CHP’de “Değişim” Tartışmaları: İmamoğlu’nun Önündeki Üç Seçenek

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde beklenen sonucu elde edemeyen Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) ‘değişim’ tartışmaları devam ederken, Fikret Bila, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun önündeki 3 seçeneği yazdı.

halktv.com.tr yazarı Fikret Bila, “CHP ne yapmalı?” başlıklı yazısında “İmamoğlu cephesinde de karar vermek kolay değil” dedi ve seçenekleri şu şekilde sıraladı: “İmamoğlu’nun önünde üç seçenek var:

Kılıçdaroğlu ve genel merkezin önerisini kabul ederek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yeniden aday olmak.

İmamoğlu aday olur ve yeniden İstanbul Belediye Başkanı seçilirse Erdoğan’ı üçüncü kez yenmiş bir siyasetçi olarak güçlenir. CHP’ye genel başkan seçilmesi olasılığı çok güçlenir. Ancak seçimi kaybederse bu durum İmamoğlu’nun genel başkanlık iddiasını da çok zayıflatır. İstanbul’da seçimi kaybetmiş bir isim olarak liderlik iddiası büyük ölçüde düşer.

İmamoğlu’nun önündeki ikinci seçenek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olmayıp genel başkanlığa aday olduğunu açıklamak ve kurultay da aday olmaktır.

Böyle bir karar Kılıçdaroğlu’na şimdiden rakip olarak ortaya çıkmak anlamına gelir.

İmamoğlu böyle bir karar alır ve kurultayda kaybederse hem İstanbul belediye başkanlığından hem CHP genel başkanlığından olur ve siyasi hayatı büyük sıkıntıya girer. Türkiye’de partilerin yapısı, delege belirleme süreçleri nedeniyle genel başkanlara karşı kurultay kazanmak çok zordur.”

“Emanetçi bir genel başkan”

“Üçüncü seçenek ise emanetçi bir genel başkan seçtirmek için çaba göstermektir. Partisi Meclis dışında kalınca Deniz Baykal’ın CHP genel başkanlığından çekilmesi ve yerine ’emanetçi’ başkanlar seçtirmesi gibi.

Ancak İmamoğlu’nun bu seçeneği hayata geçirmesi pek olanaklı değil. Bunun için Kılıçdaroğlu’yla böyle bir uzlaşmaya varması gerekir. Bugüne kadar yaptığı açıklamalardan Kılıçdaroğlu’nun böyle bir niyet taşımadığı da anlaşılıyor. Kılıçdaroğlu’nun sözleri kurultayda yeniden genel başkanlığa aday olmaya hazırlandığını gösteriyor.

Kılıçdaroğlu’nun da İmamoğlu’nun da başka isimlerin de CHP genel başkanlığına aday olmaları elbette doğal, demokratik bir haktır. Önemli olan yeni bir seçim yenilgisi alan CHP’nin bu süreçten nasıl çıkacağıdır.

CHP bu kurultaydan parçalanarak çıkar ve bu durum yeni bir parti oluşumuyla sonuçlanırsa bu durum iktidarın işini kolaylaştırır. Bu nedenle CHP’nin bu kurultaydan bölünmeden çıkması gerekir.

Kaybeden aday veya adayların da partide kalması ve partinin başarısı için çalışması, iddialarını CHP içinde sürdürmeleri gerekir. Aksi bir durum sadece CHP’de değil Türkiye’de değişim umudunu da bitirir.”

Paylaşın

“CHP’nin Hedefi Batı Tipi Sosyal Demokrat Çizgi” İddiası

Sözcü yazarı Aytunç Erkin, “CHP Genel Merkezi, Alman Sosyal Demokrat Parti’nin çalışmalarını inceliyor ve Batı tipi “sosyal demokrat” çizgiyi yeni dönemde kitlelerle buluşturmak istiyor” iddiasında bulundu.

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde beklenen sonucu elde edemeyen Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) ‘değişim’ tartışmaları sürüyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tartışmanın ‘kişiler üzerinden yürümemesi gerektiğini’ dile getirirken, partinin yeni dönemde izleyeceği ideoloji, ilke ve söylem de masaya yatırıldı.

Kılıçdaroğlu’nun ‘değişim’ yorumunu köşesine taşıyan Sözcü yazarı Aytunç Erkin, CHP’nin Almanya’daki Sosyal Demokrat Parti’nin çalışmalarını incelediğini ve ”Batı tipi ‘sosyal demokrat’ çizgiyi” yeni dönemde kitlelerle buluşturmak istediğini aktardı.

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan’ın Temmuz 2022’de, CHP’deki tarihsel kopuşu değerlendirdiği açıklamalarını hatırlatan Erkin, yazısında şu ifadelere yer verdi:

”Şimdi gelelim Kılıçdaroğlu’nun röportajında kurduğu “Çünkü kimi değişimler vardır ki kurumları daha iyiye götürmeyebilir; kimi değişimler kurumları eskisinden daha geriye düşürebilir” cümlenin şifrelerine. Haftalardır CHP Genel Merkezi’ni de “değişim” isteyen kadroları da dinliyorum, konuşuyorum ve anlamaya çalışıyorum.

Öğrendiklerimi de sizlerle paylaşıyorum. CHP liderinin “eskisinden daha geriye düşmek” tespitinin arkasında yatan şu (Bu da yorum değil, bilgi): “Şimdi İmamoğlu lider olursa nasıl bir Kürt politikası izleyecek? Bugüne kadar kurduğumuz ilişkiler ne olacak? Ya da diğer kesimlerle olan ilişkileri nereye götürecekler?”

