Altılı Masa, ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ İçin HDP İle Görüşecek Mi?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa, geçiş süreci ve temel politikalarda anlaşmanın sağlanması durumunda gelecek yılın ilk aylarında ortak cumhurbaşkanı adayını belirleme sürecini başlatacak.

Belirlenecek adayın Altılı Masa’da olmayan diğer siyasi partilerden de destek arayışına girmesi bekleniyor. Bu süreçte ortak Cumhurbaşkanı adayını müzakere etmek istediğini söyleyen HDP ile görüşme, oy oranı düşünüldüğünde ayrıca önem taşıyor. Cumhurbaşkanı adayı şubat ya da mart ayında belli olursa diğer partilerle temas trafiği de başlayacak.

Peki “ortak yönetim” vaadinde bulunan, bunun nasıl olacağıyla ilgili “Geçiş Süreci Yol Haritası” çalışması yürüten Altılı Masa, belirleyecekleri Cumhurbaşkanı adayının HDP’nin desteğini alması durumunda ortak yönetime HDP’yi de dahil edecek mi? Altılı Masa’daki partilerin temsilcileri bu soruya “hayır” yanıtını veriyor.

Gazete Duvar‘ın aktardığına göre, HDP’nin, ortak cumhurbaşkanı adayını desteklemek için şartlarını içeren Tutum Belgesi’ndeki taleplerin karşılanmasının önem taşıdığına dikkat çeken bir yetkili, “HDP’nin Tutum Belgesi büyük oranda desteklenebilir bir belge. Onlar da bu talepler kapsamında adımlar atılmasını istiyor. Cumhurbaşkanı adayı bunları değerlendirecektir. Eğer HDP ortak adayı destekleme kararı verirse seçimin kazanılması durumunda oluşturulacak ortak yönetimde yer almaz. Bakanlık verilmez. Cumhur İttifakı’ndaki MHP gibi olur. MHP’nin bakanı yok, yürütme organında bir mekanizma içinde bulunmuyor ama siyasi karar alma süreçlerinde görüşlerine başvuruluyor” değerlendirmesi yaptı.

Kapatma davasında hazine yardımı

Öte yandan Meclis’in üçüncü büyük partisi HDP hakkında açılan kapatma davasında 17 ay geride kaldı. Geçtiğimiz hafta ek savunmasını Anayasa Mahkemesi’ne sunan HDP’de şimdi sözlü savunma için hazırlıklar başladı. Yüksek Mahkeme sözlü savunmayı da aldıktan sonra raportörün raporunu bekleyecek. Bu raporun ardından dava Anayasa Mahkemesi gündemine alınacak.

Üyeler toplanıp bir karara varacak. Hukukçular tüm bu sürecin şubat ayını bulabileceğini söylüyor. HDP’nin kapatılması yönünde çağrılarını sürdüren MHP yetkilileri mahkemeyi daha fazla gecikmeye meydan bırakmadan kapatma kararı vermeye çağırıyor. MHP’nin arka arkaya sürecin hızlandırılması çağrısında bir etken de partilere yapılacak Hazine yardımı. 2023 yılı bütçesi kapsamında yapılacak bu yardım, ocak ayının 10’unda hesaplara yatırılmış olacak.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız bu durumu bütçe görüşmelerinde gündeme getirdi, davada Hazine yardımından yoksun bırakma ya da kapatma gibi bir karar çıkarsa 540 milyon TL’lik Hazine yardımı iadesinin nasıl olacağını sordu. Yıldız, “Bunu bir kasıtla falan söylemiyorum. Mahkeme öyle ya da böyle hukuka, akla, vicdani kanaatine göre bir an önce karar vermelidir” dedi.

Paylaşın

DEVA Partisi Lideri Babacan: Keşke 2017’de Konuşsaydım

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği ‘Helalleşme’ konusunda DEVA Partisi Lideri Babacan, zihnine takılı kalan konunun 2017 referandumu olduğunu belirtti ve “O referanduma giderken, 2015’te ‘Ben artık konuşmayacağım çünkü siyaseti bırakıyorum’ diye karar almıştım. Referandumu soranlara bunun yanlış olduğunu söyledim. Fakat kamuoyunun önüne çıkıp açıklama yapmadım. ‘Bu iş yanlış. Başkanlık Sistemi dedikleri bu ucube sistem yanlış’ demedim. Çıkıp konuşsam iyi olurmuş” dedi.

Sözcü Gazetesi‘ne konuşan Babacan, “Terör saldırısı hâlâ soruşturma aşamasında. Bazı bilgiler sızıyor ya da sızdırılıyor ama bizim bilmediğimiz de pek çok husus var. Şu anda iktidara karşı en önemli muhalefet bloğu Altılı Masa. Altılı Masa kuvvetle muhtemel 6 ay sonra bu ülkenin başına geçecek. Bu tür önemli dosyalarda Altılı Masa’nın şimdiden bilgilendirilmesi lazım. Bunu bilmek hakkımız. Devlet kurumlarının başındaki insanlar tarafından bilgilendirilmemiz lazım, siyasetçiler tarafından değil. İçişleri Bakanı gelmiş, anlatmış… Zerre kadar önemi yok. İnanmayız söylediklerine. Cumhurbaşkanının söylediğine de güvenmeyiz. Birbirini tutmuyor çünkü” dedi.

Para transferi haberleri üzerinden iktidarı eleştiren Babacan, “Ayağına gidip kapı kapı dolaşmak zorunda kalıyorsunuz. Birisi ‘15 Temmuz’un finansörü’ diye suçladığınız ülke. Gidip yalvarıyorsunuz. Öbürü ‘katil’ diye, ‘dosyayı vermem’ diye suçladığınız ülke. Gidip yalvarıyorsunuz. Yalvar yakar borç para alıyorsunuz. Uluslararası ilişkilerde o kadar tehlikeli bir şey ki… O borç verilirken karşılığında neler oluyor? Onu da bilmiyoruz. İktidara geldiğimizde bakacağız, dosyalarda varsa göreceğiz ya da ‘Sizin eski Cumhurbaşkanınızın böyle bir sözü vardı, ne yapacaksınız?’ diye bize soracaklar. Eğer devlet taahhüdü ise yazılı kayıtlı bir şeyse devlette devamlılık var yapacaksınız… Ama sözlüyse de kimse kusura bakmasın biz de söze güven yok” ifadelerini kullandı.

Babacan ayrıca, “Onlar harcayacak, borç bize kalacak. İkili borçlanma bizim hiç yapmadığımız bir şey. Bir ülkeyle ikili anlaşma ile borçlanmadık. Tek kişiden borç aldığınız zaman mutlaka borcunuz birikmeye başlar. Dış borç büyüyor, yanında da binalar yükseliyor. Ama bu binalar döviz üretmiyorlar, sorun orada. Ben 2012’de diyordum ki, ‘Sanayiden inşaata doğru büyük bir kayma var.’ Düzeltmeye çalıştık, yasa tasarıları hazırladık. En son Erdoğan bana ‘Bu dediklerini yaparsam ben il başkanı, ilçe başkanı bulamam’ dedi” diye konuştu.

