CHP Lideri Özel’den “Kayyım” Açıklaması: Reddediyoruz

CHP Lideri Özgür Özel, Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın yerine kayyım atanmasına ilişkin, “10 yıl önce başlamış ve halen süren bir davası gerekçe gösterilerek kayyım atanmış olmasını reddediyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Yaşananlar, henüz 2 ay önce tecelli etmiş Hakkari halkının iradesini yok saymaktır. Kayyım görevlendirmesi geri çekilmelidir. Demokrasinin ve halk iradesinin yanında, kayyım anlayışının karşısındayız!”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel de Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sadık Akış’ın görevden alınarak yerine kayyım atanmasına sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile tepki gösterdi. Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Hakkari Belediyesi’ne sabah saatlerinde bir operasyon yapılarak, Belediye Başkanının gözaltına alınmasını ve 10 yıl önce başlamış ve halen süren bir davası gerekçe gösterilerek kayyım atanmış olmasını reddediyoruz.

Yaşananlar, henüz 2 ay önce tecelli etmiş Hakkari halkının iradesini yok saymaktır. Kayyım görevlendirmesi geri çekilmelidir. Demokrasinin ve halk iradesinin yanında, kayyım anlayışının karşısındayız!”

Ayrıca CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, “Hakkari Belediyesi Eş Başkanı Akış’ın devam eden bir davası vardır. 5 Haziran 2024 tarihinde dava görülecekti. İş bu karar, mahkeme heyetini, yargılamayı etkileme amacı taşımaktadır” dedi.

Tanal, karara tepkisini “Sormazlar mı Mehmet Sıddık Akış’ın seçime katılma engeli yoktu. YSK onaması ile aday oldu. O günden bugüne ne değişti?” ifadeleriyle devam ettirdi.

CHP, heyet gönderiyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Deniz Yücel, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrasında açıklama yaptı. DEM Partili Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyıma ilişkin konuşan Yücel, CHP heyetinin yarın Hakkari’ye gideceğini söyledi.

“Madem bu belediye başkanı hakkında, iki ay sonra görevden alacak kadar ciddi iddialar vardı adaylığına neden izin verildi?” diye soran Yücel, “Madem bu belediye başkanının adaylığı YSK tarafından onaylandı, sandığa girdi ve seçildi, o halde halkın iradesine neden siyasi bir müdahale yapılıyor? Hakkari’ye kayyum atanması, 31 Mart’ta Hakkarililerin sandığa yansıyan iradesinin gasp edilmesidir” dedi.

“31 Mart’ta vatandaşlarımızın sandığa yansıyan iradeleri, iktidara pek çok konuda mesaj verdi. Bunlardan biri de kayyum atamaları idi. İktidarın bu mesajları hala idrak edemediğini, bu sabah Hakkâri Belediyesi’ne kayyım atanmasından anlıyoruz.

Kayyım uygulaması demokrasiye tahammülsüzlüktür. Kayyum atamak, masumiyet karinesini yok saymak, henüz hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı olmayan seçilmiş Belediye başkanını doğrudan doğruya suçlu ilan etmektir. Biz şüphesiz, Hakkâri halkının iradesinin yanında, kayyım anlayışının karşısındayız.

Bu konu MYK toplantımızda görüşüldü ve MYK görevlendirmesiyle yarın, Genel Başkan yardımcımız Zeliha Aksaz Şahbaz, Antalya Milletvekilimiz Cavit Arı, Bursa Milletvekilimiz Kayıhan Pala ile birlikte yarın Hakkari’ye gideceğiz. Bu antidemokratik uygulama ile ilgili incelemelerde ve temaslarda bulunacağız ve kamuoyunu bilgilendireceğiz.”

Hakkari Belediye Başkanı’nın yerine “kayyım” atandı

DEM Partili Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın gözaltına alınması sonrasında İçişleri Bakanlığı Akış’ın görevden uzaklaştırıldığını ve yerine kayyum atandığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Mehmet Sıddık Akış’ın Anayasa’nın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46’ncı maddeleri uyarınca Hakkari Valisi Ali Çelik, Hakkari Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, Akış’ın “Silahlı terör örgütünü yönetmek, silahlı terör örgütüne üye olmak ve örgüt propagandası yapmak” suçlarından yargılandığı belirtilerek, “Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından” açılan soruşturma kapsamında gözaltına alındığı kaydedildi.

Akış’ın gözaltına alınması sonrasında polis sabah saatlerinde Altay Caddesi’ni giriş ve çıkışlara kapatıp, Hakkari Belediyesi’nde arama başlattı. Bu arada partililer ise belediye binası önünde toplanmaya başladı. Polisin belediyede yaptığı aramaların tamamlanmasının ardından kurum çalışanlarının içeri girmesine izin verildi. Meclis üyeleri ve belediye başkan yardımcılarının ise binaya girmelerine izin verilmedi.

Hakkari Valiliği ise kentte gösteri ve yürüyüşlerin bugünden itibaren 10 günlüğüne yasaklandığını duyurdu.

Paylaşın

Özel’den “Siyasette Normalleşme” Yorumu: Haksızlığa Susmak Değil

Rize’de düzenlenen Çay Mitingi’nde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Biz yerel seçimlerde şunu söylemiştik. Milletin gündeminde olmayan hiçbir konu Özgür Özel’in, CHP’nin gündeminde olmayacak. Asla kısır çekişmelerle, kimlik siyasetiyle, lüzumsuz polemik ve kavgalarla meşgul olmayacağız. Milletin gündeminde ne varsa o bizim gündemimizde olacak. Onu konuşacağız. Onu anlatacağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Müzakereler yapacağız. Eğer sonuç alamazsak sokaklar bizimdir. Meydanlar bizimdir. Sizin sesinizi duyacağız. Sesinizi duyuracağız. Birileri siyasetteki normalleşmeden rahatsızlık duyup eski kavgalı, tartışmalı günleri geri getirmek istiyor ama ben şunu söylüyorum. Normalleşme, muhalefetin dozunu düşürmek değildir. Normalleşme, vatandaşın sorunu görmemek değildir. Haksızlığa susmak değildir. Aksine normalleşme hem müzakere hem de mücadele etmek, sorunu görmek, yapıcı muhalefeti yapmak, gerektiğinde meydanları doldurmak, sesin en gürünü çıkarmaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Rize’de gerçekleştirilen Çay Mitingi’nde konuştu. Özel, konuşmasında şunları söyledi:

“Buradan Sayın Erdoğan’la, kendi memleketinde hakaret etmenin, tartışmanın, onunla kavga etmenin ne bana ne kendisine ne Rize’ye ne de Türkiye’ye faydası var. Ancak ben buradan Sayın Erdoğan’a, kendi memleketinden, AKP’li ve MHP’li, CHP’li, İYİ Partili, her görüşten hemşerisinin sesini duyurmaya, çay üreticisinin sesini duyurmaya geldim. Bu toplantıda Rize’den katılımın yanı sıra Artvin’den, Trabzon’dan, Ordu’dan, Giresun’dan çay üreticileri var. Hepiniz hoş geldiniz. Bu büyük mücadeleye destek olmak, hemşerilerinin yanında olmak için Samsun’dan kalkıp gelenler var. Hoş geldiniz.

İl başkanım Saltuk Deniz’in şahsında tüm illerden gelen sizlerin buraya katılımlarına katkı sağlayan il başkanlarım ve örgütümüze teşekkür ediyorum. CHP olarak burada bulunmamızın en önemli sebebi 31 Mart’ta hep birlikte büyük bir başarı kazandığımız Türkiye ittifakının bize yüklediği sorumluluktur. O yüzden ben Türkiye ittifakının verdiği görev, sorumlulukla buraya geldim. Karşımda sadece CHP’liler yok, tüm görüşten Rizeliler buradalar. Doğu Karadenizliler buradalar. Biz burada Rize ve çay ittifakını görüyoruz. Hepiniz hoş geldiniz.”

Elbette bir sorun varsa oraya gitmek boynumuzun borcu. Ancak buraya sadece bir siyasi partinin lideri olarak değil Atatürk’ün verdiği talimatla uzun yıllar çalışılıp, Çay Kanunu çıkarılıp, İsmet Paşanın titiz emekleriyle ve çayın babası Zihni Derin’in bu topraklara çayı kazandırmasıyla, 100 yıl önce çayı Rize’ye, Doğu Karadeniz’e kazandıran CHP’nin Genel Başkanı olarak geldim. Elbette burada aramızda çok sayıda emekli var.

