Özel’den Parti Teşkilatlarına “Seçime Hazır Olun” Talimatı

Yerel seçimlerde birinci parti çıkan CHP’de genel başkanı Özgür Özel’in, il başkanları toplantısında parti örgütü yöneticilerine “Her an seçime hazır olun” talimatı verdiği belirtildi.

İl başkanlarının ise, “Sahadayız. Yarın seçim olacakmış gibi çalışıyoruz. Her şeye hazırız” değerlendirmesi yaptığı ifade edildi.

CHP’li kurmaylar da seçimin zamanında olmayacağını, sandığın 2028’den önce gündeme geleceğini düşündüklerini belirterek, “2025 sonbaharı ya da en geç 2026’nın ilkbaharında seçim olacağını” savunuyor.

31 Mart yerel seçimlerinden birinci parti olarak çıkan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel sık sık “Geçim yoksa seçim var” sözüyle erken seçimi gündeme getiriyor. Özel, anketlerde birinci parti çıktıklarını da vurguluyor.

Özgür Özel’in, il başkanları toplantısında parti örgütü yöneticilerine “Her an seçime hazır olun” talimatı verdiği belirtildi. Milliyet’ten Mehtap Gökdemir’in haberine göre; toplantıda il başkanlarına, Eylül ayından sonra “daha aktif bir dönem” yaşanacağı aktarılarak, bu konuda da hazırlıklarını yapmaları istendi.

Özel’in talimatı doğrultusunda sahaya inen örgütler, “yarın seçim olacakmış” gibi çalışmalara başladı. İlçe ilçe, mahalle mahalle gezdiklerini belirten il başkanları, “Sahadayız. Yarın seçim olacakmış gibi çalışıyoruz. Her şeye hazırız” değerlendirmesini yaptı.

CHP’li kurmaylar da seçimin zamanında olmayacağını, sandığın 2028’den önce gündeme geleceğini düşündüklerini belirterek, “2025 sonbaharı ya da en geç 2026’nın ilkbaharında seçim olacağını” savunuyor.

Paylaşın

Yap İşlet Devret Projeleri: Türkiye Ekonomisi İçin Karadelik

CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Yap İşlet Devret (YİD) projelerini “Türkiye ekonomisi için bir karadelik” olarak nitelendirerek, bu projelerin hazineye olan maliyetinin sürdürülemez olduğunu vurguladı.

Haber Merkezi / CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, sosyal medya hesabı üzerinden, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM) 2024 Yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu’nu yayınladı.

Yavuzyılmaz’ın yayınladığı KGM raporuna göre, 2024 yılının ocak-haziran döneminde Hazine tarafından Yap İşlet Devret (YİD) projelerini yürüten şirketlere toplam 36 milyar 109 milyon 378 bin 774 TL ödeme yapıldı.

Yap İşlet Devret (YİD) projelerinin “Türkiye ekonomisi için bir karadelik” olduğunu belirten Deniz Yavuzyılmaz, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“AK Parti tarzı Yap İşlet Devret modeliyle yapılan karayolu projelerinde; Tutturulamayan araç geçiş garantileri nedeniyle hazinede açılan deliğin boyutunu tespit ettik. 2024’ün ilk 6 ayında Hazinenin görevli şirketlere yaptığı garanti ödemesi: 36.109.378.774 TL; 36 Milyar 109 Milyon Lira!”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Siyasetin Hala İçindeyim” Mesajı

“Tekrar genel başkan adayı olacak mısınız?” sorusuna yanıt veren Kemal Kılıçdaroğlu, “Ben parlamentoya girdiğimde genel başkan olma düşüncem yoktu. Delegeler istediği için oldum” dedi ve ekledi:

“Delegeler derse ki ‘Gelmen lazım arkadaş’, görev verirlerse o zaman düşünürüm. Genel başkanlığın sorumluluğu fazladır, kolay değildir. Genel başkan tartışmalarının dışında kalmak istiyorum. Partinin delegeleri vardır. Parti kendi geleceğini belirleyecektir.”

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ekol TV’de Armağan Çağlayan’a gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Özel bir suçlama getirmek istemiyorum. Ama 6 lider beraber yola çıktıysa ve oy birliği ile karar alacağız diye konuştuysak, liderlerin sözlerini tutması gerekiyordu. Ama bu olmadı. Anketler kazanacağımızı söylüyordu. Ama süreç benim de düşünmediğim şekilde ciddi bir sürece uğradı.

Çok büyük saldırılara muhatap oldum. Ama saldırılara karşı “Ne derseniz deyin biz buradayız” mesajı vermek istedim. Benim kişisel kararımdı. Reklamcıların değil.

Biz muhalefetiz. Ne demek normalleşme? Gerekirse masaya elinizi vuracaksınız. Biz gidip Erdoğan’a yalvardık mı? Emekliye ikramiyeyi mücadele ederek aldık. Biz gidip de Erdoğan’a “Beyefendi 3600 ek gösterge verir misiniz?” diye ricada mı bulunduk? EYT’liler için ricada mı bulunduk? STK ayrı ana muhalefet partisi ayrıdır.

