Gaziantep: İslahiye, Cıncıklı Ören Yeri

Cıncıklı Ören Yeri; Gaziantep’in İslahiye İlçesi, Boğaziçi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Buraya yüzeyde çok miktarda mozaik taşı görüldüğünden yöre halkı tarafından “Cıncıklı” adı verilmiştir. Cıncıklı ören yerinin çevresinde bazalt taşlardan yapılmış bir çok yapı kalıntısı mevcut olmasına rağmen bunların ne tür yapılar olduğu tam olarak anlaşılamamıştır.

Bu yapıların içerisinde boyut olarak en büyüğü, duvarları yaklaşık 0.50-0.70 ml. yükseklikte kalabilmiş olan kilisedir. Uzunluğu 28 m. genişliği ise 15 m. olan kilisenin apsisi uzun tarafta olup, nef ayrımı bulunmamaktadır, ayrıca yanlardan iki girişi bulunmaktadır.

Ortadaki yarım elips biçimli, bozulmuş harçlı taban ise Bema’nın bulunduğu yerdir. Apsis, salondan bir basamak yüksek olup, iki yanında Diakonikon ve Martyrion bölümleri yer almaktadır. Tüm bu alanlardaki döşeme mozaikli olup, salon kısmındaki tabana zürafa, fil, ayı, kaplan gibi bölgeye yabancı hayvanlar ile kuş ve bitki motifleri serpiştirilmiştir.

Apsisin içinde, geometrik şekiller arasına yerleştirilmiş dinsel anlamlar taşıyan hayvan figürleri yer almaktadır. Diakonikon ve Martyrion ile muhtelif yerlerde, panolar içinde Grekçe ve Süryanice yazıtlar görülmekte, bunlar bazen tek dilli bazen çift dilli olarak izlenmektedir. Özellikle Süryanice yazıtlar Gaziantep yöresinde ünik örnekler olması açısından çok önem taşımaktadırlar.

Cıncıklı kilisesi mozaiklerindeki figürler, bölgede tanınmayan bir sanat biçeminin eseridir. Olasılıkla, daha güneydeki sanat akımlarından kopya edilmiş olsa gerekir. Çünkü kilisenin bulunduğu coğrafyaya uygun olmayan fil gibi hayvanlar ile bunların işleniş tarzı, bu yöreye yabancı sanat özellikleri içermektedir.

Gerek panolar içindeki ve gerekse serbest yazıtlar, kiliseye varlıklı ruhban sınıfından kimselerin zaman zaman adak ya da hayır için bağışta bulunduklarına işaret eden ithaf yazıtlardır. Yazıtlı mozaikler, ilk paleografik saptamalara göre en erken M.S. 7- 8. yüzyıllara tarihlenmektedir.

Günümüzde koruma amaçlı üzeri toprakla kapalı olarak tutulan Cıncıklı ören yerinde, önümüzdeki yıllarda yapılacak olan kazı çalışmaları ve çevre düzenlemesi ile bölge turizmi açısından önemli ziyaret yerlerinden birisi haline gelecektir.

Paylaşın

Gaziantep: İslahiye, Taşlıgeçit Höyüğü

Taşlıgeçit Höyüğü; Gaziantep’in İslahiye İlçesi, Yesemek Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Taşlıgeçit Höyüğünün yüksekliği 9 m eni ise 80 m civarındadır. M.Ö. 2000- 1600 yıllarını kapsayan Orta Tunç Dönemine ait bir yerleşim yeri  olan Taşlıgeçit Höyüğünün şehir devletlerine ev sahipliği yaparak  önemli bir ticaret merkezi olduğu yapılan çalışmalar sonucunda tespit edilmiştir.

Türk ve İtalyan öğrencilerle çok sayıda işçinin çalıştığı kazıda ;Bir kule kalıntısı ,kent surları ,elit ve sıradan ailelere ait ev kalıntıları, mühürle ve depolar gün ışığına çıkarılmıştır.

Yüzey de çok sayıda Tunç çağına ait seramik parçaları görülmüştür. Arkeolojik  çalışmaların bitmesinin ardından Taşlıgeçit Höyük, Tilmen Höyük gibi Arkeolojik Park haline getirilerek 12.10.2010’da Türk Turizminin hizmetine sunulmuştur.

Paylaşın

Gaziantep: İslahiye, Tilmen Höyüğü

Tilmen Höyüğü; Gaziantep’in İslahiye İlçesi, Yelliburun Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Tilmen Höyük Sit alanı,1958’de, İslahiye Bölgesi yüzey  araştırması çerçevesinde, Bahadır Alkım başkanlığındaki bir heyet  tarafından keşfedildi. Alkım’ın asistanı Refik Duru 1959’da sit alanında bir sondaj gerçekleştirildi; ardından 1960-1964 ve  1969-1972 yıllarında Alkım yönetiminde düzenli kazı çalışmaları sürdürüldü. Türk kazılarıyla aşağı kentte, kazematlı  geniş berkitme alanları, büyük bir kent kapısı (sur boyunca yanlarda iki kuleyle) ve daha küçük iki kapı gün ışına çıkarıldı.

Akropolis’le ilgili olarak, kuzey yanda bazı kazematlar, doğuda anıtsal bir giriş ve özellikle güney yan boyunca kamu alanı-krallık sarayı burada bulunuyordu-araştırıldı. Kamu alanı önünde derin bir sondaj da gerçekleştirildi; burada İÖ IV. bin tabakalarına ve Ana Toprak’a ulaşıldı.  Kazıları yapılan anıtların büyük ölçüde tahrip olduğunu gözlemleyen  Prof. R. Duru, Gaziantep Müzesi ile birlikte,2002’de,sit alanının korunması ve incelenmesi projesini başlattı.

Güneybatı Anadolu’nun önemli Neolitik sit alanlarında 1970’li yılardan  bu yana başarılı araştırmalar sürdüren Duru tarafından gerçekleştirilen  bu ilk restorasyon ve anastylosi s çalışmasından sonra,2003’te,Türk-İtalyan ortak kazı çalışmasına giçildi. Kazı, Nicolo Marchetti tarafından, Bologna Üniversitesi adına; İtalya, Eğitim, Üniversite ve Araştırma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın destekleriyle sürdürüldü. R. Duru, ortak heyetle bilimsel eşgüdüm çalışmasını sağlamaktadır. Gaziantep Valisi, Belediye Başkanı ve İslahiye Kaymakamı, heyetin çalışmalarını yoğun bir ilgiyle izlediler.

Sit alanı yaklaşık 5 hektarlık bir alanı kapsar ve sağlam bir  şekilde berkitilmiş bir aşağı kentle, berkitilmiş dış merkezli bir akropolis içerir; alan,tüm bölgenin en anıtsal sit alanlarından biri olarak belirir. Bunlar da ,İÖ II. binin çeşitli dönemlerine  tarihlendirilirler ve sit çevresinde bolca buluna bir taş olan iri bazalt bloklarından yapılmışlardır. Aşağı kent, küçük boyutlu iki girişin(K2 ve K3 olarak adlandırılırlar)ve ileri doğru gelişen bedenli anıtsal bir kapının (K6) açıldığı kesintisiz kazemat sistemiyle berkitilmiştir.

Bedenin sağında ve solunda, girişin yanlarına yontulmuş iki  aslanlı iki kule yer alır; giriş, merkezdeki bir boş alanı belirleyen iki büyük kuleden oluşan daha büyük bir kapıyla (K5) bağlantılıdır. K1’in iç yanı önünde anıtsal bir merdiven (K5) akropolise yükselir; akropolisin tepesinde taş döşeli bir yol güneye, anıtsal saray alanına doğru yönelir. Akropolisin kuzey yanındaysa, yükseklikleri 3 m’yi aşan dış duvarlarıyla kazematlar yer alır.Akropolis’in mer- kez alanı ile tüm aşağı kentte, bugüne kadar herhangi bir kazı  yapılmamıştır.

