Dikkat Çeken Yorum: ‘Altılı Masa’da Adaylık Sorunu Yaşanmaz

Türkiye’de Haziran 2023’te yapılması planlanan seçimlere bir yıldan az süre kala gözler, cumhurbaşkanlığı seçiminde “Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına kim çıkacak?” sorusunun yanıtına çevrildi. 

‘Ankara kulislerini iyi koklamasıyla’ tanınan gazeteci Sedat Bozkurt, Kısa Dalga’da yayımlanan yazısında CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “Elbette HDP’ye bakanlık verilebilir, her partiye verilebilir” şeklindeki ifadesi sonrası CHP, İYİ Parti, Demokrat Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan altılı masada yaşanan tartışmaları yorumladı.

“Buradaki açıklamanın demokrasiye, anayasaya uygunluğuna bile bakmaya gerek duyulmadan tartışma büyüdü, özellikle İyi Parti cephesinde. Oysa Tekin parti adına açıklama yapma yetkisi olan birisi değil CHP’de. O zaman sorun ne?” diyen Bozkurt, şöyle devam etti:

“Henüz bir ittifak hüviyeti kazanmadığı için ‘6’lı masayı’ daha çok kullanıyorlar, burası 6 farklı siyasi partinin önüne somut konuları koyarak karara bağladığı bir zemin. Her konuda aynı düşünüyor olsaydılar görüşmelerin merkezinde bir parti çatısı altında birleşme yer alırdı. Her toplantıdan sonra genel başkanlar parti şapkalarını giyerek kendi rutinlerine dönüyorlar. Örneğin İstanbul sözleşmesinde SP masadan ayrıştı. Ama sorun yaşanmadı. Deva, Gelecek ve SP, HDP ile görüştüklerini söylediler yine sorun yaşanmadı. HDP meselesinde İyi Parti’nin masadan ayrıştığı da sır değil.

Bu tartışmalardan bağımsız HDP de bir ittifak modelini oluşturarak seçimlere hazırlanıyor, sanki Millet İttifakı çağırsa koşa koşa gelecek bir HDP siyaseti varmış gibi yorumlar yapılıyor. Kaldı ki, Millet İttifakı’ndaki uyum ve getirdiği başarı bütün ittifakların başarılı olacağı gibi kesin sonuç içermez. HDP’nin de talebi zaten cumhurbaşkanı adayı belirleme sürecinde görüşlerinin alınması. Buna da hakları var çünkü HDP oyları belirleyecek kimin cumhurbaşkanı olacağını ya da olamayacağını. Mesele bu. Yoksa yeni oluşacak parlamento dağılımda kimlerim kimlerle ittifak yapacağına tanıklıklar yapacağız. Bu ayrı bir yazı konusu.

‘Adaylık sorunu yaşanmaz’

Sorunun büyümesinin nedeni partilerin iç dinamikleri. Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı’nı karıştırmamak lazım. Cumhur İttifakı’nda sonuçta kararları 2 kişi alıyor ve uygulanıyor, yanlış bile olsa kimse itiraz etmiyor. Son zamanlarda CHP’lilerin Kemal Kılıçdaroğlu’nu kesin aday hatta cumhurbaşkanı olarak ilan etmeleri, CHP’nin muhtelif sorunları çözeceğine ilişkin yaptığı vaadlerde ‘ben’ demesi, masada sıkıntı yarattı. Çünkü adayın CHP tarafından değil masa tarafından ilan edilmesi ve ‘bize’ vurgu yapılması konusunda mutabık kalınmıştı.

Burada biraz CHP’nin diğer partilere ‘kardeş’ muamelesi yaptığı hissi rahatsızlık yarattı ve masada her parti kendi gücünü bir tür tahkim etmek için çıkış yaptı. Bu semptomlar böyle geniş ve farklı kimlikli masalar için normal ve bunlardan çok yaşanacak, seçime kadar, seçim süreci ve sonrasında. Bu tartışmalar daha sonra yaşanma ihtimali olan tartışmaların nasıl aşılacağı konusunda da yol gösterici oluyor. Masa mekaniği olgunlaşıyor.

Bu mesele masada sorun çıkarmayacaktır. Kılıçdaroğlu’nun adaylığının önünü kesme girişimleri olduğuna ilişkin yorumlar tamamen yanlış. Bugün masanın tek potansiyel adayı var; o da Kılıçdaroğlu. Belediye başkanlarının adının masaya gelme ihtimali bugün bulunmuyor. Genel başkanlar dillendirmeseler bile hepsinin yakın çalışma arkadaşlarının tek adayı Kılıçdaroğlu’dur ve bunun test edilmesi de kolaydır. Muhtelif politik çeşitliliğin destek verdiği bir adayı masa niye kabul etmesin? Hem sadece seçilme meselesi değil önemli olan daha sonrasını ve seçim sürecini de yönetebilmesi.

‘Mansur yavaşın pozisyonu çok net’

Bu arada Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş üzerinden de bolca spekülasyon yapılıyor. Yavaş’ın Kılıçdaroğlu ya da Akşener başta olmak üzere masanın iradesinin dışında bir girişimin içinde yer alacağına ya da buralarda bir rol alacağına ihtimal vermiyorum. Hakkında yapılan yorumlara ve ileri sürülen iddialara yanıt vermemesi bu söylentilerin doğru olduğuna işaret etmez. Yavaş günlük polemiklere girmeyi, haber olmayı, ekranda olmayı sevmiyor. Yavaş’a mikrofon uzatıldığı zaman yapacağı açıklama noktasına virgülüne budur. Yani Mansur Yavaş’ın pozisyonu çok net.

‘İmamoğlu’nun durumu da bundan farklı olmaz’

Ekrem İmamoğlu’nun durumunun da bundan farklı olmayacağı kanaatindeyim. Burada sadece kanaat bildirebiliyorum, çünkü elimde bilgi yok. Bilgi alabileceğimiz kaynaklar ise temel gazetecilik ilke ve değerlerine göre sağlıklı değil…”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Altılı Masa Adayının İsmi Neden Önemli?

