CHP’li Tanrıkulu’nun “Dokunulmazlık” Fezlekesi TBMM’de

Aralarında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun da bulunduğu 4 vekilin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin fezleke Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) ulaştı.

Haber Merkezi / Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri, Meclis Başkanlığınca Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale edildi.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

CHP’de Dikkat Çeken Gelişme: Özgür Özel, Grup Başkanlığını Fiilen Bıraktı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir görüşme gerçekleştirdiğini anlatan CHP Grup Başkanı Özgür Özel, kurultaya kadar grup başkanlığını resmi olarak sürdüreceğini ama fiili olarak bu görevi yapmayacağını söyledi.

Özgür Özel, kurultay sürecinde yapacağı il ziyaretlerinde de grup başkanı olması dolayısıyla tahsis edilen makam aracını kullanmayacağını söyledi.

Haber Global’de yer alan habere göre CHP Genel Başkanlığına adaylığını açıklayan Grup Başkanı Özgür Özel, “Grup Başkanlığı için resmi istifayı kongre sonrasına bırakıyoruz. Bu konuda Kemal Kılıçdaroğlu ile anlaştık.” dedi. Özel, Meclis’te gazetecilere yaptığı açıklamada, CHP Genel Başkanlığına adaylığı söz konusu olduktan sonra grup başkanının kim olacağının tartışma konusu olduğunu söyledi.

Grup Başkanlığı konusunu kurultay tarihi kesinleştikten sonra değerlendireceklerini belirten Özel, “Arkadaşlarımızla bir değerlendirme yaptık. Bugün de bu konuyu Genel Başkan ile birlikte baş başa görüştük. Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile bir mutabakata vardık.” ifadesini kullandı.

Kurultaya kadar CHP Grup Başkanlığı görevinden resmi olarak istifa etmeyeceğini bildiren Özel, şunları kaydetti:

“Görevimi resmen bırakmıyorum ama fiilen Grup Başkanlığı yapmayacağım. Bundan sonra salı günleri grup toplantılarına katılmayacağım. Grup Başkanı olarak benim yapmam gereken görevlerde, zaten benim olmadığım yerde grup başkanvekillerimiz yetkili. 3 grup başkanvekilimiz görevine devam edecek. Kurultay’ı yapacağız.

Kurultay bittikten sonra eğer ben genel başkan seçilirsem zaten bir grup başkanı seçimi olmayacak. Otomatikman hem genel başkan hem de grup başkanıyım. Sayın Genel Başkan seçildiği takdirde o gün yeni grup başkanının seçilmesi için gerekli seçimin yapılması için adımı atacağız. Kurultayda eğer Sayın Genel Başkan seçilir ve bir grup başkanı seçilmesine gerek olursa seçimi o günden sonra yapacağız.”

Bundan sonra sadece kendisine ihtiyaç duyulduğu zamanlarda Meclis’e geleceğini anlatan Özel, “Çok ekstra bir durum olursa, bir içtüzük değişikliğinde benim partimin ihtiyaç duyduğu deneyimime ihtiyaç duyulursa elbette onu esirgemeyeceğiz. Zaten Genel Başkan ve Grup başkanvekilleriyle temas halinde olacağız. Partinin ihtiyaç duyduğu alanlarda, İçtüzük ve anayasa değişikliği önerisinde ihtiyaç duyulan noktada katkı sağlarım.” açıklamasında bulundu.

Özel, kararı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte aldıklarını aktararak, “Genel Başkandan randevu aldım. Biraz önce bir araya geldik. Ben durumu anlattım. ‘Bu duruma nasıl bir çözüm bulalım?’ diye konuştuk. Birlikte fikir birliğine vardık. Biz grup başkanlığı seçimini kurultay sonrasına bırakıyoruz. İhtiyaç olursa kurultaydan sonra seçilecek. Kurultaya kadar Özgür Özel Anadolu’da, illerde olacak. Fiilen görevi yürütmeyecek.” diye konuştu.

Özgür Özel, TBMM tarafından kendisine tahsis edilen makam aracını da kurultay sürecinde kullanmayacağını dile getirdi. CHP Grup Başkanı Özel, “Seçimlerden önce Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı, Engin Altay TBMM Başkan adayı, Engin Özkoç da İçişleri Bakanı adayıydı, Siz de CHP TBMM Grup Başkanı adayıydınız ve tek kazanan siz oldunuz. Ama şimdi de bu görevden fiilen çekiliyorsunuz. Ne düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine, şu görüşleri paylaştı:

“Geri adım atmıyoruz, grup başkanlığı duruyor zaten. Eğer kurultayı kazanırsam da makamı bırakmadan devam ederiz. Kurultayda Genel Başkanla yarıştık ve diyelim ki ben kazandım. O zaman zaten grup başkanlığı görevim devam ediyor. Ola ki kaybedersek artık yeni bir grup başkanı seçilmesi doğru olur. Kurultayı kurultayda bırakırız ve biz de yeni grup başkanımıza destek veririz. Ama ben kazanacağımı ve Grup Başkanlığı görevimi sürdürme yetkisini delegelerden alacağımı düşünüyorum. Ancak tersi olursa yeni grup başkanı seçilir.”

Özgür Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda resmi bir istifa yok, sadece fiilen görevi bırakıyorum. Çok özel bir durum olmadıktan sonra MYK’ya da PM’ye de grup toplantılarına da katılmayacağım. Zaten Anadolu’da, Trakya’da olacağım. Grup Başkanlığı için resmi istifayı kongre sonrasına bırakıyoruz. Bu konuda Kemal Kılıçdaroğlu ile anlaştık.

