Babacan’dan ‘Zamanında Niye Konuşmadın?’ Eleştirilerine Yanıt

“Zamanında niye konuşmadın?” eleştirilerine yanıt veren DEVA Lideri Babacan, “Özeleştiri diyorlar ya, işin içindeyken yapmışız. Zamanında arkadaşlarımızla beraber gidişatı değiştirmek için çok şey yaptık ama her defasında yapmak istediğimiz düzgün işleri engellemeye çalıştılar.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / “Rahmetli Özal’ın ‘Kendini uyanık zannedenlerin dalaveresi’ dediği ‘Dövize Çevrilebilir Mevduat’ uygulamasını getirip, yeni bir şeymiş gibi bugün ‘Dövize Endeksli Mevduat’ diye tekrar uygulamaya başladılar” diyen Babacan, iş başına gelir gelmez bu uygulamayı durduracaklarını belirtti.

Babacan, “Mevsimlik işçi gibi durmadan Merkez Bankası başkanını değiştirerek istikrar sağlayamazsınız. İpe sapa gelmez ekonomi teorileri deneyerek, halkımızın tertemiz dini duygularını istismar ederek güven sağlayamazsınız. Bu milleti kutuplaştırarak, bölerek, tehdit ederek istikrar sağlanmaz. İstikrarın parolası hukuktur, özgürlüktür. Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, hukukun üstünlüğüne dayanan bir sistemdir. Kararların ortak akıl ve istişareyle alındığı, sadakatin değil liyakatin işlediği bir yönetim anlayışıdır.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul’da partisinin Beşiktaş ilçe kongresinde konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Enflasyonu da faizi de kuru da tek haneli düşük seviyelere getireceğiz. Krizlerin ortağı Bahçeli’nin ortak olduğu, bir gecede 20 bankayı batıran, gecelik faizlerin yüzde 7500’leri gördüğü o 2001 krizinden ülkemizi nasıl çıkardıysak, bu krizden de çıkaran yine bizler olacağız. Şimdi daha iyisini yapacağız. Hem de çok daha güçlü bir ekiple, bu sefer DEVA kadrolarıyla yapacağız.Biz daha asıl eserimizi yazmadık. DEVA Partisi’yle bu ülkenin kaderine damga vuracağız.

Ekonomiyi tamamen dolarize edecek hatalara yuvarlandılar. Rahmetli Özal’ın ‘Kendini uyanık zannedenlerin dalaveresi’ dediği ‘Dövize Çevrilebilir Mevduat’ uygulamasını getirip, yeni bir şeymiş gibi bugün ‘Dövize Endeksli Mevduat’ diye tekrar uygulamaya başladılar. İş başına gelir gelmez ilk yapacağımız işlerden bir tanesi bu uygulamayı anında durdurmak. Tabii ki devlette devamlılık esastır, devletin sözü sözdür. Önceki hükûmetler döneminde de olsa, özellikle ekonomik alanda bazı şeylerin altına imza atıldıysa, o taahhütlerde devamlılık esastır. Tabii ki yargı yolu açıktır, idari denetim yapılacaktır, Meclis denetimi yapılacaktır. Ama yanlışların uygulanmasına, yeni yanlışlara izin vermeyiz.

Anayasa Mahkemesi kararlarına saygı duymazsanız; güven, istikrar olmaz. Kendi ülkenizde imzalanmış, adı dahi İstanbul olan uluslararası sözleşmeden bir gece yarısı keyfiniz istedi diye çıkarsanız, güven de istikrar da olmaz. AİHM kararlarına uymazsanız istikrar olmaz. Mevsimlik işçi gibi durmadan Merkez Bankası başkanını değiştirerek istikrar sağlayamazsınız. İpe sapa gelmez ekonomi teorileri deneyerek, halkımızın tertemiz dini duygularını istismar ederek güven sağlayamazsınız. Bu milleti kutuplaştırarak, bölerek, tehdit ederek istikrar sağlanmaz. İstikrarın parolası hukuktur, özgürlüktür. Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, hukukun üstünlüğüne dayanan bir sistemdir. Kararların ortak akıl ve istişareyle alındığı, sadakatin değil liyakatin işlediği bir yönetim anlayışıdır.

Hakkı yenenin hakkını iade edeceğiz. Yasakları kaldıracağız. Ekonomi yönetiminde ortak akıldan ve bilimden şaşmayacağız. Ülkemizde köklü bir eğitim ve hukuk reformu yaparak ekonomimizi büyüteceğiz. Ekonomini büyütmenin yolu sadece ekonomi politikalarından geçmez. Adaleti, hukuku yerle bir ettiyseniz, demokrasiyi işletmiyorsanız o ülkede sağlam bir ekonomiyi asla inşa edemezsiniz. İşte buna kafaları basmıyor. Üç-beş kişinin parasına para kattığı devri sona erdireceğiz, topyekûn zenginleşeceğiz.”

“Özeleştiriyi işin içindeyken yapmışız”

“2023 hedeflerine ulaşmak için neler yapmamız gerektiğini, bazı konularda adım atmazsak o hedeflerin hayal olacağını anlatmıştım” diyen Babacan, 2012 yılında düzenlenen Uludağ Ekonomik Zirvesi’nde “Böyle bir işgücü yapısıyla 25 bin dolarlık millî gelire ulaşmamız bir hayal. Bu kadar düşük bir eğitim seviyesiyle o kadar yüksek bir kişi başı düşen millî gelir mümkün değil. Gerçek anlamda hukuk devleti olamayan bir Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi olması da yine hayal.” ifadelerine yer verdiği bir konuşmasını izletti. Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hani bazıları ‘Zamanında niye konuşmadınız?’ diyor ya. Bunun gibi 50-100 tane örnek var. Bugün bir tane bakan çıksın da böyle konuşsun bakayım. Ben o gün ülkenin başbakan yardımcısı olarak konuşuyorum. Özeleştiri diyorlar ya, işin içindeyken yapmışız. Zamanında arkadaşlarımızla beraber gidişatı değiştirmek için çok şey yaptık ama her defasında yapmak istediğimiz düzgün işleri engellemeye çalıştılar.

Eğitim ve hukuk alanında adeta katliam yaptılar. Ekonomiyi geçtim, özellikle bu iki alanda tel tel dökülüyorlar. Eğitime de hukuka da ideolojik ve dar kalıplarla yaklaştılar. Sonuçta 2023 hedeflerinin hepsi hayal oldu. Ortak akıl ve istişarenin yönetimde olduğu günlerde ‘Hayaldi, gerçek oldu’ diye bir slogan vardı. Şimdi o yakalanan gerçekler, bunlar yönetimde olduğu sürece bir hayal. O eski gerçeklere bile ulaşamazlar.”

Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye tarihinde enflasyonu en düşük seviyelere indiren yönetim biziz” ifadelerini şu sözlerle yanıtladı:

“Kendisine önce ‘Bir dakika’ demek istiyorum. ‘One minute’ ayrıca gelecek, onu hep beraber sandıkta söyleyeceğiz. Öncelikle, ortak aklın işletildiği, Avrupa Birliği uyum yasalarıyla hukukun ilerletildiği, başarının istişareyle ilmek ilmek inşa edildiği dönemden artık ellerini çek. O başarılar sana ait olsaydı bugün yine yapabilirdin. Niye sen tek yetkili olduğundan bu yana enflasyon, kur, Hazine’nin borçlanma faizi, piyasa faizi durmadan artıyor? Siz dönün tek yetkili olduğunuz döneme bakın. Enflasyonu da faizi de tek haneli rakamlara indiren bizdik. Enflasyonu da faizi de kuru da çift hanelere yükselten ise sizsiniz.”

“4 yıldır aynı terane, aynı masal”

Ayrıca Erdoğan’ın 2017 yılından bu yana ‘Enflasyonu tek haneye düşüreceğiz’ dediği görüntüleri de yayınlayan Babacan şunları söyledi:

“4 yıldır aynı terane. 4 yıldır aynı masal. Her defasında ‘Enflasyonu düşüreceğiz’ diyor, her defasında enflasyon daha da artıyor. Maşallah, çok kararlı… Öyle ‘Ben kararlıyım’ demekle olmuyor bu iş. Sürekli hayal satıyor.

Bu ülkenin bir numaralı sorunu şu anda ülkeyi yönetenlerdir. İktidar kendisini iyice Beştepe’ye hapsetmiş durumda. Sokağın derdini bilmiyor. Koskoca ülkenin kaderi, Beştepe’nin etrafında kümelenen dar bir grubun günlük, anlık çıkarlarına endekslendi. Çünkü onlar kuvvetli bir lobi. Cumhurbaşkanı sadece onların sesini duyuyor. Onlar Beştepe’de sağda solda etrafta, telefonun ucunda. İstikrar deyince, ‘Koltuğumda istikrarlı bir şekilde oturayım’ diyorlar. Güvenden anladıkları da sadece kendi iktidarlarının güvenliği.”

Paylaşın

Babacan’dan ‘Ekonomik Kriz’ Yorumu: Yerli Ve Milli

Şu anda Türkiye’de yaşanılan ekonomik krizin ev yapımı, el yapımı, yerli ve milli bir kriz olduğunu belirten DEVA Partisi Lideri Babacan, “Tamamen Türkiye’yle ilgili. Türkiye’deki kötü yönetim. Başka bir sebebi de yok” ifadelerini kullandı.

Ali Babacan’ın 2002-2007 arasındaki ekonomi politikalarını Kemal Derviş’ten aldığı ve üzerinde fazla bir katkısı olmadığı iddialarına ilişkin Babacan, “Aklın yolu bir. İstişareyle, ortak akılla, bilim temelinde bir plan yaparsanız ve bunu uygulayabilirseniz iyi sonuç alırsınız” dedi.

DEVA Lideri Babacan, kendi döneminde dünyada bir ‘para bolluğu’ olduğu iddialarını da yalanlayarak, “O dönem zor şartlarda biz bunu başardık” ifadelerini kullandı.

Flu TV’de katıldığı programda İlker Canikligil’in “Ne oluyor” sorusuna Babacan, “Şu anda Türkiye’de yaşadığımız, ev yapımı, el yapımı, yerli ve milli bir kriz. Kısa özeti bu. Çünkü bu şiddette bir ekonomik krizi dünyada başka bir ülke yaşamıyor. Üstelik sebebi de tamamen Türkiye’yle ilgili. Türkiye’deki kötü yönetim. Başka bir sebebi de yok” şeklinde yanıt verdi.

Babacan’ın, 2002-2007 arasındaki ekonomi politikalarını Kemal Derviş’ten aldığı ve üzerinde fazla bir katkısı olmadığı iddialarını soran Canikligil’in sorusuna Babacan, “Aklın yolu bir. İstişareyle, ortak akılla, bilim temelinde bir plan yaparsanız ve bunu uygulayabilirseniz iyi sonuç alırsınız” diyerek cevap verdi.

AKP’nin kuruluşunda hazırladıkları ekonomi programında Derviş’in kendilerince makul gördükleri politikalarını alarak iktidarlarında uyguladıklarını belirten Babacan, önemli olanın program yazmak değil o programı uygulamak olduğunu vurguladı.

“Zor şartlarda biz bunu başardık”

Ekonomi Bakanlığı yaptığı dönemleri, Türkiye’nin tarihindeki en başarılı dönemler olarak nitelendiren Babacan, kendisi göreve geldiğinde 1.51 seviyelerinde olan dolar kurunun 1.29’a kadar gerildiğini söyleyerek, ihracatın da aynı dönemde, 36 milyar dolardan 132 milyar dolara yükseldiğini belirtti.

Bakanlık yaptığı dönemde ekonominin yükselişinde, ekonomi politikalarındaki başarıları kadar Türkiye’nin AB üyelik sürecinde gereken adamları atmasının de etkili olduğunu vurgulayan Babacan, kendi döneminde dünyada bir para bolluğu olduğu iddialarını da yalanlayarak, “O dönem zor şartlarda biz bunu başardık. Kolaydı, onun için de oldu değil” dedi.

Bakanlığı önemindeki ekonomik büyümenin borçlanarak gerçekleştiği eleştirileri kendisine yöneltilen Babacan, “Milli gelirin borca oranına bakmak lazım. Ben geldiğimde kamu borcu yüzde 74’tü. Bıraktığımda yüzde 27’ye indi” diye konuştu.

Programa katılan gençlerden Hava Ulaş, ülkede yaşanan ekonomik sorunların kendi yaş grubunda bir belirsizlik yarattığını ve birbirlerine “Ne yapacağız” sorusunu sorduklarını belirtti. Babacan’ın ve partisinin vaadettiği kalkınma programlarının kendi nesillerini kurtarıp kurtarmayacağını soran Ulaş’a, Babacan, yine kendi bakanlığı dönemine atıfta bulunarak, “Sekiz tane kriter var, bu kriterleri uyguladığınızda, çok çabuk düzeliyor ekonomi. Bu ülkenin sorunlarının köküne indiğinizde ‘iyi yönetim’ var” diyerek cevap verdi.

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan’a Dikkat Çeken ‘Köpük’ Yanıtı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Kurdaki köpüğü aldık, enflasyondaki köpüğü de alacağız” sözlerine yanıt veren DEVA Partisi Lideri Babacan, “Bu köpüğü üreten kim, görmek lazım. 2015 yılında tüketici enflasyonunu yüzde 7’yle devretmişiz. Bugün makyajlanmış rakamı yüzde 36, gerçek yüze 80. ÜFE devrettiğimizde yüzde 6’ymış. Bugün TÜİK’in açıklamak zorunda kaldığı rakam yüzde 80. 2015’te hazinenin borçlanma faizi yüzde 10. Bugün beş yıllık tahvilde yüzde 25’in üstünde borçlanıyor. Kötü olan ne varsa hepsi köpürtülmüş durumda.” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Kuru da enflasyonu da kendisi köpürttü. ‘Erdoğan konuşurken kur çıkıyor’ demesinler diye Merkez Bankası’nın arka kapısından, gece yarısı cayır cayır dolar sattılar. Yani önce doları köpürtüyorlar, sonra da o köpüğü almak için milyarlarca dolar harcıyorlar. Aynı 130 milyar doları yaktıkları gibi, 20 Aralık haftasında, 9 milyar doları daha yaktılar. Hiç acımadılar. İnsafsızca, gizli saklı, cayır cayır yaktılar.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Cumhurbaşkanı’nın temel hak ve özgürlüklerden haberi yok. Sokağa çıkanlara 15 Temmuz’daki gibi ders verecekmiş. 15 Temmuz’da dersini alanlar darbecilerdi. Ders verenler de demokrasimize sokaklarda sahip çıkan vatandaşlarımızdı. Hiç kimse o kıymetli mücadeleyi böyle günlük siyasetle kirletmeye kalkmasın. Ama varsa yoksa tehdit. Sayın Erdoğan sizin maksadınız nedir? Bu ülkenin insanlarını ayrıştırmaktan, kutuplaştırmaktan bıkmadınız mı? Huzursuzluktan beslenmek yetmedi mi? Gece yarısı kararname imzalamaktan artakalan zamanda artık kabadayılığa mı başladınız?

Kimsenin sokağa çıktığı yok. Gölge boksu yapıyor. Zihninde hayali düşmanlar üretmiş. Onlarla oyalanıyor. Dahası, 15 Temmuz’da demokrasiyi korumak adına sokağa çıkarak canını feda eden halkımıza haksızlık ediyor. Sayın Erdoğan’a demokrasilerde, barışçıl protestoların anayasal bir hak olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bir ara Anayasayı tekrar okumasını, sakin olmasını tavsiye ediyorum. Niyetiniz bu ülkede karışıklık çıkartıp bundan nemalanmaksa, boşuna uğraşmayın. Bu millet tuzağınıza düşmez.

“Şimdi de arka kapıdan para mı basıyorsunuz?”

30 Aralık gecesi Merkez Bankası bilançosunda 70 milyar TL zarar görünüyordu. 31 Aralık bilançosunu açıkladılar, bir günde 60 milyar kara geçmiş. Bir günde 130 milyarlık kalem oynattılar. Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz? Eğer Merkez Bankası’ndan Hazine’ye doğrudan para transferi için bunu yaptıysanız, bunun adı karşılıksız para basmaktır. Arka kapıdan döviz satışına alıştınız, şimdi de arka kapıdan para mı basıyorsunuz? Bir ülkenin parasının değeri, para basma yetkisine sahip olan Merkez Bankası’nın namusuna teslim edilmiştir. 30 Aralık gecesi 70 milyar lira zararda olan Merkez Bankası bir günde nasıl 60 milyar kâra geçti? Çıkın açıklayın. Kaçamazsınız, yakalarız. Er geç ortaya çıkar.

Babacan’ın gündeminde Erdoğan’ın “Kurdaki köpüğü aldık, enflasyondaki köpüğü de alacağız” sözleri de vardı. 2015 yılındaki enflasyon oranlarını ve hazine faizini güncel verilerle kıyaslayan Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu köpüğü üreten kim, görmek lazım. 2015 yılında tüketici enflasyonunu yüzde 7’yle devretmişiz. Bugün makyajlanmış rakamı yüzde 36, gerçek yüze 80. ÜFE devrettiğimizde yüzde 6’ymış. Bugün TÜİK’in açıklamak zorunda kaldığı rakam yüzde 80. 2015’te hazinenin borçlanma faizi yüzde 10. Bugün beş yıllık tahvilde yüzde 25’in üstünde borçlanıyor. Kötü olan ne varsa hepsi köpürtülmüş durumda.

“Önce doları köpürtüyor, sonra köpüğü almak için milyarlarca dolar harcıyorlar”

Kuru da enflasyonu da kendisi köpürttü. ‘Erdoğan konuşurken kur çıkıyor’ demesinler diye Merkez Bankası’nın arka kapısından, gece yarısı cayır cayır dolar sattılar. Yani önce doları köpürtüyorlar, sonra da o köpüğü almak için milyarlarca dolar harcıyorlar. Aynı 130 milyar doları yaktıkları gibi, 20 Aralık haftasında, 9 milyar doları daha yaktılar. Hiç acımadılar. İnsafsızca, gizli saklı, cayır cayır yaktılar.

Memuru, emekliyi azıcık düşünüyorsanız; maaş zamlarında TÜİK’in açıkladığı rakamları dikkate almayın. Onlar gerçek değil. Gerçek enflasyonu baz alın. Sadece önceki yılın enflasyonunu telafi etmekle kalmayın, maaşları 2022’nin tamamına ilişkin gerçekçi bir enflasyon beklentisine göre arttırın. İlgili sendikayla yaptığınız 6. toplu sözleşmeyi de derhal yırtıp, Beştepe’de gördüğünüz ilk çöp kutusuna atın. Toplu sözleşmeyi derhal güncelleyin.

“2023 hedefi mi kaldı?”

Utanmadan hâlâ 2023 hedeflerinden bahsediyorlar. 2023 hedefi mi kaldı? Daha burnunuzun ucunu göremiyorsunuz. Hangi 2023’ten bahsediyorsunuz? Ortak akıl ve istişare varken, yönetim emin ellerdeyken cumhuriyetimizin 100. yılında kişi başı milli geliri 25 bin dolar olarak belirlemiştik. İhracatta 500 milyar dolar hedef koyduk. Dün, ‘2021’de 220 milyar dolara geldik, rekor’ diye açıklıyor. Çizdiğimiz rotadan sapılınca, hukuktan eğitime kadar her alan dökülünce 25 bin dolar hedefi hayal oldu. Önce ‘12 bin dolar’, arkasından ’10 bin 700’ dediler. Durum ne? 8 bin dolarlara civarında. Kendilerine tavsiyem var. Siz en iyisi plan açıklamayın. Hiçbir planınız tutmuyor.

Erdoğan sebep; yüksek faiz, yüksek enflasyon sonuç. Kendisi çaresizlik içinde kumanda panelindeki tüm tuşlara rastgele basıyor. Bu sebeple ülkeyi toparlanamıyor. Bu iktidar iş başında olduğu sürece yapamayacaklar. Çünkü çözümü başka yerlerde arıyorlar. Çözüm, sisteme format atmaktan geçiyor. Çözüm, sisteme format atıp, özgür ve demokratik bir hukuk devletini kurmaktan geçiyor.”

Paylaşın

Babacan: İktidar Artık Hiçbir Şey Vermiyor, Sadece Kepçeyle Alıyor

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı enflasyon verilerine siyasi liderlerden sert tepkiler gelmeye devam ediyor. DEVA Partisi Lideri Babacan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Ama iktidar artık hiçbir şey vermiyor, sadece kepçeyle alıyor.” dedi.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından; açıklanan enflasyon oranlarına tepki gösterdi. Babacan, şu ifadeleri kullandı:

“Rakamları Ayarlama Enstitüsü, nam-ı diğer TÜİK, enflasyon oranını açıkladı. Yeni yılın ilk sabahı uyandığımız zamların yakınından bile geçmiyor. Daha evvel çay kaşığıyla verip kepçeyle alıyor demiştim. Ama iktidar artık hiçbir şey vermiyor, sadece kepçeyle alıyor.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıdaroğlu, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“TÜİK yıllık tüketici enflasyonunu yüzde 36,08 seviyesinde ilan etti. Makyajladıkları rakamlarda bile üretici enflasyonu yüzde 80’e dayanmış. Bu daha az üretim, daha fazla hayat pahalılığı demek. Ey Saraydaki ekonomi dehası, dokunduğun her şeyi eline yüzüne bulaştırdın!

Bu arada metal sanayicileri, emekçilere %17 zam teklif etmişsiniz. Bu TÜİK’ten bile beter teklifinizi not ettik. Köleniz değildir emekçiler, bu gayriciddi tavrınızdan hemen vazgeçin ve emekçilerin alın terlerinin karşılığını verin. Pazarlıkları yakından izliyoruz, bilginiz olsun.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarını yorumladı. Davutoğlu şunları söyledi;

“Hani faiz sebep, enflasyon neticeydi? Mızrak çuvala sığmıyor; TÜİK bile yıllık enflasyonu %36 açıklıyor, gerçek enflasyon ise bunun iki katından fazla. Acilen dünyada eşi benzeri olmayan cahil ekonomi deneyinize son verin. Derdimiz Geçim, Çözüm Seçim.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, TÜİK’in enflasyon verilerine ilişkin olarak, “İktidarın sebep olduğu yıkımı artık TÜİK bile perdeleyemiyor!” değerlendirmesini yaptı.

SP Lideri Karamollaoğlu Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “İktidarın sebep olduğu yıkımı artık TÜİK bile perdeleyemiyor! TÜİK’in sipariş usulü hazırladığı verilere göre dahi; 20 yılın en yüksek enflasyonunu gördük. İktidarın 85 milyon üzerinde yaptığı ekonomi deneyi, ülkemizi uçuruma sürüklüyor! Bu akıl dışı ekonomik deney bir kez daha göstermiştir ki; Ak Parti sebep, yüksek enflasyon sonuçtur!” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Ali Babacan ‘Millet İttifakı’na Katılma Şartını Açıkladı

Millet İttifakına katılmasının ön koşulunu açıklayan DEVA Partisi Lideri Babacan, “Geçiş sürecinde anlaşalım, nasıl işleyeceğine karar verelim, bu geçiş sürecine göre nasıl bir aday profili gerekiyor, onu da konuşalım. Eğer bu konularda da ortaklaşabiliyorsak, belki ittifak konusunu o noktada değerlendirmek mümkün olabilir” dedi.

Geçiş süreci mutabakatını çok önemsediklerini vurgulayan Babacan, “geçiş sürecinde ihtilaf çıkabilir endişesi” nedeniyle henüz herhangi bir ittifak içinde yer almadıklarını söyledi. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın da aralarında bulunduğu bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Babacan, “Liderler olarak aranızda aday konuşuyor musunuz?” sorusuna şöyle cevap verdi:

“Hayır, hiç. Biz ittifakta değiliz ki henüz. Bizim şu anda asıl önemsediğimiz konu geçiş süreciyle ilgili çalışma. Biz kendi içimizde başladık. Parlamenter sistem bitti ama birinci seçimle parlamenter sisteme geçiş arasındaki süreç nasıl işleyecek? Orada da farklı senaryolar var. Mesela ‘Parlamenter sistem istiyorum’ diyen partilerin milletvekili sayısı 300 ile 360 arasında kalabilir. Cumhurbaşkanı da seçildi, ne olacak? (Milletvekili sayısı) 360-400 arasında olabilir, 400’den fazla olabilir. Ve her senaryoda, tam yetkili seçilen cumhurbaşkanının o yetkileri kullanırken istişareyle ‘Parlamenter sistem istiyorum’ diyen partilerle beraber konuşa konuşa o yetkiyi kullanmasını nasıl sağlayacağız? Bunların hepsinin çalışılması gerekiyor ve bunun da ortak bir çalışma olması gerekiyor. Geçiş sürecinin şekli üzerinde mutabakat olduktan sonra, mutabakatın ruhuna uygun nitelikte bir cumhurbaşkanı adayı arayışı gerekiyor. Geçiş sürecinde anlaşalım, nasıl işleyeceğine karar verelim, bu geçiş sürecine göre nasıl bir aday profili gerekiyor, onu da konuşalım. Eğer bu konularda da ortaklaşabiliyorsak, belki ittifak konusunu o noktada değerlendirmek mümkün olabilir.”

“Geçiş süreci ile ilgili ayrı bir görüşme trafiği başlayacak”

Babacan, geçiş süreci planı ile ilgili henüz bir takvim oluşturulmadığını belirterek “Geçiş süreci ile ilgili ayrı bir görüşme trafiği başlayacak. Ama bir takvim yok henüz. Çünkü takvim de tehlikeli. Ben de parlamenter sistemle ilgili dedim, takvim konuşmayalım. İki hafta takvim şaşsa, Cumhurbaşkanı, ‘Bak bunlar beceremedi, edemedi’ gibi neler neler söyler” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi lideri, geçiş sürecine ilişkin mutabakat konusunda bir netlik sağlanmadan aday ismi söz konusu olmayacağını, bunun kendileri için bir ön koşul olduğunu vurgulayarak “Tabii her partinin kendi tercihi olabilir. Aday da öyle ittifak da öyle. Tabi şu da önemli; ittifak sadece seçim için mi, seçimden sonra herkes kendi yoluna mı, yoksa seçim için kurulacak ittifak seçimden sonra bir koalisyon, ortaklık olarak devam edecek mi? Eğer öyleyse oturup bir de koalisyon protokolü hazırlamak gerekecek. Başlık başlık, mesela dış politika; eğitim sistemi nasıl olacak? Seçimden sonra muhalefet olarak devam edeceğiz diyorsak, bunlara hiç gerek yok uğraşmayalım. Ama eğer seçimden sonra beraber yönetme ruhuyla devam şeklinde ittifak olacak ise o zaman oturup politikaları ortaklaştırmak gerekir. Bazen ‘Çok ihtiyatlısınız’ diyorlar ama öyle değil. Biz planlı programlı gitmek istiyoruz ve söz verince tutmak istiyoruz” diye konuştu.

“İttifakın ortak aday çıkarması önemli”

“Seçim ilk turda alınmalı” diyenler var. Ortak aday mı, herkes kendi adayını mı çıkarmalı? sorusuna Babacan şu şekilde cevap verdi;

Eğer bir ittifak olursa, ittifakın ortak aday çıkarması önemli. Bir önceki seçimde öyle olmadı. İttifak oldu ama ortak aday çıkarılamadı. Ama herkes oradan biraz dersini aldı herhalde. Biz ittifak içinde olmadığımız için dışarıdan rahat konuşuyor olabiliriz. Onun için biraz ittifaktaki partilere sormak lazım belki.

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan’ın ‘Nankör’ Sözlerine Yanıt

Partisinin 1. Olağan Ankara İl Kongresinde konuşan DEVA Lideri Babacan, “Sayın Erdoğan’ın siyasi hayatının finali, 84 milyon için umuda açılan yeni bir başlangıç olacak. Özgürlüklerin Türkiye’si ellerimizde yükselecek.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Atatürk Spor Salonu’nda düzenlenen 1. Olağan Ankara İl Kongresinde konuştu. Babacan, DEVA Partisi’nin üye sayısının 100 bini geçtiği bilgisini paylaştı. Konuşmasında 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile Erdoğan’ı karşılaştıran Babacan’ın gündeminde Erdoğan’ın ‘nankör’ sözleri ve rövanşizm tartışmaları vardı.

Erdoğan’ın “Rahmetli Özal Türk lirasının onurunu kurtarmıştı. Şimdi biz de aynısını yapıyoruz” sözlerini Özal döneminde yayınlanan çeşitli gazete kupürlerini göstererek yanıtlayan Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan, lafa gelince, Özal’ı dilinden düşürmüyor. Çünkü rahmetli Özal’ın milletimizin gönlündeki yerini çok iyi biliyor ve onu ha bire istismar ediyor. İcraata bakıyoruz, tam tersini yapıyor. Hani bir deyim var ya, Özal gitmiş Mersin’e, Erdoğan gidiyor tersine. Rahmetli bu olanları görse, 2021 yılının Erdoğan’ını herhalde sopayla kovalardı. ‘Ne yapıyorsun, hiç ders almadın mı?’ derdi.

“Özal AİHM yolunu açmış, Erdoğan ‘kararlara uymayın’ diyor”

Özal deyince herkesin aklına orta direk geliyor. ‘Hedefimiz orta direğin güçlenmesidir’ diyor. Erdoğan, son yıllarda o orta direği yıktı. Tarihe böyle geçecek. Rahmetli Özal, basın özgürlüğünü savunurken ‘Yanlış haber de yapsalar, hakaret de etseler kızmam’ diyen güleç bir insandı. Erdoğan, Türkiye’yi basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 153. sıraya geriletti. Gazetecilere davalar, cezalar, mobbingler, işten kovdurtmalar… Özal, vatandaşlarımızın AİHM’ye gidip hakkını arayabilsin diye yol açmış. Hatta biz de 2010 yılında, bu toplumun %58’inin onayıyla, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun yolunu açtık. AİHM karar alıyor, Erdoğan bizim mahkemelerimize dönüp ‘Uymayın, yapmayın’ diyor. Bu yüzden Türkiye tarihinde ilk defa yaptırım sürecine girdi.

Erdoğan, Özal’ı bilmiyor ama iktidarın rotasını çizdiğini söyleyen Perinçek gayet iyi biliyor. ‘Turgut Özal ne dediyse tersini yapacağız. Onların hepsi çöplük’ diyor. Halkın desteğiyle siyaset yapamayan, Ankara’nın karanlık dehlizlerinde iktidara rota çizen birisi, çıkmış, rahmetli Özal’a çöplük muamelesi yapıyor. Sizin haddinize mi? Zerre kadar kıymeti yok bunların. Sayın Erdoğan’a sesleniyorum. 28 Şubatçılarla, mafya-çete dostlarıyla aynı gemidesiniz. Bu karanlığı hep beraber el ele verip sonlandıracağız. Erdoğan-Bahçeli-Perinçek troykasının ülkemizi içine soktuğu bu bunalımdan kurtaracağız. DEVA Partisi olarak, Türkiye’deki dönüşümün asli unsuru olacağız.

Erdoğan’ın bir yıldır yaptığı bazı konuşmalarını izleten Babacan, Erdoğan’ın ‘Birileri iş yok diyor, nankör bunlar’ ifadelerine şu sözlerle tepki gösterdi:

“Cumhurbaşkanı artık halkla arasına uzun ve yüksek bir duvar ördü. Halkı unuttu. Eskiden ‘Ankara’da Keçiören’de bir dairede oturuyor’ derlerdi. Şimdi kendisini Beştepe’ye hapsetti. Bir tek komşusu yok. Biz her gün sokaklardayız, ‘Evime ekmek götüremiyorum’ diyen yüzlerce vatandaşımızla her gün karşılaşıyoruz. Ben, zamanında Erdoğan’la beraber, 3Y ile, yasaklarla, yoksullukla ve yolsuzluklarla mücadelenin parçası olmuş bir arkadaşınızım. Zaman zaman anlaşmazlıklar yaşasam da benim o ilk yıllarda birlikte çalıştığım kişi böyle biri değildi. ‘Açım’ diyene, ‘işsizim’ diyene nankör denir mi? Hâlâ Keçiören’de o apartman dairesinde oturuyor olsa bu ifadeleri kullanabilir mi? Bulunduğu makamı borçlu olduğu bu millete yoksulluktan şikâyet ettiği zaman ‘Nankör’ diyor. Yazık, çok yazık.

Bu millete nankör diyecek kadar ileri giden Erdoğan’ın, siyasi hayatının finalinde tercih ettiği bu yalnızlığa, bu çaresizliğe gerçekten üzülüyorum. Ama kendisinin bu ülkeyi düşürdüğü duruma daha çok üzülüyorum. Bu ülkenin vatandaşlarının çektiği sıkıntılara, yokluğa, yoksulluğa, adaletsizliğe, hukuksuzluğa daha da çok üzülüyorum. Merak etmeyin. Sayın Erdoğan’ın siyasi hayatının finali, 84 milyon için umuda açılan yeni bir başlangıç olacak. Özgürlüklerin Türkiye’si ellerimizde yükselecek.

Bu topraklarda var olduğumuz müddetçe, rövanşist tutumlara asla izin vermeyeceğiz. Türkiye’yi nöbetleşe zorbalık sarmalından çekip kurtaracağız. Hiç kimsenin örgütlenme özgürlüğünü elinden almayacağız. Kamuda çalışan hiç kimse haksızca işini kaybetmeyecek. Eğitimde katsayı uygulamasıymış şuymuş buymuş… Bunlar tarihin utanç sayfalarında yerini almış uygulamalar. Raflardan indirmeye çalışanların karşısına dikileceğiz. Türkiye’de hiçbir kadın, bir daha asla, giyimi sebebiyle baskıya, ayrımcılığa, haksızlığa maruz kalmayacak. Çünkü artık DEVA Partisi var.

“Kendilerine emeklilik planı yapsınlar, korku filmi bitiyor”

Hiçbir hakkın çiğnenmesine göz yummayız ama bir yerde ayrıcalık, torpil vesaire görürsek hesabını sorarız ve soracağız. DEVA iktidarında huzurunu kaçıracaklarımızın kısa bir listesini sayacağım. Devlet ihalelerini peşkeş çekenlere, haksız rekabet ortamında zenginleşenlere bizden huzur yok. Hukuk işleyecek. 5 yerden maaş alanlara, 1 liralık malı devlete 10 liraya satanlara, milletin vergilerinden haksız kazanç elde edenlere huzur yok. Devletin valisini, kaymakamını, polisini, memurunu baskı altına alan yereldeki derebeylerine huzur yok. Kayırmacılığı, adaletsizliği, haksızlığı, hukuksuzluğu, yağmacılığı yapanlara huzur yok. Onlar şimdiden kendilerine emeklilik planı yapsınlar. Özellikle son 5 senedir Türkiye’ye yaşatılan bu korku filmi bitiyor. Siyasi fikri yüzünden, etnik ya da dini kimliği sebebiyle veya yaşam tarzı bahanesiyle, dışlanmış herkesin maruz kaldığı ayrımcılığı derhal sona erdireceğiz. Hakkı yenenin hakkını iade edeceğiz. Türkiye’nin sahipsiz olmadığını dünya aleme göstereceğiz.

Sizleri, tüm ülkemizi, yepyeni bir birlikteliğe davet ediyorum. Farklı fikirlerden kaçmayan, konuşmaktan korkmayan hür bir Türkiye’ye davet ediyorum. Hukuku, adaleti, demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri esas alan, yeni bir toplumsal sözleşme yapmaya davet ediyorum. Üreten, zenginleşen, yüksek katma değerli ürünlerini dünyaya ihraç eden, dünyanın yıldızı olacak bir Türkiye’ye davet ediyorum. Uluslararası toplumda saygın, güven oluşturan, sözüne tüm cihanın itibar ettiği bir Türkiye’ye davet ediyorum.”

Paylaşın

Buldan, Sancar Ve Babacan’dan Ortak Basın Açıklaması

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı, partisinin genel merkezinde ziyaret etti. Buldan, Sancar ve Babacan gerçekleştirdikleri görüşme sonrasında erken seçim çağrısı yaptı.

Haber Merkezi / Görüşmede gündeme gelen iki ana konudan birinin Türkiye’deki ekonomik kriz olduğunu söyleyen Buldan, “Türkiye toplumumun beklentisi doğrultusunda ülkenin hemen bir erken seçime gitmesi, yeni bir yönetimsel ve demokratik anlayışa kapıların açılması gerektiğini savunuyoruz” dedi.

Sancar da, “Toplumsal barış, demokrasiye giden yolun en sağlam kapısıdır. Toplumsal barışı sağlayacak olan da farklılıklarla bir arada istişare etme kültürünü, geleneğini ve iradesini ortaya koymaktır. Bundan önce iki parti ile (Saadet Partisi ve Gelecek Partisi) görüşmelerde bunu vurgulamıştık. DEVA Partisi ile bu konuda büyük bir mutabakat ve fikir birliği içinde olduğumuz görmekten son derece memnunuz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin “her alanda derin krizler” yaşadığını söyleyen Babacan, “Bu krizlerin derinliğine ve sebeplerine baktığımızda, kök sebeplerine baktığımızda kötü yönetimi görüyoruz. Kötü yönetim sadece sistem meselesi de değildir. Evet, ülkemizin bir an önce güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmesi gerekiyor. Ama aynı zamanda yönetim zihniyetinin değişmesi ve topyekün bir iktidar değişikliği de gerekiyor. Bu da ancak seçimle mümkün” dedi.

Pervin Buldan: Türkiye bir felakete doğru sürükleniyor

Bugün HDP olarak DEVA Partisindeyiz. Ev sahipliği yaptıkları için kendilerine teşekkür ediyoruz. MYK toplantımızda aldığımız karar doğrultusunda siyasi partileri ziyaret ediyoruz. Geçen hafta Saadet Partisini, dün Gelecek Partisini öğleden sonrada CHP’yi ziyaret edeceğiz. Çok önemli bir toplantı gerçekleştirdiğimizi ifade etmek istiyorum. Başta ekonomik kriz olmak üzere çoklu krizlerin olduğu bir ortamda bu görüşmelerin önemli ve kıymetli olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Türkiye bir felakete doğru sürükleniyor. Bu gidişatta muhalefet partileri olarak üzerimizde büyük bir sorumluluk olduğu hissiyatımız var ve bu nedenle de bu görüşmeler devam edecek.

Bugünkü görüşmemizde iki ana tema üzerinde durduk. Birincisi ekonomik krizdi. Bugün Türkiye’yi çok derinden sarsan, derin yoksulluğun yaşandığı bu ekonomik krize nasıl bir çare bulabiliriz muhalefet partileri olarak, bunu konuştuk. Elbette bu çarenin vazgeçilmez unsuru olarak bir erken seçimin olması gerektiğini bugün DEVA Partisi ile de konuştuk. Erken seçim çağrımızı bir kez daha yinelemek istiyoruz. Türkiye toplumumun beklentisi doğrultusunda ülkenin hemen bir erken seçime gitmesi, yeni bir yönetimsel ve demokratik anlayışa kapıların açılması gerektiğini savunuyoruz. Bu konuları bugün istişare ettik. Bu görüşmelerin devam edeceğini tekrar etmek istiyorum.

Mithat Sancar: Amaç ittifakları tartışmak değil çözüm için ortak irade yaratmaktır

Bizi ağırladıkları için DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan heyetine ben de teşekkür etmek istiyorum. Pervin Başkanın da belirttiği gibi temel gündem konuları ekonomik kriz ve çıkış yollarıydı. Bununla bağlantılı olarak pek çok bağlantılı başlığı da ayrıntılı olarak istişare ettik. Bu görüşmelerde amaç muhalefet partileri arasında istişare ve diyalog yollarının işlemesini sağlamak, teşvik etmektir. Çünkü karşımızda her türlü yöntemle iktidarını sürdürme hesabı yapan bir anlayış var. Böyle bir anlayışa karşı da demokratik mekanizmaları işletmekte kararlı olduğunu gösterecek büyük bir muhalefet blokuna ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

Amaç burada ittifakları tartışmak değil sorunlar karşısında ortak iradeyi ortaya çıkaracak mekanizmaları işletmektir. Bu iktidarın ayakta kalma stratejileri arasında ayrıştırma ve kutuplaştırma olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Buna karşı etkili yöntem ise diyalog, müzakere ve istişare mekanizmalarını yerleştirmek ve yaygınlaştırmaktır. Şu an yaşadığımız temel sorunların kaynadığında iktidarın bu yıkıcı anlayışı yatmaktadır. Bunun karşısında yapıcı yaklaşım en önemli çıkış çaresidir. HDP olarak bu konuda üzerimize düşeni yerine getirmek için bu görüşmeleri başlattık. Ayrıştırma politikalarına karşı daha çok diyalog, düşmanlaştırmaya karşı daha çok demokrasi önerimizle partilerle görüşmelerimizi sürdüreceğiz.

Toplumsal barış, demokrasiye giden yolun en sağlam kapısıdır. Toplumsal barışı sağlayacak olan da farklılıklarla bir arada istişare etme kültürünü, geleneğini ve iradesini ortaya koymaktır. Bundan önce iki parti ile görüşmelerde bunu vurgulamıştık. DEVA Partisi ile bu konuda büyük bir mutabakat ve fikir birliği içinde olduğumuz görmekten son derece memnunuz. Bu ruh halinin, bu umut havasının yerleşmesine katkıda bulunmak için hepimize büyük görevler düşüyor. Sorumluluklarımızı yerine getirmek konusunda diyalogun büyük faydası olduğunu düşünüyorum. Tekrar Sayın Babacan ve DEVA Partisine teşekkür etmek istiyorum.

Ali Babacan: İktidar kriz üretiyor, iktidarın değişmesi lazım

Ben de teşekkür ediyorum. Maalesef ülkemiz çoklu kriz ortamından geçiyor. Hemen her alanda derin krizler yaşadık, yaşıyoruz. Son birkaç yıldır ekonomik kriz, işsizlik, yoksulluk halkımızın gündeminde ön sıralarda olsa da ülkemiz derin bir adalet ve hukuk krizinden, derin bir demokrasi krizinden geçmekte. Dış politikadan tutun eğitime kadar her alanda krizler yaşıyoruz. Bu krizlerin derinliğine ve sebeplerine baktığımızda, kök sebeplerine baktığımızda kötü yönetimi görüyoruz. Kötü yönetim sadece sistem meselesi de değildir. Evet, ülkemizin bir an önce güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmesi gerekiyor. Ama aynı zamanda yönetim zihniyetinin değişmesi ve topyekün bir iktidar değişikliği de gerekiyor. Bu da ancak seçimle mümkün.

Son derece zor şartlardan geçiyoruz, sıkıntılar büyük ama biz DEVA olarak çözümleri de bir o kadar kolay görüyoruz. Daha önce de açıkladık; ilk adımı mutlaka özgürlüklerle başlatmak gerekiyor. Yani ülkemizdeki basın ve ifade özgürlüğünü, sivil toplum, meslek örgütleri üzerindeki baskıların kalkmasını ülkenin sorunlarının çözülmesindeki ilk adım olması gerektiğini düşünüyoruz. Kurumsal yapılar örselenmiş durumda. Hukuk tanımayan bir yönetim zihniyeti var. Kurumları önceleyen ve kural bazlı hukuka bağlı bir yönetimle ülkenin idare edilmesi gerekiyor. Bu konuda çalışıyoruz, hazırlanıyoruz.

Bu süreç içerisinde siyasi partilerle yakın bir diyalog ve istişare içerisindeyiz. Özellikle güçlendirilmiş güçlendirilmiş parlamenter sistem isteyen siyasi partilerle daha yakın bir istişare içerisindeyiz. Bu çerçevede HDP Eş Genel Başkanları Sayın Buldan, Sayın Sancar ve çalışma arkadaşlarıyla hem mevcut ekonomik krizle ilgili konuları değerlendirdik hem kendilerini üzerinde çalıştığımız güçlendirilmiş parlamenter sistemin gelmiş olduğu aşama ile ilgili bilgilendirdik. Bu konularda kendilerinin değerli görüşlerinden de çok istifade ettik. Bu ziyaret nedeniyle kendilerine teşekkür ediyorum. Bu diyalogun süreceğini ifade etmek istiyorum. Katıldığınız için sizlere teşekkür ediyorum.

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Soros’ İddiası

Partisinin Osmaniye il kongresinde konuşan Babacan, “Mesele Soros değil. Haftanın düşmanı panosu. Oraya kimi koyuyorsa o hafta o düşman oluyor. Soros dese ‘para getireyim’, hemen dost olur. Daha önce BAE için hain demiyor muydu? Sonra ne oldu veliaht prens geldi devlet töreniyle karşıladı. ‘Denize düşen yılana sarılır’ diyorsan açıkla. Paraya çok ihtiyacın varsa açıkla. 5 yıl boyunca 84 milyon insanı bu ülkeye düşman belletin.” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Sırf Sayın Erdoğan’a sahte zafer yaratmak için ne yaptılar? Merkez Bankasına arka kapıdan döviz sattırdılar. Kendi vatandaşını dövizle borçlandırıyor. Bu yarınlara ipotek koymaktır. Erdoğan nas diye diye finansal sisteme baltayla, kazmayla dalmadan önce, dolar kuru 8,30 idi. Türk lirasının esamesi okunmuyor. Türk lirası kazanıp, Türk lirası harcayan vatandaşlar olarak, her gün batıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Babacan, konuşmasında, kur korumalı TL mevduatlarıyla ilgili olarak, “Faiz ödemelerini direkt döviz kuruna bağladı. Bu, ta 1970’lerin hatalı uygulaması. Özal bunu hayatımızdan çıkarmıştı. Özal’ın ‘büyük hata’ dediği, ‘inşallah bir daha olmaz’ diyerek uyardığı, 1970’lerin berbat bir ekonomi modelini aldınız, 2021 Türkiye’sine yeni bir şeymiş gibi sunuyorsunuz.” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Osmaniye’de partisinin il kongresinde gündeme dair açıklamalarda bulundu Babacan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle;

“Faiz ödemelerini direkt döviz kuruna bağladı. Bu, ta 1970’lerin hatalı uygulaması. Özal bunu hayatımızdan çıkarmıştı. Sayın Erdoğan’a seslenmek istiyorum. Bu hafta başında yaptığınız açıklamalar Özal’ın kemiklerini sızlattı. Özal’ın ‘büyük hata’ dediği, ‘inşallah bir daha olmaz’ diyerek uyardığı, 1970’lerin berbat bir ekonomi modelini aldınız, 2021 Türkiye’sine yeni bir şeymiş gibi sunuyorsunuz. Bu hatalı kararla yarınlarımıza ne denli büyük bir yük bırakılacağını şu an hesap dahi edemiyoruz.

Mevduat sahibi kişiler gidip dövizini Türk lirasına çevirdi mi? BDDK verilerine baktığımızda, o iki günde vatandaş 1 milyar 700 milyon dolar daha döviz almış. Sırf Sayın Erdoğan’a sahte zafer yaratmak için Merkez Bankası’na arka kapıdan döviz sattırdılar. Sadece pazartesi ve salı rakamı 7 milyar dolar. Hâlâ rezerv yakarak doları baskılamaya çalışıyorlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yüksek faiz isteyenler Sorosçulardır” sözlerini Hazinenin borçlanma faizi grafiğini ve George Soros ile Erdoğan’ın fotoğrafını yayınlayarak yanıtlayan Babacan şunları söyledi:

“Faizci kim? Eylülde Hazine’nin borçlanma faizi yüzde 17 iken şu anda yüzde 25,16. Hazine yüzde 25’ten borçlandığı anda bunu beş sene boyunca ödeyecek. Mesele Soros değil, haftanın düşmanı panosu. Bir tane pano asmış, üstünde ‘Haftanın düşmanı’ yazıyor. O panoya isterse onu yazıyor. Bu haftanın düşmanı Sorosmuş. Fakat Soros çıkıp ‘5-10 milyar dolar para getirsem’ dese hemen dost olur. Soros’la defalarca görüşen de, Hazine’nin borçlanma faizini eylülden bu yana 17’den 25’e çıkartan da kendisi.

Nasıl Birleşik Arap Emirlikleri ‘Para getireceğim’ deyince devlet töreni düzenlediyse, Soros ‘Bir miktar para getireyim’ desin, onu da güzel bir törenle karşılar. Ülkenin ekonomisini zayıflatırsanız, boynunuz böyle bükük olur. Başka ülkelerden para gelsin diye çırpınıp durursunuz. Bizim dönemimizde yatırımcılar kuyruğa giriyordu.

Ben Hazineden sorumlu bakan olduğum gün Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi yüzde 66 faiz ödüyordu. Bunu ta yüzde 4 buçuğa kadar indirdik. Sorsa, ‘Siz zamanında nasıl yapmıştınız?’ dese seve seve anlatırız. Ama artık kulaklar ve zihin kapalı.

“Krizlerden yine biz çıkaracağız”

Daha evvel bu ülkeyi ekibimizle beraber, hem 2002’de hem de 2009’da nasıl krizlerden çıkarttıysak yine biz çıkaracağız. Daha evvel nasıl ki ortak akıl ve istişare ile ülkemizi yoksulluktan kurtardıysak, yine biz kurtaracağız. Küçük adımlarla değil, büyük atılımlarla yapacağız. Daha güzel, daha mutlu, daha özgür, daha zengin tam demokratik bir Türkiye inşa edeceğiz.

Hiç kimse, bu ülkenin sorunlarının çözümünü, kaba kuvvette falan aramasın. Hiç kimse halkın iradesiyle inatlaşmasın.  Hele hele vesayet odaklarından medet umanlar var hiç heveslenmesin.Biz vesayetçilerin yönetimine de bir daha asla geçit vermeyeceğiz. Bu ülkenin çaresi ne bugünkü kötü yönetimdir ne de geçmişin vesayetçi aklıdır. Türkiye’nin sorunlarını demokrasi zemininde konuşarak çözeceğiz.

Bugünkü yönetim, tarımda Rusya’dan aldığı ürünlere verdiği desteği, yani Rus çiftçilerine verdiği desteği kendi çiftçilerimize vermiyor. Gıda gibi stratejik alanda dışarıya bağımlı olduk. Çünkü çiftçimizin sesi Külliye’ye ulaşmıyor ama ithalat lobileri oraya çok kolay ulaşıyor. Büyük miktarda alıp satıyorlar. Çok büyük rant var. Üstelik herkese izin verilmiyor. Önceden belli kişiler kapıyı açıyorlar, ithalatı yapıyorlar, geri kapatıyorlar. Kimin kaçtan ithal edeceği belli. Tarımda çok kuvvetli bir ithalat lobisi var.”

Paylaşın

‘Rezervler Düşerken Ben Yoktum’ Diyen Erdoğan’a Babacan’dan Tepki

Kilis’te partisinin merkez ilçe kongresinde konuşan DEVA Partisi Babacan, ‘rezervler düşerken ben yoktum’ diyen Erdoğan’a tepki göstererek, “Geçen gün ‘Rezervler düşerken ben yoktum, cumhurbaşkanıydım’ demiş. Sırf ‘haberim yokken kuş dahi uçamasın’ diye tek yetkiyi eline almışsın, ne demek ‘Ben yoktum’? Oradaydınız, Beştepe’deydiniz” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Kabile devleti mantığıyla akraba bakan atandı. ‘Ya oğlum, Merkez Bankası rezervleri ne oldu’ diye soramaz mı? Asıl biz rezervleri biriktirirken sizin haberiniz yoktu. Çünkü siz başbakandınız. Bakanlar kurulundaki her bakan kendi işini yapıyordu. Merkez Bankası da bağımsızdı. Bu rezervleri siz yaktınız.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kilis’te partisinin merkez ilçe kongresinde konuştu. Babacan’ın gündeminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Enflasyonu yüzde 7’ye, faizi yüzde 4 buçuklara düşüren bizdik” sözleri, Merkez Bankası’nın döviz rezervleri ve göçmen politikası vardı. Babacan şunları söyledi:

“Aynı müflis tüccar gibi alıyor eline defterleri karıştırıyor. Biz nerede, ne yapmıştık onları anlatıyor. ‘Yok, paradan 6 sıfırı attık.’ ‘Yok, faizi düşürdük.’ ‘Yok, enflasyonu düşürdük.’ Korkuyorum yakında ‘Orta gelir tuzağından ilk bahseden ben oldum’ diyecek. Korkuyorum ‘2012’de hukuk, eğitim gerekiyor, yoksa ekonomimiz kötüye gidecek diye ben anlatıyordum’ diyecek. Ben önce sakinleşmesini tavsiye ediyorum. Paradan altı sıfırı; ehil kadroların, ortak aklın ve istişarenin yönetimde olduğu dönemde biz attık. Türkiye ilk benden duydu bunu, kendisi gazetelerden okudu. Enflasyonu tek haneye, yüzde 6’ya, ehil kadroların, ortak aklın ve istişarenin yönetimde olduğu dönemde biz düşürdük. Faizi yüzde 4,5’lara, ehil kadroların, ortak aklın ve istişarenin yönetimde olduğu dönemde biz düşürdük.”

Merkez Bankası’nın politika faizinin ve enflasyon oranlarının yıllara göre grafiğini yayınlayan Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Faiz 2013’ün mayıs ayında 4 buçuğa düşmüş. Ekonomi yönetiminde işini bilen, ortak akıl ve istişareyle karar alan bir kadro var. Bu arkadaşınız o kadronun başında oldu. Hani faiz 4 buçuğa indi diye övünüyor ya. Sağ olsun, bizim dönemin reklamını yapıyor; ondan memnunuz o ayrı. Ekonomi, ehliyetli ve liyakatli kadroların yönetimindeyken güzel rakamları açıklıyor. O çok istediği, uğruna ülkeyi ateşlere attığı, taraflı ve partili cumhurbaşkanlığı sistemi geldiğinde faiz yüzde 8. Eylül 2018’de partili taraflı cumhurbaşkanı, akraba bakan el ele verip ekonomiyi yönetmeye başlıyorlar ve faiz hızla artmaya başlıyor. Merkez Bankası’nın faizi tam yüzde 24’e sıçrıyor. Faiz bizim zamanımızda düştü, sizin tek yetkili olduğunuz dönemde yükseldi. Tablo açık.

Krizlerin ortağı Bahçeli’nin 2002 seçimlerinde bıraktığı ekonomide enflasyon yüzde 29,75. Biz yüzde 6’lara kadar düşürmüşüz. Ama belli ki anlamıyor, biz düşürdük diyor. Elini tutan yok ki hadi tekrar düşür. Biz enflasyonu yüzde 7’ye değil, yüzde 6’lara düşürdük. 34 yıl boyunca iki, üç haneli seyreden enflasyonu biz iki yılda tek haneye indirdik. Sonra paradan altı sıfırı attık. Başkalarının hakkına girmeyin. Dünya âlem, bu enflasyonla mücadele başarısının şeref madalyasını o günkü kadrolara takmış. Boşuna uğraşmayın. Kötü yönetiminiz yüzünden bu seneyi makyajlı rakamlara göre bile yüzde 25-30 enflasyonla kapatacaksınız. Çarşıda, sokakta ise yüzde 40, 50 enflasyon var.

“Devlet eliyle döviz kuruna manipülasyon yapılacak iş midir?”

‘Erdoğan konuştu, kur düştü’ densin diye, yeni model daha uygulanmaya başlamadan Merkez Bankası, kamu bankaları yoğun bir döviz satışına başladı. Böyle aldatmaca olur mu? Devlet eliyle döviz kuruna manipülasyon yapılacak iş midir? Bir önceki hafta yüksek kuru Çin modeli diye anlatıyorlar; ertesi hafta bak düşürdük diye seviniyorlar. Merkez Bankası’nı daha da borca batırdılar. Hani vaktiyle Merkez Bankası’nın tam 130 milyar dolarını cayır cayır yakmışlardı, sonuçta rezerv bitmişti, Merkez Bankası 50 milyar dolar borca batmıştı ya… Aynısını bu haftanın başında yaptılar. Bunu ilk 2019 yerel seçimlerine giderken yapmışlardı. Sırf 3-5 belediyeyi kazanmak uğruna 84 milyonun emeğini, akıl terini, alın terini yaktılar. Döviz kurunu 5-6 seviyesinde biraz tuttular, bugün ta 11’lerde. Hem milletin parasını yaktılar hem kuru yükselttiler hem ekonomiyi batırdılar. Hem de yerel seçimlerde en önemli şehirleri kaybettiler.

Resmen dünya başarısızlık rekorunu kırmayı deniyorlar. Hani basketbolda vardır ya ‘triple-double’, peş peşe performans rekoru kırıyorlar. Her kötü alışkanlık böyle bağımlılık yapabiliyor.Daha cumhuriyet tarihinin en büyük finansal skandalı olan 130 milyar doların akıbeti aydınlatılmamışken, bu sefer de 7 milyar doları gizli saklı sattılar. Çarşamba, perşembeyi daha araştırıyoruz. Hepsi ortaya çıkacak.

Geçen gün ‘Rezervler düşerken ben yoktum, cumhurbaşkanıydım’ demiş. Sırf ‘haberim yokken kuş dahi uçamasın’ diye tek yetkiyi eline almışsın, ne demek ‘Ben yoktum’? Oradaydınız, Beştepe’deydiniz. Kabile devleti mantığıyla akraba bakan atandı. ‘Ya oğlum, Merkez Bankası rezervleri ne oldu’ diye soramaz mı? Asıl biz rezervleri biriktirirken sizin haberiniz yoktu. Çünkü siz başbakandınız. Bakanlar kurulundaki her bakan kendi işini yapıyordu. Merkez Bankası da bağımsızdı. Bu rezervleri siz yaktınız.

“Ne insanlığa ne hukuka sığıyor”

Bizim kültürümüzde evi yıkılana, kavgadan savaştan kaçana, düşmanlık olmaz. Sığınanı kovmak diye bir şey de yok. Uluslararası hukukta da yok. Ne insanlığa ne hukuka sığıyor. İktidar üzerine düşeni yapmıyor. Ülkemiz için derhal bir ulusal göç politikası oluşturulmalı. İnsan odaklı ve ülkemizin menfaatine dayalı bir program gerekiyor. Türkiye’nin Suriye’de artık sorunun değil, hızla çözümün parçası olması gerekiyor. Suriye’de barışın ve istikrarın sağlanması için Türkiye’nin gayret göstermesi gerekiyor. Can güvenliği riskini ortadan kaldıracak adımların mutlaka atılması, ardından Suriyelilerin ülkelerine güvenli ve gönüllü bir şekilde dönüşünün zeminin hazırlanması gerekiyor.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Bu Yolun Sonu Hiper Enflasyondur

Hükümetin hayata geçirdiği ‘Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat’ düzenlemesini eleştiren DEVA Lideri Babacan, “1967’de DÇM uygulaması başladığında kur 9 lira. Enflasyonu azdırıcı bir sürü yanlış uygulamalar var. 2002’de kur 1 milyon 700 bin liraya dayanıyor. Bu yolun sonu o. Bu yolun sonu hiper enflasyon ve döviz kurunu tutamamak. Yeni model diye getirdikleri bundan ibarettir.” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, “Önceki gün, akşam akşam başımıza, sözüm ona yeni bir icat çıkardılar. Adına da ‘Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat’ dediler. Önce adını doğru koyalım. Bu yeni uygulamanın adı, ‘bu milleti torunlarına kadar borca batırma’ planıdır. Peki bu plan ne anlama geliyor? Şu anda iktidar, mevduat sahibi olan, servet sahibi olan bir kesime diyor ki ‘Gidip dolar almayın, parayı Türk lirasında tutun, dolar ne kadar artarsa o farkı size vereceğiz’. Peki, o farkı nereden verecekler? Hazine’nin veya Merkez Bankası’nın kasasından. Yani bu milletin vergilerinden. Diyor ki ‘Aynı döviz almışsınız gibi olacak. Hiçbir şey değişmeyecek. Kur ne kadar artarsa artsın, aradaki farkı size aktaracağız’. Türk lirasının, artık bir güven unsuru olmadığını itiraf eden bir yönetimle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası tarafında inatla faiz indirimi yapıldığını söyleyen Babacan, “Biz faizlerin düşmesinden yanayız ama faizlerin topyekun düşmesinden yanayız. Merkez Bankası’nın faizini düşürüp diğer faizleri zıplatmak ekonomiyi yönetmek değil bu işi bilmemek. Hep söylüyoruz; bu faiz talimatla düşmez, güvenle düşer. Piyasaya siz güvenle hukukla rota çizmek yerine hiçbir gerçekliği olmayan tezinizi dayattığınız için ülke batıyor. 1960’larda 70’lerde uygulanmış, fiyasko ve hezimetlerle sonuçlanmış modelleri yeni bir model getirdiğiniz için bu ülkenin ekonomisi düzelmiyor” diye konuştu.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. Dövize endeksli mevduata ilişkin konuşan Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Pazartesi günkü kabine toplantısı ardından yapılan açıklama ile kurda belli bir miktarda düşüş sağlasa da, şu anda yaşanan ve gösterilmeye çalışılan tam bir yalancı bahardır. Yapısal ve kalıcı adımlar atılmadıktan, güven sağlanmadıktan sonra ekonominin iyiye gitmesi, enflasyonun düşmesi, Türk liramızın istikrara kavuşması mümkün değil. Türk lirasına güvenceyi Amerikan dolarıyla vermek ülke ekonomisine güveni sağlamaz. Tencereler, buzdolapları boşken yalancı bahara aldanmak, Allah korusun, daha büyük felaketlere sebep olabilir.”

“Şapkadan 1970 model bir tavşan çıkarttılar” diyen Babacan, dövize çevrilebilir mevduat (DÇM) dönemini hatırlattı. Turgut Özal’ın ifadelerinin yer aldığı bir gazete küpurunu gösteren Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Millet uzaya gidiyor, marsa uzay aracı gönderiyor teknoloji, iktisat ilmi ilerliyor, bizimki 1970’e gidiyor. Sayın Erdoğan, rahmetli Özal’ın şikâyet ettiği, ‘Bu ülkeyi batırdı’ dediği uygulamaları 2021 yılında bu ülkeye tekrar getiriyor. Allah’ın verdiği aklı kullanmıyorlar. 1967’de DÇM uygulaması başladığında kur 9 lira. Enflasyonu azdırıcı bir sürü yanlış uygulamalar var. 2002’de kur 1 milyon 700 bin liraya dayanıyor. Bu yolun sonu o. Bu yolun sonu hiper enflasyon ve döviz kurunu tutamamak. Yeni model diye getirdikleri bundan ibarettir.

Son birkaç gündür olanların günü geldiğinde detaylı şekilde bir denetimden geçirilmesi gerekiyor. Bankalar arası döviz kurunda bir rakam görünüyor. Fakat döviz bürolarının alış satış fiyatlarına bakıyoruz, bambaşka fiyatlar görünüyor. Piyasa ekranlarıyla sokaktaki döviz bürolarındaki kur arasında büyük farklar oluşmaya başladı. Ekrandaki döviz kurları neye göre, nasıl oluşuyor? Döviz bürolarından düşük bir şekilde dövizi satan kim, alan kim?

Bir kamu bankası yeni alınan kararlarla ilgili reklam filmi yayınlıyor. Reklam filminin yayınlanması herhalde yarım günlük iş değil, hazırlığı gerekir. Hazırlığı bir süredir yapılıyormuş. Bu hazırlığı kim biliyordu? Bilenler bu sürede döviz aldılar mı, sattılar mı? Hisse senedi, tahvil piyasasında ne aldılar, ne sattılar? Hepsi karanlık. Şu anki iktidar zaten karanlıkta iş yapmayı seviyor. Bu büyük aldatmacayı kim, nasıl yapıyor, zamanı geldiğinde incelenecek.

“Sayın Erdoğan, siz gelip geçicisiniz ama bu ülke kalıcı”

Sayın Erdoğan’ın çevresinde doğru ile yanlışı ayırt edebilecek kimsenin kalmadığını görüyorum. Kendisinin doğru ile yanlış arasında muhakeme yapamadığını da ülkem adına üzülerek gözlemliyorum. Sayın Erdoğan, bu girdiğiniz yol, yol değil. Sizler gelip geçicisiniz ama bu ülke kalıcı. Siz ve ortaklarınız zaten yolun sonuna geldiniz diye ‘Bizden sonra tufan” diyerek sorumsuzca hareket edemezsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2022 yılının asgari ücretini açıklarken kullandığı “Siz geçmişte insanları dolarla mı çalıştırıyordunuz?” ve dövize endeksli mevduat planını açıklarken kullandığı “Kur getirisi mevduat kazancın üstündeyse aradaki fark ödenecek” ifadelerini yayınlayan Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

Asgari ücretliye gelince ‘Doları karıştırma’ diyor, bankadaki milyonluk Türk lirası mevduatına gelince, ‘Ben sana dolara göre faiz vereceğim’ diyor. Bu mu yerlilik, millîlik? Bu mu adalet? İnsanları kandırmaya gelince nass diyor, ‘Faize karşıyım’ diyor. Varlıklı insanlara ‘Dolar ne kadar artarsa o kadar faizini vereceğim’ diyor. Bugünkü iktidarın planı, projesi, ekonomik modeli, sonuçları itibarıyla, yoksulu daha yoksul; varlıklıyı daha varlıklı yapmaktan ibaret. Bu ekonomik model, dar gelirliye ‘Aç kalın, açlığa razı olun”, varlıklıya dönüp ‘Kaygılanmayın. Sizin servetinizi döviz olarak koruyacağız’ demek.

Faizle mücadele ediyormuş. Bu nasıl mücadele ya? Mücadele, Hazinenin borçlanma faizini %17’den %25’e fırlatmak mı? KOBİ’lerin piyasadan kullandıkları kredinin faizini %30’lara, %35’lere çıktı. TL mevduat hesaplarını Amerikan dolarına bağlayıp, kur farkını üstleniyorsunuz. Allah aşkına siz mücadele falan etmeyin. Her ‘faizle mücadele ediyorum’ dediğinizde daha da fazla faizci oluyorsunuz. Halkın ödediği vergilerden, 2022 yılında tam 240 milyar TL faiz ödeyeceğim diye bütçe yapın, ondan sonra halka dönüp ‘Faizle mücadele ediyorum, nass var’ diye anlatmaya çalışın. Siz bunu ancak külahımıza anlatırsınız.”

Paylaşın