Melih Elhan Kimdir? Hayatı, Eserleri

1962 yılında İzmir’de dünyaya gelen Melih Elhan, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu. 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Bölümü’nden mezun oldu.  

Haber Merkezi / Şiirleri; Dize, Eski, Yaratım, Şiiristan, İmgelem Çocukları, Şarapya, Ünlem, Edebiyat Eleştiri, Kitap-lık, Akatalpa, İle, Sonsuzluk ve Birgün, Yazılı Kaya, Deniz Suyu Kasesi, Etken, Kurşun Kalem, Eliz, Hayâl, Papirüs, Sincan İstasyonu, Mühür, Şiir Saati, Gerçek Edebiyat, Kasaba’da Esinti, Mavi Yeşil, Caz Kedisi, Orlando ve Veronika dergilerinde yayımlandı, yayımlanıyor.

2003’ten bu yana farklı edebiyat dergilerinin yayınladığı şiir yıllıklarında şiirlerine yer verildi. 2012’de Hayâl Yayınları’ndan “Kedi Tedirginliği” adlı kitabı yayınlandı. Bu kitapla, 2012 ÇAĞSAD Abdülkadir Bulut Şiir Ödüllerinde “Övgüye Değer Eser” ödülünü aldı.

“Edebiyat Sokağının Keskin Dilli Bıçkını Metin Eloğlu’nun Bir Dönem Şiiri “Fantiri Fitton”u Okuma Denemesi” adlı incelemesi, 2013 ‘Arkadaş Z. Özger Bir Şiiri İnceleme Ödülü’nde yayımlanmaya değer görüldü.

2020’de Klaros Yayınları’ndan “Dilsiz Uşak” adlı ikinci kitabı yayımlandı. Melih Elhan, “At’ı Sürüyorum” adlı dosyası, 2021 Kemal Özer Şiir Ödülü’nde dosya dalında birincilik ödülünü aldı.

“Güneş lekeli”

mimoza
altın sözcüklerle konuşuyor
dökülerek yollara

kokuların mevsimindeyiz

sürekli küçülen gece
çatlak doğramalardan sızıyor odaya

balkon
kış yorgunu

çığlık
martıya yakışıyor en çok

yağmur,
sabahı da tutup elinden
getiriyor beraberinde
yaprakları öpüp geçiyor

kuşların diliyle
söyleşiyor zaman
güneş lekeli
artık düşlerim

“Su damlası”

yapraktan
bir su damlası düşüyor
yaprağa
mürekkep dağıldı dağılacak
kum donuyor saatin içinde
yine de zaman yürüyor
hafif aksasa da ayağı
çocuklarla buluşuyoruz sabah
bir set çekeceğiz sözcüklerden
nehrin kıyısına
bir yürek
bir de su kabarmasına
iyi geldiği söyleniyor
lütfen setten sözcük çalmayın
şiir ipliğine boncuk dizerken

sis koşarak geliyor karşıdan
korkmayın, girin içine
düşlerinizi çoğaltır,
kağıt helva arası

su damlası çoğalıyor
yaprağın üzerinde
mürekkep iyice dağılıyor
yaprağın gözyaşları mı
bulutun gözyaşları mı
düşen su damlası

Paylaşın

Melih Cevdet Anday Kimdir? Hayatı, Eserleri

13 Mart 1915’te İstanbul’da dünyaya gelen Melih Cevdet Anday, 28 Kasım 2002’de İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Saraylı bir babanın oğluydu fakat orta halli bir ailede, tahmin edilen sıkıntıları çekerek büyüdü. Babasını ‘sevmiyor’, onunla hayat duyumu ve ideolojisi uyuşmuyordu.

Haber Merkezi / Ankara Taş Mektep’ten Orhan Veli ve Oktay Rifat’ın sınıf arkadaşıydı. Bir süre Belçika’da sosyoloji okudu ancak eğitimi II. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle kesintiye uğradı. O da yurda dönüp bir memuriyet edindi.

“Ukde” adlı ilk şiiri 1936 yılında Varlık Dergisi’nde yayımlanan Anday, adını ilk olarak 1941’de, Orhan Veli’nin “Garip” adlı kitabında yer alan şiirleriyle, bu akımın üç öncü şairinden biri olarak duyurdu. (Tam kadro: Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday) Garipler, iki savaş arasında yetişen ve dünyanın değişimine tanık olan bir şair demetiydi. 1920 – 40 arasında Batı şiirinde yaşanan çağdaş ve devrimci şiir akımlarının etkisi, Türk şiirine onların bilgi birikimi ve kalemi sayesinde yansıdı. 1940 ve Garip, şiirde burjuva duyarlılığının ve aşırı duygusallık dar çemberinin yıkıldığı bir dönüm noktasıydı. Gelenekçiler tarafından hiç de hoş karşılanmadılar. Ki bu hoşnutsuzluğu bugün bile sürdürenler var. Orhan Veli, durumu şöyle yorumluyor: “Tarihin beğenerek andığı insanlar, daima dönüm noktalarında bulunanlardır. Onlar bir ananeyi yıkıp yeni bir anane kurarlar.”

Veli’nin ölümünün ardından Oktay Rifat ile şiir yolunu ayıran Anday, ironi sanatını konuşturduğu toplumcu şiir anlayışını bir süre devam ettirdi. 1956’da yayımlanan “Yanyana”nın (“Toplu Şiirler 1″in içinde var) üslubu kavgacı bulununca Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesi uyarınca toplatıldı. Anday ve eser, yapılan kovuşturma sonucunda aklandı. Anday, Rosenbergler’in idam edilecekleri gece yazdığı “Anı” ve “Tohum” gibi meşhur şiirlerini toplumcu ağırlıklı ürünler verdiği bu dönemde yazdı. Lirizme karşı tavrı netti. Aşağılıyordu. Oysa derdi lirizmle değil yozlaştırılmış sanatlaydı.

1962 sonunda yayımlanan “Kolları Bağlı Odysseus”, Anday şiirinin döndüğü en karakteristik kavşak oldu. Yazar bundan böyle felsefeye ağırlık vererek, anlamı yüzeyden derine çekerek yazıyordu. Mitolojik öyküler anlatan, çok daha kapalı bir tarzı vardı artık. Memet Fuat, Melih Cevdet’in ‘halkın beğenisi’ni ölçü olarak almayı kesinlikle doğru bulmadığını söylüyor. Zira Anday, sanat ve edebiyatın halkın bilincini yükseltmek, halkı eğitmek gibi bir misyonu olması gerektiğine inanıyordu: “Geri bırakılmış halkın beğeni düzeyine seslenmek halkçılık değil, yeteneksizliğin örtbas edilmesidir.”

Melih Cevdet Anday, yazdığı denemelerle bağnazlığı besleyen kaynaklara karşı mücadele eden biriydi. Türkiye törelerini ve geleneksel ahlakı yıllar boyunca eleştirdi. Dil meselesine de takılmıştı. Ona göre Türk dili özleştirilerek kullanılmalıydı. Deneme kitapları ve Cumhuriyet’teki köşe yazilari, ‘Anday meseleleri’nde gerçekten de etkili oldu. Bu yazılar da “Sevişmenin Güdüklüğü ve Yüceliği” (1990 – 94) adıyla kitaplaştırıldı.

İki romanı, “Aylaklar” (1965) ve “Gizli Emir” (1970) de olumlu eleştiriler aldı. Tefrika edilen iki roman, “Meryem Gibi” ve “Yağmurlu Sokak” ise 90’lı yıllarda kitap olarak yayımlandı. Melih Cevdet Anday’ın yazdığı tiyatro oyunları ise çorak bir ortama çim misali düştü. Absürdden etkilenmişti. Yazarın tüm oyunları “Toplu Oyunlar I – II” adıyla bir araya getirilerek yayımlandı. Türkiye’de tiyatro metni deyince ilk akla gelen eser olan “Mikado’nun Çöpleri”nin (1967) de Anday’a ait olduğunu söyleyelim yeter. Adam Yayınları, son olarak 2002 Ekim’inde “Bir Sis Çanı Gecenin İçinde” adıyla Melih Cevdet Anday şiir derlemesi yayımladı. Anısını yaşatmak üzere Türkiye Yazarlar Sendikası ve Ören Belediyesi tarafından, ilki 2006 yılında olmak üzere “Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü” düzenlenmektedir.

Eserleri;

Garip (1941, Orhan Veli ve Oktay Rifat’la birlikte)
Rahatı Kaçan Ağaç (1946)
Telgrafhane (1952)
Yanyana (1956)
Kolları Bağlı Odysseus (1962)
Göçebe Denizin Üstünde (1970)
Teknenin Ölümü (1975)
Sözcükler (1978, toplu şiirler)
Ölümsüzlük Ardında Gılgamış (1981)
Tanıdık Dünya (1984)
Güneşte (1989)
Yağmurun Altında (1995)

Ödülleri;

1976 Yeditepe Şiir Armağanı
1978 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü
1981 İş Bankası Büyük Ödülü
2000 Aydın Doğan Vakfı Şiir Ödülü

(Kaynak: siirakademisi.com)

Paylaşın

Mehmet Zaman Saçlıoğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

23 Şubat 1955 yılında Bursa’da dünyaya gelen Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Mimar Kemal İlkokulu, TED Anakara Koleji ve Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Tekstil Sanatları Bölümü’nü bitirdi. 1977- 1981 yılları arasında Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde asistanlık yaptı.

Haber Merkezi / 1981’de Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1984’ten sonra Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Anasanat Dalı’nda öğretim üyelisi olarak görev yapan Saçlıoğlu, 1996’da profesör oldu. Tekstil Anasanat Dalı’nda lisansüstü çalışmalar yürüttü. Royal Academy of Gent (Belçika) ve Wollongong University’de (Avusturalya) konuk öğretim üyesi olarak kısa sürelerle görev yaptı.

İlk şiir kitabı, 1985’te Günden Önce adıyla Yazko yayınlarınca yayımlandı. Çağdaş Türk Dili, Yazko, Düşün, Broy, Varlık, Hürriyet Gösteri, Milliyet Sanat, Adam Öykü, Yaşasın Edebiyat, Dünden Bugüne Edebiyat, Notos, Dünyanın Öyküsü, Atika gibi dergilerde şiir, öykü ve akademik yazılar kaleme aldı.

2007’de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden emekli olduktan sonra İstanbul Gedik Üniversitesinde çalışmaya başladı. Ekin isminde bir kız çocuğu babası olan Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Yazarlar Derneği ve Edebiyatçılar Derneği üyesidir.

1993’te Yaz Evi kitabına aldığı ilk yedi öyküsü ile Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü’nü Vüs’at O. Bener ile paylaştı. 1994’te Sait Faik Hikâye Ödülü’nü (Yaz Evi ile), 1998’de Haldun Taner Öykü Ödülü’nü (Topaç ile), 2012’de Dil Derneği 80. Yıl Onur Ödülü’nü (Türkçe duyarlılığı ile) ve 2014’te Yunus Nadi Roman Ödülü’nü (General Uçtu ile) aldı.

1985’te yayınlanan Günden Önce adlı şiir kitabı ile edebiyat okurlarının karşısına çıkan Saçlıoğlu, 1994’te yayınlanan Yaz Evi adlı eseri ile öykü türüne yönelir ve eserlerinin çoğunu bu türe bağlı kalarak verir. Bu eseri ile edebiyat kamuoyunun dikkatini üzerinde toplayan Saçlıoğlu, gerek kurgu bakımından gerekse söyleyiş açısından özgün bir sanatkar olduğunu göstermiş olur. Öykülerindeki şiirsel dilin baskınlığı, yazarın, şiir türünden kopmadığını ve bu iki türü anlatı açısından birleştirme arzusunda olduğunu da gösterir.

Mehmet Zaman Saçlıoğlu, öykülerinde okurun alışkanlıklar ve kabuller dünyasını soyutlayıcı bir dil ile sorgulanmaya çalışır. Haldun Taner ve Sait Faik öykücülüğüne yakınlaşmakla birlikte kendine özgülüğü ile dikkati çeken bir kurgu tekniği vardır. Olay öykücülüğü ile durum öykücülüğünün harmanlandığı ve yer yer öykülerde şiirsel anlatımın baskın kılındığı bir dil ve üslup benimseyen Saçlıoğlu, çok katmanlı ve çok izlekli metinler ortaya koyar. Geleneksel öykücülüğü yadsımadan Türkçe’nin inceliklerinden ve somutlama gücünden yararlanan yazar, öykülerinin merkezine insanı koyarak yeni olanakların, anlatım biçimlerinin izini sürer.

Okurunu, günlük yaşam gerçeklerinden bilinçaltının karışık ve karmaşık evrenine imgesel yolla taşıyan Saçlıoğlu, incelikli gözlem ve eleştirel bir bakışla insanoğlunun aç gözlülüğünü, sahip olma ve tüketme tutkusunu, kıskançlık, çatışma, öfke, korku, özlem, yaşlılık gibi içsel gerçeklikleri, insanın doğaya ve kendi iç dünyalarına bakışını öykülerinin anlatı konuları yapar. Sade bir dil ve anlatımla yoğun ve derinlikli metinler yazarak, öyküyü şiire yakınlaştırır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Mehmet Taner Kimdir? Hayatı, Eserleri

4 Aralık 1946 yılında Nevşehir’in Gülşehir İlçesinde dünyaya gelen Mehmet Taner ilk ve orta öğrenimini Alaşehir’de tamamladı. 1966’da Bakırköy Lisesinden mezun oldu. İstanbul Üniveristesi İktisat Fakültesine (1966-1968) ve Atatürk Üniveristesi İşletme Fakültesine (1968-1969) devam etti.

Haber Merkezi / Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümünü bitirdi. TRT’nin Erzurum, Van, Hakkari radyolarında prodüktör ve spiker olarak çalışan (1968-1974) Taner, Trt Erzurum Bölge Radyosu için köy, aile ve kültür programları hazırladı. Halk Sigorta satış departmanında (1975-1980) görev aldı.

‘Ilık Kan’ ile 1970 yılında tek şiir dalında TRT Yarışmaları Ödülü’nü alan Taner, üç şair ile birlikte Milliyet Sanat dergisinin 1974 Yılı Övgüye Değer Genç Şairi Ödülü’nü paylaşmıştır. Bununla birlikte, Bir Denizin Çekildiği Bütün Kıyılar adlı eseriyle 1981 yılı Türk Dil Kurumu Ödülü’nü, Toplu Şiirleri: Küflü Şimşek ile de 2000 Antalya Altın Portakal Şiir Ödülü’nü almıştır. Dil Derneği üyesidir.

1980’de Tan Yayınlarını kuran Mehmet Taner, aylık olarak şiir seçkisi çıkarmıştır. Seçkinin ilk yedi sayısını ve 1982 Yıllığı’nı Enis Batur, sonraki sayılarını Füsun Akatlı ve kendisi yönetmiştir. ‘Rüzgarlı’ isimli ilk şiiri 1966’da Soyut Dergisi’nde çıkan şairin şiirleri Türk Dili, Sanat Dergisi, Oluşum, Türkiye Yazıları, Yusufçuk, Tan, Sonbahar, Edebiyat ve Eleştiri gibi muhtelif dergilerde yayımlanmıştır.

Kimi şiirlerinde Divan şiiri formlarından yararlanan Taner, Fred Stark ile birlikte İngiliz ve Amerikan şiirinden çeviriler ve Divan şiirinden bugünkü dile aktarmalar yapmış; kendi kuşağı içinde uzak çağrışımlı bir imge ağına ağırlık veren bir şiir anlayışı sürdürmüştür.

Eserleri;

Sunak (1978)
Bir Denizin Çekildiği Bütün Kıyılar (1981)
Arka Oda (1981)
Dip (1995)
Siperler (1997)
Küflü Şimşek (1999, beş kitabındaki şiirlerin toplubasımı)
Veda Vezinleri (2002)
Çevre Çitin Üzerinde Yağmur

Ödülleri;

1970 TRT “Tek Şiir” dalında başarı / “Ilık Kan” adlı şiiriyle
1981 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü / Bütün Kıyılar ile
2000 Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü /Küflü Şimşek ile
2005 Behçet Necatigil Şiir Ödülü / Çevre Çitin Üzerinde Yağmur ile

Paylaşın

Mehmet Şamil Baş Kimdir? Hayatı, Eserleri

24 Ekim 1977 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Mehmet Şamil Baş, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rize İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. DEÜ İlahiyat Fakültesi’de Türk-İslam Edebiyatı Anabilim Dalı’nda Araştırma görevlisi.

Haber Merkezi / Yüksek Lisansı Aşkî Mustafa Efendi’nin Vahdetnâme Mesnevîsi (2007) üzerine. Halen ‘Ömer Hulûsî ve Divanı’ isimli doktora çalışmasına devam etmektedir. Akçaabat Yeni Haber, Karadeniz Olay gazetelerinde sanat sayfası, Trabzon Bayrak Fm radyosunda beş yıl süreyle şiir programı hazırladı.

Kertenkele Sanat ve Edebiyat dergisini yönetti ve Emanet dergisinde Genel Yayın Yönetmeni olarak çalıştı. Türkiye Yazarlar Birliği ve Karadeniz Yazarlar Birliği üyesi.

Şiirleri ve yazıları; Yedi İklim, Kırklar, Düşçınarı, Şehrengiz, Kırağı, Kertenkele, Lika, Taşra Edebiyat, İslami Edebiyat, Çınar, Ihlamur, Emanet, Cümle, Gerçek Hayat, Gençlik, İlk Damla, Bileşke, Karadeniz Günlüğü, Serencam, Okuntu, Etika, Darvakit, Dergibi, 40ikindi, Kum Yazıları, Aralık, Hayal, Sühan, Tasfiye, Tekne, Sonsuzluk ve Birgün, Ay Vakti, Ada, Reyhan ve Mor Taka’da dergilerinde yayımlandı.

Eserleri;

Gönülden Gelen Seda – Şiir-1995
Kırk Kanatlı Bahçe – Şiir-
Yangınlık / Kırk Ay Kırk Alev – Mektup-

Ödülleri;

1997 Trabzon Belediyesi şiir mansiyonu
1997 RİMDER şiir 1.liği
2000 FP şiir 1.liği
2002 SP şiir 1.liği
2002 SP şiir mansiyonu
2005 Ümraniye Belediyesi şiir 2.liği

“Dokunmak acıdır”

arka sokağı yağmuru tutmuyor akşamın
öğle vaktine saldırmasın dağ
gölgeye bağdaş kuran kimse
çeksin ellerini beyaz yüzünden ölümün
dokunmak acıtır çoğu zaman
ellerim ve dudaklarım
bitiriyor şarkıyı
çakmağı dalgaları arasında dumanın
yüzümde soluğun resmi aşikar
ömrü az olur diye
gülüne renk veriyor kıpkırmızı bir ateş

uçarı alkışların yorumsuz mısraıyım
yarım bırakıyorum sofranızda aşkları
düşer de ayrılık olur diye
hiç kimse yaşını sormuyor bir elmanın
yamalı bir bohçayız sırtında şu hayatın

“Göçmen kuşun vedası”

arka sokağı yağmuru tutmuyor akşamın
öğle vaktine saldırmasın dağ
gölgeye bağdaş kuran kimse
çeksin ellerini beyaz yüzünden ölümün
dokunmak acıtır çoğu zaman
ellerim ve dudaklarım
bitiriyor şarkıyı
çakmağı dalgaları arasında dumanın
yüzümde soluğun resmi aşikar
ömrü az olur diye
gülüne renk veriyor kıpkırmızı bir ateş

uçarı alkışların yorumsuz mısraıyım
yarım bırakıyorum sofranızda aşkları
düşer de ayrılık olur diye
hiç kimse yaşını sormuyor bir elmanın
yamalı bir bohçayız sırtında şu hayatın

Paylaşın

Mehmet Solak Kimdir? Hayatı, Eserleri

1965 yılında Konya’da dünyaya gelen Mehmet Solak, Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Mehmet Solak,, şiir, deneme, inceleme-eleştiri ve şiirsel düzyazı türlerinde ürün vermektedir.

Haber Merkezi / Mersin’de yaşayan Mehmet Solak, yazmaya üniversite yıllarında başladı. Şiir ve yazıları Hece, Kaşgar, Mor Taka,  Sonsuzluk ve Bir Gün, Kökler, Mühür, Dergâh, Yedi İklim, Ada, Kırağı, Kardelen, Düş Çınarı, Martı, Özülke, Edebiyat Ortamı, İnsan Saati, Harman, Çerağ, Aşiyan, Yalnız Ardıç…  gibi edebiyat dergilerinde yayımladı.

Eserleri;

Aşka Yüzüm Var
Arada Bir Yerde
Hüzünârâ
Hayal İçre
Adına Hazırım
İhsan Deniz/Sevgilimdir Yazdığım Her Şiir Benim
Hiç

“alışamadım kendime”

kaç kelime kurtardım
kaç şiir bu mücellâ hayattan
diline düştümse yıllarca yine dilimden
sözledikçe sürer ya mesel içinde mesel
ödünç heveslerle bir ömür

el aldım denizden söz aldım
kendime kilitli gecede
yandı kelimeler prensim maçinde
içim yandı eksik kaldı sözüm
baktım gece başka ben
ben başka gece söyleyince
benleyin tenha gölgemden
daha kesif kaderimce

ah nerede o fiyakalı itiraflar
kimde kaldı
bir nebze efsun dünyaya kör
ne yapsam alışamadım işte kendime
unutacak kadar olsun
armağan olsun yokluğuma
benden hatıra varlığım

“aralık durakları”

-çıkmaz aralık-

akan ırmak döner mi gerisin geri
ya kaçıncı kez ara veren yaşamaya
nasipsiz bir mevsim sonu
yollar sarı toprak sa(y)rıysa
erken kışın ayazı alın çatımda
aralık kalmışsa tam aralıkta
gözümde habire büyüyen hayat
hep kederli hep müebbet

-kuytu aralık-

daraldım /eşikte/ daraldıkça zaman
taştıkça mübadil isyanım
nice münhal kuytular vardı
beni bekleyen hal’im, suskun
her nereye dönsem
hemhal olmak için
yoluna dön
dön yüzüne dön
aralık kalma, diyen

-ıssız aralık-

kim silebilir ateşin izini
hele yalnızlığı düştüğü yerden
kan izini, akmışsa bir kere
bir cemre de kalbime düşer mi tanrım
bahar güneşi sızar mı yine aralık kalbime
eklenir mi kopan parçası resmin
kendi kadarsa insan tek kendi
yakasına yapışmışsa sorgu sual
bulur muyum ıssız aralığımı
eksik kalmış hangi hayatlarda

-son aralık-

gittin
derin bir çentik attın kalbimize
kaldık seninle

“Kıyısızım”

kimseye kıyım yok benim,kıyısızım
benim uçurumlara yakışan sûret
kendime ayırdım yalnız yalnızlığımı
yazdan güze güzden kışa biteviye akan
bir içdeniz gibi en içime dolan

nice nehirler akmakta bahçeme
nice köprüler kurulmakta sözsüz
kim indi kuyuma,kim(in) di bilir misin
kûy-i yâre bırakıp giden kalbini
çürümüş yazlardan geçerek
son yaprakları son aşkları son hüzünleri
bırakarak ıssız yolculuğuna çıkan,kim
başkasına sığ kendisine derin bu mevsimde
serkeş akşamlara küskün yollara yoldaş

ne olur sarartma beni ey güz
“huysuz konuk”uyum ben bu şehrin
ince parmaklarınla kapa gözlerimi
yaslı sözlerle teskin et ben yolcuyu
sanma ki “safâdan sema-ı râh ederim”
bu ateşten mevsimin kıyısında

Paylaşın

Mehmet Sarsmaz Kimdir? Hayatı, Eserleri

25 Eylül 1965 yılında İzmir’in Konak İlçesi Gültepe Semtinde dünyaya gelen Mehmet Sarsmaz, 50.Yıl Lisesi’nden 1983 yılında mezun oldu. 1987 yılında Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden, “Nedenselliğin Felsefi Uzanımları ve Leibniz” adlı teziyle mezun oldu.

Haber Merkezi / “Monadoloji ve Fenomenoloji Çerçevesinde Yeni Bir Seçenek Olarak Sözcükbilim’in Olanağı” adlı teziyle de 2018 yılında İstanbul Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisansını tamamladı.

1989-1996’da Seferihisar İlçe Sivil Savunma Memurluğu’nda tek memur, 1996-2016 tarihleri arasında da İzmir’deki çeşitli liselerde felsefe öğretmeni olarak çalıştı, sonra emekli oldu. Sarsmaz, Edebiyatçılar Derneği, Dil Derneği, PEN Yazarlar Derneği üyesidir. “Yarımada Geceleri” ile 1995 Çeşme Yarımada Oyunları Şiir Yarışmasını (ikincilik), P=we² ile 1999 Kocaeli Üniversitesi Akademik Ödülünü (ikincilik) kazandı.

Türk edebiyatında dördüncü yeni şiir akımının kurucusu ve ısrarlı temsilcisi olarak anılan Sarsmaz, Teos, Dördüncü Yeni, Yenibinyıl Şiir, Hakiki Son Kişot, Dört Renk dergilerini yayınladı. İlk şiiri “Miraç Yaprakları”, 1990’da Taşra dergisinde yayımlandı. Sonraki şiir, yazı ve çevirileri Yeni Biçem, Şiir-lik, Varlık, Kıyı, Şiir Ülkesi, Bahçe, Güldiken, Çağdaş Türk Dili, Türk Dili Dergisi, Agora, Ayrım, Patika, Hece, vb.. dergilerde; Sonsöz Halkın, Gazete S, Özgürses, Gazete Ege gibi gazetelerde ve Cumhuriyet Kitap ekinde yer aldı. Kırmızı Dokuzlu (2014) romanında; 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde bir felsefe öğrencisi olan Nihat’ın, darbe sonrası farklı bir siyasal ve felsefi kimlik kazandığı için yaşadığı uyum sorunlarını ve çelişkilerini anlatır.

Eserleri;

Şiir;

Eylül Gülü (İzmir, Rind, 1991)
Aktinya (İzmir, Teos, 1993)
Poems & Şiirler (Thomas Steele Drach’la ortak, İzmir, Teos, 1994)
Yok Kitap (İzmir, Teos, 1996)
P=we2 (İzmir, Teos, 1998)
Otuz Altı Yaş (İzmir, Yenibinyıl Şiir, 2001)
KimliksiZ Kitap (Konya, Ücra, 2004)
Büyük Başarısızlık (İzmir, İlya, 2007)

Roman;

Kırmızı Dokuzlu (İzmir, Teos, 1999)

Felsefe;

Sözcükbilim (İzmir, Teos, 2003)

Ödülleri;

1995 Çeşme Yarımada Oyunları Şiir Yarışması(ikincilik) / “Yarımada Geceleri” ile
Kocaeli Üniversitesi Akademik Ödülü (ikincilik) / P=we2 ile

Paylaşın

Mehmet Sadık Kırımlı Kimdir? Hayatı, Eserleri

11 Kasım 1934 yılında Balıkesir’de dünyaya gelen Mehmet Sadık Kırımlı, orta ve lise öğrenimini gene Balıkesir’de, yüksek öğrenimini İzmir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde tamamladı.

Haber Merkezi / Vatani görevini yedek subay olarak tamamladıktan sonra, önce TRT Ankara Radyosu reklam yayınlarında, daha sonra TRT Genel Müdürlüğü, Bütçe Mali Kontrol Şube Müdürlüğünde uzman olarak çalıştı. Bir yıl sonra TRT İzmir Radyosu Müdürlüğü şefliğine atandı. O arada, genel müdürlükçe yapılan organizasyon sonucu idari işler müdürlüğüne bağlı şube müdürü, daha sonra idari işler müdür yardımcısı ve ikinci yılın sonunda da idari işler müdürlüğüne atandı.

TRT’de toplam yirmi beş yıla yakın idarecilik görevini başarıyla yaptı. 1998’de aynı kurumdan emekli oldu. Yaşadığı kent olan İzmir’de, Kültür ve Sanat Derneği’nin kurucuları arasında bulundu ve aynı derneğin üç yıl başkanlığını yaptı. Felsefe ve çeşitli edebiyat etkinlikleri üzerine söyleşilere katıldı ve bu konu da etkinlikler düzenledi. Hâlâ yazdığı şiirlerini ve şiir üstüne yazdığı kitap tanıtımıyla ilgili yazılarını, ülke içinde tanınıp beğenilen edebiyat ve sanat dergilerinde yayımlamayı sürdürüyor.

1970 TRT Çocuk Oyunları Yarışmasında başarı ödülü, Tohum Zamanı ile 1999 TRT Radyo Oyunu Yarışmasında mansiyon almaya hak kazanmıştır. 1999 yılında Atadost Yayınları Şiir Birincilik Ödülü, 2001’de İzmir Karşıyaka CUMOK, Uğur Mumcu Şiir Birincilik Ödülü ve 2005’te Karşıyaka Belediyesi HOMEROS Şiir Emek Ödülü’ne layık görülmüştür.

Kırımlı, sanat hayatına lise yıllarındaki şiir merakıyla başlamıştır. İlk şiiri 1968’de İzmir’de Ege Ekspres gazetesi sanat sayfasında yayımlanmıştır. Sonraki dönemlerde şiir ve yazıları Bursa Akatalpa edebiyat dergisi ile Şiir Ülkesi, Eski, Agora, Dize, İzmir İzmir, Lacivert, Kum, Edebiyat ve Eleştiri, Damar, Bahçe, Simge, Kavram Kargaşa, Kasabadan Esinti, İmlasız gibi dergilerde kendisine yer bulmuştur. Bazı şiirleri şarkı formunda bestelenmiştir.

Paylaşın

Mehmet Ragıp Karcı Kimdir? Hayatı, Eserleri

14 Haziran 1945 yılında Şanlıurfa’nın Siverek İlçesi’nde dünyaya gelen Mehmet Ragıp Karcı, 26 Şubat 2020 yılında Ankara’da hayatını kaybetmiştir.  Osmanlı Türkçesini oldukça iyi derecede bilen şair, Türkiye Yazarlar Birliği üyesiydi. Şairin adı Siverek’te bir okula verilmiştir.

Haber Merkezi / Abdullah Nedim Cem ve Nuh Canbeyli imzalarını da kullanan Karcı, Melek Hanım ile terzi Mehmet Reşat Karcı’nın oğludur. İlk ve ortaokulu Siverek’te okudu. Bir süre Erzincan Askerî Lisesinde okudu ve iki yıl üst üste sınıfta kalarak belge aldı. Belge sınavlarına hazırlanırken bir süre Kayalı (Hadro), bir yıl sonra da merkezde Şair İbrahim Rafet İlkokulunda vekil öğretmenlik yaptı. Daha sonra lise öğrenimini Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesinde tamamladı.

Ankara Üniversitesi Dil ve Taih-Coğrafya Fakültesi Fars Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Devlet memuru olarak çalıştı. 1974’te girdiği TRT’de kamera asistanlığı yaptı ve stüdyo kamera servisinde çalıştı. Daha sonra yapımcı-yönetmen olarak Eğitim-Kültür Programları Genel Müdürlüğünde görev aldı. 1993’ten itibaren “Ardanuç” (1995), “Dört Mevsim Ilgaz” (1995), “Kaçkar” (1996), ve “Yusufeli İçin Methiye” (1998) gibi belgeseller çekti. 1997 yılında emekli oldu. 26 Şubat 2020 tarihinde vefat etti.

Alevi camiasında “Yezid Dede” adıyla anılan Mehmet Ragıp Karcı (TRT’de kameramanlık yaptığı yıllarda, bir gün cemleri görüntülemeye gittiğinde, daha çok toy olan bir dedenin birçok cem erkanını bilmediğini ve yanlış yaptığını görünce müdahale edip cemi kendisi yönetmiş, o günden sonra hem yeni cemler yönetmiş hem de musahipleri olmuştur), şairliğinin ve yönetmenliğinin yanı sıra iyi bir saz icracısı ve saz yapım ustasıdır. Karcı; Davud Sularî, İsmail Daimî, Terzi Fehmi gibi büyük saz ustalarından saz çalmayı ve türküyü öğrenmiş, 1996 yılında Türkiye çapında düzenlenen bir saz çalma yarışmasında Orhan Gencebay, Cinuçen Tanrıokur ve Arif Sağ’ın ardında derece almıştır. 1960’ların başlarında Risale-i Nur ekolüyle tanışan Karcı, aynı zamanda Osmanlı Türkçesi ile yakından ilgilidir.

İlk şiiri 1967’de Türk Yurdu’nda yayımlanan bir dörtlüktür. Sonraki yıllarda şiir, hikâye ve çevirileri Edebiyat, Gelişme, Mavera, Seyir, Yönelişler, Ay Vakti, Yedi İklim ve Hece dergilerinde, inceleme yazıları ise Hece dergisi ve Türkiye Yazarlar Birliği yıllıklarında yayımlandı. Yeni Bir Sevda Süleymanı (1986), Bir Başkasının Kitabı (1996), Yakarış Temrinleri (2006) adlı şiir kitapları yayımlanan Karcı, onar yıl ara ile şiir kitapları yayımlamasının tamamen kendiliğinden geliştiğini, bir istikrarın ya da bilinçli bir tercihin sonucu olmadığını ifade etmiştir.

Kültür Bakanlığının “Yüz Yüze Konuşmalar” başlıklı çalışması kapsamında yaşayan elli şair-yazar ile gerçekleştirilen röportajda Mehmet Ragıp Karcı şiir yazma serüvenini ve şairliğini şu sözlerle ifade etmiştir: “Benim şiirlerimi kitap haline getirmek gibi bir hassasiyetim olmadı, merakım da olmadı. (…) Benim şiirlerim olsun, şair olayım, şiirlerim okunsun diye bir merakım olmadı. Yazdım, yayımlandı, o kadar (…) Ben şiir söylüyorum, arkadaşlar sağ olsunlar kitap halinde getiriyorlar” (Karcı 2017). Şiirden anladığını ise, “Şiir üzerine bindiğimiz bir at, ya da üzerine oturduğumuz bir hayal gibi bir şey. Yani gördüğümüzün ötesini ima eden, bazen ihtar eden, bazen haber veren bir mesele, şiir meselesi. Şiir o yüzden yazılmaz, söylenir”.

Kendisini Cahit Zarifoğlu şiiriyle karşılaştırılmasına “keşke benim şiirim bir başkasıyla karşılaştırılmasa” diyen Karcı’nın şiirlerinde kadim Türk şiirinin, özellikle divan şiiri ve türkülerin tesiri oldukça büyüktür. Şiirinin hangi mecralardan geçtiğini, beslendiği ana damarları da yine aynı söyleşide şöyle açıklamıştır: “Ben kendi kadim şiirimiz üzerinde yürüyerek şiirimi inşa ediyorum. Bir de türkülerle haşır neşir olarak… Özellikle türküler; daha beşeri, daha insani, daha hissi… Daha çok ima ederler. Divan şiiri, kadim şiirimiz yapılı, inşa edildiği için türkü gibi değil. Türkü anında söylenir, melali ifade eder, kadim şiirimizde melal yoktur. Melal dediğimiz şey Allah’ın insana kendini hatırlatması için verdiği, anında gelen bir duygudur”.

Kendisini (şiirini değil) ikisinin arasında inşa etmeye çalışan şair dil, meselesine ayrı bir hassasiyet göstermiştir. Yerli dile önem vermiş, kendi melalini, milletin melalini ve türkülerden aldığı melali birleştirerek kendine özgü bir dilin peşinde olmuştur. Şiirini kuran en önemli unsurun da “melal” olduğunu ifade etmiştir. M. Ragıp Karcı şiirlerinin yanı sıra Hint, İran ve Arap şiirinden çeviriler de yapmıştır. 1997 yılında “Kaçkar” belgeseli ile Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Belgeseli Ödülü’nü ve 1988-2006 arasında yayımlanan şiirlerinin toplu olarak basıldığı Tut Elimden Düşmeyelim adlı kitabıyla da “2016 Türkiye Yazarlar Birliği Şiir Ödülü” almıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Mehmet Öztek Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Eylül 1977 yılında Şanlıurfa’da dünyaya gelen Mehmet Öztek, ilkokula başladığı yıl, ailesiyle birlikte tarım işçiliği yapmak üzere Tarsus’un bir köyüne taşındı. Deliminnet Köyü İlkokulu (1988), Gazi Lisesi (1995) ve son olarak 1999 yılında Çukurova Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun oldu.

Haber Merkezi /  2003’te arkadaşlarıyla birlikte Heves Şiir-Eleştiri dergisini kurdu. Sentetik Rüyalar adlı dosyasıyla 2004 Yaşar Nabi Şiir Ödülü’nü aldı. Varlık Yayınları tarafından kitaplaştırılan Sentetik Rüyalar, yayımlanmış kitap dalında 2004 Orhon Murat Arıburnu Ödülüne değer bulundu. Varlık, Ücra, Yom Sanat ve Mahfil gibi dergilerde şiir, eleştiri ve söyleşileri yayımlanan Mehmet Öztek, yayın hayatını Heves Şiir-Eleştiri dergisindeki çalışmalarıyla sürdürüyor.

İlk şiiri “Metal”, Aykırı Sanat dergisinde (Mayıs- Haziran 2002) yayımlanan Mehmet Öztek, şu ana kadar üç şiir kitabı yayımlamıştır. Heves dergisinde onun ikinci şiir kitabı Ben Google Değilim için şu değerlendirmeler yer alır : “İlk kitabında ipuçlarını verdiği arayışını Ben Google Değilim’de iyice pekiştiriyor. Konuşkan bir şiir Öztek’inki. Söyleyiş, eda, jest üçgenine dikkat kesilen bir şiir. Bir şeyi söylerkenki haklılığımızı, söyleyiş biçimimizle test ettiğimizi ima ediyor.

Öztek şiirlerindeki özne, henüz beyanını tamamlamadan, kendini kendi sesini dinlerken yakalayan, buna rağmen konuşmanın imkânlarını arayan bir özne. Söylem bombardımanının altında, insana, sesine sızanlardan şüpheye düşmekten vazgeçmemesini, bu açmazı üstlenmesi gerektiğini hatırlatıyor adeta. Öztek, şiirlerinde gündelik konuşma dili içinden geçtiği gibi, bir futbol spikerinin maç anlatımındaki temposundan mesleki bir teklif mektubundaki yeknesaklığa, çocuk dilinin çok anlamlı çukurlarına kadar, dilin evrildiği birçok alana, kendi sesini sınayarak, ama dayatmayarak yaklaşıyor.

“Ağ’a mektup”

Ağ aç tık
Yetti
Ormanın göVdeye ziyaretleri

Kazamızı örüyorduk dip dibe
Çünkü biz, arızalarımızdan geç cik birbirimize

İs ten geliyorduk, bulama maya
Biri bulsa ağ almıyorduk

Bi çanta görsek her hal intihar
Bilemiyorduk çünkü çünkü çakıydı çağ
Açağalardan çakar kamburluğumuz..

Biliyorduk demirleri duvarlardaki
Kavlimize közden güzler edindik

Neydi o dışarının bi şeysi:
Ağ alıp ağarmasak da

Bük öz bizim közümüzdür.

“Boşa mektup”

Çok uçlar, derzleri güç
Dolmuş, değilse iç
Olmayanlar boşluğu
Gitmişler yaşın alıp bir yer hiç

Birileri, vah birileri
Sahih sınır, foto kopye mi

Gittiydiler, budurluğuna çamların
Ben on çin erken
Er yiyen mum

Dediydiler yarılalım aslından
Bunu ancak ana gramla anlat bilirler

Habire yapraklandılar
Kaçarken ağaç olmaktan

Yoksa siz de mi
Giderdiniz, kendi in iz den

Siz hiç, kendinizden boş aldınız nu

Paylaşın