Memur Eksi 55 Emekli Eksi 62 Zam Alacak

Enflasyon patladığı için devletin halktan bu yıl toplayacağı vergiler yüzde 137.4 artacak. Zam yüzde 40’ta kalırsa emeklinin reel kaybı yüzde 62’yi bulacak. Sene başında yüzde 50.5 zam alan asgari ücretli de yüzde 40 zam verilmesi halinde yüzde eksi 26.65 reel kayıp yaşayacak.

Hükümetin devasa ek bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, memur ve emekliye enflasyon farkı dahil temmuzda yüzde 40 civarında bir zam vereceklerini açıklarken, CHP Milletvekili Ünal Demirtaş, “Zam yüzde 40’ta kalırsa memur emekliye eksi yüzde 60 zam vermiş olursunuz. Yani dar gelirli vatandaşları enflasyona ezdirirsiniz” dedi.

Nebati’ye iletildi

Demirtaş, komisyonda Bakan Nebati’ye ilettiği ‘eksi zam’ hesabının ayrıntılarını Sözcü’den Erdoğan Süzer’e açıkladı.

İktidarın yılın başında yasalaşan bütçe ile halktan 1 trilyon 430 milyar lira vergi toplayacağını ilan ettiğini belirten Demirtaş, ancak enflasyonun aşırı yükselmesiyle 1 trilyon 83 milyar lira ilave vergi toplanacağını, böylece 2022 yılında halkın cebinden çıkacak verginin 2 trilyon 514 milyar liraya ulaşacağını söyledi.

Demirtaş, 2022’de yıllık vergi tahsilatının 2021 yılı bütçe kanunundaki gelir tahminine göre yüzde 137.4 artacağını belirtirken, “Bu yüzde 137.4’lük artış halkın bir yıllık dönemde yaşayacağı gerçek enflasyonu gösteriyor” dedi.

Hükümetin vergi hesabının gerçek enflasyonu gösterdiğini belirten Demirtaş, temmuzda yüzde 40 zam verilmesi halinde memur ve memur emeklilerinin reel kaybının yüzde 55.4, işçi emeklilerinin yüzde 61.7 ve asgari ücretlinin de yüzde 26.6 olacağını söyledi.

İşte eksi zam hesabı

Yılın başında memur ve memur emeklilerine yüzde 29.97 zam verilmişti. Temmuzda enflasyon farkı dahil yüzde 40 zam verilirse kümülatif yıllık zam yüzde 81.96 olacak. Yüzde 137.4 artan vergi dikkate alındığında bu kesim eksi 55.44 puanlık net kayıp yaşayacak.

İşçi, esnaf ve çiftçi emeklileri yılın başında yüzde 25.47 zam almıştı. Temmuzda yüzde 40 zam olursa kümülatif zam yüzde 75.66’da kalacak, eksi zam yüzde 61.74’e ulaşacak. Sene başında yüzde 50.5 zam alan asgari ücretli de yüzde 40 zam verilmesi halinde yüzde eksi 26.65 reel kayıp yaşayacak.

Paylaşın

Merkez Bankaları Neden Faiz Oranlarını Yükseltiyor?

Merkez bankaları, dünyanın dört bir yanında senkronize bir şekilde aylık rekorlar kırarak yükselen enflasyonu dizginlemek ve kontrol altına almak için temel faiz oranlarını yükseltiyor. 

Her şeyin fiyatı yükseliyor: Elektrik, mazot, sebze, internet, oteller, uçuşlar ve şimdi de faiz oranları.

Ukrayna’daki savaş, Çin’de zaman zaman uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları, süregelen elektrik sıkıntısı ve kesintiye uğrayan üretim zincirleri, mal ve hizmetleri sert bir şekilde vurarak arz ve talep arasındaki hassas dengeyi bozdu ve fiyatları rekor seviyelere taşıdı.

Hatta bankalar, faiz oranlarını yükseltmek için adeta birbiriyle yarışıyor.

Avrupa Merkez Bankası (ECB), para politikasını değiştiren kurumlardan biri oldu ve AB’nin kamu borç krizinin en kötü yıllarına kadar uzanan uzun bir negatif faiz dönemini kapattı.

ECB’nin Birleşik Krallık, İsveç, Norveç, Kanada, Güney Kore ve Avustralya’daki muadilleri de son aylarda göz korkutucu enflasyon rakamlarına tepki göstererek benzer adımlar attı.

Keza ABD Merkez Bankası (FED) da tek bir duyuru ile faiz oranlarını 0,75 puan artırarak 1994’ten bu yana en büyük artışını gerçekleştirdi.

Peki bu hamlenin ardındaki mantık tam olarak ne?

