Altılı Masa “Aday Belirleme Sürecini” Konuşacak

CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa, 5 Ocak’ta Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde 10. kez bir araya gelecek. 10. buluşmada aday ismi ele alınmasa bile adayın artık belirleme çalışmalarının gündeme geleceği belirtiliyor.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu da gazetecilere yaptığı açıklamada, adaylık konusunun güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş süreci ve ortak hükümet programı çalışmaları tamamlandıktan sonra gündeme geleceğini söylemişti. Altılı masa hükümet programını açıkladıktan sonra 11. toplantısını fazla vakit geçmeden yapacak. İYİ Parti’nin ev sahipliğini yapması muhtemel olan toplantıda ortak adayın görüşülmeye başlanması bekleniyor.

Altılı masanın Perşembe günü gerçekleşecek toplantısına ev sahipliği Gelecek Partisi yapacak. Toplantı öncesi Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, diğer beş lider ile ikişer kez olmak üzere toplamda 10 görüşme yaparak masaya oturmuş olacak.

DW Türkçe’den Kıvanç El‘in aktardığına göre, AK Parti’nin başörtüsü ve aile ile ilgili Anayasa değişiklik teklifine nasıl bir tutum belirleneceğinin ele alınacağı toplantıda, hükümet programının ayrıntılarının da belli olması bekleniyor. Cumhurbaşkanı adaylığı konusunun ise İYİ Parti’nin evsahipliğindeki toplantıya kalacağı tahmin ediliyor.

CHP “evet” diyecek mi?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yasal güvence çıkışı sonrası AK Parti, bu çıkışa Anayasa teklifi ile yanıt vermiş ve sadece başörtüsü değil, aynı zamanda aile ile ilgili düzenlemeyi de teklife koyarak Meclis’e getirmişti. AK Parti’nin Anayasa teklifine dair altılı masanın Anayasa değişikliği konusundaki ana görüşü referanduma bırakılmaması yönünde. Bu konuda CHP’nin tavrı belirleyici olacak.

Ana muhalefet şu ana kadar AK Parti’nin teklifine “hayır” oyu vereceği yönünde bir izlenim bıraktı. CHP MYK toplantısında da ağırlıklı olarak “hayır” eğilimi oluştu, ancak nihai karar CHP liderine bırakıldı. Başta İYİ Parti ve Saadet Partisi olmak üzere masanın diğer üyeleri ise konunun siyasi bir tartışmaya dönüşmemesi ve iktidarın eline koz verilmemesini istiyor. Bu nedenle teklife “evet” deme eğilimi, CHP hariç altılı masada hakim görüş.

Hükümet programı dokuz ana başlıktan oluşuyor

Genel başkan yardımcılarının yer aldığı “Temel Politikalar Ortak Çalışma Grubu” 2 Ekim 2022’de liderlerin buluşmasında aldığı kararla kurulmuştu.

Komisyon dokuz ana başlıkta “Hukuk, adalet ve yargı”, “Kamu yönetimi”, “Şeffaflık, denetim ve yolsuzlukla mücadele”, “Ekonomi, finans ve istihdam”, “Sektörel ve bölgesel konular”, “Bilim ve teknoloji”, “Eğitim ve öğretim”, “Sosyal politikalar”, “Dış politika, güvenlik, savunma” başlıklarında çalıştı ve çalışmalar tamamlanarak programın taslak hali ortaya çıktı.

Ana başlıklarda altı parti, büyük oranda uzlaşma sağladı. Ancak 5 Ocak’ta masaya gelecek olan Temel Politikalar Belgesi’nde sorunlu konular da yer alıyor.

İstanbul Sözleşmesi’nde şerh kalkar mı?

Altılı masadaki tartışmalı konulardan bir tanesi İstanbul Sözleşmesi’ne dönüş.

CHP, İYİ Parti, DEVA, Demokrat ve Gelecek partileri kadına şiddete karşı mücadeleyi hedef alan İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönülmesi gerektiğini savunuyor. CHP ve İYİ Parti, sözleşmeye dönüşü öncelikli politikalar arasında gösteriyor. Saadet Partisi’nin ise İstanbul Sözleşmesi’ne dair vaatlere şerh düştüğü kaydedildi. Ancak Saadet Partisi kaynakları, bu başlığın “önemli bir kriz alanı olmadığını” belirtirken, süreçte altılı masanın iktidara gelmesine etki edecek bir sorun olmadığına vurgu yapıyor.

Mülteci politikasına ilişkin de masada görüş ayrılıkları olduğu belirtiliyor.

Hükümetin partilere göre dağılımında cumhurbaşkanı yardımcılarının durumu, liderlerin kabinede yer alıp almayacağı, hangi bakanlıkların hangi isimlerle yer alacağı gibi konu başlıkları da genel başkan yardımcılarının oluşturduğu komisyonda karara bağlanmadı. Bu başlıklar, tamamen liderlerin inisiyatifine bırakıldı.

“Aday belirlenme süreci” konuşulacak

Ortak hükümet programının açıklanacağı tarih sonrasında ise liderlerin gündemi artık aday olacak. Ancak 10. buluşmada aday ismi ele alınmasa bile adayın artık belirleme çalışmalarının gündeme geleceği belirtiliyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da gazetecilere yaptığı açıklamada, adaylık konusunun güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş süreci ve ortak hükümet programı çalışmaları tamamlandıktan sonra gündeme geleceğini söylemişti. Altılı masa hükümet programını açıkladıktan sonra 11. toplantısını fazla vakit geçmeden yapacak. İYİ Parti’nin ev sahipliğini yapması muhtemel olan toplantıda ortak adayın görüşülmeye başlanması bekleniyor.

İmamoğlu’na hapis cezası sonrası İYİ Parti ile CHP arasındaki Saraçhane gerginliğinin altılı masa buluşmasında gündeme gelmesinin ise beklenmediği ifade edildi. Ancak kaynaklar, masadaki konuların görüşmelere yansımasına göre belli olacağı yorumunu yaptı.

İYİ Parti’den Babacan’a yanıt

Toplantı öncesi dikkat çeken bir açıklama da var. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Pazartesi günü Anayasa’nın 66. maddesinde yer alan “Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” ifadesinin tekrar değerlendirileceğini ifade etmişti.

Bu açıklama İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu’ya soruldu. Zorlu, “DEVA Partisi ile ortak yanımız altılı masada bulunuyor olmamız ve bu ortaklaşmamızın en büyük temeli güçlendirilmiş ve iyileştirilmiş parlamenter sistemi ülkemizde yeniden inşa etmek, adaleti ve liyakati esas alan bir yönetim anlayışını kurgulayabilmektir. Bizim bu çerçevede ortak anayasa değişikliği paketimiz açıklanmıştır. Hükümet programı taslağı da 5 Ocak’ta liderlere sunulacaktır. İki belgede de bahsedilen taahhütler yer almamaktadır” açıklaması yaptı.

DEVA Partisi kurmayları Babacan tarafından açıklanan metnin DEVA Partisi’nin metni olduğunu ifade ederken altılı masaya dair bir vaat verilmediğini kaydetti.

Paylaşın

Babacan’dan ‘Adaylık’ Açıklaması: Altılı Masa Beni Desteklerse…

Türkiye’nin 13. cumhurbaşkanı seçilmek için altılı masanın henüz bir aday belirlemediğini ifade eden DEVA Lideri Babacan, ”Altılı masa beni aday olarak desteklerse, hem seçilebilirim hem de en iyi şekilde yaparım ama bu altılı masanın mutabakatıyla yapılacak olan bir şey” dedi ve ekledi: 

”Bugün itibarıyla her türlü seçeneğe açığız. Partimiz içerisindeki istişare sürecimizi devam ettiriyoruz. Bu tamamlandıktan sonra da masaya partimizin görüşüyle beraber gidip orada mutabakat için çalışmaya başlayacağız. Biz halen parti içerisindeki istişarelerimizi tamamlamadık. Başka partilerin başka önerileri de olabilir. Her parti farklı isimlerle gelebilir. Adayımız belirlensin, 6 parti sımsıkı ortak adayının arkasında durduktan sonra Türkiye’de ortam birden değişecektir.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, parti kurucularından Genel Başkan Danışmanı Ali İhsan Merdanoğlu’nun eşinin taziyesine katılmak üzere gittiği Diyarbakır’da gündeme dair gazetecilerin sorularını yanıtladı.

BBC Türkçe’den Hatice Kamer’in aktardığına göre, seçim ve altılı masa adayıyla ilgili bir soruyu, ”Seçim ne kadar erken olursa o kadar iyi olur” diye yanıtlayan Babacan şöyle devam etti:

”Sorunlara çözüm bulabilmek, ülkenin içinde bulunduğu derin adalet özgürlük ve refah sorununun aşılabilmesi için iktidar değişikliği şart, bu da seçimle olacak, meşru demokratik siyasetle sorunlarımızı çözeceğiz.”

Türkiye’nin 13. cumhurbaşkanı seçilmek için altılı masanın henüz bir aday belirlemediğini ifade eden Babacan, ”Altılı masa beni aday olarak desteklerse, hem seçilebilirim hem de en iyi şekilde yaparım ama bu altılı masanın mutabakatıyla yapılacak olan bir şey” dedi. Babacan şöyle devam etti:

”Bugün itibarıyla her türlü seçeneğe açığız. Partimiz içerisindeki istişare sürecimizi devam ettiriyoruz. Bu tamamlandıktan sonra da masaya partimizin görüşüyle beraber gidip orada mutabakat için çalışmaya başlayacağız. Biz halen parti içerisindeki istişarelerimizi tamamlamadık. Başka partilerin başka önerileri de olabilir. Her parti farklı isimlerle gelebilir. Adayımız belirlensin, 6 parti sımsıkı ortak adayının arkasında durduktan sonra Türkiye’de ortam birden değişecektir.”

DEVA Partisinin Pazartesi günü temel hak ve eylemleriyle beraber 354 adım 18 başlıkla 354 eylem açıkladıklarını hatırlatan Ali Babacan, Kürt sorununu parti programlarında önem verdikleri bir başlık olarak ele aldıklarını ekledi:

”Biliyorsunuz partimizin programı özgürlüklerle başlıyor, adalet ve hukukla devam ediyor. Ülkemizde çözülemeyecek hiçbir sorunun olmadığını inanıyoruz. Yeter ki iyi niyetle ve samimiyetle sorunların çözümü için hep beraber yol alalım. Yeter ki 85 milyon vatandaşlarımızın hepsine aynı samimiyetle kucaklayalım”

Paylaşın

Altılı Masa 5 Ocak’ta Toplanacak: Ortak Politika Belgesi Hazır

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa, 5 Ocak’ta Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde bir araya gelecek.

Altılı masanın seçim vaatlerini içeren ortak politika belgesi tamamlandı. Dün son çalışmalarını yapan komisyon üyeleri kendi parti genel başkanlarına çalışmayı sabah saatlerinden sundu.

Sputnik Türkçe’den Osman Nuri Cerit’in haberine göre; seçim beyannamesi niteliği taşıyacak olan ortak metin 9 ana başlık 60 alt başlıktan oluşuyor. Ortak politika belgesi 2 bin 200 eylemi içeriyor. Altılı masanın adayının cumhurbaşkanı olması durumunda yapacağı icraat bu belge içerisinde tek tek sıralanıyor.

Çalışma grubunun hazırladığı metinde hukuk, adalet ve yargı, kamu yönetimi, şeffaflık, denetim ve yolsuzlukla mücadele, ekonomi, finans ve istihdam, sektörel ve bölgesel konular, bilim ve teknoloji, eğitim ve öğretim, sosyal politikalar, dış politika, güvenlik, savunma başlıklarında atılacak adımlar yer alıyor.

Altılı partinin genel başkanlarının talimatı ile kasım ayında çalışmaya başlayan komisyon iki aylık çalışmasının sonunda dün çalışmalarını tamamladı. Çalışmada yer alan parti kurmayları çalışmanın son halini kendi genel başkanlarına sundu.

5 Ocak günü Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde bir araya gelecek 6 liderin gündemi ortak politika belgesi olacak. Genel başkanlar bu toplantıda ortak politika belgesinin açıklanmasıyla ilgili takvim belirleyecek. Ortak politika belgesinin açıklanması sonrasında altılı masanın ortak adayının belirlenmesi süreci başlayacak.

Paylaşın

DEVA Lideri Ali Babacan’dan ‘Adaylık’ Sinyali

DEVA Lideri Babacan, katıldığı bir televizyon programında, olası cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili yaptığı açıklamada, “Biz hiçbir siyasi partiyle adaylar konusunda, olası isimler konusunda ‘olur’ ya da ‘olmaz’ demiyoruz.” dedi ve ekledi:

“Altılı masada hiçbir isimle ilgili olumlu/olumsuz hiçbir görüş zikredilmedi. Altılı masa böyle bir mutabakata varırsa hem seçilebilme sorunu olmaz hem de en iyi şekilde ben yaparım, sorun yok. Bizim öncelikle ortak yönetim modeli ve geçiş yol haritasında mutabık kalmamız önemli.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Fatih Altaylı’nın sunduğu Teke Tek Programı’na konuk oldu. Babacan’ın değerlendirmelerinden öne çıkan bazı bölümler şu şekilde:

“Hem seçilebilme sorunu olmaz hem de en iyi şekilde yaparım”

“Biz hiçbir siyasi partiyle adaylar konusunda, olası isimler konusunda ‘olur’ ya da ‘olmaz’ demiyoruz. Altılı Masa’da hiçbir isimle ilgili olumlu/olumsuz hiçbir görüş zikredilmedi. Altılı Masa böyle bir mutabakata varırsa hem seçilebilme sorunu olmaz hem de en iyi şekilde yaparım, hiç sorun yok. Ama tabii Altılı Masa’nın mutabakatı gerekir.

“Bizim önceliğimiz ortak metin ve yönetim modeli”

Bizim önceliğimiz ortak metin ve yönetim modeli. Önce bunlarda mutabık kalınması lazım. O zaman adayın profili daha da şekillenmiş olacak. Eskiler derdi, işe göre mi adam bulacağız, adama göre mi iş bulacağız. Biz önce işi tanımlayacağız.

DEVA Partisi’ni niye kurduk ki, DEVA Partisi iddialı bir parti. DEVA Partisi’nin genel başkanı da iddialı bir genel başkan. Bu konuda en ufak bir tereddüt yok. Ama Altılı Masa’nın mutabakat ruhu ile hareket etmemiz lazım.

“Ortak aday çıkmazsa kötü olur”

Altılı Masa’dan ortak aday çıkmazsa dünyanın sonu değil ama kötü olur. Biz baştan beri tek adaydan yanayız. Biz iç istişare sürecimizi henüz tamamlamadık.

“Erdoğan, ‘Keşke ben açıklasaydım’ dedi”

Ben masaya AK Parti’nin kurucusu olarak oturdum. ‘Benim bakanım, benim valim’ yeni terminoloji. Benim dönemimde yoktu. Paradan 6 sıfır atılması konusunda, bir soru sordu, cevap verdim. İlk defa orada duyulmuş oldu. Başlattığımda Tayyip Bey’in haberi yoktu. ‘Bunları açıklamışsın ama keşke bana söyleseydin ben açıklasaydım’ dedi. Ben de ‘efendim soruya verdiğim cevaptı bu’ dedi. Sayın Erdoğan’da Ali Babacan kompleksi seziyorum. Bugünkü açıklaması da çok enteresan. Zorunlu tasarrufla ilgili konu. Uzun yıllar çalışanların maaşından kesildi ve devlet harcadı.

“2001’de, ‘TRT Kürtçe kanal açmalı’ deseydik AK Parti kapatılırdı”

2001 yılında AK Parti kurulduğunda, deseydik ki, ‘TRT Kürtçe kanal açmalı’ diye. AK Parti mutlaka kapatılırdı. Sonra TRT Şeş açıldığında TRT Kurdî kurulduğunda normalleşmiş bir ortam vardı.

“Anayasa’nın ilk 4 maddesiyle ilgili hiçbir değişiklik önerimiz yok”

Ana dili diyoruz. Bir hanede annenin konuştuğu dil demektir ana dili. Ananın ak sütü kadar helal bir konudur diyoruz. Anayasa’nın da o şekle getirilmesini istiyoruz. Anayasa’nın ilk 4 maddesiyle ilgili hiçbir değişiklik önerimiz yok.

“Hükümetin kapsamlı program uygulayacak kapasitesi yok”

Sadece yüksek maaş artışıyla ekonomiyi düzeltemezsiniz. Arkadan gelen daha büyük enflasyon dalgası verdiğinizden daha fazlasını alır götürür. Bunlar geniş bir programda sağlam zemine oturmazsa enflasyon tarafından süpürülür gider. Şu anda hükümetin kapsamlı program uygulayacak kapasitesi yok. Suudi Arabistan’dan alınan para ile Rusya’dan doğalgazla yapılan işler, dökme suyu ile değirmenin dönmemesidir.

“Altılı Masa’da ne ezen var ne ezilen var”

Tek adam sistemi gayet hızlı. Otobüste oturanlar kafayı gözü yarıyor. Neymiş hızlı karar alıyormuş, iyi halt ediyorsun işte. İnanın Altılı Masa gerçek demokrasiyi önce kendi içinde işletmeye çalışıyor şu anda. Altılı Masa’da ne ezen var ne ezilen var. Herkes kendi önerilerini koyuyor.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Eksik Gedik Değil, Tam Demokrasi

‘Temel Haklar Eylem Planı’nı açıklayan DEVA Lideri Babacan, Türkiye’ye esaslı bir zihniyet değişimi öneriyoruz. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, tüm vatandaşlarımızı kapsayan yepyeni bir yaklaşım öneriyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “DEVA Partisi’nin, bizim çok büyük ve çok net bir hedefimiz var: Hedefimiz tam demokrasi. Eksik gedik değil. Yarım porsiyon falan değil. Tam demokrasiye giden yol hak ve özgürlüklerden geçiyor. Eşit vatandaşlıktan geçiyor.”

Babacan, konuşmasının devamında, “Güçlü devlet 85 milyonun hakkını, hukukunu koruyan devlettir. Güçlü devlet; ayrımcılık yapmayan, haksızlığa tolerans göstermeyen devlettir. Güçlü devlet; insan haklarını koruyan devlettir. Güçlü devlet; gençlere kendini özgür hissettiren devlettir. Güçlü devlet; herkesin güvende yaşamasını sağlayan devlettir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de özgürlük esas, sınırlama istisna olacak. Tereddüt halinde yorum özgürlük lehine yapılacak. 85 milyonun ifade özgürlüğünü sonuna kadar koruyacağız. Demokrasimize sahip çıkmak adına basın özgürlüğünü güçlendireceğiz.” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkan Ali Babacan ile Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, partinin genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında DEVA Partisi’nin ‘Temel Haklar Eylem Planı’nı planını açıkladılar.

18 ana başlık ve 67 alt başlıkta ele alınan toplam 354 çözüm önerisinden oluşan eylem planı anadilde eğitimin önündeki engellerin kaldırılmasından, zorla kaybetmenin suç olarak tanımlanmasına, cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasından Cumhurbaşkanına hakaretin suç olmaktan çıkartılmasına, din dersi zorunluluğunun bitirilmesinden bekçilerin zor ve silah kullanma yetkisinin zorlandırılmasına kadar birçok konuyu içeriyor.

Babacan: Eksik gedik değil, tam demokrasi

2 saatten uzun süren toplantıda İlk olarak konuşmaya Ali Babacan Temel Haklar Eylem Planı’yla birlikte eylem planı sayılarının 21’e ulaştığını söyledi. Babacan konuşmasında eşit vatandaşlık ve özgürlükçü laiklik mesajları verdi.

“Türkiye’ye esaslı bir zihniyet değişimi öneriyoruz. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, tüm vatandaşlarımızı kapsayan yepyeni bir yaklaşım öneriyoruz” Babacan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

DEVA Partisi’nin, bizim çok büyük ve çok net bir hedefimiz var: Hedefimiz tam demokrasi. Eksik gedik değil. Yarım porsiyon falan değil. Tam demokrasiye giden yol hak ve özgürlüklerden geçiyor. Eşit vatandaşlıktan geçiyor.

Güçlü devlet 85 milyonun hakkını, hukukunu koruyan devlettir. Güçlü devlet; ayrımcılık yapmayan, haksızlığa tolerans göstermeyen devlettir. Güçlü devlet; insan haklarını koruyan devlettir. Güçlü devlet; gençlere kendini özgür hissettiren devlettir. Güçlü devlet; herkesin güvende yaşamasını sağlayan devlettir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de özgürlük esas, sınırlama istisna olacak. Tereddüt halinde yorum özgürlük lehine yapılacak. 85 milyonun ifade özgürlüğünü sonuna kadar koruyacağız. Demokrasimize sahip çıkmak adına basın özgürlüğünü güçlendireceğiz.

Toplantı ve gösteri hakkı

“Toplantı ve gösteri hakkına sahip çıkacağız. Bakın, bu sadece muhalefette sarf edilmiş bir söz değil. İktidar hedefi olarak önümüze koyuyoruz. Milletin eleştirilerine asla kulaklarımızı tıkamayacağız. Mülki idare amirlerinin toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin düzenlenmesine ilişkin yasaklama yetkilerini kısıtlayarak kötüye kullanılmalarının önüne geçeceğiz.

Eşit vatandaşlık

Türkiye’ye esaslı bir zihniyet değişimi öneriyoruz. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, tüm vatandaşlarımızı kapsayan yepyeni bir yaklaşım öneriyoruz. Toplumsal barış ve eşitlik hedefliyoruz. Türk-Kürt-Arap-Laz-Çerkes demeden, sağcı-solcu demeden, Sünni-Alevi demeden, inançlı-inançsız demeden herkesin eşit ve onurlu vatandaş olduğu bir Türkiye hedefliyoruz.”

Etnik, dini, mezhebi, kültürel tüm çeşitliliğimizi sahipleniyoruz. Türkiye’yi yepyeni bir sözleşmeye davet ediyoruz. Tam demokrasiye davet ediyoruz. Tam demokrasi sadece iyi niyetli bir söylem değildir. Ertelenemez bir beka meselesidir. Beka deyip duranlar bu ülkeyi ayrıştıranlar değil mi? Bu ülkenin bekası toplumun bazı kesimlerini yok sayarak sağlanamaz. Türkiye’nin bekası adalettir. Türkiye’nin bekası insan haklarıdır.

66. maddenin yeniden ele alınması

Daha kapsayıcı ve daha kuşatıcı yeni bir vatandaşlık anlayışının geliştirilmesi gerektiğini savunuyoruz. Ülkede hiç kimsenin ayrımcılığa maruz kalmamasının temel dayanaklarından biri, güçlü bir vatandaşlık anlayışıdır. Herkesin kendini bu ülkenin eşit ve özgür bir vatandaşı hissetmesi, böylesine güçlü bir vatandaşlık anlayışının hâkim kılınmasıyla mümkündür. Bu kapsamda, anayasamızın 66. Maddesini (Türk vatandaşlığı), çağımızın gereği olarak, kapsayıcı bir anlayışla yeniden ele almayı teklif ediyoruz.

Anadilinde eğitim

Herkesin anadili, anasının ak sütü kadar helaldir. Bu topraklarda konuşulan tüm diller, bizim dilimizdir. Biz bütün bu dillere aynı yakınlıktayız. ‘Eşit mesafedeyiz’ demiyorum. ‘Aynı yakınlıktayız’ diyorum. Anayasamızın 42. maddesinin bu doğrultuda değiştirilmesini öneriyoruz. Ortak ve resmi dilimiz Türkçeye ek olarak, eğitim ve öğretimde ‘anadilinin kullanılması ve geliştirilmesi hakkı’nın anayasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini ifade ediyoruz.

Anadilinde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söylüyoruz. Yerelden gelen talepler doğrultusunda, yerleşim yerlerinin isimlerini aslına döndürülmesini de önemli bir hedef olarak önümüzde durması gerektiğini ifade ediyoruz.

Zorla kaybetme fiilini suç olarak tanımlanacak

Cumartesi Annelerinin acısına kör, feryadına sağır kalmayacağız. Evladı dönsün diye kapısını gece-gündüz açık tutan ana-babaların, mezar taşına bile hasret kalan kardeşlerin, eşlerin acısına sessiz kalmayacağız. Bu karanlığın üstüne gideceğiz. Birleşmiş Milletler Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmeyi imzalayacağız.

Ceza kanunumuzda, zorla kaybetme fiilini müstakil bir suç olarak düzenleyeceğiz ve zamanaşımı kapsamında olmayacağını da açıkça ekleyeceğiz. Bu eylemi de insanlık suçu olarak tanımlayacağız. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda zamanaşımı olmaz. Hukuk devletinin onurunu kurtaracağız.

İşkence ve çıplak arama

Hukuk devletinde vatandaşın canı, devletin yüz akıdır. Cezaevlerinde yaşam hakkı ihlallerine göz yummayacağız. Kolluk gücü tarafından vatandaşlarımıza uygulanan onur kırıcı muameleye hiçbir koşulda müsamaha göstermeyeceğiz. İşkenceye, çıplak aramaya son vereceğiz. İhmali, kusuru ya da kastı bulunan sorumlular hakkında gereğini yapacağız. Neredeyse 20 yıl sonra ülkemizin aynı noktaya gelmiş olmasından hicap duyarak, yeniden ‘işkenceye sıfır tolerans’ diyeceğiz.

Din ve inanç topluluklarının örgütlenme özgürlüğü

Özgürlükçü laiklik anlayışı neyi gerektiriyorsa biz onu yapacağız. Din ve inanç topluluklarının örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engelleri kaldıracağız. Vakıflar ve dernekler mevzuatında yapacağımız düzenlemelerle, dini toplulukları keyfi müdahalelerden koruyacağız.

Hem din ve vicdan özgürlüğüne hem de dini toplulukların örgütlenme özgürlüğüne ideolojik müdahaleleri engelleyeceğiz. Aynı zamanda tüm bu grupların şeffaf ve denetlenebilir olmalarını sağlayacağız. Kamu denetimi esas olacak ve hiçbir yapıya imtiyaz tanınmayacak.

Cemevlerini ibadethane olarak tanımlanması

İbadethanelerin ibadet yeri olarak tanınmasının önündeki engellerden ciddi ölçüde rahatsızız. Herkesin inancına saygı duymak zorundayız. Bu kapsamda, Cemevlerini ibadethane olarak tanıyacağız.”

“Hakları pazarlık konusu yapmıyoruz”

Babacan sözlerini “Biz, hakları, insan haklarını, temel hakları bir pazarlık konusu yapmıyoruz. Vatandaşlarımızın özgürlüklerini doyasıya yaşayacağı bir Türkiye’nin hızla zenginleşeceğine inanıyoruz. Nefes yolları tıkanmış bir ülkenin, hiçbir alanda başarılı olamayacağını çok iyi biliyoruz.” diyerek sonlandırdı.

Ali Babacan’dan sonra Mustafa Yeneroğlu söz aldı. Eylem planının ayrıntılarını anlatan Yeneroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar da şöyle:

İnsan onurunun dokunulmazlığı

İnsan onur ve haysiyetinin korunması ve yüceltilmesini, devletin varlık sebebi olarak görüyoruz. İnsan haklarına dayanan bir devlet anlayışının gereği olarak insan onurunun dokunulmaz ve anayasal düzenin temeli olduğu ilkesini Anayasa’da açıkça düzenleyeceğiz. Devletin, insan onuruna saygı göstermek ve onu korumakla yükümlü olduğunu anayasal güvenceye kavuşturacağız.

Din dersi

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini çoğulcu bir içerikte yeniden düzenleyecek, isteyen öğrencinin herhangi bir açıklama yapmak zorunda bırakılmaksızın bu dersten muafiyet hakkını tanıyacağız.

Bekçilerin zor ve silah kullanma yetkisi

Kolluk görevlileri ile çarşı ve mahalle bekçilerinin zor ve silah kullanma yetkisini düzenleyen başta Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’ndaki hükümler olmak üzere ilgili mevzuat hükümlerini uluslararası standartları dikkate alarak gözden geçirecek, gerekli değişiklikleri yapacağız. Çarşı ve mahalle bekçilerinin zor ve silah kullanma yetkisine son vereceğiz.

Dini bayramlarda izin

Kamu ve özel sektör çalışanları ile öğrencilere; kendi dini bayramlarında izinli sayılma imkanı tanıyacağız.

Cumhurbaşkanına hakaret

Cumhurbaşkanına hakaret suçunu kaldıracağız. Cumhurbaşkanına yönelik hakaretlerin diğer hakaret suçları gibi değerlendirilmesini sağlayacağız. Hakaret suçu için hapis cezası uygulamasına son vereceğiz. Para cezası olacak ve tazminat davası açılabilecek.

Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Vaat Ettiği Yeni Sistem Ne?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa’nın çıkaracağı ortak adayın kim olacağı konusu çeşitli kesimlerde farklı amaçlarla tartışılmakta.

Ancak altı partinin üst düzey isimleri aslında ortak adayın kim olacağının değil “sistemin” daha çok sorgulanması gerektiğini belirten açıklamalar yapıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da geçtiğimiz günlerde “Biz yeni bir kral değil, kural istiyoruz. Bizim amacımız bu ucube sistemi değiştirmek” diye konuşmuştu.

Altılı masayı oluşturan muhalefet partilerinin ortaklaşa hazırladığı hükümet programında artık sona gelinirken yeni yılla birlikte muhalefetin güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş ve yeni sistem vaadini topluma anlatmaya yönelik çalışmalarını hızlandırması bekleniyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in altılı masayı oluşturan partilerin yetkili isimlerinden edindiği bilgilere göre bir çeşit seçim beyannamesi olarak da düşünülen hükümet programında sona gelindi ve artık son rötuşlar yapılıyor. Hemen hemen her konuda anlaşıldığı, birkaç konunun ise alternatifli şekilde liderlere bırakıldığı öğrenildi. Altılı masanın 5 Ocak’taki yeni yılın ilk toplantısında bu programın ve yeni sisteme yönelik geçiş süreci yol haritasının liderlerce ele alınması bekleniyor.

Hükümet programının son hali 73 alt başlıktan oluşuyor. Liderlerin uzlaşısına bırakılan birkaç konu arasında bakanlık sayısı ve kadın cinayetleri gibi bazı ülke sorunlarının bakanlık kurularak mı yoksa başka bir yöntemle mi çözülmesi gerektiği gibi başlıklar bulunuyor. Bu çerçevede eskiden uygulanan devlet bakanlıkları sisteminin geri gelmesinin söz konusu olabileceği ama bazı ucu açık bırakılan konulara liderlerin karar vereceği belirtiliyor.

Altılı masanın vaat ettiği sistem ne? 

2022’nin son haftalarında altılı masanın çıkaracağı ortak adayın kim olacağı konusu çeşitli kesimlerde farklı amaçlarla tartışıldı. Ancak altı partinin üst düzey isimleri aslında ortak adayın kim olacağının değil “sistemin” daha çok sorgulanması gerektiğini belirten açıklamalar yapıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da geçtiğimiz günlerde “Biz yeni bir kral değil, kural istiyoruz. Bizim amacımız bu ucube sistemi değiştirmek” diye konuşmuştu.

Peki 2018 yılından beri yürürlükte olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yerine altılı masa seçmene nasıl bir yeni sistem vaat ediyor?

Altılı masanın temel vaadi 2018 öncesinde yürürlükte olan parlamenter sistemin kötü yönlerine yer verilmeyen güçlendirilmiş bir parlamenter sisteme geçiş yapılması. Bu sistemde yasama organı olarak güçlü bir Meclis, yürütmenin başı olarak Başbakan ve yetkileri büyük oranda törpülenmiş sembolik bir Cumhurbaşkanı’nın yer alması planlanıyor.

Bir muhalefet yetkilisi, 2018’den beri Türkiye’de aslında başkanlık sisteminin uygulanmadığını, aslında eski parlamenter sistemin bile başkanlık sistemine daha yakın kaldığını belirterek “Şu anda kuvvetler birliğindeki mutlak monarşi, dikta ya da seçilmiş otokrasi diyebileceğimiz, sadece Erdoğan için uydurulmuş bir sistem içindeyiz” diyor.

Altılı masanın getirmek istediği sistem ise Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi dışında “kuvvetler ayrılığına” dayalı parlamenter sistem olarak ifade ediliyor.

Bu arada muhalefetin getirmek istediği bu sistemde Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesine rağmen yetkilerinin sembolik tutulması bazı anayasa hukukçuları ve kesimlerce çelişkili bulunuyor.

Altılı masadan bir yetkili, “Ahmet Necdet Sezer 2001’de anayasa kitapçığını fırlattığı sırada halk tarafından değil TBMM tarafından seçilmişti. Cumhurbaşkanının kim tarafından seçildiği tabi ki önemli ama ondan daha önemlisi yetkileridir. 2001’de cumhurbaşkanının normal bir parlamenter sistemde olmayacak kadar fazla yetkisi vardı” yorumu yapıyor.

Sıkça getirilen eleştirilerden birisi de Cumhurbaşkanı’nın “Ben buraya halkın oyuyla geldim” diyerek bazı isteklerde bulunması durumunda ne yapılacağı? Buna karşılık ise Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin bu tür isteklerini gerçekleştiremeyeceği kadar az olacağı yanıtı veriliyor.

Altı muhalefet partisinin Kasım ayı sonunda kamuoyuna açıkladığı ortak anayasa teklifinde de TBMM’nin güçlü, yargının bağımsız, yürütmenin ise istikrarlı olmasının amaçlandığı belirtilmişti.

Bu nedenle yeni sisteme göre cumhurbaşkanının parlamenter sistemin özüne uygun şekilde “sorumsuz, yetkisiz ve sembolik” olmasının olası sorun ve krizlerin önlenmesi açısından önemli olduğu düşünülüyor. Dünyada buna benzer örnekler ise Almanya’da cumhurbaşkanının ya da parlamenter sistemin geçerli olduğu İngiltere’deki kraliyetin sembolik yetkileri gösteriliyor.

Yargının bağımsız olacağı bu yeni sistemle kuvvetler ayrılığı çerçevesinde yasama ve yürütmenin kendi içlerinde güçlendirilmesinin yanı sıra devlete bağlı tüm kurumların ve bürokrasilerin yeniden güçlendirilmesi de amaçlanıyor.

Yeni sistem halka nasıl anlatılacak?

Peki şu ana kadar bazı konularda yavaş kaldığı gerekçesiyle eleştirilen altılı masa getirmek istediği bu sistemi topluma şimdiye kadar iyi anlatabildi mi? Ya da bundan sonra bunu nasıl yapacak?

Üst düzey bir muhalefet yetkilisine göre, topluma seçimi kazanmanın aslında adaydan değil sistemden geçtiğini anlatmaya çalıştıklarını ancak bununla birlikte son 15-20 yıllık siyaset pratiği nedeniyle bunda zorluk yaşanmasının doğal olduğunu söylüyor.

Türkiye’nin şu anda “tek adam sistemi” ile yönetildiğini, bunun dünya siyaset literatüründeki yerinin “seçilmiş otokrasiye” denk düştüğünü ve toplumun zihninin buna alıştırıldığını belirten aynı yetkili, “Biz bu yeni sistemi topluma anlatsak bile toplum doğal olarak yine adaya bakacak, bunun da farkındayız. Program ve kadrolar çok önemli derken adayın önemli olmadığını söylemiyoruz. Hükümet programını yine cumhurbaşkanı adayı ortaya koyacak” diyor.

Muhalefetin yapmak istediği “kurumları, Meclis’i ve yürütmesi güçlü olan bu sistemin hiçbir partinin ya da görüşün “tek adamına” göre kurulmayıp, ona bağlı olarak devam etmemesi” olarak aktarılıyor.

Altılı masa daha önceki muhalefet adayları Ekmeleddin İhsanoğlu ya da Muharrem İnce’deki durumun tekrarlanmaması için bu kez önce altılı masa tarafından açıklanacak olan, ardından da aday tarafından detayları anlatılacak hükümet programını ve kadroları önceden belirlemeyi ve altyapıyı sağlam tutmayı istiyor. Bu amaçla bakanlıklara, kilit önemdeki kurumlara ve pozisyonlara kimlerin geleceğinin altılı masada kararlaştırılması ve ortak adayın yapılan tüm bu hazırlıkların ardından programı, seçim beyannamesi, kadroları önceden oluşmuş şekilde ortaya çıkması bekleniyor.

“Tek kişiden kurtulmanın yolu bir başka tek kişi olmamalı”

Altılı masa liderlerinin sık sık yinelediği bir başka unsur ise “Yeni kral istemiyoruz” sözü. Muhalefetten bir yetkili “Tek kişiden kurtulmanın yolu bir başka tek kişi” değil diyerek “Hep şunu düşünüyoruz. Tek bir kişi gelsin ve bizi kurtarsın. Halbuki bizi kurtaracak olan sistem olmalı” yorumu yapıyor.

Bununla birlikte sistem oturuncaya kadar bu seçimle ilgili altılı masanın önündeki handikaplardan birisini de yine ortak adayın kim olması gerektiği sorusu oluşturuyor. Bir yetkili bu zorluğu “Biz programı, seçim beyannamesini ve kadroları en iyi şekilde hazırlasak da bunu yine halka anlatacak olan mecburen yine bir tek kişi olacak” sözüyle anlatıyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu – Akşener Görüşmesi; Babacan’dan İlk Değerlendirme

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin “Kadın Eylem Planı”nı kamuoyu ile paylaştığı toplantıda, CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Lideri Akşener’in Ankara’da baş başa görüşmelerini değerlendirdi.

Haber Merkezi / DEVA Lideri Babacan, “Ben gerçekten hayret ediyorum. Gayet doğal olan liderler arasındaki görüşmelerin sürekli bir sorun kaynağı ya da sorun çözümü olarak konumlandırılmasını, altılı masadaki her liderin görüşmesine farklı anlamlar yüklenmesini doğru görmüyorum” dedi ve ekledi:

“Tabii ki Türkiye’de ilk defa yapılan bir iş gerçekleştiriyoruz. Altı ayrı parti var. Bunlar aynı masaya oturdu diye aynı parti haline gelmediler. Hâlâ altı ayrı partiden söz ediyoruz. Dolayısıyla tabii ki görüş farklılıkları olacak, tabii ki farklı iddialar olacak.

Farklı konulardaki farklı yaklaşımları bazen liderler, bazen kurduğumuz komisyonlar aracılığı ile konuşa konuşa çözüyoruz.

‘Altılı Masa çatladı, dağılacak’ dedikodularına hiç prim vermeyin. Türkiye’deki iktidarın tek alternatifi altılı masadır. Altılı masayı güçlü tutmak ve başarıya ulaştırmak ortak hedefimiz olmalıdır.

Eğer altılı masadaki partilerin bireysel iddiaları varsa bu iddialarını çoktan yapmaları, denemeleri gerekirdi. 2018’de denendi, farklı farklı adaylarla seçime gidildi, sonuçta da büyük bir hezimet meydana geldi.

Bu tartışmaları yapanlara ‘2018’e bakın, ders alın. Aynı hataları tekrar etmeyelim’ diyorum. Ortak aday ve politika setiyle hep beraber seçime hazırlanalım.

Benim bir hocamın çok önemli bir hayat dersi vardır: Sıhhatli olan her ilişkide ihtilaf, o ilişkinin tabiatında vardır. Eğer ihtilaf yoksa bir taraf, öbürünü eziyordur. Bu her ilişki için geçerlidir. Altılı masa ilişkilerinde de ihtilaf, tabiatında var. Ama ne yapıyoruz? Konuşa konuşa çözüyoruz.”

‘Adayı Altılı Masa’da konuşacağız’ 

Öte yandan Gazeteci Murat Yetkin’in sorularını yanıtlayan Akşener, görüşmede İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun aldığı ceza ardından CHP ve İYİ Parti arasında yaşanan sorunun ele alındığını söyledi.

“İmamoğlu’nun kellesi giderken tartışmanın Meral Akşener’in rol çalmasına nasıl evrildiğini anlayamıyorum, şaşırdım kaldım” diye konuşan İYİ Parti lideri; “Bu bütün muhalifler açısından bir mihenk taşıdır. Çünkü İstanbul Belediyesine kayyım atanması yolunda bir adım atıldı. Terör soruşturması bunun parçasıdır. Diğer belediyelere de sıçrayabileceğine dair bilgi ve değerlendirmem var. Benim gidişin orada muhalefet olarak birlik, beraberlik göstermek içindi. Saygısızlık yapıldı bana” diye konuştu. Görüşmede Altılı Masa konularından CHP ve İYİ Parti arasındaki ilişkilerin konuşulduğu anlaşılıyor.

Akşener, “Masa dağılıyor mu” sorumuza “Niye dağılsın Altılı Masa? Birlikte kazanacağımızı söylüyoruz” yanıtını verdi.

Altılı Masa’nın kimi aday göstereceğinin konuşulup konuşulmadığı sorusuna cevaben, “Onu Altılı Masada konuşacağız. İstanbul meselesini konuştuk; onun dışında neleri konuşup konuşmadığımızı söylemedim. Çünkü bu konu gerçekten mihenk taşı” dedi. Akşener, muhalefetin cumhurbaşkanı adayı ve başörtüsü konusundaki Anayasa Değişikliği sorularını yanıtlamadı.

Çankaya Belediyesinin Ahlatlıbel sosyal tesislerinde yapılan görüşme talebinin Kılıçdaroğlu’dan geldiğini söyleyen Akşener, dağıtılan fotoğrafta her ikisinin de hayli gergin görünmesini kendisinin geçirmekte olduğu grip hastalığına bağladı, “Gergin bir durum yoktu” dedi.

Kılıçdaroğlu: İçeriğini aktaramam, bu yanlış olur

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile Ankara’da yaptıkları görüşmeye dair yakın çevresine değerlendirmelerde bulundu.

Toplantının verimli geçtiğini belirten CHP lideri, “Güzel bir toplantı oldu. Toplantı içeriğini aktaramam, bu yanlış olur. Ancak Türkiye’nin yönetilememesi sorununu önümüze getiren ucube sistemin değişiminin zorunluluk olduğu konusunda mutabakatımız tamamdır, bunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu: Bir kriz toplantısı olarak görülmemeli

Altılı Masa’da yer alan Gelecek Partisi’nin Lideri Ahmet Davutoğlu ise, “Altılı Masa’da liderler arasında konuşulmayan, konuşulurken tedirginlik duyulan hiçbir konu yok” dedi.

Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in dün yaptığı toplantı için, “Bir kriz toplantısı olarak görülmemeli” dedi.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: İstanbul Sözleşmesi’ne Döneceğiz

Partisinin ‘Kadın Eylem Planı’nı açıklayan DEVA Lideri Babacan, “Hukuksuzluktan, bu şiddetten kurtuluşun yolu, kadınların emeğidir. Ekonomik krizden kurtuluşun yolu, kadınların aklıdır. Özgür ve zengin Türkiye’nin yolu; kadın, erkek, genç, yaşlı topyekûn çalışmaktan geçer. Tam da bu nedenle bu yolu hep beraber yürümek yolundayız.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Kadın hakları üzerinde tepinen siyaseti izliyoruz. Seçimi kaybedeceğini anlayanlar, ‘Türkiye’yi kadınlar üzerinden kutuplaştırırsam acaba yine kazanır mıyım’ derdine düşmüşler. Seçimlere 3-5 ay kala yapılan bu, bir siyasi mühendislik. Başörtüsü ile ilgili düzenlemeler 5 dönemden sonra, 20 yıldan sonra mı aklınıza geliyor, seçime 3-5 ay kala mı aklınıza geliyor?”

Babacan, açıklamasının devamında, “28 Şubat’la mücadele edeceğim’ diye vatandaşlarımızın desteğini alanlar, 20 yılın sonunda kadınların başörtüsünü siyasi pas almak, siyasi gol atmak konusu haline getirirken hiç mi yüzleri kızarmıyor? Bu hale mi geleceklerdi?

Kadınlar ne diyor? ‘İstanbul Sözleşmesi’ne dönelim.’ Döneceğiz arkadaşlar, döneceğiz. İstanbul Sözleşmesi’ne döneceğiz. Hem de Cumhurbaşkanı yemin töreni oluyor ya yetkiyi alıyor, yemin töreninden sonra ilk imzalar atılıyor ya o ilk imzalardan birisi de hemen ilk gün bu sözleşemeye geri dönme imzası olacak. ” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Ankara’daki genel merkezinde ‘Kadın Eylem Planı’nı açıkladı. Babacan’ın açıklamasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Seçimi kaybedeceğini anlayanlar, ‘Türkiye’yi kadınlar üzerinden kutuplaştırırsam acaba yine kazanır mıyım’ derdine düşmüşler. Seçimlere 3-5 ay kala yapılan bu, bir siyasi mühendislik. Başörtüsü ile ilgili düzenlemeler 5 dönemden sonra, 20 yıldan sonra mı aklınıza geliyor, seçime 3-5 ay kala mı aklınıza geliyor?

‘28 Şubat’la mücadele edeceğim’ diye vatandaşlarımızın desteğini alanlar, 20 yılın sonunda kadınların başörtüsünü siyasi pas almak, siyasi gol atmak konusu haline getirirken hiç mi yüzleri kızarmıyor?

Zamanında yargı veya farklı vesayet sistemleriyle ezilenler, gücü eline geçirdiğinde yine yargıyı kullanarak başkalarını ezmeye başlıyorlar. Bu nöbetleşe zorbalık döneminin bitmesi gerekiyor.

‘İstanbul Sözleşmesi’ne döneceğiz’

Kadınlar ne diyor? ‘İstanbul Sözleşmesi’ne dönelim.’ Döneceğiz arkadaşlar, döneceğiz. İstanbul Sözleşmesi’ne döneceğiz. Hem de Cumhurbaşkanı yemin töreni oluyor ya yetkiyi alıyor, yemin töreninden sonra ilk imzalar atılıyor ya o ilk imzalardan birisi de hemen ilk gün bu sözleşemeye geri dönme imzası olacak. Sen onlarla bunlarla uğraşana kadar bu iktidar elinden gidecek, gör. Uygun bir yerde bu ülke, millet seni oradan indirecek, çünkü niyeti sağlam tutmuyorsun.

‘Şiddete uğrayanın yanında olacağız’

Devlet, şiddeti uygulayana cesaret vermeyi bırakacak, şiddete uğrayanın yanında olacak. Kız çocuklarının okuması için pozitif uygulamalar yaptık. Çocukların annelerine para yardımında bulunduk. Çünkü parayı çocuğun babasına verdiğimizde para buhar oluyor, ama anneye verdiğimizde o para çocuğun geleceği için harcanıyor.

Çocuk işçiliği ve evliliğinin mutlaka önüne geçmek gerekiyor. Bu, aması olmadan bir siyasi irade meselesidir. Tereddütle bu iş olmaz. Önce ilkeler bazında karar vereceksin ve sonrasında gereğini yapacaksın. Siz 657 milyar doları inşaata verin, sonra çocuklar bu ülkede nitelikli eğitim alamasın. Böyle bir şey olabilir mi? Önceliği zenginlere verirsen bu ülkede sağlıklı bir gelir dağılımı olmaz.

Kreş için teşvik

İşletmelerin kreş açmalarını teşvik edeceğiz. Bu durum, anneler için çok önemli. Bu uygulamayı yapmayan şirketlere yaptırım uygulayacağız. Kadınların iş hayatından kopmaması için kreş mevzusu çok önemli. Kadınların iş kurmasına da önem vereceğiz. Girişimci ve zanaatkar kadınlara yardımlarda bulunacağız. Satış yaparak para kazanmaları için her türlü imkanı sağlayacağız. Kadının iş yerinde maruz kaldığı mobbing’i önlemeye yönelik ciddi düzenlemeler yapacağız.

Kadınlar, sosyal devlet dışında hiç kimseye, hiçbir gruba mecbur kalmayacak. Sadece maddi sıkıntılar sebebiyle kadınların farklı gruplarda aidiyet ilişkiler geliştirmek zorunda kaldığını görüyoruz. Bunun görevi devlete aittir. Kadınlar, ancak kendi isteğiyle, özgür iradesiyle farklı gruplarla çalışmalar yürütebilmeli, maddi gerekçelerden kaynaklı değil.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’ Üç Konuda Anlaşmadı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa’nın üç konuda anlaşamadığı öne sürüldü.

Yeni yılın ilk 6’lı masa toplantısına Gelecek Partisi ev sahipliği yapacak. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun zirve öncesinde, masa gündeminde yer alan ve ‘ihtilaflı’ 3 konuda siyasi parti liderleriyle özel görüşmeler yapacağı öğrenildi.

Sözcü’den Cem Yıldırım’ın haberine göre; komisyonların yaptığı çalışmada mülteci sorunu, İstanbul Sözleşmesi ile Cumhurbaşkanı Yardımcılıkları konusunda tam mutabakat sağlanamadığı belirtildi.

5 Ocak 2023’te yapılacak 6’lı masa toplantısında, liderin gündeminde uzlaşı sağlanamayan konular yer alacak. 6 partinin genel başkan yardımcılarından oluşan ve seçim öncesi, seçim sırası ve seçim sonrası olmak üzere üç ayrı çalışma yürüten komisyonlar, şimdiye kadar 9 ana başlıkta 72 alt başlığı ele aldı.

Hukuk, adalet ve yargı, kamu yönetimi, şeffaflık, denetim ve yolsuzlukla mücadele, ekonomi, finans ve istihdam, sektörel ve bölgesel konular, bilim ve teknoloji, eğitim ve öğretim, sosyal politikalar, dış politika, güvenlik, savunma olmak üzere 9 başlık çalışıldı.

Mutabakat aranan birinci konu ‘mülteci sorunu’ oldu. Gelecek Partisi’nin metne ekletmek istediği ‘onurlu insani geri dönüş’ ifadesine Demokrat Parti’nin karşı olduğu belirtildi. CHP ve İYİ Parti, Temel Politikalar Belgesi’ne İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden imzalanacağına dair bir taahhüt konulmasını istiyor.

Buna SP’nin şerh koyduğu ifade ediliyor. Geçiş sürecinde, Cumhurbaşkanı ve yardımcılarının yetkisiyle ilgili vatandaşa net taahhütler verilmesi hedefleniyor. SP lideri Karamollaoğlu, ‘eşgüdüm kurulu’ öneriyor. Ancak, bazı liderlerin çekincesi olduğu biliniyor.

Paylaşın

Muhalefetten ‘Asgari Ücret’ Tepkisi: Yoksulluk Ücreti

2023 yılı asgari ücretini 8 bin 506 lira olarak açıklanmasına muhalefet partilerinden tepki geldi. Türkiye İşçi Partisi (TİP), “8 bin 500 TL asgari ücret milyonların yoksulluk ücretidir!” ifadeleriyle açıklanan yeni asgari ücrette tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Özgür Burak Akkol’un da katıldığı toplantı da 2023 yılı asgari ücretini 8 bin 506 lira olarak açıkladı.

CHP, DEVA Parti, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, TİP, ve HDP’nin de aralarında olduğu muhalefet partileri, açıklanan yeni asgari ücrette tepki gösterdiler.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Ne asgari ücretlinin hak ettiği oldu ne de küçük esnafın vergi yükü düşürüldü

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, açıklanan yeni ücreti eleştirerek, “Saray, TÜİK’in sahte gıda enflasyonunun bile 5 puan altında zam açıklayarak, bu ülkenin 33 milyon vatandaşını soydu. Ne asgari ücretlinin hak ettiği oldu ne de küçük esnafın vergi yükü düşürüldü. Yine “biri istedi” diye, öyle oldu. Asıl mesele, asgari ücrete tenezzül etmeyen bir Türkiye’yi yaratabilmektir. O da endüstriyel dönüşümle olur. Sadece Sarayı yolcu etmeyeceğiz, yoksuldan alıp zengine verdikleri bu düzeni de tarihe gömeceğiz” dedi.

DEVA Lideri Babacan’dan “küfe” tepkisi: Siz kendiniz yük oluyorsunuz, bir an önce bırakın gidin

DEVA Partisi lideri Ali Babacan ise, Erdoğan’ın asgari ücret teklifleri ile ilgili olarak yaptığı “Bizim sırtımızda 85 milyonun taşındığı bir küfe var” sözlerini eleştirdi.

Sosyal medya hesabından bir video yayınlayan Babacan şunları söyledi: Haftalardır, günlerdir merakla beklenen asgari ücret rakamı Sayın Erdoğan tarafından açıklandı. ‘Yüzde 99 zam yaptık’ diye adeta müjde verircesine açıklandı. Bu ülkede gerçek enflasyonun yüzde 200’e yaklaştığını dünya âlem biliyor. Çarşıya pazara çıkan, doğal gaz faturası, elektrik faturası ödeyen herkes gayet iyi biliyor. Biz, ‘Asgari ücret, en az gerçek enflasyon artı refah payı kadar artırılmalıdır’ dedik. Bunu yapmadınız. Milyonlarca insanı gelir kaybıyla, yoksullukla karşı karşıya bıraktınız.Üstelik bunun adı asgari ücret. Herkes biliyor ki bu ülkede çalışanların en az yarısı asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Asgari ücret ‘en az ücret’ değil. Neredeyse ortalama ücret olmuş durumda. Bu önemli bir konu.

Sayın Erdoğan’ın bu milleti, 85 milyonu sırtında taşıdığı bir yüke, küfede taşıdığı bir yüke benzetmesi gerçekten kabul edilmez. Eğer bu yükün altından kalkamıyorsanız bırakın gidin. 85 milyon sizin sırtınızdaki küfedeki yük değildir. Siz kendiniz artık bu milletin sırtına yük oluyorsunuz. Lütfen bir an önce bırakın gidin. Öyle mayısı, haziranı falan beklemeyin. İşte Meclis elinizin altında. Seçim yapmak mümkün. Hemen mart ayında bir seçimi ilan edin. Bir an önce milletimizin bu ıstırabını bitirin.

TİP: Türkiye’nin geleceğini Saray’ın ellerine teslim etmeyeceğiz

Türkiye İşçi Partisi (TİP) tarafından “8 bin 500 TL asgari ücret milyonların yoksulluk ücretidir!” başlığıyla bir açıklama yapıldı.

Asgari ücrete ilişkin “taban ücret” önerisini daha önce kamuoyu ile paylaşan TİP’in açıklamasında, asgari ücret  görüşmeleri sürecinde yaşananlara, açlık ve yoksulluk sınırına, Erdoğan ve bakanların sözlerine dikkat çekildi.

“TİP asgari ücretin sefalet ücreti olmaması, taban ücretin uygulanması ve emeğin hem büyümeden hem refahtan payını alması için mücadelesini hız kesmeden sürdürecek” ifadelerine yer verilen açıklamada, “Milyonlarca emekçi yoksulluk ücretine mahkum olmayacak. Türkiye’nin geleceğini Saray’ın ellerine teslim etmeyeceğiz!” vurgusunda bulunuldu.

Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu: Kötü ekonomi yönetiminizin faturasını milletimize ödetiyorsunuz

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından açıklanan miktarı eleştirdi.

“Kötü ekonomi yönetiminizin faturasını milletimize ödetiyorsunuz” diyen Davutoğlu, “Yeni asgari ücret, derde derman olmaktan uzak. Enflasyonla mücadele etmeden ücretlere yapılan artışın hiçbir anlamı olmayacaktır” dedi.

Emek Partisi: Mücadeleyi yükselteceğiz

Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz Twitter hesabından paylaştığı mesajda belirlenen asgari ücrete tepki gösterdi. Akdeniz, “8500 TL açlık ücretidir! Çalışan emekçiler bir kez daha açlığa mahkum edilmiştir. Yıl içinde düzenleme sözü de yüksek enflasyon ortamında hikayedir! İnsanca yaşam için mücadeleyi yükselteceğiz, başka yolu yok bu işin” dedi.

Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu: Sırtlarındaki küfede milyarca doları taşıyorlar ama emekçinin alın terinin hakkını taşıyamıyorlar

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bir kez daha “dağ fare doğurdu! Sırtlarındaki küfede milyarca doları taşıyorlar ama emekçinin alın terinin hakkını taşıyamıyorlar! Bu iktidar, bu anlayış ve bu zihniyet değişmeden sonuç değişmeyecek! Asgari değil, “İnsanca Yaşam Ücreti” için geri sayım başlamıştır” ifadelerini kullandı.

“İktidar, açıkladığı rakamla çalışanlara sefaleti dayatmaktadır”

HDP eş genel başkanıları Pervin Buldan ve Mithat Sancar da asgari ücrete ilişkin eleştirilerde bulundu.

Buldan açıklamasında, “HDP, asgari ücretin en az 12 bin 500 olmasını önerdi. Bu öneriye ve işçilerin taleplerine kulağını tıkayan iktidar, açıkladığı 8 bin 500 TL’lik rakamla çalışanlara sefaleti dayatmaktadır.   Bu sömürü düzenini değiştireceğiz! Sosyal adaleti bu ülkede hep birlikte tesis edeceğiz” dedi.

Sancar ise, “Faiz lobilerine, yandaşlara, savaş harcamalarına devasa kaynak ayıran iktidar, işçiye ise sefalet ücretini reva görmüştür. Açıklanan asgari ücret rakamı, emekçiyi açlık ve yoksulluğa mahkûm etmektedir. Alınterini sömüren bu adaletsizlik düzenini ortak mücadeleyle değiştireceğiz” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan eski HDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı.

“Çalışanların yüzde 80’inin ayda 455 dolara mahkûm olduğu başka bir ülke yok. Kölelik devri de böyleydi işte” diyen Demirtaş, “Bunun tek nedeni de başkanlık sistemi. El ele verip bu sistemi değiştirelim, sonra da kölelik düzenini kaldıralım. Nasıl mı? Kesintisiz mücadele, örgütlenme ve sandıkla” ifadelerini kullandı.

TÜRK-İŞ: İşçi kesimi alınan karar katılmamıştır

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay ise düzenlenen basın toplantısına katılmayarak, kamuoyunun beklentisinin karşılanmadığını söyledi. Atalay, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçi kesimi adına görev yapan Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) temsilcileri, bugünkü mevcut sosyal ve ekonomik şartlarda, 2023 yılı için belirlenen asgari ücretin, çalışanların aileleriyle birlikte geçim şartlarını karşılamadığı görüşündedir. Kamuoyunun beklentisi de giderilmemiştir. Asgari ücretin yürürlükte kalacağı dönem boyunca meydana gelecek fiyat artışlarının gerisinde kalması söz konusudur. Ücretli çalışanların satın alma gücü bu nedenle azalmaktadır. Çalışanların satın alma gücünü koruyacak tedbirler uygulanmalıdır.

Asgari ücret çalışmalarında işçi kesimi öncelikle “çalışanların kendileri ve aileleri için insana yakışır bir gelir” elde etmeleri için çaba göstermiştir. Ancak bu talebimiz dikkate alınmamıştır. Yaklaşımımız işveren ve hükümet temsilcileri tarafından dikkate alınmış olsaydı, işçi kesiminin de onayıyla asgari ücretin oybirliğiyle tespit edilmesi ihtimali ortaya çıkabilirdi.

Asgari ücreti belirleme çalışmaları sadece ücretli kesimi değil toplumun tümünü yakından ve doğrudan ilgilendirmektedir. Kamuoyunun beklentisi maalesef karşılanmamıştır. Özelikle sendikasız işçilerin önemli bir bölümünün temel meselesi olan asgari ücretin işçi kesiminin savunduğu ilkeler çerçevesinde karara bağlanması, ülkemiz çalışma hayatı açısından önemli bir açılım sağlayacaktı.

Anayasada asgari ücretin tespitinde “çalışanların geçim şartları” göz önünde bulundurulması hükmü yer almaktadır. Ancak TÜİK bu konuda bir çalışma yapmaktan kaçınmıştır.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda görev yapan işçi temsilcileri, bu görüş ve düşüncelerle çalışmalara katkı yapmış ve asgari ücretin bu çerçevede belirlenmesi için çaba göstermiştir. Ancak, bilimsel, objektif yöntemler ve güvenilir verilerle tespit edilen taban ücret olması gereken asgari ücret -bir kez daha- pazarlık konusu edilmiş ve karar oy çokluğuyla, işveren ve hükümet temsilcileri tarafından belirlenmiştir. İşçi kesimi alınan karara katılmamıştır. ”

“Asgari ücret yılda 4 kez güncellenmeli”

Asgari ücret görüşmeleri öncesi talebini 13 bin 200 TL olarak açıklayan DİSK’in Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 2023 yılı için 8 bin 506 TL olarak belirlenen rakamı değerlendirdi.

Bloomberg HT’ye konuk olan Çerkezoğlu, “Şu an 4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması anlamına gelen açlık sınırının birazcık üzerinde bir asgari ücret belirlenmiş oldu. Yani şu an açlık sınırı 7 bin 800 TL yoksulluk sınırını dikkate almayan bir asgari ücret belirmesinin milyonlarca işçiyi ailesi ile birlikte yoksulluğa mahkûm etmek zorunda bıraktığını ifade etmiştik” dedi.

Resmi verilere göre belirlenen asgari ücretin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Çerkezoğlu, “Gerçek enflasyon karşısında asgari ücretin kaybının belirlenmesi gerekirdi. Belirlenen bu rakam 4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması olan açlık sınırının biraz üzerinde olan bir rakamdır” ifadelerini kullandı.

Asgari ücretin “genel ücret” haline gelmesine de dikkat çeken Çerkezoğlu, “Asgari ücret, Türkiye’de önemli. Her 2 kişiden birinin ailesi ile sürdürmek zorunda olduğu bir ücreti konuşuyoruz. İşçilerin talebi göze alınmadan Cumhurbaşkanı, hükümet ve işveren tarafından belirlenen bir asgari ücret ile karşı karşıyayız” diye konuştu.

Uluslararası standartlara da uyulmadığını ifade eden Çerkezoğlu, “Türkiye’de uluslararası standartlara aykırı bir biçimde tek bir işçi üzerinden asgari ücret belirleniyor. Oysa Türkiye’de kaç kişi tek başına yaşıyor? İşçilerin ailesi ile birlikte geçinebileceği bir asgari ücretin belirlenmesi gerekirdi. Bu kriterler ile DİSK olarak asgari ücreti, 13 bin 200 olarak açıkladık. DİSK olarak enflasyon tek haneliye düşene kadar asgari ücretin yılda 4 kez düzenlenmesini öneriyoruz” şeklinde konuştu.

Paylaşın