CHP Lideri Özel’den Dikkat Çeken ‘Akşener İle Görüşme’ Açıklaması

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile bir görüşme yapıp yapmayacağı sorusuna yanıt veren CHP Genel Başkanı Özgür Özel,  “Henüz planlanan bir şey yok” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP İl Başkanları İstanbul Buluşması’nda konuşan CHP Lideri Özel, “Yerel seçimlerde başarılı olmak için ne gerekiyorsa onu yapacağız” dedi. Pazartesi günü itibarıyla “memnuniyet anketlerine” başlayacaklarının altını çizen Özel, “Vatandaşın gönlünde olan belediye başkanlarımız bizim de gönlümüzde” ifadelerini kaydetti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İl Başkanları İstanbul Buluşması’na katıldı. Özgür Özel, toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Bosna’dan buraya geldim. İlk ziyareti büyükelçimizle gerçekleştirdik. Bosna Hersek Federasyonu Başbakanı ile bir araya geldik. Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesiyle bir araya geldik. Dün gün boyunca hem çok duygulandığımız hem de hatırlamamız ve hatırlatmamız gereken ziyaretler zincirini gerçekleştirdik.1600 bebeğin mezarının olduğu anıta, şehitliklere, Aliya İzzetbegovic’in ebedi istirahatgahını ziyaret ettik. Orada şu cümleyi hatırlatma gereği duyduk: Unutulan katliamlar tekrarlanır. 1992-1995 arası Bosna Hersek’te Cumhuriyet Halk Partisi doğru yerde duruyordu, Türkiye Cumhuriyeti doğru yerde duruyordu ama gelişmiş dünya, uluslararası örgütler durmaları gereken yerde durmuyordu.

Onlar sonradan yas tutarken yanımızdaydı, ama katliam olmasın, bu iş soykırıma dönüşmesin diye seslenirken, dünya ağırdan alıyordu. Bugünlerde de Filistin’de yaşananlar var. Bosna’dan seslendik, 1992-95 arası Bosna’nın sesini duymayanlara, Türkiye’nin sesini duymayanlara bir kez daha sesleniyoruz. Sonradan bunu insanlık suçu ilan etmek, soykırım kabul etmek, gidip oralarda nutuklar atmak değil, katliama engel olmak için bütün dünyanın başta Avrupa’nın derhal harekete geçmesi, BM’nin çok daha net pozisyon alması ve bu mezalime dur denmesi gerekiyor.

CHP Genel Başkanı olarak 120 siyasi akrabamıza bir mektup yolladım. Bunlardan 12 tanesi hükümet başkanı, bakanlar var, anamuhalefet liderleri var. Onları Filistin’in sesini duymaya davet ettik. Solculara, sosyal demokratlara, sosyalistlere savaşa, kana, gözyaşına susmak değil engel olmak yaraşır. CHP olarak başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında Filistin devletine sahip çıkmaya, akan kanı durdurmaya, İsrail’in ortaya koyduğu sivillere karşı ayrım gözetmeksiniz şiddete dur denmesine davet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak Filistin halkıyla dayanışma duygularımızı buradan da ifade ediyoruz.

Aslında enflasyon, emekli maaşlarını kuşa çevirdi. Bizim bütün kanun tekliflerimize, mücadelemize rağmen, en düşük emekli maaşı 7.500 TL gibi komik bir noktada. Emeklileri, açlıkla sınayan bir noktada. Bunun en az asgari ücret seviyesine çıkarılması gerekiyor. Seçim döneminde en düşük emekli maaşında iyileştirme yapacağını söyleyenler, seçimden sonra bu işi bir kereye mahsus bir ikramiyeye çevirdiler. Hiçbir yaraya merhem olmayacak bir düzenleme yaptılar. Bunda da çalışan emeklileri dışarıda bıraktılar. Oysa, bir emekli niye çalışır diye oturup düşünmediler.

İtiraz ettik, ses yükselttik, biz konuştuk, siz konuştunuz. Nihayet bu yanlıştan dönüldü. Dönülen iş, 5 bin TL’lik ikramiyeyi bütün emeklilere vermek. Oysa bunun derhal maaşlara yansıtılması, en düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyinde olması. Asgari ücretin de insanca yaşanacak sınırlarda olması gerekiyor. Bu konuda bir kez daha hükümetin dikkatini çekiyoruz. Emeklilerin, memurların en önemli sorunu artan kiralar, kiralardaki fahiş artışlar. Cumhurbaşkanı, Cuma günü kira artışlarına şaşırmış ve kızmış. Şaşırdıkları şey, kendi çıkardıkları, bizim bu çözüm olmayacak dediğimiz bir kanun. Kanuna uyan yok. Devletin elini taşın altına koymadan ve iki tarafı düşünmeden yapılacak hiçbir düzenleme doğru değildir.

Burada yapılan iş, evsahibi ve kiracıyı karşı karşıya getirmektir. Biz bu kira artışlarının altında ezilen insanlara mutlaka sosyal devletin doğru yerden bir müdahale, destekte bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Cumhurbaşkanına şunu hatırlatıyoruz: Kanuna uymayanlara şaşırmak ve kızmak için önce senin anayasaya uyman lazım. Anayasaya uymayan birisinin kanuna vatandaşın uymasına şaşırmaması, burayı anayasal devlet olmaktan çıkarmanın en basit sonuçlarına bile katlanmanın bu kadar zor olduğu bir yerde, ortaya çıkacak vahim sonuçların göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade ediyorum.

Yeniden değerleme oranında yüzde 58,5’lık artışla, bütün vatandaşları yoksul diye, işsiz diye ayırmadan etkileyecek bir artışla karşı karşıyayız. Burada Cumhurbaşkanının bir yetkisi var. Bunu yüzde 50 oranında artırmaya, yüzde 50 oranında azaltmaya yetkili kendisi. 2024 enflasyon hedefi yüzde 36. Yani siz koyduğunuz bu enflasyon hedefine inanıyorsanız, herkesin enflasyon hedefi doğrultusunda doğru fiyatlamalar yapmasını istiyorsanız, önce samimiyeti kendiniz göstereceksiniz.

Bu harçların yüzde 58,5 değil, yetkiniz oranında düşürülerek, bundan sonraki süreçte vatandaşı ödeyeceği verginin, harcın yüzde 60 sınırında olmamasını sağlamanız gerekiyor. Bunu dikkatle takip ediyoruz. 2024 yılında enflasyon yüzde 36 olacak diyenler samimiyse, sizin ödeyeceğiniz harcı, ödeyeceğiniz vergiyi yüzde 50 oranında azaltmak durumundadır. Bunu talep ediyoruz ve takip edeceğiz.

“Özgürlükçü bir anayasa için biz her zaman var olduk, var olmaya devam edeceğiz”

Türkiye’nin bir anayasa sorunu vardır, sivil bir anayasa sorunu vardır. Yoksulu gören, kadını gören, dezavantajlıyı gören, çevreyi gören, bütün bunlar için çok doğru yerden, bütün toplumun desteğini alacak bir anayasa sorunu vardır. Ama Türkiye’nin bir anayasa yapma iradesi sorunu da vardır. Anayasalar aşkın zamanlı metinler olabilmesi için, her gelene uygun metinler olabilmesi için, kuşaktan kuşağa güçlenerek aktarılması için her doğan için yapılması gerekir.

Erdoğan için yapılan bir anayasanın birkaç yıl içinde nasıl Erdoğan için yetersiz, Erdoğan’ın kendi gözü dönmüş yetki taleplerine, niyetlerine yetersiz kaldığı ortadadır. Birinin üzerine dikilen kıyafetin, herkese uymadığı gibi bir süre sonra kendisine de uymayacağı görülmüştür. Bütün toplumu kapsayan, herkesi kucaklayan, Türkiye’deki herkesi eşit yurttaşlıkla kucaklayan, temel hak ve özgürlükleri genişleten, Türkiye’yi bir hukuk devleti haline getiren, kadını, engelliyi, yoksulu, güvencesizi, çevreyi koruyan evrensel ölçütlerde özgürlükçü bir anayasa için biz her zaman var olduk, var olmaya devam edeceğiz.

Ancak Erdoğan’ın yeni yetki taleplerini, Anayasayı hiçe sayan, Türkiye’yi anayasasızlaştıran, Cumhur İttifakının mutfağında hazırlanmış milletin burnuna dayatılan bir çabanın içinde hiçbir zaman olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Kadınları, gençleri endişelendiren, hukuk devletini askıya almaya niyet edinmiş bir değişiklikte Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman olmadı, bundan sonra da olmayacak.

3 hafta önce hepimiz Kurultayda bir görev aldık. CHP’nin kurultayları görev alan değil görev veren kurultaylardır. Partimizin ilk kurultayı Sivas Kongresi’ydi. Oradan önce kurtuluş, sonra kuruluş görevi alınmıştı, görev layığıyla yerine getirildi. 5. Olağanüstü Kurultayımız, dünyayı doğru okuma ve partiyi doğru konumlandırma sorumluluğu veren kurultaydı, o kurultaydan sonra sosyal demokrasi doğru tariflendi, 1970’lerde yapılan ikisi yerel ikisi genel 4 seçimden 1’inci parti çıkıldı.

Partimizin 38’inci Olağanüstü Kurultayı, hepimize yeniden Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidar yapma görevi yaptı. O görevi hep beraber kurultayımızdan aldık. O günden sonra da kurultayda verdiğimiz bütün sözleri tutarak, var gücümüzle çalışmaya, durmadan, yorulmadan birlik ve beraberlik içinde, kardeşlik hukukumuzu koruyarak, ortaya koyduğumuz kapsayıcı, birleştirici, kucaklayıcı anlayışla partimizi iktidar yapmaya kararlıyız.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 il başkanından sadece 3 il başkanının kadın olması, bizim buradaki en önemli eksikliklerimizden bir tanesi. 78 erkek il başkanımızdan talebimdir, lütfen örgütünüzdeki güçlü kadınlara yanınızda mutlaka görev verin. Onları yanınızda sizin en baş yardımcınız olarak çalıştırın. Gelecekte bu görevi yapmaya hazır, aday kadınlara resmi ve gayriresmi olarak mentörlük yapın, onların emeklerinden, enerjilerinden, deneyimlerinden yararlanın. Bu eksiği de bundan sonraki süreçte fiilen giderene kadar, hep birlikte bu şekilde halletmemiz gerekiyor.

Ben kurultayımızı kaybedenin olmadığı bir kurultay olarak nitelendiriyorum. Kurultayın kaybedeni yok ama kazananı, önce bu parti, ama esas kazananı Türkiye olacak. Ben de il başkanlarımdan iki hususta gayret göstermelerini istiyorum. Bunlardan bir tanesi önümüzdeki hafta başlatacağımız üye kampanyası. Şu anda bizim kurultayımızdan sonra bütün illerde büyük bir heyecan, büyük bir umut var. Geçtiğimiz hafta çok sayıda üye kaydı oldu, sevindik.

Ama esas sevindiğimiz şudur: Yeni gelen üyelerin yüzde 73’ü 30 yaş altı kadın ve erkekler. Bu enerjiyi görmek lazım. 100’üncü yılımızda üye kampanyası başlatıyoruz. Genel merkezden hedefler belirlemeyeceğiz. Gerçekçi hedefler belirleyin ama kendinizi zorlayın. Gönlünde Atatürk olan, gönlünde güçlü bir Türkiye olanların gözündeki ışıkları görün, onları baba evine getirin, Atatürk’ün partisine kaydedin. Sizden bunu istiyorum. Bütün vatandaşlarımız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kapıları ardına kadar açıktır. O evin içinde yeriniz baş köşedir.

Sizlerden ikinci beklentim, yerel yönetimler seçimlerine yönelik. Bu süreci, barış içinde, dostluk içinde, hiç kırgın yaratmadan, yerel seçim başarısına hedeflenerek, doğru adayların belirlenmesi, doğru yöntemlerin belirlenmesi, sürecin kırgını, küskünü olmadan, geride kimseyi bırakmadan, 2019’daki başarıyı aşan bir noktadan hep birlikte başarmaya mecbur olduğumuz bir süreci yöneteceğiz.

Önceki genel başkanımızın ilan ettiği 3 büyükşehir dışında kimseye verilmiş bir sözümüz yok. Verilmiş bir tek sözüm var, yerel seçimlerde başarılı olmak için ne gerekiyorsa onu yapacağım. Bu sürece hep birlikte katkı vereceğiz. Bu süreçte memnuniyet anketlerimiz Pazartesi gününden itibaren başlatıyoruz. 7 farklı yapı, anket yapacak. Ürettikleri sonuçlar hem yapay zeka marifetiyle, hem istatistik biliminin en ileri teknikleriyle denetlenerek en doğru biçimde memnuniyet anketleri yapacağız.

Vatandaşın gönlünde olan, seçildiğinden ileride olan bütün belediye başkanlarımız bizim de gönlümüzde. O ölçme değerlendirmeyi örgütümüzle paylaşacağız. Kararı örgütümüzle birlikte vereceğim. Örgüt gözetiminde ön seçimden bir adım geri atmadık, atmayacağız, bunu buradan ifade ediyorum” ifadesini kullandı.

Özel’den Akşener sorusuna yanıt

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da bulunan 81 CHP’li İl Başkanı ile Sarıyer’de Büyükdere Atatürk Fidanlığı’nın açılış törenine katılarak burada  bir konuşma yaptı. Özel konuşmasının ardından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile açılışını yaptıkları fidanlığı gezdi.

Bu sırada bir basın mensubu Özel’e, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile bir görüşme yapıp yapmayacakları konusunda soru yöneltti. Özel soruya, “Henüz planlanan bir şey yok” yanıtını verdi.

Paylaşın

“Atatürk, Keban, Karakaya, Ilısu Gibi Barajlar Satılacak” İddiası

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, “Enerjide dağıtım sektörünün tamamı özelleştirildi. 2013’te 15 milyar dolara satıldı. 21 dağıtım bölgesi özel şirketlerin kontrolünde. Dağıtım şirketlerinin kamuya karşı görevlerini yerine getirmediklerini defalarca dile getirdik” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Elektrik üretiminin yüzde 80’inden fazlası özel sektörde. Şimdi yüzde 100’ünü özel şirketlere devredecekler. Atatürk, Keban, Karakaya, Ilısu gibi barajlarımızı satacaklar. Sektörün uzmanlarına göre kamunun santrallerinin bedeli 50 milyar doları buluyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, sosyal medya hesabından, iktidarın yerel seçimlerin ardından ‘özelleştirme’ planını anlattı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “dezenflasyon ve yabancı yatırım sürecinin yılın ikinci yarısında başlayacağı” sözünün temelinde özelleştirme olduğunu ifade eden Özgür Karabat, “Çok derin bir operasyon yürütülüyor” dedi.

“Yabancılara, özellikle Arap sermayesine söz verildi” ifadelerini kullandı ve enerji santrallerine işaret eden Karabat, şunları söyledi: Seçim sonrası yabancı yatırım kısa sürede gelecek dediler. Kimse gelmedi. Şimdi de özelleştirme yapıp bunları yabancı yatırımcı diye anlatacaklar. Çok derin bir operasyon yürütülüyor. Yabancılara, özellikle Arap sermayesine söz verildi. Kamuda çok az varlık kaldı. Onlar da ağırlıklı olarak enerji santralleri.

Enerjide dağıtım sektörünün tamamı özelleştirildi. 2013’te 15 milyar dolara satıldı. 21 dağıtım bölgesi özel şirketlerin kontrolünde. Dağıtım şirketlerinin kamuya karşı görevlerini yerine getirmediklerini defalarca dile getirdik. Elektrik üretiminin yüzde 80’inden fazlası özel sektörde. Şimdi yüzde 100’ünü özel şirketlere devredecekler.

Atatürk, Keban, Karakaya, Ilısu gibi barajlarımızı satacaklar. Sektörün uzmanlarına göre kamunun santrallerinin bedeli 50 milyar doları buluyor. Bunları Mehmet Şimşek yerel seçim sonrası satarak günü kurtaracak. Şimşek’in dezenflasyon ve yabancı yatırım sürecinin yılın ikinci yarısında başlayacağı sözünün temeli, TCMB’nin yeni para politikaları değil, özelleştirme kaynaklı döviz girişidir.

Türkiye’de gerçek anlamda bir yapısal reform, üretime geçiş ve hukukun üstünlüğü sağlanmadan dezenflasyon yaşanması söz konusu olamaz. Şimşek de bunu çok iyi biliyor. Ama siyasi ikballeri, vatanın ikbalinin önüne geçtiği için kamunun malını yağmalayacaklar. Mehmet Şimşek’i buradan tekrar uyarıyorum. Saray’ın kirli planlarını uygulayan insan olarak tarihe geçme! Gittiğin yol, yol değil. Elbet hesabı sorulur.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Yerel Seçimler Açıklaması: Kazanmak Zorundayız

CHP İl Başkanları İstanbul Buluşması’nda konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yerel seçimlere ilişkin, “Önümüzdeki yerel seçimi 2019’un çok daha ilerisinde bir başarıyla kazanmak zorunda olduğumuz ve kazanmak için de her şeye sahip olduğumuz bir seçim olduğunun altını çizelim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Siyasetin yol ve yöntemleri değişiyor. 21. yüzyılın siyaset anlayışında farklı görüşlerin, farklı bakışları içine çeken, kendi içine kapanan değil; kutusunun dışına çıkan, çerçevesinin dışına çıkan bir siyaset anlayışının başarılı olacağını asla unutmayalım.”

İmamoğlu, konuşmasının devamında, “Kazanmak için çok çalışıp yepyeni ve çok kuvvetli siyaset tasarımını ortaya koymalıyız” diyen İmamoğlu, şunları kaydetti: “İlk hedefimizin yerel seçimler ve başta İstanbul olduğunu biliyoruz. Üzerimize düşen vazifenin sorumluluğunun da farkındayız.

İkincisi de elbette Türkiye’nin de içinde olduğu, birçok ülkede yükselmeye ve yerleşmeye çalışan otoriter popülizme karşı tam aksine dayanışmayı, halkçı mücadeleyi var eden bir süreci genel başkanımızın liderliğinde ortaya koyan politikaları geliştirmek zorunda olduğumuz biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İl Başkanları İstanbul Buluşması’na katıldı. Ekrem İmamoğlu, toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Bir neferi olduğumuz Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Türkiye’nin en önemli yapı taşı olduğunu kabul ediyoruz. CHP’nin varlığı, dünya ölçeğinde siyaset anlamında çok önemli bir noktadadır. 100 yıllık bir tarihe sahip, ülkemiz ve Cumhuriyet’imizin 100 yıllık bir partisi vardır, bu çok kıymetlidir. Biz herhangi bir siyaseti partiye benzemedik, benzemeyeceğiz. Bir iktidarla var olan ya da iktidardan düştüğü zaman kaybolan bir siyasi parti değiliz.

“Bizleri cezayla, baskıyla yıldırmaya çalışanlar olacaktır, buna asla boyun eğmeyeceğiz. Yalan, iftira, kara propaganda gibi hususlar ne bizi birbirimizden uzaklaştırabilir, ne de ayrıştırabilir. O bakımdan aramıza duvar örmek, birtakım yalan yanlış ifadelerle bize zarar vermek isteyenlere karşı açıklıkla, şeffaflıkla, samimiyetle düşüncelerimizi birbirimizin yüzüne ifade ederek aşmanın yol ve yöntemlerini hep birlikte bulacağız.

Önümüzdeki yerel seçimi 2019’un çok daha ilerisinde bir başarıyla kazanmak zorunda olduğumuz ve kazanmak için de her şeye sahip olduğumuz bir seçim olduğunun altını çizelim. Siyasetin yol ve yöntemleri değişiyor. 21. yüzyılın siyaset anlayışında farklı görüşlerin, farklı bakışları içine çeken, kendi içine kapanan değil; kutusunun dışına çıkan, çerçevesinin dışına çıkan bir siyaset anlayışının başarılı olacağını asla unutmayalım.

Kazanmak için çok çalışıp yepyeni ve çok kuvvetli siyaset tasarımını ortaya koymalıyız. İlk hedefimizin yerel seçimler ve başta İstanbul olduğunu biliyoruz. Üzerimize düşen vazifenin sorumluluğunun da farkındayız. İkincisi de elbette Türkiye’nin de içinde olduğu, birçok ülkede yükselmeye ve yerleşmeye çalışan otoriter popülizme karşı tam aksine dayanışmayı, halkçı mücadeleyi var eden bir süreci genel başkanımızın liderliğinde ortaya koyan politikaları geliştirmek zorunda olduğumuz biliyoruz.”

“Yerel seçimlerde başarılı olmak için ne gerekiyorsa onu yapacağım”

CHP Lideri Özgür Özel ise, toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Bosna’dan buraya geldim. İlk ziyareti büyükelçimizle gerçekleştirdik. Bosna Hersek Federasyonu Başbakanı ile bir araya geldik. Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesiyle bir araya geldik. Dün gün boyunca hem çok duygulandığımız hem de hatırlamamız ve hatırlatmamız gereken ziyaretler zincirini gerçekleştirdik.1600 bebeğin mezarının olduğu anıta, şehitliklere, Aliya İzzetbegovic’in ebedi istirahatgahını ziyaret ettik.

Orada şu cümleyi hatırlatma gereği duyduk: Unutulan katliamlar tekrarlanır. 1992-1995 arası Bosna Hersek’te Cumhuriyet Halk Partisi doğru yerde duruyordu, Türkiye Cumhuriyeti doğru yerde duruyordu ama gelişmiş dünya, uluslararası örgütler durmaları gereken yerde durmuyordu.

Onlar sonradan yas tutarken yanımızdaydı, ama katliam olmasın, bu iş soykırıma dönüşmesin diye seslenirken, dünya ağırdan alıyordu. Bugünlerde de Filistin’de yaşananlar var. Bosna’dan seslendik, 1992-95 arası Bosna’nın sesini duymayanlara, Türkiye’nin sesini duymayanlara bir kez daha sesleniyoruz. Sonradan bunu insanlık suçu ilan etmek, soykırım kabul etmek, gidip oralarda nutuklar atmak değil, katliama engel olmak için bütün dünyanın başta Avrupa’nın derhal harekete geçmesi, BM’nin çok daha net pozisyon alması ve bu mezalime dur denmesi gerekiyor.

CHP Genel Başkanı olarak 120 siyasi akrabamıza bir mektup yolladım. Bunlardan 12 tanesi hükümet başkanı, bakanlar var, anamuhalefet liderleri var. Onları Filistin’in sesini duymaya davet ettik. Solculara, sosyal demokratlara, sosyalistlere savaşa, kana, gözyaşına susmak değil engel olmak yaraşır. CHP olarak başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında Filistin devletine sahip çıkmaya, akan kanı durdurmaya, İsrail’in ortaya koyduğu sivillere karşı ayrım gözetmeksiniz şiddete dur denmesine davet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak Filistin halkıyla dayanışma duygularımızı buradan da ifade ediyoruz.

Aslında enflasyon, emekli maaşlarını kuşa çevirdi. Bizim bütün kanun tekliflerimize, mücadelemize rağmen, en düşük emekli maaşı 7.500 TL gibi komik bir noktada. Emeklileri, açlıkla sınayan bir noktada. Bunun en az asgari ücret seviyesine çıkarılması gerekiyor. Seçim döneminde en düşük emekli maaşında iyileştirme yapacağını söyleyenler, seçimden sonra bu işi bir kereye mahsus bir ikramiyeye çevirdiler. Hiçbir yaraya merhem olmayacak bir düzenleme yaptılar. Bunda da çalışan emeklileri dışarıda bıraktılar. Oysa, bir emekli niye çalışır diye oturup düşünmediler.

İtiraz ettik, ses yükselttik, biz konuştuk, siz konuştunuz. Nihayet bu yanlıştan dönüldü. Dönülen iş, 5 bin TL’lik ikramiyeyi bütün emeklilere vermek. Oysa bunun derhal maaşlara yansıtılması, en düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyinde olması. Asgari ücretin de insanca yaşanacak sınırlarda olması gerekiyor. Bu konuda bir kez daha hükümetin dikkatini çekiyoruz. Emeklilerin, memurların en önemli sorunu artan kiralar, kiralardaki fahiş artışlar. Cumhurbaşkanı, Cuma günü kira artışlarına şaşırmış ve kızmış. Şaşırdıkları şey, kendi çıkardıkları, bizim bu çözüm olmayacak dediğimiz bir kanun. Kanuna uyan yok. Devletin elini taşın altına koymadan ve iki tarafı düşünmeden yapılacak hiçbir düzenleme doğru değildir.

Burada yapılan iş, evsahibi ve kiracıyı karşı karşıya getirmektir. Biz bu kira artışlarının altında ezilen insanlara mutlaka sosyal devletin doğru yerden bir müdahale, destekte bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Cumhurbaşkanına şunu hatırlatıyoruz: Kanuna uymayanlara şaşırmak ve kızmak için önce senin anayasaya uyman lazım. Anayasaya uymayan birisinin kanuna vatandaşın uymasına şaşırmaması, burayı anayasal devlet olmaktan çıkarmanın en basit sonuçlarına bile katlanmanın bu kadar zor olduğu bir yerde, ortaya çıkacak vahim sonuçların göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade ediyorum.

Yeniden değerleme oranında yüzde 58,5’lık artışla, bütün vatandaşları yoksul diye, işsiz diye ayırmadan etkileyecek bir artışla karşı karşıyayız. Burada Cumhurbaşkanının bir yetkisi var. Bunu yüzde 50 oranında artırmaya, yüzde 50 oranında azaltmaya yetkili kendisi. 2024 enflasyon hedefi yüzde 36. Yani siz koyduğunuz bu enflasyon hedefine inanıyorsanız, herkesin enflasyon hedefi doğrultusunda doğru fiyatlamalar yapmasını istiyorsanız, önce samimiyeti kendiniz göstereceksiniz.

Bu harçların yüzde 58,5 değil, yetkiniz oranında düşürülerek, bundan sonraki süreçte vatandaşı ödeyeceği verginin, harcın yüzde 60 sınırında olmamasını sağlamanız gerekiyor. Bunu dikkatle takip ediyoruz. 2024 yılında enflasyon yüzde 36 olacak diyenler samimiyse, sizin ödeyeceğiniz harcı, ödeyeceğiniz vergiyi yüzde 50 oranında azaltmak durumundadır. Bunu talep ediyoruz ve takip edeceğiz.

Türkiye’nin bir anayasa sorunu vardır, sivil bir anayasa sorunu vardır. Yoksulu gören, kadını gören, dezavantajlıyı gören, çevreyi gören, bütün bunlar için çok doğru yerden, bütün toplumun desteğini alacak bir anayasa sorunu vardır. Ama Türkiye’nin bir anayasa yapma iradesi sorunu da vardır. Anayasalar aşkın zamanlı metinler olabilmesi için, her gelene uygun metinler olabilmesi için, kuşaktan kuşağa güçlenerek aktarılması için her doğan için yapılması gerekir.

Erdoğan için yapılan bir anayasanın birkaç yıl içinde nasıl Erdoğan için yetersiz, Erdoğan’ın kendi gözü dönmüş yetki taleplerine, niyetlerine yetersiz kaldığı ortadadır. Birinin üzerine dikilen kıyafetin, herkese uymadığı gibi bir süre sonra kendisine de uymayacağı görülmüştür. Bütün toplumu kapsayan, herkesi kucaklayan, Türkiye’deki herkesi eşit yurttaşlıkla kucaklayan, temel hak ve özgürlükleri genişleten, Türkiye’yi bir hukuk devleti haline getiren, kadını, engelliyi, yoksulu, güvencesizi, çevreyi koruyan evrensel ölçütlerde özgürlükçü bir anayasa için biz her zaman var olduk, var olmaya devam edeceğiz.

Ancak Erdoğan’ın yeni yetki taleplerini, Anayasayı hiçe sayan, Türkiye’yi anayasasızlaştıran, Cumhur İttifakının mutfağında hazırlanmış milletin burnuna dayatılan bir çabanın içinde hiçbir zaman olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Kadınları, gençleri endişelendiren, hukuk devletini askıya almaya niyet edinmiş bir değişiklikte Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman olmadı, bundan sonra da olmayacak.

3 hafta önce hepimiz Kurultayda bir görev aldık. CHP’nin kurultayları görev alan değil görev veren kurultaylardır. Partimizin ilk kurultayı Sivas Kongresi’ydi. Oradan önce kurtuluş, sonra kuruluş görevi alınmıştı, görev layığıyla yerine getirildi. 5. Olağanüstü Kurultayımız, dünyayı doğru okuma ve partiyi doğru konumlandırma sorumluluğu veren kurultaydı, o kurultaydan sonra sosyal demokrasi doğru tariflendi, 1970’lerde yapılan ikisi yerel ikisi genel 4 seçimden 1’inci parti çıkıldı.

Partimizin 38’inci Olağanüstü Kurultayı, hepimize yeniden Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidar yapma görevi yaptı. O görevi hep beraber kurultayımızdan aldık. O günden sonra da kurultayda verdiğimiz bütün sözleri tutarak, var gücümüzle çalışmaya, durmadan, yorulmadan birlik ve beraberlik içinde, kardeşlik hukukumuzu koruyarak, ortaya koyduğumuz kapsayıcı, birleştirici, kucaklayıcı anlayışla partimizi iktidar yapmaya kararlıyız.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 il başkanından sadece 3 il başkanının kadın olması, bizim buradaki en önemli eksikliklerimizden bir tanesi. 78 erkek il başkanımızdan talebimdir, lütfen örgütünüzdeki güçlü kadınlara yanınızda mutlaka görev verin. Onları yanınızda sizin en baş yardımcınız olarak çalıştırın. Gelecekte bu görevi yapmaya hazır, aday kadınlara resmi ve gayriresmi olarak mentörlük yapın, onların emeklerinden, enerjilerinden, deneyimlerinden yararlanın. Bu eksiği de bundan sonraki süreçte fiilen giderene kadar, hep birlikte bu şekilde halletmemiz gerekiyor.

Ben kurultayımızı kaybedenin olmadığı bir kurultay olarak nitelendiriyorum. Kurultayın kaybedeni yok ama kazananı, önce bu parti, ama esas kazananı Türkiye olacak. Ben de il başkanlarımdan iki hususta gayret göstermelerini istiyorum. Bunlardan bir tanesi önümüzdeki hafta başlatacağımız üye kampanyası. Şu anda bizim kurultayımızdan sonra bütün illerde büyük bir heyecan, büyük bir umut var. Geçtiğimiz hafta çok sayıda üye kaydı oldu, sevindik.

Ama esas sevindiğimiz şudur: Yeni gelen üyelerin yüzde 73’ü 30 yaş altı kadın ve erkekler. Bu enerjiyi görmek lazım. 100’üncü yılımızda üye kampanyası başlatıyoruz. Genel merkezden hedefler belirlemeyeceğiz. Gerçekçi hedefler belirleyin ama kendinizi zorlayın. Gönlünde Atatürk olan, gönlünde güçlü bir Türkiye olanların gözündeki ışıkları görün, onları baba evine getirin, Atatürk’ün partisine kaydedin. Sizden bunu istiyorum. Bütün vatandaşlarımız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kapıları ardına kadar açıktır. O evin içinde yeriniz baş köşedir.

Sizlerden ikinci beklentim, yerel yönetimler seçimlerine yönelik. Bu süreci, barış içinde, dostluk içinde, hiç kırgın yaratmadan, yerel seçim başarısına hedeflenerek, doğru adayların belirlenmesi, doğru yöntemlerin belirlenmesi, sürecin kırgını, küskünü olmadan, geride kimseyi bırakmadan, 2019’daki başarıyı aşan bir noktadan hep birlikte başarmaya mecbur olduğumuz bir süreci yöneteceğiz.

Önceki genel başkanımızın ilan ettiği 3 büyükşehir dışında kimseye verilmiş bir sözümüz yok. Verilmiş bir tek sözüm var, yerel seçimlerde başarılı olmak için ne gerekiyorsa onu yapacağım. Bu sürece hep birlikte katkı vereceğiz. Bu süreçte memnuniyet anketlerimiz Pazartesi gününden itibaren başlatıyoruz. 7 farklı yapı, anket yapacak. Ürettikleri sonuçlar hem yapay zeka marifetiyle, hem istatistik biliminin en ileri teknikleriyle denetlenerek en doğru biçimde memnuniyet anketleri yapacağız.

Vatandaşın gönlünde olan, seçildiğinden ileride olan bütün belediye başkanlarımız bizim de gönlümüzde. O ölçme değerlendirmeyi örgütümüzle paylaşacağız. Kararı örgütümüzle birlikte vereceğim. Örgüt gözetiminde ön seçimden bir adım geri atmadık, atmayacağız, bunu buradan ifade ediyorum” ifadesini kullandı.

Paylaşın

CHP Lideri Özel: Yerel Seçimlerde İttifak Yapmayacağız

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Yerel seçimlerde ittifak yapmayacağız. Çünkü ittifak kelimesi çok yoruldu. El birliğiyle o kelimeyi bayağı yıprattık, artık çok olumlu çağrışım yapmıyor seçmenin kulağında” dedi ve ekledi:

“Ben ‘işbirliği’ kelimesini kullanmayı tercih ediyorum. Seçim bölgelerine özel işbirlikleri yapılabilir. Bu işbirliğinde mümkünse iki parti ama özel bir gereklilik varsa belki bazen üçe çıkabilir ama genelde iki partinin işbirliğinin, güç birliğinin doğru olacağını düşünüyorum.”

Özgür Özel, açıklamasının devamında, “Yerel seçimlerde işbirlikleri yapmalıyız. Kaybettirecek formüller üzerinde durmak bize yakışmaz. Ben Meral Hanımla, Sayın Genel Başkanımızla, onun deyimiyle Meral Ablam ile beraber pek çok zorluğu aşacağımıza inanıyorum. Bunun için de üzerime ne düşüyorsa yapacağım. Umutla baktığım bir süreç” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Sözcü TV’de Uğur Dündar’ın sorularını yanıtladı. Özel’in sorulara verdiği yanıtlardan başlıklar şöyle:

“CHP’yi, sadece Meclis’te, kürsüde değil, sahada, tarlada, sokakta göreceksiniz. Artık bambaşka bir siyasi anlayışın gelip, Türkiye’yi büyütmesi, kalkındırması, ekonomiyi ayağa kaldırması ve bölüşüme müdahale etmesi gerekiyor. Zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduğu bir Türkiye yerine büyümeden geniş kitlelerin pay alması gerekiyor.

(Gizli protokol) Bunu bir siyasi parti kendisi için gündemde kalma aracına çevirmek istiyor. Beyefendi şimdi protokolü falan yayınlamış. O kendisini gündeme getirmek istiyor ama ben o tartışmanın tarafı olmam. CHP’lilere benim atanmışlarla değil, seçilmişlerle yöneteceğimi, bir daha gizli protokoller yapılmayacağını söylemiştim. Geriye dönüp de o konuya saplanmanın anlamı yok.

(İYİ Parti ile ittifak) Yerel seçimlerde ittifak yapmayacağız. Çünkü ittifak kelimesi çok yoruldu. El birliğiyle o kelimeyi bayağı yıprattık, artık çok olumlu çağrışım yapmıyor seçmenin kulağında. Ben ‘işbirliği’ kelimesini kullanmayı tercih ediyorum. Seçim bölgelerine özel işbirlikleri yapılabilir. Bu işbirliğinde mümkünse iki parti ama özel bir gereklilik varsa belki bazen üçe çıkabilir ama genelde iki partinin işbirliğinin, güç birliğinin doğru olacağını düşünüyorum.

Yerel seçimlerde işbirlikleri yapmalıyız. Kaybettirecek formüller üzerinde durmak bize yakışmaz. Ben Meral Hanımla, Sayın Genel Başkanımızla, onun deyimiyle Meral Ablam ile beraber pek çok zorluğu aşacağımıza inanıyorum. Bunun için de üzerime ne düşüyorsa yapacağım. Umutla baktığım bir süreç.

(Pervin Chakar polemiği) Devlet Bey de kızdı geçen gün. Kızacaksa Tayyip Bey’e kızacak önce. Pervin Chakar, TRT Kürdi’de tek çıkan opera sanatçısı. Kaldı ki Pervin Chakar, ‘Türkiye Kürdistan’ı’ falan dememiş. Muhteşem bir dinletiydi. Çıktık, çiçek vereceğiz, çok da tasarladığım bir şey değildi, elini uzatınca sanatçıya ve sanatına duyduğum saygıdan nezaketle elini öptüm. Ben sanatçının elini öptüm, hiç pişman değilim. Yarın olsa yine aynı eli öperim. Pervin Chakar çıkıp da orada savaş çığırtkanlığı yapsa salonu terk ederim.”

Paylaşın

Özdağ, Kılıçdaroğlu İle Yaptıkları 4 Maddelik “Gizli Protokolü” Yayımladı

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimleri 2. turu öncesi eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yapılan gizli protokolü sosyal medya hesabından yayınladı.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu ile Özdağ arasında yapılan protokolde, Zafer Partisi’ne İçişleri Bakanlığı dahil 3 bakanlığın verileceği, Güvenlik, Adalet ve Ekonomi bürokrasisi ile müsteşarlıkların verileceği dikkat çeken ayrıntılar oldu.

Hükümetin Oluşturulması ve Görev Bölümü başlıklı protokolde şu maddeler yer aldı: AKP hükümeti döneminde tamamen tahrip edilen devlet düzen ve kurumlarının, yeniden düzenlenmesinde aşağıdaki görev bölümü kapsamında işbirliği yapılacaktır. Bu kapsamda;

1) İçişleri Bakanlığı ve iki Bakanlık olmak üzere toplam üç Bakanlık,

2) Güvenlik, Adalet ve Ekonomi bürokrasisi öncelikli olmak üzere, görüş birliği sağlanan Bakan Yardımcılıkları (Müsteşarlıklar) Zafer Partisine tahsis edilecektir.

3) Zafer Partisine tahsis edilen makamlar ve bağlıları konusundaki atamalarda Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ ile birlikte karar alınacaktır.

4) Zafer Partisince deruhte edilen Bakanlıkların teşkilat yapıları, görevlendirme esasları 14 Mayıs 2023 seçimlerinden önce olduğu gibi değiştirilmeden devam ettirilecektir.

Özdağ’dan Özer’e yanıt

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ CHP’nin yeni lideri Özgür Özel’in, “Zafer Partisi’yle yapılan gizli protokolün bazı Kürt seçmenleri ciddi şekilde rahatsız ettiğini ve bunun bize bir maliyet yüklediğini de kendi kulaklarımla duydum. Diyarbakır’da, ‘Değişim olmazsa oy vermeyeceğiz, gizli protokole çok kızıyoruz’ diye bir sürü Kürt seçmen yüzüme söyledi” ifadelerine yanıt verdi.

Ümit Özdağ, “Öyle gözüküyor ki CHP liderliği geçmiş hatalardan ders çıkarmak yerine yeni vahim hatalar ile yeni bir başarısızlığa doğru yelken açmaktadır. Bir CHP milletvekilinin ‘Atatürkçülüğü ve laikliği Zafer Partisine kaptırdık’ diyerek itiraf ermek zorunda kaldığı gibi artık Atatürk’ün partisi Zafer Partisi’dir ve Türk milliyetçiliği Zafer Partisi’nde temsil edilmektedir. Altını çizerek vurguluyoruz, Türk milletini cepheleştiren, bölücülere taviz veren CHP ve AKP politikaları artık Türk siyasetinde Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerinden, büyük Atatürk’ten, sığınmacıların vatanlarına dönmesinden taviz vermeyen Zafer Partisi olduğu gerçeği ile her platformda karşı karşıya kalacaktır” dedi.

Ne olmuştu?

14 Mayıs’ta yapılan seçimler 28 Mayıs’taki ikinci tura kalmıştı. İkinci turda adaylar Kemal Kılıçdaroğlu ve Recep Tayyip Erdoğan, Sinan Oğan ve Ümit Özdağ ile görüşmüştü. Sinan Oğan Erdoğan’a desteğini açıklarken Özdağ, Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı almıştı. Özdağ ve Kılıçdaroğlu’nun anlaşması sonrası kamuoyunda ‘Özdağ’a İçişleri Bakanlığı verilecek’ iddiaları gündeme gelmişti.

Ümit Özdağ verdiği bir söyleşide anlaşma sürecine ilişkin, “Söz vermek değil, yazılı mutabakatımız var. Biz İçişleri Bakanlığı dahil üç bakanlık ve Millî İstihbarat Teşkilatı konusunda Kemal Bey’le mutabık kaldık” ifadelerini kullanmıştı.

Özdağ, “MİT Başkanlığı da Zafer Partisi’ne verilecekti. Ama o sözlü anlaşmaydı. Bakanlıklar yazılı mutabakatta vardı. Ben İçişleri Bakanı olacaktım. Kemal Bey, zerre kadar oy faydası olmayan altılı masadaki ortaklarının İçişleri Bakanlığı’nın Zafer Partisi’ne verilmesine tepki göstereceğini bildiği için benim bu konuda anlayışlı davranmamı rica etti. ‘Bunu çok vurgulamayın’ dedi. Ben de kabul ettim. Kılıçdaroğlu bu seçimi kazanabilirdi eğer ortakları engellemeseydi” demişti.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a 50+1 Yanıtı: Git Derdini Başka Tarafta Anlat

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Erdoğan’ın ’50+1 değişmeli’ sözlerine yönelik olarak, “Sayın Erdoğan, sen ne değiştireceksin bilmiyorum, sistem mi değiştireceksin, ortak mı, ittifak mı değiştireceksin, rahmetli Erbakan’a attığın kazıkta olduğu gibi gömlek mi değiştireceksin. Ne değiştirirsen değiştir emin ol bizimle birlikte anayasa değiştiremeyeceksin” dedi ve ekledi:

“Biz, kendisi için her doğan için değil Erdoğan için yapılmış anayasaya ‘bu kıyafetin kolu uzun, paçası dar geliyor’ diyorsa biz ona şunu söylüyoruz: Anayasa toplumsal mutabakatla yapılır, öyle MHP ile baş başa verdik, noktasını virgülünü değiştirmez dersen seni böyle esir alırlar kardeşim, derdine kendin yan. Git derdini başka tarafta anlat.”

Özel konuşmasına, “Öbür taraftan enteresan bir ilişki, bir yandan bakıyorsunuz, biri diyor ki yanlış yollara saptım, diğer sistem çok güzel, cumhurbaşkanımız aramızı kimse bozamaz diyor. Yürümeyen bir evliliği biri devam ettirmek istiyor, biri bitirmek istiyor gibi. Hadi oradan keratalar meşgul etmeyin memleketi” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Bu hafta sonu Bosna Hersek’te olacağız. Bosna Hersek 1990’larda çok büyük acılar yaşadı. Dünyanın gözü önünde büyük soykırım yaşadı. Türkiye olması gereken yerdeydi.

Şimdi İsrail-Filistin meselesinde olduğu gibi. Filistin’de halka en büyük zararı veren Hamas’ın sınır aşmasıyla başladı. Bunu araç sallaştıran İsrail adeta bir soykırıma girişti. 13 bin 300 kişi hayatını kaybetti. Öldürülen çocukların sayısı 4 bin 600’e ulaştı. Bu kadar büyük bir zulmün karşısında dünyanın güçlüleri Bosna’da 1995’te girdikleri suskunluğa girdiler. Sonra gözyaşı döktüler. Yapmaları gereken bu zulme dur demektir.

Arkadaşlarımız çalışıyor, gerekli diplomatik girişimleri başlattılar, Filistin’e gideceğiz.

Yargıtay Can Atalay kararıyla birkaç yere birden had bildiriyor. Hatay seçmenine karşı bir meydan okuma var. Mesele devamında Can Atalay krizini çok aşıyor. AYM’ye diyor ki, ben Anayasa’yı tanımam. Meclis’e diyor ki, ben 600’ünüzü de takmam. Meclis Başkanı’na ayar veriyor. Numan Kurtulmuş da rahatsızlık duyuyor ama bu noktada yapması gerekenleri Meclis adına yapmıyor. Tarafsız bir Meclis Başkanlığı görevi için yola çıkmıştı.

Ortada bir anayasa krizi yok. Yaşanan mesele, bir mahkemenin ve ona cesaret veren parti genel başkanının anayasayı tanımama krizidir, mesele bir devlet krizidir. Mesele, ‘anayasanın bir sayfasını tanımayayım, yarın ses çıkmazsa meclisi de tanımam’ın, anayasasız bir düzeni dayatmanın, meclisi tanımamamın, belki seçimleri bile yapmamanın hesabı içinde olan bir darbe girişine direnip direnmeme meselesidir.

CHP, Erdoğan’ın başına geçtiği bu darbe girişimine direnmeye karar verdi. Grubumuz toplandı, ikinci bir karara kadar bu mücadelemiz Meclis’te sürecek. İktidarın korkusuyla bazı merkez medya ve yandaş kanallar gözlerini kapamış durumdalar. Erdoğan’ın karşısında bu darbeye direniyoruz, direnmeye devam edeceğiz.

“MHP’nin sırtında kambur olduğunu açıkça ifade ediyor”

10 Kasım 2021’den önce, 5 Ekim 2019’da Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki, ’50+1 rastgele bir tercih değildir. Bilinçli ve vazgeçilmez bir kriterdir’. Solcuları, sosyal demokratları, Kürtleri bu devleti yönetmene değer görmüyor ya, kendince bir koalisyon yapacak, oradan ayrılmayacak. Biz yaptık, biz önerdik demiyor. Kürt’ü Alevi’yi solcuyu, emekçiyi, onların temsilcilerini dışarıda tutan bir anlayış.

10 Kasım 2021’e gelince Karamollaoğlu ziyaretinde 50+1’in mahsurlu olduğunu anladık diyor. İttifak ortağından yanıt geliyor, ’50+1 hesabını eleştirenleri anlayışla karşılamamız abesle iştigal olur, bu masum bir talep değildir’ diyor. Tartışma rafa kalkıyor. Geçen günlerde Erdoğan ’50+1 şartının değişmesi isabetli olur, yanlış işler yapılıyor’ diyor. MHP’nin yanlış bir yol olduğu, onunla birlikte olmanın bir hata olduğu, MHP’nin sırtında kambur olduğunu açıkça ifade ediyor. Hep birlikte susuldu, beklendi ki Devlet Bey buna ne diyecek. Devlet Bey, ‘eksiklikleri olabilir ama taviz verilemez, ama cumhurbaşkanımız ile aramızı da kimse açamaz’ dedi.

Bizim CHP olarak bunlarla meşgul olmamız mümkün değil. Sayın Erdoğan, sen ne değiştireceksin bilmiyorum, sistem mi değiştireceksin, ortak mı, ittifak mı değiştireceksin, rahmetli Erbakan’a attığın kazıkta olduğu gibi gömlek mi değiştireceksin. Ne değiştirirsen değiştir emin ol bizimle birlikte anayasa değiştiremeyeceksin.

Biz, kendisi için her doğan için değil Erdoğan için yapılmış anayasaya ‘bu kıyafetin kolu uzun, paçası dar geliyor’ diyorsa biz ona şunu söylüyoruz: Anayasa toplumsal mutabakatla yapılır, öyle MHP ile baş başa verdik, noktasını virgülünü değiştirmez dersen seni böyle esir alırlar kardeşim, derdine kendin yan. Git derdini başka tarafta anlat.

Öbür taraftan enteresan bir ilişki, bir yandan bakıyorsunuz, biri diyor ki yanlış yollara saptım, diğer sistem çok güzel, cumhurbaşkanımız aramızı kimse bozamaz diyor. Yürümeyen bir evliliği biri devam ettirmek istiyor, biri bitirmek istiyor gibi. Hadi oradan keratalar meşgul etmeyin memleketi.”

Paylaşın

CHP’de Yerel Seçim Çalışmaları Hız Kazandı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerde çalışmalarını hızlandırdı. CHP, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında yerel seçim takvimi ve aday tespit kriterleri belirlendi.

CHP, tüm büyükşehir, il, ilçe ve beldelerde aday çıkaracak. İlerleyen süreçte diğer muhalefet partileri ile seçim iş birliğinin gündeme gelmesi ve partiler arasında mutabakat sağlanması halinde bazı seçim çevreleri için bu karar gözden geçirilebilecek.

CHP yönetimi, yerel seçim iş birliği görüşmeleri için başta İYİ Parti olmak üzere herhangi bir partiden adım beklemeyecek. Temaslar en kısa zamanda başlayacak.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre; Kurultay sürecini geride bırakan CHP’nin yerel seçimlere giderken atacağı adımlar netleşmeye başladı. Dün gerçekleşen Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında yerel seçim takvimi ve aday tespit kriterleri belirlendi.

CHP yönetimi, belediye başkan adaylarını belirlemede farklı yöntemler işletecek. Başta büyükşehirler olmak üzere, başkanları CHP’li olan il ve ilçelerdeki mevcut başkanların yeniden aday gösterilip gösterilmemesi konusunda 4 farklı kriter dikkate alınacak.

İlk kriter, “mevcut başkandan memnuniyet” olacak. Seçmenin belediye başkanından ve hizmetlerinden memnun olup olmadığını ölçmek üzere “memnuniyet anketleri” yaptırılacak.

Son yerel seçimde CHP’nin aldığı oy ile yapılacak güncel anketlerdeki CHP’nin oy oranı da karşılaştırılacak. Böylece belediye başkanının partinin mevcut oy oranına katkısı olup olmadığı da ölçülmüş olacak.

Halihazırda CHP’de olan belediyelerin başkanlarının başarıları, parti il veya ilçe örgütünün, ilin milletvekillerinin görüşleri dikkate alınarak da değerlendirilecek.

Sadece o ilin veya ilçenin örgüt yöneticileri ve milletvekillerinden değil partinin görevlendirdiği başka illerin milletvekillerinden ve parti yöneticilerinden oluşan heyetlerden de görüş alınacak. Başka illerin milletvekilleri ve parti yöneticileri, görevlendirildikleri illere ilişkin rapor hazırlayacak. Bu rapor hazırlanırken sadece o kentteki partililerin değil sivil toplum örgütlerinin, iş insanlarının, yerel medyanın, esnafın da görüşü alınacak.

Tüm bu aşamalar tamamlandığında ortaya çıkan sonuca göre aday belirleme yöntemi netleşecek. Ağırlıklı olarak parti denetiminde ön seçim yöntemini benimsemeyi düşünen yeni MYK, bazı illerde tek bir isim üzerinde uzlaşı sağlanabileceğini, üye sayısı az illerde ise bu yöntemin hayata geçirilemeyeceğini ifade ediyor.

CHP’nin yönetimde olduğu tüm illerde ve ilçelerde geçerli olacak bu yöntemler, Genel Başkan Özgür Özel’in de isimlerini açıkladığı ve memnuniyet oranının çok yüksek olduğu İstanbul, Ankara ve Aydın’da geçerli olmayacak.

CHP, belediye meclis üyeliklerinde cinsiyet ve genç kotasını da uygulayacak. Buna göre belediye Meclis üye adaylarının üçte 1’i kadınlardan, dörtte 1’i de gençlerden oluşacak.

CHP Ankara ve İstanbul için ise özel bir strateji yürütecek. Ankara’da cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nun yüksek oy aldığı ancak halen AK Parti veya MHP’de olan bazı belediyelerin alınabileceği ifade ediliyor. Mamak, Etimesgut, Gölbaşı gibi ilçe belediyeleri üzerinde özel olarak duruluyor.

CHP yönetimi, İstanbul’daki 39 ilçenin en az 25’ini kazanma potansiyelleri olduğunu ifade ederken 30 ilçeyi kazanmak üzere çalışma yürüttüklerini ifade ediyor. Belediye başkan adaylarının ilçenin talepleri, sosyal dokusu, farklı toplum kesimleri ile ilişkileri dikkate alınarak belirleneceğini ifade eden yöneticiler, bu konuda detaylı veriler içeren kapsamlı ve bilimsel çalışmalar yaptıklarını anlattı.

CHP yönetimi, yerel seçim stratejisini belirlemek üzere milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri ve parti yöneticilerinin katılımıyla 1-3 Aralık tarihleri arasında Antalya Manavgat’ta kampa girecek. Kampta seçim kampanyasına ilişkin önerilerin yanı sıra, seçim bölgelerinde görevlendirilecek heyetler de belirlenecek.

MYK toplantısının ardından il ve ilçe başkanlıklarına gönderilen genelgeye göre büyükşehir, il, ilçe belediye başkanlıkları ile belediye meclis üyeliği adaylığı için başvurular 21-28 Kasım arasında alınacak.

İl ve ilçe başkanlarının belediye başkanlığına aday olmamaları yönündeki geçen dönem alınan tavsiye kararı uygulanacak. Ancak kamuoyu yoklamaları ve örgütlerin görüşü doğrultusunda, il veya ilçe yöneticilerinin belediye başkan adayı olması yönünde bir eğilim çıkarsa istisnai uygulamalar söz konusu olabilecek. Ayrıca partinin güçsüz olması nedeniyle, aday çıkarılamayan yerlerde de ilçe, il veya belde başkanları doğal aday olacak.

Tüm seçim çevrelerinde aday çıkarılacak

CHP, tüm büyükşehir, il, ilçe ve beldelerde aday çıkaracak. İlerleyen süreçte diğer muhalefet partileri ile seçim iş birliğinin gündeme gelmesi ve partiler arasında mutabakat sağlanması halinde bazı seçim çevreleri için bu karar gözden geçirilebilecek.

CHP yönetimi, yerel seçim iş birliği görüşmeleri için başta İYİ Parti olmak üzere herhangi bir partiden adım beklemeyecek. Temaslar en kısa zamanda başlayacak.

CHP’de belediye başkanlığı ve belediye meclis üye adaylığı başvuru ücretleri de netleşti. Başvuru ücretleri başvuru yapılan yerin nüfus büyüklüğüne göre kademeli olarak artacak. Buna göre en yüksek ücreti 50 bin lira ile büyükşehir belediye başkan adayları, en düşük ücreti ise 3 bin lirayla, nüfusu 5 binin altındaki belde adayları ödeyecek.

Belediye Meclis üye adaylarından da başvurdukları yerin nüfusuna göre bin lira ile 10 bin lira arasında başvuru ücreti alınacak. Kadın ve genç kontenjanından başvuranlar belirlenen ücretin yarısını, engellilerden, çatışmalarda hayatını kaybedenlerin yakınlarından ve gazilerden ise ücret alınmayacak.

Paylaşın

Eski CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Çirkin İftiraları Üzülerek Takip Ediyorum

Eski CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Gerek sosyal medya gerekse televizyon programlarında partimizi ve delegelerimizi yıpratmak için parti kültürümüzle asla bağdaşmayan çirkin iftiraları üzülerek takip ediyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Muhakkak ki bu kumpaslara yeltenen art niyetli gruplar olmuştur ya da olacaktır. Ama partimizi ve delegelerimizi kimsenin yıpratmasına asla izin vermem.”

Eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Partimize yönelik iftiralar üzerine…” notuyla bir video paylaştı. Kemal Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Sevgili Cumhuriyet Halk Partisi ailem, kurultayımızdan sonraki süreç üzerine birkaç şey söylemek istiyorum.

Gerek sosyal medya gerekse televizyon programlarında partimizi ve delegelerimizi yıpratmak için parti kültürümüzle asla bağdaşmayan çirkin iftiraları üzülerek takip ediyorum.

Muhakkak ki bu kumpaslara yeltenen art niyetli gruplar olmuştur ya da olacaktır. Ama partimizi ve delegelerimizi kimsenin yıpratmasına asla izin vermem. Güzel günlerde görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın.”

Paylaşın

CHP’den Erdoğan’a “50+1” Yanıtı: Derdi Koltuğunu Koruyabilmek

CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 50+1 formülünün değişmesi gerektiği yönündeki sözlerine ilişkin, “Sayın Erdoğan’ın derdi koltuğunu koruyabilmek, halkın sorunlarını çözmek değil” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sistemin iflasıdır, zaten halkımız iflas etmiş durumdadır, ancak denge ve denetleme mekanizmaları olmayan bir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ülkemize hiçbir faydası olmadığını yakın geçmişte yaşıdık. Konumunu korumak için bir pozisyon değişikliği içine girmişler.”

Yücel açıklamasına, “Burada şunu da merak ediyoruz; sayın Devlet Bahçeli ve MHP kurmayları bu olaya nasıl bakıyorlar? Cumhur İttifakı’nda çok ciddi bir kriz olduğu ortada. sözleriyle devam etti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Özgür Özel, eski CHP Genel Başkanı Hikmet Çetin ile birlikte MYK toplantısının açılışını yaptı. Hikmet Çetin, MYK üyelerine hitap etti.

Parti Sözcüsü Deniz Yücel, MYK toplantısı devam ederken ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Yücel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

Yerel seçimler: Önümüzdeki yerel seçimde de yine halkın dertleriyle dertlenen, halkın sorunlarına çözüm üreten belediye başkan adaylarıyla seçimlere gireceğiz. Adaylarımızı belirlerken katılımcı, kapsayıcı ve demokratik yöntemler uygulanacak.

Belediye başkan adaylarımız belirlenirken aynı MYK ve Gölge Kabinemizde olduğu gibi mümkün olduğunca kadın temsili artırılacak, eşit temsil ilkesinin uygulanmasına özen gösterileceğini buradan bir kez daha ifade ediyorum.

Ogün Samast: Böyle bir dönemde Ogün Samast’ın tahliyesinin bir tesadüf olmadığını biliyoruz. Türkiye bir yargı darbesiyle karşı karşıyayken ‘günü gelir katilimize de sahip çıkarız’ mesajı verdiler.

Muhalefete, gazetecilere, onlar gibi düşünmeyenlere akıllarınca gözdağı verdiler. Onlar Ogün Samast’ı hatırlattıkça, Yasin Hayal’i ve türevlerini konuştukça ve korudukça bizler Uğur Mumcu’ya, Ahmet Taner Kışlalı’ya, Abdi İpekçi’ye, Bahriye Üçok’a ve Muammer Aksoy’a sarılacağız ve hukuka tutunmaya devam edeceğiz.

Erdoğan’a ’50+1′ yanıtı: Erdoğan’ın tüm derdi ömrü yettiğince o koltukta oturmaktır. Allah kendisine ömür versin ama siyasi ömrünün sonuna geldiğini çok rahat söyleyebiliriz. Bunu o da görüyor ki dünkü açıklamasıyla 2017 referandumunda ısrarla savunduğu devrim diye nitelendirdiği 50+1 düzenlemesinde kolayca vazgeçebiliyor.

Sayın Erdoğan’ın derdi koltuğunu koruyabilmek, halkın sorunlarını çözmek değil. Sistemin iflasıdır, zaten halkımız iflas etmiş durumdadır, ancak denge ve denetleme mekanizmaları olmayan bir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ülkemize hiçbir faydası olmadığını yakın geçmişte yaşıdık. Konumunu korumak için bir pozisyon değişikliği içine girmişler.

Burada şunu da merak ediyoruz; sayın Devlet Bahçeli ve MHP kurmayları bu olaya nasıl bakıyorlar? Cumhur İttifakı’nda çok ciddi bir kriz olduğu ortada.”

Mehmet Ali Çelebi’ye sert tepki

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in soprano Pervin Chakar’ın konserine gitmesine ilişkin gelen eleştirilere ve AKP Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin ‘Hem Atatürk hem Demirtaş’ olmaz sözlerine yanıt veren Yücel, “Sanat evrenseldir. Genel Başkanımız sayın Özgür Özel sanata ve sanatçıya değer veren bir kişidir.

Onun dışında çeşitli nedenlerle birtakım yakıştırmalar yapan kişileri, ki az önce ifade ettiğiniz kişi nankörlüğün bir sembolüdür, bir timsalidir, dolayısıyla bu yakıştırmalarla ilgilenmediğimizi ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

Paylaşın

CHP, Genişlemek, Büyümek İçin Mi Çalışacak Yoksa…

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) genel başkan değişimi yaşanan “tarihi” kurultayının üzerinden 2 hafta geçti. Partinin 8. Genel Başkanı Özgür Özel birlikte yol alacağı “Gölge Kabine”li yeni MYK’sını açıklarken çok yoğun bir çalışma sürecine de başladı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Manisa, Hatay, Osmaniye ve KKTC’ye giden Özel, baroların ve DİSK’in yürüyüşlerine katıldı. Birçok ziyaret ve görüşme gerçekleştiren Özgür Özel’i parti içinde bir grup da yakın izlemeye aldı.

CHP’nin önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu döneminde parti tabanını büyütmek için yapılan çeşitli açılımlara dikkat çeken bu partililer, “CHP açılımlarına, son yıllardaki kazanımlarına sahip çıkıp genişlemek, büyümek için mi çalışacak yoksa dar grupçu bir anlayışla mı yol alacak? “CHP, CHP’lilerindir”, “Partinin öz evlatları ile yol alacağız” şeklindeki söylemlerle parti büyümez” endişesini paylaşıyor.

İYİ Parti’de sular durulmuyor

Öte yandan seçim sonrası iki milletvekilinin istifası ve milletvekili sıralarının satılması, partinin kayıp parası gibi çeşitli iddialarla sarsılan İYİ Parti’de tartışmalar durulacak gibi görünmüyor. Para iddiaları için “ispatlarlarsa politikayı bırakırım” restini çeken Akşener, psikolojik bir harple karşı karşıya olduklarını söyledi.

Akşener’e yakın isimlere göre de İYİ Parti’ye yönelik hem iktidar hem de muhalefet tarafından iki cephede ‘algı kampanyası’ yürütülüyor.

14-28 Mayıs seçimlerinin ardından “Hür ve müstakil İYİ Parti” denilerek yapılan ittifaklar dışı üçüncü yol tarifinden sonra bu süreci yaşadıklarını söyleyen bazı partililer, “Tarihi kararlar sonrası kırılmalar olur. Biz müstakil yürüyeceğiz. Beklentisi, hedefleri olanların hesapları bozuldu. Kırılmalar olur, olacak. Ama bunu atlatacağız. Sadece İYİ Parti değil bundan Türkiye kazançlı çıkacak” diyor.

Paylaşın