Millet İttifakı’nda Adaylık Bilmecesi

Seçim yaklaştıkça muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağına yönelik tartışmalar da alevlendi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı adaylarının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu her fırsatta vurgularken, gözler Millet İttifakı’nın adayının kim olacağına çevrilmiş durumda.

Birgün’de yer alan analiz habere göre; Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmaları için aynı masada buluşan CHP, İYİ Parti, Demokrat Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Gelecek Parti aday ismiyle ilgili bugüne kadar renk vermedi. Liderler, her fırsatta adayın belirlenmediğini, henüz isim telaffuz etmeyeceklerini, sandık yaklaştığında ortak adayı açıklayacaklarını ifade ediyor.

Millet İttifakı’nın adayının CHP’li bir isim olacağı ise neredeyse kesin. İYİ Parti Lideri Meral Akşener, daha önce aday olmayacağını, hedefinin parlamenter sisteme dönüldükten sonra başbakanlık koltuğuna oturmak olduğunu açıkladı. Adaylık konusunda üç isim ön plana çıkıyor: CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş.

Kemal Kılıçdaroğlu

Kılıçdaroğlu’nun uzun süredir ortak aday olmak için çalışma yürüttüğü söylenebilir. Dolar kurunun kontrolden çıkmasının ardından Merkez Bankası’na giden Kılıçdaroğlu, kapı siyasetini devam ettirdi. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı, TÜİK ile Et ve Süt Kurumu’na alınmadı. “Milletin Sesi” mitinglerine de başlayan Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından zaman zaman video paylaşarak bürokratlara sesleniyor. Kılıçdaroğlu’nun seçime yönelik vaatleri de afişler aracılığıyla birçok ilde yankı buldu. Kılıçdaroğlu, geçen aralık ayında katıldığı bir programda adaylıkla ilgili ise “İttifak kabul ederse sorun yok” dedi. Ortak aday olmak için stratejisini yürüten CHP Lideri için 6’lı masadan net bir onay çıkmış değil.

Mansur Yavaş

Mansur Yavaş, adaylıkla ilgili son günlerin konuşulan ismi. İYİ Parti’den ayrılarak Zafer Partisi’ni kuran Ümit Özdağ da Yavaş’ın aday olmasını istediklerini ifade etti. Yavaş ise dün önce İYİ Parti Lideri Akşener’i, ardından da CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti. Adaylıkla ilgili tartışmalara dair ise “Bu tür şeylere yorum yapmıyorum. Bir belediye başkanı seçildiği andan itibaren sadece işini yapmalı” yanıtını verdi. Adaylıkla ilgili tartışmalara kapıyı tamamen kapatmadığı görülen Yavaş’ın bu gündemden kendisini uzak tutmaya çalıştığı dikkat çekiyor. Yavaş’ın doğru zamanda, kamuoyunun da baskısıyla adaylığa yönelik hamle yapma olasılığı yüksek.

Ekrem İmamoğlu

Cumhurbaşkanlığı adaylığı için konuşulan İmamoğlu, Yavaş’ın aksine siyasi polemiklere girmekten çekinmiyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yla sık sık tartışmalara giren İmamoğlu, yeri geldiğinde Erdoğan’ı da hedef alıyor. Ancak İmamoğlu’nun kriz döneminde ulaşıma zam yapması eksi puan olarak görüldü. İBB Başkanı, “Aday olmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna son olarak, “Benim adayım Kılıçdaroğlu’dur” yanıtını verdi. Kamuoyu anketlerine göre İmamoğlu’nun kazanma ihtimali yüksek. Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu’ya yönelik ziyaretlerde bulunan, miting benzeri toplantılar düzenleyen İmamoğlu’nun adaylık için tüm şartları zorladığı kulislerde konuşuluyor.

Abdullah Gül

Bu isimler dışında çeşitli alternatifler de kamuoyunun gündeminde sıkça tartışılıyor. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül o isimlerden birisi. Gül’ün adaylığı 2018’deki seçimlerde de gündeme geldi. Akşener’in ortak aday önerisine sıcak bakmaması üzerine bu teklif rafa kaldırıldı. Son dönemlerde Gül’e yakın isimlerin yeniden nabız yokladığı dikkat çekiyor. Örneğin gazeteci Fehmi Koru, 28 Mart’taki “Altı liderin buluştukları masada bir eksiklik vardı…” başlıklı yazısında, “Muhafet cephesinin buluşmaları ardından yayınlanan açıklamaların hedef kitleyi etkilemesi için bir arada bulundukları masanın takviye edilmesi gerekiyor” diye yazdı. Koru’nun bu yazısı, Gül’ün de bir şekilde 6’lı masaya dahil olma isteği olarak yorumlandı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Ülke Yolgeçen Hanına Döndü

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Jandarma Genel Komutanlığı’nın “Her İnsan Bir Göç, Her Göç Bir İnsan. Göç İdaresi Başkanlığının kuruluş yıl dönümü kutlu olsun” paylaşımına tepki gösterdi.

Jandarma Genel Komutanlığı’nın açıklamasını “Bu, şiirlerle romantize edilecek bir mesele değildir” diyerek eleştiren Kılıçdaroğlu, “Ülke yolgeçen hanına döndü, Göç İdaresi’ne milletimiz adına gitmem gerekiyor ama sonucun ne olacağını herkes biliyor” dedi.

Kılıçdaroğlu Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Sığınmacılar kaçak yollarla hala ülkemize geliyor. Ülke yolgeçen hanına döndü! Göç İdaresi’ne milletimiz adına gitmem gerekiyor ama sonucun ne olacağını herkes biliyor. Zincirler, teller; şimdi kum torbası koyarlar herhalde” değerlendirmesini yaptı.

