Ömer Çelik’ten Özgür Özel’e ‘Suç Ortağı’ Tepkisi

Özgür Özel’in “Sayın Bahçeli şöyle bir kolaycılık yapmasın, memleketi bu hale kadar getirip suç ortağını bize doğru itmesin” sözlerine tepki gösteren Ömer Çelik, “siyasi nezaket atmosferine yakışmayan saygısız bir siyasi saldırganlıktır” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Belli ki Cumhur İttifakı’nda sorunlar var. Cumhur İttifakı’nın sorunu Cumhur İttifakı’nın sorunudur. Sayın Bahçeli şöyle bir kolaycılık yapmasın; memleketi bu hale kadar getirip suç ortağını bize doğru itmesin. Bu sorunları ya çözsünler ya bıraksınlar biz çözeriz” açıklamalarına, sosyal medya hesabından yanıt verdi.

Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “CHP Genel Başkanı Sn Özgür Özel’in Cumhur İttifakı’nın birliğinde ve bütünlüğünde bir sorun olduğunu düşünmesi beyhude bir yaklaşımdır. Sn Özel’in Cumhur İttifakı bileşenlerine ‘suç ortağı’ demesi ise siyasi nezaket atmosferine yakışmayan saygısız bir siyasi saldırganlıktır.

Cumhur İttifakı güçlü bir birliktelikle yoluna devam etmektedir ve her türlü saldırganlığa siyaset ve hukuk zemininde cevap verecek güçtedir. Sn Özel’in Cumhurbaşkanımızın iade-i ziyareti sonrasında bu şekilde yakışıksız bir açıklama yapmasını, yürüttüğü siyasete dönük olarak CHP içinde meydana gelen rahatsızlıkları giderme çabası olarak görüyoruz.”

Ne olmuştu?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün yaptığı basın açıklamasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, “Ben sayın Bahçeli’ye şöyle bir davette bulunayım. Eğer kendi ittifakından memnun değilse, bizim ittifakımıza katılabilir. Bizim ittifakımızın adı Türkiye ittifakı” diye seslenmişti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Öyle bize ittifak falan önermesin çünkü bugünün sorumluları bu sorumluluğu taşıyacak. Sayın Bahçeli şöyle bir kolaycılık yapmasın, memleketi bu hale kadar getirip suç ortağını bize doğru itmesin. Bu sorunları ya çözsünler, ya bıraksınlar biz çözeriz” demişti.

Paylaşın

Özel’den Bahçeli’ye “İttifak” Yanıtı: Suç Ortağını Bize Doğru İtmesin

CHP Lideri Özgür Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ‘ittifak’ açıklamasına ilişkin, “Belli ki Cumhur İttifakı’nda sorunlar var. Sayın Bahçeli’ye bir davette bulunayım; eğer kendisi ittifakından memnun değilse, bizim ittifakımıza, Türkiye ittifakına katılabilir” dedi ve ekledi:

“Kimse bize ittifak falan önermesin. Bugünün sorumluları bunun sorumluluğunu taşıyacak. Sayın Bahçeli şöyle bir kolaycılık yapmasın; memleketi bu hale getirip, suç ortağını bize doğru itmesin. Bu sorunları ya çözsünler ya bıraksınlar biz çözeriz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte katıldığı Şehit Aileleri ve Gaziler Çalıştayı’nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin ‘normalleşme’ açıklamalarına ilişkin soruyu, “Belli ki Cumhur İttifakı’nda sorunlar var. Sayın Bahçeli’ye bir davette bulunayım; eğer kendisi ittifakından memnun değilse, bizim ittifakımıza, Türkiye ittifakına katılabilir. Kimse bize ittifak falan önermesin. Bugünün sorumluları bunun sorumluluğunu taşıyacak. Sayın Bahçeli şöyle bir kolaycılık yapmasın; memleketi bu hale getirip, suç ortağını bize doğru itmesin. Bu sorunları ya çözsünler ya bıraksınlar biz çözeriz” sözleriyle yanıtladı.

“Bahçeli’nin çıkışıyla bir erken seçim gündeme gelir mi?” şeklindeki soruya Özel, “O sayın Bahçeli’nin uzmanlık alanıdır, kendisine sorun. Eğer bir erken seçim çağrısı yaparsa değerlendiririz” cevabını verdi.

Özel, MHP Genel Başkan Yardımcılarının bazı gazetecileri hedef göstermesinin hatırlatılması üzerine ise “Semih Yalçın ile İzzet Ulvi Yönter arasında bir fark yok. Normalleşmeden en çok onlar korkuyor. Çünkü normalleşen Türkiye’de kimse başkentin göbeğinde Ülkü Ocakları Başkanı’nın cenazesini sahipsiz bırakmaz. Onlarla aynı seviyeye inersek, çıkarsak vurgun yeriz. Onları o seviyede bırakalım. Samimi ülkücüler de o iki isimden yaka silkiyorlar, partiye yük olduğunu söylüyorlar zaten” dedi.

Bahçeli ne demişti?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve öldürülen Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’le görüşmesinin ardından Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den sert bir açıklama gelmişti.

Bahçeli’nin “Türk Siyasetinde Normalleşme ve Yumuşama iddialarıyla Milliyetçi Hareket Partisi’ne Düzenlenen Siyasi Operasyonlar” başlıklı açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:

“AK Parti içindeki gayri memnun kesimin devamlı suyu bulandırmasını da dikkate alarak, AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın vücuda gelmesi, buna da altılı masanın diğer unsurlarının desteği Milliyetçi Hareket Partisi’nin samimi dileği ve temennisidir. Buna rağmen Cumhur İttifakı’na bağlılığımız kararlılıkla devam edecek, TBMM’de kanun tekliflerine verilen desteğimiz aynen sürecektir”

Paylaşın

Zirve Sonrası CHP’den Açıklama: Toplumu İlgilendiren Konuları İlettik

CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Erdoğan – Özel zirvesine ilişkin yaptığı açıklamada, “CHP olarak çığ gibi büyüyen sorunların çözümü konusunda 31 Mart’ta, halkımızın partimize verdiği sorumluluğun bilinciyle hareket ediyoruz” dedi ve ekledi:

“Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ve Sayın Cumhurbaşkanı, ülkenin sorunlarına ilişkin kendi pencerelerinden gördükleri birçok hususu birbirleriyle paylaştılar. Sayın Cumhurbaşkanı’na ülkenin kanayan yarası olan, tüm toplumu ilgilendiren konuları ilettik.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Tayyip Erdoğan’ın ziyaretine dair Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kanadından ilk açıklamayı CHP Sözcüsü Deniz Yücel yaptı. Yücel, özetle şunları söyledi:

“Bunu ülkemiz demokrasisi açısından son derece önemli bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. İktidarın şimdiye kadar kapattığı diyalog kanallarını CHP’nin açmış olması, Türk siyasi tarihi açısından önemli bir adımdır. Diyalog, istişare, müzakere demokrasinin olmazsa olmaz unsurlarıdır. Topluma faydası olacak, sorunların çözülmesine katkı sunacak her konuda CHP olarak katkı sunmaya hazırız. Bizim normalleşme dediğimiz bu sürecin toplumda da olumlu karşılandığını müşahede ediyoruz. Herkesin etkilendiği temel sorunların çözümünün siyaset kurumunda olduğunu biliyoruz.

Çok uzunca bir süredir devam eden kutuplaşma ve ayrıştırmanın olumlu sonuçlar vermediğini hep birlikte yaşadık. Bu nedenle toplumsal huzuru tesis edecek şekilde siyasi partilerin diyalog içerisinde olmasını önemsiyoruz.

Açılan bu diyalog kanalı, bizi inandığımız ilkeli muhalefetten, toplumun sesi olmaktan vazgeçirmeyecek. Sorunu olan her kesime el uzatacağımızdan ve gerektiğinde en sert muhalefeti yapacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal tıkanmışlığın çözülmesi konusunda kararlı duruşumuz devam edecek. CHP olarak çığ gibi büyüyen sorunların çözümü konusunda 31 Mart’ta, halkımızın partimize verdiği sorumluluğun bilinciyle hareket ediyoruz.

Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ve Sayın Cumhurbaşkanı, ülkenin sorunlarına ilişkin kendi pencerelerinden gördükleri birçok hususu birbirleriyle paylaştılar. Sayın Cumhurbaşkanı’na ülkenin kanayan yarası olan, tüm toplumu ilgilendiren konuları ilettik. Hükümlü generaller meselesi geçen görüşmede Genel Başkanımız tarafından iletildi. Konu gecikmeli de olsa çözüldü. Bu konuda Özgür Özel, Cumhurbaşkanı’na teşekkürlerini ifade etti. Gezi Parkı eylemleri davasında kanun yararına bozma talebinin Adalet Bakanlığı’na iletilmesini önemli buluyoruz.

Genel Başkanımız, asgari ücrete ara zam yapılması gerektiğini; en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çekilmesi gerektiğini; üretim maliyetleri altında ezilen çay ve hububat üreticilerinin mağduriyetleri girecek şekilde düzenleme yapılması gerektiğini; atanmayan öğretmenleri; özel okul öğretmenlerinin yaşadığı sorunları; staj ve çıraklık mağdurlarını; emeklilikte kademe bekleyenlerin durumunu ve 6 Şubat’ta çok büyük bir felaketle sarsılan depremzedelerin sona erecek olan kira yardımını da gündeme getirdi.

Sayın Ömer Çelik’in ifade ettiği gibi toplumun ekonomide bir kazanımı olduğunu düşünmüyoruz. Toplumun çok küçük ve dar bir kısmı lehine geçmişte birtakım gelişmeler oldu ancak bu yeterli değil. Ekonomide bir kazanım olacaksa da hayat pahalılığı altında ezilen kesimlerin bir kazanım olması gerektiğini düşünüyoruz. Bugüne kadar kaynak transferi tersine işledi. Kaynak transferlerinin dar gelirli, yoksul, çiftçi lehine yapılması gerektiği Genel Başkanımız tarafından, Sayın Cumhurbaşkanı’na iletildi.

Gelir adaletsizliğinin çözülmesi için öncelikle vergi adaletinin sağlandığı bir sistem kurulması gerektiği, bu nedenle mevcut bütçe üzerinde tüm siyasi partilerin bir araya gelerek, TBMM’nin çalıştırılması gerektiği Genel Başkanımız tarafından iletildi. Biz iktidar geldiğimizde, vergi reformuyla az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alan bir sistemle adaletsizlikleri ortadan kaldıracağız.

Gezi davası, Sinan Ateş davası, Emine Şenyaşar davası ve kayyum meselesi Genel Başkanımız tarafından gündeme getirildi. Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanı’nın Ayşe Ateş’e randevu vermesini çok olumlu ve doğru bulduğunu kendisine ifade etti.

Kayyum meselesinin anayasaya ve demokrasiye aykırı olduğu, anayasamızın 127’nci maddesinde geçici görevden uzaklaştırmanın düzenlendiği ama kayyum uygulamasının kalıcı sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Görevden alınan ve yerine kayyum atanan kişi beraat ederse, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilirse ne olacak. Velev ki suçlu, belediye meclis üyelerinin suçu ne? O siyasi partiye oy veren seçmenin suçu ne? Bir belediye başkan vekili seçilir. Mevcut uygulama demokrasimize ve anayasamıza aykırı.

Sayın Ömer Çelik, bazı belediyelerle ilgili nefret söylemi ve yaşam tarzlarına müdahaleden bahsetti. Ancak Genel Başkanımız ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın görüşmesinde böyle bir konunun konuşulduğun teyit edemiyoruz. Sayın Ömer Çelik dilerse görüşmede hazır bulunan Sayın Elitaş’tan teyit edebilir.

Anayasa meselesi Sayın Cumhurbaşkanı tarafından gündeme getirilmiştir. Siz anayasa değişikliğini, biz vatandaşın ne konuştuğunu önemsiyoruz. Asgari ücret, emekli maaşı, atanmayan öğretmenler, staj ve çıraklık mağdurları…

Anayasa değişikliğinin gündeme gelmesi için önce toplumun belini büken, toplumun kanayan yarası haline gelen bu sorunların çözümü için adım atılması gerektiği Genel Başkanımız tarafından Sayın Cumhurbaşkanı’na iletildi. Bize 17,5 milyon kişi oy verdi, onlar masaya oturmadan bizim oturmamızın bir anlamı yok. Onların masaya oturması da iktidarın mevcut anayasaya uymasından, Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımasından ve gereklerini yerine getirmesinden geçiyor.”

Paylaşın

Siyasette Normalleşme: Erdoğan’dan Özel’e İade-i Ziyaret

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasi hayatında ikinci kez Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Erdoğan’a AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Elitaş eşlik etti.

Haber Merkezi / Erdoğan’ı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi önünde genel başkan Özgür Özel ve CHP Milletvekili Namık Tan karşıladı. Erdoğan ve Özel, Genel Merkez önünde tokalaşarak, basın mensuplarına poz verdi ve basın mensuplarını selamladı.

Erdoğan ve Özel karşılamanın ardından Genel Merkez’deki başkanlık makamına çıktı. Yaklaşık bir buçuk saat süren görüşme sonrası iki lider açıklama yapmadı.

CHP Genel Merkezinin önündeki bayraklar arasına, Erdoğan’ın ziyareti dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı forslu bayrak da asıldı.

Erdoğan, en son 10 Temmuz 2006’da başbakanken, dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı beraberindeki bakanların da bulunduğu kalabalık bir heyetle ziyaret etmiş, iki lider görüşme sonrası yapılan ortak açıklamada “siyaset konuşmadıklarını” belirtmişti.

Ne olmuştu?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2 Mayıs’ta AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya gelmişti. Görüşme 1 saat 35 dakika sürmüştü.

Görüşmede, CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Namık Tan ile AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş da yer almıştı. Erdoğan ile Özel görüşmesi sonrası basın mensuplarına açıklama yapılmamıştı.

Erdoğan ile Özel’in görüşmesine boş koltuk damgasını vurmuştu. Erdoğan, Özel ile görüşme esnasında Özel’in karşısında değil de ortada ve daha farklı bir koltukta oturması akıllara “Erdoğan eşit değiliz imajı mı yaratmak istiyor?” sorusunu gündeme getirmişti.

AK Parti, boş koltuğun özel bir anlam ifade etmediği, oda düzeninden kaynaklandığı, diğer liderlerle veya konuklarla yapılan görüşmelerdeki protokolün uygulandığı vurgulamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a dönerek, en kısa sürede CHP Genel Merkezi’ne iade-i ziyaret gerektiğini söylemişti. Özel, bu ziyaretten memnun olacağını ifade etmişti.

31 Mart seçimlerinde CHP’nin çok sayıda büyükşehir ve belediyelerine yenilerini eklemesinin ardından Özel verdiği demeçlerde Erdoğan ile görüşebileceğini aktarmıştı.

Erdoğan ile Özel, 23 Nisan’da TBMM’de düzenlenen resepsiyonda başka diğer siyasi partilerin de olduğu ortamda ilk kez bir araya gelmiş ve kısa bir görüşmenin ardından özel kalemlerin buluşma tarihi belirleyeceği duyurulmuştu.

Paylaşın

CHP’den “Kayyım” Açıklaması: Belediyelere Çökme Projesi

CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına ilişkin, “AKP seçimle, sandıkla, demokrasiyle kazanamadığı belediyelere kayyum atama yöntemiyle çökmeyi tercih etti. Bakın buradan ilan ediyoruz: Kayyum atamaları, kayyum uygulamaları AKP’nin belediyelere çökme projesidir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Parti Meclisi (PM) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. Ankara’da silahlı saldırıda öldürülen eski Ülkücü Ocakları Genel Başkanı Ayşe Ateş’in bugün CHP’ye yaptığı ziyaret ve Erdoğan – Özel görüşmesine ilişkin soruya Yücel, şu yanıtı verdi:

“Sayın Cumhurbaşkanı’nın Genel Başkanımızla yapacağı görüşme iade-i ziyaret. Şunu görüşürler bunu görüşürler gibi yorum yapmak istemem ama bu diyaloğun temel amaçlarından birisi ülkenin normalleşmesi, ülkenin hukuk sisteminin yeniden olması gerektiği gibi ölçüte ve ayara gelmesi. Dolayısıyla Türkiye’yi bu kadar yakından ilgilendiren bir davanın konuşulması da mümkün olabilir.”

Yücel basın toplantısında ise gündemi değerlendirdi. Ayhan Bora Kaplan davasına ilişkin MASAK raporunu değerlendiren Yücel, şunları söyledi: “Soruşturma için hazırlanan MASAK raporunun içerdiği bilgiler skandal niteliğinde… Esnafa, KOBİ’lere kredi vermek amacıyla kurulan, adında halk olan Halkbank, verdiği kredilerle Ayhan Bora Kaplan’ı mafya lideri olma yolunda destekleyen bir banka olarak tarihe geçmiştir. Halkbank, Ayhan Bora Kaplan’ın kurmuş olduğu çeşitli paravan şirketlere 2020-2021-2022 yılında 550 milyon TL kredi vermiş. Bugünkü döviz kuru üzerinden güncellersek yaklaşık 1 milyar 550 milyon lira…

Bu krediler için teminat alınmış mıdır? Krediler geri ödenmiş midir? Tasarruf tasarruf diye halkın ümüğüne çöken Mehmet Şimşek’e sesleniyoruz. Emeklinin, asgari ücretlinin, memurun, çiftçinin, esnafın cebindeki üç kuruşa göz dikeceğine önce kamu bankalarının verdiği kredileri tahsil edin. Demirören’e, Ayhan Bora Kaplan’a, yandaşlara kullandırılan ballı kaymaklı kredilerin ödemelerini tahsil edip, halka bir nebze nefes aldırabilecekken, MASAK raporuna yansıyan Halkbank’ın çete liderine kredi verdiği haberine yayın yasağı getiriyorsunuz.”

31 Mart yerel seçim sonuçlarının AKP’ye ve Cumhur İttifakı’na çok önemli mesajlar verdiğini kaydeden Yücel, şöyle devam etti: “Ama hala bu mesajları almakta, idrak etmekte direndiklerini görüyoruz. Geçtiğimiz hafta, Genel Başkan Yardımcımız Zeliha Aksaz Şahbaz, Antalya Milletvekilimiz Cavit Arı ve Bursa Milletvekili Kayıhan Pala ile birlikte Hakkari’deydik. Hakkâri halkının iradesi gasp edildi. Yapılan işlem kanuna uygun olabilir ama hangi kanuna? Darbe kanununa… Hangi dönemin hukukuna? OHAL döneminin hukukuna… Bakın kimse soruşturulamaz ya da kovuşturulamaz değildir.

Elbette devam eden bir yargı süreci olabilir… Ciddi deliller olabilir… Belediye Başkanıyla ilgili hukuki süreç ayrı bir mesele, Hakkari halkının iradesinin gasp edilmesi ayrı bir mesele… Bir kere önce şunu sormak lazım, bu adam aday olduğunda, eğer yasal bir engel varsa YSK adaylığı neden kabul etti? Eğer adaylığa engel bir hali yok ise, o zaman belediye başkanı seçildikten 2 ay sonra yerine neden kayyum atandı? 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra çıkarılan 674 sayılı KHK ile değişik Belediye Kanunu’nun 45. maddesinden önce belediye başkanı şayet tutuklanır ve fiilen görevini yerine getiremez ise veya görevden uzaklaştırılırsa; yerine belediye meclis üyeleri içerisinden bir belediye başkan vekili seçilirdi.

Ancak AKP iktidarı ne yaptı; Belediye Kanunu’nun 45. maddesini OHAL döneminde değiştirerek, kendine konforlu bir alan açtı ve seçimle, sandıkla, demokrasiyle kazanamadığı belediyelere kayyum atama yöntemiyle çökmeyi tercih etti. Bakın buradan ilan ediyoruz: Kayyum atamaları, kayyum uygulamaları AKP’nin belediyelere çökme projesidir.

Şimdi birkaç örnekle neden ‘kayyım uygulamaları AKP’nin belediyelere çökme projesidir’ diyoruz, bunu somut hale getirelim, Silopi Belediyesi’ne 2016 tarihinde atanan kayyum, belediyeye ait değerli arsaları farklı tarihlerde piyasa değerinin çok altında AKP ilçe yöneticileri ve akrabalarına peşkeş çekti. Belgeleriyle ispat edildi. Gelelim bir başka örneğe, AKP’li bir belediye meclis üyesi, Halfeti Belediyesi’ne kayyum olarak atanan kişinin borçsuz belediyeyi 2 yıl içerisinde 20 milyon TL borçlandırdığını ifade etti.

Bir başka örnek; AKP Artuklu İlçe Başkanı, Artuklu Belediyesi’ne kayyum olarak atanan kişi için ‘Artuklu Belediyesi’ne 600 milyon TL harcandı. Bu para nereye harcandı? İçim acıyor’ diyerek kayyum politikalarını eleştirdi. Kayyum uygulamalarındaki usulsüzlükler Sayıştay raporlarına da yansıdı. Gelin, TBMM’de temsil edilen tüm partilerin uzlaşısıyla, darbe döneminin ürünü olan Belediye Kanunu’nun 45. maddesini değiştirelim ve demokrasiye aykırı, Anayasa’ya aykırı, halkın iradesini gasp eden ve kayyum uygulamasına son verelim.

“Cumhurbaşkanına hakaret diye suç olamaz”

Biz normalleşelim, demokratikleşelim dedikçe ülkede tuhaf şeyler oluyor. Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığı, Tatvan Belediye Başkanı Mümin Erol hakkında cumhurbaşkanına hakaret suçundan soruşturma başlattı. Ortada hakaret yok, herhangi bir söylem yok…. Neymiş, belediye başkanı Cumhurbaşkanı’nın fotoğrafını indirmiş. Güler misin ağlar mısın?

Cumhurbaşkanının duvarda asılı portresini indirdi diye bir belediye başkanı hakkında soruşturma açan savcının ya aklından zoru vardır, ya da hukuk bilmiyordur. Cumhurbaşkanının böyle abuk sabuk soruşturmalardan oluşan bir koruma kalkanına ihtiyacı olmadığı gibi, hukukun üstünlüğünün hakim olduğu, demokrasinin tüm kurullarıyla, kurallarıyla ve gelenekleriyle işler halde olduğu bir ülkede ‘cumhurbaşkanına hakaret’ diye bir suç olmaz.”

Paylaşın

Özel’den İktidara Uyarı: Krizin Yükünü Emekçilere Ve Emeklilere Yükleyemezsiniz

CHP Lideri Özgür Özel, Ege Belediyeler Birliği (EBB) ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, “Haziran ayının sonunda asgari ücrete zam yapmamayı düşünenler bunu bir kez daha düşünsünler. Buna çok sert ve çok net bir tepki vereceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bir kez daha kimse asgari ücreti güncellememeyi düşünmesin. Asgari ücreti enflasyon artışında güncellerken asgari ücret artışından ek sıkıntıya düşecek küçük esnaf, bazı KOBİ’ler ve bazı ihracatçıların da desteklenmesi için özel tedbirlerin alınması da gerekiyor. Ama yarattığınız krizin yükünü emekçilere ve emeklilere, esnafa ve çiftçiye yükleyemezsiniz.”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’de Ege Belediyeler Birliği’ni ziyaret etti. Ziyarette konuşan CHP lideri Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Ege Belediyeler Birliği 1986 yılında İzmir’de kurulmuş bir birlik olmakla beraber 1996’da merkezi Manisa’ya taşınmış bir birliktir. Sizin Manisa’da Cumhuriyet tarihinde ilk kez merkez ilçe belediyelerini seçimli dönemde kazanan ve yine Manisa Büyükşehir Belediyesi’ni ilk kez kazanan Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanı olarak Ege’deki belediye başkanlarımız ve partimiz tarafından bu göreve layık görülmeniz bizim açımızdan çok onur vericidir.

“Tabii burada kesin bir dille şunu ifade edelim, bizim Ege Belediyeler Birliği’ni yeniden Manisa’ya taşıma gibi bir niyetimiz yok. Zaten Cemil Başkanımızdan da kendisi sağlıklı kentlerin hekim Belediye Başkanı olarak Sağlıklı Kentler Belediyeler Birliği başkanlığına aday olmasıyla birlikte İzmir’e en yakın il olarak Ferdi Başkan’ın burada bu görevi üstlenmesinin bizim açımızdan da son derece anlamlı olacağını konuşmuştuk. Tabii yapılan seçimdeki mutabakat, tüm belediyelerin, büyük şehirlerin, il belediyelerinin Cumhuriyet Halk Partisi’nde, Ege’de olması hepimiz açısından son derece mutluluk verici bir durum.

Efendim işte CHP sadece kıyılara sıkışmış bir görüntüden Ege’deki bütün belediyeleri kazanan, İç Anadolu’da çok sayıda belediye kazanan ve Türkiye’nin yüzde 65’ini nüfus olarak Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin yönettiği bir noktaya geldi. Hem Ege Belediyeler Birliği’nde hem Türkiye Belediyeler Birliği’nde hem de biraz önce seçim sonuçları tamamlanan Tarihi Kentler Belediyeler Birliği’nde Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarımız var. Malumunuz Türkiye Belediyeler Birliği seçimini Sayın Ekrem İmamoğlu kazandı. En büyük ilimizin Büyükşehir Belediye Başkanı olarak. Orada biz AK Parti ve MHP’nin yaşattığı geçmiş pratiklerden farklı olarak kendilerine teklifte bulundu. Gelin dedik.

Herkes gücü nispetinde temsil edilsin. Ama AKP ve MHP kendi listelerini çıkardılar ama biz İYİ Parti ile Yeniden Refah Partisi ile DEM Parti ile kurduğumuz büyük ittifakla Belediyeler Birliği’nin yönetimini kazandık. Tek başımıza da alabilirdik ama çoğulculuktan yanayız. Yönetirken de AK Parti’nin yaptığı gibi sadece Cumhur İttifakı’na Belediyeler Birliği’nin imkânlarını seferber etmek yerine herkesin gücü nispetinde bu imkânlardan yararlanması ile ilgili bir yönetim anlayışımız olacak. O gün söylemiştik.

Türkiye Tarihi Kentler Belediyeler Birliği’nin de başkanlığına Mansur Yavaş’ı aday gösterdik orda Cumhuriyet Halk Partisi’nin çoğunluğu yoktu. Sonuçlar biraz önce ortaya çıktı. Bu sonuçları büyük bir memnuniyetle değerlendiriyorum. Bizim oradaki toplam delege sayımız 424 olmasına rağmen Mansur Bey 495 oy alarak başkan seçildi. Rakibi Mehmet Öztürk de 221 oy aldı. AKP’nin Cumhur İttifakı adayı AKP, MHP Büyük Birlik Partisi oylarından 216 eksik oy aldı.

Geçtiğimiz günlerde AKP adayının 12 oy eksik almasıyla Adalet ve Kalkınma Partisi’nde bu fireler bulunsun partiden atılsınlar, hesap sorulsun gibi yaklaşımları biz dikkatle ve endişe ile takip ediyorken, bugün AKP, MHP ve Büyük Birlik Partisi’nin birlikte davranan Cumhur İttifakı’nın toplam alması gereken oy 437 olması gerekirken 221 oy aldılar ve 216 eksik oy aldılar. Bu karşı taraftaki dağınıklığı ve bizim tarafta işlerin ne kadar yolunda gittiğini gösteriyor. Oysa biz burada da onlara gelin birlikte olalım demiştik ama kabul etmemişlerdi. Orada da İYİ Parti ile birlikteyiz. Yeniden Refah Partisi ile birlikteyiz. DEM Parti ile birlikteyiz. Ve çok sayıda belediyeye biz Büyük Birlik Partisi’ne de teklifte bulunduk. MHP’ye de AKP’ye de. Yani sadece içlerinden bazılarına değil.

Ama çok olan her şeyi alsın mantığında olanlar bizim bu paylaşma teklifimizi algılayamadılar. Çoğunluklarına güvendiler ama bugün orada ortaya çıkan durum kendileri açısından son derece hazindir. Ama biz gerek Tarihi Kentler’de Mansur Başkan’la, gerek Belediyeler Birliği’nde Ekrem Başkan’la, Ege Belediyeler Birliği’nde Ferdi Başkan’la, Sağlıklı Kentler’de Cemil Başkan’la, Kıyı Ege Belediyeler Birliği’nde Ahmet Başkan’la, Ahmet Aras’la en adil şekilde yöneteceğiz ve AK Partilileri, MHP’lileri de ötekileştirmeden bu imkânları herkesin gücü nispetinde istifade etmesini sağlayacağız. Bunu büyük bir açık yüreklilikle söylemek isterim.

SODEMSEN’in, SODEM’in oluşturduğu yeni yapılar Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin, sosyal demokrat belediyelerin eş güdümünü sağlarken Belediyeler Birliği üzerinden de bütün bu bölge birlikleri üzerinden de çok önemli çalışmaları, koordinasyonları, eş güdümleri, denetimleri, eğitimleri hep birlikte sağlamanın niyetindeyiz. Bizim yönettiğimiz kurumlar Türkiye’nin en iyi yönetilen kurumlarına dönüşüyor kısa sürede. Hedefimiz budur. Ege Belediyeler Birliği’nde de ben Cemil Başkan’la Ferdi Başkan’ın sinerjilerinin İzmir’de merkezi olan ve Ferdi Başkan’ın başkanı olduğu en büyük üyesinin de Cemil Başkan olduğu bu birliğin çok etkili işler yapacağına yürekten inanıyorum.

Ayrıca ülkenin gündeminde malum bir bayram var. İzmir’le İstanbul arasında geçen bayramdan bu bayrama otobüs taşımacılığı bilet fiyatlarının tam 2 kat arttığını üzülerek takip ediyoruz. Bu gerçekten insanların artık ailelerinin yanına kavuşmasını, öğrencilerin bayram tatile gitmesini, insanların memleketlerine ulaşmasını imkânsızlaştıran bir durumla karşı karşıyayız. Türkiye’nin bu sorunlarını çözmek bir yana çözemeyen ve sadece aynı kesimlere yüklenen bir iktidarla karşı karşıyayız.

Aslında çözüm son derece basit. Yani geçmiş dönemde Kur Korumalı Mevduat’tan kim kazandıysa, geçmiş dönemde Hazine’den aktarılan 1.2 trilyonu kimler cebine indirdiyse Kur Korumalı Mevduat üzerinden ya da Kredi Garanti Fonu üzerinden alınan uygun kredileri yüzde altılık, yedilik kredileri kimler gayrimenkule, kimler lüks araçlara, yatlara katlara çevirdiyse biraz onlardan almak lazımken Kur Korumalı Mevduat’ı ödeyenlere yüklenmek, dönüp efendim yine işçiden almak ya da işçiye vermemek, zam vermemek, emekliye zam vermemek, çiftçiye hak ettiği fiyatı vermemek.

Örneğin açıklanan hububat fiyatlarında açıklanan buğday fiyatının maliyeti olan 11 liranın altında olması. Geçen sene 8 buçuk lira verilen buğdaya, bu sene 9 buçuk lira verilmesi. Enflasyon yüzde 80’ken, girdi enflasyonu yüzde 120 iken yüzde 12 zam vermek insaf değildir, vicdan değildir, hakkaniyet değildir. Sonra bu vatandaşlar geçinemiyoruz diye bağırınca onların seslerini duymamak değildir.

“Çok sert ve çok net bir tepki vereceğiz”

Bu bayramda 3 bin lira emekli ikramiyesi hak görüyorlar. Emekli ikramiyesi ilk verildiğinde 2018’de 24 kilo kıyma alırken, bugün 5 buçuk kilo kıyma alıyor. O gün verilen emekli ikramiyesi 2 koç alıyorken, bugün emekli ikramiyesi bir koçun beşte birini bile alamıyorken. En düşük emekli maaşı 2002 yılında 2 koç alırken bugün en düşük emekli maaşı 10 bin lira cılız bir koç bile cılız bir kurbanlık bile alamıyorken artık bu emeklilerin sesinin duyulması gerekiyor. Bu konuya bir kez daha dikkat çekiyoruz.

Önümüzdeki günlerde Sayın Erdoğan’la yapacağımız görüşmede de bu büyük ekonomik krizden çıkmanın yolunun, krizin mağdurlarına daha fazla yüklenmek değil, geçmiş krizin kazananlarından biraz bir şeyler talep etmek olduğunu görmek gerekiyor. Türkiye demokratikleşse, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uysa, hukuki öngörülebilirlik olsa Türkiye’ye dünyadan kalıcı dünya yatırımlar gelecekken bugün sıcak para geliyor. Faizden voleyi vuruyor, tekrar gidiyor. Gün geliyor, kurdan voleyi vuruyor, tekrar gidiyor. Ama biz her geçen gün daha çok yoksullaşıyoruz. Buna da buradan İzmir’den bir kuvvetli itirazı bir kez daha yükseltiyoruz. Haziran ayının sonunda asgari ücrete zam yapmamayı düşünenler bunu bir kez daha düşünsünler. Buna çok sert ve çok net bir tepki vereceğiz. Bir kez daha kimse asgari ücreti güncellememeyi düşünmesin.

Asgari ücreti enflasyon artışında güncellerken asgari ücret artışından ek sıkıntıya düşecek küçük esnaf, bazı KOBİ’ler ve bazı ihracatçıların da desteklenmesi için özel tedbirlerin alınması da gerekiyor. Ama yarattığınız krizin yükünü emekçilere ve emeklilere, esnafa ve çiftçiye yükleyemezsiniz. Taban fiyatlarda buğdayda 15 lira taban fiyat bekliyoruz. Çay taban fiyatının 25 lira olarak güncellenmesini bekliyoruz ve bu kararların bir an önce açıklanmasını bekliyoruz. Emekliye asgari ücret düzeyinde en düşük maaş, asgari ücrete de enflasyon oranında güncelleme bekliyoruz. Bunları yapmayanlar bu milleti geçinemeyen hale getirirler. Geçinemeyenlerin sesini duyuyoruz. Duyurmaya kararlıyız. Bu konuda Haziran ayında ciddi adımlar bekliyoruz.”

Paylaşın

CHP: Erken Seçim Tartışmaları Sokağın Gündemini Yansıtmıyor

Erken seçim tartışmalarını değerlendiren CHP kurmayları, “Biz asgari ücretliler, emekliler, Gezi Davası Tutukluları’ diyoruz, seçim tartışmasının gündemi gölgelemesini istemiyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Birgün’den Mustafa Bildirici’nin haberine göre; Sokağın talebinin erken seçim olması halinde iktidara baskının artırılacağını kaydeden CHP kurmayları, “Özgüvenli siyaset yapıyor, olası bir seçimden çekinmiyoruz. Ancak 31 Mart’ta partimize verilen sorumluluk kapsamında öncelikle yurttaşın sorunlarını gündemde tutmak istiyoruz” değerlendirmesinde bulunuyor.

Özel ve Erdoğan arasındaki temasların, müzakere sürecinin CHP’yi mücadeleden geri bıraktığı eleştirilerinin de haksız olduğuna dikkati çekilerek, ‘‘Müzakereler ile çok rahat çözülebilecek mesele var. Bu çözümden kim fayda sağlarsa sağlasın, öncelikle muhataplarına, topluma yararlıdır” değerlendirmesi yapılıyor.

CHP Genel Merkezi, “Erken seçim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığının da önünü açar” eleştirilerine karşı da Anayasa’daki engelleyici hükümlerin tartışılmaz olduğuna dikkati çekiyor. Ayrıca 31 Mart’ın ardından gerçekleştirilen anketlerde CHP’nin oyunun arttığının görüldüğünü kaydeden parti kurmayları, “Yerel seçimlerde birinci parti olmamız tesadüfi değil. Anket verileri de ortada. Erken seçime bakışımız Erdoğan’ın yeniden adaylığı değil, bir an önce görevinin sona ermesi” şeklinde konuşuyor.

Türkiye’nin en temel alanlarda yaşadığı sorunların baş nedeninin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olduğunu ifade eden CHP yetkilileri, şunları söylüyor: “AYM’nin bozma kararları, bugünkü sistemin ne kadar bozuk olduğunun göstergesi. Bu sistem, rejime kasteden bir sistem. Türkiye’nin tüm kurumlarının içi boşaltıldı, kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırıldı. Yasama yok sayıldı. Halkın erken seçim talebini şu anda ölçmek zor ama iktidarın ülkeyi yönetemez hale geldiği de ortada.’’

CHP yetkilileri, “CHP, iktidara gelmesi durumunda ekonomik enkazı toplamaya hazır mı?” sorusuna ise şu yanıtı veriyor: “2019’da devraldığımız belediyelerde de bir enkaz ile karşılaştık. Ancak başkanlarımız, deprem ve pandemiye karşın süreci çok iyi yönetti. Bütçeler doğru kullanıldı, israf ve yolsuzluğun önüne geçildi.

CHP iktidarı, kamu kaynaklarının en çok beş müteahhit için harcandığı bir iktidar olmayacak. Emekliye verilen ile müteahhitlere verilen arasında uçurum var. Bu uçurumu ortadan kaldıracağız. Kadrolarımız iyi. CHP iktidarında, bir kelimeyle işten el çektirilen kadrolar yerine liyakatli kadrolar olacak.”

“Biz Türkiye’yi yönetmeye talibiz”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından partisinin belediyeyi kazandığı il ve ilçelere teşekkür ziyaretlerini sürdürüyor. Özel, bu kapsamda dün Adana’ya gitti. Adana’daki ilk durağı, partisinin il başkanlığı olan Özel, ardından Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ı ziyaret etti.

CHP Lideri Özel, Karalar’ı, Adana’da iki kez üst üste seçilmesinden dolayı tebrik etti. Burada konuşan Özel şunları söyledi: “Biz Türkiye’yi yönetmeye talibiz. Millet bu vazifeyi partimize bir kez daha vermek için sabırsızlanıyor. Biz gününde yapılırsa da erken yapılırsa da başımızla beraber, gününde yapılırsa gününde kazanacağız.

Ama bu ekonomik kriz ve bu kadar sorunu görmeden ve inadına inadına hataları tekrar eden yönetim anlayışının da milletimizin gündemine çok yakın zamanda erken seçimi de sokabileceğini gösteriyor. Biz gelecek pazar yapılsa hazırız. Birinci partiyiz, iktidarı devralmak isteriz. Milletimiz ne zaman talep ederse, meclisimiz 360’ı bulup meclisten, Cumhurbaşkanı bu krizi sürdüremiyor ve bundan sonra bir erken seçim çaredir derse onun kararıyla yapılacak ilk seçimde iktidara talibiz.

Ve iktidara talip olduğumuz noktada hem ülkeyi yönetmenin hem de Türkiye’ye yeniden demokrasiyi getirmenin insanlarımızı zenginleştirmenin, aç karınları doyurmanın müjdesini CHP, belediyelerde olduğu gibi Türkiye halkına da verecektir.

Paylaşın

Erdoğan – Özel Görüşmesinin Tarihi Belli Oldu: 11 Haziran

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i 11 Haziran Salı günü saat 16.00’da CHP Genel Merkezi’nde ziyaret edecek.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Erdoğan ile 11 Haziran Salı günü partisinin genel merkezinde bir araya geleceklerini açıklayan Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanı ile 11 Haziran’da saat 16.00’da görüşeceğiz. CHP Genel Merkezi’nde aynı heyetlerle ağırlayacağız. Oturma düzeni siyasi parti genel başkanları şeklinde olacak.

31 Mart seçimlerinde seçmenin karşısına çıktığımızda çok net olarak şunu söyledik. ‘Biz sesinizi duyuracağız. Eğer siz de sesinizi duyurmak istiyorsanız, siz de bu seçimde 10 bin lira en düşük emekli maaşını reva görenlere, asgari ücretinize zam yapmamayı düşünenlere, 1 milyon öğretmeni atamayanlara, işçilere hak ettiğini vermeyenlere sesinizi duyurun’ dedik. Bugün de söylüyorum 31 Mart seçim sonuçları CHP’yi 47 yıl sonra birinci parti yaptı. Bizim net olarak söylediğimiz şudur.

Biz bir erken seçim çağrısı yapmıyoruz. Erken seçim kararını millet verir. Ben CHP’nin 127 milletvekiliyle erken seçim kararını zaten alabilecek güçte değilim. Olsa yarın alırım, öbür pazar iktidara gelirim. CHP erken seçim istemez mi? Evet ister ama erken seçimin yapılabilmesi için bunun milletin gündemi olması lazım.”

Ne olmuştu?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2 Mayıs’ta AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya gelmişti. Görüşme 1 saat 35 dakika sürmüştü.

Görüşmede, CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Namık Tan ile AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş da yer almıştı. Erdoğan ile Özel görüşmesi sonrası basın mensuplarına açıklama yapılmamıştı.

Erdoğan ile Özel’in görüşmesine boş koltuk damgasını vurmuştu. Erdoğan, Özel ile görüşme esnasında Özel’in karşısında değil de ortada ve daha farklı bir koltukta oturması akıllara “Erdoğan eşit değiliz imajı mı yaratmak istiyor?” sorusunu gündeme getirmişti.

AK Parti, boş koltuğun özel bir anlam ifade etmediği, oda düzeninden kaynaklandığı, diğer liderlerle veya konuklarla yapılan görüşmelerdeki protokolün uygulandığı vurgulamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a dönerek, en kısa sürede CHP Genel Merkezi’ne iade-i ziyaret gerektiğini söylemişti. Özel, bu ziyaretten memnun olacağını ifade etmişti.

31 Mart seçimlerinde CHP’nin çok sayıda büyükşehir ve belediyelerine yenilerini eklemesinin ardından Özel verdiği demeçlerde Erdoğan ile görüşebileceğini aktarmıştı.

Erdoğan ile Özel, 23 Nisan’da TBMM’de düzenlenen resepsiyonda başka diğer siyasi partilerin de olduğu ortamda ilk kez bir araya gelmiş ve kısa bir görüşmenin ardından özel kalemlerin buluşma tarihi belirleyeceği duyurulmuştu.

Paylaşın

“Erdoğan İle Özel 10 / 11 Haziran’da Görüşebilir” İddiası

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP Lideri Özgür Özel’i ne zaman ziyaret edeceği gündemin öne çıkan başlıkları arasında yerini korurken, ziyaret için iki gün öne çıktığı iddia edildi: 10 veya 11 haziran.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında saat toplandı. Yaklaşık dört saat süren toplantıda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP’ye yapacağı iadeyi ziyareti konusunun yanı sıra yerel seçimler sürecinde disiplin suçu işleyen üyeler de ele alındı.

ANKA’nın edindiği bilgilere göre CHP MYK’da şu konular ele alındı:

Erdoğan’ın ziyaret tarihi: Erdoğan, geçen hafta partisinin grup toplantısı öncesinde CHP’ye Genel Merkezi’nde yapacağı iade-i ziyaret için 9 Haziran’dan sonrasını işaret etmişti. Ziyaret için takvimde iki gün öne çıkıyor. Erdoğan-Özel görüşmesinin 10 veya 11 Haziran tarihlerinde olması bekleniyor.

Tüzük Kurultayı: CHP’nin gündeminde bir yanda da 6-7-8-9 Eylül’de Sivas’ta yapılacak tüzük kurultayı var. Bu çerçevede il örgütlerinin raporlamaları devam ediyor ve derleniyor. İlgili genel başkan yardımcılığı, Avrupa’daki sol-sosyal demokrat partilerin tüzüklerini Türkçeye çevirtiyor. Üyelerden, sivil toplum kuruluşlarından öneriler gelmeye devam ediyor.

Parti aleyhine çalışan CHP’liler: MYK’nın gündeminde ayrıca 31 Mart yerel seçimleri kampanya dönemi içerisinde parti aleyhine çalışanlarla ilgili dosyalar vardı. İhraç talebiyle CHP Genel Merkez’e ulaşan toplam bin 819 kişi için yapılan başvurulardan 402’sinin hali hazırda parti üyesi olmayan kişilerle ilgili olduğu, 403’ünün de delil yönünden yetersiz olduğu tespit edildi.

Parti kaynakları, 613 dosyanın değerlendirmeye alınacağını bildirdi. Dosyaların 39’unun ilçe başkanı ve ilçe yöneticisi kademesinde bulunan partililer hakkında olduğu, dosyalar arasında belediye başkanı veya milletvekili gibi bir isimle ilgili şikayet bulunmadığı öğrenildi.

Kayyım: Parti kaynakları, toplantıda Hakkari’ye kayyım atanmasının da gündeme geldiğini ve konu hakkında hukuki bilgi toplandığını kaydetti.

Erken seçim: CHP kurmayları partinin erken seçim konusundaki tavrına ilişkin ise şöyle konuştu: Seçmen AKP’ye bir mektup yazdı ve mektubundan şunu söyledi: ‘Sen benim gündemimde değilsin. O yüzden ben sana bir ihtar veriyorum. Benim gündemime gel.’

Seçmenin gündemi tamamen ekonomi şu anda. İnsanlar geçinemiyorlar ve bu çok ciddi bir problem. Seçmenin ne zaman gündeminde bir erken seçim olur, biz de o zaman gündemimize alırız. Ama şu anda böyle bir gündemimiz yok. O yüzden seçmenin gündemindeki konu neyse biz onu çözmek zorundayız.

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel’den “Erken Seçim” Mesajı

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, Ekonomi politikalarını ve krizin faturasının çalışanlar ve emeklilere çıkarılmasını da eleştirerek, “Biz yerel seçim sonuçları nedeniyle erken seçim istemeyiz. Ama böyle giderse millet erken seçimi ister, kimse de önünde duramaz” dedi.

Özgür Özel, Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyumla ilişkili, ”Belediye başkanı olacağında temiz kağıdı ver. Bir günde kayyum ata. Kayyum atama Hakkari halkının iradesine saygısızlıktır. Belediye Başkanı tutuklanırsa yerine belediye meclisinden başkan seçilir. Kayseri bir belediye meclisi Hakkari bir belediye meclisi seçiyor. İçinizden seçemezsiniz ben atarım diyor. Valiyi atıyor. Milletin iradesine saygısı olmayanın milletin gönlünde yeri olmaz” ifadelerini kullandı.

Özel, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 703 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) bazı maddelerini iptal eden kararına değinerek, ”Tayyip bey buradan söylüyorum yaptığınız herşeyi AYM iptal etti. 270 sayfa iptal var. Memleketin nasıl bir hukuksuzlukla yöneltildiği buradan belli oluyor. Cumhurbaşkanlığı Sistemi denilen sistem kökten hukuksuzdur. Anayasa istemek için önce mevcut anayasaya uymak, yetkiyi veren milletin aklıyla alay etmemek gerekir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor. Özel’in konuşmasında öne çıkan bölümler şöyle:

Bizden adaylaşamayan bütün belediye başkanlarına listelerde yer verildi. Pek çoğunu YSK düşürdü. Biz Bilecik Belediye Başkanımızı ittifakla seçmiştik. Seçime 1,5 ay kala AK Parti ile birlikte Melek Mızrak Subaşı’nın başkanlığı düşürüldü, Bilecikliler 31 Mart’ta tam mutabakatla seçti. Seçim sonrası ilçe seçim kurullarında itirazlarımızla AK Parti ile MHP ile oylar kullanıldı, sustuk bekledik.

Bugün partimizin çağrısıyla arkadaşlarımızla görüşen birisi babaocağına dönüyor diye CHP ile kavga etmeye çalışanlara şunu söyleyim; ben iktidar dışında kimseye muhalefet etmem, siz istiyorsunuz diye de sizle kavga etmem. Pazar günü CHP’nin tekrarlanan seçimlerde adayları vardı. 3 yerde iddia koyduk, iki ilçeyi kazandık. Siz ne yaparsanız yapın, İstanbul’da Ekrem Başkan’ın kazandığı ilk seçimi kabul etmeyip yenilerseniz, Pınarbaşı’nda da aynı şey oldu. Pınarbaşı halkı, zorbalığa başkanımı yedirmem dedi.

MHP için kritik önemdeki bir yer. MHP’liler emin olsun, Alparslan Türkeş’in memleketini CHP kazandı diye MHP’lilere hürmetsizliğimiz olmaz. Herkes bilsin ki sizin hukukunuz önce bana sonra da Deniz Yağan’a emanettir. CHP gerilimden beslenen bir parti değildir. Siyasi rakipleri düşman bilmeyiz. Sayın Bahçeli’nin bugün kullandığı tüm ifadeleri, onları metne yazan, bütün MHP’lilerin yakından bildiği ve yaka silktiği iki ismin kusuru. Devlet Bey’in de canı sağolsun.

Çay mitingi: Rize’deydik. Çay üreticisinin sesi duyurmak için oradaydık. Eskiden zeytinin fiyatı çayın fiyatıyla aynıyken şimdi çayı 17 liradan alıyorlar. Rize sonuna kadar itiraz ediyor. Maliyeti sordum; 19 diyen de var 21 diyen de. 19 lira maliyetinin bile fiyatı değil. Çay kanunu verdik. Son kanun 14 Mayıs’ta oylandı ve reddedildi. Önerimiz satılan çaylar da dahil olmak üzere 8 lira fark en geç bir ay sonra ödenmeli, birinci sürgün 25 lira olarak ödenmeli. Taban fiyat uygulamasına geçilmeli, çayın taban fiyatı 25 lira olmalıdır.

Hakkari’ye kayyım atanması: İki ay önce yapılan seçimlerde bütün Türkiye karar verdi. 81 ilde seçimlere girdik, bunların 30 büyükşehirin 14’ünü kazandık, 21 il belediyesi kazandık. Her ili kazanamadık, kazanamadığımız yerlerde nasıl kazanırızın muhasebesini yaptık. Hakkari de kararını verdi. Hakkari’de her iki kişiden birinin oyunu alan Mehmet Sıddık Akış seçildi. Dün bir operasyonla Hakkari Valisi’nin göreve atandığını gördük.

İlgili iddianame 2011 yılında başlayan soruşturmaya ait. Dava 2014’te açılmış. 14 yıllık mesele. İddianameyi hazırlayan savcı FETÖ’den firarda. İddiaları ispat imkanı yok. Dün yeni bir soruşturma açılıp, belediye başkanı yeni soruşturmaya istinaden gözaltına alınıp, suçu varsa, kaydı varsa, delil varsa elbette cezalandırılabilir ama usul yöntem bellidir. Kayyum atamak Hakkari halkının kararına saygısızlıktır. Bir kanun hükmünde kararnameyle terörle ilişkiliyse kayyum atarım, içlerinden seçtirmem.

Bu anlayış AK Parti’yi, Cumhur İttifakı’nın 31 Mart günü seçimlerde aldığı hezimetin en önemli birkaç sebeplerinden birisidir. Milletin iradesine saygısı olmayanın milletin gönlünde yeri olmaz. Ahmet Türk ziyaretime geldi. Kendisi Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı. 2014’ten beri. Türkiye’de büyükşehir kanunu çıktığından beri Mardinliler Ahmet Türk’ü seçiyor. İrade bu kadar net. O günden bugüne 10 yıl 2 ay, bugünden sonra 5 yıl yapması lazım.

Ama 2 yıl 4 ay belediye başkanlığı yapmış. Sonra o valiler, Süleyman Soylu’ya 30 bin liralık tespihler verip faturayı belediyelere ödetiyorlar. Sadece iddiayla kayyum atamak, yerine valiyi atamak demokrasiye yakışır değildir. Hakkari’de atanan kayyumu da, Mardin’deki niyeti de CHP’nin belediyesine atanmasına nasıl tepki veriyorsak öyle veriyoruz. Sana göre bana göre demokrasi olmaz.

KHK’lar: Burası bir hukuk devletiyse anayasaya uyacağız. Anayasa’ya aykırı kanun, kanun hükmünde kararname varsa, görev CHP’nindir. Bu rejim 16 Nisan referandumunda başladı. İlk yapılacak seçimde yetki kanunu çıkarıldı. 60 gün içinde inceledik, tuğla gibi başvuru yaptık. Bizim 60 günde iddia ettiğimiz aykırılıkları AYM 6 yılda inceledi. AYM; belediyelerin cumhurbaşkanlığı kararıyla kurulmasından Adalet Bakanı’nın HSK’da görev almasına, TRT’ye taşınmazların devredilmesinden özel şirket kurmasına dek pek çok düzenlemeyi iptal etti.

Huzur hakkı, ek gösterge, Yargıtay’ın yapısı, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın mülklerinin devri, TRT’ye arsa tahsisi, BTK’nın yapısı, bakan müşavirlerinin atanması, HSK’nın yapısına dayanak teşkil eden tüm düzenlemeler, ne kadar kurum varsa Ekonomik Sosyal Konsey dahil, RTÜK Genel Müdürü’nün maaşı dahil, RTÜK’ün şirket kurmasına kadar devlette yaptıkları her şeyi iptal etti. 1 yıl da zaman verdi.

Dün akşam itibariyle Türkiye Cumhuriyeti’nin kolonları kesiktir, temeli kumdandır, devleti sakatlamışlardır. AK Parti ile MHP’nin anayasa tanımazlığı sebeptir. Sayın Erdoğan yaptığınız her şeyi Anayasa Mahkemesi iptal etti. Meclis’te 1 sene içinde kanun olarak çıkmazsa devlet kolonsuz, kirişsiz kalacaktır. Anayasa istemek için önce mevcut anayasaya uymak gerekmektedir.

6 Şubat depremleri: Afet sırasında orduyu göreve davet edemedi. Depremden sonra bir yıl içinde 650 bin konutun teslim edileceğini söylediler. Ancak 79 bin konut verdiler. Yani yüzde 10’unu verdiler. Orta hasarlı konutlar var. ‘5 Nisan 2024’e kadar konut güçlendirme ruhsatı alın’ dediler. Paralarını verdiler, kredi aldılar. Şimdi ‘konutunu güçlendirmişsin ama biz burayı rezevr alanı ilan edeceğiz’ diyorlar. Hatay’da rezerv alana büyük bir isyan var. Bunun için rezerv alanı konusundaki mağduriyetin ortadan kalkması, sesinin duyulmasını istiyoruz.

İnsanlar devletten, adam kayırmacılık olmasın, adalet istiyoruz diyorlar. Adalet askıda diyor insanlar. Hata yapan kamu görevlileri yargılansın diyor deprem bölgesinde insanlar. Depremde yıkılan Ezgi Apartmanı’na adalet gelmezse bu hepimizin ayıbıdır. Antalya Kepez’de yaşanan teleferik kazasında 1 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Bu olayla ilgili bir kişi hayatını kaybetti ancak CHP’li olduğu için içerde tutuluyor. Ancak depremde Palmiye Sitesi yıkılıyor; 150 kişi hayatını kaybediyor. Bu olayla ilgili AK Partili olduğu için sorumlular dışarda gezebiliyor. Böyle düzene yazıklar olsun.

Ekonomik kriz: Bugün bir yıkımın da yıldönümü. Sayın Bakan Nebati’den kurtuluşun, Sayın Bakan Şimşek’e tutuluşun yıldönümü. Önceki gittiğinde dolar 20 TL’ydi, bu rasyonelin döneminde dolar 32 TL. Enflasyon ise yüzde 70’lere çıktı. Son 18 ayın en yüksek enflasyon oranıdır bu. Enflasyonun düşmesi demek fiyatların düşmesi demek değildir. Enflasyon ancak eksi olursa fiyatlar düşmeye başlar. Açlık sınırı 19 bin liradır.

Emeklilerin ortalama maaşı 12 bin 500 liradır. Emeklilerin maaşları, açlık sınırının altındadır. Türkiye, Avrupa’da enflasyon oranında en yüksek ülkedir. Devlet ilkokul öğretmenine 20 yıllık ne veriyorsa, özel sektördeki öğretmene de onu vermelidir. Öğretmenler asgari ücrete mahkum edildi ve ona isyan edildiler. Deprem bölgesinde çalışan öğretmenler, öğrencilerin göçmesiyle eksik kaldılar. Onların da ek atama talepleri var. Onların sesini duyurmak da CHP’lilerin boynunun borcudur.”

Paylaşın