Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfus işgücünde giderek daha görünür hale geliyor; 2024’te işgücüne katılım oranı yüzde 13,1’e yükseldi, erkekler yüzde 21,4, kadınlar yüzde 6,5 ile ekonomiye katkı sağlıyor.
Haber Merkezi /Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfus, son beş yılda dikkat çekici bir artış gösterdi. 2020 yılında 7 milyon 953 bin 555 kişi olan yaşlı nüfus, yüzde 20,5’lik artışla 2025 yılında 9 milyon 583 bin 59 kişiye ulaştı.
Toplam nüfus içindeki oranları ise 2020’de yüzde 9,5 iken 2025’te yüzde 11,1’e yükseldi. Yaşlı nüfusun yüzde 44,7’sini erkekler, yüzde 55,3’ünü ise kadınlar oluşturuyor.
Nüfus projeksiyonlarına göre, yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı önümüzdeki yıllarda da artacak. Ana senaryoya göre bu oran 2030’da yüzde 13,5, 2040’ta yüzde 17,9, 2060’ta yüzde 27,0, 2080’de yüzde 33,4 ve 2100’de yüzde 33,6 olarak öngörülüyor. Düşük doğurganlık senaryosunda ise 2100 yılında yaşlı nüfus oranı yüzde 42,8’e kadar çıkabilir.
Yaş grubuna göre dağılıma bakıldığında, 65-74 yaş grubundaki yaşlılar 2025 yılında yaşlı nüfusun %62,9’unu oluştururken, 75-84 yaş grubundakiler yüzde 29,3, 85 yaş ve üzerindekiler ise yüzde 7,8’lik paya sahip. 100 yaş ve üzeri yaşlı sayısı ise 8 bin 290 olarak kaydedildi.
Türkiye, dünya genelinde yaşlı nüfus oranına göre 194 ülke arasında 75. sırada bulunuyor. Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il yüzde 21,7 ile Sinop, en düşük olduğu il ise yüzde 3,8 ile Şırnak oldu.
Yaşlı nüfus, işgücünde de giderek daha görünür hale geliyor. İşgücüne katılma oranı 2020’de yüzde 10 iken, 2024’te yüzde 13,1’e yükseldi. Bu oran yaşlı erkeklerde yüzde 21,4, kadınlarda yüzde 6,5 olarak gerçekleşti.
Yaşlı nüfusun istihdam edildiği sektörler arasında tarım yüzde 56,9 ile başı çekerken, hizmetler yüzde 32, sanayi yüzde 7,7 ve inşaat yüzde 3,4 olarak dağılıyor. İşsizlik oranı ise yaşlılar arasında 2024’te yüzde 2,9 oldu.
Türkiye’de 2022-2024 yılları için doğuşta beklenen yaşam süresi genel nüfus için 78,1 yıl, erkekler için 75,5 yıl, kadınlar için 80,7 yıl olarak belirlendi. 65 yaşına ulaşan bir kişi ortalama 18 yıl daha yaşıyor; erkeklerde 16,3 yıl, kadınlarda 19,6 yıl. 75 yaşındaki bir yaşlı için beklenen yaşam süresi 11 yıl, 85 yaşındakiler için ise 5,8 yıl.
Ölüm nedenlerine bakıldığında, 2024 yılında ölen yaşlıların yüzde 39,9’u dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti. Bunu yüzde 17,2 ile solunum sistemi hastalıkları ve yüzde 14,1 ile tümörler izledi. Alzheimer hastalığından ölenlerin oranı ise yüzde 3,0 olarak kaydedildi; kadınlarda erkeklere göre daha yüksek bir orana sahip (Yüzde 3,8 vs yüzde 2,2).
Yaşlıların dijital dünyaya entegrasyonu da hız kazanıyor. 65-74 yaş grubundaki internet kullanım oranı, 2020’de yüzde 27,1 iken 2025’te yüzde 53,2’ye ulaştı. Erkeklerin internet kullanım oranı yüzde 61,3, kadınların ise yüzde 46,1 oldu.
2025 yılında Türkiye’de 26 milyon 977 bin 795 haneden 7 milyon 46 bin 560’ında en az bir yaşlı birey yaşıyor. Bu hanelerin 1 milyon 836 bin 496’sında yaşlılar tek başına yaşıyor; bu durum daha çok kadınları etkiliyor (Yüzde73,5). Tek başına yaşayan yaşlılar arasında bazıları çocuklarıyla aynı ilde ikamet etmiyor; Çankırı, bu oranla yüzde 40,9 ile en yüksek, İstanbul ise yüzde 4,1 ile en düşük orana sahip.
Yaşlı nüfusun okuryazarlık oranı 2024’te yüzde 88,4 oldu; erkeklerde yüzde 97, kadınlarda yüzde 81,5 olarak ölçüldü. Eğitim düzeyine göre ise yaşlıların yüzde 46,7’si ilkokul mezunu, yüzde 9’u yükseköğretim mezunu. Medeni duruma bakıldığında ise yaşlı kadınların yüzde 44,9’unun eşi ölmüşken, erkeklerde bu oran yüzde 10,6.
Yaşlı nüfusun yüzde 22,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor; yaşlı kadınlarda bu oran yüzde 23,6, erkeklerde yüzde 21,8.








































