Yeni bir araştırma, deneysel bir kan testinin pankreas kanserini henüz erken evrelerde tespit edebileceğini ortaya koydu. PANXEON adı verilen testin, hastalığın yanı sıra bazı kanser öncesi hücresel değişimleri de belirleyebilmesi, erken teşhis açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Haber Merkezi / Nature Medicine dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar, PANXEON testinin erken evre pankreas kanserini yüzde 87 doğruluk oranıyla tespit ettiğini bildirdi.
Testin, pankreasta görülen ve kanser öncesi bir durum olan “yüksek dereceli displazi”yi de belirleyebildiği belirtildi. Bu bulgu, hastalığın kansere dönüşmesinden önce yüksek risk taşıyan kişilerin belirlenmesine ve daha yakın takip edilmesine olanak sağlayabilir.
Pankreas kanseri, çoğu zaman erken evrelerde belirti vermemesi nedeniyle geç teşhis edilebiliyor. Hastalık ilerlediğinde tedavi seçenekleri de önemli ölçüde azalıyor.
Los Angeles’taki City of Hope Moleküler Tanı ve Deneysel Tedaviler Bölümü Başkanı ve araştırmanın kıdemli yazarı Ajay Goel, pankreas kanserinin yüksek ölüm oranının temel nedenlerinden birinin hastalığın çoğunlukla tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu ileri evrelerde tespit edilmesi olduğunu belirtti.
Goel, yeni testin hastalığı henüz belirti ortaya çıkmadan tespit edebilmesinin erken müdahale açısından önemli olabileceğini söyledi.
Günümüzde pankreas kanseri vakalarının büyük bölümü, tümörün vücudun diğer bölgelerine yayıldığı ileri evrelerde teşhis ediliyor. Uzmanlara göre hastalığın daha erken evrede yakalanması, tedavi seçeneklerini artırma ve hastaların yaşam süresini uzatma açısından kritik önem taşıyor.
PANXEON testi, kanda bulunan üç farklı biyolojik belirteci aynı anda analiz ediyor. Bu belirteçler arasında kanser hücreleri tarafından dolaşıma salınan genetik materyaller ile pankreas kanseriyle ilişkilendirilen CA19-9 proteini bulunuyor.
Testten elde edilen veriler daha sonra yapay zekâ algoritması tarafından değerlendiriliyor. Sistem, farklı biyolojik göstergeleri bir araya getirerek kişinin pankreas kanseri riskini ortaya koyan bir skor oluşturuyor.
Goel, birden fazla biyolojik sinyalin birlikte değerlendirilmesinin, tek bir biyobelirtece kıyasla pankreasta meydana gelen değişiklikler hakkında daha kapsamlı bilgi sağlayabileceğini belirtti.
Kanser Gelişmeden Önce Tespit Edebilir
Araştırmacılar testin performansını değerlendirmek amacıyla ABD, Avrupa ve Asya’dan yaklaşık 1.800 kişinin verilerini inceledi.
Sonuçlara göre PANXEON’un yanlış pozitif oranı düşük riskli gruplarda yüzde 3, yüksek riskli gruplarda ise yüzde 16 olarak ölçüldü.
Testin dikkat çeken sonuçlarından biri ise kanser öncesi hücresel değişikliklerin tespit edilmesi oldu. Araştırmada, yüksek dereceli displazi vakalarının yüzde 64’ünden fazlasının test tarafından saptandığı bildirildi.
Bu tür değişikliklerin erken dönemde belirlenmesi, yakın takip ve ileri tetkik gerektiren kişilerin daha erken tespit edilmesine yardımcı olabilir.
Kimler Daha Fazla Yarar Sağlayabilir?
Araştırmacılara göre testin özellikle pankreas kanseri açısından yüksek risk taşıyan kişilerde kullanılması potansiyel fayda sağlayabilir. Bu gruplar arasında:
Genetik açıdan yüksek risk taşıyan kişiler,
Ailesinde pankreas kanseri öyküsü bulunanlar,
Pankreas kisti bulunan kişiler,
Kronik pankreatit tanısı olan hastalar
yer alıyor.
Uzmanlar, PANXEON’un mevcut bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans (MR) gibi görüntüleme yöntemlerinin yerini tamamen almasının beklenmediğini belirtiyor. Testin daha çok ileri inceleme gerektirebilecek yüksek riskli kişilerin belirlenmesinde bir ön tarama aracı olarak kullanılabileceği ifade ediliyor.
Araştırmanın sonuçları umut verici olsa da PANXEON henüz rutin klinik uygulamaya girmiş bir tarama testi değil.
Testin güvenilirliğinin ve farklı hasta gruplarındaki performansının doğrulanması için daha geniş kapsamlı klinik çalışmalara ihtiyaç duyuluyor. Bu çalışmaların sonuçlarına göre testin gelecekte pankreas kanserinin erken teşhisinde nasıl bir rol üstlenebileceği daha net ortaya çıkacak.




























