Aziz Yıldırım, Başkan Adayı Olmayacağını Duyurdu

Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda konuşan Aziz Yıldırım, adaylık tartışmalarına son noktayı koyarak, “Ben aday olmayacağım Ali Bey rahat ol. Olsam burada söylerim” dedi.

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün eski başkanı Aziz Yıldırım, Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yıldırım, son dönemde camiada sıkça konuşulan “aday olacak mı?” sorusuna ise noktayı koydu.

Konuşmasında Eylül ayında yapılması planlanan olağanüstü seçimli genel kurulun zamanını eleştiren Yıldırım, “Eylül’de yapılacak seçim bu camiaya zarar verecek. Siz kazansanız da, başkası kazansa da fark etmez, bu camia yara alacak. Transferleri ve her şeyi siz yapıyorsunuz, sorumluluk da sizin olması lazım. Tekrar gözden geçirin, bunu büyük bir tavsiye olarak söylüyorum.” dedi.

Ali Koç ile arasında geçen bazı diyaloglara da değinen Yıldırım, “Ali Bey bana söylüyor, ‘Galatasaray’a bir şey demiyor’ diye. Başkanlarına ‘sinek ikili’ dedim, daha ne diyeyim ya? Cevap veremediler! Ses çıkaramadılar! 6 senelik şampiyonluk farkımız var. Biz şu an 10 sene gerideyiz.” ifadelerini kullandı.

Aziz Yıldırım, adaylık tartışmalarına son noktayı koyarak, “Ben aday olmayacağım Ali Bey rahat ol. Olsam burada söylerim. Bak Saadettin Bey adaylığını açıkladı. Hakan Bey adaylığını açıkladı. Bırakın Aziz’i Ali’yi gençler gelsin, sahip çıksınlar.” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Üst Blefaroplasti Nedir Ve Kimlere Yapılmalıdır?

Üst blefaroplasti, üst göz kapaklarındaki fazla deri, kas ve yağ dokusunun çıkarılması işlemidir. İşlem, göz kapaklarındaki sarkma, şişlik veya torbalanmayı düzeltmek için yapılır.

Haber Merkezi / Üst blefaroplasti, alt gözün rekonstrüksiyonuna odaklanan alt blefaroplastiden farklıdır. Üst blefaroplasti genellikle şu durumlarda önerilir:

Estetik nedenler:

Üst göz kapaklarında sarkmış veya gevşemiş deri,
Göz kapaklarında ağır, yorgun bir görünüm,
Fazla deri nedeniyle makyaj uygulamasında zorluk olması.

Fonksiyonel nedenler:

Sarkan deri nedeniyle görme alanının kısıtlanması,
Göz kapaklarının ağırlığı nedeniyle göz yorgunluğu veya rahatsızlık.

Uygun adaylar:

Genel sağlık durumu iyi olan kişiler,
Gerçekçi beklentilere sahip olanlar,
Genellikle 35 yaş üstü bireyler, ancak genetik faktörler nedeniyle daha genç kişilerde de yapılabilir.
Göz çevresinde ciddi cilt hastalığı veya enfeksiyonu olmayanlar.

Kimlere yapılmamalı?

Kontrolsüz diyabet, hipertansiyon veya ciddi sağlık sorunları olanlar.
Göz kuruluğu gibi durumlar varsa, öncelikle bu sorunların değerlendirilmesi gerekir.
Gerçekçi olmayan beklentilere sahip kişiler.

İşlem hakkında kısa bilgi:

İşlem genellikle lokal anestezi altında yapılır ve 1-2 saat sürer.
İşlem sonrası iyileşme süresi yaklaşık 1-2 haftadır; şişlik ve morluklar bu süreçte azalır.
Blefaroplasti kalıcı sonuçlar sunar, ancak yaşlanma süreci devam ettiği için etkiler zamanla azalabilir.

Paylaşın

Sağlıklı Bir Cilt İçin Yemeniz Gereken En İyi Meyveler

Daha sağlıklı bir cilde sahip olmak için yalnızca cilt bakımına güvenmek ideal değildir. Cildinizi içeriden de beslemeniz gerekir. Sağlıklı bir cilt için tüketilmesi gereken besinlerden biri de meyvedir.

Haber Merkezi / Peki daha sağlıklı bir cilt için hangi meyveler iyidir?

Avokado: Avokado, yüksek oranda tekli doymamış yağ içerir. Bu sağlıklı yağ türü, iltihabı azaltmaya ve cildi güneşe maruz kalmanın neden olduğu hasardan korumaya yardımcı olur.

