Özel’den Cumhur İttifakı Tepkisi: Ülkenin Üzerine Kara Bulut Gibi Çöktüler

Zonguldak’ta halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Bir tarafta AK Parti bir yanda MHP. Her geçen gün birbirine benziyor. Rengi gökyüzünde koyu gri yağmur bulutları o ittifakın renkleridir” dedi ve ekledi:

“Kentlerin ve ülkenin üzerine kara bulut gibi çöktüler. Bir de yanlarına domuz bağcıların, Hizbullahçıların avukatlarını aldılar. Mikroba ‘neden hastalık yapıyorsun?’ diye sorulmaz. Bunların niyeti belli bunlar İstanbul Sözleşmesi’ne bağlı, Medeni Hukuka karşı o yüzden onlarla birlikteler.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler kapsamında partisinin Zonguldak’taki halk buluşmasında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Halen daha maden ocaklarında kayıplar vermenin, ocakların başında gözü yaşlı ailelerin görüntüleri yüreğimizi dağlamaya devam ediyor. Bu maden ocaklarının vergilerini affedenler İliç’teki şirkete göstermelik ceza verip sonra vergi borcunu silenler emekçiye gelince ‘para yok’ diyor. Size yazıklar olsun.

Zonguldak, emek ve kömürün şehri olarak bilinse de, şimdilerde emeklilerin şehri olma özelliğini taşıyor. Zonguldak, Türkiye’de emekli nüfusunun çalışan nüfusundan fazla olduğu nadir illerden biri; emekli sayısı, çalışan sayısından 26 bin fazla. 3 Kasım 2002’de, en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücrete denk geliyordu, bu da bugünün parasıyla yaklaşık 26 bin lira eder.

Ancak, bu hükümet döneminde, adım adım emeklilerin alım gücü düşürüldü. Şu anda, en düşük emekli maaşı, asgari ücretin yalnızca yüzde 60’ı kadar. Asgari ücret 17 bin lira iken, en düşük emekli maaşı 10 bin lira.

Erdoğan’ın iktidara geldiği dönemde, en düşük emekli maaşıyla 8 çeyrek altın alınabiliyordu; şimdi ise yalnızca 2,5 çeyrek altın alınabiliyor. Her hesap yanılabilir ama altın hesabı yanılmaz. Emeklilerin aylık geliri, 8 çeyrek altından 2,5 çeyrek altına düşürüldü. Bu durum, her ay emeklilerin cebinden adeta 5,5 çeyrek altının çalınması anlamına geliyor. Kimin yüzünden gidiyor; Recep Tayyip Erdoğan yüzünden gidiyor.

Emeklilere iki bayramda verilen ikramiye konusuna gelince, 2015’te CHP’nin bir maaş ikramiye önerisi önce kabul görmedi. Ancak 7 Haziran seçimlerini kaybettikten sonra, hükümet de ikramiye vereceğini açıkladı. Seçime kadar hiçbir adım atılmazken, seçim döneminde 1000 lira ikramiye verildi. Biz, en az asgari ücret kadar olmasını önerdik; fakat hükümet, 1000 liranın yeterli olduğunu savundu.

Bir zamanlar 1000 lira ile 24 kilo dana kıyma alınabilirken, bu miktar 2021’de 2 bin lira, bu yıl ise bayramdan önce 3 bin lira olarak planlanmıştı. Ancak bu 3 bin lira, bugün ancak 6 kilo dana kıyma alabiliyor. 2018’de bir bayram ikramiyesiyle alınabilen 24 kilo kıyma, bugün sadece 6 kiloya düşmüş durumda.

Ben kendi hesaplarımı yaptım ve sonuç olarak, emeklilerin taleplerini karşılamak için 1,4 trilyon lira gerekli değil; sadece 690 milyar lira yeterli. Fakat, ‘690 milyarı verin’ dediğimizde, ‘Para yok’ yanıtını alıyoruz. Oysa bu yılın bütçesine baktığımızda, vazgeçilen vergi gelirlerine şahit oluyoruz.

İliç’teki yabancı şirketten, 5’li çetenin her bir üyesine, kamu müteahhitlerinden, Saray’ı inşa edenlere kadar ne kadar yandaş büyük holding varsa, onların hepsinin vergi gelirlerinden vazgeçilmiş; toplamda 657 milyar lira. Yani, şirketler para kazanmış, kâr etmiş ama vergi ödeme zamanı geldiğinde, devlet bu vergilerden 657 milyar lira vazgeçmiş.

Emekliye gerekli olan para yok deniyor ama yandaş şirketler söz konusu olduğunda para bulunuyor. Eğer Tayyip Erdoğan’ın emeklilere yetecek parayı bulamıyorsa, emeklilerin de Tayyip Erdoğan’a verecek oyları olmamalı. Zonguldak’taki emeklilerden bir mesaj var: ‘Beni düşünmeyene ben de oy vermem.’ Bundan sonra emeklilerden sana oy yok Erdoğan. Bu durumu sen düşün.

“Umudu örgütlüyoruz”

Cumhur İttifakı bir yanda duruyor, korkuyu örgütlüyorlar. Hatay’a gidip şantaj yapıyorlar. Oysa Türkiye’nin en iyi hizmet alan kentleri CHP’li belediyeler yönetiyor… Yıllardır iktidarda değiliz ama yüz öğrencilerin 85’i CHP’li belediyelerin olduğu ilçeleri tercih ediyor. Ama korkuyu örgütleyecek ya öyle konuşuyor Ama biz umudu örgütlüyoruz.

Bir tarafta AK Parti bir yanda MHP. Her geçen gün birbirine benziyor. Rengi gökyüzünde koyu gri yağmur bulutları o ittifakın renkleridir. Kentlerin ve ülkenin üzerine kara bulut gibi çöktüler. Bir de yanlarına domuz bağcıların, Hizbullahçıların avukatlarını aldılar. Mikroba ‘neden hastalık yapıyorsun?’ diye sorulmaz. Bunların niyeti belli bunlar İstanbul Sözleşmesi’ne bağlı, Medeni Hukuka karşı o yüzden onlarla birlikteler.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Mu, Murat Kurum Mu? Yüzde 7’yi Aşan Fark

31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde sonucu en çok merak edilen İstanbul seçimine ilişkin KONDA’nın anketinde, Ekrem İmamoğlu ile Murat Kurum arasında İmamoğlu lehine yüzde 7’yi aşan fark bulunuyor.

Ankete katılanların yüzde 6’sı kararsız kalırken, yüzde 12,5 de diğer adayların oy oranı oldu.

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler yaklaştıkça, seçimlere ilişkin anketlerde gelmeye devam ediyor. Son olarak, KONDA araştırma kuruluşunun “KONDA Barometresi Siyasal ve Toplumsal Araştırmalar Dizisi” abonelerine gönderdiği 31 Mart’ta yapılacak İstanbul yerel seçimine ilişkin son kamuoyu araştırmasının sonucunu açıkladı.

2-3 Mart 2024 tarihlerinde 135 mahallede 2 bin 489 kişiyle yüz yüze görüşülen ankette, 18 anket için yaş ve cinsiyet kotası uygulandı.

Ankete katılanlara İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nda tercihlerini kimden yana kullanacakları sorulan anketten çıkan sonuçlar şu şekilde: Ekrem İmamoğlu’nu tercih edeceklerini söyleyenlerin yüzdesi 38,2. Tercihlerini Murat Kurum’dan yana kullanacaklar ise yüzde 32,2 çıktı.

Ankete katılanların yüzde 6’sı kararsız kalırken, yüzde 12,5 de diğer adayların oy oranı oldu. Kararsızlar dağıtıldıktan sonra ortaya çıkan tablo ise şöyle: CHP adayı Ekrem İmamoğlu’na oy verecekler yüzde 46,1, Murat Kurum’a oy vereceğini söyleyenler ise yüzde 38,8 oldu.

Oy tercihleri işaretlenmeleri istendiğinde ise,  Ekrem İmamoğlu yüzde 46, Murat Kurum ise yüzde 38,9 olarak yanıt verildi.

Ayrıca, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, masasındaki son İstanbul anketine göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun en yakın rakibi Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum’un 4,5 puan önünde olduğunu söyledi.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu’ndan Toplumsal İttifak Mesajı

‘Pendik Kanaat Önderleri’ buluşmasında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Biz, iktidar yürüyüşümüzde partiler ötesi bir toplumsal ittifakla güçlü bir siyasal duruşu var ediyoruz. Sorumluluğumu görüyorum. Bunun ana merkezi de İstanbul’dur. Bunu İstanbul’dan başlatabilirsek bambaşka bir yere gider” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerel seçimlerdeki İBB başkan adayı Ekrem İmamoğlu, ‘Pendik Kanaat Önderleri’ buluşmasında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Birgün’ün aktardığına göre; 5 yıl önce seçimi kazandığı süreçte kendisine yapılan haksızlıklardan bahseden İmamoğlu, görevine ancak haziran sonunda başlayabildiğini söyledi. Hızla verilere ulaşıp icraatçı bir dönemi başlatmayı hedeflediklerini belirten İmamoğlu, yaklaşık 1,5 senenin de salgınla geçtiğini dile getirdi.

Maliye ve Merkez Bankası’nda liyakatsiz kadroların ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu giderek kötüleştirdiğini belirten İmamoğlu, Türk Lirası’nın (TL) yıllardır yaşadığı değer kaybından bahsetti. Soruşturmalar, davalar ve siyasi yasak istekleriyle uğraştığını belirten İmamoğlu, 5 yılda yaptıklarını şöyle anlattı:

“Sosyal yardımları, bütçedeki payı açısından 6 kart artırdık. İnsanımızın zorda olduğunu gördüğümüz için yaptık. İstanbul’da sadece yoksulluğu duyuyoruz. Bizim süt dağıtmamızla dalga geçenler şimdi bunu vaat ediyor. Bizim vaatlerimizi başkasının kullanması bizi mutlu eder ama bunu sahiplenerek vaat etmeleri iyi bir muhalefetin bu şehre farklı açılımları da getirebileceğini gösteriyor.

Biz, iktidar yürüyüşümüzde partiler ötesi bir toplumsal ittifakla güçlü bir siyasal duruşu var ediyoruz. Sorumluluğumu görüyorum. Bunun ana merkezi de İstanbul’dur. Bunu İstanbul’dan başlatabilirsek bambaşka bir yere gider.”

İmamoğlu, İstanbul’da sosyal politikalarda cumhuriyet tarihinin en başarılı 5 yılını geride bıraktıklarını söyledi. Aynı anda 10 metro hattını yönettiklerini belirten İmamoğlu, hat olmasına rağmen proje olmadığını ancak firmaları ikna edip finansman bulduktan sonra yeni projelerin yapımına başlanabildiğini söyledi.

100 tane kreş açtıklarını ve 50’sinin yapımının devam ettiğini belirten İmamoğlu, tam ücret alıp istihdam ettikleri aileler olduğunu, bazı çocuklar için ise ailelerden kreş ücreti alınmadığını söyledi. İmamoğlu, kalkınmacılık ve icraatçılık açısından da İstanbul’un en başarılı dönemini geride bıraktığını ifade etti.

“Bana 1 kişi talimat veremez ama 16 milyon talimat verebilir”

“Bizim belediyemiz ne partizanlık ne particilik yaptı” diyen İmamoğlu, 2014-19 arası dönemde İBB’nin gelirinin kendi döneminden 2,5 milyar dolar daha fazla girmesine rağmen 2019-2024 arasında 4,2 milyar dolar daha az harcama yaptıklarını söyledi.

İmamoğlu, açıklamalarına şöyle devam etti: “Milletin parasını millete dağıttık. Bu bütçenin 1 lirasına bile zeval gelmemesi için çalıştık. Her ne kadar yanımda çalışan teröristler olduğunu söyleseler de, 1 tane bile bulamadılar, ekip olarak yaptığımız iş ortada. Bana 1 kişi talimat veremez ama 16 milyon talimat verebilir.

Ben 39 ilçeye eşit hizmet taşıdım. Ben Beylikdüzü’nde belediye başkanı iken kapılarını açmadılar bir kez. Büyükşehir Belediyesi bizden önce Kadıköy’e 20 yıl selam vermemiş. Ben 20 kez Pendik’e gittim ve hepsinde belediye başkanını davet ettim. Birine bile gelemedi, çünkü bir kişi izin vermemiştir.”

İmamoğlu, sözlerini kendisine ve CHP’nin Pendik Belediye Başkanı Tarık Balyalı’ya oy isteyerek noktaladı.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Emekli Maaşı” Tepkisi: Kasayı Boşalttıysan…

Afyonkarahisar’da partisinin seçim mitinginde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, emekli maaşları üzerinden Erdoğan’a tepki göstererek, “Her şeye para bulup emekliye ‘yok’ diyor. Sen emekliye para yok dersen 31 Mart’ta da sana oy yok” dedi ve ekledi:

“Tayyip Bey emekliye 7 bin dahi veremeyiz bizde böyle bir para yok diyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesinde 1.4 trilyon lira yoksa vay bizim halimize. Sen kasayı boşalttıysan ben bilmem.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin yerel seçimler kapsamında düzenlediği Afyonkarahisar mitinginde konuştu. Özel’in konuşmalarından öne çıkanlar şu şekilde;

“44 yaşında bir kadın. Atatürk’ün, Afyon’un kızı. Size bir sır vereyeyim, Burcu’nun seçilmesini ben çok istiyorum. Ondan Afyon’daki rakipleri çekiniyor ama Meclis’teki AK Parti, ve MHP Milletvekilleri Burcu’yu destekliyorlar. Çünkü Burcu, Meclis kürsüsüne çıkınca o kürsüyü onlara dar ediyor.

Memleket büyük bir seçim heyecanı yaşıyor. Afyon’da değişimin 75 yıl sonra belediyeyi alacak olma heyecanını duyuyorsunuz. Afyon sokakları hareketli. Bu heyecan önemli ama bir yandan da sıkıntı büyük. Ciddi bir ekonomik krizin içindeyiz. 31 Mart’a kadar hükümet bekliyor ama Mehmet Şimşek’in dilinin altındaki baklayı duydunuz.

Diyor ki ‘Sıkı para politikası uygulayacağız’. 1 Nisan oldu da AK Parti yine Afyon Belediyesi’ni aldıysa ne emekliyi ne işçiyi duyarlar. 1 Nisan olduysa yapacak bir şey yok. Ama 1 Nisan’dan önce yapacak bir şey var 31 Mart’ta sandık önünde, mühür elinde.

Emeklilerin geçen sene 19 kilo sucuk alan maaşı, bu sene 11 kilo alıyor. Bu iktidar emeklilerin mutfağından 8 kilo sucuğu çalmış.  Sadece sucuk, kaymak almakla maaşın beşte biri gider mi? Tayyip Bey geldiğinde en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücret değerindeydi. 8 tane çeyrek altın alınıyordu.

Bugün iki buçuk çeyrek altın zor alıyor. Tayyip bey geldiği günden bu yana emeklinin cebinden ayda beş buçuk altın çalmış. Emekliler ikramiye alıyorsa, kimin sayesinde alıyor? Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde alıyor

Her şeye para bulup emekliye ‘yok’ diyor. Sen emekliye para yok dersen 31 Mart’ta da sana oy yok. Tayyip Bey emekliye 7 bin dahi veremeyiz bizde böyle bir para yok diyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesinde 1.4 trilyon lira yoksa vay bizim halimize. Sen kasayı boşalttıysan ben bilmem.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Emekli Maaşı” Tepkisi

Lüleburgaz’da halk buluşmasında yurttaşlara seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Recep Tayyip Erdoğan ilk geldiğinde 3 Kasım 2002’de, en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugünkü hesapla 25-26 bin lira olması gerekiyor. O gün en düşük emekli maaşı tam 8 çeyrek altın alıyordu. İnanmayan hesaplasın. Şimdi en düşük emekli maaşı 10 bin lira, 2,5 çeyrek altın bile almıyor” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında Türkiye İttifakı vurgusu da yapan Özel, “Bu seçimde bütün Türkiye’den, Cumhur İttifakı’nın karşısına bir büyük ittifakı dikmesini bekliyoruz. O ittifakın adı Türkiye İttifakı’dır… Bu ittifakın içinde sosyal demokratlar var. Bu ittifakın içinde muhafazakar demokratlar var, milliyetçi demokratlar var. Geçmiş seçimlerde birlikte olduğumuz ittifak ortaklarımızın kıymetli seçmenlerinin itirazı bitmedi ki ittifakımız bitsin. İtirazları saray düzeninedir, itirazları sömürüyedir, itirazları yolsuzluğadır” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Kırklareli Lüleburgaz’da halk buluşmasında yurttaşlara hitap etti. Konuşmasında ekonomik krize dikkat çeken Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Recep Tayyip Erdoğan ilk geldiğinde 3 Kasım 2002’de, en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugünkü hesapla 25-26 bin lira olması gerekiyor. O gün en düşük emekli maaşı tam 8 çeyrek altın alıyordu. İnanmayan hesaplasın. Şimdi en düşük emekli maaşı 10 bin lira, 2,5 çeyrek altın bile almıyor.

2018’de emekliye bin TL ikramiye verdiler. 2021’de 2 bin lira oldu. Bu sene 5 bin TL yapacağız diye fısıltı yaydılar. Ama 2 bin lirayı 3 bin lira yaptılar. 2018’in bin lirası 22 kilo kıyma alıyordu, bugünün 3 bin lirası sadece 6 kilo kıyma alıyor. O günden bu güne emeklinin sofrasından 18 kilo kıymayı çaldılar. Biz bu hakkı yedirmeyiz.”

Şubat ayı enflasyonu 4.5 puan artmış. Kime göre? Artış çok yüksek ama bu artış bile TÜİK’e göre. Neyin baş harfleri? Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu. Yıllık enflasyonu yüzde 67 olarak belirledi. Bugün itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 67. Gerçek enflasyon kaç? Gerçek enflasyon yüzde 130.

Peki emekli ne zam aldı? Yüzde 33. 7500’den 10 bin lira yaptılar. Memur ne aldı, işçi ne aldı yüzde 49. TÜİK doğru söylüyor bile olsa yüzde 20’ye yakın, yüzde 18 memurun ve işçinin cebinden para çalındı. İş emekliye geldiğinde bu sefer rakam yüzde 34, cepten çalınan para.”

31 Mart yerel seçimleri için mesaj veren Özel, şunları söyledi: “31 Mart seçimi elbette bir yerel seçim. Ama esas olarak 31 Mart seçimi; bu iktidar, bu emekliyi, bu yoksulları, bu işsizleri görmeden görmeden 4 yıl daha dursun mu, yoksa siyasette bir denge kurulsun mu? Bunun karşısına kimse durmasın ezip geçsin mi bizi, yoksa bir kendine gelsin hesabını kitabını ona göre yapsın mı? İşte bu seçim, hangi partiden olursa olsun eğer zamdan, eğer yoksulluktan, eğer işsizlikten şikayeti varsa sarı kartı gösterme, kırmızı ışığı yakma seçimidir.”

Konuşmasında Türkiye İttifakı vurgusu yapan Özel, “Bu seçimde bütün Türkiye’den, Cumhur İttifakı’nın karşısına bir büyük ittifakı dikmesini bekliyoruz. O ittifakın adı Türkiye İttifakı’dır… Bu ittifakın içinde sosyal demokratlar var. Bu ittifakın içinde muhafazakar demokratlar var, milliyetçi demokratlar var. Geçmiş seçimlerde birlikte olduğumuz ittifak ortaklarımızın kıymetli seçmenlerinin itirazı bitmedi ki ittifakımız bitsin. İtirazları saray düzeninedir, itirazları sömürüyedir, itirazları yolsuzluğadır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İmamoğlu: İkinci Erdoğan Derken Neyi Kast Ediyorlar Bilmiyorum, Anlamış Değilim

“İkinci Erdoğan olma potansiyeline sahip olduğu” iddiasına ilişkin değerlendirme yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bu Erdoğan potansiyeli nedir? Anlamış değilim. Ben hayatım boyunca demokrat olma, 2019’da bile gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı olacağım iddiasını ortaya koyan ve vurgulayan birisiyim” dedi ve ekledi:

“Şeffaflığı vurgulayan biriyim. CHP’de siyaset yapan birisiyim. Çok taban tabana zıt bir durum. Hayatımda hiçbir zaman mış gibi yapmadım. Kabul ettiğimi, ettim derim. Çok uyumlu olduğumuzu düşünmüyorum. İkinci Erdoğan derken neyi kast ediyorlar bilmiyorum, anlamış değilim.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, bir grup gazeteci ile bir araya gelerek, yerel seçime ve CHP’deki tartışmalara dair soruları yanıtladı.

DW Türkçe’den Kıvanç El‘in aktardığına göre; İmamoğlu, Özgür Özel’in değişim ekibindeki rolü nedeniyle bugünkü parti içi tartışmalarda ana aktörlerden birisi ancak bu tartışmalardan rahatsızlığını ortaya koydu.

Seçimlerde İstanbul’daki hedeflerinin belediye meclisinde de çoğunluğu elde etmek olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “İlk kez CHP’nin, İstanbul’da elindeki 14 belediyenin hiçbirinde sıkıntı yaşamayacağını düşünüyorum. Bu 14’ün üzerine artı 14 ilçe belediyesinde de sıkı bir yarış içinde olduğunu görüyorum. 14+14 gibi bir parametreyi görüyorum. Diğer kalan ilçelerde ihtimal yoktur da demiyorum” dedi. İstanbul 39 ilçesinin 14’ü şu an CHP yönetiminde bulunuyor.

“İmamoğlu yenilirse yeni parti kuracak,” “Seçimlerde başarısız olacak” iddialarının CHP içerisinden isimlerin dillendirildiğinin hatırlatılması üzerine İmamoğlu, “Bunu söyleyen kişi belki kendi ruh halini tarif ediyordur. Ben öyle biri değilim. Başarısızlık üzerine bir kariyer planı yapacak bir siyasetçi olmadım, olmam da. Başarısızlık üzerinden bir siyaset kariyeri planlaması yapıp onu kendime bir başlangıç trampleni olarak görmedim, görmem. Hiçbir zaman B planı yapmadım. Elbette ki öyle bir durumda bunun parti içi müzakereleri, kişisel dünyamızda müzakereleri olacaktır, olur da ama bunu bugünden konuşmanın çok anlamlı olmadığını düşünüyorum” açıklaması yaptı.

“Seçimi kaybetmek üzerine bir strateji yapacak kadar sürece kişisel bakan bir insan olmadım. Seçimi kazanmak üzerine de bir kişisel kariyer kurmam. Ama tahmin edemeyeceğiniz derecede yüksek hayallerim var, İstanbul adına” diyen İmamoğlu, “Öyle büyük başarılara imza atabileceğimi görüyorum. İstanbul’da çok özel bir başarı süreci yaşatacağımı görüyorum. En büyük hayalim o. açıklaması yaptı.

CHP içerisinde aday belirleme sürecinde yaşanan tartışmaların sorulması üzerine İmamoğlu, parti içi konularda hiçbir zaman değerlendirme yapmadığını ve yapmayacağını vurguladı.

“Siyasal süreçlerde elbette kırgınlıklar, üzgün haller olabilir. İnsanların farklı bakışları olabilir” ifadelerini kullanan İmamoğlu, sorunların zamanla çözüleceğini kaydetti. İmamoğlu, “Hiçbir yaşımda hiç kimseyle bir küslük yaşamadım. İster 5 yaşında ister 55 yaşında fark etmez. Öyle bir dünyam yok. Birinin benimle küs olduğunu bildiğimde ve benim için değerli bir insan ise mutlaka onunla diyalog kurmaya niçin küs olduğunu anlamaya çalışmaya, tedavi etmeye de gayret içerisinde olmuşumdur” dedi.

Aday belirleme sürecinde İstanbul dışında hiçbir yere müdahale etmediğini söyleyen İmamoğlu, “Tek bir konuda isim dahi zikretmedim, etmem de. Haddim de değil. Hayatı böyle geçmiş olanlar bu yorumu yapıyor” dedi. Sadece İstanbul’a dair çalışma yaptıklarını belirten İmamoğlu, “CHP İstanbul il başkanı Özgür Çelik ile genel başkana sunmak üzere tarihin en derin araştırmalarını yaptık. Bir ilçede 16, 17 araştırma yaptığımız yer var. CHP’nin 22 puan önde olduğu yerlerde bile derinlemesine araştırma yaptık. Çok detaylı hazırlık yaptık” ifadelerini kullandı.

“İstanbul’u almak mı başarının ölçütü, yoksa büyükşehir belediye sayısı artırmak mı başarı ölçütü?” sorusuna “Yani her şey diyebiliriz. Buna mutlaka büyükşehir eklemek ve hiçbir büyükşehri kaybetmek istemiyoruz” yanıtı verdi.

“İkinci Erdoğan derken neyi kastediyorlar, bilmiyorum”

İmamoğlu “Parti içinde ve dışında ‘Erdoğan olma potansiyeli var, Erdoğan’a benziyor, Erdoğan gibi yönetim modeli var söylemlerine ne diyorsunuz?” şeklindeki soru üzerine, bu söylemlere katılmadığını söyledi. İmamoğlu, “Gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı olacağım iddiasını ortaya koyan ve vurgulayan birisiyim. Çok taban tabana zıt bir durum. ‘İkinci Erdoğan’ derken neyi kastediyorlar bilmiyorum, anlamış değilim” değerlendirmesi yaptı.

İstanbul’da tek adam rejiminin sonlandığını söyleyen İmamoğlu, “Bizim dönemde İstanbul tek adam rejiminden kurtuldu. İstanbul bu umudu büyütüyor. Muhtemeldir ki bu umut daha da büyüyecek. Bir dahaki genel seçimde, 2028’de inşallah bu rejimden kurtuluşun adımını, muhalefet bloğu olarak, başta CHP olarak, ülkemizin demokrasiye inancı yüksek olan kitlenin ortaya koyacağı performansla bu mümkün olur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her konuşmasında kendisine laf söylediğini kaydeden İmamoğlu, Erdoğan’ın bunları değil enflasyonu, emeklileri ve ekonomiyi konuşması gerektiğini söyledi.

İstanbul’daki reklam billboardlarında Özgür Özel ile birlikte fotoğrafının yer almadığına dair haberlere ilişkin de İmamoğlu, bazı yerlerde ikili bazı yerlerde tek reklamların olduğunu söyledi. İmamoğlu, “İstanbul’da sizin görmediğiniz bir kısım yerlerde vardır, azdır, çok belli değildir. Ama yerel seçim aday odaklıdır. Genel başkanımızla aramızda bir mevzu olmaz. Genel başkanımızla bugüne kadar hiç kimsenin tatmadığı, görmediği seviyede samimi, içten, yeni nesil, 21’inci yüzyılı temsil eden bir diyalog zenginliği içinde gitmektedir.

Ben de bundan çok memnunum. Belki alıştığınız genel başkan, belediye başkanı ilişkileri üzerinden değerlendirdiğiniz için ilişkimizi boyutlandıramıyor olabilirsiniz. Ama gerçekten çok çağdaş, medeni, sevgi saygı çerçevesinde çok özel bir ilişkiye sahibiz. İnşallah da hiç bozulmayacak ve hep böyle devam edecek. İyi bir yol arkadaşıyız. Birbirimizi çok iyi anlıyoruz” açıklaması yaptı.

Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun sahaya inip inmemesine dair bir soru üzerine de İmamoğlu, “Sahada istenmesi kadar doğal bir şey olamaz yani. Partimizin önceki genel başkanı. Sahada olmasını elbette ben isterim. ‘Onu gören sandığa gitmez’ diyenlerden değilim” diye konuştu.

“Akşener’in bıraktığı yerde duruyor”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile ilişkisinin ne durumda olduğunun sorulması üzerine de İmamoğlu, “Sayın Akşener ile ilişkimiz, Akşener’in bıraktığı yerde duruyor. Benim için farklı bir durum yok. Onun bıraktığı yerde duruyor, ben de o noktada duruyorum, izliyorum sadece” yanıtı verdi.

İmamoğlu, İBB’deki 5 yıllık dönemine dair bazı rakamlar da paylaştı. İmamoğlu’nun verdiği bilgilere göre; 2019 Haziran’dan 2023 Aralık’a kadar kur artışının yüzde 498, TÜİK enflasyonunun artışı ise yüzde 224. İBB’nin bu süreçteki kur zararı 69,9 milyar TL. Bu tutar İBB’nin üç yıllık gelirinin toplamına eşit. İBB 5 yıllık dönemde 31 milyar liralık kredi borcu kapattı. Metro başta olmak üzere sermaye yatırımları 101,7 milyar lira. 2023 sonu itibariyle İBB hesabında ise 27,2 milyar lira bulunuyor. 30 Haziran 2019’da ise bu para 6 milyon TL idi. İmamoğlu, “Kasayı boş aldık, maaşları ödeyecek para bile bırakmamışlardı” dedi.

İmamoğlu, belediye meclisinde borçlanma taleplerinin kabul edilememesine karşın bu rakamlara ulaştıklarını kaydetti. İBB Başkanı, dört projelerinin ise hâlâ Hazine ve Maliye Bakanlığından onay beklediğini belirtti.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a : Senin Önceliğin Beşli Çeteler, Benim Emekliler

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’a emekli maaşları üzerinden tepki göstererek, “Siyaset öncelik belirleme işidir. Senin emekliye verecek paran yok ama yazlık saraya verecek paran varsa, emekliye verecek paran yok, kışlık saraya verecek paran varsa, emekliye verecek paran yok, uçan saraylara, 14 tane lüks uçağa verecek paran varsa senin önceliğin kendin, ailen ve yandaşların, senin önceliğin beşli çeteler, benim önceliğim emekliler” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Lideri Özgür Özel, Tekirdağ Çorlu’da vatandaşlara seslendi. Özel, şunları söyledi: “3 Mart Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu takibinden 5 ay sonra, yani tam 100 yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün laikliğin temellerini atan 3 büyük düzenlemeyi yaptığı ve bu ülkeyi çağdaşlaşma yolunda, ileriye gitme, zenginleşme yolunda en önemli adımları attığı, Cumhuriyet devrimlerinin tam 100’üncü yılı. Atatürk hilafeti kaldırdı. Atatürk çoklu eğitimi kaldırdı, eğitim birliği yasasını getirdi.

Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli devrim yasalarını bugün çıkardı. Benim bugün burada olmam büyük onur. Çünkü o Gazi Mustafa Kemal Atatürk kara tahtanın önüne geçip, bugün kullandığımız alfabeyi de ilk kez Tekirdağ’da tanıtmıştı. Devrim yasalarının 100’üncü yılı kutlu olsun. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşasın.

Türkiye’nin hiç şüphe yok sanayisinin hızla geliştiği bir kenttesiniz. Kent geliştikçe demokrasinin de onunla birlikte gelişmesi gerekir. Öyle bir yerdeyim ki içim o kadar rahat ki 1989’dan beri belediyeyi sosyal demokratlara emanet eden halkçı belediyeciliğin kıymetini bilen bir kentteyim. 2018 yılından beri, öncesinde belediye başkan yardımcılığı, belediyede diğer görevler, o günden bugüne kadar 6 yıldır sürdürdüğü görevi ile sizlerin çok sevdiği belediye başkanının anketini yaptırdık.

Dedim ki, bizdeki belediyelerde başkanın oyu partinin oyunu geçiyorsa, seçildiğinden ilerideyse, partisini yukarılara taşıyorsa, sen bana emanetsin. Sonra da Çorlululara emanetsin. Başkan görevi süresince bir, iki kere, genel merkeze gelmiş, görevi boyunca hiç Ankara’ya gelmemiş. Diyor ki eksik mi bıraktım acaba? Dedim ki sen Ankara’da değilken Çorlu’da olduğuna göre orada çalıştığına göre, Çorlulular senden razı olacağına göre endişelenme, ben bakacağım dedim. Anket geldi. Şöyle bir baktım, helal olsun Ahmet Başkana dedim.

Genç başkanımız, mesleği inşaat mühendisliği, belediyeciliği biliyor. Siyaseti biliyor. Yaptıklarına baktığımda ilk işe hem kentin tarihi kimliğini ön plana çıkarmak, hem yerli ve yabancı turist sayısını artırmak üzere çok önemli planlama yapmış. Tarihi yapıları ortaya çıkarmış. Buraya turist çekebilecek her türlü tedbiri almış. Gitmiş, Yılmaz Büyükerşen gibi birisini, onun balmumu heykelleri var ya evlatları kadar kıymetlidir, onu ikna etmiş, Türkiye’de ikinci balmumu heykel müzesini de almış, buraya getirmiş.

“Partizanlık yapıyorlar”

Baktım Çorlu’ya gelen turist, ziyaretçi sayısı muhteşem rakamlar. Atatürk Evinin yapılmış olması harikulade iş. Ama bazısı sırf bunları yapar, öbür işlere bakmaz. Sosyal belediyecilik diye bir şey var acaba o nasıl? Baktığımda Dost Kartı gördüm. Yani birileri yoksulluğu yönetmek istiyorlar. Alıyorlar panelvanı yoksul mahallere gidiyorlar. Kapıyı çalıyorlar. Yanında partisinin mahalle başkanı. Burayı geç diyor, bu CHP’li. Bu diyor üyemiz. Açıyor, kapıyı çalıyorlar. Nasıl Tayyip Bey, çocukların kafasına oyuncak atıyor, çay atıyor ya.

Bunlar da ver oradan makarna, ver oradan pirinç, herkesin gözünün önünde fotoğraf çektirerek filan insanların yoksulluğunu yüzlerine vurarak, oy karşılığı bu işi yaptığını belli ederek, mahalle başkanına sorduğu için partizanlık yaparak bu işleri yapıyor. Ahmet Başkan ne yapmış, Dost Kart diye bir kart çıkarmış. İhtiyaç sahibine ulaştırmış. İçine nakdi yardım yapıyor, nasıl biliyor musunuz? Güya bunlar o AKP için bu işi yapanlar çok inançlı ya. Ne demiş Peygamber Efendimiz, sağ elin verdiğini sol el görmeyecek demiş. Aynen öyle sosyal yardım yapıyor. Helal olsun başkana. Bir tarafta insanların yoksulluğunu siyaseten yönetenler, bir tarafta yoksulluğu yok etmeye yemin edenler var. Partimizle gurur duyuyoruz, belediye başkanlarımızın hepsiyle gurur duyuyoruz.

Tabi önce Çorlululardan 31 Mart günü sandığa gitmelerini bekliyoruz. Karşılarında dört zarf var. Birincisi çok mühim, muhtara atılacak. Muhtar dediğini küçük görmeyin. Muhtarın burasında rozet yok. Bütçe yok, parti yok. Her şeyi kendi bastırıyor filan. Çıkıyor, sonra mahallenizin hakkını, menfaatini koruyor, başkana gidiyor, valiliğe koşturuyor. Ben hangi siyasi görüşten olursa olsun mahallesi için hizmet etmek için yola çıkan bütün muhtarlarımıza başarılar diliyorum.

31 Mart’tan sonra CHP’nin bütün belediyelerinin, bütün başkanların kapısı hem vatandaşlarımıza, hem muhtarlarımıza bundan önce olduğu gibi ardına kadar açıktır. İkinci oy sizin için atılacak. Kime, Ahmet Başkana, Ahmet Sarıkurt’a. Çorlu için. Üçüncü oy, belediye meclisi üyeleri için. Birçoğu burada. Hepsi partimizin geleceğe hazırladığı siyasetçiler. Deneyimlerinden yararlandığı siyasetçiler. O listelerde ne kadar güçlü olursak, belediye meclisinde o kadar rahatız. Çorlu’da zaten rahatız.

Ancak Tekirdağ’da büyükşehir belediye meclis üyeleri gidecek, onun için belediye meclis listemize herkesin sahip çıkmasını bekliyorum. Sonuncusu, dört dönemdir milletvekili. Hangi seçime girse, girdiği sandıktan çıkan, demokraside kadının gücünü gösteren birisi, evladınız, hemşeriniz, Çorlu’da oturan, tüm Çorlu’ya, tüm Tekirdağ’a hiç kimseyi partisinden dolayı ayırmayacak olan, doktor olduğu için sağlıkçı, Çorlu’nun da Tekirdağ’ın da yüzünü güldürecek olan, sağlığa iyi gelecek olan, Ergene’yi temizleyecek olan, hava kirliliğini azaltacak olan, yeşili artıracak olan kimdir? Sizin Candan.

Sevgili Çorlulular, ben Candan kadar tuttuğunu koparan, gayretli, şehri için bu kadar emek harcayan az sayıda milletvekili gördüm. Candan Yüceer’in Tekirdağ için projelerini bugün dinledik. Dünyayı gören, Tekirdağ’ın bundan önce yapılan iyi işlerine duyduğu minneti okuyan, üzerine koymayı hedef olarak koyan ama vizyon sahibi projeleri ile beraber Tekirdağ’ı hak ettiği gibi, Çorlu’yu hak ettiği gibi bir dünya kenti yapacak olan projeleri var, biz kendisine inanıyoruz, güveniyoruz, onu size emanet ediyoruz. 31 Mart seçimlerinde CHP’nin adaylarının Tekirdağ’da yaş ortalaması 48, en gençleri 39 yaşında. Gencecik bir ekibimiz var.

Elbette gençlik vurgusunun önemi hem yarınları düşündüğümüzden, hem bir vasiyeti yerine getirdiğimizden. Yoksa tecrübe, deneyim önemli, bunlardan yararlanmayı sürdürüyoruz ama gençlik şundan önemli. Atatürk, Cumhuriyeti gözlerini yumarken CHP Genel Başkanlarına emanet etmedi, belediye başkanlarına, milletvekillerine emanet etmedi, Atatürk Cumhuriyeti, gençlere emanet etti. Onun için yükünüz ağır. Hep beraber çalışmak, hep beraber önemli işler yapmak durumundayız.

“Siyaset öncelik belirleme işidir”

Gençlere vurgu önemli ama bu memlekette en büyük sıkıntıyı çeken de emekliler. Bir emeklilerin durumunu görmek, emeklileri konuşmak lazım. Şöyle ki bu Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı, 1,5 asgari ücretti, bugünkü para ile 25 bin lira olması gerekiyordu ama bugün 10 bin lira. Yani 0,6 asgari ücret. Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşıyla ki o zaman emeklilerin yüzde 20’si en düşük emekli maaşını alıyordu. Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Şu anda 2,5 çeyrek altın.

Yani Tayyip Erdoğan, görev süresi boyunca emeklilerin cebinden ayda 5,5 çeyrek altını almış. Bunun hesabını soracak mıyız? Geçen gün emeklilere zam yap dedim. Hiç olmazsa 1,5 asgari ücret ama bizim CHP olarak ilk teklifimiz, hiç olmazsa 1 asgari ücret. 10 bin liralık emeklilere kart verelim, maaşlarını 17 bin liraya çıkaralım. Devletin hizmetlerinden, devletin yaptığı hizmetlerden ücretsiz yararlanmalarını sağlayalım, elektrik, su, doğalgazda yüzde 25-40 arasında indirim sağlayalım diye kanun teklifi verdik, bizi dinlemedi, Meclis’i kapattı ve kaçtı.

Emekliye zam yapalım deyince emekliye para yok diyor. Emekliye para verirsem, çalışanlara maaş ödeyemem diyor. Yani çalışanlarla emeklileri karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Oysa çalışanlarla emekliler karşı karşıya değildir, yan yanadır. Kol koladır. Bütün emekliler yıllarca çalıştı da öyle emekli oldu. Bugün çalışanlar da ama birkaç sene sonra, ama çok daha sonra eninde, sonunda emekli olacaklar. Emekli ile çalışan karşı karşıya değildir ama emekli ile beşli çeteler karşı karşıyadır. Çünkü siyaset öncelik belirleme işidir.

Eğer sen parayı beşli çeteye verirsen, sen parayı saray müteahhitlerine verirsen, sen parayı yandaş müteahhitlere verirsen, sen dünyanın en pahalı makam arabasından 10 tane var dünyada, limuzin, Mercedes, ikisini alır, birine kendin biner, birini yedekte tutar ve boş gezdirirsen, senin emekliye verecek paran yok ama yazlık saraya verecek paran varsa, emekliye verecek paran yok, kışlık saraya verecek paran varsa, emekliye verecek paran yok, uçan saraylara, 14 tane lüks uçağa verecek paran varsa senin önceliğin kendin, ailen ve yandaşların, senin önceliğin beşli çeteler, benim önceliğim emekliler. Bunu bu şekilde bileceksin.

31 Mart’ta, emekliye para bulamayanların sandıklara bakınca oy görememeleri lazım. Emekliler dün Manisa’da bağırıyordu, madem ki para yok, sana da oy moy yok diye. Emekli astsubaylar pankart açmışlar, sorunlarımızı dile getirin diyorlar. Gerçekten onların çok sorunu var. Bütün emeklilerin çok sorunu var. Arkadaşlarımız bunları her fırsatta dile getiriyorlar. 1 Nisan’dan sonra yine emekli astsubaylar derneğini de bütün emekli derneklerini de Meclis’e de bekliyoruz ama emeklilerin hepsini 1 Nisan’dan sonra meydanlara bekliyorum, meydanlara.

1 Nisan bu iktidara bir sarı kart gösterme günüdür. 1 Nisan, 10 bin liraya geçinilir diyenlere kırmızı ışığı yakma günüdür. 1 Nisan, açlık sınırı 16 bin lirayken emekliyi unutanlara, boş file ile pazardan yollayanlara, emekliye olgun sebze ve meyve diye ezilmiş, büzülmüş, çürümüş meyveleri sattıranlara, emekliyi buna muhtaç bıraktıranlara, emeklilerin yarının emeklisi bugünün emekçilerinin yoksulların hesap sorma günüdür.

31 Mart’ta bu iktidara bu yaptıklarının hesabını sormaya var mıyız? 31 Mart’a kadar hangi siyasi görüşten olursa olsun, emeklisini, emekçisini, esnafını, çiftçisini, yaşlısını, gencini iktidarın karşısında kim güçlüyse onları sandıkta kim yenecekse, AKP’li, MHP’li belediye başkanını kim indirecekse yani gücünüzü iktidara göstermenin yolu neyse orada, meydanlarda, sandıkta buluşmaya, milletin vicdanını sandığa ve sandıkta bu iktidardan hesap sormaya davet ediyorum, hesap sormaya. 1 Nisan’dan sonra hakkını alamayan kim varsa, bakın söylüyorum. Demokrasi tepki ve protesto rejimidir.

Ben istediğimi yapacağım, sen evinde oturup susacaksın, ben seni ihmal edeceğim, görmeyeceğim, sen bana oy vereceksin, 5 sene oturacaksın. Öyle yağma yok. Bugün ABD’de Beyaz Saray’ın önünde protesto gösterisi serbest. Almanya’da parlamentonun önünde protesto serbest. İngiltere’de 10 numaranın önünde serbest, senin geldiğin Türkiye’de Ecevit’in önüne yazar kasa atmak serbest çünkü demokrasi tepki ve protesto rejimidir ama saraya doğru mendil sallasan, kolunu koparırlar.

Seçimlerden sonra kim hakkını alamıyorsa, öyle yakmak, yıkmak için değil kamu malına zarar vermek için değil, kanunlara saygılı şekilde hakkımızı söke söke almak için sokaklardayız. Meydanlardayız. Bugün Ahmet Başkanıma destek için geldim, Candan Başkanımın tanıtımına geldim, belediye başkanlarımla birlikte olmaya geldim. Mehmet Şimşek de İstanbul’a gitmiş, Kurum’a destek olmaya. İşi zor, orada demişler ki evsiziz, kiralar yüksek, ev alamıyoruz, kiraya dahi çıkamıyoruz.

O da demiş ki, enflasyonu tek haneye indirdiğimizde ev alabileceksin çünkü kredi çekebileceksin. Enflasyon tek haneye bunların hesabı ile 2 sene, 2,5 sene sonra gelecek ama aslında biliyoruz ki bunlar iktidardaysa bu hiçbir zaman gerçekleşmeyecek. Ama kendisi söylerken doğru bir şey söylemiş. Bugün Merkez Bankası’nın faizi yüzde 45 ama bankaların vatandaşa uyguladığı faiz ortalamada yüzde 65. Konut kredisi almak istediğinde 3 milyon liralık konut kredisi alıyorsun, 10 yıl ödemeli. 12 milyon olarak ödüyorsun.

4 katı. 3 milyon krediye ayda kaç para taksit ödenecek, yalan gibi inanılmaz. 95 bin lira aylık ödemesi var. 100 bin lira. Yahu adam 100 bin lira taksit ödeyebilecek olsa, kredi çekecek durumda mı olur gariban adam. O yüzden artık ev alınamaz. Şu an evi ve arabası olmayanların milli piyango çıkmazsa, uzaktan bir akrabadan miras kalmazsa ev alma şansı kalmadı, araba alma şansı kalmadı. Gençler ev almak ister, araba sahibi olmak ister doğru mu? Onun için böyle bir şey istemekle yetmiyor. Gençler araba istiyorsa, Tayyip Beyi göndermek ister, başka çaresi kalmadı.

Şimdi geçerken Trakya Birlik’i gördük, ayçiçeğini biliyoruz. Buğdayı, tarımı biliyoruz. Bir yanı sanayi, bir yanı tarım bir kentte yaşıyoruz. Mayıs ayının 27’sinde verin oyu kardeşinize faizler nasıl düşecek, enflasyonun beli nasıl bükülecek, döviz nasıl durdurulacak, hayat nasıl ucuzlayacak diyen kişi, o gün mazotun litresi 19 lirayken, bugün 40 lira 70 kuruş. Mazot Cumhurbaşkanı seçildiği mayıs ayından 8 ay sonra yüzde 106 zamlanmış.

Benzin yüzde 97 zamlanmış. Neredeyse yüzde 100. Bu şu demek. Hayat pahalılığı kartopu gibi büyüyecek. Mazota ve benzine zam varsa, bundan sonra iğneden ipliğe her şeye zam var demek. Eğer 31 Mart günü bu acımasız, bu beceriksiz, bu sadece kendini düşünen iktidarın karşısına bir güç dengelenmezse, 1 Nisan’dan sonra acı reçeteye hazır olun. Söylüyorlar. Acı reçete içirecekler. Kemer sıkmaya, sıkı para politikalarına hazır olun. Siz ezilirken 4 yıl daha sandık yok. Onun rahatlığında olacaklar.

“Hep birlikte kazanabiliriz”

Ama siz geçen seçimleri hatırlayın. 2018’de tek adam rejimi hayata geçtikten 10 ay sonra yerel seçimlerle, yerel seçimlerin gücü ile İstanbul, Ankara’dan başlayarak, Adana, Mersin’iyle, Antalya’sıyla ve 11 büyükşehir ile CHP’ye, Millet İttifakına önemli bir güç verildi ve bu seçimlere kadar o denge ile gelindi. Bakın küçük bir farkla seçimleri kaybetsek de iktidar tek başına olmayınca karşısında başka bir güç olunca herkesin ama herkesin çıkarlarının korunabileceği, sesinin duyulabileceği, yapılacak seçimlerden endişe duyulacak bir ortam oluşabilir. Bunun olması için Cumhur İttifakının karşısına bir güçlü ittifak koymak gerekmektedir. O ittifakın adı bu seçimde Millet İttifakı değildir, Türkiye ittifakıdır.

Türkiye ittifakının renkleri, ay yıldızlı al bayrağın renkleridir. Bu güzel şanlı bayrağın renkleridir Türkiye ittifakının renkleri. Eğer seçimleri Türkiye ittifakı kazanırsa, yani Laz’ı, Çerkez’i, Türk’ü, Kürt’ü herkes Türkiye ittifakında birleşirse, nasıl milli takım gol atınca hep beraber seviniyorsak, nasıl Filenin Sultanları şampiyon olunca hep beraber ağlıyorsak, bu ülkedeki tüm yoksullar, tüm emekliler, tüm emekçiler, geleceğinden kaygılı gençler, evladım yurtdışına gidecek diye korkan anneler, babalar, yoksullar, hep birlikte birleşirseniz, hep birlikte kazanabiliriz.

Bu birlikteliğimizin adı Türkiye ittifakıdır. Renklerini birlikte söyleyelim, Çorlu duysun, Tekirdağ duysun, Türkiye duysun. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Bundan sonraki süreçte 1 aydan kısa bir zaman kaldı, Çorlu’yu nasılsa kazanıyoruz demeyeceğiz, sanki gerideymişiz gibi çalışacağız. Her 1 oy Çorlu için önemli, Candan Yüceer için önemli. Büyükşehir belediye meclisindeki çoğunluğu erişilmez bir noktada olması için, partimiz için önemli. Geleceğimiz için önemli, her birimiz için önemli.

Bu seçimleri hep birlikte kazanıp, Cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk seçimlerinde umudu yükseltmeye var mısınız? Yükselen umutla Cumhuriyetin ikinci yüzyılının birinci yüzyılındaki gibi önce Cumhuriyeti yeniden kurtaracak, sonra demokrasiyi yeniden kuracak kadrolar olarak 100 yıl öncekiler gibi siz de bir büyük mücadeleye var mısınız? Ben partinin Genel Başkanı olarak her birinize güveniyor, inanıyorum, her birinizi bu ülkeyi bir kez daha kurtaracak güçte, kudrette görüyorum. Kendinize güvenin, inanın, beni ve adayları değil, şöyle bir yürekle kendinizi alkışlayın. Size güveniyorum. Elbette Ahmet Başkana, Candan Başkana, Çorlu’ya, Tekirdağ’a güveniyorum. Onları size, sizi de Allah’a emanet ediyorum.”

Paylaşın

Özel’den Bahçeli’ye “Atatürk” Tepkisi: Adını Anma

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Atatürk öldü diyorsan, sen bu Cumhuriyet düşmanlarına, Atatürk’e husumet duyanlara, Kurtuluş Savaşı yoktur diyenlere, keşke Yunan kazansaydı diyenlere, koltuk değneği olduğun gün Atatürk senin için öldü” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ama Atatürk onun ilkeleri için yaşayanlar için, onun eseriyle gurur duyanlar için, onun emanetini, canı pahasına savunmayı göze alanlar için, iktidarda olmasa yıllarca muhalefette kalsa da birkaç tayin, birkaç çıkar, birkaç iş, üç beş mevki için, partisinin kurultayını kaybetmemek için onu satmayanların partisidir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler kapsamında partisinin Bursa aday tanıtım toplantısında konuştu.

Konuşmasında MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin sözlerine yanıt veren Özgür Özel, “Devlet Bahçeli, bugün çıkmış ‘Özgür Bey’in akıl sağlığı yerinde mi? Atatürk öldü. Kendisi ruh mu çağırmış da Atatürk’le görüşmüş’ diyor. Sayın Bahçeli, kim ruhla, kim cinle, kim nereden besleniyor, fikri bir günde 180 derece değişiyor bilmem. Dün övdüklerine bugün küfretmenin, dün tükürdüğü suratı bugün öpmenin, dün ak dediğine bugün kara demenin, neyin nesi olduğunu, nereden estiğini ben bilmem. Onu senin zihninle baş başa bırakıyorum” dedi.

Özel sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama bilmen gereken bir şey var. Atatürk öldü diyorsan, sen bu Cumhuriyet düşmanlarına, Atatürk’e husumet duyanlara, Kurtuluş Savaşı yoktur diyenlere, keşke Yunan kazansaydı diyenlere, koltuk değneği olduğun gün Atatürk senin için öldü. Ama Atatürk onun ilkeleri için yaşayanlar için, onun eseriyle gurur duyanlar için, onun emanetini, canı pahasına savunmayı göze alanlar için, iktidarda olmasa yıllarca muhalefette kalsa da birkaç tayin, birkaç çıkar, birkaç iş, üç beş mevki için, partisinin kurultayını kaybetmemek için onu satmayanların partisidir.

Atatürk bizim yüreğimizde yaşıyor Sayın Bahçeli. Atatürk, 6. filoyu denize dökenlerin, her seferinde bu memleketi düşman işgaline kaptırmamak için ölmeyi göze alanların, öyle senin yanında durduğun gibi çağırdığında havaalanına gidip kot üstüne perdeli kumaştan kefen çekenlerin değil Çanakkale’nin dedesi kefensiz yatanların partisidir. Bu memlekette ilkokul 1’de ‘Atatürk ölmedi, içimizde yaşıyor’ şiirini okuyan, gözü yaşla bu şiiri burasında hisseden on milyonlar, seksen milyon yaşıyor. Atatürk senin için öldü. Senin için ölsün zaten Atatürk. Atatürk’ün adını anma sen.”

Bahçeli ne demişti?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “CHP’de Atatürk’ten geriye hiçbir şey kalmamıştır. Cumhuriyet Halk Partisi ile DEM yanyana, diğerleri yedektedir. Zillet masasının altıyla üstü yer değiştirmiştir. Oyunu görüyoruz.” dedi. Bahçeli “Bugünkü CHP, Atatürk’ün partisi değil, DEM’in oyun uşağı, Türkiye düşmanlarının altı oklu uydusudur. Neymiş Atatürk dile gelmiş… Böyle konuşan Özgür Bey’in ne yiyip içtiğine dikkat etmesi samimi tavsiyemdir” demişti.

“31 Mart’ta halledeceğiz bu işi”

Seçimlerde herkese sandığa gitmesi için çağrıda bulunan Özel, Bursa’da yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Görüyorum ki Bursa bütün Bursa, İnegöl’ünden Kestel’ine, Mustafakemalpaşa’sından, Orhangazi’sine, bütün Bursa CHP’yi hak ediyor, bunu görüyorum. İnanın Bursa’da bir büyük zaferin arifesindeyiz. Gün sayıyoruz, geçen sefer o biraz önce şarkıda da duyduğumuz o yarım kalan hikayenin tamamlanması için, bu şarkının yarım kalmaması için Bursa sokaklarındaki heyecanı görüyorum. Önüme ölçümler geliyor.

Anketlere bakıyorum, keyifleniyorum, geliyoruz, kazanıyoruz, Bursa bizi bekliyor. Bursa’da 2 tane kadın adayımız var, gönül isterdi ki çok daha fazla olsun, Bursalı kadınlara söz olsun, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni aldıktan sonra, Bursa’da elimizdeki 3 belediye sayısını çok daha yukarılara çıkardıktan sonra Karacabey’de Gönül Avcı, Orhaneli’nde Vildan Koç başkanlarım şimdi 2 ama gelecek seçimde çok daha fazla kadın adayla ve kadın belediye başkanları ile karşınızda olacağız. Bursa’ya söz veriyoruz. Yıldırım’da 39 yaşında Mehmet Önder Mutlu var.

Gencecik bir belediye başkan adayımız. Onun mücadelesini görüyorum. Onun mücadelesi ile gurur duyuyorum. Tüm Türkiye’de geçmişe göre seçilecek yerden tam 6 kat genç aday gösterdik. Bundan sonra Bursa’daki bütün gençleri, Bursa’daki bütün kadınları CHP’de siyaset yapmaya, aday adayı olmaya, aday olmaya, yönetimlerde yer almaya ve bu güzel Cumhuriyet kenti Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hedeflerine uygun bir şekilde gençlere ve kadınlara emanet etmeye de söz veriyor ve ant içiyoruz.

Sayın Bozbey biraz önce dedi ki ‘Biz Bursa’nın sorunlarını anlatıyoruz, o dönüyor dönüyor mega projelerimiz var diyor.’ CHP’nin Bursa’daki mega projesini açıklamayı Bozbey bana bıraktı. CHP Genel Başkanı olarak Bursa Büyükşehir ile ilgili mega projemizi bir cümle ile özetliyorum. Alinur Aktaş’ı gönderip, Mustafa Bozbey’i getirmekten daha mega bir proje yoktur. Çünkü mega projeler bütünseldir, kapsamlıdır, projenin içindeki parçalar birbiri ile konuşur, sonuç odaklıdır.

Bursa’da Alinur Aktaş gibi Cumhuriyet, Kurtuluş Savaşı ile çelişkisi olan ve Cumhuriyet’in değerleri ile çatışan, hele hele ki o Uğur Mumcu’yu paramparça ettiler, hepimizin yüreğini o Ankara’daki karlı günde bin parça yapıp saçtılar, ölümünden sonra Uğur Mumcu’ya laf edecek kadar, Türkan Saylan gibi bir büyük, hem tıp hem eğitim emekçisine, bir kanaat önderine, hepimizin gözbebeği ve gözümüzün önünde erir giderken Türkan Saylan’a laf edecek kadar, Bahriye Üçok’u, inancını savunan, bu ülkeyi laik Türkiye Cumhuriyet’inde bir ilahiyat profesörü kadını öldürenlere laf etmeyip de o kadına arkasından laf edecek kadar gözü dönmüş, yüreği taş, içi kinli, aklında, fikrinde örümcek fikirler olan bir kişinin Bursa’da yönetimde olduğu her gün ve dakika Bursa’ya yazıktır, bu da bizim ayıbımızdır. 31 Mart’ta halledeceğiz bu işi.

Alinur Aktaş’a bir tek şey söyleyelim. Siyaset, tarafını belirtme işidir kardeşim. Partiler var. Parti, ‘part’tan geliyor, toplumun parçaları. Biz sizin gibi kimseyi itmeye, kakmaya, ötekileştirmeye, şeytanlaştırmaya meraklı değiliz. Bu topluma sorduğunda yüzde 95 Atatürk sevgisi ile dolu olan, bu memleketi kim kurtardı deyince dedelerimiz birlikte kurtardı diyen, Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Alevi’yi, Sünni’yi kimseyi inancından, mezhebinden, dininden ayırmayan, Çanakkale’de koyun koyuna yatanların torunuyuz diyen bir irfanın evlatlarıyız hepimiz.

Ama sen 30 Ağustos Zaferi’ne, 29 Ekim’e, 23 Nisan’a dil uzatıyorsan, sen tarafını seçmişsin kardeşim. Sen işgal donanması yaklaştığında onun önüne kırmızı halıyı serenlerin peşindesin, ben o donanmayı görünce yanındakilere ‘Geldikleri gibi gidecekler’ diyenin partisinin Genel Başkanıyım.

Bursa’dayız, buraya Çorlu’dan geldim. Hayatını tren kazasında kaybetmiş 25 kişinin acıyı anne, babaları, eşleri, çocuklarının ellerinin sıcaklığı, gözlerinin yaşındaki nem hala ellerimde. Bugün gittik oraya adaleti aramak için. Son duruşmaydı. Kalabalığı gördüler, bizleri gördüler, annelerin yüreğindeki ateşi gördüler. Tayyip Beyin ne istediğini 4 gün önce oraya o katliamdan sorumlu kişi yeniden TCDD Genel Müdürü atayan Tayyip Erdoğan’ın talimatını gördüler, bu sabah rapor alan bir hakim sayesinde duruşmayı seçimlerden sonraya ertelediler.

Bakın hem Çorlu’nun, hem Soma’nın, hem Afyon’un, hem Hendek’in, Türkiye’de kimin haksız yere yüreği yandıysa, hangi ananın gözünden yaş aktıysa, o bir damla yaşın hesabını sorana kadar katillerin de müsebbiplerinin de peşindeyiz. Herkes bunu böyle bilsin, bırakmayız peşlerini. Sonuna kadar takip edeceğiz.

Bursa’da olunca gözü yaşlı eş, ana, çocuk deyince Sinan Ateş’i anmadan olmaz. Biz Sinan Ateş ile çok farklı dünya görüşlerinin insanlarıydık. Ateş, Ülkü Ocakları’nın Genel Başkanıydı, biz CHP’de yetişmiş gençlerdik. Belki hiçbir zaman aynı sandıkta buluşmadık, belki hiçbir zaman düşüncelerimiz örtüşmedi ama Sinan Ateş gibi birini, 2 kız babası, sonradan hikayesini dinleyince dünya iyisi bir babayı, eşini de gözü yaşlı, anasını ve babasını gözü yaşlı bırakarak, Ankara’nın orta yerinde katlettiler.

Sinan Ateş Bursalı. Sinan Ateş’in emaneti, o günden sonra hiçbir siyasi partinin değil bütün Türkiye’deki siyasilerin ve Türkiye’deki herkesin emanetiydi. O günden bugüne takip ettik. Geçmiş dönemdeki Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’ndan görevi devraldıktan sonra ben de hem aile ile hem dava ile ilgilenmek için elimizden geleni yaptık. Ama Türkiye’deki o Bursa’nın da üstüne çöken o tuhaf ittifak, kirli ittifak, Sinan Ateş’in olayını araştıran savcıya ‘dur’ dedi, savcıyı tehdit etti, tayin etti. Bir başkasına yaptıklarından sonra rapor aldırdı, kaçırdı.

Siyasilere uzanan bu davanın üstünü örtbas etmeye çalıştı. Bursa’dan, Sinan Ateş’in memleketinden. Bir parti burasına kadar o işin içinde diye, Tayyip Erdoğan o parti ile ittifakı zedelenmesin diye 2 kız çocuğunun babasını katledenlerin peşini bırakıyor, arkasını aratmıyorlar ya, onun da hesabını sormak boynumuzun borcu olsun. Bugün o Sinan Ateş cinayetine taziye bile vermeyen partinin genel başkanı kendi evlatlarının cenazesine gitmeyenler, taziyesine gitmeyenler bugün dönmüşler CHP’ye laf ediyorlar.

Ne için laf ediyorlar biliyor musunuz? Ben geçen grup konuşmasında 81 il başkanımızın gözüne baktım ve dedim ki ‘Başkanlarım kalkın ayağa, gidin memleketinize ve Atatürk’ün partisini iktidar yapın, Atatürk sizden bunu bekliyor. Cumhuriyet’in 100 yıl önce kurucu kadroları memleketi işgalden kurtaranlar, düşmandan temizleyenler, bu memleketin kuruluşunu örgütleyenler, sizden bugün 100 yıl sonra memleketi bir daha kurtarmanızı, Cumhuriyet’i bir daha kurmanızı bekliyor.

Devlet Bahçeli, çıkmış bugün ‘Özgür Beyin akıl sağlığı yerinde mi? Atatürk öldü, kendisi ruh mu çağırmış da Atatürk ile görüşmüş’ diyor. Sayın Bahçeli kim ruhla, kim cinle, kim nereden besleniyor, fikri bir günde 180 derece değişiyor bilmem. Dün övdüklerine bugün küfretmenin, dün tükürdüğü suratı bugün öpmenin, dün ak dediğine bugün kara demenin neyin nesi olduğunu, nereden estiğini ben bilmem. Onu seninle, senin zihninle baş başa bırakıyorum. Ama bilmen gereken bir şey var.

“Atatürk bizim yüreğimizde yaşıyor Sayın Bahçeli”

Atatürk öldü diyorsan, Atatürk sen hani bu Cumhuriyet düşmanlarına, Atatürk’e husumet duyanlara, Kurtuluş Savaşı yoktur diyenlere, keşke Yunan kazansaydı diyenlere koltuk değneği olduğun gün Atatürk senin için öldü. Ama Atatürk onun ilkeleri için yaşayanlar için, onun eseri ile gurur duyanlar için, onun emanetini canı pahasını savunmayı göze alanlar için, iktidarda olmasa yıllarca muhalefette kalsa da birkaç tayin, birkaç çıkar, birkaç iş, 3-5 mevki için partisinin kurultayını kaybetmemek için onu satmayanların partisidir. Atatürk bizim yüreğimizde yaşıyor Sayın Bahçeli.

Atatürk, 6’ncı Filo’yu denize dökenlerin, Atatürk her seferinde bu memleketi düşman işgaline kaptırmamak için ölmeyi göze alanların, öyle senin yanında durduğun gibi çağırdığında havaalanına gidip kot üstüne perdelik kumaştan kefen çekenlerin değil Çanakkale’de dedesi kefensiz yatanların partisidir. Bu memlekette ilkokul 1’de Atatürk ölmedi, içimizde yaşıyor şiirini okuyan ve gözü yaşla bu şiiri burasında hisseden, o milyonlar, 80 milyon yaşıyor. Atatürk senin için öldü, senin için ölsün zaten Atatürk. Atatürk’ün adını anma sen. O yüzden bundan sonra efendim Atatürk’ün partisine geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımız çıkmış, konuşurken oraya alt tarafa yazıyorlar. Efendim CHP, DEM işbirliği ne? Kardeşim yıllar, yıllar.

İşinize geldi ahbap oldunuz, işinize geldi masa kurdunuz, işinize geldi çadır mahkemeleri kurdunuz, gün oldu birlikte halaya durdunuz, gün oldu göstermelik düşman oldunuz. CHP, Cumhuriyet’in partisidir, Atatürk’ün partisidir ve Meclis’te bulunan her partiye aynı mesafededir. Ama CHP esas olarak 6 okun partisidir. Siz dediniz diye kimseyle konuşmazdık, siz istiyorsunuz diye onunla düşmanlık yapıp arkanıza dizilecek bir parti değildir ama şunu bilin ki CHP’nin herhangi bir üyesinin milliyetçiliğine, devletçiliğine, halkçılığına, devrimciliğine, cumhuriyetçiliğine, vatanseverliğine laf söyleyecek adamın alnını karışlarız. Böyle bilin.

Bir yandan Sayın Bozbey’in sunumunu izlerken, o Bursa sokaklarındaki korkan anne ve kızı gördüm. Neden korkuyorlar? Devlet niye korumuyor? Elbette kahraman polisimiz ve güvenlik güçlerimiz üstüne düşeni yapmak istiyor. Ama birileri bir yerlerden cesaret alıyor. Bakın burada, bu kadar kadının huzurunda söylüyorum. Kadın cinayetleri bu ülkenin en büyük utancıdır. Bu kadın cinayetleri son 15 yılda sadece 1 yıl düşüş kaydetmiştir, o da İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanıp, onaylanıp, yürürlüğe girdiği 2011 yılıdır.

Sebebi şudur, kadın cinayetini işleyenler, yahu namus der kurtulurum, ağır tahrik der kurtulurum, kravat ve takım elbiseyi giyer iyi halden yararlanır kurtulurum, şunu der kurtulurum derken 2011 yılında İstanbul Sözleşmesi ile beraber bu işler artık eskisi kadar kolay değil, cezalar ağırlaştı, devlet kararlı, Meclis hep birlikte oyladı, bundan sonra pabuç pahalı dedikleri için o sene aşağıya düşmüştür. Bu sene, daha dün bir günde 8 kadın katledildi. Boşandığı kocaları, mevcut kocaları, bir tanesi de babası tarafından. Kadın cinayetlerinin önüne geçmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Kadın kollarımız çalışıyor. Ama bu mesele, toplumsal bir meseledir.

Gecenin 01.00’inde, Hizbullahçılar öyle istiyor diye, yakında yaklaşan seçimlerde Hizbullah bağlantılı Hüda-Par ile ittifakın ön şartı olduğu için, domuz bağcıların, kadın katillerinin, her fırsatta kadınları sahiplendirmek lazım diyerek aşağılayanların ittifakına ve onların bir avuç oyuna tamah ettikleri için bir gün tek başına İstanbul Sözleşmesi’nden çıktı. Ona karşı açtığımız davayı reddeden hakimi bile Danıştay’dan Anayasa Mahkemesi’ne seçip ödüllendirdi. Dün 8 kadın hayatını kaybetti, o 8 kadının kanı İstanbul Sözleşmesi’nden çıkanın ve buna alkış tutanların elindedir.

Dünden beri Tayyip Bey dönüp dönüp bana saldırıyor ve şunu söylüyor. Ben ağır bir suç işlemişim ve bugün de o suçu Bursa’da işlemeye geldim. Emeklilerin tahrik ediyormuşum. Biraz da Bursa’daki emeklileri tahrik edeyim. Açlık sınırının 16 bin 250 lira olduğunu ilan etti Türk-İş. Bu ülkede emeklilerin çok önemli bir kısmı 10 bin lira gibi en düşük emekli maaşı ile geçinmek zorunda kalıyorlar.

Ben de o günden bugüne kadar sürekli bunun haksızlık olduğunu, emeklilere 10 bin lira vermenin mümkün olamayacağını, en düşük emekli maaşının Tayyip Erdoğan’ın geldiği 2 Kasım 2002 günü 1,5 asgari ücret düzeyinde olduğunu, bugün o korunuyor olsa şu anda emeklilere verilmesi gereken maaşın 25 bin lira olduğunu ama 2,5 kat fark ile 10 bin liraya mahkum edildiklerini anlatıyorum. Emekliye bayram ikramiyesi ilk verildiğinde bin lira 24 kilo kıyma alıyordu, şu anda sadece 6 kilo kıyma alıyor. O ikramiye 2018’den bugüne emeklinin sofrasından 18 kilo kıyma çalmış. Ayda 1,5 kilo kıyma.

Şimdi sadece ve sadece bu hesapla madem ki bu işin patenti bizdedir, gel diyorum. Bir kanun çıkaralım. Emekli kart çıkaralım. Bu karta önce aradaki 10 bin lirayı yatıralım. Çünkü şimdiye kadar verdiğin para alması gerektiği paradan 10 bin lira eksik. Bundan sonra en düşük emekli maaşını asgari ücrete tamamlayalım. Bana hesap yapıyor, verilemez. Para yok diyor. Diyor ki bunun için diyor, 1,4 trilyon paraya ihtiyaç var. Bir kere yanlış hesap. En düşük emekli maaşlarını 17 bin 2 lira yapmak için 1,4 trilyona değil 700 milyara ihtiyaç var. Tam yarısı. 720 milyar. Ama o yanlış hesabı yapmış, hadi hızla verdiler önüne.

Böyle bir para bulunamaz diyor. 750 milyar bulamıyorsun da sen sadece 2024 yılında vaz geçilecek vergiler toplamı, ne biliyor musunuz vazgeçilecek vergi? İliç’te parayı üst üste istiflerken, kumu bir yere istifleyen, sonra da 9 tane evladımızı alıp götüren o liçi işleten Anagold firması var ya. Mesela o firmaya siyanürden dolayı 16 milyon lira ceza kesip 2 ay sonra 222 milyon lira vergisini affetmişti. Vazgeçilen vergi geliri bu. Bu sene toplam şirket ve holdinglerin tam olarak 650 milyar lira ödeyeceği vergilerden vazgeçiyorlar.

Emekliye lazım olan para da neredeyse bu kadar. Yani İliç’te evlatlarımızı katleden, çıkardığı altının yüzde 98’ini yurtdışına götüren, burada vergi borçları silinen firma ve onun gibi firmalara para var. Emekliye gelince para yok. Toplam 6,5 trilyon lira Tayyip Erdoğan’ın verdiği ve şimdiki Maliye Bakanının irrasyonel politikalar dediği kararlardan dolayı devletin ödediği dolar farkı parası, faiz farkı parası, altından dolayı yükümlülüklerinin artmasından kaynaklanan fark 6,5 trilyon lira. Kendi söylediği paranın tam 4 katı.

Aslında lazım olan paranın, gerçek rakamın tam 8 katı. Şimdi İliç’teki şirketin vergisini affetmeye para var. Emekliye 17 bin liraya çıkarmaya, emekli kart vermeye, o kartın manav, kasap, market, doğalgazda geçmesine para yok. Yandaş müteahhitlere ödeme yaparken para var, emekliye yatıracakken para yok. Sarayın harcamalarına, bakın saray 1 dakikada 23 bin lira para harcıyor. 1 yılda harcadığı parayı 365’e, sonra 24 saate, sonra da onu 60’a bölerseniz 23 bin lira çıkıyor. Böyle milyon, kat trilyon deyince anlaşılmıyor, 1 dakikada 23 bin lira. 10 bin liralık emekli maaşı sarayda 26 saniyede tüketiliyor. 14 tane uçağa para var.

Dünyanın en gelişmiş makam arabası. Mercedes, limuzin. 10 tane yapmış Almanlar, 2’si bunda. Birine kendi biniyor, biri boş, yoldan gidiyor. Eğer saldırı olursa aldatsın diye. Dünyada 10 tane var, 2’si bunda. O arabanın yapıldığı dönemde Merkel transporter minibüse biniyordu. Bunda dünyanın en pahalı uçan sarayı var, Merkel tarifeli uçuyordu. Bunda dünyanın en pahalı uçaklarından 14 tane var ama emekliye vermeye gelince bütçede para yok. O yüzden hepimiz aklımızı başımıza alacağız. 31 Mart tarihi bundan sonra 4 yıl boyunca önümüze sandığın gelmeyeceği bir tarihtir.

“Acı reçeteyi içmeyeceğiz, acı reçeteye itiraz edeceğiz”

Eğer 31 Mart’ta istediğini alırsa. 31 Mart’ta istediğini alırsa 1 Nisan günü zam tufanı kapıda. Kendileri söylüyor, sıkı para politikası diyor. Kemer sıkacağız diyor, acı reçete içireceğiz diyor. Kim içecek acı reçeteyi? Acı reçeteyi 5’li çete mi içecek? Damatlar mı içecek? Acı reçeteyi Albayraklar mı, Cengiz Holding mi, sarayı yapan müteahhit mi içecek? Acı reçeteyi emekli, emekçi, işsiz, esnaf, köylü, balıkçı, arıcılar içecek. Acı reçeteyi içmeyeceğiz, acı reçeteye itiraz edeceğiz. Acı reçeteyi içmeyeceksen buna 1 Nisan olduysa ertesi gün yapacak bir şey yok 2 Nisan’da.

2 Nisan’da 1 Nisan’ın ertesi günü. Bir gün önce yapacaksın. 31 Mart günü. Senin önünde sandık var. Sana 10 bin lirayı reva görene. Emekçisin, günde 8-10-12 saat çalışıyorsun, 17 bin lirayı reva görene. Ev kirası, elektrik, su, doğalgaz çıkınca 3-5 bin liraya çocuklarını sağlıklı bile besleyemeyen bir çalışansın, sana bunu reva görene. Borcu borçla kapatan esnafa, kredi kartını kredi kartı ile çevirenlere, umutsuz ve bavulları kafasında toplamış, yurtdışına gitmek için fırsat kollayan gençlere şunu söylüyorum. Bir gün sonra yapacak bir şey yok.

Bir gün önce 31 Mart’ta sandığa gidilecek, bu zulme, yoksulluğa, bu işsizliğe, kalpsizliğe dur denecek. Bir sarı kart, kırmızı kart gösterilecek. Bir kırmızı ışık yakılacak. Artık bunlara bir dur denecek. Eğer bunlara 31 Mart’ta bu güç Cumhur İttifakı’nın gemi azıya almış, gözü dönmüş, seni beni görmeyen ve sadece birilerini kollayan bu Cumhur İttifakı’nın karşısına daha büyük bir güçle, merkezi iktidarı yerelden dengeye getirmezsek, bu iktidarın karşısında daha güçlü bir ittifak oluşturmazsak hepimizin işi zor.

Onun için benim gördüğüm şudur. Hep birlikte daha güçlü bir ittifakı kurmalıyız. O ittifakın adı Cumhur İttifakı’nın karşısında bu sefer millet ittifakı değil. Çok istedik. Çok gayret ettik. Çünkü şunu söyledim. Geçen sefer kıl payı kaçırdığımız Bursa’yı bu sefer alıyoruz ama birlikte olursak seçim yapmaya gerek yok neredeyse, fark o kadar fazla. Balıkesir garanti, Manisa’sı, Denizli’si. Hiçbir büyükşehri de kaybetmeyiz birlikte olsak. Birlikte olalım dedik, hür ve müstakil olacağız dediler. Anlayış gösteriyoruz.

Ama geçen seçimde birlikte olduğumuz iyi insanlar buradan uzaya gitmediler. Bursa’nın sokaklarındalar. Balıkesir’deler. Tekirdağ’dalar, Manisa’dalar, Ordu’da, Erzurum’da, Kayseri’de, Trabzon’dalar. O iyi insanlar. Birlikte olduğumuz sadece sosyal demokratlar değil. Milliyetçi demokratlar yine sandık başındalar. Muhafazakar demokratlar yine sandık başındalar ve saraya da, Bahçeli’ye de itirazı bitmedi onların. Çünkü bu sömürü düzenine karşı hep beraber ayakta durmanın tek kurtuluş olduğunu, aksi taktirde nasıl ezdiklerini, nasıl bitirdiklerini bu ülkeyi nasıl tükettiklerini herkes biliyor.

Bunun için biz iyi insanlarla, biz milliyetçi, muhafazakar demokratlarla, bu ülkede Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Pomak’ı, Boşnak’ı, göçmeni, Arap’ı hep beraber yaşıyor. Hepsinin demokratlarını kucaklıyoruz. Hep birlikte bu ülkede bir başka ittifakın içindeyiz. Bu ittifakın adı bu sefer Türkiye İttifakı. Biz kurduk. Hep birlikte içindeyiz.

Türkiye İttifakının 2 tane rengi var. Partimizin renkleri de öyle ama rengini partimizden almıyor. Türkiye İttifakı rengini işte bu ay yıldızlı al bayraktan alıyor. Türkiye İttifakı. Türkiye İttifakının renkleri bu. Türkiye İttifakı kimden oy ister? Türkiye İttifakı milli takım gol atınca ayağa kim sıçrıyorsa hepsinden oy ister. Türkiye İttifakı Filenin Sultanları dünya şampiyonu oldu ya. Hani İstiklal Marşı çaldı ya. Ay yıldızlı al bayrak gönlere çekildi ya. O sırada hıçkırarak, gözyaşları içinde İstiklal Marşı’nı okudular ya. O sırada kimin gırtlağı düğümlendiyse, hepsinden oy istiyor Türkiye İttifakı.

Türkiye İttifakı öyle çocuklarını bedelli ya da çürük raporu ile askere kaçırıp, sonra kendisi bir üniforma üzerine Cumhurbaşkanlığı forsu dikip, şehit tabutunun başın el koyup siyaset yapanlardan değiliz biz. Biz bu memleket için gerektiğinde ölümü göze alanlardanız. Türkiye İttifakı, Türkiye’nin bütün evlatlarından oy istiyor. Türkiye İttifakı, umutsuz gençlerimizden, işsiz bırakılmış evlatlarımızdan, yoksullaştırılmış köylümüzden, Atatürk’ün ‘Milletin efendisi’ dediği birisinin ‘Al ananı da git’ dediği bütün köylülerden oy istiyor.

Türkiye İttifakı, gözü yaşlı analardan, alın teri ödenmeyen emekçilerden, sokakta terk edilmiş ve maalesef pazar dağılsın diye bekleyip de ezik meyveyi, sebzeyi toplayıp torununa yumurtasız menemen pişirenlerden oy istiyor. Türkiye İttifakı için Bursa’da o ittifakın bayrağının ve renklerinin önünden size söylüyorum. Bu rengi siz söyleyin. Bu renk nedir? Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Kimse korkmasın, biz buradayız. Türkiye Cumhuriyeti’nin yanında ve arkasındayız. Bu ülkede milletin emeğini sömürenlere, birikimlerini çar çur edenlere, yandaşlarına peşkeş çekenlere, bizi üzenlere, ağlatanlara, kahredenlere inat biz santim eğilmedik, ayaktayız.

Bir adım geri atmadık, en öndeyiz. Bir kelime eksik konuşmadık, susmayız. Buradayız, buradayız. Hep beraber 31 Mart’ta Türkiye İttifakı ile beraber hep birlikte ayaktayız. Hep beraber bu seçimleri kazanmaya ant içiyoruz. Ayaktayız, biz kazanıyoruz. Bursa ve Türkiye’yi kazanıyoruz. Ben sadece ve sadece size güveniyor, size inanıyor, sizi alkışlıyorum. Sağ olun, var olun. Şimdi gidin bütün Bursa’da seçimi kazanın. Bu seçimi kazanmaya var mısınız?”

Paylaşın

CHP Lideri Özel: İttifak İçin Elimden Geleni Yaptım

Muğla’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “31 Mart’ta Cumhur İttifakı’nın gücünü dengelemek zorundayız. Onların karşısına bir gücü koymak zorundayız, bunu yerel seçimlerle yapmak zorundayız. O yüzden ben, CHP’nin Genel Başkanı olarak Cumhur İttifakı’nın karşısında en büyük ittifakı aramak için elimden geleni yaptım” dedi ve ekledi:

“Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde bulundum. Borcu borçla çevirenler, gelecek seneden endişe edenler, evladının geleceğinden endişe eden herkese bu iktidara gücünü göstermek zorunda. Her şeye rağmen AKP ve MHP oyları alırsa, kırmızı ışık göstermezlerse 1 Nisan’dan sonra acı reçete geliyor. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’nı dengelemek zorundayız. Ben bunun için elimden geleni yaptım.”

Özel konuşmasının devamında, “Muhalif seçmenin AKP’ye, MHP’ye bakışı değişmedi.O yüzden ben, CHP’nin Genel Başkanı olarak Cumhur İttifakı’nın karşısında en büyük ittifakı aramak için elimden geleni yaptım. Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde bulundum. Birlikte olalım dedim. Büyük bir seçim başarısı yakalamazsak; memuru, işçiyi, emekliyi ezecekler dedim” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Muğla’da partisinin aday tanıtım toplantısında konuştu. Özgür Özel’in konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Osman Başkan’a bir teklifte bulunmaya geldim. Onaylarsanız bir göreve gelecek. CHP çok iyi çalışıyor belediye başkanları ama bunları Türkiye’ye anlatmakta biraz eksik kalıyorlar. Aynın işleri hepsi bir yapıyor ama ortak bir zeminde buluşturmakta eksik kalıyorlar. Birinin bir yerde yaptığını öbürü boşu boşuna masraf edip yine uğraşıyor proje orda hazır.

Biz bugünden sora 1 Nisan’dan itibaren seçilen belediye başkanlarımızı kordine edecek, iyileri birbiriyle buluşturacak, hizmetleri görünür kılacak. Türkiye’ye ‘bakın bu kentleri nasıl güzel yönetiyoruz. Türkiye’yide böyle yönetiriz’ diyecek. Bir yandan da kendi denetiminin yapacak. 3 ayda bir ölçme değerlendirmeyle belediye başkanlarına karnelerini sunacak bir sistem kuralım. CHP belediyelerini koordine eden bir büyük başkanlık. BU konuda sevgili Yılmaz Büyükerşen’e bu yapının genel kooridnatörlüğü görevini vermiştik.

Yılmaz başkanımız güvendiği, başarılı hem belediyeciliği bilecek, hem gençlere öğretecek hem de onları denetleyecek bir yapı oluşturuyoruz. Yılmaz Büyükerşen ile birlikte onun yanın başında Osman Gürün’e bu görevi teklif ediyoruz Bütün Türkiye’deki belediyeleri onlara emanet edeceğiz. Başkanım bu görevi kabul edersen beni çok mutlu edersin

CHP’nin belediye başkanları göreve başladıkları gün bütün belediye başkanlarının malvarlıklarını halka açık şekilde makam odalarının kapısına asacaklar. Adaylarımızın Muğla’yı ranta değil halka açarak yöneteceklerine yürekten inanıyorum. Muğla’yı haramilere değil millete teslim edeceğiz. Burası Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ranta açamadığı, namertte avuç açmayanların iktidarından Muğla’yı talan ettirmeye memur kılınmış birine asla teslim etmeyeceğiz.

AKP’nin her şeye rağmen ranta açamadığı, çevre felaketinde karşısına toplumla birlikte yerel yöneticilerin kol kola girdiği, karnını emeğiyle kazandığı ekmeğiyle doyuranların yaşadığı bir yerdeyiz. İktidarında, Muğla’yı ranta açmaya gönüllü olmuş birine bu şehri teslim etmeyeceğiz

Her emekliye bayramda en az bir asgari ücret ödemesi yapılması lazım. Emekliye bayram ikramiyesini sadece 3 bin lira yaptılar. 18 kiloyu bile emeklinin mutfağından çaldılar. Meclis’i kapatmayalım 3 gün daha çalışalım.

Mehmet Şimşek’in ağzında bir bakla var. Diyor ki ‘1 Nisan’dan sonra sıkı para politikasına geçeceğiz’ bunun emekçiler için anlamı hak edilen zammı almamaktır . Eğer bir şey yapacaksanız 1 Nisan’dan bir gün önce yapacaksınız. 31 Mart’ta sandığa gideceksiniz.

“Muhalif seçmenin AKP’ye, MHP’ye bakışı değişmedi”

Biz 31 Mart’ta tabii ki belediye başkanlarımız için destek istiyoruz. Biz bunun ötesinde biz 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’nın gücünü dengelemek zorundayız. Onların karşısına bir gücü koymak zorundayız, bunu yerel seçimlerle yapmak zorundayız. O yüzden ben, CHP’nin Genel Başkanı olarak Cumhur İttifakı’nın karşısında en büyük ittifakı aramak için elimden geleni yaptım.

Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde bulundum. Borcu borçla çevirenler, gelecek seneden endişe edenler, evladının geleceğinden endişe eden herkese bu iktidara gücünü göstermek zorunda. Her şeye rağmen AKP ve MHP oyları alırsa, kırmızı ışık göstermezlerse 1 Nisan’dan sonra acı reçete geliyor. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’nı dengelemek zorundayız. Ben bunun için elimden geleni yaptım.

Muhalif seçmenin AKP’ye, MHP’ye bakışı değişmedi. O yüzden ben, CHP’nin Genel Başkanı olarak Cumhur İttifakı’nın karşısında en büyük ittifakı aramak için elimden geleni yaptım. Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde bulundum. Birlikte olalım dedim. Büyük bir seçim başarısı yakalamazsak; memuru, işçiyi, emekliyi ezecekler dedim.

Ankara’da bir ittifak geliştiremedik. Seçmen bir yere gitmedi. yöneticilerin fikri değişmiş olabilir saygı duyuyorum. Seçmenin Bahçeli’nin U dönüşüne tepkisi değişmedi. Atatürk sevgisi değişmedi.

Türkiye İttifakı’nda aslan sosyal demokratlar var. Yalnız değiliz milliyetçi, muhafazakar, Kürt demokratlar var. Filenin Sultanları Dünya Şampiyonu olunca gırtlağı düğümlenenler var ya onlar Türkiye İttifakı’dır. Türkiye İttifakı’nın renkleri kırmızı beyazdır. Biz 31 Mart seçimlerini Türkiye İttifakı ile kazanacağız.

Karınca gibi ezdiğin çiftçilerin kardeşleri vardır hepsinin arkasındayız. Yurtdışına gitmek isteyen gençlerimize sesleniyoruz. Kimse enseyi karartmasın. Umut vardır. Biz buradayız hep birlikteyiz ve hiç bir yere gitmiyoruz.”

Paylaşın

Özel’den TRT’ye Sert Tepki: Ölürsem, Cenazeme İstemiyorum

CHP Lideri Özgür Özel, TRT’yi eleştirdiği anda CHP Grup toplantısını canlı veren TRT Haber yayını kesti. Özel, “Ben TRT dediğim anda TRT yayından çıkmış” tepkisini gösterdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, TRT’nin yayına girdiği haberini alınca, bu kurumun partisi ve diğer muhalefet partilerine ayırdığı zaman dikkat çekmeye başladı.

TRT, Özgür Özel daha bu açıklamaya başlamadan yayını kesti. TRT Haber’in sosyal medya hesabından paylaştığı videoya göre TRT, Özel’in konuşmasını 3 dakika 25 saniye yayınladı. TRT Haber, ardından da paylaşımı sosyal medya hesabından kaldırdı.

CHP Lideri Özgür Özel, devamında TRT’yi şöyle eleştirmeye devam etti: “TRT Anayasal bir kurum. TRT Kanunu, Anayasa’ya dayanarak çıkarılmış. Anayasa diyor ki ‘TRT özerktir ve tarafsızdır.’ O tarafsız TRT, Murat Kurum 29 dakika Ekrem İmamoğlu 0, Hamza Dağ 26 dakika Cemil Tugay’a 0, Turgut Altınok’a 17 dakika Mansur Yavaş 0. Yapmış oldukları yayında tarafsız davranacaklarını bu Meclis talimat vermiş.

İşte AKP’nin bir kamu televizyonunu kendi yayın organı haline getirdiğinin göstergesi. 1 Ocak’tan bu yana Recep Tayyip Erdoğan 2 bin 952 dakika bana 43 dakika. Genel Merkez yanarsa haber yapacaklar herhalde. Beni de ölürsem cenaze törenimi verecekler herhalde. Bir gün ölürsem TRT’yi cenazeme istemiyorum.”

Paylaşın