Kılıçdaroğlu’ndan “Parti Sağa Kayıyor” Eleştirilerine Yanıt

Seçimlerde müttefik sağcı parti üyelerinin CHP listelerinden aday gösterilmesine yönelik eleştirilere yanıt veren Kılıçdaroğlu, “Diğer partilerle oluşturduğumuz milletvekili aday listelerine yönelik eleştiriler haksızdır. Yüzde 25 oyumuz var, yüzde 50’ye ulaşmak için müttefiklere muhtacız. Bu listeleri bahane ederek partimiz içinde sert ve öfkeli tepkiler örgütlendi” dedi ve ekledi:

“‘Parti sağa kayıyor’ haksız değerlendirmeleri yapıldı. Bazı ulusalcı seçmenler bu propagandanın da etkisiyle aşırı milliyetçi seçenekleri tercih etti. Bu partilerle yapılan ittifakın belgeleri olan ortak Protokol ve Anayasa değişiklik taslağı okunduğunda gelişmiş bir demokrasi programı hazırlandığı görülebilir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Serbestiyet’ten Oral Çalışlar’a konuştu. Çalışlar’ın konuşmadan aktardığı önemli kısımlar şöyle:

“Kılıçdaroğlu CHP genel başkanlığını sürdürmeye kararlı görünüyor. Kişi adı vererek kimseyi suçlamıyor. Sakin bir şekilde kongreleri izliyor.

Kamuoyu önünde bir özeleştiri yapsanız daha iyi olmaz mıydı?” soruma şöyle cevap verdi: “Seçimden birkaç gün sonra kamuoyu önüne ekibimle birlikte çıkıp hesap vermeyi, bir özeleştiri yapmayı gerçekleştirebilirdik. Aslında parti kademelerinde bunu yaptık. Ama açıktan herkesi bilgilendirici bir değerlendirme yapmamış olmamız bir eksiklik.”

Aynı soruyu Millet İttifakı için de sordum. “Millet İttifakı’nın bileşenleri ile böyle bir deneme yapılabilirdi ama onlar adına konuşmak doğru olmaz.” Ruh hallerini şöyle özetledi: “Üzerimizde seçim sonrası ağır bir baskı oluştu. Partiyi dağıtacak kadar sert bir baskı. Bu hâlâ sürüyor.”

“Kurultay’da yönetim açısından bir sorun çıkmaz. CHP’de şu anda il ve ilçe örgütlerinin başındaki arkadaşlarımızın çoğu eski gençlik kollarında çalışanlar. Parti bu şekilde de yenileniyor.” Seçimlerde müttefik sağcı parti üyelerinin CHP listelerinden aday gösterilmesine yönelik eleştirileri şöyle cevapladı:

“Diğer partilerle oluşturduğumuz milletvekili aday listelerine yönelik eleştiriler haksızdır. Yüzde 25 oyumuz var, yüzde 50’ye ulaşmak için müttefiklere muhtacız. Bu listeleri bahane ederek partimiz içinde sert ve öfkeli tepkiler örgütlendi. ‘Parti sağa kayıyor’ haksız değerlendirmeleri yapıldı. Bazı ulusalcı seçmenler bu propagandanın da etkisiyle aşırı milliyetçi seçenekleri tercih etti. Bu partilerle yapılan ittifakın belgeleri olan ortak Protokol ve Anayasa değişiklik taslağı okunduğunda gelişmiş bir demokrasi programı hazırlandığı görülebilir.”

Kemal Kılıçdaroğlu’na göre, oy verme ihtimali bulunan ‘tereddütlü kitle’ önemliydi: “İktidardan kopuş eğiliminde olan muhafazakâr kitle, sonucu tayin etti. Bu aday listelerine gösterilen aşırı tepkilerden, söz konusu kitle olumsuz yönde etkilendi. Kararsız muhafazakârlar, ‘Ulusalcılar iktidara gelirse yeniden eski günlere dönebiliriz korkusu’ ile oylarını dönüp tekrar Erdoğan’a verdiler.”

Paylaşın

Dikkat Çeken Rapor: Eğitim Masrafları Dört Yılda Yüzde 654 Arttı

Okul masraflarına ilişkin hazırlanan bir raporda, okul öncesi düzeyde okula başlama maliyetlerinin 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 285,26, 2023 yılında ise yüzde 654,36 oranında arttığı ifade edildi.

Raporda, ilkokul düzeyinde okula başlama maliyetlerinin 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 316, 2023 yılında ise yüzde 493,8 oranında yükseldiği, ortaokul düzeyinde okula başlama maliyetlerinin 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 304,1, 2023 yılında ise yüzde 450,5 oranında artığı, lise düzeyinde okula başlama maliyetleri 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 286,8, 2023 yılında ise yüzde 486,4 oranına çıktığı belirtildi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, 11 Eylül’de başlayacak yeni eğitim-öğretim dönemi öncesinde okul masraflarına ilişkin hazırladıkları raporu açıkladı. Karabıyık, okul masraflarının son dört yılda giderek arttığını söyledi ve piyasadaki 137 ürünün gerçek fiyatları üzerinden yaptıkları araştırmayı paylaştı.

Karabıyık, yaptıkları araştırmaya ilişkin şunları söyledi: “Okul öncesi düzeyde okula başlama maliyetleri 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 285,26, 2023 yılında ise yüzde 654,36 oranında arttı.