Merkez bankaları benzersiz nitelikte kamu kurumlarıdır. Bir ülkenin veya ECB örneğinde olduğu gibi bir grup ülkenin para birimini yönetmekle görevli bağımsız, ticari olmayan kuruluşlardır.

Banknot ve madeni para basma, yabancı rezervleri kontrol etme, acil durum kreditörleri olarak hareket etme ve mali sistemin sağlıklı olmasını garanti etme konusunda münhasır yetkilere sahiptirler.

Merkez Bankası, bankalara ihtiyaçları olduğunda borç verir veya bankalar nakit fazlalarını Merkez Bankasına yatırabilir.

Merkez Bankası bu işlemler için bir faiz oranı belirler. Bu oranı değiştirerek para politikasını oluşturur. Banka tarafından belirlenen bu faize politika faizi denir.

Bir merkez bankasının asıl görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Bu, fiyatlar yükseldiğinde enflasyonu, fiyatlar düştüğünde ise deflasyonu kontrol etmeleri gerektiği anlamına gelir.

Deflasyon ekonomiyi baskılar ve işsizliği körükler, bu nedenle her merkez bankası, kademeli, istikrarlı büyümeyi teşvik etmek için ılımlı, pozitif bir enflasyon hedefi (genellikle yüzde 2 civarında) belirler.

Ancak enflasyon hızla yükselmeye başladığında merkez bankasının başı büyük belaya girer.

Aşırı enflasyon, önceki refah yıllarında elde edilen karları hızla yok edebilir, özel tasarrufların değerini aşındırabilir ve özel şirketlerin karlarını tüketebilir.

Faturalar herkes için daha pahalı hale gelir: tüketiciler, işletmeler ve hükümetler ay sonunu getirmek için mücadele etmek zorunda kalır.

ECB Başkanı Christine Lagarde, bu durumu anlatmak için “Yüksek enflasyon hepimiz için büyük bir zorluktur” değerlendirmesinde bulunuyor.

İşte para politikasının devreye girdiği an budur.

Yüksek faizler borçlanmayı daha pahalı hale getirirken, bu tüketici talebi ve şirketlerin işlerini genişletmelerini baskı altına alarak ekonomik büyüme ve istihdamı yavaşlatır.

Bu kombinasyon, çalışanlar için daha zayıf ücret artışı ve şirketler için daha az fiyatlandırma gücüne dönüşerek sonunda enflasyonu aşağı çekebilir.

Merkez bankası ticari bankalara, ticari bankalar da bireylere ve işletmelere borç verir

Bir hesap açtırmak ya da kredi çekmek istediğimizde gittiğimiz ticari bankalar, en acil finansal ihtiyaçlarını karşılamak için doğrudan merkez bankasından borç para alır.

Ticari bankalar, bu parayı geri ödeyeceklerini garanti eden ve teminat olarak bilinen değerli bir varlık sunmak zorundadır. Hükümetler tarafından çıkarılan borç olan kamu tahvilleri, en sık kullanılan teminat biçimleri olarak bilinir.

Başka bir deyişle, bir merkez bankası ticari bankalara borç verirken, ticari bankalar hane halklarına ve işletmelere borç verir.

Merkez Bankası politika faizini artırdığında; bankalar kendi müşterilerine uyguladığı faizlerini artırır. Enflasyon ilemücadele algısı güçlenir. Döviz kurları düşer, ulusal para birimi değerlenir. Ayrıca kredi çekmenin maliyeti yükseldiği için de borçlanma ertelenir.

Ticari bir banka merkez bankasından aldığı ödünç parayı geri verdiğinde bir faiz oranı ödemek zorundadır. Merkez bankası kendi faiz oranlarını belirleme gücüne sahiptir, bu da paranın değerini etkili bir şekilde belirler.

Bunlar, merkez bankalarının şu anda enflasyonu kontrol altına almak için yükselttikleri gösterge faiz oranlarıdır.

Merkez bankası ticari bankalara daha yüksek faiz uygularsa, ticari bankalar da borçlanma ihtiyacı olan hanehalkı ve işletmelere sundukları faiz oranlarını artırır.

Sonuç olarak, kişisel borçlar, araba kredileri, kredi kartları ve ipotekler daha pahalı hale gelir ve vatandaşlar bunu talep etmekte daha isteksiz olur. Yani yatırım yapmak için düzenli olarak kredi talep eden şirketler, adım atmadan önce iki kez düşünmek sorunda kalır.

Daha sıkı finansal koşullar kaçınılmaz olarak çoğu veya tüm ekonomik sektörlerde tüketici harcamalarında düşüşe yol açar. Mal ve hizmetlere olan talep azaldığında, bunların fiyatları da düşme eğilimi gösterir.

Merkez bankalarının halihazırda yapmak istedikleri de tam olarak budur: enflasyonu düşürmek için harcamaları kısmak.

Ancak para politikasının etkilerinin ortaya çıkması iki yıla kadar sürebilir ve bu nedenle en acil sorunlara anında bir çözüm sunması pek mümkün değildir.

Bugün enerjinin enflasyonun arkasındaki ana itici güç olması ve ekonomiyle ilgisi olmayan bir faktör tarafından güçlü bir şekilde yönlendirilmesi işleri daha da karmaşık hale getiriyor: Rusya’nın Ukrayna’yı işgali gibi.

Benzin ve elektrik, maliyeti her ne olursa olsun herkesin kullandığı emtialar olduğundan, talebin hızlı bir şekilde düşerek fiyatları soğutması beklenemez.

Bu da Fed gibi merkez bankalarının ekonomiye zarar verecek olsa dahi neden bu kadar radikal adımlar attığını açıklıyor.

Agresif para politikası ip üstünde yürümek gibidir. Parayı daha pahalı hale getirmek büyümeyi yavaşlatabilir, maaşları zayıflatabilir ve işsizliği artırabilir.

Ekonomide bir gerilemenin mümkün olduğunu kabul eden ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell, “Resesyon yaratmaya çalışmıyoruz” diyor ve ekliyor “Bu konuda açık olalım.”

Powell’ın resesyona neden olmaya çalışmadıklarını belirtmesine karşın agresif faiz artışı ve tüketici harcamalarının zayıflamaya başladığına dair işaretler piyasalarda resesyon endişelerini körükledi.

Zira enerji ve gıda fiyatlarındaki artışlar dikkate alındığında enflasyonun yükseliş eğilimini koruması Fed’i, faiz oranları aracılığıyla hızla talebi zayıflatmaya zorladı.

Öte yandan finansal koşullardaki sıkılaşmanın arz ile talebin dengelenmesine yardımcı olması gerektiğini savunan Powell, temmuz ayı toplantısında da 50 veya 75 baz puanlık faiz artışının olası göründüğünü de kaydetti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 64,59

Merkez Bankası, TÜFE’de artış beklentisini 12 ay sonrası için yüzde 33,28’ten 37,91’e, 24 ay sonrası için de yüzde 19,54’ten 22,04’e yükseltti. Yıl sonu dolar kuru beklentisi de 18,89 TL oldu.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) yaptığı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre, yıl sonu Tüketici Fiyat Endeksi’ndeki (TÜFE) artış beklentisi yüzde 64,59 oldu.

Merkez Bankası, reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 50 katılımcıyla gerçekleştirdiği haziran ayına ilişkin “Piyasa Katılımcıları Anketi”ni yayımladı.

Geçen ay yüzde 2,97 olan haziran ayı TÜFE artışı beklentisi, bu anket döneminde yüzde 3,77’ye yükseldi. Cari yıl sonu TÜFE’deki artış beklentisi ise yüzde 57,92’den yüzde 64,59’a çıktı.

TÜFE’de artış beklentileri 12 ay sonrası için yüzde 33,28’ten 37,91’e, 24 ay sonrası için de yüzde 19,54’ten 22,04’e yükseldi.

Yıl sonu dolar kuru 18,89 TL

Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 18,89 olurken, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi ise 18,47’den 20,70’e çıktı.

Bir önceki anket döneminde 34,4 milyar dolar olan yıl sonu cari işlemler açığı beklentisi, bu dönemde 37 milyar dolara yükselirken, gelecek yıl cari işlemler açığı beklentisi 23,1 milyar dolar oldu.

– Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay beklentisi yüzde 14,00

Gayrisafi Yurt içi Hasıla (GSYH) cari yıl büyüme beklentisi yüzde 3,3’ten yüzde 3,5’e yükselirken, gelecek yıl büyüme beklentisi yüzde 4’ten yüzde 3,8’e geriledi.

TCMB’nin bir hafta vadeli repo ihale faiz oranına ilişkin cari ay sonu ve 3 ay sonrasına ilişkin beklentiler ise yüzde 14,00’te sabit kaldı.

Paylaşın

Die Welt: Erdoğan, Türkiye’yi 19 Yıl Öncesine Döndürdü

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de mayıs ayında yıllık enflasyon son 24 yılın en yüksek seviyesine ulaşarak yüzde 73,5 oldu. Die Welt gazetesindeki analizde, Türkiye’de enflasyonun rekor derecede artış göstermesinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘heterodoks ekonomi politikaları’ sorumlu tutuldu.

’19 yıl önce yükselişi getiren Erdoğan’ın şimdi de düşüşten sorumlu olduğunun’ belirtildiği analizde şu ifadeler dikkat çekti: “Türkiye yeniden Türklerin bir daha görmeyi istemediği bir noktada; 90’ların enflasyon kaosu geri döndü. O dönemde gelişmekte olan ekonomiler arasında yer alan Türkiye, ekonomik olarak istikrarlı olmayan ve her tür krize açık bir ülke olarak görülüyordu. Resmi verilere göre mayıs ayında enflasyon 1998 yılından bu yana en yüksek seviye olan yüzde 73,5’e ulaştı. Bunun Erdoğan’ı ilgilendirmemesi mümkün değil. Gelecek yıl yapılacak meclis ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir terslikle karşılaşabilir. Muhalefet ise yirmi yılın ardından iktidarı otokratın elinden alma konusunda ellerine bir fırsat geçtiğine inanıyor. Erdoğan ise yeni heterodoks ekonomi politikasından geri adım atacağa benzemiyor. Geçen ay şöyle demişti: ‘Gösterge faiz enflasyon dayatmasını tek kurtuluş reçetesi gibi önümüze getirenlerin bir kısmı zır cahil, bir kısmı ise alenen vatan hainidir.'”

“Merkez Bankası enflasyonla kararlı şekilde mücadelede etmiyor”

Süddeutsche Zeitung gazetesinin internet sitesinde yer alan dpa kaynaklı haber-analizde ise Türkiye’deki yüksek enflasyonun birçok nedeni olduğu belirtildi: “Türkiye’deki yüksek enflasyonun nedenlerinden en önemlisi ülke parasının değer kaybetmiş olması. Bu durum, ithal ürünlerin ve hizmetlerin pahalanmasına ve enflasyonu körüklemesine neden oluyor. Korona pandemisi, Ukrayna savaşı ve Çin’in sıkı korona politikasının neden olduğu küresel ticaretteki gerginlikler de bunun üzerine geliyor. Birçok ekonomiste göre Merkez Bankası enflasyonla kararlı şekilde mücadelede etmiyor; uzmanlar bunun arkasında siyasi baskının olduğuna inanıyor.”

Tagesschau haber portalındaki haberde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerindeki baskının arttığına işret edildi: “Türkiye’de hayat pahalılığı giderek artıyor. Enerji ve benzin fiyatları ay başına göre ciddi biçimde arttı; örneğin doğal gaza yüzde 30 zam geldi. Bunun nedenlerinden biri Türk Lirası’ndaki değer kaybı. Diğer yandan korona pandemisi ve Ukrayna Savaşı’nın da etkileri hissediliyor. Ekonomik sorunlar nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerindeki baskı giderek artıyor. Yeni yapılan bir ankete göre AKP’nin oy oranı yüzde 30’un altına düştü. Gelecek yıl yapılması planlanan meclis ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin öne çekilebileceği konusundaki spekülasyonlar artıyor.”

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu’ndan TÜİK’e Tepki

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon rakamlarına tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Açıklamasında, “TÜİK bizimle dalga geçmeye devam ediyor.” diyen Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı;

“Çarşıda, pazarda fiyatlar sürekli artıyor, TÜİK bizimle dalga geçmeye devam ediyor. TÜİK’e göre aylık enflasyon yüzde 2,98 artmış, yıllık enflasyon ise yüzde 73,5. Siz kendinizi kandırmaya devam edin; az kaldı, sandık gelecek, bu aziz millet size gereken cevabı verecek.”

Enflasyon yüzde 73,50

Öte yandan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mayıs 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, enflasyon mayısta yüzde 2,98 arttı, yıllık bazda ise yüzde 73,50 oldu.

Bağımsız akademisyen ve ekonomistlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre, Mayıs 2022’de enflasyon yüzde 5,46 olurken yıllık enflasyon yüzde 160,76’ya yükseldi. ENAG nisan ayı enflasyon rakamlarının yıllık yüzde 156,86 oranında olduğunu duyurdu.

İstanbul’da ise perakende fiyatlar Mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 87,35 artış kaydedildi.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre bu artış 1998’den bu yana görülen en yüksek artış oldu. Aylık bazda artış ise yüzde 5,84 olarak kaydedildi. İTO verilerine göre Mayıs’ta toptan fiyatlarda yıllık yüzde 79,12; aylık olarak ise 5,76 artış oldu.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Enflasyon Yüzde 73,50

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mayıs 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, enflasyon mayısta yüzde 2,98 arttı, yıllık bazda ise yüzde 73,50 oldu.

Haber Merkezi / Ana harcama grupları itibarıyla 2022 yılı mayıs ayında en az artış gösteren ana gruplar yüzde 0,41 ile eğitim, yüzde 1,49 ile haberleşme ve yüzde 1,61 ile sağlık oldu. Buna karşılık, 2022 yılı mayıs ayında artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 6,53 ile alkollü içkiler ve tütün, yüzde 6,15 ile eğlence ve kültür, yüzde 5,47 ile lokanta ve oteller oldu.

Yıllık bazda 8 grup düştü, 4 grup yükseldi

Yıllık en düşük artış yüzde 19,81 ile haberleşme ana grubunda gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla yüzde 27,48 ile eğitim, yüzde 29,80 ile giyim ve ayakkabı ve yüzde 37,74 ile sağlık oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 107,62 ile ulaştırma, yüzde 91,63 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 82,08 ile ev eşyası oldu.

Bağımsız akademisyen ve ekonomistlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre, Mayıs 2022’de enflasyon yüzde 5,46 olurken yıllık enflasyon yüzde 160,76’ya yükseldi. ENAG nisan ayı enflasyon rakamlarının yıllık yüzde 156,86 oranında olduğunu duyurmuştu.

Türk-İş ve İTO enflasyon verilerinde artış sürmüştü

Enflasyon açısından öncü göstergeler olarak kabul edilen Türk-İş Ankara gıda enflasyonu ve İTO İstanbul perakende fiyatlar endeksi Mayıs ayında enflasyonda yükselişin sürdüğüne işaret etti. Türk-İş gıda enflasyonu yıllık bazda Mayıs’ta yüzde 107 olarak kaydedildi.

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 13,04 oranında gerçekleşti. Beş aylık değişim oranı yüzde 46,85 oranında oldu.

İstanbul’da ise perakende fiyatlar Mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 87,35 artış kaydetti.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre bu artış 1998’den bu yana görülen en yüksek artış oldu. Aylık bazda artış ise yüzde 5,84 olarak kaydedildi. İTO verilerine göre Mayıs’ta toptan fiyatlarda yıllık yüzde 79,12; aylık olarak ise 5,76 artış oldu.

Beklentilerin altında geldi

Reuters’ın 14 katılımcıyla gerçekleştirdiği ankette, mayıs ayı için yıllık enflasyonun son 24 yılın zirvesi olan yüzde 76,55’e ulaşması bekleniyor.

Bloomberg HT Araştırma Birimi’nin düzenlediği enflasyon anketine göre ise, ankete katılan 21 kurumun medyan beklentisi mayıs ayında enflasyonun aylık yüzde 4,6; yıllık yüzde 76,2 seviyesinde gerçekleşeceği yönünde oldu.

TL’de değer kaybı endişesi

Merkez Bankası’nın faiz kararları, hükümet ve TCMB’den TL’deki değer kaybını durduracak bir açıklama gelmemesi, buna ek olarak TCMB’nin döviz piyasasına müdahalede bulunmak için geçtiğimiz yıllara göre çok daha düşük döviz rezervinin bulunması TL’nin daha da değer kaybının sürebileceği endişesini yaratıyor.

Paylaşın

ENAG’a Göre Enflasyon Yüzde 160,76

Bağımsız akademisyen ve ekonomistlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) göre, Mayıs 2022’de 12 aylık tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yüzde 160 arttı. Yine ENAG’a göre TÜFE aylık bazda ise yüzde 5,46 arttı.

Haber Merkezi / Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), her ay kendi hesapladığı enflasyon oranıyla kamuoyunun karşısına çıkıyor. ENAG’ın açıkladığı enflasyon oranı ile TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranı arasındaki büyük bir makas olması ise dikkat çekiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Mayıs ayında geçen yılın aynı dönemine göre enflasyon yüzde 73,50 artarken, Mayıs ayında aylık enflasyon ise yüzde 2,98 arttı.

Veriler üretici fiyatlarındaki artış ivmesinin de devam ettiğini gösterdi. Buna göre Mayıs ayında üretici fiyat endeksi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 132,16 arttı ve rekor düzeye yükseldi. Aylık bazda üretici fiyat endeksindeki artış ise yüzde 8,76 olarak kaydedildi.

Türk-İş ve İTO enflasyon verilerinde artış sürmüştü

Enflasyon açısından öncü göstergeler olarak kabul edilen Türk-İş Ankara gıda enflasyonu ve İTO İstanbul perakende fiyatlar endeksi Mayıs ayında enflasyonda yükselişin sürdüğüne işaret etti.

Türk-İş gıda enflasyonu yıllık bazda Mayıs’ta yüzde 107 olarak kaydedildi.

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 13,04 oranında gerçekleşti. Beş aylık değişim oranı yüzde 46,85 oranında oldu.

İstanbul’da ise perakende fiyatlar Mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 87,35 artış kaydetti.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre bu artış 1998’den bu yana görülen en yüksek artış oldu. Aylık bazda artış ise yüzde 5,84 olarak kaydedildi.

İTO verilerine göre Mayıs’ta toptan fiyatlarda yıllık yüzde 79,12; aylık olarak ise 5,76 artış oldu.

Paylaşın

OECD Enflasyonu: Türkiye Ve Estonya Zirvede

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) bugün (2 Haziran) paylaştığı Nisan 2022 tüketici fiyat endeksine göre, OECD bölgesindeki yıllık enflasyon gıda ve hizmetler sektöründeki fiyat artışlarının da etkisiyle yüzde 9,2 olarak ölçüldü. Bu oran, Mart ayında yüzde 8,8’ti.

OECD bölgesinde, gıda ve enerji fiyatları hariç tutulduğunda Nisan ayı yıllık enflasyonu yüzde 6,3’tü. Mart’ta bu oran yüzde 5,9 olarak ölçülmüştü.

Rusya-Ukrayna savaşının ikinci ayına ilişkin OECD tüketici fiyat endeksi, Mart ayında yüzde 10 olan gıda enflasyonunun Nisan’da yüzde 11,5’e yükseldiğini ortaya koydu. Aynı veriler, Mart’ta yüzde 3,9 artan hizmetler sektöründeki tüketici fiyatlarının Nisan’da yüzde 4,4 arttığını gösterdi.

“Fiyat gelişmelerinin ülkeler arasında değiştiğini” ifade eden OECD, bölgedeki 33 ülkeden dokuzunun tüketici enflasyonunun Nisan’da çift haneleri gördüğünü kaydetti. Buna göre, en yüksek oranlar Türkiye ve Estonya’da görüldü. Açıklanan resmi rakamlara göre, Estonya’nın Nisan enflasyonu yüzde 18,9 iken Türkiye’nin resmi enflasyonu yüzde 70’ti.

Öte yandan, aralarında İtalya, İspanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) de aralarında olduğu beş ülkede enflasyon düştü.

ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, dün (1 Haziran) CNN’e verdiği röportajda, ülkedeki enflasyonun seyrine ilişkin geçen yıl yaptığı yorumlarda yanıldığını ifade etmişti.

Enerji ile gıda fiyatlarını artıran beklenmedik ve büyük şoklar olduğunu, ekonomiyi kötü etkileyen arz dar boğazlarının yaşandığını anlatan Yellen, ayrıca enflasyonun çok yüksek olduğunu ve düşürülmesi gerektiğini berlirtmiş, çekirdek enflasyonun düştüğünü ancak petrol fiyatlarının yüksek seyretmeye devam ettiğini kaydetmişti.

Euro bölgesi, G7 ve G20 ülkeleri

OECD’nin Nisan 2022 verilerine göre, G7 ülkelerinin yıllık tüketici enflasyonu yüzde 7,1’de sabit kaldı. Enerji fiyatları Fransa, Almanya ve İtalya’da enflasyonun temel sebebi olarak kalırken gıda ve enerji dışındaki enflasyon Kanada, ABD ve İngiltere’de fiyatları yükseltmeye devam etti.

Euro bölgesine bakıldığında, Uyumlaştırılmış Tüketici Fiyatları Endeksi (HICP) tarafından ölçülen genel enflasyon oranının Nisan’da yüzde 7,4’te sabit kaldığı görüldü. G20 bölgesindeki enflasyon ise Çin ve Hindistan’daki artışlar ile birlikte yüzde 7,9’dan yüzde 8,5’e yükseldi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Enflasyon Ve Kur Artışı Kart Harcamalarında Rekor Getirdi

Yüksek enflasyonun yarattığı alım gücü kaybı yurttaşların kredi kartı harcamalarını patlattı. Merkez Bankası verilerine göre 20 Mayıs haftası itibariyle kredi kartı harcamaları 64 milyar 59 milyon 742 bin lirayla yeni bir rekor kırarken geçen yıla göre değişim yüzde 119,2 oldu. Artış enflasyondan arındırıldığında ise bir yılda yüzde 29,25’lik yükseliş görüldü.

Reel olarak en fazla artış ise küresel emtia fiyatları ile vergi ayarlamalarına en çok maruz kalan harcama kalemlerinde yaşandı. Üst üste zam gören benzin, alkol ve bununla bağlantılı sektörlerde bir yılda reel olarak harcamalardaki artış iki katını aştı. Merkez Bankası da Finansal İstikrar Raporu’nda hanehalklarının yükümlülüklerdeki büyümede bireysel kredi kartı kullanımı öne çıktığını belirtirken 6 aylık yıllıklandırılmış kredi kartı yükümlülüklerinin yüzde 54,3 yükseldiğini ortaya koydu.

Nisan ayı itibariyle yüzde 70’e dayanan enflasyonda mayıs verisi yarın açıklanacak. Beklentiler mayısta aylık yüzde 4,8 yükseliş ile yıllık enflasyonun yüzde 76,55 seviyesine ulaşması yönünde şekilleniyor. Öte yandan İstanbul’da İTO tarafından açıklanan mayıs ayı perakende fiyat endeksi mayısta aylık yüzde 5,84 artarak yıllıkta yüzde 87,35’e yükseldi ki bu 1998 yılından bu yana görülen en yüksek seviyeye işaret ediyor. 24 yılın zirvesine çıkan enflasyonda eğlence, konut ve ev harcamalarında aylık çift haneli yükselişler dikkat çekti.

Benzin harcamalında yüksek artış

Dünya’dan Şebnem Turhan’ın haberine göre; bu yüksek enflasyon ve enflasyon beklentilerindeki bozulma da kartlı harcamaların hızla artması sonucunu doğuruyor. Merkez Bankası’nın 20 Mayıs haftası itibariyle verilerine göre benzin ve akaryakıt istasyonlarında kartlı harcamalar 5 milyar 444 milyon liraya çıktı. Geçen yılın aynı haftasına göre değişim yüzde 229,23 seviyesinde. Enflasyondan arındırıldığında ise benzin ve yakıt istasyonları için yapılan harcamalarda bir yıllık artış yüzde 93,7 ile neredeyse ikiye katlamış durumda. Hem küresel olarak petrol fiyatlarındaki yükseliş, Rusya-Ukrayna savaşının etkileri hem de artan vergiler benzin fiyatlarına sık sık zam gelmesine neden oluyor. Önümüzdeki dönemde de petrol fiyatlarındaki artışın ışığında vatandaşın bu kalemdeki kartlı harcamalarında yeni rekorlara imza atması bekleniyor.

İçkili yerlerde reel artış yüzde 950

Yine enflasyondan arındırıldığında bir yılda oldukça yüksek artış yaşanan bir diğer kalem ise içkili yerlerdeki harcamalar. 20 Mayıs itibariyle harcama tutarı 91 milyon 53 bin lira seviyesinde. Geçen yılın aynı haftasına göre değişim yüzde 1683 olurken enflasyondan arındırıldığında yüzde 948,95 harcamalarda reel bir artış olduğu görülüyor. Bu kalem hükümetin sık sık yaptığı vergi ayarlamaları neticesinde sürekli zamlarla karşı karşıya kalıyor. Mayıs ortasında yine vergisi artırılan alkollü içkilerde temmuzda ise ÖTV ayarlaması ile yeni bir zam da bekleniyor. Vatandaşın harcamalarındaki yeni rekorlar da yolda sayılır.

Havayollarına yapılan harcamalar da hem pandemi sonrası artan talep hem de maliyet artışlarının fiyatlara yansımasının etkisiyle oldukça yüksek seyrediyor. 20 Mayıs haftasında havayollarına 2 milyar 977 milyon 293 bin lira harcandı. Bunun geçen yılın aynı haftasına göre değişimi yüzde 361,8 oldu. Enflasyondan arındırıldığında havayolu harcamalarındaki reel artış yüzde 171,7 seviyesinde.

Yine yaz tatilleri ve petrol fiyatlarındaki artışın getirdiği yüksek maliyet havayolları kalemindeki harcamalarda da yükselişin süreceğini ortaya koyuyor.

Konaklama ve dışarda yemek

Konaklama harcamaları da pandemi dönemindeki kayıplar ve yüksek maliyetlerin fiyatlara yansımasıyla enflasyonun üzerinde artış yaşanan harcama kalemleri arasında yer aldı.

Merkez Bankası verilerine göre 20 Mayıs haftasında konaklama için 1 milyar 43 milyon 772 bin lira harcanırken geçen yıla göre değişim yüzde 339,4 oldu. Reel olarak harcamalardaki artış ise yüzde 158,51’e ulaşarak iki katını aştı.

Tatil sezonunun başlamasıyla da kartlı harcamalarda bu kalemde yükselişlerin devamını takip edeceğiz.

Gıda enflasyonu ve kur etkisi ile maliyetlerin yükseldiği yemek sektöründe de kartlı harcamalar geçen yıla göre yüzde 338,83 artarken enflasyondan arındırıldığında yüzde 158,2 yükseliş yaşandığı ortaya çıkıyor.

Gıda ve market alışverişinde reel artış enflasyonun altında

Vatandaşın kartlı harcamalarında çeşitli gıda ile market alışverişleri her ne kadar yeni rekorlara imza atsa enflasyondan arındırıldığında harcamalardaki yükseliş nisan ayı enflasyonunun altında kaldı. Merkez Bankası verilerine göre çeşitli gıdaya yapılan kartlı harcama yüzde 110,6 değişim gösterirken reel olarak yükseliş yüzde 23,93 oldu. Yine market alışverişlerindeki harcamalardaki değişim yüzde 106,37 oldu, reel olarak artış yüzde 21,41 olarak hesaplandı.

Elektronik eşya ve bilgisayara kartlı yapılan harcamalarda ise geçen yıla göre reel olarak azalma yaşandı. Elektronik eşya ve bilgisayara yapılan harcamalar geçen yıla göre yüzde 65,5 yükselirken reel olarak yüzde 2,65 azaldı. Giyim ve aksesuarda harcamalardaki reel artış yüzde 14,8, mobilya ve dekorasyonda yüzde 3,95, telekomünikasyon sektöründe ise yüzde 12,95 oldu.

Kredi kartı limit kullanımı 2021 sonunda yüzde 49’dan Martta yüzde 48,1’e geldi

Merkez Bankası Finansal İstikrar Raporu’nda da bireysek kredi kartı borcundaki artışın öne çıktığı belirtilirken tüketici mal ve hizmet fiyatlarında yaşanan artışların bireysel kredi kartı borç gelişiminde etkili olduğu değerlendirildi. Raporda pandemi ile birlikte nakit kullanımı azaldığı kartlı alışverişlerin arttığı ve aktif kart kullanıcılarının yükseldiği dile getirilerek şöyle denildi:

“Aynı dönemde gelir artışına dayalı yapılan kart limiti güncellemelerine bağlı olarak müşteri başına limit tutarı yukarı yönlü bir gelişim göstermiştir. 2021 Haziran ayı sonrasında daha belirgin olmak üzere kişi başı kredi kartı borç bakiyesi artmaktadır. Aşılanmanın hız kazanması ve açılma sonrası hızla artan tüketici talebi, enflasyondaki artış ve bireylerin harcama alışkanlıklarındaki değişimlerin kredi kartı bakiye gelişiminde etkili olduğu değerlendirilmektedir. Öte yandan, limit kullanım oranı 2020 yılı ikinci çeyreğinde tam kapanma etkisiyle yüzde 40,8’e gerilerken, 2021 Eylül ayında yüzde 47,5’e yükselmiştir. 2022 yılında ücretlerde yapılan güncellemelere bağlı olarak kart limitlerinde yüksek artışlar gözlenmiştir. Buna bağlı olarak limit kullanım oranı 2021 yılsonunda yüzde 49 seviyesini gördükten sonra mart ayında yüzde 48,1’e gelmiştir.”

Paylaşın

İstanbul’un Enflasyonu Son 24 Yılın Zirvesinde

İstanbul’da perakende fiyatları mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 87,35 arttı. Bu artış 1998’den bu yana görülen en yüksek artış olarak kayıtlara geçti. Alt gruplar incelendiğinde en yüksek artış tekstil sektöründe oldu.

Haber Merkezi / İstanbul Ticaret Odası (İTO), Türkiye enflasyonu için öncü gösterge olarak nitelendirilen mayıs ayı fiyat endekslerini yayımladı. Mayıs ayında perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi bir önceki aya göre yüzde 5,84, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yüzde 5,76 oranında arttı.

İstanbul’da perakende fiyatlarsa mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 87,35 arttı. İTO verilerine göre bu artış 1998’den bu yana görülen en yüksek artış oldu. Toptan Eşya Fiyatları İndeksi’ndeki artışsa yüzde 79,12 olarak gerçekleşti.

Aylık bazda perakende fiyat değişimleri

Mayıs 2022’de perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; kültür eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 12,15, konut harcamalarında yüzde 7,22, giyim harcamalarında yüzde 6,92, ev eşyası harcamalarında yüzde 6,84, gıda harcamalarında yüzde 4,97, ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde 3,79, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 3,15 artış görüldü.

Toptan eşya fiyat hareketleri

Mayıs 2022’de toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; mensucat grubunda yüzde 18,03, gıda maddeleri grubunda yüzde 7,42, yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 6,73, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 3,34, madenler grubunda yüzde 0,89, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 0,24, kimyevi maddeler grubunda yüzde 0,19 artış görüldü.

Paylaşın