Kılıçdaroğlu’nun Serbestiyet röportajını bu bilgiler ışığında okudum: “CHP, farklı sosyal, siyasal, kültürel vb. kesimlerle önyargısız bir araya gelebilmenin hem adresi hem de öncüsü olmuştur. Bu bir değişim sürecinin sonucudur ve sadece CHP değil, CHP’nin uzattığı eli havada bırakmayan herkes, tüm kesimler, kurumlar değişmiştir. Güzel olan budur. Üstelik bu karşılıklı değişim süreci sadece siyaset alanında da yaşanmadı. Özetle, CHP önümüzdeki dönemin değişimini, bu temel felsefenin üzerinden sürdürecektir.”

Uzatmaya gerek yok! Bir bilgi daha verelim: CHP Genel Merkezi, Alman Sosyal Demokrat Parti’nin çalışmalarını inceliyor ve Batı tipi “sosyal demokrat” çizgiyi yeni dönemde kitlelerle buluşturmak istiyor.

Bu durumu da en önce gören isimlerden biri TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan oldu: “Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel referansları bugün tamamen ortadan kalkmış durumda. Ülkenin en eski siyasi oluşumlarından birinden söz ediyoruz. Bu oluşum, temsil ettiği sınıfın çıkarları ve tarihsel evrimi doğrultusunda, kuruluşuna yol açan 1919-1923 uğrağıyla bağını büyük ölçüde kesti.

İlginç olan CHP’nin aynı sınıfın çıkarlarını daha muhafazakar bir çizgide temsil eden siyasi hareketlerin baskısıyla kendi geçmişinin daha yakın kesitlerinden de kopması. Örnek olsun, bugün AKP, Menderes ve Özal geleneğini hiç sıkılmaksızın sahiplenirken, CHP sonu gelmeyen bir helalleşme süreci yaşamakta, İsmet İnönü ve 27 Mayıs gibi kendi tarihinin demirbaşlarını gözden çıkarmaktadır. CHP’nin dünü kalmamıştır. Bugünüyse Millet İttifakı’dır!

Paylaşın

İşsize, İşsizlik Maaşı Hayal Oldu

İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işsiz kalan vatandaşların neredeyse yarısının yararlanamadığına dikkat çeken CHP’li Ali Öztunç, “Son 10 yılda işsizlik maaşına 13 milyon 526 bin 654 kişi başvurdu, işsizlerin yarısından fazlası işsizlik maaşı almaya hak kazanamadı” dedi ve ekledi:

“10 yılda İşsizlik Sigorta Fonu’ndan işçilere verilen para 44 milyar 302 milyon 477 bin 655 TL. İşsizlik Fonu işçiye değil işverene gidiyor. AKP iktidarı emekçiyi değil, işvereni destekliyor. İşsize, işsizlik maaşı hayal oldu.”

Öztunç, açıklamasının devamında, “İşsizlik Sigortası yararlanma koşullarının ağırlığı yüzünden işsizlerin çok azını kapsıyor. Birikiminin büyük bölümü başta işveren teşvikleri olmak üzere işsizler dışındaki alanlara harcanan İşsizlik Sigortası Fonu’nun Mayıs 2023 sonu itibariyle birikimi ise 135,2 milyar lira olarak gerçekleşti. İktidar emekçinin fonda toplanan parasını har vurup harman savuruyor, işsiz kalan vatandaşlarımız ekonomik kriz ortamında ailesiyle birlikte sefalete terk ediliyor.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, şsiz vatandaşların İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yararlanma sayılarına ilişkin açıklamalarda bulundu. ANKA’nın aktardığına göre, Öztunç, şu ifadeleri kullandı:

“Son 10 yılda işsizlik maaşına 13 milyon 526 bin 654 kişi başvurdu, işsizlerin yarısından fazlası işsizlik maaşı almaya hak kazanamadı. 10 yılda İşsizlik Sigorta Fonu’ndan işçilere verilen para 44 milyar 302 milyon 477 bin 655 TL. İşsizlik Fonu işçiye değil işverene gidiyor. AKP iktidarı emekçiyi değil, işvereni destekliyor. İşsize, işsizlik maaşı hayal oldu.

İşsizlik ödeneği bağlananlara 6 ile 10 ay arasında ödeme yapılıyor. Bu süre içerisinde iş bulanların ödeneği kesiliyor. 2023 yılı Ocak-Mayıs döneminde 697 bin 670 bin kişi işsizlik ödeneğinden yararlanmak için başvuruda bulundu. Yani bu yılın ilk 5 ayında yaklaşık 700 bin kişi işsiz kaldı.

Başvuranlar geçen yılın aynı dönemine göre 7 bin 351 kişi arttı. Bu dönemde işsizlik sigortasından aylık bağlananların sayısı ise 32 bin 992 kişi azalarak 312 bin 433’te kaldı. Mayıs’ta önceki yıldan hak kazananlarla birlikte toplam 361 bin 551 kişiye işsizlik ödeneği ödendi. İşsizlik sigortasından ödenek alanların sayısı geçen yıl mayıs ayında 494 bin 492, bu yıl nisan ayında ise 392 bin 498 bin kişi oldu.

İşsizlik Sigortası yararlanma koşullarının ağırlığı yüzünden işsizlerin çok azını kapsıyor. Birikiminin büyük bölümü başta işveren teşvikleri olmak üzere işsizler dışındaki alanlara harcanan İşsizlik Sigortası Fonu’nun Mayıs 2023 sonu itibariyle birikimi ise 135,2 milyar lira olarak gerçekleşti. İktidar emekçinin fonda toplanan parasını har vurup harman savuruyor, işsiz kalan vatandaşlarımız ekonomik kriz ortamında ailesiyle birlikte sefalete terk ediliyor.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: CHP, Genel Başkanını Kurultaylarında Seçer

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “Değişim” tartışmalarının yaşandığı CHP’de Genel Başkan Kılıçdaroğlu, “CHP, hiç kimseye altın tabak içinde Genel Başkanlığı sunmaz. Bu davranış CHP’nin geleneğinde yoktur. CHP kurultaylarında genel başkanların yaşından ziyade birikimine, çalışkanlığına, halkla ilişkilerine vs. bakılır. Ekrem Bey de dahil olmak üzere elbette her CHP’li, CHP’ye Genel Başkan adayı olabilir” dedi.

2024 yılında yapılacak olan belediye seçimlerine ilişkin ise CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “2024 yerel seçimlerinde iddialıyız ve yeni büyükşehir belediyelerini alacağız. Belediyecilik konusunda başkanlarımızın çok başarılı sınavlar verdiğini kamuoyu da biliyor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Serbestiyet yazarlarının sorularını yanıtladı.

Hilal Köylü’nün, “CHP’nin ne zaman genç bir genel başkanı olabileceği konusunda bir tahmin yapabilir misiniz? Ekrem İmamoğlu’nu CHP genel başkanlığı için yeterli görmüyor musunuz? Emekliliğinize dair ne tür planlar yapıyorsunuz?” sorusunu yanıtlayan Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

CHP, genel başkanını kurultaylarında seçer… Adaylar çıkar ve yarışırlar… CHP, hiç kimseye altın tabak içinde Genel Başkanlığı sunmaz. Bu davranış CHP’nin geleneğinde yoktur. CHP Kurultaylarında Genel Başkanların yaşından ziyade birikimine, çalışkanlığına, halkla ilişkilerine vs. bakılır. Ekrem Bey de dahil olmak üzere elbette her CHP’li, CHP’ye Genel Başkan adayı olabilir.  Bunda hiçbir tereddüdüm yok…

Yerel seçimler

Güzin Sarıoğlu ise, “2024 yerel seçimleri için CHP’nin özellikle büyükşehirler için en iyi ve en kötü senaryoları nasıl acaba?” diye sordu. CHP lideri bu soruya şu yanıtı verdi:

2024 yerel seçimlerinde iddialıyız ve yeni büyükşehir belediyelerini alacağız. Belediyecilik konusunda başkanlarımızın çok başarılı sınavlar verdiğini kamuoyu da biliyor.

HDP

Kılıçdaroğlu, Alper Görmüş’ün “Başta İstanbul olmak üzere muhalefetin birçok büyükşehri kazanmasının ancak Kürt oylarıyla mümkün olduğunu biliyoruz. Böyle bir gerçek ortadayken ve HDP’nin bu defa kendi adaylarıyla yarışacağı aşağı yukarı belli olmuşken Mart ayındaki yerel seçimlerde HDP’ye karşı politikanız ne olacak?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

Yerel seçimlerin milletvekili seçimlerinden ayrı dinamikleri var.  Bu seçimlerde aday çok önemli. Halkın beğendiği, güven verdiği adaya farklı partilerden yurttaşlar da oy vermektedir. Yeşil Sol Parti demokrasiye inanmış, saygı duyduğumuz bir parti. Biz, çıkaracağımız ve yeniden aday göstereceğimiz adaylarla, toplumun tüm kesimlerinin, geçmişte hangi siyasi partiye oy vermiş olursa olsun herkesin oyuna talip olacağız.

31 Mart 2019 seçimlerinde izlediğimiz politika buydu. Geldiğimiz nokta itibariyle, kazandığı tarih itibariyle seçmen memnuniyetini kaybeden neredeyse tek bir belediye başkanımız yok. Tüm belediye başkanlarımız kazandıklarından çok daha yüksek bir oranla seçmenin desteğini almış durumda.

Değişim tartışmaları

Kılıçdaroğlu, Etyen Mahçupyan’ın “CHP’nin değişmesi gerektiği hem parti içi ve çevrelerinde, hem kamuoyunda tartışılıyor. CHP’nin değişimi sonucunda ortaya çıkacak olan “Yeni CHP’nin”nin sizce eskisine kıyasla ideolojik yaklaşım, ilkeler ve söylem açısından farklılığı ne olacak? Ya da ne olmalı?” sorusunu da şöyle yanıtlandırdı:

Değişmeyen tek şey, değişimin kendisi; her şey her zaman değişiyor. Haliyle değişime dair bu temel gerçeklik herkes, her şey, her kurum için geçerli. Bu bağlamda CHP’nin yaklaşık 100 yıllık tarihi de büyük değişimlerin tarihidir. Son dönemde ortaya çıkan değişim tartışmalarına da bu çerçevede bakıyorum. Ancak bu değişim tartışmalarını kişiler üzerinden sürdürmek de doğru değil.

Bu düşüncem kişilerin önemsiz olduğu anlamına gelmemeli. Kişiler elbette değişimin öncülüğünü yapar. Ancak kişilerden daha önemli olan, değişimin felsefesi ve amacıdır. “Değişim” tartışmalarını bu çerçevede ele almalı ve sürdürmeliyiz. Değişim tartışmasının öncüleri olan bizler, değişimin felsefesini ve amacını ortaya koymalıyız. Çünkü kimi değişimler vardır ki kurumları daha iyiye götürmeyebilir; kimi değişimler kurumları eskisinden daha geriye düşürebilir. Değişim tartışmalarına ve bu tartışmaların olası sonuçlarına bu çerçevede bakıyorum.

CHP, farklı sosyal, siyasal, kültürel vb. kesimlerle önyargısız bir araya gelebilmenin hem adresi hem de öncüsü olmuştur. Bu bir değişim sürecinin sonucudur ve sadece CHP değil, CHP’nin uzattığı eli havada bırakmayan herkes, tüm kesimler, kurumlar değişmiştir. Güzel olan budur. Üstelik bu karşılıklı değişim süreci sadece siyaset alanında da yaşanmadı.

Yaşamın her alanında kimseyi ötekileştirmeden; herkesin derdini çözmeyi ve herkesin mutluluğunu paylaşmayı amaçlayan, samimi ve içten bir yaklaşımın ortaya konulmuş olması çok değerli, kıymetlidir. Yaşamın her alanında ve herkes için hakkın, hukukun ve adaletin hâkim kılınması için çaba harcanması kıymetlidir. Özetle, CHP önümüzdeki dönemin değişimini, bu temel felsefenin üzerinden sürdürecektir.

Kılıçdaroğlu’nun sorulara verdiği yanıtların tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Her 14 Aboneden Birinin Doğalgaz Kesildi

CHP’li Ahmet Akın, “Son üç yılda doğalgazı kesilen abone sayısı 470 bin 426 kişi arttı. Buna göre 2020-2022 yılları arasında kesinti uygulanan abone sayısı yüzde 56 oranında yükseldi. Tek başına bu veri bile bize Türkiye’de yaşanan enerji yoksulluğunu gösteriyor” dedi ve ekledi:

“Vatandaşın temel bir hak olan enerjiye erişiminde yaşadığı zorluğu ortaya koyuyor. Türkiye’de 18,9 milyon doğalgaz abonesi var. Bu dikkate alındığında 2022 yılında her 14 aboneden birinin doğalgaz kesintisi uygulandığı anlaşılıyor.”

Seçim döneminde iktidarın Karadeniz doğalgazını kendi siyasi çıkarı için kullandığını, henüz sisteme verilmeyen gazı mutfaklara gelmiş gibi göstererek yurttaşı aldattığını anımsatan CHP’li Akın, iktidarın Türkiye’nin gücü olan Karadeniz doğalgazı üzerinden 2020 yılından bu yana defalarca müjde vererek siyasi rant elde etmek istediğini ancak gerçeklerin resmi raporlarla ortaya çıktığına dikkat çekti.

BirGün gazetesinden Hüseyin Şimşek’in haberine göre; Geçen yıl doğalgaz faturasını ödeyemeyen abone sayısı 1 buçuk milyona dayandı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, seçim döneminde iktidarın Karadeniz doğalgazını kendi siyasi çıkarı için kullandığını, henüz sisteme verilmeyen gazı mutfaklara gelmiş gibi göstererek yurttaşı aldattığını anımsattı.

CHP’li Akın, iktidarın Türkiye’nin gücü olan Karadeniz doğalgazı üzerinden 2020 yılından bu yana defalarca müjde vererek siyasi rant elde etmek istediğini ancak gerçeklerin resmi raporlarla ortaya çıktığına dikkat çekti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, EPDK’nin resmi verilerine göre şu bilgileri verdi:

“EPDK’nin 2020 yılına ilişkin yıllık doğalgaz sektör raporuna göre faturasını ödeyemediği için doğalgazı kesilen abone sayısı 840 bin 954 olarak hesaplanıyordu. 2021 yılına gelindiğinde yayımlanan rapora göre faturasını ödeyemediği için doğalgazı kesilen abone sayısı 1 milyon 197 bin 227 aboneye çıktı.

on olarak geçtiğimiz haftalarda yayımlanan 2022 yılı sektör raporuna göre; fatura ödenmediği için doğalgaz kesintisi uygulanan abone sayısı 1 milyon 311 bin 380 aboneye çıktı. Buna göre Karadeniz doğalgazına ilişkin müjde verilmesinden sonra 2020, 2021 ve 2022 verileri bize gösteriyor ki; faturasını ödemediği için kesinti uygulanan abone sayısı sürekli artıyor.”

“Türkiye’de yaşanan enerji yoksulluğunu gösteriyor”

Resmi veriler bile vatandaşın temel bir insan hakkı olan enerjiye erişimde zorlandığını gösterdiğine dikkat çeken Akın, şunları ifade etti: “Son üç yılda doğalgazı kesilen abone sayısı 470 bin 426 kişi arttı. Buna göre 2020-2022 yılları arasında kesinti uygulanan abone sayısı yüzde 56 oranında yükseldi. Tek başına bu veri bile bize Türkiye’de yaşanan enerji yoksulluğunu gösteriyor.

Vatandaşın temel bir hak olan enerjiye erişiminde yaşadığı zorluğu ortaya koyuyor. Türkiye’de 18,9 milyon doğalgaz abonesi var. Bu dikkate alındığında 2022 yılında her 14 aboneden birinin doğalgaz kesintisi uygulandığı anlaşılıyor. Biz sürekli şunu vurguluyoruz: Karadeniz doğalgazını kendi çıkarlarınız için değil, vatandaş için kullanın. Karadeniz doğalgazı vatandaşın refahı için kullanılsa bu kadar derin bir enerji yoksulluğu yaşanmazdı.”

Paylaşın

Dikkat Çeken Rapor: 15 Yaş Altı Doğum 1 Yılda Yüzde 25 Arttı

15 yaşın altında doğum yapanların sayısının 2022’de bir önceki yıla göre yüzde 25 artarak 147’ye çıktığı kaydedildi. Gebe 19 yaş altı sayısının ise son 22 yılda 2 milyon 88 bin 925’e çıktığı aktarıldı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Türkiye’de doğum yapan çocuklara ilişkin “Çocuk Gebelikleri Raporu” hazırladı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden 15 yaş altı doğumların paylaşıldığı raporda, “15 yaşından küçüklerin yaptığı doğum sayısı ise 22 yılda toplamda 21 bin 87 oldu. ‘Hokus-pokus’ formülünü devreye sokan TÜİK’in marifetiyle 17 yaş altındaki kız çocukları arasındaki doğum oranı son 22 yılda sözde yüzde 24,49 azalırken, yaş grubu belirsiz doğumlar 130 bini buldu. Ülkemizdeki Adölesan doğurganlık hızı (19 yaş altı doğum) hâlâ Avrupa’nın neredeyse iki katı” ifadeleri kullanıldı.

Cumhuriyet‘ten Sarp Sağkal‘ın haberine göre, raporda, 15 yaşın altında doğum yapan çocukların sayısının 2022’de bir önceki yıla göre yüzde 25 artarak 147’ye çıktığı kaydedildi. Gebe 19 yaş altı sayısının son 22 yılda 2 milyon 88 bin 925’e çıktığı aktarılan raporda şu tespitler yer aldı:

“TÜİK verilerinde bile 15 yaş altı doğumlar son bir yılda arttı. Açıklamayıp gizledikleri istatistikler ise çok daha vahim ve çarpıcı. Küçük yaşta doğum oranları, aile baskısıyla okutulmayan yahut okuldan alınan kız çocukları arasında artış gösteriyor. 2015-2021 arasında doğum yapan 15 yaşından küçük 1.546 çocuğun yüzde 50’si, yani 779’u yalnızca ilkokul mezunuydu. 422’sinin ise herhangi bir okul bitirmediği görülüyor. 5 çocuk ise okuma yazma dahi bilmiyordu. Yine aynı dönemde doğum yapan 15-19 yaş grubuna mensup 427 bin 709 çocuktan 2 bin 960’sının okuma yazması bulunmuyor.

Yargı erki, kız çocuklarını küçük yaşta evlilikten ve cinsel istismardan korumakla mükellef olmasına rağmen ‘toplumsal dinamik’ bahanesine sığınıyor. Adalet sistemi, çocuğa yönelik cinsel istismarla mücadele etmek yerine 18 yaşından küçük olduğu halde gebe kalan çocuklara evlilik izni verilmesini ‘mücbir’ yani zorlayıcı neden olarak görüyor. Bu durum, istismarı hukuken meşrulaştırmaktadır.

Toplum baskısı, sosyal-zihinsel yozlaşma ve erozyon, istismara uğrayan çocuğu korumak yerine evlilik izni yoluyla ‘ailenin namusunu kurtarmaya’ yönlendiriyor. Bu bakımdan 2012-2021 yılları arasında mahkemeler tarafından reşit olmadığı halde 129 bin 547 çocuk için ‘evlenebilir’ kararı verilmesi, aslında istismarın kanun aracılığıyla yasal hale getirilmesi anlamına gelmektedir.”

‘Kız çocukları cinayete kurban ediliyor’

Rapora göre, erken evlilikler sonucunda ya da cinsel istismarla meydana gelen adölesan gebelik ve doğumlar, henüz ruhsal gelişimini tamamlayamamış kız çocuklarının eğitimlerinin yarım kalmasına, sosyal konumlarının toplum içinde ‘görünmez’ statüsüne gerilemesine ve ekonomik bakımdan kendisine cinsel, fiziksel ve psikolojik şiddet uygulayan erkeğe bağımlı kalmasına yol açıyor.

Raporda, “Türkiye’de genç ve çocuk nüfusun fazlalığı, sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel faktörlerin etkisiyle bu rapora konu olan sorun içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. İktidar her ne kadar ‘Namus cinayetlerini biz bitirdik’ dese de küçük yaşta zorla evlilikler ve çocuk gebelikleriyle birlikte şiddet her gün yeniden üretilmekte ve özellikle kız çocukları ‘canlı canlı’ cinayete kurban edilmektedir” ifadeleri kullanıldı.

Paylaşın

Şehir Hastanelerine 5 Ayda Harcanan Para Dudak Uçuklattı

Sağlık Bakanlığı’nın mali tablolarına mercek tutan CHP’li Murat Emir, “Yap-İşlet-Devret modeliyle inşa ettirilen ve 25 yıllığına, üstelik döviz kuru üzerinden yapılan anlaşmalarla kamunun üzerinde büyük bir yük haline gelen şehir hastaneleri ile ilgili harcanan kalemler daha önce bütçede açık bir şekilde yazılıyordu” dedi ve ekledi:

“Ancak şimdi Sağlık Bakanlığı’nın mali tablolarında hizmet alımları ve gayrimenkul sermaye üretim giderleri altında gizlenmeye çalışıyor.  Bütçe kalemi şehir hastanelerinin kullanım bedeline harcanınca koruyucu hekimlik, bağımlılıkla mücadele, halk sağlığı gibi kalemlere de ayıracak bütçe kalmıyor. Diğer yandan şehir hastaneleri dışındaki yatırımlarda da ciddi sorunlar yaşanıyor. Kamu hastanelerinin ihaleleri birer birer erteleniyor.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Cebimizden beş kuruş çıkmayacak” dediği şehir hastaneleri için 2023’ün Ocak-Mayıs döneminde harcanan para dudak uçuklattı.

Birgün’den Mustafa Bildirici’nin haberine göre; şehir hastanelerinin kiraları için 2023 yılı bütçesine konulan toplam ödeneğin yüzde 81’inin yılın ilk yarısı dahi tamamlanmadan kullanıldığı belirlendi. Şehir hastaneleri için ödenen kira bedelinin yüksekliğine dikkati çeken CHP Milletvekili Murat Emir, “Döviz kuru üzerinden yapılan anlaşmalara artık bütçe yetmiyor” dedi.

“Müteahhitlerin cebine aktarılmaya devam edecek”

İktidarın “Sağlıkta çağ atladık” söylemine örnek gösterdiği şehir hastaneleri için 2023 yılının Ocak-Mayıs döneminde ödenen kira bedeli belli oldu. Türkiye’deki 13 şehir hastanesi için beş ayda ödenen para kayıtlara, 22,5 milyar TL olarak geçti.

Şehir hastanelerinin kira bedeli olarak bilinen, bütçede ise “kullanım bedeli” olarak belirtilen harcama kalemi için 2023 yılında toplam 27,5 milyar TL’lik bütçe ayrıldı. Ocak-Mayıs döneminde şehir hastanelerinin kullanım bedeli olarak müteahhitlere ödenen toplam 22,5 milyar TL ise yılın başında ayrılan bütçenin yüzde 81’ini oluşturdu. Sağlık Bakanlığı’nın mali tablolarına mercek tutan CHP’li Murat Emir, “Dövizdeki artışla birlikte yılsonuna kadar bir bu kadar daha, belki de çok daha fazlası şehir hastaneleri aracılığıyla iktidar yandaşı müteahhitlerin cebine aktarılmaya devam edecek” diye konuştu.

Sağlık Bakanlığı’nın şehir hastanelerine bütçe yetiştiremez hale geldiğini ifade eden Emir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yap-İşlet-Devret modeliyle inşa ettirilen ve 25 yıllığına, üstelik döviz kuru üzerinden yapılan anlaşmalarla kamunun üzerinde büyük bir yük haline gelen şehir hastaneleri ile ilgili harcanan kalemler daha önce bütçede açık bir şekilde yazılıyordu. Ancak şimdi Sağlık Bakanlığı’nın mali tablolarında hizmet alımları ve gayrimenkul sermaye üretim giderleri altında gizlenmeye çalışıyor.

Bütçe kalemi şehir hastanelerinin kullanım bedeline harcanınca koruyucu hekimlik, bağımlılıkla mücadele, halk sağlığı gibi kalemlere de ayıracak bütçe kalmıyor. Diğer yandan şehir hastaneleri dışındaki yatırımlarda da ciddi sorunlar yaşanıyor. Kamu hastanelerinin ihaleleri birer birer erteleniyor.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Kurban Bayram” Mesajı: Sevginin, Hoşgörünün…

Kurban Bayramı nedeniyle bir mesaj yayımlayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kurban Bayramı, birlikteliğin olduğu kadar sevginin, hoşgörünün, gülümsemenin, selamlaşmanın, önyargılarımızdan arınmanın da günüdür. Bunları gerçekleştirdiğimizde adaleti de inşa etmiş olacağız. Bu nedenledir ki devleti yönetenler, liyakat sahibi ve adaletli davranmak zorundadırlar. Aslında demokrasinin varlık nedeni de bu” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Unutulmaması gereken gerçek, insanlık tarihinin bir anlamda adaleti arama ve adaletsizliklerle mücadele tarihi olduğudur. Açıkça ifade etmek gerekirse adalet arayışı, aynı zamanda umudun tüketilmemesi ve umut arayışımızın da hep diri tutulması demektir.”

Kılıçdaroğlu, mesajının devamında, “Dolayısıyla bizler; ahlaki, vicdani ve insani değerleri bayramlarda hatırlayan değil, doğanın doğallığını korumak dahil, yaşamın her alanına yayan bir ülkede yaşamak isteriz. Öte yandan, yaşatılan ekonomik buhran nedeniyle alım gücü ve refah düzeyi düşen ve neşesi elinden alınan sevgili halkımızın mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmesini dilerim” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kurban Bayramı vesilesiyle bir mesajı yayınladı. Kılıçdaroğlu, mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Kurban Bayramı, birlikteliğin olduğu kadar sevginin, hoşgörünün, gülümsemenin, selamlaşmanın, önyargılarımızdan arınmanın da günüdür. Bunları gerçekleştirdiğimizde adaleti de inşa etmiş olacağız. Bu nedenledir ki devleti yönetenler, liyakat sahibi ve adaletli davranmak zorundadırlar. Aslında demokrasinin varlık nedeni de bu.

Unutulmaması gereken gerçek, insanlık tarihinin bir anlamda adaleti arama ve adaletsizliklerle mücadele tarihi olduğudur. Açıkça ifade etmek gerekirse adalet arayışı, aynı zamanda umudun tüketilmemesi ve umut arayışımızın da hep diri tutulması demektir.

Dolayısıyla bizler; ahlaki, vicdani ve insani değerleri bayramlarda hatırlayan değil, doğanın doğallığını korumak dahil, yaşamın her alanına yayan bir ülkede yaşamak isteriz. Öte yandan, yaşatılan ekonomik buhran nedeniyle alım gücü ve refah düzeyi düşen ve neşesi elinden alınan sevgili halkımızın mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmesini dilerim.

Bu duygularla, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm silah arkadaşlarını ve terör örgütlerine karşı mücadelede hayatını kaybeden şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Ayrıca bedenlerini bizler ve vatanımız için siper etmiş gazilerimize de şükranlarımı sunuyorum. Kurban Bayramı’nız kutlu olsun.”

Paylaşın

Emekli İkramiyesiyle Bir Günlük “Bayram Sofrası” Kurulamıyor

CHP’li Ağbaba, geçtiğimiz yıl bin 100 TL olan bayram ikramiyesinin yüzde 81’lik zamla 2 bin TL’ye yükseltildiğini hatırlatarak, “Geçtiğimiz Kurban Bayramı’ndan bu yıla sadece dana etinin fiyatı en az yüzde 271 oranında arttı. Bayramda emekli ikramiyesi ile değil kurban kesmek, sofrasına koyacağı bir kap et yemeğinin maliyeti yüzde 271 oranında arttı” dedi ve ekledi:

“Emekli ikramiyesi ile bu yıl geçen yıla göre eksi 5,2 kilo daha az et alabiliyor. Emekli ikramiyesi geçen yıla göre yüzde 81 oranında artmasına rağmen tavuk etinde ise geçtiğimiz yıla göre yüzde 203’lük bir artış yaşandı. Et yerine tavuk yemek isteyen emekli geçtiğimiz yıla göre sofrasına 10 kilo daha az tavuk eti koyabiliyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Veli Ağbaba geçtiğimiz yıl Kurban Bayramı ile bu yılki bayramda emekli ikramiyelerinin alım gücünü kıyasladı.

CHP’li Ağbaba, “2 bin TL’lik emekli ikramiyesi ile bir günlük bayram sofrası dahi kurulamıyor” dedi.

Geçtiğimiz yıl bin 100 TL olan bayram ikramiyesinin yüzde 81’lik zamla 2 bin TL’ye yükseltiğini hatırlatan Ağbaba, “Geçtiğimiz Kurban Bayramı’ndan bu yıla sadece dana etinin fiyatı en az yüzde 271 oranında arttı. Bayramda emekli ikramiyesi ile değil kurban kesmek, sofrasına koyacağı bir kap et yemeğinin maliyeti yüzde 271 oranında arttı. Emekli ikramiyesi ile bu yıl geçen yıla göre eksi 5,2 kilo daha az et alabiliyor. Emekli ikramiyesi geçen yıla göre yüzde 81 oranında artmasına rağmen tavuk etinde ise geçtiğimiz yıla göre yüzde 203’lük bir artış yaşandı. Et yerine tavuk yemek isteyen emekli geçtiğimiz yıla göre sofrasına 10 kilo daha az tavuk eti koyabiliyor” dedi.

Türk kahvesinin fiyatının geçtiğimiz bayrama göre yüzde 154, bir kilo baklavanın fiyatının ise yüzde 190 artığına dikkat çeken CHP’li Ağbaba “Bir emekli ikramiyesi ile geçen yıla göre 4 kilo daha az baklava alabilirken, yine geçtiğimiz yıla göre 250 gramlık Türk kahvesinde ise 9 paket daha az Türk kahvesi alabiliyor. Kuru bakliyat ve sebze ürünleri geçen yıla göre daha az alınabiliyor. Bin 100 TL’lik emekli ikramiyesi karşısında bu yıl pirinçteki kayıp 20 kilo olurken kayıplar kuru fasulyede 19 kilo, nohutta ise 12 kilo oldu. Yine geçtiğimiz yıla göre 2 bin TL’lik emekli ikramiyesinin bin 100 TL’lik emekli ikramiyesi karşısındaki kaybı dolmalık biberde 12 kilo, domateste 11 kilo, salatalıkta ise 9 kilo oldu” ifadelerini kullandı.

İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) araştırmasına göre, bayram alışverişinin maliyeti geçtiğimiz yıla göre en az yüzde 53 oranında arttı. Araştırmaya göre en yüksek artış yüzde 165 ile çocuk gömleğinde olurken ikinci sırayı ise yüzde 138,1 ile kurbanlık fiyatları aldı.

Gömlek (Çocuk): Yüzde 165,2
Pantolun (Çocuk): Yüzde 123
Elbise (Çocuk): Yüzde 103,6
Ayakkabı (Çocuk): Yüzde 53,7
Otobüs Bileti: Yüzde 72,5
Kolonya: Yüzde 57,8
Kurbanlık bedeli: Yüzde 138,1

Paylaşın

CHP’li Tezcan: Seçimi Kaybettik, Hiçbir Şey Olmamış Gibi Devam Edemeyiz

CHP’li Bülent Tezcan, partisinde yaşanan “değişim” tartışmalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Önce şunu kabul edeceğiz. Bu seçimi kaybettik. Kaybettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi, her şey normalmiş gibi devam etmek mümkün değil” dedi ve ekledi:

“Yani başımızı kuma gömüp yürüyemeyiz. Bu sadece durumu kurtarmak, görüntüyü kurtarmak için değil ya da parti tabanının gazını, ateşini nasıl söndürürüz diye değil, gerçek anlamda bir muhasebeyi nasıl yaparız, bundan sonraki seçimi nasıl kazanırız? Artık bu mesele sadece 2024’teki yerel seçim meselesi değil, öncelikli o, ama onun daha ötesinde.”

Tezcan, açıklamasının devamında, “Ondan sonraki seçimlerde eğer Türkiye’nin kaderini değiştireceksek, Türkiye’yi bu otoriter, popülist rejimin cenderesinden çıkaracaksak CHP’nin tutumunu, iş yapma biçimini, siyaset yapma biçimini değiştirmek zorundayız. Partiyi yeni baştan, kodlarına, ideolojisine, kimliğine, 21. yüzyılın gereklerine uygun bir şekilde yorumlamak zorundayız. Bu kararlı, radikal bir dönüşümü gerektiriyor” ifadelerini kullandı:

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde istenilen başarının yakalanamadığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) değişim tartışmaları devam ediyor. CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’da bu tartışmalara katıldı.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’ya konuşan Tezcan’ın açıklamalarından öne çıkan kısımlar şöyle:

Seçimden sonra CHP’de her geçen gün daha da dozu artan bir “değişim” tartışması başladı. Sizce de değişim zorunlu mu artık?

Önce şunu kabul edeceğiz. Bu seçimi kaybettik. Kaybettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi, her şey normalmiş gibi devam etmek mümkün değil. Yani başımızı kuma gömüp yürüyemeyiz. Bu sadece durumu kurtarmak, görüntüyü kurtarmak için değil ya da parti tabanının gazını, ateşini nasıl söndürürüz diye değil, gerçek anlamda bir muhasebeyi nasıl yaparız, bundan sonraki seçimi nasıl kazanırız?

Artık bu mesele sadece 2024’teki yerel seçim meselesi değil, öncelikli o, ama onun daha ötesinde. Ondan sonraki seçimlerde eğer Türkiye’nin kaderini değiştireceksek, Türkiye’yi bu otoriter, popülist rejimin cenderesinden çıkaracaksak CHP’nin tutumunu, iş yapma biçimini, siyaset yapma biçimini değiştirmek zorundayız. Partiyi yeni baştan, kodlarına, ideolojisine, kimliğine, 21. yüzyılın gereklerine uygun bir şekilde yorumlamak zorundayız. Bu kararlı, radikal bir dönüşümü gerektiriyor.

Daha önce de seçim kaybettiniz ama bu kez değişim talepleri daha güçlü görünüyor. Öncelikle seçim neden kaybedildi, sorun aday mıydı, yeterince çalışma yapılmadı mı?

Bu seçimde hepimiz için beklenti çok büyüktü. Kazanacağımıza çok inanmıştık. Çok çaba harcandı, yeni yöntemler denendi. İttifak modeli genişletildi. Bütün bunlar inancı, umudu yükseltti. Anketler iyi görünüyordu. Beklenti çok yüksekti, dolayısıyla kaybedince travma da çok yüksek oldu. Bir kere bunu tespit edelim. Bir, seçimi kaybettik, iki, kaybın travması çok büyük.

Şimdi bundan sonrasına ilişkin yapılması gereken şeyler var. Mesele bir suçlu ya da sorumlu arayışı değil. Sorunu bulup çözme ekseninde sürdürmemiz gerek. Bu çerçevede hepimiz kusurlu olabiliriz; yüzde elli kusurlu, kusursuz olabiliriz. Ama herkesin söylediği bir şey var; hiçbir şey olmamış gibi yürüyemeyiz. Bu süreçte önümüzdeki dönemde yeni yol haritası çizmek lazım. Şimdi bu yol haritası sadece taktiksel sorunları çözme üzerine mi odaklanacak yoksa stratejik olarak parti yeniden mi yapılanacak?

Peki siz nasıl bir yöntem öneriyorsunuz?

Örgüt, kadro, program, söylem, tutum ve anlayış değişikliği. Köklü, esaslı bir değişim yani parti reformu. 2010 yılında Kemal Bey genel başkan olduğunda buna başlamıştık. Ciddi bir dönüşüm, heyecanla başladı. Yürütülen politika, anayasa referandumunda ana kolon haline getirdi CHP’yi. Arkasından yerel seçimlerde bunun esaslı sonucunu aldı. En son bu seçimlerdeki Cumhurbaşkanlığı merkezindeki ittifak o sürecin sonucuydu ve önemlidir. Yani yüzde 48’i bir yerde toplamak önemlidir, ama yetmedi.

2018’deki cumhurbaşkanı adaylarının aldıkları oylara bakıyoruz, topluyoruz 2023’te aldığımız oy aynı, yüzde 47.8. Hepsini bir noktada toplamak önemli bir başarıdır, ancak yetmez. Yüzde 48’i yüzde 51’e çıkarabilmeliydik, çıkmadı. Bu döneme kadar birçok şey yapıldı ama bu bizi iktidar yapma noktasına taşımadı. Burada değişim, yenilenme kapasitesinin tıkandığını görüyoruz. Bu seçimlerin bize ilk göstermesi gereken şey; değişim kapasitesi tıkanmış artık. Yeniden o kapasiteyi yakalayabilmek lazım. Burada da değişim bir kapasite ikmaliyle değil, yani birilerini takviye ederek değil, yeni kapasite ikmali.

“Değişim öncelikle genel başkanla olmalı”

Değişim için kapasite ikmali nasıl olacak?

Değişimin içeriğini “Örgüt, kadro, program, söylem, anlayış, tutum değişikliği” diye söyledik. Ama değişimin önce bir motoru, heyecanı olması lazım. Bu moral bozukluğunu ortadan kaldıracak bir çıkışa ihtiyaç var. Onun için değişim önce liderlik değişimiyle başlar. Çünkü, büyük değişimler liderlik değişimiyle başlamıştır. 2010 yılında övdüğüm o önemli dönüşüm, liderlik değişimiyle başladı.

Rahmetli Deniz Bey’in davaya çok büyük katkıları oldu. Çok iyi bir siyasetçiydi. Allah rahmet eylesin. Ama o da tıkanmıştı. 2010 yılında Kemal Bey’in gelişi morali, motivasyonu, büyük dönüşümün altyapısını hazırladı. Heyecan olmadan dönüşüm olmaz. Hele de böyle büyük bir travmanın yaşandığı yerde, 13 yıl genel başkanlık yaptıktan sonra… Bir kere değişim öncelikle genel başkanla olmalı.

Bunu söylerken sadece genel başkan değişimini söylemiyorum. Başta genel başkanla birlikte liderlik kadrosunun değişmesi lazım. Ben de dahil. Yani hiç kimse bu süreç içerisindeki sorumluluğunu kenara bırakıp, “şu değişsin, ama ben kalayım” deme hakkına sahip değil. Tekrar görev düşerse tekrar yaparız ama bu bilinçle yaparız.

CHP’nin, 1970’lerdeki değişimi de liderlik değişimiyle oldu. Bir kadro hareketi başladı. Liderlik değişimini sonuçlandırdıktan sonra parti esaslı dönüşümünü sağladı. Deniz Bey’den sonra 2010 yılında Kemal Bey’in gelmesiyle önemli değişiklikleri sağladı, şimdi artık değişim kapasitesinin sonuna geldik. Yeni kapasite imali için önce yeni liderlik ihtiyacı var. Onu bir kere net söylememek, etrafından dolanmak demektir.

Değişim çağrıları sonrası Kemal Bey, Kurultay’ı işaret etti ama açıklamaları yerel seçime kadar partinin başında kalma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Siz nasıl okuyorsunuz?

Siyaset biliminde iktidarın muhafazakarlaşması diye bir durum vardır. Ülkedeki iktidar değil, partilerin içinde de iktidarlar vardır. Parti içindeki iktidarlar uzun süre iktidarda kaldıkları zaman muhafazakarlaşmaya başlarlar. CHP’de de Kemal Bey’in baştaki devrimci liderliği bugün muhafazakarlaşmaya başladı. Biz de o muhafazakarlaşmaya katkıda bulunduk, bir dönem parçası olduk. Ve bugün hepimizin cesaretle bunu görüp bu dönüşüme imkan vermemiz lazım.

Bülent Tezcan’ın açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın