Vücut Yağı Mı Vücut Losyonu Mu: Cildiniz İçin Hangisi Daha İyi?

Cilt bakımı söz konusu olduğunda, rafları dolduran ürün yelpazesi fazlasıyla bunaltıcı olabilir. Bu ürünler arasında, nemlendirme için iki popüler seçenek öne çıkar: Vücut yağı ve vücut losyonu.

Haber Merkezi / Her iki cilt bakım ürünü de benzersiz faydalar sunar, ancak cildiniz için hangisi daha iyi?

Vücut yağı: Vücut yağları, nemlendirici ve iyileştirici özellikleri nedeniyle son yüzyılda popüler olsalar da, yüzyıllardır kullanılmakta. Hindistan cevizi, badem veya argan gibi doğal yağlardan elde edilen bu karışımlar, yağ asitleri ve antioksidanlar açısından zengindirler. Bu karışımlar, cilde derinlemesine nüfuz ederek yoğun nemlendirme sağlar ve nemi hapsederler.

Vücut yağlarının öne çıkan avantajlarından biri, cildin doğal sebumunu taklit edebilme yetenekleridir, bu da onları özellikle kuru, susuz kalmış veya hassas cilt tipleri için uygun hale getirir.

Ancak, tüm vücut yağlarının eşit özelliklere sahip olmadığını belirtmek önemlidir. Bazı vücut yağları, komedojenik olabilir, yani gözenekleri tıkayabilir ve özellikle akneye meyilli veya yağlı cilde sahip olanlar için sivilceye neden olabilir. Komedojenik olmayan yağlar veya hafif formüller tercih etmek, bu riski azaltmaya yardımcı olabilir.

Vücut losyonu: Öte yandan vücut losyonları, genellikle cilde nem çeken gliserin veya hyaluronik asit gibi nemlendiricilerle zenginleştirilmiş su bazlı emülsiyonlardır. Ayrıca, nem kaybını önlemek için koruyucu bir bariyer oluşturan petrolatum veya dimetikon gibi tıkayıcı maddeler de içerirler.

Vücut losyonları çok yönlülükleri ve uygulama kolaylıkları nedeniyle övülürler. Cilt tarafından hızla emilir, geride yağlı olmayan bir sonuç bırakır ve özellikle nemli iklimlerde veya daha sıcak mevsimlerde günlük kullanım için idealdir. Belirli cilt sorunlarına hitap ederler ve hassas cilt, yaşlanma karşıtı veya güneş koruması seçenekleri sunarlar.

Derin nemlendirme sağlamada üstün olan vücut yağlarının aksine, vücut losyonları nem seviyelerini korumak için daha sık uygulama gerektirebilir, özellikle çok kuru cilde sahip kişiler için. Ek olarak, bazı losyonlar hassas cilt tipleri için tahriş edici olabilen sentetik kokular veya koruyucular içerebilir.

Cildiniz için doğru olanı seçmek: Sonuç olarak, vücut yağı ve vücut losyonu arasındaki seçim kişisel tercihe ve cilt tipine bağlıdır. Yoğun nemlendirme ve cildinizi şımartmak istiyorsanız, lüks bir vücut yağı sizin için doğru seçim olabilir. Ancak, hızlı emilen hafif, zahmetsiz bir nemlendirici tercih ediyorsanız, vücut losyonu sizin için en iyi seçenek olabilir.

Tercihiniz ne olursa olsun, yüksek kaliteli içeriklere öncelik vermek ve cildinizin ihtiyaçlarını dinlemek önemlidir. Farklı ürünler denemek ve cildinizin nasıl tepki verdiğini gözlemlemek, cildinizi beslenmiş, nemli ve parlak tutmak için mükemmel uyumu bulmanıza yardımcı olabilir. Sonuçta, cilt bakımı söz konusu olduğunda, tek bir çözüm yoktur, sizin için en iyi işe yarayan şey vardır.

Paylaşın

Spesifik Karbonhidrat Diyeti Nedir? Avantajları Dezavantajları

Spesifik karbonhidrat diyeti (SCD), tahıllar ve yumrular gibi belirli karbonhidrat türlerini kısıtlayan ve bağırsak sağlığını destekleyen yiyeceklere öncelik veren bir diyet protokolüdür.

Haber Merkezi / Araştırmalar, SCD’nin inflamatuvar bağırsak hastalığı olan kişilerde hastalık semptomlarını iyileştirmeye, bazı kişilerde de remisyona yardımcı olabileceğini öne sürüyor.

Ancak diyet çok kısıtlayıcı ve uzun süre uygulanması zor olabilir. SCD’yi takip etmekle ilgileniyorsanız, diyeti güvenli ve uygun bir şekilde uyguladığınızdan emin olmak için SCD hakkında kapsamlı bilgiye sahip bir sağlık uzmanıyla çalışmanız önerilir.

SCD’ye başlamadan önce, kramp ve ishal gibi şiddetli semptomlar yaşayan kişilerin, SCD’ye geçmeden önce iki ila beş gün boyunca bir giriş diyeti uygulaması önerilir. Giriş diyeti, kolay sindirilebilen yiyeceklerle sınırlıdır.