‘Teşkilatlarımız hazır’

Haziran 2023’te yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri tarihi konusunda konuşan Babacan, “Mart 2023’te bir baskın seçim olma ihtimali var. Teşkilatlarımız buna şimdiden hazır” dedi.

Babacan, “Sayın Erdoğan’ın ‘Zamanı geldiğinde ben de bırakacağım’ sözlerini içtenlikle söylediğine inandınız mı? Önümüzdeki seçimde sandıkta yenilse bile bırakmayacağına ilişkin endişeler var. Kenara çekilmemek için akla gelmeyecek yöntemler deneyebilir mi?” sorusuna şu yanıtı verdi: “AKP’de ‘3 dönem’ kuralının işlediği sırada belki bir süre bunu samimi olarak düşünmüş olabilir. Fakat 2014 yılında Cumhurbaşkanlığına seçildi ama partinin genel başkanlığını bırakmadı. ‘3 dönem’ kuralı tamamen yerle bir edildi.”

“Şöyle sandıkları hep beraber bir patlatalım” diyen Babacan, “Açık ara seçimi alalım, ondan sonra hiç kimsenin ne söyleyeceği laf ne de yapabileceği bir iş kalır” diye konuştu.

Altılı Masa’nın ‘tek adam rejimi olmasın diye’ uğraştığını söyleyen DEVA lideri, “Bizim adayımız çıkacak, siyasi taahhütte bulunacak. Genel başkanlardan birisi aday olursa kendi partisinde çoğunluğu olmayacağı için herkes bir arada durmaya mecbur. O yüzden ben bu masanın ‘merkezçek kuvveti’ var diyorum. Şu anda Erdoğan niye Devlet Bahçeli’nin yükünü çekiyor ki? Parlamentoda AKP’nin çoğunluğu olmadığı için… Geçiş sürecini çok önemsiyoruz. (Meclis çoğunluğunu elde edemezsek) 6 ay, 1 yıl, 2 yıl diye düşündüğümüz süreç belki de 5 yıl devam etmek zorunda. Onun için dürüst, sözünde duran bir aday lazım” dedi.

‘Konuşsam iyi olurmuş’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği ‘Helalleşme’ konusunda Ali Babacan, zihnine takılı kalan konunun 2017 referandumu olduğunu belirtti ve “O referanduma giderken, 2015’te ‘Ben artık konuşmayacağım çünkü siyaseti bırakıyorum’ diye karar almıştım. Referandumu soranlara bunun yanlış olduğunu söyledim. Fakat kamuoyunun önüne çıkıp açıklama yapmadım. ‘Bu iş yanlış. Başkanlık Sistemi dedikleri bu ucube sistem yanlış’ demedim. Çıkıp konuşsam iyi olurmuş” dedi.

Paylaşın

Altılı Masa ’28 Kasım’da Ne Açıklayacak?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa, 28 Kasım Pazartesi günü Anayasa taslağını açıklayacak.

Taslak, temel hak ve özgürlüklere sahip olan, bunları cezalandırılma korkusu olmadan kullanabilen ve insanca yaşayacak düzeyde ekonomik olanaklara sahip yurttaşlığı kurumsallaştıran bir model vadediyor.

Birgün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre, Altılı Masa’nın genel başkanlarının Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde yapacağı toplantıdan önce Bilkent Otel’de bir toplantı düzenlenecek. İlk toplantıdan farklı olarak daha dar bir kadro ile yapılacak toplantıya siyasi partilerin üst düzey yöneticileri, medya mensupları ve Anayasa hukukçuları katılacak.

Tüm siyasi partilerin temsilcilerinin sırasıyla bir bölümünü açıklayacakları Anayasa değişikliği teklifinde 12 Eylül Anayasası’nın izlerini ortadan kaldıran ve çağdaş, demokratik bir yönetim inşa etmeyi sağlayacak düzenlemelerin yer alacağı bildirildi. Özellikle 12 Eylül yönetimi ile kurulan antidemokratik kurumların kaldırılması ya da yeniden düzenlenmesine ilişkin hükümlerin yer aldığı çalışmada, Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkileri net olarak tanımlanacak.

Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesine ilişkin bir değişiklik önerisine taslakta yer verilmedi. Ancak temel görüşün Cumhurbaşkanı’nın seçiminin geçmişte olduğu gibi parlamento tarafından yapılması ancak buna ilk seçimden sonra karar verilmesi olduğu öğrenildi. Yetkileri sınırlandırılan Cumhurbaşkanı’nın halk yerine parlamento tarafından seçilmesini önermenin iktidar partileri tarafından halka yönelik “Size güvenmiyorlar” gibi bir siyasi propagandaya malzeme olması kaygısıyla bunun düzenlemesinin seçim sonrasına bırakıldığı bildirildi.

BirGün’ün edindiği bilgiye göre, Anayasa değişiklik paketinde özetle şu düzenlemeler yer alacak:

Cumhurbaşkanı yetkisi düşürülecek: 7 yıllığına bir dönem için seçilecek Cumhurbaşkanı partisi ile ilişkisini kesecek. Görev süresi biten cumhurbaşkanı partisine geri dönemeyecek. Meclis tarafından belirlenen Başbakanı atamak zorunda olacak Cumhurbaşkanı, olağanüstü hal ilan edemeyecek, OHAL KHK’si çıkartamayacak. Parlamento tarafından kabul edilen yasaları veto edemeyecek. Cumhurbaşkanı tarafından hazırlanan bütçenin reddedilmesi halinde bir önceki yılın bütçesinin yeniden değerleme oranı ile yürürlüğe gireceği uygulaması kaldırılacak. Üst düzey kamu görevlilerini atama ve görevden alma yetkileri sınırlanacak.

Başbakanı Meclis seçecek: Milletvekili seçimleri beş yılda bir yapılacak. Parlamento Başbakan ve Bakanlar Kurulu’nu belirleyecek. Yasamanın yürütme üzerindeki denetim fonksiyonları arttırılacak. Gensoru ve bakanlara sözlü soru sorma yetkisi geri getirilecek, bakan düşürme ile sonuçlanan meclis soruşturması yeniden kullanılabilir olacak. Yapıcı güvensizlik oyu mekanizması getirilecek. Parlamento bir hükümeti düşürmeden önce alternatifini oluşturacak.

Yeni seçim barajı: Seçim barajı yüzde 3’e düşürülecek. Yüzde 1 oy alan siyasi partilere de Hazine yardımı yapılacak. Bağış ve yardımlar kamuoyuna açıklanacak. Yurt dışında yaşayan yurttaşlardan bir seçim çevresi oluşturulacak. Seçim sistemi, nispi temsil sistemi olarak uygulanacak.