Kılıçdaroğlu paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Milletimiz adına Göç İdaresi’ne soruyorum:

  • Sığınmacıların eski kimlik bilgileri elinizde mevcut mu?
  • Kaçına vatandaşlık verdiniz ve hangi güvenlik soruşturmalarından geçirdiniz?
  • Sınırlarımızın delik deşik edilmesini neden izliyorsunuz? Amaç ne? Neyin hazırlığındasınız?

Göç İdaresi’nden randevu talep etmeden önce, milletimiz adına sabırla bu soruların yanıtlarını bekleyeceğim. Bu arada şiir yazmayı bırakın, işinizi yapın!”

Paylaşın

CHP ‘Seçim Kanunu’ İçin AYM’ye Gidiyor!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasının ardından Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Seçim Kanunu’ndaki 3 madde için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuracak.

Haber Merkezi / Başvuruda, il ve ilçe seçim kurullarının oluşumları, kıdemli hakimler yerine birinci sınıf hakimler arasından kura çekimi ve üç ay içinde seçim kurullarının yeniden oluşturulması yönündeki düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olduğu için yürütmesinin durdurulması ve iptali talep edilecek.

Seçim Kanunu’ndaki değişiklikler

Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlandı. Kanuna göre, seçimlerde yüzde 10 olarak uygulanan ülke seçim barajı yüzde 7’ye indirildi.

İttifakın aldığı oy toplamı ülke barajını geçtiği takdirde, seçim çevrelerinde milletvekili hesabı ve dağılımı, ittifak içinde yer alan her bir partinin o seçim çevresinde almış olduğu oy sayısı dikkate alınarak yapılacak.

İttifakı oluşturan siyasi partilerin her birinin çıkaracağı milletvekili sayısı, her seçim bölgesinde ittifak içinde elde ettiği oy sayısı esas alınarak genel D’Hondt uygulaması ile belirlenecek.

Seçime katılma yeterliliği elde eden parti, Siyasi Partiler Kanunu’nda öngörülen ve parti tüzüğünde belirtilen süreler içerisinde ilçe, il ve büyük kongrelerini üst üste iki defa yapmamışsa seçime katılma yeterliliğini kaybedecek. Salt TBMM’de grup kurmuş olmak, seçime katılabilmenin yeter şartından biri olamayacak.

Görme engelli seçmenlerin oyun gizliliği esasına uygun şekilde oy kullanabilmelerine imkan sağlanacak. Bu kapsamda Yüksek Seçim Kurulu (YSK), görme engelli seçmenlerin kullanabilmesi için oy pusulalarına uygun şablon sağlayacak.

Seçim kurulunun belirlenmesi

İl seçim kurulu, bir başkan, iki asıl üye ile iki yedek üyeden oluşacak.

İl seçim kurulu başkanı ve asıl üyeleri ile yedek üyeleri, iki yılda bir ocak ayının son haftasında, il merkezinde görev yapan, kınama veya daha ağır disiplin cezası almamış, en az birinci sınıfa ayrılmış ve birinci sınıfa ayrılma niteliklerini kaybetmemiş hakimler arasından, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunca ad çekme suretiyle tespit edilecek.

Kurada ilk çıkan hakim başkan, sonraki iki hakim asıl ve son çıkan iki hakim yedek üye olarak belirlenecek. Ad çekmeye katılacak hakim sayısının beşten az olması durumunda, bu hakimler arasında ad çekme işlemi yapıldıktan sonra eksik kalan asıl ve yedek üyeler, en kıdemli hakimden başlayarak belirlenecek.

Ad çekmeye katılacak hakimin bulunmaması durumunda ise başkan ve asıl üyeler ile yedek üyeler en kıdemli hakimden başlayarak belirlenecek. Bu suretle kurulan il seçim kurulu iki yıl süre ile görev yapacak.

Kıdemin belirlenmesinde kınama veya daha ağır disiplin cezası almış olanlar diğerlerinden daha az kıdemli sayılacak.

İl seçim kurulu başkanlığının boşalması halinde asıl ve yedek üyelerden en kıdemli hakim il seçim kuruluna başkanlık edecek.

İlçelerde, ilçede görev yapan kınama veya daha ağır disiplin cezası almamış en az birinci sınıfa ayrılmış ve birinci sınıfa ayrılma niteliklerini kaybetmemiş hakimler arasından, merkez ilçelerde ise aynı nitelikleri taşıyan hakimler arasından adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunca ad çekme suretiyle belirlenen hakim, kurulun başkanı olacak.

Ad çekmeye katılacak hakimin bulunmaması durumunda ise en kıdemli hakim kurulun başkanı olacak.

Seçmen kütüğünden güncelleme

Sandık kuruluna üye bildirme hakkı olan bir parti, oluru olmadan başka bir parti üyesini sandık kurulu üyesi olarak gösteremeyecek.

Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun uyarınca yapılacak mahalli idareler genel seçimlerinde, yerleşim yeri adresine göre oluşturulan seçimin başlangıç tarihinden 3 ay önceki seçmen kütüğü üzerinden güncelleme yapılacak.

Kütük düzenlemesi nedeniyle seçmen hiçbir şekilde oy kullanma hakkından yoksun bırakılmayacak. Adresi kapanmış olması sebebiyle adres kayıt sisteminde görünmeyenlerin, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün adres kayıt sisteminde bulunan en son geçerli adres bilgileri esas alınacak.

Muhtarlık bölgesi askı listelerinin askı süresi içinde bir seçim çevresinden diğerine yapılan seçmen nakil istemleri hakkında, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından itiraz üzerine veya nakil isteminin şüpheli bir girişim olduğu kanaatine varılması üzerine, resen yapılacak araştırma ve inceleme neticesinde, nakil isteminin kabul edilmemesi halinde, seçmen kaydı dondurulamayacak ve bir önce kayıtlı olduğu adreste seçmen kaydı devam edecek.

İl seçim kurulu başkan ve üyeleri ile ilçe seçim kurulu başkanları, kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içinde yapılan değişikliklere göre yeniden belirlenecek. Bu şekilde belirlenen başkan ve üyeler, önceki başkan ve üyelerin görev süresini tamamlayacak.

Yasayla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne paralel olarak Seçim Kanunu’ndaki “başbakan” ibaresi kanundan çıkarıldı.

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisi Yol Haritası İçin Komisyon Kurdu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi, genel başkanlarının güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş hedefine yönelik çalışmayı yapacak komisyon kurulması kararının ardından 6 parti yetkililerinin yer aldığı çalışma grubu oluşturuldu.

Euronews’in edindiği bilgilere göre, sürecin yol haritasını belirleyecek komisyonda, CHP adına Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İYİ Parti adına Seçim İşleri Başkanı Şenol Sunat, Saadet Partisi adına Seçim İşleri Başkanı Bülent Kaya, Demokrat Parti adına Genel Sekreter Serhan Yücel, DEVA Partisi adına Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu ve Gelecek Partisi adına İnsan Hakları Başkanı Serap Yazıcı yer alıyor.

Komisyonun çalışması

Çalışma kapsamında öncelikle her parti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecine ilişkin kendi yol haritasını belirleyecek. Daha sonra 6 parti yetkilisinden oluşan komisyon bir araya gelerek geçiş sürecinin hangi dönemi ihtiva edeceğini istişare edecek, parlamenter sisteme geçiş sürecinde yapılması gerekli anayasal ve yasal düzenlemeleri masaya yatıracak.

Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri ile kabineyle çalışma şeklini de ele alacak komisyon, Meclis İçtüzüğü, Siyasi Partiler ve Siyasi Etik kanunlarını çalışacak.

24 Nisan’da bir araya gelecekler

Altı muhalefet partisi lideri Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde 24 Nisan’da yeniden bir araya gelecek. Altı muhalefet partisi lideri, son olarak DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelmişlerdi. Son toplantı sonrası yapılan açıklamada, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme vurgu yapılmış ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturdukları bilgisi verilmişti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Cumhurbaşkanı Adayı İçin İsim Telaffuz Edilmeyecek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde T24’ten Tolga Şardan ve Gökçer Tahincioğlu’nun sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı adayının ne zaman açıklanacağı konusunda 6 muhalefet liderinin yeni bir karar aldığını söyleyen Kılıçdaroğlu, şu aşamada isim telaffuz edilmeyeceğini ifade etti.

Seçim Yasası düzenlemesine ilişkin de konuşan CHP Lideri, “Yeni seçim düzenlemesi tümüyle ittifakımızı yıpratmaya yönelik bir çalışma, ikincisi de ‘koltuğu koruma’ çabası” dedi.

Cumhurbaşkanı adayı

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi hususunda Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının, parlamenter demokrasiye geçiş mutabakat metnine imza atan altı parti liderinin oluşturduğu masa tarafından belirleneceğini, bu yönde ortak bir karar aldıklarını söyledi.

“Henüz Cumhurbaşkanı Erdoğan adaylığını açıklamadı. Niye bize ısrarla soruluyor” ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, “Biz altı lider şu kararı aldık. Altı liderin belirlediği aday, tüm partilerin adayı olacaktır. Beraber belirleyeceğiz. Daha da ötesini söyleyeyim; adayımız, halkın adayı olacaktır. Dolayısıyla bir çatlak olmayacaktır. Biz bir karar daha aldık. Asla isim telaffuz edilmeyecek, bu konuda soru geldiğinde cumhurbaşkanı adayımızın niteliklerini anlatacağız” dedi.

İmamoğlu ve Yavaş’ın adaylıkları

Kılıçdaroğlu, Zafer Partisi’nin Cumhurbaşkanlığı’na Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı aday göstermesine dair de şu açıklamalarda bulundu:

“İttifakımıza yönelik bir hamle olduğunu düşünmüyorum. Kaldı ki öyle bile olsa, Millet İttifakı sağlam temeller üzerine, demokrasiyi inşa etmek üzere kurulmuş bir ittifaktır. Şunu söylemek isterim, Mansur Bey değerli belediye başkanlarımızdan biridir. “Cumhurbaşkanlığı Seçimi” denildiğinde akla, aday olarak bir CHP’linin gelmesi, bizi memnun ediyor. Burada kırmızı çizgimiz 6’lı masadır. Adayımıza, Millet İttifakı’nın liderleri karar verecek.”

Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ya da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın aday gösterilmeleri ya da gösterilmemelerinin bir çatlağa yol açıp açmayacağı konusunda da “Altı liderin ortaklaştığı aday niye çatlak yaratsın” yorumunu yaptı.

Sokak ve ekonomik gidişat

Muhalefet ve CHP’nin özellikle sokağa çıkılmaması, dikkatli olunması uyarıları hatırlatılan Kılıçdaroğlu, “Etkin muhalefet farklı, sahaya inmek farklı… Adım adım sandığa giderken, Sarayın provoke edeceği durumlardan kaçınmak gerekir” dedi.

Kılıçdaroğlu, enflasyon ve pahalılık karşısında iktidar olmaları halinde yapacaklarına dair de “Biz altı ayda nefes aldırırız topluma” dedi ve şunları ekledi:

“Bürokraside hala son derece nitelikli ve konusunu iyi bilen kişiler var ama bir köşeye atılmış durumdalar. Bunları süratle yetkilendirmek gerekiyor. Merkez Bankası’na, Hazine’ye, BDDK’ye, Maliye Bakanlığı’nda keza. Hızlı biçimde Stratejik Planlama Teşkilatı kurmak ve yetkilendirmek gerekiyor. Altı ayda taşlar yerine oturur.

“Dış ve iç politikada da neler yapacağınızı kamuoyu ile paylaşırsınız. Topluma güven verirsiniz. İlk yapacağınız işlerden biri israf genelgesi çıkartmaktır. Müthiş bir israf var. Anlamı şu; çok büyük tasarruf sağlanacak anlamında söylemiyorum ama oy veren vatandaşla, yetkilendirdiği siyasetçi arasındaki güveni pekiştirecektir. Bunlar israf yapmıyor, yolsuzluk da yapmazlar inancını vermektir.”

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Et Ve Süt Kurumu’na Alınmadı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Et ve Süt Kurumu’nun Ankara’daki binasına alınmadı. CHP Lideri Kılıçdaroğlu, dün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda kurumdan randevu talep ettiğini ancak talebine karşılık bir geri dönüş alamadığını paylaşmıştı.

Haber Merkezi / Et ve Süt Kurumu ziyaretinde Kılıçdaroğlu’nun CHP’li kadın milletvekillerinin yanı sıra Derin Yoksulluk Ağı Kurucusu Hacer Foggo da eşlik etti. Kılıçdaroğlu, kurumun önünde yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Daha önce TÜİK’e gitmiştim, emeklilerin, asgari ücretlilerin haklarını savunmak için. Çünkü TÜİK enflasyonu düşük göstererek milyonlarca insanın düşük zam almasına neden oluyordu. Buna dikkat çekmek için TÜİK’e gittim.

Daha sonra sözlü sınavda hakları yenen gençlerin sesini kamuoyuna duyurmak için MEB’e gitmiştim. KPSS’de dereceye giren birçok genç sözlüde torpili olmadığı için elenmişti. Buna da dikkat çekmiştim

Bugün Et ve Süt Kurumu’nun önündeyim; burada olmamın temel nedeni çocukların haklarını savunmak. Kadın milletvekilleri ile beraberim, tüm anneler çocuklarının iyi beslenmesini isterler. İyi beslenme bir haktır, bunu sağlayacak olan sosyal devlettir. Bütün çocukların yeterli beslenmeleri gerekir.

Tarım Bakanı dün katıldığı bir programda “Türkiye’de aç ve açıkta kimse yok” diyor. Tarım Bakanı’nın dünyadan, Türkiye gerçeklerinden haberi yok. İzin verirseniz Türkiye’deki derin yoksulluğu uzun yıllardır araştıran Hacer Foggo’ya bu konudaki düşüncelerini aktarması için söz vereyim.”

Kılıçdaroğlu, daha sonra Derin Yoksulluk Ağı Kurucusu Hacer Foggo’ya söz verdi. Foggo yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Et değil mücevher sanki”

“Yapılan bir araştırmada çocuklarda kansızlık çıktı, geçen hafta açıklandı. Bu ne demek, yetersiz beslenme demek. Bütün çocuklar bununla mücadele ediyor. Daha dün bir anne ile görüştüm “Çocuklarla beraber sahurda patates kızartması yedik, iftarda ise çorba içtik” dedi. Bir kasabın önünden geçerken yaşlı bir adam bana dedi ki “Kızım eskiden kuyumcu vitrinine bakardık, et değil mücevher sanki” dedi.

Güneydoğu’da çocukların çoğu bodur, bu da yetersiz beslenme demek. Yoksulluk ve açlık yok demek, bunu inkar etmek yanlış. Yoksulluğun olmaması benim temel hedefim, ben böyle bir dönem görmedim. Her girdiğim evde beslenme yetersizliği yüzünden gelişim bozukluğu olan çocuklar var.

Cep telefonunu soracağınıza fakir mahallelerdeki çocukların kaç yaşında olduğunu sorun. Açlık var arkadaşlar, ben Türkiye’nin her yanında geziyorum ve siz de bu sokaklarda olun. Ya da gelin birlikte gezelim. Sayın Genel Başkanım’ın sözleri ile buradayım “Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek” ve biz o son çocuğu bulana kadar çalışacağız.”

“Milletin artık gücü kalmadı”

Hacer Foggo’nun ardından tekrar söz alan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

Saray’a açık bir çağrı yapıyorum; beşli çeteye verilen dolarların en azından binde birini yoksul ailelerin çocukları için harcasalar hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Sözler bana ait değil, 22 saat önce söylenen sözler şöyle; “Damızlık hayvanlar, süt inekleri kesiliyor. Kesile kesile nereye kadar gidecek? Damızlık hayvanlar bittiğinde et sıkıntısı, süt sıkıntısı yaşanacak. Üreticinin sırtındaki yükün inmesi lazım, milletin artık gücü kalmadı.”

Bu bir siyasetçinin değil bir üreticinin sözleri. Süt üreticileri perişan, markete gittiğiniz zaman bir kutu sütü 15 liradan alıyorsunuz, bir kilo kıyma 98 lira oldu. Hangi asgari ücretli kıyma alabilecek? Hangi asgari ücretli aile çocuğuna düzenli süt alabilecek? Bu nedenle daha önce yaptığımız gibi bayramdan sonra Millet’in Sesi Mitingleri’ne yeniden başlayacağız. Saray ne kadar duyar bilmiyorum ama benim yaptığım çağrı bu halkın refahı içindir, siyaset kurumunun halkın gözünde saygın olmasını sağlamak içindir. Ben Türkiye’nin itibarını ve saygınlığını korumak istiyorum.

Et ve Süt Kurumu çiftçi ve üreticinin yanında olmalı. Bu nedenle çağrımı yineliyorum: Beşli çeteye sağlanan imkânların binde birini üreticiye verirseniz bu ülkede hiçbir çocuk yatağa aç girmez.”

Kılıçdaroğlu daha önce enflasyon verilerindeki tartışmalar nedeniyle Türkiye İstatistik Kurumu’nu ve öğretmen atamalarındaki sözlü mülakat tartışması nedeniyle de Milli Eğitim Bakanlığı’nı ziyaret etmişti. CHP lideri her iki kuruma da alınmazken, faiz artırımları konusuyla ilgili olarak Merkez Bankası ziyaretinde bankanın başkanı Şahap Kavcıoğlu ile görüşebilmişti.

Paylaşın

Muhalefette ‘Cumhurbaşkanı Adayının Açıklanması Gerektiği’ Konuşuluyor

‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ için birlikte ilerleyen altı muhalefet partisinde bugünlerde, seçime yaklaşık bir yıl kaldığına dikkat çekilerek, “cumhurbaşkanı adayının açıklanması gerektiği” değerlendirmeleri yapılıyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; iktidar kanadı, muhalefet blokuna “Henüz adayınız bile yok” eleştirilerini getirirken muhalefette de “2023’te cumhurbaşkanı adayının kim olacağına yönelik görüşmelerin hızlandığı” belirtiliyor. AKP ve MHP’nin hazırladığı ve Meclis’te kabul edilen Seçim Yasası’nı “tuzak” olarak değerlendiren muhalefet kanadında, “İktidarın her türlü hamlesine karşı elimiz güçlenmeli. Artık cumhurbaşkanı adayı kamuoyuna açıklanmalı, Erdoğan karşısında sahada olmalı ve halka projelerini anlatmalı” değerlendirmeleri yapılıyor.

Özellikle muhalefetin üzerinde çalıştığı “güçlendirilmiş parlamenter sistem ile neyin amaçlandığı, neden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine karşı çıkıldığı, tarafsız cumhurbaşkanlığının önemi” gibi konuların muhalefet açısından “kritik olduğu” belirtiliyor. Bu konuların artık bizzat cumhurbaşkanı adayınca anlatılması gerektiğine de işaret ediliyor. Seçime yaklaşık bir yıl kaldığına dikkat çekilerek, “Cumhurbaşkanı adayı ile ilgili süreç hızlanmalı. Çünkü muhalefet partilerinin bir araya gelmesi, üzerinde uzlaşılan bir adayın belirlenmesi zaten başlı başına bir süreç olacak. Adayın en kısa sürede sahaya inebilmesi için görüşmelerin bir an önce başlaması gerekiyor” yorumları yapılıyor.

Altı lider ’24 Nisan’da tekrar bir araya geliyor!

Öte yandan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde 24 Nisan’da yeniden bir araya gelecek.

Altı muhalefet partisi lideri, son olarak DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelmişlerdi. Son toplantı sonrası yapılan açıklamada, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme vurgu yapılmış ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturdukları bilgisi verilmişti. Ayrıca, “Birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk” denilmişti. Toplantıda derinleşen ekonomik kriz de ele alınmıştı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na ‘Disiplin Hapis Cezası’ Tartışılıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisine yönelik “5’li çetenin tahsildarı” ifadesini kullanmayı sürdürmesi üzerine atacağı yeni adım merak konusu oldu.

Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, DW Türkçe’den Alican Uludağ’a yaptığı açıklamada Kılıçdaroğlu’nun mahkemenin bu ifadeleri kullanmaması yönünde aldığı tedbir kararına uymadığı gerekçesiyle hakkında “disiplin hapsi cezası” için mahkemeye başvurmayı değerlendirmeye aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine “5’li çetenin tahsildarı” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aleyhinde 1 milyon TL’lik tazminat davası açmıştı. Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi, Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın’ın başvurusu üzerine, Kılıçdaroğlu’nun benzer ifadeler kullanmaması yönünde, bundan sonraki süreçte daha dikkatli olması için ihtiyati tedbiren uyarılmasına karar vermişti.

Kılıçdaroğlu geri adım atmadı

Mahkemenin kararının yankıları sürerken, CHP lideri Kılıçdaroğlu geri adım atmadı. Önce Twitter hesabından yayımladığı videoda, ardından ise partisinin grup toplantısında  yaptığı konuşmada “5’li çete” demeyi sürdüren Kılıçdaroğlu, “Ben bunlara 5’li çete dediğim için de beyfendi üzülmüş, incinmiş. Gücenmiş beyfendi. Evet sen ‘5’li çeteye’ hizmet ediyorsun. Bir daha dava açmazsan namertsin” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın avukatı: Disiplin hapsini değerlendiriyoruz

Gözler bu nedenle Erdoğan cephesinin nasıl bir hamle yapacağına çevrildi. Davayı açan Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın’a, Kılıçdaroğlu’nun benzer ifadeleri kullandığını anımsatarak tedbir kararına uyulmaması durumunda uygulanan disiplin hapsi ile ilgili mahkemeye başvuru yapıp yapmadıklarını sordu.

Konuyu gündemlerine alan Avukat Aydın, “Başvuruda bulunma hususunda henüz bir karar vermedik. Konuyu değerlendiriyoruz” yanıtını verdi. Erdoğan’ın avukatları, değerlendirme sonucunun ne olduğuna veya mahkemeye bu yönde bir başvuru yapıp yapmadıklarına ilişkin açıklama yapmadı.

Disiplin hapsi nedir?

Disiplin hapsi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 398. maddesinde düzenleniyor. Buna göre, mahkemeler tedbir kararlarına uymayan veya aykırı hareket eden kişiler hakkında 6 aya kadar disiplin hapsi verebiliyor. Ancak bu hapis cezası yalnızca şikayet üzerine alınabiliyor.

Mahkeme, şikayetin ardından karşıdakinin savunmasını almak zorunda. Daha sonra mahkeme, tedbire uyulup uyulmadığını bizzat araştırdıktan sonra talebi karara bağlıyor.

Ancak Kılıçdaroğlu’nun yasama dokunulmazlığı olduğu için böyle bir kararın verilmesi veya uygulanması  şimdilik mümkün değil. Mahkeme, bunun için Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının sona ermesini beklemek zorunda.

Paylaşın

Altı Lider ’24 Nisan’da Tekrar Bir Araya Geliyor!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde 24 Nisan’da yeniden bir araya gelecek.

Haber Merkezi / Altı muhalefet partisi lideri, son olarak DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelmişlerdi. Son toplantı sonrası yapılan açıklamada, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme vurgu yapılmış ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturdukları bilgisi verilmişti.

Ayrıca, “Birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk” denildi. Toplantıda derinleşen ekonomik kriz de ele alınmıştı. Babacan’ın ev sahipliğinde yapılan toplantı sonrası yapılan ortak açıklamanın tam metni şöyle:

“Toplumu en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak bizler, Türkiye siyasi tarihinde benzeri olmayan bir iş birliği bilinciyle, kutuplaşma yerine istişare ve uzlaşmayı esas alarak “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş” konusunda tam bir mutabakata varmış ve ortak mutabakat metnimizi 28 Şubat’ta milletimizle paylaşmıştık.

‘Yarının Türkiyesi’ni inşa etmek üzere 12 Şubat tarihindeki toplantımızda kararlaştırdığımız iş birliği alanlarını değerlendirmek ve ilerletmek amacıyla bugün tekrar bir araya geldik.

Öncelikle Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturduk.

Geçtiğimiz ay içinde yaşanan siyasi gelişmeleri değerlendirdik ve bu bağlamda birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk.

Milletimizin bilmesini isteriz ki, demokratik ilkelere dayanan birlikteliğimiz bu gibi siyasi mühendislik çabalarından etkilenmeyecektir. İş birliğimizi uyum içinde sürdürmeye kararlıyız.

Öte yandan hangi şartlarda olursa olsun, milli iradeyi parlamentoya tam olarak yansıtmak üzere seçim güvenliğini sağlamak amacıyla bir çalışma daha grubu oluşturduk.

Bugün ülkemizin içinde bulunduğu derin ekonomik krizi de değerlendirdik.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle beraber uygulamaya konulan akıldan, bilimden, gerçeklikten ve istişare kültüründen kopuk keyfi politikalar ağır bir hayat pahalılığına, işsizliğe ve yoksulluğa yol açmış, ekonomik kırılganlıklar ciddi biçimde artmıştır.

Bu konularla birlikte derin bir uluslararası krize yol açan Rusya-Ukrayna savaşını da ele aldık. Rusya Federasyonu’nun uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saldırması ile bölgemizde istikrar ve barış tehdit altına girmiştir. Bu kriz bize akılcı, tutarlı ve ülkemizin orta ve uzun vadeli stratejik menfaatlerini dikkate alan bir dış politikanın önemini bir kere daha göstermiştir.

Buradan tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyoruz; bizler Türkiye’yi karanlık günlerden çıkartma kararlılığı içerisindeyiz. Umutlarımız ve geleceğe olan inancımız, Türkiye’nin sorunlarından çok daha büyüktür.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakat metnimiz ve sürdürdüğümüz iş birliği, milletimizin geleceğe dair umudunu ve inancını artırmıştır.

Hedefimiz istişare ile derin sorunlarımıza son vermek ve her bir vatandaşımızı insan onuruna yaraşır bir yaşam ve refah standardına kavuşturmaktır.

İktidarın ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarının tam tersine, birlik ve uzlaşı ile çalışmalarımıza devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Beyfendi ‘5’li Çete’ Dedim Diye Gücenmiş

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Beşli çete diyemeycek mişim? Sarayın mahkemesi böyle karar vermiş. O hakime buradan açık ve net söylüyorum. Ben ‘beşli çete’ diyeceğim, bak bakkalım sen ne yapacaksın. Ben vatandaşın hakkını svunacağım, sen beşli çeteden yana tavır alacaksın. Ben sana hakim değil, ‘sen de beşli çetenin yandaşısın’ diyeceğim. Evet beşli çete. Bal gibi de beşli çete” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “18 yılda bu 5 şirkete 203 milyar liralık iş verildi. Çağırıyorlar ‘sana bu işi verdim’ diyorlar. 203 milyar lira alan herhalde bunun bedelini ödeyecektir. Yüzde 10’u ne yapar? 20 milyar. Yüzde 10’a çalışmaz daha yükseğe çalışır. Her şeyini finanse ediyorlar. Savcılara da sesleniyorum. Rüşvet olaylarının üzerine neden gitmiyorsunuz?” ifadelerini kullandı.

“Ben 5’li çete dediğim için de beyefendi üzülmüş, incinmiş! Sen 5’li çeteye hizmet ediyorsun, bir daha dava aç, açmazsan namertsin” diyen Kılıçdroğlu, “Hiçbir banka kredi vermiyorsa ben sana Hazine’den garanti veriyorum diyor Erdoğan. Bu 5’li çeteye dolar bazında ihale vereceksin, bir de Hazine olarak güvence vereceksin. Hazine bunların çiftliği mi, sen de bu çiftliğin reisi misin?” diye sordu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Hep beraber günümüz aydınlık geleceğimizi yeniden inşa ederek parlak yapacağız. Güçlü bir gelenek inşa edeceğiz. Bunun öncüleri belediyelerimiz. Belediye başkanlarımız fedakarlıkla, bütün engellemelere rağmen çalışıyorlar. Baskılar, engellemeler var ama şikayet etmeyeceksiniz. Engelleri aşıp halka ulaşacaksınız.

Bulunduğunuz beldede, şehirde bir tek çocuk dahi yatağa aç girmeyecek. Herkesin güvencesi o kentin belediye başkanı olacak. Valisi, kaymakamı, cumhurbaşkanı, bakanı değil belediye başkanlarımız olacak. Çünkü az önce saydıklarımda adalet duygusu yok. Onlara zaten ulaşamazsınız. ‘Kara Kış Fonu’ dolayısıyla 4 milyon 480 bin 466 aileye yardım yapıldı. Bütün belediye başkanı arkadaşlarıma teşekkür ederim.”

5 Nisan Avukatlar Günü. Hakim var, iddia makamı var ve savunma makamı var. Yargı bu üçlüden oluşuyor. Avukatların çok sorunları var. Avukatlar yargı bağımsızlığı konusunda, çoklu baro konusunda endişe taşıyorlar. Serbest çalışan avukatlar ücretleri konusunda endişe taşıyorlar. Bugün grup başkanvekillerimiz Meclis Genel Kurulu’nda bunları gündeme getirecekler. Bakalım iktidar ve onun küçük ortağı ne söylüyor avukatlar konusunda.”

Enflasyon aldı gidiyor. Hükümet bu konuda sadece vatandaşa ‘Fedakarlıkta bulunun’ diyor. Enflasyon en haksız ve acımasız vergidir. Zam, zam, zam eşittir Recep Tayyip Erdoğan. Kimse unutmasın. Bu işin sorumlusu sarayda oturan. Ben bakkalı, şoförü, simitçiyi sorumlu tutmayacağım.

‘Ekonomistim’ diyor. Laf aramızda çakma ekonomist keşke ekonomist olsa. Bir yerden ‘ekonomist’ lafını duymuş belli ki o da öykünmüştür. Ne yaptın? Merkez Bankası’nı söğüşlediniz, 128 milyar doları yok ettiniz.

Özellikle ‘faiz haramdır’ diyen ‘Erdoğan doğru yapıyor faize karşı çıkıyor’ diyen kardeşlerim dinlesinler. Bankaların bir numaralı geliri faizdir. Bu yılın ilk iki ayında, bankaların karı yüzde 322.8 artmış. Faiz gelirlerinden olağanüstü paralar sağlıyorlar. Kamu bankalarının geliri ise yüzde 540 oranında artmış. Demek ki faizcilere hizmet eden bir hükümetimiz var. Hani faize karşıydın? Hani faiz haramdı?”

Beşli çete diye eleştirdim. Beşli çeteye hizmet ediyor dite eleştirdim. Beşli çetenin tahsildarlığını yapıyor diye eleştirdim bunun üzerine mahkemeden bir karar aldılar. Ben ihtiyatlı konuşacakmışım, beşli çeteye demeyecekmişim. Sarayın mahkemesi böyle karar vermiş. O hakime açık ve net söylüyorum. Ben beşli çete diyeceğim bak bakalım sen ne yapacaksın? Ben vatandaşın hakkın hukukunu savunacağım sen beşli çeteden yana tavır alacaksın. Ben sana hakim değil, beşli çetenin yandaşısın diyecektim. Bal gibi beşli çete. 18 yılda bu beş şirkete 203 milyar liralık iş verildi.

203 milyar lirayı alan herhalde bunun bedelini ödeyecektir değil mi? Yüzde 10’u ne yapar 20 milyar lira yapar. Yüzde 10’una çalışmaz daha yükseğine çalışır ben de biliyorum. Her şeylerini finanse ediyorlar ben de biliyorum. Bu ülkenin savcılarına da sesleneyim; rüşvet olaylarının üzerine niye gitmiyorsunuz? beş kişiye 203 milyar liralık ihale verilecek ve bu beş kişinin adı ‘kamudan ihale alan en büyük beş şirket’ diye bütün dünya literatürüne girecek. Görenler ‘malı götürenler’ diyecek.

Sen bana ‘beşli çeteyi kullanma’ diyorsun. Bunların hiçbirisi bildiğimiz ihale değil adamı çağırıyorlar ‘Sana verdim’ diyorlar. Çünkü benim onunla özel bir ilişkim var. Beni besleyecek, yandaşlarımı besleyecek. Adam ‘bu işi dolara bağlayalım, garantiye bağlayalım’ diyor. Bağlıyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın onuru olan lirayı atıyorsun dolara bağlıyorsun. Bunlara beşli çete dediğim için beyefendi incinmiş, gücenmiş. Sen beşli çeteye hizmet ediyorsun. Bir daha dava aç, açmazsan namertsin. Erdoğan, bunlara, ‘Hiçbir banka kredi vermiyorsa ben sana hazineden garanti veriyorum’ diyor.”

“Saraylı kafasıyla bu ülke yönetilmez, bunların 8 özelliği var”

“Saraylı kafasıyla bu ülke yönetilmez. Bunların 8 özelliği var” diyen CHP Genel Başkanı, bahsettiği 8 özelliği şu şekilde sıraladı:

  1. Çıkarcıdır: Milleti değil, kendisini düşünür. Kendi çıkarı için feda etmeyeceği şey yoktur. 5’li çetenin tahsildarlığını yaparlar.  Yolsuzluk yapanları korurlar.  Birisi kul hakkı mı yedi, rüşvet mi yedi, arkasında dururlar. Bütün kutsal değerleri kendi çıkarları için kullanırlar.  Mal varlıklarının ortaya çıkması en büyük korkularıdır. ‘Bu can bu tende kaldığı sürece papazı alamazsın’ demişti. Trump mal varlığı deyince papaz teslim edildi. Çıkıp, ‘Araştırmazsanız namertsiniz’ diyemedi ya. Kaşıkçı dosyasını Suudi Arabistan’a gönderecekler şimdi. Cinayet yeri İstanbul… Bu Türkiye’nin itibarını ayaklar altına almaktır. Saraylı kafasının çıkarı için feda edemeyeceği hiçbir şey yoktur. Mavi Marmara gemisi… Filistin halkının hukukunu savunacaktın. Ne oldu? Bir gece Meclis’e bir karar getirdiler. Tazminat ödemeyiz, özür dilemeyiz dediler. Gittiler teslim oldular. Birilerinin arkasında gezen, birilerine yalvaran dünya lideri olur mu? Memleketin itibarını ayaklar altına alandan dünya lideri olur mu?
  2. Bunlar torpilcidir: Memleketin temiz evlatlarının hakkını, hukukunu yerler.
  3. Tümüyle görgüsüzdürler: Lükse, şatafata çok düşkündürler. 13 uçak tutar, ‘devletin itibarıdır’ der. Devletin itibarı demokrasiyle, üretimle, hukukla olur. 84 milyonu 5 kişiye peşkeş çekmemekle olur. Gösterişi bunlar kadar seven kimse yoktur. 50 bin dolarlık çantayla gezilir mi ya? Yatağa aç giren çocuklar, çöpten yiyecek toplayan insanlar var ya.
  4. Bunlar temiz değildir, bozulmuşlardır: Toplumsal insani değerleri kaybetmişlerdir. Uyuşturucu baronları ile iç içelerdir. Pudra şekerini kullanan bir kuşak yetiştirmeye çalışıyorlar. Uyuşturucu baronlarını yeri gelince hapisten çıkarıyorlar. Uyuşturucu baronuna da meşruiyet kazanacak kadar bozulmuşlardır. Öyle bir noktaya gelmiştir ki bunlar bu ülkenin şehitlerine bile kelle diyecek noktaya gelmişlerdir.
  5. Bunlar yüzsüzler: 128 milyar doları iç ettiler, meydanda geziyorlar. Biz olsak sokağa çıkamayız bir de kitap yazıyor bunlar. Ama 128 milyar dolar yok. 10 bin dolar rüşvet alanı korudular. Bu kadar yüzsüzlük olur mu ya? Bunu İçişleri Bakanı söylüyor, Erdoğan, bakan, koruyor. Böyle bir yüzsüzlüğü tarih yazmamıştır. Bu milletin hasreti, örfü adeti vardır. İnsanın yüzü kızarır ya!
  6. İnkarcıdırlar: Kabahatlerini birine yıkma konusunda bunlar kadar becerikli kimse yok. Parayla bir sürü insanı satın alabiliyorlar. Zamlar olur, dış güçler yaptı. Üreticileri terörist ilan ettiler.
  7. Aynı zamanda yalakadır: Bunların böyle bir ekibi de vardır. 27,5 yıl devlete alnımın teriyle hizmet ettim. Arkamdan kimse elle tutulur hiçbir şey söylemedi. İftiralara maruz kaldım ama alnımız ak. Mal varlığımı kendi siteme koydum siteye girince. Hesabını veremeyeceğimiz şey yok. Yalakalık öyle boyutlara ulaştı ki. Bunların vekilleri TV’de kendilerini savunamıyorlar. Bunların yerine paralı gazetecileri çıkarıyorlar. Dişe diş savunuyorlar. Bunlar da utanmıyor. Bu kadar haksızlığı nasıl savunursun ya?
  8. Vicdansızdırlar: 21. yüzyılda “Kuru ekmek yiyorsanız karnınız toktur” diyorsa bir milletvekili bunda vicdan yoktur. KHK’lılar için “ağaç kökü yesinler” dediler. Vicdan yok mu sizde ya? Ahlak yok mu? Ekmekten vergi alırlar, kur korumalı mevduat sahiplerine yüzde 90 faiz verirler, faizden vergi almazlar. Geçmişte AKP’ye MHP’ye oy veren kardeşlerim, bunlar şekeri 280’den alıp 800’e satarlar. Bunlarda vicdan var mıdır ya?

“Saraylı kafasının 8 temel özelliğini saydım. Bütün kardeşlerim bunları ezberlesinler. Söylediklerimin fazlası yoktur eksiği vardır” diyen CHP Genel Başkanı, ‘saraylı’ derken kastettiği kişileri saray ve şürekası, saraydan beslenenler, 5’li çeteler, ihalesiz iş alanlar, yolsuzluk yapıp üstü örtülenler, uyuşturucu baronlarına, tefecilere, faizcilere hizmet edenler şeklinde sıralayarak, “Saraylı kafası onların TV’lerinde, gazetelerinde var. 84 milyon bu saraylı kafasını besliyor” dedi.

Erdoğan’ın çıkıp vatandaşa fedakarlık çağrısı yaptığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Çiftçi kardeşim, siz tarlanıza feda etmeyin, ama saraylı kafasına veda edebilirsiniz. Esnaf kardeşim dükkanını feda etme, sana bir şey yapmayım fedakarlık yap diyorlarsa ‘dur kardeşim’ diyeceksin. Sandık gelirse sana veda edeceğim diyeceksin.  Onlar bozdu biz düzelteceğiz, onlar çaldı biz yerine koyacağız. Onlar bir yılda bu memleketi 20 yıl geriye götürdü. Biz 5 ayda memleketi 5 yıl ileri götüreceğiz. Onlar kavga ettirdi, biz barıştıracağız. Onlar ayrıştırdı, biz kucaklayacağız. Onlar üzdü, biz sevindireceğiz. Onlar bunalttı, biz bu millete rahat bir nefes alacağız” diye konuştu.

Paylaşın