Giriş diyeti için kuru lor peyniri, yumurta, üzüm suyu, ev yapımı jöle, tavuk erişteli çorba, cheesecake, ızgara dana eti ve balıktan oluşan bir yemek planı önerilir.

Spesifik karbonhidrat diyetinde ne yemelisiniz?

Proteinler: Katkısız etler, kümes hayvanları, balık, kabuklu deniz ürünleri ve yumurta.
Bazı baklagiller: Kuru fasulye, mercimek, bezelye.
Bazı kuruyemişler, tohumlar ve kuruyemiş unları: Kavrulmamış kaju fıstığı, badem, tohum ezmeleri, doğal fıstık ezmesi, badem unu ve badem ezmesi.
Sınırlı süt ürünleri: Eskitilmiş peynirler, kuru lor peyniri ve en az 24 saat fermente edilmiş ev yapımı yoğut.
Sebzeler: Pancar, brokoli, kuşkonmaz, ıspanak ve daha fazlası.
Meyveler: Elma , çilek, muz, ananas ve daha fazlası.
Yağlar: Zeytinyağı, avokado, hindistan cevizi, tereyağı, hindistan cevizi yağı ve daha fazlası.
Tatlandırıcılar: Bal ve sakarin

Spesifik karbonhidrat diyetinde olmayan yiyecekler:

Tatlandırıcılar: Şeker, akçaağaç şurubu, mısır şurubu, pekmez ve daha fazlası.
Eklenmiş şeker içeren yiyecek ve içecekler: Gazlı içecekler, tatlandırılmış meyve suları, çikolata, şekerleme, tatlandırılmış kahve içecekleri ve daha fazlası.
Tüm tahıllar: Pirinç, buğday unu, mısır, arpa, yulaf, makarna ve daha fazlası.
Tüm yumru sebzeler: Patates, tatlı patates, yer elması ve daha fazlası.
Bazı süt ürünleri: Süt, dondurma, ekşi krema, ayran ve daha fazlası.
Bazı baklagiller: Kara fasulye, tereyağlı fasulye, cannellini fasulyesi, bakla ve daha fazlası.
Alkollü içecekler: Bira, şarap, şekerli karışık içecekler ve daha fazlası.

Spesifik karbonhidrat diyetinin avantajları ve dezavantajları

SCD, uygun şekilde uygulandığında güvenli ve besinsel açıdan eksiksiz kabul edilir. Ancak, oldukça kısıtlayıcı olan diyet belirli sorunlara yol açabilir.

Yine de bu diyeti denemek istiyorsanız, SCD konusunda deneyimli bir sağlık uzmanlıyla çalışmanız önerilir.

Paylaşın

Bir Günde Ne Kadar Şeker Tüketmelisiniz?

Popüler beslenme modelleri, genellikle şeker ve karbonhidratları kesmenin faydalarını anlatır, ancak tüm şekerler aynı değildir. Birçok yiyecek doğal şeker içerir: Meyveler fruktoz, süt ürünleri laktoz gibi…

Haber Merkezi / Çok fazla şeker tüketmek tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve diş çürüğü gibi rahatsızlıklarla bağlantılıdır. Ancak bu, şekerden tamamen uzak durmanız anlamına gelmez.

Günlük şeker tüketiminizi toplam kalori alımınızın yüzde 6-10’undan fazla olmayacak şekilde sınırlamaya çalışın. Düzenli olarak hangi yüksek şekerli yiyecek ve içecekleri tükettiğinizi ve bunları daha düşük şekerli alternatiflerle nasıl değiştirebileceğinizi düşünün.

Önerilen günlük şeker alımı: Doğal olarak tükettiğiniz şekerin miktarına ilişkin kesin bir öneri bulunmamakla birlikte, ilave şekerler için bazı sınırlamalar bulunmaktadır.

Örneğin, günde 2 bin kalori tüketiyorsanız, uzmanlar ilave şeker tüketiminizi günde 12 çay kaşığı (50 gram) ile sınırlamanızı öneriyor.

Çocuklar için öneriler daha da düşüktür. 2 yaşın altındaki bebekler için hiçbir şekilde eklenmiş şeker önerilmezken, ergenler ve 2 yaşın üzerindeki çocuklar için günde 6 çay kaşığından (25 gram) fazla tüketmemesi önerilir.

Çok fazla şeker tüketmenin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri:

Hipertansiyon (yüksek tansiyon),
Kalp hastalığı,
Uyku apnesi (uyurken nefesinizin durmasına ve tekrar tekrar başlamasına neden olan kronik bir solunum bozukluğu),
Osteoartrit (eklem çevresindeki kıkırdak (kemikleri çevreleyen bağ dokusu) kademeli olarak bozulduğunda oluşan bir eklem rahatsızlığı),
Kronik ağrı,
Kanser.

Paki şeker tüketiminizi nasıl azaltırsınız?

Şeker tüketiminize nasıl dikkat edebileceğinizi merak ediyor olabilirsiniz. İlk önce hangi yüksek şekerli yiyecekleri tükettiğinizi düşünerek başlayın. Ardından, ilave şekeri en aza indirebileceğinizi düşünün.

İşte, şeker tüketiminizi azaltmanıza yardımcı olacak bazı öneriler:

Kahve ve çay gibi içecekleri tüketirken daha az tatlandırıcı (veya hiç tatlandırıcı olmaması) kullanmaya özen gösterin.

