Ali Babacan’dan CHP’ye Salvolar

Genel seçimleri değerlendiren DEVA Partisi lideri Babacan, “Özellikle seçim kaybedildikten sonra CHP’yi destekleyen medya, köşe yazarları, yorumcular biz ve diğer partiler için şiddetli bir şekilde ‘CHP bunları niye taşıdı, CHP bunlarla niye beraber oldu, niye bu kadar milletvekili verdi’ dediler. Bu sesi çok çıkanlara soruyorum: CHP kendi başına bugün herhangi bir seçime girip Türkiye genelinde, Türkiye’nin tümü için kazanması mümkün mü? Ya siz hayal mi görüyorsunuz? Bu ülke öyle bir ülke mi? Bu ülkede ekseriyetin durduğu bir yer var.” dedi ve ekledi:

“AK Parti’ye oy veren seçmen şu anda ‘Allah bizi korumuş’ diyor. ‘Demek ki o zihniyet duruyor. Erdoğan’a karşı çıkıp parti kurmuş Ali Babacan’a bunu söyleyenler, CHP’nin içinde olduğu ittifak kazanırsa bize neler neler yaparlar diye düşünüyor AK Partili seçmen. İnanın bu dar ideolojik bakış olduğu sürece iflah olmaz.”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Habertürk TV’de Hülya Hökenek ve Faruk Aksoy’un sorularını yanıtladı. Babacan, hükümetin ekonomi yönetiminin yanı sıra seçim sonuçlarını ve seçime yönelik muhalefetin yaptığı iş birliği hakkında devam eden tartışmaları değerlendirdi.

Ekonomi yönetiminde yapılan değişikliklerin ekonomiyi düzeltmeye yetmeyeceğinin altını çizen Babacan, “Türkiye’nin ekonomisi sadece ekonomi yönetimiyle düzelmez. Çünkü hukuk, adalet eğer düzgün değilse bir ülkede gelir ekonomiyi vurur. Eğer eğitim sistemi düzgün çalışmıyorsa gelip ekonomiyi vurur. Mesela enflasyonun patladığı dönemde Merkez Bankası Başkanı olan insanı tuttular, BDDK’nın başına da atadılar. Merkez Bankası burada ne kadar çaba gösterirse göstersin, eğer BDDK onunla aynı çizgide destekleyici adımlar atmazsa bu iş olmaz, enflasyon falan düşmez bu ülkede. Bunların hepsi bir bütün. Eğer TÜİK, şeffaf bir şekilde enflasyonu ölçmezse, ne yaparsanız yapın zaten söylenenler bir yalan dünyası” diye konuştu:

“Şu anda Türkiye’nin bir ekonomi programı yok.  ‘Orta vadeli program üzerinde çalışıyoruz’ dediler. Demek ki neymiş? Yeni yeni bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Program açıklanınca bakacağız, gerçekçi mi, tutarlı mı?

Benim ekonomi yönetiminin başında olduğum dönemde hazinenin borcu nasıl gidiyor? 2018’de alanı ekonomi olan Erdoğan’ın tek imza ile ülkeyi yönetmeye başladığı dönemden itibaren nasıl gidiyor? Ülkenin borcunu makul seviyede tutmak mı yerlilik millilik, yoksa Cumhurbaşkanı’nın ülkeyi içeriye dışarıya borçlandırarak, gidip kapı kapı Suudi Arabistan’dan, Katar’dan, Birleşik Arap Emirlikleri’nden kredi dilenerek ülke ekonomisini yönetmeye çalışması mı yerlilik millilik?

Bizim bu iddialarımız devam ediyor, değişmeyecek ve inşallah biz bir gün bu ülkeyi yöneteceğiz. İktidara talibiz biz. Onun için çalışıyoruz. Biz bir düşünce kuruluşu değiliz. Biz bir vakıf değiliz, dernek değiliz. Biz STK da değiliz, biz bir siyasi partiyiz. Ve bu ülkeyi yönetme iddiasıyla ortaya çıkmış bir siyasi partiyiz.

Demokrasi talebi daha çok orta sınıflardan gelir biliyorsunuz, şimdi orta direği çökertiyorlar. Bugün asgari ücretle geçinen herkes aşırı yoksulluk içerisinde yaşıyor. Bugün asgari emekli maaşı alan 7500 lira alan emeklilerimizin hepsi aşırı yoksulluk içerisinde yaşıyor. Onlara ne yapıyorlar? Özellikle maaş almayan yoksul kesime koliler, paketler, destekler, yani diyorlar ki ‘Sen AK Parti’ye üyeysen bu yardımı alırsın.’ Zenginler iktidardan bir şekilde nemalanıyor. Yoksullar da mecbur kalıyor iktidara. Dolayısıyla demokrasi talebi ülkede azalıyor. İşte biz, o demokrasi talebini hep canlı tutacağız. İnadına inadına canlı tutacağız ve orta direği yeniden ayağa kaldırmak için, orta sınıfı yeniden ayağa kaldırmak için de her türlü çabayı sonuna kadar göstereceğiz.”

‘Sonradan ortaya çıkan protokole üzüldüm’

Millet İttifakı’nın ortak Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ arasında protokol yapıldığının ortaya çıkması hakkında konuşan Babacan, “14 Mayıs ile 28 Mayıs arasındaki o duruş ve söylem değişikliğini biz kaygıyla takip ettik. Bir tarafta da iki seçim arasında ‘Acaba birinci turda böyle oldu ama ikinci turda değiştirebilir miyiz dengeyi’ diye bir gayret. Biraz kaygıyla izledik. Ümit Özdağ ile sonradan ortaya çıkan protokolün var oluşuna ben tabii üzüldüm. Çünkü şeffaflık, açıklık önemli. Hele hele bu ortak hareket eden, ortaklık akdi üzerinde yürüyen partiler ve şahıslar için bu çok daha önemlidir” dedi.

Babacan sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Özellikle seçim kaybedildikten sonra CHP’yi destekleyen medya, köşe yazarları, yorumcular biz ve diğer partiler için şiddetli bir şekilde ‘CHP bunları niye taşıdı, CHP bunlarla niye beraber oldu, niye bu kadar milletvekili verdi’ dediler. Bu sesi çok çıkanlara soruyorum: CHP kendi başına bugün herhangi bir seçime girip Türkiye genelinde, Türkiye’nin tümü için kazanması mümkün mü? Ya siz hayal mi görüyorsunuz? Bu ülke öyle bir ülke mi? Bu ülkede ekseriyetin durduğu bir yer var.

AK Parti’ye oy veren seçmen şu anda ‘Allah bizi korumuş’ diyor. ‘Demek ki o zihniyet duruyor. Erdoğan’a karşı çıkıp parti kurmuş Ali Babacan’a bunu söyleyenler, CHP’nin içinde olduğu ittifak kazanırsa bize neler neler yaparlar diye düşünüyor AK Partili seçmen. İnanın bu dar ideolojik bakış olduğu sürece iflah olmaz.

