CHP Kadın Kolları Kurultayı’nda Gergin Anlar: Erkekleri Dışarı Alın

Partisinin kadın kolları kurultayında yaptığı konuşma sırasında salondan seslerinin yükselmesi üzerine CHP Lideri Özgür Özel, “Bu yapılan doğru değil. Ben sizi her ortamda dinliyorum. Kapının önünde de yine dinlerim ama burası kadın kolları kongresi” dedi ve ekledi:

“Burayı buraya bırakacaksınız. Lütfen arkadaşlar. Burayı kadınlara bırakacaksınız.  Erkeklere burayı provoke ettirmem. Ne diyecekseniz kapının önünde söylersiniz. Erkek arkadaşları dışarı alın. Bula bula bu örgütün bu kadar emeğinin taçlandırılacağı bu ortamı mı buldunuz provoke etmek için.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 15. Olağan Kadın Kolları Kurultayı, “Eşitlik ve Adalet” temasıyla bugün Ankara Congresium Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kurultay başlamadan önce adaylar Birsen Bayar ve Birsen Temir Saraç çekildiğini duyurdu.

Kurultayda, CHP Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka ve CHP Kadın Kolları MYK Üyesi Merve Kır olmak üzere 3 isim başkanlık için yarışacak.

Özel konuşmasına başladığı sırada salondan slogan sesleri yükseldi. Bunun üzerine Özel şu ifadeleri kullandı: Kadın kolları kongresini lütfen başka amaçlara alet etmeyin. Çok rica ediyorum. Kadın kolları kongresi kadın kolları kongresidir. Uzunca bir emeğin karşılığını almak için burada toplanmış CHP Kadın Örgütü varken onların sesine başka bir ses karıştırmam, doğru değil bu.

Özel salondaki güvenliklere, “Arkadaşlara yardımcı olun. Kadın kolları kongresinin bu kapsamda devam etmesine katkı sağlayın” diye seslendi. Salondaki kadınlardan da dışarı sloganı atıldı.

“Erkek arkadaşları dışarı alın”

Özel sözlerini şöyle sürdürdü: Bu yapılan doğru değil. Ben sizi her ortamda dinliyorum. Kapının önünde de yine dinlerim ama burası kadın kolları kongresi. Burayı buraya bırakacaksınız. Lütfen arkadaşlar. Burayı kadınlara bırakacaksınız. Erkeklere burayı provoke ettirmem. Ne diyecekseniz kapının önünde söylersiniz. Erkek arkadaşları dışarı alın. Bula bula bu örgütün bu kadar emeğinin taçlandırılacağı bu ortamı mı buldunuz provoke etmek için.

Özgür Özel, konuşmasında ise şu ifadeleri kullandı: Tüm emeklerinize teşekkür ediyor ve iyi ki kadın kolları var diyorum. Bazen eşitlik ilkesi adına kadın kolları kapansa mı gibi tartışmalar oluyor, eğer her kolda kadınların eşit temsili sağlanırsa bunu tartışırız. Ama o güne kadar kadın kollarını tartışmam, tartıştırmam.

Parti programının belirleneceği kurultayda CHP’nin oklarının en ortasındaki devletçilik ilkesinin yarısını yeşile yarısını mora boyayacağız. 31 Mart seçimleriyle Aydın’daki topuklu efemizin yanında Eskişehir ve Tekirdağ’da da kadın belediye başkanlarımız eklendi. Metropol ilçelerin pek çoğunu CHP’li kadın belediye başkanlarımız yönetiyor. Amiral gemimiz İzmir’de 9 kadın adayımızdan 8’i İzmirliler tarafından göreve getirilmiştir.

Biz kadın konusunda partide devrim yapacağız derken, bir abla çıkıp “siz kotaları değil kafaları değiştirin” demişti. Oluşturduğumuz Merkez Yönetim Kurulu’nun yarısının kadın olduğu bir gölge kabinesi var. Mevcut kabinenin bir simetrisi ve iktidara geldiğimizde bu işi nasıl yapacağımızın bir göstergesi. Tayyip Bey’in kabinesinde tek kadın var, o da kadın ve aileden sorumlu. Bu ikimizin de nasıl bir Türkiye vadettiğini gösteriyor. Tayyip Bey’e göre kadının yeri sadece evinin, ailesinin yanı.

Onun kafasındaki tek kadın bakan budur. Bizim görevlendirmemizde de 9 kadın var. Eğer 9 erkek bakanınız varsa 9 tane de kadın bakan olacak. Bu nedenle tüzükte halihazırda yüzde 30 olan kadın kotasını kademeli olarak artırarak önce yüzde 40, sonra yüzde 50 ile artıracağız. CHP milletvekillerinin de belediye başkanlarının da yarısını kadın yapacağız. CHP’nin 1935’te 17 kadın milletvekili vardı ve çok uzun yıllar boyunca bu tekrar yakalanamadı bile. Atatürk’ün vizyonunu yeniden yakalayacağız.

İstanbul Sözleşmesi vurgusu

Kadınlar şiddet yaşarken, yasadaki boşluklarla bu durum daha kötüye gidiyor. Bana “Bir nazar boncuğun var ve AK Parti’ye takacaksın” deseler, İstanbul Sözleşmesi konusunda takardım. Ancak bu sözleşmenin bir takım meczupların, çağ dışındakilerin isteğiyle ve Meclis iradesi hiçe sayılarak bir gecede terk edilmesi AK Parti’nin tarihteki en büyük utancıdır.

Biz buna karşı çıktık, Danıştay’a başvuru yapan tek erkek oldum. Zaman zaman “İstanbul Sözleşmesi’nden çıksak ne olur” gibi şeyler söylüyorlardı. Bakanlık raporunda cezaların yetersiz olduğu itirafı yer alıyor. Kadın cinayetleri sayısının sözleşmeden çıkıldıktan sonra arttığı görülüyor. Kadın cinayetlerini önlemek için CHP iktidarını beklemeyelim, gelin hep beraber İstanbul Sözleşmesi’ne evet diyelim.

İlk yerel seçimlerde başardık. Aldığımızın oyların yüzde 40’ı hayatında ilk kez CHP’ye oy veren seçmenler. Bunların yüzde 60’ı kadınlar. Bu kadınlar geçmişte daha fazla AK Parti’ye oy vermiş ev hanımlarından, muhafazakar kadınlardan oluşuyor. Çünkü zor günde kıt günde onların yanında olan CHP’den etkilendiler. Biz o insanları yanımıza katmalı, emek verebiliyorlarsa birlikte çalışmalıyız.