Akşamları yüksek şekerli yiyeceklere karşı istek duymamak için gün boyu lif, protein ve sağlıklı yağ içeren yiyecekleri tüketmeye çalışın.

Yine akşamları yüksek şekerli işlenmiş gıdalar yerine meyve, kuruyemiş, tohum, sebze ve humus gibi atıştırmalıkları tercih edin.

Alışveriş yaparken mümkün olduğunca ilave şeker içermeyen ürünleri satın almaya çalışın, bunları meyve veya az miktarda bal veya diğer tatlandırıcılarla kendiniz tatlandırın.

Paylaşın

IPL Tüy Alma Cihazlarının Artıları Ve Eksileri

Vücut tüylerinden kalıcı olarak kurtulmak isteyen güzellik tutkunları arasında giderek popüler hale gelen IPL veya Yoğun Darbeli Işık (Yoğunlaştırılmış Atışlı Işık / Geniş Bant Işık), istenmeyen tüyleri yok etmek için ışık enerjisinin gücünden yararlanan son teknolojidir.

Haber Merkezi / Işık darbeleri, tüy kökünün dinlenme evresine geçmesini sağlar, bu da tedavi edilen bölgedeki tüylerin dökülmesini ve zamanla vücudun daha az tüy üretmesi anlamına gelir.

IPL nasıl çalışır?

Işık darbeleri tüydeki pigment (melanin) tarafından emilir. Bu gerçekleştiğinde, enerji birikimi ısıya dönüşür; tıpkı güneşli bir günde siyah bir tişört giymek gibi. Isı tüyden aşağı doğru hareket ettikçe, tüy folikülünde ısı hasarına neden olur ve yeni tüy üreten hücreleri devre dışı bırakarak pürüzsüz, bir cilt elde edilir. 

IPL tüy alma cihazlarının artıları

Minimum risk: IPL cihazları, tıraş, ağda, iplik veya kimyasal tüy dökücüler gibi geleneksel yöntemlere kıyasla düşük risklidir. Bu alternatifler cilt tahrişine, yanıklara veya alerjik reaksiyonlara neden olabilir.

İnvaziv olmayan: IPL invaziv değildir, yani cildin derin katmanlarına nüfuz etmez. Elektrolizin (tüy köklerine iğne sokulmasını içerir) aksine, IPL cildi delmez ve bu da enfeksiyon riskini azaltır.

Sert kimyasallar bulunmaz: Güçlü kimyasallar içeren tüy dökücü kremlerin aksine, IPL sert maddelere dayanmaz. Çevredeki cilde zarar vermeden tüy köklerinin melaninini hedef alan ışık tabanlı bir teknolojidir.

Uzun vadeli: IPL cihazları uzun vadeli tüy azaltma sunar. Geleneksel yöntemler geçici sonuçlar verir ve sık bakım gerektirir.

Hassasiyet: IPL cihazları belirli bölgelerin hassas bir şekilde hedeflenmesini sağlar. Yakındaki cildi etkilemeden üst dudak kıllarına, çeneye veya bikini bölgesine odaklanabilirsiniz.

Tutarlılık: Düzenli IPL seansları tutarlı sonuçlar sağlar. Geleneksel yöntemler genellikle salon randevularına dayanırken, IPL tedavileri sizin rahatınıza göre yapılabilir.

Ağrısız: IPL tedavileri genellikle ağrısızdır. İşlem sırasında hafif bir sıcaklık veya karıncalanma hissi duyabilirsiniz, ancak ağda veya iple epilasyondan çok daha az rahatsız edicidir.

Evde kullanım: IPL cihazları kendi alanınızın konforunda tüy alma işleminizi yönetmenizi sağlar.

Zamandan tasarruf: Geleneksel yöntemler zaman alıcı olabilir. IPL cihazları daha hızlıdır ve daha az sıklıkta dikkat gerektirir.

Tasarruf: IPL cihazı satın almanın ilk yatırım maliyeti yüksek görünebilir ancak uzun vadeli tasarrufu göz önünde bulundurun.

IPL tüy alma cihazlarının eksileri

Birden fazla seans gerekir: IPL cihazları ile kalıcı tüy azaltma elde etmek birkaç ay boyunca 6 ila 8 seans alabilir.

Sınırlı tüy ve cilt rengi aralığı: IPL cihazlarının etkinliği cilt ve tüy pigmentleri arasındaki kontrasta bağlıdır. Bu cihazlar önemli bir fark olduğunda en iyi şekilde sonuç veriler. Sonuç olarak, bu sistemler açık tenli ve koyu tüylü kişiler için önerilir.

İlk maliyet: Evde kullanılan IPL cihazları uzun vadeli tasarruf sunarken, ilk yatırım yüksek olabilir. Evet, kaliteli cihazların bir fiyatı vardır, ancak bütçe dostu seçenekler etkinliği tehlikeye atabilir.

Genel olarak, uzun süreli ve etkili bir tüy alma çözümü arıyorsanız, bir IPL cihazı harika bir seçim olabilir. Karar vermeden önce artılarını ve eksilerini göz önünde bulundurmak önemlidir. Herhangi bir sorunuz veya endişeniz varsa doktorunuza veya dermatoloğunuza danıştığınızdan emin olun.

Paylaşın

Ketozisde Olduğunuzu Gösteren 11 Belirti

Ketozis, enerji üretimi için yağın keton cisimlerine parçalanmasını içeren doğal bir metabolik süreç olarak tanımlanır. Bu durum çoğunlukla şu iki şekilde gerçekleşir:

Haber Merkezi / Açlık, vücutta karbonhidratlara veya glikoza erişimin sınırlı olması durumunda ortaya çıkar, bu durumda karaciğer vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlamak için yağ kullanır.

Diyet yaparken, özellikle de düşük karbonhidratlı bir diyet uygularken, insülin hormonunun seviyesi düşer ve vücudun yağ depolarından bol miktarda yağ asitleri salınır. Bu yağ asitlerinin çoğu karaciğere taşınır, burada oksitlenir ve ketonlara (veya keton cisimlerine) dönüştürülür. Bu moleküller vücut için enerji sağlamak için kullanılır.

Aşağıdaki 11 belirti vücudun ketoziste olduğunu gösterir:

Yorgun veya bitkin hissetmek (genellikle kısa süreli),
Ağız kokusu,
Kuru ağız,
Artan susuzluk,
İdrara çıkmada alık,
Bağırsak hareketlerinde değişiklik (ishal veya kabızlık),
İştah azalması,
Azalmış açlık,
Kilo kaybı,
Baş ağrısı ve mide bulantısı gibi grip belirtiler,
Uykusuzluk.

Ketojenik diyet

Ketojenik diyet, vücudun glikojen ve su depolarını azalttığı için oldukça hızlı bir şekilde kilo vermeye yardımcı olabilir.

Ketojenik diyetin beş faydası:

Kilo kaybı: Ketojenik diyet, metabolizmayı hızlandırmak veya iştahı azaltmak gibi çeşitli yollarla kilo kaybını desteklemeye yardımcı olabilir.

Sivilcelerle mücadele: Ketojenik diyetin bazı kişilerde sivilceleri azalttığı öne sürülmektedir.

Kanser hücrelerini yok eder: Ketojenik diyet, belirli kanser türlerine sahip kişilerde kemoterapi ve radyasyon tedavisiyle birlikte kullanılmak üzere güvenli ve uygun bir tamamlayıcı tedavidir.

Kalp sağlığı: Sağlıklı yağlar kolesterolü düşürerek kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olur.

Beyin fonksiyonlarını koruma: Keto diyeti sırasında üretilen ketonlar nöroprotektif faydalar sağlar, yani beyni ve sinir hücrelerini güçlendirir ve korur. Keto diyeti, Alzheimer hastalığı gibi rahatsızlıkların önlemesine veya yönetmesine yardımcı olabilir.

Keto diyetinin 5 olumsuz etkisi:

Keto gribi: Keto diyeti başlangıcında, bir dizi olumsuz semptom yaşanabilir. Bu durumlara genellikle “düşük karbonhidrat gribi” veya “keto gribi” denir, çünkü grip belirtilerine benzerler.

Kokan nefes: Bu durum, yağ metabolizmasının bir yan ürünü olan keton olan asetondan kaynaklanır.

Bacak krampları: Bacak krampları, keto diyetinin doğal sonucu olan dehidratasyon ve mineral kaybından kaynaklanır.

Sindirim sorunları: Diyet değişiklikleri bazen sindirim sorunlarına yol açabilir.

Böbrek sorunları: Böbrek fonksiyonu zayıf olan kişiler ketojenik diyetten kaçınmalıdır. Keto diyeti böbrek taşı riskini artırabilir.

Paylaşın

Lenf Drenajı Masajı Nasıl Yapılır? Faydaları

Genellikle lenf sıvısının birikmesine ve şişmeye neden olan lenfödemi tedavi etmek için kullanılan lenf drenaj masajı, vücutta biriken lenf sıvısının tüm vücuda dağıtılmasına yardımcı olur.

Haber Merkezi / Lenf sıvısı, beyaz kan hücrelerinden oluşan berrak veya beyaz bir sıvıdır. Bu sıvı, sizi enfeksiyonlara karşı korumaya yardımcı olan lenf sisteminin bir parçasıdır.

Lenf drenaj masajı ne işe yarar?

Lenf drenaj masajı, lenf sıvısını vücutta hareket ettiren bir vücut masajıdır. Masaj, lenf damarlarının kasılmasına ve biriken sıvının lenf sistemi boyunca hareket etmesine yardımcı olur.

Lenf sistemi, vücuttaki yüzlerce lenf düğümüne bağlanan lenf damarları adı verilen ince tüplerden oluşan bir ağdır.

Lenf sistemi düzgün çalışmadığında lenf birikmesi meydana gelebilir. Bu lenfatik drenaj eksikliği, genellikle kollarda ve bacaklarda lenfödem adı verilen şişmeye neden olur.

Lenfatik drenaj masajı, sıvıyı hareket ettirerek lenfödemin şişlik gibi yan etkilerini tedavi etmeye yardımcı olur. Bu genellikle tam dekonjestif tedavinin (CDT) bir parçasıdır. Bu, tedavi lenfödemi ve şişliği azaltır.

