CHP’nin Tavrı İstanbul’da DEM Parti Seçmenin Yönünü Belirleyecek

Rawest Araştırma Direktörü Roj Girasun, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine ilişkin yaptığı değerlendirmede, DEM Parti seçmenin Ekrem İmamoğlu’na oy vermesi için CHP’nin tavrının önemli olduğunu vurguladı.

Roj Girasun, “DEM Parti mesela ‘tavşan aday’ çıkarırsa, seçmeni hiç küçümsenmeyecek oranda CHP’ye oy verebilir. Bunun yanında CHP’nin tavrı da etkili olacak. Mesela, Selahattin Demirtaş’ın babası vefat etti ve cenazeye katılamadı, İmamoğlu ise bir taziye mesajı yayınlamaktan çekindi. Bu konuşuluyor” dedi ve ekledi:

“Herkes biliyor ki, İmamoğlu seçimleri Kürtler sayesinde kazandı. Bu kadar insani bir durumla ilgili açıklama yapmaktan yüksünen, son seçimlerde İYİ Parti’yle beraber görüntü vermiş bir ismin Kürtlerden oy alma konusunda argümanları daha zayıf olacaktır.”

Turkey Recap, 21 uzmana 2024 yılında Türkiye’yle ilgili neler beklediğini sordu. Rawest Araştırma Direktörü Roj Girasun, İstanbul’da tablonun 2019’dakinden farklı olduğuna dikkat çekti.

Girasun, “Daha önce İstanbul’da CHP’li adayların genel seçimlerin üzerinde oy alabildiklerini biliyoruz. Son seçimlerde de Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 4 puan gerisindeydi. İstanbul’da seçime 2019 seçimlerinin denklemiyle gitmiyoruz. Çok oy kaybetmiş, daha zayıf bir iktidar var; bunun karşısındaysa yerel ittifakın sahibi bir CHP var. Bir de iktidar kompozisyonu karşısında biraz daha bloklaşmış ve netleşmiş bir seçmen var” dedi.

Seçim öncesin partilerin tutum, politika ve seçim kampanyaları gibi konuların nasıl şekilleneceğini dair çok sayıda belirsizlik olduğuna dikkat çeken Girasun, şunları söyledi:

“İstanbul’da bir tarafta yüzde 53’lük, diğer taraftaysa yüzde 47’lik bir havuz var. Bu yüzde 53’ün ne kadarını İmamoğlu’nun alacağını muhalif partilerin tutumu ve adayları belirleyecek. DEM aday çıkaracak mı, çıkaracaksa nasıl bir aday çıkaracak? Sadece aday çıkarmakla mı kalacak, net ve güçlü bir politik kampanya da yürütecek mi? İYİ Parti’nin çıkaracağı aday nasıl bir profilde olacak, Millet İttifakı’ndan oy almak hedeflenecek mi yoksa daha önce CHP’ye oy veren seçmene mi yönelik olacak? Saadet, Gelecek, DEVA partileri AKP’den ne kadar oy alacak? AKP’nin adayı kim olacak?

Bu kadar belirsizlik varken, DEM Parti ve İYİ Parti’nin desteği olmadan da İmamoğlu’nun İstanbul’u kazanma ihtimali var. Sayılara baktığımızda DEM ve İYİ’nin oylarının olmaması kesin kaybettiriyor ama yerel seçimlerde denge ve denklem farklı bir şey.”

“İmamoğlu, bir taziye mesajı yayınlamaktan çekindi”

DEM Parti seçmenin Ekrem İmamoğlu’na oy vermesi için CHP’nin tavrının önemli olduğunu vurgulayan Roj Girasun, “DEM Parti mesela ‘tavşan aday’ çıkarırsa, seçmeni hiç küçümsenmeyecek oranda CHP’ye oy verebilir. Bunun yanında CHP’nin tavrı da etkili olacak. Mesela, Selahattin Demirtaş’ın babası vefat etti ve cenazeye katılamadı, İmamoğlu ise bir taziye mesajı yayınlamaktan çekindi. Bu konuşuluyor.

Herkes biliyor ki, İmamoğlu seçimleri Kürtler sayesinde kazandı. Bu kadar insani bir durumla ilgili açıklama yapmaktan yüksünen, son seçimlerde İYİ Parti’yle beraber görüntü vermiş bir ismin Kürtlerden oy alma konusunda argümanları daha zayıf olacaktır” şeklinde konuştu.

Paylaşın

“Erdoğan, Eski CHP’li İsme Başkan Adaylığı Teklif Etti” İddiası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde eski CHP İstanbul Milletvekili ve gazeteci Aydın Ayaydın’a AK Parti’nin Muğla Belediye Başkan adaylığı teklif ettiği iddia edildi.

Haber Merkezi / 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerin de seçim çalışmaları hız kazandı. Tüm siyasi partiler yerel seçimde yarışacak adaylarını tek tek duyururken, gözler İstanbul adayını yarın açıklanacak AK Parti’ye durumda.

Gazeteci İsmail Saymaz ise, dikkat çeken bir iddia ortaya attı. Sosyal medya hesabından açıklama yapan İsmail Saymaz AK Parti’nin Muğla adaylığı için eski bir CHP’liye teklif götürdüğünü ve bu teklifin kabul edildiğini duyurdu.

İsmail Saymaz paylaşımında, “Eski CHP İstanbul Milletvekili ve gazeteci Aydın Ayaydın, AK Parti’nin Muğla Belediye Başkan adayı olacak. Ayaydın ile konuştum. Bu teklifin 1.5 ay önce Erdoğan’dan geldiğini söyledi. Ayaydın’ın kızı Derya Hanım, hali hazırda AK Parti İstanbul Milletvekili” ifadelerini kullandı.

Aydın Ağan Ayaydın kimdir?

20 Ağustos 1951 yılında Mardin’in Derik İlçesi’nde dünyaya gelen Aydın Ağan Ayaydın, İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ni bitirdi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İktisat konusunda yüksek lisans ve doktora yaptı.

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyeliği, 1993 yılında ekonometri profesörü oldu. Eylül 1992’de dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından YÖK üyeliğine atanmış ve 1995 yılının Kasım ayında DYP’den milletvekili adayı olabilmek için istifa etmiş ancak milletvekili seçilemedi.

Bankalar Birliği Başkanlığı, Emlakbank Genel Müdürlüğü ve Yönetim Kurulu Başkanlığı, Vakıfbank Genel Müdürlüğü, Şekerbank Genel Müdürlüğü, İş Bankası, Sınai Kalkınma Bankası ve Sınai Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Üyeliği, İKV, İAV Yönetim Kurulu Üyeliği, Hür Sigorta ve Güneş Sigorta Yönetim Kurulu Başkanlığı, Şeker Sigorta Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği, BJK Asbaşkanlığı ve Basın Sözcülüğü, 1997-1999 yıllarında Rekabet Kurumu Başkanlığı ile 1999-2002 yılları arasında ANAP İstanbul milletvekilliği yaptı.

Bir zamanlar Takvim ve Sabah Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan Aydın Ağan Ayaydın, sarı basın kartı sahibidir. 2011 seçimleri öncesine kadar Vatan Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaptı.

2011 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) İstanbul milletvekili seçilmiştir. Türkiye-Romanya Parlamentolararası Dostluk Grubu üyesidir.

Paylaşın

2023 Yılında 157 Bin 576 Öğrenci Üniversiteye Kayıt Yaptırmadı

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “Her geçen gün eğitimden uzaklaşan öğrencilerimizin durumunu artık Milli Eğitim Bakanlığı bile gizleyemiyor” dedi ve ekledi:

“Ailelerin temel ihtiyaçlarından feragat ederek okutmaya çalıştığı evlatlarının üniversite okuma hayallerini elinden alan, AKP iktidarının uyguladığı ekonomi ve eğitim politikalarıdır. Her ile üniversite açmayla övünen iktidar, o üniversitelerde öğrencilerin eğitim görebilmesini sağlayacak imkanları öğrencilerin ellerinden alıyor.”

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in üniversiteyi kazanmış olmasına rağmen kayıt yaptıramamış öğrenciler ve kayıtlarını donduran öğrencilere ilişkin verdiği soru önergesine yanıt verdi.

Sol Haber’in aktardığına göre; Bakan Tekin, 2023 yılında 157 bin 576 öğrencinin üniversite eğitimi almaya hak kazanmış olmasına rağmen kayıt yaptıramadığını, son 5 yılda ise eğitimini donduran öğrenci sayısının 268 bin 714 olduğunu açıkladı.

CHP’li Başevirgen, “Ailelerin temel ihtiyaçlarından feragat ederek okutmaya çalıştığı evlatlarının üniversite okuma hayallerini elinden alan, AKP iktidarının uyguladığı ekonomi ve eğitim politikalarıdır. Her ile üniversite açmayla övünen iktidar, o üniversitelerde öğrencilerin eğitim görebilmesini sağlayacak imkanları öğrencilerin ellerinden alıyor” dedi.

CHP’li Başevirgen, “Her geçen gün eğitimden uzaklaşan öğrencilerimizin durumunu artık Milli Eğitim Bakanlığı bile gizleyemiyor” dedi ve ekledi:

“Ailelerin temel ihtiyaçlarından feragat ederek okutmaya çalıştığı evlatlarının üniversite okuma hayallerini elinden alan, AKP iktidarının uyguladığı ekonomi ve eğitim politikalarıdır. Her ile üniversite açmayla övünen iktidar, o üniversitelerde öğrencilerin eğitim görebilmesini sağlayacak imkanları öğrencilerin ellerinden alıyor.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: İstanbul’u Yeniden Kazanacağız

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tanıtım toplantısında konuşan mevcut belediye başkanı Ekrem İmamoğlu, “31 Mart 2024’te sizlerin iradesiyle İstanbul’u yeniden kazanacağız” dedi ve ekledi:

“Ve Allah’ın izniyle daha büyük işler başaracağız. Çünkü engellemelere karşı bağışıklık kazandık. Hizmet ürettik tecrübe kazandık. Artık küçüldükçe küçüldü o engelleme refleksleri. Toza dönüştü görmüyoruz onları artık. Başarıya nasıl ulaşacağımızı artık çok daha iyi biliyoruz. Artık İstanbul senin. O, ‘İstanbul benim’ diyen tek kişiden kurtuldu. İstanbul 16 milyonun, İstanbul herkesin.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tanıtım toplantısını Haliç Kongre Merkezi’nde düzenledi. İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşu ile başlayan tanıtım toplantısında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den sonra mevcut belediye başkanı Ekrem İmamoğlu bir konuşma yaptı. İmamoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Mustafa Kemal Atatürk, 10’uncu yıl nutkunda şöyle der: Az zamanda büyük ve önemli işler yaptık. Ve ardından şöyle devam eder: Fakat asla yaptıklarımızı asla kâfi görmeyiz. Çünkü çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Hazır mıyız İstanbul.

Aziz Atatürk’ten aldığımız ilhamla az zamanda büyük ve önemli işler başardık. Bunca engele rağmen başardıklarımız bize güven ve cesaret veriyor. Sizlerin iradesiyle 2019 yılında köklü bir değişim başardık. Sizlerin desteğiyle biz başardıkça onlar 25 yılda yaptıklarını her gün ama acemice her gün hararetle bizim dört buçuk yılımızla kıyaslamak zorunda kaldılar. İnanın bu başarı hepimizin başarısıdır. Tüm inancımla söylüyorum, İstanbul olarak başarmaya devam edeceğiz.

31 Mart 2024’te sizlerin iradesiyle İstanbul’u yeniden kazanacağız. Ve Allah’ın izniyle daha büyük işler başaracağız. Çünkü engellemelere karşı bağışıklık kazandık. Hizmet ürettik tecrübe kazandık. Artık küçüldükçe küçüldü o engelleme refleksleri. Toza dönüştü görmüyoruz onları artık. Başarıya nasıl ulaşacağımızı artık çok daha iyi biliyoruz. Artık İstanbul senin. O, ‘İstanbul benim’ diyen tek kişiden kurtuldu. İstanbul 16 milyonun, İstanbul herkesin.

Bizim devraldığımız belediyede metro projeleri tamamen stop etmişti. Bazıları bir buçuk yıldır duruyordu. Bazıları 2016, 2017’de ihale edilmesine rağmen hiç başlanmamış haldeydi. İştirak şirketleri vergi borcuna batırılmış ve ihale yasaklısıydı. Bugün o parlak isimleriyle tekrar Türkiye’nin markası haline gelen iştiraklerimiz ne yazık ki İBB’nin bile ihalesine giremiyordu. Kasasında sadece altı milyon lira bırakılmış bir belediyeydi. Altı milyon lira ne demek biliyor musunuz 2019’da? İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir saatlik bile gideri değildi.

Tabii enflasyon, döviz kurları ve işsizlik aldı başını gitti. Milletçe fakirleştik. Biz de İBB olarak gerçekten fakirleştik. Yürüttüğümüz her projenin bedeli dört kat beş kat bu dönemlerde artıyor oldu. İhaleler iptal edildi. Artan krizden dolayı hükumetin çıkardığı bir genelgeyle yüzde 15’in altında olan müteahhitler tek tek işleri iptal ediyorlardı. Her yürüttüğümüz projenin maliyeti artarken israfı bitirdiğimiz için biz bu zor dönemde bile onların ürettiği işlerin iki katını onların harcadıkları bütçenin yarısına bitirmeyi başardık.

(Ceketini çıkarıp kollarını sıvadıktan sonra) Sayın Genel Başkanım, biz 6 Mayıs’ta çıkarttığımız o ceketi hiç giymedik. Türkiye’de iktidar olana kadar da giymeyeceğiz!”

“Her şeye ben karar veririm diyor”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise konuşmasında şunları söyledi: “Napolyon’un bana dünyayı verseniz ona başkent yaparım dediği şehirde, Fatih Sultan Mehmet’in çağ açıp çağ kapattığı şehirde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ülkenin ziğneti dediği şehirde beş yıldır hizmet veren Ekrem İmamoğlu’nun yeniden beş yıl hizmet vermesi için bir aradayız.

Bir ülkenin olabilmesi için o ülkenin ordusunun sınırlarını koruması ve bir sözleşmesi olması lazım. Bir sözleşmemiz var. Hepimizin üzerinde mutabık olduğu bir anayasamız yok ama ilk dört maddesinde mutabık olduğumuz bir anayasamız var. O anayasa, değiştirilene kadar hepimizi bağlıyor. Eğer siz o anayasanın bir maddesini yok sayarsanız başka birinin de başka bir maddeyi yok sayma tartışmasını kabul edersiniz.

Anayasa’nın 153’üncü maddesi Anayasa Mahkemesi’nin kararını bağlayıcı olduğunu söylerken birisinin talimatıyla beş kişi Anayasa’nın o sayfasını yırttı attı. Bu, başka birisinin Anayasa’nın 75’inci maddesini yok saymasını kabul etmek olur. Başka birisi gelir Anayasa’nın 101’inci maddesini atar. O, Cumhurbaşkanı’nın olmaması demektir. Yani birileri gelmiş devletin çivisini çıkarmaya çalışmaktadır.

Burada iki büyük ailenin temsilcileri var. Birisi Cumhuriyet Halk Partisi ailesidir, diğeri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’dir. Bu iki ailenin ortak bir çocuğu var: Tayfun Kahraman. Burada Tayfun Kahraman nezdinde, Can Atalay’ı, Osman Kavala’yı, Çiğdem Mater’i selamlamak isterim.

Bu insanlar her biri temsil ettikleri meslek grubu yöneticileri olarak Gezi Platformu’nda yer aldılar. Bu insanlar dönemin başbakanıyla görüşmek istediler. Gezi’de bir kişinin daha burnunun kanamaması için çaba sarf ettiler. Bunun için altı madde istediler.

Ne istiyorlardı: Ağaçları kesmeyin diyorlardı. Gezi Parkı’nı kesip yerine Topçu Kışlası yapmayın, AKM’yi yıkıp yerine AVM yapmayın, gençleri nezarethaneye atmayın diyorlardı. Bugün Gezi Parkı yerinde duruyorsa Mücella Yapıcı sayesinde, Can Atalay sayesinde, Mine Özerden sayesinde duruyor. Bugün AKM, AKM olarak duruyorsa arkadaşlarımız sayesinde duruyor. Şimdi diyorlar ki bunlar bize darbe yapmaya çalıştılar. Mahkeme salsa da salmam diyor. Her şeye ben karar veririm diyor.

Ama İstanbul’un iki güzide takımı 100’üncü yılın son derbisini oynayacak. Alıp onları Riyad’a götürüyorlar. Sanki bilmezmiş gibi onlar gelince Anıtkabir’e gitmiyorlar. Sanki bilmezmiş gibi senin bir adım önüne gelip ‘Merhaba asker’ diye Türkçe selamlamaktan yani Türkçe’yi saygıyla ağzına almaktan imtina eden birinin ne yapacağını bilmezmiş gibi İstanbul’un, İzmir’in Türkiye’nin hak ettiği son derbiyi götürüyor ve orada Gazi Mustafa Kemal’i utanmadan pazarlık konusu yapmaya niyetleniyorlar sonra biz çıkıp her şeyden sen sorumlusun da bu konuda neden sorumlu değilsin diye sorduğumuzda açıklama yaptırıyorlar cumhurbaşkanımızın bu konuda bir dahli yok, bunu kulüplere sorduk biz yaptık diye.

Dahlin yoksa Gezi’den de elini çek, dahlin yoksa bu milletin evlatlarından elini çek. Yok her şeyi sen biliyorsan o maçı da oraya sen götürdün, o Suudi Arabistanlıları istemeyiz, İstiklal Marşı’nı okutmayız diyecek hadsizliğin sorumlusu da sensin Recep Tayyip Erdoğan.

Biz bu ülkeye önce bağımsızlığı getiren partiyiz. Sonra bu ülkeye çok partili rejimi, parlamenter rejimi getiren partiyiz. Sonra bu ülkeye sosyal devlet anlayışını ve sosyal belediyeciliği getiren partiyiz.