Muhalefetteki partileri bir araya getiren ve seçim ittifakına dönüşme ihtimali olan altılı masanın Cumhurbaşkanlığı seçimi için göstereceği ortak adayın kim ve nasıl birisi olması gerektiğine ilişkin tartışmalar sürüyor.

Erkene alınmaması durumunda Haziran 2023’de düzenlenecek olan seçimlerde CHP, İYİ Parti, Saadet, DEVA, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti’nin oluşturduğu altılı masanın adayı ile ilgili tartışmalar kamuoyunda “kim olmalı” noktasında öne çıkıyor. Masa bileşenleri ise bu oluşumu daha çok bir “kadro hareketi” olarak görüyor ve muhtemel adayın yanı sıra seçim sonrası güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüşün nasıl olabileceğine yönelik hazırlıklarını da sürdürüyor.

Altılı masayı oluşturan partiler ortaya kadrosuyla birlikte çıkacak olan adayın seçim sonrası dönüşüme ayak uydurabilecek ve buna uzlaşı içinde liderlik edebilecek, gerektiğinde elindeki güçlü yetkilerden vazgeçebilecek ve sadece altılı masa seçmeninden değil diğer partilerden de oy alabilecek bir isim olması gerektiğinde birleşiyor.

Bu kapsamda Ankara kulislerinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı bir süredir yüksek ihtimal olarak değerlendiriliyor. Son günlerde İYİ Parti lideri Meral Akşener’in “kazanacak aday” çıkışı ile HDP ve İYİ Parti arasındaki gerilim türü gelişmeler ise altılı masanın aday denklemini etkileyebilecek faktörler olarak görülüyor.

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebilir” açıklamasıyla altılı masadaki adaylık tartışmaları hızlanmıştı. İYİ Parti, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ismini kulislerde daha fazla dillendirmeye başlamıştı. Akşener bugün de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret ediyor.

Muhtemel adaylar kimler?

Şu ana kadar altılı masa için ortak aday olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun isimleri dillendiriliyor.

Çeşitli kurumların anketlerine ilişkin sonuçlar parti merkezlerinde karşılaştırmalı değerlendirilirken muhtemel adayların alabileceği oy oranları, toplumun hangi kesimlerinden oy alabilecekleri ve seçim sonrasındaki sistem dönüşümüne uyumu gibi etkenler önemli görülüyor.

Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi, Bilim Akademisi Üyesi Prof. Ersin Kalaycıoğlu ise siyaset biliminde “kazanacak aday” diye bir olgunun olmadığına işaret ediyor. Kalaycıoğlu, adaya eğer anketlere göre karar veriliyorsa bu yöntemin çok bilimsel olmayacağını, çünkü anketlere ilişkin şüpheler bulunduğunu belirtiyor.

Yöneylem’in son anketine göre CHP’nin oyları AKP’nin önüne geçerken katılımcıların yüzde 64,9’u “parlamenter sistem” dedi. “Önümüzdeki Pazar Cumhurbaşkanlığı seçimleri olsa Erdoğan’a mı muhalefet adayına mı oy verirsiniz?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 55,6’sı “muhalefet adayı” şeklinde yanıt verdi.

İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü (İstanPol) Genel Direktörü ve Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz’a göre de altılı masanın adayının “Türkiye muhalefetinin ortak paydasıyla hareket edebilecek ve ülkeyi düzlüğe çıkarabilecek, ortak aklı temsil eden bir lider” olması gerekiyor. Altılı masanın şu anda önündeki ikilemlerden birisini “önce ilkeler mi yoksa önce isim mi?” olarak gördüğünü söyleyen Korkmaz, muhalefetin önündeki bir diğer ikilemi ise şu sözlerle aktarıyor:

“Mesele şu; anketler bize popülariteyi gösteriyor. Ama altılı masa popülerliği mi seçecek? Yoksa seçim döneminde Erdoğan’la mücadele edebilecek, herkesi kapsayıcı bir dil kullanabilecek, altılı masanın dışındaki partileri de küstürmeyecek ve aynı zamanda seçim sonrasında güvenli bir şekilde yeni sisteme geçecek bir aday mı seçecek?”

“Anketlerde öne çıkan doğru aday mı?”

Bu arada bazı anketlerde Yavaş’ın ya da İmamoğlu’nun Kılıçdaroğlu’nun önünde olduğuna yönelik sonuçlar çıkmasına rağmen, her iki olası adaya ilişkin de Ankara kulislerinde çeşitli rezervler bulunuyor. Yavaş’ın Kürt seçmenlerden oy alabilmesinin çok zor olduğu düşünülüyor, İmamoğlu’nun ise yeni sisteme geçişte ve yetkilerini devretmede istekli olmayabileceği endişeleri bulunuyor.

Kendilerinin yaptıkları bazı saha çalışmalarında Yavaş ismiyle sık karşılaştıklarını belirten Korkmaz, bu popülerliğin nedenlerinden birkaçını polemiklere girmemesi, ağırbaşlı duruşu ile iyi bir PR ekibinin olması olarak görüyor. Korkmaz, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Ancak şunu bilmiyoruz; seçim yarışına girildiğinde nasıl bir performans sergileyecek Yavaş? Yani o süreçteki kutuplaşma tuzaklarına düşecek mi, düşmeyecek mi? Bunu bilmiyoruz. Çünkü o performansını görmedik biz. O yüzden her zaman şu sorgulamayı yapmak lazım: Acaba anketlerde en yüksek oyu alan aday gerçekten de kazanacak aday mı? Ben bundan tam emin olamıyorum.”

İmamoğlu’nun adaylık olasılığını da değerlendiren Korkmaz, İstanbul Belediye Başkanı’nın şu anda bir strateji değişikliğine gittiğini ve son günlerde daha hizmetleriyle ön planda olduğuna işaret ederek geçmişte yaptığı bazı hatalara rağmen şu anda toparladığını ve hâlâ şansı olabileceğini belirtiyor.

“Denizaltıyla Ankara’ya gidemezsiniz”

İsimler üstünden tartışma yürütmenin her zaman doğruya götürmeyeceğini düşünen Kalaycıoğlu, muhalefetin adayının kim olacağının “aynı anda hem çok önemli hem de çok önemsiz” olduğu kanısında. Asıl önemli olan hususun “Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin değişmesi” olarak gören Kalaycıoğlu, bu sözlerini şu örnekle açıklıyor:

“Kim gelirse gelsin bu sistemle iyi yönetemez. Yani siz İstanbul’dan Ankara’ya gideceksiniz ve elinizde bir denizaltı var. Denizaltıyla Ankara’ya gidemezsiniz. Şimdi bu denizaltına kaptan aranıyor. Ama Ankara’ya gidecekseniz eğer; ya uçağa ya da otomobile ihtiyacınız var. Bu araçla olmuyor bu iş. Denizaltına hangi kaptanı getirirsen getir zaten gidemez.”

Kalaycıoğlu bu nedenle muhalefetin “kaptan” olarak seçeceği ismin “Gelin bu denizaltıyı satalım, yerine de uçak alalım” demesi ve kamuoyunu da buna ikna etmesi gerektiğini ifade ediyor ve Türkiye’nin hukuk devletiyle bağlantılı demokratik yapıya dönüştürülmesinin önemine dikkat çekiyor.

“İşi güzellik yarışmasına çevirmeye çalışıyorlar”

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştirecek kişinin bir ekibe ihtiyacı olduğunu ve sadece tek bir ismin konuşulmasını doğru bulmadığını da söyleyen Kalaycıoğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İktidar ise sadece ismin konuşulması için ittiriyor. Çünkü rejimin defoları üzerinden değil de isim üzerinden tartıştırmak istiyorlar. Temel itibariyle Tayyip Erdoğan mı daha karizmatik yoksa Ahmet mi noktasına gelindi ve bunu tartışalım istiyorlar. Bir nevi güzellik yarışmasına dönüştürmeye çalışıyorlar bu işi.”

Türkiye siyasal kültüründe lider ve lider kültünün çok önemli olduğunu hatırlatan Korkmaz da “Biz hep ilkelerden, normlardan bahsediyoruz ama insanlar liderin kim olduğuna ve isme gerçekten bakıyor. Çünkü Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde tek bir kişi ve o isim ön plana çıkıyor. Yani kim bizi yönetecek? Bütün yetkileri kim alacak? Bu muktedirlik, yönetme kabiliyeti kime ait olabilir? Toplumun merakı bu” diyor.

Toplumdaki “tek başına Türkiye’yi sırtlayacak bir lider” arayışının mevcut sistem için doğal olabileceğini belirten Korkmaz, ancak bunun karşısında “Türkiye’yi gerçekten demokratik düzlüğe çıkarabilecek, altılı masanın iradesiyle hareket edebilecek, ortak aklı temsil edebilecek bir adayın” aranması gerektiğini vurguluyor.

(Kaynak: DW Türkçe/Gülsen Solaker)

Paylaşın

Altılı Masa, Ortak Adayda Uzlaşamıyor Mu?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebilir” açıklaması altılı masadaki adaylık tartışmalarını hızlandırdı. İYİ Parti cephesi, son dönemde gündeme getirdiği Mansur Yavaş ismini kulislerde daha fazla dillendirmeye başlarken, CHP’li yetkililer ise “Masanın doğal adayı Kemal Kılıçdaroğlu” görüşünü savunuyor. HDP’den ise “Kimseyle pazarlık halinde değiliz” tepkisi geldi.

TV100’de katıldığı bir programda HDP ile ilgili bir soru üzerine “HDP’ye bakanlık verilebilir” diyen CHP’li Gürsel Tekin’in sözleri Ankara’da bir süredir konuşulan adaylık tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu, Koray Aydın ve Musavvat Dervişoğlu gibi isimlerin büyük tepki gösterdiği Tekin’in sözleri tartışılırken, bir gün sonra da Kılıçdaroğlu’ndan adaylıkla ilgili önemli bir açıklama geldi. FOX TV’de konuşan Kılıçdaroğlu, “Adaylığa hazırım” dedi.

Bunun üzerine İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de, dün Yeniçağ gazetesinin Youtube kanalında “HDP’nin olduğu masada biz olmayız” açıklamasında bulundu; adaylıkla ilgili de “kazanacak aday” vurgusu yaptı. İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu da “Milletin ümitlerini ‘ben aday olacağım’ heveslerine kurban etmeyelim” diyerek adaylık tartışmasını sürdürdü.

İYİ Partili Kavuncu: Kafamıza göre söylemedik

Ankara’da tüm bu gelişmeler yaşanırken DW Türkçe’den Eray Görgülü, “HDP’ye bakanlık” açıklamasıyla başlayan ve adaylık polemiğine kadar varan süreçle ilgili Başkent kulislerine mercek tuttu. Adaylıkla ilgili tartışmalar, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun “Sahada en çok duyduğumuz isim Mansur Yavaş” sözleriyle başlamıştı.

Katıldığı bir televizyon programında bu ifadeleri kullanan Kavuncu, “Anlat İstanbul” projesi kapsamında 85 bin seçmenden veri alarak bir çalışma yaptıklarını ve bu çalışmanın sonuçlarının kendisine sorulduğunu belirten Kavuncu, “Konu altılı masaya ve adaya gelince biz de tespitlerimizi söyledik” dedi. Veri toplamanın yanı sıra altı aylık bir çalışma süresince milyonlarca kişiyle temas ettiklerini de kaydeden Kavuncu, “Biz bunu kafamıza göre söylemedik. Cumhur İttifakı’ndan kopan kararsız seçmenin Mansur Başkan lehine döndüğünü görüyoruz. O çalışma sonucundaki tespitimizi söyledik” ifadesini kullandı.

Kavuncu, tespitlerini önceki gün Ankara’da düzenlenen il başkanları toplantısında da dile getirdiğini ifade etti. Diğer il başkanlarının da büyük oranda benzer tespitlerde bulunduğunu vurgulayan Kavuncu, “Türkiye kritik bir seçime gidiyor ve önemli olan kazanmaktır” dedi. Kavuncu, buna karşın il teşkilatlarının görevinin genel merkez politikasını sahaya yansıtmak olduğunu kaydederek, “Altılı masadan hangi aday çıkarsa çıksın canla başla çalışırız” dedi.

CHP yöneticileri “Doğal aday Kılıçdaroğlu” diyor

CHP kulislerinde ise İYİ Parti’den gelen tepkilere karşı genel itibarıyla bir sessizlik hakim olsa da Kılıçdaroğlu’nun adaylığına kesin gözüyle bakılıyor.

CHP’li üst düzey bir yetkili, son kararın partilerin yetkili kurullarında verileceğine dikkat çekerek, “Adaya altılı masa karar verecek” ifadesini kullandı. Aynı yetkili, Akşener’in “kazanacak aday” kriterini gündeme getirdiğinin hatırlatılması üzerine de “Tabii ki biz de bu kriteri gözeteceğiz. Ancak, yağsız pilav olur mu olur, pirinçsiz pilav olur mu, olmaz” sözleriyle adaylık konusunda partisinin Kılıçdaroğlu ısrarındaki tutumunu anlattı. Aynı yetkili, masanın doğal adayının Kılıçdaroğlu olması gerektiğini de savundu.

HDP: Kimseyle pazarlık yapmayız

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise, sürece “bir akıl tartıştırıyor” iddiasıyla katıldı. Beştaş, süreci tartıştırmak ve meseleyi bilerek kaşımak isteyen bir aklın devrede olduğunu bildiklerini ifade etti. “HDP’ye bakanlık” tartışmaları ile ilgili “Kimseyle pazarlığımız söz konusu olamaz” diyen Beştaş, adaylık tartışmaları ile ilgili de 27 Eylül’de yayınladıkları deklarasyonu hatırlattı.

HDP, 11 maddelik ilkeleri içeren demokrasi tutum belgesini 27 Eylül 2021’de yayınlamış ve bu ilkelere uymayan cumhurbaşkanı adayını desteklemeyeceğini açıklamıştı. Bu açıklama ile HDP’nin Meral Akşener ile Mansur Yavaş’ın adaylığını desteklemeyeceği yorumları yapılmıştı.

Deklarasyonlarının çok açık olduğunu belirten Beştaş, “Türkiye’yi bu cendereden çıkartacak, daha demokratik, daha özgürlükçü, ekonomik buhranın kesinlikle azaltılacağı bir mücadele hattındayız. Emek ittifakı olarak büyüyerek, genişleyerek üçüncü yol olarak ciddi seçenek yürümeye devam ediyoruz” ifadelerini de kullandı.

Paylaşın

Altılı Masa İçin Çarpıcı İddia: Adayın Açıklanacağı Tarih

Altılı masanın cumhurbaşkanı adayına ilişkin tartışmalar sürerken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in katıldığı bir programda “Adayı ne zaman açıklayacaksınız?” sorusuna verdiği yanıt, gözleri altı liderin ikinci tur görüşmelerinin ilkini gerçekleştirecekleri 2 Ekim tarihine çevirdi.

Akşener’in aday açıklamasının tarihine ilişkin soru üzerine “2 Ekim’de bunu söz söyleyeceğim” demesine karşın, partilerin kurmayları erken seçimin gündeme gelip gelmemesine bağlı olarak bu konuda en erken tarih olarak 2022’nin aralık ya da 2023’ün ocak ayına işaret ediyor.

Altılı masa 2 Ekim Pazar günü saat 14.00’de CHP Genel Merkezi’nde toplanacak. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, toplantı öncesi hem davet hem de gündem önerilerini almak üzere beş lideri tek tek ziyaret edecek. Ancak Akşener’in yarattığı beklentinin aksine, 2 Ekim’deki toplantının gündeminde aday ismiyle ilgili bir başlığın yer alması beklenmiyor.

Partilerin kurmayları, ortak adayın açıklanacağı tarihin, seçimin zamanında yapılması halinde en erken 2023 ocak ya da şubat ayı olacağını ifade ederken, seçimin mayısa çekilmesi durumunda ise aralık ayında adayın açıklanabileceği belirtiliyor. Kurmaylar, “Son ana kadar aday açıklanmayacağı gibi son ana kadar bir isimle partiler kendisini bağlamaz. Ama elbette partilerin aday olarak görmek istedikleri kişilerin piar çalışmaları olacak” değerlendirmesini yapıyor.

Milliyet’ten Mehtap Gökdemir’in haberine göre; 2 Ekim’de yapılacak toplantıda, ortak ilkelerin, politikaların konuşulacağı ifade ediliyor. Cumhurbaşkanı adayının ismi değil ama parlamenter sisteme geçiş sürecinde ülkeyi nasıl yöneteceği, yetkileri, yapması gereken işler gibi detayların değerlendirilebileceği belirtiliyor.

Ortak aday nasıl belirlenecek?

Ortak adayın nasıl belirleneceğine ilişkin de birkaç formül konuşuluyor. Kurmaylar, “Seçeneklerden bir tanesi aday gösterilecek kişinin kamuoyu desteği. Ama tek başına o da değil. Altı partiye, millete, devlete, kurum, kuruluşlara, bürokrasiye güven veren bir isim olması lazım. ‘Yüzde 50 artı 1’ açısından güven dediğiniz o, millete de güven vermesi lazım. Yüzde 50 artı 1’i alamıyorsa istediği kadar Türkiye’nin meselelerine vakıf olsun işe yaramayacak. Hem masanın güvenini hem devletin güvenini hem kamuoyunun hem milletin güvenini kazanabilecek bir isim olması gerekiyor” değerlendirmesini yapıyor.