İlkokul düzeyinde okula başlama maliyetleri 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 316, 2023 yılında ise yüzde 493,8 oranında yükseldi. Ortaokul düzeyinde okula başlama maliyetleri 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 304,1, 2023 yılında ise yüzde 450,5 oranında arttı. Lise düzeyinde okula başlama maliyetleri 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 286,8, 2023 yılında ise yüzde 486,4 oranına çıktı.

Her yıl olduğu gibi okullarımız yine eğitim öğretim yılına birçok eksik ile başlayacak. Fiziksel eksikliklerin yanı sıra temizlik, güvenlik personeli gibi eksiklikleri hala devam ediyor. Kadrolu yardımcı hizmetli ve güvenlik görevlisi ataması yapılmadı.

Yaklaşık 63 bin güvenlik, 105 bin de temizlik görevlisine ihtiyaç bulunuyor. Yeteri kadar öğretmen ataması yapılmadı. Önceki öğretim yılında 90 binin üzerinde ücretli öğretmen çalıştırıldığı düşünülürse en az 100 bin öğretmen ataması yapılmadığı takdirde öğrenciler öğretmensiz, öğretmenler öğrencisiz kalacağı ortadadır.

Yapılan 45 bin atama, emekli olup sistem dışına çıkanlar düşünüldüğünde ihtiyaç duyulan öğretmenin yarısı bile değildir. Dolayısıyla öğretmen açığı yine ücretli öğretmenlik sistemi ile kapatılmaya çalışılacak.

Öte yandan eğitim iş görenleri ciddi oranda mali zorluk çekiyor. 25 yıllık bir öğretmen 25.154 lira maaş alıyor.  Bu nedenle eğitim öğretime hazırlık ödeneği en az bir maaş tutarında ödenmeli ve en düşük öğretmen maaşı yoksulluk sınırının üzerinde olmalıdır.

Okul bütçeleri oluşturulmadığı sürece velilerden para toplanmaya devam ediliyor. Okula başlama maliyetleri bu kadar artmış iken velilerin üzerinden mali yükün alınabilmesi ancak okul bütçelerinin oluşturulmasıyla mümkün olacak.

Zorunlu eğitim kapsamında, devlet okullarında örgün eğitim içerisinde 15.189.878 öğrenci bulunuyor. MEB’in bütçesi 435 milyar liradır. Okullara her eğitim öğretim yılının başında eğitim öğretime hazırlık amacı ile öğrenci başına en az 500 lira bütçe gönderilmelidir. Öğrenci başına 500 lira gönderildiği takdirde MEB’in bütçesinin sadece 7,5 milyar lirası (yüzde 1,72) kullanılmış olacak.

“Bir maaştan fazlası okul masrafına gidiyor”

Yaşanan hayat pahalılığı öğrencilerin kullandıkları malzemelere de yansımış, geçen yıllara oranla bütün malzemelerde büyük bir artış oluştu. Asgari ücretle hayatını devam ettiren bir aile, ilkokula başlayan çocuğu için, bir aylık maaşından fazlasını, en düşük maaş alan memur ise maaşının yarısını okul masrafı olarak harcamak zorunda.

Sonuç olarak anayasanın 42’nci maddesine göre, temel eğitim, tüm vatandaşlarımıza eşit ve parasızdır. Bu nedenle devlet, çocuklarımızın eşit koşullarda eğitim almalarını sağlamak zorundadır. Velilerin eğitim harcamaları göstermektedir ki devlet okullarında bu sağlanamamaktadır. Bu nedenle de okullarımız toplumdaki bütün eşitsizlikleri yansıtan kurumlar haline dönüşmüştür.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

CHP İçerisinde Yeni Hareket: Sol – Diyalog Kurulu

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), partinin emekten ve sol bir anlayıştan yana tavır alması gerektiğini savunanlar, Sol – Diyalog Kurulu’nu oluşturdu.

Oluşuma ilişkin değerlendirmede bulunan eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı, “Başlayan ilçe kongre süreçleri biraz toparlanmamızı geciktirse bile diğer gruplarla etkileşim halinde olabildik. Şu an için geldiğimiz aşamada herkese duyuracağımız bir çağrı metni hazırlığındayız. Katılımcı bir anlayışla herkes kendi çevresi ya da grubundaki ile iletişim halinde ve geniş kapsamlı bir yol haritası oluşturmaya çalışıyoruz.

Metnin ana vurgusunun partinin stratejisini ortaya çıkarması gerektiğini saptıyoruz. Kurultay sürecinin sağlıklı yürümesini, hesaplaşmaların yerine doğru politikalarla beraber yerel yönetim seçimlerinde de ittifak konularının nasıl olması gerektiğini konuşuyoruz. İl seçimlerinden önce örgüte çağrı yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz. Örgütün sol vicdanı, sol yanı olarak bu yanı görünür kılacağız” dedi.

CHP’de bir taraftan değişim tartışmaları sürerken bir taraftan da önümüzdeki dönem yerel seçimlerine dair partinin ne yönde hareket edeceği tartışmaları başladı. Sancılı geçen tartışmaların arasında CHP içerisinde yeni bir hareketin oluştuğu öğrenildi.

BirGün’den Öncü Durmuş‘un haberine göre, Parti içerisinde sol siyasetten ve emek yanlısı politikalardan yana tavır alınmasını savunan, kendilerini gruplar-üstü tanımlayan bir Sol-Diyalog Kurulu oluşturuldu. Kurul içerisinde CHP’de bir dönem Ankara İl Başkanlığı yapan Prof.Dr. Tarık Şengül, CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı, CHP eski İstanbul Milletvekili Ali Şeker ve CHP eski Ankara Milletvekili Necati Yılmaz bulunuyor.

Oluşturulan Sol-Diyalog kurulu hakkında Prof.Dr. Tarık Şengül ve CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı BirGün’e değerlendirmelerde bulundu.

Partisinde yaşanan tartışmalarda herkesin hemfikir olduğu bir noktaya değinen Prof.Dr. Tarık Şengül, “Yaşanan dramatik yenilgilerden sonra herkes CHP’de bir dönüşüm ihtiyacı olduğunu kabul ediyor. Ancak değişim her kesimin elinde başka bir gerçeklik kazanıyor. Kimi durumda değişim liderin değişmesi demek; bir başka kesim için kadroları yenileme halini alıyor. Gerçek bir değişim çok daha temel bazı tutumları değiştirmemizi gerektiriyor. Örneğin emekten, özgürlüklerden ve demokrasiden yana bir siyasal projeyi uzun süredir cesurca söylemiyoruz. Aydınlanmacı Cumhuriyet Projesi’ni 21 yüzyıla nasıl taşıyacağımız hiç tartışılmıyor.

Böylesi bir proje öne çıkarıldığı zaman o projeyi en iyi biçimde gerçekleştirecek liderlik ve kadroyu da bulursunuz. Benzer biçimde yerel seçime gidiyoruz. Ortada iyi uygulamalar var ama bir yerel yönetimler programı, belediyecilik modeli yok. Ne var ki Kurultay’a böyle giderse belediye başkanlarını kim belirleyecek kaygısı damgasını vuracak. Şunu söylüyoruz, yerel seçime güçlü bir belediyecilik programıyla gidelim. Dahası bu programları gerçekleştirecek kadroları da yerel düzeyde katılımcı mekanizmalar kurarak belirleyelim. Bunları yapmadığımız için kaybediyoruz. Yaparsak kazanacağız. Kısaca gerçek dönüşüm istiyoruz.” dedi.

Solun bir yanıtı olmalı

Şengül, CHP içerisinde kendileri gibi düşünen büyük bir kitlenin olduğu ve sol değerlerin ön plana çıkartılması gerektiğini dile getirdi ve şöyle konuştu: “Uzun süredir sistematik biçimde sol değerler ihmal ediliyor. Bunun büyük bir maliyeti var. CHP ne zaman emekten yana, soldan, aydınlanmadan yana olduysa o derece toplumda karşılık bulmuş, halkın desteğini almıştır. Bu noktadan çıktık ve çalışmalarımız devam ediyor. Biz bir grup değiliz; farklı kesimleri bir araya getirmeyi, ortaklaşmayı hedefleyen biçimde kendimizi gruplar üstü tanımlıyoruz.

Çeşitli grup ve kişilerle görüş alışverişlerimiz devam ediyor. Şu an için kamuoyuna duyuracağımız bir çağrı metni hazırlığımız var. Sol değerleri savunan herkesle birlikte bir metin üzerinde çalışıyoruz. İl kongreleri aşamasına girdiğimizde metnin çağrısını gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Kolektif bir oluşumun ürünü olarak CHP içerisinde gerçekten değişimden yana olan farklı bir alternatifin olduğunu göstermek istiyoruz.”

Sol-Diyalog Kurulu hakkında konuşan CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı bu durağanlık döneminin sol politikalarla aşılacağının altını çizdi. Sarı şu ifadelere yer verdi: “Tarihsel olarak CHP krizden hep kendi içerisinden çıkardığı dinamikle sorunlarını aşmış bir yapı. Şu an da bir kriz içerisindeyiz ve durağanlık dönemi ile karşı karşıyayız. Değişim kavramı etrafında oluşan beklenti gerçekte neyin değişmesini bir miktar geri plana atan bir yere doğru kaydı.

Gruplar parti içerisindeki iktidara dair hareket etmeye başladı. Oluşturduğumuz bu kurul ile esas değişimin ne olduğu tartışmasını yürütebilecek, herkesin enerjilerini tek bir alana yönlendirebileceği bir kanal açma gayretindeyiz. Örgütün somutlaşmış sol bir vicdanı olmayı ve ideolojisini, politikalarını güncelleyecek halkın ihtiyaçlarına göre yol alacak bir parti yapısının doğru olduğunu düşünüyoruz”

Katılımcı bir anlayışın önemini vurgulayan Sarı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Başlayan ilçe kongre süreçleri biraz toparlanmamızı geciktirse bile diğer gruplarla etkileşim halinde olabildik. Şu an için geldiğimiz aşamada herkese duyuracağımız bir çağrı metni hazırlığındayız. Katılımcı bir anlayışla herkes kendi çevresi ya da grubundaki ile iletişim halinde ve geniş kapsamlı bir yol haritası oluşturmaya çalışıyoruz.

Metnin ana vurgusunun partinin stratejisini ortaya çıkarması gerektiğini saptıyoruz. Kurultay sürecinin sağlıklı yürümesini, hesaplaşmaların yerine doğru politikalarla beraber yerel yönetim seçimlerinde de ittifak konularının nasıl olması gerektiğini konuşuyoruz. İl seçimlerinden önce örgüte çağrı yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz. Örgütün sol vicdanı, sol yanı olarak bu yanı görünür kılacağız.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Organize Suçlara Dikkat Çekti: İktidar Göz Yumdu

Suç örgütlerine ve uyuşturucu baronlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Gencecik çocuklarımız, evlatlarımız birer birer uyuşturucu çetelerinin ağına düşüyor. Uyuşturucu bağımlılığı bulaşıcı bir hastalık gibi hızla yayılıyor. Aileler çaresiz… Peki neden?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çünkü uyuşturucu baronlarının kirli parasına muhtaç olacak kadar memleketi ekonomik bir soykırıma maruz bırakan siyasi iktidar, gün geldi sadece kirli paranın değil sahiplerinin de Türkiye’ye girmesine göz yumdu.”

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Uyuşturucu baronları paralarıyla birlikte Türkiye’ye gelsinler diye, birden fazla özel kanun dahi çıkardı. Böylece uyuşturucu baronları, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’de yuvalanma imkânı buldular… Sonuç, kafelerde, AVM’lerde birbirleriyle çatışmaya, hesaplaşmaya başladılar. Özellikle İstanbul, dünya suç örgütlerinin, uyuşturucu baronlarının çatışma alanına döndü.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı bir dizi açıklamayla ülkedeki suç örgütlerine ve uyuşturucu baronlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, iktidarı eleştirdi. Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabında yaptığı açıklamalar şöyle:

“İstanbul’da uyuşturucu baronları tarafından kahraman polisimiz Hakan Telli’nin şehit edilmesi ve iki silah arkadaşının yaralanması; emniyet güçlerimizin, zorlu şartlar ve siyasi baskılara karşın verdiği azimli mücadeleye rağmen, yüzleşmemiz gereken acı bir gerçeği önümüze koydu.

Gencecik çocuklarımız, evlatlarımız birer birer uyuşturucu çetelerinin ağına düşüyor. Uyuşturucu bağımlılığı bulaşıcı bir hastalık gibi hızla yayılıyor. Aileler çaresiz… Peki neden? Çünkü uyuşturucu baronlarının kirli parasına muhtaç olacak kadar memleketi ekonomik bir soykırıma maruz bırakan siyasi iktidar, gün geldi sadece kirli paranın değil sahiplerinin de Türkiye’ye girmesine göz yumdu.

Uyuşturucu baronları paralarıyla birlikte Türkiye’ye gelsinler diye, birden fazla özel kanun dahi çıkardı. Böylece uyuşturucu baronları, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’de yuvalanma imkânı buldular… Sonuç, kafelerde, AVM’lerde birbirleriyle çatışmaya, hesaplaşmaya başladılar. Özellikle İstanbul, dünya suç örgütlerinin, uyuşturucu baronlarının çatışma alanına döndü.

Daha garip olanı ise dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu” dediği operasyonda nasıl olduysa herkes serbest kaldı. İsrail Dışişleri Bakanı ise, Türkiye’de uyuşturucu kaçakçılığından 10 yıl hüküm giyen Danny Awka’nın diplomatik temas sonucunda serbest bırakılacağını açıkladı ve dışarıdan talimat alan Saray Hükümeti uyuşturucudan hükümlü İsrailli’yi bıraktı. Malum papazı da böyle bırakmıştı…

Türkiye eskiden uyuşturucunun transit bölgesiydi. Şimdi ise Saray ve şürekâsının desteğiyle Türkiye uyuşturucunun pazarı haline geldi. Saray iktidarı resmen, çocuklarımızı uyuşturucu baronlarına kurban verdi. Ne uğruna? Üç gün daha iktidarda kalmak uğruna. Uyuşturucu parası ile cari açığı finanse edebilmek uğruna.

Biraz rakam paylaşayım: Emniyet Genel Müdürlüğü bir rapor yayınladı. Türkiye Uyuşturucu Raporu’na göre; ülkemizi kuşatan metamfetamin kullanımı son 2 yılda 5,5 kat arttı. Met olaylarındaki şüpheli sayısı ise bir yılda yüzde 61,5 arttı. Uyuşturucu kullanımı 10 yaşına kadar düştü.

Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi’nin raporuna göre; İstanbul metamfetamin kullanımında Avrupa’daki 106 merkez arasında 10’uncu sırada. İktidarda kalabilmek uğruna, kirli para uğruna kendi ülkesinin evlatlarını bile gözden çıkaran Saray Hükümetinin önünde tek bir hedef var: Milletimizi manipüle ederek, kentlerimizi tümüyle baronlara teslim etmek. Buna, milletimizle birlikte dur diyeceğiz!”

Paylaşın

CHP’de “Değişimciler” Aday Çıkarmakta Kararlı

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan Milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) kurultay takvimi işliyor.

Gazete Duvar‘da yer alan habere göre; Değişim çağrısı yapanlar ilçe ve il kongrelerinde tablo ne olursa olsun aday çıkarmakta kararlı görünüyor, ‘böyle bir yenilginin ardından kurultayda aday çıkmazsa zaten hayal kırıklığı yaşayan seçmende umut tükenir’ diyor.

Ancak yerel seçim sürecinde gerçekleşecek kurultayın handikapları var. Partinin il-ilçe teşkilatlarında, genel merkez organlarında görev yapan birçok kişinin yerel seçim sürecinde beklentisi olduğu için bu beklenti doğrultusunda pozisyon alabileceği konuşuluyor.

Tam da bu nedenle aday çıkarmanın şart olduğunu söyleyenler, “Değişim çağrısı yapıp bunun için adım atmadığınızda bu kez dönüp bu çağrıyı yapanlara, ‘Hangi belediyeleri aldınız ya da siz belirlediniz de neden durdunuz’ diye sorulabilir. Bir de saymak lazım, biz kaç kişiyiz. Asıl olan ise sonucu ne olursa olsun ortada büyük bir mesele var. Ve kurultay yapısal değişim, dönüşüm meselesinin konuşulması, itirazların yüksek sesle dile getirilmesi gereken yegane yer” diyor.

CHP kongre takvimi ilçe kongreleri ile devam ediyor. 25 Ağustos itibariyle 973 ilçenin 550’sinde kongreler tamamlandı. 9-10 Eylül’de partinin kuruluş yıldönümü etkinlikleri nedeniyle kongreler yapılamayacak. Ama mevcut takvime göre kalan ilçeler il kongrelerinin başlayacağı 16 Eylül’e kadar seçimlerini tamamlayacak.

Birçoğu iki adaylı ilçe kongrelerinde kimin kazandığına dair çok farklı yorumlar yapılıyor, ancak partiyi bilenler asıl il kongreleri ve bunun sonunda belirlenecek kurultay delegelerinin önemli olduğuna dikkat çekiyor. Genel kanı ise İmamoğlu’nun rotasını İstanbul’a çevirmesi dolayısıyla değişimcilerin ciddi bir ivme kaybı yaşadığı yönünde.

Paylaşın

“Özgür Özel, Eylül Ayının İlk Haftası Adaylığını Açıklayacak” İddiası

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası başlayan “değişim” tartışmaları devam ediyor. CHP Genel Başkan adaylığı için adı geçen Grup Başkanı Özgür Özel’in eylül ayının ilk haftasında, adaylığını açıklayacağı ifade ediliyor.

Partide değişim tartışmalarının başladığı süreçte, genel başkan adaylığı konusunda “Üzerine sorumluluk düşerse adaylıktan kaçmam, fedakarlık düşerse bir dakika düşünmem” açıklamasıyla aday olabileceği mesajı veren Özel’in eli, İmamoğlu’nun adaylık yarışından çekilmesi ile rahatladı.

Değişim tartışmalarının ardından, Özel ile İmamoğlu’nun sık sık görüşmeler yaptığı ve birlikte hareket etme kararı aldığı kaydediliyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, yakın çevresi Özel’in, adaylık konusunda kesin kararlı ve şu anda yol haritası üzerinde çalıştığını belirtiyor.

Özel’e yakın kaynaklar, “Bize göre düşük oy alma ihtimali yok ama 100-200 oy alacak olsa bile adaylıkta kararlı. Çünkü kendisi de bu kadar ağır seçim yenilgisinin ardından, ‘CHP tek adayla kurultaya gitti, hiçbir değişim tartışması olmadı’ görüntüsünün tabanda duygusal kopuşu hızlandıracağını düşünüyor. O nedenle de kendisi her koşulda aday olacak” yorumunu yapıyor.

“Kadrosu yok, desteği yok” eleştirilerine yanıt vermeyi hedefliyor

Değişim talebinin gerekçelerini açıklayacağı ve adaylık kararının zeminini oluşturacak olan vizyon belgesi üzerinde çalışmalar yürüttüğü ifade edilen Özel’in gelecek hafta bunu kamuoyuna açıklaması yüksek olasılık görülüyor.

Özel’in öncelikle vizyon belgesini açıklayarak, kamuoyunda tartışılmasını sağlamayı hedeflediğini belirten kaynaklar, Eylül’ün ilk haftası da adaylığını açıklamasının planlandığına işaret ediyor.

Yakın ekibine göre Özel adaylık açıklamasını, henüz mekan ismi belli olmamakla birlikte kesinlikle “Genel merkez ve Meclis dışında” bir mekanda yapacak.

Adaylık açıklamasında kendisine destek veren ve Parti Meclisi’nde (PM) MYK’de yer vereceği “kadrosu” ile birlikte kameraların karşısına çıkmayı planladığı belirtilen Özel’in, parti kulislerinde dillendirilen “kadrosu yok, örgütte, tabanda desteği yok” eleştirilerine de yanıt vermeyi hedeflediği belirtiliyor.

Paylaşın

Akşener Sert Konuşacak; İttifak Kapısını Kapatmayacak

CHP kulislerinde, cumartesi günü Afyonkarahisar’da açıklamalarda bulunacak İYİ Parti Lideri Akşener’in, kendi tabanını konsolide etmek anlamında sert konuşacağı, ancak diyalog kapısını aralık bırakacağı ve ittifak kapısını kapatmayacağı konuşuluyor.

İYİ Parti’yle bir iş birliği olacağı ancak bunu konuşmak için henüz erken olduğu ifade edilen kulislerde, olası bir iş birliğinde İYİ Parti’ye büyük ilçelerin verilebileceği ancak partinin elinde olan büyükşehir belediyelerinin verilemeyeceği konuşuluyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’nde İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in cumartesi günü Afyonkarahisar Kocatepe’de partisinin yol haritasına ilişkin yapacağı açıklama merakla bekleniyor.

Milliyet’in haberine göre, Akşener yarın Afyonkarahisar’da vatandaşlara hitap edecek. Akşener’in yapacağı konuşmaya ilişkin CHP’li yetkili, “Meral Hanım’ın açıklaması önemli olacak bizim için. El yükseltecek. Sert bir açıklama olacak, ama diyalog ve müzakereye açık olacaktır. Çok majör bir ittifak sistemi değişikliği beklemiyoruz” dedi.

Akşener sert konuşacak!

Kulislerde ayrıca, “Kendi tabanını konsolide etmek anlamında sert konuşacaktır. Ancak diyalog kapısını aralık bırakacaktır. İttifak kapısını kapatmayacaktır” değerlendirmesi yapılıyor.

Öte yandan İYİ Parti’yle bir iş birliği olacağı ancak bunu konuşmak için henüz erken olduğu ifade ediliyor. CHP’de olası ittifak görüşmelerinin kasım ayında yapılması planlanan kurultaydan sonra başlayacağı görüşü hakim.

CHP kulislerinde olası bir iş birliğinde İYİ Parti’ye büyük ilçelerin verilebileceği ancak partinin elinde olan büyükşehir belediyelerinin verilemeyeceği konuşuluyor. Bu çerçevede İzmir, İstanbul, Trakya’da büyük bir ilçenin İYİ Parti’ye bırakabileceği konuşulurken, “Kazanmak için il belediyesi de verilebilir” yorumunu yapanlar da var.

Paylaşın

“AK Parti, Kur Korumalı Mevduat Bombasını Devalüasyonla Çözmek İstiyor”

“AKP, KKM bombasını devalüasyon ile çözmek istiyor” diyen CHP’li Özgür Karabat, KKM’de biriken tutarın 3 trilyon 357 milyar olduğunu ve bunun toplam mevduatın yarısına yakın bir seviyeye denk geldiğini hatırlatarak “Burada devletin yapacağı ödeme 600 milyar TL’yi aşacak gibi duruyor. Kur tutulamazsa, ki bu ihtimal oldukça yüksek, KKM’nin maliyeti trilyon liraları bulabilecek” dedi.

Karabat AKP’nin söz konusu riskin farkında olduğunu belirterek “Bir süre bu yatırımcılar TL’de yüksek faizle tutulacak. Yerel seçimler sonrasında TL devalüe edilip bu paraların reel değeri kaybolacak. Böylece KKM varlıklarının ekonomiye tehdidi bertaraf edilecek. Ancak bunun bedeli zincirleme şirket iflasları ve işsizlik olacak” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, hükümetin Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) çıkış için atacağı adımları sosyal medya hesabından madde madde sıraladı. Karabat’ın açıklaması şöyle:

“AKP, KKM bombasını devalüasyon ile çözmek istiyor:

1) Verilerle oynayan, yalan bilgilerle ekonomiyi iyi göstermeye çalışan AKP, yolun sonuna geldiğini anladı. Şimdi çok tehlikeli bir planı devreye aldılar. Tek tek anlatalım…

2) Kur Korumalı Mevduat (KKM) ile 2021’in Aralık ayından 2023 Mayıs’ına kadar zar zor gemiyi yüzdüren AKP, öve öve bitiremediği KKM’den şimdi kurtulmak istiyor. Çünkü algılarla ne kadar oynarsanız oynayın, matematik yalan söylemez.

3) KKM’nin büyüklüğü 3 trilyon 357 milyar TL’ye ulaştı. Toplam TL mevduatın yarısına yakın bir seviye. Ancak diğer mevduatlar bankaların yükümlülüğünde. KKM’de kamunun da yükümlülüğü var. Burada devletin yapacağı ödeme 600 milyar TL’yi aşacak gibi duruyor.

4) Kur tutulamazsa, ki bu ihtimal oldukça yüksek, KKM’nin maliyeti trilyon liraları bulabilecek. Risk ne kadar büyük, GSYH ile karşılaştıralım. GSYH 2023 ilk çeyreğinde cari fiyatlarla 4,6 trilyon TL oldu. 2022’de yıllık GSYH 15 trilyon TL seviyesindeydi

5) 3,3 trilyon liralık devasa bir menkul birikiminin dövize gitmemesi için KKM taahhüdü yatırımcıyı durduruyordu. Şimdi bankalara KKM yapmayın talimatı verildi. Karşılığında KKM’ler yüksek faiz vaatleri ile mevduat hesaplarına çekilecek. Böyle döviz taahhüdü kalkmış olacak.

6) Bir süre bu yatırımcılar TL’de yüksek faizle tutulacak. Yerel seçimler sonrasında TL devalüe edilip bu paraların reel değeri kaybolacak. Böylece KKM varlıklarının ekonomiye tehdidi bertaraf edilecek. Ancak bunun bedeli zincirleme şirket iflasları ve işsizlik olacak.

7) AKP, seçim sonrasında çıkıp “Döviz olması gereken yere geldi, KKM sorunu çözüldü, şimdi toparlanma zamanı” deyip ondan sonraki 4 yıl boyunca yeni bir masal anlatacak. Ama bunların hiçbiri tutmaz.

8) Öyle plansız ve öngörüsüz politikalar yürütülüyor ki, KKM’nin bu kadar büyüyeceği, 2022 milli gelirinin 5’te 1’i seviyesine ulaşabileceği tahmin bile edilemedi. Şimdi ondan kurtulmak için de yıkıp dökecekler.“

Paylaşın

CHP’li Kurmaylar: Parti Yerel Seçimlere Kilitlendi

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan değişim tartışmaları devam ederken, CHP’li kurmaylara göre parti yerel seçimlere kilitlenmiş durumda. Seçimin kaybedilmesinin ardından açığa çıkan travmanın sönümlendiğini belirten kurmaylara göre bu dönem 2018 yılını andırıyor.

Türkiye’de 2018 yılında büyük bir sistem değişikliği yaşandığını, 2019 yılında muhalefetin büyük bir başarı elde ettiğini, aynı durumun tekrarlanabileceğini işaret eden bir CHP’li isim, “Kılıçdaroğlu seçimler için çok hırslandı. Bizde olmayan belediyelerin de alınması için çok ciddi bir adanmışlığı var. Kurultay sürecinin ardından bunun daha da anlaşılacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında bir araya geldi. MYK toplantısının ana gündemi, kur korumalı mevduat (KKM) sisteminde yapılan değişiklik ve ekonomi alanında yaşanan dar boğaza karşı atılması gereken adımlar oldu.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan‘ın edindiği bilgilere göre CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu kurmaylarına ekonomik tablonun görünür kılınması için daha fazla sahada olunması talimatı verdi. Hafta sonunda çiftçilerin ve besicilerin sorunlarını dinlemek için Ankara yakınlarında bir köye giden Kılıçdaroğlu’nun da daha fazla saha programı organize edeceği, toplumun ekonomik anlamda dezavantajlı gruplarıyla buluşacağı öğrenildi.

CHP MYK’nin bir diğer başlığı da partinin ve Cumhuriyet’in 100’üncü yıl etkinliklerine ilişkin oldu. Buna göre 9 Eylül tarihinde Ankara’da yapılacak programla birlikte ‘100’üncü yıl programlarının’ startı verilmiş olacak. 29 Ekim tarihine kadar Türkiye’nin farklı kentlerinde yapılacak programların “görkemli” olacağını ve bu ölçüde hazırlanıldığını belirten kurmaylara göre yerel seçimlere ilişkin partinin söylemleri de bu organizasyonlarda görünür olmaya başlayacak.

Öte yandan CHP’de hafta içerisinde deprem bölgesi Hatay’a yapılan ziyaretin sonuçları da masaya yatırıldı. CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal başkanlığındaki heyetin yaşanan sorunları aktarmasının ardından MYK diğer deprem bölgelerine de ziyaret kararı aldı. CHP’li kurmaylara göre parti yerel seçimlere kilitlenmiş durumda. Seçimin kaybedilmesinin ardından açığa çıkan travmanın sönümlendiğini belirten kurmaylara göre bu dönem 2018 yılını andırıyor.

Türkiye’de 2018 yılında büyük bir sistem değişikliği yaşandığını, 2019 yılında muhalefetin büyük bir başarı elde ettiğini, aynı durumun tekrarlanabileceğini işaret eden bir CHP’li isim, “Kılıçdaroğlu seçimler için çok hırslandı. Bizde olmayan belediyelerin de alınması için çok ciddi bir adanmışlığı var. Kurultay sürecinin ardından bunun daha da anlaşılacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP’de ‘değişim’ tartışmalarının ardından parti içerisinde başlayan kurumsallaşma çabalarının sonucunda tüzük ve program değişikliği için de harekete geçildi. Edinilen bilgiye göre parti üyelerinden CHP’ye tüzükte yapılması gereken değişikliklere dair 10 bine yakın yazılı öneri geldi. Eylül ayı ortasında gelen öneriler doğrultusunda yeni tüzük taslağının oluşturulacağını belirten kurmaylar, ekim sonu ya da kasım başı gibi yapılacak büyük olağan kurultaydan önce iki günün de tüzük kurultayına ayrılacağını söyledi.

Edinilen bilgiye göre partililer yoğunlukla mahalle delege seçimlerindeki küskünlüklere dikkat çeken öneriler sundu. Mahallelerde seçim yapılmadan ilçe başkanlarının belirlenmesi için çalışmalar yürüten CHP’lilerin formüllerinden biri de ilçedeki üyelerin tamamının katılımıyla seçim yapılması ve ilçe başkanlarının bu yöntemle belirlenmesi.

Bunun “devrimsel nitelikte” olacağını belirten partililerin aktarımına göre tüzük değişikliği için gelen önerilerden biri de kadın ve genç kotasının yanı sıra “engelli kotasının” getirilmesi.

Milletvekilliği süresinin sınırlandırılması için önerilerin de dile getirildiğini ifade eden partililere göre “eğer ön seçim olmadan adaylar belirlenirse bir kişi en fazla üç dönem milletvekilliği yapsın” önerisi de kuvvetli bir şekilde masada duruyor. CHP’de 14 ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından başlayan kurultay süreci kapsamında ilçe kongrelerinin yarısından fazlası da tamamlandı.

Eylül ayının ortasında başlayacak il kongreleri öncesinde ortaya çıkan sonuçlar da parti yönetimi tarafından yakından takip ediliyor. ‘Değişim’ talep edenler ile CHP Genel Merkezi arasında ortaya çıkan sonuçların kıyaslanmaması gerektiğini belirten bir CHP’li kurmaya göre süreç genel merkezin müdahalesi olmadan devam ediyor.

Seçilen ilçe başkanlarının CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na “bağlılıklarının” ortada olduğunu belirten kurmay, “Bu algı yaparak edinilecek bir iş değil. Ekim sonu, kasım başı kurultayımızı yapmak istiyoruz. Bir ilçe başkanının değişiyor olması da çok önemli değil. Örneğin Bağcılar’da Murat İmrek’ti, yarıştığı kişi Murat Sönmez’di, kıl payı Murat Sönmez kazandı. Üç yıl önceki kongrede yine bu iki isim yarışmış kıl payı Murat Sönmez’e karşı Murat İmrek o zaman seçimi kazanmıştı. Bunun değişimle, genel merkezle ya da şunla bunla ilgisi yok. İlçe başkanı el değiştirince genel merkeze muhalif yapı çıktığı anlamına gelmesin” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun karşısında büyük kurultayda aday olabileceği uzun süre konuşulan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun geçtiğimiz hafta yaptığı açıklama CHP’deki bu tartışmayı sönümlendirdi.

Özgür Özel aday olmayacak

İmamoğlu’nun “İstanbul için yola çıkıyorum” sözlerinin ardından gözlerin çevrildiği CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partinin en üst organı olan MYK toplantısına katıldı. CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in, “Aday olursam benden duyarsınız” açıklamaları yaptığı süreçte partililere göre Özel Kılıçdaroğlu’nun karşısında aday olmayacak.

Kurultayda Kılıçdaroğlu’nun karşısına aday çıkacağını düşünmediğini, çıkarsa da bunun demokrasi açısından önemli olduğunu belirten bir kurmay, Özgür Özel’in aday olmayacağını düşünmesine dair, “Türkiye haritası karşımda. Kongre sürecinde ilçe ve illerden gelen sonuçlara bakıyorum. Ne oranda destek bulur bilmiyorum. Sonuç alabilir mi, mümkün değil. Buna kurultay delegeler karar verecek ve gelen sonuçları görüyoruz. Oraya gitmek için il başkanlarından ’50-60’ı Özgür Özgür’ diyecek ki gidesin, seçilesin. Günün sonunda bu tablo açığa çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP’den Mansur Yavaş Haberine Yalanlama: Neden Başka İsim Arayışına Girelim?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı (ABB) Mansur Yavaş’ın yerine eski CHP Milletvekili Levent Gök’ün parti yönetimine önerildiği iddiasını yalanlayarak, “Neden başka isim arayışına girelim?” dedi.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal, kulislerde kulislerde CHP’de Ankara Büyükşehir Belediyesi için Mansur Yavaş’ın yerine önceki dönem Ankara milletvekili olan Levent Gök’ün ABB için adının geçtiğini gündeme getirmişti.

Habere göre, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Yavaş için “Mansur Bey yeniden aday olmalı” demesine karşın, partide seçim sonrası başlayan “değişim” sürecini örnek gösteren partililer, “CHP’nin kendi içinden çıkardığı isimlere dönebileceğini” belirttiği iddiasına yer verildi.

CHP’den Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre, parti olarak yaptırdıkları araştırmalardan 11 büyükşehir belediye başkanının başarılı bulunduğunu belirtti. Zeynel Emre, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada ne kendilerine Levent Gök ismi önerildiğini ne de CHP yönetiminin Mansur Yavaş yerine başka bir ismi düşündüğünü söyledi.

“Memnuniyet oranı oldukça yüksek”

CHP Genel Merkezi’nin şu anda kurultay çalışmalarına yoğunlaştığını ve Türkiye’nin hiçbir ili için belediye başkan adaylığı konusunun gündemlerinde olmadığını belirten Zeynel Emre şunları söyledi:

“Parti yönetiminin şu anda öncelikli konusu Tüzük değişikliği ve kurultay çalışmaları oluşturuyor. Yerel seçimlerde belediye başkan adaylıklarını şu ana kadar hiç gündemimize almadık. Bu daha sonraki bir konu. Partimiz belediye başkanları hakkında halk memnuniyetini ölçen araştırmaları düzenli olarak yaptırıyor. Bu araştırmalarda on bir büyükşehir belediye başkanımızın çalışmalarından memnuniyet oranı oldukça yüksek çıkıyor.

Hele hele Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş en üst sırada çıkıyor ki, bu kadar beğenilen bir belediye başkanının yerine aday arayışına girmek çok anlamsız olur. Ne genel başkana bu yönde bir öneri gelmiştir ne de böyle bir önerinin kabul edilebilirliği vardır. Sayın Genel Başkanımız bu haberden rahatsız olduğunu iletti. Kesinlikle Mansur Başkan’ın yerine bir aday arayışımız yoktur.”

İYİ Parti ile bazı il ve ilçe pazarlıklarının el altından yürütüldüğüne ilişkin haberlere ilişkin de konuşan Emre, “Öyle haberler kulis diye çıkıyor ki, şaşırıp kalıyoruz. İYİ Parti’nin bizden İzmir’i istediğine ilişkin haberler de bu kulis haberlerinden biri. Kesinlikle doğru değil. Bu parti ile ne açık ne örtülü bir belediye pazarlığı yapılmış değildir. Hele hele İzmir’i pazarlık konusu yapmak olacak iş değil” dedi.

Paylaşın