Tek başımıza kalsak da demokrasi için mücadele edeceğiz. Çünkü Türkiye’de gerçek anlamda demokrasi hakim olmadan, insanların fert fert kendini güçlü hissettiği bir Türkiye’ye ulaşmadan bu ülkenin ekonomisi düzelmez; hukuk, adaleti de düzelmez, eğitim de düzelmez. ‘Önce insan’ demek zorundayız ve bu da ancak ve ancak demokrasiyle mümkün.“

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Markete Gitmeye Korkuyoruz

Gıda fiyatlarının dünya genelinde sürekli düşeş eğiliminde olmasına rağmen Türkiye’de ise sürekli yükselmesini eleştiren DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Dünyada gıda ucuzlarken, biz pazara, markete gitmeye korkuyoruz. Gıda enflasyonuyla mücadele bu kadar zor mu? Değil” dedi.

Ali Babacan, ayrıca, “Temel gıda ürünlerinin fiyatını Türkiye’de kim belirliyor? Sayın Erdoğan belirliyor. Etin fiyatını belirleyen o. Sütün fiyatını belirleyen o. Buğdayın fiyatını belirleyen o. Enflasyon olunca, maliyetler artında suçlu kim?” ifadelerini kullandı.

Küresel gıda fiyatları son 15 ayda sadece Nisan 2023’te yükselirken diğer tüm aylarda düşüş gösterdi. Gıda fiyatları Türkiye’de ise Eylül 2020’den bu yana, yani 34 aydır devam ediyor.

“Dünyada gıda ucuzlarken, biz pazara, markete gitmeye korkuyoruz. Gıda enflasyonuyla mücadele bu kadar zor mu? Değil” diyen DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından paylaştığı videoda şu ifadelere yer verdi:

“Temel gıda ürünlerinin fiyatını Türkiye’de kim belirliyor? Sayın Erdoğan belirliyor. Etin fiyatını belirleyen o. Sütün fiyatını belirleyen o. Buğdayın fiyatını belirleyen o. Enflasyon olunca, maliyetler artında suçlu kim?

‘Maliyeti aşağı çekelim’ diyoruz. ‘Gübrenin yarısını devlet ödesin’ diyoruz. ‘Yemin yarısını devlet ödesin’ diyoruz. ‘Elektriği, mazotu çiftçimize düşük fiyata verelim’ diyoruz. Enflasyonu düşürmenin yolu bu. Çünkü maliyetten aşağı çektiğinizde, maliyete diyelim ki 10 liralık devlet kaynağı ayırdığınızda nihai tüketici fiyatı 30 lira aşağıya iniyor.

Gıda fiyatlarındaki düşüşü dışarıdan ithalatla sağlayamazsınız. Çiftçimizin maliyetini düşürdüğümüz anda gıda fiyatlarını aşağı doğru çekmiş olacağız. Bu desteği en başta maliyetle verdiğiniz zaman daha ucuza mâl ediyor. Çünkü bitmiş ürüne destek daha pahalı, fiyat şişe şişe gidiyor. Ama hammaddede desteği verdiğiniz zaman bütün maliyeti aşağıya doğru çekiyorsunuz.”

Türkiye’de 34 aydır aralıksız yükseliyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi son 15 ayda sadece bir kez yükseldi. Türkiye’de resmi yıllık enflasyon mart ayında yüzde 38, gıda fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 54 oldu.

Dünyada gıda fiyatları aynı dönemde yüzde 21 düşerken Avrupa Birliği genelinde yüzde 15 artış gösterdi. Türkiye’de ise gıda fiyatları 34 aydan bu yana aralıksız artıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi son 15 ayda bir kez yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı yıllık tüketici enflasyonu (TÜFE) Haziran 2023’te ayında yüzde 38 oldu. On iki aylık ortalamalara göre ise enflasyon yüzde 60 gerçekleşti.

TÜİK’e göre gıda fiyatları son bir yılda yüzde 54 artış gösterdi. FAO’nun Küresel Gıda Fiyat Endeksi ise aynı dönemde yüzde 21 düştü. AB’de ise yıllık gıda enflasyonu mayıs ayı itibarıyla yüzde 15. Küresel gıda fiyatları son 15 ayda sadece Nisan 2023’te yükselirken diğer tüm aylarda düşüş gösterdi. Gıda fiyatları Türkiye’de Eylül 2020’den bu yana 34 aydan bu yana artmaya devam ediyor.

FAO ve TÜİK’in açıkladığı gıda fiyat endeksleri arasındaki fark Türkiye’nin “yeni ekonomik modele” geçtiği Kasım 2022’den itibaren giderek büyüyen bir makasa dönüştü. Kasım 2021’de küresel gıda fiyat endeksi 141; Türkiye’de ise 138. Türkiye’nin Kur Korumalı Mevduatı (KKM) ilan ettiği Aralık 2021’de ise radikal bir değişim başlıyor.

Paylaşın

DEVA Partisi’nde İstifa Depremi: Parti Yönetimine Zehir Zemberek Suçlamalar

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi’nin kurucuları arasında yer alan Ramiz Ongun, partisinden istifa ettiğini açıkladı. Ongun, açıklamasında, parti içinde milli hassasiyetlerin önemsenmediğine dikkat çekerek, parti yönetimine zehir zemberek suçlamalarda bulundu.

Haber Merkezi / Ramiz Ongun, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Kıymetli yol arkadaşlarım; 1. olağan kongremizde Divan Başkanı olarak yaptığım konuşmada “Biz yeni bir hareketiz, bizi de bekleyen bazı tuzaklar olabilir” sözüyle teşkilatlarımıza dikkatli olmaları hususunda telkinde bulunmuş… Maalesef o tuzakları kuranlar dışardan değil, Deva Partisinin tam merkezinden çıkmıştır. Büyük ümitlerle kurulan Deva Partisinin ise enkaza dönüşmesine sebebiyet vermiştir.

Milli hassasiyetlerin önemsenmediği, istişare kültürünün yok sayıldığı, liyakat anlayışının dışına çıkıldığı, “vesayet” altında olduğu izlenimini üstünden atamayan bir yönetim anlayışının hakim olması nedeniyle, arzu ettiğimiz siyaset anlayışını gerçekleştirme imkanı kalmadığına olan inancım kesinlik kazandığı için kurucusu olduğum Deva Partisinden istifa ediyorum.”