Geçen hafta emekli mitingindeydik. Dedim ki her yerden geliyorlar ama Rizelilerin haftaya mitingi var. Rize’den gelmese olur dedim. Yine çok sayıda emekli vardı. Ama Rizeli emeklileri çok seviyoruz. Meydanda Türk bayrağının yanında miting bayrakları var. Mitingi bayraklarını gösterin. Üzerinde çayda sömürüye son yazıyor ama aynı zamanda bayrağın kırmızısını, çayın yeşilini, çayın karasını ama Filistin bayrağının rengini taşıyor. Bu tasarım için kendi derdini anlatırken Filistin’i unutmayanlar için emeği geçenlere, il başkanımıza, milletvekilimize yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun ve var olun.

Filistin’i tanıyan ülkeleri arıyoruz, teşekkür yazıları yolluyoruz. Bütün dünyanın Filistin’i tanımasını bekliyoruz. Zulüm dursun diyoruz. İsrail’in yaptığı katliamları, soykırımı bir kez de Rize’den lanetliyoruz. Yıllarca Türkiye’nin tarım ülkesi olmasıyla övündük. Üç tarafı denizlerle çevrili, kendi kendine yetebilen, dört mevsimi yaşayan, topraklarına ne ekersen yüksek verim alınan bir ülke olmakla övündük ve gurur duyduk.

Ancak son yıllarda tarım ülkesi olma vasfını kaybettiğimizi üzülerek takip ediyoruz. Bereketli topraklarımız varken Afrika’da, Venezuela’da toprak kiralayıp tarım yapanlar var. Oysa ülkemizde her yıl Trakya kadar ekilir ve dikilir toprak AKP iktidarı boyunca Hollanda kadar ekilir ve dikilir toprak boş kaldı. Kaybedildi. İşte bu sebeplerle, biz köylünün, çiftçinin, tarımda çalışanların haklarını korurken, bu ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün köylü milletin efendisidir sözünü hiç unutmuyoruz.

Kendi ürünümüzü 1 liraya alıp uluslararası şirketlerin 10 liraya bize sattığı bu düzenden rahatsızız. 2003 yılında çiftçi kayıt sisteminde, 2,8 milyon çiftçi kayıtlıyken 20 yıl sonra 2,3 milyon çiftçiye düştü. 20 yılda nüfus 20 milyon artarken 500 bin çiftçiyi kaybettik. 20 milyon ton buğday üretimi varken 2002 yılında, 20 yıl sonra aynı miktarda buğday üretimi. Tarihimizde en fazla et ithalatı bu iktidar döneminde yapıldı. 22 yılda 356 bin ton et ithalatına, 1,8 milyar dolar para ayrıldı.

Son 1 yılda küçük baş hayvan sayımız 4 milyon azaldı. 2023 yılında küçülen, daralan tek sektör tarım sektörü oldu. Çiftçilerimizin bankalara olan borçları bir yılda yüzde 88 arttı. Yine çiftçilerimizin artan borcunun toplamı 652 milyar liraya ulaştı. Ülkemizde çiftçilerin yaş ortalaması yükseliyor. Çiftçilerin yaş ortalaması 58. Her dört genç çiftçiden üçü en kısa zamanda tarımı bırakmak ve başka işlerle uğraşmak istediğini söylüyorlar. Bir ülke için beka sorunu o mudur, bu mudur demeye gerek yok. Eğer bir ülkede çiftçilerin yaş ortalaması 58 olduysa dört gençten üçü yurt dışına gitmeyi hayal ediyorsa dört çiftçiden üçü tarım yapmak istemiyorsa işte o ülke için gerçek beka sorunu budur.

Çay üreticisinin özel sorunlarına değineceğim ama öncesinde tarımda çiftçilerimize neleri yapmamız gerektiğini, neleri önerdiğimizi söylemeliyim. CHP, sadece sorunu gören, duyan, söyleyen değil çözümlerini anlatan, nasıl çözüleceğine öneriler sunan bir partidir. Çiftçilerimizin sorunlarını çözmek için önce kanuna uyacağız. 2006 yılında kanun çıktı. Çiftçilere gayri safi milli hasılanın yüzde 1’i kadar destekleme verilecekti. Peki hiç verildi mi? Hiç verilmedi. Ne kadar veriliyor. Binde 2. Öyle olunca toplamda 853 milyar lira alacağınız var devletten. Bu sene yüzde 1 verilecek olsa, alınacak para 410 milyar lirayken, bu parayı sizlere, çay ve fındık üreticilerine, bizi doyuranlara ödemek yerine çetelere, müteahhitlere, zenginlere verenlere yazıklar olsun.

Hangi ürüne ne destek verileceği bir yıl önceden ilan edilmelidir. Çiftçi ne ekip biçeceğine ona göre karar vermelidir. Ayrıca bu ürünlerden destek verilen, üretilmesi istenenler için yüksek primli teşvik sistemi oluşturulmalıdır. Sulamada kullanılan elektrik borçları, hemen ve bugün değil ürün satılınca ödenebilmelidir. Çiftçimizin banka borçlarının faizleri tamamen silinip bir kereye mahsus hem tarım borçları, tarım kredisi borçları hem yüksek faizli diğer borçlar hem de kredi kartı borçlarının faizi silinmeli ve ana para beş yıla bölünmelidir. Çiftçinin elinde kalan ürünler devlet tarafından mutlaka alınmalı, gıda enflasyonunu düşürmek için üretici fiyatını düşürmek yerine üretim maliyetlerini düşürmek ve çiftçilerin çektikleri sıkıntıları bitirmek gerekir.

Şimdi çaya gelince. CHP’nin bugün Rize meydanında yapmış olduğu bu çay mitingi 100 yıllık bir yürüyüşün geldiği bir noktadır. 100 yıldır buralarda çay tarımı yapılmaktadır. Ancak Türkiye çay tüketiminde birinci sıradayken, çay üretiminde beşinci sıradadır. Sadece çay ithalatını denetleyerek, sınırlandırarak, kaçak çaya engel olarak sizin sıkıntılarınız çözülebilir. Çare buradadır. 1,5 milyon insan, 210 bin aile çayla geçiniyor.

Maalesef, bugün en büyük sıkıntı Cumhuriyet tarihi boyunca en kötü durum buradadır. Bir çay fiyatı açıkladılar. Kim açıklar çay fiyatını? Bakanlar açıklar. Başbakan açıklar. Şimdi bakan yok, başbakan yok. Hükümetin başı gelir açıklar. Senelerce tütün fiyatı memleketim Manisa Akhisar’da açıkladı. Üretici fiyatı beğenirse kasketi havaya atardı. Gazeteler yazardı. Fiyat güzel, kasket havada. Fiyat beğenilmezse kasketi alırdı, yere çalardı. Tütün fiyatı kötü, kasketler yerde. Şimdi hadi bakalım gelin açıklayın. Ortada kimse yok.

Çay fiyatını açıklamayan bir Tarım Bakanı, çay fiyatını açıklamayan hükümetin başkanı, Cumhurbaşkanı olur mu? Çayı niye tweet atarak fiyat açıklıyorsunuz? Gelin Rizelinin gözüne bakın. 17 lirayı söyleyin. Bakalım kasketler nasıl yere çalınıyor. Yazıklar olsun. 17 lira çay fiyatını açıklamaya utanıp, tweet attırıyorlar. 2 lira da destekleme var diyor. Seneye, martta ve nisanda, bugün gübre kaç para? Nisanda kaç para olacak? O yüzden o 2 lira da bugünün 2 lirası değil ha. Bir sene sonrasının 2 lirası neredeyse. 17 lira ile geçim olur mu? 17 lira ev döner mi, geçinilir mi, borçlar ödenir mi, bu iş yapılır mı? Bu 17 liralık yaş çay alım fiyatını kabul etmiyoruz. Reddediyoruz. Sadece maliyetleri bile karşılamıyor.

Bakın bugün kalktım gittim. Gündoğdu’daydık. Çay bahçesine girdim. Öğrendim. Makasla kestim. Baktım, bu güneşte, bu uğraş. Dediler ki bir de bunun yağmuru, ayazı, soğuğu var. Bu kadar alın teri ile bu kadar emekle üretilen çaya verilen bu fiyat çay üreticisine sen artık bu işi yapma, iflas et, sen aradan çekil, biz zenginlerle yürüyeceğiz demektir. Bunu kabul etmiyoruz.

Bakın orada bir amca dedi ki bana, eskiden bir kilo çay satardık, bir kilo zeytin alırdık. Doğru mu? Bakın Türkiye duyun bu sesi. Eskiden bir kilo çay satardık, bir kilo zeytin alırdık. Şimdi zeytinin kilosu 300 lira. Bir kilo çay 17 lira. Bir kilo çay ile 100 gram zeytin alamıyorsunuz artık. Geldiğimiz nokta budur. Duyun bu sesi. Bakın bir kilo çay, iki ekmek almıyor. Ekmek 10 lira. Gerçi burada 12,5 yapmışlar, sonra geri almışlar. Yahu arkadaş bu nasıl iş? Türkiye’nin en pahalı ekmeği Rize’de. Türkiye’nin en pahalı ulaşımı Rize’de. Her şeyin pahalısı Rize’de. Çaya para vermeye gelince 17 lira. Olmaz. Çay-Kur’u Varlık Fonuna devrettiler.

Çay-Kur Sayıştay Raporlarına göre 5 milyar lira zarar ediyor. Bu zarar kimden çıkıyor? Çay üreticisinden, Çay-Kur emekçisinden çıkıyor. Ülkemizin önemli bir çay üreticisi olmasına rağmen AKP döneminde maalesef ithalattan vazgeçilmedi. 2006 yılından bugüne kadar 477 milyon dolar yani 17 milyar liralık çay ithal edilmiş. 17 milyar lira. İthale vermek yerine Rizeli, Artvinli, Trabzonlu, Ordulu, Giresunlu çay üreticisine verilseydi, bugünlere gelmezdik. Gerçekten geçmişte çayın satıp araba alanlar, çayı satıp çocuk evlendirenler, çayı satıp düğün yapanlar şimdi çayı satıp borçlarını ödeyemiyorlar. Böyle düzene yazıklar olsun. İsyan ediyoruz.

Büyük derdi olanlar var. Çay-Kur’da çalışan işçiler var. 11 bin Çay-Kur işçisi var. Çay-Kur işçileri artık altı ay çalışıp altı ay boş kalmak istemiyorlar. Çay-Kur işçileri artık enflasyonun altında zam ala ala, sendikaları o pazarlıkları, o savunmaları yeterince güçlü yapmadı. Maaşlar eridi. Çay-Kur işçisi 20 yıl önce asgari ücretin 4,5 katını alıyorken bugün 1,5 asgari ücrete gerilediler. Bir gerçek var. Gerçek şu, 1,5 asgari ücret iyiymiş demeyin. Altı ay var, altı ay yok. Böylelikle Çay-Kur işçisi asgari ücretin de altında çalışıyor. Ayrıca Çay-Kur işçisinin artık kadro talebi var. Çay-Kur işçisine kadroyu verin. 12 ay maaş almalarını sağlayın. Onlar boş oturmak değil çalışmak, üretmek ve kazanmak, kazandırmak istiyorlar.

Şimdi geldik çay üreticisinin sorunları nasıl çözülecek demeye. Bunun birincisi, bir Çay Kanunu mutlaka çıkarılmalıdır. Ancak bu kanunun hükümetin bir 1,5 yıl önce getirdiği çay üreticisini perişan eden, tamamen özel sektörün eline teslim eden, uluslararası çay tekellerinin topraklarımızda egemenlik kurmasını sağlayacak bir teklif olmamalıdır. Biz, geçmişte sizin hemşeriniz, İstanbul Milletvekilimiz Mehmet Bekaroğlu ile bu dönem sizin evladınız, bizim abimiz Tahsin Ocaklı ile dört başı mamur bir çay teklifi verdik.

Teklife evet dediğinde işçinin de üreticinin de sorunu çözülüyor. Rize’nin yüzü gülüyor. Trabzon’un da Artvin’in de. Nerede çay üreten varsa yüzü gülüyor. Tahsin Bey önerdi ve verdi. Maalesef, AKP ve MHP oyları ile reddedildi. Tahsin Bey öneriyi bir daha verin. Hemşerileriniz için verin. Buradan Sayın Bahçeli’ye, Sayın Erdoğan’a, Rize’nin bütün milletvekillerine, Karadeniz vekillerine sesleniyoruz. Önergeyi vereceğiz. Gözünüzün içine bakacağız. Rize’yi unutmayın. Kaldırın elleri. Çay üreticisi elini uzatıyor. Bu eli havada bırakmayın. Bu eli boşta bırakmayın. Tutun elimizi. Tutun. Önergeyi reddetmeyin. İki kez önerge reddedildi.

Her yıl üretim maliyetlerinin üzerine mutlaka hakkaniyetli bir kar oranı konularak, taban fiyat erkenden açıklanmalıdır. Ayrıca organik çay üreticisinin taban fiyatı da açıklanan fiyatın en az iki katı olmalı, erkenden açıklanmalıdır. Efendim önce satılsın, fiyat oluşsun, sonra verelim değil. Organik çay desteklenmeli, fiyatı bir an önce açıklanmalıdır. Milli ürünümüz çaya yönelik özellikle gübre olmak üzere desteklenme oranları artırılmalı. Çay üreticisine söz verilen banka promosyon ödemelerine derhal başlanmalı. Çay bahçelerinde verimliliğin artması için, düşük verimlilikle mücadele yapılmalı. Ürün çeşidi artırılmalı. Yurda kaçak yollarla gelen çaylar engellenmelidir.

Buradan hatırlayalım. Ne diyordu Kemal Bey? Kaçak çayları getireceğim, Rize meydanında yakacağım. CHP’yi iktidara taşıyacağız. Kaçak çayları buraya getireceğiz. Çayları yakmaya Kemal Beyi de davet edeceğiz. Kemal Beyin sözü partimizin sözüdür. Eninde sonunda o işi yapacağız. Hammadde alımında kalite kontrol noktalarında yeterli çay eksperi, ziraat mühendisi bulunmalıdır. İş bilmezlerin eline güzelim çay üreticisinin emeği terk edilmemelidir. Çay kooperatifleri güçlendirilmelidir. Hem mevsimlik işçilere kadro verilmeli, hem çay üreticisinin örgütlenmesinin önüne geçen sendikal hakları mahkeme kararı ile iptal edilmemeli. Üretici sendikasına izin verilmelidir.

Bir önemli şikayeti de bugün duydum. Fotoğraflar gösterdiler. Rize’de 160’a yakın özel fabrika var. Bunların pek azının bacasında filtre var. Yani kurum çıkıyor. Ne yapıyorlar, çayın parasını onlar kazanıyor, karasını Rize’nin üstüne saçıyorlar. Buradan hepsine sesleniyorum. Ama öncelikle ilgili bakanlıklara sesleniyorum. Bu fabrikaların bacalarına filtre takılacak. Bunu ilgili bakanlık mutlaka denetlemelidir. Nasıl insanlarsınız? Parayı kazanıyorlar. Saçıyorlar. Rize’yi hasta ediyorlar. Sayın Bakan bu işin peşini bırakmam. O filtreler takılacak.

Denetim yapılacak. Rizeliler artık o kötü kurumu solumayacaklar. Sadece çay için değil. Bölgede en önemli sıkıntılardan bir tanesi fındık üreticisinin sorunları. Türkiye yüzde 70’ini üretiyor ama parayı çok uluslular kazanıyor. İhracat gelirimiz 2 milyar dolar civarında. Maliyetler her gün artıyor. Biz fındığın sorunlarını biliyoruz. Fındıkla ilgili sakın çayda yapılanları yapmaya kalkmayın diye uyarıyoruz. Karadeniz’i, batısından, ortasından, doğusuna yalnız bırakmamaya, Karadeniz’le birlikte olmaya söz veriyoruz. Hep burada olacağız. Hep yanınızda olacağız. Bugün Rize’ye geldik. Sizi duyduk. Sesinizi duyurduk. Bundan sonra hep birlikte olacağız.

Bugün burada olan sosyal demokratlara, muhafazakar demokratlara, Rize’nin bütün demokratlarına teşekkür ediyorum. Artık çayın baş tacı olduğu günleri görmek istiyorum. Tabutun içinde yaş çay üreticinin, üreticinin tabutuna çivi çakıldığını görmek istemiyoruz. Artık yüzümüz gülsün, Rize’nin yüzü gülsün istiyoruz. Rize’deki AKP’liler, MHP’liler… Alın terinin partisi olmaz. Alın terinin rengi olmaz. Alnınızın teri kutsaldır. Alın terinin karşılığını vermek devletin boynunun borcudur. Buradan gerçek ve doğru çay fiyatını 31 Mart seçimlerinden önce Pazar’da 25 lira olması gerektiğini söylemiştim. Buradan çağrımı tekrarlıyorum.

“Mücadele edeceğiz ve biz kazanacağız”

17 liralık fiyatın üzerine 8 lira desteklenme verilmeli. Bu para en geç ağustos ayının sonunda ödenmelidir. Buradan sesimizi duyuralım. Ne kadar istiyoruz? 25 lira çay fiyatı olmalıdır. Açıklanan 17 liranın üstüne 8 lira prim ağustos ayında yatmalıdır. Okullar açılmadan, çocuklar dershaneye yazılmadan, üniversiteye gitmeden, kış gelmeden, bugüne kadar verdiğimiz çayın da bundan sonra vereceğimiz çayın da farkını istiyoruz.

Rize’nin güzel insanları bir güçlü alkışı kendinize yapar mısınız? Bundan sonra sizlerle olmaya, derdinizi dile getirmeye, mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Çay Üreticileri Derneğine teşekkür ediyorum. Sendikalara teşekkür ediyorum. Ayrıca kadro peşinde olan Çay-Kur emekçilerine teşekkür ediyorum. Biraz önce beni karşılayan geçmişteki ittifak ortaklarımıza, ilçe başkanlarımıza, Demokrat Parti, Gelecek Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi’ne teşekkür ediyorum. Hepinizi çok seviyorum. Şuna inanın; Mücadele edeceğiz ve biz kazanacağız.”

Paylaşın

Özgür Özel, Selahattin Demirtaş’ı Ziyaret Edecek

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret edecek. Kemal Kılıçdaroğlu da yakın zamanda Selahattin Demirtaş ve Adnan Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etmişti.

Medyascope’den Ferit Aslan’ın haberine göre, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kobani davası kararlarının ardından yaptığı ve verilen cezaların siyasi olduğunu söylediği açıklamasının ardından Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş ile Figen Yüksekdağ’ın eşi Sedat Şenoğlu’nu telefon ile aradı.

Özgür Özel, 4 Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ziyaret edecek. Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da yakın zamanda Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etmişti.

Paylaşın

Yeni Anayasa Tartışmaları: Özel’den ‘Önce Var Olana Uyun’ Mesajı

İktidarın yeni Anayasa çağrılarına ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Özgür Özel, “Türkiye’de yürürlükte bir anayasa var. Beğenelim, beğenmeyelim. Bu anayasanın bir maddesine sen, bir maddesine ben, bir maddesine öbürü uymazsa devlet düzeni ortadan kalkar” dedi ve ekledi:

“Ve siz devletin başı olarak anayasayı çiğnemeye başlarsanız insanların anayasaya sadık olmasını ve anayasadan kaynaklı sizin yetkilerinize saygı duymasını bekleyemezsiniz. Bu yüzden benim temel beklentim anayasaya uyum. Bunun içinde Gezi de var, Can Atalay’ın Meclis’e yeniden dönmesi de var, Taksim’in açılması da var, AYM ve AİHM kararına uyulması da var. Anayasa mahkemesi üyelerinin biri hariç Erdoğan tarafından atandı. Buna rağmen AYM dur dediğinde durmayan bir iktidar çılgınlığı var. Bu olabilecek şey değil.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Halk Tv”de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

Sorunuzdan bağımsız Türkiye’nin normalleşmesi ve Türkiye’deki insanların biraz daha mutlu olabilmeleri için Vera’nın babasına, Mine Özerden’in yaşlı annesine, Gezi’deki herkesin sevdiklerine, sevdiklerinin onlara kavuşmasını inanılmaz önemsiyorum. Buna vesile olabilirsek çok mutlu olurum ama bunun dışında Türkiye için şöyle bir önemi de var: Gezi’deki arkadaşlarımız burada tutuklu, AKP-MHP Türk heyeti de Avrupa Konseyi’nde tutuklu.

Odasından çıkıyor, dolaşıyor, görüşüyorlar ama her seferinde önlerine Kavala davası geliyor. Çünkü Strazburg’daki bir diğer binada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var ve o binada alınan kararlara Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi Türkiye uymuyor. Bu kabul edilecek bir şey değil. Ve bu Türkiye’nin hem dış politikada, hem ekonomide fevkalade önünü kapatan bir durum. Bu konuda Türkiye’nin hızla demokratikleşmesi lazım.

“Hançer” polemiği

O değerlendirmelerin çok önemli bir kısmını hiç üstüme almadım, hançer mançer. Biz hançer bahsini sayın genel başkanla kurultayda kapattık. Ben bu partide kimsede hançer olmadığını ifade etmiştim. Ve sayın genel başkana yönelik olarak da ne kendime ne siyasi bir arkadaşıma bunu yakıştırmam. Ama şöyle bir gerçek var: Tabii çok farklı değerlendirmeler oluyor.

Hz. Ali filan, hançeri de bazı siyasetçiler üzerinden değerlendiriliyor. Ben genel başkanın böyle bir kastı olmadığını düşünüyorum. Ve CHP’de ne genel başkan ne herhangi birimiz meseleye bu boyutuyla bakmıyor, sosyal demokrat bir partide. Hançer demokrasiye ait bir enstrüman değil. Demokraside itiraz edersiniz, kabul olmazsa daha kuvvetli itiraz edersiniz. Ayrılıklar olabilir, yarışlar olabilir ama en sonunda biz Atatürk’ün kurduğu bir partide aynı partinin evlatlarıyız.

O yüzden kimsenin kimseye böyle demokrasi dışında bir şey yapmasına geçmişte genel başkan izin vermezdi, bugün de ben izin vermem. CHP genel başkanlarının böyle bir sorumluluğu var. Ben izlemedim, ama Kemal Bey çok gergin ve sinirliydi gibi değerlendirmeler geldi. Burada da beni kastetmediği çok açık. Bunu en iyi genel başkan bilir. Ama kimi kastettiği konusunda bir fikrim yok. Bu Kemal Bey’in açıklığa kavuşturması gereken bir husus.

Eğitim müfredatına tepki

Özel, yeni müfredata ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: Bu eğitim sistemiyle bu ülke hiçbir yere gitmez. Milli Eğitim’e müfredat yapmak ülkeye anayasa yapmaktan daha kritik tek iştir. Çünkü o müfredatla yetişen gençler gelecekte anayasaya sahip çıkacaklar ya da yeni bir anayasa yapacaklar veya anayasayı kaldırıp atıp anayasaya karşı suç işleyecekler.

Ülkenin geleceğini yetiştiriyorsunuz ve burada bir mutabakat aramıyorsunuz. Almanların en büyük başarıları, eğitim sistemleri üzerindeki ulusal mutabakattır. Ben altı yıl Alman hocalarla büyüdüm. Onlardan ders aldım, Bornova Anadolu Lisesi’nde. Ve Alman eğitim sistemini gayet yakından tanırım. Alman eğitim sistemi yıllardır üzerinde tam bir mutabakat olan ve sağcısıyla solcusuyla, Hıristiyan demokratıyla, sosyal demokratıyla üzerinde mutabık olmadan değişiklik yapılmayan ve hep iyiye evrilen bir eğitim sistemleri var.

Ve ihtiyaca göre eğitim sistemleri var. Böyle bir eğitim sistemini bir siyasi parti bir siyasi perspektifle oluşturamaz. Eğer bizimki gibi eğitim sistemi yaparsan ülkenin geliri 10 bin dolar olur. Senin ülkenin başbakanı, dünyanın en pahalı limuzin Mercedes’inden on tane üretilmiş, ikisini alır biner. Öbür tarafın milli geliri 60 bin olur, o Mercedes’i de onlar üretir sana satar. Aradaki fark bu.

Bindiğim Mercedes’i Almanlar üretsin, ben bineyim, halkım fakir olsun diyorsan bu eğitim sistemi. Yok Mercedes’i, bu arabaları biz üretelim, dünyaya satalım; cep telefonlarını biz üretelim dünyaya satalım ve biz bugünkünden altı kat zengin olalım diye düşünüyorsak o zaman eğitim sistemini hep birlikte ve çağdaş, bilimsel bir eğitim sistemine kavuşturmamız lazım.

“Anketlerde hâlâ CHP birinci parti”

Sokakta olan duygu CHP’ye güç veriyor. CHP eğer yüzde 38’i doğru okumaz, genel başkanın zaferi ya da iyi adayların zaferi diye yorumlarsa yüzde 25’e geri döneriz. Oysa şu anda bize yüzde 38 oy veren Türkiye ittifakında CHP’nin kemik oylarının çok ötesinde, hatta kemik oyların yarısı kadar daha oy var. Oradaki duygu, “İyi ki oy vermişiz, şımarmadılar, küstahlık yapmadılar, zafer sarhoşluğuna kapılmadılar ve çok dikkatliler” şeklinde. Bu duygu bize verilen kredinin sürmesini sağlıyor. O yüzden bir yerel seçim sonrası bütün anketlerde hâlâ CHP birinci parti.

Yeni Anayasa tartışmaları

Türkiye’de yürürlükte bir anayasa var. Beğenelim, beğenmeyelim. Bu anayasanın bir maddesine sen, bir maddesine ben, bir maddesine öbürü uymazsa devlet düzeni ortadan kalkar. Ve siz devletin başı olarak anayasayı çiğnemeye başlarsanız insanların anayasaya sadık olmasını ve anayasadan kaynaklı sizin yetkilerinize saygı duymasını bekleyemezsiniz.

Bu yüzden benim temel beklentim anayasaya uyum. Bunun içinde Gezi de var, Can Atalay’ın Meclis’e yeniden dönmesi de var, Taksim’in açılması da var, AYM ve AİHM kararına uyulması da var. Anayasa mahkemesi üyelerinin biri hariç Erdoğan tarafından atandı. Buna rağmen AYM dur dediğinde durmayan bir iktidar çılgınlığı var. Bu olabilecek şey değil.

Paylaşın

Erdoğan – Özel Ne Zaman Görüşecek? Tarih Verildi

CHP lideri Özgür Özel’e iade-i ziyaret  tarihine ilişkin açıklamada bulunan Erdoğan, Özel’i 9 Haziran’dan sonra ziyaret edeceğini ifade etti. Erdoğan ile Özel 2 Mayıs’ta AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya gelmişti.

Haber Merkezi / Partisinin grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’e yapacağı iade-i ziyaretin tarihine ilişkin konuşu. Erdoğan, Özgür Özel’i 9 Haziran’dan sonra ziyaret edeceğini ifade etti.

Erdoğan, “İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile görüşecek misiniz?” sorusuna ise “Görüşmemek için hiçbir neden, sebep yoktur” şeklinde yanıt verdi.

Ne olmuştu?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2 Mayıs’ta AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya gelmişti. Görüşme 1 saat 35 dakika sürmüştü.

Görüşmede, CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Namık Tan ile AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş da yer almıştı. Erdoğan ile Özel görüşmesi sonrası basın mensuplarına açıklama yapılmamıştı.

Erdoğan ile Özel’in görüşmesine boş koltuk damgasını vurmuştu. Erdoğan, Özel ile görüşme esnasında Özel’in karşısında değil de ortada ve daha farklı bir koltukta oturması akıllara “Erdoğan eşit değiliz imajı mı yaratmak istiyor?” sorusunu gündeme getirmişti.

AK Parti, boş koltuğun özel bir anlam ifade etmediği, oda düzeninden kaynaklandığı, diğer liderlerle veya konuklarla yapılan görüşmelerdeki protokolün uygulandığı vurgulamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a dönerek, en kısa sürede CHP Genel Merkezi’ne iade-i ziyaret gerektiğini söylemişti. Özel, bu ziyaretten memnun olacağını ifade etmişti.

31 Mart seçimlerinde CHP’nin çok sayıda büyükşehir ve belediyelerine yenilerini eklemesinin ardından Özel verdiği demeçlerde Erdoğan ile görüşebileceğini aktarmıştı.

Erdoğan ile Özel, 23 Nisan’da TBMM’de düzenlenen resepsiyonda başka diğer siyasi partilerin de olduğu ortamda ilk kez bir araya gelmiş ve kısa bir görüşmenin ardından özel kalemlerin buluşma tarihi belirleyeceği duyurulmuştu.

Paylaşın

Yeni Anayasa Tartışmaları: CHP Kapıları Kapattı

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 27 Mayıs’ta Türkiye Yüzyılı Anayasası Sivil Anayasa Güçlü Türkiye Sempozyumu’nda yaptığı, “Mevcut Anayasa ile devam edemeyiz” açıklaması CHP PM’nin gündemine geldi.

Edinilen bilgiye göre, “Bizim mevcut anayasaya uyulmadığı ve yargıya müdahaleler sürdüğü konusundaki eleştirilerimizde hiçbir değişiklik yok” yorumunu yapan CHP PM üyeleri, AK Parti ile Anayasa değişikliği konusunda yan yana duramayacaklarını söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 26 Mayıs’ta düzenlenen Büyük Emekli Mitingi’nin ardından gerçekleştirilen Parti Meclisi toplantısında, “Normalleşme” süreci, mitingler, tüzük değişikliği ve yeni anayasa tartışmaları ele alındı.

CHP Lideri Özel’in kurmaylarına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yle gerçekleştirdiği görüşmeler detaylarını paylaştı. Liderler arasındaki zirvelerin, “Yumuşama” ve “Normalleşme” kelimeleriyle tanımlanmaması gerektiğini ifade eden CHP yetkilileri, “Amacımız kutuplaşmayı azaltmak. Bu bir kutuplaşmayı azaltma sürecidir” dedi.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin haberine göre, CHP’nin, toplumsal sorunlarla ilgili sözünü en sert şekilde söylemeye devam edeceğini kaydeden parti yetkilileri, “Öğretmenler ve emekliler ile bir araya geldik. Siyasi iktidarın politikaları nedeniyle mağdur olan, dezavantajlı pozisyona düşen tüm kesimlerle bir araya olmaya, gücümüzü birleştirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 27 Mayıs’ta Türkiye Yüzyılı Anayasası Sivil Anayasa Güçlü Türkiye Sempozyumu’nda yaptığı, “Mevcut Anayasa ile devam edemeyiz” açıklaması da CHP PM’nin gündemine geldi. Edinilen bilgiye göre, “Bizim mevcut anayasaya uyulmadığı ve yargıya müdahaleler sürdüğü konusundaki eleştirilerimizde hiçbir değişiklik yok” yorumunu yapan CHP PM üyeleri, AK Parti ile Anayasa değişikliği konusunda yan yana duramayacaklarını söyledi.

CHP’de 31 Mart Yerel Seçimleri sürecinde parti aleyhine çalışan üyelerin raporlanma sürecinde sona gelindiği de öğrenildi. Parti kaynakları, CHP üyesi olmasına karşın rakip aday adına çalışan üyelerin kesin ihraç istemiyle disipline sevk edileceğini bildirdi. Bu kapsamda genel merkeze gelen bilgilendirmeleri inceleyeceklerini söyleyen CHP yetkilileri, parti aleyhine çalıştığı net şekilde tespit edilen kişi sayısının 800’e yakın olduğunu belirtti.

“Kimse kimseyi kandırmasın”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis’te düzenlenen grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel, toplantı öncesi, İYİ Parti’den istifa ederek CHP’ye geçen Prof. Dr. Taner Demirer’e parti rozetini taktı.

AK Parti’nin hazırlığını sürdürdüğü sokak hayvanlarına yönelik düzenlemeyle ilgili konuşan Özgür Özel, “Bakım evine alacağız 30 günde sahiplenen olmazsa öldüreceğiz diyorlar. Bir eczacı olarak ötenazi ilacının maliyetini de biliyorum. Kısırlaştırmadan da pahalı bu rakam. Kimse kimseyi kandırmasın. Burada bir anlayış ve bilgisizlik yoksa inanılmaz bir vicdansızlık var” diye konuştu.

Geçtiğimiz pazar günü Ankara’da düzenlenen Emekli Mitingi hakkında değerlendirmelerde bulunan Özel, “Bu ülkeyi bugünlere getirenlere selam olsun. Yanınızdayız, arkanızdayız. Birinci parti olmanın sorumluluğuyla birlikte yürüyoruz. Emeklilerle bu sorunu gündemde tutmaya onların hakkını söke söke almaya devam edeceğiz” ifadelerine kullandı.

Paylaşın

CHP Sözcüsü Yücel’den Erdoğan’a ‘Yeni Anayasa’ Tepkisi

Erdoğan’ın ‘yeni anayasa’ söylemlerine ilişkin açıklamada bulunan CHP Sözcüsü Deniz Yücel, “‘Türkiye Yüzyılı Anayasası’ diye bir anayasa olmaz! ‘Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ olur!” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından Türkiye Yüzyılı Anayasası Sivil Anayasa Güçlü Türkiye Sempozyumu’ndan fotoğraflar paylaşarak şu ifadeleri kullandı:

“Yeni Türkiye’nin sembollerinden olan Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenen Sivil Anayasa, Güçlü Türkiye Sempozyumu’nun demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Kıymetli fikirleriyle sempozyuma katkı veren hocalarımıza ve hukukçularımıza teşekkür ediyorum.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Deniz Yücel’de sosyal medya hesabından Erdoğan’ın paylaşımını alıntılayarak şu ifadeleri kullandı:

“Yassı Ada’nın adını ‘Demokrasi ve Özgürlükler Adası’ olarak değiştirmekle ülkeye demokrasi ya da özgürlük gelmiyor Sayın Erdoğan. AKP döneminde Yassı Ada’nın adı değiştirildikten sonra adada yapılan ilk işlem, imar düzenlemesi oldu. Yargılamaların yapıldığı spor salonu, Adnan Menderes’in kaldığı oda dahi yıkıldı.

Ada beton cehennemine çevrildi. Yani betonlaşmaya özgürlük getirdiler. Sayın Erdoğan ‘Anayasa normlar hiyerarşisinin tepesinde yer alır’ diyor. Çok doğru. Ama lafla peynir gemisi yürümez. Kendilerinin onlarca maddesini değiştirdikleri mevcut Anayasa’yı dahi uygulamayanların, yeni, daha demokratik bir anayasa yapımında samimi olmaları düşünülemez.

Sayın Erdoğan, her 27 Mayıs’ta Adnan Menderes ve arkadaşlarının hatırasını sömürerek demokrasi dersi vereceğinize, önce Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasının önünü açın. Ayrıca, ‘Türkiye Yüzyılı Anayasası’ diye bir anayasa olmaz. ‘Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ olur.”

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, Türkiye Yüzyılı Anayasası Sivil Anayasa Güçlü Türkiye Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullanmıştı:

“Yeni anayasa ile tüm bu kazanımları daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz. Yeni anayasaya ülkemizin neden lüzum duyduğunu aktardık. 1921 ve 1924 anayasalarını dışarıda bırakırsak bütün anayasalarımız vesayetçilerin direktifiyle yapılıp halka empoze edildi. Anayasalarımız içinde vesayetin en fazla nüfuz ettiği 1961 anayasasıdır. 61 Anayasası ve 82 Anayasası’nın hazırlanma sürecinde milletin iradesi tecelli etmedi.

Çerçevesini darbecilerin çizdiği dili sorunlu mevcut anayasa ile yola devam edemeyiz. Türk demokrasisi yeni ve sivil anayasa yapacak güce sahiptir. Artık yeni bir anayasa kaçınılmazdır. Mevcut anayasa siyasete güveni zedeliyor. Yapıcı ve uzlaşmacı tavrımızı koruyacağız. Muhalefetteki muhataplarımızın da bu istekte ısrarcı olmayacağını düşünüyorum.”

Paylaşın

Özel’den “Gezi Davası” Çağrısı: Esaret Son Bulmalı

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Gezi Parkı’nda ağaç katliamına karşı insanların toplumsal duyarlılıkla bir araya gelmesiyle başlayan Gezi Parkı eylemlerinin 11. yıldönümündeyiz. Buradan Gezi’yi selamlıyorum” dedi ve ekledi:

“Türkiye’nin tüm illerinde yaşanan gösteriler, siyasi iradenin orantısız güç kullanmasıyla maalesef acıya dönüşmüştür. Yaşamını yitirenlerin önünde saygıyla eğiliyoruz. Hepsinin ailesi ailemizdir. 90 kişi kafa travması geçirmiş, 10 kişi gözlerini kaybetmiştir Gezi eylemlerinde. Gezi, Türkiye’nin birbirini en çok seven ailesidir. Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çiğdem Mater ve Osman Kavala tutuklu durumdadır.”

Özel konuşmasının devamında, Sayın Bahçeli ile yaptığım görüşmede de söyledim. Hak ihlali vardır ve arkadaşlarımızın içerde tutulması Anayasa’nın ihlalidir. Ailelerine yaşatılan büyük bir travmadır. Sayın Erdoğan’a da ilettiğim belgeyi buradan da paylaşmak isterim. Sayın Bahçeli, ‘Gezi’ye hassasiyet, toplumun hassasiyetleri, Erdoğan’a bu hassasiyetleri gözetmeyen diktatörlük sevdalısı’ dedi.

Bugün ikisi birden Gezi’ye darbe girişimi diyerek olan olaylardan sonra her biri en az 3 kez beraat eden arkadaşlarımız içerde tutulmaktadır. Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala… Her birisi orada her birimizin yerine tutulmaktadır. Bu esaret son bulmalıdır” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’na gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“28 Mayıs 1918’de bağımsızlığına kavuşan kardeş Azerbaycan’ın kuruluşunu kutluyorum. Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, hüznü bizim hüznümüzdür. Bir kere daha Cumhuriyet bayramları kutlu olsun diyoruz. Türkiye’nin ana muhalefet ama yurt dışında Türkiye’nin partisiyiz. Gelecekte de Türkiye’yi yönetecek olan partiyiz. Filistin’de, 7 Ekim’den bu yana 36 binin üzerinde insan yaşamını yitirdi.

İsrail’in katliamını kınıyorum, tüm dünya ülkelerini Filistin’i tanımaya davet ediyorum. Siyasi akrabalığımız olan partiler tarafından yönetilen Norveç ve İspanya’nın ayrıca İspanya’nın Filistin’i tanıyacak olmalarından büyük memnuniyet duyuyorum. 11 Temmuz, Bosna’da yaşanan katliamın anma günü olarak kabul edildi. Genel başkan seçildikten sonra Kıbrıs ve Bosna’ya gitmiştim.

“Her birisi orada her birimizin yerine tutulmaktadır”

Bugün önemli bir tarihin yıldönümü. Gezi Parkı’nda ağaç katliamına karşı insanların toplumsal duyarlılıkla bir araya gelmesiyle başlayan Gezi Parkı eylemlerinin 11. yıldönümündeyiz. Buradan Gezi’yi selamlıyorum. Türkiye’nin tüm illerinde yaşanan gösteriler, siyasi iradenin orantısız güç kullanmasıyla maalesef acıya dönüşmüştür. Yaşamını yitirenlerin önünde saygıyla eğiliyoruz.

Hepsinin ailesi ailemizdir. 90 kişi kafa travması geçirmiş, 10 kişi gözlerini kaybetmiştir Gezi eylemlerinde. Gezi, Türkiye’nin birbirini en çok seven ailesidir. Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çiğdem Mater ve Osman Kavala tutuklu durumdadır. Sayın Bahçeli ile yaptığım görüşmede de söyledim. Hak ihlali vardır ve arkadaşlarımızın içerde tutulması Anayasa’nın ihlalidir. Ailelerine yaşatılan büyük bir travmadır.

Sayın Erdoğan’a da ilettiğim belgeyi buradan da paylaşmak isterim. Sayın Bahçeli, ‘Gezi’ye hassasiyet, toplumun hassasiyetleri, Erdoğan’a bu hassasiyetleri gözetmeyen diktatörlük sevdalısı’ dedi. Bugün ikisi birden Gezi’ye darbe girişimi diyerek olan olaylardan sonra her biri en az 3 kez beraat eden arkadaşlarımız içerde tutulmaktadır. Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala… Her birisi orada her birimizin yerine tutulmaktadır. Bu esaret son bulmalıdır.

Erzincan’da, 13 Şubat’ta, 9 vatandaşımız İliç’te altın madenindeki toprak kaymasında hayatını kaybetti. 4’ü bulundu, 5’ini arama çalışması sürüyor. Murat Kurum benim belgelerde imzam yok diyordu. ÇED olumlu kararını veren yetkililerin asli kusurlu olduğuna karar verildi. 6 Ekim 2021’deki ÇED olumlu raporunda, bakanın oluruyla, Murat Kurum’un imzasıyla verilmiştir. Uyarı sistemlerinin yetersizliği, heyelan riskine karşı acil eylem planı olmadığı 13 Şubat 2024’te de sahadaki personelin uzaklaştırılmaması asli kusurdur kararı veriliyor.

Biz bir arada oldukça, tüm toplum yüzünü Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönüyor. Esnafın sesini duymaya davet ediyorum. Vergi kaçıranı görmek için WhatsApp’tan yapılacak ihbara mı ihtiyaç vardır. Sayın Erdoğan dünkü konuşmasında dünyadaki servet eşitsizliğini ifade etmiş.

Geçtiğimiz yıl 1.2 Trilyon lira kur korumalı mevduatla, param var diyene ‘dolar alma, faize koy’ dediler. ‘Faizden de kur çıkarsa da farkını ödeyeceğiz oradan da kazanırsın’ dediler. Nereden ödeyeceksiniz? ‘Fakirden, emekçiden alıp farkı ödeyeceğim’ dediler. Dünya tarihinde böyle bir şey görülmedi. Kur korumalı mevduatı kim çıkardıysa, kul hakkını yiyenler de onlardır.

Mayısın sonu geldi buğdayın fiyatı açıklanmıyor. Üretici zararına satıyor. Buğday için en az kilo başı 15 TL olarak açıklanmalıdır.

Sokak hayvanları düzenlemesi

Sokak köpeklerinin hayatını hedef alan bir kanun çalışması yapılıyor. Türkiye’de sahipsiz sokak hayvanları sorunu vardır. Özellikle sabah evden çıkanlar için bu bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bu hayvanları katletme niyetinde olanlara sesleniyoruz. 2020’de de bu sorun vardı. Tüm partiler oturduk ve hayvan haklarının korunması üzerine komisyon çalışması yapıldı.

Bu kitap çok net. Popülasyonun düşürülmesi için uyutma, öldürme yazmıyor ve bunun altında AK Parti’nin de MHP’nin de imzası var. 101. sayfasında hayvan hakları fonunun kurulması yazıyor. Bu fonla kapsamlı ve etkili bir kısırlaştırma yapılsın, bakım evleri açılsın deniyor. 2002’den beri parmağını kıpırdatmayanlar, belediyeler para harcamasın diyerek, toptan öldürelim diyorlar.

Bakım evinde alacağız 30 günde sahiplenen olmazsa öldüreceğiz diyorlar. Bir eczacı olarak ötenazi ilacının maliyetini de biliyorum. Kısırlaştırmadan da pahalı bu rakam. Kimse kimseyi kandırmasın. Burada bir anlayış ve bilgisizlik yoksa inanılmaz bir vicdansızlık var.

Feda edilecek bir canımız yoktur ancak barınak sayısını artırıp, büyük bir kısırlaştırma kampanyası başlatmalıyız. Bu sorun yokmuş gibi davranamayız. Bu sorun güvenlikli sitelerde yoktur. Ancak caniliğe işi dönüştürmeden bu sorunu çözeceğiz. Ben elimi sorunu çözmek için uzatıyorum biz varız.

Geçen pazar 81 ilde yaptığımız ziyaretlerden sonra 105 yerde yaptığımız görüşmelerden sonra 100 bin kişi pazar günü Ankara’ya geldiler. Ezdirmiyoruz dedikleri emekli, 22 yıl önce, Ecevit’in emekliye verdiği emekli maaşı 8 çeyrek altın alırken, bunların verdiği emekli aylığı 2.5 çeyrek altın alıyor. Emekliler geldi, her gün daha kalabalık geldiler. Son mitinglerimizi emekli mitinglerine dönüştürdüler.

Bu memleketi bu hale getirenlere vefasızlık edenleri 31 Mart’ta sandığı gömdüler. Kimsenin bu sesi duymaya niyeti olmadığı için Ankara’ya davet ettik. 81 ilden Ankara’ya gelip Tandoğan’ı doldurdular. Birkaç dakika bir birileri bayıldı çünkü orada taşıma belediye işçileri yoktu. CHP’den partililer yoktu. Bu ülkeyi bugünlere getirenlere selam olsun. Yanınızdayız, arkanızdayız. Birinci parti olmanın sorumluluğuyla birlikte yürüyoruz. Onların sesini duymazlarsa, emeklilerle birlikte bu sorunu gündemde tutmaya onların hakkını söke söke almaya devam edeceğiz.

Bu pazar başka bir yerde sesi duyacağız. Çay üreticisi için Rize’ye gideceğiz. Rize’nin yiğit, mert insanlarıyla çaykur işçisinin haklarını konuşacağız, kadro isteyeceğiz. Saat: 13.30’da Rize Cumhuriyet Meydanı’nda olacağız. Türkiye’nin Laz demokratları, Çerkez demokratları, tüm Rizelileri, hangi partiden olursa olsun, AK Partilisi’ne de MHP’lisini de herkesi çay ittifakına davet ediyorum.

Değerli belediye başkanlarım gittiğiniz yerlere selam söyleyin. Unutmayın ki anahtar cebinizdedir. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk seçiminde ilinizin anahtarını aldınız. O anahtar siyaset kalesidir. O anahtar Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapacak, muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkaracak, refahı getirecek, anahtardır.”

Paylaşın

Özgür Özel, Emekli Mitingi’nde Konuştu: Hakkınızı Söke Söke Alacağım

Büyük Emekli Mitingi’nde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Bu meydan Türkiye’nin en kalabalık, en büyük, Türkiye’nin en büyük korosu, emekliler korosu. Dinleyin bakın, dünyanın en acıklı şarkısını nasıl söylüyorlar. Emekliler elini kaldırsın” dedi ve keldi:

“Bakın, bakın, bakın. Kaç para maaş alıyorsunuz? 10 bin lirayı duyuyor musunuz? İşte dünyanın en büyük korosunun söylediği en acıklı şarkıdır bu. Biz defalarca dile getirdik, anlattık ve dedik ki emeklinin sorununu çözmezseniz bundan sonra meydanlar bizimdir, sokaklar bizimdir.

Türkiye’nin dört bir yanından, yedi bölgesinden 81 ilinden gelen emekliler burada mısınız? Bu sesi ya duyacaklar ya da söz verdiğim gibi durmayacağım, susmayacağım ve sizin sesinizi mutlaka bütün Türkiye’ye duyuracağım, hakkınızı söke söke alacağım. Emeklinin ekonomisi normalleşmeden Türkiye normalleşemez.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Tandoğan Meydanı’nda, Türkiye’nin 81 ilinden gelen emeklilerin ve emekçilerin katıldığı Büyük Emekli Mitingi düzenledi. Mitinge, DİSK Emekli-Sen, Tüm Emeklilerin Sendikası, Bağımsız Emekliler Sendikası, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği ve birçok sivil toplum kuruluşunun üyeleri de katıldı. Emekli sendikalarının temsilcileri kürsüye gelerek emeklilerin sorunlarını aktardı.

Mitingde konuşan Özgür Özel, AK Parti’nin 2024’ü “Emekli Yılı” ilan ettiğini hatırlattı. Ardından da en düşük emekli maaşının 10 bin lira olduğuna dikkat çekti. AK Parti iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşıyla 8 çeyrek altın alınırken, bugün en düşük emekli maaşıyla 2,5 çeyrek altın alınabildiğini belirten Özel, şunları söyledi:

“Çalışanlar, eskiden emekli olduklarında emekli ikramiyesiyle ev alabiliyorlardı. Sonra ev alamayınca bu arabaya düştü. Şimdi yılların emeği bir motosiklet parası. Almanya’dan emekli Hans, Manavgat’a tatil yapmaya geliyor ama Manavgatlı Hasan amca, Manavgat’ta markete gitmeye korkuyor. Borcu var, önünden geçmeye korkuyor, utanıyor, çekiniyor. Hollanda’dan Ursula, emekli olmuş, Trabzon’a geliyor. Maçka’ya, Sümela Manastırı’na gidiyor, geziyor. Trabzonlu Ulviye teyze, pazara çıkamıyor. Sümeyye kardeşim, alışverişini yapıp, borcunu hesabını veremeyeceği için filesinin üçte birini gittiği marketin kasasında bırakıyor.”

Özel, Kredi ve Yurtlar Kurumuna (KYK) ait yurtların yaz aylarında emeklilere kullanıma açılacak olmasına da değinerek, “Alay ediyorlar. Emekli ‘açım’ diyor. Bunlar ‘yurda git tatil yap’ diyor. Emekli sokağa çıkamıyor. Emekliler yurtta kalma derdinde değil, kendi kirasını ödeme, karnını doyurma derdinde.” dedi.

Her türlü ekonomik krizde, her türlü kemer sıkmada herkesin aklına emekliler, emekçiler, yoksullar ve garibanların geldiğini dile getiren Özel, “Güya IMF ile çalışmıyorlar. IMF olsa ’emekliye zam verme’ diyecek, vermiyorlar. ‘Öğretmeni atama’ diyecek, atamıyorlar. ‘Astsubayı duyma’ diyecek, duymuyorlar. ‘Yoksullara kemer sıktır’ diyecek, kemeri yoksula sıktırıyorlar. Başımızda bir Gulyabani var. Gulyabani IMF değil ama IMF’nin hayaleti aramızda dolaşıyor. Beni dinle Mehmet Şimşek, bu Gulyabani’ni al saraya götür, artık emeklinin yakasından insin, birazcık da zenginlerden alsın, zenginlerden istesin.” diye konuştu.

Türkiye’de toplanan 100 liralık verginin 64 lirasının herkesin eşit şekilde ödediği dolaylı vergilerden oluştuğunu ifade eden Özel, şunları söyledi: “Yani öğrencinin elektrik faturasında da fabrikatörün, yalı sahibinin elektrik faturasında da aynı vergi var. Alışveriş yaptığında emekli de aynı vergiyi veriyor, multimilyoner de. 100 liradan geriye kalan 25 lira, ücretlerden alınıyor.

Yani emekçilerin, memurların, maaşlarından kesiliyor. Ne yaptı? 89. Peki 100 liranın sadece 11 lirası zenginlerin, yandaş müteahhitlerin büyük ihaleleri kapanların, dünyanın dört bir yanına ihracat yapanların kazandığı toplam paradan. 100 liranın 90’ını zenginden, 10’unu bizden toplayacaklarına, 100 liranın 90’ını bizden 10’unu zenginden topluyorlar. İşte kaynak arayana kaynak buradadır. Vergide adalet en temel talebimizdir. Vergide adalet getireceğiz.”

“Bayram ikramiyeleri asgari ücret seviyesine çıkarılmalı”

Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve siyasi partilerin genel başkanlarına, emeklilerin şartlarını iyileştirecek CHP’nin önerisi olan 15 maddeyi hayata geçirme çağrısında buldu.

Bu maddelerinden ilkinin, “en düşük emekli aylığının, hiçbir dönem asgari ücretten az olamayacağı” şeklinde bir yasal düzenlemenin yapılması olduğunu bildiren Özel, diğer maddeleri şöyle sıraladı: “Prim güncelleme kat sayısı, aylık bağlama oranı ve aylıkların alt sınırını hakkaniyetli ölçüde arttıralım. İntibak yasası çıkararak, 2000 öncesi, 2000-2008 arası, 2008 sonrası ayrımlarını ortadan kaldıralım.

Emeklilerimize ciddi yük oluşturan ilaç katılım paylarını, fiyat farklarını, muayene ücretlerini mutlaka artık ortadan kaldıralım. Emeklinin ortez ve protez bedelleri ödenmeli. Emeklilere sendikal örgütlenme hakkı tanınmalı, emekli sendikalarına yıldırma amaçlı kapatma davaları derhal geri çekilmelidir. Emekli bayram ikramiyeleri asgari ücret seviyesine çıkarılmalı.

Emekliler için ‘Emekli Kart’ çıkarılmalı, elektrik, doğal gaz, su faturalarında yüzde 25 ila 40 arasında indirim yapılmalı. Emeklilikte kademe bekleyenlerin, staj ve çıraklık mağdurlarının, emekli askerlerin sorunları çözülmeli. Çalışmak zorunda kalan emeklilerden SGK Destek Primi kesilme uygulaması bitirilmeli. 65 yaş üstü ulaşım sorunu şoförün değil, devletin cebinden çözülmeli. Emeklilerin kredi ve kredi kartı borçları, bir sefere mahsus bütün faizleri silinerek 5 yıla bölünmeli, bu kamburdan emekliler kurtarılmalı.”

Özel, “Buradan ilk seçim vaadimizi açıklıyorum; CHP iktidarında, ilk 100 gün içinde yasal düzenlemeler derhal tamamlanıp, en düşük emekli maaşı önce asgari ücrete, iki yıl sonra da 1,5 asgari ücrete çıkarılacaktır. Söz veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP, Erdoğan’ı Nasıl Ağırlayacak?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in yerel seçimlerin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşme “normalleşme-yumuşama” tartışmalarını beraberinde getirdi.

İki taraftan gelen olumlu açıklamalar devam ederken şimdi gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapacağı iade-i ziyarete çevrildi. Cumhurbaşkanlığından CHP’ye henüz bir randevu talebi gitmedi ama ziyaretin bir sürpriz olmazsa haziran ayının ilk yarısında gerçekleşmesi bekleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 18 yıl sonra gerçekleşecek CHP ziyaretinde nasıl ağırlanacağı da merak konusu.

Gazete Duvar’ın edindiği bilgiye göre; Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özel’in makam odasında misafir edilecek. Önceki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ardından aynı şekilde kullanılan makam odasındaki oturma düzeninde Erdoğan’ın ziyareti için değişiklik düşünülmüyor.

CHP Genel Başkanının makam odasında diğer siyasi parti genel başkanları nasıl ağırlanıyorsa Cumhurbaşkanı Erdoğan da öyle ağırlanacak. İki lider aynı hizada bulunan tekli koltuklara oturacak. Ziyarete eşlik edenler olursa onlar da tekli koltukların iki yanındaki kanepelerde yerlerini alacak. Böylece AK Parti Genel Merkezi’ndeki görüşmede tartışma yaratan ‘boş koltuk’ görüntüsüne izin verilmeyecek.

Öte yandan Seferberlik ve Savaş Hali Tüzüğü, yönetmelik olarak güncellendi. Bu güncellemeye muhalefetten tepkiler geldi.

CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, Meclis’te yaptığı konuşmada seferberlik ilanı gerekçeleri arasına toplumsal olayların eklendiğini belirterek “İktidarın hoşuna gitmeyen herhangi bir etkinlik ayaklanma olarak değerlendirilerek seferberlik ilanına gerekçe olacaktır” dedi.

Yasa dışı göç dalgası, sığınmacılar sorunu ya da ekonomik kriz nedeniyle ortaya çıkabilecek tepkilerin bu yönetmeliğe dayanılarak seferberlik ilanına gerekçe yapılabileceğini söyleyen Çan, “Yetki kimde? Bir parti liderinde. Bu yönetmelik esnetilen ve genişletilen içeriğiyle bir siyasi parti genel başkanına verilen yetkilerle açıkça yeni bir sıkıyönetim kanunudur” dedi.

Ayrıca AK Parti’nin Meclis’e sunmaya hazırlandığı 9. Yargı Paketi içinde yer alması beklenen “Etki Ajanlığı” suçu tartışma yarattı. Muhalefet bu düzenlemeyle iktidarı eleştiren herkesin “ajan” ilan edilip tutuklanabileceği uyarısı yapıyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de partisinin grup toplantısında söz konusu suç tipinin Rusya, Gürcistan, Kırgızistan, Sırbistan gibi otoriter ülkelerde örnekleri olduğunu anlattı, “Otoriter liderler, popülist liderler birbirlerinden öğrenirler. Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Busunuz. Cumhur ittifakı bu yasayı geri çekmezseniz, işte sizin karneniz de ekibiniz de budur” dedi.

AK Parti’nin taslak düzenlemeyi yeniden değerlendirdiği biliniyor. Parti içinde bazı milletvekilleri de bu tür düzenlemelerde Türkiye’nin batıya bakması gerektiğini belirterek, “Örnek alacaksak Avrupa Birliği ülkelerini örnek almalı, oradaki yasaları incelemeliyiz” diyor.

Paylaşın