Türkiye’de yerel yönetimler tarafından ilk kez ortaya konulan kentsel dönüşümden toplu konut projelerine, metrodan metrobüse, hafif raylı sistemden biyolojik arıtma tesislerine kadar bugün bir çoğu bu salonda olmayan Cumhuriyet Halk Parti’li sosyal demokrat belediye başkanlarının ve onların inanmış kadrolarının eseridir. İstanbul’da ilk metronun temeli 1991’de Nurettin Sözen tarafından, İzmir’de Yüksel Çakmur tarafından atılmıştır.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den ‘Gezi’ Tutuklularına Selam

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tanıtım toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Burada iki büyük ailenin temsilcileri var. Birisi Cumhuriyet Halk Partisi ailesidir, diğeri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’dir. Bu iki ailenin ortak bir çocuğu var: Tayfun Kahraman. Burada Tayfun Kahraman nezdinde, Can Atalay’ı, Osman Kavala’yı, Çiğdem Mater’i selamlamak isterim” dedi ve ekledi:

“Bu insanlar her biri temsil ettikleri meslek grubu yöneticileri olarak Gezi Platformu’nda yer aldılar. Bu insanlar dönemin başbakanıyla görüşmek istediler. Gezi’de bir kişinin daha burnunun kanamaması için çaba sarf ettiler. Bunun için altı madde istediler. Ne istiyorlardı: Ağaçları kesmeyin diyorlardı. Gezi Parkı’nı kesip yerine Topçu Kışlası yapmayın, AKM’yi yıkıp yerine AVM yapmayın, gençleri nezarethaneye atmayın diyorlardı.”

Özel, konuşmasının devamında, “Bugün Gezi Parkı yerinde duruyorsa Mücella Yapıcı sayesinde, Can Atalay sayesinde, Mine Özerden sayesinde duruyor. Bugün AKM, AKM olarak duruyorsa arkadaşlarımız sayesinde duruyor. Şimdi diyorlar ki bunlar bize darbe yapmaya çalıştılar. Mahkeme salsa da salmam diyor. Her şeye ben karar veririm diyor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tanıtım toplantısını Haliç Kongre Merkezi’nde düzenledi. İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşu ile başlayan tanıtım toplantısında CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bir konuşma yaptı. Özel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Napolyon’un bana dünyayı verseniz ona başkent yaparım dediği şehirde, Fatih Sultan Mehmet’in çağ açıp çağ kapattığı şehirde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ülkenin ziğneti dediği şehirde beş yıldır hizmet veren Ekrem İmamoğlu’nun yeniden beş yıl hizmet vermesi için bir aradayız.

Bir ülkenin olabilmesi için o ülkenin ordusunun sınırlarını koruması ve bir sözleşmesi olması lazım. Bir sözleşmemiz var. Hepimizin üzerinde mutabık olduğu bir anayasamız yok ama ilk dört maddesinde mutabık olduğumuz bir anayasamız var. O anayasa, değiştirilene kadar hepimizi bağlıyor. Eğer siz o anayasanın bir maddesini yok sayarsanız başka birinin de başka bir maddeyi yok sayma tartışmasını kabul edersiniz.

Anayasa’nın 153’üncü maddesi Anayasa Mahkemesi’nin kararını bağlayıcı olduğunu söylerken birisinin talimatıyla beş kişi Anayasa’nın o sayfasını yırttı attı. Bu, başka birisinin Anayasa’nın 75’inci maddesini yok saymasını kabul etmek olur. Başka birisi gelir Anayasa’nın 101’inci maddesini atar. O, Cumhurbaşkanı’nın olmaması demektir. Yani birileri gelmiş devletin çivisini çıkarmaya çalışmaktadır.

Burada iki büyük ailenin temsilcileri var. Birisi Cumhuriyet Halk Partisi ailesidir, diğeri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’dir. Bu iki ailenin ortak bir çocuğu var: Tayfun Kahraman. Burada Tayfun Kahraman nezdinde, Can Atalay’ı, Osman Kavala’yı, Çiğdem Mater’i selamlamak isterim.

Bu insanlar her biri temsil ettikleri meslek grubu yöneticileri olarak Gezi Platformu’nda yer aldılar. Bu insanlar dönemin başbakanıyla görüşmek istediler. Gezi’de bir kişinin daha burnunun kanamaması için çaba sarf ettiler. Bunun için altı madde istediler.

Ne istiyorlardı: Ağaçları kesmeyin diyorlardı. Gezi Parkı’nı kesip yerine Topçu Kışlası yapmayın, AKM’yi yıkıp yerine AVM yapmayın, gençleri nezarethaneye atmayın diyorlardı. Bugün Gezi Parkı yerinde duruyorsa Mücella Yapıcı sayesinde, Can Atalay sayesinde, Mine Özerden sayesinde duruyor. Bugün AKM, AKM olarak duruyorsa arkadaşlarımız sayesinde duruyor. Şimdi diyorlar ki bunlar bize darbe yapmaya çalıştılar. Mahkeme salsa da salmam diyor. Her şeye ben karar veririm diyor.

Ama İstanbul’un iki güzide takımı 100’üncü yılın son derbisini oynayacak. Alıp onları Riyad’a götürüyorlar. Sanki bilmezmiş gibi onlar gelince Anıtkabir’e gitmiyorlar. Sanki bilmezmiş gibi senin bir adım önüne gelip ‘Merhaba asker’ diye Türkçe selamlamaktan yani Türkçe’yi saygıyla ağzına almaktan imtina eden birinin ne yapacağını bilmezmiş gibi İstanbul’un, İzmir’in Türkiye’nin hak ettiği son derbiyi götürüyor ve orada Gazi Mustafa Kemal’i utanmadan pazarlık konusu yapmaya niyetleniyorlar sonra biz çıkıp her şeyden sen sorumlusun da bu konuda neden sorumlu değilsin diye sorduğumuzda açıklama yaptırıyorlar cumhurbaşkanımızın bu konuda bir dahli yok, bunu kulüplere sorduk biz yaptık diye.

Dahlin yoksa Gezi’den de elini çek, dahlin yoksa bu milletin evlatlarından elini çek. Yok her şeyi sen biliyorsan o maçı da oraya sen götürdün, o Suudi Arabistanlıları istemeyiz, İstiklal Marşı’nı okutmayız diyecek hadsizliğin sorumlusu da sensin Recep Tayyip Erdoğan.

Biz bu ülkeye önce bağımsızlığı getiren partiyiz. Sonra bu ülkeye çok partili rejimi, parlamenter rejimi getiren partiyiz. Sonra bu ülkeye sosyal devlet anlayışını ve sosyal belediyeciliği getiren partiyiz.

Türkiye’de yerel yönetimler tarafından ilk kez ortaya konulan kentsel dönüşümden toplu konut projelerine, metrodan metrobüse, hafif raylı sistemden biyolojik arıtma tesislerine kadar bugün bir çoğu bu salonda olmayan Cumhuriyet Halk Parti’li sosyal demokrat belediye başkanlarının ve onların inanmış kadrolarının eseridir. İstanbul’da ilk metronun temeli 1991’de Nurettin Sözen tarafından, İzmir’de Yüksel Çakmur tarafından atılmıştır.”

“Bunca engele rağmen başardıklarımız bize güven ve cesaret veriyor”

Özgür Özel’den sonra kürsüye çıkan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ise şunları söyledi: “Mustafa Kemal Atatürk, 10’uncu yıl nutkunda şöyle der: Az zamanda büyük ve önemli işler yaptık. Ve ardından şöyle devam eder: Fakat asla yaptıklarımızı asla kâfi görmeyiz. Çünkü çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Hazır mıyız İstanbul

Aziz Atatürk’ten aldığımız ilhamla az zamanda büyük ve önemli işler başardık. Bunca engele rağmen başardıklarımız bize güven ve cesaret veriyor.

Sizlerin iradesiyle 2019 yılında köklü bir değişim başardık. Sizlerin desteğiyle biz başardıkça onlar 25 yılda yaptıklarını her gün ama acemice her gün hararetle bizim dört buçuk yılımızla kıyaslamak zorunda kaldılar. İnanın bu başarı hepimizin başarısıdır. Tüm inancımla söylüyorum, İstanbul olarak başarmaya devam edeceğiz.

31 Mart 2024’te sizlerin iradesiyle İstanbul’u yeniden kazanacağız. Ve Allah’ın izniyle daha büyük işler başaracağız. Çünkü engellemelere karşı bağışıklık kazandık. Hizmet ürettik tecrübe kazandık. Artık küçüldükçe küçüldü o engelleme refleksleri. Toza dönüştü görmüyoruz onları artık. Başarıya nasıl ulaşacağımızı artık çok daha iyi biliyoruz. Artık İstanbul senin. O, ‘İstanbul benim’ diyen tek kişiden kurtuldu. İstanbul 16 milyonun, İstanbul herkesin.

Bizim devraldığımız belediyede metro projeleri tamamen stop etmişti. Bazıları bir buçuk yıldır duruyordu. Bazıları 2016, 2017’de ihale edilmesine rağmen hiç başlanmamış haldeydi. İştirak şirketleri vergi borcuna batırılmış ve ihale yasaklısıydı. Bugün o parlak isimleriyle tekrar Türkiye’nin markası haline gelen iştiraklerimiz ne yazık ki İBB’nin bile ihalesine giremiyordu. Kasasında sadece altı milyon lira bırakılmış bir belediyeydi. Altı milyon lira ne demek biliyor musunuz 2019’da? İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir saatlik bile gideri değildi.

Tabii enflasyon, döviz kurları ve işsizlik aldı başını gitti. Millletçe fakirleştik. Biz de İBB olarak gerçekten fakirleştik. Yürüttüğümüz her projenin bedeli dört kat beş kat bu dönemlerde artıyor oldu. İhaleler iptal edildi. Artan krizden dolayı hükumetin çıkardığı bir genelgeyle yüzde 15’in altında olan müteahhitler tek tek işleri iptal ediyorlardı. Her yürüttüğümüz projenin maliyeti artarken israfı bitirdiğimiz için biz bu zor dönemde bile onların ürettiği işlerin iki katını onların harcadıkları bütçenin yarısına bitirmeyi başardık.”

Paylaşın

CHP’den 14 Ocak’ta “Anayasa’ya Saygı” Mitingi Düzenleme Kararı

Gündeme ilişkin açıklamalar yapan CHP Lideri Özgür Özel, TBMM’yi 9 Ocak Salı günü olağanüstü toplantıya çağırdı. Özgür Özel, ayrıca 14 Ocak Pazar günü Ankara Tandoğan Meydanı’nda “Anayasa’ya saygı” mitingi düzenleyeceklerini açıkladı.

Haber Merkezi / CHP Lideri Özel, “Elimde tüm muhalafet partilerinin toplandığında katılacaklarını bildirdikleri; CHP ve Gelecek Partisi, Saadet Partisi, TİP, DEVA, Demokrat Parti tarafından imzalanan İYİ Parti ve DEM tarafından da toplanıldığında oturuma katılacakları ifade edilen 9 Ocak 2024 Salı günü saat 15.00’te Genel Kurulu toplantıya çağırdığımız başvurumuz burada. TBMM’yi kendi iradesine karşı yapılan bu darbe girişimine karşı olağanüstü toplantıya çağırıyoruz” diye konuştu.

“Ayrıca CHP olarak, sivil toplumda bu darbe girişimine karşı hangi demokratik çağrı varsa en yürekten katkıyı sağlayacağımızı ifade ediyoruz” diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“‘Geleceğimize sahip çıkıyoruz’ diyeceğimiz; demokrasiye, anayasaya sahip çıkacağımız büyük miting için, 14 Ocak Pazar günü saat 13.00’te tüm vatandaşlarımızı, tüm siyasi partileri, bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak isteyen her ferdini, gençlerini Tandoğan Meydanı’nda geleceğimize, adalete sahip çıkan mitingimize davet ediyoruz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi (PM) toplantıları sonrası açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamasından satır başları şöyle:

“Yargı darbesi Can Atalay konusunu aşmıştır. Can Atalay 600 milletvekilinin oylarıyla insan hakları komisyonuna seçilmiştir. Birileri onlara hadi oradan siz bilmezsiniz biz biliriz demiştir. Bu durum Devlet Bahçeli’nin zoruna gitmiyorsa milletin zoruna gidiyordur.

153. maddede AYM kararları yayınlandığı anda AYM kararları yürütme, yasama ve yargı organları için bağlayıcı durumdadır. Kendisi için anayasa yaptıran Erdoğan kendini bu anayasanın da üzerinde görmektedir. Erdoğan, ‘153. maddeyi benim için yok hükmünde’ diyerek yırtıp atmıştır. Erdoğan darbe girişiminin başında olduğunu itiraf etmiştir.

Yapılan iş varlığımızı borçlu olduğumuz rengini bayraktan alan anayasayı tartışmaya açmaktır. Anayasa yoksa devlet yoktur, devlet yoksa düzen yoktur. Gücün zehirlediği bu şahıs, memleketi yönetilemez bir hale getirmiştir. Memleket muz cumhuriyetine dönmüştür. Siz burada yazılan kuralları terk ederseniz muz cumhuriyetini bile ararsınız.

Cumhuriyetten önce kurulmuş iki güzide kulübümüzü Arabistan’a götürenler Atatürk’ü pazarlık konusu yaparlar.  Bu ayıbı örtmeden bir miting tertip etmişler.

Yılbaşı eğlencesinden dönenlerle sabah namaza gidenler arasında bir sürtüşme planlamışlardır. .Bu durum bir yaralanmaya sebep vermiştir. Ardından yaşananları dikkatle takip ettik. Ege’nin babası Zafer beyi aradım. Şiddete karşıyız, ama geçmişte sabıkası olmayan, adresi belli 22 yaşındaki bir genci nasıl tutuklarlar. Yılmaz Tunç bir açıklasın bakalım. Yumruğa karşıyız ama Ege’nin tutuklanmasına da karşıyız. Ege’nin savunmasını okuduk. Pişman olduğunu söylemiş ama tutukladılar çocuğu.

Yargıtay’a kurumsal başvurumuzu yapıyoruz. Bu 5 hakim için görevden el çektirilmelerini kendi görevleri olduğunu hatırlatıyoruz.  Yargıtay’ın kararı Yargıtay’da görev yapan tüm hakimlerin üzerine sürülen bir lekedir. Bu 5 celladın ceza genel kuruluna götürülmesini davet ediyoruz. 5 tane celladın geleceğimizi karartmasına sessiz kalmayacağız.

“TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağırıyouz”

Elimde tüm muhalefet partilerinin toplantıya katılacaklarını bildirdikleri CHP ve Gelecek Partisi, Saadet Partisi, TİP, DEVA, Demokrat Parti tarafından imzalanan İYİ Parti ve Dem tarafından da toplanıldığında oturuma katılacakları ifade edilen 9 Ocak 2024 Salı günü saat 15.00’te Genel Kurulu toplantıya çağırdığımız başvurumuz burada. TBMM’yi kendi iradesine karşı yapılan bu darbe girişimine karşı olağanüstü toplantıya çağırıyoruz.

Ayrıca CHP olarak, sivil toplumda bu darbe girişimine karşı hangi demokratik çağrı varsa en yürekten katkıyı sağlayacağımızı ifade ediyoruz. Gelecek hafta 14 Ocak Pazar günü geleceğimize sahip çıkıyoruz diyeceğimiz, demokrasiye, anayasaya sahip çıkacağımız büyük miting için, 14 Ocak Pazar günü saat 13.00’te tüm vatandaşlarımızı, tüm siyasi partileri, bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak isteyen her ferdini, gençlerini Tandoğan Meydanı’nda geleceğimize, adalete sahip çıkan mitingimize davet ediyoruz.”

Paylaşın

Dokuz Vekile Ait Dokunulmazlık Fezlekeleri TBMM’de: CHP, DEM Parti Ve TİP

Aralarında DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, TİP İstanbul Milletvekili Saliha Sera Kadıgil ve CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ında bulunduğu 9 milletvekiline ait 9 dokunulmazlık dosyası, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunuldu.

Haber Merkezi / Meclis Başkanlığı’na, “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi” sunulan 9 milletvekilinin isimleri şu şekilde:

“DEM Parti Mardin Milletvekili Salihe Aydeniz, DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, DEM Parti İstanbul Milletvekili Keziban Konukcu Kok, TİP İstanbul Milletvekili Saliha Sera Kadıgil, CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, CHP İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut ve CHP Gaziantep Milletvekili Melih Meriç.”

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

CHP Lideri Özel: İstanbul Ve Ankara’da Kazanacağımıza İnanıyorum

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “İstanbul ve Ankara seçmenine saygısızlık etmek istemiyorum. Zaten bunu Ekrem Bey ile Mansur Bey ile de konuşuyoruz ‘Rehavete kapılmamalı, çok çalışmalıyız’ diye ama ben İstanbul ve Ankara’da kazanacağımıza şimdiden inanıyorum” dedi.

CHP Lideri Özel, anket şirketlerinin AK Parti için İstanbul ve Ankara’da kazanacak aday bulmakta zorlandıklarını söyledi, bu yerel seçimin ünvan maçı gibi olduğunu da sözlerine ekledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Gazeteci Murat Yetkin’e yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özgür Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“2 Ocak, 2024’ün ilk mülakatı; Genel Başkanlık makam odası. Konu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Aralık 2023 başında aday isimlendirmeye 15 Aralık’ta başlayacağını söylemesi, sonra bunu Aralık sonuna ertelemesi ama 2024’e geldiğimiz halde henüz ortada isim olmamasına geliyor.

‘Anket şirketlerinin bana söylediği’ diyor Özel, ‘İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, Ankara’da Mansur Yavaş’ın karşısında ölçmedikleri kişi kalmamış. Ekrem Bey’e karşı 20, Mansur Bey’e karşı 12 ismin başarı şansını ölçtüklerini duyuyoruz. Ama hâlâ adaylarımızı zorlayacak adayları bulamıyorlar.’

“Muhalefet partileriyle polemiğe girmiyoruz”

Özel, ‘Bu yerel seçimin öneminin farkındayız’ diyor; ‘Unvan maçı gibi bir şey olacak. Psikolojik üstünlüğün kimde olduğunu gösterecek. Yerel seçimlerde muhalefetin başarısız olması iktidarın gücünü perçinleyecek. Bu nedenle muhalefete muhalefet etmiyoruz. Muhalefet partileriyle polemiğe girmiyoruz.’

Özel İYİ Parti’yi mi kast ediyor bu sözlerle?

‘Ben bizim çatıda çok isteyip yapamadığımız birlikteliği tabanın, seçmenin sağlayacağına inanıyorum. Biz İYİ Partilileri kendimizden çok farklı görmüyoruz. Cumhuriyete, demokrasiye, laikliğe, Atatürk’e bağlı insanlar olarak görüyoruz. Ben İYİ Partililerin CHP’nin elindeki bir belediyenin AK Parti’ye ya da MHP’ye teslim edilmesini istemeyeceklerine inanıyorum.’

Kasıt İstanbul ve Ankara mı daha çok?

‘İstanbul ve Ankara seçmenine saygısızlık etmek istemiyorum. Zaten bunu Ekrem Bey ile Mansur Bey ile de konuşuyoruz ‘Rehavete kapılmamalı, çok çalışmalıyız’ diye ama ben İstanbul ve Ankara’da kazanacağımıza şimdiden inanıyorum.’

Özel, anket şirketlerinden duyduklarına göre bir anketçi Tayyip Bey’in ekibine Ankara ve İstanbul için ‘Sizin kaybedecek adayları arıyorsunuz’ gibi şey söylediğini aktarıyor.

‘AK Parti şöyle bir sıkıntı var’ diyor; ‘Mansur Yavaş’ın da Ekrem İmamoğlu’nun da herhangi bir belediye başkanının tanınırlığını çok aşan etkileri var. İkisiyle de başa çıkacak adayları bulmakta zorlanıyorlar.’

Özel’e gör İstanbul, ‘Tayyip Bey’in sancak gemisi’ idi. ‘Ele geçirdik’ diyor yüzünde muzip bir ifadeyle; ‘Bir çağrım var Tayyip Bey’e: yurt dışında Türkiye’nin ekonomisiyle övünemez ama Türkiye’nin Başkaneti Ankara, Türkiye’nin en büyük şehri İstanbul emin ellerde, iyi yönetiliyor diye övünebilir. Buna devam edelim diyoruz.’”

CHP Lideri Özel’in açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP’den İktidara “Emekli Maaşı” Tepkisi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, “Yıllarca çalışmış, alınteri dökmüş, ülkesine hizmet etmiş insanlarımız, korkunç bir sefaletle baş başa bırakılmış, ne haliniz varsa görün denilmiş haldeler. Emekliye değil ev, araba, tatil, mezar yeri almak bile lüks olmuş. Bugün bir emeklinin maaşı, eşi vefat etse yanındaki mezar yerini almaya yetmiyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “2002 yılında net asgari ücret 184 lira iken en düşük işçi emeklisi aylığı 257 liraydı. Yani en düşük işçi emeklisi aylığı asgari ücretin 1,39 katıydı. Eğer aradan geçen 21 yılda en düşük emekli aylığının asgari ücrete olan oranı korunsaydı yeni yıl itibariyle en düşük emekli aylığı 23 bin 632 lira olacaktı.”

CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Gölge Bakan Gamze Taşcıer, emekli maaşlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Gamze Taşcıer, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre yaklaşık 16 milyon emekli, dul ve yetim aylığı alan vatandaşımız var. Maalesef %90’ının aylığı bugünkü asgari ücretin bile altında. Emeklilerimiz öylesine düşük ücretler alıyor ki, değil yoksulluk, doğrudan doğruya açlıkla mücadele ediyorlar. Türkiye’de emekliler yaşamıyor, hayatta kalmaya çalışıyorlar. Resmi verilere göre 6.1 milyon emeklimiz ya bir işte çalışıyor ya da iş arıyor, ki bu oran 2008’den bu yana 2.5 kat artmış durumda.

Sadece son üç yılda emekli olmasına rağmen düşük aylıklarla geçinemeyen ve çalışmak zorunda kalan en az 2354 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Yıllarca çalışmış, alınteri dökmüş, ülkesine hizmet etmiş insanlarımız, korkunç bir sefaletle baş başa bırakılmış, ne haliniz varsa görün denilmiş haldeler. Emekliye değil ev, araba, tatil, mezar yeri almak bile lüks olmuş. Bugün bir emeklinin maaşı, eşi vefat etse yanındaki mezar yerini almaya yetmiyor.

2002 yılında net asgari ücret 184 lira iken en düşük işçi emeklisi aylığı 257 liraydı. Yani en düşük işçi emeklisi aylığı asgari ücretin 1,39 katıydı. Eğer aradan geçen 21 yılda en düşük emekli aylığının asgari ücrete olan oranı korunsaydı yeni yıl itibariyle en düşük emekli aylığı 23 bin 632 lira olacaktı. Bu oransallık emekli aleyhine işledi ve bugün asgari ücretin kat be kat altında bir aylık halini aldı. Sadece bu da değil, nasıl ki iktidar bilinçli bir politikayla tüm ücretlileri asgari ücrette birleştirmeye çabalıyor, emeklilerimiz de en düşük emekli aylığında buluşturulmak isteniyor.

“Emeklinin bu konuşulan aylıklarla 2024’ün sonunu görebilmesi mümkün değil”

Sistem öylesine bozuldu ki, az prim ödeyenle çok prim ödeyen arasında hakkaniyetsiz bir yakınlaşma hatta aynı ücrette buluşma yaşandı. Biz emeklilerimiz için az prim ile çok prim ödeyen arasındaki dengeyi daha fazla bozmadan, herkesi en düşük sınırda buluşturacak yöntemlere başvurmadan, herkese adil bir artış talep ediyoruz. En temelde ise, insan onuruna yaraşır bir hayat yaşamaya imkân verecek bir aylık belirlenmesini istiyoruz. Çünkü bugün iktidarın öngördüğü artış emekli için hiçbir anlam ifade etmeyecek. Konuşulan rakamlar, bugünkü açlık seviyesine bile varmayan, sefalete devam rakamlarıdır. Emeklinin bu konuşulan aylıklarla 2024’ün sonunu görebilmesi mümkün değil.

CHP olarak emeklilerimiz için en düşük aylığın asgari ücret seviyesine, yani 17 bin 2 liraya yükseltilmesini istiyoruz. Ancak bunu söylerken, 2024 yılı için belirlenen asgari ücretin de kesinlikle yetersiz olduğunu, en geç üç ay içerisinde güncellenmesi talebimizi de tekrar ifade ediyoruz.

En düşük aylık asgari ücret seviyesine çıkarılırken, farkların kapanmasına yol açmayacak bir düzenlemeyle bunun hayata geçirilmesini, aylık bağlama oranlarının yeniden yükseltilmesini, 2000 sonrasına intibak yasasının bir an önce çıkarılmasını ve bayram ikramiyelerinin 15 bin liraya yükseltilmesini öneriyoruz. Bunlar gerçekleştiği takdirde emeklilerimiz bir nebze de olsun nefes alabilir. Aksi durum milyonlarca emeklimizi açlığa, sefalete, ölüme terk etmek anlamına gelecek.”

Paylaşın

RTÜK, Muhalif Medyayı İzliyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, “RTÜK, düşünce ve ifade özgürlüğü sınırları içinde kalan yorum ve değerlendirmeler nedeniyle muhalif kanallara ceza yağdırıyor” dedi ve ekledi:

“RTÜK, son cezalarla yerel seçim öncesi muhalif medya üzerindeki baskıları daha da arttıracağı sinyalini verdi. İktidarı hedef alan en küçük bir eleştiri RTÜK’ün radarına takılıyor. Basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır. Ekran karartmalarla, idari para cezalarıyla basın ve ifade özgürlüğünü engellemek demokrasiye vurulacak en büyük darbedir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)  Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) 2023 yılı karnesini çıkardı. Yıl boyunca, iktidarın sopası durumundaki RTÜK’ün yine muhalif basın yayın organlarını hedef aldığını kaydeden Bulut ekran karartma ve para cezaları dahil ağır yaptırımlar uyguladığını açıkladı.

Bianet’in aktardığına göre; Bulut, son toplantıda tarikat ve cemaatlerin iç yüzünü kurgusal olarak anlatan Kızıl Goncalar dizisi nedeniyle FOX TV’ye idari para ve iki kez program durdurma cezası verildiğini hatırlattı. Bulut, “Tarikatların ‘mili-manevi hassasiyetlerimize aykırı’ diyerek aldırdıkları yasakların RTÜK eliyle ekranlara taşınması kabul edilemez” dedi.

“RTÜK muhalif medyayı izliyor”

“TRT’ye ve iktidara yakın kanallara adeta kör, sağır, dilsiz olan RTÜK, yıl boyu muhalif medya kanalları izledi” diyen Bulut, şöyle devam etti: “RTÜK, FOX TV, Halk TV, Tele1, Sözcü TV, KRT başta olmak üzere iktidarı eleştiren muhalif kanalları hedef alıyor. Ceza verebilmek için adeta kılı kırk yarıyor; bahaneler üretiyor.

Haber türünde yayın yapan Halk TV’ye bu yıl 14 kez toplam 2 milyon 866 bin TL idari para, 5+5+5 olmak üzere 3 kez program durdurma cezası, Tele 1’e 17 kez toplam 1 milyon 200 bin TL idari para, 5+3 olmak üzere 2 kez program durdurma, 1 kez 7 gün yayın durdurma cezası, Habertürk’e 2 kez toplam 495 bin 965 TL idari para cezası,

Flash Haber’e 6  kez toplam 342 bin 952 TL idari para, 5+3 olmak üzere 2 kez program durdurma cezası, KRT’ye 4 kez toplam 257 bin 204 TL 4 idari para, 1 kez 3 program durdurma cezası, TGRT Haber’e 2 kez idari para cezası, Sözcü TV’ye  1 idari para cezası uygulandı.  2023 yılında haber türünde yayın yapan kanallara 9 kez de idari yaptırım, 46 kez toplam 5 milyon 162 bin 569 TL idari para cezası uygulandı.

RTÜK tarafından, genel yayın türünde yayın yapan FOX TV’ye 7 kez toplam 25 milyon 175 bin 811 TL idari para, 1 kez 2 program durdurma cezası, Show TV’ye 2 kez toplam 3 milyon 283 bin 892 TL idari para, 1 kez 2 program durdurma cezası, Star TV’ye 1 kez toplam 9 milyon 702 bin 489 TL idari para cezası,

Cadde TV’ye 1 kez idari para cezası, İlke TV’ye 1 kez idari para cezası, TV 5’e 1 kez 3 program durdurma cezası, Beyaz TV’ye 3 kez toplam 617 bin 526 TL idari para cezası verildi. Genel yayın türünde yayın yapan kanallara 15 kez toplam 38 milyon 779 bin 718 TL idari para cezası verildi; 3 kez idari yaptırım uygulandı.”

“Muhalif kanallara ceza yağdırıyor”

Bulut, son olarak şunları belirtti: “RTÜK, düşünce ve ifade özgürlüğü sınırları içinde kalan yorum ve değerlendirmeler nedeniyle muhalif kanallara ceza yağdırıyor. RTÜK, son cezalarla yerel seçim öncesi muhalif medya üzerindeki baskıları daha da arttıracağı sinyalini verdi.

İktidarı hedef alan en küçük bir eleştiri RTÜK’ün radarına takılıyor. Basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır. Ekran karartmalarla, idari para cezalarıyla basın ve ifade özgürlüğünü engellemek demokrasiye vurulacak en büyük darbedir.”

Paylaşın