ÖTV Zammına Sarıgül’den Tepki: Bir Bardak Benzin Olmuş 10 Lira

ÖTV zammına tepkisini bir akaryakıt istasyonundan gösteren CHP’li Sarıgül, “Evet, görüyorsunuz, akmakta bile zorlanıyor. Neden biliyor musunuz? Bir bardak benzin olmuş 10 lira. Bu 10 lirayla teker nasıl dönecek?” dedi. Sarıgül, aldığı benzini arabasının tekerine döktü.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, akaryakıta yapılan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) zammına tepkisini bir akaryakıt istasyonundan bir bardak benzin satın alarak gösterdi.

Sarıgül, akaryakıta yapılan ÖTV zammını protesto etmek için bugün bir akaryakıt istasyonuna gitti. Sarıgül, akaryakıt istasyonunda çektiği videoyu, “Benzin ve motorine yansıyan yeni fiyatlardan sonra iğneden ipliğe her şeye zam gelmeye başlayacak. Halkımız borçla yaşıyor, borcu borçla kapatıyor” mesajıyla sosyal medya hesabında paylaştı.

Akaryakıt istasyonundan bir bardak benzin satın alan Sarıgül, “Evet, görüyorsunuz, akmakta bile zorlanıyor. Neden biliyor musunuz? Bir bardak benzin olmuş 10 lira. Bu 10 lirayla teker nasıl dönecek?” diyerek aldığı benzini arabasının tekerine döktü.

Akaryakıtta ÖTV zammı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, akaryakıtta Özel Tüketim Vergisi’ne (ÖTV) zam yapıldı. ÖTV tutarları, benzinde ve motorinde 5 lira, LPG’de 4 lira artış olarak belirlendi.

Karara göre; benzinin litresinde 2,52 TL olan ÖTV 7,52 TL’ye, motorinde 2,05 TL olan ÖTV ise 7,05 TL’ye yükseltildi. Zam sonrası, benzinin litre fiyatı 28 TL’den 34 TL’ye, motorinin litre fiyatı 26 TL’den 32 TL’ye çıktı. Diğer akaryakıt ürünlerinde de litre başına 5 liraya yakın artış öngörüldü.

Geçen hafta da KDV zammı gelmişti

Erdoğan’ın kararıyla akaryakıt ürünlerinde KDV’nin yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseltilmesine ilişkin karar ise 10 Temmuz’da yürürlüğe girmişti.

Doğalgaza da ÖTV zammı geldi 

Resmi Gazete’de yayımlanan kararla ayrıca doğalgaz üzerinden alınan ÖTV’ye de zam geldi. Buna göre, ÖTV tutarı standart metreküp başına doğalgazda 0,0747 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise metreküp başına 2,7944 TL oldu.

Doğalgazda bir önceki ÖTV oranı standart metreküp başına 0,0230 TL, motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılan doğalgazda ise 0,8599 TL olarak belirlenmişti.

Paylaşın

565 Bin Kız Çocuğu Eğitim Sisteminin Dışında

CHP Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, “Öğrenci Veli Derneği’nin (Veli-Der) 2022-2023 Değerlendirme Raporu’na göre 1998’de eğitim yatırımlarına ayrılan bütçe yüzde 30,03 iken 2023’te, AKP iktidarının 22. yılında sadece yüzde 9,18. Yine aynı rapora göre TÜİK’in 2022 verileri, 15-19 yaş aralığında 565 bin kız çocuğumuzun eğitim sisteminin dışında kaldığına işaret ediyor” dedi ve ekledi:

“Kız çocuklarımız okuldan alınıp çalışmak zorunda bırakılırken, çocuk anne yapılırken ses çıkarmayanlar neden karma eğitimi hedef almaktadırlar? Eğitim sistemimizin öncelikli görevi tüm çocuklarımıza bir dünyanın iki yarısı ve tamamlayıcısı olduklarını kavratmak, iyi birer insan olmaları için yetiştirmek, bilimsel ve çağdaş eğitim almalarını sağlamaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitimi hedef alan açıklamalarına tepki gösterdi. Yazılı açıklama yapan Gamze Akkuş İlgezdi, iktidarın eğitim sistemindeki sorunları çözmek yerine 100 yıl önce sonuca bağlanıp kapatılmış konuları gündeme getirdiğini belirtti.

ANKA’nın aktardığına göre İlgezdi şunları kaydetti:

“Kanunlarla belirlenmiş eğitim sistemini ileriye taşımak yerine yüzlerce yıl öncesinin mantığıyla ele almak boş bir çabadır. Bu mantığa göre Meclisimizdeki kadın ve erkek vekilleri de ayrı ayrı mı oturtalım? İş dünyamızdaki çalışma ortamlarını haremlik-selamlık diye mi ayıralım? AKP, 96 yıldır sorunsuzca uygulanan karma eğitimi tartışıp diğer alanlardaki başarısızlıklarını örtmeye çalışmasın, gerçek sorunlara odaklanıp çözüp üretsin.

Öğrenci Veli Derneği’nin (Veli-Der) 2022-2023 Değerlendirme Raporu’na göre 1998’de eğitim yatırımlarına ayrılan bütçe yüzde 30,03 iken 2023’te, AKP iktidarının 22. yılında sadece yüzde 9,18. Yine aynı rapora göre TÜİK’in 2022 verileri, 15-19 yaş aralığında 565 bin kız çocuğumuzun eğitim sisteminin dışında kaldığına işaret ediyor.

Kız çocuklarımız okuldan alınıp çalışmak zorunda bırakılırken, çocuk anne yapılırken ses çıkarmayanlar neden karma eğitimi hedef almaktadırlar? Eğitim sistemimizin öncelikli görevi tüm çocuklarımıza bir dünyanın iki yarısı ve tamamlayıcısı olduklarını kavratmak, iyi birer insan olmaları için yetiştirmek, bilimsel ve çağdaş eğitim almalarını sağlamaktır.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Değişim” Tartışmalarına Yön Verecek Hamle

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “değişim” tartışmalarının başladığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, parti içi “değişim” tartışmalarına yön verecek bir hamle yaptı.

“Değişim” tartışmaları kapsamında eleştirilerin hedefinde olan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “liderlik” yerine parti tüzüğü ile CHP programı üzerine görüşler üretilmesi için çalışmalara hız verdi.

VOA Türkçe’den Yıldız Yazıcıoğlu’nun edindiği bilgilere göre, Kılıçdaroğlu hafta başındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında, ilçe ve il kongre süreçleri ile parti tüzüğündeki hazırlıklar da ele alındı. CHP’nin örgüt içi sisteminde en az 6000 görüş topladığı tüzük değişikliğinde, “milletvekilliğinde 2 ya da 3 dönem sınırlandırılması getirilmesi” talebi öne çıktı. CHP üyeleri, “milletvekili aday listesi için ön seçim şart” görüşünde de çoğunlukta birleşti.

CHP Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre başkanlığında parti tüzüğü değişikliği çalışmasına 20 Haziran’da başlanmıştı. Avukat siyasetçiler Ahmet Önal, Servet Mullaoğlu, Atakan Ünver, Abdurrahman Tutdere, Mehtap Yücel ve Batuhan Cakcak ile gazeteci kökenli siyasetçi Atilla Sertel’in katılımıyla yapılan ilk değerlendirme, 10 Temmuz Pazartesi günkü MYK toplantısına yansıdı.

Kılıçdaroğlu, MYK toplantısında parti tüzüğü değişikliği taslağı için örgüt içindeki çalışma devam ederken, CHP 38. Olağan Kurultayı’na sunulmak üzere parti programında güncelleme hazırlığına karar verdiğini açıkladı. Bunun için CHP Bilim ve Kültür Platformu’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emre görevlendirildi.

CHP’de “kol kırılır yen içinde kalır” uyarısı yürürlükte

Bu arada CHP Medya Planlama ve Sosyal Medya sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem’in hazırladığı medya konusundaki tutum belgesi de kabul edildi. Belgede, “Medya önünde partimiz tartışılmaz” bölümü dikkat çekti ve bu belge CHP Meclis Grubu’na gönderildi.

Parti içinde dün yayımlanan yönergede, “İlkemiz daima ‘kol kırılır yen içinde kalır’ olmalıdır. ‘Parti içi sorunların çözüm noktası medya ve kamuoyu değil parti içi organlardır’ ilkesi benimsenmelidir. Parti sorunlarını kamuoyunda konuşmak ‘Bunlar kendi sorunlarını çözemezken ülkeyi nasıl yönetecekler’ algısı oluşturup, CHP’ye ve ülkenin geleceği zarar vermektedir” bölümü göze çarptı.

CHP içinde tüzük değişikliği İmamoğlu’na yanıt mı?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun geçtiğimiz hafta “İktidar İçin Değişim” sloganıyla hayata geçirdiği ve “Nasıl bir Türkiye, nasıl bir muhalefet ve nasıl bir CHP?” sorularına herkese açık şekilde görüş istediği web sitesine (https://iktidaricindegisim.org/) karşı parti içinde öneriler toplanması tercih edildi.

CHP üyelerine dolayısıyla sadece parti örgütüne açık “CHP.net” sistemi üzerinden parti tüzüğünde nasıl değişiklikler yapılmalı sorusuna yanıt arandı. CHP Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Devrim Barış Çelik’in koordinasyonunda, online sistemde en az 6 bin mesaj ile partililerce CHP’nin nasıl yönetileceğini belirleyecek parti tüzüğü üzerine görüşler CHP Genel Merkezi’ne iletildi.

CHP’de milletvekilliğine dönem sınırlaması mı gelecek?

CHP’nin 14 Mayıs TBMM seçiminde oyunu arttıramaması ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun 28 Mayıs’ta ikinci turda seçimi kazanamaması üzerine özellikle kimler milletvekili listesindeydi tartışması gündemdeydi. Bu bağlamda, parti tüzüğü değişikliği önerileri arasında seçilecek isimlere dönem sınırlaması getirilmesi talebi ağırlıklı yer tuttu.

CHP lideri Kılıçdaroğlu da, parti örgütü talebi doğrultusunda milletvekili adaylığında, örneğin üç dönem gibi bir sınırlama getirilmesine sıcak baktığını paylaştı.

CHP’nin 2008 tarihli “değişim” başlıklı programında değişim mi?

CHP tarihçesinde belirtildiği üzere en son Aralık 2008’de parti programı ve parti tüzüğü yenilenmişti. O dönemki bu yenilenmeye ilişkin resmi parti tarihçesinde, “CHP laik demokratik Cumhuriyetin, insan hak ve özgürlüklerinin, Türkiye’nin çıkarlarının savunucusu olarak mücadelesine devam etmiştir” vurgusu yer alıyor.

Şimdi “Çağdaş Türkiye için Değişim” sloganıyla 344 sayfalık kitapçık halinde yayımlanan 2008 tarihli CHP Programı’nda güncelleme yapılması söz konusu. Yunus Emre’nin başkanlığında akademisyen görüşleriyle parti programı gözden geçirilecek.

Daha önceki CHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel’in 2019 ve 2020’de yürüttüğü çalışma ise nihayete ermemişti. Ancak bu sefer Kılıçdaroğlu’nun 38. Olağan Kurultayı öncesinde parti programı güncellemesi hazırlığını tamamlamak istediği öğrenildi.

“Atatürk devrimleri bekçiliği” esaslı değişim programı sol çizgiye mi yaslanacak?

Parti programı açısından en kritik soru ise “CHP kendisini sol çizgide yeniden nasıl tanımlayacak?” olarak işaret edildi.

CHP ile ilgili seçim başarısızlığı sonrası tüm taraflarca “değişim” kavramı gündeme taşınmakla birlikte 2008 tarihli mevcut parti programında da başlığı yanı sıra amacı bölümünde değişim süreci olması dikkat çekiyor.

Mevcut parti programı amacı “21. yüzyılda çağdaş bir Türkiye hedefi ne ulaşmak için CHP Atatürk’ün ilke ve devrimlerine bağlı sosyal demokrasinin temel değerlerini benimseyen bir anlayışla her alanda bir yenilenme ve değişim süreci başlatmaya kararlıdır. Amacımız ülkemizin ve toplumumuzun güvenlik içinde refaha, huzura ve her alanda çağdaşlaşmaya ulaşmasıdır” olarak açıklanıyor.

CHP’de parti örgütüne “medya” talimatı da yürürlükte

CHP Medya Planlama ve Sosyal Medya sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem’in geçtiğimiz hafta hazırladığı ve Kılıçdaroğlu’na sunduğu “Medya Tutum Belgesi” bu hafta MYK’ya sunuldu.

CHP MYK kararıyla “Medya İletişim Yönergesi ve Medya Tutum Belgesi” şeklinde CHP Genel Sekreteri Neslihan Hancıoğlu imzasıyla parti grubuna dolayısıyla milletvekillerine ve parti örgütüne dün gönderildi.

“Amacımız; her arkadaşımızın medyada daha çok yer almasını ve partimizin sesinin daha güçlü duyulmasını sağlamaktır” ifadesiyle gerekçesi göze çarptı.

Belgede, “stratejik” konularda parti yönetimince açıklama yapılması gerektiği vurgulanarak, milletvekilleri dahil olmak üzere CHP’lilere yönetime bilgi verilmeksizin medyada röportaj verilmemesi veya canlı yayına çıkılmaması uyarısı yapıldı.

Belgede, “Partimiz CHP’nin iç sorunları yetkili kurullarında tartışılır. Parti içi sorunlarımız medya ve kamuoyu önünde tartışma konusu yapılamaz. Partimiz ve partililerimizi yıpratacak söz ve eylemler soru olarak yönetilse dahi kesinlikle yanıtlanmaz. Medya önünde partimiz tartışılmaz” bölümü dikkat çekti.

Paylaşın

AK Parti’den Meclis’te Çoğunluk İçin Yeni Adım; Muhalefetten Tepki

Saadet Partisi ile Gelecek Partisi’nin Saadet Partisi adı altında TBMM’de (Türkiye Büyük Millet Meclisi) grup kurma kararı sonrası AK Parti, komisyonlarda üye kaybı yaşamamak için yeni adım attı.

Seçimlerin ardından Meclis’in açılmasıyla belirlenen komisyon üyeliklerinde AK Parti’nin önergesi ile değişikliğe gidildi. Muhalefet partileri ise bu düzenlemeye tepki gösterdi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel de AK Parti’nin komisyon ve Meclis Başkanlık Divanı’nda hesap yaparken, Meclis Başkanı’nın dahil edilmemesi gerekirken dahil ederek hesaplama yaptığını kaydetti. Özel, “Bunun yanlış olduğunu herkes biliyor. Sağır sultan biliyor. İlk düğmeyi yanlış iliklediniz ve Meclis Başkanının tarafsızlıkla ilgili taahhütlerini ilk günden sakatladınız. Bu haksızlığa ‘kabul’ demiyoruz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti adına Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu da söz alarak, AK Parti’nin üye sayısının azaltılmaması için bu adımı attığını kaydederek, “İsminde ‘adalet’ olan bir partiyi TBMM’deki temsil yetkileri belirlenirken dahi adalet çizgisine getirmeye muvaffak olamadık. AK Parti komisyonlarda üye kaybetmemek için komisyondaki üye sayılarıyla oynuyor” diye konuştu.

Meclis Genel Kurulu’nda AK Parti’nin getirdiği önerge ile Meclis’teki bazı komisyonların üye sayıları ve TBMM Başkanlık Divanı’ndaki üye sayıları artırıldı. AK Parti’nin bu hamlesi ile Saadet Partisi’ne kaybedilecek koltuklar da korunmuş oldu.

Seçimlerin ardından Meclis’in açılmasıyla belirlenen komisyon üyeliklerinde AK Parti’nin önergesi ile değişikliğe gidildi. Saadet Partisi ile Gelecek Partisi’nin Saadet Partisi adı altında grup kurma kararı sonrası bazı komisyonlarda AK Parti 1 üye kaybedecekti.

Siyasi parti gruplarına göre yapılan dağılımlarla örneğin 26 kişilik komisyonlarda AK Parti’nin üye sayısı 13’ten 12’ye düşecek ve 1 üye Saadet Partisi’ne geçecekti. Ancak AK Parti yaptığı hamle ile bu koltuk kaybının önüne geçti ve 26 kişilik komisyonların üye sayısını 27’ye çıkardı.

AK Parti önergesi ile Plan ve Bütçe Komisyonu’nun üye sayısı 30’dan 31’e, Meclis Başkanlık Divanı’ndaki katip üye sayısı 10’dan 11’e, aralarında Anayasa, Adalet, Milli Savunma, İçişleri, dışişleri, Milli Eğitim, Bayındırlık, Çevre, Sağlık, Tarım, Sanayi, komisyonlarının da üye sayısı da 26’dan 27’ye çıkarıldı.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in aktardığına göre; AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Meclis’te yapılan bu düzenlemeyi, “komisyonlarda mevcut görev yapan milletvekillerinin konumunu korumak” olarak açıkladı.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, düzenlemeyi eleştirirken, AK Parti’nin Meclis’te çoğunluk partisi olmasa da komisyonlardaki gücünü artırdığını ifade etti. Kaya, geçmişte Erbakan ile beraber siyaset yapanların AK Parti içerisinde olduğunu hatırlattı ve Erbakan’ın bir sözüyle AK Parti’lileri eleştirdi.

Bülent Kaya, “Erbakan Hoca, ‘Batılın hak anlayışı ya kuvvetten doğar ya çoğunluktan doğar ya imtiyaz ve ayrıcalıktan ya da menfaat ve çıkardan doğar. Ne kuvvet ne çoğunluk ne imtiyaz ne de menfaat hak sebebi olamaz, bu ancak batıl hak anlayışıdır’ derdi. Burada buna inanan AK Parti’lilerin olduğunu biliyorum” dedi.

