttaki anormal hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi sonucu ortaya çıkan kanser, her yaşta gelişebilir, ancak yaşlı yetişkinlerde bu durum daha yaygındır.

Haber Merkezi / Tüm kanser vakalarının yarısından fazlası 50 yaş üstü kişilerde teşhis edilir. Kanser ve yaş arasında güçlü bir ilişki vardır, yaş ilerledikçe kanser riski genellikle artar.

İşte kanser ve yaş konusunda bilinmesi gerekenler:

Yaş ve Kanser Riski:

Yaşlanma ve Hücresel Değişimler: Yaş ilerledikçe hücrelerde DNA hasarı birikimi artar. Bu hasarlar, kanser gelişimine yol açabilecek mutasyonlara neden olabilir.
Bağışıklık Sistemi Zayıflığı: Yaşla birlikte bağışıklık sistemi zayıflayabilir, bu da kanserli hücrelerin kontrol altına alınmasını zorlaştırır.
Kanser Türleri ve Yaş: Bazı kanser türleri (örneğin, meme, prostat, akciğer ve kolorektal kanser) 50 yaş ve üzeri bireylerde daha sık görülür. Ancak çocukluk çağında lösemi gibi bazı kanser türleri de ortaya çıkabilir.

En Sık Görülen Kanser Türleri ve Yaş Grupları:

Çocuklar ve Gençler: Lösemi, lenfoma ve beyin tümörleri daha yaygın.
Yetişkinler (40-60 yaş): Meme, akciğer, kolorektal ve prostat kanseri riski artmaya başlar.
Yaşlılar (60+ yaş): Prostat, akciğer, kolorektal ve pankreas kanseri gibi türler daha sık görülür.

Risk Faktörleri:

Genetik: Ailede kanser öyküsü varsa risk artabilir.
Çevresel Faktörler: Sigara, alkol, kötü beslenme, hareketsizlik ve UV ışınlarına maruziyet gibi faktörler yaşla birlikte kanser riskini artırır.
Kronik Hastalıklar: Diyabet veya obezite gibi durumlar kanser riskini etkileyebilir.

Erken Teşhis ve Tarama:

Meme Kanseri: 40-50 yaşından itibaren mamografi önerilir.
Kolorektal Kanser: 45-50 yaşından itibaren kolonoskopi yapılabilir.
Prostat Kanseri: 50 yaşından sonra PSA testi önerilebilir.
Akciğer Kanseri: Sigara içenlerde 55-80 yaş arası düşük doz BT taraması yapılabilir.

Erken teşhis, özellikle yaşlı bireylerde tedavi başarısını artırır.

Önleme ve Sağlıklı Yaşam:

Sigarayı Bırakma: Akciğer ve diğer kanser türlerinin riskini azaltır.
Sağlıklı Beslenme: Sebze, meyve ve tam tahıllar ağırlıklı beslenme kanser riskini düşürebilir.
Fiziksel Aktivite: Haftada en az 150 dakika orta düzey egzersiz önerilir.
Güneşten Korunma: Cilt kanseri riskini azaltmak için güneş koruyucu kullanın.
Aşılama: HPV ve Hepatit B aşıları, ilgili kanser risklerini azaltabilir.

Psikolojik ve Sosyal Etkiler:

Yaşlı bireylerde kanser teşhisi, psikolojik olarak daha zorlayıcı olabilir. Destek grupları ve psikolojik danışmanlık faydalı olabilir.
Aile ve sosyal çevre desteği, tedavi sürecinde önemlidir.

Önemli Not: Kanser riski ve tedavisi kişiden kişiye farklılık gösterir. Herhangi bir belirti (örneğin, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli yorgunluk, kanama) fark ederseniz, bir doktora başvurun. Ayrıca, yaşa ve kişisel risk faktörlerine uygun tarama programları için doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Aşırı Kilolular Nasıl Giyinmeli?

Mükemmel stili bulmak, vücudu gizlemek değil, kıvrımları özgüvenle sergilemektir. Kilolu kadınların zayıf görünmeleri için nasıl giyinmesi gerektiğini merak ediyorsanız bu makale tam size göre.

Haber Merkezi / Aşırı kiloluysanız, doğru kıyafet seçimiyle hem kendinizi rahat hissedebilir hem de vücudunuzu daha dengeli ve şık gösterebilirsiniz. İşte stil önerileri:

Vücudunuza Uygun Kıyafetler Seçin:

Doğru Beden: Ne çok dar ne de çok bol kıyafetler tercih edin. Vücudunuza oturan, ama sıkı olmayan parçalar en iyi sonucu verir.
Esnek Kumaşlar: Pamuk, viskon veya hafif elastan içeren kumaşlar hem rahatlık sağlar hem de vücudu sararken doğal bir şekil verir.
Dikey Çizgiler: Dikey çizgili kıyafetler (gömlek, pantolon veya elbiselerde) vücudu daha uzun ve ince gösterir. Yatay çizgilerden kaçının.

Vücut Tipine Göre Kıyafet Seçimi:

Elma Tipi (Göbek Bölgesi Fazlası):

A kesim elbiseler veya tunikler, göbek bölgesini kamufle eder.
V yaka üstler, dikkati üst bölgeye çeker ve boynu uzatır.
Yüksek bel pantolonlar veya etekler, beli toparlar.

Armut Tipi (Kalça ve Bacaklar Geniş):

Koyu renk altlar (siyah, lacivert) kalça bölgesini daha ince gösterir.
Üst kısmı hareketli (desenli veya volanlı) bluzlar, dikkati üst bölgeye çeker.
Düz kesim veya hafif bol pantolonlar tercih edin.

Kum Saati veya Dikdörtgen Tip:

Bel kısmını vurgulayan kemerli elbiseler veya yüksek bel kıyafetler vücudu dengeler.
Salaş tunikler yerine hafif oturan üstler seçin.

Renk ve Desen Seçimi:

Koyu Renkler: Siyah, lacivert, koyu gri veya zümrüt yeşili gibi renkler inceltici etkiye sahiptir.
Tek Renk Kombinler: Monokrom (tek renk) kombinler, vücudu daha uzun ve akıcı gösterir.
Desenler: Büyük desenler yerine küçük ve zarif desenler tercih edin. Aşırı büyük çiçekler veya geometrik şekiller hacim katabilir.

Kesim ve Detaylar:

Üstler:

V yaka veya U yaka bluzlar, göğüs bölgesini dengeleyerek boynu uzatır.
Uzun tunikler veya hırkalar, kalça ve göbek bölgesini örter.
Salaş ama yapılandırılmış üstler (örneğin, hafif drapeli) tercih edin.

Pantolonlar:

Düz kesim veya hafif bol paça pantolonlar, bacakları dengeler.
Yüksek bel pantolonlar, göbeği toparlar ve bacakları uzun gösterir.
Dar skinny jean’lerden ziyade bootcut veya straight fit modeller seçin.

Elbiseler:

A kesim veya kemerli elbiseler, beli vurgulayarak daha ince bir siluet yaratır.
Maksi elbiseler hem şık hem de rahat bir seçenektir.

Ceket ve Hırkalar:

Uzun, hafif kuyruklu blazer veya hırkalar, vücudu uzatır.
Omuzları hafif vatkalı ceketler, üst bedeni dengeler.

İç Çamaşırı ve Aksesuarlar:

Doğru İç Çamaşırı:

Toparlayıcı iç çamaşırları (korse veya yüksek bel külotlar) vücudu daha düzgün gösterir.

Aksesuarlar:

Uzun kolyeler veya eşarplar, boyu uzatır ve dikkati yüze çeker.
Büyük çantalar yerine orta boy çantalar kullanın; aşırı büyük çantalar orantısız görünebilir.
Topuklu ayakkabılar (rahat modeller) bacakları uzun gösterir.

Kaçınılması Gerekenler:

Çok Dar Kıyafetler: Vücudu sıkarak hatları belirginleştirir.
Aşırı Bol Kıyafetler: Daha hacimli gösterebilir.
Büyük Desenler veya Parlak Kumaşlar: Vücuda hacim katar.
Kısa Üstler: Göbek bölgesini açığa çıkararak dikkati oraya çeker.

Genel İpuçları:

Kendine Güven: Şıklık, kıyafetten çok nasıl taşıdığınızla ilgilidir. Kendinizi iyi hissettiğiniz parçaları seçin.
Terzi Desteği: Kıyafetlerinizi vücudunuza göre uyarlatmak, daha iyi bir görünüm sağlar.
Katmanlı Giyim: Hırka, ceket veya yelek gibi katmanlar, vücudu dengeleyerek şıklık katar.
Bakım: Saç, makyaj ve duruş, genel görünümünüzü büyük ölçüde etkiler.

Örnek Kombin Önerileri:

Gündelik: Siyah düz kesim pantolon, V yaka tunik, uzun hırka ve topuklu loafer.
Ofis: Yüksek bel kalem etek, hafif bol gömlek, blazer ve topuklu ayakkabı.
Özel Gün: Kemerli maksi elbise, uzun kolye ve topuklu sandalet.

Not: Her vücut tipi benzersizdir, bu yüzden deneme-yanılma ile size en uygun tarzı bulabilirsiniz. Bir stil danışmanına veya terziye danışmak, daha kişiselleştirilmiş öneriler sunabilir.

Paylaşın