Liang M, Chen Q, Peng K, ve diğerleri. Meme kanseri ameliyatı sonrası hastalarda lenfödem için manuel lenf drenajı: Randomize kontrollü çalışmaların sistematik bir incelemesi ve meta-analizi.

Lenf drenaj masajının faydaları

Lenf drenaj masajının başlıca faydası lenfödemden kaynaklanan şişliği azaltmaktır. Lenf drenaj masajı ayrıca lenfödemle ilgisi olmayan sertlik, şişlik ve diğer yan etkilerin tedavisine de yardımcı olabilir.

Kan akışını iyileştirebilir: Kronik venöz yetmezliği (KVY) olan kişiler lenf drenaj masajından faydalanabilirler. KVY, hasarlı bacak damarları kalbe doğru şekilde kan taşımadığında ortaya çıkar.

Bacaklara uygulanan lenf drenaj masajının damarlardaki kan akışını iyileştirebileceğine dair araştırmalar vardır.

Araştırmalar, ayrıca lenf drenaj masajının, kan akışının yetersizliğinden kaynaklanan kronik venöz yetmezlik kaynaklı şişlik ve ağrıyı hafifletmeye yardımcı olduğunu ortaya koymuştur.

Lenf drenaj masajı, lipedema ile ilişkili yağları azaltmaya ve kan akışını artırmaya da yardımcı olabilir. Lipedema, yalnızca alt ekstremitelerde düzensiz yağ birikmesine neden olan bir bağ dokusu rahatsızlığıdır.

Selüliti azaltmaya yardımcı olabilir: Lenf drenaj masajı ayrıca selüliti azaltmak ve kas tonusunu iyileştirmek için iyi bir masaj olabilir.

Lenfödem şişkinliğini azaltmaya yardımcı olabilir: Lenf drenaj masajı, lenfi lenfatik sistem boyunca hareket ettirerek lenfödemle ilişkili şişliği azaltmaya yardımcı olabilir.

Sertliği ve ağrıyı hafifletebilir: Lenfatik masaj, romatoid artrit (RA) gibi rahatsızlıklarla ilişkili sertliği, şişliği veya eklem ağrısını giderebilir.

Lenf sistemimi kendim nasıl boşaltabilirim?

Evde lenf drenaj masajı denemeden önce bir sağlık uzmanıyla görüşün. Konunun uzmanı, evde lenf drenaj masajını nasıl düzgün bir şekilde uygulayacağınızı öğretebilir.

İşe yarayıp yaramadığını nasıl anlarsınız?

Lenf drenaj masajının işe yarayıp yaramadığını hemen anlayamayabilirsiniz. Semptomların hafiflemesi biraz zaman alabilir. Şişlik inerse masaj muhtemelen işe yarıyordur.

Paylaşın

Sosyal Medya ‘Güzellik İdealleri’ Kadınları Hasta Ediyor

Sosyal medya kültürü bireylerin kendilerini algılayışlarında da olumlu ve olumsuz değişimleri beraberinde getirdi. Günümüzde çoğu araştırma sosyal medyanın güzellik üzerindeki olumsuz etkileri üzerine odaklanmış durumda.

İnce bel, yuvarlak kalça, ince bacaklar… Genel olarak kabul gören bu güzellik idealleri, Instagram ve TikTok gibi görsel ağırlıklı sosyal medya platformları yoluyla gençler arasında saplantıya varabilecek, tehlikeli boyutlar almaya başladı. Kişinin ilgi duyduğu konuları sürekli önüne çıkaran algoritmalar nedeniyle güzellik konularıyla ilgilenen gençler her geçen gün yeni güzellik ideallerinin bombardımanına uğruyor.

Bu tehlikeli güzellik ideallerinden biri, on yıl kadar önce ortaya çıkan “Thigh Gap”, yani bacak arası boşluğu. Ayaklar ve dizler birleştirildiğinde üst iç bacaklarda boşluk oluşması için sağlık açısından sakıncalı diyetler yapılıyor. Sağlıklı bir kiloya sahip bir kadının ulaşması neredeyse imkansız bir hedef. Bir diğer sözde güzellik ideali ise bel inceltme sınaması olarak çevirilebilecek “Waist Challenge.” Burada da belin, bir başkasının koluyla beli çevreleyip bir su şişesinden su içebileceği kadar ince olması gerekiyor.

Kadınlar, sosyal medyadaki güzellik ideallerine ulaşmak için neler yaptıklarını paylaşıyor, dayatılan güzelliğin yarattığı baskı giderek artıyor. Örneğin “Bir günde neler yiyorum” türünden videolar uzun süredir sosyal medyanın rağbet gören paylaşımları arasında yer alıyor. Genç kadınlar bir günde ne yediklerinin videosunu çekip paylaşıyor. Kaçamaklara neredeyse hiç yer verilmeyen bu videolarda bol proteinli şekersiz yiyeceklerin nimetlerinden bahsediliyor.

Güzellik baskısına yol açan bu paylaşımlar dışında “body positivity” denilen, vücudunu olduğu gibi kabul edip pozitif bakmayı teşvik eden bir akım da var gerçi. Ancak bu paylaşımlara ulaşabilmek için bu yönde arama yapmak lazım. Sosyal medya algoritmaları nasıl daha güzel olabileceğiyle ilgili aramalar yapan kişilere bu sonuçları göstermiyor.