Kırmızı üzüm: Kırmızı üzüm kabuğu yüksek oranda resveratrol içerir. Resveratrol, yaşlanmanın etkilerini ve cilt hücrelerinin hasar görme riskini azaltmak gibi önemli faydalara sahiptir. Cildin daha genç ve sağlıklı görünmesini sağlar.

Böğürtlen: Böğürtlen, güneşe maruz kalmanın neden olduğu cilt hasarını önleyebilen bir antioksidan olan polifenoller açısından zengindir. Polifenol içeriği ayrıca cilt kanseri riskini önlemeye yardımcı olur.

Yaban mersini: Antioksidan açısından zengin bir diğer meyve ise yaban mersinidir; antosiyanin bileşikleri içerir. Antosiyaninler, yaban mersini de dahil olmak üzere mavi veya mor bitkilerde yaygın olarak bulunan bileşiklerdir. Antosiyaninler, güneş ışığına bağlı cilt yaşlanmasını ve cilt hücresi hasarını önler.

Turunçgiller: Doğrusunu söylemek gerekirse, kolajen içeren hiçbir meyve yoktur. Ancak meyveler, C vitamini açısından zengin meyveler gibi kolajen üretimine yardımcı olur. Bu nedenle portakal, greyfurt ve limon gibi turunçgiller kolajeni artırır ve cildi sıkılaştırır.

Kivi: Kivi meyvesi aynı zamanda günlük C vitamini ihtiyacını karşılamaya yardımcı olan yüksek miktarda C vitamini içerir. Kivi meyvesindeki C vitamini aynı zamanda serbest radikallerle savaşan ve cildi sağlıklı tutan bir antioksidan görevi görür.

Mangosten: Mangostenin cilt sağlığına faydaları, ksanton adı verilen polifenol içeriğinden kaynaklanmaktadır. Bu polifenol türü çoğunlukla mangosten kabuğunda bulunur ve erken yaşlanmayı önler.

Muz: Muzdaki niasin veya B3 vitamininin, DNA onarımına yardımcı olduğu ve UV radyasyonundan kaynaklanan iltihabı kontrol altına aldığı bilinmektedir. Bu, muzun cildi hasar riskinden korumaya yardımcı olduğu anlamına gelir.

Ahududu: Ahududu, C vitamininin yanı sıra ellajik asit de içerir. Bu asit, oksidatif stres ve iltihabı önleyerek cilt hücrelerini hasardan korur.

Karpuz: Karpuzda kırmızı rengini veren pigment olan likopen oldukça yüksektir. Likopen aynı zamanda güneş ışınlarının cilde verdiği hasarı önlemeye yardımcı olan bir antioksidan görevi görür.

Çilek: Karpuzun yanı sıra çilek de yüksek su içeriğine sahiptir. Meyvedeki yüksek su içeriği, cildin neminin korunmasına yardımcı olur.

Paylaşın

Folik Asit Açısından Zengin Meyveler

Folik asit (folat), vücut için önemli olan bir B vitamini türüdür. Folik asit, kan hücreleri, cilt, saç ve tırnaklar gibi yeni hücrelerin oluşumuna yardımcı olur.

Haber Merkezi / Folik asit eksikliğinin belirtileri arasında kansızlık, yorgunluk, kas güçsüzlüğü, baş ağrısı veya bayılacakmış gibi hissetme, soluk cilt, çarpıntı ve nefes darlığı bulunur.

İşte folik asit açısından zengin meyveler:

Portakal: Portakal, vücudunuzun bağışıklık sistemine fayda sağlayan folik asit ve C vitamini içerir. Portakalın 100 gramında yaklaşık 30 mikrogram folat bulunur.

Greyfurt: Folat içermesinin yanı sıra, greyfurt naringin ve narirutin de içerir. Her iki bileşen de, folik asidin bağışıklığı güçlendirme işlevine yardımcı olabilecek anti – enflamatuar özelliklere sahiptir.

Greyfurtun (230 gram) içindeki folat miktarı yaklaşık 29,9 mikrogramdır.

Limon: Limon, folik asit içeren bir diğer turunçgil meyvesidir. Limonun (100 gramda) folik asit miktarı yaklaşık 20 mikrogramdır. Limonun ayrıca bağışıklık sistemi için aynı faydaları sağlayan C vitamini içerdiği de bilinmektedir.