Genel Başkanla başka ne konuştunuz?” sorusuna ise Özel, “Görüşmemizde ‘kurultayları birlikte takip ediyoruz. Sizin, beni uyarmak ya da konuşmak istediğiniz bir husus var mı?’ dedim. O da “Yok, takip ediyorum, gayet iyi gidiyor’ dedi. ‘Bundan sonra da kongrelerde eğer ki diğer tarafı rahatsız eden bir durum olursa direkt birbirimizle görüşmeye devam edelim, diyalog içinde olalım’ dedik.” yanıtını verdi.

Paylaşın

Erdoğan’ın ‘Yeni Anayasa’ çağrısına Kılıçdaroğlu’ndan Tek Cümlelik Yanıt

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni anayasa çağrısına, “Çağrı yapanların önce anayasaya uyması lazım” şeklinde yanıt verdi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan bir siyasi partiyle hangi anayasa değişikliğine oturacaksınız. Önce şunu söyleyecekler; ‘Seçim meydanlarında söylediğimiz yalanlar için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından özür diliyoruz, mülakat konusunda özür diliyoruz. Montaj videolar yaptık, özür diliyoruz. Bu özürlerimizi kabul ederseniz buyurun gelin anayasa yapalım” açıklamasını yaptı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, 28. Dönem 2. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı. Genel Kurula CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’den ayrılırken basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anayasa çağrısı sorulan Kılıçdaroğlu, “Çağrı yapanların önce anayasaya uyması lazım” cevabını verdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan bir siyasi partiyle hangi anayasa değişikliğine oturacaksınız. Önce şunu söyleyecekler; ‘Seçim meydanlarında söylediğimiz yalanlar için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından özür diliyoruz, mülakat konusunda özür diliyoruz. Montaj videolar yaptık, özür diliyoruz. Bu özürlerimizi kabul ederseniz buyurun gelin anayasa yapalım” açıklamasını yaptı.

Kılıçdaroğlu ayrıca, kendisini ziyarete gelen Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu ve Gelecek Partisi lideri Davutoğlu ile görüştü. Genel başkanlar, yeni yasama yılının hayırlı olması temennisinde bulundu.

Erdoğan’dan “Yeni Anayasa” çağrısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 2. Yasama Yılı açılışı konuşmasında, Anayasa çalışmalarıyla ilgili mesajlar da verdi. Türkiye’de halen var olan Anayasa’nın 2023 Türkiye’sini taşıyamadığı ve 41 yıllık tarihinde irili ufaklı değişiklikle “yamalı bohçaya döndüğünü” savunan Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak bu konuda 2021’de kendi hazırlıklarını yaptıklarını belirtti.

Akabinde diğer siyasi partilerin de hazırlık sürecine davet edildiğini belirten Erdoğan, “Davetimiz maalesef karşılık bulmadı. Sürekli darbe anayasasından şikayet edenler, iş somut adım atmaya gelince konfor alanlarının dışına çıkmak istemediler. Buna rağmen ümidimizi kaybetmedik” ifadeleri ile muhalefeti eleştirdi.

Tüm partileri ve vekillerini, toplumsal kesimleri yapıcı bir anlayışla yeni anayasa çağrılarına katılmaya davet de eden Erdoğan, “milli, yerli, sivil, vizyoner bir anayasa isteyen herkesin bu çağrının muhatabı” olduğunu kaydetti. Ülkenin kırmızı çizgilerine uygun şekilde yaklaşan herkesle birlikte konuşup, tartışarak hareket edilebileceğini belirten Erdoğan, Anayasa’nın yapılmasının tüm konuların üstesinden gelmeye sağlayacak bir adım olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetin 100’üncü yılını yeni anayasa ile taçlandıralım” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Cezaevinde Uyuşturucu Baronu Göremezsiniz

Şanlıurfa’da partisinin yerel yönetim çalıştayında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, uyuşturucu sorununa değinerek, “Uyuşturucu nedeniyle gençliğimizi kaybedebiliriz. Bu artık bir milli güvenlik sorunudur. Cezaevinde bir tane bile uyuşturucu baronu göremezsiniz” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu ayrıca, siyasi iktidar için en önemli konunun ‘ahlaki ve siyasi meşruiyeti’ olduğunu dile getirerek, “Eğer montaj videolar yapıyorsanız ahlaki ve siyasî meşruiyetiniz tartışılır hale gelir. Milletin seçtiği belediye başkanı yerine kayyum atarsanız, siyasî meşruiyete gölge düşürür. Bu millet niye oy kullanıyor? Bunun adı demokrasi olur mu? Bu tam bir felakettir” ifadelerini kullandı.

Eğitim sorununa değinen Kılıçdaroğlu, “Eğitim tam bir felaket. 60-70 kişilik sınıflarda bir öğretmen öğrenciyle nasıl ilişki kuracak? Derslik için de söz veriyoruz. Büyükşehir belediye başkanlığını bize vereceksiniz, 5 bin derslik kuracağız. Eğer Şanlıurfalı kardeşim çocuğunun iyi bir eğitim almasını istiyorsa, en az 100 kreşin Urfa’da olmasını istiyorsa CHP’nin adayına oy verecek, beraber takip edeceğiz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Şanlıurfa’da düzenlediği yerel yönetim çalıştayında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Eğer montaj videolar yapıyorsanız ahlaki ve siyasî meşruiyetiniz tartışılır hale gelir. Milletin seçtiği belediye başkanı yerine kayyum atarsanız, siyasî meşruiyete gölge düşürür. Bu millet niye oy kullanıyor? Bunun adı demokrasi olur mu? Bu tam bir felakettir.

Eğitim tam bir felaket. 60-70 kişilik sınıflarda bir öğretmen öğrenciyle nasıl ilişki kuracak? Derslik için de söz veriyoruz. Büyükşehir belediye başkanlığını bize vereceksiniz, 5 bin derslik kuracağız. Eğer Şanlıurfalı kardeşim çocuğunun iyi bir eğitim almasını istiyorsa, en az 100 kreşin Urfa’da olmasını istiyorsa CHP’nin adayına oy verecek, beraber takip edeceğiz.

Eskişehir hafta sonu turist kaynıyor. Eskişehir bir çöl gibiydi, vahaya döndü. Kim yaptı? CHP. Şanlıurfa’da çok daha fazla şey var ama vizyon lazım. Zenginleşmek için siyaseti kullanırsanız toplum yoksul kalır. Şanlıurfa bir Kudüs, bir İstanbul olabilir.

Uyuşturucu nedeniyle gençliğimizi kaybedebiliriz. Bu artık bir milli güvenlik sorunudur. Cezaevinde bir tane bile uyuşturucu baronu göremezsiniz.”

“Emine Şenyaşar neredeyse suçlu ilan edildi”

Konuşmasının sonunda, 2 oğlu ve eşi 2018’de AKP Urfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın yakınları tarafından katledilen Emine Şenyaşar’dan da bahseden Kılıçdaroğlu, hastanedeki saldırının görüntülerinin kaybedildiğini hatırlattı.

Emine Şenyaşar’ın neredeyse suçlu ilan edildiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “8 savcı iddianame hazırlamaya korktu. Oraya arkadaşlarımız geldi. Kimse sahipsiz değildir bu memlekette. Dava açıldı, takip ediyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Yeni Anayasa” Yanıtı: İktidarın Meşruiyeti Yok

AK Parti ve MHP’nin ana gövdesini oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın 1 Ekim’de açılacak olan Meclis’e getirmeyi planladıkları “yeni anayasa” teklifine ilişkin konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bu iktidarın ahlaki ve siyasi meşruiyeti yok. Sahte videolar sayesinde iktidar olan bir kişi ile nasıl masaya oturacağız?” dedi ve ekledi:

“Bizim anayasa konusundaki düşüncelerimizi altı lider olarak kamuoyu ile paylaştık, altına da imzalarımızı attık ve duyurduk. Diğer liderlere isterseniz ‘dün attığınız imzadan bugün neden vazgeçtiniz’ diye gazeteci olarak sorabilirsiniz. Güçlendirilmiş parlamenter sistem metnini parlamentodan geçireceğiz diyorlarsa, hay hay.”

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında ise, “Erdoğan bir konuşmasında Sezgin Bey’e ‘yargı ve devlet seni cezalandıracak’ dedi. Yargıyı anladık da devlet ne oluyor? Ortaçağ’a vurgu yapıyor. Şahsım devleti. Her yerde bir baskı var. Aydınların sesi soluğu kesilmeye çalışılıyor. Her yerden bir ses geliyor. Bu baskıya karşı mücadele verecek en güçlü örgüt CHP. Bunlar ne yaparsa yapsın biz her türlü muhalefeti yapacağız.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet gazetesini ziyaret eden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin altı okundan birinin laiklik olduğunu vurgulayarak, “Laiklik bizim olmazsa olmazımız. Laikliği her yerde, her ortamda savunduk. Elbette bundan sonra da savunmaya da devam edeceğiz. Anayasadaki laiklik maddesini sahiplenmek hepimizin görevi. Laikliğe saldırı var. Mücadele ediyoruz. 6 yaşındaki kız çocuğunun evlendirilmesine karşı tüm milletvekilleri ile birlikte Adalet Bakanlığı’nın önüne giden bensem, benim laiklik anlayışım sorgulanamaz. Ben çünkü laikliği savunan birisiyim. Benim en temel görevlerimden birisi de budur zaten” dedi.

“Bu şartlarda bu kadarını yapabildik”

Seçim sonrası yaşanan süreç için “Çok büyük bir umutsuzluk ortaya çıktı” diyen Kılıçdaroğlu şunları söyledi: Mücadeleyi demokrasinin sağlıklı işlediği bir ülkede vermedik.

“Yanlışlarımız söylenebilir. Bir mücadele verdik. Ancak biz bu mücadeleyi demokrasinin sağlıklı işlediği bir ülkede vermedik. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu kadar köklü bir mücadele verildi. Burada doğru olan altı partinin bir araya gelip mücadele etmesiydi. Yüzde 48 oy aldık. Gönül isterdi ki yüzde 50, yüzde 60 alalım. Analiz etmek istedik ancak öyle bir kaosun içine girdik ki fırsat verilmedi. Normalde tartışılması gereken konular hiç tartışılmadı. Medya da biz de bu meşrutiyeti onlara tanıdık. Bu şartlarda bu kadarını yapabildik.”

Seçim sonrası CHP’ye yönelik eleştirilere de değinen Kılıçdaroğlu, “Biz neler yapacağımızı kamuoyu ile paylaştık. Onlar ise hiçbir şey söylemedi. En rahat eleştirilecek parti doğal olarak Cumhuriyet Halk Partisi. Çünkü eleştiriye tahammül ediyor, doğal karşılıyoruz. Ancak bazen o kadar haksız eleştiriler yapılıyor ki hakaret boyutuna vardı. Buna da kimse ses çıkarmadı. Karşılaştığımız tablo bir infaz tablosu gibi çıktı karşımıza” ifadelerini kullandı.

“Olağanüstü bir yenilenme sürecinin içine gireceğiz”

Kurultay süreci nedeniyle parti olarak içe döndüklerini bir yandan da yerel seçimler için hazırlık yaptıklarını belirten CHP lideri, “Doğal olarak biraz içe döndük çünkü kurultayımız var. Bu kurultayda devrim gerçekleştireceğiz. Cinsiyet kotası yüzde 50. Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki tüm büyük dönüşümlerin altında CHP’nin imzası vardır. Olağanüstü güzel değişiklikler olacak. Bir partide demokrasi nasıl işler herkese göstereceğiz. Olağanüstü bir yenilenme sürecinin içine gireceğiz” yanıtını verdi.

Paylaşın

Yerel Seçimler: İYİ Parti’den CHP’ye “10 Büyükşehir” Teklifi

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeyi hedefleyen İYİ Parti’de genel başkan yardımcısı Türker Yörükçüoğlu, 31 Mart yerel seçimleri için CHP’ye ’10 büyükşehirde aday çıkarmama’ teklifinde bulundu.

Türker Yörükçüoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İstanbul, Ankara, Antalya, Adana, Aydın, Eskişehir, Mersin, Muğla, Tekirdağ ve Hatay’ı AK Parti’ye kaptırmamak için CHP bu illerde aday çıkarmamalı” dedi.

“AK PARTİ~CHP ikili yarışlarında kazanan her zaman AK Parti oluyor. Bunu 2002’den itibaren her seçimde gördük” diyen Yörükçüoğlu, “Türkiye’yi AK Parti’den kurtarmanın yolu İYİ Parti’yi güçlendirmekten geçer. Biz hem 2019’da hem de 2023’de üzerimize düşen fedakarlığı yaptık. Sıra CHP’de” ifadelerini kullandı.

Yörükçüoğlu’nun teklifinde İzmir Büyükşehir Belediyesi yer almadı. İYİ Parti, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Ümit Özlale’yi aday göstermişti.

Ümit Özlale, daha önce, “İzmir CHP’nin kalesi değil. İzmir hiçbir siyasi partinin kalesi olamayacak kadar kadim bir kültüre sahip. O yüzden de ben İzmir profiline çok uygun bir aday olduğumu düşünüyorum. İzmir’i çok iyi yöneteceğimi düşünüyorum.

AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve diğer partilerden de oy alacağımı biliyorum. Çünkü ben orada makulü temsil edeceğim. Projelerimle ön plana çıkacağım. Siyaset üstü bir profil olarak İzmirli’nin karşısına çıkacağım. O bakımdan oyları bölmeyeceğim” açıklamasını yapmıştı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’de Ümit Özlale’yi açıkladığı toplantıda, “Biz ittifak sisteminden vazgeçtik. Türkiye için eğile büküle öldük. Bundan sonra yok. İttifak sistemiyle yol yürümeyeceğiz. Sadece bugün değil 2028’de de kendi başımıza gireceğiz” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Öymen, Neden Aday Olduğunu Açıkladı: CHP’de Devrimci Bir Hareket Başlatmak

CHP’de genel başkanlığa aday olan Örsan K. Öymen, adaylığına dair, “Amacım hem parti içi demokrasi sorununu çözmek hem partinin ilkelerine sahip çıkmak, özüne dönmesini sağlamak. Ve bu ilkeler üzerinden Türkiye’nin sorunlarına yönelik çözüm önerileri getirerek hem CHP’de hem de ülkede devrimci bir hareket başlatmak amacıyla Genel Başkan aday adayı oldum” dedi ve ekledi:

“Partide böyle bir boşluk olduğunu gördüğüm ve ne yazık ki başkaları böyle bir çıkış yapmadıkları için ahlaki ve siyasi bir sorumluluğun gereği olarak böyle bir karar aldım.”

Öymen, açıklamasının devamında, “Çünkü ben öyle makam mevki peşinde koşacak bir insan değilim. Benim umurumda da olmaz öyle şeyler. Ben felsefe profesörüyüm. Belli şeyleri aşmış bir insanız artık. İdealistiz, dava insanıyız. Olaylara ideolojik bakarız. Makam, mevki bunlar araç yani. Parti meclis üyeliği, milletvekili, genel başkanlık vs. Ancak şu anda CHP’de siyaset kariyer nesnesi haline dönüştürülmüş durumda” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 4-5 Kasım tarihlerinde yapılması planlanan 38. Olağan Kurultay’da Genel Başkanlık için aday adaylığını açıklayan isimlerden Örsan Kunter Öymen, Bianet’ten Vecih Cuzdan’a açıklamalarda bulundu. Öymen’in açıklamaları şöyle:

“Cumhuriyet Halk Partisi’nde iki temel sorunun olduğunu düşünüyorum. Birincisi partinin ilkelerinden ve kendi özünden uzaklaşmış olması. Sağa kayması. Bu sağa kaymanın iki temel boyutu var. Birincisi; laiklik ilkesinin bir kenara atılmış olması ve Türkiye’deki laiklik sorunu konusunda yeterince duyarlı davranılmamış olması.

İkinci boyutu da ekonomi politikalarında halkçı, devletçi, sosyal demokrat, demokratik solcu ekonomi politikalarının yeterince ortaya konulmamış olması. Yani hem sol kimlik hem de laiklik konusundaki duyarlılığın erozyona uğramış olması.

Türkiye’de AKP hükümeti teokratik bir düzen kurmuş durumda. Teokrasi demek, din devleti demek. Yani gücünü halktan alan değil dinden veya Tanrı’dan alan bir yönetim biçimi. Teokratik bir düzen kurulmuş ama ana muhalefet partisi CHP’nin yönetimi bu konuda üzerine düşeni ne yazık ki yıllardır yapmıyor. Bu yeni bir şey de değil, uzun süredir devam ediyor.

Yine aynı şekilde işte kamucu ekonomi politikası deniyor. Fakat arkasını doldurma konusuna gelince ekonomik ve sosyal adalet sağlanması konusunda somut sol projelerin geliştirilemediğini görüyoruz.

Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi ne yazık ki bu partinin kendi kurultayı tarafından onaylanmış programındaki temel ilkeleri yerine getirmiyor. Bu ilkeler; cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, milliyetçilik, devrimcilik, sosyal demokrasi ve demokratik solculuktur. Sosyal demokrasi ve demokratik solculuk, halkçılığı ve devletçiliği tamamlayan ilkelerdir. CHP de bunları sentezlemiş bir siyasi partidir. Her üye de partinin kurumsal kimliğine uymakla yükümlüdür. Hiç kimsenin, “Ben bu ilkelerden birkaç tanesini seçerim, gerisini bir kenara atarım” demek gibi bir hakkı da yok. Genel Başkan da buna dâhil.

Türkiye’de genelde, belki sosyalist partilerde o kadar değil ama özellikle merkez sol partilerde ve CHP’de ideolojik temelde siyasetin yapılamıyor olması bir sorun. Son dönemlerde ilkeler ve ideoloji üzerinden hareket edilmediği için siyaset böyle makam, mevki, koltuk kapmaca oyununa dönüştü. Onun için bu ideoloji ve ilkeler çok önemli. Haziran ayında kurulmasına öncülük ettiğim CHP İlke ve Demokrasi Hareketi’nin internet sitesinde de “Amaç ve İdeoloji” bölümünde bunları anlatıyoruz somut bir şekilde.

Altı Ok, AKP’nin kurduğu düzenin panzehiri olduğu için buna sahip çıkmamız gerekiyor. Ancak Altı Ok’a sahip çıkmadığınızda veya birkaçına sahip çıkıp birkaçını elediğiniz zaman AKP’nin karşıdevrim sürecine hizmet etmiş oluyorsunuz. Benim temel çıkış noktam bu ve partide ‘değişim’ talep eden kesimlere ya da ‘değişim’ sözcüğünü kullanarak ortaya çıkan diğer hareketlere baktığımız zaman orada açıkçası bu sözünü ettiğim ilkelerle tutarlı ve etkili biçimde bir sahip çıkma gözlemleyemiyorum. Ve sanki mevcut yönetimin bir uzantısı olduklarına dair bir izlenim ortaya çıkıyor.

Bir başka mesele de tabii parti içi demokrasi meselesi. Amacımız hem parti içi demokrasi sorununu çözmek hem partinin ilkelerine sahip çıkmak, özüne dönmesini sağlamak. Ve bu ilkeler üzerinden Türkiye’nin sorunlarına yönelik çözüm önerileri getirerek hem CHP’de hem de ülkede devrimci bir hareket başlatmak amacıyla Genel Başkan aday adayı oldum.

Partide böyle bir boşluk olduğunu gördüğüm ve ne yazık ki başkaları böyle bir çıkış yapmadıkları için ahlaki ve siyasi bir sorumluluğun gereği olarak böyle bir karar aldım.

Çünkü ben öyle makam mevki peşinde koşacak bir insan değilim. Benim umurumda da olmaz öyle şeyler. Ben felsefe profesörüyüm. Belli şeyleri aşmış bir insanız artık. İdealistiz, dava insanıyız. Olaylara ideolojik bakarız. Makam, mevki bunlar araç yani. Parti meclis üyeliği, milletvekili, genel başkanlık vs. Ancak şu anda CHP’de siyaset kariyer nesnesi haline dönüştürülmüş durumda.

“Özgür Bey’in etkili bir eleştirisini hatırlamıyorum”

Partinin sağcılaşmasıyla ilgili bir statükoyu temsil ediyor bu yönetim, Genel Başkan dâhil. Bir de ‘değişim’ söyleminde bulunan bir ekip var. İşte Sayın Özgür Özel’in temsil ettiği. Şu an bu kesimin adayı o gibi görünüyor. Şimdi bu ikisinin arasına sıkışıp kalma meselesi şöyle: Mesela Özgür Bey’in açıklamalarına bakıyoruz, “CHP’yi sosyal demokrat bir parti yapacağız” diyor. Altı Ok’u reddetmiyor tabii. Atatürk’ü de reddetmiyor ama böyle aralarda değiniyor. Ön plana koyduğu kavram sosyal demokrasi.

Aslında daha önce Kemal Derviş’in yaptığı da buydu. Bir de sosyal demokrasiyi nasıl tanımladığını da çok somut bir biçimde ifade etmiyor. Yani savundukları sosyal demokrat bir model mi yoksa sosyal demokrasinin neoliberalleşmiş -ki ben onlara sahte sosyal demokrat diyorum- hali mi? Söylem ile eylem bütünlüğüne baktığınız zaman ortaya öyle bir şey çıkmıyor. Dolayısıyla bu ‘değişim’ adını kullananların ‘sosyal demokrasi’ dediklerinde neyi kastettiklerini ben henüz anlayabilmiş değilim. Öncelikle onun bir açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Bir ikincisi ‘değişim’ diyen kadrolara bakıyorum, birçoğu Kemal Bey’in [Kılıçdaroğlu] döneminde A takımda olan kişiler. Yani demin anlattığım sorunların, yanlışların, hataların altında imzası olan veya o hatalar yapıldığında sessiz kalan bir ekip. Özgür Bey de sonuçta yıllardır milletvekili, grup başkanvekili olarak görev yaptı. Ve ister ilkelerin bertaraf edilmesi olsun ister parti içi demokrasi olsun bu konularda böyle çok ciddi diyebileceğimiz, etkili ve yüksek tonda bir eleştirisinin olduğunu hatırlamıyorum. Dolayısıyla böyle olunca tabii ‘değişim’ söylemi samimi değil. Değişecek olan sadece kişiler mi yoksa ilkesel boyutta da ciddi bir değişim olacak mı?

Değişimcilerle ilgili üçüncü bir sorun daha var. CHP Genel Başkanlığı’na aday olacak birisinin bir kere bağımsız bir karaktere sahip olması lazım. Yani birtakım güç odaklarının güdümünde olmaması lazım. Hakkında “emanetçi”, “uydu” gibi söylemler olmaması lazım. Doğrudur, yanlıştır bilemem ama böyle bir algı ortaya çıktı. Kapalı kapılar ardında birtakım müzakereler yapıldığı gibi. Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel ve birtakım milletvekillerinin kendi aralarında Genel Başkan tayin ettiği gibi bir izlenim var. Bunu yanlışlamak ve bu konuda seçmeni, delegeyi ikna etmek onlara düşen bir görev ama ne yazık ki böyle bir algı izlenimi oluştu.

Sonuç olarak kurultay delegesinin önüne bir seçenek koymamız gerekiyor. Aksi takdirde zaten iki tane seçenek var. Biz de bunlardan birini seçtik diyebilirler. Hem ahlaki hem siyasi bir sorumluluk gereği bu adımı attık.”

Örsan Kunter Öymen’in açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP PM’de Kemal Kılıçdaroğlu’na Sert Eleştiriler

Genel Başkan adayı olan Grup Başkanı Özgür Özel’in katılmadığı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM) toplantısında, değişimcilerin en çok eleştiri getirdiği konuların başında il ve ilçe kongrelerinde yaşananlar olduğu öne sürüldü.

Toplantıda, değişimciler, Kılıçdaroğlu ve ona yakın isimlerin, kongre üyelerine baskı yaptığını iddia ederken, Kılıçdaroğlu, “Ben kurultay işleriyle ilgilenmiyorum, arkadaşlar da ilgilenmiyor ama bazı arkadaşlarımız tümüyle kendini buraya vermiş durumda, bu doğru değil” dediği iddia edildi.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimlerinin ardından kurultay takvimini başlatan CHP’nin Parti Meclisi toplantısında seçim sonrası yaşananlar ve kurultay süreci gündeme geldi.

Kılıçdaroğlu, yenilginin erken kabullenildiğini belirtirken, özeleştiri yapılmadığı yönündeki yorumlarla ilgili de “Genel bir strateji olarak görmek lazım. Biz niye yenildiğimizi söyleyelim” diye konuştu.

Genel Başkan adayı olan Grup Başkanı Özgür Özel’in katılmadığı toplantıda değişimcilerin en çok eleştiri getirdiği konuların başında il ve ilçe kongrelerinde yaşananlar oldu.

Değişimciler, Kılıçdaroğlu ve ona yakın isimlerin, kongre üyelerine baskı yaptığını iddia ederken, Kılıçdaroğlu, “Ben kurultay işleriyle ilgilenmiyorum, arkadaşlar da ilgilenmiyor ama bazı arkadaşlarımız tümüyle kendini buraya vermiş durumda, bu doğru değil” dedi.

Bunun üzerine söz alan PM üyesi Onursal Adıgüzel, şu ifadeleri kullandı: “Saydığınız isimler tamamen sizin kendi ekibinizde. Her iki ayda bir YSK’dan aldığımız seçmen listesi alınmadı. Örneğin Eyüp’te 10 bin seçmen kaydırılmış durumda ama bununla ilgili genel merkezde en ufak bir çalışma yok, haberiniz yok. Sizin kadrolarınız, parti içi işlerle ilgilendiği kadar bunlarla ilgilenmiyor.”

“Parti, troll aklına teslim edilmiş durumda”

Bazı PM üyeleri de, İstanbul İl Başkanlığına adaylığını koyan Cemal Canpolat’ın sosyal medyadan yaptığı adaylık açıklamasının, partinin finanse ettiği hesaplar tarafından paylaşıldığına dikkat çekti.

“Parti, troll aklına teslim edilmiş durumda” diyen PM üyeleri, “Siz tüm adaylara eşitim diyorsunuz ama, parti tarafından finanse edilen hesaplar bunu yapıyor” eleştirisini getirdi.

Değişimciler, Kılıçdaroğlu’na “Kongre üyelerini aradığınızı duyuyoruz. Sivas kongresinde divan başkanı adayı olan birini aradınız” derken Kılıçdaroğlu da “Ben öyle bir şey yapmadım. Hiçbir zaman divan belirlemedim, genel başkan divan belirlemez” yanıtını verdi.

Kongre süreçleri ile ilgili bir eleştiri de, bir önceki MYK’da yer alan Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’dan geldi. Ağbaba, “Malatya’ya özel müdahaleler yapıldı. Genel merkez, milletvekilleri Müzeyyen Şevkin, Barış Bektaş ve Abdurrahman Tutdere’yi görevlendirdi. Niye böyle bir şey yapıyorsunuz?” dedi.

Kongrelere müdahale edildiği eleştirilerini yanıtlayan Kılıçdaroğlu, suçlamaları kabul etmezken, belediye başkanları ile ilgili de değerlendirmede bulundu. Kılıçdaroğlu, “Belediye başkanlarının hepsine örgüte karışmayın dedim ama karışıyorlar” ifadesini kullandı.

Paylaşın

“İcra Dosya Sayısı” Yüzde 59,7 Arttı

Ekonomik krize dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “1 Ocak- 22 Eylül 2023 tarihleri arasında icra dairelerine gelen yeni dosya sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59,7 oranında artarak 10 milyon 36 bin oldu” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ayrı dönemde, aboneliklerden kaynaklanan icradaki bazı alacaklardan vazgeçilmesinin de etkisiyle 11 milyon 454 bin dosya da sonuçlandırıldı ya da işlemden kaldırıldı. Dolayısıyla UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısı 21 milyon 805 bin oldu.”

Karşılıksız çek tutarında patlama yaşandığını belirten, Gürer, “Verilere yansıdığına göre Kredi kartı kullanımının yaygınlaşması ve güven ve itibarının azalması nedeniyle kullanımı giderek azalmasına rağmen, bu yıl karşılıksız çıkan çeklerde önceki yıla göre tam bir patlama yaşanıyor. Ocak-Ağustos döneminde 94 bin 496 çek bankalara ibrazında karşılıksız çıktı” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekonomik krize dair açıklamalarda bulundu. Gürer açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Vatandaşın umudu kredi kartına takla attırarak ayakta kalmaya çalışmak. Aksi taktirde gelir-gider dengesi bozulduğu için zorunlu ihtiyaçları dahi karşılamada zorlanıyor. Tüketici kredisi faiz oranlarının aylık yüzde 5’e yıllık yüzde 60’a yaklaşması bireysel kredi kullanımını azaltırken, yüksek enflasyon ve geliri harcamasına yetmeyen vatandaşlar kredi kartlarıyla borçlanmaya devam ediyor.

Vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borç bakiyesi 8-15 Eylül haftasında 3,8 milyar lira azalarak 2 trilyon 410 milyar liraya geriledi. Söz konusu haftada tüketici kredilerinde 7,6 milyar liralık azalma yaşanırken, kredi kartı borç bakiyesinde ise 3,8 milyar liralık artış oldu.

Yıl başından bu yana ise tüketici kredileri yüzde 31 oranında artarak 1 trilyon 470 milyar liraya, kredi kartı borç bakiyesi ise yüzde 107,1 oranında artarak 940 milyar liraya yükseldi. Bankaların zamanında tahsil edilemediği için icra takibine aldıkları vatandaşlardan olan kredi alacakları ise yılbaşından bu yana 10,3 milyar liralık artışla 40,6 milyar liraya çıktı. Varlık yönetim şirketlerinin kontrolünde ise 36,6 milyar liralık bir batık tüketici kredisi alacağı bulunuyor.

Risk Merkezinin verilerine göre bankalara bireysel kredi kartı borcu bulunan vatandaş sayısı son bir yılda 1 milyon 874 bin kişi artarak 38 milyon 731 bin kişiye yükseldi. Kredi kartı borcu bulunanların sayısı da aynı dönemde 2 milyon 999 bin kişilik artışla 35 milyon 271 bin kişiye çıktı. Temmuz 2023 itibariyle 27 milyon 762 bin kişinin de kredili mevduat hesabı borcu bulunuyor.

Verilere yansıdığına göre Kredi kartı kullanımının yaygınlaşması ve güven ve itibarının azalması nedeniyle kullanımı giderek azalmasına rağmen, bu yıl karşılıksız çıkan çeklerde önceki yıla göre tam bir patlama yaşanıyor. Ocak-Ağustos döneminde 94 bin 496 çek bankalara ibrazında karşılıksız çıktı. Karşılıksız çıkan çek sayısının yüzde 13,4 arttığı bu dönemde asıl patlama ise bu çeklerin tutarında yaşandı.

Karşılıksız çıkan çeklerin tutarı geçen yıla göre yüzde 163,1 oranında artarak 31,4 milyar liraya kadar yükseldi. Aynı nedenlerle kullanımı giderek azalan senetlerde de ocak-ağustos döneminde protesto edilen senet sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37 oranında azalarak 129 bin 518’e gerilerken, protesto edilen senetlerin tutarı ise yüzde 13 oranında artarak 8 milyar lirayı geçti.

1 Ocak- 22 Eylül 2023 tarihleri arasında icra dairelerine gelen yeni dosya sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59,7 oranında artarak 10 milyon 36 bin oldu. Ayrı dönemde, aboneliklerden kaynaklanan icradaki bazı alacaklardan vazgeçilmesinin de etkisiyle 11 milyon 454 bin dosya da sonuçlandırıldı ya da işlemden kaldırıldı. Dolayısıyla UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısı 21 milyon 805 bin oldu.”

Paylaşın

CHP Genel Başkan Adayı Özgür Özel’den “Sağ Destek” Eleştirisi

CHP Manisa İl Kongresi’nde konuşan genel başkan adayı Özgür Özel, “Bizim oyumuz yüzde 25, tepemizde görünmez bir cam tavan var. Zıplamayalım, nasıl olsa aşamıyoruz. O zaman sağdan soldan, hatta sağdan, daha sağdan desteklerle onlara açılarak, oradan danışmanlarla, onlara ait söylemlerle yürümeye çalışmak yerine ya da yüzde 48’i 50+1 yapmak için ittifaklara mecburiyetten seçime ertesi gününden itibaren sürekli duracağı yeri başkasına göre tayin etmemeli” dedi.

Özgür Özel, “Özgür biz sana inanıyor ve güveniyoruz, geç takımın başına” diyorsanız, ben bu takımı şampiyon yaparım” dedi. Seçimlerin ardından partinin hiçbir şey yokmuş gibi davranmasının seçmende büyük bir duygusal kopuşa neden olduğunu kaydeden Özel, “Öyle bir şeyi görüyorum ki eğer biz sağlıklı bir itirazı, sağlıklı bir öz eleştiriyi, yeni bir yol yürüyüşü sağlamazsak, hep birlikte önümüzdeki yerel seçimlerde büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız” diye konuştu.

CHP Grup Başkanı ve Genel Başkanı adayı Özgür Özel, partisinin Manisa İl Kongresi’nde açıklamalarda bulundu.

CHP’nin nasıl bir siyaset izlememesi gerektiği konusunda değerlendirmelerde bulunan Özgür Özel, “Bizim oyumuz yüzde 25, tepemizde görünmez bir cam tavan var. Zıplamayalım, nasıl olsa aşamıyoruz. O zaman sağdan soldan, hatta sağdan, daha sağdan desteklerle onlara açılarak, oradan danışmanlarla, onlara ait söylemlerle yürümeye çalışmak yerine ya da yüzde 48’i 50+1 yapmak için ittifaklara mecburiyetten seçime ertesi gününden itibaren sürekli duracağı yeri başkasına göre tayin etmemeli” dedi.

Özel, konuşmasına şöyle devam etti: “Bunun yerine kendi pozisyonunu doğru tarif eden, doğru yerde duran ve kendinden emin olan, geri kalan bütün siyasetin ona göre şekilleneceği ilkeli, özgüvenli ve cesaretli bir siyaset için yola çıkmış durumdayız.”

“Bunu yaparken Türkiye’de bize dayatılan siyasete itiraz ediyoruz” diyen Özgür Özel, “Ne diyor? Recep Tayyip Erdoğan’ın meşhur anlayışı; kimlik siyaseti, dikine kesen siyaset; bir farklılığı bulalım, üzerinde tepinelim, bir tarafı şeytanlaştıralım, kendi arkamızı kalabalıklaştıralım. Bunun yerine enine kesen bir siyaset; AK Partili’nin de, MHP’linin de, İYİ Partili’nin de, HDP’linin de yoksuluna dokunan, işsizine dokunan, geleceğine kaygılı olanlarına dokunan ve hepsine dokunurken alt tarafı koruyan, alınterinden alınan vergi ile bir krema tabakasının sürekli mutlu olmasına itiraz eden, gerçek anlamda halkçı, sendikaların güçlenmesini savunan, sivil toplumla dayanışma içinde, meslek örgütünü güçlendiren ve meslek örgütünden, sendikadan, sol-sosyal demokratlardan güç alan ve kendini yeniden tarif eden bir anlayışla ‘Değişimin Yüzyılı, Yüzyılın Değişimi’ diyoruz.”

Bülent Ecevit’in adaylık sürecinin hatırlatan Özel, “11 yıldır Meclis’teyim evet, dur derseniz dururum ancak 1957’de milletvekili olan Ecevit’in 15 sene sonra 1972’de ortanın solu hareketini ete kemiğe büründürmesiyle 5 yıl süren bir tartışmayı bir noktaya getirmesiyle yola çıktığını bilelim” dedi.

”Siyaset söz ile yapılır”

“Bu partiye bir genel başkan gelecekse tombaladan çıkmayacak, meteorla düşmeyecek, laboratuvarda üretilmeyecek ancak sizin kefaletiniz, sizin yüreğiniz, sizin desteğinizle bu partinin bir evladı olacak” diyen Özel, şunları kaydetti:

“Siyaset söz ile yapılır. Söz ile yapılan her iş hataya açıktır. Siyasete girdiğim ilk günden bugüne kadar kalp kırmış mıyımdır? Kırmışımdır. Burada mahsur yok, gözün içine baka baka özür dilerim. Kırdığımdan, üzdüğümden, varsa hakkının yenmesine sebep olduğumdan bunlardan büyük bir üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim. Beni çok kıran oldu, üzen oldu. Benden yana olan ne kadar hak varsa helal olsun. Bu salondan dışarıya hiçbir kırgınlık, küskünlük çıkarmıyorum. Size şunu soruyorum; üyelerimiz Atatürk’ün baba ocağının gerçek sahipleri, bu evladınıza ‘Özgür arkandayız’ diyorsanız ben yola çıkıyorum.”

Paylaşın