İçişleri Bakanlığı, DEM Parti’nin Akdeniz Belediyesi’ne Kayyım Atadı

İçişleri Bakanlığı, tutuklanan DEM Partili (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi) Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız’ın yerine Akdeniz Kaymakamı Zeyit Şener’in görevlendirildiğini duyurdu.

Haber Merkezi / DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Nuriye Aslan, Hoşyar Sarıyıldız ve meclis üyelerinin tutuklanması ve Sarıyıldız’ın yerine kayyum atanmasına tepki gösterdi.

Tülay Hatimoğulları, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı açıklamasında “İktidar emrindeki yargı eliyle bir kez daha halk iradesine dönük darbe gerçekleştirildiğini” kaydetti.

Kayyum atama kararı için “Türkiye tarihinin kara sayfalarına bir yenisi daha eklendi. Kayyum, halk iradesinin inkarıdır. Demokrasinin kalan kırıntılarını da süpürme zorbalığıdır. Kayyım zorbalığı kentlerin talanının şifresidir” ifadelerini kullanan Tülay Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İç barış kayyımla değil; demokrasi ve özgürlüklerle sağlanır. Biz barış umudunu büyütmeye çalışırken yapılan bu irade gaspını kabul etmiyoruz! İktidarın kayyım zorbalığına karşı demokrasiye ve birlikte yaşama inanan herkesi demokratik tavır göstermeye çağırıyoruz. Kayyımlar gidecek ve mutlaka biz kazanacağız!”

Tuncer Bakırhan ise yaptığı açıklamada “Akdeniz Belediye Eş Başkanlarımız ve meclis üyelerimiz siyasi soykırım operasyonları kapsamında rehin alındı. Akdeniz halkının iradesiyle seçilen belediyemize kayyım atandı. Akdeniz belediyemize kayyım atanması demokrasiye açık darbedir. Halkların bir arada yaşam umuduna yapılmış siyasi suikasttir. Reddediyoruz” görüşünü kaydetti.

Bakırhan açıklamasında ayrıca “Bir yandan iç barış konuşulurken diğer yandan halkların iradesinin gaspı akıl tutulmasıdır” ifadelerine yer verdi, “Bu akıl tutulmasından bir an önce vazgeçilmesi çağrısı yapıyoruz. Kayyım zorbalığına, demokrasiye dönük darbelere ve Kürt düşmanlığına karşı demokratik mücadelemizi yükselteceğimizin sözünü yineliyoruz. Zalimler ve zorbalar kaybedecek, halk kazanacak!” sözlerini kaydetti.

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Sarıyıldız’ın, “terör örgütü propagandası yapmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “terörizmin finansmanın önlenmesi hakkında kanuna muhalefet” ve ’”2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” suçlarından sevk edildiği Mersin 1. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandığı belirtildi.

Bunun üzerine, Sarıyldız’ın, Anayasa’nın 127. Maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ilgili maddesi gereğince geçici tedbir olarak görevden uzaklaştırıldığı, Akdeniz Kaymakamı Zeyit Şener’in, Mersin Valiliğince Akdeniz Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirildiği kaydedildi.

Bakanlığın açıklamasında, haklarında aynı suçlardan soruşturma yürütülen ve çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklanan Eş Başkan Nuriye Arslan ile Meclis üyeleri Özgür Çağlar, Hikmet Bakırhan ve Neslihan Oruç’un da geçici tedbir olarak görevden uzaklaştırıldıkları bildirildi.

2024 yılında 7 belediyeye kayyım atanmıştı

31 Mart yerel seçimlerinden sonra DEM Parti’li 5, CHP’li 2 belediyeye kayyım atanmıştı. DEM Partili Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış 3 Haziran’da görevden alınmış, yerine Hakkari Valisi Ali Çelik atandı.

CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de 30 Ekim’de görevden alındı. Özer’in yerine İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy kayyım olarak görevlendirildi.

4 Kasım’da ise Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük ve Urfa’da Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan görevden alındı. Türk’ün yerine Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, Sönük’ün yerine Batman Valisi Ekrem Canalp, Karayılan’ın yerine Halfeti Kaymakamı Hakan Başoğlu kayyım olarak atandı.

22 Kasım’da İçişleri Bakanlığı kararıyla DEM Parti’li Dersim Belediye Başkanı Cevdet Konak ve CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül görevlerinden alındı. Konak’ın yerine Tunceli Valisi Bülent Tekbiyikoglu, Sarıgül’ün yerine ise Ovacık Kaymakamı Hüseyin Şamil Sözen kayyım olarak görevlendirildi.

Paylaşın

Bakırhan: Erdoğan’ı Kürtlerin Suriye’deki Statüsünü Tanımaya Davet Ediyoruz

Demokratik Bölgeler Partisi’nin 7’nci olağan kongresinde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Dün Recep Tayyip Erdoğan Amed’deydi. Diyor ki eskiden Suriye’de Kürtlerin kimliği, pasaportu yoktu şimdi Kürtlerin kimliği ve pasaportu olacak. Nereden biliyorsa! Başka bir ülke orası. Neyse buna da eyvallah. Tamam da Kürtler kimlik ve pasaporta SMO’nun Kürtlere yapmış olduğu saldırılarla mı sahip olacak?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Kürtler kimlik ve pasaporta sahip olacaksa SMO orada ne iş yapıyor? SMO kime ve nereye saldırıyor? Tam tersine SMO orada oyun bozucudur. Eğer Kürtlere bir iyilik düşünüyorsanız SMO’nun saldırılarını durdurun. Eğer Kürtleri gerçekten orada kardeşiniz olarak görmek istiyorsanız orada sivilleri katleden, buradan kalkan İHA ve SİHA’ları durdurun. Tişrin Barajı’nda ne işiniz var Allah aşkına, neyin savaşını veriyorsunuz? Bölgenin su, elektrik, enerji merkezinin yıkılmasının Türkiye’ye ne yararı var? Dolayısıyla Erdoğan’ı biraz da Kürtlerin oradaki statüsünü tanımaya ve saygı göstermeye davet ediyoruz. O zaman anlarız gerçekten bu iktidar Kürtlere kimlik ve pasaport haklarını düşünüyor mu, düşünmüyor.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) Ankara’da düzenlediği 7’nci Olağan Kongresi’nde gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Bakırhan’ın açıklamaları şöyle:

“Çok değerli DBP’li yoldaşlarım, emekçiler, arkadaşlarım, çok değerli bileşen partilerimizin eş başkanları, kurum temsilcileri, değerli kadın arkadaşlar hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hoş geldiniz. Çiğdem ve Keskin Başkan çok önemli konulara değindi. Gerçekten de çok önemli bir süreçten geçiyoruz. Gerçekten tarihi fırsatların ve risklerin de olduğu bir süreci hep birlikte yaşıyoruz. Bugün 7’nci Olağan Kongresini yapan DBP bu sürecin en önemli aktörlerinden biridir. Bu sürecin bugüne kadar devam ettirilmesine çok büyük emekleri oldu, çok büyük bedeller ödedi.

Yerellerde zulme, baskıya, faşizme karşı her an ve her zaman haklarımızla birlikte demokrasiyi, barışı ve özgürlükleri savundu. Umarım DBP çok daha fazla kongreler görür. Daha sonraki kongrelerinde burada daha başka şeyleri tartışırız. Baskıyı, zulmü, hak gasplarını değil, Türkiye’nin demokratikleşmesini, Kürt meselesinin demokratik çözümünü konuşuruz. Belki de şu anda cezaevinde olan başta sayın Öcalan olmak üzere cezaevindeki yoldaşlarımızla birlikte kongreler yapacağımıza olan umudumu koruyorum. Bu biraz bize bağlı ve bizim elimizde.

