Kılıçdaroğlu’ndan OVP Açıklaması: Dağ Fare Doğurdu

Orta Vadeli Programı (OVP) değerlendiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Önümüzdeki üç yılı (2024-2026) kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) nihayet açıklandı. Ama yine, ‘dağ fare doğurdu.’ Bir ekonomik programın başarısı programın ‘teknik kalitesine’, ‘uygulayıcıların liyakatine’ ve ‘siyasi sahiplenmeye’ bağlıdır” dedi.

Haber Merkezi / OVP’de KKM’ye ilişkin bir stratejinin olmamasını eleştiren Kılıçdaroğlu, Tüm uyarılarımıza rağmen, OVP ’de Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasından çıkış için ciddi bir strateji de ortaya konmamış. KKM’nin bugüne kadar bütçe ve TCMB’ye yükü 900 milyar lirayı aştı. 2024’de devletin bütçeden yapacağı yatırım harcamalarının 788 milyar lira olduğu düşünüldüğünde, KKM’nin sebep olduğu yük ve tahribat daha iyi anlaşılabilir” dedi ve ekledi:

“‘KKM olmasaydı bütçenin faiz yükü ne olurdu?’ diyenler, bir zahmet OVP ’de faiz giderlerindeki patlamaya da bir baksın. 2023’de % 108 artan bütçenin faiz ödemeleri, 2024’de % 94 artacak.”

Kılıçdaroğlu, açıklamasının sonunda ise, “Tüm bu yıkıma sebep olanların şimdi çıkıp ‘sorun ekonomik değil, psikolojik’ demesi ise siyasetin değil, olsa olsa tıbbın konusudur. Ne de olsa olmadığı halde kendini ‘ekonomist’ zannedip, bir de ‘faiz sebep, enflasyon netice’ diyerek, durduk yere ülkeyi perişan etmenin başka bir izahı olamaz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün açıklanan Orta Vadeli Programı (OVP) değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun sosyal medyada yaptığı değerlendirmeler şöyle:

Önümüzdeki üç yılı (2024-2026) kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) nihayet açıklandı. Ama yine, “dağ fare doğurdu.” Bir ekonomik programın başarısı programın “teknik kalitesine”, “uygulayıcıların liyakatine” ve “siyasi sahiplenmeye” bağlıdır.

Son ikisinden başlarsak; uygulayıcıların hali ortada… Cumhuriyetimizin 100. Yıldönümü 2023 için, 2011’de sözler verdiler. Türkiye ilk 10 ekonomi arasına girecek. Milli Gelir 2 trilyon $; fert başına gelir 25 bin $, ihracat 500 milyar $ olacak. İşsizlik % 5’e düşecekti.

Bunları devletin 10. Kalkınma Planına resmi hedef olarak da yazdılar. Şimdi getirdikleri OVP ile 2026’ya kadar, bu hedeflerin yanına bile yaklaşamıyorlar. Ama 2023 hedeflerinin neden ıskalandığına dair OVP ’de tek bir izahat yapmıyorlar; milletten özür dilemiyorlar.

Çünkü ortada 2023 hedeflerini sahiplenen samimi bir siyasi irade hiç olmadı. Aynı siyasi iradenin şimdi getirdiği OVP’ye göre Türkiye; ilk 10 ekonominin uzağında kalmaya, buna karşın dünya enflasyon şampiyonlar liginde oynamaya devam edecek.

OVP ’nin teknik tarafına gelirsek, burada da izaha muhtaç ciddi sıkıntılar var. Saray Hükümeti önümüzdeki üç yılda “Türkiye’nin potansiyel büyümesinden çok da taviz vermeden, enflasyonu üç yılda yüzde 65’lerden yüzde 8,5’e indireceğim” sözünü veriyor. Peki, bunu nasıl yapacak?

OVP ’deki bu büyüme ve enflasyon hedeflerinin beraberce sağlanması, iç talebin ciddi şekilde baskılanması ve dış talepten büyümeye ciddi bir katkı gelmesiyle ancak mümkün. 2024’de yurtiçi talepten büyümeye gelen katkının, 2023’e göre, yarı yarıya düşeceği anlaşılıyor. Perşembenin gelişi, Çarşambadan bellidir. Yerel seçimlerden sonra, daha yüksek faiz ve vergi yükü yolda.

Diğer taraftan OVP’ye göre gelecek üç yılda net ihracatın büyümeye katkısı son derece sınırlı. Yani önümüzdeki üç yılda da büyüme iç talep ağırlıklı olacak. Peki, bu büyüme kompozisyonuyla, enflasyon tek haneye nasıl düşecek?

OVP’nin dolar kuru tahminleriyle de enflasyon hedefleri uyumlu değil. OVP’ye göre 2024’de Amerikan Doları, TL’ye karşı yüzde 54 değer kazanacak. Yani TL pul olmaya devam edecek. TL’nin değeri pul olurken, enflasyon yüzde 65’lerden, yüzde 33’e nasıl düşecek?

Saray hükümeti yine selden kütük kaçıracak. Ekonomide işlediği tüm günahların vebalini milletin sırtına yıkacak. 2024’de hedeflenen enflasyon % 33, ama diğer tarafta hedefledikleri vergi tahsilatındaki artış % 73. OVP ’ye göre vatandaşın vergi yükü olağanüstü artacak.

Tüm uyarılarımıza rağmen, OVP ’de Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasından çıkış için ciddi bir strateji de ortaya konmamış. KKM’nin bugüne kadar bütçe ve TCMB’ye yükü 900 milyar lirayı aştı. 2024’de devletin bütçeden yapacağı yatırım harcamalarının 788 milyar lira olduğu düşünüldüğünde, KKM’nin sebep olduğu yük ve tahribat daha iyi anlaşılabilir.

“KKM olmasaydı bütçenin faiz yükü ne olurdu?” diyenler, bir zahmet OVP ’de faiz giderlerindeki patlamaya da bir baksın. 2023’de % 108 artan bütçenin faiz ödemeleri, 2024’de % 94 artacak.

Tüm bu yıkıma sebep olanların şimdi çıkıp “sorun ekonomik değil, psikolojik” demesi ise siyasetin değil, olsa olsa tıbbın konusudur. Ne de olsa olmadığı halde kendini “ekonomist” zannedip, bir de “faiz sebep, enflasyon netice” diyerek, durduk yere ülkeyi perişan etmenin başka bir izahı olamaz.

Paylaşın

İYİ Parti’den CHP’ye İttifak Resti: Ruhunu Kaybetti

İYİ Partili Dervişoğlu, 2018’de yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ittifakları zorunlu hale getirdiğini belirterek, “Oluşturduğumuz o ittifak kalbi bir ittifaktı. Bu ceberrut sistemden demokratik yol ve yöntemlerle kurtulabilmenin ilk adımının atıldığı yerdi. Biz o kalbi ittifaktan başarıyla çıktık. Hedefimiz 2023 seçimleriydi. Ancak o kalbi ittifak bir politik ittifaka dönüşerek ruhunu kaybetti. 2023 seçimleri de kazanılamayınca durumun yeniden gözden geçirilmesi ihtiyacı hasıl oldu” ifadelerini kullandı.

2019’da kurulan yerel seçim ittifakının 2023 genel seçimleri için kurulduğunu belirten Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonuç alınmayınca şapkayı önümüze koyup ciddi bir düşünme ihtiyacı içine girdik. Yanlış stratejiler, yapılan hatalar sebebiyle netice alınamadı” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in İstanbul ve Ankara dahil tüm şehirlerde kendi adaylarını çıkaracaklarını açıklamasının ardından partinin Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Dervişoğlu, 2019 yerel seçimlerinde kurulan ittifakla bugünün şartlarının benzer olmadığını ifade etti. 2019’da kurulan ittifakın birincil tanıklarından olduğunu söyleyen Dervişoğlu, “2019 yılında gerçekleşen seçim iş birliğini CHP’ye teklif eden İYİ Parti’dir. Teklifimiz Türkiye’yi mevcut ceberrut iktidardan kurtarabilmek için atılan önemli adımlardan biriydi. Biz o ittifak masasını hiçbir parti menfaati gözetmeksizin oluşturduk. Müzakereleri talepsizlik ve beklentisiz yürüttük. Kaç belediye başkanlığı alırız hesabı içinde değildik. Derdimiz sadece Türkiye’ydi” diye konuştu.

2018’de yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ittifakları zorunlu hale getirdiğini belirten Dervişoğlu, “Oluşturduğumuz o ittifak kalbi bir ittifaktı. Bu ceberrut sistemden demokratik yol ve yöntemlerle kurtulabilmenin ilk adımının atıldığı yerdi. Biz o kalbi ittifaktan başarıyla çıktık. Hedefimiz 2023 seçimleriydi. Ancak o kalbi ittifak bir politik ittifaka dönüşerek ruhunu kaybetti. 2023 seçimleri de kazanılamayınca durumun yeniden gözden geçirilmesi ihtiyacı hasıl oldu” ifadelerini kullandı.

2019’da kurulan yerel seçim ittifakının 2023 genel seçimleri için kurulduğunu belirten Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonuç alınmayınca şapkayı önümüze koyup ciddi bir düşünme ihtiyacı içine girdik. Yanlış stratejiler, yapılan hatalar sebebiyle netice alınamadı” dedi.

2023 seçiminin kaybedilmesine ilişkin CHP içinde henüz bir tartışma yapılmadığını ya da yapıldıysa kendilerinin haberdar olmadığını kaydeden Dervişoğlu, seçim öncesi süreçte yaşananlara ilişkin şunları söyledi: “Süreç boyunca yapılan hataları telafi etmek için elimizden gelen tüm çabayı sarf ettiğimize kamuoyu şahit. Tüm kırılma noktalarında devreye girdik hatta özeleştirimizi bile verdik. Sayın genel başkanımız kötü gidişatı engelleyemediği için aziz milletimizden özür diledi. Ama görüyoruz ki CHP kaybedilen bu seçimi başarı olarak tanımlamaya devam ediyor. Biz kaybedilen bir seçimi kazanım olarak görmüyoruz ve değerlendirmemizi de buna göre yapıyoruz.”

Kutuplaşmalara vesile olmamak adına yaklaşan yerel seçimlere ayrı ayrı girme çağrısı yaptıklarını belirten Dervişoğlu, “İttifakların parti kimliklerine zarar vermesi ve demokratik sürece olumsuz etkilerde bulunması münasebetiyle o yoldan geri dönüş çağrısıdır. Ama bu çağrımız doğru bir biçimde karşılık bulmamıştır” dedi.

İttifak içinde kalarak sorunların çözüleceğine olan inançlarını yitirdiklerini ifade eden Dervişoğlu, “
Yaşananların en yakın tanığıyım. Sonradan sizler de şahit oldunuz, gizli protokollerle, gizli anlaşmalarla, politik manevralarla karşı karşıya kaldık. Ruhunu yitiren kalbi ittifakın yeniden ruhunun canlandırılmasını mümkün olmayacağı kanaatine vardık” ifadelerini kullandı.

‘CHP ile yeniden bir araya gelmek mümkün olabilir mi, tekrar konuşabilir miyiz’ sorusunu kendilerinin de sorduğunu belirten Dervişoğlu, CHP’den yapılan dominant partinin CHP olduğu açıklamasını, belediye başkanlarının adaylık ilanı gibi gelişmeleri hatırlatarak “Dil siyasette önemlidir. Eğer siz dilinizi değiştiremezseniz dil sizi değiştirmeye başlıyor. Türkiye’de yaşanan durum bu” ifadelerini kullandı.

“Etkin, yetkin adaylarımızı milletimizin önüne çıkaracağız”

Akşener’in 81 ilde aday çıkaracaklarını açıklamasının ardından Faik Öztrak’ın katıldığı bir televizyon programında kendilerine “yol açıklığı” temenni ettiğini ifade eden Dervişoğlu, “Herkesin yolu açık ve aydınlık olsun. Biz seçmenin iradesine ipotek koyacak değiliz. İsteyen istediği belediye başkanına oy verecektir. Biz seçmenin iradesine ipotek koymak ya da aldığımız oyu siyasi bir koza dönüştürmek için yapmıyoruz. Dün yaptıklarımızı da ülke için yaptık bugün yapacaklarımızı da ülke için yapıyoruz. Etkin, yetkin adaylarımızı milletimizin önüne çıkaracağız” diye konuştu.

Dervişoğlu, yerel seçimlere kendi adaylarıyla girilmesi halinde muhalefetin kaybedebileceğinin hatırlatılması üzerine “Siz bizi bir küsuratı tamamlayacak bir parti olarak görüyorsanız bu düşünceniz çok normal ama biz Türkiye’nin aydınlık ufuklarına yol almak istiyoruz dediğimizde bizi anlamanız çok kolay. Biz bir küsuratı tamamlayacak parti değiliz. Bu soruyu bana değil 49,5’u 50’ye tamamlayacak 0,5’lere değer verenlere sorun” ifadelerini kaydetti.

İYİ Parti’nin tavrının netleşmesi üzerine CHP kanadından gelen “kapı kapatılmadı sert örtüldü” benzeri açıklamalar hatırlatılan Dervişoğlu, “Bu söylemleri değerlendirmeye gerek görmüyorum. Muhataplık ilişkisinde mütekabiliyet aranır. O sözler kişileri bağlar. Biz kurumsal bir cevap almış değiliz. Bugün sadece Sayın Öztrak’ın açıklamalarını dinledim. Gayet de zarif bir açıklamaydı. Onun söylediklerini esas alarak konuştum” dedi.

Paylaşın

CHP’li Öztrak’tan Meral Akşener’e Sert Yanıt: Yolları Açık Olsun

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ‘yerel seçim’ açıklamaları sorulan CHP’li Öztrak, “Biz her türlü fedakarlığı yaptık, yapılan eleştirileri sineye çektik. Kan kustuk kızılcık şerbeti içtik. Ama gitmek isteyene kal demeyiz, Yolları açık olsun, kendileri bilir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü ve Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak bu sabah Fox TV’de yayınlanan Çalar Saat programına konu oldu.

Gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Öztrak’a İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ‘yerel seçim’ açıklamaları da soruldu. CHP’li Öztrak’a programda İYİ Parti’nin ittifak olmadan seçimlere gitme kararına ilişkin soruya, ‘Yolları açık olsun’ cevabını verdi.

Programın sunucusu Ezgi Gözeger’in Faik Öztrak’a yönelttiği, ‘Yerel seçimlerde yeniden ittifak olur mu?’ sorusuna ise “Biz her türlü fedakarlığı yaptık, yapılan eleştirileri sineye çektik. Kan kustuk kızılcık şerbeti içtik. Ama gitmek isteyene kal demeyiz, Yolları açık olsun, kendileri bilir” diye yanıt verdi.

“Balıkesir ve Denizli’yi İYİ Parti yüzünden kaybettik”

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da katıldığı yayında 2019 yılında CHP’li adaylarla kazanılabilecekken Balıkesir ve Denizli büyükşehir belediyelerinin İYİ Parti’ye bırakıldığını ve bu yüzden kaybedildiğini söyledi.

Sarıbal şu ifadeleri kullandı: “2019 yılında Balıkesir’i İYİ Parti’ye vermişiz Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanımız olsa kazanacağımız. Denizli’yi yine İYİ Parti’ye vermişiz Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanımız olsa kazanacağımız. Somut iki ili de içine alarak konuşuyorum.

Bugün İYİ Parti’nin hele de tabanının Cumhuriyet Halk Parti tabanının bir kısım Anavatan, Doğru Yol Partisi’nden gelen kesim olarak değerlendirdiğimizde İYİ Parti’nin Genel Başkanı’nın iradesi elbette olur ama yerelde tabanda bir işbirliğine itiraz etmesi hem kendisine dair, hem siyasi geleceğine dair hem partinin kurumsallığına dair hem de toplumdaki tepkisel tutumlar açısından olumsuz olacağını ben buradan biliyorum. Meral Akşener’in de bunu bildiğini düşünüyorum.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Fatih Altaylı’nın programına konuk olarak, 81 ilde ayrı aday çıkaracaklarını ve büyükşehirlerde de seçime kendi adayları ile gireceklerini söylemişti.

Paylaşın

CHP’den Akşener’in Yerel Seçim Kararına İlişkin İlk Açıklama: Saygılıyız

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in yerel seçimlere yönelik kararına ilişkin değerlendirmede bulunan CHP’li Bülent Kuşoğlu, “Her partinin en doğal hakkı seçime ayrı girmesi” dedi ve ekledi:

“CHP bu seçimde de mevcut 11 büyükşehir belediye sayısını artırmak için çalışıyoruz. Şu an ittifak görüşmemiz yok ama kapımızı çalan olursa kapımız açık.. Ayrı ayrı girme kararına saygılıyız.”

Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu, Sözcü TV’de yaptığı açıklamada CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in yerel seçimlere yönelik ayrı girme kararına ilişkin ifadelerini aktardı.

Kuşoğlu, Akşener’in ifadelerine ilişkin, “Her partinin en doğal hakkı seçime ayrı girmesi. CHP bu seçimde de mevcut 11 büyükşehir belediye sayısını artırmak için çalışıyoruz. Şu an ittifak görüşmemiz yok ama kapımızı çalan olursa kapımız açık.. Ayrı ayrı girme kararına saygılıyız” dedi.

“İstanbul ve Ankara dahil ayrı gireceğiz”

Gazeteci Fatih Altaylı’ya açıklamalarda bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçimlere ilişkin İstanbul ve Ankara dahil 81 ilde aday çıkaracaklarını söyledi. Akşener, küçücük ilçelerde işbirliği yapılabileceğini de ifade etti.

Paylaşın

Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’na Kalkan Mı Oldu? Dikkat Çeken İddia

Eski CHP Milletvekili Mustafa Balbay, “Özgür Özel, Kemal Bey’in karşısına başka bir aday çıkmasın diye mi kalkan? Böyle bir olasılık bence var. Tabii ki Özgür Özel’in siyaset yapma hakkı var. Kamuoyuyla gerçekleri paylaşıyor. Ama Özgür Özel, Sayın Kılıçdaroğlu’nun kararıyla şu anda CHP’nin Meclis’teki Grup Başkanı” dedi.

Cumhuriyet gazetesi yazarı ve eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Mustafa Balbay, TELE1’de Ülkü Çoban’ın sunduğu ‘Gün Ortası’ programına konuk oldu.

Programda gündeme dair yorumlarını paylaşan Balbay, TBMM CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in ‘değişim’ mesajları ve kurultaydaki adaylık sinyaliyle ilgili dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Balbay, Özel’in CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısında başka bir aday çıkmaması için ‘kalkan’ görevi görüyor olabileceğini öne sürdü.

Balbay, konuyla ilgili şunları söyledi: Şu soru hala yanıt bulmadı: Özgür Özel, Kemal Bey’in karşısına başka bir aday çıkmasın diye mi kalkan? Böyle bir olasılık bence var. Tabii ki Özgür Özel’in siyaset yapma hakkı var. Kamuoyuyla gerçekleri paylaşıyor. Ama Özgür Özel, Sayın Kılıçdaroğlu’nun kararıyla şu anda CHP’nin Meclis’teki Grup Başkanı.

Özel’den “Aday olacak mısınız?” sorusuna yanıt

Özgür Özel, dün Halk TV’de İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah’ın konuğu olmuş ve “Aday olacak mısınız?” sorusuna şu yanıtı vermişti:

Ben burada adayım desem hem partiye, hem kamuoyuna hem de birlikte yol yürüdüğümüz insanlara ve başta genel başkana karşı şu anda bunu buradan açıklamak doğru olmaz. Süreci tamamlayacağım, tutum belgesini açıklayacağız. Bir eş zamanlılıkla belki bir basın toplantısıyla, belki kadrolarımızla birlikte… Önce tutum belgemizi kamuoyu ile paylaşacağız. Daha sonra aday olacağımız sırada, önceden benim sözüm var. Önce aileme, sonra genel başkana haber vereceğim. Yani genel başkan televizyondan duymayacak. Ondan sonra da kurultayla ilgili gerekli süreci başlatacağız.

28’inde hiç niyetim yoktu. Haziran’ın ortasına geldiğimizde partinin hiçbir şey yokmuş gibi davranmasının seçmene büyük bir haksızlık olduğunu gördüm. Partimizin özeleştiri yapmamasını büyük bir haksızlık olarak gördüm. Partimizin bir yenilenme, değişim meselesine geçmemesinin seçmeni kaybettiğini gördüm. Partide de, ülkede de işlerin iyi gitmediğini gördüm. Orada sorumluluk üstlenebilirim dedim. Yaşadığımız süreç beni adaylığa o günden daha fazla yaklaştırdı. Bu işin sonunda bir adaylık olursa da o özgüvenim, inancım, kararlılığım var. Adaylık noktasında kem küm ediyor değilim ama bir süreç var ve tamamlanması gerekiyor.

Görüşmemiz gereken herkesle görüşüyoruz. Başta genel başkanımız, partimizin kadrolarını asla incitmemeye, üzmemeye çalışıyoruz. İnsan baba evini yakıp yıkmaz, bazıları benim yaptığım görevleri yapıp partiden gitti.

Yenmek, yenilmek değil. Biz kurultayda Kemal bey ile yarışabiliriz. Bu hainlik değildir. Bazıları diyor ki “Kemal beye ihanet mi ediyorsun?”. Kemal beyin başarısı için bir şeyleri eksik yapmak ihanettir, ben yapmadım. Kemal beyin başarısı için, en yakını kimse en yakını kadar inandım.

Kemal bey “Bu kürsüde son kez sesleniyorum, bir yolculuğa çıkıyorum” dedi. Babam gibi hissettiğim bir insana tutamadım kendimi ağladım. “Ağlıyordun, aday olamazsın” diyorlar. Ben üç kez ağladım siyasette. İmamoğlu, İstanbul’u kazandı. 19 gün sandık üstünde yattık. Haber geldi mazbatayı veriyorlar, oradan İBB’ye. Balkona çıktım, bir gürültü başladı. İzmir Marşı çalıyor, İmamoğlu arabadan indi. O anı gördüm hüngür hüngür ağladım. Kemal bey adaylığını açıkladı tutamadım kendimi ağladım. Bir de Soma Davası bitti, büyük haksızlık yaptılar kapının önünde ağladım.

Paylaşın

Özel’den “Aday Olacak Mısınız?” Sorusuna Yanıt: Kemal Bey İle Yarışabiliriz

“CHP Genel Başkanlığı’na aday olacak mısınız?” sorusuna yanıt veren Özgür Özel, “Yaşadığımız süreç beni adaylığa o günden daha fazla yaklaştırdı. Bu işin sonunda bir adaylık olursa da o özgüvenim, inancım, kararlılığım var. Adaylık noktasında kem küm ediyor değilim ama bir süreç var ve tamamlanması gerekiyor” dedi ve ekledi:

“Yenmek, yenilmek değil. Biz kurultayda Kemal bey ile yarışabiliriz. Bu hainlik değildir. Bazıları diyor ki “Kemal beye ihanet mi ediyorsun?”. Kemal beyin başarısı için bir şeyleri eksik yapmak ihanettir, ben yapmadım. Kemal beyin başarısı için, en yakını kimse en yakını kadar inandım.

Kemal bey ‘Bu kürsüde son kez sesleniyorum, bir yolculuğa çıkıyorum’ dedi. Babam gibi hissettiğim bir insana tutamadım kendimi ağladım. ‘Ağlıyordun, aday olamazsın’ diyorlar. Ben üç kez ağladım siyasette. İmamoğlu, İstanbul’u kazandı. 19 gün sandık üstünde yattık. Haber geldi mazbatayı veriyorlar, oradan İBB’ye. Balkona çıktım, bir gürültü başladı. İzmir Marşı çalıyor, İmamoğlu arabadan indi. O anı gördüm hüngür hüngür ağladım. Kemal bey adaylığını açıkladı tutamadım kendimi ağladım. Bir de Soma Davası bitti, büyük haksızlık yaptılar kapının önünde ağladım.”

Genel seçimlerin ardından CHP’de yaşanan “değişim” tartışmalarında ismi genel başkan adaylığı için geçen Özgür Özel, Halk TV’de İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah’ın konuğu oldu. “Aday olacak mısınız?” sorusuna yanıt veren Özel şunları söyledi:

Ben burada adayım desem hem partiye, hem kamuoyuna hem de birlikte yol yürüdüğümüz insanlara ve başta genel başkana karşı şu anda bunu buradan açıklamak doğru olmaz. Süreci tamamlayacağım, tutum belgesini açıklayacağız. Bir eş zamanlılıkla belki bir basın toplantısıyla, belki kadrolarımızla birlikte… Önce tutum belgemizi kamuoyu ile paylaşacağız. Daha sonra aday olacağımız sırada, önceden benim sözüm var. Önce aileme, sonra genel başkana haber vereceğim. Yani genel başkan televizyondan duymayacak. Ondan sonra da kurultayla ilgili gerekli süreci başlatacağız.

28’inde hiç niyetim yoktu. Haziran’ın ortasına geldiğimizde partinin hiçbir şey yokmuş gibi davranmasının seçmene büyük bir haksızlık olduğunu gördüm. Partimizin özeleştiri yapmamasını büyük bir haksızlık olarak gördüm. Partimizin bir yenilenme, değişim meselesine geçmemesinin seçmeni kaybettiğini gördüm. Partide de, ülkede de işlerin iyi gitmediğini gördüm. Orada sorumluluk üstlenebilirim dedim. Yaşadığımız süreç beni adaylığa o günden daha fazla yaklaştırdı. Bu işin sonunda bir adaylık olursa da o özgüvenim, inancım, kararlılığım var. Adaylık noktasında kem küm ediyor değilim ama bir süreç var ve tamamlanması gerekiyor.

Görüşmemiz gereken herkesle görüşüyoruz. Başta genel başkanımız, partimizin kadrolarını asla incitmemeye, üzmemeye çalışıyoruz. İnsan baba evini yakıp yıkmaz, bazıları benim yaptığım görevleri yapıp partiden gitti.

Yenmek, yenilmek değil. Biz kurultayda Kemal bey ile yarışabiliriz. Bu hainlik değildir. Bazıları diyor ki “Kemal beye ihanet mi ediyorsun?”. Kemal beyin başarısı için bir şeyleri eksik yapmak ihanettir, ben yapmadım. Kemal beyin başarısı için, en yakını kimse en yakını kadar inandım.

Kemal bey “Bu kürsüde son kez sesleniyorum, bir yolculuğa çıkıyorum” dedi. Babam gibi hissettiğim bir insana tutamadım kendimi ağladım. “Ağlıyordun, aday olamazsın” diyorlar. Ben üç kez ağladım siyasette. İmamoğlu, İstanbul’u kazandı. 19 gün sandık üstünde yattık. Haber geldi mazbatayı veriyorlar, oradan İBB’ye. Balkona çıktım, bir gürültü başladı. İzmir Marşı çalıyor, İmamoğlu arabadan indi. O anı gördüm hüngür hüngür ağladım. Kemal bey adaylığını açıkladı tutamadım kendimi ağladım. Bir de Soma Davası bitti, büyük haksızlık yaptılar kapının önünde ağladım.

“Erdoğan’ı yenebilir misiniz?”

Yeneriz. Erdoğan ve AK Parti’yi böyle putlaştırmaktan, gereğinden fazla önemsemekten başka bir yere geçmek lazım. AK Parti’nin siyasetinin ve onun sizi ayırdığı kısma razı olmayarak yeneriz. AK Parti bir ayrılık alanı buluyor onun üzerinde tepiniyor. Günü gününe sağcılar-solcular, Aleviler-Sünniler, Kürtler-Türkler…

Kendinden olmayanı şeytanlaştırıyor, kendi arkasını sağlamlaştırıyor. Arkasına aç, işsiz, yoksul, güvencesiz insanları bambaşka saiklerle korkutarak arkasına topluyor. Beşli çete, beşli çete, beşli çete evet ama Türkiye’nin dört bir yanında irili ufaklı binlerce çetenin yaptığı bütün talanlara hep birlikte direnen bir siyasete ihtiyaç var.

Paylaşın

Mansur Yavaş İddiaları Yalanladı: Adaysak CHP’den Adayız

“CHP’den aday gösterilmek istenmediğine” yönelik iddiaları yalanlayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın “Öyle bir daha parti değiştirmek falan yok. Bundan böyle adaysak CHP’den adayız” dediği öne sürüldü.

Mansur Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na bir kez daha aday olduğunu açıklamıştı. Yavaş, “Nasip olursa herkesin belediye başkanı olmaya devam edeceğim. Bu dönemde olduğu gibi yeni dönemde de, bir devlet adamına yakışır şekilde rozetsiz başkanlık yapmaya devam edeceğim” demişti.

Gazeteci Fatih Altaylı, “(Mansur Yavaş) Adaylığını açıkladı ama CHP içinde istemeyenler olduğunu biliyoruz. Çankaya Belediye Başkanı’nın da adı geçiyor. CHP istemezse İYİ Parti ister, hatta AK Parti bile onu ister” şeklindeki açıklamasına Mansur Yavaş’tan cevap geldiğini belirtti.

Yavaş’ın yanıtını köşe yazısında aktaran Altaylı, Yavaş’ın “Öyle bir daha parti değiştirmek falan yok. Bundan böyle adaysak CHP’den adayız” dediğini belirtti.

Öte yandan Altaylı, Mansur Yavaş cephesinden kendisine gelen değerlendirmeleri de paylaştı:

“Mansur Yavaş, yerel seçim öncesi 6’lı masanın bu denli moralsiz olmasına bir anlam veremiyor. Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri kaybedildi ama 19 büyükşehri yerelde kazanacak oya ulaşıldı. Keza kazanılacak ilçe sayısında da artış var. Bu dağınık tablonun, bu birbirine düşmüş masanın kimseye faydası yok.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, Eylül ayı içinde 6’lı masanın liderlerini bir davet ile bir araya getirip, yerel seçimler öncesi yeniden bir fikri beraberlik ve ortaklaşa gidilecek bir yerel seçim için aynı masada buluşturmayı hedefliyormuş. 6 lidere bir anlamda “Kendimize gelelim” demeyi planlıyormuş ancak peş peşe gelen açıklamalar sonrası bundan vazgeçmiş gibi görünüyormuş.

Mansur Yavaş CHP’nin kendisini aday göstereceğinden kuşku duymuyormuş. Genel Başkan’ın İstanbul ve Ankara’da mevcut başkanlarla seçime gitme konusunda verdiği söze sadık kalacağını düşünüyormuş.

Yavaş’ın aday gösterilmesi halinde Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni kazanacağından kuşkusu yokmuş.

CHP dışında bir partiden aday olmaya niyeti olmadığı gibi, olması halinde kazanabileceğini düşünmüyormuş. CHP’nin Ankara’daki gücünü arkasına almayan bir adayın kazanma ihtimali olabileceğini düşünmüyormuş.

Aday olmak istediğini açıklamasının ise CHP yönetimine bir mesaj vermekle alakası yokmuş. Aday olduğunu, psikolojik üstünlüğü ele geçirmek için açıklamış. Aday olmayabilir dedikodularını kesmek ve İYİ Parti’ye de mesaj vermek amacıyla yapılmış bir açıklama olarak görmek gerekiyormuş.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, 6’lı masanın yeniden bir araya geleceğine ve yerel seçim öncesi stratejik bir işbirliği yapacağına hâlâ inanıyormuş ve şu anda yapılan açıklamaları biraz da iç hesaplaşma olarak görüyormuş.”

 

Paylaşın

Akşener’in “İttifak Bitti” Sözlerine Kılıçdaroğlu’ndan Yanıt: İttifak Yok Ki Zaten

İYİ Parti kanadından gelen “ittifak bitti” sözlerini değerlendiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “İttifak zaten bitti. Şimdi bakın, ittifak yok ki zaten, ittifak seçim döneminde olur. Şimdi her birimiz ayrı partiyiz, şimdi ittifak yok ki. İyi Parti; onlar da bizim gibi yerel seçimlere hazırlanıyor. Diğer partiler de yerel seçimlere hazırlanıyor. Yani biz hep beraber gelip, “Arkadaşlar biz yerel seçimlere nasıl hazırlanalım diye konuşmak” öyle bir şey yok” dedi ve ekledi:

“Dolayısıyla yaptığımız çok değerli bir şey tartışma aramızda elbette tartışma olacak, onlar ayrı parti biz ayrı partiyiz dolayısıyla tartışma da olabilir, farklı adaylar da olabilir, farklı adaylar çıkarabiliriz. Dayanışma içinde olabiliriz. Belli yerlerde karşıt olabiliriz biz geçen seçimlerde de biz Uşak’ta biz de belediye başkanı adayı çıkardık onlar da çıkardılar. Yanlış hatırlamıyorsam Niğde’de biz de çıkardık onlar da çıkardılar. Yani bazı yerlerde beraber olduk bazı yerlerde ayrı ayrı olduk. Bunların hepsi oldu yani.”

“Değişim” tartışmalarına ve kendisine yönelik “istifa” çağrıları da değerlendiren Kılıçdaroğlu “Şimdi Kurultay’da göreceksiniz, demokratikleşmenin ne olduğunu herkes görecek, tanık olacak buna. Gerçekten partide herkes tanık olacak. CHP’nin şöyle bir özelliği var. Türkiye’deki büyük değişimlerin altında CHP’nin imzası vardır. Değişimin önü zaten açık bizde, kapalı hiç olmadı ki.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir grup gazeteci ile bir araya gelerek gündeme dair soruları yanıtladı. T24’ten Murat Sabuncu’nun aktardığına göre; Kılıçdaroğlu’nun verdiği demeçler şöyle:

Kemal Bey peki siz altılı masa ortakları birbirinizle helalleşebildiniz mi seçim sonrası? Meral Hanım’ın hem Kurultay’da hem sonrasındaki CHP’ye yönelik çıkışı, Ali Babacan’ın bir televizyon programında söylediği “CHP’nin kendi başına kazanması mümkün mü ya” cümlesi, sosyal demokrat kanattan gelen “Bu kadar fazla milletvekili neden muhafazakarlara verildi” eleştirisi… Seçim sonrası iktidar daha bir arada gözükürken muhalefet paramparça bir yapı arz ediyor. Bu yapıyla bu seçimlerin kazanılma imkanı var mı? Kendi aranızdaki bu tartışmanın nereye evrileceğini bekliyorsunuz?

Doğrusunu isterseniz ben öyle muhalefeti çok paramparça görmüyorum. Şimdi siz gazeteciler soru soruyorsunuz, doğal olarak onlar yanıt veriyorlar. Yani niye ayrı ayrı girdiniz veya neden 39 milletvekili verildi, soru soruyorsunuz. Onlar da gayet samimi bir şekilde cevap veriyorlar. Biz girmeseydik CHP tek başına girecekti. Fakat bu öyle bir algı yaratılıyor ki sanki biz sabah, öğle, akşam birbirimizle kavga ediyoruz. Yok öyle bir şey aslında, yani pekala telefon ediyoruz birbirimize, pekala birbirimizle konuşuyoruz, pekala onların eleştirileri varsa büyük bir dikkatle okuyoruz; biz de bakıyoruz yani.

Medya biz kanlı bıçaklıymışız, oturduk birbirimizi boğazlayacağız gibi veriyor. Aslında öyle bir şey yok. Yani biz pekala üç gün sonra da beş gün sonra da bir ay sonra da bir araya gelebiliriz. Oturup konuşabiliriz uygar insanlar gibi. Bizim siyaset dünyasında çok önemli bir şey yaptığımıza inanıyorum ben. Yani altı siyasi partinin ortak mutabakat metni hazırlaması, Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından bir anayasa metni hazırlaması ve bunun altına imza atması… Allah aşkına kimin yapacağı bir şeydir bu? Biz bunu yaptık bu ülkede, bunun altında hepimizin imzası var ve hiçbirimiz

‘imzamı geri çektim’ demiyoruz. Hala aynı yerdeyiz, yani bu sıradan bir olay değil.

Sayın Akşener ittifak bitti dedi…Ve yenisi için partisi pek gönüllü gözükmüyor.

İttifak zaten bitti. Şimdi bakın, ittifak yok ki zaten, ittifak seçim döneminde olur. Şimdi her birimiz ayrı partiyiz, şimdi ittifak yok ki. İyi Parti; onlar da bizim gibi yerel seçimlere hazırlanıyor. Diğer partiler de yerel seçimlere hazırlanıyor. Yani biz hep beraber gelip, “Arkadaşlar biz yerel seçimlere nasıl hazırlanalım diye konuşmak” öyle bir şey yok.

Dolayısıyla yaptığımız çok değerli bir şey tartışma aramızda elbette tartışma olacak, onlar ayrı parti biz ayrı partiyiz dolayısıyla tartışma da olabilir, farklı adaylar da olabilir, farklı adaylar çıkarabiliriz. Dayanışma içinde olabiliriz. Belli yerlerde karşıt olabiliriz biz geçen seçimlerde de biz Uşak’ta biz de belediye başkanı adayı çıkardık onlar da çıkardılar. Yanlış hatırlamıyorsam Niğde’de biz de çıkardık onlar da çıkardılar. Yani bazı yerlerde beraber olduk bazı yerlerde ayrı ayrı olduk. Bunların hepsi oldu yani.

Meral Hanım’ın masadan kalkması, sonra geri gelmesi konusunda ne oldu hala tam olarak kimse bilmiyor…

Meral Hanım’ın masadan kalkması sonra masaya gelmiş olması elbette onların takdirinde olan bir şey. Biz ‘neden masadan kalktın’, ‘neden masaya geldin’ diye bir sorgulama yapmayız.

‘Kovulduk’ da diyorlar.

Başka partiyi sorgulama gibi bir hakkımızın olduğunu da; yani ittifak içinde hakkımızın olduğunu da düşünmüyorum.

Bu kalkışın zarar verdiğini düşünüyor musunuz?

Onu bilmiyorum yani zarar verdi mi vermedi mi diye böyle özel bir çalışma yapmadık doğrusunu isterseniz yani.

Ama anketlerde oy oranı yüzde 17-18’di, 7’ye 8’e düştü diyenler var…

Gazetelerin yazdığı, sizlerin yazdığınız zarar verdi şeklinde. Bilmiyorum, yani dediğim gibi özel bir çalışma yapmadık bununla ilgili. Zaten özel bir çalışma yapacak zaman da yok. ‘Ne oldu, artısı mı oldu eksisi mi oldu’ öyle bir zaman dilimi de yok. Zaten yani her şey o kadar hızlı ilerliyor ki siz sabah bir şey düşünüyorsunuz, öğleden sonra gündem tamamen değişiyor akşam başka bir konuya odaklanıyorsunuz.

Bu noktada şu soru soruluyor:

Kemal Bey, “Başarılı belediye başkanlarını yeniden aday gösteririz” dediniz. Bir de “Biz önce kendi adaylarımızı belirleyip sonra ittifak ile  bir araya geleceğiz” dediniz. Şimdi başarılı deyince İstanbul, Ankara, İzmir Adana, Mersin bunlar mı kastediliyor?  Ekrem Bey aday adayıyım diye çıktı. Mansur Bey aday adayıyım diye ortaya çıktı. Birinci sorum her ikisi de sizinle bir istişarede bulundu mu, yani biz aday adaylığımızı açıklayacağız dediler mi size? İkincisi, bu konuda siz hem Ekrem Bey’in İstanbul’dan Mansur Bey’in Ankara’dan adaylığı konusunda genel başkan olarak görüşünüz nedir?

Kendileriyle zaman zaman yüz yüze görüşüyoruz veya telefonla görüşüyoruz. Başarılı olan belediye başkanlarını tekrar aday göstereceğimizi zaten defalarca ifade ettik. Yani yeni söylenen bir şey değil. Dolayısıyla arkadaşlar da kendilerini başarılı görüyorlar, doğru. Yani biz toplumun nabzını tuttuğumuzda da belediye başkanlarımızın başarılı olduğu görülüyor. Dolayısıyla tabii bunun son kararı bende değil, MYK da değil. Kararı Parti Meclisi verecek ama benim genel başkan olarak görüşüm, başarılı belediye başkanlarının görevlerini sürdürmeleri. Hele özellikle Ankara, İstanbul, Mersin, Adana gibi Antalya gibi bizim yeni aldığımız ve birinci  dönemlerinde güzel çalışmalar yapılan belediye başkanlarını ikinci dönemlerinde daha başarılı olacaklarını, devir aldıkları sorunları kalıcı çözmek için çalışacaklarını biliyorum.

Biliyorsunuz buraları büyük borçlarla devraldılar, büyük borçların bir kısmı tasfiye edildi. Şimdi ikinci dönemlerinde çok daha güçlü olarak, mali açıdan da çok daha güçlü olarak başlayacaklar. Örneğin İstanbul’da metro inşaatları tamamen durmuştu. Şimdi metrolar, inşaatlar büyük ölçüde tamamlandı. Bir kısmı açıldı hatta bir kısmının açılışına ben de katılmıştım. Benzer uygulamalar diğer illerimizde de oldu. Mersin’de de, Adana’da da, Antalya’da da benzer uygulamalar oldu. Dolayısıyla ben arkadaşların başarılı bir şekilde 2. dönem görevlerini yerine getireceklerine inanıyorum.

Ve bence en önemli kısım:

Yerel seçimde başarınız erken seçimi getirir mi?

Normalde etik kurallara uyan bir iktidarın yerel seçimlerde kaybederse seçime gitmesi lazım. Demokrasinin kuralı budur. Güven testini gerçekleştirmesi lazım ama Erdoğan bunu yapar mı bilmiyorum. Bunu yapması için demokrasi kültürünü içselleştirmesi lazım. Erdoğan’da bunu göremiyorum. Toplumsal baskı bunu ne kadar gündeme getirir ya da etkili olur bilemiyorum.

İmamoğlu CHP’nin, Yavaş İYİ Parti’nin adayı olsun formülleri de konuşuluyor ne dersiniz? İyi Parti’yle böyle bir işbirliği yapabileceğiniz konuşuldu mu?

CHP’li belediye başkanlarının olduğu yerde CHP’li belediye başkanları vardır, devam eder. Bunun ortası olmaz. Her halükarda Ankara’da da İstanbul’da da dominant olan parti CHP’dir. Öyle kabul etmek lazım.

CHP Genel Başkanı seçim yenilgisi sonrası parti içinde ‘değişim’ hareketi başlatan, Kurultay’da pek muhtemel karşısındaki adayı destekleyecek Ekrem İmamoğlu hakkında çok dikkatli bir dil kullanıyor. Özellikle siyasi yasak getirilmesi olasılığına “karşılarında 100 yıllık partiyi bulurlar” diye tepki gösteriyor:

“Bir büyükşehir belediye başkanını seçimle değil de yargıyı kullanarak seçim sisteminin dışına atıyorsanız, bu artık o ülkede iktidarın demokrasiden tümüyle vazgeçtiğini gösterir. Rakibinizi demokratik kurallar içinde yenerseniz toplum size saygı duyar. Devletin gücünü kullanarak rakibinizi elemine etmek onu sistemin dışına, seçimin dışına atmak isterseniz sizin demokrat olmadığınız, baskıcı bir yönetimi kullandığınız gerçeği ortaya çıkar. Biz Erdoğan’ın demokrasinden yana tavır takınmadığını gayet iyi biliyoruz. Rakiplerini yalanlarla, iftiralarla bazen yargıyı kullanarak sistemin dışına itmek istediğini de biliyoruz ama onun unutmaması gereken bir şey var. Onun karşısında 100 yıllık bir parti var, Cumhuriyet Halk Partisi var ve en azından bu son seçimlerde demokrasinden yana oy kullanan 25,5 milyon insan var.”

Kemal Kılıçdaroğlu kurultaya doğru parti içinde yarış ile ilgili şunları söyledi: “Parti içinde de MYK’de de Parti Meclisi’nde de her konuyu tartışırız. İnsanların idealleri olur, parti içi idealleri olur, parti dışı idealleri olur. Bizi diğer partilerden ayıran temel özellik de bu zaten. Yani biz demokrasiyi içselleştirmiş olan bir partiyiz. Bugün buraya gelmeden önce mesela eski partililer ile buluştum. Şikayet de ettiler, listede bizi koymadınız dediler, bir sürü şey anlattılar, bunları dinliyorum ben. Şimdi normalde diğer partilerde böyle bir tablo bulamazsınız. ‘Vay sen nasıl konuşursun’ diye başlanılır. Bizde bunların tamamını dinleriz, dolayısıyla niçin hangi gerekçelerle yapamadığımızı da anlatırız.

Yani bir anlamda eski partililerimize hesap da veririz. Yani ben MYK’ye de hesap veririm, belediye başkanları da, parti meclisi de, il başkanları da gelir. Onlar bizi eleştirirler, biz onları eleştiririz. ‘Neden yeteri kadar çalışmadınız’ deriz, eksiklikleri varsa tek tek söyleriz. Onlar da bizim eksiğimizi söylerler bize ama bu hani böyle bir kan davasına dönüşmez bizde. Bizde tartışılır, belli bir şey varsa, seçim varsa, yerel seçim varsa hep beraber gideriz. Yerel seçimlerde gücümüzü gösteririz oyumuzu kullanırız. Yerel seçimler biter, ondan sonra otururuz tekrar tartışırız. Bizi yüz yıllık parti yapan da zaten bu. Yani diğer partilerden ayıran temel kural da bu. Eğer bu tartışma kendi içinde dinamizmini kaybederse ve tartışma tümüyle yok olursa parti bir anlamda kendisini sonlandırmış olur.

Çünkü artısını eksisini tartışmayan bir partinin geleceği inşa etme şansı olmaz. Gelecek nasıl sağlıklı inşa edilir? Tartışılarak yapılır. Benim görmediğimi bir başka partili görür. Şimdi biz bu aslında demokrasinin de bir gereği ama toplum öyle bir hale geldi ki kendi içimizde demokratik tartışmalar bile ‘vay işte gördünüz mü siz Ak Parti gibi değilsiniz’. Orada tek adam rejimi var yani bir kişi konuşuyor, herkes esas duruşta. Orada aksini söyleyemez, her kimse söylediği zaman tasfiye edilir. Bizde öyle bir kural yok, olmaz da zaten öyle bir gelenekte yok partinin içinde. CHP’de eleştirilerde asla belli bir düzeyin altına inilmez. Yani belli bir saygı içinde o en sert eleştiriler yapılır. “

HDP aday çıkarırsa…

HDP’nin başta İstanbul aday çıkarma konusuna şöyle yanıt veriyor: “Doğrusunu isterseniz yani HDP aday çıkarır mı çıkarmaz mı ya da diğer partiler aday çıkarır mı çıkarmaz mı yani ittifak içinde olanlar aday çıkarır mı çıkarmaz mı onu bilmiyoruz yani. O gelişen olaylar, gelişen süreç içerisinde oturulur konuşulur.

Yeşil Sol Parti ayrı aday da gösterebilir yani geçmişte de belli yerlerde ayrı aday gösterdi. Bazen aday göstermedi, hangi belediye başkanını istiyorsa ona destek verdi. Dolayısıyla bizim HDP’nin iç işine karışmak gibi bir ne görevimiz ne de öyle bir etik dışı davranışımız olur yani, onların iç işlerine karışmayız . Onlara saygı gösteririz, diğer partilere nasıl saygı gösteriyorsak HDP’ye de aynı saygıyı gösteririz.”

Bir diğer soru…

Size seçimlerden sonra istifa çağrıları oldu. Siz bir şekilde partiye devam etme kararı aldınız. Partiyi güvenli limana yanaştırmaktan bahsettiniz. Bu Kurultay’la beraber bu güvenli liman olmuş olacak mı tekrar genel başkan olursanız?

Olacaktır.

Ondan sonra siz bunu teslim etmek için mi bir yol yürüyeceksiniz?

Şimdi Kurultay’da göreceksiniz, demokratikleşmenin ne olduğunu herkes görecek, tanık olacak buna. Gerçekten partide herkes tanık olacak. CHP’nin şöyle bir özelliği var. Türkiye’deki büyük değişimlerin altında CHP’nin imzası vardır. Partilerin demokratikleşmesi konusunda da kendi içimizde, bütün partiler için söyleyemiyorum, kendi içimizde demokratikleşmesi konusunda da çok önemli gelişmelere imza atacağız. Hepiniz tanık olacaksınız.

Siz bunun önünü açacaksınız yani.

Tabii yapacağız.

Değişimin önünü açacağınız mı anlaşılacak buradan? Tüzüğe mi atıfla?

Tabii tüzükle, başka ne ile olacak.

Yani sürprizler mi beklensin?

Tüzükte, yok yani tabii bir düzeni değiştirdiğinizde herkesin memnun olmasını bekleyemezsiniz ama bugün yaptığım toplantıda bir oranı açıkladığımda en çok alkışı erkekler verdi, kadınlar lehine.

Kurultay’da değişimin önünü açacağınızı söylediğinizi yazsak doğru bir cümle mi olacak?

Değişimin önü zaten açık bizde, kapalı hiç olmadı ki.

Genel başkan değişimini mi kastediyorsunuz?

Bir değişim yapacağız o kesin. Değişimin hukuki temellerini oluşturacağız o da kesin. Tabii bu bizim önerimiz, Kurultay bunu kabul eder mi etmez mi onu bilmiyorum. Çünkü ben geçmişte ön seçim için şeyi ön görmüştüm. Düzenli aidat ödeyenler, milletvekilini seçsinler. Böylece naylon üyeler bitecek, düzenli aidat ödeyen, kendi milletvekilini, belediye başkanını, belediye meclis üyesini belirleyecek. Kurultay bunu reddetti, kabul etmedi. Şimdi pişmanlar, keşke kabul etseydik diye şimdi getireceğiz, getireceğiz yeniden. Yani hiçbir partide olmayan bütün demokratik standartları getireceğiz.

Güvenli liman, Kurultaya getireceğim, Kurultaya bütün demokratik standartları getireceğim. Parti gerçek anlamda tam demokratik kuralların işlediği bir parti haline gelecek. Ondan sonra özgürce kendi genel başkanını seçecek. Yeri geldiğinde başkanı görevden alacak bir Kurultay olacak.

İşte söylüyorlar, güçlü genel sekreterlik olsun, olur. Eskiden vardı zaten, o kalkmıştı, dolayısıyla örgütün de beklentilerine uygun olarak ve gerçekten de siyasi partilerin demokratikleşmesi açısından da buna ihtiyaç var yani.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu, Partisinden “İstanbul’da Tam Yetki” Talep Edecek

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, CHP yönetimine, “Kentte tam başarı, uyumlu çalışma ve belediye meclisinde çoğunluk sağlama hedefleri için adayların belirlenmesinde tam yetki talep ediyorum” diyeceği öne sürüldü.

Ekrem İmamoğlu, ayrıca genel seçimlerdeki gibi ilin tüm mahallelerini kapsayan bir çalışma yaptırıyor. Hazırlanacak raporda ilçelere göre kimleri belediye başkanı olarak görmek istediklerini sorulacak ve ortaya çıkan isimler belirlenecek.

Diken’den Altan Sancarın haberine göre; İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) başkanlığı için bir kez daha aday olmaya hazırlanan Ekrem İmamoğlu, CHP yönetiminden İstanbul’un 39 ilçesinde adayların belirlenmesi için söz sahibi olmayı isteyecek. İmamoğlu ayrıca genel seçimlerdeki gibi ilin tüm mahallelerini kapsayan bir çalışma yaptırıyor.

28 Mayıs seçimlerinin ardından CHP’de ‘değişim’ söylemlerinin fitilini ateşleyen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, bir yandan da bir kez daha İstanbul’a adaylığa hazırlanıyor. CHP’nin İstanbul ilçe kongrelerinde ortaya çıkan tablodan ‘mutlu olduğu’ belirtilen İmamoğlu, ortaya attığı ‘değişim’ söyleminin İstanbul il yönetiminde de karşılık bulacağına inanıyor.

Geçtiğimiz haftalarda İstanbul için bir kez daha aday adaylığını duyuran İmamoğlu, ekibinden kente dair kapsamlı bir çalışma talep etti. Edinilen bilgilere göre, İmamoğlu 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimleri öncesi ekibinin yaptığı ve İstanbul’un mahallelerinde yaşayan yurttaşların oy verme eğilimlerini, partinin ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun potansiyel oy oranını ortaya koyan çalışmanın tekrarlanmasını istedi. Genel seçim için hazırlanan rapor doğrultusunda çalışan ve hedefine ulaşan İmamoğlu’nun bu raporun yaş grupları, dezavantajlı gruplar, bölgesel farklılıklar üzerinden detaylandırılmasını istedi.

İmamoğlu, hazırlanacak rapor doğrultusunda adaylığını açıkladığı konuşmada belirttiği gibi iş birliğini İstanbul’dan kurma çalışmalarını da hızlandırmayı hedefliyor. Böylece genelden önce yerelde iş birliğini örgütlemeyi ve partilerin seçmenlerini adaylığı etrafında bir araya getirmeyi hedefliyor.

Öte yandan İmamoğlu, İstanbul’da ‘tam başarı’ için CHP yönetiminden talepte bulunacak. Buna göre İmamoğlu, partisinin yönetiminde İstanbul’un ilçelerinde gösterilecek belediye başkan adaylarının belirlenmesi için söz sahibi olmayı ve tam yetki isteyecek. Hazırlanacak raporda ilçelere göre kimleri belediye başkanı olarak görmek istediklerini sorulacak ve ortaya çıkan isimler belirlenecek.

Rapor sonrası farklı partilerin seçmenleri ile seçim süreci öncesi kurulması hedeflenen ilişkiler doğrultusunda da İmamoğlu partisinin yönetimine çalışmasını sunarak, “Kentte tam başarı, uyumlu çalışma ve belediye meclisinde çoğunluk sağlama hedefleri için adayların belirlenmesinde tam yetki talep ediyorum” diyecek. Kurmaylarına göre, çalışmalar ve CHP’deki kongreler süreci kısmen tamamlandıktan sonra Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasında bir görüşme olması bekleniyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Parti Sağa Kayıyor” Eleştirilerine Yanıt

Seçimlerde müttefik sağcı parti üyelerinin CHP listelerinden aday gösterilmesine yönelik eleştirilere yanıt veren Kılıçdaroğlu, “Diğer partilerle oluşturduğumuz milletvekili aday listelerine yönelik eleştiriler haksızdır. Yüzde 25 oyumuz var, yüzde 50’ye ulaşmak için müttefiklere muhtacız. Bu listeleri bahane ederek partimiz içinde sert ve öfkeli tepkiler örgütlendi” dedi ve ekledi:

“‘Parti sağa kayıyor’ haksız değerlendirmeleri yapıldı. Bazı ulusalcı seçmenler bu propagandanın da etkisiyle aşırı milliyetçi seçenekleri tercih etti. Bu partilerle yapılan ittifakın belgeleri olan ortak Protokol ve Anayasa değişiklik taslağı okunduğunda gelişmiş bir demokrasi programı hazırlandığı görülebilir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Serbestiyet’ten Oral Çalışlar’a konuştu. Çalışlar’ın konuşmadan aktardığı önemli kısımlar şöyle:

“Kılıçdaroğlu CHP genel başkanlığını sürdürmeye kararlı görünüyor. Kişi adı vererek kimseyi suçlamıyor. Sakin bir şekilde kongreleri izliyor.

Kamuoyu önünde bir özeleştiri yapsanız daha iyi olmaz mıydı?” soruma şöyle cevap verdi: “Seçimden birkaç gün sonra kamuoyu önüne ekibimle birlikte çıkıp hesap vermeyi, bir özeleştiri yapmayı gerçekleştirebilirdik. Aslında parti kademelerinde bunu yaptık. Ama açıktan herkesi bilgilendirici bir değerlendirme yapmamış olmamız bir eksiklik.”

Aynı soruyu Millet İttifakı için de sordum. “Millet İttifakı’nın bileşenleri ile böyle bir deneme yapılabilirdi ama onlar adına konuşmak doğru olmaz.” Ruh hallerini şöyle özetledi: “Üzerimizde seçim sonrası ağır bir baskı oluştu. Partiyi dağıtacak kadar sert bir baskı. Bu hâlâ sürüyor.”

“Kurultay’da yönetim açısından bir sorun çıkmaz. CHP’de şu anda il ve ilçe örgütlerinin başındaki arkadaşlarımızın çoğu eski gençlik kollarında çalışanlar. Parti bu şekilde de yenileniyor.” Seçimlerde müttefik sağcı parti üyelerinin CHP listelerinden aday gösterilmesine yönelik eleştirileri şöyle cevapladı:

“Diğer partilerle oluşturduğumuz milletvekili aday listelerine yönelik eleştiriler haksızdır. Yüzde 25 oyumuz var, yüzde 50’ye ulaşmak için müttefiklere muhtacız. Bu listeleri bahane ederek partimiz içinde sert ve öfkeli tepkiler örgütlendi. ‘Parti sağa kayıyor’ haksız değerlendirmeleri yapıldı. Bazı ulusalcı seçmenler bu propagandanın da etkisiyle aşırı milliyetçi seçenekleri tercih etti. Bu partilerle yapılan ittifakın belgeleri olan ortak Protokol ve Anayasa değişiklik taslağı okunduğunda gelişmiş bir demokrasi programı hazırlandığı görülebilir.”

Kemal Kılıçdaroğlu’na göre, oy verme ihtimali bulunan ‘tereddütlü kitle’ önemliydi: “İktidardan kopuş eğiliminde olan muhafazakâr kitle, sonucu tayin etti. Bu aday listelerine gösterilen aşırı tepkilerden, söz konusu kitle olumsuz yönde etkilendi. Kararsız muhafazakârlar, ‘Ulusalcılar iktidara gelirse yeniden eski günlere dönebiliriz korkusu’ ile oylarını dönüp tekrar Erdoğan’a verdiler.”

Paylaşın