Temel hak ve özgürlüklere garanti: Yurttaşların temel hak ve özgürlükleri çağdaş bir anlayışla yeniden tanımlanacak, hiçbir yurttaş bu hakları kullandığı için cezalandırılamayacak. İnsan hak ve özgürlükleri kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyecek. KHK’ler, Meclis’in siyasi denetimine ve Anayasa Mahkemesi’nin hukukilik denetimine tabi tutulacak. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile ilgili bildirim uygulaması idare tarafından keyfi şekilde kullanılmayacak. Basın özgürlüğü güvence altına alınacak, basının özgür bir şekilde görev yapacağı güvenli, çoğulcu ve elverişli bir ortam sağlanacak.

Yargının bağımsızlığı sağlanacak: Hâkimler ve Savcılar Kurulu kaldırılacak, Hâkimler Kurulu ve Savcılar Kurulu ismi ile iki ayrı kurul oluşacak. Adalet Bakanı ve müsteşarının üyesi olamayacağı bu kurulların üyelerini meslek mensupları belirleyecek. İkili baro uygulamasından vazgeçilecek. Hesap yargılaması yapan Sayıştay’ın yetkileri genişletilecek. Yüksek yargı organlarında üyelerin en az yarısı kadınlardan oluşacak ve “Çevre Mahkemeleri” kurulacak.

Bireysel başvuru hakkı genişleyecek: Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkileri genişletilecek. Bireysel başvurunun kapsamı, konu ve başvurulabilecek haklar bakımından genişletilecek, kamu tüzel kişilerinin de bireysel başvuru hakkı kabul edilecek. Yarısı kadınlardan oluşacak üyeleri, TBMM, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay, Türkiye Barolar Birliği ve Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen üç katı aday içerisinden üçte iki nitelikli çoğunlukla seçilecek. Üyelerin en az dörtte üçü hukukçu olacak.

YSK güçlendirilecek: Yüksek Seçim Kurulu bir yüksek mahkeme olarak düzenlenecek. İdari ve yargısal görevleri bakımından iki daireye ayrılacak. Yargısal kurul idari kurulun kararlarına itirazları karara bağlayacak.

Paylaşın

Altılı Masa, Parlamenter Sisteme Dönüşü 28 Kasım’da Açıklayacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan altılı masa, 28 Kasım’da parlamenter sisteme dönüş için anayasa değişiklik önerisini açıklayacak.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi hedefleyen altı partinin ortak anayasa değişik teklifi 28 Kasım’da Ankara Bilkent Otel’de gerçekleşecek toplantı ile kamuoyuna açıklanacak. Genel başkanlar tarafından görevlendirilen komisyonun gerçekleştirdiği çalışma sonucu ortaya çıkan metin altı partinin ortak anayasa değişiklik teklifi olacak. Altı partinin adayının kazanması ve altılı masanın mecliste çoğunluğu alması durumunda bu anayasa değişiklik teklifi kanunlaştırılacak.

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in aktardığına göre, çalışmalarda yer alan komisyon üyelerinden elde edilen bilgiye göre 28 Kasım’da hazırlanacak metin, daha önce açıklanan güçlendirilmiş parlamenter sistem ortak metnin anayasa değişik teklifine dönüştürülmesi şekli olacak.

Cumhurbaşkanı’nın yetkileri düzenlenecek

Altılı partinin Anayasa değişiklik teklifinden cumhurbaşkanının görev ve yetkileri ele alınıyor. 28 Kasım’da açıklanacak teklif metnine göre;

  • Cumhurbaşkanının görev süresi 7 yıl olacak.
  • Cumhurbaşkanı bir sefer seçilebilecek.
  • Cumhurbaşkanı sadece temsil yetkisine sahip olacak.
  • Yasalar konusunda Cumhurbaşkanı uyarı anlamında yasayı tek sefer geri gönderebilecek.
  • Cumhurbaşkanının parti üyesi olması da yeniden düzenlenecek.
  • Cumhurbaşkanının hukuki ve cezai sorumluluğu, yargılama makamı ve usulü de belirlenecek.

Başbakan ve Bakanlar Kurulu Anayasa’ya eklenecek

Parlamenter sisteme dönüşün Anayasa teklifi olacak metinde, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile Anayasa’dan çıkartılan başbakan ibaresi yeniden eklenecek.

Başbakan ve bakanların yetki ve sorumluluk alanlarına ilişkin düzenleme de 28 Kasım’da açıklanacak metinde yer alacak.

Metinde; “Başbakan, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından parlamenter sistem gelenek ve ilkelerine uygun olarak belirlenecek. Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya ihtiyaç halinde milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Başbakan tarafından atanacak. Başbakan ve Bakanlar Kurulu Meclis’e karşı sorumlu olacak. Hükümetin kurulmasını kolaylaştırmak amacıyla hükümetin kurulmasında basit çoğunluk, düşürülmesinde ise Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğu esas alınacak” ifadeleri yer alıyor.

Yargı yeniden yapılandırılacak

  • Altılı masanın ortak Anayasa değişiklik metnin bir diğer başlığı ise yargı olacak. Metinde öngörülen Anayasa değişikliğine göre
  • Hakimler ve Savcılar Kurulu kaldırılacak.
  • Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu olmak üzere iki kurul oluşturulacak.
  • Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı’nın Hakimler Kurulu’nda yer almayacak.
  • Çoklu baro uygulaması sona erecek.
Paylaşın

Altılı Masa, Erken Seçime Destek Olmayacak Mı?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan altılı masa, bir taraftan seçime yönelik hazırlıklarını sürdürürken, diğer yandan seçimin ne zaman yapılacağı ve takvime göre çeşitli olasılıklar da masaya yatırılmış durumda.

Altılı masayı oluşturan iki farklı partinin üst düzey yetkililerinden edinilen bilgiye göre muhalefet normalde 18 Haziran’da yapılması gereken ancak çeşitli nedenlerle bahara çekileceği konuşulan seçim için TBMM’de karar alınmasına destek olmamayı da değerlendiriyor.

Haziran’da yapılması gereken seçimin Mayıs ya da Nisan’a çekilmesini desteklememeleri gerektiğini çünkü bunun gerçek anlamda bir erken seçim olmayacağını belirten bir parti yetkilisi, “Bizler ısrarla dedik ki 2022’de gelin erken seçim kararı alın, biz de destekleyelim. Ama şimdi 2023 baharında yapılacak bir seçimin neresi erken olacak?” ifadesini kullandı.

Altılı Masa’nın bir yandan 2023 seçimleri sonrası “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme” geçiş süreci için hazırladığı anayasa çalışmasını açıklamaya ve 9. buluşmasını yapmaya hazırlanırken, diğer yandan bahar aylarına çekilmesi olası, geciktirilmiş bir erken seçime destek vermemeyi kendi içinde görüştüğü belirtiliyor.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi liderleri 28 Kasım Pazartesi günü iki kez bir araya gelecek. Sabah saatlerinde Bilkent Otel’de yapılacak ilk toplantıda Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu tarafından tamamlanan 2023 seçimleri sonrası “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme” geçiş sürecinin anayasa çalışması kamuoyuna açıklanacak.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in altılı masayı oluşturan partilerin kulislerinden edindiği bilgilere göre, genel başkanların daha önce imzaladığı güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişi öngören mutabakat metni temel alınarak hazırlanan çalışma ile mevcut anayasanın yaklaşık 89 maddesinde değişiklik yapılıyor. Bu çalışma içinde yeni sistemde cumhurbaşkanını kimin seçeceği ya da baş örtüsü gibi konularla ilgili değişiklik önerilerinin bulunmayacağı öğrenildi.