Sosyal medya tüketiminin kişinin öz güveni ve kendine değer verme hissine olumsuz etki ettiğiyle ilgili bilimsel araştırmalar var. Son olarak Kanada’nın Toronto kentindeki York Üniversitesinde yapılan bir araştırma, sosyal medyadan sadece bir hafta uzak kalmanın, genç kadınların kendi bedenlerine daha olumlu yaklaşmalarına yol açtığını ve kendilerine değer verme hissini olumlu etkilediğini ortaya koydu.

Araştırma çerçevesinde 66 kadın üniversite öğrencisi iki gruba ayrıldı. Bir grup alıştığı şekilde sosyal medya tüketimine devam ederken diğer grup bir hafta boyunca her tür sosyal medya platformundan uzak durdu. Öncesinde katılımcılara vücutlarından ne kadar memnun oldukları ve bir manken gibi görünmeyi isteyip istemeyecekleri soruldu. Bir hafta sonrasında katılımcılara aynı sorular bir kez daha yöneltildi. Sosyal medyadan uzak duran kadınlarda bedenleriyle ilgili algının iyileştiği görüldü. Bu pozitif etki, özellikle de zayıflık idealini içselleştiren kadınlarda daha belirgin oldu.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Araştırmayı yapan bilim insanları, elde edilen etkinin çok güçlü olduğuna, böyle bir etkiye psikolojik testlerde bile nadiren ulaşılabildiğine işaret etti. Ancak bu sonuçlarda muhtemelen sadece sosyal medyaya ara vermiş olmak değil, bu süre içinde değişen gündelik yaşam tarzı da etkili oldu. Araştırmacılar, bütün günü elinde cep telefonuyla geçirmek yerine dışarıda daha fazla temiz hava almanın, zamanı arkadaşlar ya da sporla geçirmenin de ruh sağlığının iyileşmesine katkı sağladığına dikkat çekiyor.

Peki ruh ve beden sağlığına olumsuz etkileri olan bu trendlere karşı sosyal medya platformları ne önlemler alıyor? Şimdiye kadar bu konuda önemli bir yol alınmış değil. Sosyal medya kullanma süreleri yıllardır giderek artarken pek çok genç sosyal medyadan uzak durmakta zorluk yaşıyor. Instagram ve Facebook’un bağlı olduğu Meta şirketi bu yıl Ocak ayında yaptığı açıklamada, uygunsuz içerikleri gençlere görünmez hale getireceğini açıkladı. Ancak bunun için kullanıcının yaşını doğru ibraz etmiş olması gerekiyor.

Hükümetlerin getirdiği yasal düzenlemeler de genelde hedeflenen etkiyi yaratmıyor. Örneğin Avrupa Birliği’nin çıkardığı Dijital Hizmetler Yasasında, reşit olmayanların, internette yeme bozukluğunun yüceltilmesi gibi sorunlu içeriklerden korunması hedefleniyor ve bunun için işletmeci şirketlere söz konusu içerikleri silmesi ya da görünmez hale getirmesi yükümlülüğü getiriliyor.

Ancak sivil toplum örgütü “Reset.tech”in yaptırdığı bir araştırma, bu tür içeriklerin azami yüzde 30’unun silindiğini ortaya koyuyor. Sorunlu içeriklerin silinmesi konusunda karnesi en kötü sosyal medya platformu ise TikTok. Video paylaşım platformu TikTok’ta, yapılan uyarılara rağmen silinen içeriklerin oranının çok daha düşük olduğu belirtiliyor.

Paylaşın

’15 Yaşın Altındakiler İçin Sosyal Medya Yasaklanmalı’ Uyarısı

Fransız uzmanlar, sosyal medya kullanımının 15 yaşın altındakiler için yasaklanması ve bu yaşın üstündekilerin sadece Bluesky gibi etik platformlara erişebilmesi gerektiğini önerdi.

Uzmanlar, ayrıca 11 yaşın altındaki çocuklara cep telefonu verilmemesi ve 13 yaşın altındaki hiç kimsenin internet erişimi olan bir telefona sahip olmaması gerektiğini söyledi.

Uzmanlar, sosyal medyanın depresyon ve anksiyete için bir “risk faktörü” olabileceğini ve çocukların pornografik ve şiddet içeren içeriklere “endişe verici” düzeyde maruz kaldıklarını tespit ettiklerini kaydetti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından görevlendirilen bir uzman heyetine göre, üç yaşından küçük çocuklar ekran başında hiç vakit geçirmemeli ve altı yaşına kadar bu süre “güçlü bir şekilde sınırlandırılmalı.”

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Heyet, ayrıca 11 yaşın altındaki çocuklara cep telefonu verilmemesi ve 13 yaşın altındaki hiç kimsenin internet erişimi olan bir telefona sahip olmaması gerektiğini söyledi.

Ayrıca sosyal medya kullanımının 15 yaşın altındakiler için yasaklanması ve bu yaşın üstündekilerin sadece Bluesky gibi etik platformlara erişebilmesi gerektiği bildirildi.

Dünya Sağlık Örgütü de ekran süresinin iki yaşına kadar tavsiye edilmediğini; iki yaş ve üstü için bir saatten fazla olmaması gerektiğini belirtiyor.

Fransa Cumhurbaşkanı geçtiğimiz hafta Sorbonne Üniversitesi’nde yaptığı açıklamada internette asgari yaşın 15 olmasından yana olduğunu söylemişti.

Raporda ayrıca teknoloji şirketlerinin “sonsuz kaydırma ve otomatik video başlatma” gibi uygulamaları da eleştirildi.

Uzmanlar, sosyal medyanın depresyon ve anksiyete için bir “risk faktörü” olabileceğini ve çocukların pornografik ve şiddet içeren içeriklere “endişe verici” düzeyde maruz kaldıklarını tespit ettiklerini kaydetti.

Raporda ayrıca “ekranların hem dolaylı hem de doğrudan olumsuz etkileri konusunda çok net bir fikir birliği” olduğu belirtildi.

Araştırmada, ekran başında geçirilen zamanın “çocukların sağlığı, gelişimi, toplumun geleceği açısından sonuçlar doğurduğu” ifade edildi.

Macron’un Rönesans partisi üyeleri geçen yıl çocuklarla çalışan kişilerin ekran başında geçirdikleri süre konusunda daha fazla eğitim almalarını ve kreş ve ilkokullarda ekran kullanımının daha fazla düzenlenmesini öngören bir yasa tasarısı sunmuştu.

Paylaşın

UNESCO’dan ‘Sosyal Medya’ Açıklaması: Gençleri Bunalıma Sokuyor

Sosyal medya genç kızların cinsel içerikli, sağlıksız ve gerçekçi olmayan vücut standartlarını teşvik eden ve ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyen bir dizi uygunsuz video materyaline ulaşmalarını sağlıyor.

Uygunsuz görüntü ve içeriklere ulaşan ergenlik çağındaki kızlar, erkeklere göre kendilerini iki kat daha fazla yalnız hissediyor ve yeme bozuklukları yaşıyor.

Facebook’un genç kızların yüzde 32’sinin vücut yapıları konusunda iyi düşünmediklerini, Instagram’ın kendilerini daha da kötü hissettirdiğini ifade ettiklerini belirtiyor.

Kısa, ilgi çekici videolarla karakterize edilen TikTok’un bağımlılık yaratan tasarımı, ekran başında aşırı zaman harcanmasına yol açarak öğrencilerin dikkatini akademik sorumluluklardan ve ders dışı etkinliklerden uzaklaştırdığı vurgulanıyor.

Birleşmiş Milletler Kültür ve Eğitim Örgütü (UNESCO), yayımladığı 2024 Toplumsal Cinsiyet Raporu’nda, sosyal medyanın genç kızlar üzerindeki olumsuz ve zararlı etkilerini açıkladı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre; UNESCO raporu, dijital teknolojilerin öğretme ve öğrenmeyi geliştirirken aynı zamanda mevcut sosyal eşitsizlikleri arttırdığı, kullanıcıların mahremiyetini ihlal ettiğini, gençlerin gelişim sürecinde kariyer seçimlerinde yanlışlık yapmaları gibi çok fazla olumsuz etkilere neden olduğunu vurguluyor.

Kapsamlı rapor, özellikle yetişme çağındaki genç kızların genç erkeklere oranla başta sosyal medya platformları olmak üzere internette çok daha risk altında olduklarına dikkat çekiyor. UNESCO raporunda, özellikle sosyal medyadaki algoritma odaklı, görsel tabanlı içeriğin genç kızları cinselliğin de arasında olduğu sağlıksız davranışlara yönlendirebildiği belirtiliyor.

Raporda, sosyal medyanın, genç kızların özgüvenleri ve beden imajı üzerinde zararlı etkilere yol açtığı, bunun da kızların akademik başarısı dahil ruh sağlıkları açısından olumsuz etkilere neden olduğu vurgulandı. Raporda yer verilen bulgulara göre, sosyal medya genç kızların cinsel içerikli, sağlıksız ve gerçekçi olmayan vücut standartlarını teşvik eden ve ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyen bir dizi uygunsuz video materyaline ulaşmalarını sağlıyor.

Uygunsuz görüntü ve içeriklere ulaşan ergenlik çağındaki kızlar, erkeklere göre kendilerini iki kat daha fazla yalnız hissediyor ve yeme bozuklukları yaşıyor.

UNESCO raporu, Facebook’un genç kızların yüzde 32’sinin vücut yapıları konusunda iyi düşünmediklerini, Instagram’ın kendilerini daha da kötü hissettirdiğini ifade ettiklerini belirtiyor. Kısa, ilgi çekici videolarla karakterize edilen TikTok’un bağımlılık yaratan tasarımı, ekran başında aşırı zaman harcanmasına yol açarak öğrencilerin dikkatini akademik sorumluluklardan ve ders dışı etkinliklerden uzaklaştırdığı vurgulanıyor.

Raporda, OECD ülkeleri genelinde, 15 yaşındaki kızların yüzde 12’sininin internette şiddete maruz kaldığı, bu oranın erkeklerde yüzde 8 olduğu belirtiliyor. İnternette dolaşan cinsel içeriklerin, yapay zeka tarafından oluşturulan derin sahtekarlıkların, cinsel görüntülerin genç kızlar için çok daha risk taşıdığına dikkat çekiliyor.

Rapor için yapılan ankete katılan birçok ülkedeki kız öğrenciler, sosyal medyada görmek istemedikleri fotoğraf veya videoları görmek zorunda kaldıklarını ifade ediyor.

UNESCO raporu, dijital teknolojilerin öğretme ve öğrenmeyi geliştirebilirken aynı zamanda kullanıcıların mahremiyetinin ihlali, dikkatin öğrenimden uzaklaştırılması gibi riskleri de beraberinde getirdiği konusunda uyarılarda da bulunuyor.

Raporu hazırlayan ekipten Anna Daddio, raporun son yirmi yılda kızlara yönelik ayrımcılığın tersine çevrilmesinde kaydedilen ilerlemeyi vurgulamış olsa da aynı zamanda teknolojinin genç kızların eğitim fırsatları üzerindeki olumsuz etkisini de ortaya çıkardığını söylüyor.

BM Haber’e raporla ilgili değerlendirmelerde bulunan Daddio, sosyal medyadaki kızlara yönelik farklı taciz türlerinin erkeklere oranla çok daha fazla olduğunu vurguluyor. Daddio, sosyal medyanın zihinsel sağlık sorunları ve yeme bozukluklarına neden olduğunu ve özellikle de kızları eğitimden alıkoyarak, akademik başarılarını etkilediğini gösteren kanıtların arttığını belirtiyor.

Paylaşın

“Yapay Zeka Savaşlara Yol Açabilir” Uyarısı

Yapay zekanın kullanımına ilişkin yeni kurallar belirlenmesi gerektiği bildirildi: En kötü senaryoda yapay zeka, demokrasi ve toplumsal düzenin çökmesine neden olabilir, bu da savaşlara yol açabilir.

Yapay zeka, bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrollü robotun, genellikle akıllı varlıklarla ilişkili görevleri yerine getirme yeteneğidir. Yapay zeka, insan zekasının daha fazla iş yapabilmesine, daha hızlı kararlar alabilmesine ve daha kesin sonuçlar elde etmesine olanak tanır.

Yapay zeka, makine öğrenimi, doğal dil işleme, robotik, görüntü işleme, ses tanıma ve daha birçok teknolojik kategoride kullanılır.

Japon yetkililer, yapay zekanın toplumsal düzeni yok edebileceğini savunarak, bu teknolojiyle ilgili yeni düzenlemeler oluşturulmasını istedi.

Ülkenin en büyük telekomünikasyon şirketi Nippon Telgraf ve Telefon’un (NTT), Japonya’nın önde gelen gazetelerinden Yomiuri Şimbun’la ortak yayımladığı açıklamada, yapay zekanın kullanımına ilişkin yeni kurallar belirlenmesi gerektiği bildirildi.

ABD’nin tanınmış gazetelerinden Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre açıklamada, “En kötü senaryoda yapay zeka, demokrasi ve toplumsal düzenin çökmesine neden olabilir, bu da savaşlara yol açabilir” dendi.

Açıklamada, Japonya hükümetinden 31 Ekim 2025’te düzenlenmesi planlanan genel seçimlerde güvenliğin sağlanması için yapay zeka teknolojisine dair denetimleri artıracak düzenlemeler yapması istendi.

NTT ve Yomiuri Şimbun’un yöneticileri, Tokyo’daki Keio Üniversitesi’nden bilim insanlarıyla yapay zeka teknolojisi üzerine son bir yıldır araştırma yürüttüklerini belirtti.

WSJ, NTT ve Yomiuri Şimbun gazetesinin sahibi Yomiuri Şimbun Grup Holding’in ülke politikasında önemli etkiye sahip olduğuna dikkat çekti. NTT’nin üçte biri Japonya devletine ait. Tokyo merkezli muhafazakar Yomiuri Şimbun’un günlük tirajıysa 6 milyona yakın.

Gazetede aralıkta yayımlanan başyazıda, ABD’den ülkeye ithal edilen yapay zeka programlarının deepfake videolar üretilmesine ve dezenformasyona yol açabileceği uyarısı yapılmıştı.

Yapay zeka alanında aktif araştırmalar yürüten NTT ise Amerikan teknoloji firması OpenAI’ın ürettiği ChatGPT’ye benzer bir yapay zeka programı hazırlamıştı. Firmanın iş sektöründeki ortaklarıyla paylaştığı “tsuzumi” adlı program, daha az işlem gücü gerektirdiği gibi Japonca komutlarla daha etkili çalışabiliyor.

Avrupa Parlamentosu, 13 Mart’ta dünyanın ilk yapay zeka yasasını kabul etmişti. Avrupa Yapay Zeka Yasası, 46’ya karşı 523 üyenin oyuyla parlamentodan geçmişti. Uygulama kapsamında özellikle güvenlik güçlerinin biyometrik tanımlama sistemlerini kullanmasında sınırlamalar devreye sokulmuştu.

Yasa kapsamında, deepfake video veya ses kayıtlarının da sahte olduğunun açıkça belirtilmesi zorunlu hale getirilmişti. Düzenleme gelecek ay itibarıyla iki yıl içinde kademeli olarak tüm Avrupa Birliği ülkelerinde uygulamaya konacak.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın