İsmail Safa Kimdir? Hayatı, Eserleri

21 Mart 1867 yılında Mekke’de dünyaya gelen İsmail Safa, 24 Mart 1901 yılında Sivas’ta hayatını kaybetti. Yazar Peyami Safa’nın babasıdır. Altı yaşında annesini, on bir yaşında babasını kaybetti. Darüşşafaka’da Öğrenim gördü.

Haber Merkezi / Evkaf Nezareti’nde ve İstanbul Telgrafhanesi memurluk yaptı. Mekteb-i İdâdî-i Mülkî’ye edebiyat öğretmeni atandı. Verem hastalığına yakalandı ve bir süreliğine Midilli’ye yerleşti. İstanbul’a dönüşünde hastalığının iyileştiği düşüncesindeydi. Abdülhamid baskısına karşı cephe aldı. Sivas’a sürgün edildi. Hastalığı yineleyen Sefa,

Bazı şiirlerini “Kâmil” takma adıyla yayımlayan İsmail Safa’nın Recaizâde Ekrem ve Abdulhak Hamid’in ufkunu açtığı söylenir. Şiirleri kadar eleştiri yazılarıyla da ünlendi. Dönemin usta yazarları ona “şair-i mâderzad” (anadan doğma şair) ünvanı verdi.

Edebiyat çevreleri İsmail Safâ’nın şiirlerinin hem eski şiirin hem de yeni şiirin özelliklerini taşıdığı noktasında hemfikirdirler. Bu dönemdeki eski-yeni tartışmaları içinde çok fazla yer almasa da her iki tarafı da menün edecek bir çizgide yürümüştür.

Zevk ve anlayış bakımından yeni çizgisinde yürüyen şair dil, şekil ve ölçü bakımından eski yolda ilerlemiştir. Şiirlerinde çok sevdiği insanları veremden kaybetmesinin de etkisiyle lirizm ve marazi duygular ağırlıktadır. Muallim Nâci, İsmail Safâ için şair-i mader-zâd (anadan doğma şair) diyerek onu övmüştür.

Eserleri;

Şiir;

Sünühat (1889)
Huz mâ Safâ (1891)
Mağdûre-i Sevdâ (1891)
Mevlid-i Peder-i Ziyâret (1895)
Mensiyyât (1896)
Hissiyât (Ölümünden sonra, 1912)
İntâk-ı Hakk’ın Tahmisi (Ölümünden sonra, 1912)

Edebi eleştiri kitapları; Mülâhazat-ı Euıodebiyye (1897)

Çeviri kitabı; Vehâmetli Sevdâlar (Kardeşi Ahmed Vefa ile birlikte, Emmanuel Gonzales’ten çeviri)

Paylaşın

İrfan Yalçın Kimdir? Hayatı, Eserleri

23 Nisan 1934 yılında Zonguldak’ta dünyaya gelen İrfan Yalçın, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1960). Kozan, Çarşamba ve Zonguldak’ta altı yıla yakın Fransızca öğretmenliği yaptı.

Haber Merkezi / 1973’te Zonguldak’taki öğretmenliğinden ayrılıp İstanbul’a geldi ve 1985’e kadar kitabevi işletti. Z Yayınları’nı kurup yönetti. Soyut, Varlık, Türk Dili, Gelecek, Yeni Adımlar, Doğrultu gibi dergilerde şiir, öykü ve eleştiri yazıları yayımlandı.

1965’te yazdığı “İnce Memed” başlıklı eleştiri yazısıyla, Yeni Dergi eleştiri yarışmasında ikincilik ödülünü; 1977’de Milliyet Roman Yarışmasında Fareyi Öldürmek romanıyla mansiyon ödülünü; 1980’de Ölümün Ağzı ile TDK Roman Ödülünü ve 2009’da Yorgun Sevda ile Cevdet Kudret Roman Ödülünü aldı.

Sanatçının Genelevde Yas romanı, 1985’te Sinan Çetin tarafından 14 Numara adıyla; Fareyi Öldürmek adlı romanı ise Aydın Sayman tarafından 2015’te İçimdeki İnsan adıyla sinemaya uyarlandı.

Sanatçının ilk romanı, Milliyet gazetesinin roman yarışmasında ikinciliği kazanan, kendisinin ”düşkünleşmiş bir küçük burjuvanın romanı” olarak tanımladığı Pansiyon Huzur’dur (1975). Roman, ailesini Zonguldak’ta bırakarak İstanbul’a gelen yazarın, bir yıl kadar kaldığı Beyoğlu’ndaki bir pansiyondan izler taşır.

Bu pansiyondaki farklı sosyokültürel yapılardan insanlar roman kahramanı olarak esere dahil olur. Daha sonraki eserlerinde de ilk romanındaki çevre ve kişileri tercih eden yazar, eserlerinde sıradan insanların sıradan hayatlarının ayrıntılarına yoğunlaşmıştır.

Tiyatro, eleştiri ve şiir türlerinde eserler de kaleme alan yazar, onu yazmaya iten duygunun varoluşun gizemi olduğunu belirtir. Yazmanın metafizik bir yanı olduğuna inanır. Ona göre roman, bireyden ve bireyin bozulmuş dünyasından yola çıkarak toplumu ve o toplumun insanını bütün boyutlarıyla yansıtmaya çalışır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

İnci Asena Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Nisan 1948 yılında İstanbul’da dünyaya gelen İnci Asena’nın babası tüccar Muhtar Asena, annesi Nihal Öndersev, ablası ise gazeteci/yazar Duygu Asena’dır. Atatürk’ün yaveri, milletvekili Ali Şevket Öndersev dedesi; milletvekili Vahit Asena amcasıdır. Gazeteci/yazar Halit Çapın ve Adam Yayıncılık’ın kurucusu reklamcı/yazar Nazar Büyüm eski eşleridir.

Haber Merkezi / Şair, 1964’te Kadıköy Özel Kız Koleji’ni bitirdi. Bir süre İÜEF İngiliz Filolojisine devam etti. 1966’da, vefat eden teyzesi Aylin Öndersev’in adını müstear olarak kullanıp katıldığı güzellik yarışmasında Türkiye Güzeli seçildi. Duygu Asena, verdiği bir röportajda kardeşinin babasından kurtulmak için yarışmaya girdiğini söyler. Çünkü Milliyet gazetesi birinci gelen kişiye Londra’da okul bursu verecektir.

İnci Asena yarışmada birinci oldu, eğitim bursunu da kazandı; fakat o dönemde Milliyet gazetesinin en ünlü yazarlarından biri olan Halit Çapın’ın röportaja gelmesi Asena’nın bütün planlarını değiştirdi. Halit Çapın’la birbirlerini sevip evlendiler ve 1968’de kızları Berfu doğdu. Yeni bir hayat, düzen derken yazar Londra’da kazandığı bursa gidemedi. İnci Asena’nın Halit Çapın’la evliliği 1972’de bitti.

İnci Asena, 1972-73 yıllarında Milliyet Yayınları için İngilizceden roman çevirileri yaptı. İkinci evliliğini Nazar Büyüm’le yaptı. Ajans Ada’nın kurucusu Nazar Bey, daha sonra kurduğu Adam Yayıncılık’ın yöneticiliğine ve yazı işleri müdürlüğüne 1981’de İnci Asena’yı getirdi. Yazar, Aralık 1985’te Adam Sanat; 1995’te Adam Öykü dergilerini kurdu. 2000’li yılların başına kadar Adam Yayıncılık’ta yöneticilik görevini sürdürdü. Hâlen İstanbul’da yaşayan yazar, PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Seçilmiş şiirlerinden oluşan kitabı Ermenice, Gürcüce ve Litvanca dillerinde yayımlandı.

Eserleri;

Şiir:

Tramvay Döşeriz Ay Döşeriz (1993)
Çıplak Bakamıyorum (1996)
Üç Gün Paris (1998)
Amsterdam’dan (1999)
Tutamadığım Sözler (1999).

Araştırma: Yirminci Yüzyılda Yazınımıza El Verenler (2001).

Roman: Aldanış (2005).

Paylaşın

İlyas Tunç Kimdir? Hayatı, Eserleri

12 Haziran 1956 yılında Ordu’da dünyaya gelen İlyas Tunç, ilkokulu ve ortaokulu doğduğu şehirde tamamlamıştır. 1974 yılında Sinop Lisesi’nden mezun olan Tunç, gençlik yıllarında Orduspor’da amatör ve profesyonel olarak bir süre futbol oynamıştır.

Haber Merkezi / Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü İngilizce Bölümü’nü bitiren şair,1979 yılından sonra yurdun çeşitli yerlerinde öğretmenlik yapmıştır. 1994’te Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü’nü, 1995’te Orhon Murat Arıburnu Jüri Özel Ödülü’nü ve aynı yıl Damar Dergisi Çankaya Belediyesi İlkbahar Şiir Ödülü’nü,2008 yılında da Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’nü kazanan Tunç, Edebiyatçılar Derneği, BESAM ve TYS üyesidir. Sinop’ta yaşayan şair, Ordu Olay yerel haber sitesinde de yazılar yazmıştır.

Şairin şiirleri, Yazılı Günler, Karşı, Damar, Biçem, Akatalpa, Varlık dergilerinde yayımlanmıştır ve İngilizceden şiir çevirileri yapmıştır. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü mezunudur. Tunç, Durgun Yaşamın Şarkısı’nı (Seçilmiş Şiirler, Cai Tianxin), Çağdaş Güney Afrika Şiiri Antolojisi’ni ve Şairin Paltosu’nu (Seçilmiş Şiirler, Martin Espada) edebiyat dünyasına kazandırmıştır. Bunun yanı sıra Hiçliğin Tanecikleri’ni (Seçilmiş Şiirler, Ingrid Jonker) Türkçe’ye çeviren ilk şairdir.

Hiçliğin Tanecikleri ile Ingrid Jonker’ı Türk okuyucusuna tanıtan Tunç’a, Aras, ”Çağdaş Güney Afrika Şiiri Antolojisi’nden sonra ‘Hiçliğin Tanecikleri’ni dilimize kazandırdınız ve Ingrid Jonker, Türk okurlarıyla ilk kez buluştu. Bir uzmanlık alanına dönüşen Güney Afrika şiirine olan merakınız nasıl ortaya çıktı, bu şairle yolunuz nerede kesişti?” sorusunu yöneltir.

Tunç’un cevabı ise şöyle olmuştur: ”Türkiye’de Afrika şiirinin yeterince tanındığını sanmıyorum. Güney Afrika Cumhuriyeti, kıtanın en karakteristik özelliklerini taşıyan ülkesi; özellikle yıllarca yaşanan ‘apartheid’ politikaları nedeniyle… Sömürgecilik, açlık, hastalık, kabile savaşları, şiddet, tecavüz, insan hakları ihlalleri ise zaten kıtada hüküm sürüyor. Bütün bunların Afrika şiirine nasıl yansıdığı bilinsin istedim. Cevat Çapan’ın Şiir Atlası sayfasında yayımlanan çevirileri bir antolojide topladım. Jonker, ‘giz dökümcü’ bir şair. Yaşamıyla şiirleri örtüşüyor; aşklarıyla, acılarıyla, ruhsal çalkantılarıyla, intiharıyla… (…)”

Odatv ise Tunç’un son kitabı Nijerya Şiiri Antolojisi ile ilgili şu değerlendirmeyı yapar: ”Çok renkli kabile hayatının müzikalitesinden, dinsel, mitsel motifleri ve ritüellerinden, sözel geleneğinden azımsanamayacak ölçüde beslendiği söylenebilecek Nijerya şiirinin bu kozmopolit yapısını; Batının tahakkümü altında Batılı bir eğitimden geçerek, kendilerini edebiyat dili olan İngilizcede, sömürüye ve işkenceye karşı ifade eden bu Nijeryalı şairleri Türkçede okumak, şiirin ve insanın evrenselliğini bir kez daha hatırlatılıyor” (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Eserleri;

Kış Bir Alkış mıydı, 1992
Kül ve Kopuş, 1995
Fetüs Günlüğü, 2002
Savrulmalar, 2004
Sesler İncelikler, 2008
Karnaval, 2009
Sessiz Yaşamın Şarkısı, (Cai Tianxin, Seçme Şiirler), 2009

Paylaşın

İlker İşgören Kimdir? Hayatı, Eserleri

26 Ekim 1982 yılında halen yaşamaktan olduğu İzmir’ de dünyaya gelen İlker İşgören, ilk, orta ve lise eğitimini İzmir’de aldı. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / Yazı ve şiirleri Dize, Pencere, Ünlem, Eski, Şiir Ülkesi, İle, Denizsuyukasesi, Şiiristan, Şarapya, Mortaka, Özgür Pencere, Patika, Yazılıkaya, Mühür, Şiiri Özlüyorum, Akatalpa, Sunak, Bursa Kültür Sanat Rehberi, Alaz, Mavi Liman gibi dergilerde yayımlandı, yayımlanıyor. Şairin Şiir Yüzü (2005), Toplumun Şiir Yüzü (2006) Şiir Yıllıklarına girdi. Rıfat Ilgaz ve Adnan Yücel (2004) şiir ödüllerine katıldı.

Şimdilerde yadsıdığı o şiirlerle fark edildi; övgüye değer bulundu, mansiyonlar aldı. Yunus Emre Şiir Yarışmasında ikinci oldu. (2006) “Şarap şiire yakışır.” deyip Küp şarapçılığın düzenlediği Ömer Hayyam Şiir Yarışmasında birinciliği kazandı. (2006 ) “Gözlerim Suç İçinde” adlı kitabıyla Attila İlhan Şiir Ödülünü( 1.lik) ve Kocaeli Üniversitesi İlk Kitaplar Ödülünü( Jüri Özel Ödülü ) kazandı(2007). Şairin ilk eseri olan bu kitap Etki-Dize yayınlarından Ekim 2006 da çıktı.

Eserleri;

Gözlerim Suç İçinde /Etki- Dize Yayınları Ekim 2006

Ödülleri;

2006 Bekilli Küp Şarapları Şiir Yarışması Ödülü /Birincilik
2006 Yunus Emre Şiir Yarışması / İkincilik
2007 Kocaeli Üniversitesi “İlk Kitaplar Yarışması” Özendirme Ödüllü
2007 Attilâ İlhan Şiir Ödülü / Birincilik

“Esnek Karanlıkların İçinden Ayrıklar”

Yastığım sulu göz oldu bu aralar; geçmiş olsun
Uzun zamandır şöyle içim rahat koyamadım başımı
Düşüncelerim refakatçisi beynimin, yine volta zamanı
Yorgan ya da kapı ama kesin bir yanım açık elim çok uzak

Bu geceyi bir türlü tüketemedim uykum yavan
Beş dakikalığına ölsem kurtuluşum olacak
Yaşamak diyor içim ille de yaşamak
Vardiyacısı yok ömrümün, benim yerime ağbim uyusun

Ağbim yatağı bırakmıyor ben yapışıyorum
Sen yaşadıkça geceler bitmez diyor babam
Annem desem o bir buçuk yıldır uyuyor
Hayat zor bir karambol anneler silinince

Yanımda illa diyor Leman Sam
İkna yeteneği güçlü hayatın herkes kalmak istiyor
Dışarıda üşüyen bir halk düşünüyorum
Soğuk tüm Türkiye’ ye sarılmış, bana sarılan yok

Yaramaz çocuk şehrinde yaşamasam da
Bir yanım orda sanki, kesinlikle kuklayım
Eski şarkıları bilsin sevgilim
Bulutlara sarılası gelsin, yüreğine yaz gelsin, o gelmesin

Kimi sevdiysem hayatımda
Uzakta bir kadın ölüyor
Korkularım öpüyor yanağımdan
Gitmek istemiyorum

Gece uzun boylu uzadıkça esniyor kilidi
Ben uykusunu yitirmiş bir yarım ay
Gün; kaderin el yazmalı kitabı

Anahtarım yok…

“Kum Kalesi”

Bir kuşla öpüştüm, menekşe kokuyordu ağzı
Kelebekleri güldürdüm, zamanı durdurup

Suyla örttüm yaprakları
Ağaçlar şıkırdadıkça resim yaptım

Erken kalkan düşleri gördüm çocuklarda
Göğe dondurma bulaştırarak

Birden hepsi
Hüzünlerini kuma karıştırdı
Babalarına göstermek için kalelerini

Bir parkta dünyayı yıkadım sonra

Paylaşın

İlhan Şevket Aykut Kimdir? Hayatı, Eserleri

1907 yılında Libya’nın Bingazi kentinde dünyaya gelen İlhan Şevket Aykut, 17 Mart 1991’de iki kutu kalp hapı içerek intihar etti. Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimin ardından iki yıl hâkimlik stajı yaptı, misafir öğrenci olarak üniversitede felsefe derslerini izledi.

Haber Merkezi / Galatasaray Lisesi’nde tarih-coğrafya öğretmeni olarak çalıştı. Siyasî görüşleri nedeniyle sürgüne gönderildi. 12 yıl memur olarak çalıştı. 1937’de memuriyetten istifa etti. Ömrünün kalan kısmında herhangi bir işte çalışmadı, başkaları adına doktora ve doçentlik tezleri hazırlayarak geçimini sağladı. Rusça, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Arapça ve Farsça biliyordu.

Yalnız ve münzevi bir hayat yaşayan İlhan Şevket, ilk gençliğinden itibaren defterler dolusu şiir yazmasına rağmen 1950’ye kadar yazdıklarını imha etme yolunu seçmiştir. Şiirlerini hiçbir dergide yayımlamayan İlhan Şevket, 1952-1962 yılları arasında yazdığı şiirlerden sekiz yüzünü ayırarak kitaplaştırmaya karar vermiş, fakat bu niyetinden daha sonra vazgeçmiştir. Bütün şiirlerinin Osmanlıca elyazmaları şu anda Fransız Ulusal Kitaplığı’nda yer almaktadır. Şiirlerinin bir kısmı Zeki Coşkun tarafından yayına hazırlanmış ve 2000 yılında Kılıç Artığı: Gizlenen Bir Şairin Portresi adıyla neşredilmiştir.

Şiirlerinde devlet, toplum ve din eleştirileri belirgin bir şekilde yer bulmaktadır. Mehmet Can Doğan, İlhan Şevket’in şiirleri ile ilgili şu tespitleri yapmıştır:

“O, yeni sözcükler türetir, bazı sözcüklerin anlam alanlarını farklı bağdaştırmalarla zenginleştirir. İlhan Şevket’in şiirinde anlamak önemli bir gösterge olduğu gibi, bu şiirin düzleminde önemli bir sorunsaldır da. Şair, anlayarak her şeyi bilince çıkarma çabasındadır; bütün enerji, buna harcanmakta ve anlaşılanın berraklaşacağı umulmaktadır. Şair olarak anılmak isteği hep vardır zihninde. Efsaneleşen hayat, bütün yatırımını şiire aktarmış; bunun dışında kalan var olma alanlarını dışarıda bırakmıştır.”

Paylaşın

İlhan Karaman Kimdir? Hayatı, Eserleri

23 Mart 1948 yılında Artvin’in Borçka İlçesinde dünyaya gelen İlhan Karaman, ilkokulu Borçka’da, Ortaokulu Rize’de okudu. Karabük Demir Çelik Lisesini bitirdi. Ardından 1973 yılında İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi Gazetecilik Yüksek Okulundan mezun oldu.

Haber Merkezi / 1974 yılından itibaren Karabük Demir Çelik İşletmeleri’nde memurluk, yine Karabük’te öğretmenlik ve İl Kültür Müdürlüğünde şube müdürlüğü yaptı. 1999 yılında emekli oldu. Antalya’ya yerleşti. Edebiyatçılar Derneği’nin bir üyesidir. 8 Ağustos 2008 yılında geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybetti.

1994 yılında Yılın Köşe Yazarı seçildi. Yerel bir halk televizyonuna “Bizim Pencereden Sanat” adında belgesel programları yaptı. Müze Kent Safranbolu gazetesinde “Müze Kenttte Zaman ve Ötesi” başlıklı denemeler yazdı. 2003 yılında Aykırısanat Dergisi 2. Şiir Yarışması Özendirme Ödülü’nü ve Bir Yalnız Adam kitabıyla Kocaeli Yüksek Öğretim Derneği 2005 Ruşen Hakkı Şiir Ödülü üçüncülüğünü kazandı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanan şiirlerinin bazıları Sırp diline çevrildi. Resim sanatı ile de ilgilendi. İlk sergisini memleketi Hopa’da açtı.

Şiirleri ve yazıları 1967 yılından bu yana Yeni Olgu, Yaba/Öykü, Karşı Çağdaş, Türk Dili, Bilim ve Sanat, İmece, 4 Eylül, Edebiyat Sanat 81, Şiir Okulu, Minerva, Dönemeç, Yamaç, Dönem, Düşlük, Kiraz, Aykırı Sanat, Ardıçkuşu, Berfin Bahar gibi ulusal, Söyleşi, Söyleşi Sanat, Yöre, Pota, Ekin, Tay, Bölgenin Sesi, Karabük İçin El Ele, Batı Karadeniz Ekspres, Müze Kent Safranbolu, Özgür Kocaeli gibi yerel gazetelerde ve dergilerde yayımlandı.

Uzun yıllar çeşitli gazete ve dergilerde yazılar ve şiirleri yayımlandı. Okurları şiir ve yazılarına süreli yayınlar sayesinde erişti. Yazdıklarını kitaplaştırmak konusunda geç kaldığını kendisi de belirtmektedir. İnsana dönük, insana ait, halktan gelen ince ve naif duyguları şiirlerinde daha yoğun olmak üzere düzyazılarında da hissetmek mümkündür. Yaşadığı ve yetiştiği yörenin içtenliğini eserlerinde sıklıkla kullanır. Toplumcu gerçekçi şiir akımını benimsedi, insan gerçekliğinden hareketle toplumcu tespitlere girişti. Yalın ve akıcı bir dil kullandı.

İlk şiir kitabı olan Ne Varsa Yüreğimizde 1992 yılında, Bir Yalnız Adam ise 2004 yılında yayımlandı. Yayımlanmış dört şiir kitabı bulunmaktadır. Sırılsıklam (2008), Düşlerim Karanfil Kokar (2009) adlı eserleri şairin ölümünden sonra sevenleri tarafından bir araya getirilen eski ve yeni şiirlerinden oluşmaktadır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

İlhan Demiraslan Kimdir? Hayatı, Eserleri

24 Ağustos 1928 yılında Çanakkale’nin Gelibolu İlçesinde dünyaya gelen İlhan Demiraslan, 29 Kasım 1980’de Trabzon’da hayatını kaybetti. Kabataş Lisesi’ni (1947) bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kayıt yaptırdı. 1954’te Tıp Fakültesi’nden mezun olan Demiraslan farklı şehirlerde mesleğini icra etti. Doktorluk ile ilgili basılmamış üç yapıtı bulunmaktadır. 

Haber Merkezi / Şairlik serüvenine 1944’te Folklor Postası ve Varlık’ta şiirler yazarak başlayan Demiraslan, ilk sanat ürünlerinde koşma nazım şeklini benimsese de 1948’den itibaren yeni şiire yöneldi.

Şairin İncir Ağacı (1952), Eller Ekmeğe Doğru (1958), Acının Uçları (1999) adlı üç şiir kitabı vardır. “İlk kitabında derlediklerinde çocukluk anılarından kuvvet aldığı, delikanlılık yıllarının dünyasını dile getirdiği, son yazılarında ise duygu şiirinden ayrılarak düşünce şiirine geçtiği görüldü.” Düşünsel bağlamda şiirler vermesi lirizmi ikinci plana atmasına neden oldu. 1960’tan itibaren toplumcu bakış açısıyla yazmaya başladı.

Demiraslan, verdiği bir mülakatta ilk eserlerinin oluşum ve içeriğini şöyle değerlendirmektedir: “İlk şiirlerimde daha çok şekil düşüncesindeydim. Güzel söylemeye çalışıyordum. Konularıma hâkim olan hatıralardı. Zamanla bunlardan kurtulmaya çalıştım. Konularım gittikçe yeryüzü, hayat, insanın iç dünyası ve bu dünyayı saran çember üzerinde toplandı.”

İlk şiir kitabı İncir Ağacı’nda çocukluğunun anımsattığı iyi insanları duygusal bir ifade ile anlatırken Eller Ekmeğe Doğru adlı kitabında iyi insanlar aklın penceresinden yansıtılır. Acının Uçları ise şairin son şiir kitabıdır. Yaşarken yayımlanmayan bu kitap, onun ölüm ve yaşam arasındaki sıkışmışlığını gözler önüne serer. “Sürekli olarak ölüme yakın bir ozan duygusu içinde olduğu için, anılar acının uçlarında duyumsanır.”

Alaycı bir üslup ile yaşama sevincini irdelemesi şairi bir bağlamda Garip akımına yakınlaştırır. “Her iyi ozanda olduğu gibi İlhan Demiraslan da imgelerden, simgelerden yararlanırken yaşamla şiirin bağlarını koparmamış, tersine, şiirsel olanı değil, şiir olanı yakalamanın nesnel yaşamda karşılığı olanda aranması gerektiğine inanmıştı.”

Paylaşın

İlhan Büyükcebeci Kimdir? Hayatı, Eserleri

1957 yılında İstanbul’da dünyaya gelen İlhan Büyükcebeci, çocukluğu Çankırı’da ve İstanbul’da geçti. 1979 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni bitirdi. Özel bir bankadan emekli oldu.

Haber Merkezi / Halen İstanbul’da yaşayan İlhan Büyükcebeci’nin şiir ve yazıları Adam Sanat, Amatör Sanat, Broy, Cumhuriyet Dergi, Damar, Dönemeç, Dört Eylül, Evrensel Kültür, Karşı, Kıyı, Mum, Oluşum, Sevi, Varlık, Yaba / Öykü, Yazıt, Yazko Somut gibi dergilerde yayımlandı.

Eserleri;

Çile Çocuğu (1979)
Yakın Güz (1999)

“Bir Fotoğraftan”

Bir acının gizlice
Başka bir acıyla sözleştiği
Eski aşkların konuk geldiği odama
Yaralı bir gece:
Bir fotoğraftan sessizce
Gülümseyişin bana

Soluk bir fotoğrafın
Bir geçmişi kanattığı
Hüznünse gitgide
Koyulaştığı
yağmurlu bir gece

Ah anımsayış! Bir yangının
Acıyla umutsuz eşelenen külleri
Gene şiir kitaplarıyla dolu her yanı masamın
Zamanla yıpranmayan yalnızca
Günün birinde rastlamak sana
Kokusu uzaklarda kalsa da saçlarının

Sevgilim, usul yağan yağmur da dindi
Gözlerimin ıslaklığı düşüyor saçaklara…

“Ömrün kırık imecesi”

Çocukların yüreğine üşüyor yetim güz
Kıymık acısı uykularında
Korku yıldızına çıkarken yokuşları

Dutların en sevdikleri mevsim yaz
Geçip giderken tarlakuşları
Ne yapsalar yalnızlıkları kalıyor

Alt katı kilisenin kış evi
Masalların gölgesinde yetimyurdu
Yıllarla epriyen siyah beyaz fotoğrafları

Kiraz dalı inceliğinde
Kollarını taşıyorlar uzak çeşmeden
Bilek göverten kırbalarla
Kırık imecesini ömrün

Bilinmez bir yarın düşüyor
Acı soğuran yüzüyle annecil ayrılığa
Dudakları karadut içimi yangın
Akşamın alaca düşünde

Neydi hayat
Yetim bir kız çocuğunun saçlarını
Her sabah ören sabır
Anne yarısı morakur’un
Buruk sevecenliğinden

Ürperişlerin buzdan yatakhanesi
Ne çok özlemek sevgiyi, demir karyola
Örtününce karanlığın yorganını

Acılar kıvamında horozşekeri
Ot bürümüş bahçesini tahta atların
Öteki çocukların gül yaprağında cenneti

Bozulmuş bağlar, bozlaklar, Sarı Gelin Türküsü
Çocukluk, hani şu
Gözlerinizde hiç gidilmemiş masal ülkesi

“Telgrafçiçeği”

Gezginliği yerleşik
Sığ toprağın gizemine büyümüş
Kısa pantolonlu gelincik

Ovalarda bir turaç
İncecik boynu kırılgan
Bozkır ateşleri söndürülmüş
Çok eski bir haziran

Ürpertisinde sevdaların
Nasıl da üşümüş sırt çantası
Tadı belleğinde dalgın bir öpüş ki
Salıvermez ayrılığı dudağından

Özlemi savunan kapı eşiği
Geçitlerine yasak örülmüş duvar
Kendini unutan paslı çıngırak
Sessizliği kırık camların

Mızıkası eskimiş bir çocuk
Üzgün sesleri yineler durmaksızın
Süreğen hüznüyle bir ip cambazı
Yürürken telden köprüsünü

Düş alazına vuran çocuk yüzleri
Gibi bakıyor ayçiçekleri
Utangaç gülüşlü bir yolcunun
Okul kasketine takılıyor suskunluğu

Yalımlarla koşuyor çocukluğu yitik
Sevginin giyimsiz koyaklarına
Güncesinde eksi sonsuz bir soru üşüyor

” Ne kadardır ömrü telgrafçiçeğinin ”

“Yüzünün hırpalanmış ipeği”

Bir anımız olsun günçiçeği
Ihlamur ağacının en uçarı dalına
Yuva yaparken bilinçli üveyik
Yüreklerimizin birlikte kanat çırpması

Birlikte kanat çırpması yüreklerimizin
Gelincik yanığı yüze değercesi
Uykuda saçını okşayan baba
Unutulmuş çocukluğun ilkyaz güncesi

İlkyaz güncesi unutulmuş çocukluğun
Yorgun açılır papatya beyazına
Kırların böğürtlen sevinci kelebek ömrü
Eski bir tarihin zaman duvarında

Zaman duvarında eski bir tarihin
Aslanağzı, yıldızçiçeği, sarmaşık gülü
Okşayıp geçer fesleğenleri
Yalaza durmuş özlemin alacası

Kalsaydı
biraz daha
sesindeki gül bahçesi
Ve unutulmuş çocuk yüzünün
hırpalanmış ipeği

Paylaşın

İlhan Berk Kimdir? Hayatı, Eserleri

1916 yılında Manisa’da dünyaya gelen İlhan Berk, 29 Ağustos 2008’de Bodrum’da hayatını kaybetmiştir. İlk ve ortaokulu doğduğu kentte bitirdikten sonra Balıkesir Necatibey İlköğretim Okulu’ndan mezun oldu. Espiye’de iki yıl ilkokul öğretmenliği yaptı. Daha sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nü bitirdi.

Haber Merkezi / Zonguldak, Samsun ve Kırşehir ortaokul ve liselerinde Fransızca öğretmenliği görevinde bulunan İlhan Berk, daha sonra Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Yayım Bürosuna çevirmen olarak girdi, onüç yıl burada çalıştıktan sonra emekli oldu. Bu tarihten sonra kendini tümüyle yazmaya verdi, bir anlatı kitabı dışında, yalnız şiir ve şiire ilişkin yazılar yazdı. İlhan Berk, modern dünya şiirinin iki büyük şairi sayılan Arthur Rimbaud ve Ezra Pound’un kimi şiirlerini de çevirerek kitaplaştırdı

İlk şiirlerini Manisa Halkevi’nin dergisi Uyanış’ta yayımladı. (1935). On dokuz yaşındayken Güneşi Yakanların Selâmı adıyla kitaplaştırdı. Bu şiirlerinde “hece vezni” kullanmakta ve o dönemin şiir anlayışına özgü bir karamsarlık taşımaktaydı.

İlhan Berk, daha sonra 1940’lara doğru Yeni Edebiyat anlayışı içinde yer almış, Servet-i Fünun (Uyanış), Ses, Yığın, Yeditepe, Yeryüzü, Kaynak gibi dergilerde yazmıştır. Bu dönemde şiirlerinde uzun dizelere eğilim duydu. Sözcüklerin sadece anlam yönünden gözetildiği bu şiirlerde iç yapı sorunlarının kaygısı duyulmuyor, güzellik bütünde aranıyordu. Genellikle Walt Whitman’ın dünyasına yakın kabul edilen bu döneminden sonra kısa dizelere eğilim duydu, ülke gerçeklerine bakarak yeni deyişler, uyumlar aradı. Başarı da gösterdi.

1955’e kadar toplumsal gerçekçi anlayışa bağlı bir şair olarak tanınan Berk’in; Günaydın Yeryüzü adlı kitabının 142. maddeye aykırı görülerek kovuşturmaya uğraması bu döneme denk gelir.

“İkinci Yeni” şiir görüşünü benimsedi, ” Şiiri soyut bir yolculuk ” olarak tanımlama anlayışının örneklerinde ise yeni bir İlhan Berk vardır. Eski anlayışıyla birlikte özü de anlamı da yadsıdı. 1965’den sonraki ürünlerinde yeniden içeriğe önem verdi; yer yer toplumsal temaları işledi.

Türk şiirinin en deneyci şairlerinden biri olan İlhan Berk, durmadan yatak değiştirerek, ama bazı sorunsallara hep bağlı kalarak şiirini günümüze kadar eskitmeden getirmeyi başardı, şiirleriyle olduğu kadar, şiir üzerine yazı ve konferanslarıyla da tartışmalara konu oldu. 29 Ağustos 2008’de Bodrum’da öldü.

Eserleri;

Güneşi Yakanların Selâmı (1935)
İstanbul (1947)
Günaydın Yeryüzü (1952)
Türkiye Şarkısı (1953)
Köroğlu (1955)
Galile Denizi (1958)
Çivi Yazısı (1960)
Otağ (1961)
Mısırkalyoniğne (1962)
Aşıkane (1968)
Şenlikname (1972)
Taş Baskısı (1975)
Atlas (1975)
Kül (1978)
İstanbul Kitabı (1979)
Kitaplar Kitabı (1981- Seçilmiş Şiirler)
Deniz Eskisi (1982- Şiirin Gizli Tarihi’ni de içererek)
Delta ve Çocuk (1984)
Galata (1985)
Güzel Irmak (1988- Şairin Kanı’nı da içererek)
Pera (1990)
Anlatı: Uzun Bir Adam (1982),
Öteki yapıtları:
Başlangıcından Bugüne Beyit Mısra Antolojisi (1960), Aşk Elçisi (1965-antoloji), A. Rimbaud : Seçme Şiirler (1962), Dünya Edebiyatında Aşk Şiirleri (1968), Dünya Şiiri (1969), Şifalı Otlar Kitabı (1982), El Yazılarına Vuruyor Güneş (1983), E. Pound : Seçme Kantolar (1983), Şairin Toprağı (1992).

Ödülleri;

Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü (1979)
Behçet Necatigil Şiir Ödülü (1980)
Yeditepe Şiir Armağanı (1983)
Simavi Edebiyat Ödülü (1988)

(Kaynak: siirakademisi.com)

Paylaşın