Genel başkan olarak benim bu salondan istediğim budur. Biz o kadının şiddet karşısındaki yegane güvencesiyiz. Hakkının arayan kadının bu süreçte yanında olacak olanlarız. Türkiye ittifakı bir siyasi ittifak değildir. Gençlerin ve kadınların ittifakıdır. Yoksul ve emekçi kadınların kendilerine yer buldukları bir ittifaktır. Karşımızda ise kendilerine oy verenin kıymetini bilmeyen, oy vermeyenlere sırtını dönenler var. Biz böyle olmayacağız.

Kadın kollarımız da bu süreçte çok önemli bir yerde. Ben her birine de kefilim. Buraya kadar verdiğiniz her karar başımızın üstünde oldu, bundan sonra da böyle olacak. Ben genel başkanınız olarak kadınlar için sizler kadar çalışacağıma söz veriyorum. Ayağa kalkın ve bu partiyi iktidar yapın! Hepinizle gurur duyuyorum, hepinize güveniyorum. Biz başaracağız, Türkiye kurtulacak.”

Paylaşın

CHP Ve İYİ Parti’den “Instagram” Hamlesi

CHP ve İYİ Parti, BTK’nın sosyal medya platformu Instagram’a erişimin engellenmesi kararının iptali iptali için dava açtı: Erişim engeli kararı subjektif ve aynı zamanda keyfi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal ve İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) sosyal medya platformu Instagram’a erişimi engelleme kararına karşı dava açtı.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal da kararın iptali için Ankara 10. İdare Mahkemesi’ne başvurduğunu aktardı. Tanal, “Erişim engeli kararı somut gerekçelere dayanmamaktadır. Karar subjektif ve aynı zamanda keyfi bir karardır. Karar Anayasamızın 2, 26 ve 28. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesine açıkça aykırıdır. Ankara İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma istemiyle davası açtık” dedi.

İYİ Parti’den yapılan yazılı açıklamaya göre, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu yargıya başvurarak kararın iptali için dava açtı.

Dervişoğlu “İfade özgürlüğü demokrasinin ve insan haklarının anası olarak kabul edilen bir haktır. Bu hakkın fütursuzca engellenmesi düşünce özgürlüğünün ve insan haklarına dayanan demokratik hukuk devletinin tahrip edilmesi hatta ortadan kaldırılması demektir. Demokratik ve kalkınmış bir Türkiye için yola çıkan İYİ Parti olarak; ülkemize bu kötülüğün yapılmasına müsaade etmeyeceğiz. Bu karanlık zihniyete karşı mücadelemizi arttırarak devam edeceğiz” dedi.

Açtıkları davanın sadece basit bir idari işlemin iptali talebini içermediğini hukuk devletinin, demokratik düzenin ve insan haklarının korunmasını amaçladığını belirten Dervişoğlu, “Engelleme kararının gerekçesi belirtilmemiş, kamu düzeni ile milli güvenliğin korunması için bu kararın alındığı söyleniyor, fakat gün içerisinde ise kararın katalog suçlarla ilgili olduğu belirtildi. Bu da gerçekte erişim engellemesinin başka bir maksat ve gaye ile yapıldığını göstermektedir. Bu maksat da bir kişinin keyfiliğinden başka bir şey değildir. Açmış olduğumuz bu dava, işte bu tek adam rejiminin keyfiliğine karşı da mücadelemizin bir parçasıdır. Bu yasaklama hukuk bilmezliğin ve hak tanımazlığın göstergesidir” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu’nun dava dilekçesinde erişim engeli kararının sansür anlamına geldiği, Anayasa Mahkemesi’nin benzer kararlarda belirtmiş olduğu ağır hak ihlalinin bir benzeri olduğu bu nedenlerle kararın başta Anayasa olmak üzere, hukuka aykırı olduğu için yürütmenin durdurulması talep edildi.

Avukatlar BTK’ye dava açtı

Ayrıca, Avukat Hakları Grubu, BTK’nin, Instagram’a erişimin engellenmesi kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Davanın dilekçesinde, Anayasa başta olmak üzere ifade ve basın özgürlüğüne ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuattaki düzenlemelere yer verildi.

Erişimin engellenmesi kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan davaya ilişkin dilekçede, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) basın özgürlüğüne ilişkin kararlarına işaret edildi.

Dilekçede, “Sadece toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü ‘haber’ ve ‘düşüncelerin’ değil, devletin veya halkın bir bölümünün olumsuz ya da yanlış bulduğu, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerekir” ifadesine yer verildi.

Dava dilekçesinde, “BTK tarafından Instagram üyeliği olan birtakım yayıncıların TCK’da sayılan katalog suçları işlediği gerekçesiyle platformun tamamen erişilemez hale gelmesinin, Anayasa ile teminat altına alınmış çok sayıda temel hakkı da bertaraf etmesi bakımından hukuka uyarlık arz etmediği” gerekçesiyle yürütmenin durdurulması ve iptali istendi.

Paylaşın

Özgür Özel: Uygulanan Politikalarla Yalnızca Rantçılar Kazanıyor

Burdur’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, iktidarın uyguladığı ekonomi politikaları eleştirerek, “Halkın partisinin iktidara gelip halktan, çiftçiden, üreticiden, hayvancıdan yana pozisyon alması lazım” dedi ve ekledi:

“Öyle politikalar üretmesi lazım. Hem üretici hem tüketiciyi korumak lazım. O zaman ne olacak? Hem fahiş fiyatlar ortadan kalkacak hem emek sömürüsü ortadan kalkacak. Herkes birden kazanacak. Şimdi kim kazanıyor? Sadece zenginler kazanıyor. Sadece rantçılar kazanıyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Özel’e İl Başkanı Kadir Koç, Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ve diğer il belediye başkanları eşlik etti. İl başkanlığına girişte Özel’e 1 Mayıs doğumlu “Mayıs” adlı bir köpek hediye edildi. Özel, Mayıs’ı genel merkeze götüreceğini söyledi.

Parti binasının balkonundan emeklilere seslenen Özgür Özel, “Bu iktidar geldiğinde en düşük emekli aylığı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugünkü emekli maaşı 3 çeyrek altın alıyor. 5 tane çeyrek altın kayıp. Emekli ablam bir çeyrek altın almış kuyumcudan, evde çantada yok. Aklı çıkar, bütün yolu gezer, arar. Nerede kaybettim diye. Şimdi bak, bir emekli değil, her emekli, bir sefer değil, her ay, bir altın değil, beş altın kaybetmiş. Nerede kaybettik diye arayacak mısınız?” dedi.

Emeklilerin seçim sandığında kaybettiğini ifade eden Özel, “AK Parti geldi, seçim sandığında aylık beş çeyrek altını kaybettiniz. Kaybettiniz yer sandıksa, bunun bulacağı yer yine sandık. Seçim sandığına gidilecek, ne kaybedildiyse orada bulunacak” dedi.

Üreticinin, iktidarda halktan yana partinin olmaması nedeniyle ezildiğini vurgulayan Özel, şunları söyledi: “O köylünün fasulye üreticisinin, kabak üreticisinin, domates üreticisinin partisi iktidarda değil. Kimin partisi iktidarda? Zenginin partisi iktidarda. Gelirken garibandan oy alarak geldiler. Yerlerini yaptılar. Şimdi köylüye dönüp bakmıyorlar. 13 liraya süt imal ediliyor. Sütün maliyeti 13 lira. 8 liraya süt alıyorlar Burdur’da. Denetlense en iyi süt 15 lira o da maliyetinin kurtardığı. Oysa 1’e 1,5 paritesi var.

Yani sütün bugün 13 liraya satılması için bu adamın 8 liraya yem alması lazım. Yemin çuvalının 400 lira olması lazım. Kaç para şimdi? 580 lira – 600 lira. 600 liradan yem alıp 8 liradan süt satıyorlar. Böyle bir şey olmuyor. Ne oluyor bu sefer? Bütün anaçlar bıçak altına gidiyor. Kesiliyor. Sonra Türkiye’de beslenme sorunu var. Türkiye’de tarım ürünlerinde sorun var. Ne yapalım? İthalatına izin verelim. Baştan korumuyor, kaybediyor. Sonra ithalatına izin veriyor iyice perişan ediyor.”

Uygulanan politikalarla yalnızca rantçıların kazandığını ifade eden Özel, “Halkın partisinin iktidara gelip halktan, çiftçiden, üreticiden, hayvancıdan yana pozisyon alması lazım. Öyle politikalar üretmesi lazım. Hem üreticinin hem tüketiciyi korumak lazım. O zaman ne olacak? Hem fahiş fiyatlar ortadan kalkacak hem emek sömürüsü ortadan kalkacak. Herkes birden kazanacak. Şimdi kim kazanıyor? Sadece zenginler kazanıyor. Sadece rantçılar kazanıyor” diye konuştu.

Birgün’ün aktardığına göre; Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sen yandaş müteahhide 660 milyar buluyorsun, 20 milyona yakın emekliye 100 milyar bulamıyorsun. Bugün eğer o 660 milyarı çarçur etmese her emekli 17 bin 500 lira alabilir. Her asgari ücretli enflasyon zammı alabilir. Her çiftçinin her esnafın da kredi faizi silinir, vadelere bölünebilir. Halk Bankasından kredi çekmiş adam. Pandemide düşük faizle.

Öderken faizi artırıyorlar. Bakın pandemide KGB’den dünyanın en ucuz kredisini zenginlere dağıttılar. Adam aldı yat aldı, özel uçak, yalı aldı hepimizin parasıyla. Pandemide Halk Bankası’ndan esnaf kefalet kredisi çekenin faizini yüzde 9’dan 25’e çıkarıyorlar öderken. O yüzden bir tarafa para bulan varsa, bir tarafa para bulamıyorsa nedir bu iktidar? Emeklinin, işçinin, çiftçinin değil, zengin müteahhidin iktidarı olmuştur.

Çok basit bir hesap var. Burdur’daki emeklilere söylüyorum; bu iktidar geldiğinde en düşük emekli aylığı 8 çeyrek altın alıyordu. İkna olmayan gitsin kuyumcuya sorsun. Ben 22 yıl önce bu maaşı alıyordum o gün çeyrek altın kaç paraydı? Bugünkü emekli maaşı 3 çeyrek altın alıyor. 5 tane çeyrek altın kayıp. ‘Alamıyorum, alamıyorum’ diyor. Bak alamıyorsun, bir tane çeyrek altın düşünürsen aklın çıkar. Ne yaparsın? Eve giderken çeyrek altın alsan. Gittin, baktın çantada yok.

Emekli ablam bir çeyrek altın almış kuyumcudan, evde çantada yok. Aklı çıkar, bütün yolu gezer, arar. Nerede kaybettim diye. Doğru mu? Şimdi bak, bir emekli değil, her emekli, bir sefer değil, her ay, bir altın değil, beş altın kaybetmiş. Nerede kaybettik diye arayacak mısınız? Dolaşın, bakın nerede kaybettiniz? Vallahi de billahi de seçim sandığında kaybettiniz. AK Parti geldi, seçim sandığında aylık beş çeyrek altını kaybettiniz. Küçücük bir kız çocuğu küpesini düşürse gider, kaybettiği yerden bulur. Sizin de kaybettiniz yer sandıksa, bunun bulacağı yer yine sandık. Seçim sandığına gidilecek, ne kaybedildiyse orada bulunacak.”

Burdur Belediyesi’nin SGK borcuna ilişkin konuşan Özel, “Çok tartışma yapılıyor belediye borçları, konuşacağız. Bir de şunu söyleyeyim; Ali Orkun Ercengiz belediyeyi devraldığında 23 milyon dolar, bakın 23 milyon dolar borcu vardı. Bugünkü parayla çevirdiğimizde 1 milyara yakın. Şu anda bir kuruş borcu yok. bir kuruş borcu yok. Kimden aldık belediyeyi? AK Parti’den aldık. 23 milyon dolar borçla aldık, 1 kuruş borç yok. Hizmet olur mu? Olmasa bu oy olur mu? Geçen seçim ittifakla kazandık, bu seçimde tek başımıza neredeyse iki kişiden birinin oyunu kazandık. Karşımızda ittifak vardı, biz de yoktu. Tek başımıza kazandık” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Özgür Özel: Mali Darbe Girişimine Boyun Eğmeyeceğiz

CHP Lideri Özgür Özel, belediyelerin SGK borçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu mali darbe girişimine karşı boyun eğmeyeceğimizi ve bu kötülüğe karşı mücadele edeceğimizi ilan ediyorum” dedi ve ekledi:

“İyiler, dürüstler, çalışkanlar ve halktan yana olanlar kazanacak. Kötü planlar yapanlar, halkın kararına karşı duranlar kaybedecek. Ben milletimizi bu kötülüğün karşısında iyilikle, güzellikle ve belediye başkanlarımızın yapacağı hizmetlere destek olarak bu mali darbe girişimini püskürtmeye davet ediyorum.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Eskişehir İl Başkanlığı’na ziyaret etti. Özgür Özel’e Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir milletvekilleri Utku Çakırözer, Umut Akdoğan, Jale Nur Sümbüllü ve İbrahim Arslan eşlik etti.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Burada açıklama yapan Özel, Eskişehir’in en önem verdikleri illerden bir tanesi olduğunu belirterek “Bozkırın ortasında bir cennet yarattılar Yılmaz Büyükerşen ile birlikte” dedi.

Özel şöyle konuştu: “Malum iktidar partisi CHP’nin belediyelerdeki başarılarından inanılmaz rahatsız, ne yapacaklarını şaşırdılar. Ama geçmişte ittifakla aldığımız şehri bu sefer ittifaksız aldık. Bu halk dostu belediyeciliğe gösterilen güvendi. Bunu hazmetmek yerine iktidar ‘biz bu belediyeleri nasıl çalıştırmayız’ diye düşünüyor. Bir darbe girişimi ile karşı karşıyayız. Darbe halkın seçtiklerini işlevsiz kılmaktır. Şimdi yaşanan ise mali darbe girişimidir. Geçen sefer İstanbul’da yaptılar hepimiz Ekrem Başkan’a sahip çıktık ve millet o darbeyi püskürttü.

Şimdi bütün belediyelere SGK’dan yazı yolladılar. Teker teker herkese icra kağıdı geliyor. Biz bu belediyelerin büyük bölümünün sizden devraldık. Bu Ankara’nın vergi borcunu şişiren Melih Gökçek adam tek bir kuruş ödememiş ki. Daha önce belediyeler AKP’deyken borçlarını ödememiş çünkü onlara af çıkarılmış. Şimdi de yıllardır yapmadıklarını yapıyorlar. Belediyeleri CHP’ler aldı diye ‘faizini ödesin’ diyorlar. Yemeği Melih Gökçek yedi hesabı Mansur Yavaş ödesin diyorlar.

Saygı gösterecekleri yerde mali yönden elimizi kolumuzu bağlayacaklar, hizmet edemez hale getirecekler ve ‘CHP hizmet etmiyor görüyor musunuz’ diyecekler. Millet bunu görmeyecek mi? Kötülükle siyaset olmaz. Millet askeri darbenin yargı darbenin karşısında durduysa bunun da durur.

“Mali darbe girişimini püskürtmeye davet ediyorum”

Millet aksatanı da biliyor hizmeti yapanı da biliyor. Ben bu mali darbe girişimine karşı boyun eğmeyeceğimizi ve bu kötülüğe karşı mücadele edeceğimizi ilan ediyorum. İyiler, dürüstler, çalışkanlar ve halktan yana olanlar kazanacak. Kötü planlar yapanlar, halkın kararına karşı duranlar kaybedecek. Ben milletimizi bu kötülüğün karşısında iyilikle, güzellikle ve belediye başkanlarımızın yapacağı hizmetlere destek olarak bu mali darbe girişimini püskürtmeye davet ediyorum.”

Somali’de hayatını kaybeden asker ve usta tiyatrocu Genco Erkal için başsağlığı dileyen Özel, “Genco Erkal bir cumhuriyet sanatçısıydı. Türkiye’nin en önemli tiyatro sanatçılarından bir tanesiydi. Onu da muhalif kimliğinden dolayı üzdüler. Çok üzgünüz, hepimizin başı sağ olsun.” dedi.

Sokak hayvanları hakkında düzenlenen kanun hakkında ise Özel şunları söyledi: “Bir sokak köpeği sorunu var evet ama bundan iktidar sorumlu. Aşırı üremeye bir çare üretmeden köpeklerin bu şehirde yarattığı sorunu durduramayacağımızı veteriner hekimler söylüyor. Sorunun yükünü belediyelerin sırtına bırakmak gibi bir anlayış yok. Önce oraya ‘öldürün hayvanları’ yazdılar.

Biz karşı çıktık sildirdik. Şimdi de yükü belediyelere yıktılar ama para vermiyorlar. Biz çaresiz ve parasız kalsak da bu üstü örtülü katliam yasasındaki talimatı uygulamayacağız, bir tane cana kıymayacağız. CHP yaşatmak için var. CHP insan haklarını, hayvan haklarını savunuyor. Gücümüz yettiğince barınak yaparız, kısırlaştırırız, sahiplendiririz. Gücümüz yetmediğinde sorumlu ise iktidardır bunu da milletimize anlatırız.”

Paylaşın

CHP’den SGK’ya Çağrı: Şirketlerin Borçlarını Açıklayın

Belediyelerin SGK borçlarına ilişkin açıklamalarda bulunan CHP’li Gökan Zeybek, “SGK’nın, belli bir tutarın üstünde borcu bulunan tüm kamu kurumlarını ve şirketlerini açıklamasını istiyoruz” çağrısında bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, belediyelerin SGK ve vergi borçlarına yönelik açıklamalarda bulundu.

Birgün’den Mustafa Bildirci’nin aktardığına göre; 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’ne kadar SGK’nın gündeminde olmayan borçların, “En düşük emekli aylığının 12 bin 500’de tutulmasının utancını gizlemek için” hatırlandığını belirten Zeybek, açıklanan borç miktarının SGK’nin 2024 yılı gelir tahminin yalnızca yüzde 3’ünü oluşturduğunun altını çizdi.

İktidarın, emekliler ile CHP’li belediyeleri karşı karşıya getirmeye çalıştığını savunan Zeybek, “SGK’nın amacı CHP’li belediyelerin vatandaşa hizmet etmesini engellemek mi?” diye sordu.

CHP’li Zeybek, CHP idaresindeki bazı büyükşehir belediyelerin borçları ile AKP ya da MHP’den devralınan borçları da açıkladı. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Melih Gökçek’ten devraldığını toplam borcun 2 milyar dolar olduğunu belirten Zeybek, borcun 1 milyar dolar seviyesine indirildiğini kaydetti.

Adana Büyükşehir Belediyesi’nde devralınan borcun 1 milyar 18 milyon dolar olduğunu ifade eden Zeybek, borcun 362 milyon dolara kadar düşürüldüğünü vurguladı. AKP’den 535 milyon dolar borçla devralınan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin borcunun ise büyük metro yatırımlarına rağmen 548 milyon dolar seviyesinde tutulduğu bildirildi.

31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nde CHP’ye geçen belediyelerin borçları da listelendi. En büyük borçla devralınan belediyenin AKP’li Turgut Altınok’tan devralınan Keçiören Belediyesi olduğunun altını çizen Zeybek, devralınan en borçlu belediyeleri ve borç tutarlarını şöyle sıraladı:

Keçiören Belediyesi: 1 milyar 398 milyon TL,
Sancaktepe Belediyesi: 1 milyar 346 milyon TL,
Alanya Belediyesi: 1 milyar 52 milyon TL,
Gaziosmanpaşa Belediyesi: 962 milyon TL,
Beykoz Belediyesi: 702 milyon TL,

Eyüpsultan Belediyesi: 676 milyon TL,
Beyoğlu Belediyesi: 649 milyon TL,
Üsküdar Belediyesi: 648 milyon TL,
Mamak Belediyesi: 591 milyon TL,
Ortahisar Belediyesi: 498 milyon TL.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek iktidarın, “SGK borcu olan şirketleri açıklamasını” istedi. SGK’nin toplam alacağının 2023 yılı sonu itibarıyla 750 milyar TL’ye ulaştığını kaydeden Zeybek, “Üstelik bu borç Sayıştay’ın, ‘Tahsiline başlayın’ uyarısına rağmen yapıldı” diye konuştu.

Açıklanan borçların belediyelerin değil, belediye iştiraklerinin borcu olduğunu da belirten Zeybek, “SGK’nın, belli bir tutarın üstünde borcu bulunan tüm kamu kurumlarını ve şirketlerini açıklamasını istiyoruz. Anlıyoruz ki iktidar 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nde CHP’nin kazanmasını hala içine sindirememiştir. İktidar, CHP’li belediyelerin elini kolunu bağlamak içi bir yasal düzenleme hazırlığına düşmüştür” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Özel’den “İsmail Haniye” Açıklaması: Tasvip Etmiyoruz

CHP Lideri Özgür Özel, Hamas’ın siyasi lideri İsmail Heniyye’nin Tahran’da öldürülmesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Tasvip etmiyoruz. Biz ‘yurtta barış, dünyada barış’ diyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak üzere bulunduğu Tahran’da uğradığı suikast sonucu öldürülen Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniyye hakkında açıklamada bulundu.

Özgür Özel açıklamasında şu ifadeleri kullandı: Hamas’ın başlattığı saldırılar hepimizi üzmüştü, suçsuz insanlar öldü ama karşılık veriyoruz diye 40 bin kişi öldürdüler. Hamas liderinin öldürülmesini de tasvip etmiyoruz. Biz ‘yurtta barış, dünyada barış’ diyoruz.

İsmail Haniye Tahran’da öldürüldü

Hamas, Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin İran’ın başkenti Tahran’da ikamet ettiği konuta İsrail ordusunun düzenlediği hava saldırısında öldürüldüğünü açıkladı.

Hamas’tan yapılan yazılı açıklamada, Haniye’nin yeni İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın görevi teslim törenine katılmak için Tahran’da bulunduğu belirtildi. Haniye’nin, İsrail ordusunun tören sonrası Tahran’daki konutuna düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybettiği aktarıldı.

Paylaşın

SGK Borçları İçin Harekete Geçildi: İlk Haciz Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne

Erdoğan’ın talimatı sonrası belediyelerin SGK borçlarına ilişkin çalışmalar başladı. İlk olarak CHP’li Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin hesaplarına söz konusu borçlar nedeniyle haciz konuldu.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta partisinin grup toplantısında yaptığı “Emeklilere faydanız dokunsun istiyorsanız talimat verin belediyeleriniz SGK’ya olan birikmiş borçlarını ödesinler” açıklamasıyla başlayan tartışmaların ardından belediyelere haciz işlemleri uygulanmaya başlandı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Vedat Işıkhan’ın dün yaptığı yaptığı açıklamada, uyarılara ve bildirimlere karşın prim borçlarını ödemeyen belediyelerle ilgili icra yöntemine başvuracaklarını bildirmişti. Tartışmaların ardından haciz işlemleri başladı ve ilk olarak Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin hesaplarına haciz konuldu.

CHP’li Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Belediyelerin SGK’da birikmiş borçları varsa, biz bunların hesaplarına haciz koyacağız’ dediler. Hakikaten bunu da yaptılar. Hesaplarımıza haciz koydular” dedi.

Haciz işlemlerinin kendi belediyesi için ‘dünyanın sonu’ olmadığını ifade eden Vahap Seçer şunları söyledi: “Hizmetin gecikmesine, hizmetin yapılmamasına neden olacak bir durum. Yani insanları aç, susuz bırakmak gibi bir şey, bir belediyenin kaynağını kesmek. Ben kendi belediyem adına söyleyeyim; biz bunu aşarız.

Keşke bunu yapmasalardı ama bunu aşamayacak belediyelerin de olduğunu görüyorum. Bizim için, Mersin Büyükşehir Belediyesi için dünyanın sonu değil. Ama birçok belediye için de bu dünyanın sonu olabilir, yani hizmet yapamaz noktaya gelirler. Şehirlerde büyük sorunlar yaşanabilir ve bu borçlar da bu belediyeler tarafından keyfi olarak yapılmadı, bu borçlar keyiften birikmedi.”

“Bu halk size bunun hesabını soracak”

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise söz konusu durum hakkında yaptığı açıklamada, şunları kaydetti: “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, belediyelere hacze başlamış, vergi ve sigorta primleriyle ilgili. Mersin Belediyesi’nden başlamış. Birazcık utanın. İki milletvekiliniz milyarlarca liralık ciro yapmış, vergi ödememiş, tek bir soruşturma yok. Bu belediyelerin borçlarının büyük çoğunluğu sizin dönemlere ait. 5 şirket artı sekiz tane o şirketlere bağlı alt şirketler bir lira vergi ödememiş.

Toplamda 800 milyarı bulan bu ülkenin vergi alacağı var, belediyelere haciz yapıyorsunuz. Bu toplumun, bu ülkenin ahını almayın. Bırakın belediyeler çalışsın, onları da öderiz ama belediyeleri çalıştırmamak, mahalle mutfaklarını kapatmak, halk ekmekleri kapatmak için bunları yaptığınızı biliyoruz. Bir gün bu halk size bunun hesabını soracak.”

Paylaşın

Belediyelerin Yüzde 90’ı SGK’ya Borçlu

Belediyelerin SGK’ya borçları konusunda açıklamalarda bulunan CHP’li Hasan Öztürkmen, “Sayıştay hemen her yıl SGK’ya ilişkin raporlarında, belediye borçlarına dikkat çekmiş… Anlaşılan, belediye kaynaklarının borç ödemeye değil, yandaşlara akması tercih edilmiş!” dedi ve ekledi:

“CHP’nin son yerel seçim zaferinin ardından Erdoğan’dan gelen bu hamle dikkat çekicidir. Hayvan katliamı yasasını belediyeler eliyle yürütme hedefi ve yöneticilere hapis cezası zoruyla kararı uygulatma çabası da halkla CHP’li belediyeleri karşı karşıya getirme planının bir ürünüydü. Erdoğan’ın genel seçimlere CHP’yi belediyeler üzerinden kuşatarak girme hazırlığı açık seçik görülmektedir.”

Öztürkmen, açıklamasının devamında, “Açık bir şekilde belediyelerin devlete olan borçları ödenmemiş. Sayıştay, ezici çoğunluğu AKP’li olan belediyelerin oluşturduğu borçların ödenemez duruma geldiğini raporlarla her yıl iktidarın önüne koymuş. Ancak hiçbir adım atılmamış. Anlaşılan Erdoğan, belediye kaynaklarının borçlar için değil yandaşlar için kullanılmasını uygun görmüş! Şimdi belediyeler CHP’ye geçince hesap kesmeye çalışıyor. ‘Erdoğangiller yer içer hesabı CHP öder…’ Yok öyle dava! Ne partimiz ne de halkımız buna izin vermeyecektir.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, belediyelerin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borçlarına ilişin açıklamalarda bulundu. Öztürkmen’in Sayıştay raporlarını inceleyerek yaptığı açıklamaların tamamı şöyle:

“22 yıldır yönettikleri belediyeleri borç batağına sürükleyen Tayyip Erdoğan iktidarı, belediyeler CHP’ye geçince aniden SGK borçlarını hatırladı!  ‘Müflis esnaf eski defterleri karıştırırmış’ misali Erdoğan, bir taşla birkaç kuş vurmak niyetiyle, bir yandan boşalttıkları devlet kasasını doldurmak; diğer yandan CHP’li belediyelerin kaynaklarını hizmete değil SGK’ya aktarmasını istiyor. Bunun sonunda “CHP’li belediyeler halka hizmet götüremiyor” diyecek. Erdoğan’ın bu çıkışında samimiyet aramak mümkün değil.

Değil çünkü, incelediğimiz Sayıştay raporları, her yıl belediyelerin hem Hazine’ye hem de SGK’ya olan borçlarının artarak biriktiği konusunda uyarıyor ve “Önlem alınmazsa bir süre sonra alacakların bütçe imkanlarıyla tahsil imkanının ortadan kalkacağı değerlendirilmektedir” deniliyor. Örneğin 2017 yılında toplam 1397 belediyeden 1084’ü SGK’ya borçlu. Ancak Erdoğan kılını kıpırdatmıyor. Çünkü bu belediyelerin yaklaşık yüzde 80’i AKP’nin elinde…

Sosyal Güvenlik Kurumu 2017 yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu’nda, belediyelerin SGK’ya prim borçlarının tahsil edilemediği tespiti yer alıyor ve şu ifadeler kullanılıyor:

“30 büyükşehir belediyesi, 519 büyükşehir ilçe belediyesi, 51 il belediyesi, 400 ilçe belediyesi ve 397 belde belediyesinden oluşan toplam 1397 belediyeden 1084’ünün Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan toplam 8.784.476.879,43 TL prim borcunun tahsil edilemediği görülmüştür.”

Sayıştay raporundan görüldüğü üzere 2017 yılında, belediyelerin yaklaşık yüzde 90’ı SGK’ya borçlu. Raporda açıkça, “Belediyeleri borçlarını ödemeye zorlayıcı hükümler içeren bir kanuni düzenleme yapılmasına ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir” uyarısının yer almasına rağmen AKP iktidarı hiçbir adım atma gereği duymuyor!

Peki, 2017 yılında, İller Bankası’nın borçlu belediyeler listesinde başı hangi belediyeler çekiyor?

Listenin ilk beşinde AKP’li belediyeler yer alıyor. En çok kredi borcu 1 milyar 73 milyon lira ile Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne ait. Bursa’nın ardından AKP’li Fatma Şahin’in başkanı olduğu Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, 821 milyon lira ile en çok borcu olan belediyeler arasında geliyor. AKP’li Zeki Toçoğlu’nun başkanı olduğu Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin 805 milyon, Tahir Akyürek’in başkanı olduğu Konya Büyükşehir Belediyesi’nin 699 milyon, Menderes Türel’in başkanı olduğu Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ise 614 milyon lira kredi borcu olduğu belirlendi.

AKP’li 5 belediyenin, 2017 yılında İLBANK’a toplam kredi borcu 4 milyar 12 milyon lira olarak kayda girmiş. O dönem AKP yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tek başına toplam borcu ise 4.6 milyar TL!

Sayıştay’dan uyarı

Sayıştay raporlarına göre, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında belediyelerden tahsil edilemeyen SGK alacak miktarında ciddi artışlar dikkat çekiyor. 2020 yılında 5.962.888.297,62 TL tutarında prim alacağı tahsil edilememiş. 16.02.2021 tarihi itibari ile SGK’nın belediyelerden alacak miktarı 23.664.776.674,72 TL’ye ulaşmış durumda.

Sosyal Güvenlik Kurumu 2020 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu’nun 32. sayfasında belediyelerin SGK borçlarına ilişkin aynen şöyle denilmektedir: Kurumdan alınan veriler incelendiğinde bazı belediyelerin prim ödememe hususunu alışkanlık haline getirdiğini ve Kurumca alacakların tahsil ve takip yöntemlerinin etkin bir şekilde işletilmediğini göstermektedir. Nitekim bir süre sonra alacakların bütçe imkânlarıyla tahsil imkanının ortadan kalkacağı değerlendirilmektedir.

Geliyoruz 2022 yılına… Sosyal Güvenlik Kurumu 2022 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu’na göre, belediye ve bağlı şirketlerin SGK’ya olan prim ve prime bağlı borçları 38 milyar TL’yi aşmış. Tam rakam 38.669.506.685,00 TL.

SGK’nın 2022 yılında yaklaşık 1 trilyon 42 milyar TL bütçe geliri olduğu düşünüldüğünde; belediye, bağlı kuruluş ve belediye şirketlerinin borç tutarı SGK’nın 2022 yılı gelirlerinin yaklaşık yüzde 4’üne denk düşmektedir. Kaldı ki, bu kuruluşların idari para cezası ile gecikme zamları ve dolaylı olarak prim borçların tahsil edilememesi nedeniyle mahrum kalınan devlet katkısı da dikkate alındığında bu oranın daha da artacağı açıktır.

Onlarca ilden farklı örnekler gösterilebilir ancak AKP’li Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin durumu ders niteliğinde. Bugün en borçlu belediyeler arasında yer alan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin meclis üyelerinden aldığımız bilgiye göre belediyenin toplam borcu 14 milyar TL’yi aşmış durumda. Üstelik bu zarar, Sayıştay denetçilerinin ısrarlı uyarılarına rağmen yıldan yıla büyüyerek oluşmuş.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi 2021 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu’nun 31. sayfasında belediyenin nasıl açıktan zarara uğratıldığı çarpıcı bir şekilde şöyle anlatılmaktadır: Büyükşehir iktisadi teşebbüsleri genel itibarıyla her yıl ciddi miktarda zarar etmekte diğer taraftan bu şirketler için muhtelif sebeplerle sermaye artırımına gidilmekte ve şirketlerin personel sayıları her yıl yükselmektedir.

İdarenin iştiraki olan şirketlerin son 6 yıldaki kar/zarar durumu, sermaye ve personel artışlarının incelenmesi neticesinde; ayrıntıları aşağıdaki tabloda görüleceği üzere, İdarenin iştiraklerinde 2016 yılında toplam personel sayısı 1236 iken 2021 yılında 6443 kişiye ulaşmıştır.

Diğer taraftan bu iştiraklere 6 yıllık dönemde sermaye artışı (eski ve yeni kurulan şirketlerin kuruluş sermaye rakamları gözardı edilmiştir) için toplamda 353.605.987,50 TL aktarıldığı, bu iştiraklerin 6 yıllık toplam zararının (kâr rakamları düşüldükten sonra) ise 222.305.906,31 TL olduğu tespit edilmiştir.

Her ne kadar sermaye artış kararlarında iştiraklerin faaliyet alanının genişlemesi gibi nedenlerle artış yapıldığı ifade edilse de zarar edilen dönemler ile artış dönemleri arasındaki ilişki görülebilmektedir. Bu ise iştiraklerin zararlarının İdare kaynaklarından finanse edildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu şirketlerin sürekli zarar etmesi ve sermaye artırımı yoluyla bu zararların İdare bütçesinden düzenli olarak karşılanması kamu kaynaklarının verimsiz kullanımına sebep olmaktadır.

Yine aynı raporun 35. sayfasında, borç batağındaki Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin diğer yandan bir vakfa nakti kaynak aktardığı, yani para verdiğini öğreniyoruz. Sayıştay raporunda, 11.11.2021 tarihinde söz konusu vakıfla imzalanan protokolde “ortak hizmet projesi” olmadığı için, para aktarımının hukuksuz olduğu ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Bütçelerden yardım yapılması” başlıklı 29’uncu maddesine aykırı olduğu açıkça belirtiliyor.  Bu kadar borca rağmen belediye kaynaklarının belirli vakıflara aktığı bu raporla sabit…

Sayıştay hemen her yıl SGK’ya ilişkin raporlarında, belediye borçlarına dikkat çekmiş. Buna rağmen AKP iktidarı, yıllardır yönettiği belediyelerin hem Hazine’ye hem de SGK’ya olan borçlarının artarak devam etmesini seyretmiş, daha doğrusu teşvik etmiş. Anlaşılan, belediye kaynaklarının borç ödemeye değil, yandaşlara akması tercih edilmiş!

CHP’nin son yerel seçim zaferinin ardından Erdoğan’dan gelen bu hamle dikkat çekicidir. Hayvan katliamı yasasını belediyeler eliyle yürütme hedefi ve yöneticilere hapis cezası zoruyla kararı uygulatma çabası da halkla CHP’li belediyeleri karşı karşıya getirme planının bir ürünüydü. Erdoğan’ın genel seçimlere CHP’yi belediyeler üzerinden kuşatarak girme hazırlığı açık seçik görülmektedir.

Açık bir şekilde belediyelerin devlete olan borçları ödenmemiş. Sayıştay, ezici çoğunluğu AKP’li olan belediyelerin oluşturduğu borçların ödenemez duruma geldiğini raporlarla her yıl iktidarın önüne koymuş. Ancak hiçbir adım atılmamış. Anlaşılan Erdoğan, belediye kaynaklarının borçlar için değil yandaşlar için kullanılmasını uygun görmüş! Şimdi belediyeler CHP’ye geçince hesap kesmeye çalışıyor. ‘Erdoğangiller yer içer hesabı CHP öder…’ Yok öyle dava! Ne partimiz ne de halkımız buna izin vermeyecektir.”

(Kaynak: Cumhuriyet)

Paylaşın

Belediyelerin SGK Borçları: CHP, Karşı Hamleye Hazırlanıyor

Erdoğan, “Belediyelerin borçlarıyla ilgili Hazine ve Maliye Bakanlığımız kaynağında bu borçların tahsiline başlayacaktır. Öyle 25 kuruşa simit yok” sözleriyle fitilini ateşlediği, “belediyelerin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borçları” gündemdeki yerini koruyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), belediyelerinin SGK borçlarıyla sıkıştırılmasına karşı adımlar atmaya hazırlanıyor. Borçların neden daha önce istenmediğini sorgulayan CHP kurmayları, “2019 yerel seçimlerinden beri engeller çıkarılıyor. Kaynaklar azalttı, gelirlerdeki kesintiler arttı. Şimdi de ‘hizmet edemiyorlar’ algısı oluşturulmak isteniyor” dedi. CHP, belediye başkanlarıyla toplantılar düzenleyerek gelir artırıcı önlemler üzerinde çalışacak.

Cumhuriyet’in haberine göre, CHP yetkilileri, ilerleyen günlerde belediye başkanlarıyla yapacakları toplantılarda gelir artırıcı adımları ele alacaklarını belirtti. “1-3 Ağustos tarihlerinde Burdur’da, genel başkanımızın da katılımıyla il belediye başkanlarımız bir araya gelecek. Toplantının asıl gündemi et ve süt fiyatlarının tüketiciye yansıması ve sektörün sorunlarıydı, ancak son gelişmeleri de değerlendireceğiz. Daha önce de engellerle karşılaştık ama hizmetimize devam ettik” dediler.

CHP yetkilileri, belediyeye ait olup kirasız kullandırılan yerler için de acil önlemler alacaklarını belirtti. “Yeni devraldığımız yerlerde, önceki dönemlerde vakıflara ve yandaşlara ücretsiz verilen dükkânlar, arsalar var. Bu fiziki işgalleri kaldıracağız. Örneğin, bina bir vakfa verilmiş ve oraya yurt yapılmış, dükkân işgal ettirilmiş, hâlâ kirası ödenmiyor. Bu yerlerin geri kazanılmasını ve gelirlerin dönmesini sağlayacağız” dediler.

Borçların neden daha önce istenmediğine ilişkin konuşan CHP yetkilileri, “2019 yerel seçimlerinden beri farklı engeller çıkardılar. Kaynakları azalttılar, gelirlerdeki kesintileri artırdılar. Şimdi de aynısını yapmak, ‘hizmet edemiyorlar’ algısı oluşturmak istiyorlar. Ciddi ekonomik kriz var ve CHP’li belediyeler kendi yükümlülüklerinin yanında sosyal yardımlar yapıyor. İktidar bu hizmetleri partizanca engelliyor. Yıllarca kendi yönetimindeyken almadıkları SGK borcunu da bu yüzden istiyorlar. Yani halka kötülük ediyorlar” dediler.

Paylaşın

Vatandaşın Borcu Katlanarak Arttı

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ocakta 114 milyar 642 milyon TL olan borç faizi, mayısta 307 milyar 540 milyon TL’ye yükseldi” diyerek yüksek faiz ve alım gücünün düşmesi nedeniyle borçların katlanarak arttığına dikkat çekti.

CHP’li Gürer, kredi kartı harcamalarının yüzde 29,3’ünün market, yemek ve çeşitli gıda alışverişlerinde kullanıldığının altını çizerek, “Ekonomik kriz, en temel ihtiyaçlar için bile kredi kartlarına yüklenilmesini zorunlu kılıyor” şeklinde konuştu.

Ömer Fethi Gürer, kredili mevduat hesabı borçlarındaki artışa değinerek, “Ocakta kredili mevduat hesabı borcu olan kişi sayısı 27 milyon 747 bin iken, mayısta bu sayı 29 milyon 230 bine yükseldi. Bu, borçları kapatmak için halk arasında bilinen ifadesiyle ‘eksi hesap’tan para çekmek zorunda kaldığını gösteriyor” dedi.

AK Parti iktidarının yarattığı ekonomik krizin faturasını, ücretli kesim ödemek zorunda bırakıldı. Açlık ve yoksulluk sınırı altındaki ücretler yurttaşı borçlanmaya itti.

Birgün’den yer alan habere göre; Kredi kartı kullanımında yıl başından beri yaşanan belirgin artışı CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer anlattı. Gürer, “Ocak-Haziran arası dönemde yani sadece 6 ayda 5 milyon yeni kredi kartı kullanıma girdi” dedi, “Daha da çarpıcı olan, ocakta kredi kartları üzerinden yapılan toplam harcama tutarı 901 milyar 63 milyon TL iken haziran ayında 1 trilyon 74 milyar 424 milyon TL’ye çıkması. Bu hızlı artış, vatandaşlarımızın giderek daha fazla borçlanarak yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Borçların artması ile borç faizlerinin de yurttaşın üzerinde bir yük yarattığını söyleyen Gürer, “Ocakta 114 milyar 642 milyon TL olan borç faizi, mayısta 307 milyar 540 milyon TL’ye yükseldi” diyerek yüksek faiz ve alım gücünün düşmesi nedeniyle borçların katlanarak arttığına dikkat çekti.

Kredi kartı harcamalarının yüzde 29,3’ünün market, yemek ve çeşitli gıda alışverişlerinde kullanıldığının altını çizen CHP’li Gürer, “Ekonomik kriz, en temel ihtiyaçlar için bile kredi kartlarına yüklenilmesini zorunlu kılıyor” şeklinde konuştu.

Kredili mevduat hesabı borçlarındaki artışa değinen Gürer, “Ocakta kredili mevduat hesabı borcu olan kişi sayısı 27 milyon 747 bin iken, mayısta bu sayı 29 milyon 230 bine yükseldi. Bu, borçları kapatmak için halk arasında bilinen ifadesiyle ‘eksi hesap’tan para çekmek zorunda kaldığını gösteriyor” dedi. Bankalara borçlanmaya sebep olan en önemli etken ise yurttaşın alım gücündeki erozyon.

Gürer de “Asgari ücrete zam yapılmaması ve emekliye verilen sembolik artış, bu durumun başlıca sebeplerindendir. Özellikle emeklilere verilen 2 bin 500 TL’lik artış, artan hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalırken, vatandaşlar geçimlerini sağlamak için kredi kartlarına yönelmek zorunda kalıyor” diyerek ücretlerin yetersizliğine dikkat çekti. Gürer ayrıca, çözüm olarak en kısa sürede asgari ücretin 25 bin TL’ye yükseltilmesi ve en düşük emekli maaşının da asgari ücret seviyesine çıkarılması gerektiğini ifade etti.

Paylaşın