Olasıdır ki,Tilmen Höyük MÖ 1750-1375 arasında önce Yamhat (halep),daha sonra Mitanni  Krallıklarına bağımlı olan (vasal) bir krallığın başkenti idi. Bu krallılar Ön Asya’nın iki büyük gücü olan  Hammurabi’nin Babil’i ile Mısır Yeni Krallığının rakipleri idi. Tilmen Höyük, gerek mimari, gerekse keramik  alanlarında önemli Anadolu kültür ögeleri barındırsa da,Eski ve Osta-Suriye kültürüne aittir. Eski kentin adı Zalbar olabilir.  Sadece iki yıllık kazı çalışmasında sonra oldukça çok sayıda yeni veri elde edildi .Krallık sarayı (A),Akropolis’in  güneyindeki anıtsal kamu  alanında yükseliyordu.

Saray, İÖ yaklaşık 1750 yılında inşa edildi ve  olasılıkla, şiddetli bir yangınla yok olduğu İÖ 1375’e kadar kullanıldı. Binanın yapı tekniği, duvarların tabanındaki büyük ortostatları ve mobilyaların yerleştirildiği geniş salonlarıyla özgün bir Suriye saray yapısını yansıtır (en iyi örnek, ünlü antik Ebla’da belgelenmiştir).Taht salonundaki taht yeri, dip duvarından çıkıntı yapan güçlü bir destek duvarıyla belirlenmiştir. Zemin katı, temsil işlevini üstlenmişti; iki geniş merdiven, üst kattaki dairelere ulaşır. Kuruluşundan iki yüzyıl sonra, sarayın kuzey cephesi karşısına ikinci bağımsız yapı (C) inşa edildi.

Sarayın yanında ,büyük ,ancak geniş ölçüde tahrip olmuş durumda bir yapı (E) yer alır;yapının esas cephesindeki, birkaç kez yeniden yapılmış olan porticus’un planşmetre analizi, Anadolu tipi bir tapınağın söz konusu  olduğunu akla getirir(antik kaneş olan Kültepe’de yakın örnekleri vardır). Nitekim, Yakın  Doğu’da belli başlı kent tapınakları, İÖ II. binin birinci yarısında, sıkı bir topoğrafya ve ideoloji bağlantısı içinde, her zaman krallık sarayı yanında yer almışlardır. Tilmen Höyük, gerek eski bir başkentin kentsel yapısını kapsamlı bir şekilde araştırmak, gerekse İÖ II. binde Anadolu’yla Suriye arasındaki ilişkileri yeniden kurmak açısından temel sit alanlarından birini temsil eder. Sadece iki yeni kazı döneminin sonuçlarının zengin ürünleri, bu  amaçlarıyla, özellikle umut verici gözükmektedir.

2007 yılında resmi olarak kazı çalışmaları sonlandırılmış ve 2006 yılı kazı çalışmaları kapsamında yapılmaya başlanan “Arkeolojik Park” projesini uygulamalarla bitirilerek 24.10.2007 tarihinde törenle hizmete açılmıştır.

Paylaşın

Gaziantep: Septimus Severus Köprüsü

Septimus Severus Köprüsü; Gaziantep’in Araban İlçesi, Gümüşpınar kırsal mahallesi sınırlarında yer alır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Septimius Severus Köprüsü, Roma İmparatoru Septimius Severus zamanında Samsat’ta karargah kuran 4. Scythica Lejyonu tarafından yaptırılmıştır.

Köprüde yer alan sütunlardan biri İmparator Septimius Severus’a, biri karısı Julia Domna’ya ve diğeri oğulları Geta ile Caracalla’ya adanmıştır.

Köprü, antik dönemlerde Dülük ve Zeugma’dan Samsat’a uzanan yol üzerinde önemli bir geçit olarak biliniyor. Kesme taş bloklardan inşa edilen köprünün uzunluğu 30 metre, yüksekliği ise 8 metredir.

 

Paylaşın

Gaziantep: Hasanoğlu Anıt Mezarı

Hasanoğlu Anıt Mezarı; Gaziantep’in Araban İlçesi Hasanoğlu Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hasanoğlu Anıt Mezarı, kare planlı bir kaide üzerine kesme taştan inşa edilmiştir. Güney ve batı cephelerinin paye-sütun ve bunların üzerine oturan kemerlerindeki mimarisinden daha estetik ve itinalı yapıldığını anlıyoruz.

Kuzey ve doğu cephelerindeki duvarların tamamı, kaidenin ise yarıya kadar olan kısmı yıkılmış olduğu görülmektedir. Bu anıt mezarın da M.S 2.yüzyıl sonu ve 3. yüzyıl başlarında yapıldığı sanılmaktadır.

Paylaşın

Gaziantep: Elif Anıt Mezarı

Elif Anıt Mezarı; Gaziantep’in Araban İlçesi, Elif Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Elif köyü antik Sugga kenti olup, Roma dönemi yol güzergahlarını gösteren antik haritadaki bilgilere göre Dolikhe(Dülük)- Samosata(Samsat) ile Zeugma-Samosata yollarının kesişme noktası civarındadır.

Elif Anıt Mezarı da tıpkı Hisar’daki gibi kesme taştan inşa edilmiş olup, yüksek bir kaide üzerine oturan gövde ve gövde üzerini örten tonozlu bir örtü sisteminden oluşmaktadır.

Anıt mezarın doğu, batı ve güney cepheleri kemerli, kuzey cephesi ise duvar örülerek kapatılmış, alt orta kısmında ise dikdörtgen bir kapı açıklığı bırakılmıştır.

Anıt Mezarın gövdesini oluşturan dört hantal paye sütun yerini burada korint başlıklı sütunların üzerine oturan kemerlere bırakmıştır. Böylece yapı estetik bir görünüm kazanmıştır.

Elif Anıt Mezarının örtü sistemi hakkında kesin bir şey söyleyemesekte kalıntılardan tonoz olabileceği anlaşılmaktadır. Elif Anıt Mezarı da M.S 2.yüz sonu ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Paylaşın

Gaziantep: Hisar Anıt Mezarı

Hisar Anıt Mezarı; Gaziantep’in Araban İlçesi, Hisar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Anıt mezar günümüze kadar sağlam olarak gelebilmiştir. Hisar Anıt Mezarı; kesme taştan düz bir platform üzerinde inşa edilmiş olup, yüksek kare bir kaide üzerine oturan (4X4 m.) dört köşedeki korint başlıklı paye sütunlardan meydana gelen gövde ve bunun üstündeki piramidal çatıdan teşekkül etmiştir.

Bu piramidal çatının üzerinde ise kare kesitli ve korint tipinde bir sütun başlığı mevcuttur. Ayrıca bu başlık üzerinde de şimdi mevcut olmayan bir heykelin bulunduğu düşünülmektedir. Hisar Anıt Mezarı 10- yüksekliktedir.

Süsleme yönünden çok sade bir özelliğe sahip olan bu yapının kimin adına ve kim tarafından hangi tarihte inşa ettirildiği hakkında bir belge elimizde mevcut değildir. Ancak M.S. 2.yüzyıl sonu ile 3. yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilmektedir.

Paylaşın

Gaziantep: Tabak Hamamı

Tabak Hamamı: Gaziantep’in Şahinbey İlçesi, Bostancı Mahallesi sınırları yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hamamın yapılış tarihiyle ilgili herhangi bir kayıt veya bilgi mevcut değildir. Eserin adının Evliya Seyahatnamesi’nden hamamın 17. Yüzyıldan önce yapıldığı anlaşılmaktadır, iri kesme taştan haç biçimi eyvanlı, tek hamam planındadır.

Hamamın soğukluğuna sokaktan basık kemerli bir kapıdan yirmi basamak inilerek ulaşılmaktadır. Soğukluk kare planda dört tarafı nişlerle genişletilmiştir. Ortasında sekizgen bir havuz ve bunun üzerine denk gelen aydınlık fenerinin yer aldığı kubbe ile örtülüdür.

Üç tarafında eyvanların yer aldığı ılıklıkta, kubbe örtülü merkezi bir mekan bulunmaktadır. Sıcaklık, dört eyvan ve dört halvet hücreli haçvari planlı ve kubbe ile örtülüdür. Su deposu ve külhan sıcaklığın devamında yer almaktadır. Günümüzde özgün işlevine devam eden hamam statik olarak sağlam durumdadır.

Paylaşın

Gaziantep: Şıh (Fethullah) Hamamı

Şıh (Fethullah) Hamamı; Gaziantep’in Şahinbey İlçesi, Kepenek Mahallesi sınırları yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Şıh Camiisinin batısındadır. Bütün bölümleri ile günümüze ulaşmış ve çalışır durumdadır. Hamamın soğukluğuna Güney yöndeki basık kemerli sokak kapısından on bir basamak inilerek ulaşılır. Soğukluk odası kare planlı olup, dört tarafı nişlerle genişletilmiştir. Ortasında sekizgen bir havuz vardır.

Üstü kubbeyle örtülüdür. Kubbeye geçiş pandantiflerle sağlanmıştır. Soğukluğun kuzeyindeki kemerli kapıdan ılıklığa geçilir. Ilıklık bir merkez çevresinde üç eyvanlı olup merkezi mekan dairesel ışık gözlerinin bulunduğu kubbe ile örtülüdür. Helalar ılıklığın güneyindedir.

Sıcaklık üç eyvan, dört halvet hücre planlıdır. Kubbe ile örtülü olan merkezi mekan yıldız biçiminde şekillenen ışıklıklarla aydınlanmaktadır. Su deposu ve külhan sıcaklığın devamında olup, külhan kaynağı belli olmayan su ile doludur. örtülüdür.

Soğukluğun ortasına denk gelen ve bazalt taştan dilimli yek pare olarak yapılan havuzun yüksekliği yerden yaklaşık 1.30m dir. Soyunma mekanının doğusunda bulunan bir kapıdan helaların bulunduğu aralığa, oradan da merkezi mekanın iki tarafında simetrik olarak bulunan iki eyvanlı ılıklığa geçilir.

Sıcaklık ise, ortada altıgen planlı ve üstü kubbeyle örtülü merkezi mekanın etrafında, tonozlu altı eyvan ve kubbeli altı halvetten oluşmaktadır. Su deposu ve külhan ise sıcaklığın devamında yer almaktadır. Günümüzde çarşı olarak işlevlendirilmiş olan hamam, statik olarak sağlam durumdadır.

 

Paylaşın

Gaziantep: Şehitler Hamamı

Şehitler Hamamı; Gaziantep’in Şahinbey İlçesi, Ulucanlar Mahallesi sınırları yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hamamın yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber 19 yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir Sadece erkekler için çalışan bölümü bulunmaktadır.

Ana mekana eklerle genişletilmiş ve onarım geçirmiştir. Kare planlı olan soğukluk odası nişlerle genişletilmiş olup, ortasında sekizgen bir havuz yer almaktadır.

Bu mekan ortasında aydınlık feneri bulunan kubbe ile örtülüdür. Hela soğukluk ile ılıklık arasındaki koridorun bir ucundadır. Üç bölümden oluşan ılıklık ortasında kubbeli merkezi bir mekanla iki tarafında simetriktir.

Sıcaklık dört eyvan ve dört halvet hücreli haçvari planlı olup, orta sofa kubbe ile örtülüdür. Bütün bölümleri günümüze ulaşan hamam çalışır durumdadır.

Paylaşın