Değerli arkadaşlar, dünya gerçekten ciddi bir değişim dönüşüm sancısı yaşıyor. Evet çivisi çıkmış. Çünkü çivi sağlam bir zemine çakılmamıştı. Dünyada baskıya rağmen, zulme rağmen direnenler var, mücadele edenler var. Değişim isteyenler de var. Ama bu değişim ve dönüşümün karşısında savaşlar da var kaos da var. Ciddi bir belirsizlik de var. Dünyanın her yerinde ciddi bir belirsizlik var. Çünkü yarının ne olacağı, nasıl olacağı, bu kaosun bu çatışmaların dünyanın hangi ülkesine hangi halklarına doğru yol alacağını kestirmek gerçekten çok zor.

Gün yok ki yanıbaşımızda herhangi bir ülkede savaş olmasın kaos olmasın katliam olmasın, halklar kırılmasın kırdırtılmasın. Evet böylesi bir süreçte mücadele edenlerin safında işte bugün kongresini yaptığımız DBP var. Bu kaos, savaş, çatışma isteyenler karşısında adalet, barış, eşitlik mücadelesi yürüten, dünyada halkların ve inançların demokratik bir zeminde eşit yaşamasını isteyen bir partimizin kongresini yapıyoruz. Zulüm varsa direnenler de var. Baskı varsa mücadele edenler de var. Adaletsizlik varsa hak ve hukuk arayanlar da var. İşte bunu arayan bir partimizin üyesi olan çalışanları olan, oy verenleri olan siz değerli halklarımızı bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Çok değerli bir iş yapıyorsunuz. Bitmeyen, yılmayan, dinmeyen bir mücadelenin neferlerisiniz. Keskin başkan söyledi evet bir el uzatıldıysa o el bizim şahsımıza değil sizin onurlu mücadelenize, yılmayan mücadelenize uzatılan bir eldir. Eğer İmralı’da kapı açıldıysa, heyetimiz oraya gittiyse bu mücadelenin hatırınadır. Vermiş olduğunuz mücadelenin büyüklüğüyle alakalıdır. Sizlerle ne kadar övünsek, sizleri onure etsek azdır, biliyorum. Ama konumuz zaten burada birbirimizi onure etmek değil. Bunu zaten fazlasıyla hak ediyorsunuz.

Yanıbaşımızda Suriye’de bir çatışma var. Türkiye’nin temel gündemlerinden biri de Suriye ve Ortadoğu’daki savaş, çatışma ve kaostur. Kürtler, kimliksiz Kürtler, Suriye’de yüz yıldır yok sayılan Kürtler adım adım haklarına doğru gidiyor. Bu adım adım ilerleyen, direnen, mücadele eden Suriye’deki Kürtleri ve onların yol arkadaşı diğer halklar ve inançları da selalıyorum. Dünyada büyük bir umutsuzluk varken, dünyada reel sosyalizmin çöküşünden sonra halklar emekçiler ezilenler büyük bir arayış içerisindeyken Rojava dünya halklarına ve ezilenlerine büyük bir umut oldu.

Adaletin, eşitliğin, ortak ve birlikte yaşamın ne olduğunu reel sosyalizmden sonra dünya halklarına gösterdi. Hindistan’dan Arjantin’e kadar Jin Jiyan Azadî deniliyorsa burada direnen Kürt kadınlarının büyük bir katkısı vardır. Bizler sadece bizi yok sayan  otoriter tekçi devletlerle mücadele etmiyoruz. Aynı zamanda dünyada da büyük bir umut olmaya devam ediyoruz. Bu övüneceğimiz bir şeydir. Buraya kolay gelmedik. Jin Jiyan Azadî’nin dünya sloganı haline gelmesinin ne kadar önemli olduğunu Suriye’deki gelişmelerden görüyoruz. Şimdi Suriye demişken burada Türkiye’nin rolüne değinmeden geçmek doğru olmaz. Meseleler çok fazla.

Dünyada BM’ye bağlı 205 ülke var. Emin olun yaklaşık 200’ün üzerinde ülke “Kürtler bir statüyü hak ediyor, Kürtler demokratik haklarını hak ediyor, Kürtler bugüne kadar emeğiyle, bedeniyle, canıyla, alın teriyle geldi, 100 yıl önce yok sayıldılar, reddedildiler ama bu kez Kürtler haklarına kavuşsun” deniyor ama bir ülke var ki o da yaşadığımız ülke Türkiye’nin iktidarı ve yönetimi ısrarla Rojava’da Kürtlerin kendi emeğiyle yaratmış oldukları ve dünyaya örnek olan, dünyanın en adil, en eşitlikçi, Ortadoğu’nun en güvenli bölgesindeki bu statüyü tanımamak için elinden gelen herşeyi yapıyor.

Gün yok ki saldırılar olmasın. Gün yok ki sivil vatandaşlar katledilmesin. Bunu eleştiriyoruz. Suriye’de böyle demokrasi gelmez. Suriye 100 yıldır zaten ciddi bir baskı ortamında yaşadı. Şimdi yeni bir rejim inşa edilecekse Kürtsüz bir Suriye rejimi düşünülebilir mi? Alevilerin yok sayıldığı, Hıristiyanların, Êzidîlerin, Çerkeslerin, seküler yaşayan Arap Sünni vatandaşların yok sayıldığı bir Suriye düşünülebilir mi? Eğer Suriye tekçi olacaksa, Kürdün hakkını reddedecekse, Alevileri ve diğer halklar ve inançları yok edecekse, katledecekse, kaçırtacaksa onların yaşadığı bölgeleri insansızlaştıracaksa nasıl yeni bir rejim diyeceğiz? Esad’dan ne farkı var? İşte buradan Türkiye’deki iktidara sesleniyorum. Bırakın Suriye’nin geleceğine Suriye halkları karar versin.

Ne işiniz var? Asıl dışarıdan Suriye’ye giden en büyük güç sizsiniz. Kürtler Suriye’nin coğrafyasında yüzyıllardır yaşayan bir halktır. Afrîn Kürtlerin en tarihi kentidir, Kobanî direnişin kentidir. Qamişlo Arapların, diğer etnik ve inanç gruplarının birlikte kardeşçe yaşadıkları, bütün krize rağmen halkların birbiriyle çatışmadığı, eşitçe kardeşçe yaşadığı bir kenttir.

Allah aşkına orada güvenlik sorunu varsa burası nedir? Cezaevleri doldurulmuş, ağzını açanın hakkında dava açılıyor. Yargı adres gösteriliyor. İnsanlar söz kurup eleştiri yapamıyor. Caddede büyük bir kaygıyla yürüyor. Ne zaman neyin gerekçe edilerek gözaltına alınacağını insanların bilmediği bir ülkede aslında güvenlik sorunu var, demokrasi sorunu var, özgürlük sorunu var. Siz bu Ortadoğu’da kriz ve kaos içerisinde Rojava’da tek bir Arap kadınının yaşamına müdahale edildiğini, taciz edildiğini, yaşamının zorlaştırıldığını duydunuz mu?

Siz 11 yıllık Kuzey ve Doğu Suriye yönetiminin herhangi bir Arapın malına, canına, Çerkesin, Türkün malına, canına dokunduğunu duydunuz mu? 11 yıldır oradan tek bir çakıl taşının atıldığını duyan, gören, bilen var mı? Şimdi Türkiye halklarını aldatmaya, kandırmaya çalışıyorlar. Neymiş? Güvenlik meselesiymiş. Ya vallahi asıl güvenlik meselesi sizin kafanızdaki bu Kürdü yok sayan algıdır. İşte tam da bugün Sayın Öcalan ile görüşen heyetimiz de aktardı, onu değiştirme zamanıdır.

“Kürtlere hasımlık yapmaktan vazgeçin”

Yeter Türkiye’nin enerjisini, ekonomisini çar çur ettiniz, batırdınız, bitirdiniz. Çiğdem başkanın dediği gibi ev kiralarının 25 bin 30 bin olduğu Ankara’da asgari ücreti 22 bin lira yaptınız. Emeklileri 14 bin lira maaşa mahkum ettiniz. İşte bugün Türkiye’de emekçilerin, yoksulların, ezilenlerin bu tabloyu sorgulaması gereken bir gündür. Suriye’de Türkiye ne geziyor? SMO kimdir? SMO orada ne iş yapıyor sorusunu sorması gerekiyor. Onun için buradan tekrar ediyorum. Suriye halkları kendi geleceğine kendisi karar versin.

Kürtler sizin hasımınız değil, hısımınız olabilir. Kürtlere hasımlık yapmaktan vazgeçin. Kürtler güvenlik sorunu değildir. Güvenlik sorunu kafanızdaki Kürdü yok sayan anlayış ve zihniyettir. Bugün onu durdurmanın, yanlıştan vazgeçmenin günüdür. İnsan yanlışını kabul eder. İnsan hatasını kabul eder. Yanlışını kabul etmek erdemdir ama maalesef hala bu politikalara rağmen bu politikalarda ısrar eden bir iktidarla karşı karşıyayız. Allah akıl ve fikir versin.

Dün Recep Tayyip Erdoğan Amed’deydi. Diyor ki eskiden Suriye’de Kürtlerin kimliği, pasaportu yoktu şimdi Kürtlerin kimliği ve pasaportu olacak. Nereden biliyorsa! Başka bir ülke orası. Neyse buna da eyvallah. Tamam da Kürtler kimlik ve pasaporta SMO’nun Kürtlere yapmış olduğu saldırılarla mı sahip olacak? Kürtler kimlik ve pasaporta sahip olacaksa SMO orada ne iş yapıyor? SMO kime ve nereye saldırıyor? Tam tersine SMO orada oyun bozucudur.

Eğer Kürtlere bir iyilik düşünüyorsanız SMO’nun saldırılarını durdurun. Eğer Kürtleri gerçekten orada kardeşiniz olarak görmek istiyorsanız orada sivilleri katleden, buradan kalkan İHA ve SİHA’ları durdurun. Tişrin Barajı’nda ne işiniz var Allah aşkına, neyin savaşını veriyorsunuz? Bölgenin su, elektrik, enerji merkezinin yıkılmasının Türkiye’ye ne yararı var? Dolayısıyla Erdoğan’ı biraz da Kürtlerin oradaki statüsünü tanımaya ve saygı göstermeye davet ediyoruz. O zaman anlarız gerçekten bu iktidar Kürtlere kimlik ve pasaport haklarını düşünüyor mu, düşünmüyor.

Dün Konya’da da söyledim. Buradan çağrımı yenilemek istiyorum. HTŞ ile görüşüyorsunuz. HTŞ birçok ülkenin hala terör örgütleri listesinde. SDG ise sadece Türkiye’nin listesindedir. Yani bütün dünyanın orada hak arama zemini olarak gördüğü SDG ile neden görüşmüyorsunuz? Kürtlerle neden görüşmüyorsunuz? Bir sorununuz varsa bunu topla, tüfekle, SİHA, İHA ile neden halletmeye çalışıyorsunuz? Diyalog, görüşme, konuşma, müzakere etme durumuna neden geçmiyorsunuz? Bir görüşün, konuşun. Bir zahmet bakanlarınız orayı da ziyaret etsin. Gerçekten güvenlik tehdidi midir değil midir yerinde incelesinler.

Suriye’deki Kürtler, Kuzey ve Doğu Suriye’deki halklar ne istiyor? Türkiye halkları bunu bilmek durumunda değil midir? Onun için iktidarı Kuzey ve Doğu Suriye ile görüşmeye, diyalog kurmaya, müzakere etmeye, orada ne istediklerini yerinde incelemeye davet ediyorum. Esad’ın 60 yıllık otoriter tekçi zulüm politikalarını Alevilere mal etmeye çalışıyorlar. Böyle bir  anlayış olabilir mi? Dolayısıyla aslında Erdoğan’a orada Alevilere dönük saldırıları da durdurma çağrısı yapıyoruz. Madem HTŞ ile aranız iyidir. Aleviler Suriye’nin bir gerçekliğidir.

Suriye’nin bağrından çıkmış çok önemli bir inanç topluluğudur. Bir kez daha buradan Alevi toplumuyla dayanışma içinde olduğumuzu, onların yaşamış oldukları hak ihlallerini Türkiye ve dünya kamuoyu ile paylaşacağımızı, onlarla dayanışacağımızı belirtmek istiyorum. Suriye eskisi gibi olacaksa emin olun bir felakete davetiye çıkarmış olurlar. Suriye’de yeniden bir savaş, kaos, felaket yaşanmasın diyenler inancı, vicdanı, biraz aklı ve fikri olan birileri varsa felakete değil, orada demokratik, barışçıl, bütün halkların ve inançların bir arada, kendi kimlikleriyle, statüleriyle yaşamış oldukları demokratik bir Suriye’yi istemek gerekiyor. Biz bunu istiyoruz.

Evet 1 Ekim’den beri bir süreç yürüyor. Bu süreç en son heyetimizin İmralı’da Sayın Öcalan ile görüşmesiyle devam ediyor. Sayın Öcalan çok önemli mesajlar verdi. Türkiye’deki kimi medya ve yayın kuruluşlarına ve oradaki paralı analistlere bakmayın. Başka bir şey anlatıyor onlar. Emin olun Sayın Öcalan 94’te ne dediyse hala orada duruyor. Bütün kaosa, bütün krize, bütün olanaklara, fırsatlara, tehditlere rağmen hala olduğu yerde duruyor. Demokratik bir çözüm, demokratik bir cumhuriyet, Kürtlerin Türkiye’de eşit haklara sahip oldukları demokratik bir anayasa, birlikte yaşam diyor. Eşit bir yaşam diyor. şimdi Sayın Öcalan bunu diyor. Biz DEM Parti ve DBP olarak burada fikirlerimiz açıkladık.

Bu zeminde olan Türkiye’deki diğer bütün kurumlar ortak ve eşit yaşam, demokratik bir zemini işaret ediyor. Peki size soruyorum. Bu iktidar ne diyor? Bahçeli konuşuyor. Sayın Erdoğan ne diyor? Diyarbakır’da bir şeyler söyledi. Biraz sonra oraya da geleceğim. Biz bu kadar netken bütün kurumlarıyla bir irade ortaya koymuşken sizin huzurunuzda iktidara da sesleniyorum, siz ne diyorsunuz? Buyurun Türkiye kamuoyu ve halklarıyla lütfen paylaşın. Demokrasiden yana mısınız, çatışma ve şiddet yerine demokratik bir zeminden yana mısınız? Gerçekten Türkiye’nin demokratikleşmesini istiyor musunuz? 100 yıldır bastırmaya çalıştığınız, yok saydığınız Kürtlerin temel haklarını tanımaya var mısınız? Buyurun cevaplarını verin, hep birlikte görelim.

Biz her gün konuşuyoruz, her gün barıştan, demokrasiden, ortak yaşamdan yana olduğumuzu söylüyoruz. Biz bunu söylüyoruz. Beyefendiler hala tutuklamalara, operasyonlara, kayyım atamaya devam ediyorlar. En son Akdeniz Belediye Eş Başkanlarımız gözaltına alındı. Ne diyorlardı? Sağda solda büyük yalanlar ederek diyorlar ki ya onlar da davası olanları aday göstermesinler. Arkadaşlar Hoşyar eş başkanımızın ne bir davası ne bir soruşturması var.

Ne kadar yalancı olduklarını gördünüz mü? Uzaydan mı getireceğiz? Erdoğan’ın milletvekillerini mi götürüp aday göstereceğiz? AKP’ye kayıt yaptıranları mı götürüp Akdeniz’de aday gösterelim? Biz göstersek Akdeniz’deki Kürtler, Araplar, Aleviler, emekçiler, yoksullar oy verecek mi? Büyük bir aldatmaca, büyük bir kandırmaca en son Akdeniz’de kendisini ortaya koydu. Bir an önce bu hatadan dönülmelidir. Akdeniz Belediye Eş Başkanlarımız ve meclis üyelerimiz serbest bırakılmalıdır. İşlerinin başına dönmelidir. Bugüne kadar atadığınız kayyımları artık çekme zamanıdır.

“Türkiye’de bir barış umudu vardır, bu umudu zehirlemeyin”

Sandık kuruyorsunuz, sonuçları kabul etmiyorsunuz. Kim inanır size ya? Kim size bölgesel güç der? Kim size demokratik bir ülke der? Kim siizn Kürtler kardeşimizdir dediğinize inanır? İnsanlar yaptığınız pratiğe bakar, cezaevlerine bakar, mahkeme salonlarına bakar. Akşama kadar zehir kusan size yakın paranızla beslediğiniz basın yayın organlarının zehirli diline bakar. Lütfen bundan vazgeçin. Bir barış umudu var. Türkiye’de hiçbir zaman bu kadar geniş kapsamlı bütün halkları ve inançların katıldığı bir barış umudu oluşmamıştı.

Bu barış umudunu zehirlemeyin. Bu barış umuduna her birimiz katkı sunmak durumundayız. 7/24 toplantı halindeyiz. Türkü anlatalım, Arabı anlatalım, Karadeniz’i anlatalım, Trakya’yı anlatalım, emekçiyi anlatalım, emekliyi anlatalım. Ortak yaşamın ne kadar iyi olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bu ülkeyi çalan çırpan soyan ekonomik darboğaza sokanların, bu Kürt meselesini bir sopa olarak demokrasi güçlerinin başında tutmaya devam ettiğini, buna artık bir son verilmesi gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz.

Ama maalesef karşımızda başka bir pratik var. İktidarı samimiyete davet ediyorum. Gerçekten bu barış umudunu büyütmeye, bunu bir sürece evriltmeye, Kürt meselesini çözmeye var mısınız yok musunuz? 7/24 bize soru soran bizim olmadığımız programlarda bizim nerede durduğumuzu yalan yanlış yorumlayanlara da soruyorum, bir zahmet iktidara sorun bu barış umudunun neresindeler? Bu meseleyi demokratik yollarla çözmek istiyorlar mı istemiyorlar mı? Yüreğiniz varsa sorun, uçağına biniyorsunuz bir de soru sorun.

Sayın Cumhurbaşkanı dün Diyarbakır’da öyle şeyler söylüyor ki ben şaşırıyorum. Binbir cevapta verilecek söylemler. Diyor ki mesele Kürtlerle ilgili değil. Peki mesele Kürtlerle ilgili değilse kiminle ilgilidir? Cezaevi Kürt dolu, emekçi dolu, muhalif dolu. Mesele Kürtlerle ilgili değilse üç dönemdir kendi iradesini seçen Mardin halkının iradesine niye kayyım atıyorsun? Mesele tam da Kürtlerin kendisi ve Kürtlerle ilgilidir. Artık bu laflarla kimseyi kandıramıyorsunuz, inandıramıyorsunuz. Bakın uluslararası demokratik kamuoyu ilk defa bir bütün olarak Kürtlerin demokratik haklarının yanında duruyor. Kürtler statü elde etsin diyor. Lütfen başınızı kaldırın.

Yine yeni şeyler söylemek lazım diyor, biz de bekliyoruz “Amed’e gitti inşallah orada barış umuduna sürecine yeni kapsayıcı bir şey söyleyecek” diyoruz. Kendileri yeni şeyler söylemek lazım diyor. Biz de aynısını söylüyoruz, sürekli güncelliyoruz yeniliyoruz. Ama kendisi eski eski sözleri ısıtarak bize sunmaya çalışıyor. Ama artık bunun yiyeni yok, müşterisi yok. Lütfen anlamaya çalışın. Siz eski sözleri ısıttığınız sürece o salon boşalır kimse kalmaz tabela partisi olursunuz. O salona insan bulmak için bütün maddi koşulları zorlasanız da kimseyi bulamazsınız, onun için asıl siz yeni şeyler söyleyin. Yeni şeyler söyleme zamanınızdır.

Diyarbakır’ın kaderi Türkiye’nin kaderidir, ne güzel bizim de gururumuzu okşadı. Diyarbakır’ın huzuru Türkiye’nin huzurudur, doğru. Madem bunları söylüyorsunuz Diyarbakırlı ne diyor bi de onu soralım. Diyarbakırlı mutlu mudur inkar politikalarından, kayyımcı politikalarınızdan, seçmiş olduğu temsilcilerinin cezaevine girmesinden? Bir zahmet bağımsız bir heyet ya da bir anket firması gönderin baksın Diyarbakırlı huzuru ve barışı nerede görüyor. Tesadüfen önünüze gelen kahvehaneye girin, berber ya da kuaför salonuna girin, lokantaya girin sorun bakalım Diyarbakır halkı ne istiyor. Biz varız, emin olun Amed halkı ne istiyorsa biz de onu istiyoruz, onu isteyeceğimize söz veriyoruz.

Heyetimiz partileri gezdi, heyetimizi kabul eden siyasi parti ve toplumsal çevrelere teşekkür ediyorum. İyi ettiler. Heyet bizzat Sayın Öcalan’dan aldığı mesajları ilgili siyasi partilere ve kurumlara götürdü. Bundan sonra da bu süreci yakinen takip etmek lazım. Türkiye’nin kurtuluşu emin olun demokratik bir müzakerededir, barıştır, Kürt meselesinin demokratik çözümüdür, Türkiye’yi demokratikleştirmektir.

Muhalefet de bu konuda çok iyi bir sınav ortaya koyuyor. Oy avcılarını saymıyorum. Zaten çok kıymeti harbiyeleri yok. Kılıç gösteriyorlar sanki millet onun kılıcına kafasını uzatacak. Irkçıya faşiste bak! Bu nasıl bir ülkedir, biz demokrasi barış diyoruz davalar açılıyor, kılıçla 25 milyonluk halkı katletme çağrısı yapan bir insan elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Böyle ikili bir hukuk var. Barış diyenin eline sopayla vuruyor, içeri atıyor, kılıç çekmekle tehdit eden bir faşistin, bu soykırımcı ve ırkçı yaklaşımı da izleniyor. Bu böyle olmaz.

Yüzyıllık sorunla Türkiye yüzleşmeli. Bu iktidar yeni bir şey söylemeli. Bu iktidar Diyarbakır’ın huzurunu Türkiye’nin huzuru, Diyarbakır’ın barışını Türkiye barışı yapmak istiyorsa, Diyarbakırlının, Amedlinin ne istediğini ve söylediğini dinlemeli ve gereğini yerine getirmelidir. Burada bileşen partilerimizin, ittifak partilerimizin temsilcileri var, muhalefetin diğer dinamikleri var. Onlara da çağrı yapmak istiyoruz. Değerli arkadaşlar barışı biz büyüteceğiz, barışı biz getireceğiz, barışı biz toplumlaştıracağız. Bizim öyle durup kimseden barış bekleyen bir halimiz yok.

Biz barışın nasıl geleceğini bilen bir gelenekten geliyoruz, büyük bir mücadele geçmişine ve tarihine sahip bir partiyiz. En başta DBP başta olmak üzere bileşen partilerimiz ve ittifak partileri ile Türkiye’nin muhalif güçleri başta olmak üzere herkesi barış umudunu büyütmeye barışa omuz vermeye davet ediyoruz. Biz inanıyoruz emin olun bu görkemli ve onurlu duruş ve mücadele devam ettiği sürece bizler bu ülkeye onurlu bir barışı getireceğiz. Buna dair olan inanç ve duygularımla hepinizi tek tek selamlıyor, saygılarımı ve sevgilerimi sunuyor, kongremizde başarılar diliyorum.”

Paylaşın

DEM Parti İmralı Heyeti, Figen Yüksekdağ Ve Semra Güzel’i Ziyaret Etti

28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşme yapan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder ile yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ten oluşan heyet görüşme turlarına devam ediyor.

Haber Merkezi / DEM Parti İmralı Heyeti, son olarak Kandıra Cezaevinde bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve eski HDP Milletvekili Semra Güzel’i ziyaret etti. Görüşme sonrası heyet basına kısa bir açıklama yaptı ve heyet adına Sırrı Süreyya Önder, şunları söyledi:

Değerli basın emekçileri öncelikle sizlere teşekkür ederiz. Figen başkanımızla görüştük, sağlıkları ve moralleri iyiydi, Semra vekilimizle de görüştük. Bütün kamuoyuna selamları var. Figen başkan sürece dair yarın kendi hesabından bir açıklama yapacak. Sürecin tam olarak yanı başında olduğunu, omzuna ne düşerse seve seve yerine getirmeye hazır bir şekilde beklediklerini sizlere iletmemizi istedi. Onun da sizlere selamı var.

5 sene önce bu cezaevinden tahliye olmuştum, yine burada konuşmuştum. Bunu şunun için söylüyorum. 10 yıl bu ülke ağır bir zaman kaybetti. Yerine konulması imkansız olan iki şey, yitip giden canlar ve zamandır. Bu çatışmalı süreçte hayatını kaybeden, sağlığını kaybeden bütün şehitler ve gaziler bütün ülkemizin onurudur. Hepimizin onlara ağır bir sorumluluğu ve borcu vardır.

Onlara vereceğimiz en büyük armağan çatışmalı süreci sonlandırmak, bunu bir barışla taçlandırmak olacaktır. Ondan sonra hayatta olan herkese destek, hayatını kaybedenlerin geride bıraktığı yakınlarına bir yoldaş olmak hepimizin toplum olarak boynumuzun borcudur. Biz bu ciddiyet ve samimiyetteyiz. En çok da biziz, çünkü bu konuda yüreği yanan, birinci dereceden sıkıntı çeken, bedel ödeyenler de bizleriz. Hepsinin acısını yüreğimizde hissediyoruz ve kayıplarımızı rahmetle anıyoruz.

Barışa gelince şehitlerimize ve gazilerimize borcumuzun altını böylece çizdikten sonra barış çocuklarımızın gözüne bakarak kurmak zorunda olduğumuz bir şeydir. Çünkü hiçbir dahillerinin olmadığı bir çatışmalı mirası ülkenin çocukları hak etmiyorlar. Hem sorumluluğumuzun hem vicdanımızın hem de insan olmamızın gereği onlara barış içinde bir ülkeyi hazırlayıp bırakmaktır.

Çok spekülatif tartışmalar oluyor. İnanın silah kadar zarar veren bir dil bu. Ülke bölünecek, çift bayrak, çift dil falan. Gündemimizde ne böyle bir şey var ne bunu tartıştık ne de bunun iması yapıldı. Böyle bir şey yok. Kurmaya çalıştığımız barıştır. Bu konuda fikrini değiştirmek ya da kuşkusunu gidermek isteyen herkesle görüşmeye, süreci anlatmaya, derdimizi anlatmaya, önerilerini katkılarını eleştirilerini dinlemeye de hazırız. Hem parti olarak hem de biz heyet olarak. Tek ricamız bu toksik dilin bir kenara bırakılmasıdır.

Herkes hani düstur var der ya söyleyeceksen hayır söyle. Dediğimiz gibi bu kadar açık ve şeffaf bir süreç yürütüyoruz. Ama iki anahtarı var bunun, birisi ciddiyet diğeri samimiyettir. Herkesten bunu asgari düzeyde beklemek hakkımız. Çünkü bu mesele tek başına ne Ahmet beyin ne Pervin hanımın ne de benim derdim. Bu mesele bütün ülkemizin derdi başta çocuklar olmak üzere. Herkesten olumlu katkı bekliyoruz. Biz dilimizi değiştirmeyeceğiz, bu şekil saldırgan bir dil kullananlara karşı bile gelebileceğimiz maksimum nokta bu. Samimiyetini halk takdir edecektir.

Yaklaşık bir haftadır yollardayız. Yollarda görüyoruz biz. Boynumuza sarılan, barışı talep eden, elimizi çabuk tutmamızı isteyen, zaman zaman uyaran. Bu konuda halkın vicdanı her zaman olduğu gibi doğruyu işaret ediyor. Ama güvercin kasaplarına iki gözden dört ölüm bakanlara cevaz vermemek lazım. Bu da hepimizin sorumluluğu. Hepinizi saygıyla selamlıyoruz. Beklettiğimiz için kusura bakmayın.

Kürdistani partilerle görüşmenin ne zaman yapılacağına dair bir soruya da Önder, “Bunları parti planlıyor, biz ne söylersek yanlış olabilir. Ama hiçbir toplumsal kesimi bu paylaşımın dışında bırakmayacağız. Derdimiz barışı kurmak. En etkili yol hangisi ise onu yapacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın” dedi.

DEM Parti İmralı Heyeti, dün de Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etmişti.

DEM Parti İmralı Heyeti, yılbaşından sonra siyasi partilerle temaslara başlamıştı. 2 Ocak’ta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşen DEM Parti heyeti, daha sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmişti. DEM Parti heyeti bu hafta ise AK Parti, CHP, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Yeniden Refah partisine ziyaretler gerçekleştirmişti.

28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan’a ilk ziyareti yapan DEM Partili Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in ikinci kez İmralı’ya gitmesi bekleniyor.

Çözüm Süreci: Çözüm süreci, Türkiye’de 2013-2015 yılları arasında başlayan müzakereleri ifade ediyor. Bu süreç, Kürt sorununu barışçıl yollarla çözmek amacıyla başlatılmıştı.

Sürecin temel unsurları arasında, silah bırakma, demokratik reformlar ve Kürt kimliğine yönelik hakların genişletilmesi yer almaktaydı. PKK lideri Abdullah Öcalan, bu müzakerelerde kilit bir figür olarak rol almıştı. Ancak 2015’te çatışmaların yeniden başlamasıyla çözüm süreci fiilen sona ermişti. Bu dönem, Türkiye’deki siyasi dinamiklerde önemli değişimlere neden olmuştu.

28 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kurulan PKK, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Fransa, Türkiye ve pek çok başka devlet tarafından terör örgütü kabul ediliyor. PKK lideri Öcalan, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldığı 1999 yılından beri, Marmara Denizi’ndeki İmralı Cezaevi’nde bulunuyor.

Paylaşın

DEM Parti İmralı Heyeti, Demirtaş Ve Mızraklı’yı Ziyaret Etti

28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşme yapan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder ile yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ten oluşan heyet görüşme turlarına devam ediyor.

Haber Merkezi / DEM Parti İmralı Heyeti, son olarak Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etti. Ziyaret sonrası açıklama yapan Sırrı Süreyya Önder, Ahmet Türk ve Pervin Buldan şunları söyledi:

Sırrı Süreyya Önder:” Sayın Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş ve Dr. Mızraklı kardeşimizle, yoldaşımızla konuştuk. Öncelikle sağlıklarını ve morallerini çok iyi gördük. Bu bizim için en önemlisiydi. Gelişmekte olan sürece katkı ve desteklerinin tam olduğunu iletmemizi istediler. Selahattin Bey’in Twitter hesabından da geniş bir açıklama yapılacak.

Esas şeyleri oradan alırsınız. Bizim söyleyeceğimiz bir tek bir şey var. Özellikle televizyonlarda bu konuda spekülasyon yapılıyor, sürecin şeffaf yürümediğine dair eleştiriler var. “Daha ne geziyorlar?” şeklinde serzenişler var. Arkadaşlar bunlara gerek yok. Bunlar, gelmekte olan barışa hizmet eden şeyler değil. 40 yıldır süren bir şey, boyacı küpü değil ki daldırıp çıkarasın.

Nitelikli bir emek ve çaba için, mümkün olan en geniş katılımı sağlamak için uğraşıyoruz. Bu anlamda süreci ifsad edecek ya da süreçten şüphelenecek herhangi bir tutum içine girmelerini gerektirecek herhangi bir şey yok. Şu an çözersek, iki tarafla çözeceğiz; eğer bu fırsatı da kaçırırsak, 72 taraf bu işe müdahil olacak.

Var gücümüzle heyetimiz, partimiz, dostlarımız, aydın ve sanatçı sürece destek veren bütün kardeşlerimiz olarak her siyasi görüşten ilk defa böyle geniş bir paydada buluştuk. Özellikle televizyonlardaki arkadaşlardan bu duyarlılığı bekliyoruz. Yarın Figen Hanım’ı ve diğer arkadaşlarımızı da ziyaret ettikten sonra Ankara’da geniş bir açıklama yapacağız. Bu kadar beklediğiniz için heyet olarak teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Barışın kaybedeni olmaz. Bunu hiç aklımızdan çıkarmamız gerekiyor. Herkes kazanır, kaybeden hiç yoktur. Onun için barış bu anlamda kıymetli bir şeydir. Kamuoyunda sıklıkla çözüm ile barış kavramları birbirine karıştırılıyor. Bu doğru değil. Barış bir sarılmayla oluşturulacak bir şeydir. Çözüm demokratik bir mücadele ve uzun soluklu bir iştir.

Sorun alanlarıyla ilgili olarak bunun uzunluğu ve derinliği değişir. Şu anda kurmaya çalıştığımız barıştır. Bunun için herkesten destek bekliyoruz. Kamuoyundan gizlediğimiz ya da gizleyeceğimiz hiçbir şeyin olmayacağını açık kalplilikle söylüyoruz. Bizleri tanıyorsunuz, yüreğimiz elimizde geziyoruz barış için. Herkesin de desteğini, katkısını, önerisini ve eleştirisini kıymetli buluyoruz. Tekrar teşekkür ederiz.

Ahmet Türk: Ben bir iki kelime söylemek istiyorum. Bin yıllık Türk ve Kürt kardeşliği var, kadim bir geçmiş var. Son yüzyılda bunun bozulduğunu görüyoruz. Bizim amacımız binlerce yıl beraber yaşamış iki halkın yeniden kucaklaşması, kadim dostluğun gereğinin tekrar yerine getirilmesidir.

Bizim çabamız barış içindir. İnanıyor ve umut ediyorum ki Türkiye’de Kürt’ün Türk’e, Türk’ün Kürt’e ihtiyacı var. Biz aslında burada bir barışı sağlayacağız. Türkiye’nin Ortadoğu’da demokrasi ihraç edebilecek bir noktaya gelmesini istiyoruz. Bizim amacımız halklarımızın kardeşliğidir, dostluğudur. Halklarımızın demokratik ve özgür bir şekilde birlikte olmasıdır.

Pervin Buldan: Sayın Demirtaş ve Mızraklı’yı ziyaret ettik. Bu ziyaretten büyük bir moralle ayrılıyoruz. Demirtaş ve Mızraklı’nın bu sürece dair değerlendirmeleri oldukça açık ve net. Her koşulda ve şartta bu sürecin arkasında olacaklarını ifade ettiler. Bu bizim için çok kıymetli. Yürüttüğümüz süreç açısından çok kıymetli. O yüzden biz de heyetimiz adına hem Sayın Demirtaş’a hem Sayın Mızraklı’ya teşekkür ediyoruz. Hepimizin desteğiyle bu sürecin bir barış sürecine evrileceğinden hiçbir kuşkumuz yok. Hepimizin yolu açık olsun.

DEM Parti İmralı Heyeti, yılbaşından sonra siyasi partilerle temaslara başlamıştı. 2 Ocak’ta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşen DEM Parti heyeti, daha sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmişti. DEM Parti heyeti bu hafta ise AK Parti, CHP, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Yeniden Refah partisine ziyaretler gerçekleştirmişti.

28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan’a ilk ziyareti yapan DEM Partili Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in ikinci kez İmralı’ya gitmesi bekleniyor.

Çözüm Süreci: Çözüm süreci, Türkiye’de 2013-2015 yılları arasında başlayan müzakereleri ifade ediyor. Bu süreç, Kürt sorununu barışçıl yollarla çözmek amacıyla başlatılmıştı.

Sürecin temel unsurları arasında, silah bırakma, demokratik reformlar ve Kürt kimliğine yönelik hakların genişletilmesi yer almaktaydı. PKK lideri Abdullah Öcalan, bu müzakerelerde kilit bir figür olarak rol almıştı. Ancak 2015’te çatışmaların yeniden başlamasıyla çözüm süreci fiilen sona ermişti. Bu dönem, Türkiye’deki siyasi dinamiklerde önemli değişimlere neden olmuştu.

28 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kurulan PKK, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Fransa, Türkiye ve pek çok başka devlet tarafından terör örgütü kabul ediliyor. PKK lideri Öcalan, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldığı 1999 yılından beri, Marmara Denizi’ndeki İmralı Cezaevi’nde bulunuyor.

Paylaşın

Bakırhan Ve Hatimoğulları: Boyun Eğmedik, Eğmeyeceğiz

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Mersin Akdeniz Belediyesi eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Aslan’ın gözaltına alınması ve yerlerine “kayyım” atanmasına tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Tülay Hatimoğulları, “Her seçimde yenilgiye uğrasa da iktidar, kayyım darbesinde ısrarcı. Bu ısrar halkın seçme ve seçilme hakkının elinden alınmasıdır” ifadelerini kullanırken, Tuncer Bakırhan ise, “Sizlerin darbeci pratiklerine, zulmünüze hiçbir zaman boyun eğmedik, eğmeyeceğiz” dedi.

Mersin’in Akdeniz Belediyesi DEM Partili eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan gözaltına alındı. Gözaltına alınan Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan’ın yerine kayyım atandı.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, gözaltı ve kayyım kararına tepki gösterdi. Hatimoğulları, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Akdeniz belediye Eş Başkanlarımız Nuriye Aslan ve Hoşyar Sarıyıldız’ın gözaltına alınması, halk iradesine yönelik gerçekleştirilmiş açık bir darbedir. Her seçimde yenilgiye uğrasa da iktidar, kayyım darbesinde ısrarcı.

Bu ısrar; halkın seçme ve seçilme hakkının elinden alınmasıdır. Birlikte yaşama ve yönetme modeli olarak bir demokrasi anahtarı olan kent uzlaşısına saldırıdır. Biz barış için yol almak isterken, halkın iradesine bir kez daha el uzatılmıştır. Her yerde bu kayyımcı anlayışa karşı durmaya, halkların iradesini savunmaya devam edeceğiz. Asla mücadeleden geri durmayacağız.”

Tuncer Bakırhan, ise sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Akdeniz Belediye Eşbaşkanlarımız Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız ile Meclis üyelerimiz siyasi kumpasla gözaltına alındı. Akdeniz’de yaşayan halkların siyasi iradesine yönelik sergilenen bu düşmanca tutumla demokratik siyasetin ve yerel yönetimlerin tasfiyesi hedeflenmektedir.

Darbelerle bizi hizaya getirmeye çalışacağını zanneden acizlere, bir elinde kadife diğer elinde demir eldivenle dolaşan iktidara bir çift sözümüz var. Bu iki eli de çok iyi tanıyoruz ama siz de bizi çok iyi bilirsiniz. Sizlerin darbeci pratiklerine, zulmünüze hiçbir zaman boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun kayyım darbelerine karşı mücadele edeceğiz, halkımızın iradesini her koşulda savunacağız.”

DEM Parti, Sarıyıldız ve Aslan ile dört belediye meclis üyesinin gözaltına alınmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. “AKP iktidarı halk iradesine karşı darbeci pratiklerinden vazgeçmiyor” diyen DEM Parti, açıklamanın devamında şunları kaydetti:

“Gözaltı ve kayyım gerekçesi yapılan soruşturmanın 2024 yılına ait olduğu söyleniyor. Bu yöntemlerin tamamını iktidarın yıllardır halk iradesine karşı yürüttüğü darbe pratiklerinden gayet iyi biliyoruz. İçeride ve dışarıda Kürt düşmanlığı yürüten, halk iradesine tahammül edemeyen iktidar ne yaparsa yapsın daha büyük kaybetmeye mahkûmdur. Her yerde bu kayyımcı anlayışa karşı durmaya, halkımızın iradesini savunmaya devam edeceğiz.”

DEM Parti tarafından yapılan açıklamada dört belediye meclis üyesinin de gözaltına alındığı belirtildi.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “terör örgütü propagandası yapmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunu’na aykırılık” ve “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlarına yönelik soruşturma başlattığı belirtildi.

Paylaşın

DEM Partili Akdeniz Belediyesi’ne Kayyım Atandı; Eş Başkanlar Gözaltında

Mersin’in Akdeniz Belediyesi DEM Partili eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan gözaltına alındı. Gözaltına alınan Sarıyıldız ve Arslan’ın yerine kayyım atandı.

Haber Merkezi / Konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan “Akdeniz Belediye Eşbaşkanlarımız Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan ile Meclis üyelerimiz siyasi kumpasla gözaltına alındı” dedi ve ekledi:

“Mersin’in huzuru yine kayyumla bozulmaya çalışılıyor. Bu irade gaspı girişimini Mersin kabul etmeyecektir. Başta Mersin’in seçilmişleri olmak üzere tüm halkımızı, Akdeniz Belediyesi’nin gasp edilmesine karşı iradesine sahip çıkmaya davet ediyoruz.”

DEM Parti, Sarıyıldız ve Aslan ile dört belediye meclis üyesinin gözaltına alınmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. “AKP iktidarı halk iradesine karşı darbeci pratiklerinden vazgeçmiyor” diyen DEM Parti, açıklamanın devamında şunları kaydetti:

“Gözaltı ve kayyım gerekçesi yapılan soruşturmanın 2024 yılına ait olduğu söyleniyor. Bu yöntemlerin tamamını iktidarın yıllardır halk iradesine karşı yürüttüğü darbe pratiklerinden gayet iyi biliyoruz. İçeride ve dışarıda Kürt düşmanlığı yürüten, halk iradesine tahammül edemeyen iktidar ne yaparsa yapsın daha büyük kaybetmeye mahkûmdur. Her yerde bu kayyımcı anlayışa karşı durmaya, halkımızın iradesini savunmaya devam edeceğiz.”

DEM Parti tarafından yapılan açıklamada dört belediye meclis üyesinin de gözaltına alındığı belirtildi.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “terör örgütü propagandası yapmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunu’na aykırılık” ve “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlarına yönelik soruşturma başlattığı belirtildi.

Paylaşın

DEM Parti’den “Süreç” Açıklaması: Kimlerin Çözüme Karşı Olduğunu Biliyoruz

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin açıklama yapan DEM Parti, açıklamasında, “Çözüm karşıtlarının kim ya da kimler olduğunu gayet iyi biliyoruz” ifadelerine yer verdi:

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Bütün yapıcı yaklaşımlarına ve çabalarına rağmen partimize ve değerlerine hakaret edenler, her gün halkları tehdit edenler en büyük çözüm ve süreç karşıtıdır” denildi.

Açıklama, “Yalan, iftira ve çarpıtma konusunda Hitler zihniyetine ve Goebbels taktiklerine rahmet okutan, gazeteciliği emir erliği sanan ve ekranlarda savaşçılık oynayan yandaş kalemşörlerin yazdıklarını reddediyoruz. Süreci büyük bir fedakarlık ve kararlılıkla yürüten Sayın Öcalan’a yaklaşım konusunda ilgili herkesi ciddiyete davet ediyoruz” ifadeleriyle devam etti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin, provokatif yayınlara ilişkin açıklamada bulundu. DEM Parti Basın Bürosu’ndan yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“DEM Parti İmralı Heyetinin Sayın Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşme kamuoyunda iyimser bir hava oluşturdu. Çözüm ihtimalinin kendisi bile toplumda rahatlama yarattı, umutların yeşermesine neden oldu. Barış ve çözüm mücadelesinde yıllardır ağır bedeller ödeyen partimiz, sadece bu dönemin siyasi bir aktörü değil aynı zamanda emektarıdır. Dolayısıyla partimiz savaşa karşı barıştan yanadır, çözümsüzlüğe karşı çözüm üretendir. Hiç kimse bu gerçeği çarpıtamaz, farklı bir yere çekemez.

Bu vesileyle malum çevrelere bir kez daha hatırlatıyoruz: Israrla ve inatla partimizin ve siyasi aktörlerimizin yaptığı kimi siyasi değerlendirmeleri ‘aman tehdit ediyorlar’, ‘aman DEM Parti süreç karşıtıdır’ diyerek oyunbozanlığın ve kaçışın gerekçesini şimdiden oluşturmaya çalışanların farkındayız. Ancak buradan kimseye ekmek çıkmaz. Hiç kimse DEM Parti’den ‘süreç karşıtlığı’ çıkaramaz.

Çözüm karşıtlarının kim ya da kimler olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bütün yapıcı yaklaşımlarına ve çabalarına rağmen partimize ve değerlerine hakaret edenler, her gün halkları tehdit edenler en büyük çözüm ve süreç karşıtıdır.

Yalan, iftira ve çarpıtma konusunda Hitler zihniyetine ve Goebbels taktiklerine rahmet okutan, gazeteciliği emir erliği sanan ve ekranlarda savaşçılık oynayan yandaş kalemşörlerin yazdıklarını reddediyoruz. Süreci büyük bir fedakarlık ve kararlılıkla yürüten Sayın Öcalan’a yaklaşım konusunda ilgili herkesi ciddiyete davet ediyoruz. Süreci yalan ve basit magazine indirgeyenlerin, bu konuda uydurulan yalanlara iman edip ısrarla dolaşıma sokanların amacı, Sayın Öcalan’ın ideolojik ve politik kimliğine saldırmaktır.

Kimse kurnazca elindeki medya gücüne güvenerek ve her türlü algıyla şimdiden sorumluluktan kaçmanın hesabını yapmasın. Çözüm talep eden halkımız kesinlikle bu ucuzluklara prim vermeyecektir.

Bu topraklara demokratik çözüm ve onurlu barış mutlaka gelecektir. DEM Parti, bu kesimlerin olası bir çözüm ihtimalini zehirlemesine asla izin vermeyecektir. Partimiz her zamankinden daha hassas ve duyarlı yaklaşarak bu sürecin bütün sorumluluğunu omuzlamaya devam edecektir. Partimiz ilgili bütün çevreleri de aynı duyarlılıkla hareket etmeye, tehdit ve şantaj dilini terk etmeye davet ediyor.”

Paylaşın

DEM Parti İmralı Heyeti’nin Demirtaş Ve Yüksekdağ’ı Ziyaret Edeceği Tarih Netleşti

DEM Parti İmralı Heyeti, Edirne F Tipi Cezaevi’nde bulunan Selahattin Demirtaş’ı 11 Ocak Cumartesi günü, Kandıra Cezaevi’nde bulunan Figen Yüksekdağ’ı 12 Ocak Pazar günü ziyaret edecek.

Haber Merkezi /  28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşme yapan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder ile yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ten oluşan heyet görüşme turlarına devam ediyor.

DEM Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre, DEM Parti İmralı Heyeti, Edirne F Tipi Cezaevi’nde bulunan Selahattin Demirtaş’ı 11 Ocak Cumartesi günü, Kandıra Cezaevi’nde bulunan Figen Yüksekdağ’ı 12 Ocak Pazar günü ziyaret edecek.

DEM Parti İmralı Heyeti, yılbaşından sonra siyasi partilerle temaslara başlamıştı. 2 Ocak’ta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşen DEM Parti heyeti, daha sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmişti. DEM Parti heyeti bu hafta ise AK Parti, CHP, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Yeniden Refah partisine ziyaretler gerçekleştirmişti.

28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan’a ilk ziyareti yapan DEM Partili Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in ikinci kez İmralı’ya gitmesi bekleniyor.

Çözüm Süreci: Çözüm süreci, Türkiye’de 2013-2015 yılları arasında başlayan müzakereleri ifade ediyor. Bu süreç, Kürt sorununu barışçıl yollarla çözmek amacıyla başlatılmıştı.

Sürecin temel unsurları arasında, silah bırakma, demokratik reformlar ve Kürt kimliğine yönelik hakların genişletilmesi yer almaktaydı. PKK lideri Abdullah Öcalan, bu müzakerelerde kilit bir figür olarak rol almıştı. Ancak 2015’te çatışmaların yeniden başlamasıyla çözüm süreci fiilen sona ermişti. Bu dönem, Türkiye’deki siyasi dinamiklerde önemli değişimlere neden olmuştu.

28 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kurulan PKK, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Fransa, Türkiye ve pek çok başka devlet tarafından terör örgütü kabul ediliyor. PKK lideri Öcalan, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldığı 1999 yılından beri, Marmara Denizi’ndeki İmralı Cezaevi’nde bulunuyor.

Paylaşın

CHP, DEM Parti İmralı Heyeti İle Görüşecek Mi? Açıklama Geldi

CHP Sözcüsü Deniz Yücel, DEM Parti heyetinin yarın CHP heyetini saat 10.30’da ziyaret edeceğini belirterek, “Bu ziyaret ve görüşme bizim her zaman altını çizdiğimiz TBMM’nin bu konudaki tek çözüm yeri olması gerektiğidir. Ziyaret yine TBMM’de gerçekleştirilecektir” dedi.

Haber Merkezi / CHP Sözcüsü Yücel, CHP heyetine Genel Başkan Özgür Özel’in başkanlık edeceğini ve Genel Sekreter Selin Sayek Böke, Gölge Adalet Bakanı ve Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın’ın eşlik edeceğini kaydetti.

İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşen DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Van Milletvekili Pervin Buldan ve Ahmet Türk’ten oluşan heyet, Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, ardından AK Parti heyeti ve son olarak da Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan ile görüştü.

DEM Parti İmralı heyeti yarın saat 10.30’da CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i Meclis’te ziyaret edecek. CHP Sözcüsü Deniz Yücel, gelişmeyi şu sözlerle duyurdu:

“CHP heyetini yarın saat 10.30’da DEM Parti heyeti ziyaret edecektir. Bu ziyaret ve görüşme bizim her zaman altını çizdiğimiz TBMM’nin bu konudaki tek çözüm yeri olması gerektiğidir. Ziyaret yine TBMM’de gerçekleştirilecektir .

CHP heyetine Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel başkanlık edecek. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e Genel Sekreterimiz Sayın Selin Sayek Böke, Gölge Adalet Bakanımız ve Genel Başkan Yardımcımız Sayın Gökçe Gökçen ve Grup Başkan Vekilimiz Sayın Gökhan Günaydın eşlik edecektir”

DEM heyeti yarın ayrıca DEVA Partisi Genel Merkezi’nde Ali Babacan ve TBMM’de Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ile bir araya gelecek. Bu arada TBMM’de temsil edilen İYİ Parti ise kapılarını kapatarak DEM Parti heyetine randevu vermemişti.

Paylaşın

DEM Parti İmralı Heyeti’nden AK Parti’ye Ziyaret

İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşen DEM Parti heyeti, siyasi partileri bilgilendirme kapsamında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) AK Parti grubunu ziyaret etti.

Haber Merkezi / DEM heyetini, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve AK Parti Grup Başkan vekili Özlem Zengin kapıda karşıladı. Görüşmede AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de bulunuyor.

Görüşme sonrası açıklama yapan AK Partili Abdullah Güler, “Olumlu bir şekilde sohbet ettik. Daha sonraki günlerde açıklama yapılacaktır” dedi. Heyet, AK Parti grubuna giderken sorulan ‘süreç nasıl gidiyor’ sorusuna Pervin Buldan, “İyi, fena değil” diye yanıt verdi.

DEM Parti heyeti, AK Parti ziyareti öncesi, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu ziyaret etmişti. Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Ahmet Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Kendileri yaşadığımız süreçle ilgili çok istifade ettiğimiz bilgiler aktardılar. Çok samimi ve açık yürekli bir istişare oldu. Biz de kendi kanaatlerimizi, geçmişte yaşadığımız tecrübelerden nasıl dersler çıkarılması gerektiğini vurguladık.

Dünyanın büyük bir türbülansa girdiği ve büyük bir tsunami yaşandığı Suriye-Irak-Lübnan-Ürdün-Filistin ekseninde yaşanan hızlı değişime intibak bağlamında da Türkiye’nin kendi iç bünyesini tahkim etmesinin önemli olduğunu vurguladık. İç bünyeyi tahkim etmek, güçlendirmek ancak ve ancak demokrasinin inşası ile olabilir.

Bu da Türklerin, Kürtlerin, bütün vatandaşların hukukunun korunduğu ve vatandaşların geleceğe umutla baktığı bir perspektifle olur. Çok önemli bir sürecin içinden geçiliyor. Tavsiyem, Sayın Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan ve toplum katmanlarına yayılan bu dönemde soğukkanlılıkla provokasyonlara kapalı olarak, kamu düzenini gözeterek ve derin tarih bilgimizden, bilincimizden ve tecrübelerimizden hareketle geleceğin barış içinde yaşanacağı güçlü Türkiye’nin inşa etmektir.

Suriye ve Irak bağlamındaki gelişmeleri de gözden geçirdik. O konuda da kanaatlerimizi paylaştık. Türkiye’nin kendi iç yapısını tahkim etmesi, Suriye ve Irak’ta da barışçıl çözüme önemli katkılar sunacaktır. İnşallah hayırlısıyla bu süreç doğru istikamette ilerler.”

“Barış kolay bir şey değil ama dünyanın en güzel şeyi”

DEM Partili Sırrı Süreyya Önder “Yürüttüğümüz görüşmeler kapsamında bugün Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski süreçte birlikte çalışma fırsatı yakaladığımız Sayın Ahmet Davutoğlu Hoca ile görüştük. Biraz geçmiş tecrübeleri paylaştık. Yeni görüşmeler ışığında, yeni gelinen nokta ışığında bizde olan bilgileri kendisine aktardık. Tavsiye, öneri, eleştiri uyarılarını rica ettik. Sağ olsun bizi ayrıntılı şekilde bilgilendirdiler” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın “Bu tarihsel kırılmada ya pozitif bir şekilde kırılma gerçekleşecek barışı inşa edeceğiz ya negatif yönde kırılmalar gerçekleşecek ve her yer Gazze olacak. O nedenle devlet aklına biz buradan seslenmek istiyoruz. İmralı’da gerçekleşen bu görüşme yetmez, İmralı kapıları açılmalıdır, Öcalan’ın barış için, sadece Türkiye barışı değil bütün Ortadoğu barışı için de çalışabileceği fiziki koşulların sağlanması gerekir” açıklamaları da sorulan Önder şunları kaydetti:

“O açıklamalar bağlamından koparılmış bir açıklama. Barış kolay bir şey değil ama dünyanın en güzel şeyi. Kimse bu açıklamaları bağlamından koparıp üzerinde tepinmesin. Bizim yaklaşımımız, felaketle tarif etmek değil barış süreci kolay değil ancak barış güzel bir şeydir.

DEM Parti heyetinin bir sonraki durağı Saadet Partisi oldu. Bu görüşme sonrasında Önder “İnşallah bu ülkenin barışı ve kardeşliğinden önemli hiçbir şey yoktur. Bütün fertlerimizle birlikte, el birliğiyle bunu tesis edeceğiz. Barışın kaybedeni olmaz, hepinizi saygıyla selamlıyorum” diye konuştu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ise heyetin ziyaretinden dolayı mutlu olduklarını belirterek “Önemli bir süreç yaşıyoruz, süreçle alakalı katkılarımızı ve kaygılarımızı kıymetli heyetle paylaştık. Önemli bilgilendirmelerde bulundular, biz bu bilgilendirmeleri yetkili kurumlarımızla görüşeceğiz. Yakın bir zamanda sürece katkı anlamında kendilerine destek olmaya çalışacağız” açıklaması yaptı.

Öte yandan DEM Parti heyeti, 7 Ocak Salı günü saat 13:00’te DEVA Partisi Genel Merkezi’nde Ali Babacan ve 15:30’da ise Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi’nde Fatih Erbakan ile görüşecek.

Paylaşın