DEVA Partisi

9 Mart 2020 tarihinde Ali Babacan liderliğinde kurulan Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, dünya görüşünü “politikalarını gerçekleştirerek kuvvetler ayrılığı prensibine ve hukukun üstünlüğüne dayanan, tarafsız ve bağımsız bir yargı sistemiyle hukuk güvenliğini en üst düzeyde sağlayan, katılımcı ve çoğulcu demokrasiye önem veren olarak” tanımlar.

Üçüncü taraf kaynaklar genellikle partiyi liberal muhafazakârlık, Pro-Avrupacılık ve sosyal liberalizm ideolojilerini benimseyen ve merkez sağa yaslanan bir parti olarak tanımlamıştır. Parti siyasi yelpazede kendisini yelpazenin tam ortasında her ideolojiden insanı barındırmayı amaçlayan ‘ana akım’ parti olarak tanımlamaktadır.

Bazı yorumcular, partinin 2002’deki Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AK Parti) anımsattığını belirtmektedir. Eleştirmenlere göre, parti stratejisini AK Parti tabanı içindeki iki gruptan destek almaya dayandırdı: orta sınıf ve dindar Kürt seçmenler.

Eleştirmenler AK Parti’nin Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile ittifak halinde olması ve Kürtlere güvenlikçi bir yaklaşım benimsemesi nedeniyle, dindar Kürt seçmenlerin gerçekten yeni bir parti arayışı içinde olduğunu belirterek partinin bu seçmenlere alternatif oluşturduğunu düşünmektedir. Ayrıca Anavatan Partisi’nin (ANAP) devamı olduğu da iddia edilmiştir.

Parti gireceği ilk seçimler olan 2023 genel seçimlerine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) listelerinden 24 adayla, İYİ Parti listelerinden 1 adayla seçimlere katıldı ve bu adaylardan 15’i seçildi.

Paylaşın

AK Parti, Anayasa İçin Saadet, Gelecek Ve DEVA Partisi’nin Kapısını Çalacak

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Anayasa’nın 24. ve 41. maddelerinde değişiklik için Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi’nin desteği için kapısını çalacak.

Cumhur İttifakı’nda AKP’nin 263, MHP’nin 50, Yeniden Refah Partisi’nin beş, HÜDA PAR’ın dört ve DSP’nin bir milletvekili bulunuyor. Toplam 323 sandalyeye ulaşan Cumhur İttifakı, öncelikle teklifi referanduma götürmek için destek turuna çıkacak.

İktidarın Anayasa değişikliği teklifi için bir sonraki hamlesinin muhalefete çift sandık önerecek. Buna göre, iki oya daha ulaşılması durumunda 360 oyla referandumun kapısını aralayacak iktidar, CHP, YSP ve İyi Parti ile kuracakları temaslarda, “Destek verilmezse yerel seçimlerde referandum sandığının kurulacağını” ima edecek. Bu aşamadan sonra muhalefetin destek vermesi beklenecek.

Seçimlerden önce burka ve peçe gibi tartışmalı kıyafetlere anayasal özgürlük getirecek düzenlemeyle gündemi meşgul eden iktidar, yerel seçim öncesinde de aynı taktiği izleyecek. Cumhur İttifakı, yerel seçimlerden önce iki maddelik değişikliği dayatacak, muhalefetin gözünü, “Yerel seçimlerde çift sandıkla” korkutacak. Yerel seçimlerden sonra ise yeni ve gerici bir Anayasa için partilerin kapısını çalacak.

AKP’nin “Başörtüsüne Anayasal güvence” sözleriyle duyurduğu, iki maddeden oluşan teklif, 1 Ekim’de başlayacak 28’inci dönem 2’nci yasama yılında Meclis’in önemli gündem maddesi olacak. Anayasa’nın 24’üncü ve 41’inci maddesinde değişiklik öngören teklifin ilk maddesi ile tartışmalı çok sayıda kıyafete anayasal güvence getiriliyor.

İlk madde özetle şu şekilde: “Hiçbir kadın, dini inancı sebebiyle başını örtmesi ve tercih ettiği kıyafetinden dolayı eğitim ve öğrenim, çalışma, seçme, seçilme, siyasi faaliyette bulunma, kamu hizmetlerine girme ile diğer herhangi bir temel hak ve hürriyeti kullanmaktan ya da kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yararlanmaktan hiçbir surette yoksun bırakılamayacak.”

Teklifin 2’nci maddesiyle de LGBTİ bireyler, “Ailenin birliği” adı altında hedef alınıyor. Anayasa’ya, “Evlilik birliği, ancak kadın ile erkeğin evlenmesiyle kurulabilir” hükmü ekleniyor.

BirGün gazetesinden Hüseyin Şimşek’in haberine göre, Genel seçimlerden önce teklifi gündeme getirmek isteyen ancak depremin ardından vazgeçen Cumhur İttifakı, TBMM’nin yeniden yasama faaliyetlerine başlamasının ardından yeniden bu hedefe odaklandı.

Edinilen bilgiye göre, ittifak ortaklarıyla teklifi yeniden Meclis’e sunacak iktidar, daha sonra yeni muhalefet partileri ile destek görüşmelerine başlayacak. Teklifin TBMM’de doğrudan kabul edilmesi için 400, referanduma götürülmesi için 360 oya ihtiyaç bulunuyor. Cumhur İttifakı’nda AKP’nin 263, MHP’nin 50, Yeniden Refah Partisi’nin 5, HÜDAPAR’ın 4 ve DSP’nin bir milletvekili bulunuyor. Toplam 323 sandalyeye ulaşan Cumhur İttifakı, öncelikle teklifi referanduma götürmek için destek turuna çıkacak.

Bu kapsamda Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’ne güvenen iktidar kurmayları, Meclis kulisinde gazetecilere de aynı yönde açıklamalarda bulundu. “Üç partiye güveniyoruz” diyen iktidarın önceliği, bu partilerle temas olacak. DEVA Partisi’nin 15, Saadet Partisi çatısı altında toplanan iki partinin ise 20 milletvekili bulunuyor. İktidarın bu partilerden destek almasıyla sayı, referandum sınırı olan 358’e ulaşacak.

Sona bırakılacak

İktidarın Anayasa değişikliği teklifi için bir sonraki hamlesinin muhalefeti çift sandıkla tehdit etmek olacağı öğrenildi. Buna göre, iki oya daha ulaşılması durumunda 360 oyla referandumun kapısını aralayacak iktidar, CHP, YSP ve İYİ Parti ile kuracakları temaslarda, “Destek verilmezse yerel seçimlerde referandum sandığının kurulacağını” ima edecek. Bu aşamadan sonra muhalefetin destek vermesi beklenecek.