Anayasa toplantısının ardından, öğleden sonra ise genel başkanlar Demokrat Parti ev sahipliğinde yeniden bir araya gelecek. Edinilen bilgilere göre bu buluşmada geçiş sürecinin yol haritasının kamuoyuna sunulması tarihi kararlaştırılabilir. Bu sürecin yol haritası ile bir çeşit seçim beyannamesi ve hükümet programı niteliğinde olacak olan “ortak söylem belgesinin” açıklanmasının da yıl sonuna kadar yapılabileceği konuşuluyor.

Her partinin önce kendi mutfağında hazırladığı, ardından altılı masanın ilgili komisyonu tarafından bir süredir ortaklaştırılan söylem belgesinin şu ana kadar yaklaşık yüzde 60’ı tamamlanmış durumda.

Muhalefet erken seçime destek olmayacak mı?

Altılı masa bir taraftan seçime yönelik hazırlıklarını sürdürürken, diğer yandan seçimin ne zaman yapılacağı ve takvime göre çeşitli olasılıklar da masaya yatırılmış durumda.

Altılı masayı oluşturan iki farklı partinin üst düzey yetkililerinden edinilen bilgiye göre muhalefet normalde 18 Haziran’da yapılması gereken ancak çeşitli nedenlerle bahara çekileceği konuşulan seçim için TBMM’de karar alınmasına destek olmamayı da değerlendiriyor.

Haziran’da yapılması gereken seçimin Mayıs ya da Nisan’a çekilmesini desteklememeleri gerektiğini çünkü bunun gerçek anlamda bir erken seçim olmayacağını belirten bir parti yetkilisi, “Bizler ısrarla dedik ki 2022’de gelin erken seçim kararı alın, biz de destekleyelim. Ama şimdi 2023 baharında yapılacak bir seçimin neresi erken olacak?” ifadesini kullandı.

Seçim yasasının muhalefet partilerinin kazanamaması için çok ince hesaplarla tasarlanarak değiştirildiğini, bu nedenle iktidarın yeni seçim yasasını mutlaka kullanmak isteyeceğini söyleyen yetkili, Cumhur İttifakı”nın bahar aylarında bir seçimi Erdoğan’ın adaylığının tartışmaya açılmaması için istediğini belirterek, muhalefet olarak buna destek olunmaması gerektiğini söylüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olup olamayacağı ile ilgili tartışmalar bir süredir yapılıyordu. Bazı anayasa hukukçuları ve muhalefet üyeleri Erdoğan’ın üçüncü kez aday olamayacağını belirtirken, iktidar Erdoğan’ın 2014’te eski sistemle, 2018’de ise yeni sistemle cumhurbaşkanı seçildiğini ve dolayısıyla 2023 seçiminin Erdoğan’ın ikinci adaylığı olduğunu belirterek ortada bir anayasaya aykırılık olmadığını söylüyor.

Bununla birlikte iktidarın yine de herhangi bir meşruiyet sorunu yaratmamak ve Erdoğan’ın durumunu tartıştırmamak için seçimi zamanında yapmayarak, TBMM kararıyla bir çeşit “geciktirilmiş erken seçim” yapmak isteyebileceği bir süredir belirtiliyordu.

“256 hafta bekliyorsak, bekleriz bir dört hafta daha”

Muhalefetin şimdiye kadar Meclis’ten böyle bir geciktirilmiş erken seçim kararı çıkmasına çok itiraz etmeyebileceği, çünkü Erdoğan ve çevresinin yeniden bir “mağduriyet” algısı yaratmasına izin vermek istemediği konuşuluyordu.

Altılı masa kulislerinden edinilen bilgiler ise şimdi bu eğilimin biraz tersine dönmekte olduğu ve Meclis’te Cumhur İttifakı’na destek olunması konusuna eskisi kadar sıcak bakılmadığı yönünde.

Bir parti yetkilisi konuyla ilgili olarak “Bir seçim dönemi toplam 260 haftadır, yani beş yıl. 256 hafta bekliyorsak, bekleriz bir dört hafta daha. Mayıs’ta erken seçim mi olur?” diyor.

Bu arada muhalefet partileri arasında erken seçim tarihi ile ilgili konuşulan bir başka senaryo ise iktidarın Ocak ayı başında maaşlara ve asgari ücrete yapacağı zamların ardından çok uzun süre beklemek istemeyebileceği, zamların yarattığı olumlu hava dağılmadan ve enflasyonist etkisini görmeden baharın ilk aylarında seçimi yapmak isteyebileceği.

Öte yandan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı’nın 2023 sınav takviminde YKS tarihini 17-18 Haziran 2023 olarak belirlemesi de erken seçim tartışmalarını alevlendirdi.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik “Prensip olarak seçim takvimiyle sınav takvimi üst üste gelmez. Öğrencilerimizin hiçbir sınavını seçim takvimine denk getirmeyiz. Bununla ilgili ÖSYM bir çalışma yapıyor, yakın zamanda kamuoyuyla paylaşır” açıklamasında bulundu.

Meclis’teki sandalye dağılımının etkisi ne olur?

Mevcut sistemle erken seçim kararı alınabilmesi için ya Cumhurbaşkanı’nın kararı olması ya da TBMM’nin beşte üç çoğunluk oyuyla yani en az 360 milletvekili tarafından “kabul” oyu verilmesi gerekiyor. Ancak iktidarın bunun için muhalefetin desteğine ihtiyacı var. Çünkü AKP ile MHP’nin sandalye sayısı şu an için toplam 334.

TBMM’de halen CHP’nin 134, HDP’nin 57, İYİ Parti’nin 37, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) 4, Memleket Partisi’nin 2, Demokrat Parti’nin ise 2 milletvekili bulunuyor. Zafer Partisi, DEVA Partisi, Demokratik Bölgeler Partisi, Saadet Partisi ve Yenilik Partisi’nin birer milletvekili var. Toplam 580 milletvekilinden oluşan TBMM’de bağımsız milletvekili sayısı ise dört.

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan’a: Çok Yakında ‘Kardeşim Esad’ Diyecek

DEVA Partisi Lideri Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah Sisi ile tokalaşması konusunda, “Biz barıştan yanayız. Normalleşme çabalarını hep destekleriz. Zararın neresinden dönülse kârdır. Mısır’la ilişkilerimizin normalleşmesi gecikse de önemli bir adımdır. Biz Suriye yönetimiyle de görüşülmesi gerektiğini söylüyoruz. Çünkü biz dış politikaya ilkelerimizle bakıyoruz. En temel ilkemiz de dünyada düşmanlarımızı azaltıp dostlarımızı artırmaktır. Dostluk olacak ki güvenliğimiz, itibarımız, refahımız artsın.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sayın Erdoğan’a şunu sormadan da geçemeyeceğim. Bunca senedir yürüttüğünüz kavganın ülkemize ne kadar zarara sebep olduğunun farkında mısınız? Dışarıda her gün bir başka düşman göstererek bu ülkeye ne kadar büyük zarar verdiğinizin farkında mısınız? Bu kuru inadın, ülkemizi Doğu Akdeniz’de nasıl yalnızlaştırdığının herhalde farkındasınız. Sonra jeton düştü. Sebep oldukları zararlar nedeniyle milletten bir özür dilemeleri gerekiyor.”

Babacan, konuşmasının devamında, “Bugün çıkıp ‘Yunanistan’a kafa tutayım’ diyor ya… 6 ay sonra döner ‘Yunanistan’la biz dostuz. Ege, barış denizidir’ der. Beşar Esad’a demediğini bırakmaz, yarın döner ‘Kardeşim Esad’ der. Diyecek. Çok yakında diyecek, görün. Cumhurbaşkanı yaklaştıkça onlar geri çekiliyor. ‘Bugün böyle der, yarın bir daha hakaret eder. Emin olalım’ diyorlar.” ifadelerini kullandı.

Demokrasi Ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. Babacan’ın gündeminde terörle mücadele, dış politika ve bazı medya gruplarının partisinin reklam filmine uyguladığı akreditasyon vardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BAE, Suudi Arabistan, İsrail ve Mısır’la ilgili eski ifadelerini izleten Babacan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Sayın Erdoğan, biraz yavaş. Ülkeyi yayık ayranına çeviriyorsunuz. Çalkalayıp duruyorsunuz. Bütün o ağır sözler nedeniyle kaybolan itibarımız ne olacak? Bir iddiasını ertesi gün yiyen yutan bir hükûmete bu dünya nasıl güvensin? Yıllardır ‘zalim’ diye ilan ettin, bugün elini sıkıyorsun. Sebebini açıkla. Mısır’da ne değişti, açıkla. İsrail’in Filistinlilerle ilgili politikasında ne değişti, açıkla. Kaşıkçı dosyasında ne değişti, açıkla. Hiçbir şey değişmediyse, kimse sana güvenmez.

Biz barıştan yanayız. Normalleşme çabalarını hep destekleriz. Zararın neresinden dönülse kârdır. Mısır’la ilişkilerimizin normalleşmesi gecikse de önemli bir adımdır. Biz Suriye yönetimiyle de görüşülmesi gerektiğini söylüyoruz. Çünkü biz dış politikaya ilkelerimizle bakıyoruz. En temel ilkemiz de dünyada düşmanlarımızı azaltıp dostlarımızı artırmaktır. Dostluk olacak ki güvenliğimiz, itibarımız, refahımız artsın.

Sayın Erdoğan’a şunu sormadan da geçemeyeceğim. Bunca senedir yürüttüğünüz kavganın ülkemize ne kadar zarara sebep olduğunun farkında mısınız? Dışarıda her gün bir başka düşman göstererek bu ülkeye ne kadar büyük zarar verdiğinizin farkında mısınız? Bu kuru inadın, ülkemizi Doğu Akdeniz’de nasıl yalnızlaştırdığının herhalde farkındasınız. Sonra jeton düştü. Sebep oldukları zararlar nedeniyle milletten bir özür dilemeleri gerekiyor.

“Çok yakında ‘Kardeşim Esad’ diyecek”

Bugün çıkıp ‘Yunanistan’a kafa tutayım’ diyor ya… 6 ay sonra döner ‘Yunanistan’la biz dostuz. Ege, barış denizidir’ der. Beşar Esad’a demediğini bırakmaz, yarın döner ‘Kardeşim Esad’ der. Diyecek. Çok yakında diyecek, görün. Cumhurbaşkanı yaklaştıkça onlar geri çekiliyor. ‘Bugün böyle der, yarın bir daha hakaret eder. Emin olalım’ diyorlar.

Terörü lanetliyoruz ama bununla yetinemeyiz. Bu toprakların her köşesini herkes için güvenli kılmakla mükellefiz. Fakat bu zorlu günlerde terörle mücadeleyi sulandırmak isteyenlerin de ortalarda dolaştığını görüyoruz. Bu kişilerden biri daha İstanbul’un ortasında bomba patlar patlamaz jet hızıyla açıklamalar yaptı. Daha bilgiler netleşmeden, ne olduğu belli olmadan bu sözüm ona ilgili bakan ‘Terör Toto’ oynadı. Bir başka üst düzey yetkili başka bir örgüt ihtimaline işaret etti. Terörle mücadele ciddiyet ister. Kapsamlı analizi ve değerlendirmesi yapılmadan söylenen her söz terörle mücadeleyi sulandırır.

Suriye ve Irak’a düzenlenen kapsamlı hava harekatının planlanmasından icrasına kadar emeği geçen tüm silahlı kuvvetler mensuplarını tebrik ediyorum. Türkiye’nin caydırıcı gücü bir kez daha ortaya konmuştur.

Olası bir kara operasyonun, süresi, kapsamı ve gerekçesi konusunda güvenlik kurumlarının başındaki yetkililer, muhalefet liderlerini derhal bilgilendirmelidir. Hükûmete soruyorum: Muhalefet partilerini en kritik konularda bile karanlıkta bırakmanızın sebebi nedir? Ayın karanlık yüzü gibi kafanızın arkasında neler saklıyorsunuz? Bizim ikna olmamız gerekiyor.  Niçin uzunca bir süredir ‘Bir gece ansızın gelebilirim’ deyip de seçime 6 ay kala bu operasyonları yapıyorsunuz? Gelsinler, kurum başkanları bize anlatsınlar. Operasyonel detaylarla ilgilenmiyoruz. Biz ‘Niçin bugün’ diye soruyoruz? Her askeri operasyonun bir ‘siyasi hedefi’ olmalıdır. Burada ‘Siyasi hedefiniz nedir?’ diye soruyoruz.

Kusura bakmayın, hükûmetin, bakanların ve cumhurbaşkanının söyledikleri bizde güven oluşturmuyor. Bir dedikleri bir dediklerini tutmuyor. Ama biliyoruz ki bu ülkenin güvenliğinden sorumlu, sağduyulu kurumları var. O kurumların içinde ve başında sağduyulu insanlar var. İşin gerçeğini onlardan dinleyelim.

Ülkeyi yönetmeye talip en güçlü muhalefet bloğu olan altılı masadaki liderlerin gerçekleri bilmesi lazım. Zaten 6 aylık bir hükûmet ömrünüz kaldı. 6 ay sonra ülkeyi yönetecek insanların şimdiden güvenlik meseleleri konusunda doğru bilgiye sahip olması lazım. Görevinizi gerçek bir sorumlulukla yapıyorsanız, seçimlerden sonra işbaşına gelme ihtimali çok yüksek olan altılı masa liderlerini bugünden bilgilendirmek zorundasınız. Devlette devamlılık esas.

Suriye’deki vekalet savaşına evirilen anlaşmazlıkların askeri bir çözümünün olmadığı konusunda Türkiye dahil tüm dünya ülkeleri hemfikir. Bu otorite boşluğuna son vermek için, Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde, terör örgütleri hariç, tüm etnik ve dini grupların, yani Arapların, Kürtlerin, Türkmenlerin, Hristiyanların, Sünnilerin, Nusayrilerin ve diğer grupların yer alacağı, temsil edileceği Anayasa’ya ve yeni Suriye’nin inşasına yatırım yapmamız gerekiyor.

Bunun tek çıkar yolunun BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı Karar’ı çerçevesinde olduğunu ortaya koymamız gerekiyor. Neden hep savaşı, iç savaşı, vekalet savaşını konuşuyoruz? Madem bu yol, yol değil; artık barışı, iç barışı, vekalet barışını konuşalım.

Şam yönetimiyle üst düzey siyasi ve diplomatik ilişki kurmayı ha bire erteliyor. Öyle laflar etti ki… Geri adım, U dönüşü bir yere kadar. Şimdi sıra Suriye’de. Mecburen Suriye’de de yapacak. Suriye’de de tükürdüğünü yalamak zorunda kalacak. Maalesef bu samimiyetsiz gelgitler anaforunda ülke çırpınıyor.

Koskoca ülke ‘Erdoğan yorgunluğu’nun bedelini ödüyor. Kendisi 2017’de ‘Metal yorgunluğu var, parti teşkilatını yenileyeceğiz’ demişti. Bu teşkilat öyle bir şey ki on binlerce kişi yoruluyor fakat başındaki bir kişi yorulmuyor ne hikmetse… 20 senedir o partinin başında. Partiyi de kendini de ülkeyi de aşağı çekiyor. Tüm ülke ‘Erdoğan yorgunluğu’ yaşıyor.”

“İşte proje, görmüyorsanız görün, duymuyorsanız duyun”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın grup konuşmasındaki “Bize ülke ve milletin hayrına programlarla, projelerle, iddialarla gelin, canımızı yiyin” sözlerine eylem planlarını göstererek yanıt veren Babacan şunları söyledi:

“Hop, orada dur. Biz geçen Kurban Bayramı’nda size, 600 milletvekiline çözümleri postalayıp göndermedik mi? Eylem planlarımızda çözüm var. Proje var, program var. Daha güzel fikirleriniz varsa ya gelin sunun ya da alın öğrenin. ‘Muhalefet proje üretmiyor’ diyor. İşte proje. Görmüyorsanız görün, duymuyorsanız duyun.”

DEVA’nın reklamını yayınlamayan medyayı tek tek saydı

Babacan ayrıca partisinin reklam kampanyasına başladığını duyurdu. Hiçbir akreditasyon uygulamadan tüm televizyon kanallarına reklamlarını gönderdiklerini söyleyen Babacan, “Bazı medya kuruluşları bize akreditasyon uyguladı. Yani tanıtım filmimizi ücreti karşılığı yayınlamayı reddettiler” dedi. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Zaten haberlerimizi vermeyen kanallar, ücretli tanıtım filmimizi de yayınlamadılar. Hangi mecralar bunlar: TRT kanalları, Demirören Medya, Doğuş Medya, Turkuaz Medya, Acun Medya, Piri Medya, Mepa Medya, Beyaz Medya, Türk Medya. Firma isimleriyle tanımayan arkadaşlarımız olabilir: Yani hangi kanallar? Kanal D, Star, ATV, CNN Türk, NTV, A Haber, Kanal 7, TV8 gibi kanallar. Bunlar paramız karşılığı tanıtım filmimizi yayınlamayı dahi reddeden kanallar.

Bu yayın kuruluşlarının nasıl bir baskı altında bu kararları aldıklarını tahmin edebiliyorum. Buradan milyonlarca lira yatırım yapıp reklam alamayan medya şirketi sahiplerine ve yöneticilerine sesleniyorum. Yayınlamadığımız konuşmalarımda dediğim gibi, ‘Bu seçimi 7’den 70’e, kuzeyden güneye, doğudan batıya tüm Türkiye kazanacak’ Korkmayın. Siz de kazanacaksınız. Reklamlarımızı yayınlayın. Akreditasyon uygulamaya son verin. Ayrımcılık yapmayın. Reklam almanıza, para kazanmanıza bile engel olan bu otoriter ittifaka son vereceğiz. Biz, sizi de özgürleştireceğiz.

“Depremler sonucundaki zararı azaltmak bizim elimizde”

Merkez üssü Düzce Gölyaka olan ve civar birçok ilde de hissedilen depremle hepimiz korkarak uyandık. Depremlere engel olamayız ama sonucundaki zararı önlemek, azaltmak bizim elimizde. Bu nedenle, afet eylem planımızı hatırlatıyorum. Bugünkü iktidara burada yazan maddeleri derhal uygulaması gerektiğini söylemek istiyorum. Bu işin şakası yok, ertelenecek konu değil.”

Paylaşın

Altılı Masa, Anayasada Yaklaşık 100 Maddeyi Değiştirilecek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa, anayasa taslağını 28 Kasım’da Ankara Bilkent Otel’de yapacağı toplantıyla duyuracak.

Cumhuriyet gazetesinden Sertaç Eş‘in haberine göre mevcut anayasadaki 100 civarındaki madde değiştirilecek.

Bu kapsamda, toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması öngörülüyor.

Anayasanın laikliği düzenleyen 24. maddesine “dokunulmaması” yönündeki görüş ağırlık kazandı. Ancak bu maddeye ilişkin son karar liderlere bırakıldı. Cumhurbaşkanının yetkileri bu taslakta önemli ölçüde kısıtlanıyor.

AYM düzenlemesi

Taslakta Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi de yeniden düzenleniyor. Cumhurbaşkanının bu kuruma yaptığı üye atamalarındaki yetkisi kaldırılıyor. Atama yetkisinin yalnızca Türkiye Barolar Birliği kontenjanından gelen üyelerin ataması ile sınırlandırılıyor. Hâkimler Kurulu ve Savcılar Kurulu üyelerinin atanma yetkileri Meclis’e veriliyor.

Meclis’te yapılacak seçimler de “kısıtlı belirleyicilerin inisiyatifine” bırakılmıyor. Çoklu aday arasından seçim yapılması kuralı getiriliyor, katılım artırılıyor. Siyasi partiler AYM ve kurullara aday gösteremiyor. Burada, mevcut sistemden eskiye dönme yönünde bir beklenti ve eleştiri vardı. Taslakta eskinin eksikleri ve zayıflıklarının da giderilmesi hedefleniyor.

Ayrıca taslakta, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kaldırılıyor. Yerine bilimsel, idari ve mali özerkliği getirilmiş üniversiteler arasında eşgüdümü sağlamayı hedefleyen bir kurul düşünülüyor.

“Yapıcı kurucu güvensizlik oyu”

İstikrarsızlığın gerekçesi olarak görülen ve parlamenter sistemin en çok eleştirilen konusu olan koalisyonlar konusunda iktidarın elinden bu kozun alınması için anayasada önlem getiriliyor. Buna göre anayasaya “Yapıcı kurucu güvensizlik oyu” işleniyor. Buna göre hükümetin kurulması süreci kolay, devrilme süreci ise zorlaştırılıyor. Hükümet hakkında gensoru verebilmek için yeni hükümetin nasıl kurulacağı konusunun garanti edilmesi kuralı getiriliyor. İspanya, Almanya, Belçika gibi ülkelerde uygulanan bu yöntem, taslakta da yer alacak.

HSK’nin yapısında değişiklik

Değişiklik öngörülen önemli alanlardan birisi de yargı. Buna göre mevcut Hakimler ve Savcılar Kurulu; Hâkimler Kurulu ve Savcılar Kurulu olarak ikiye bölünecek. Hâkimler Kurulu’na adalet bakanı ve yardımcısının katılımı olmayacak. Bakan ve yardımcısı Savcılar Kurulu’nda yer alacak. Ayrıca yargının savunma kurumu da anayasada güçlendirilmiş bir şekilde yer alacak.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Başörtüsü İçin Ortak Tutum Arayışı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan ‘Altılı Masa’ pazartesi günü DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelecek.

Kritik toplantının ana başlıkları arasında, “Genişleme stratejisi” ve “Başörtüsü için ortak tutum arayışı” olması bekleniyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre, toplantının gündeminde, “olağan” gündeminde, tamamlanma aşamasına gelen parlamenter geçiş sürecinin yol haritası ile ortak politikaları belirlemek üzere oluşturulan komisyonların çalışmaları yer alacak.

Kritik gündem maddelerini ise İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “masaya taşıyacağını” açıkladığı Büyük Türkiye Partisi’nin (BTP) masaya dahil edilmesi önerisi ve başörtüsüne anayasal güvence konusunda ortak tutum belirlenmesi konuları oluşturacak.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, hafta başından itibaren masada yer alan siyasi partilerin liderlerini ziyaret ederek gündem önerilerini aldı.

“Genişleme stratejisi” görüşülecek

Toplantıda, cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusunun masa gündemine gelmesi beklenmiyor. Ancak önceki toplantılardan farklı olarak, Altılı Masa’ya dahil olmak isteyen siyasi partilerle ilgili nasıl bir tutum alınacağı netleşmiş olacak.

Çünkü İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Altılı Masa’ya alınmasını isteyen BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın bu talebini masaya getirecek.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bu talebe olumsuz bir yanıt vermedi. Ancak başta ev sahibi DEVA Partisi olmak üzere, Gelecek ve Saadet Partisi de, BTP’in masaya dahil edilmesine sıcak bakmıyor. Üç siyasi partinin karşı çıkış gerekçesinin altında, Altılı Masa’nın yaklaşık 1 yıldır yürüttüğü çalışmalarda mesafe alınması; başka siyasi partilerin katılım talepleri ile masa çalışmalarının sekteye uğrayacağı endişesi dile getiriliyor.

CHP Lideri açıkça karşı çıkmasa da CHP içinde de, Altılı Masa’nın henüz bir ittifaka dönüşmediğine dikkat çekilerek genişleme taleplerinin ittifak sürecinde görüşülebileceği veya İYİ Parti’nin BTP adaylarını kendi listesinden aday gösterebileceği yorumları da yapılıyor.

Kulislerde BTP’nin Altılı Masa’ya katılım talebinin “krize yol açmayacak” şekilde liderler tarafından çözüleceği beklentisi dile getirilirken, Altılı Masa’nın bundan sonraki katılım taleplerine dönük ilke kararı da alabileceği belirtiliyor.

Başörtüsü için ortak tutum arayışı

Altılı Masa’nın bir başka önemli konusu ise AKP ve MHP’nin başörtüsü ve “ailenin korunması”na ilişkin anayasa değişikliği ile ilgili ortak nasıl bir tutum alınacağı olacak.

Başörtüsü serbestisi konusunda yasa değişikliği teklifi veren CHP, bu düzenlemeye destek istiyor. CHP, anayasa değişikliğinin yeni parlamentonun işi olduğu gerekçesiyle, bu konudaki bir anayasa değişikliğine destek verilmeyeceğini açıklamıştı. Muhalefetin bölünmesinin “referandum” sonucunu doğuracağını dikkate alan Akşener ise konuyu Altılı Masa’ya götürme kararı aldı.

AKP’nin başörtüsü üzerinden seçmenini konsolide edebilmek için seçimlerde “üç sandık” koyma hesabını dikkate alan muhalefet, “referandum” sonucu doğurmayacak seçenekler üzerinde uzlaşma arayacak.  O nedenle, masadan ya anayasa değişikliğine destek vermeme ya da destek verip 400’ün üzerinde bir oyla parlamentodan geçmesinin sağlanması yönünde karar alınabilir.

Ancak bu konuda uzlaşma sağlanmanın da kolay olmayacağına dikkat çekiliyor. Çünkü CHP, “anayasayı tanımayan bir siyasi anlayışla anayasa yapılamayacağını” savunarak, başörtüsü konusu da olsa AKP ile bir anayasa değişikliğinin içinde olmayacağı görüşünü önceden kamuoyuna açıkladı.

İYİ Parti ise hem CHP, hem de iktidar partisinin bu konuyu gündeme getirmesinden rahatsız.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise Anayasa değişikliği teklifinin Meclis’ten 400’ün üzerinde kabulü için muhalefetin de destek vermesi gerektiğini savunuyor.

“Anayasal ve yasal reformlar”a başörtüsü arası

Anayasal ve yasal reformlar komisyonunun çalışmasında sona geldiği belirtilirken, kamuoyuna açıklanmasının, AKP’nin başörtüsüne ilişkin anayasa değişikliği teklifinin içeriğinin netleşmesinden sonraya bırakılabileceği belirtiliyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre masadan AKP’nin anayasa değişikliği teklifine destek çıkmaması halinde, Altılı Masa’nın kılık kıyafet konusu dahil dini kazanımların  korunmasına ilişkin hükümleri de içerecek şekilde reform planlarının kamuoyuna açıklanması planlanıyor. Ancak destek kararı çıkarsa, başörtüsü konusunda ayrıca bir düzenlemeye yer verilmeyebileceği belirtiliyor.

Çalışmalar ortaklaştırılacak

Parlamenter sisteme geçiş sürecinin yol haritasının ise liderlerin en önemli gündem maddesi olması bekleniyor. Bu konuda çalışma yürüten komisyonun hazırladığı taslağa liderlerin son biçimini vereceği ve bu konuda liderlerin “uzlaşı” açıklayabilecekleri belirtiliyor.

Seçimden sonra kurulacak hükümetin “programı” niteliğindeki temel politikalar konusunda çalışmaların da liderler tarafından ele alınması planlanıyor.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da BTP Formülü: Milletvekili Kontenjanı

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan ‘Altılı Masa’ pazartesi bir araya gelecek. İYİ Parti Lideri Akşener’in “BTP masaya dahil olsun” önerisi de Altılı Masa liderlerin gündemi olacak.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan 6’lı masa kurmayları, “BTP’nin bir yıldır devam eden masa çalışmalarında yer almak yerine milletvekili seçimlerindeki ittifaklarda yer alabileceğini” söylüyor.

“BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın İYİ Parti listelerinden aday olabileceği” konuşuluyor. Partilerin kurmayları, “Çalışmalarımız bir yıldır devam ediyor. Birçok şey oturdu. Onların bu çalışmalara dahil olması yerine bir milletvekilliği verilebilir” değerlendirmesini yapıyor.

Altılı Masa 14 Kasım pazartesi günü DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde yeniden bir araya gelecek.

Altılı Masa toplantısının ilk gündemi güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişin yol haritası kapsamında yapılan hazırlıklar olacak. Çalışmaları yürüten komisyonların raporlarını değerlendirecek olan liderler, önceki toplantıda ortaklaşılan “Kamu yönetiminde, ekonomide, eğitimde neler yapılacak? Siyasi etik, yolsuzluk gibi konularda ne önlemler alınacak?” başlıklarında değerlendirme yapacak.

İYİ Parti listesinden

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre bunun yanında İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “BTP masaya dahil olsun” önerisi de liderlerin bir diğer gündemi olacak.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan 6’lı masa kurmayları, “BTP’nin bir yıldır devam eden masa çalışmalarında yer almak yerine milletvekili seçimlerindeki ittifaklarda yer alabileceğini” söylüyor. “BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın İYİ Parti listelerinden aday olabileceği” konuşuluyor.

Partilerin kurmayları, “Çalışmalarımız bir yıldır devam ediyor. Birçok şey oturdu. Onların bu çalışmalara dahil olması yerine bir milletvekilliği verilebilir” değerlendirmesini yapıyor.

Başörütüsü üzerinden süren anayasa değişikliği teklifinin de masaya gündeme gelebileceği öğrenildi. Ayrıca İBB Başkanı İmamoğlu’nun siyasi yasak istemiyle yargılandığı davanın da masanın gündeminde olacağını belirten 6’lı masa kurmayları, “İmamoğlu konusu ‘hukuki bir facia’ olarak konuşulabilir” görüşünü bildiriyor.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da BTP Rahatsızlığı; İstifa Resti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’da Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) rahatsızlığı: Akşener’in yaptığı ’emrivakidir’, ‘herkes yıpranacak’.

Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, Bağımsız Türkiye Partisi’ni (BTP) 6’lı masaya katılma talebinin İYİ Parti tarafından liderlere sunulacak olmasının tartışma yarattığını yazdı.

Pehlivan’ın aktardığına göre DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in yaptığının “emrivaki” olduğunu dile getirerek “Herkes yıpranacak” dedi.

Pehlivan’ın bugünkü köşe yazısında “Altılı masada istifa resti” başlığıyla yer alan kısım şöyle:

“Meral Akşener’in bu yaptığı emrivakidir. Herkes yıpranacak.”

DEVA Partisi’nin koridorlarında bu sözler yankılanıyor. “Kim söyledi” diye soruyorum. Mustafa Yeneroğlu, adını duyuyorum. Daha da fazlası var… Hatta ve hatta “istifa” kelimesi bile dile gelmiş.

Kafanız karışmasın, anlatayım…

DEVA Partisi lideri Ali Babacan’ın ev sahipliğinde altılı masanın yeni toplantısı beş gün sonra gerçekleşecek. En merak edilen ise BTP’nin altılı masaya katılıp katılmayacağı…

Öyle ya; Meral Akşener, BTP lideri Hüseyin Baş’ın bu talebini masadaki liderlere iletecek.

İşte hem Akşener’in bu hamlesi hem de BTP’nin masaya katılma ihtimali birçok ismi rahatsız ediyor. Zira, hep Saadet Partisi’nin net tavrı konuşulurken DEVA’nın içinde de çok ciddi bir kaynama olduğunu öğreniyorum.

Örneğin, Babacan’ın sağ kollarından Mustafa Yeneroğlu’nu duyuyorum…

Evet, Genel Başkan Yardımcısı Yeneroğlu’nun yakın çevresine söylediklerini aktaracağım ama öncelikle şunu vurgulamalıyım: DEVA Partisi kaynakları “Bu sözler Yeneroğlu’nun sadece kişisel görüşleri değil, partideki herkes böyle düşünüyor” diye hatırlatıyor.

İşte Mustafa Yeneroğlu’nun partisinin koridorlarında söylediklerinin özeti:

“Çok ciddi bir süreçle karşı karşıyayız. Ve bu seçim hayati, mutlaka kazanılması gereken bir seçim. Kim olursa olsun… Yarın bizim genel başkanımız da böyle bir yöntemi izler ve bu teklifi masaya getirirse ne manaya gelir? Emrivaki manasına gelir değil mi? Sonuç itibarıyla her taraf yıpranacak şu veya bu şekilde… Haliyle, Meral Hanım’ın bu yaptığını da herkes emrivaki olarak okuyor.

Bunun ötesinde, tartıştığımız BTP ticarethane mi, tarikat mı, siyasi parti mi? Yöneticilerinin kaç evliliği olmuş, kaç çocuğu var? Şeffaf ve demokratik değiller. Yaptığımız iş çok ciddi bir iş. Biz demokratik Türkiye mücadelesi veriyoruz. Bu mücadele ancak demokrasi bilinci olan insanlarla birlikte verilir. Bu çocuk oyuncağı değil ki… Bu şekliyle ayağa düşürülen bir görüntü olabileceğinden ciddi manada endişe ediyorum.

Sürekli kadın-erkek eşitliğini vurguluyoruz, değil mi? Gelin görün ki konuştuğumuz parti kurucusunun eşlerinin sayısını vermenin zor olacağı bir denklemle karşı karşıyayız! Haliyle, ana muhalefet liderinin, Meclis’te büyük siyasi grubu bulunan bir partinin genel başkanının ve benim genel başkanımın böylesi bir düzlemle aynı masada oturması, işin ciddiyetine çok aykırı yaklaşım olur. Eminim ki İYİ Parti’de de ‘kadın-erkek eşitliği’ diyen, ‘demokrasi’ diyen, ‘hukuk devleti’ diyen insanların çok büyük bir bölümü bizden farklı düşünmüyordur.

Tayyip Erdoğan ile karşı karşıya olduğumuz bir yarıştayız. Altılı masanın bu yolla aşırı derece magazinleştirileceğini ve sulandırılacağını ifade ediyorum.”

Pehlivan, telefon ile görüştüğü Yeneroğlu’nun kendisine “Bu konuda DEVA Partisi’nin pozisyonu neyse benim pozisyonum da odur” dediğini aktardı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın