İsrail: Filistinliye Aşık Olan Bildirimde Bulunacak

İsrail hükümeti, 1967’den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria’ya girip çıkan yabancılar için yeni kısıtlamalar getirdi. Yabancıların Filistinlilerle aşk ilişkilerine kadar uzanan yeni sınırlamalar Avrupa Birliği’nin, insan hakları savunucularının ve iş dünyasının tepkisini çekti.

Batı Şeria’da yaşayan veya yaşamak isteyen yabancılar için getirilen yeni kurallardan bazıları şöyle:

  • Batı Şeria’nın işgal altındaki bölgelerinde Filistinli kimliği bulunan bir kişi ile romantik bir ilişkiye başlayan yabancıların, bu durumu 30 gün içinde İsrailli yetkililere bildirmesi gerekecek.
  • Bir Filistinli ile evlenen yabancıların 27 ay sonra Batı Şeria’yı en az altı aylığına terk etmesi istenecek.
  • Filistin üniversitelerine 150 yabancı öğrenci ve 100 yabancı öğretim üyesi kotası getirilecek.
  • Vize süreleri ve vizelerin uzatılmasına dair kurallar, birçok vakada Batı Şeria’da çalışan veya yardım kuruluşlarında gönüllü olan kişilerin birkaç aydan daha uzun süre kalmasını kısıtlayacak şekilde sıkılaştırılacak.

97 sayfalık liste yayınlandı

Pazartesi günü yürürlüğe girecek yeni kurallar, İsrail Savunma Bakanlığı’nın Filistin topraklarındaki işgal yönetiminden sorumlu birimi Cogat tarafından getirildi. İsrail hükümeti, Cogat’ın 97 sayfalık yeni kurallarının güvenlik için gerekli olduğunu savunuyor. İlk olarak şubat ayında yayımlanan ama uygulaması ertelenen kurallarda, 1990’larda yapılan ama birçok maddesi bizzat İsrail tarafından uygulanmayan geçici barış anlaşmalarına atıf yapılıyor.

‘Demografi mühendisliği’

Yabancıların Batı Şeria’daki özgürlüğünü kısıtlayacak olan kurallar birçok kesimden tepki çekti. Filistinliler ve İsrailli yardım kuruluşlarını ‘kısıtlamaların yeni bir seviyeye yükseltildiği’ tepkisini gösterirken, İsrail Yüksek Mahkemesi’nden kararın iptalini talep eden HaMoked isimli yardım kuruluşundan şu açıklama geldi: “Bu, Filistin toplumunda demografik mühendislik yapılması ve Filistinlilerin dış dünyadan tecrit edilmesi anlamına geliyor. İnsanların gelip Filistinli kurumlarda çalışmasını, gönüllü olmasını, yatırım yapmasını, öğretmenlik ve öğrencilik yapmasını zorlaştırıyor.”

‘Aparteid düzenlemesi’

Filistin Kurtuluş Örgütü’nden de, yeni kısıtlamalar için “tek devletin ve iki farklı sistemin gerçekliğini dayatan apartheid düzenlemeleri” nitelemesi geldi. Giriş Hakkı (Right to Enter) isimli insan hakları kuruluşu ise “İsrailli yetkililerin ayrımcı, gaddar ve keyfi eylemlerinin aileleri zorla birbirinden ayırdığını” belirtti.

Avrupa Komisyonu da, Erasmus öğrenci değişim programından faydalanan İsrail’in Filistinlileri aynı haktan mahrum bırakmasına tepki gösterdi.

(Kaynak: Kısa Dalga)

Paylaşın

Hamas’tan Türkiye’ye ‘İsrail’ Tepkisi: Reddediyoruz

Türkiye ve İsrail’in ilişkilerini en üst düzeye çıkarması ve karşılıklı büyükelçi atama kararı almasını Sputnik’e değerlendiren Hamas’ın Siyaset ve Dış İlişkiler Daire Başkanı Dr. Basem Naim, bu adımın İsrail’in işgallerine yeşil ışık anlamına geldiğini ifade etti.

Naim, “İsrail’deki rejimle ilişki kurma ve normalleşmeye yönelik herhangi bir ülkeden atılacak her adımı reddediyoruz. Ve bunu davamız için çok zararlı bir adım olarak görüyoruz” dedi.

Rus haber ajansı Sputnik’ten Turan Salcı’ya konuşan Naim, “İsrail işgali altındaki Filistin halkı olarak, İsrail devleti ile normalleşmeye yönelik herhangi bir adımın bu işgalin meşrulaştırılmasına, Kudüs dâhil yasadışı yerleşimlerin genişletmesine ve halkımıza karşı savaş suçları işlemeye devam etmesine yeşil ışık olduğunu düşünüyoruz” diyerek şöyle devam etti:

“Bu nedenle İsrail’deki rejimle ilişki kurma ve normalleşmeye yönelik herhangi bir ülkeden atılacak her adımı reddediyoruz. Ve bunu davamız için çok zararlı bir adım olarak görüyoruz. Bu nedenle tüm Arap, İslam ve dünya genelindeki dost ülkelerimizi, Filistin’e bağımsız egemen devlet haklarını verene kadar, köylerimize ve şehirlerimize geri dönene kadar yani rejim uluslararası hukuktaki yükümlülüklerini yerine getirene kadar İsrail’i boykot etmeye ve yaptırım uygulamaya çağırıyoruz.”

‘İşgali ve kuşatmayı sürdürmesine destek’

“Türk devletinin, bağımsız egemen bir Filistin devletinin haklarına sürekli desteği olduğunu biliyoruz” diye devam eden Naim, “Ancak Filistin’e ulusal haklarını vermeden işgal rejimiyle ilişkinin normalleşmesine yönelik herhangi bir adım İsrail rejimine işgallerini ve kuşatmalarını sürdürme planlarına destek ve planlarını bizim topraklarımızda uygulamaya devam etmelerine yeşil ışık olarak görülecektir” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İsrail, Gazze’de Çocukları Da Öldürdüğünü Kabul Etti

İsrail, Gazze’ye yönelik günler süren saldırıların son gününde bir mezarlığı vurduğunu; burada bulunan beş çocuğun saldırıda hayatını kaybettiğini kabul etti. İsrail ordusu yetkilileri, çocukların ölümü için İslami Cihat örgütünü suçlamış; çocukların örgütün fırlattığı roketler sebebiyle öldüğünü iddia etmişti.

İsrail Savunma Bakanlığı yetkililerinin İsrail merkezli Haaretz gazetesine yaptığı açıklamaya göre; Felluce mezarlığına yönelik 7 Ağustos’ta düzenlenen saldırıyla ilgili soruşturma tamamlandı. Soruşturmada, mezarlıktaki beş çocuğun İsrail operasyonunda öldüğü sonucuna ulaşıldı.

Çocukların ölümünün hemen ardından İsrail ordusu bir açıklama yapmış ve ölümler için İslami Cihat örgütünü suçlamıştı. İsrail, 5 Ağustos’un ilk saatlerinde Gazze’deki İslami Cihat hedeflerine yönelik bir operasyon başlattığını duyurmuş; saldırılar 7 Ağustos’ta Mısır arabuluculuğunda varılan ateşkese kadar sürmüştü.

İslami Cihat da İsrail’e roketlerle karşılık vermişti.

İsrail, bu roketlerden birinin Gazze’de bir mezarlığa düştüğünü ve çocukların bu sebeple öldüğünü iddia etmişti.

Soruşturmanın sonucunu üst düzey askeri yetkililer Salı günü İsrail basınına açıkladı.

Hayatını kaybeden çocukların dördü kuzendi ve dedelerinin mezarı başındaydı. Cemil Necm 4; Cemil İhab Necm 13; Hamid Haydar Necm ve Muhammed Salah Necm de 16 yaşındaydı. 16 yaşındaki kuzenlerin arkadaşı olan yine 16 yaşındaki Nazmi Fayez Abdulhadi Abukarş da onların yanındaydı.

Çocukların bir arkadaşı, mezarlığın güvenli olduğunu; çocukların bu sebeple neredeyse her gün dedelerinin mezarının yakınlarında vakit geçirdiğini söyledi.

Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail’in üç gün boyunca Gazze’ye düzenlediği hava saldırılarında 17’si çocuk 49 kişi hayatını kaybetti. En az 360 kişi de yaralandı. Bakanlık’a göre ölümler ve yaralanmaların tamamının sebebi İsrail’in hava saldırıları.

İsrail ise Gazzelilerden bir kısmının İslami Cihat örgütünün roketleri sebebiyle yaralandığını savunuyor.

Ne olmuştu?

İsrail’in 1 Ağustos’ta, işgal altındaki Batı Şeria’da İslami Cihat örgütünün en üst düzey yetkililerinden biri olduğu bildirilen Bassam Saadi’yi Cenin’de tutuklamasıyla birlikte bölgede gerginlik yeniden yükseldi.

Tutuklamanın ardından İslami Cihat örgütü karşılık vereceğini açıkladı. Cuma günü İsrail yönetimi, İslami Cihat örgütünün İsrail’i tehdit ettiğini; bu sebeple hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail Savunma Bakanlığı da İslami Cihat’la ilişkilendirilen konumlara saldırı düzenlendiğini açıkladı.

İslami Cihat örgütünün karşılık için fırlattığı roketlerden biri Pazar günü, geçtiğimiz yılın Mayıs ayından bu yana ilk kez Kudüs’e ulaştı.

Ateşkesin sağlanmasının ardından İsrail askeri sözcüsü Tuğgeneral Ran Kochav, kendilerinin saldırılarında 35 Filistinin öldüğünü, bunların 11’inin İslami Cihat’ın komutanlarının eşleri de dahil, saldırının hedefi olmayan siviller olduğunu kabul etti, sivil ve çocuk ölümü haberlerini soruşturacağını ekledi.

Gazze’de faaliyet gösteren en güçlü gruplardan biri olan İslami Cihat, İran tarafından destekleniyor ve merkezi Suriye’nin başkenti Şam’da bulunuyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

İsrail’in Gazze’ye Düzenlediği Saldırılarda Ölü Sayısı 49’a Yükseldi

İsrail’in abluka altındaki Gazze’ye yönelik saldırılarında ölenlerin sayısı 49’a yükseldi. İsrail’in üç gün boyunca devam eden saldırılarında 360’tan fazla Filistinli de yaralandı. BM’de son bir haftada 19 çocuğun öldürüldüğünü açıklamıştı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının üçüncü gününde ilan edilen ateşkes devam ediyor. Filistin Sağlık Bakanlığı, yaptığı açıklamada, 5 Ağustos’ta yaralanan Enes Enşasi’nin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, saldırılar sırasında Han Yunus bölgesinde yaralanan 20 yaşındaki Enşasi’nin tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiğini belirtti. Enşasi’nin hayatını kaybetmesiyle, İsrail’in abluka altındaki Gazze’ye yönelik saldırılarında ölenlerin sayısı 49’a yükseldi. İsrail’in üç gün boyunca devam eden saldırılarında 360’tan fazla Filistinli de yaralandı.

BM: 19 çocuk hayatını kaybetti

Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet de Filistin’de öldürülen çocuklarla ilgili dün yazılı bir açıklama yaptı. Bachelet’nin açıklamasına göre, Gazze’de son bir hafta içinde 19 çocuk, 2022 yılında ise toplam 37 çocuk yaşamını yitirdi.

Michelle Bachelet’nin paylaştığı bilgilere göre, 17 çocuk İsrail’in Gazze şeridine saldırılarında öldürülürken iki çocuk da İsrail kolluk kuvvetlerinin Batı Şeria’da düzenlediği operasyonlarda yaşamını yitirdi.

Saldırılarda yaralananlar hakkında da bilgi veren Bachelet, “yaralanan 360 Filistinli’nin yaklaşık üçte ikisinin sivil olduğunu ve bu kişiler arasında 151 çocuk, 58 kadın ve 19 yaşlı insan olduğunu” açıkladı.

Çocukların öldürülmesinin vicdana aykırı olduğunu belirten Bachelet, yazılı açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Uluslararası insan hakları hukuku açık ve nettir: Sivilleri veya sivil unsurları hedef alan saldırılar yasaktır. Bu saldırılar durdurulmalıdır.

Çatışmalarda herhangi bir çocuğa zarar vermek son derece rahatsız edicidir. Çocukların öldürülmesi ve yaralanması vicdana aykırıdır. İsrail’in uluslararası insan hakları hukukunu defalarca ihlal etmesi karşısında neredeyse topyekûn bir hesap verilebilirlik eksikliği sürmektedir.”

Ne olmuştu?

İsrail askerleri, 1 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin kentinde İslami Cihad Hareketi’nin yöneticisi Bessam Saadi’yi yaralayarak gözaltına almış, çıkan çatışmada 1 Filistinli ölmüştü.

İsrail ordusu, Saadi’nin gözaltına alınmasının ardından olası bir misilleme endişesiyle abluka altındaki Gazze çevresinde alarm seviyesini üst düzeye çıkarmıştı. Bu kapsamda ordu birlikleri, Gazze Şeridi çevresindeki Yahudi yerleşim bölgelerini birbirine bağlayan ana yolları kapatmış, Gazze semalarında onlarca insansız hava aracı uçurulmuştu.

5 gün boyunca devam eden süreçte Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı ve Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı da kapalı tutuluyordu.

İsrail ordusu, 5 Ağustos’ta Gazze’ye hava saldırıları başlattı. Saldırılarda İslami Cihad Hareketi’nin komutanlarından Teysir el-Caberi de öldürüldü.

Gazze’de bulunan El-Fetih dışındaki Filistinli örgütler ortak açıklama yaparak saldırılara karşılık verileceğini duyurdu. Akşam saatlerinde de Gazze’den İsrail’e çok sayıda roket fırlatıldı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının üçüncü gününde Mısır’ın arabuluculuğunda sağlanan ateşkes Türkiye saati ile 7 Ağustos 23:30’da yürürlüğe girdi.

Paylaşın

19 Filistinli Çocuk, İsrail’in Son Saldırılarında Hayatını Kaybetti

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, son bir haftada Filistin topraklarında İsrail saldırıları sonucu 19 çocuğun hayatını kaybettiği bilgisini paylaştı.

Haber Merkezi / Bachelet, “Uluslararası insan hakları hukuku açık ve nettir. Sivilleri veya sivil unsurları hedef alan saldırılar yasaktır. Bu saldırılar durdurulmalıdır. Çatışmalarda herhangi bir çocuğa zarar vermek son derece rahatsız edicidir. Çocukların öldürülmesi ve yaralanması vicdana aykırıdır. İsrail’in uluslararası insan hakları hukukunu defalarca ihlal etmesi karşısında neredeyse topyekun bir hesap verilebilirlik eksikliği sürmektedir” dedi.

Ne olmuştu?

İsrail askerleri, 1 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin kentinde İslami Cihad Hareketi’nin yöneticisi Bessam Saadi’yi yaralayarak gözaltına almıştı. İsrail ordusu, Saadi’nin gözaltına alınmasının ardından olası bir misilleme endişesiyle abluka altındaki Gazze çevresinde alarm seviyesini üst düzeye çıkarmıştı.

Bu kapsamda ordu birlikleri, Gazze Şeridi çevresindeki Yahudi yerleşim bölgelerini birbirine bağlayan ana yolları kapatmış, Gazze semalarında onlarca insansız hava aracı uçurulmuştu. Süreçte Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı ve Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı da kapalı tutuluyordu.

İsrail ordusu, dün Gazze’ye hava saldırıları başlatmıştı. Saldırılarda İslami Cihad Hareketi’nin komutanlarından Teysir el-Caberi de öldürülmüştü. İsrail ile Gazze’deki İslami Cihad Hareketi arasında 7 Ağustos’ta ateşkes kararı alınmıştı.

Filistin İslami Cihat Örgütü kimdir?

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Filistin İslami Cihat Örgütü, İsrail devletine karşı silahlı İslami direniş hareketi olarak 1981’de kuruldu.

Gazze İslam Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan grup 2007’den bu yana Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas’ın “kardeş örgütü” olarak görülüyordu.

Her iki örgüt de Mısır’da başlayan ve sonrasında Arap coğrafyasına yayılan “Müslüman Kardeşler” hareketinden doğdu. 1992’de “Kudüs Tugayları” olarak bilinen askeri kanadı kurulan İslami Cihat’ın merkezi Gazze ancak Batı Şeria’da da güçlü bir varlığı olduğu biliniyor.

Örgütün kurucusu ve ilk lideri, 1995’de İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad tarafından Malta’da öldürülen yazar ve Doktor Fethi Şikaki’ydi. İslami Cihat özellikle 2000-2005 yılları arasında İsraillileri hedef alan çok sayıda intihar saldırısını üstlendi. Örgüt, 1989’da Tel Aviv-Kudüs seferi yapan bir otobüse saldırı düzenlemiş ve saldırıda 16 kişi hayatını kaybetmişti.

İsrail ile müzakereyi reddeden İslami Cihat, Oslo Anlaşması’na şiddetle karşı çıkıyor. Örgüt İsrail yanlısı olarak gördüğü anlaşmanın Filistinlilere ve haklarına zarar verdiğini düşünüyor.

Örgüt geçtiğimiz mayıs ayında İsrail’le yaşanan çatışmalarda Hamas’la koordineli bir şekilde faaliyet göstermişti ancak İsrail’in son saldırılarında Hamas’tan bağımsız hareket etmeye başladı. Hamas cuma gününden bu yana İsrail saldırılarına yanıt vermedi.

Paylaşın

İsrail Ve İslami Cihad Arasındaki Ateşkes Uygulamaya Girdi

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırıların üçüncü gününde Tel Avivi ile İslami Cihat grubu arasında Mısır’ın ara buluculuğuyla varılan ateşkesin, pazar gecesi yerel saatle 23.30’dan (TSİ 23.30) itibaren yürürlüğe girdiği duyuruldu.

Bu açıklamadan kısa süre önce iki taraf arasındaki arabuluculuk görevini üstlenen Mısır’dan bir güvenlik yetkilisi AFP’ye yaptığı açıklamada “İsrail tarafı ateşkesi kabul etti” demişti.

İslami Cihat tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Mısır’ın, İsrail hapishanelerinde açlık grevindeki Halil Avavde ve pazartesi gözaltına alınan İslami Cihad yöneticisi Bessam Saadi’nin serbest bırakılması için çalışma taahhüdü ışığında ve yapılan istişarelerden sonra ateşkesin bu gece 23.30’da başlayacağını ilan eder” ifadesine yer verildi.

Açıklamada, herhangi bir saldırıya karşılık verme hakkının saklı tutulduğu aktarıldı.

İsrail Ulusal Kamu Diplomasi Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada da 23.30’da ateşkesin uygulanmaya başlayacağı duyuruldu.

Çabalarından dolayı Mısır’a teşekkür edilen açıklamada “ateşkesin ihlali halinde İsrail’in güçlü yanıt verme hakkını koruduğu” belirtildi.

İsrail ordu sözcülüğü ise resmi olarak ateşkesin 23.30’da uygulamaya girdiğini açıkladı ve önceden planlanmış “savaş uçakları, helikopterleri ve silahlı insansız hava araçlarının katıldığı son saldırının tamamlandığını” duyurdu.

Ateşkesin devreye girmesinin ardından Gazze sokaklarında kutlama yapıldığı bildirildi.

Ateşkese çok kısa bir süre kala, İsrail’in güneyinde bazı kentlerde Gazze’den fırlatılan roketler sonucu saldırı alarmları çaldı. İsrail ordusu da benzer şekilde roket saldırısına karşılık Gazze içindeki noktalara saldırı düzenlediğini duyurdu.

İsrail, cuma günü Gazze’deki saldırı hazırlığında olduğu gerekçesiyle İslami Cihad’a ait olduğunu iddia ettiği hedeflere saldırı başlatmıştı. İsrail’in saldırısı üzerine Gazze’den İsrail yönüne bir dizi roket atılmıştı. İsrail’in Gazze şeridine düzenlediği saldırılar sonucunda aralarında 14 çocuk ve 4 kadının yer aldığı 44 kişi hayatını kaybetmişti. Ölenler arasında İslami Cihat yöneticisi Halid Mansur ile Ziyad el-Mudallal ve Rifat Şeyh el-Eyd’in olduğu da belirtildi. İsrail tarafındaysa herhangi bir can kaybı yaşanmamıştı.

BM: Ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, Gazze ve İsrail arasında ilan edilen ateşkesi memnuniyetle karşıladığı bildirildi.

Genel Sekreter sözcülüğünden yapılan yazılı açıklamada, Genel Sekreterin, Gazze’deki hava saldırıları ve İsrail’e atılan roketler nedeniyle aralarında çocukların da bulunduğu can kaybı ve yaralanmalardan derin üzüntü duyduğu kaydedildi.

Açıklamada, şiddet mağdurlarına ve yakınlarına en derin taziyelerin iletildiği belirtilerek, bölgedeki düşmanlıkların insani bir acil duruma neden olduğuna dikkat çekildi.

Gazze’ye geçişlerin kapatıldığı ve elektrik kesintilerinin temel tesisleri etkilediğine işaret edilen açıklamada, yüzlerce bina ve evin yıkıldığı veya hasar gördüğü, binlerce Filistinlinin evsiz kaldığı vurgulandı.

Açıklamada, ateşkesteki çabalarından dolayı Mısır takdir edilirken, Guterres’in tüm tarafları ateşkese uymaya çağırarak, “Yalnızca müzakere edilmiş, sürdürülebilir bir siyasi çözüm, bu yıkıcı şiddet döngülerini kesin olarak sona erdirecek ve hem Filistinliler hem de İsrailliler için barışçıl bir geleceğe yol açacaktır” değerlendirmesinde bulunduğuna yer verildi.

İslami Cihat nedir?

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Filistin İslami Cihat Örgütü, İsrail devletine karşı silahlı İslami direniş hareketi olarak 1981’de kuruldu.

Gazze İslam Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan grup 2007’den bu yana Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas’ın “kardeş örgütü” olarak görülüyordu. Her iki örgüt de Mısır’da başlayan ve sonrasında Arap coğrafyasına yayılan “Müslüman Kardeşler” hareketinden doğdu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İsrail’in Hedef Aldığı Filistin İslami Cihat Örgütü Nedir?

İsrail ordusu, “Şafak” operasyonu kapsamında Filistin’e yönelik son saldırılarında İslami Cihat Örgütü’nü hedef aldığını açıkladı. İsrailli yetkililerden yapılan açıklamada “Gazze Şeridi’nde İslami Cihat Hareketi kaynaklı tehditler karşısında ordunun harekete geçtiği” bildirildi. 

Gazze saldırılarının 3. gününde İslami Cihat üst yöneticisi Halid Mansur’un öldürüldüğü açıklandı. Örgütün önde gelen isimlerinden Teysir el-Caberi’nin de cuma günkü İsrail saldırılarında Gazze’de öldürüldüğü duyurulmuştu.

İsrail, Filistin İslami Cihat Örgütü’nün İran ile bağlarını giderek derinleştirdiğini öne sürüyor.

İsrail Başbakanı Yair Lapid, örgütün saldırı tehdidini gerekçe göstererek cuma günü operasyon izni verdiğinde İslami Cihat lideri Ziyad en-Nahhale’nin İran’da olduğunu söyledi.

Ziyad en-Nahhale cumartesi günü İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami ile Tahran’da bir araya geldi. Selami’nin en-Nahhale’ye “Bu yolda sonuna kadar yanındayız.” dediği aktarıldı.

Filistin İslami Cihat Örgütü kimdir?

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Filistin İslami Cihat Örgütü, İsrail devletine karşı silahlı İslami direniş hareketi olarak 1981’de kuruldu.

Gazze İslam Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan grup 2007’den bu yana Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas’ın “kardeş örgütü” olarak görülüyordu.

Her iki örgüt de Mısır’da başlayan ve sonrasında Arap coğrafyasına yayılan “Müslüman Kardeşler” hareketinden doğdu.

1992’de “Kudüs Tugayları” olarak bilinen askeri kanadı kurulan İslami Cihat’ın merkezi Gazze ancak Batı Şeria’da da güçlü bir varlığı olduğu biliniyor.

Örgütün kurucusu ve ilk lideri, 1995’de İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad tarafından Malta’da öldürülen yazar ve Doktor Fethi Şikaki’ydi.

İslami Cihat özellikle 2000-2005 yılları arasında İsraillileri hedef alan çok sayıda intihar saldırısını üstlendi. Örgüt, 1989’da Tel Aviv-Kudüs seferi yapan bir otobüse saldırı düzenlemiş ve saldırıda 16 kişi hayatını kaybetmişti.

İsrail ile müzakereyi reddeden İslami Cihat, Oslo Anlaşması’na şiddetle karşı çıkıyor. Örgüt İsrail yanlısı olarak gördüğü anlaşmanın Filistinlilere ve haklarına zarar verdiğini düşünüyor.

Örgüt geçtiğimiz mayıs ayında İsrail’le yaşanan çatışmalarda Hamas’la koordineli bir şekilde faaliyet göstermişti ancak İsrail’in son saldırılarında Hamas’tan bağımsız hareket etmeye başladı. Hamas cuma gününden bu yana İsrail saldırılarına yanıt vermedi.

Paylaşın

İsrail Saldırısında Ölenlerin Sayısı 32’ye Yükseldi

İsrail’in 5 Ağustos’tan bu yana saldırı düzenlediği abluka altındaki Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenlerin sayısının 32’ye yükseldi. Filistin Sağlık Bakanlığı son üç günde saldırılarda 6’sı çocuk, 4’ü kadın olmak üzere 32 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Yaralı sayısının 253’e yükseldiği belirtilen açıklamada, yaralıların sağlık durumuna ilişkin detaylı bilgi verilmedi.

BM’den toplanma çağrısı

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin ise İsrail’in Gazze’ye saldırılarını görüşmek üzere acil gündemiyle yarın toplanacağı duyuruldu.

Filistin haber ajansı WAFA’nın haberine göre, Filistin’in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, Filistin’in “İsrail saldırılarının durdurulması ve kınanması, Filistinlilere uluslararası koruma sağlanması” yönündeki talebine olumlu dönüş yapılması için BMGK üyeleriyle iletişim kurulduğunu açıkladı.

Mansur, söz konusu talebin BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) aracılığı ile yapıldığını aktardı.

İsrail’in Gazze’ye başlattığı saldırıların ardından İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz İle ABD’li mevkidaşı Lloyd Austin arasında telefon görüşmesi yapılmıştı.

Gantz’ın “İsrail’in Filistinli gruplara karşı kendi vatandaşlarını koruduğu” iddiasında bulunduğu aktarılmıştı.

Ne olmuştu?

İsrail askerleri, 1 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin kentinde İslami Cihad Hareketi’nin yöneticisi Bessam Saadi’yi yaralayarak gözaltına almış, çıkan çatışmada 1 Filistinli ölmüştü.

İsrail ordusu, Saadi’nin gözaltına alınmasının ardından olası bir misilleme endişesiyle abluka altındaki Gazze çevresinde alarm seviyesini üst düzeye çıkarmıştı.

Bu kapsamda ordu birlikleri, Gazze Şeridi çevresindeki Yahudi yerleşim bölgelerini birbirine bağlayan ana yolları kapatmış, Gazze semalarında onlarca insansız hava aracı uçurulmuştu.

Son 5 gündür devam eden süreçte Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı ve Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı da kapalı tutuluyordu.

İsrail ordusu, dün Gazze’ye hava saldırıları başlatmıştı. Saldırılarda İslami Cihad Hareketi’nin komutanlarından Teysir el-Caberi de öldürülmüştü.

Gazze’de bulunan El-Fetih dışındaki Filistinli örgütler ortak açıklama yaparak saldırılara karşılık verileceğini duyurmuştu. Akşam saatlerinde de Gazze’den İsrail’e çok sayıda roket fırlatılmıştı.

Paylaşın

İsrail’den Gazze’ye Hava Saldırıları: En Az 10 Ölü

İsrail, Gazze’de Filistin İslami Cihat Örgütü’ne bir saldırı düzenleyerek aralarında örgütün komutanlarından birinin de yer aldığı en az 10 kişiyi öldürdü. Gazze merkezli örgüt de İsrail’i bir bombalı saldırı düzenlemekle tehdit etmişti.

Yerel yetkililer, hayatını kaybedenler arasında bir kız çocuğunun da olduğunu, onlarca kişinin de yaralandığını açıkladı.

Son günlerde İslami Cihat’ın üst düzey bir yöneticisinin Batı Şeria’da gözaltına alınmasının ardından bölgede gerilim yükselmişti.

Filistinli militanlar bugün de İsrail’e çok sayıda roket fırlatmış, bunların bir kısmı İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemi tarafından etkisiz hale getirilmişti.

Bir video mesaj yayınlayan İsrail Başbakanı Yair Lapid “İsrail tehdit üzerine bir terörizmle mücadele operasyonu gerçekleştirdi” dedi.

İsrail Savunma Bakanlığı da İslami Cihat’la ilişkilendirilen konumlara saldırı düzenlendiğini açıkladı.

Saldırılan noktalar arasında Gazze’deki yüksek Filistin Kulesi adlı bina da yer alıyor.

Gazze’deki sağlık yetkilileri saldırıda İslami Cihat Komutanı Teysir el-Cebari ve beş yaşında bir kızın da olduğu en az 10 kişinin öldürüldüğünü, 55 kişinin de yaralandığını belirtti.

Bir İsrail ordusu sözcüsü, “Yaklaşık 15 militanın öldürüldüğünü tahmin ettiklerini” söyledi.

Uzun ve zorlu bir çatışmaya yol açabilir

İsrael Times gazetesine göre İsrail İçişleri Bakanı Ayelet Şaked “Bunun sonuçlarının ne olacağını tam olarak bilmiyoruz, zaman alabilir… Uzun ve zorlu bir çatışmaya da yol açabilir” dedi.

İran’ın başkenti Tahran’ı ziyaret etmekte olan Filistin İslami Cihat Örgütü Genel Sekreteri Ziyad en-Nahale “Bu saldırıya güçle yanıt vereceğiz ve bu halkımızın kazanacağı bir çatışma olacak” dedi ve ekledi: Bu savaşta kırmızı bir çizgi yok ve Tel Aviv direniş roketlerinin hedefi olacak.

Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas ise silahlı örgütlerin çatışmada birlikte hareket edeceğini belirtti.

İsrail son dönemde Filistinlilerin ve İsrailli Arapların düzenlediği, 17 İsrailli ve iki Ukraynalı’nın ölümüne yol açan saldırıların ardından, Pazartesi akşamı İslami Cihat Örgütü’nün Batı Şeria’daki lideri olduğu söylenen Bassem Saadi’yi gözaltına almıştı.

Gözaltı sonrası İsrail, sınır hattında yaşayanlar için güvenlik önlemlerini artışmış, İslami Cihat’ın siviller ve askerlere saldırı düzenlemeyi planladığını açıklamıştı.

İsrail’in yolları da kesmesi nedeniyle ülkenin güneyindeki kentlerde ve köylerde yaşam durma noktasına gelmişti.

Kasım 2019’da da İsrail ve İslami Cihat arasında bir çatışma yaşanmıştı. O çatışma da bir İslami Cihat komutanının İsrail’e saldırı düzenlemeyi planladığı istihbaratı üzerine başlamıştı.

İran’ın desteklediği ve merkezi Şam’da bulunan İslami Cihat, Gazze’deki en güçlü silahlı örgütler arasında yer alıyor.

Örgüt bugüne kadar İsrail’de çok sayıda saldırıdan sorumlu tutulmuştu.

Kasım 2019’daki çatışmalarda 34 Filistinli ölmüş, 111 Filistinli ve 63 İsrailli de yaralanmıştı.

İsrail, öldürülen Filistinlilerden 25’inin militan olduğunu, bir kısmının roket saldırısı düzenlemek üzereyken öldürüldüğünü açıklamıştı.

Paylaşın

İsrail, Filistinlilere İşkence Etmeye Devam Ediyor

Filistin halkının “büyük felaket” olarak tanımladığı en-Nakba; Filistin halkının topraklarından sökülüp göçe zorlandığı 15 Mayıs 1948, aynı zamanda Filistinlilerin emperyalist devletler tarafından kendi kaderini tayin etme hakkının önüne set çekildiği de tarih.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), “En Nakba” için yayınladığı basın açıklamasında, İsrail’in saldırı politikasının devam ettiğine dikkat çekti. Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları imzalı açıklama şöyle:

Açıklama şöyle:

“74’üncü yıldönümünde, İsrail devletinin uyguladığı sistematik saldırı politikası bugün halen devam ediyor. Filistin halkına olduğu kadar, başta Araplar olmak üzere diğer tüm bölge halklarının mücadelelerine karşı sınırsız şiddet, işgal ve savaş saldırıları onlarca yıldır sürüyor. Filistin-İsrail arasındaki çözümsüzlük giderek daha fazla derinleşiyor.

İsrail hükümetleri yeni yerleşim alanlarını uluslararası hukuka aykırı bir şekilde inşaya açarak Filistinlileri evlerinden etmeye devam ediyor. AKP iktidarı ise tüm bu zulme karşın; İsrail ile askeri, siyasi ve ekonomik anlaşmalar yapmaya devam ediyor. İkiyüzlü dış siyaset politikasını Filistin meselesinde de sürdürüyor, her geçen gün İsrail ile yaptığı ticaret hacmini artırmaya dönük hamleler yapıyor. Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ile görüşmesi sonrası birlikte çalışmaya devam edeceklerinin basına yansıması bunun son örneğidir.

Filistinli gazeteci Şirin Ebu Akile’yi katledip, cenazesine saldıran İsrail güçlerinin görüntüleri ile sürgünde hayatını kaybeden, dün Dersim’de memleketinde defnedilmek istenen siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine yapılan saldırı görüntüleri; her iki devletin izlediği politikaların ne kadar aynı olduğunu gözler önüne serdi.

Türkiye-İsrail ticareti durdurulmalı, ikili ilişkiler gözden geçirilmeli ve bu iki yüzlü politikalara son verilmelidir. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplum Filistin’de yaşanan zulmün son bulması için acil rol ve sorumluluk almalıdır. Yeni Nakba anlamına gelen “Yüzyılın Projesi”ne geçit verilmemelidir.

Filistin halkının ortak olmadığı hiçbir yol çözüm olamaz. Filistin sorunu ancak demokratik yöntemlerle ve onurlu bir barışla çözülür. Filistin ve tüm Ortadoğu halklarına dayatılan ulus-devlet anlayışının tekçi, katliamcı politikalarını reddediyoruz. Çözüm; halklar ve inançların özgür ve eşit koşullarda yaşayacağı, ortak yaşam modelleri ile mümkündür.”

Nakba hakkında

İsrail’in kurulması Filistinliler için katliam ve sürgün hayatının başlaması anlamına geliyor, Filistinliler her yıl bu günü Nakba (büyük felaket) adıyla anıyor.

Filistinlilerin Nekbe (Büyük Felaket) dediği, İsrail’in kuruluş yıldönümü  Filistinlilerin İsrail’in 1948 yılında kurulduğu tarihe atıfla felaket olarak niteledikleri olay. Nekbe 700 binden fazla Filistinlinin 1948’de topraklarından sürülmesinin adı. Sözcük ilk olarak Arap aydını Konstantin Zureyk tarafından Ağustos 1948’de ortaya atıldı.

Zureyk, Nekbe sözcüğünü ‘sürmekte olan’ olarak kullandı. Zira 500’den fazla Filistin köyünün yıkımı 1948’de değil, İsrail  işgali takip eden yıllar içerisinde gerçekleşti.

Her yıl, “Nekbe Günü” olan 15 Mayıs’ta Filistinliler evlerine dönme talebiyle gösteriler yaparken, mülteciler uzun süredir kayıp olan evlerinin anahtarlarını sembol olarak saklıyor.

Birleşmiş Milletler Yardım ve Kalkınma Ajansı’na (UNWRA) göre,  Ortadoğu ülkelerine dağılmış dört milyondan fazla kayıtlı Filistinli mülteci var.

Filistin resmi rakamlarına göre, İsrail tarafından işgal edilen Filistin topraklarında 1948 yılında 1 milyon 400 bin Filistinli yaşamaktaydı. Bu nüfusun 800 bini köylerinden çıkarılarak, Batı Şeria veya Lübnan, Ürdün ve Suriye gibi komşu ülkelere sürüldü.

An itibariyle tarihi Filistin topraklarında 11.8 milyon kişi yaşıyor. Yahudi nüfusun oranı yüzde 51 olmasına rağmen, söz konusu toprakların yüzde 85’inde yaşıyor. Geriye kalan yüzde 15’lik bölümde ise nüfusun yüzde 49’u, yani Filistin halkı hayatını devam ettirmeye çalışıyor.

El Cezire gibi kaynaklara göre, 1948’de Siyonist çeteler 70 farklı katliam gerçekleştirdi. Bu katliamlarda 15 bin Filistinli hayatını kaybetti.

1948 öncesinde Filistinliler, 1300 köy ve şehirde yaşamaktaydı. Yahudiler bu iskan alanlarının 774’ünü ele geçirdi ve 531 köyü tamamen yerle bir etti.

1948 yılında 1.4 milyon olan Filistinlilerin bu günkü toplam nüfusu 11.6 milyondur. Bu nüfusun 5.6 milyonu Batı Şeria ve Gazze’de geri kalanı ise hala sürgünde yaşamaktadır. Lübnan’daki kamplarda yaşayan Filistinliler’e eğitim ve mülk edinme gibi hiçbir hak tanınmamaktadır.

Filistin Kurtuluş Örgütü, komşu ülkelerde yaşayan Filistinlilere vatandaşlık verilmesine karşı tavır sergilediğinden, yıllardır Filistin halkı üçüncü sınıf bir kenar mahalle sakini olarak kabul edilmektedir. Sadece Ürdün FKÖ’nun baskılarına rağmen Filistinlilere vatandaşlık vermiştir.

Ürdün’de yaşayan Filistinliler, Lüban ve Suriye’deki Filistinlilere oranla daha fazla iş, eğitim, mülk edinme, özgüven, vatan ve devlet gibi insani duygulara sahiptir. Diğer ülkelerdeki Filistinli nesiller, hala Nekbe’yi veya faciayı yaşamaktadır.

2013 verilerine göre halen, 5.3 milyon Filistinli sığınmacı durumundadır. Sığınmacıların yüzde 59’u Ürdün, Suriye ve Lübnan’da, yüzde 17’si Batı Şeria’da, yüzde 24’ü ise Gazze’de yaşamaktadır. Gazze aslında bir mülteci kampıdır.

Lübnan’da 12, Suriye’de 9, Ürdün’de ise 10 ayrı sığınmacı kampı bulunmaktadır. Buralara hala Arapça’da çadır kent anlamına gelen, “muhayyemat” denilmektedir.

Vatanlarını bütün uygulamalara rağmen terk etmeyen Filistinlilere “48” Filistinlileri deniliyor. İsrail topraklarında İsrail vatandaşı olarak yaşayan “48” Filistinlilerinin nüfusu 2012 verilerine göre 1.4 milyon.

1918 yılında Filistin’de yaşayan Yahudiler, nüfusun yüzde 8’ini oluşturuyordu. Toprakların ise sadece yüzde 1.56’sı Yahudilere aitti. “Nekbe” internet sitesi verilerine göre 1800 yılında Filistin’de 5 bin civarında Yahudi vardı. 1918’e gelindiğinde sayı 55 bine, 1948 yılında ise 650 bine yükseldi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın