“AK Parti, Kur Korumalı Mevduat Bombasını Devalüasyonla Çözmek İstiyor”

“AKP, KKM bombasını devalüasyon ile çözmek istiyor” diyen CHP’li Özgür Karabat, KKM’de biriken tutarın 3 trilyon 357 milyar olduğunu ve bunun toplam mevduatın yarısına yakın bir seviyeye denk geldiğini hatırlatarak “Burada devletin yapacağı ödeme 600 milyar TL’yi aşacak gibi duruyor. Kur tutulamazsa, ki bu ihtimal oldukça yüksek, KKM’nin maliyeti trilyon liraları bulabilecek” dedi.

Karabat AKP’nin söz konusu riskin farkında olduğunu belirterek “Bir süre bu yatırımcılar TL’de yüksek faizle tutulacak. Yerel seçimler sonrasında TL devalüe edilip bu paraların reel değeri kaybolacak. Böylece KKM varlıklarının ekonomiye tehdidi bertaraf edilecek. Ancak bunun bedeli zincirleme şirket iflasları ve işsizlik olacak” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, hükümetin Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) çıkış için atacağı adımları sosyal medya hesabından madde madde sıraladı. Karabat’ın açıklaması şöyle:

“AKP, KKM bombasını devalüasyon ile çözmek istiyor:

1) Verilerle oynayan, yalan bilgilerle ekonomiyi iyi göstermeye çalışan AKP, yolun sonuna geldiğini anladı. Şimdi çok tehlikeli bir planı devreye aldılar. Tek tek anlatalım…

2) Kur Korumalı Mevduat (KKM) ile 2021’in Aralık ayından 2023 Mayıs’ına kadar zar zor gemiyi yüzdüren AKP, öve öve bitiremediği KKM’den şimdi kurtulmak istiyor. Çünkü algılarla ne kadar oynarsanız oynayın, matematik yalan söylemez.

3) KKM’nin büyüklüğü 3 trilyon 357 milyar TL’ye ulaştı. Toplam TL mevduatın yarısına yakın bir seviye. Ancak diğer mevduatlar bankaların yükümlülüğünde. KKM’de kamunun da yükümlülüğü var. Burada devletin yapacağı ödeme 600 milyar TL’yi aşacak gibi duruyor.

4) Kur tutulamazsa, ki bu ihtimal oldukça yüksek, KKM’nin maliyeti trilyon liraları bulabilecek. Risk ne kadar büyük, GSYH ile karşılaştıralım. GSYH 2023 ilk çeyreğinde cari fiyatlarla 4,6 trilyon TL oldu. 2022’de yıllık GSYH 15 trilyon TL seviyesindeydi

5) 3,3 trilyon liralık devasa bir menkul birikiminin dövize gitmemesi için KKM taahhüdü yatırımcıyı durduruyordu. Şimdi bankalara KKM yapmayın talimatı verildi. Karşılığında KKM’ler yüksek faiz vaatleri ile mevduat hesaplarına çekilecek. Böyle döviz taahhüdü kalkmış olacak.

6) Bir süre bu yatırımcılar TL’de yüksek faizle tutulacak. Yerel seçimler sonrasında TL devalüe edilip bu paraların reel değeri kaybolacak. Böylece KKM varlıklarının ekonomiye tehdidi bertaraf edilecek. Ancak bunun bedeli zincirleme şirket iflasları ve işsizlik olacak.

7) AKP, seçim sonrasında çıkıp “Döviz olması gereken yere geldi, KKM sorunu çözüldü, şimdi toparlanma zamanı” deyip ondan sonraki 4 yıl boyunca yeni bir masal anlatacak. Ama bunların hiçbiri tutmaz.

8) Öyle plansız ve öngörüsüz politikalar yürütülüyor ki, KKM’nin bu kadar büyüyeceği, 2022 milli gelirinin 5’te 1’i seviyesine ulaşabileceği tahmin bile edilemedi. Şimdi ondan kurtulmak için de yıkıp dökecekler.“

Paylaşın

CHP’den Ali Babacan Açıklaması: Çok Aldırmamak Lazım

DEVA Partisi Lideri Ali Babacan’ın “CHP tek başına seçim kazanamaz” şeklindeki sözlerin yanıt veren CHP’li Gökhan Günaydın, “Yüzde 2‘lik olup olmadığı belli olmayan insanların atıp tutmalarına çok aldırmamak lazım” dedi ve ekledi:

“Sandık sonuçlarını bilemiyoruz. Sandık çıkış anketlerini biliyoruz ama onları da kimse mahcup olmasın diye söylemiyoruz. ‘Tek başınıza seçim mi kazanabilirsiniz?’ sorusuna ‘Kazanacağımız yerler var, kazanamayacağımız yerler var’ şeklinde cevap veririz. Peki aynı soruyu biz sorsak yanıtı var mı bu sorunun?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın “CHP tek başına seçim kazanamaz” şeklindeki sözlerin yanıt verdi.

Halk TV’deki ‘Kayda Geçsin’ programında gazeteciler Şule Aydın, Timur Soykan ve Murat Ağırel’in sorularını yanıtlayan Günaydın, DEVA Partisi lideri Babacan’ı CHP’ye ilişkin sözleri nedeniyle isim vermeden eleştirdi.

Günaydın, “Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi, belki İYİ Parti onlara katılır katılmaz bilmem, belki Demokrat Parti… Onlar milletvekilliği seçimlerinde kendi aralarında bir ittifakla girselerdi de, cumhurbaşkanlığı seçiminde tıpkı İYİ Parti’nin yaptığı gibi tek adaya ortak oy verselerdi, kim kaybederdi?” ifadelerini kullandı.

“Yüzde 2‘lik olup olmadığı belli olmayan insanların atıp tutmalarına çok aldırmamak lazım” diyen Günaydın, sözlerine şöyle devam etti:

“Sandık sonuçlarını bilemiyoruz. Sandık çıkış anketlerini biliyoruz ama onları da kimse mahcup olmasın diye söylemiyoruz. ‘Tek başınıza seçim mi kazanabilirsiniz?’ sorusuna ‘Kazanacağımız yerler var, kazanamayacağımız yerler var’ şeklinde cevap veririz. Peki aynı soruyu biz sorsak yanıtı var mı bu sorunun?”

Ali Babacan ne demişti?

Mayıs ayında yapılan seçimlerde CHP listelerinden 15 milletvekilini Meclis’e sokan DEVA Partisi’nin lideri Ali Babacan, geçen günlerde konuk olduğu Habertürk yayınında CHP’ye yönelik eleştirel değerlendirmelerde bulunmuştu.

“Özellikle seçim kaybedildikten sonra CHP’yi destekleyen medya, köşe yazarları, yorumcular biz ve diğer partiler için şiddetli bir şekilde ‘CHP bunları niye taşıdı, CHP bunlarla niye beraber oldu, niye bu kadar milletvekili verdi’ dediler” diyen Babacan, şu yorumu dile getirmişti:

“Bu sesi çok çıkanlara soruyorum: CHP’nin kendi başına bugün herhangi bir seçime girip Türkiye genelinde, Türkiye’nin tümü için kazanması mümkün mü? Ya siz hayal mi görüyorsunuz? Bu ülke öyle bir ülke mi? Bu ülkede ekseriyetin durduğu bir yer var.

AK Parti’ye oy veren seçmen şu anda ‘Allah bizi korumuş’ diyor. ‘Demek ki o zihniyet duruyor. Erdoğan’a karşı çıkıp parti kurmuş Ali Babacan’a bunu söyleyenler, CHP’nin içinde olduğu ittifak kazanırsa bize neler neler yaparlar diye düşünüyor AK Partili seçmen. İnanın bu dar ideolojik bakış olduğu sürece iflah olmaz.”

Paylaşın

CHP’li Kurmaylar: Parti Yerel Seçimlere Kilitlendi

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan değişim tartışmaları devam ederken, CHP’li kurmaylara göre parti yerel seçimlere kilitlenmiş durumda. Seçimin kaybedilmesinin ardından açığa çıkan travmanın sönümlendiğini belirten kurmaylara göre bu dönem 2018 yılını andırıyor.

Türkiye’de 2018 yılında büyük bir sistem değişikliği yaşandığını, 2019 yılında muhalefetin büyük bir başarı elde ettiğini, aynı durumun tekrarlanabileceğini işaret eden bir CHP’li isim, “Kılıçdaroğlu seçimler için çok hırslandı. Bizde olmayan belediyelerin de alınması için çok ciddi bir adanmışlığı var. Kurultay sürecinin ardından bunun daha da anlaşılacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında bir araya geldi. MYK toplantısının ana gündemi, kur korumalı mevduat (KKM) sisteminde yapılan değişiklik ve ekonomi alanında yaşanan dar boğaza karşı atılması gereken adımlar oldu.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan‘ın edindiği bilgilere göre CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu kurmaylarına ekonomik tablonun görünür kılınması için daha fazla sahada olunması talimatı verdi. Hafta sonunda çiftçilerin ve besicilerin sorunlarını dinlemek için Ankara yakınlarında bir köye giden Kılıçdaroğlu’nun da daha fazla saha programı organize edeceği, toplumun ekonomik anlamda dezavantajlı gruplarıyla buluşacağı öğrenildi.

CHP MYK’nin bir diğer başlığı da partinin ve Cumhuriyet’in 100’üncü yıl etkinliklerine ilişkin oldu. Buna göre 9 Eylül tarihinde Ankara’da yapılacak programla birlikte ‘100’üncü yıl programlarının’ startı verilmiş olacak. 29 Ekim tarihine kadar Türkiye’nin farklı kentlerinde yapılacak programların “görkemli” olacağını ve bu ölçüde hazırlanıldığını belirten kurmaylara göre yerel seçimlere ilişkin partinin söylemleri de bu organizasyonlarda görünür olmaya başlayacak.

Öte yandan CHP’de hafta içerisinde deprem bölgesi Hatay’a yapılan ziyaretin sonuçları da masaya yatırıldı. CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal başkanlığındaki heyetin yaşanan sorunları aktarmasının ardından MYK diğer deprem bölgelerine de ziyaret kararı aldı. CHP’li kurmaylara göre parti yerel seçimlere kilitlenmiş durumda. Seçimin kaybedilmesinin ardından açığa çıkan travmanın sönümlendiğini belirten kurmaylara göre bu dönem 2018 yılını andırıyor.

Türkiye’de 2018 yılında büyük bir sistem değişikliği yaşandığını, 2019 yılında muhalefetin büyük bir başarı elde ettiğini, aynı durumun tekrarlanabileceğini işaret eden bir CHP’li isim, “Kılıçdaroğlu seçimler için çok hırslandı. Bizde olmayan belediyelerin de alınması için çok ciddi bir adanmışlığı var. Kurultay sürecinin ardından bunun daha da anlaşılacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP’de ‘değişim’ tartışmalarının ardından parti içerisinde başlayan kurumsallaşma çabalarının sonucunda tüzük ve program değişikliği için de harekete geçildi. Edinilen bilgiye göre parti üyelerinden CHP’ye tüzükte yapılması gereken değişikliklere dair 10 bine yakın yazılı öneri geldi. Eylül ayı ortasında gelen öneriler doğrultusunda yeni tüzük taslağının oluşturulacağını belirten kurmaylar, ekim sonu ya da kasım başı gibi yapılacak büyük olağan kurultaydan önce iki günün de tüzük kurultayına ayrılacağını söyledi.

Edinilen bilgiye göre partililer yoğunlukla mahalle delege seçimlerindeki küskünlüklere dikkat çeken öneriler sundu. Mahallelerde seçim yapılmadan ilçe başkanlarının belirlenmesi için çalışmalar yürüten CHP’lilerin formüllerinden biri de ilçedeki üyelerin tamamının katılımıyla seçim yapılması ve ilçe başkanlarının bu yöntemle belirlenmesi.

Bunun “devrimsel nitelikte” olacağını belirten partililerin aktarımına göre tüzük değişikliği için gelen önerilerden biri de kadın ve genç kotasının yanı sıra “engelli kotasının” getirilmesi.

Milletvekilliği süresinin sınırlandırılması için önerilerin de dile getirildiğini ifade eden partililere göre “eğer ön seçim olmadan adaylar belirlenirse bir kişi en fazla üç dönem milletvekilliği yapsın” önerisi de kuvvetli bir şekilde masada duruyor. CHP’de 14 ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından başlayan kurultay süreci kapsamında ilçe kongrelerinin yarısından fazlası da tamamlandı.

Eylül ayının ortasında başlayacak il kongreleri öncesinde ortaya çıkan sonuçlar da parti yönetimi tarafından yakından takip ediliyor. ‘Değişim’ talep edenler ile CHP Genel Merkezi arasında ortaya çıkan sonuçların kıyaslanmaması gerektiğini belirten bir CHP’li kurmaya göre süreç genel merkezin müdahalesi olmadan devam ediyor.

Seçilen ilçe başkanlarının CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na “bağlılıklarının” ortada olduğunu belirten kurmay, “Bu algı yaparak edinilecek bir iş değil. Ekim sonu, kasım başı kurultayımızı yapmak istiyoruz. Bir ilçe başkanının değişiyor olması da çok önemli değil. Örneğin Bağcılar’da Murat İmrek’ti, yarıştığı kişi Murat Sönmez’di, kıl payı Murat Sönmez kazandı. Üç yıl önceki kongrede yine bu iki isim yarışmış kıl payı Murat Sönmez’e karşı Murat İmrek o zaman seçimi kazanmıştı. Bunun değişimle, genel merkezle ya da şunla bunla ilgisi yok. İlçe başkanı el değiştirince genel merkeze muhalif yapı çıktığı anlamına gelmesin” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun karşısında büyük kurultayda aday olabileceği uzun süre konuşulan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun geçtiğimiz hafta yaptığı açıklama CHP’deki bu tartışmayı sönümlendirdi.

Özgür Özel aday olmayacak

İmamoğlu’nun “İstanbul için yola çıkıyorum” sözlerinin ardından gözlerin çevrildiği CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partinin en üst organı olan MYK toplantısına katıldı. CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in, “Aday olursam benden duyarsınız” açıklamaları yaptığı süreçte partililere göre Özel Kılıçdaroğlu’nun karşısında aday olmayacak.

Kurultayda Kılıçdaroğlu’nun karşısına aday çıkacağını düşünmediğini, çıkarsa da bunun demokrasi açısından önemli olduğunu belirten bir kurmay, Özgür Özel’in aday olmayacağını düşünmesine dair, “Türkiye haritası karşımda. Kongre sürecinde ilçe ve illerden gelen sonuçlara bakıyorum. Ne oranda destek bulur bilmiyorum. Sonuç alabilir mi, mümkün değil. Buna kurultay delegeler karar verecek ve gelen sonuçları görüyoruz. Oraya gitmek için il başkanlarından ’50-60’ı Özgür Özgür’ diyecek ki gidesin, seçilesin. Günün sonunda bu tablo açığa çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP’den Mansur Yavaş Haberine Yalanlama: Neden Başka İsim Arayışına Girelim?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı (ABB) Mansur Yavaş’ın yerine eski CHP Milletvekili Levent Gök’ün parti yönetimine önerildiği iddiasını yalanlayarak, “Neden başka isim arayışına girelim?” dedi.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal, kulislerde kulislerde CHP’de Ankara Büyükşehir Belediyesi için Mansur Yavaş’ın yerine önceki dönem Ankara milletvekili olan Levent Gök’ün ABB için adının geçtiğini gündeme getirmişti.

Habere göre, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Yavaş için “Mansur Bey yeniden aday olmalı” demesine karşın, partide seçim sonrası başlayan “değişim” sürecini örnek gösteren partililer, “CHP’nin kendi içinden çıkardığı isimlere dönebileceğini” belirttiği iddiasına yer verildi.

CHP’den Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre, parti olarak yaptırdıkları araştırmalardan 11 büyükşehir belediye başkanının başarılı bulunduğunu belirtti. Zeynel Emre, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada ne kendilerine Levent Gök ismi önerildiğini ne de CHP yönetiminin Mansur Yavaş yerine başka bir ismi düşündüğünü söyledi.

“Memnuniyet oranı oldukça yüksek”

CHP Genel Merkezi’nin şu anda kurultay çalışmalarına yoğunlaştığını ve Türkiye’nin hiçbir ili için belediye başkan adaylığı konusunun gündemlerinde olmadığını belirten Zeynel Emre şunları söyledi:

“Parti yönetiminin şu anda öncelikli konusu Tüzük değişikliği ve kurultay çalışmaları oluşturuyor. Yerel seçimlerde belediye başkan adaylıklarını şu ana kadar hiç gündemimize almadık. Bu daha sonraki bir konu. Partimiz belediye başkanları hakkında halk memnuniyetini ölçen araştırmaları düzenli olarak yaptırıyor. Bu araştırmalarda on bir büyükşehir belediye başkanımızın çalışmalarından memnuniyet oranı oldukça yüksek çıkıyor.

Hele hele Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş en üst sırada çıkıyor ki, bu kadar beğenilen bir belediye başkanının yerine aday arayışına girmek çok anlamsız olur. Ne genel başkana bu yönde bir öneri gelmiştir ne de böyle bir önerinin kabul edilebilirliği vardır. Sayın Genel Başkanımız bu haberden rahatsız olduğunu iletti. Kesinlikle Mansur Başkan’ın yerine bir aday arayışımız yoktur.”

İYİ Parti ile bazı il ve ilçe pazarlıklarının el altından yürütüldüğüne ilişkin haberlere ilişkin de konuşan Emre, “Öyle haberler kulis diye çıkıyor ki, şaşırıp kalıyoruz. İYİ Parti’nin bizden İzmir’i istediğine ilişkin haberler de bu kulis haberlerinden biri. Kesinlikle doğru değil. Bu parti ile ne açık ne örtülü bir belediye pazarlığı yapılmış değildir. Hele hele İzmir’i pazarlık konusu yapmak olacak iş değil” dedi.

Paylaşın

Türk Lirası Mevduatlarında Yıllık Kayıp Yüzde 21’i Geçti

Türk lirası cinsinden tasarrufların, enflasyon karşısında eridiğini aktaran CHP’li Gürer, vadeli Türk lirası cinsinden tutulan mevduatların, temmuzda reel olarak yüzde 6,9, son altı ayda yüzde 12,4 ve son bir yılda yüzde 21,3 oranında azaldığını ifade etti.

Dolar olarak değerlendirilen tasarrufların ise son bir ayda reel olarak yüzde 4,2, son altı ayda yüzde 14,8 gelir sağladığına dikkat çeken Gürer, şu bilgileri verdi: Euro cinsinden tutulan tasarruflar ise temmuzda aylık olarak yüzde 6,5, son altı ayda yüzde 17,8 ve son bir yılda yüzde 11 oranında reel olarak büyüdü. Altın ise tasarruf sahibine temmuzda reel olarak yüzde 4, son altı ayda yüzde 17,2 ve son bir yılda yüzde 15,3 oranında kazandırdı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayat pahalılığı ve yüksek enflasyonun, vatandaşı borçlanmaya yönelttiğini, borcunu ödeyemediği için icralık olanların sayısının ise her ay arttığını belirtti. Liranın dolar karşısında kaybının devam ettiğine dikkat çeken Gürer, “kendi paramızla ülkeler arası ticaret yapacağız masalından kendi paramızın dolar karşısında dayanım gücünü koruyamaz noktaya erdik” dedi.

Resmi veriler üzerinden icra dairelerine gelen dosya sayılarındaki artışa dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “1 Ocak- 18 Ağustos 2023 tarihleri arasında icra dairelerine gelen yeni dosya sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59 oranında artarak 8 milyon 947 bin oldu” dedi.

Ömer Fethi Gürer, ağustos ayı itibariyle UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısının 21 milyon 783 bin olduğuna dikkat çekti.

Borçlanma maliyetlerindeki artışa rağmen vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borç bakiyesinin 4-11 Ağustos haftasında 25,1 milyar lira artarak 2 trilyon 343 milyar liraya ulaştığını belirten CHP’li Gürer, “Söz konusu haftada tüketici kredilerinde 6,9 milyar, kredi kartı borç bakiyesinde ise 18,2 milyar liralık artış yaşandı. Yıl başından bu yana tüketici kredileri yüzde 30,4 artarak 1 trilyon 461 milyar liraya, kredi kartı borç bakiyesi ise yüzde 94,4 oranında artarak 882 milyar liraya kadar çıktı” dedi.

Ömer Fethi Gürer, bankaların zamanında tahsil edilemediği için icra takibine aldıkları vatandaşlardan olan kredi alacaklarının da yılbaşından bu yana 7,1 milyar liralık artışla 37,4 milyar liraya çıktığına işaret etti.

Türkiye’de ekonominin iyi yönetilememesinin acısını vatandaşın yaşadığına vurgu yapan Gürer, Türk lirası cinsinden tasarrufların, enflasyon karşısında eridiğini aktardı. Ömer Fethi Gürer, Vadeli Türk lirası cinsinden tutulan mevduatların, temmuzda reel olarak yüzde 6,9, son altı ayda yüzde 12,4 ve son bir yılda yüzde 21,3 oranında azaldığını ifade etti.

Dolar olarak değerlendirilen tasarrufların ise son bir ayda reel olarak yüzde 4,2, son altı ayda yüzde 14,8 gelir sağladığına dikkat çeken CHP’li Gürer, şu bilgileri verdi: Euro cinsinden tutulan tasarruflar ise temmuzda aylık olarak yüzde 6,5, son altı ayda yüzde 17,8 ve son bir yılda yüzde 11 oranında reel olarak büyüdü. Altın ise tasarruf sahibine temmuzda reel olarak yüzde 4, son altı ayda yüzde 17,2 ve son bir yılda yüzde 15,3 oranında kazandırdı.

“Yoksulluk yaygınlaşırken mutlu azınlık keyfine bakıyor”

Ömer Fethi Gürer, “AKP iktidarlarının uyguladığı yanlış ekonomi politikalarının bedelini yurttaşın ödemektedir. Her gün birden çok ürüne zam gelmektedir. Şeker pancarı taban fiyatı halen açıklanmamışken neredeyse her hafta şekere zam gelmeye başlamıştır. Bu hafta 50 kg şekerin fabrika fiyatı 1212 TL’den 1262 TL’ye çıkmıştır. Türkşeker’in Mart 2022’de yapmış olduğu yüzde 31 zam sonrası 50 kiloluk şekerin çuval fiyatı 550 TL’ye yükselmişti.

Aradan geçen sürede şeker fiyatı 1262 TL erdi. Her fiyat artışı da şekerden mamul ürün fiyatlarını artırıyor. Şeker bir örnek. Ekonomide düzeliyor dedikçe iktidarın eli vatandaşın cebine gidiyor. Hızla yoksulluk yaygınlaşırken mutlu azınlık keyfine bakıyor. İktidarın zenginleştirdikleri ortalık güllük gülistanlık algısı yaratırken vatandaş nasıl geçineceği kaygısı taşıyor” diye konuştu.

(Kaynak: Gazete Pencere)

Paylaşın

CHP’li Özel’den “İttifak” Açıklaması: Seçime Doğru Bırakacağız

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, “Yüzde 50+1’lik siyaset, Türkiye’yi dikine kesen siyaseti dayatıyor. Bu da bizi ittifak siyasetine mahkum ediyor. Elbette 50+1 ile meşgul olacağız. Ama bunu yaparken birazcık seçime doğru bırakacağız” dedi ve ekledi:

“Çünkü bu seçimin ertesi günü başlayan ittifak meselesi seni birilerini kırmamak, birilerini karşına almamak, belli yerlerde bir başkasını kızdırmamak üzerinden kendi siyasetini üretememe, kendi siyasetini önerememe, kendi siyasetinde var olamama sonuçlarını doğruyor. O yüzden bence bundan sonra ittifak meselesini seçime yakın bir zamana bırakmak lazım.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, Manisa Büyükşehir Belediyesi İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda düzenlenen partisinin Yunusemre İlçe Başkanlığı Kongresi’ne katıldı.

Gazete Pencere‘nin aktardığına göre Özgür Özel, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ve ittifak konusuna değinerek şunları kaydetti:

“Yüzde 50+1’lik siyaset, Türkiye’yi dikine kesen siyaseti dayatıyor. Bu da bizi ittifak siyasetine mahkum ediyor. Elbette 50+1 ile meşgul olacağız. Ama bunu yaparken birazcık seçime doğru bırakacağız.

Çünkü bu seçimin ertesi günü başlayan ittifak meselesi seni birilerini kırmamak, birilerini karşına almamak, belli yerlerde bir başkasını kızdırmamak üzerinden kendi siyasetini üretememe, kendi siyasetini önerememe, kendi siyasetinde var olamama sonuçlarını doğruyor. O yüzden bence bundan sonra ittifak meselesini seçime yakın bir zamana bırakmak lazım.

Orada hep beraber boksörlerin, güreşçilerin yaptığı gibi müsabakadan önce herkesin bir tartıya çıkması lazım. Hangi sıklet olduğunu, kaç kilo bastığını göstermesi lazım. Ondan sonra bir ittifak yapılacaksa onun bir iç hukukunun yazılıp, ona göre bir şey alınacaksa, verilecekse, paylaşılacaksa gerçek sıkletler üzerinden tartıya çıkmak ve bunu öyle yapmak lazım.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan KKM Açıklaması: Bu Ağır Yükü 85 Milyon Beraber Ödeyeceğiz

Merkez Bankası’nın Kur Korumalı Mevduat kararını değerlendiren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Biz bunların olacağını daha önce söyledik. Saray Hükümetini defalarca uyardık. Bu sıkıntıları nasıl aşacağımızı “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” ile ortaya koyduk. Bugün geldiğimiz noktada haklı çıkmaktan hiç mutlu değiliz. Bu ağır yükü 85 milyon hep beraber ödeyeceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bütüncül bir program yerine, parça başına alınan kararlarla bu sorun çözülemez. KKM bu şekilde tasfiye edilemez. Parça başına alınan kararlar vatandaşlarımızı ve piyasaları daha da ürkütebilir. Kaş yapayım derken, göz çıkarılabilir. TCMB’nin son aldığı kararlarla ya bankalar mevduat faizlerini ciddi şekilde artıracak; ya da yüksek enflasyon ortamında millet KKM’den dövize koşacak. Peki, kasada döviz yokken bu nasıl karşılanacak?”

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Artık havanda su dövmeyin. Önümüzdeki bir yılda çevrilmesi gereken dış borç 206 milyar dolar. Hazine’nin sadece önümüzdeki dört ayda ödeyeceği dış borç 4,5 milyar dolar. Ama diğer tarafta ülkemizin döviz pozisyon açığı arşa çıkmış.

Vatandaşlarımıza ve piyasalara güven verecek bir programı artık derhal açıklayın. Eylül’de açıklayacağınız Orta Vadeli Program bu çerçevede önemli bir fırsattır. Herkese güven verecek para, maliye politikalarıyla, tutarlı bir makro ihtiyati çerçeveyi ortaya koyun.

Bu programla orta vadede KKM’den nasıl çıkacağınızın yol haritasını kamuoyuna açıklayın. Dolarizasyonu ve ülkemizin risk primini gerçekten düşürmek istiyorsanız, bu söylediklerimi mutlaka yapın. Aksi halde millet ve tarih huzurunda çok ağır vebal ödersiniz.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) Kur Korumalı Mevduat (KKM) kararını değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:

“Haftasonu piyasalar kapalıyken yine “kervan yolda dizilir” anlayışıyla, birtakım kararlar açıklandı. Alelacele alınan bu kararlar elbette sebepsiz değil. “Harç bitti, yapı paydos!” dememek için; suyunu çeken tulumbaya dolambaçlı yollardan su taşımaya çalışıyorlar.

TCMB, bir yandan bankaların yabancı para zorunlu karşılıklarını artırarak kuruyan döviz rezervlerini makyajlamaya; diğer yandan bankaların menkul kıymet tesisleriyle oynayarak, kapısının önüne terk edilen Kur Korumalı Mevduatın (KKM’nin) yükünü hafifletmeye uğraşıyor.

Rakamlar ortada… 17 Ağustos itibariyle, “TCMB net döviz pozisyon açığı (SWAP dahil)” 61 milyar $. “Kasa sıfır” demek için; 61 milyar $’a ihtiyaç var. TCMB’nin bilançosunda takip ettiği henüz gerçekleşmemiş kur farkı zararı ise 706 milyar lira.

Yine 17 Ağustos itibariyle TCMB’nin, büyük ölçüde KKM’den kaynaklanan zararı 565 milyar lira. Hazine’nin geçen yıldan bu yana KKM için ödediği 152 milyar lira da cabası. Bu ülke böyle bir ekonomik yıkım ve soykırımla daha önce hiç karşılaşmadı.

“En kötü senaryoda bile Hazine’ye yük gelmiyor” dedikleri KKM uygulaması; ülkenin kaynaklarını emen koca bir kara deliğe dönüştü. Sebep oldukları yüksek enflasyon Türk Lirasının “değer biriktirme” işlevini tamamen yok etti. KKM, dolarizasyonu çok yüksek seviyelerde katılaştırdı.

Biz bunların olacağını daha önce söyledik. Saray Hükümetini defalarca uyardık. Bu sıkıntıları nasıl aşacağımızı “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” ile ortaya koyduk. Bugün geldiğimiz noktada haklı çıkmaktan hiç mutlu değiliz. Bu ağır yükü 85 milyon hep beraber ödeyeceğiz.

Bütüncül bir program yerine, parça başına alınan kararlarla bu sorun çözülemez. KKM bu şekilde tasfiye edilemez. Parça başına alınan kararlar vatandaşlarımızı ve piyasaları daha da ürkütebilir. Kaş yapayım derken, göz çıkarılabilir.

“Kasada döviz yokken…”

TCMB’nin son aldığı kararlarla ya bankalar mevduat faizlerini ciddi şekilde artıracak; ya da yüksek enflasyon ortamında millet KKM’den dövize koşacak. Peki, kasada döviz yokken bu nasıl karşılanacak?

Artık havanda su dövmeyin. Önümüzdeki bir yılda çevrilmesi gereken dış borç 206 milyar $. Hazine’nin sadece önümüzdeki dört ayda ödeyeceği dış borç 4,5 milyar $.  Ama diğer tarafta ülkemizin döviz pozisyon açığı arşa çıkmış.

Vatandaşlarımıza ve piyasalara güven verecek bir programı artık derhal açıklayın. Eylül’de açıklayacağınız Orta Vadeli Program bu çerçevede önemli bir fırsattır. Herkese güven verecek para, maliye politikalarıyla, tutarlı bir makro ihtiyati çerçeveyi ortaya koyun.

Bu programla orta vadede KKM’den nasıl çıkacağınızın yol haritasını kamuoyuna açıklayın. Dolarizasyonu ve ülkemizin risk primini gerçekten düşürmek istiyorsanız, bu söylediklerimi mutlaka yapın. Aksi halde millet ve tarih huzurunda çok ağır vebal ödersiniz.”

Paylaşın

“Değişim” Tartışmaları: CHP’de “Yeni İttifak” Hesabı

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan ‘değişim’ ve ‘dönüşüm’ tartışmaları devam ediyor. Değişim yanlıları Kemal Kılıçdaroğlu’nun yöneteceği bir parti yapısıyla yerel seçime gitmenin sıkıntılı olacağını savunuyor.

Gazete Duvar‘da yer alan habere göre; Kılıçdaroğlu’nun varlığının sadece parti değil ittifaklar için de sıkıntı olduğunu savunanlar, “Şu an partinin içine düştüğü en zor durum, bu halde yerel seçimlere gidersek ittifak yapma potansiyelimiz ortadan kalkacak.

Ancak CHP’de bir değişim olursa yeni bir isimle yeni bir ittifak zemini yaratıp farklı partilerle masaya yeniden oturulabilir. Yeni bir anlayış, yeni bir liderlik, yeni bir güven duygusu verir ama mevcut haliyle bunu sağlamak zor” diyor.

“Özgür Özel’in kazanması zor” 

CHP kasım ayı başında yapılması beklenen büyük kurultaya hazırlanıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday gösterilmesi beklenen kurultayda yeni bir gelişme olmazsa CHP Grup Başkanı Özgür Özel de tartıya çıkacak. Ancak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da destek verse Özel’in Kılıçdaroğlu ile gireceği yarışı kazanmasının çok zor olduğu savunuluyor.

Değişim beklentisini yerel seçim sonrasında toplanacak bir olağanüstü kongreye bırakanlar, “CHP’de ciddi bir değişim gerekiyor. Ancak birincisi Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın çıkışları, ikincisi değişim talebiyle adı öne çıkanların CHP’nin son 10-15 yılına damga vuran siyasetçiler olması bu değişim iradesini sakatladı. Bu kongre zor ama yerel seçim sonrası daha gerçek bir değişim tartışması yaşayacağız” diyor.

Öte yandan CHP’nin kongre takvimi işliyor. Seçim sonrası değişim çağrılarının yapıldığı partide ilk çekişme mahalle delege seçimlerinde, ardından ilçe kongrelerinde yaşanıyor. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde “piro” olarak adlandırılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen bazı partililer kongre sürecinde de bu lakabı kullanarak pozisyon alıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ekibinde yer alan puro içen bazı isimlere gönderme yapanlarsa bu ekibi ise “purocu” diye anıyor. Bu nedenle devam eden seçimlerde de partililerin birbirlerine “Pirocu musun, purocu musun” diye sorduğu anlatılıyor.

Paylaşın

“Akaryakıt Fiyatları Sonbaharda 50 Lirayı Bulabilir” İddiası

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, benzin ve motorinin fiyatları üç ayda ikiye katlandığını belirterek, mevcut ekonomi verilerinin bu artışın daha da süreceğini gösterdiğini ifade etti. Akın, “Türk lirasında değer kaybı sürdükçe akaryakıt fiyatları daha da zamlanacak. Özellikle önümüzdeki sonbahar döneminde akaryakıt fiyatlarının 50 lirayı bile geçebileceği belirtiliyor” dedi.

ANKA’da yer alan habere göre; Akaryakıt zamlarının; başta ulaşım ve nakliye olmak üzere bütün sektörlerde üretim maliyetlerinin artmasına ve enflasyonun da yükselmesine neden olduğunu vurgulayan Akın açıklamasında şunları söyledi:

“Seçimin yapıldığı 14 Mayıs’ta benzinin litre fiyatı 19 lira 81 kuruş; motorinin litre fiyatı ise 18 lira 58 kuruş olarak pompaya yansıyordu. AK Parti iktidarı seçim öncesi Gabar’da bulunan petrol ile akaryakıt ürünlerinde yerli üretimin artacağı ve fiyatların ucuzlayacağı yönünde algı da yarattı. Ancak bugün gelinen noktada bütün sektörlerde temel bir girdi olan akaryakıt fiyatları seçimden bu yana üç ayda durmadan artıyor.

Benzin ve motorinin fiyatları üç ayda ikiye katlandığını söyleyen Akın, mevcut ekonomi verilerinin bu artışın daha da süreceğini gösterdiğini ifade ederek “Türk lirasında değer kaybı sürdükçe akaryakıt fiyatları daha da zamlanacak. Özellikle önümüzdeki sonbahar döneminde akaryakıt fiyatlarının 50 lirayı bile geçebileceği belirtiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Artışın en büyük nedeni Türk lirasındaki değer kaybı”

“Akaryakıt fiyatlarındaki artışın nedeninin uluslararası piyasaların etkisi olduğu” görüşünün gerçeği yansıtmadığını belirten Akın, “Türkiye’de akaryakıt fiyatlarında belirleyici olan brent petrolün fiyatı 14 Mayıs’ta 78 dolar düzeyindeyken, bugün 84 dolara işlem görüyor. Başka bir deyişle brent petrol fiyatındaki artış yüzde 7,6 oranıyla sınırlıyken, Türkiye’deki akaryakıt fiyatı neredeyse yüzde 100 oranında arttı. Bu veriler dikkate alındığında akaryakıt fiyatlarındaki artışın en büyük nedeninin Türk lirasındaki değer kaybı olduğu ortaya çıkıyor” dedi.

Akaryakıt zamlarının başta ulaşım ve nakliye olmak üzere bütün sektörlerde temel bir girdi olduğu için üretim maliyetlerinin artmasına neden olduğuna dikkat çeken Akın, sözlerini “Üretim maliyetlerinin artması çarşı, pazar ve raf fiyatlarına da zam olarak yansıyor. Başka bir deyişle akaryakıt zamları enflasyonda domino etkisi yaratacak. Litrede yaklaşık 6 liralık artış Temmuz 2023’te tarihi bir enflasyona neden olmuştu. Şimdi ağustos ayında da yapılan akaryakıt zamları enflasyonu daha da yükseltecek” diyerek bitirdi.

Paylaşın

“CHP’li Özel, Genel Başkanlık İçin Hazırlanıyor” İddiası

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan ‘değişim’ ve ‘dönüşüm’ tartışmaları devam ediyor. Özgür Özel’in adaylık açıklaması için bir metin üzerinde çalıştığı, bu metnin bir ‘tutum belgesi’ işlevi göreceği öne sürüldü.

Özgür Özel’le çalışan isimler, “Bu çalışma bir sır değil. Bunu her yerde dile getiriyoruz. Bizlere değişimin altını doldurmadılar diyen isimlere cevap olacağını belirtmek istiyoruz” diyor.

Değişim açıklamasıyla ilk çıkışı yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yeniden İstanbul’u işaret etmesiyle gözler Özgür Özel’e çevrildi. İmamoğlu, yaptığı açıklamada, “CHP’nin tarihi bilen, geçmişi tertemiz evlatları vardır. Bunlar göreve hazırdır. Bunlardan birisi -ismi geçtiği için söylüyorum- Özgür Özel’dir” demişti.

Diken’den Altan Sancar’ın haberine göre, Özel, eylül başında genel başkanlık için yola çıkacak. Özel’in adaylık açıklaması için bir metin üzerinde çalıştığı, bu metnin bir ‘tutum belgesi’ işlevi göreceği belirtiliyor. Açıklama için net tarih dillendirilmese de metin üzerindeki çalışmaların bitmesi ile kararlaştırılacağı belirtiliyor. Çalışmanın ve açıklamanın eylüle yetişmesi bekleniyor.

Özel’le çalışan isimler, “Bu çalışma bir sır değil. Bunu her yerde dile getiriyoruz. Bizlere değişimin altını doldurmadılar diyen isimlere cevap olacağını belirtmek istiyoruz” diyor.

Özel’in adaylık açıklaması sonrası grup başkanlığı görevinden istifa edip etmeyeceği ise net değil. Ancak genel merkez yönetimi bu durumda güven oylaması istenebileceğini dile getiriyor. Değişim talep edenler ise “Vekillerimiz elbette talep edebilir, ancak sonucun ne olacağı sürpriz olabilir” diyerek genel merkezin vekillerin büyük bölümü üzerinde hakimiyetinin olmadığını vurguluyor.

Genel merkezin adayı Kemal Kılıçdaroğlu

Öte yandan CHP Genel Merkezi, kurultayda partinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu aday gösterecek. İkinci bir adayın çıkması durumundaysa kurultayda verilecek önergeyle parti meclisi için blok liste uygulamasına gidilmesi planlanıyor.

CHP kurultaylarında genel başkan adayı olan Kılıçdaroğlu genellikle sunulan çarşaf liste için anahtar liste kullanıyordu. Bu anahtar liste zaman zaman delinerek, listede yer almayan isimler parti meclisine giriyordu. CHP yönetiminin listenin delinmemesi için bu yönteme başvurabileceği belirtiliyor.

‘Değişim’ cephesi ise kendilerinin blok veya anahtar liste yerine, çarşaf liste ile parti meclisi üyelerinin belirlenmesinin tamamen delegeye bırakılması gerektiğini düşünüyor.

Paylaşın