Anket seçeneğine ilişkin de, “Anket altı kişi, on kişi yarışa girsin, en yüksek oyu kim alsın, öyle bir çalışma olmaz. Sadece olabilecek isimlerin kamuoyu desteği görülmek istenir. Yoksa anketten kim çıkıyor, haydi masada konuşalım değil” görüşü dile getiriliyor. Kurmaylar adayın açıklanacağı tarihe yakın olası isim ya da isimlerin kamuoyunda daha yoğun tartışılacağına işaret ederek, “Kamuoyunun nasıl yaklaştığı görülür” değerlendirmesini de yapıyor.

Paylaşın

DP Lideri Uysal: AKP Siyasi Görünümlü Bir Şebekedir

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, “AKP, artık ideolojik, sosyolojik, psikolojik incelemenin dışına çıkmış; kriminolojinin uzmanlık sahasına girmiştir. Zira karşımızda siyasi görünümlü bir şebeke vardır. AKP, bir siyasi vaka değil, adli vakadır” dedi.

Gültekin Uysal, bugün sosyal medya hesabında, “AKP, bir siyasi vaka değil, adli vakadır” mesajıyla bir video yayınladı. Uysal, gündemdeki ‘yolsuzluk ve rüşvet’ iddialarıyla ilgili savcıların harekete geçmemesini eleştirdi.

Uysal, şunları söyledi:

“Emeği, hakkı çalınan aziz milletim, muhalefetten herhangi bir isim ile ilgili, bugün iktidar mensupları hakkında ortaya atılan iddiaların binde biri ortaya çıksa harekete geçen savcıların bugün sesini çıkarmaması, HSK’nın ve yargının AKP’nin şubesi haline geldiğini gösteriyor.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti bağımsız savcıları, hakimleri görev yapabiliyor olsa Adalet ve Kalkınma Partisi de yolsuzluğun odağı olmaktan kapatılma davası ile karşı karşıya kalır. AKP, artık ideolojik, sosyolojik, psikolojik incelemenin dışına çıkmış; kriminolojinin uzmanlık sahasına girmiştir. Zira karşımızda siyasi görünümlü bir şebeke vardır. AKP, bir siyasi vaka değil, adli vakadır.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’dan Koalisyon Protokolü Kararı

Altılı masanın gündemindeki protokolün, seçilecek cumhurbaşkanın yetkilerini nasıl kullanacağı, fiili parlamenter sistemin nasıl uygulanacağı, cumhurbaşkanı yardımcılıkları, bakanlıklar ve üst kurulların çalışma şekillerine ilişkin ayrıntıların yer alacağı belirtiliyor.

Kısa Dalga’dan Mahmut Aydın’ın haberine göre; Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş ve ortak cumhurbaşkanı adayı belirlemek için altı muhalefet partisinin (CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti) bir araya gelerek oluşturduğu ‘altılı masa’nın son toplantısında liderlerin “koalisyon protokolünün” ayrıntılarını görüştükleri öğrenildi.

Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde altıncı kez buluşan liderler, temmuz ayında yapılan toplantıdan sonra hazırlıkları yürütülen parlamenter sisteme geçiş sürecinin ilkelerinin belirleneceği “koalisyon protokolü”nü ele aldılar. Görüşmelerde liderler, protokolün partilerinin yetkili organlarında ele alınmasını da kararlaştırdı.

Paylaşın

Karamollaoğlu İstedi, Bildiride ‘Birliktelik’ Vurgusu Yapıldı

6’lı Masa’nın ilk tur görüşmeleri önceki gün tamamlandı. Toplantıya ev sahipliği yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, bir süre önce yaptığı “Yeni sistemde ittifaklara gerek kalmadı” yönündeki açıklaması nedeniyle ortaya atılan “Masa’da çatlak var” söylentilerini bertaraf etmek için yayınlanacak bildiride özellikle ‘Birliktelik’ vurgusu yapılmasını istedi.

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre bunun üzerine bildiride, “Siyasi iktidarın ortaklarının ve varlıklarını iktidarın varlığına adamış medyanın, tüm siyasi mühendislerin çabalarına, hakaretlerine, isnatlarına ve iftiralarına rağmen milletimize umut olmanın verdiği güç ile” vurgusu yapıldı.

Açıklamada ayrıca “Bugünden itibaren seçim öncesi, dönemi, sonrası olmak üzere önümüzdeki süreçlerde istişareye önem veren anlayışımızla birlikte yol yürümeye devam etme kararlılığında olduğumuzun altını tekrar çizmek isteriz” ifadesi yer aldı.

Açıklamanın tamamı şöyle: 

“Toplumun her bir kesimini ve 85 milyon insanımızı en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına yaraşır bir Türkiye’yi inşa etmek ve vatandaşlarımızın tüm problemlerine çözüm oluşturmak amacıyla başlattığımız “Liderler Buluşmaları”nın birinci turunu, bugün Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdiğimiz 6. toplantımızla tamamlıyoruz.

Siyasette istişareyi, nezaketi, centilmenliği ve iş birliğini ilke olarak benimsemiş partilerin Genel Başkanları olarak;

Ülkemizi hızla felakete sürükleyen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin doğal sonuçlarına, yani; ekonomide iflasa, iç ve dış politikada itibarsızlaşmaya, kamu kurum ve kadrolarındaki çürümeye, yaşanan sosyolojik ve psikolojik çöküntüye dur demek için ilk kez 12 Şubat 2022 tarihinde bir araya gelerek ortaya koyduğumuz kararlılığımızla milletimize umut olduk.

O tarihten sonra Türkiye’de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı anlaşılmış ve milletimiz tarafından “6’lı Masa” olarak adlandırılan iş birliğimiz, kararlılıkla bugünkü aşamasına gelmiştir.

Bilinmelidir ki bugün, 12 Şubat’tan çok daha kararlı ve umutluyuz!

Siyasi iktidarın, ortaklarının, varlıklarını iktidarın varlığına adamış medyanın tüm siyasi mühendisliklerine, çabalarına, hakaretlerine, isnatlarına ve iftiralarına rağmen milletimize umut olmanın verdiği güçle 28 Şubat 2022 tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnimizi” geniş katılımlı bir organizasyonla kamuoyu ile paylaştık.

Kurduğumuz komisyonlarla, ortaya koyduğumuz ilkeleri tek tek hayata geçirme hazırlıklarımızın hukuki ve toplumsal alt yapılarını güçlendirecek adımlar attık.

Bu çerçevede; geçtiğimiz süreç içinde “Temel İlkeler ve Hedefler”, “Seçim Güvenliği” ve “Bazı Ekonomik Kurumların Reformu” komisyonlarının metinlerini kamuoyu ile paylaştık. Diğer komisyon çalışma ve raporlarını da gözden geçirdik.

Ayrıca son toplantımızdan bu yana kamuoyunun gündeminde olan güncel ekonomik, iç ve dış siyasi gelişmeleri de değerlendirdik.

Ortak sorunlarımız karşısında ortak sorumluluklarımızın ağırlığını hepimiz omuzlarımızda hissediyor ve iş birliği kararlılığımızı da bu sorumluluk bilinciyle sürdürüyoruz.

Bugünden itibaren seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere önümüzdeki tüm süreçlerde istişareye önem veren anlayışımızla birlikte yol yürümeye devam etme kararlılığında olduğumuzun altını tekraren çizmek isteriz.

‘Mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecek’

Ülkemizi, hemen her alanda içine sürüklendiği bu krizlerden düzlüğe çıkarana ve her bir insanımızın rahat bir nefes alacağı günleri birlikte kurana dek; mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecektir.

Şu hususu da özellikle kamuoyuna beyan etmek isteriz ki, son dönemlerde yoğunlaşan partilerimize yönelik baskı ve şiddet uygulamaları mücadele kararlığımızı asla sarsamayacaktır.

Milletimizin bunca senedir uğradığı hayal kırıklıklarının farkındayız. Bu hayal kırıklıklarını gidermek üzere insanımızın beklenti ve taleplerini karşılayacak liyakatli kadrolarla ve etkin politikalarla milletimizin karşısına çıkacağız.

Milletimiz emin olsun; ortak Cumhurbaşkanı adayımız hem “Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı” hem de sadece bu masa etrafında bir araya gelen siyasi partilere oy verenlerin değil, “Herkesin Cumhurbaşkanı” olacaktır.

Milletimiz müsterih olsun; bu karanlık günlerin bitmesine çok az kaldı.

Bu topraklarda;

  • Toplumsal kutuplaşma son bulacak; toplumsal barış hâkim olacak.
  • Öfke ve nefret dili kaybedecek; nezaket ve karşılıklı saygı kazanacak.
  • Demokrasi ve hukukun üstünlüğü tesis edilecek.
  • Ahlaki yozlaşma ve manevi tahribatın önüne set çekecek etkin politikalar geliştirilecek.
  • Rüşvet, torpil, iltimas gidecek; adalet, dürüstlük ve liyakat gelecek.
  • Hak eden hak ettiğini eksiksiz alacak.
  • İsraf ve hayat pahalılığı son bulacak; üretim esas alınacak.
  • Geniş halk kitlelerinin yoksullaşmasına yol açan bir avuç rantiyeciye kaynak aktarımına son verilecek.

Şimdi, karamsarlığa kapılma zamanı değildir! Zaman, her geçen gün umudu büyütme zamanıdır.

Çünkü biz kazanacağız, Türkiye kazanacak! Biz kazanacağız, 85 milyon insanımız kazanacak!

Bu vesileyle milletimizin özgürlüğü, birliği ve beraberliği önünde hiçbir engelin duramayacağını simgeleyen 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi minnet ve tazimle anıyoruz.

Bu inanç ve kararlılıkla iş birliğimizin çok daha güçlü bir şekilde devam edeceğini ve bir sonraki toplantımızı 2 Ekim 2022 Pazar günü saat 14.00’da CHP Genel Merkezinde gerçekleştireceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız…”

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Neler Konuşuldu, Hangi Adımlar Kararlaştırıldı?

Güçlendirilmiş parlamenter sistem etrafında bir araya gelen 6 muhalefet partisi lideri, ilk tur görüşmeleri tamamladı. Kulislere yansıyan bilgilere göre, gündemin ana maddesini, “parlamenter sisteme geçiş süreci”nin planlamasına dönük atılacak adımlar oluşturdu.

Edinilen bilgiye göre liderlerin son biçimini vermesi kararlaştırılan geçiş sürecine dönük ilk olarak cumhurbaşkanının yetki ve yönetim usullerinin düzenlenmesi ve kamuoyuna deklare edilmesi benimsendi.

CHP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, DEVA Partisi, Demokrat Parti liderleri, Pazar günü Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun evsahipliğinde bir araya gelerek, birinci tur görüşmeleri tamamladı.

6 siyasi parti ilk kez bir sonraki toplantı tarihini de bildiriyle açıkladı. Liderler Eylül ayı boyunca sahada olacağı için ikinci turun TBMM’nin açılmasının ardından Ekim ayında yapılması kararlaştırıldı.

İkinci turda somut adımlar atılacak

Liderlerin ilk tur görüşmelerinde, güçlendirilmiş parlamenter sistem, seçim güvenliği ve ortak iktidar hedeflerine dönük ilkeler ile yasal ve anayasal altyapının oluşturulmasına dönük adımlar ön plana çıkmıştı.

Edinilen bilgiye göre Pazar günkü toplantıda, ilk toplantının yapıldığı 12 Şubat’tan bu yana yapılan çalışmalar üzerinden geçilirken, bundan sonrasına dönük izlenecek strateji görüşüldü.

Kulislere yansıyan bilgilere göre, bu çerçevede, ikinci tur görüşmeler, artık alınan kararların somut olarak yaşama geçirileceği bir süreç olacak. Başta ekonomi olmak üzere, siyasi partilerin ortak aday, seçim işbirliği ve iktidara gelinmesi halinde izlenecek politikalara ilişkin programlar kamuoyu ile paylaşılacak.

‘Aday ve ittifak yeni yılda’

Yansıyan bilgilere göre, toplantıda ağırlıklı olarak parlamenter sisteme geçiş sürecinin planlaması konusu ele alındı. Partilerin kendi içlerinde yaptıkları çalışmalara liderlerin son biçimi vermesi kararlaştırılırken, bu çerçevede ilk olarak cumhurbaşkanının yetki ve yönetim usulleri belirlenecek ve kamuoyuna da açıklanacak.

Toplantıya ilişkin BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a bilgi veren bir kaynak, toplantıda somut bir takvim belirlenmemekle birlikte, ilk önce geçiş sürecinin netleşeceğini, daha sonra ise aday ve ittifak konularının ele alınabileceğini ifade etti:

“6’lı masanın baştan beri üç tane temel hedefi var; ortak aday çıkarmak, geçiş sürecini birlikte planlamak ve birlikte yönetmek, anayasa değişikliğini sağlayacak kadar milletvekili çıkarmak.

“Bu ortak hedefler doğrultusunda adımlar atılıyor. Toplantıda asıl konuşulan şey, geçiş sürecinin planlaması. Daha çok buna  zaman ayrıldı. Çünkü biraz bu süreci bizzat liderler götürecek.”

Cumhurbaşkanının yetkilerinin de bu çerçevede konuşulduğunu belirten kaynak, “Yani aday olacak kişi, yetkilerinin ne olduğunu önceden bilecek, buna göre karar verecek” dedi.

“En fazla milletvekilini çıkaracak seçim işbirliği formülü” üzerinde de çalışıldığını belirten kaynak şu bilgilere yer verdi:

“Bu ikili, üçlü ittifaklar olabileceği gibi tek bir ittifak da olabilir. İttifak konusunda esnek modellemeler yapmakta hiçbir sıkıntı yok.  En fazla milletvekili çıkaracak formüller diyoruz ya bunlar çalışılıyor. Aday meselesi ise en son açıklanacak konu olur. Geçiş süreci yıl sonuna kadar tamamlanır. Aday ismi ve ittifaklar ancak seçim sürecinde netleşir, eğer bir baskın seçim olmazsa, ki çok zayıf ihtimal, yılbaşından önce bu konularda netleşme olmaz.”

‘Masaya zarar vermeyelim’

Liderler veya parti yöneticilerinin yaptığı bazı açıklamaların, 6’lı masa aleyhine kullanıldığı ve  “kriz olduğu” izlenimi yaratılmaya çalışıldığı değerlendirmesinin de yapıldığı toplantıda, “masaya zarar verecek söylemlerden kaçınılması” konusunda görüş birliğine varıldı.

Geçen Temmuz ayında DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’la Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu arasında “ortak deklarasyon” polemiği yaşanmıştı. SP Genel Başkanı Temel Karamollağolu’nun da yeni seçim sistemini işaret ederek, “ittifakların artık eski öneminin kalmadığı” sözleri, 6’lı masada “çatlak” olarak yorumlanmıştı.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Hazırlıklar Hızlandı: Erken Seçim Önlemleri Alınacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti liderlerinden oluşan altılı masa, dün itibariyle ilk tur toplantılarını tamamladı. 

Liderler, toplantıda baskın seçim olasılığını tartıştı ve olası bir erken seçim kararı halinde izlenecek yöntemlerin netleştirilmesi konusunda görüş birliğine vardı.

T24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun haberine göre hazırlıkların bir yandan Haziran 2023’e göre şekillendirilmesi diğer yandan olası bir erken seçime de hazırlıklı olunduğunun kamuoyuna gösterilmesi değerlendirildi. Bu kapsamda parti kurmaylarının olası bir erken seçim halinde izlenecek yol haritası konusunda çalışmaları da benimsendi.

Altı partinin ekonomi, göçmen politikası, geçiş dönemi işlemleri konusundaki çalışmaları da sürüyor. Toplantıda bu başlıklarda ortak noktaların netleştirilerek çalışmaların kamuoyuna aktarılması de konuşuldu.

‘İsimler bile hazır’

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne göre cumhurbaşkanının görevinin sonlanmasıyla binin üzerindeki üst düzey bürokratın da görevi sona eriyor. Altılı masada geçiş dönemi işlemleri kapsamında bu pozisyonlara atanacak isimlerin de netleştirilmesi konuşuluyor. Bu konudaki hazırlıkların büyük oranda tamamlandığı öğrenildi.

Bununla birlikte geçiş dönemi kararnameleri konusunda da hazırlık yürütülüyor.

Liderlerin ayrı ayrı temasları olabilir

Toplantının ardından altı liderin yola birlikte devam etme kararlılığı yinelendi. Ancak liderler, yeni seçim düzenlemeleri nedeniyle parlamento seçiminde hangi partilerin birlikte hareket edeceğini de konuşuyor. Bu kapsamda liderlerin ayrı ayrı temaslarının olabileceği de ifade edildi.

Seçim simülasyonları üzerinde de çalışmalar sürüyor. Bu konudaki son çalışmaların ardından partilerin pozisyonlarının netleşmesi bekleniyor.

Paylaşın

‘Altılı Masa’dan Ortak Aday Vurgusu!

Altılı masayı oluşturan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Demokrat Parti Genel Başkanı (DP) Gültekin Uysal, Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde, SP Genel Merkezi’nde altıncı kez buluştu.

Haber Merkezi / Toplantı sonrasında yapılan açıklamada, ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarma konusunda kararlılık vurgusu yapılarak, “Milletimiz emin olsun; ortak Cumhurbaşkanı adayımız hem Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı,  hem de sadece bu masa etrafında bir araya gelen siyasi partilere oy verenlerin değil, herkesin cumhurbaşkanı olacaktır” denildi.

Açıklamada altılı masanın ilk toplantısını yaptığı 12 Şubat’a vurgu yapılarak “Bilinmelidir ki bugün, 12 Şubat’tan çok daha kararlı ve umutluyuz” denildi. Liderler bir sonraki toplantının 2 Ekim 2022 Pazar günü saat 14.00’da CHP Genel Merkezi’nde yapılacağı da duyuruldu.

Açıklamanın tamamı şöyle: 

“Toplumun her bir kesimini ve 85 milyon insanımızı en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına yaraşır bir Türkiye’yi inşa etmek ve vatandaşlarımızın tüm problemlerine çözüm oluşturmak amacıyla başlattığımız “Liderler Buluşmaları”nın birinci turunu, bugün Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdiğimiz 6. toplantımızla tamamlıyoruz.

Siyasette istişareyi, nezaketi, centilmenliği ve iş birliğini ilke olarak benimsemiş partilerin Genel Başkanları olarak;

Ülkemizi hızla felakete sürükleyen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin doğal sonuçlarına, yani; ekonomide iflasa, iç ve dış politikada itibarsızlaşmaya, kamu kurum ve kadrolarındaki çürümeye, yaşanan sosyolojik ve psikolojik çöküntüye dur demek için ilk kez 12 Şubat 2022 tarihinde bir araya gelerek ortaya koyduğumuz kararlılığımızla milletimize umut olduk.

O tarihten sonra Türkiye’de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı anlaşılmış ve milletimiz tarafından “6’lı Masa” olarak adlandırılan iş birliğimiz, kararlılıkla bugünkü aşamasına gelmiştir.

Bilinmelidir ki bugün, 12 Şubat’tan çok daha kararlı ve umutluyuz!

Siyasi iktidarın, ortaklarının, varlıklarını iktidarın varlığına adamış medyanın tüm siyasi mühendisliklerine, çabalarına, hakaretlerine, isnatlarına ve iftiralarına rağmen milletimize umut olmanın verdiği güçle 28 Şubat 2022 tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnimizi” geniş katılımlı bir organizasyonla kamuoyu ile paylaştık.

Kurduğumuz komisyonlarla, ortaya koyduğumuz ilkeleri tek tek hayata geçirme hazırlıklarımızın hukuki ve toplumsal alt yapılarını güçlendirecek adımlar attık.

Bu çerçevede; geçtiğimiz süreç içinde “Temel İlkeler ve Hedefler”, “Seçim Güvenliği” ve “Bazı Ekonomik Kurumların Reformu” komisyonlarının metinlerini kamuoyu ile paylaştık. Diğer komisyon çalışma ve raporlarını da gözden geçirdik.

Ayrıca son toplantımızdan bu yana kamuoyunun gündeminde olan güncel ekonomik, iç ve dış siyasi gelişmeleri de değerlendirdik.

Ortak sorunlarımız karşısında ortak sorumluluklarımızın ağırlığını hepimiz omuzlarımızda hissediyor ve iş birliği kararlılığımızı da bu sorumluluk bilinciyle sürdürüyoruz.

Bugünden itibaren seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere önümüzdeki tüm süreçlerde istişareye önem veren anlayışımızla birlikte yol yürümeye devam etme kararlılığında olduğumuzun altını tekraren çizmek isteriz.

‘Mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecek’

Ülkemizi, hemen her alanda içine sürüklendiği bu krizlerden düzlüğe çıkarana ve her bir insanımızın rahat bir nefes alacağı günleri birlikte kurana dek; mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecektir.

Şu hususu da özellikle kamuoyuna beyan etmek isteriz ki, son dönemlerde yoğunlaşan partilerimize yönelik baskı ve şiddet uygulamaları mücadele kararlığımızı asla sarsamayacaktır.

Milletimizin bunca senedir uğradığı hayal kırıklıklarının farkındayız. Bu hayal kırıklıklarını gidermek üzere insanımızın beklenti ve taleplerini karşılayacak liyakatli kadrolarla ve etkin politikalarla milletimizin karşısına çıkacağız.

Milletimiz emin olsun; ortak Cumhurbaşkanı adayımız hem “Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı” hem de sadece bu masa etrafında bir araya gelen siyasi partilere oy verenlerin değil, “Herkesin Cumhurbaşkanı” olacaktır.

Milletimiz müsterih olsun; bu karanlık günlerin bitmesine çok az kaldı.

Bu topraklarda;

  • Toplumsal kutuplaşma son bulacak; toplumsal barış hâkim olacak.
  • Öfke ve nefret dili kaybedecek; nezaket ve karşılıklı saygı kazanacak.
  • Demokrasi ve hukukun üstünlüğü tesis edilecek.
  • Ahlaki yozlaşma ve manevi tahribatın önüne set çekecek etkin politikalar geliştirilecek.
  • Rüşvet, torpil, iltimas gidecek; adalet, dürüstlük ve liyakat gelecek.
  • Hak eden hak ettiğini eksiksiz alacak.
  • İsraf ve hayat pahalılığı son bulacak; üretim esas alınacak.
  • Geniş halk kitlelerinin yoksullaşmasına yol açan bir avuç rantiyeciye kaynak aktarımına son verilecek.

Şimdi, karamsarlığa kapılma zamanı değildir! Zaman, her geçen gün umudu büyütme zamanıdır.

Çünkü biz kazanacağız, Türkiye kazanacak! Biz kazanacağız, 85 milyon insanımız kazanacak!

Bu vesileyle milletimizin özgürlüğü, birliği ve beraberliği önünde hiçbir engelin duramayacağını simgeleyen 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi minnet ve tazimle anıyoruz.

Bu inanç ve kararlılıkla iş birliğimizin çok daha güçlü bir şekilde devam edeceğini ve bir sonraki toplantımızı 2 Ekim 2022 Pazar günü saat 14.00’da CHP Genel Merkezinde gerçekleştireceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız…”

Paylaşın