Mango: Mango oldukça yüksek folik asit içeriğine sahiptir. Mangodaki folik asit içeriği (100 gram başına) 60 ila 138 mikrogram arasında değişir. En küçük ve olgunlaşmamış mangoda daha yüksek folat içeriği bulunur.

Guava: Guavadaki folik asit içeriği 91 ila 92,98 mikrogram (100 gramda) arasında değişmektedir.

Papaya: Papaya, folik asit açısından zengin tropikal bir meyvedir. Toplam folat içeriği 61,6 ila 64,61 mikrogram arasındadır. Papaya, folik asidin yanı sıra vitaminler açısından da zengindir. A, C, E ve K vitaminlerini içerir.

Jak meyvesi: Jak meyvesinde yaklaşık 51,1 – 53,27 mikrogram folat bulunur. Ancak bu oran, meyvenin olgunlaşmış veya olgunlaşmamış olmasına bağlı olarak değişebilir.

Avokado: Yaklaşık 50 gram (üçte biri) avokado 44,5 mikrogram folat içerir. Avokado ayrıca K vitamini ve bakır gibi vitamin ve mineraller açısından da zengindir.

Paylaşın

Aziz Yıldırım: Fenerbahçe’yi Çok Kötü Günler Bekliyor

Fenerbahçe’nin geleceğine ilişkin ciddi kaygılar taşıdığını vurgulayan Aziz Yıldırım, “Fenerbahçe’yi çok kötü günler bekliyor. Kimse umursamıyor” ifadelerini kullandı.

Fenerbahçe’nin eski başkanı Aziz Yıldırım, yaptığı açıklamalarla sarı-lacivertli kulübün mevcut durumu hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Yıldırım, Fenerbahçe’nin geleceği konusunda ciddi kaygılar taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi: “Fenerbahçe’yi çok kötü günler bekliyor. Kimse umursamıyor. Dün bir yerde yemekteydim. Tamer Yelkovan’ın akrabasının ufak kızını gördük. Sorduk, sınıfında iki tane Beşiktaşlı, geri kalan hepsi Galatasaraylıymış. Hepinize söylüyorum bunu. Benim dediğimi iyi anlayın.”

Kendisinin başkan adayı olup olmamasının önemli olmadığını belirten Aziz Yıldırım, “Burada benim olmam ya da olmamam ayrı bir konu. Ali Koç veya oradaki başkan kimse başkanlıktan ayrıldığı anda sen ne yapacaksın? Sen, ‘Ben başkan olmaya adayım, ben yönetim kuruluna girmeye adayım’ diyeceksin” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Şampiyonlar Ligi: Fenerbahçe’nin Rakibi Belli Oldu

Fenerbahçe, UEFA Şampiyonlar Ligi 3. eleme turunda Feyenoord ile eşleşti. İlk maç 5 – 6 Ağustos’ta deplasmanda, rövanşı ise 12 Ağustos’ta İstanbul’da oynanacak.

Haber Merkezi / UEFA (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) Şampiyonlar Ligi 3. eleme turu kurası İsviçre’nin Nyon kentinde çekildi.

Kura çekiminde Fenerbahçe’nin rakibi Hollanda temsilcisi Feyenoord oldu. İlk maç 5 – 6 Ağustos’ta deplasmanda, rövanşı ise 12 Ağustos’ta İstanbul’da oynanacak.

Fenerbahçe, rakibini geçmesi halinde play-off turuna yükselecek. Elenmesi durumunda ise UEFA Avrupa Ligi gruplarına kalacak.

Ajax ve PSV ile birlikte Hollanda’nın “büyük üçlüsü” arasında sayılan Feyenoord, kırmızı – beyaz renklere sahiptir.

Feyenoord, maçlarını De Kuip (Stadion Feijenoord) adlı stadyumda oynar. Tarihinde 16 Eredivisie şampiyonluğu, 14 KNVB Kupası, 1 Avrupa Kupası (1970), 2 UEFA Kupası (1974, 2002) ve 1 Kıtalararası Kupa bulunmaktadır.

1908 yılında kurulan Feyenoord, “Halkın Takımı” olarak bilinir ve güçlü taraftar desteğiyle tanınır.

Beşiktaş ve Başakşehir’in muhtemel rakipleri belli oldu

Öte yandan Beşiktaş, Avrupa Ligi 2. ön eleme turunda Shakhtar Donetsk’i elemesi halinde, 3. ön eleme turunda, Şampiyonlar Ligi’ndeki Panathinaikos – Rangers mağlubu ile karşılaşacak.