Paylaşın

ÖTV Zamları: DEVA Partisi Yargıya Taşıyor

Partisinin akaryakıttan alınan ÖTV’deki artışı Danıştay’a taşıyacağını duyuran DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin, “Akaryakıt ÖTV’sindeki artışla ilgili Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali için Danıştay’a dilekçemizi vereceğiz. Çünkü Cumhurbaşkanı açıkça Anayasa’ya aykırı bir yetki kullanıyor” dedi ve ekledi:

“Anayasa’nın 73. maddesinin 3. fıkrası ‘Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır’ dedikten sonra 73. maddesinin 4. fıkrası ‘Kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir’ demiştir.”

Şahin, açıklamasının devamında, “Anayasanın açık amir hükmünden anlaşılacağı üzere Cumhurbaşkanı, maktu olarak belirlenen vergi türlerinde artırım yapamayacak; şayet vergiyi ihdas eden kanun, oransal olarak yukarı aşağı sınırlar belirlemiş ve bu sınırlar içerisinde yürütmeye değişiklik yapma yetkisi vermişse bu durumda Cumhurbaşkanı kararıyla kanuna uygun olarak değişiklik yapılabilecektir. Oransal olarak artışın fahiş bir biçimde yüksek olması yönüyle de ‘vergi yükünün adaletli ve dengeli’ yapılması zorunluluğu itibarıyla da ölçülülük ilkesi açısından açıkça Anayasaya aykırıdır.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Sözcüsü ve Ankara Milletvekili İdris Şahin, partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulundu.

Şahin, “İktidarın ülkemizin karşı karşıya olduğu ekonomik sıkıntılarla ilgili hiçbir hazırlığının olmadığını görüyoruz. Sadece rastgele adımlar var. Para bitti; Merkez Bankasına dön ‘Para bas’. Bütçe tutmuyor; ‘Vergi sal’… İktidarın ekonomi politikası tümüyle vergi ve zamlara dayanmış durumda. Maliye politikası tarafında tasarrufa yönelik hiçbir adım yok” dedi.

Şahin, akaryakıttan alınan ÖTV’nin Cumhurbaşkanı Kararı’yla toplamda 6 lira artırılmasını “Bu, mevcut ÖTV’nin 3 katına çıkması demektir. Bu ölçüsüz artış iğneden ipliğe tüm fiyatları etkileyecek, dar ve sabit gelirlilerin üzerine yıkılacaktır” diye eleştirdi.

DEVA Partisi’nin akaryakıttan alınan ÖTV’deki artışı Danıştay’a taşıyacağını duyuran Şahin, “Akaryakıt ÖTV’sindeki artışla ilgili Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali için Danıştay’a dilekçemizi vereceğiz. Çünkü Cumhurbaşkanı açıkça Anayasa’ya aykırı bir yetki kullanıyor. Anayasa’nın 73. maddesinin 3. fıkrası ‘Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır’ dedikten sonra 73. maddesinin 4. fıkrası ‘Kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir’ demiştir.

Anayasanın açık amir hükmünden anlaşılacağı üzere Cumhurbaşkanı, maktu olarak belirlenen vergi türlerinde artırım yapamayacak; şayet vergiyi ihdas eden kanun, oransal olarak yukarı aşağı sınırlar belirlemiş ve bu sınırlar içerisinde yürütmeye değişiklik yapma yetkisi vermişse bu durumda Cumhurbaşkanı kararıyla kanuna uygun olarak değişiklik yapılabilecektir. Oransal olarak artışın fahiş bir biçimde yüksek olması yönüyle de ‘vergi yükünün adaletli ve dengeli’ yapılması zorunluluğu itibarıyla da ölçülülük ilkesi açısından açıkça Anayasaya aykırıdır” ifadelerini kullandı.

Zamları görmeyen medyaya tepki

Öte yandan Şahin’in gündeminde akaryakıt ve doğalgaza ÖTV zammını görmeyen ve sayfanın alt köşelerde haberleştiren iktidara yakın basın kuruluşları da vardı.

Sabah, Yeni Şafak, Posta, Hürriyet ve Milliyet gazetelerini gösteren Şahin şöyle devam etti: “Ülkede olgularla uğraşan ne medya ne de iktidar var. Tamamen algıyla ülke yönetmek gibi bir durum içindeler. Sabah, ana sayfasında her şeye yer vermiş ama 85 milyonu ilgilendiren zamlarla alakalı en küçük bir habere dahi dokunmamış. Yeni Şafak’ın ilk sayfasında da bu zamlarla alakalı en küçük haber söz konusu değil.

“Bizlerin ödediği vergiyle alınan Posta, Hürriyet, Milliyet… Posta’da en ufak bir zam haberi söz konusu değil. Bir dönemlerin saygın gazetesi olarak adlandırılan Milliyet’te şuracıkta bir haber… Bu medya gruplarının kendine göre lokomotifi sayılan, ödediğimiz vergilerle Ziraat Bankası’ndan kredilerle alınan Hürriyet’te, ‘Doğal gazda ÖTV arttı’ haberi, değerli Burcu Esmersoy’un düğün haberinin üçte biri oranında ana sayfada yer bulmuş. ‘85 milyonun evlatları’ manşetiyle çıkıyor ama 85 milyonu yakan zam haberlerini görmezlikten geliyor.”

Paylaşın

Babacan Liderliğindeki DEVA Partisi Yol Haritasını Netleştiriyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 15 milletvekili ile temsil edilen Ali Babacan Liderliğindeki Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi’nde her bir milletvekili “gölge bakan” gibi çalışacak.

Bu yeni görevlendirmeye göre Adalet Bakanlığı’ndan Mustafa Yeneroğlu; İçişleri Bakanlığı’ndan İdris Şahin; Milli Savunma Bakanlığı’ndan Sadullah Ergin; Sağlık Bakanlığı’ndan İrfan Karadutlu; Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan Evrim Rızvanoğlu;

Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Seda Kaya Ösen; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan Elif Esen ve Selma Aliye Kavaf sorumlu olacak. Ekonomi Politikaları ve Siyasi İşler Başkanı İbrahim Çanakçı da Meclis ve Genel Merkez arasındaki çalışmaların koordinasyonunun sağlanmasından sorumlu olacak.

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi ile grup kurmayı reddeden ve Meclis’te 15 milletvekili ile temsil edilen DEVA Partisi’nin yol haritası netleşmeye başladı. Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre DEVA Partisi’nin 15 milletvekili için yeni görevlendirmeler yapıldı. Buna göre DEVA Partisi’nin her bir milletvekili bir bakanlıktan sorumlu olacak.

Milletvekilleri sorumlu oldukları bakanlıkları takip edecek

“Gölge bakanlar” gibi çalışacak olan milletvekilleri, sorumlusu oldukları bakanlıkların tüm icraatlarını takip edecek, muhalefet edilmesi gereken durumlarda partiyi bilgilendirecek, vatandaşlardan, sivil toplumdan gelen bakanlıklarla ilgili talep ve şikayetlerin takipçisi olacak. İlgili bakanlıklarla temas gereken durumlarda bakanlarla iletişime geçerek talep ve şikayetleri de aktaracak.

Yeni görevlendirmeler belli oldu

Bu yeni görevlendirmeye göre Adalet Bakanlığı’ndan Mustafa Yeneroğlu; İçişleri Bakanlığı’ndan İdris Şahin; Milli Savunma Bakanlığı’ndan Sadullah Ergin; Sağlık Bakanlığı’ndan İrfan Karadutlu; Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan Evrim Rızvanoğlu; Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Seda Kaya Ösen; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan Elif Esen ve Selma Aliye Kavaf sorumlu olacak. Ekonomi Politikaları ve Siyasi İşler Başkanı İbrahim Çanakçı da Meclis ve Genel Merkez arasındaki çalışmaların koordinasyonunun sağlanmasından sorumlu olacak.

Milletvekili bulunmayan iller 15 milletvekili arasında paylaşıldı

DEVA Partisi’ndeki bir diğer görevlendirme de milletvekili bulunmayan iller için oldu. Milletvekili çıkarılamayan iller, 15 milletvekili arasında bölüştürüldü. Bu milletvekilleri sorumlusu oldukları şehirlerin sorunlarını, ihtiyaçlarını yakından takip ederek o ilin milletvekili gibi görev yapacaklar. Milletvekilleri, Meclis kapanır kapanmaz sorumlu oldukları illere gidecek ve ilk etapta yaz sonuna kadar kapsamlı çalışmalar yürütecekler.

Meclis ve Genel Merkez’de sınırlı kalmayan bir siyaset hedefi

Milletvekilleri ve parti yöneticileri, Meclis’teki faaliyetlerinin dışında daha çok sahada olacakları bir çalışma yöntemi de işletecek. Yaşanan sorunların muhatabı kurumların önünde eylem ya da açıklama yapmak gibi pratiğe dönüşecek çok sayıda programla sadece Meclis ve Genel Merkez’de sınırlı kalmayan bir siyaset yapma biçimini tercih edecekler.

Paylaşın

DEVA Ve Demokrat Parti TBMM’de “Ortak Grup” Arayışında

DEVA Partisi ile Demokrat Parti’nin TBMM’de yeni bir grup kuracağı ileri sürüldü. 15 milletvekili bulunan DEVA ile üç milletvekili bulunan DP’nin, TBMM çatısı altında grup kurabilmesi için iki milletvekiline ihtiyacı bulunuyor.

DEVA ve DP’li yetkililer, gerekli olan iki milletvekili için İyi Parti’yi işaret ediyor. DEVA Partisi ve DP’nin birlikte grup kurması halinde İyi Parti’den, “iki veya daha fazla milletvekilinin ya DEVA Partisi’ne ya da DP’ye katılabileceği” belirtiliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, Gelecek Partisi ile Saadet Partisi’nin (SP), TBMM’de 6. grubun kurmasının ardından siyaset kulislerinde şimdi de CHP listelerinden parlamentoya giren DEVA Partisi ile Demokrat Parti’nin (DP) “yeni bir grup kuracağı” ileri sürülüyor.

Ancak parlamentoda 15 milletvekili bulunan DEVA ile 3 milletvekili bulunan DP’nin, TBMM çatısı altında grup kurabilmesi için 2 milletvekiline ihtiyacı bulunuyor. DEVA ve DP’li yetkililer ise gerekli olan 2 milletvekili için İYİ Parti’yi işaret ediyor. Akşener, kurultayda partililer ile ilgili “Affetmeyeceğim. Hesaplaşacağız” demişti.

DEVA ve DP’li yetkililer ise Akşener’in bu sözlerinin ardından “İYİ Parti’de kırgınlık oluştuğuna” dikkat çekiyor. İYİ Parti’den DEVA Partisi ve DP’nin birlikte grup kurması halinde İYİ Parti’den “iki veya daha fazla milletvekilinin ya DEVA Partisi’ne ya da DP’ye katılabileceği” belirtiliyor.

“Hedef merkez sağ”

Öte yandan DP’li yetkililer, “DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve SP’nin kuracağı gruba katılmak istemedi, neden şimdi DP ile birlikte TBMM’de yeni bir grup kurmak istesin” sorusuna ise dikkat çeken şu açıklamayı yapıyor:

“DEVA Partisi de Gelecek Partisi de AKP’nin içinden çıkan partiler. DEVA Partisi, SP çatısı altındaki birlikteliğe karşı çıktı. Çünkü DEVA Partisi, AKP’nin içinden doğan bir parti olarak yeniden ‘siyasal İslam’ çizgisinde bir parti olmayı hedeflemiyor.

DEVA Partisi, ‘merkez sağ’ parti olma hedefinde. O nedenle SP çatısı altında TBMM’de kurulacak bir grupta DEVA Partisi’nin yer almasının 2028 seçimlerinde ‘partiyi geri düşüreceği’ düşünülüyor. Siyasette merkez sağ boşluğunun doğduğuna inanıyor ve o boşluğu doldurmayı hedefliyor.

Ancak DEVA Partisi, SP çatısı altında TBMM’de kurulan gruba katılmış olsaydı, toplumdaki ‘Bu da AKP içinden çıkan siyasal İslamcı bir parti’ imajını yıkamazdı. Ancak DP öyle değil. DP, geçmişte her kesimi kucaklayan bir merkez sağ partisi. O nedenle DP ile yeni bir grup, Gelecek Partisi ile SP’nin kurduğu ittifak ile aynı olmaz.”

Paylaşın

Saadet, Gelecek ve DEVA Partisi’nden Erdoğan’ın “Yerel Seçimler” Planına Karşı Hamle

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti, 2024’te yapılacak olan yerel seçimlerde, başta Ankara, İstanbul, Adana, Mersin gibi büyükşehirlerde “muhalefetin bölünmüş yapısından faydalanmayı” hedefliyor.

Erdoğan’ın yerel seçimlerin “1994 yılındaki yerel seçimler gibi milat olacağını” söylemi AK Partinin büyükşehirleri geri almak için “muhalefeti bölme” stratejisi olarak yorumlanırken, DEVA Partisi, Gelecek ve Saadet Partisi, Erdoğan’ın yerel seçimler planına yanıt verdi.

1994 yerel seçimlerinde hem merkez sağ blok hem de sol partiler ayrı adaylarla seçime gitmişti. Anavatan Partisi’nin İlhan Kesici’yi, SHP Zülfü Livaneli’yi, DYP’nin Bedrettin Dalan’ı, DSP’nin Necdet Özkan’ı, MHP’nin Ahmet Vefik Alp’i ve CHP’nin Ertuğrul Günay’ı aday gösterdiği seçimlerde, Refah Partisi’nin adayı olan Erdoğan, “aradan sıyrılarak” İBB’nin başkanı seçilmişti. RP, 1994’teki seçimlerde yüzde 25.19, ANAP yüzde 22.14, SHP ise yüzde 20.3 oy almıştı.

Üç parti de yerel seçimlerde 14 ve 28 Mayıs genel seçimlerinde olduğu gibi “bir ittifakın oluşmayabileceğini” belirtirken büyükşehirler, iller, ilçeler ve beldeler özelinde muhalefet cephesinin “işbirliği ve dirsek teması modelinin devreye girebileceğini” vurguluyor. Aksi takdirde, Erdoğan’ın söz ettiği 1994 seçimlerinin bir benzerinin 2024’teki seçimlerde de yaşanabileceğine dikkat çekiliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu; DEVA, Gelecek ve SP temsilcilerine “partilerinin yerel seçimlere ilişkin yaklaşımlarını” sordu. Açıklamalar şöyle:

Gelecek Partisi Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı Selçuk Özdağ: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 6 siyasi parti, yüzde 50+1 koşulu olduğu için bir araya geldi. Yerel seçimlerde ise en çok oyu alan kişi, belediye başkanı seçilecek. Bazı il, ilçe ve beldelerde partiler, bazılarında şahıslar, bazılarında ise hem parti hem de şahıslar güçlüdür. Muhalefet, ilçe ilçe, il il, belde belde şimdiden hazırlığını yapmalı. Bloklar doğru kurulmalı. Erdoğan, şunu söylüyor; ‘Muhalefet parçalansın, yerel seçimlerde blokları doğru kurmasın.

Ben buradan çıkarım; bunların iç kavgalarından yararlanırım.’ Muhalefet partileri özeleştirilerini hızlıca yapmalı, hesaplaşmasını ise seçim sonrasına bırakmalı. ‘Erdoğan’ın oyununa’ gelinmemeli. Biz bölünmeyeceğiz, kavga etmeyeceğiz. Gelecek Partisi olarak muhalefetin işbirliğinden yanayız. Muhalefet eğer 2019’da kazandığı belediyelere yenilerini ekleyemezse Türkiye’de bir daha muhalefet diye bir şey kalmaz. Konya, Balıkesir, Amasya, Samsun, Zonguldak gibi illeri de almalıyız.

“Anlayış birliği sürüyor”

Saadet Partisi Sözcüsü Birol Aydın: Bir bütün olmasa bile muhalefet çeşitli yerlerde, çeşitli büyükşehir, il, ilçe ya da beldelerde seçim işbirliği ve teması halinde seçime girecektir. Her ne kadar Millet İttifakı’nın ittifak hali 28 Mayıs itibarıyla bitmiş olsa da Türkiye’nin ortak sorunlarına ilişkin anlayış birliği devam etmektedir. Bu durumun yerel seçimlerde nereye evrileceğini söylemek şimdiden mümkün değil ama anlayış birliği devam ediyor.

“Ayrı hareket zarar”

DEVA Partisi Seçim İşleri Başkanı İdris Şahin: Erdoğan’ın 1994 seçimleri hususu doğru. Muhalefetteki dağınık görüntü devam eder ve her parti yerel seçimlerde, özellikle büyükşehirlerde ayrı ayrı seçimlere girmeye karar verirse büyük ihtimalle büyükşehirlerin, 2019’da CHP’nin kazandığı yerlerin çoğunluğunun kaybedilmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalınır.

Her il, ilçe, büyükşehir, belde seçimleri ayrı ayrı değerlendirilmeli, ayrı birliktelikler kurulmalı. Birlik ve beraberlik olmaz ise Erdoğan’ın dediğinin çıkma ihtimali kuvvetle muhtemel. Biz, yerel seçimlerde yetkili kurullarımızdan çıkacak kararlar doğrultusunda hareket edeceğiz. Muhalefetin ayrı ayrı hareket etmesinin Türkiye demokrasisine son derece zarar verebileceğini düşünüyoruz.

Paylaşın

Gelecek, DEVA Ve Saadet Partisi TBMM’de Grup Kurabilecek Mi?

14 Mayıs’ta yapılan seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) listelerinden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden TBMM’ye giren Saadet Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi arasındaki “birleşme” ve “grup kurma” çalışmalarından olumlu sonuç alınamadı.

DW Türkçe’nin Kıvanç El’in edindiği bilgiye göre, özellikle DEVA Partisi ile bazı gerginlik ve uyuşmazlıklar yaşansa  da yeni formüller ile “Meclis’te ortak grup kurma” seçeneği tamamen masadan kalkmış değil.

14 Mayıs milletvekili genel seçimlerinde DEVA Partisi 15, Gelecek ve Saadet partileri de 10’ar olmak üzere üç parti toplam 35 milletvekili elde etti. DEVA ve Gelecek Partisi seçimlerin ardından “birleşme”, Saadet, DEVA ve Gelecek partileri de “Meclis’te ortak grup kurmak” için görüşmelere başlamıştı. Bu görüşmelerde yol alınamadı. Konuyu yetkili kurullarında değerlendiren partilerden DEVA ve Saadet masadaki formüllere sıcak yaklaşmadı. Ancak, tüm kapılar kapanmış değil. Üç yeni formül üzerinden yaz aylarında görüşmeler devam edecek.

Partiler hangi konuda anlaşamadı?

Seçimlerin ardından Gelecek Partisi’nin önerileri çerçevesinde DEVA ile “birleşme” gündemli görüşmeler başladı. Bu görüşmelerde iki partinin “yeni bir parti adı altında birleşmesi,” “eş başkanlık,” “genel başkanvekilliği” gibi formüller gündeme getirildi. Ancak yol alınamadı. DEVA Partisi’nden geçen Pazar günü yapılan yazılı açıklamada, “Gelecek Partisi ile birleşme” modelinin “parti yönetiminde çift başlılık ve mesaj karmaşasına yol açacağı ve sürdürülebilir olmayacağı gerekçeleriyle uygun bulunmamıştır” denildi.

Birleşmenin yanı sıra DEVA, Gelecek ve Saadet partileri ayrıca Meclis’te grup kurulması için de görüşmelere başladı. Edinilen bilgiye göre Saadet Partisi, Meclis’te grup kurmanın kendi partilerinde birleşerek olmasını istedi. Bu öneri kabul edilmedi. Ardından “Üç partinin yedişer milletvekili vereceği bir çatı partisi kurulması” önerisi gündeme getirildi. Meclis’te üç liderin de grup toplantılarında dönüşümlü konuşması gibi formüller ele alındı.

DEVA Partisi ise “dönüşümlü başkanlık,” “sırayla başkanlık” gibi formüllerin “halkta kafa karışıklığı oluşturacağını” ve “söylem birliği problemi yaratacağını” belirterek formüllere karşı çıktı. Ayrıca yedişer milletvekilinin “çatı parti”ye verilmesi durumunda kalan vekillerle partilerin zayıf kalacağı fikri hem DEVA hem de Saadet Partisi kurullarında dillendirildi.

Meclis’te grup kurulma çalışmalarına dair DEVA’dan yapılan değerlendirmede, “Söz konusu modelin vatandaşlarımızca doğal karşılanmayacağı, zihin karmaşasına yol açacağı, yönetişim sorunları çıkaracağı ve partilerin kendi öz kimliklerinin gelişimini engelleyeceği yönündeki görüşler ağırlık kazanmıştır” sözleriyle masadaki formüllere kapı kapatıldı.

Parti Sözcüsü İdris Şahin, “Halkta karşılığı olmayan suni seçenekler, suni birliktelikler yerine daha sağlıklı formülleri her zaman konuşmaya hazırız” dedi. Kapıyı kapatmadıklarını ve Ekim ayına kadar hatta Ekim ayından sonraya kadar da süreleri olduğunu belirten Şahin, “Seçmenlerin de kabullenebileceği formülleri değerlendireceklerini” kaydetti.

Hangi formüller masada?

Saadet, DEVA ve Gelecek partilerinin kurmaylarından edinilen bilgiye göre masada hâlâ tüm partilerin tartışmasına açılacak üç formül bulunuyor.

Bunlardan ilkine göre 10 milletvekili olan Saadet Partisi’ne DEVA ve Gelecek Partisi’nden 5’er milletvekili verilmesi. Bu durumda Saadet Partisi grubu oluşturulacak, Genel Başkan Temel Karamollaoğlu olacak ve konuşmaları da bu partinin Genel Başkanı yapacak. “Dönüşümlü konuşma” gibi “kafa karıştıran” ve “söylem problemleri yaratan” modeller uygulanmayacak.  Buradaki amaç “liderlerin konuşmasından” öte Meclis’te yasama faaliyetlerinde grup kurmanın avantajlarının kullanılması olacak. Saadet Partisi adı altında grup kurulması halinde grup hakları üç partiye eşit dağıtılacak.

Diğer ikinci formül ise en çok, yani 15 milletvekili olan DEVA Partisi’ne “ittifak ortakları” olarak görülen; Gelecek, Saadet, CHP, İYİ Parti gibi partilerden yapılacak görüşmeler ile milletvekili transferi ile grup kurulması olacak. Burada grup DEVA Partisi çatısı altında oluşacak ancak haklar destek veren partilere eşit bölüştürülecek. CHP ve İYİ Parti’den destek gelmeyip sadece Gelecek ve Saadet partilerinden destek gelebileceği de belirtiliyor.

DEVA Partisi’nin hiç yer almadığı üçüncü formül ise Saadet ve Gelecek Partisi arasında dillendiriliyor. Bu formüle göre de 10’ar vekili olan iki parti ortak Meclis grubu oluşturulacak. Çatı partisi ise Saadet Partisi olacak.

Birleşme mümkün mü?

Meclis’te grup kurmanın yanı sıra bir diğer önemli gündem ise DEVA ve Gelecek partilerinin birleşmesi. Gelecek Partisi’nin önerdiği gibi “genel başkanvekili” veya “eş başkanlık” gibi modellerle birleşmeye DEVA sıcak bakmıyor. Ancak 81 ilde örgütlü olan ve daha geniş bir örgüt ağı olan DEVA Partisi ve Ali Babacan’ın liderliği altında birleşmeye sıcak bakılıyor. Bu noktada Gelecek Partisi’nden geçecek kurmaylara partide önemli görevler verileceği ancak liderliğin tek olacağı, diğer türlü “eş başkanlık” gibi modellerin halkta karşılığı olmadığı ve “çok başlılığa” yol açtığı savunuluyor.

Seçimler sürecinde fazla dillendirilmese de DEVA ile Gelecek partilerinin kurmayları arasında uzun süredir gerginlik olduğu biliniyor. Her iki parti tabanı da yöneticileri de geçmişte AKP tabanında yer alan isimlerden oluşuyor.

Meclis’te grup kurmanın faydası ne?

Meclis’te partilerin grup kurması için 20 milletvekilinin bir araya gelmesi gerekiyor. Bu durumda sandalye dağılımına göre tüm komisyonlarda üyelik, Meclis yönetiminde temsil edilme hakkı elde ediliyor. Bu durumda 20 kişilik grup kurulması durumunda “TBMM idare amiri,” “katip üye” gibi haklar da kurulan gruba veriliyor. Ayrıca grup başkanvekilleri belirlenerek yasama faaliyetlerinde gruplar adına Meclis Genel Kurulu’nda söz alınabiliyor. Yine Meclis genel kurulunda “araştırma önergeleri” verilebiliyor. Grubu olmayan partilerin milletvekillerinin yasama faaliyetlerine katılımı grubu olanlara göre oldukça zor.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Kimseye En Ufak Bir Borcumuz Yok

Kurban Bayramı vesilesiyle yayınladığı mesajında gündemi değerlendiren DEVA Lideri Babacan, “Tertemiz bir seçim kampanyası yürüttük. Konuşunca doğruyu söyledik.  Şimdi ise partimiz kuruldu kurulalı dosdoğru çalışmış olmanın verdiği huzurla yeniden milletimizin karşınızdayız. Bizim kimseye en ufak bir borcumuz yok. Hiç kimseyi aldatmadık. Kazandığımız her şeyi de anamızın ak sütü gibi helalinden kazandık” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bugün, seçimi helalinden kazanmış, başı dik, alnı açık 15 milletvekilimiz var. Seçim kampanyası boyunca kimseyi aldatmayan, yalan söylemeyen, iftira atmayan, kul hakkına girmeyen, kamu malını kullanmayan, dosdoğru çalışan güçlü bir teşkilatımız var. Evet, seçimi kazanamadık. Bunun için gereken öz eleştiriyi de muhasebeyi de yapmaktan kaçınmayacağız. Ancak şunu gönül rahatlığıyla ifade ediyorum ki biz kimsenin hakkını yemedik. İçimiz rahat, gönlümüz ferah.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kurban Bayramı vesilesiyle yayınladığı mesajında gündemi değerlendirdi. Babacan, şunları ifade etti:

“Partimiz altı partili bir ittifak modeliyle seçimlere girdi. Anayasa metninden, ortak politikalar metnine kadar siyasi tarihimizde hiçbir seçimin öncesinde görülmemiş bir hazırlığın altına imzamızı attık. Bu belgeler tam bir bilgi hazinesidir, alın teridir, göz nurudur, akıl teridir. Bizim için çok zor olan bir kararı verdik ve seçime ortak listelerle girdik.

Altı partiyle yaşadığımız tüm bu süreçte sık sık şu ikilemi yaşadık: ‘Milletimizin menfaati mi, partimizin menfaati mi?’. Tercihimizi hep milletimizden yana kullandık. ‘Kazanan Türkiye olsun’ dedik. Bedeli ne olursa olsun, özgürlük, adalet, hukuk ve demokrasiden yana sağlam duruşumuzu asla bozmadık. Seçimleri kaybettik ancak bizim Türkiye’yi kaybetmeye tahammülümüz yok. İşte tam da bu nedenle biz buradayız ve dimdik ayaktayız.

Doğruya doğru demekten gocunmayacağız. Biz milletimizin hayrına olan her şeyi açık yüreklilikle destekleyeceğiz. Şunun da bir kere daha altını kalınca çizeyim; bu ülkenin en etkili muhalefet partisi de biz olacağız. Hatalı gördüğümüz ne varsa söyleyeceğiz. Hatalardan, yanlışlardan dönülmesi için canla başla mücadele edeceğiz.

Ticarette de siyasette de ‘helalinden kazanmak’ diye bir tabir vardır. Helalinden kazanmak, doğruyu söyleyerek kazanmaktır. Kimseyi aldatmamaktır. Montaj videolarla, iftiralara, yalanlarla seçim kazanmak, helalinden kazanmak değildir. Kamu malını, kamu imkanlarını, 86 milyonun hakkını sadece kendisi, kendi partisi için kullanarak seçim kazanmak, helalinden kazanmak değildir. Seçimlerden hemen önce meydanlarda, ‘Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece faiz yükselemez. Faiz devamlı düşecektir’ deyip seçimlerden hemen sonra faiz artırmak, helalinden kazanmak değildir.  Kul hakkına girerek seçim kazanmak, helalinden kazanmak değildir.

Umutsuzlukla yaşayan vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Maaşına aldığı zam daha bankadan çekmeden eriyen çalışanlarımıza, hayallerini ülkedeki krize feda eden, kazandığı üniversite için ailesinden uzak kalıp kirasını ödeyemeyen öğrencilere, yaz tatilini dünyadaki akranları gibi keyifle geçirmek yerine okul harçlığını çıkarmak için çalışarak geçiren gençlere seslenmek istiyorum.

Geçtiğimiz senelerde rahatça aldığı kurbanını bu sene alamayan esnaf kardeşlerime, bayram sofralarını küçülten, baklavadan bile tasarruf etmek zorunda bırakılan emeklilerimize seslenmek istiyorum. Kendinizi yalnız hissetmeyin. Kendinizi terk edilmiş hissetmeyin.  Biz buradayız. Burada sizler için çalışan, hepimiz için gece gündüz çalışan birileri var. DEVA Partisi var.

9 Mart 2020 tarihinde DEVA Partisi’ni kurmamış olsaydık, Mayıs seçimlerinden sonra ülkemizin haline bakar, siyasetin geldiği noktayı değerlendirir ve derhal bugün DEVA Partisi’ni kurma kararı alır, kollarımızı sıvar ve hemen çalışmaya başlardık. Medyanın baskı altında tutulduğu, sivil toplumun sindirildiği, adaletin ayaklar altına alındığı, yoksulun daha yoksul olduğu bir Türkiye’de DEVA Partisi’ne her zamankinden daha çok ihtiyaç olacak.

Bu iktidar, hukukun üstünlüğüne saygı göstermeyecek. Bu iktidarın kurumları güçlendirme diye bir derdi olmayacak. Bu iktidar şeffaf, hesap vermeye hazır, kural bazlı bir yönetim anlayışını hiçbir zaman benimsemeyecek. Çünkü Sayın Erdoğan’ın zihin dünyasında bu kavramların yeri yok. Bu iktidar iş başında olduğu sürece, ülkemiz içine düştüğü orta gelir tuzağından asla kurtulamayacak.

Her ne kadar ülkenin Cumhurbaşkanı, seçim gecesi ve ardından yaptığı bazı konuşmalarda topluma öfke, nefret ve hiddet mesajları iletse de bizim hayalimizdeki Türkiye birilerinin kazandığı, birilerinin kaybettiği bir ülke değildir. Biz var gücümüzle 85 milyonun birlikteliğini sağlamak, güçlü millet olmanın sorumluluğunu yerine getirmek için buradayız.  Umutsuzluğa yer yok.”

Biz hiçbir zaman uzlaşıdan, istişareden, ortak akıldan, birlikte çalışma kültüründen vazgeçmeyeceğiz. Diğer siyasi partilerle olan diyalog ve iş birliği zeminini her zaman sıcak ve güçlü tutacağız.

Kimseye en ufak bir borcumuz yok

Tertemiz bir seçim kampanyası yürüttük. Konuşunca doğruyu söyledik.  Şimdi ise partimiz kuruldu kurulalı dosdoğru çalışmış olmanın verdiği huzurla yeniden milletimizin karşınızdayız. Bizim kimseye en ufak bir borcumuz yok. Hiç kimseyi aldatmadık. Kazandığımız her şeyi de anamızın ak sütü gibi helalinden kazandık. Bugün, seçimi helalinden kazanmış, başı dik, alnı açık 15 milletvekilimiz var.

Seçim kampanyası boyunca kimseyi aldatmayan, yalan söylemeyen, iftira atmayan, kul hakkına girmeyen, kamu malını kullanmayan, dosdoğru çalışan güçlü bir teşkilatımız var. Evet, seçimi kazanamadık. Bunun için gereken öz eleştiriyi de muhasebeyi de yapmaktan kaçınmayacağız. Ancak şunu gönül rahatlığıyla ifade ediyorum ki biz kimsenin hakkını yemedik. İçimiz rahat, gönlümüz ferah.

Demokrasilerde sandık elbette önemlidir. Ancak hiç şüpheniz olmasın ki, DEVA Partisi iki sandık arası dönemde de özgürlük ve zenginlik için her türlü çabayı göstermeye devam edecektir. DEVA Partisi, kuruluş felsefesi ve kendine özgü siyasi duruşuyla yoluna devam edecek ve Türkiye’yi saplandığı bu cendereden çıkarmanın mücadelesini verecektir. Bu ülke bizim, bu ülke hepimizin.

Kurban Bayramınızı tebrik ediyor, bayramın ülkemiz için, İslam Alemi için ve tüm insanlık için hayırlı gelişmelere vesile olmasını temenni ediyorum. Tüm hacı adaylarının Arafat vakfesinde yapacakları duaların ve hac ibadetlerinin kabul olmasını diliyorum. Bayramlar; birbirimize ulaşmanın, kucaklaşmanın, barışmanın zamanıdır. Bayramlar; kaybettiğimiz sevdiklerimizi hatırlamanın, şükrün ve muhasebenin zamanıdır.”

Paylaşın