Yasalar bizi muhalefet partisi olarak tanımlıyor. Neyin yumuşaması? ülke ateş çemberinde değil mi? Buyrun bakın. Emekliye sorun “Geçinebiliyor mu?” diye. İnsanın hakkını arama mücadelesi bir hak mücadelesidir. Bu mücadeleyi verirseniz siz siyasal olarak görevinizi yapmış olursunuz. Yaptıracaksın, siyaset budur. Rica ederek değil.

Onların evlatları askerlik yapmadı, benim evladım gitti yaptı. Ama ben vatan hainiyim onlara göre. AK Parti’li seçmenlerimize seslenmek istiyorum. Adaletin gelmesini ne zamana kadar bekleyeceksiniz?

Fakirin boğazını sıkarak, işçinin, çiftçinin boğazını sıkarak önlem alıyorsunuz. Bu üreticinin üretmemesi demektir. Bursa’da domates üreticileri eylem yapıyorsa bu ne demektir? Sözleşme olmasına rağmen domates üreticisi malını satamıyor. İktidar kanadından ses çıkıyor mu? Hayır. Mercimekten buğdaya kadar dışardan geliyor. Bunların yatacak yeri var mı?

Doğrudan Erdoğan’dan gelen görüşme talebi yok. Ama olursa kabul etmeyeceğimi söyledim. Bu teklif birisi aracılığı ile geldi. Doğru bulmadım ve görüşmeyeceğimi ifade ettim… Bu süreçte o kadar çok yalan haberle karşılaştım ki. Bu insanlar bu yalan haberleri nasıl bu kadar uydurabiliyor? Çürüme başlayınca toplumun her kesimine yansıyor. Devletteki çürüme Türkiye’nin büyümesinin önündeki en büyük engeldir.

Düşünün 2 milyon dolarlık yolsuzluktan söz ediliyordu. Meclis Genel Kuruluna girerken kahramanlar gibi duruyor. Ya insanda utanma olur. Ar damarı çatlayınca böyle olur.

Yolsuzluk yapanların en üstünde tutulduğu bir sürece girdik. Hatta bir ilahiyatçı devletin yüzde 10 alabileceğini söylüyor. Kim daha çok çalarsa ona “Oh malı götürdü” deniyor. Bunları yaratan iktidardır. Dini alet ederek buraya kadar getirdi. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Yolsuzluk, hırsızlık yaptığınız zaman “Helal olsun malı götürdü” şeklinde yorumlanıyor. Türkiye’nin burdan çıkması lazım. Çıkmazsa önümüzde büyük felaket var demektir.

Alt gelir grubundan toplanan paralar üst gruptaki bir avuç zengine gidiyor. “Nas var, faiz verdirmem” diyen adam şimdi dünyanın en yüksek faizini veriyor. Bunlarda din iman yok. Bunlar bir avuç çeteye çalışıyor. Devleti soyulacak organ gibi görürseniz olmaz. Kemal Tahir “Devlet Ana” der. Devlet, topluma hizmet eden organdır. Bunlar mal varlıklarının tamamını da yurt dışına götürüyor. Bu devleti soyduran zat sarayda oturan adam. Sarayda keyfi yerinde. Açlığı, yoksulluğu unuttu. Orada öyle bir şey yok.

Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret etmek, yazmak çok kolay, ‘Şunun bunun adamı’ demek çok kolay. Kılıçdaroğlu kimden bir kuruş aldı mı? Çoluğu çocuğa ile bu ülkede ne yaptı? Ben hiçbir zaman birilerine güzelleme de yapmadım. Doğruysa doğru deriz. Ben herkesi gayet iyi bilirim.

Dünyanın hangi parlamentosunda rüşvetçileri koruyan yasa çıkar? Bizden çıktı. Yolsuzluğa kol kanat geren bir parlamento vatandaşın hakkını korur mu? Hırsızın hakkını koruyorsunuz, çöp toplayan vatandaşın hakkını korumuyorsunuz. Sonra “Gazi Meclisi” diyorsunuz. Hayır değilsiniz.

Darbe hukukundan arınmayan bir devlet gerçek anlamda bir demokrasiyi yaşatamaz. 15 Temmuz’da da sivil darbe oldu. Her 15 Temmuz’da 10’ar dakika konuşma yapardık. Ama Erdoğan benim konuşmamı istemedi. Çünkü gerçekleri anlatıyordum. 15 Temmuz’un gerçekleri henüz aydınlatılmadı.

Devletin sahte videolar üretmesi ne demektir? Başkaları veya bir parti yapabilir. Ama bunu devlet yaparsa olmaz. Devletin organları bunu yaparsa olmaz. Erdoğan, “Montaj” vs diye geçiştiriyor. “Burada yasa dışılık var” deyip üzerine gitmiyor. Çünkü talimatı veren o.

Ona bir şey diyen olunca herkese talimat veriyor. Savcı, hakim herkes seferber olup insanlar gece evinden alınıyor. Bir kişi sahte videolar yaparak Cumhurbaşkanı olursa ne olur? Ahlaki açıdan meşruiyeti yoksa o konumda da meşruiyeti yoktur… Saray ve şürekasının ahlaki nerede? Beyefendinin görevi ahlakı yozlaştırmak. Bunu biliyoruz. Sahtekarlık yapıldığını kendisi de söylüyor. Allah söyletiyor.

Tekrar aday olacak mı?

Ben parlamentoya girdiğimde genel başkan olma düşüncem yoktu. Delegeler istediği için oldum. Delegeler derse ki ‘Gelmen lazım arkadaş’, görev verirlerse o zaman düşünürüm. Genel başkanlığın sorumluluğu fazladır, kolay değildir. Genel başkan tartışmalarının dışında kalmak istiyorum. Partinin delegeleri vardır. Parti kendi geleceğini belirleyecektir.”

Paylaşın

CHP’de Seçimli Kurultay İddiası: Amaç Kılıçdaroğlu’nu Yıpratmak

CHP’nin eylül ayında yapacağı tüzük kurultayının önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve yakınındaki partililer tarafından seçimli kurultaya dönüşmesi için hazırlık yapıldığı iddiaları geçtiğimiz haftanın öne çıkan tartışmalarından biri oldu.

Kılıçdaroğlu’na yakın kaynaklar bu iddiayı reddederken bir partili, “Böyle bir girişim de böyle bir düşünce de yok. Yeni parti yönetiminin bir kredisi vardır. Bu kredi bitmemiştir. Bize düşen bu süreçte eksik, yanlış gördüğümüz konularda uyarmaktır. Bu da partili kimliğin gereğidir. Ancak kimi kanallardan sürekli gerçek dışı iddialar gündeme getiriliyor. Burada amaç ancak Kılıçdaroğlu’nu yıpratmak olabilir. Bu doğru bir tutum değil” dedi.

CHP 6-9 Eylül’de tüzük kurultayına hazırlanıyor. “Değişim” iddiasıyla göreve gelen yeni yönetim, önseçim ve dönem sınırlaması vaadinde bulunmuştu. Parti içi muhalifler yeni yönetimin bu iki konuda “samimiyet testine gireceğini” belirtiyor.

Kulislerde genel başkana verilen merkez yoklaması ile milletvekili belirleme hakkının tamamen kaldırılmayacağı ama biraz daha sınırlanabileceği konuşuluyor. Uzun dönem görev yapan yöneticilerin de 3 dönemle sınırlanabileceği, genel başkan için bunun belki biraz daha fazla olabileceği ifade ediliyor. Muhaliflere göre ise bir dönem MYK ve Parti Meclis’inde görev yapmış isimlerin mutlaka önseçime gireceği bir düzenleme yapılması gerekiyor.

Yine Gölge Kabine’de görev yapanların kesinlikle milletvekili adayı olmaması gerektiği savunuluyor. Tüzük kurultayıyla ilgili parti kulislerinde konuşulan bir başka öneri ise Önder Sav’ın ardından kaldırılan güçlü genel sekreterliğe yeniden geri dönülmesi. Bazı partililer bu konuda bir öneri getirilebileceğini söylüyor.

CHP’nin eylül ayında yapacağı tüzük kurultayının önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve yakınındaki partililer tarafından seçimli kurultaya dönüşmesi için hazırlık yapıldığı iddiaları geçtiğimiz haftanın öne çıkan tartışmalarından biri oldu.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Kılıçdaroğlu’na yakın kaynaklar bu iddiayı reddederken bir partili, “Böyle bir girişim de böyle bir düşünce de yok. Yeni parti yönetiminin bir kredisi vardır. Bu kredi bitmemiştir. Bize düşen bu süreçte eksik, yanlış gördüğümüz konularda uyarmaktır. Bu da partili kimliğin gereğidir. Ancak kimi kanallardan sürekli gerçek dışı iddialar gündeme getiriliyor. Burada amaç ancak Kılıçdaroğlu’nu yıpratmak olabilir. Bu doğru bir tutum değil” dedi.

Paylaşın

MHP’den CHP’ye “Can Atalay” Tepkisi

TBMM’de Can Atalay için yapılacak ‘Olağanüstü Toplantı Çağrısı’na ilişkin açıklamalarda bulunan MHP’li Semih Yalçın, CHP’yi eleştirerek, “CHP; boş tenekenin çok ses çıkardığı gibi, beyhude işlerle uğraşıp kavga çıkarmayı siyaset yöntemi hâline getirmiştir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “CHP; hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni siyasi emellerine vasıta kılmaya cüret etmekte, hem de kamuoyunu gürültüye boğarak ülkemize vakit kaybettirmektedir. Ayrıca terörizme gönüllü hizmet veren bir kişi için olağanüstü toplantı daveti, yüce parlamentomuzun mehabetine yakışmamaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Dem’lenmiş CHP’nin siyasi ayak oyunlarına gelmeyeceğiz.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, TBMM’de Can Atalay için yapılacak ‘Olağanüstü Toplantı Çağrısı’yla ilgili sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulundu. Yalçın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bilindiği üzere TBMM, Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesince verilen kararın görüşülmeye açılması için CHP tarafından 16 Ağustos günü saat 14.00’te olağanüstü toplantıya çağırılmıştır. Bir milli güvenlik sorunu olarak gördüğümüz Anayasa Mahkemesi kararları hakkında partimizin görüşü daima açık ve net olmuş; verilen kararlar Türk hukuk sistemine sürülmüş kara bir leke olarak görülmüştür. Anayasa Mahkemesi yetki alanının dışına çıkarak TBMM’ye ve diğer yüksek yargıya parmak sallamaya devam etmektedir.

Bizce teröriste hak ihlali kararı veren bir mahkeme Türk milletinin mahkemesi olamaz, bunun adına da adalet denilemez. Üstelik Türkiye’nin bunca önemli meselesi varken, gerek Rusya-Ukrayna çatışması ve gerekse İsrail’in hem Filistinlilere hem bölge ülkelerine yönelik alçakça saldırıları sürerken, bu yüzden bütün Ortadoğu ve hatta dünya diken üstündeyken, Can Atalay gibi bir vatan haininin durumuyla Türkiye’nin gündemini işgal etmek, fevkalade abestir ve yanlıştır. CHP, bir bardak suda fırtına koparmaya çalışmaktadır.

CHP; boş tenekenin çok ses çıkardığı gibi, beyhude işlerle uğraşıp kavga çıkarmayı siyaset yöntemi hâline getirmiştir. CHP; hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni siyasi emellerine vasıta kılmaya cüret etmekte, hem de kamuoyunu gürültüye boğarak ülkemize vakit kaybettirmektedir. Ayrıca terörizme gönüllü hizmet veren bir kişi için olağanüstü toplantı daveti, yüce parlamentomuzun mehabetine yakışmamaktadır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Dem’lenmiş CHP’nin siyasi ayak oyunlarına gelmeyeceğiz. Her ne kadar TBMM başkanlığı toplantı çağrısına henüz cevap vermemiş olsa da Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu maksatlı ve kötü niyetli olağanüstü toplantı çağrısına itibar etmeyeceğiz ve 50 milletvekilimizle birlikte toplantıya katılmayacağız. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Paylaşın

“Meclis 16 Ağustos’ta ‘Can Atalay’ İçin Toplansın” Çağrısı

TBMM’nin Can Atalay için toplanması çağrısında bulunan TİP adına konuşan Ahmet Şık, “15 Ağustos’ta Filistin özel oturumu için toplanacak Meclis. Mahmud Abbas geldiğinde Filistin’de yaşanan soykırımın, katliamın, zulmün önünü kapatacak, bunu gölgeleyecek herhangi bir tartışma açılmaması için sadece Filistin meselesinin gündem olması için 16 Ağustos’a karar kıldık Can Atalay’ın da önerisiyle” dedi ve ekledi:

“Burada tartıştığımız şey Can Atalay’ın vekil olup olmadığı değil, Türkiye’de hukuk ve demokrasi normlarının egemen olup olmayacağına dair bir tartışma. Umut ediyorum yeni yasama döneminde Can Atalay burada hem bu iktidarın rezilliklerini teşhir edecek hem de Hatay halkının sorunlarını hem Meclis hem de Türkiye’nin gündemine taşıyacak.”

Anayasa Mahkemesinin (AYM), Türkiye İşçi Partisinden (TİP) Hatay Milletvekili seçilen Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin “yok hükmünde” kararının ardından muhalefet partileri, verdikleri ortak dilekçe ile TBMM Genel Kurulu’nu 16 Ağustos Cuma günü saat 14.00’te olağanüstü toplanmaya çağırdı.

Dilekçede CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Başkan Vekilleri Murat Emir, Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır, DEM Parti Grup Başkan Vekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, Saadet Partisi Grup Başkan Vekilleri Selçuk Özdağ ve Bülent Kaya, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, DEVA Partisi Milletvekili İdris Şahin, Demokrat Parti Milletvekili Cemal Enginyurt ve Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca’nın da imzaları yer aldı.

Toplantı çağrısının gerekçesinde Yargıtay ile AYM arasında ihtilaf doğduğuna dikkat çekilerek AYM kararlarına rağmen Can Atalay’ın hürriyetinden mahrum bırakılmaya devam edildiği vurgulandı.

Meclis’te 15 Ağustos’ta AKP’nin çağrısıyla, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın katıldığı bir olağanüstü oturum yapılacak. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Can Atalay için talep edilen olağanüstü görüşme için 16 Ağustos tarihini önermişti. Kurtulmuş ile görüşen TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise Meclisin AYM kararı doğrultusunda değil, başka bir gündemle toplanmasını uygun bulmadıklarını belirterek, şunları söylemişti: “Meclis’te temsil edilen partilerin tümüyle görüşmeler gerçekleştirildi. Takvim tartışması var. Bizim beklentimiz Mahmud Abbas’ın konuşma yapacağı 15 Ağustos’tan önce Meclis’in toplanması.”

“Çağrı metni Meclis Başkanlığına teslim edildi”

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, muhalefet partilerinin temsilcileriyle birlikte Mecliste yaptığı açıklamada, “Meclis Başkanı en geç 7 gün içerisinde TBMM’yi toplantıya çağırmak zorundadır” dedi ve “Bu ayıbın Türkiye’nin üzerinden derhal kaldırılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Günaydın şunları dile getirdi: “Silivri’de tutularak adeta milletvekilliği gasbedilen Hatay Milletvekili Sayın Şerafettin Can Atalay’ın AYM kararı sonrası durumunun görüşülmesi ve uygun bir karar bağlanması amacıyla TBMM’yi 16 Ağustos günü saat 14.00’te toplantıya çağırmak üzere imzalarımızı ve çağrı metnimizi TBMM Başkanlığına teslim etmiş bir heyet olarak karşınızdayız.

CHP, DEM Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi, Demokrat Parti, TİP ve EMEP’in temsilcilerinin genel başkan, grup başkan vekili ve milletvekili düzeyinde imzaları ile bu çağrı metni Meclis Başkanlığına teslim edilmiş bulunuyor.

AYM’nin hak ihlali kararı vermesi ve arkasından yeniden yargılama amacıyla dosyayı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesinden sonra, teammüllere ve hukuka tümüyle aykırı olarak tek imzalı şekilde Yargıtay’a gönderilen karar ve Yargıtayın yasamaya adeta parmak sallayarak, sen nasıl benim kararımı okutmazsın diyerek, AYM’yi terör örgütleriyle söz ve eylem birliğinde olmakla suçlayarak, üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına yönelik kararı maalesef 31 Ocak 2024 tarihinde TBMM’de okundu ve Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürüldüğü ilan edildi.

Tam 2 gün sonra AYM’ye verdiğimiz dilekçede TBMM’nin bu kararının yok hükmünde olduğunu ve her halükarda bunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep ettik. Bu dilekçemizden yalnızca 20 gün sonra 22 Şubat 2024 tarihinde AYM, TBMM kararının yok hükmünde olduğunu tespit etti ve Yargıtay kararının kesin hüküm niteliğinde olmadığını ifade etti.

Anayasa’nın 153’üncü maddesi çok açık bir hükme sahip: AYM kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır, diyor. Peki 22 Şubat tarihinde verilmiş olan AYM kararının yayımlanması için neden beş buçuk ay beklendi ve TBMM’nin kapanmasından hemen sonra 1 Ağustos 2024 tarihli Resmi Gazete’de bu karar yayımlandı? Bu bile Türkiye’nin nasıl bir adeta planlanmış hukuk kumpası ile karşı karşıya bulunduğunun çok açık bir göstergesidir.

Biz bugün AYM’nin kararı sonrasında bir kesin hükmün bulunmadığına yönelik de tespitinin neticesinde Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmediğini, 14 Mayıs’tan bu yana devam ettiğini düşünüyoruz. Hukuk bunu söylüyor. Bu çerçevede diyoruz ki 16 Ağustos tarihinde saat 14.00’te TBMM’yi lütfen çağırın ve bu görüşmeyi yapın. Bu Meclis Başkanı açısından bir takdir yetkisi değil bir bağlı yetkidir. Çünkü Meclisi tatil döneminde toplantıya çağırma yetkisi, Cumhurbaşkanı’na, Meclis Başkanı’na ve üye tam sayısının 5’te 1’i kadar milletvekiline verilmiştir. Biz çok daha fazla milletvekilinin imzasıyla bu başvuruyu yapmış bulunuyoruz. Meclis Başkanı en geç 7 gün içerisinde TBMM’yi toplantıya çağırmak zorundadır.

Bu görüşmenin sonucunda umuyor ve diliyoruz ki hukuka uygun davranılır. Bu mesele yalnızca bir milletvekilliği meselesi olmaktan çıkmış, adeta Türkiye’nin demokratik düzeninin ve anayasal çerçevesinin ihlal edildiği bir noktaya getirilmiştir. Bu ayıbın Türkiye’nin üzerinden derhal kaldırılması gerekmektedir. Biz bu bağlamda 16 Ağustos tarihli görüşmeden Türkiye’nin anayasal düzenine ve hukuk çerçevesine uygun bir kararın çıkmasını bekliyoruz.”

Ahmet Şık ise şunları kaydetti: 15 Ağustos’ta Filistin özel oturumu için toplanacak Meclis. Mahmud Abbas geldiğinde Filistin’de yaşanan soykırımın, katliamın, zulmün önünü kapatacak, bunu gölgeleyecek herhangi bir tartışma açılmaması için sadece Filistin meselesinin gündem olması için 16 Ağustos’a karar kıldık Can Atalay’ın da önerisiyle.

