CHP Genel Başkan Adayı Öymen: 13 Yılda 12 Seçim Kaybedildi

Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde girilen 13 yıldaki tüm seçimlerin kaybedildiğini ifade eden CHP genel başkan adayı Örsan Öymen, “Bu bir olgu. 13 yılda 12 seçim kaybedildi. 5 milletvekilliği, 3 cumhurbaşkanlığı, 2 belediye seçimi, 2 referandum” dedi ve ekledi:

“Belediye seçimlerinde, İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Antalya’da başarı elde edildi ama Türkiye genelinde ne yazık ki partimiz birinci olamamıştır. Biz bilhassa yenilgiye alıştırılmış bir ruh hali içerisine girmiş durumdayız ne yazık ki. Böyle birkaç kent kazandığımız zaman bundan büyük mutluluk duyuyoruz. Onu bir başarı olarak yorumlamak istiyoruz. Belki psikolojik bir ihtiyaç da olabilir bu.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) genel başkanlığına adaylığını açıklayan isimlerden Prof. Dr. Örsan Öymen, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen CHP Eskişehir İl Başkanlığı 38. Olağan Kongresi’nde açıklamalarda bulundu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; CHP’de genel başkana veya yönetim kademesinde olanlara yönelik eleştirilerin partinin kendisine yönelik eleştiri olmadığını kaydeden Öymen, “Cumhuriyet Halk Partisi’ni daha ileri bir noktaya götürmek için, bu yüzyıllık çınarda bir yaprak dökümünün yaşanmaması için, Cumhuriyet Halk Partisi’ne sahip çıkmak için, genel başkan da dahil olmak üzere yönetim kademesindeki herkes eleştirilebilir. Bizim bu feodal anlayıştan kurtulmamız gerekiyor. Öncelik budur” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde girilen 13 yıldaki tüm seçimlerin kaybedildiğini ifade eden Öymen, “Bu bir olgu. 13 yılda 12 seçim kaybedildi. 5 milletvekilliği, 3 cumhurbaşkanlığı, 2 belediye seçimi, 2 referandum. Belediye seçimlerinde, İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Antalya’da başarı elde edildi ama Türkiye genelinde ne yazık ki partimiz birinci olamamıştır.

Biz bilhassa yenilgiye alıştırılmış bir ruh hali içerisine girmiş durumdayız ne yazık ki. Böyle birkaç kent kazandığımız zaman bundan büyük mutluluk duyuyoruz. Onu bir başarı olarak yorumlamak istiyoruz. Belki psikolojik bir ihtiyaç da olabilir bu” değerlendirmesinde bulundu.

CHP’nin başka bir sorununun, partinin oyunun yüzde 22-26 bandı arasına sıkışması olduğunu söyleyen Öymen, “2003 ve 2008 yılları arasında 5 yıl 3 dönem Parti Meclisi üyesi olarak görev aldım Sayın Deniz Baykal döneminde. Ne yazık ki bugün burada aktaracağım eleştirileri, o zaman da kendisine ve yönetimine yöneltmek durumunda kalmıştım. Temelde parti içi demokrasi, seçim yenilgilerindeki nedenler ilkelerle ilgili sorunlar gibi konularda dolayısıyla yeni bir şey söylemiyorum. Ne yazık ki kişiler değişti ama partimizde sorunlar değişmedi” dedi.

Öymen, 1957 seçimlerinde CHP’de İsmet İnönü’nün genel başkan olduğu dönemde partinin oyunun yüzde 41, 1977 seçimlerinde Bülent Ecevit’in genel başkan olduğu dönemde partinin oyunun yine yüzde 40’ların üzerinde olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “13 yılda değişmeyen şey ne olacak da 14’üncü yılda değişecek ve biz belediye seçimlerini kazanacağız? İstanbul’u, Ankara’yı yeniden kazanacağız. Bursa’yı kazanacağız. Diğer önemli kentleri, merkezleri kazanacağız. Eskişehir’i nasıl kazanacağız? Bütün bunların üzerinde düşünmek gerekiyor.”

Anket önerisi

İttifaklarla ilgili sorun yaşandığını ve genel başkanlık dahil yönetim değişikliği olmadığı zaman başarının sağlanması konusunda şüphelerini ifade eden Öymen, “Genel merkeze şunu öneriyorum. Bilimsel bir araştırma yapılsın. 40 ilde, 60 ilde 10-15 bin kişiyle bir araştırma yapılsın. Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce olduğu gibi 20 ilde 30 ilde 2-3 bin kişiyle değil kapsamlı bilimsel bir araştırma yapılsın, güvenilir.

Mevcut yönetimin, yönetimin devam etmesi durumunda Cumhuriyet Halk Partisi’nin adaylığına vatandaşımız oy verecek mi? Çok basit bir soru. Halkın içinde yaşayan, halkla iletişim halinde olan herkes aslında gerçekleri görüyor. Madem bizim burada söylediklerimiz dikkate alınmıyor. Benim söylediğimi bir kenara atın. Genel merkezi sadece bilime, akla davet ediyorum” çağrısı yaptı.

Seçim yenilgilerinin temelinde birçok neden olduğuna dikkati çeken ve bu sorunlardan bir tanesinin de parti içi demokrasi sorunu olduğunu vurgulayan Öymen, şöyle konuştu:

“Bunlardan bir tanesi de parti organlarının çalıştırılmamış olması. Oligarşik bir yapının 5 kişi, 10 kişi, 15 kişi bilemiyorum. Danışmanlar, Bazı MKYK üyeleri vesaire kararları vermesi. İlçe ve il örgütlerine bu konularda kritik konularda bir şey danışılmamış olması, parti meclisinin yeterince çalıştırılmamış olması ve bunun sonucunda da lojistik, stratejik ve ideolojik hataların yapılmış olması. Sadece çok sık gündeme geldiği için değinmek istiyorum. Milletvekili listeleri konusu.

Oy oranı yüzde 1-2 en fazla 3 olan 4 partiye 38-39 milletvekilinin hediye edilmiş olması. Bu her şeyden önce temsiliyet ilkesine, halkın egemenliği ilkesine aykırı bir durumdur. Oy oranıyla orantısız bir sayıda milletvekilinin verilmiş olması. İttifak elbette yapılabilir. Ama şöyle denenebilirdi, seçilebilecek yerlerden 10-15 kişilik kontenjan, ittifak içindeki partilere verilebilirdi ve milletvekilleri de ön seçim yapılması yoluyla belirlenebilirdi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin daha fazla sayılı milletvekili bugün mecliste olabilirdi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde daha güçlü bir şekilde temsil edilebilirdik.”

Paylaşın

Örsan Öymen: CHP Kimliksiz Bir Konuma Sokulmuştur

CHP Ankara İl Kongresi’nde konuşan genel başkan adayı Örsan Öymen, “CHP ben demokratik bir partiyim, Türkiye’de demokrasiyi savunuyorum iddiasında değil mi? CHP kimliksiz bir konuma sokulmuştur. İlkelerimizden uzaklaştık, başta laiklik olmak için ilkelerimizi rafa kaldırdık. Pragmatik bir açıdan bile bakılsa bunun bir sonuç vermediği ortaya çıkmıştır” dedi ve ekledi:

“Bugün Türkiye’de AKP iktidarı monarşik, oligarşik, ümmetçi, statükocu, muhafazakar, serbest piyasacı, özelleştirmeci bir düzen kurdu. Bunun panzehri altı oktur, altı ok 1920-1930’larda kaldı demek karşı devrime hizmet etmek demektir. Bu konuda bilinçlenmemiz, ilkelerime sahip çıkıp bunu halkımıza anlatmamız gerekiyor. Her alanda ilkelerimizle uyumlu projelerimizi üyelerimize anlatmak, üyelerimizin bunu vatandaşlarımıza anlatması gerekiyor.”

CHP Genel Başkanlığı aday adayı Örsan Öymen, Ankara İl Kongresi’nde konuştu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre Öymen şunları söyledi:

“Genel Başkanımızın öncülüğünde girilen tüm seçimler ne yazık ki 13 yıldaki 12 seçimin tamamı kaybedilmiştir. 1989 yılında SHP Genel Başkanı Erdal İnönü’nün öncülüğünde belediye seçimlerinde birinci olmuştuk, öyle bir başarıyı uzun bir süredir yaşayamadık. 14. yılda neyin değişeceğini, ya da değişecekse hangi temellerle bunu açıklayacağımızı çok iyi düşünmemiz lazım. CHP’nin oyu yüzde 22-26 arasına sıkışıp kalmıştır. Bu önceki yönetim döneminde de böyleydi. Bu 22-26 arasına sıkışmışlık durumunu bizim aşmamız ve bunu bir kader olarak kabul etmememiz gerekiyor.

Kaderci, determinist ve karamsar bir anlayışı terk edip yeniden o koşulları sağlamamız lazım. Siyasetçi, lider, konjonktüre göre siyaset yapmaz, konjonktürü değiştiren kişidir. Bu koşulları değiştirmek için stratejik planlamalar yapmalıyız. Yüzde 48 çok değerli bir oy fakat daha önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefet partilerinin gösterdikleri adayların oy toplamı yine yüzde 48 idi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun öncülüğünde girilen bu seçimle yüzde 48 oranı aşılamamıştır. Bunun bir çok nedeni var. AKP hükümetinin uyguladığı baskılar da bu nedenlerden birisidir fakat bazı nedenler bizim ortadan kaldırabileceğimiz nedenlerdi, o konuda gerekli olan şeyler yapılamadı.

Parti içi demokrasi süreci çalıştırılmadığı için bir çok lojistik, stratejik ve ideolojik hata yapılmıştır. Milletvekili listeleri konusu… Oyu en fazla yüzde 3 olan siyasi partilere 38-39 milletvekilliğinin verilmiş olması, bu temsiliyet, halkın egemenli ilkesinin ortadan kaldırılmasıdır. 10-15 milletvekili diğer ittifak içindeki partilere verilebilirdi ve CHP’nin kendi adayları da ön seçimle belirlenebilirdi. Ön seçimin olmadığı yerde parti içi demokrasiden söz etmek mümkün değil. Bir genel merkez kontenjanı olabilir yüzde 5 fakat tüm diğer milletvekili adaylar ön seçimle belirlenmeli. Kongrelerde, kurultayda birden fazla adaya imza verilebilmeli, herkes kürsüde konuşabilmeli. Çarşaf listeyle seçimlere gidilmesi mahallede başlamak üzere kolaylaştırılmalı blok listeyle seçime gidilmesi zorlaştırılmalı.

“CHP Türkiye’de demokrasiyi savunuyorum iddiasında değil mi?”

İki genel seçimi üst üste kaybeden bir genel başkanın bir daha genel başkan adayı olmasının engellenmesi, bunun tüzüğe bağlanması gerekiyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok. Demokratik ülkelerde bir veya iki seçim kaybedildiğinde genel başkan istifa eder veya bir daha aday olmayacağını açıklar. CHP ben demokratik bir partiyim, Türkiye’de demokrasiyi savunuyorum iddiasında değil mi? CHP kimliksiz bir konuma sokulmuştur. İlkelerimizden uzaklaştık, başta laiklik olmak için ilkelerimizi rafa kaldırdık. Pragmatik bir açıdan bile bakılsa bunun bir sonuç vermediği ortaya çıkmıştır.

Bugün Türkiye’de AKP iktidarı monarşik, oligarşik, ümmetçi, statükocu, muhafazakar, serbest piyasacı, özelleştirmeci bir düzen kurdu. Bunun panzehri altı oktur, altı ok 1920-1930’larda kaldı demek karşı devrime hizmet etmek demektir. Bu konuda bilinçlenmemiz, ilkelerime sahip çıkıp bunu halkımıza anlatmamız gerekiyor. Her alanda ilkelerimizle uyumlu projelerimizi üyelerimize anlatmak, üyelerimizin bunu vatandaşlarımıza anlatması gerekiyor.”

Paylaşın

ABB Başkanı Yavaş: Hedefimiz Yüzde 60

CHP Ankara İl Kongresi’nde konuşan ABB Başkanı Mansur Yavaş, “2018 Referandumunda yüzde 50’den fazla hayır dedi. 2019 yılında yine yüzde 50’den fazla oy vermek suretiyle bizi göreve getirdi” dedi ve ekledi:

“En son 2023 seçiminde de yüzde 52, sayın Genel Başkanımıza oy vermek suretiyle muhalif kimliğini devam ettirdi. Bizler 4 milyon 200 bin seçmenin tamamının oyuna talip olacağız ve hedefimiz en az yüzde 60 ve Belediye Meclisi’nde çoğunluktur.”

Ankara’daki halk otobüslerinin Ankaralı yolcuları mağdur ettiğini de ifade eden Yavaş, halk otobüslerini işletenlere seslendi ve “Otobüslerin hepsini ya bize satın ya da gidip başka iş yapın. Bu halka zulüm etmeye kimsenin hakkı yoktur” dedi.

Mansur Yavaş, “Seçim yaklaştıkça karalamalara başladılar. Biz bunlara karşı efsunluyuz, vız gelir tırıs giderler. Attıkları iftiralar kendilerine bulaşacaktır” ifadelerini kullandı.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara İl Kongresi’nde açıklamalarda bulundu.

Ankara’daki halk otobüslerinin Ankaralı yolcuları mağdur ettiğini de ifade eden Yavaş, halk otobüslerinden belediye desteğinin çekilmesinin bu destek için istenen kredinin belediye meclisi tarafından bekletilmesi olduğunu söyledi. Kredi çıkmayınca otobüslere indirimli binme hakkı olan yolcuların kanuna aykırı biçimde taşınmadığını kaydeden Yavaş, halk otobüslerini işletenlere seslendi ve “Otobüslerin hepsini ya bize satın ya da gidip başka iş yapın. Bu halka zulüm etmeye kimsenin hakkı yoktur” dedi.

“Biz göreve geldiğimizden itibaren Ankara’da kirli siyaseti ortadan kaldırdık” diyen Yavaş, “Ama şimdi seçim yaklaştıkça karalamalara başladılar. Biz bunlara karşı efsunluyuz, vız gelir tırıs giderler. Attıkları iftiralar kendilerine bulaşacaktır” diye konuştu.

“Ankara, üç dönemdir muhalif kimliğini korudu”

“Ankara, üç dönemdir muhalif kimliğini korudu” diyen Yavaş, “2018 Referandumunda yüzde 50’den fazla hayır dedi. 2019 yılında yine yüzde 50’den fazla oy vermek suretiyle bizi göreve getirdi. En son 2023 seçiminde de yüzde 52, sayın Genel Başkanımıza oy vermek suretiyle muhalif kimliğini devam ettirdi. Bizler 4 milyon 200 bin seçmenin tamamının oyuna talip olacağız ve hedefimiz en az yüzde 60 ve Belediye Meclisi’nde çoğunluktur” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP’de “Meral Akşener” Sessizliğinin “İki Nedeni”

Seçim yenilgisini büyük ölçüde CHP’ye yıkan İYİ Parti Lideri Akşener’in açıklamalarına, CHP kanadından bu güne kadar tatmin edici bir yanıt verilmedi. CHP’li kurmaylara göre bu sessizliğin iki nedeni var.

Birincisi Akşener’in parti içinde yaşadığı sorunları aşmak için bu çıkışları yaptığı düşünülüyor. Akşener’in açıklamalarına cevap verilmemesinin ikinci nedeni ise her ne kadar ittifaklara kapının kapandığı söylense de olası yerel seçim iş birliğini düşünerek daha fazla hasara yol açmamak.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimi seçim yenilgisi sonrası iki ateş arasında. Bir tarafta en büyük ittifak ortağı İYİ Parti’den gelen suçlamalar var, diğer tarafta kurultaya giderken parti içi tartışmalar sertleşiyor. Seçim yenilgisini büyük ölçüde CHP’ye yıkan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamalarına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir yanıt gelmedi. Kılıçdaroğlu’nun eski-yeni kurmayları da sessiz.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya‘nın haberine göre; Bu sessizlik bilinçli bir tercih. Akşener ile polemiğe girmeyeceklerini söyleyen CHP’li kurmaylara göre bu sessizliğin iki nedeni var.

Birincisi Akşener’in parti içinde yaşadığı sorunları aşmak için bu çıkışları yaptığı düşünülüyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin getirdiği 50+1’in ittifakları zorunlu kılarak partileri kimliksizleştirdiği eleştirisine katılan kurmaylara göre 2 seçimdir ittifak sistemi içinde yer alan İYİ Parti kendisini, farkını anlatamadığı bir sıkışmışlık içinde. Hem dünyada hem de Türkiye’de milliyetçilik yükselirken bir sol partiyi destekler görünen İYİ Parti’nin kimlik bunalımı yaşadığına dikkat çekenler, bu sıkışmışlıktan çıkış için yeni politika üretmeleri gerektiğini söylüyor, “Süreci iyi yönetebilseler gelecekleri olabilir ama aceleci, isyankar, saldırgan tutumla bu imkanı kaçırıyorlar” diyorlar.

Akşener’in açıklamalarına cevap verilmemesinin ikinci nedeni ise her ne kadar ittifaklara kapının kapandığı söylense de olası yerel seçim iş birliğini düşünerek daha fazla hasara yol açmamak.

2019 yerel seçim iş birliği sürecinde de birçok sorun yaşandığını hatırlatan CHP’li kurmaylar, “Aynı kapsamda olmasa da iş birliği olasılığı halen var. Bu bir genel seçim değil. Her belediye başkanlığı ayrı değerlendirilir. Bir yol bulunur yoksa İYİ Parti bu sorumluluğu alamaz. Şu an öfkeyle davranıyorlar. Ama seçim sathına girildiğinde tutum değişebilir. Tutum değişmezse de seçmen bir yol bulacaktır” diyor.

Bu arada yerel seçimlerin, en çok oyu alanın kazandığı tek turlu bir seçim olduğunun altını çizen CHP’ye göre İYİ Parti doğru politikalar izlerse seçime ayrı girerek de iktidar blokunu bölmeye fayda sağlayabilir.

Yapılan açıklamaların içeriği ve dilinin İYİ Parti’ye zarar verdiğini, oylarını aşağı çektiğini söyleyen bir CHP’li kurmaya göre İYİ Parti bu yıkıcı tavrını sürdürürse kendisi yok olur.

CHP yönetimi iki ateş arasında dedik. Kasım ayı başında yapılması planlanan kurultay süreci de sancılı geçiyor. Öyle ki, “CHP baraj altında kaldığında bu kadar sert eleştirilmemişti” deniliyor.

CHP yönetimi yaşanan durumu genel başkan adaylığını açıklayan Grup Başkanı Özgür Özel gibi “duygusal kopuş yaşanıyor” şeklinde değerlendirmiyor. “Kopuş değil öfke var” diyen bir kurmay “12. kattan düştük. Yenilgi büyük. Seçim sonrasını da iyi yönetemedik. Yeterli açıklamalar yapılmadı, üstüne artan ekonomik sorunlar karşısında bize oy veren seçmenimiz kendini yalnız hissetti. Bu öfkeyi büyüttü. Ama bunu bir duygusal kopuş olarak görmek doğru değil” diyor.

CHP yönetimi yaşanan büyük yenilgiye karşın bardağın dolu tarafını görmekten yana. Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun aldığı yüzde 48 oy, CHP’ye oy verebilecek yüzde 48 oy olarak görülüyor. Bu potansiyelin iyi değerlendirilmesi gerektiği kaydediliyor. Bunun için de yerel seçim işaret ediliyor.

CHP yönetimine göre 2023 seçimi henüz tamamlanmadı. Erdoğan’ın da başta İstanbul olmak üzere bir önceki yerel seçimde el değiştiren bazı kritik illeri yeniden kazanması durumunda seçimin tamamlanacağı bakışı içinde olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle CHP yönetimi mevcut belediyeleri koruyup üstüne Bursa, Balıkesir, Denizli gibi yeni kentleri ekleyip bir denge kurabileceğini, yeniden umut yaratabileceğini hesaplıyor.

Yerel seçim çalışmasının hız kazanması için kurultay sürecinin tamamlanması gerekiyor. Kasım ayı başında gerçekleşecek büyük kurultayda sürpriz beklenmiyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun delegelerin üçte ikisinin oyuyla yeniden genel başkan olacağı beklentisi yüksek.

CHP’li yetkililer seçim stratejisi ile ilgili çalışmanın yeni yönetimle birlikte şekilleneceğini kaydetse de kulislerde “sert” bir kampanya hazırlığında olunduğunu söyleyenler var. Özellikle büyükşehirlerde, “Ya Erdoğan ya Yavaş”, “Ya Erdoğan ya İmamoğlu” gibi mevcut iktidarla karşıtlığı gösteren bir dil kullanılması gerektiğini savunanlar var. Bu stratejinin muhalefetin önde olduğu metropol kentlerde uygulanabileceği, diğer büyükşehir ve illerde ise yerelin özelliklerine göre hizmet odaklı bir kampanya yürütüleceği kaydediliyor.

Yerel seçim sürecinde ittifaklar, adaylar, kampanya dili bugünden tartışılsa da bunların somutlaşması için CHP’nin kongre sürecinin tamamlanması gerekiyor. Bu da tartışmaların en az 2 ay daha devam etmesi anlamına geliyor.

Paylaşın

CHP İstanbul İl Kongresi: Kılıçdaroğlu’ndan Adaylara “Çalışın” Talimatı

CHP’de gözler, 8 Ekim’de yapılması planlanan İstanbul il kongresine çevrildi. Özgür Çelik, Cemal Canpolat, Gürsel Tekin, Mehmet Ali Yüksel, Selçuk Sarıyar gibi isimlerin başkanlık için çalışmalarına hız verdiği öğrenilirken, Kılıçdaroğlu’nun kendisiyle görüşen adayların her birine “çalışın” dediği belirtildi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen pazar günü İstanbul il merkezinde 39 ilçe başkanıyla bir araya geldiği toplantıda il başkanlığı adayını tarif etmişti. Toplantıda Kılıçdaroğlu’nun, İstanbul il başkanlığı profiline ilişkin Canan Kaftancıoğlu ile çıta yükseldiği, çıtayı daha da yükseltecek birisinin olması gerektiği düşüncesinde olduğu vurgulandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il kongreleri devam ederken gözler, 8 Ekim’de yapılması planlanan İstanbul il kongresine çevrildi. İl başkanlığı için adaylığı konuşulan Özgür Çelik, Cemal Canpolat, Gürsel Tekin, Mehmet Ali Yüksel, Selçuk Sarıyar gibi isimlerin çalışmalarına hız verdiği öğrenildi.

Cumhuriyet’ten Nagihan Yılkın’ın haberine göre, bu süreçte CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisiyle görüşen adayların her birine “çalışın” dediği belirtildi. Her adayın ‘ortak aday’ olma isteği de kulislere yansıdı.

Öne çıkan isimler hakkında henüz ortak bir kanıya varılamadığı çekişmeli bir yarışın süreceği gelen bilgiler arasında. Onursal Adıgüzel’in de adının geçtiği adaylık yarışında değişimciler adaylarının Bahçelievler ilçe başkanı Özgür Çelik olduğunu söyledi. Diğer tarafta da İBB Meclis Üyesi Selçuk Sarıyar’ın ismi ön plana çıkıyor.

Değişimcilere karşı olanların Selçuk Sarıyar’ı desteklediği iddiası gündemde. Ancak CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun, bir aday belirlemeden kendi isminin herhangi bir adayla yan yana gelmesini istemediği ifade ediliyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen pazar günü İstanbul il merkezinde 39 ilçe başkanıyla bir araya geldiği toplantıda il başkanlığı adayını tarif etmişti. Toplantıda Kılıçdaroğlu’nun, İstanbul il başkanlığı profiline ilişkin Canan Kaftancıoğlu ile çıta yükseldiği, çıtayı daha da yükseltecek birisinin olması gerektiği düşüncesinde olduğu vurgulandı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın “Kamuda Mülakat” Açıklamasına Tepki

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘kamuda mülakat’ açıklamasına tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Erdoğan bizden çalarak seçim vaadi yaptığı mülakat meselesinde yine çark etmiş, ‘Milli Eğitim ve İçişleri Bakanlarıyla görüşür, bakarız’ demiş. Halkın gözünün içine baka baka yalan söylediğini bir kez daha itiraf etmiş” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ancak burada sadece bir yalanın itirafı yok, yine bir oyunun döneceği anlaşılıyor. Bu senin zaten seçim vaadindi, gereğini yaparsın biter! Hayırdır, alacağın kararları bakanlarınla görüşesin mi tuttu?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kamuda işe alımlarda uygulanan mülakatlarla ilgili “Ben Seçim vaatlerim içinde böyle bir söz verdiysem, bunu Milli Eğitim bakanımla, İçişleri Bakanımla görüşmek suretiyle, yeni bir yol haritasıyla ilerletiriz.” diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a tepki gösterdi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan bizden çalarak seçim vaadi yaptığı mülakat meselesinde yine çark etmiş, ‘Milli Eğitim ve İçişleri Bakanlarıyla görüşür, bakarız’ demiş. Halkın gözünün içine baka baka yalan söylediğini bir kez daha itiraf etmiş.

Ancak burada sadece bir yalanın itirafı yok, yine bir oyunun döneceği anlaşılıyor. Bu senin zaten seçim vaadindi, gereğini yaparsın biter! Hayırdır, alacağın kararları bakanlarınla görüşesin mi tuttu? Mülakata takılan evlatlarımız için ben sokakta mücadele ederken, siz kapılara kilit vuruyordunuz. O çocukları size yedirmeyeceğim!”

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, BM Genel Kurulu için gittiği New York’ta gazetecilerin mülakat sorusuna, “Biz, mülakatları görevin gerektirdiği zorunluluklar dışında kaldırmayı vadettik. Görevin gerektirdiği hallerde ise hakkaniyetle hareket edilmesi temel yaklaşımımızdır. Mülakatlar çok sınırlı ve çok özel meslek gruplarında gerekli olabilir.

Elbette mülakat komisyonlarının objektif kriterlerle oluşturulması konusu da çok mühim bir konu. Konuyu ilgili bakanlarımızla yakın görüşüyor, çalışıyoruz. Ben seçim vaatlerim içinde böyle bir söz verdiysem, bunu Milli Eğitim bakanımla, İçişleri Bakanımla görüşmek suretiyle, yeni bir yol haritasıyla ilerletiriz” yanıt vermişti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan 17 Yaşındaki Çocuğun “Atatürk’e Hakaret”ten Tutuklanmasına Tepki

17 yaşındaki bir çocuğun “Atatürk’e Hakaret”ten tutuklanmasına tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk’e yönelik hakaretler, Saray İktidarının yarattığı iklimin sonucudur. Bu çirkinliği kabul edemeyiz” dedi ve ekledi:

“Ancak maharet böyle eğitilen, böyle kandırılan, böyle beyni yıkanan bir çocuğu cezalandırmak değildir. Sarayın göz boyamak için yaptığı bu tutuklama, o çocuğun geleceğinden çalmaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Sadece ve sadece Sarayın ‘düşmanlaştırma’ politikasına katkı sağlayacaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 17 yaşındaki bir çocuğun “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” gerekçesiyle tutuklanmasına dair sosyal medya hesabından bugün açıklama yaptı.

“Maharet böyle eğitilen, böyle kandırılan, böyle beyni yıkanan bir çocuğu cezalandırmak değildir,” diyen CHP liderinin açıklaması şöyle: “Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk’e yönelik hakaretler, Saray İktidarının yarattığı iklimin sonucudur. Bu çirkinliği kabul edemeyiz. Ancak maharet böyle eğitilen, böyle kandırılan, böyle beyni yıkanan bir çocuğu cezalandırmak değildir.

Sarayın göz boyamak için yaptığı bu tutuklama, o çocuğun geleceğinden çalmaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Sadece ve sadece Sarayın ‘düşmanlaştırma’ politikasına katkı sağlayacaktır. Örneğin Kuveytli bir kişi, Atatürk’e yönelik hakaretlerini sürdürmektedir. Ve üstelik bu kişinin, Türkiye Cumhuriyeti pasaportuna sahip olduğu iddia edilmektedir.

Öncelikle bu iddia, ilgili makamlarca derhal açıklığa kavuşturulmalıdır. İddia doğru olsa da olmasa da Saray İktidarının para karşılığı vatandaşlık satma politikasının varacağı yer burasıdır. Türkiye Cumhuriyeti lütufla değil, kanla kurulmuştur. Ülkemizin vatandaşlığı da aynı nispette kıymetlidir. Üç-beş Dolar’a tamah ederseniz, böyle ahlaksız kişilerin karşısında eğilirsiniz. Bunu Saray İktidarı kendisine yediriyor olabilir, ancak bu durum Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmaz.”

Ne olmuştu?

Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafıyla “uygunsuz” hareketler yapan 17 yaşındaki A.E.S, dün (20 Eylül) gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan A.E.S, İstanbul Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı’na getirildi.

Savcılıkça ifadesi alınan şüpheli, “Halkın bir kısmını sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” ve “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” suçlarından tutuklanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, şüpheli A.E.S’nin tutuklanmasına hükmetti.

Paylaşın

“İYİ Parti, İmamoğlu Ve Yavaş Konusunda Henüz Karar Vermedi” İddiası

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeye hazırlanan İYİ Parti’de Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na destek konusunda henüz karar verilmediği öne sürüldü:

“Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil. Ayrıca partimizin Yavaş ve İmamoğlu ile bir bağı ve çok ciddi bir geçmişimiz var. Onlara karşı bir aday çıkarabilecek miyiz? Ayrıca bizim Tunç Soyer ile bir bağımız ve geçmişimiz yok. O nedenle ilk İzmir’in adayının açıklanmasına şaşırmamak lazım.”

Yerel seçimlere ittifaksız girmeye hazırlanan İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener, partisinin milletvekili Ümit Özlale’yi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak açıklamıştı.

Yerel seçimler için neden önce İzmir adayını açıkladıkları sorulan İYİP GİK üyesi “Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil” dedi.

Halk TV’den Seyhan Avşar “Akşener neden ilk olarak İstanbul ya da Ankara adayını değil de İzmir adayını açıkladı?” sorusunu İYİP Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi önemli bir isme sorduğunu ve dikkat çekici bir yanıt aldığını aktardı.

Buna göre ismi açıklanmayan İYİP GİK üyesi partisinin henüz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip desteklememek konusunda net bir karar vermediğini söyledi.

Avşar’ın aktardığına göre İYİP GİK üyesi şu ifadeleri kullandı: “GİK’te her ilden belediye başkanı adayı çıkarmamız konusunda karar çıkmış olabilir. Peki bu gerçekten böyle olacak mı? Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil.

Ayrıca partimizin Yavaş ve İmamoğlu ile bir bağı ve çok ciddi bir geçmişimiz var. Onlara karşı bir aday çıkarabilecek miyiz? Ayrıca bizim Tunç Soyer ile bir bağımız ve geçmişimiz yok. O nedenle ilk İzmir’in adayının açıklanmasına şaşırmamak lazım.”

“İYİ Parti İstanbul ve Ankara belediye başkanlığına karşılık İzmir’i istiyor olabilir mi?” diye soran Avşar’a GİK üyesinin yanıtı şöyle oldu: “CHP İzmir’i verir mi? CHP’nin Ankara ve İstanbul’u kazanması kesin değil.

Ancak en garanti il İzmir. Şimdi İzmir garantiyken o şehri bize veririp, İstanbul ve Ankara’yı kaybederse bu durum 14 Mayıs seçimlerine döner. Saadet Partisi’ne 9 vekil, diğerlerine bilmem kaç vekil… Siz CHP olsanız bunu yapar mısınız yapmazsınız.”

Paylaşın

Bedava Doğalgaz İle Verdiklerinin Beş Katını Ek MTV İle Geri Aldılar

“40 milyar vatandaşın cebinde kalacak” denilen ücretsiz doğalgaz uygulamasının 12 aylık maliyeti ortaya çıktı. Bir aylık ücretsiz kullanımın toplam bedelinin 1,8 milyar TL, 12 aylık ücretsiz 25 metreküpe kadar olan kullanım bedelinin ise toplam 6 milyar TL’yi bulacağı açıklandı.

Öte yandan bedava doğalgaz ile verdiklerinin, yaklaşık beş katını ek MTV ile geri aldılar. İlk sekiz ayda sadece tütün ürünlerinden 102 milyar lira, alkollü içeceklerden 39 milyar lira vergi topladılar. Seçimden sonra Erdoğan’ın beş kat ÖTV’sini artırdığı akaryakıt ürünlerinden ilk 8 ayda tahsil edilen ÖTV miktarı 75 milyar lira, yıl sonu toplanması hedeflenen rakam 196 milyar lira.

Toplanan vergilere bakılınca, bedava doğalgazın maliyeti devede kulak. Hem halka seçimden önce, ‘40 milyar lira cebinizde kalacak’ diye yanlış bilgi verdiler hem de seçimden sonra bedava doğalgazın acısını misli ile çıkardılar.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, iktidarın seçimden önce verdiği bir aylık ücretsiz doğalgaz kullanımı ile sonraki aylarda 25 metreküpe kadar kullanımda bedel alınmayacağına ilişkin taahhüdünü Meclis gündemine taşıdı.

Uygulamanın maliyeti ile ilgili EPDK Başkanı Yılmaz’ın, “40 milyar TL vatandaşın cebinde kalacak” açıklaması yaptığını hatırlatan Ateş, bugüne kadar ortaya çıkan ve bundan sonraki aylarda ortaya çıkacak maliyetin ne kadar olduğunu sordu.

Soru önergesini yanıtlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, bir aylık ücretsiz kullanımın toplam bedelinin 1,8 milyar TL, 12 aylık ücretsiz 25 metreküpe kadar olan kullanım bedelinin ise toplam 6 milyar TL’yi bulacağını açıkladı. Bayraktar’ın yanıtını değerlendiren Ateş, “İktidar, seçimden önce kaşıkla verdiğini, seçimden sonra kepçeyle almaya devam ediyor” dedi.

“Verdiklerinin 5 katını ek MTV ile geri aldılar”

İktidarın yerli doğal gaz bulunduğu açıklamasını da hatırlatan Ateş, şunları söyledi: “Tüm abonelere doğal gazı bir ay boyunca bedava yaptılar. Bir yıl boyunca da 25 metreküpe kadar olan doğalgaz harcamalarından ücret alınmayacağını söylediler. Bunu da seçim propagandası olarak kullandılar. Hem Enerji Bakanlığı hem EPDK bu uygulama sayesinde 40 milyar lira gibi bir bedelin vatandaşın cebinde kalacağına dair propaganda yaptı.

Halbuki Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, önergemize verdiği yanıtta, bir aylık ücretsiz kullanımın toplam bedelinin 1,8 milyar lira; 12 aylık ücretsiz 25 metreküpe kadar olan kullanım bedelinin ise 6 milyar lira olacağını itiraf etti. 40 milyar lira halkın cebinde kalacak dediler, maliyet 8 milyar lirayı bile bulmadı.

Bedava doğal gaz uygulaması ile 8 milyar lira bile halka katkı sağlamamışlarken, yaklaşık 36 milyar lirayı anayasaya aykırı olduğu çok açık bir biçimde ortada olan ek MTV ile halkın cebinden aldılar. Bedava doğalgaz ile verdiklerinin, yaklaşık beş katını ek MTV ile geri aldılar. İlk sekiz ayda sadece tütün ürünlerinden 102 milyar lira, alkollü içeceklerden 39 milyar lira vergi topladılar.

Seçimden sonra Erdoğan’ın beş kat ÖTV’sini artırdığı akaryakıt ürünlerinden ilk 8 ayda tahsil edilen ÖTV miktarı 75 milyar lira, yıl sonu toplanması hedeflenen rakam 196 milyar lira. Toplanan vergilere bakılınca, bedava doğalgazın maliyeti devede kulak. Hem halka seçimden önce, ‘40 milyar lira cebinizde kalacak’ diye yanlış bilgi verdiler hem de seçimden sonra bedava doğalgazın acısını misli ile çıkardılar.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın Sözlerine Tepki: ‘Dış Güçler’e Şikayet Etmiş

Erdoğan’ın “Ülkemizde ana muhalefet partisi, seçimi kazanırsak mültecileri göndereceğiz diye tehdit etti. Biz ise tam aksi. Biz mültecilere olan ev sahipliğine aynen devam edeceğiz” sözlerine tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Para dilenmek için, yine ülkemizi küçük düşürmüş” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Birleşmiş Milletler 78. Genel Kurulu’na katılmak üzere ABD’de bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ülkemizde ana muhalefet partisi, seçimi kazanırsak mültecileri göndereceğiz diye tehdit etti. Biz ise tam aksi. Biz mültecilere olan ev sahipliğine aynen devam edeceğiz” açıklamasına tepki gösterdi.

“Erdoğan, ABD’ye şirin gözükmek için, bizi ve tüm muhalefeti ‘Dış Güçler’e şikâyet etmiş. Siyasi ve ahlaki meşruiyetini yitirmek, işte tam da budur” diyen Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan ABD ziyareti sırasında, kendisini affettirme ve 3-5 Dolar alabilmenin heyecanına kapılmış. Para dilenmek için, yine ülkemizi küçük düşürmüş. Anlaşılan o ki BOP Eş Başkanı olarak ülkemizi mülteci kampına çeviren, mahallelerimizin kimlikleriyle oynayan Erdoğan, ABD’ye şirin gözükmek için bizi ve tüm muhalefeti ‘Dış Güçler’e şikâyet etmiş. Siyasi ve ahlaki meşruiyetini yitirmek, işte tam da budur. ‘Affedilir miyim, 3-5 Dolar koparabilir miyim’ diye kapı kapı dolaşıp bizi şikayet eden bir kişiden, bu ülkeye Cumhurbaşkanı olmaz!”

Paylaşın