Başakşehir ise, UEFA Konferans Ligi’nde Cherno More’yi geçmesi halinde 3. eleme turunda Viking – Koper eşleşmesinin kazananıyla karşılaşacak.

Paylaşın

Mineral Veya Sentetik Güneş Kremi; Hangisi Daha İyi?

Araştırmalar çok net: Hem erken yaşlanmayı hem de cilt kanserini önlemek için, ister yağmurlu ister güneşli olsun, herkesin her gün güneş kremi kullanması gerekiyor.

Haber Merkezi / Güneş kremlerindeki içerikler mineral (fiziksel) ve sentetik (kimyasal) olmak üzere iki çeşittir.

Mineral ve sentetik güneş kremlerinin her birinin avantajları ve dezavantajları vardır. Hangi seçeneğin daha iyi olduğu cilt tipine, ihtiyaçlarına ve tercihlerine bağlıdır.

Mineral güneş kremleri (fiziksel):

İçerik: Çinko oksit ve/veya titanyum dioksit içerir.
Çalışma mekanizması: UV ışınlarını cilt yüzeyinde yansıtarak ve dağıtarak engeller.

Avantajları:

Ciltte hemen koruma sağlar (uygulandığı anda etkilidir).
Hassas ciltler için genellikle daha az tahriş edicidir.
Daha geniş spektrumlu koruma sunar (hem UVA hem UVB ışınlarına karşı).
Fotostabil (güneş ışığında bozulmaz).
Çevre dostu seçenekler (özellikle resif dostu formüller).

Dezavantajları:

Ciltte beyaz bir tabaka (white cast) bırakabilir, özellikle koyu cilt tonlarında.
Daha kalın bir dokuya sahip olabilir, bu da bazı kişiler için ağır hissettirebilir.
Sık sık yeniden uygulama gerekebilir (özellikle suya veya tere maruz kalındığında).

Sentetik güneş kremleri (kimyasal)

İçerik: Avobenzon, oktinoksat, oksibenzon gibi kimyasal filtreler içerir.
Çalışma mekanizması: UV ışınlarını emerek ısıya dönüştürür ve cildi korur.

Avantajları:

Hafif dokuludur, ciltte kolayca emilir ve genellikle beyaz iz bırakmaz.
Kozmetik olarak daha şık formüller (jel, sprey, losyon) sunar.
Daha geniş ürün yelpazesi ve uygun fiyatlı seçenekler bulunur.

Dezavantajları:

Cilde nüfuz etmesi için uygulamadan sonra 15-20 dakika beklenmesi gerekir.
Hassas ciltlerde tahrişe neden olabilir.
Bazı kimyasal filtreler (örneğin, oksibenzon) çevresel kaygılarla ilişkilendirilir (mercan resiflerine zarar verebilir).
Fotostabil olmayan bazı içerikler (örneğin, avobenzon) güneş ışığında etkinliklerini kaybedebilir.

Hangi durumda hangisi daha iyi?

Hassas cilt veya cilt bariyeri hasarı: Mineral güneş kremleri genellikle daha naziktir ve tahriş riski düşüktür. Rosacea, egzama veya alerjik ciltler için idealdir.

Koyu cilt tonları: Sentetik güneş kremleri, beyaz iz bırakma olasılığı daha düşük olduğu için tercih edilebilir. Ancak yeni nesil mineral güneş kremleri (nano formüller) bu sorunu azaltmıştır.

Su sporları veya terleme: Sentetik güneş kremleri suya dayanıklı formülleriyle öne çıkabilir, ancak mineral kremler de suya dayanıklı olabilir.

Çevresel endişeler: Mineral güneş kremleri, özellikle çinko oksit bazlı olanlar, deniz yaşamına daha az zarar verir ve çevre dostudur.

Günlük kullanım ve kozmetik tercih: Sentetik güneş kremleri, makyaj altına daha kolay uygulanabilir ve hafif hissettirir.

Öneriler:

Cilt tipine göre seçim yapın: Hassas ciltler için mineral, yağlı veya akneye yatkın ciltler için hafif dokulu sentetik güneş kremleri daha uygun olabilir.

Hibrit formüller: Hem mineral hem kimyasal filtreler içeren hibrit güneş kremleri, her iki dünyanın avantajlarını birleştirir.

SPF ve koruma: SPF 30 veya üstü, geniş spektrumlu (UVA/UVB) bir güneş kremi seçin ve her 2 saatte bir yeniden uygulayın.

Test edin: Cildinizin tepki verdiği ürünleri bulmak için küçük bir alanda test yapın.

Sonuç: Ne mineral ne de sentetik güneş kremi mutlak anlamda “daha iyi” değildir; tercih kişisel ihtiyaçlara ve cilt tipine bağlıdır. Hassas ciltler veya çevresel kaygılar için mineral, kozmetik rahatlık ve uygun fiyat için sentetik güneş kremleri öne çıkar. Önemli olan düzenli kullanım ve doğru uygulamadır.

Paylaşın

Yeşil Kapitalizm Diye Bir Şey Var Mı?

“Yeşil Kapitalizm (Çevresel Kapitalizm)” kavramı, kapitalist ekonomik sistemin, çevresel sürdürülebilirlik ilkeleriyle uyumlu hale getirilmeye çalışıldığı bir kavramı ifade eder.

Kurtuluş Aladağ / Yeşil kapitalizm, ekonomik büyüme ve kar odaklı yapıyı korurken, çevresel zararı azaltmayı ve yenilenebilir kaynaklara dayalı bir ekonomi oluşturmayı hedefler.

Bu yaklaşım, çevre dostu teknolojilere yatırım, karbon emisyonlarını azaltma, yeşil iş modelleri (örneğin, yenilenebilir enerji şirketleri veya geri dönüşüm girişimleri) ve sürdürülebilir tüketim gibi unsurları içerir.

Yeşil kapitalizmin temel özellikleri:

Yenilenebilir enerji ve teknoloji: Güneş, rüzgâr, hidrojen gibi enerji kaynaklarına yatırım ve karbon nötr teknolojilerin geliştirilmesi.

Yeşil tüketim: Organik ürünler, çevre dostu markalar ve etik tüketim gibi trendlerin teşvik edilmesi.

Karbon ticareti ve düzenlemeler: Karbon vergileri, emisyon ticareti sistemleri ve çevresel düzenlemelerle piyasanın çevre dostu hale getirilmesi.

Kurumsal sürdürülebilirlik: Şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerine göre faaliyetlerini şekillendirmesi.

“Çevresel sorunlara yüzeysel çözüm sunar”

Eleştirmenler, kapitalizmin temel mantığının (sınırsız büyüme, kar maksimizasyonu) çevre dostu bir yaklaşımı kökten destekleyemeyeceğini savunur. Kapitalizm, kaynakların aşırı tüketimine ve çevresel tahribata yol açan bir sistem olarak görülür; bu nedenle “yeşil” etiket, yalnızca yüzeysel bir çözüm sunar.

Yeşil kapitalizm, genellikle yüksek gelirli gruplara hitap eden pahalı “yeşil” ürün ve hizmetlere odaklanır. Bu, çevresel çözümlerin yalnızca zenginler için erişilebilir olmasına yol açarak sosyal adaletsizliği derinleştirir.

Bu anlayış, teknolojik yeniliklere (örneğin, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji) aşırı güvenerek sistemsel değişim ihtiyacını göz ardı eder. Eleştirmenler, teknolojinin tek başına iklim krizini çözemeyeceğini, çünkü sorunun temelinde tüketim alışkanlıkları ve ekonomik sistemin yattığını belirtirler.

Yeşil kapitalizm çerçevesinde öne sürülen politikalar (örneğin, karbon vergileri veya emisyon ticareti) genellikle yüzeysel kalır ve büyük ölçekli çevresel sorunlara (iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı) etkili çözümler üretemez. Bu politikalar ayrıca, mevcut sistemi reforme etmeye çalışırken köklü değişimleri de engelleyebilir.

Yeşil kapitalizm, çevresel sorunları, karlı birer fırsata dönüştürme eğilimindedir. Örneğin, karbon piyasaları veya çevre dostu ürünler, çevreyi korumaktan çok yeni pazarlar yaratmaya hizmet edebilir.

Kapitalist ekonomi politiğin temeli olan tüketim kültürünü sorgulamak yerine, “yeşil” tüketimi teşvik eden yeşil kapitalizm, bireylerin çevresel sorunlara çözüm olarak daha fazla tüketmesini önerir ki bu, sorunun kök nedenlerinden biridir.

Sonuç olarak, eleştirmenler yeşil kapitalizmin, çevresel krizlere karşı etkili bir çözüm sunmaktan çok, mevcut ekonomik sistemin devamını sağladığını ve gerçek bir dönüşüm için daha radikal, sistemsel değişikliklere ihtiyaç olduğunu savunur.

Paylaşın

Güneş Alerjisi Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Güneş alerjisi, tıbbi adıyla fotosensitivite veya solar ürtiker, cildin güneş ışığına veya ultraviyole (UV) ışınlarına karşı anormal bir reaksiyon göstermesi durumudur.

Haber Merkezi / Bu durum, ciltte kaşıntı, kızarıklık, kabarıklık (ürtiker), yanma veya döküntü gibi belirtilere yol açabilir. Durum, genellikle güneş ışığına maruz kaldıktan kısa süre sonra ortaya çıkar ve birkaç dakika ila birkaç saat içinde kendiliğinden kaybolabilir.

Nedenleri:

Fototoksik reaksiyonlar: Bazı ilaçlar (örneğin, antibiyotikler, antihistaminikler), kimyasallar veya bitkisel maddeler cildi güneş ışığına karşı hassas hale getirebilir.

Fotoalerjik reaksiyonlar: Bağışıklık sisteminin güneş ışığına veya ciltteki bazı maddelerle UV ışınlarının etkileşimine karşı alerjik bir tepki vermesi.

Genetik faktörler: Bazı genetik hastalıklar, örneğin porfiri veya lupus, güneş ışığına hassasiyeti artırabilir.

Kronik hastalıklar: Lupus, dermatit veya bazı metabolik bozukluklar bu duruma yol açabilir.

Belirtileri:

Ciltte kırmızı, kaşıntılı döküntüler veya kabarıklıklar.
Yanma veya batma hissi.
Nadiren, baş ağrısı, mide bulantısı veya halsizlik gibi sistemik sorunlar.

Tedavisi ve önlenmesi:

Güneşten korunma: Geniş kenarlı şapka, UV koruyucu kıyafetler ve yüksek SPF’li güneş kremi kullanmak.

İlaç kontrolü: Fotosensitiviteye neden olabilecek ilaçların doktor kontrolünde değiştirilmesi.

Antihistaminikler: Alerjik reaksiyonları hafifletmek için kullanılabilir.

Fototerapi: Bazı durumlarda, cildi UV ışınlarına alıştırmak için kontrollü ışık tedavisi uygulanabilir.

Doktor kontrolü: Altta yatan bir sağlık sorununun belirlenmesi için dermatolog veya alerji uzmanına başvurulmalı.

Paylaşın

Aziz Yıldırım’dan Fenerbahçe Camiasına Birlik Çağrısı

Fenerbahçe’nin genç kongre üyeleriyle bir araya gelen Aziz Yıldırım, camianın birlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Yıldırım, seçim süreci üzerinden adının gündeme gelmesine de tepki gösterdi.

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün eski başkanı Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’nin genç kongre üyeleriyle bir araya geldiği toplantıda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kulübün geleceğini merkeze alan buluşmada yaklaşık 400 genç üye söz alırken, Yıldırım da hem mevcut tabloya hem de seçim sürecine dair net mesajlar verdi.

Karar’ın aktardığına göre; Konuşmasına camianın birlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak başlayan Yıldırım, şu ifadeleri kullandı: “Biz hepimiz bugün buraya Fenerbahçe’nin geleceği için neler yapmalıyız, bunu konuşmaya geldik. Lütfen benim üzerimden seçim sürecini yorumlamayın. İki senelik geçiş süreci bambaşka bir konu. Asıl mesele Fenerbahçe’nin tekrar eski günlerine ulaşmak için yapılması gerekenleri konuşmak.

Anadolu’da futbol tarihimizde yer alan ancak bugün artık var olmayan bir çok spor kulübü var. Lütfen Fenerbahçe’ye sahip çıkın. Herkes kendine gelsin. Herkes Fenerbahçe’ye sahip çıksın, bana değil. Bakın beni böyle zorlarsanız, hiçbir Fenerbahçe platformuna katılmam. Ben Fenerbahçe için hepinizin taşın altına elinizi sokmanızı istiyorum.”

Aziz Yıldırım, son olarak “Beni bırakın. Benimle oynarsanız, bir gün çıkar tüm kamuoyu önünde, ‘Yokum’ derim, bütün umutlarınız kaybolur. Benim üzerimden, Fenerbahçe başkanlığı veya seçimi yürütmeyin. İstemiyorum ve lütfen rica ediyorum siz Fenerbahçe’ye sahip çıkın” dedi.

Paylaşın