Burada tartıştığımız şey Can Atalay’ın vekil olup olmadığı değil, Türkiye’de hukuk ve demokrasi normlarının egemen olup olmayacağına dair bir tartışma. Umut ediyorum yeni yasama döneminde Can Atalay burada hem bu iktidarın rezilliklerini teşhir edecek hem de Hatay halkının sorunlarını hem Meclis hem de Türkiye’nin gündemine taşıyacak.

“Anayasal suç işlendi”

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli de şöyle konuştu: “Meclis’i 16 Ağustos’ta sevgili Can için toplantıya davet ediyoruz. Hem Can Atalay için hem de şu anda cezaevlerinde bulunan siyasi tutsaklar için aslında Meclis üzerine düşen görevi yapsın diye bu daveti bir kez daha yineliyoruz. Can Atalay’ın vekilliğinin düşürüldüğü gün Meclis’teki tüm konuşmalarımızda ‘Anayasa’yı ihlal edemezsiniz, ederseniz bu bir anayasal suç olur’ dedik.

13. Ağır Ceza anayasal bir suç işledi. Yargıtay 3. Dairesi Anayasa suçu işledi. Yetmedi Meclis’te o gün Can Atalay’ın vekilliği düşürülerek, bir kez daha hiç eşi benzeri görülmemiş bir şekilde Anayasal suç işlendi. Gözümüzün içine baka baka Meclis Başkanı o metni okudu, bu suçu işlemiş oldu. Şimdi bu suçu ortadan kaldırma olanağı var. 16 Ağustos’ta toplanarak bu kara lekeyi, hukuk katliamını en azından bir nebze ortadan kaldırabiliriz.”

Saadet Partili Bülent Kaya, şu değerlendirmeyi yaptı: “Saadet- Gelecek grubu olarak biz de bu antidemokratik süreçlerde demokrasiden ve hukuktan yana olduğumuzu kayda geçirmek üzere 16 Ağustos’ta TBMM’nin genel görüşme talepli olarak olağanüstü toplantıya çağrılma talebine imza attık. Anayasayı görmezden gelerek yeni bir anayasa tartışması başlatmanın da beyhude olduğunu ifade ediyorum.”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili İdris Şahin, daha önce de benzer durumlar yaşandığını ve AYM kararının bağlayıcı olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa’nın değiştirilemez maddelerinin başında bu son derece açık bir şekilde yazılımış. Biz her ne kadar can çekişse de bu ülkede hala bir hukuk sisteminin var olduğuna, hukukun az da olsa işlediğine yürekten inanıyoruz. Şu an itibarıyla parlamentoya çok büyük bir yük düşüyor. Geçmişte bu uygulamalar olmasa, ilk defa bir konu önüne gelmiş olsa ve Numan Bey nasıl davranacağını bilemese anlarım ama biz geçmişte bunları yaşadık.

24. dönemde hep birlikte örneklerini gördük. Engin Alan davasında AYM’nin vermiş olduğu kararda MHP grubu nasıl bir refleks göstermişti, AYM’yi nasıl kutsamıştı. Can Atalay kararının da uygulanmaması gerektiğini söylemiştik ancak AYM kararlarına takla attırmak suretiyle bu parlamentoda Meclis Başkanı dışarıdayken Bekir Bozdağ’a okutarak Can Atalay milletvekilliği düşürülmüş gibi gösterdi. Ama yanlış hesap Ahlatlıbel’de AYM’den döndü. Biz de burada olayı sadece Can Atalay meselesi olarak görmüyoruz, hepimizin üst çatı organı olan hukuk sistemimiz, Anayasa’ya sadakat için çaba gösteriyoruz.”

Ne olmuştu?

TBMM Genel Kurulu’nda Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararı okunarak Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin AYM’nin kararının gerekçesi Resmi Gazete’de yayınlanmıştı. Kararda, Can Atalay ile ilgili kesin bir mahkumiyet kararı içermediği açık olan kararlara yer verilen Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin yazısının, TBMM Genel Kurulu’nda okunmasıyla, milletvekilliğinin düşmesine yönelik işlem tesis edilerek fiili (de facto) bir durum oluşturulduğu ifade edilmişti.

AYM, “Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde olduğunun tespiti ve Anayasa’nın 85. maddesi uyarınca iptali talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmişti.

Paylaşın

CHP Sokağa İniyor: Yoksulluğun Tek Nedeni AKP

CHP kurmayları, “CHP iktidarında ekonomi politikası nasıl olacak?” sorusunun yanıtlarını içeren bir çalışma hazırlandığını belirtiyor. Gelir dağılımındaki eşitsizlik ve adaletsiz vergi politikası başta olmak üzere, Türkiye’nin temel ekonomik sorunlarının çözümüne yönelik yol haritasının da hazırlandığı kaydediliyor.

Toplumun dezavantajlı kesimlerinin sorunlarını daha fazla gündemde tutulacağını ifade eden CHP kurmayları, “Yoksulluğun tek nedeni AKP’nin kamu kaynaklarına yönelik hoyrat tutumu ve yanlış ekonomi politikasıdır. Bunu halka anlatacağız” diyor.

CHP’nin “sokakta siyaset” politikası “tematik mitinglerin” yanı sıra kent gezileri ile sürdürülecek. Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe’nin de aralarında olduğu CHP’nin ekonomi kurmayları, yeni yasama yılı ile birlikte il il dolaşacak. Ekim ayında gerçekleşmesi beklenen kent ziyaretlerinde yurttaşların sorunları dinlenecek.

Yurttaşların yanı sıra sanayicilerin, esnafın ve çiftçilerin sorunlarını da dinleyecek olan CHP, meslek birlikleri ile odaları da ziyaret edecek. CHP’nin ekonomi kurmayları, sorunlara yönelik çözüm önerilerini anlatacak.

Birgün’den Mustafa Bildirci’nin haberine göre; 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nin ardından düzenlenen hemen her ankette CHP’nin birinci parti olarak göründüğünü vurgulayan CHP kurmayları, “CHP iktidarında ekonomi politikası nasıl olacak?” sorusunun yanıtlarını içeren bir çalışma hazırlandığını belirtiyor. Gelir dağılımındaki eşitsizlik ve adaletsiz vergi politikası başta olmak üzere, Türkiye’nin temel ekonomik sorunlarının çözümüne yönelik yol haritasının da hazırlandığı kaydediliyor.

Toplumun dezavantajlı kesimlerinin sorunlarını daha fazla gündemde tutulacağını ifade eden CHP kurmayları, “Yoksulluğun tek nedeni AKP’nin kamu kaynaklarına yönelik hoyrat tutumu ve yanlış ekonomi politikasıdır. Bunu halka anlatacağız” diyor.

CHP kaynaklarından edinilen bilgiye göre, CHP idaresindeki belediyeler de Genel Merkez tarafından sıkı takipte olacak. CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, bu kapsamda her ay bir il belediyesinde toplantı yapacak. Toplantılarda, belediyelerin icraatları ve yeni döneme yönelik yapılacak çalışmalar masaya yatırılacak.

CHP, yurttaşın gündem maddeleri arasında ilk sırada yer alan eğitim alanında da daha aktif rol alacak. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş da yaz boyunca 30 ili dolaşacak ve eğitim ile ilgili halk buluşmaları düzenleyecek. CHP, 24 Ağustos’ta ise Antep’te, “Fıstık mitingi” gerçekleştirecek. CHP Lİderi Özgür Özel, Antep mitingi öncesi Diyarbakır, Batman ve Mardin’i ziyaret edecek.

Paylaşın

CHP, İYİ Parti Ve DEM Parti’den “Instagram” Hamlesi

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’nun CHP, İYİ Parti ve DEM Partili üyeleri, BTK’nın “katalog suçlara uymadığı” gerekçesiyle engelleme kararı verdiği “Instagram” için komisyonu toplantıya çağırdı:

“Uluslararası standartlar ve insan hakları belgeleri, iletişim özgürlüğünün korunmasını ve bu özgürlüğün engellenmemesini temel bir hak olarak tanımaktadır. Instagram’ın erişime engellenmesi, ifade özgürlüğü ve bilgi paylaşım hakkını kısıtlamakta, dolayısıyla demokratik değerlere aykırı bir durum teşkil etmektedir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dijital Mecralar Komisyonu’nun Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) üyeleri, Instagram’a getirilen erişim engeliyle ilgili olarak komisyonun 8 Ağustos’ta olağanüstü toplanmasını talep etti.

Artı Gerçek’in aktardığını göre; Milletvekillerinin ortak imzayla Komisyon Başkanlığı’na yaptıkları başvuruda, şu ifadelere yer verildi:

“İletişim ve bilgi paylaşımında önemli bir rol oynayan dijital mecraların özgürlüğü, demokratik toplumların vazgeçilmez bir parçasıdır. Son dönemde İnstagram sosyal medya platformunun erişime engellenmesi, bireylerin iletişim özgürlüğü ve bilgi edinme hakkını doğrudan etkileyen bir durum ortaya koymuştur. Anayasamızın herkesin düşünce ve kanaatlerini açıklama, yayma özgürlüğünü güvence altına almıştır.

Ayrıca, uluslararası standartlar ve insan hakları belgeleri, iletişim özgürlüğünün korunmasını ve bu özgürlüğün engellenmemesini temel bir hak olarak tanımaktadır. Instagram’ın erişime engellenmesi, ifade özgürlüğü ve bilgi paylaşım hakkını kısıtlamakta, dolayısıyla demokratik değerlere aykırı bir durum teşkil etmektedir.”

Paylaşın

“Erken Seçim” Tarihini Erdoğan Ve Bahçeli Belirleyecek

AK Parti ve MHP’nin ana omurgasını oluşturduğu iktidardaki Cumhur İttifakı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “erken seçim” çağrısının çok anlamlı olmadığı görüşünde. 

Erdoğan’ın kendine en uygun zamanda erken seçim için “Hodri meydan” diyeceğini, bunu dediğinde muhalefetin kaçamayacağını savunan kurmaylar, “Erken seçim çağrısı ne zaman yapılırsa tıpış tıpış evet diyecekler. Başka şansları var mı? Erken seçim tarihini Özgür Özel değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile, MHP lideri Bahçeli, yani Cumhur İttifakı belirleyecek” iddiasında.

Yerel seçimlerin ardından muhalefet partilerinden erken seçim çağrıları her geçen gün daha da yükselen seslerle dile getirilmeye başlandı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, erken seçimle ilgili, “İki seçim arasında 5 yıl var. Bunun ortası 2.5 yıl. Erdoğan Meclis erken seçim kararı almazsa bir daha aday olamıyor. 2.5. yıl geldiğinde seçimleri yenileyelim, Erdoğan kendine güveniyorsa bir kere daha gelir, yarışırız” dedi.Özel bu tarihten sonra gelecek erken seçim talebine ise olumlu bakmayacaklarını söyledi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu iktidar cephesi ise bu çağrının çok anlamlı olmadığı görüşünde. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendine en uygun zamanda erken seçim için “Hodri meydan” diyeceğini, bunu dediğinde muhalefetin kaçamayacağını savunan kurmaylar, “Erken seçim çağrısı ne zaman yapılırsa tıpış tıpış evet diyecekler. Başka şansları var mı? Erken seçim tarihini Özgür Özel değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile, MHP lideri Bahçeli, yani Cumhur İttifakı belirleyecek” iddiasında.

Normalleşmenin kazananı kim?

CHP yerel seçim sonrası diyalog kanallarının açılması için AK Parti ile “normalleşme” süreci başlattı. Karşılıklı yapılan ziyaretlerde CHP’nin gündeminde adalet talepleri, uygulanmayan AİHM, AYM kararları, ekonomik sorunlar, kayyım atamaları gibi birçok başlık vardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ana gündemi ise “yeni anayasa”ydı. CHP normalleşme sürecini “AK Parti’nin hukuka dönüşü” olarak değerlendirirken birçok konuda değişim ve yeni adım bekledi. Bu beklentilerin büyük kısmı ise hayata geçmedi. Sadece “yeni anayasa” diyen AK Parti’ye göre ise “normalleşme, CHP’nin normalleşmesi” oldu. Öyle ki Erdoğan bir konuşmasında CHP’nin 15 Temmuz ile ilgili değişen açıklamalarına dikkat çekerek, bunu “muhalefetin normalleşmesi adına kayda değer buluyoruz” dedi.

AK Partili yetkililer de bu sürece “CHP’nin normalleşmesi” olarak bakıyor, hatta “CHP’yi merkeze getirdik” yorumu yapıyor. AK Partili bir yöneticiye göre normalleşme aynı olmak demek değil. Konuşabilmek, diyalog kurabilmek demek. Seçmen tabanında çok olumlu bulunan sürecin devam etmesi gerektiği, Cumhurbaşkanının da iç toplantılarda parti yöneticilerine çok sertlik içeren seçim sürecine atıf yaparak, “seçim dilini bırakın” dediği aktarılıyor.

Paylaşın

CHP’li Vekille Silahlı Saldırı: AK Parti Uzantısı Provokatörlere Rağmen

Partisinin Gaziantep’te düzenlediği mitingde silahla saldırıya uğrayan CHP Milletvekili Melih Meriç, “AK Parti’nin vurdumduymaz tavrına ve onların uzantısı provokatörlere rağmen, fıstık üreticilerimizin yanlarında olmaya devam edeceğiz” dedi ve ekledi:

“Özelleştirme ve göçün merkezi haline gelen güzel ülkemde, tarımın göz göre göre katledilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Üreticilerimiz rahat olsun; bu sorun çözülene kadar peşini bırakmayacağız. Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, ‘Köylü milletin efendisidir’ demişti. Biz de köylülerimizin, çiftçilerimizin emrindeyiz, onlara hizmetkârız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, Gaziantep Nizip’te mitingde fıstıkçıların sorunlarını dile getirdiği sırada, yanına yaklaşan bir kişinin silahlı saldırısına uğradı. Saldırganın silahını ateşlediği olayda panik yaşanırken korumaların müdahalesi sonucu yaralanan olmadı.

“Tarımın göz göre göre katledilmesine asla müsaade etmeyeceğiz”

CHP’li Meriç saldırı sonrası şu açıklamayı yaptı: “Nizip’te fıstık üreticilerimizin sesini duyurmak için ‘Antep Fıstığına Sahip Çıkıyoruz’ temasıyla gerçekleştirilen mitinge katıldık. AK Parti’nin vurdumduymaz tavrına ve onların uzantısı provokatörlere rağmen, fıstık üreticilerimizin yanlarında olmaya devam edeceğiz.

Özelleştirme ve göçün merkezi haline gelen güzel ülkemde, tarımın göz göre göre katledilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Üreticilerimiz rahat olsun; bu sorun çözülene kadar peşini bırakmayacağız. Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, ‘Köylü milletin efendisidir’ demişti. Biz de köylülerimizin, çiftçilerimizin emrindeyiz, onlara hizmetkârız.”

Paylaşın