“Yanlış olduğunu sağır sultan biliyor”

CHP Grup Başkanı Özgür Özel de AK Parti’nin komisyon ve Meclis Başkanlık Divanı’nda hesap yaparken, Meclis Başkanı’nın dahil edilmemesi gerekirken dahil ederek hesaplama yaptığını kaydetti. Özel, “Bunun yanlış olduğunu herkes biliyor. Sağır sultan biliyor. İlk düğmeyi yanlış iliklediniz ve Meclis Başkanının tarafsızlıkla ilgili taahhütlerini ilk günden sakatladınız. Bu haksızlığa ‘kabul’ demiyoruz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti adına Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu da söz alarak, AK Parti’nin üye sayısının azaltılmaması için bu adımı attığını kaydederek, “İsminde ‘adalet’ olan bir partiyi TBMM’deki temsil yetkileri belirlenirken dahi adalet çizgisine getirmeye muvaffak olamadık. AK Parti komisyonlarda üye kaybetmemek için komisyondaki üye sayılarıyla oynuyor” diye konuştu.

Meclis’te 16 üyesi bulunan Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu’nun üye sayısı ise değiştirilmedi. Bu komisyonda Saadet Partisi, 1 üyelik hakkını AK Parti’den değil YSP’den alacaktı. AK Parti’nin bu komisyonda üye kaybı olmadığı, kaybın kendisi yerine YSP’den olduğu için değişikliğe gitmediği dikkat çekti.

AB Uyum Komisyonu, Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ile İnsan Hakları Komisyonlarında grubu olmayan partilerin temsiline zaten olanak sağlandığı için bu komisyonların üyelikleri de değiştirilmedi.

AK Parti’nin getirdiği düzenleme Cumhur İttifakı içerisinde yer alan partilerin verdiği destek ile kabul edildi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “İsveç” Yorumu: Erdoğan 180 Derece Döndü

İsveç’in NATO üyeliği konusunda hükümete yüklenen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “İsveç’in NATO’ya üyeliği dolayısıyla terör örgütü mensuplarını koruduğu, ülkesinde tuttuğu için Türkiye ‘biz NATO’ya üyeliğini kabul etmiyoruz’ dediler. ‘Asla üye olamazlar’ diye açık ve net ifadeler kullanıldı” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “İsveç, geri adım atmadı. Bizim kutsal kitabımız Kuran’ı yaktılar. Ona da iktidar kanadı yeterince tepki göstermedi. Biden telefon etti Erdoğan’a. Erdoğan birden bire 180 derece döndü, İsveç’in NATO’ya girişine evet diyeceğiz, Meclis’e getireceğiz dedi. Bir devlet böyle yönetilir mi?”

Ekonomiye de değinen Kılıçdaroğlu “. Devlet de gırtlağına kadar borçlu. Dünyanın parasını alıyorsunuz, Türkiye’yi borç batağına sürüklüyorsunuz, Düyûn-ı Umûmiye kabinesi kuruyorsunuz sonra” derken, “Şimdi satacak bir şey kalmadı. THY var, Turkcell var, bunları pazarlamaya çalışıyorlar.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu “Körfez ülkelerinden para dileniyorlar. Hiçbir uluslararası tefeci böyle bir ülkeye yatırım için gelmez. Buraya gelecek yabancı paranın aradığı iki konu vardır: Yüksek faiz olursa gelirim, yüksek kârlı şirketler varsa onları alırım.” şeklinde de konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin haftalık grup toplantısında gündeme yönelik açıklamalarda bulunuyor. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının satırbaşları şu şekilde:

Vatan sadece benim vatanım değil hepimizin vatanı. Benim sıkıntım varsa, benden daha zor durumda olan vatandaşın da sıkıntısı var. Bugün soykırım ekonomisi uygulayan siyasal iktidara, onlara oy verenlerin bir ders vermesi lazım. Onların seslerini yükseltmesi gerekir. AK Parti’ye oy veren kardeşlerimin vicdan muhasebesi yapması gerekir.

Haksızlık karşısında susan bir uygarlığı kabul etmiyoruz. Suriye’de kan gövdeyi götürürken seslerini çıkarmıyorlardı. ne zaman ki sığınmacılar gelmeye başladı, o zaman konuşmaya başladılar. CHP’nin çizgisi, insanlık ve uygarlık çizgisidir. Asla ötekileştirme kavramı lügatımızda yer almadı, almayacak da. Türkiye’nin Srebrenitsa Soykırımı’nı Meclis’e getirmesi lazım.”

Cezaevleri tıka basa dolu. Siyasi gücü olanlar adamını bulup çıkabiliyor. Hatay Milletvekili Can Atalay hala içeride. Merdan Yanardağ, hakkında yargılama kararı olamamasına rağmen cezevnde. RTÜK, TELE1’e ceza yağdırıyor. Basın hürdür, sansür edilemez. Dünaynın bütün demokrasilerinin kabul ettiği temel ilke budur. Dİyarbakır’da 18 gazeteci yargı karşısına çıkacak.

NATO’da kararlar oy birliği ile alınır. İsveç’in NATO’ya üyeliği konusunda. Türkiye, İsveç’in üyeliğini kabul etmiyoruz, dedi. İsveç geri adım atmadı. Sonra ne oldu? Biden, telefon etti Erdoğan’a, Erdoğan 180 derece döndü. Son seçimlerde Ak Parti’ye oy veren kardeşlerim, onuruyla varlığını büyüten bir devlet böyle yönetilir mi? Dün söylediğinizi bugün neden inkar ediyorsunuz? Bir devlet böyle yönetilmez. Bunlar teröristleri hala koruyorlar mı? Sen dün ‘Hayır’ dedin, bugün neden ‘Evet’ diyorsun.

Dünyadan haberi yok. Orası NATO, Avrupa Birliği değil. Avrupa Birliği’ne seni yıllardır çağırmıyorlar. Bizi Avrupa Birliği’ne alacaklarsa demokratik standartlar var. Kendi ülkene demokrasiyi getiriyor musun? Demokrasinin yolu, AB’nin yolu Can Atalay, Osman Kavala, Merdan Yanardağ, Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman, Hakan Altınay bunlardan geçiyor sen bunları serbest bırakacak mısın? AB’nin yolu Selahattin Demirtaş’tan, Emine Şenyaşar’dan tweet attı diye gözaltına alınan gencecik çocuklardan geçiyor.

Sen bunların gereğini yapacağına söz verdin mi? AB’nin yolu Diyarbakır’da tutuklu gazetecilerden, Galatasaray Meydanı’nda annesinin babasının, çoluğunun çocuğunun hakkını arayan Cumartesi Anneleri’nden geçiyor. Sen bunların haklarını teslim edecek misin? Cumartrsi Anneleri’nin yolunu hepimiz gözlemek zorundayız. Hiç kimse evladının faili meçhul bir cinayete kurban gitmesini istemez. Anneler annedir. Bütün annelerin başımın üstünde yeri vardır.

Bu memlekette adalet vardır diyen varsa gelsin beni görsün, beni ikna etsin. Bu memlekette adaletin olmadığını herkes biliyor. Tek başlarına iktidar oldular. O zaman devletin hazinesi en azından toparlanmıştı. Fabrikaları sattılar. Cumhuriyetin kurduğu fabrikaları sattılar ve bu paraları ne yaptılar hala hesap veren yok. Devlet şimdi gırtlağına kadar borçlu. Sonra Duyun-u Umumiye kabinesi kuruyorsun. Şimdi satacak bir şey kalmadı. THY var, Turkcell var bunları pazarlamaya çalışıyorlar. Körfez ülkelerine gittiler acaba para verirler mi diye. Hiçbir yatırımcı böyle bir ülkeye gelmez.

“Yerel seçimlerden sonra faizleri pik yaptıracaklar”

Körfez ülkelerine gittiler para dileniyorlar. Hiçbir ahlaklı yatırımcı buraya yatırım için gelmez. Vurgun için yabancı sermaye faizin yükselmesini bekliyor. AK Parti’ye oy veren vatandaşlarımız, faizi yükseltmezler diyebilir. Yerel seçimleri bekliyorlar. Yerel seçimlerden sonra faizleri pik yaptıracaklar.

Erdoğan’ın çok sıktığı borç alan emir alır sözü… Evet artık o noktadalar. Hepimizin görmesi gereken gerçekler var. Türkiye’yi teslim alan dolar baronları. Ekonomik soykırım programı koydular. 85 milyonu mağdur edecek soykırım programı koydular. Ekonomik soykırım programı Şili’de bir iktisatçının programı. Şili halen o yüzden sırtını düzeltmiş değildir. Bu program Türkiye’nin ekonomik anlamda bağımsızlığını büyük ölçüde kaybettiği programdır.

Ekonomik bağımsızlığınız yoksa siyasal bağımsızlığınız tehlikededir. Ekonomik soykırım programıyla zamlar yağmur gibi yağmaya başladı. Bağırıyorlar vatandaşlar bu kadar vatandaşlar bu kadar zam geldi neden sesiniz çıkmıyor. Benim değil asıl sizin sesiniz çıkması lazım. Sadece zamlar değil, bu programın bir özelliği de yağmur gibi vergiler de gelecek. Vergilerin Anayasa’ya uygun ya da aykırı olmasına bakmıyorlar. Seçimler bitti milleti atın bir köşeye biz bundan sonra tefecilerin borçlarını ödeyeceğiz.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: CHP’de 48 İl Yönetimi İçin 31 Denetçi

14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yerel seçimler öncesinde parti örgütlerini dinleme, eksiklikleri belirleme ve güçlendirme çalışmalarına bir yenisi eklendi.

CHP yönetimi Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Orta Anadolu’daki 48 il yönetimi için 31 denetçi görevlendirdi. Edinilen bilgiye göre eski ve yeni milletvekilleri ile Parti Meclisi üyelerinden oluşan denetçiler 48 il ve bu illerin ilçelerinde denetimler gerçekleştirecek.

Karadeniz’de yaşanan sel ve heyelan felaketi nedeniyle eksik toplanan CHP Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) bu haftaki toplantısı 5 saat sürdü.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre CHP’de geçtiğimiz hafta toplanan MYK’nin gündem maddelerinden biri bazı il başkanlarının görevden alınmasıydı. Yaklaşık bir saat süren tartışmanın ardından Kayseri, Ağrı, Muş, Mardin, Van ve Hakkâri il başkanları ve yönetimleri görevden alındı.

Edinilen bilgiye göre il başkanlarının görevden alınmasının görüşüldüğü MYK toplantısında bazı üyeler “Yanlış anlaşılacağı” gerekçesiyle görevden almalara karşı çıktı. Kurultay takvimi işlerken görevden almanın seçimlere müdahale anlamına geleceği ifade edildi. Ancak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu kararda ısrarcı oldu.

Toplantı sırasında 6 il yönetiminin 14 Mayıs seçimlerinde başarısız olduğu tespiti dile getirilirken 28 Mayıs seçimlerine gidilirken bu kararın alınmak istendiği, seçim arasında olumsuz etkisi olacağı gerekçesiyle bu kararın ertelendiği ifade edildi.

Bazı genel başkan yardımcıları görevden alma kararlarının kurultay ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile ilişkilendirilebileceğini bildirerek tekrar düşünülmesini talep etti. Buna yanıt veren Kılıçdaroğlu’nun, “Bu il başkanlarını 14 Mayıs’tan sonra görevden alacaktık. Seçimlerde yeterince çalışmadığı tespit edilen bu kişileri iki seçim arasında görevden alma düşüncemiz, o dönem de olumsuz sonuç doğurabileceği için ertelenmişti. Görevden alınma kararlarının başka bir nedeni yok” dediği ve kararın bu sözlerin ardından resmiyet kazandığı öğrenildi.

Öte yandan CHP’de görevden alınacak il başkanlarına yönelik sayının artacağı iddia edilmişti. Bu hafta yapılan MYK toplantısının gündemine ise yeni görevden alma kararları gelmedi. Bazı MYK üyeleri görevden alma gibi teşkilatla ilgili kararların konuşulduğu MYK’lerin tartışmalı geçtiğini aktarırken, bu haftaki MYK’de konunun gündeme gelmemesi nedeniyle toplantının diğer toplantılara göre daha kısa sürdüğünü ifade etti. Bir MYK üyesi, toplantı için “Görevden almalar olmayınca MYK toplantıları daha erken bitiyor” diye konuştu.

48 il yönetimi için 31 denetçi görevlendirildi

CHP’nin yerel seçimler öncesinde parti örgütlerini dinleme, eksiklikleri belirleme ve güçlendirme çalışmalarına bir yenisi eklendi. CHP yönetimi Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Orta Anadolu’daki 48 il yönetimi için 31 denetçi görevlendirdi. Edinilen bilgiye göre eski ve yeni milletvekilleri ile Parti Meclisi üyelerinden oluşan denetçiler 48 il ve bu illerin ilçelerinde denetimler gerçekleştirecek.

Parti örgütlerinin seçim sürecinde nasıl çalışmalar yaptığını, yerel seçimlere ne kadar hazırlanıldığını kayda geçirecek olan denetçiler eleştiri ve özeleştirileri dinleyerek raporlaştıracak. Kongre sürecinde her mahallede delege seçimleri için sandık kurmayı hedefleyen CHP’nin denetçileri deprem bölgesinde bu fiziki şartların olup olmadığını da yerinde gözleyecek. CHP’nin gelecek hafta oluşturacağı yeni denetçiler kalan 33 il yönetimini denetlemesinin ardından hazırlanacak raporu MYK’ye sunacak.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun geçtiğimiz hafta yaptığı “değişim” çağrısının yankıları CHP Genel Merkezi’nde bu hafta da sürdü. Edilen bilgiye göre geride kalan iki haftada 100’ün üzerinde CHP’li belediye başkanı CHP Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Burada görüşmeler gerçekleştiren belediye başkanlarının Kılıçdaroğlu’nun yerel seçimlere kadar partinin başında kalması yönünde destek verdiği öğrenildi.

CHP’de “değişim” çağrısıyla Bolu’dan Ankara’ya yürüyen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın yürüyüşü 12 Temmuz Çarşamba günü saat 17.00’de CHP Genel Merkezi’nde bir açıklamayla son bulacak. Edinilen bilgiye göre Özcan’ı CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın karşılayacak. Akın’ın Özcan’ı genel merkeze davet ederek taleplerini dinlemesi ve ardından bunları Kılıçdaroğlu’na aktarması planlanıyor.

CHP’de bir diğer gündem ise hem Genel Kurul’da hem de Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülecek maaşlara ek zam ve ek bütçe paketi oldu. Kurmaylarından tekliflerle ilgili bilgi alan CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun, Meclis’te etkin muhalefet talep ettiği ve milletvekillerinin teklifleri engelleyici adımlar atmasını istediği öğrenildi

Paylaşın

CHP’li Bülent Kuşoğlu: ‘Kemal Bey Gitsin’in Bir Anlamı Yok

Parti içi “değişim” tartışmalarına değinen CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, “Kemal Bey bu değişimin, yenilenmenin öncüsü olmuştur. 48’e kadar bunu çıkarmıştır. 48’e 51 yapacak olan kişi ya da kişiler önce adayım desin. Gelsin, nasıl yapacağını göstersin, o koltuğa otursun. Ben de arkasında olurum” dedi ve ekledi:

“Kemal Bey hiçbir zaman ‘Ben bu koltukta devamlı oturacağım. Bundan sonraki dönemde de adayım’ demiyor. Değişim, yenilenme tamam ama ne yönde, nasıl, kimlerle? Sadece, yarım ağızla ‘Kemal Bey gitsin’i anladık şimdiye kadar değişim taleplerinden. Sadece ‘Kemal Bey gitsin’in bir anlamı yok. Partili de bu bakışı benimsemedi zaten.”

Kuşoğlu, CHP’de Olağan Kurultay’ın Kasım ayında gerçekleşeceğini söyledi. Kuşoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına dair ise “Kılıçdaroğlu aday olur, yerel seçim sonrasında yeni bir değerlendirme yapar” dedi.

Cumhuriyet’ten İklim Öngel’e konuşan Bülent Kuşoğlu, CHP’de devam eden değişim tartışmalara ilişkin yaptığı değerlendirmede “Sadece, yarım ağızla ‘Kemal Bey gitsin’i anladık şimdiye kadar değişim taleplerinden” ifadesini kullandı. Kuşoğlu,  “Sadece ‘Kemal Bey gitsin’in bir anlamı yok. Partili de bu bakışı benimsemedi zaten” dedi.

Kuşoğlu, “Kılıçdoğlu değişmeli mi?” sorusuna verdiği yanıtta şunları söyledi: “Kemal Bey bu değişimin, yenilenmenin öncüsü olmuştur. 48’e kadar bunu çıkarmıştır. 48’e 51 yapacak olan kişi ya da kişiler önce adayım desin. Gelsin, nasıl yapacağını göstersin, o koltuğa otursun.

Ben de arkasında olurum. Kemal Bey hiçbir zaman ‘Ben bu koltukta devamlı oturacağım. Bundan sonraki dönemde de adayım’ demiyor. Değişim, yenilenme tamam ama ne yönde, nasıl, kimlerle? Sadece, yarım ağızla ‘Kemal Bey gitsin’i anladık şimdiye kadar değişim taleplerinden. Sadece ‘Kemal Bey gitsin’in bir anlamı yok. Partili de bu bakışı benimsemedi zaten.”

Kurultay kasım ayında

CHP’de il kongreleri sürecinin Ekim ayının sonunda biteceğini, Kasım ayının sonunda ise kurultayın gerçekleşeceğini kaydeden Kuşoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına ilişkin ise “Kemal Bey aday olur ama yerel seçim sonrasında yeni bir değerlendirme yapar” ifadesini kullandı.

Kuşoğlu şunları söyledi: “Kemal Bey 28 Mayıs akşamı ‘Ben bırakıyorum. Ne yaparsanız yapın deseydi bugün parti çok büyük bir kaos yaşardı. Bu büyük bir haksızlık olurdu partiye karşı.

48’e kadar çıkarılmış olan muhalefet hareketine de saygısızlık olurdu. Herkes çok büyük bir yanlış yaptığını, Türkiye’yi tam 48’e getirmişken yani sonuç almaya çok yaklaşmışken bıraktığını söylerlerdi. Ama o şimdi ‘Yakında bir seçim var. Türk siyasetini sağlam bir yere kadar götüreceğim. Karmaşa ve kaos olmadan’ diyor.”

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu’ndan “Yenilenme” Mesajı

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı CHP’de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, ‘yenilenme’ mesajı verirken, İmamoğlu’nun ‘değişim’ bildirisine karşı kamuoyuna açıklama yapacağının sinyalini verdi.

Independent Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, kurultaya giderken partide oluşan İmamoğlu-Kılıçdaroğlu bölünmesini şu sözlerle değerlendirdi:

”Yıllardır söylüyorum. Ki bunu kamuoyu önünde de söyledim. Kişi endeksli bir politika asla doğru değildir. 100 yıllık bir parti bir kişiye asla teslim edilemez. Hiç kimse ‘Kemalci’ olmasın. CHP’de kişi endeksli bir politika olmaz…”

Tüzüğün yanı sıra programda da revizyona gidileceği mesajını veren Kılıçdaroğlu, ”Program değişikliğine de ihtiyacımız var. Bu konuda da yapılan güzel çalışmalar var. Yetiştirebilirsek bu çalışmayı da kamuoyunun tartışmasına açmayı düşünüyoruz” dedi.

“Değişim’e karşı ‘yenilenme'”

Değişim tartışmalarına ilişkin hazırlıklarını kamuoyu ile paylaşacağını belirten Kılıçdaroğlu, ”Gerçek yenilenmeyi göreceksiniz… Bu konuda gerekli açıklamaları, çalışmalar olgunlaştıktan sonra kamuoyu ile paylaşacağım” dedi.

Seçim sonuçlarını ve ittifak modelini değerlendiren Kılıçdaroğlu, ‘Altılı Masa ile devam edecek misiniz’ sorusuna kesin yanıt vermekten kaçınarak ”6’lı Masa ile yürüttüğümüz politikayı doğru buldum. Partiler birlikte hareket edebilecekleri gibi ayrı ayrı da seçimlere girebilirler. Bunu zaman gösterecek” dedi.

Akşener’in İYİP kurultayındaki “En büyük pişmanlığım CHP’den 15 milletvekili istememdi” sözlerine değinen Kılıçdaroğlu, ”Akşener partisinin nabzını tutmak zorundadır” dedi.

Yerel seçimlerde HDP ve İYİP’in destek vermedikleri senaryoya karşı hazırlıklı oldukları sinyalini veren Kılıçdaroğlu, ”Biz politikalarımızı sanki hiç ittifak olmayacakmış gibi belirlemek zorundayız. İttifakların olması elbette olumlu sonuçlar verecektir. Tek seçenekli politika zaten olmaz…  Tek kanatlı kuşun uçmayacağı gibi…” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Götüremez Bunlar, Gidecekler

Son zamlara ilişkin değerlendirme yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Gidecekler bunlar… Götüremez bunlar, gidecekler. Bunu söyledik ama inandırıcı olmadı. Belki inandıramadık halkı ama halk yaşayarak bunu görecek” dedi ve ekledi:

“Bakın ‘5’li çetelerden vergi alacağım’ diyor. Kimlerden vergi alacak? KDV’yi arttırdı, ÖTV’yi arttırdı, motorlu taşıt vergisini arttırdı. 5’li çetelerin yurtdışındaki paralarını niye getirmiyorlar? 5’li çeteler Türkiye’yi bu kadar seviyorlarsa… Erdoğan kendi ailesinin mal varlığını Türkiye’ye niye getirmiyor? Getirsinler Türkiye’ye!.. Ülke zor durumda.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, son günlerde üst üste yapılan zamlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sözcü yazarı Saygı Öztürk‘e konuşan Kılıçdaroğlu, uygulanan ekonomi politikasının tam bir ekonomi soykırım olduğunu ifade etti.

“Nedeni de şu! 85 milyon insan bir avuç insana çalışır hale getirildi” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Yapılan zamlardan büyük bir kesim, 80 milyon, 85 milyon etkileniyor ama bu yapılan zamlardan nemalanan bir avuç insan var. O nedenle bir ekonomik soykırımdır diyorum. Çiftçisi, işçisi, emeklisi, memuru… Herkes bundan zarar görüyor. Ekonomik soykırımdan bedel ödüyor bunların tamamı. Bunlara ‘efendim maaşınıza zam yaptım’ deniyor ama öbür taraftan ekmeğinden tutun suyuna kadar her şeyine zam yapılarak bir elden verdiğini öbür elden yani kaşıkla verdiğini kepçeyle alıyor.”

“Niye ‘ekonomik soykırım’ diyorum?” diyerek devam eden Kılıçdaroğlu, “Çünkü dolar bazında ihale alanlar, dolar bazında devlete borç verenler, dolarla bankalarda mevduat hesabı tutanlar, kur korumalı mevduat hesabı dolar bazında garanti edenler buradan olağanüstü gelir elde ediyorlar, olağanüstü… Bunların hiçbir şekilde ekonomik gidişten zararlı değil” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri, şunları ifade etti: “Tam tersine izlenen ekonomik politikadan nemalananlar. Milyonlarca kişiyi perişan ediyorsunuz, bir avuç insana kaynak aktarmak için. Yani 5’li çeteler buradan en büyük yararı sağlayanlar. Kamu-özel işbirliğiyle büyük avantaj sağlayanlar bunlar. Çünkü bunlar devlete bütün işlerini dolar endeksli yaptılar, döviz endeksli yaptılar. Bunların zararı asla söz konusu değil. Bunlar 85 milyon kanını emen insanlar ve bu kanlarını emen insanlara yol açan da alınan ekonomik kararlar. Onun için bunlara ekonomik soykırım diyorum.”

“Batı’ya gidemiyorlar, Körfez ülkelerine yalvarıyorlar”

“Şimdi bunlar içerden dışarıdan para bulamadıkları için içeriden bu zamları yaparak, içeriden bu insanların haklarını emeklerini alın terlerini sömürüyorlar” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Şimdi dışarıya gidiyorlar, yalvarıyorlar ‘bize para verin’ diye. Batı’ya gidemiyorlar dikkatinizi çekeyim… Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika’ya vs gidemiyorlar. Gidiyorlar Körfez ülkelere, yalvarıyorlar yakarıyorlar. Bakanları gönderiyorlar. Kendileri de en sonda gidecekler. Şimdi Mısır’la görüşmeye çalışıyorlar bir şekilde. ‘Acaba oradan da bir şeyler alabilir miyiz’ diye. İlk kez Türkiye Cumhuriyeti tarihinde devletin itibarı bu kadar ayaklar alına alınmıştır. Hiçbir hükümet yalvar yakar, batının egemen güçleri önüne gidip diz çöküp para dilenmemiştir.”

“Ekonomik soykırımın ikinci boyutu da budur, dışarısıdır” diyen Kılıçdaroğlu, “Şimdi onlar ‘Evet, size vereceğiz ama en karlı işletmelerinizi bize verirseniz size veririz’ diyorlar. ‘Onları bize satacaksınız. Ama sizin istediğiniz koşullarda değil bizim istediğimiz koşullarda bize verirseniz size para veririz’ diye. Geldiğimiz nokta budur bir ekonomik soykırımla Türkiye karşı karşıyadır” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı, şöyle devam etti: “Gidecekler bunlar… Götüremez bunlar, gidecekler. Bunu söyledik ama inandırıcı olmadı. Belki inandıramadık halkı ama halk yaşayarak bunu görecek. Bakın ‘5’li çetelerden vergi alacağım’ diyor. Kimlerden vergi alacak? KDV’yi arttırdı, ÖTV’yi arttırdı, motorlu taşıt vergisini arttırdı. 5’li çetelerin yurtdışındaki paralarını niye getirmiyorlar? 5’li çeteler Türkiye’yi bu kadar seviyorlarsa… Erdoğan kendi ailesinin mal varlığını Türkiye’ye niye getirmiyor? Getirsinler Türkiye’ye!.. Ülke zor durumda.”

“Türkiye çok zor durumda”

“Sen vatandaşın alın terini sömürüyorsun” vurgusunu yapan Kılıçdaroğlu, ‘Ben götürdüm ama şimdi tamamını getiriyorum. Türkiye zor durumda’ desinler. Niye getirmiyorlar? Niye ‘Dolar bazında ihaleleri ya artık Türk lirasına çevirelim. Türkiye çok zor durumda… İşçinin üstüne fazla gitmeyin. Emeklinin üstüne fazla gitmeyin. Üreticinin üstüne fazla gitmeyin’ demiyorlar. Üreticiler, sanayiciler, gerçek anlamda sanayiciler, gerçek anlamda üreticiler de perişan vaziyette. Sistemden yararlananlar, dolarla devlete borç verenler, dolarla mevduat hesabı açanlar, dolarla kamudan ihale yapılanlar, bütün bunların keyfi yerinde. Bunlardan ‘5 kuruş para getir devlete öde’ diyen de yok. Çünkü bunlar bu ekonomik soykırım çerçevesinde halkın kanını emenler bunlar.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP’de “1994 travması” Yeniden Yaşanabilir Uyarısı

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı CHP’de Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ısrarının partiye yeniden “1994 travması” yaşatabileceği uyarısında bulunanlar var.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; 26 Mart 1994 yerel seçimlerinde CHP tarafından yönetilen İstanbul, Ankara ve İzmir’de büyükşehir belediyelerinin kaybedildiğini hatırlatan değişimciler, yeni yapılan bir araştırmaya göre CHP’nin seçim sonrası oyunun yüzde 20 altına kadar gerilediğine dikkat çekerek, “Böyle gidersek seçmen 94 seçimlerinde olduğu gibi partimizi cezalandıracak. Bu tabloyu hak etmiyoruz. Buna izin vermemeliyiz” diyor.

Seçim yenilgisinin ardından “değişim” tartışmasının yaşandığı CHP’de endişeler büyüyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan kendisini de içine alacak bir değişime önderlik etmesi çağrısı karşılık bulmadı.

Parti üst yönetiminde bazı değişimler yapmakla yetinen Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday olmak istediği, yerel seçimlere kadar partisinin başında kalmayı hedeflediği değerlendiriliyor.

Ancak değişim çağrısı yapanlar bu bakışın partiyi daha da gerileteceği görüşünde. Kılıçdaroğlu’nun ısrarının partiye yeniden “1994 travması” yaşatabileceği uyarısında bulunanlar var.

26 Mart 1994 yerel seçimlerinde CHP tarafından yönetilen İstanbul, Ankara ve İzmir’de büyükşehir belediyelerinin kaybedildiğini hatırlatan değişimciler, yeni yapılan bir araştırmaya göre CHP’nin seçim sonrası oyunun yüzde 20 altına kadar gerilediğine dikkat çekerek, “Böyle gidersek seçmen 94 seçimlerinde olduğu gibi partimizi cezalandıracak. Bu tabloyu hak etmiyoruz. Buna izin vermemeliyiz” diyor.

Paylaşın