Günlerin Köpüğü: Saf Aşkın Yıkımı

Boris Vian’ın 1947 tarihli romanı Günlerin Köpüğü, hem büyüleyici hem sarsıcı, saf aşk ile acımasız gerçeklik arasındaki uçurumu şiirsel bir dille kuran bir yapıttır.

Haber Merkezi / Edebiyat tarihinde “gerçeküstü romantik trajedi” olarak tanımlanabilecek ender örneklerden biridir. Roman, yalnızca anlatısı ile değil, dil ve biçim oyunlarıyla da benzersizdir.

Romanın merkezinde Colin ile Chloé’nin aşkı bulunur. İlk bölümde hafiflik, keyif, müzik, dans ve saf bir mutluluk hissi hâkimdir. Fakat Chloé’nin akciğerinde bir nilüfer çiçeğinin büyümeye başlamasıyla romanın dünyası ağırlaşır. Bu çiçek, hem hastalık hem kader hem de varoluşsal bir metafor niteliğindedir.

Başta Colin’in maddi özgürlüğü ve oyunbaz yaşamı, roman ilerledikçe yerini yoksullaşmaya ve sıkıntıya bırakır. Chloe’nin iyileşmesi için sürekli çiçek alınması gerekir, bu da Colin’i ilk kez emeğini satmaya zorlar. Vian; tüketim, yoksulluk ve iş yaşamının insan ruhunu nasıl aşındırdığını grotesk bir biçimde gösterir.

Mekânlar, nesneler ve karakterler sürekli biçim değiştirir. Odaların daralması, nesnelerin kederlenmesi, insanların fiziksel olarak çöküşü—bunlar psikolojik durumların somut yansımalarıdır. Vian’ın dünyası hem absürd hem masalsıdır.

Vian, kelimelerle oynayan, ritme, sese, çağrışıma dayanan özgün bir üsluba sahiptir. Roman boyunca:

Şarkı söyleyen fare, renk değiştirerek ruh hâlini yansıtan odalar, kendiliğinden müzik üreten pianocktail gibi nesneler gerçeküstü olduğu kadar sembolik anlamlar taşır. Bu üslup, kitabı yalnızca bir aşk hikâyesi olmaktan çıkarıp poetik bir evrene dönüştürür.

Roman iki bölümlü bir müzik parçası gibidir:

İlk bölüm: Hafif, neşeli, fantastik, oyunbaz.
İkinci bölüm: Kasvetli, acımasız, yoksulluk ve hastalıkla kuşatılmış.

Bu keskin ton değişimi romanın en çarpıcı yanlarından biridir; okur, karakterlerle birlikte yavaşça karanlığa çekilir.

Vian, varoluşçuluk akımının etkisini hem taşır hem tiye alır. Sartre ve dönemin entelektüel modası, Chick karakteri üzerinden iğneleyici bir dille eleştirilir. Roman, hayatın anlamsızlığına dair karamsarlık ile aşkın dönüştürücü gücü arasında gidip gelen bir felsefi sorgulama yürütür.

Günlerin Köpüğü; masalsı bir anlatı ile toplumsal-eleştirel bir söylemi birleştiren, hem kalbi hem zihni sarsan bir romandır. Okuru bir yandan büyülü bir aşkın içine çekerken bir yandan da dünyanın acımasız gerçekliğiyle yüzleştirir. Vian’ın dili şiirsel, özgün ve oyunbazdır; romanın duygusal etkisini artıran en önemli unsur da budur.

Günlerin Köpüğü, hafızada yer eden imgeleri, melankolik güzelliği ve edebi cesaretiyle 20. yüzyıl Fransız edebiyatının unutulmaz eserleri arasındadır.

Paylaşın