CHP’li Belediye, MHP’ye Boyun Eğdi “Suavi Konserini” İptal Etti

CHP’li Seydişehir Belediyesi, Seydişehir Ülkü Ocakları’nın isteği üzerine, Suavi konserini iptal etti. Suavi, 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında Seydişehir Belediyesi’nin düzenleyeceği konserde sahne alacaktı.

Suavi’nin, Beykoz Belediyesi’nin düzenlediği ’19 Ağustos Dünya Beykozlular Günü’ etkinliğinde Beykoz’da vermek istediği konser, bozkurt işareti yapan bir grubun engelleme girişimiyle karşılaştı. Sanatçıya “terörist” suçlaması yönelten grup sloganlarla konseri engellemeye çalıştı. Suavi ise türkülerini söylemeye devam etti.

Seydişehir’in Sesi’nin aktardığına göre, Seydişehir Ülkü Ocakları Başkanı Akın Bozkurt, konserin iptal edilmesiyle ilgili belediyeyle görüştüklerini belirtti.

Bozkurt, “İlçemizde 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinlikleri kapsamında yapılması planlanan Suavi konserinin milli hassasiyetlerimize uymadığı gerekçesiyle Seydişehir Belediye Başkanlığı’yla birtakım görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler sonucunda Seydişehir Belediyesi tarafından konser iptal edilip, milli vicdandaki açılan yara büyümeden kapanmıştır” açıklamasında bulundu.

Avukat Bişar Abdi Alınak ise sosyal medya hesabından bir açıklama yayınlayarak, “MHP ve AKP ilçe yöneticilerinin açıklamalarıyla gündem edilmeye çalışılan yalan ve nefretin tesiri ile Suavi’nin konseri, CHP Seydişehir Belediyesi Başkanı tarafından tek taraflı olarak iptal edilmiştir” dedi.

Açıklamada yer alan ifadeler şöyle: “Müvekkilimiz Suavi’nin 19 Ağustos tarihinde Beykoz’da sahne aldığı etkinliğe, MHP ilçe teşkilatı ve ülkü ocaklarının örgütlediği hedef gösterme ve linç kampanyasını takiben bir saldırı teşebbüsünde bulunulmuştu.

Aynı yöntemlerle, müvekkil sanatçının Seydişehir Belediyesi’nce davet edildiği konserin de hedef alındığını günlerdir takip ediyoruz. MHP ve AKP ilçe yöneticilerinin açıklamalarıyla gündem edilmeye çalışılan yalan ve nefretin tesiri ile Suavi’nin konseri, CHP Seydişehir Belediyesi Başkanı tarafından tek taraflı olarak iptal edilmiştir.

Takdir edilecektir ki, Suavi’nin ülkenin ve dünyanın herhangi bir köşesinde şarkılarını söylemek için, dinleyicilerinin teveccühü dışında bir davet veya teşvike ihtiyacı yoktur. Bu karar ile, her istediğini linç kampanyalarıyla yaptırabileceğine inanan bu zihniyete cesaret ve cüret veren muhalefet belediyesi başkanı maalesef aynı bağnaz yapı ile hizalanmıştır.

Müvekkilimize yönelen bu sistemli saldırıların asıl hedefi, bu topraklarda barışa ve kardeşliğe duyulan inanç ve Suavi’nin şarkılarının bu inancı hatırlatan sesidir. Bu karar ile bulunacak cüret, mutlaka kararı verenleri de benzeri saldırıların hedefi yapacaktır. Bu saldırganlığa boyun eğmenin sonuçlarına dair, kararı veren iradeyi ve CHP genel merkezini içtenlikle uyarıyor ve sorumluluk almaya davet ediyoruz.

Sonuç ne olursa olsun, Suavi’nin şarkılarının, dayanışma ruhuna inanan her kulağa, dünyanın neresinde olursa olsun ulaşacağını biliyoruz, Suavi şahsında; halk ozanlarımızın, şairlerimizin, yazarlarımızın seslerinin ve kalemlerinin kötülüğe galip geleceği inancı ile ayrıştıran, ötekileştiren bu zihniyeti ve ülkeyi değiştireceği şiarı ile söz yükseltip aynı suda yıkanan muhalefet partisinin belediye başkanını kamuoyunun takdirine sunuyoruz…”

Ne olmuştu?

Sanatçı Suavi’nin, Beykoz Belediyesi’nin düzenlediği ’19 Ağustos Dünya Beykozlular Günü’ etkinliğinde Beykoz’da vermek istediği konser, bozkurt işareti yapan bir grubun engelleme girişimiyle karşılaştı. Sanatçıya “terörist” suçlaması yönelten grup sloganlarla konseri engellemeye çalıştı.

Suavi ise türkülerini söylemeye devam etti. Konser öncesinde MHP Beykoz İlçe Başkanı Emre Çömlekçi, Suavi’nin konser vermesini “kabul edilemez” bulduğunu açıklarken, engelleme girişiminden sonra ilçe başkanlığı hesabından “Burası Beykoz, Gelme demiştik” diye paylaşım yapıldı.

Sanatçı Haluk Levent de Suavi konserinde yapılanları yeni bir linç girişimi olarak değerlendirerek, “Suavi’ye de vatanseverlik konusunda laf ettirirsem kendimi affetmem” dedi.

Paylaşın

Belediyelerin Gündemi “SGK Prim Borçları”

CHP tarafından düzenlenen Sosyal Demokrat Belediyecilik Eşgüdüm Konseyi’nin (SODEMBEK) ilk toplantısında, ekonomik zorluklar nedeniyle “Ya personel maaşı ya SGK prim borçları” noktasına getirilen belediyelerin zor durumda olduğu vurgulandı.

Toplantıda ayrıca, CHP’nin belediyelerin borçlarının yapılandırılması ve mali yükün azaltılmasına yönelik bir kanun teklifi hazırlığında olduğu ifade edildi.

Sosyal Demokrat Belediyecilik Eşgüdüm Konseyi (SODEMBEK) Toplantısı, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında gerçekleşti.

Başkanlığını Özgür Özel’in, Genel Sekreterliğini; CHP Genel Sekreter Yardımcısı Tarık Balyalı’nın yaptığı SODEMBEK’in CHP belediyelerinin çalışmalarında eşgüdümlü ilerlemesini, kritik süreçleri birlikte yürütmesini, atılacak adımların tek elden yürütülmesini sağlamak için kurulduğu kaydedildi.

Bu yöntemle belediye hizmetlerini iyileştirmesinin, etkinleştirmesinin ve sosyal demokrat belediyecilik anlayışının yaygınlaştırmanın hedeflendiği kaydedildi.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın aktardığına göre; SODEMBEK’in ilk toplantısında CHP’li belediyelerin en acil gündemleri ele alındı. Bu gündemler arasında ilk sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Tahsili için gereken yapılacak” dediği belediyelere ait SGK prim borçları yer aldı. Toplantıda pek çok belediye başkanı bu borçların tahsilinin belediyeleri ekonomik anlamda çok zorlayacağı değerlendirmesini yaptı.

Yaşanan ekonomik kriz nedeniyle maliyetlerin çok arttığını, buna rağmen belediye personelini enflasyona ezdirmemeyi amaçladıklarını ifade eden bir belediye başkanı, “Ya maaş ya SGK borçlarının ödenmesi’ tercihi yapmak durumunda kalan belediyelerimiz var. Elbette maaşları ödemeyi tercih ediyoruz. Şimdi toplu işi sözleşmesi, zam dönemi yaklaşıyor. Gene personelimizi koruyan adımlar atmak istiyoruz. SGK borçlarının tahsili tüm belediyeleri zorluyor” değerlendirmesinde bulundu.

Giderlerin enflasyon ve döviz kuru sebebiyle arttığını belirten bir başka belediye başkanı, iktidarın ekonomi politikalarının bedelini CHP’li belediyelere ödetmek istediğini vurguladı ve “Belediyelerin gelirleri sabit ama giderleri her geçen gün artıyor. Buna bir de SGK prim borçları eklendi. Maaş ödemekte zorlanacağımız bir döneme giriyoruz. Bu sorunu çözmek için acil adımlar atmalıyız, atacağız” dedi.

Toplantıda SGK prim borçlarının belediyelerin işleyişini zora sokmaması için yapılabileceklere dair öneriler sunuldu. Konunun kamuoyunda daha çok gündem olması için çalışmalar yapılması, genel başkanın bu konuyu daha sık gündeme getirmesi öneriler arasında yer aldı.

Borçların faizlerinin silinerek uzun vadeli biçimde yapılandırılması yönünde bir teklifin iktidara sunulması da en çok sunulan önerilerden oldu. Bu önerinin hayata geçmesi konusunda büyük oranda fikir birliği sağlandı.

Borçların hükümet ve belediyeler arasında mahsuplaşılarak silinmesi de bir başka öneri olarak sunuldu. Bazı belediye başkanları SGK ile belediyelerin okul, dini tesis arazisi gibi belediye arazilerinin borçlar karşılığında takas edebileceğini ve mahsuplaşılabileceğini söyledi. AK Partili belediyelerin bu yöntemle pek çok borcu sildirdiği, mevcut SGK borçlarını bu mahsuplaşma karşılığında düşürdüğü de hatırlatıldı.

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Ankara’da yaptırdığı stadyumdan alacakları karşılığında SGK ile mahsuplaşma yapılabileceğine dair önerisini hatırlatan kaynaklar, benzer örneklerin bulunduğu belediyelerde de aynı biçimde mahsuplaşma sağlanabileceğini de ifade etti.

Belediyelerin gelir elde eden kurumlar olmadığını ve kamu hizmeti sunduğunu ama buna rağmen yüksek oranda vergi ödediğini kaydeden bir belediye başkanı, KDV alacaklarıyla da mahsuplaşma yapılabileceğine dair öneriyi şu sözlerle anlattı: “Belediyeler mal ve hizmet alımlarında KDV’den muaf değil. Ama biz sonuçta bir hizmet üretiyoruz. Aldığımız malı satmıyoruz ki, kamu hizmeti yapıyoruz. Demir, beton alıyoruz mesela, hepsine KDV ödüyoruz. Sonuçta o KDV’yi mahsuplaşacak işlem yapamıyorum. Yani ben hizmet üretiyorum, kar elde etmiyorum ama vergi ödemek zorunda kalıyorum. İşte bu yüzden KDV alacaklarımız var. Bu alacaklar karşılığında da mahsuplaşılabilir.”

Toplantıda belediyelerin gelirlerini artırıcı önlemlere dair değerlendirmeler de yapıldı. Sayıştay bulgularına göre bazı belediyelerin aldığı, bazı belediyelerin almadığı gelirler olduğunu ifade eden bir CHP kurmayı, “Sayıştay’ın tespitleri var. Pek çok AK Partili belediye ‘ajans payı’, ‘elektrik payı’ gibi gelirler alıyor. CHP’li belediyelerin de bu paylardan faydalanması için çalışılabilir” dedi.

Erdoğan ile görüşülsün

Toplantıda CHP Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek’in Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’la; Hazine ve Maliye Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe’nin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le konuya ilişkin görüşme gerçekleştirmesi, CHP’nin önerilerini iletmesi yönünde de uzlaşıya varıldı. Önümüzdeki günlerde bu görüşmelerin gerçekleşmesi için adım atılacağı, görüşmelerde bakanlardan AK Partili belediyelerden devreden borçların ödenebilmesi için CHP’li belediyelere alan açılmasının talep edileceği ifade edildi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in SGK prim borçlarının tahsilinin yaratacağı problemleri ve çözüm önerilerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da aktarması, bu konu özelinde bir görüşme için randevu talebinde bulunması da sunulan öneriler arasında yer aldı.

Haberin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

MHP’den CHP’ye “Can Atalay” Tepkisi

Can Atalay için TBMM’yi yeniden olağanüstü toplantıya çağıracağını açıklayan CHP’ye tepki gösteren MHP’li Feti Yıldız, “Toplantıyı gerektiren konu görüşüldükten sonra, aynı konuda Gazi Meclis tekrar olağanüstü toplantıya çağrılamaz” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından verilen son kararın, Meclis’te doğrudan okutulması için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nu yeniden olağanüstü toplantıya çağıracaklarını açıklaması sonrası tepki gösterdi.

Yıldız, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Türkiye Büyük Millet Meclisi, her yıl Ekim ayının ilk günü kendiliğinden toplanır. Meclis, bir yasama yılında en çok üç ay tatili yapabilir; ara verme veya tatil sırasında Cumhurbaşkanınca toplantıya çağrılır. Meclis başkanı da doğrudan doğruya veya üyelerin beşte birinin yazılı sistemi üzerine, Meclisi toplantıya çağırır.

Ara verme veya tatil sırasında toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, toplantıyı gerektiren konu görüşülmeden ara verme veya tatile devam edilemez (Anayasa Hükmü). Toplantıyı gerektiren konu görüşüldükten sonra,aynı konuda Gazi Meclis tekrar olağanüstü toplantıya çağrılamaz. Bir hakkın suistimalini anayasa da, kanun da himaye etmez.”

Paylaşın

CHP Tüzük Kurultayı: Köklü Değişim Beklentisi

CHP, köklü bir tüzük değişikliğine hazırlanıyor. Ön seçim, dönem sınırı ve başarı kriterinin CHP Tüzüğü’nde yapılacak köklü değişikliklerin başında geldiği ifade ediliyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 4 – 9 Eylül haftasında gerçekleştirilecek tüzük kurultayı mesaisi devam ediyor.

Birgün’den Mustafa Bildirci‘nin CHP kaynaklarından edindiği bilgiye göre, parti yönetimi köklü bir tüzük değişikliğine hazırlanıyor. Ön seçim, dönem sınırı ve başarı kriterinin CHP Tüzüğü’nde yapılacak köklü değişikliklerin başında geldiği belirtiliyor.

CHP’de, “Toplumun ihtiyaçlarını karşılayan bir tüzük” değişikliği için çalışmalar sürüyor. Mevcut tüzüğün Genel Başkan’ın onayına bağladığı ön seçimin tüzük değişikliğinin ardından sürekli hale getirileceği ifade ediliyor.

Tüzük Komisyonu’nun başında yer alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi’nin, il başkanlarıyla bir araya geldiği toplantıda da tüzük değişikliğine yönelik öneriler dile getirildi. CHP kaynaklarından edinilen bilgiye göre, ön seçimle aday belirleme konusunda çok farklı yönelimler öne çıktı.

Ön seçimin tüzük ile garanti altına alınmasına yönelik fikir birliği sağlansa da yöntemler üzerinde farklı görüşler paylaşıldı. Bazı seçim çevrelerinde, ön seçimle belirlenen adayın seçimi kaybettirdiğini anlatan il başkanları, “Ön seçim için Genel Başkan’a kontenjan verilsin. Merkez ataması yapılsın” önerisini sundu.

CHP’de, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde dillendirilmeye başlanan, “Aktif üye-pasif üye” konusunda da görüşler ifade edildi. Bazı il başkanları, “Biz ilimizde üye bulmakta dahi zorlanıyoruz” diyerek aktif üye-pasif üye düşüncesinin hayata geçirilmesinin mümkün olmayacağını savundu.

Dönem sınırı

Tüzük değişikliğine yönelik öne çıkan bir diğer konu da dönem sınırlaması oldu. CHP kaynakları, il başkanlarının ve tüm örgütün dönem sınırlaması getirilmesi konusunda ortak görüşte olduğunu kaydederek, “Genel Başkan da dahil tüm seçilmişlere dönem sınırlaması getirilecek” dedi. Sınırlamanın, üç dönem şeklinde uygulanacağı öğrenildi.

CHP Lideri Özgür Özel’in gündeme getirdiği başarı kriterine yönelik ise il başkanlarından çeşitli itirazlar geldi. CHP’nin oyunun düşük olduğu kentlerde başarının oy oranına endekslenmesinin doğru olmayacağını söyleyen bazı il başkanları, “Üye sayısının artırılması başarı kriteri olarak konulabilir” önerisinde bulundu.

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel’in Filistin Ziyaretinin Tarih Belli Oldu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 – 9 Eylül tarihleri arasında yapılması planlanan CHP Tüzük Kurultayı öncesi Filistin’e gitmek istediğini belirterek, “1 Eylül’de gidebilirim” dedi.

Halk TV yazarlarından İsmail Saymaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e Filistin ziyaretine ilişkin detayı sordu. Özel, Filistin Devlet Başkanı Abbas ile görüştüklerini söyledi. Abbas’ın sözlerini aktaran Özel şunları kaydetti:

“Biz cumartesi talepte bulunduk. Pazar saat 18.30’da “Resmi bir görüşmeyi kendisi de yapmak istiyor” dediler. Toplam 25 dakika süren bir görüşme oldu.

Konuşmasından memnuniyet duyduğumu, onları desteklediğimizi, gerek Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı olarak gerek yurt dışında yaptığım temaslarda Filistin’e duyarlı olduğumu ifade ettim. Dedim ki, “Filistin’e gelmek istiyorum. Olumlu cevap verilmişti, tarih verilmemişti. Bizi uygun bir tarihte kabul ederseniz, gelmek isteriz.”

Kendisi söz aldı, şöyle dedi: “Grubunuz beni eksiksiz ayakta karşılayıp ayakta uğurladı. Bu benim için çok önemli. CHP’yi Ecevit’ten beri biliriz. Yaser Arafat ile Ecevit’in kurduğu ilişki kıymetli. İlk dış temsilciliklerimizden birisi Arap coğrafyası dışında Türkiye’de Ecevit zamanında açıldı. Ecevit’ten sonra siz Filistin’e karşı inanılmaz bir ilgi gösterdiniz.

Sosyalist Enternasyonal’de, Almanya’daki konuşmalarınızın hepsini takip ettim. 119 ülkenin sol liderlerine yazdığınız mektubu biliyorum. Önümde örneği var. Bu süreçte Filistin’in batıya açılan penceresi oldunuz. Bizim derdimizi anlattınız. CHP genel başkanının randevu isteyip de alamamasını kabul edemem. Siz istememelisiniz. İkinci vatanınız olan Filistin’e ne zaman gelecekseniz, gününü bildirmelisiniz. Bize burada sizi ağırlamak düşer. Tarihi siz belirleyin’ dedi.”

CHP lideri, Tüzük Kurultayı’ndan önce Filistin’e gitmek istediğini belirterek, “1 Eylül’de gidebilirim” dedi.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: CHP Değişecek, Türkiye Değişecek

CHP İstanbul İl Başkanlığında düzenlenen Tüzük Kurultay Çalıştayı’nda konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi değişecek ve Türkiye’de değişecek, bu sürecin bu yolculuğun başka bir sonucu olamaz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin en yüksek oyla birinci parti olması beni çok mutlu etmiştir. Artık Cumhuriyet Halk Partisi farklı toplumsal kesimlerin yaşanan bu ekonomik ve adalet krizinden çıkış için adres haline gelmesi sevindiricidir.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığında düzenlenen Tüzük Kurultay Çalıştayı’nda konuştu. İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar bu şekilde:

“Geçen yıl partimizin 100. yılını kutladığımız etkinlikte Cumhuriyet Halk Partisi değişirse Türkiye değişir demiştik. Bu alanda çok net ifade edeyim, Cumhuriyet Halk Partisi değişecek ve Türkiye’de değişecek, bu sürecin bu yolculuğun başka bir sonucu olamaz. Tabii geçtiğimiz süreç içerisinde tüm dünyada bir kriz döneminin yaşandığını ve bunun da bir polikriz diye tariflendiğini, politik alanda çoklu krizlerin var olduğunu ve bu çoklu kriz sürecinin de daha az önce ifade ettiğim gibi etkilerinin ülkemizde daha da yoğun yaşandığını biliyoruz.

Yurttaşlar uzunca bir süre yaşadığımız ağır ekonomi demokrasi ve adalet krizlerine rağmen muhalefeti seçenek olarak görmemesi ve 2023 seçimlerinde de aynı sonuca sürecin evrilmesi bizi artık farklı düşünmeye ve başka bir düşünce üretmeye sevk etmelidir. Aynı şeyleri yaparak aynı sonuçları alamayacağımızı seçimden bir gün sonra dile getirmiştim; içim yanarak dile getirmiştim. Bundan vazgeçmemiz gerektiğini dile getirmiştim, yol ve yöntem değiştirmemiz gerektiğini. Partide açıkçası bu çabamızın karşılık bulması ve bugün böylesi bir zaman diliminin yaşanıyor olması beni ziyadesiyle mutlu ediyor.

Yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin en yüksek oyla birinci parti olması beni çok mutlu etmiştir. Artık Cumhuriyet Halk Partisi farklı toplumsal kesimlerin yaşanan bu ekonomik ve adalet krizinden çıkış için adres haline gelmesi sevindiricidir. Kıymetli katılımcılar Türkiye toplumu hem siyasette hem ekonomide hep de toplumsal alanda değişimi ortak aklın yankı bulmasını istiyor.”

“Tek ışığımız var aslında; bilim, teknik, akıl”

İmamoğlu, ardından Marmara Belediyeler Birliği ve İstanbul Planlama Ajansı (İPA) iş birliğiyle, “17 Ağustos’un Çeyrek Asır Ardından” başlığıyla, 2 gün sürecek etkinliğe katıldı. İmamoğlu, burada yaptığı konuşmasına ise, “25 yıl önceyi bugün konuşmak ve içi yine kaygılarla ve de üzüntülerle ve hatta görevimizi tam yapamamanın da biraz başımızı öne eğen duruşuyla sürdürmenin hüznünü yaşıyorum” sözleriyle başladı ve şunları söyledi:

“Ve bunu yaşamalıyız. Bunu derinden hissetmeliyiz. Aslında her birey, kendi koşullarında bunu hissetmeli ki, bir an önce tabiri caizse irkilelim ve ayağa kalkalım ve işimizi daha iyi yapma konusunda yüksek bir sorumlulukla hareket edebilelim. Bu gerçeği görmezsek, aynı hataları yapmak ne yazık ki biraz da normalleşen, biraz da ‘insani’ diye tarifleyebileceğimiz tavrı ve psikolojiye dönüşen süreci bize yaşatır. Bunu yaşatmaya ve yaşamaya asla ve asla hakkımız da yok, haddimiz de yok. Bir yandan hatırlayacağız, bir yandan kayıplarımızı anacağız. Adıyaman ve Defne Belediye Başkanlarımız da bizimle. Onların şahsında, oradaki bütün yurttaşlarımıza da geçmiş olsun diyerek, onları yalnız bırakmayacağımızı iletmek istiyorum.”

“Çeyrek asır önce sarsılan bu coğrafyada, sorumluluğumuz devam ediyor ve çalışmaya devam edeceğiz” diyen İmamoğlu, “Tek ışığımız var aslında; bilim, teknik, akıl. Başka bir ışığımız yok. Yani hiçbir kişilik, kendisini şahsen bir ışık olarak göstermeye kalkmasın. Mevcutta bir ışık var; bilim. Bilimi önünüze bir ışık ve doğrultu olarak koyduğunuzda, inanın bu toplum en doğruları yapacaktır ve o doğru, can kaybı yaşamaktan bizleri kurtaracaktır” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, şöyle devam etti: “Burada oluşumuz, tabii sadece geçmişimizi değil, tam aksine geleceğimizi konuşmaya dairdir. Biliyoruz ve yaşıyoruz ki; İstanbul, Marmara Bölgesi, yani bu coğrafya, hâlâ büyük bir tehdit altındadır. Bugün, bu 25 yıllık süreçte, çeyrek asırlık zaman diliminde neler öğrendik? Neler biliyoruz? Nasıl önümüze bakıyoruz? Bu gözden geçirilecek. Çok değerli oturumlar, sunumlar olduğunu biliyorum. Bu bağlamda sadece İstanbul olarak değil de Marmara Belediyeler Birliği’yle birlikte burada bir araya gelmenin de öneminin altını çizmek lazım.”

“Bilimsel bir sunum elbette benim ne tarzım ne de haddim, hakkım. Ben, açıkçası o sunumlardan, yazılardan ve bilim insanlarının ortaya koyduğu, teknik insanlarının ortaya koyduğu prensiplerden kendisine ders çıkaran ve görev çıkaran bir belediye başkanıyım. Bir haritayı sizlere göstermek istiyorum. Bu haritayı biz tasarlamadık. Bu harita,

Sanayi Bakanlığı’nın 2021 yılında yapmış olduğu bir araştırmada elde eddilen haritadan bahseden İmamoğlu, şunları söyledi: “Kamuya açık bu harita, acaba ne söylüyor? Bunu düşünürken de biraz kaygılanıyorum açıkçası. Yani bu İstanbul için bir kaygı değil sevgili dostlar, bu, Türkiye için bir kaygı. Çok stratejik bir kaygı. Jeopolitik bir kaygı. Toplumsal bir kaygı, kaygı. Yani sadece depreme dayalı bir can kurtarma üzerinden kaygıyı da içermiyor. Çok yönlü kaygıları içeriyor burada gördüğünüz bu harita.

Bu haritadaki akışlar ve ilginin odağının ne denli bir noktaya bütünleştiğini, yüzde 80’lik bir ekonomik hacmin, sadece bir ülkenin 10’da 1’ine sıkışmışlığı -ne kadar büyük bir hatadır, sıkıntıdır- gösteriyor bize. O bakımdan Marmara diye konuştuğumuz deprem, Marmara’nın ya da İstanbul’un değil, net olarak Türkiye’nin depremidir. Türkiye’nin her yerindeki acı, bizim acımızdır. Ama bu deprem, Türkiye’nin depremidir. Yani buradaki sarsılmamız, buradaki yıkım ya da yıkılmama, dik durma, dirençli olma, bizim geleceğimizin tasarımını sağlayacak.

Bu kadar nettir ve açıktır. O bakımdan meseleye bu çerçeveden bakmamız lazım. Baktığınızda, insanların geldiği yerler itibariyle, okunan üniversiteler itibariyle, üretim ve tedarik zincirleri, ticaret ilişkileri itibariyle, Türkiye’nin her yerindeki insanımıza, çeşitli oranlarda büyük bedeller ödetecek bir depremdir İstanbul’da ya da Marmara’da yaşanacak deprem. Bu gerçek, bu iş, burada bulunan her birimizi aşıyor, anlamında elbette paylaşmadım. Sorumluluğumuzun büyüklüğünü hatırlatmak adına paylaştım.”

Geçen hafta Çin Halk Cumhuriyeti’nin Shenzhen Belediye Başkanı’nı misafir ettiklerini anlatan İmamoğlu, “18 milyonluk bir nüfustan bahsediyor. Aslında bu nüfus, orada okuyan ya da 6 aydan fazla oturumu olan herkesi kapsayan bir nüfus. Ki ben, bu nüfus sayımıyla ilgili uzun zamandır bir eleştiriyi yapıyorum. Türkiye’de yerleşik nüfusun, TÜİK verileri üzerinden hesaplanamayacağını ve bu bize realiteyi vermediğin, bu kapsamda bütün yönlendirmelerin ve bütün stratejik kararların altlığını oluşturan nüfus verisinin de ne yazık ki doğru bir veri oluşturmadığını yıllardır söylüyorum” diye konuştu.

İmamoğlu, şunları kaydetti: “‘İstanbul’un resmi nüfusu 16 milyon’ dedim Shenzhen’in Belediye Başkanı’na. Ki 1 milyonun üzerindeki üniversite öğrencisinin, neredeyse yüzde 60’ı bizim gurbetçimiz ama o, bu sayıda yok. Sonra, su tüketimindeki yüzde 20’lik artışa göre konuşuyorum ki, 2 milyonun üzerinde bizim ekstra bir misafirimiz var. Bunun adı sığınmacıdır, resmidir, gayriresmidir. Ben buradan bir söz söyleyince, bütün bakanlarımız açıklamalar yapmaya koşuyorlar ama soruna çözüm bulmakta, toplumu aydınlatmakta bir çaba göremiyorum. Bu bağlamda, bütün bunları üst üste koyduğumuzda, 20 milyon oluyoruz.”

Bunu niye söylüyorum? 20 milyonluk bir nüfus varken, biz şunu konuşamayız tek başına: ‘İstanbul’da zaten nüfus azalıyor.’ İstanbul’da nüfus azalıyorsa, o zaman askeri alanları niye konuta açıyoruz? Ne yapıyoruz biz? O kadar meseleler birbirine grift (iç içe) bir şekilde girmiş ki. Burada tek sorunumuz var. Yüzlerine baktığımda, başımı hafif öne eğmek durumunda kaldığım bilim insanlarını, bu işin odağına koymamaktır tek sorun. Bu kadar nettir. Tekniği, aklı, veriyi oturup masada analiz etmemektir. Yani bir kişinin ya da bir şahsın, bir grup insanın keyfi, siyasi ihtiraslarıyla karar alabileceği bir mesele değildir. Bunu söylerken kimse üzerine alınmasın.

Bunun adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir veya bir başka partidir; fark etmez. Siyasi ihtiras alanı değildir, olamaz. Memleketin geleceğinden bahsediyoruz ve geleceğini konuşuyoruz. Bu kadar açık ve nettir mesele. İşte o bakımdan ticari ilişkiler, tedarik zincirleri, üretim, yani tüm meselelerin, 7 üzerindeki bir şiddette deprem yaşandığında, Türkiye’ye çok çeşitli bedeller ödeteceğini görüyoruz. Bu derece hayati bir konuya ne kadar ağırlık verirsek verelim, yaptıklarımızdan da tatmin olma şansımız yok. Daha fazlasını yapmakla da yükümlüyüz.”

Paylaşın

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’tan CHP Ve MHP’ye Ziyaret

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, CHP ve MHP’yi ziyaret etti. CHP Genel Merkezi’nde Özgür Özel ile görüşen Koç’a Fenerbahçe Yönetim Kurulu üyeleri de eşlik etti.

CHP Genel Merkezi’nden ayrılan Ali Koç, MHP Genel Merkezi’ni ziyaret etti.

Göztepe – Fenerbahçe maçında arkasından iterek yere düşürmesinin ardından başlayan tartışmalar devam ederken Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’ne geldi.

CHP Lideri Özgür Özel ile görüşen Ali Koç’a Fenerbahçe Yönetim Kurulu üyeleri de eşlik etti. Görüşmenin içeriğiyle ilgili ise henüz bir açıklama yapılmadı.

Görüşmenin ardından Özgür Özel de sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ali Koç, daha sonra Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Merkezine geldi. Koç’u MHP Genel Başkan Başdanışmanı Eyyup Yıldız karşıladı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşen Ali Koç’a Fenerbahçe Yönetim Kurulu üyeleri de eşlik etti. Görüşmenin içeriğiyle ilgili ise henüz bir açıklama yapılmadı.

Ali Koç, Göztepe maçında saldırıya uğramıştı

Süper Lig’in ikinci haftasında oynanan Göztepe – Fenerbahçe karşılaşmasında ikinci yarı başlamadan önce saha kenarına inerek tribündeki Fenerbahçeli taraftarların yanına giden Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç’a tribünlerden yabancı maddeler atılmıştı.

Koç’un deplasman tribününe alınmayan bazı Fenerbahçeli taraftarlar olduğu için tribüne gittiği öğrenilmişti.

İkinci yarı başladıktan yaklaşık 5 dakika sonra deplasman tribününden ayrılan Koç, saha kenarında yürüdüğü sırada Fatih Özkan isimli bir kişiden aldığı darbeyle yere düşmüştü. Daha sonra yerden kalkan Koç, protokol tribününe dönmüştü.

Ali Koç, Göztepe maçında yaşanan olayda kendisini iten kişi ve ihmali bulunan tüm yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

Bunun üzerine İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Spor Güvenliği Şube Müdürlüğü ekipleri, Koç’u saha kenarında yürüdüğü sırada iterek düşüren Fatih Özkan’ı gözaltına almıştı.

Şüpheli, emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmişti. Savcılıktaki sorgusu sonrası tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine çıkarılan zanlı, ev hapsiyle cezalandırılmıştı.

Paylaşın

Özel’den “Cemevleri” Çıkışı: Alevilerin İbadethanesidir

Hacı Bektaş-ı Veli anma etkinliklerinde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Türkiye, vicdanları yaralayan, bir türlü açıkça ifade edilmeyen bir ayrımcılıkla Alevilere eşit vatandaşlık haklarını vermemiştir” dedi ve ekledi:

“Yürürlükte olan Anayasa’daki tüm ifadelere rağmen kanun yaparken ve uygularken Alevi vatandaşlara eşit vatandaşlık hakkı verilmeyip ötekileştirilmektedir. Haklı talepleri duymazdan gelinmektedir. Cemevleri, Aleviler için ibadethanedir, bizler için de ibadethane olacaktır. Bu anayasal hak kabul edilene kadar sizin mücadeleniz benim mücadelemdir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özel Özel, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesindeki Cumhuriyet Kent Meydanı’nda düzenlenen “61. Ulusal, 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma, Kültür ve Sanat Etkinlikleri”ne katıldı.

Etkinliğe ayrıca, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ile birçok siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi de katıldı.

Etkinlikte Özgür Özel bir konuşma yaptı. Hacı Bektaş Veli’nin ektiği tohuma yoldaş olacağına, ortak mücadeleden geri durmayacağına söz verdiğini dile getiren Özel, şu ifadeleri kullandı: “Bu topraklarda çok acı dönemler yaşandı. Yüzyıllardır kan, gözyaşı ve zulüm bir durduysa üç yürüdü. Kerbela’da akan kan Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta akmaya devam etti. Kerbela’nın direnci sokak ortasında katledilen gazetecilerin, sendikacıların, bilim insanlarının, Berkin Elvan’ların cenaze törenlerinde vardı.

Kerbela’nın yası, kimi zaman Berkin’in kimi zaman Ali İsmail’in, Abdullah Cömert’in mezarının başına bir sis gibi kondu. Hünkarın yolundan gidenler, nefis karanlığını marifet ışığıyla, gönül karanlığını aşk işiyle aydınlatmaya devam ettiler. Ellerine bir gün silah almadan, şiddete hiç başvurmadan, cahiliye döneminin araçlarına başvurmadan mücadelelerine devam ettiler. Mazlumlar, zalimin kötülüğüne ne boyun eğdi, ne ortak oldu.

Madımak’ın bir utanç müzesi olana kadar mücadeleye devam edeceklerini söyleyen Özel, barış, adalet, bilim ve umuda giden yolculuğu temsil ettiklerini ifade etti. Kültür ve Turizm Bakanlığının düzenlediği “Hacı Bektaş Veli’nin Hakk’a Yürüyüşünün 753. Yıl Dönümü Anma Etkinlikleri”ni eleştiren Özel, şöyle konuştu:

“İktidar partisinin burada yıllardır süren bir geleneği yok sayarak, buradaki canlıların meşru resmi siyasi temsilcilerini dışlayarak, 15 Ağustos akşamı apar topar alternatif bir tören tertip etmelerini en başta Hacı Bektaş’ın mirasına yapılmış büyük bir saygısızlık olarak görüyor ve kınıyorum. Bugün Alevilerin en etkin şekilde çözüm bekleyen, katkı bekleyen sorunları var. Türkiye, vicdanları yaralayan, bir türlü açıkça ifade edilmeyen bir ayrımcılıkla Alevilere eşit vatandaşlık haklarını vermemiştir.

Yürürlükte olan Anayasa’daki tüm ifadelere rağmen uygulama sırasında ve kanun yaparken, kanunları uygularken Alevi vatandaşlara eşit yurttaş muamelesi yapılmamakta, ayrımcılığa tabi tutulmakta, ötekileştirilmekte ve haklı talepleri duymazdan gelinmektedir. Cemevleri Aleviler için ibadethanedir. Bizler için de ibadethane olacaktır. Bu yasal hak tanınana, bu anayasal hak kabul edilene kadar sizin mücadeleniz benim mücadelemdir.

Camilerin ibathane görülüp, Cemevlerinin ibadethane sayılmadığı, ÇEDES programı altında laik eğitim örselenip, katledildiği, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adıyla Alevilerin kabul etmediği bir kurumun ve işleyişin oluşturulduğu ve maalesef vaktiyle ‘Cemevi cümbüş evi’ diyen, cem ile cümbüşü bir tutan yönettiği bu ülkede cümbüşün yeri Kültür Bakanlığı olduğu kabuluyle bir inancı Kültür Bakanlığına bağlayarak bu hakareti, bu hor görmeyi kurumsallaştıran bir anlayışa itiraz ediyoruz. Haklı itirazlarınızın yanındayız.”

Paylaşın

CHP’den İktidarın Tarım Politikalarına Sert Tepki

Yüksek maliyetlerin ve düşük ürün fiyatlarının tarım faaliyetlerini tehdit ettiğini belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarımın sürdürülebilirliği için kamucu bir anlayışla hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’de Ovacık, Hüsniye, Eminlik Köyleri ile Kemerhisar Kasabası ziyaret etti.

Köy kahvelerinde çiftçilerle görüştü, tarla bitkileri ve sebze üretimiyle geçinen çiftçiler, yer altı sularının çekilmesi ve artan maliyetler nedeniyle zor günler yaşadıklarını, bu yıl özellikle sulama suyu sıkıntısının ürünlerin verimini etkileyerek ekonomik olarak zorlandıklarını belirtti.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise, yüksek maliyetler ve düşük ürün fiyatlarının köydeki tarım faaliyetlerini tehdit ettiğini, bölgenin tarımsal destek eksikliklerinin de sorunları derinleştirdiğini belirtti. Ayrıca, tarımsal planlamanın su sorunları ve toplulaştırmanın önemine dikkat çekti.

Köylerin üreticilerin genel olarak bitkisel üretimden geçimlerini sağladıklarını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Köylerde buğday, arpa, pancar, lahana, fasulye ve mısır gibi ürünler üretiliyor. Bu yıl köylerde en önemli sorunlardan biri, kuraklık ve yetersiz sulama suyu ile ilgili yaşanan sıkıntılar. Çünkü yer altı suları giderek çekiliyor. Su erişimi sorunlu hale geldi ve maliyeti de yükseldi. Elektriğe gelen her zam üretime olumsuz yansıyor. Girdi maliyetlerinin artması yanında, su sorunu doğal olarak köyde üretimi sorunlu hale getiriyor. Bölgede içme suyunda da sorunlar var.” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’e yaşadıkları su sorununu anlatan çiftçiler, “Ekim fazla, su az olunca çiftçi istediği suyu veremedi. Ekim yaptık, belli bir süre, 1-2 ay geçtikten sonra sular azaldı. İmkanı olmayan çoğu arkadaş bıraktı; masrafı çekip bıraktılar yani. Ekim yaptılar, su olmadığı için ürünü tarlada bıraktılar. Zaten yetişen ürün de satılmadı. 2 liraya, 2,5 liraya fide aldık; 3 lira lahananın kilosuna veriyorlar. Bundan üretici nasıl kar edecek, nasıl kazanacak? Çiftçi şu anda bitik durumda; sadece lahana da değil, bütün mahsullerde öyle. Arpa da, buğday da, bütün mahsuller aynı. Girdi masrafları yüksek, sebze olarak zaten fiyatlar sıkıntılıydı. Şu an girdiler çok yüksek, bir de ürün satılmayınca milleti bitirdi” diye konuştular.

Üreticiler devletten yeterli destek alamadıklarını belirterek, “Lahana üreticisi devletten destek almıyor. ÇKS’li olanlara silajlık mısır için veriliyor ama lahana için herhangi bir destek yok” dedi.

İhracatın yeni başladığını ancak lahana üreticisinin elinde ürün kalmadığını da belirten çiftçiler, toplulaştırma sorunları nedeniyle ÇKS’ye kayıt olamadıklarını belirterek, “Bizim buralarda bir de tarlalarımız miras yoluyla bölündüğü için çoğumuzun ÇKS’si yok. Bölgede toplulaştırma da yapılmadı; ondan dolayı ben 100 dönüm yer ekiyorum ama 10 dönüm ÇKS’ye kayıtlı, diğerleri hisseli tapu olduğu için ÇKS yok. Ne destek ne bir fideden yararlanma, hiçbir şey yapamıyoruz” diye konuştu.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu bölgede nüfusun olduğu köylerden bir kaç köy kaldı; çoğu köyde artık nüfus düştü. Son olarak göç de veriyor, bir taraftan tarımda sorunlar da yaşanıyor. Emekli olanlar da emekli maaşı yetmiyor diye dert yanıyor” ifadelerini kullandı.

Gürer ayrıca, “Türkiye’de toplulaştırma devam ediyor ama uzun yıllardır toplulaştırma tam anlamıyla gerçekleştirilemedi. Gerçekleştirilmediği için parçalı tarlaların verimliliği de düşüyor, üretim kaybı da oluyor. ÇKS’den yararlanamıyor; bu büyük bir sorun. Toplulaştırmanın bir an önce Türkiye’de gerçekleşmesi gerekiyor” diye ekledi.

Su kaynakları azalıyor

Köylerde çiftçiler, dışarıdan gelerek bölgede üretim yapanların bölgedeki tarım arazilerini kiralayarak su ve elektrik kaynaklarını tüketmesinden dolayı büyük sıkıntı yaşıyor. Yerli çiftçiler, bu durumun geçim kaynaklarını tehdit ettiğini ifade ederek, yetkililerden çözüm bekliyor.

Çiftçiler, durumlarını “Bizim buraya dışarı illerden maddi durumu iyi olan arkadaşlar ürün yetiştirmeye geliyorlar; bizim suyumuzu, elektriğimizi, tarlalarımızı elimizden alıyorlar. Onlar zaten tarlamızı nasıl alıyor? Örneğin, vatandaşa emekli olmuş. Onun çocuğu burada değil, tarlası var. Kendine ait tutuyor o tarlayı; 5000 liraya, 6000 liraya kiralıyorlar ve yılda 3 defa ürün yetiştiriyorlar. 3 defa ürün yetiştirince durmadan sulama suyu kullanıyorlar. Daha önce elektrik sıkıntımız vardı, elektriğimiz yetmiyordu. Şimdi de yeraltı suyumuz eksik geliyor. Zaten bizim buranın yeraltı suyu 30-40 metre aralığında; aşağısı taş. Aşağıdan su gelme ihtimali yok. Yakın zamanda 15 arkadaş kuyu vurduk, 30 metrenin altında su yok” diyerek anlattı.

Dışarıdan gelen yatırımcıların yerel çiftçileri zor durumda bıraktığını vurgulayan çiftçi, “Yapamıyoruz, dışarıdan gelen bizi burada eziyor. Niye? Hani onun maddi durumu iyi. Vatandaşa diyor ki, tarlanın ederinin üstünde kira ödüyor ve alıyor. Yabancılar da buradan arazi alıyor; arazilerimiz de el değiştiriyor. Nerede iyi ve su olan arazi var, oraya parayı verip alıyorlar” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Millet mecbur ekiyor; milletin başka gelir kaynağı yok. Hayvancılık yapıyorsun, sütün durumunu biliyoruz; ahım şahım bir para etmiyor. Biz su kaynaklarımızı doğru kullanmıyoruz; suyumuzu kötü kullandık, vahşi sulama yaptık. Yağmurlama, damlama modern sulama yöntemlerine geçmedik. Salma suyu verdik; yıllarca salma su ile üretim yaptık. Şimdi de geldi, tıkandı. Tıkanınca da çözüm arıyoruz” ifadelerini kullandı.

Verim düşüklüğüne dikkat çeken Gürer, “Bu coğrafyada kuru tarım yapılan alanlarda verim düşük. Mesela, buğdayda 140 kiloya kadar verim düştü. Şimdi bunu başka bir yerde adam 800 kilo alıp bu bölgede 140 kiloya alıyorsa, verimi o bölgede o ürünü ektirmeyeceksin. Ne ekilecek peki? Kuru tarım alanlarında verimi yüksek ürünler ekilecek. Onları gelip burada denemek lazım” dedi.

Gürer, ayrıca kırsaldaki göç sorununa değinerek, “Kırsalda göç devam ederse tarım biter. Türkiye’nin şu an 21 ürününde arz açığı var; nohutu, fasulyeyi ithal ediyoruz. Geçen yıl üretilen fasulye, Türkiye genelindeki fasulye 2002 yılında üretilen fasulye kadar olmadı. Nüfus olmuş 85 milyon, turisti var, dışarıdan gelen mültecisi var; 100 milyon nüfusa 2002 yılındaki kadar fasulye üretilirse, ne yapacaksın? İthalat yapacaksın” diye konuştu.

Süt fiyatlarındaki adaletsizliğe de dikkat çeken Gürer, “Şu an sütün Ulusal Süt Konseyi’nin verdiği fiyat 14 lira 65 kuruş ama üretici 12 liradan satıyor. Bu işin özü, siyasi iktidar planlamayı doğru yapacak. Planlama ile kooperatifçiliği geliştirecek, üretim öncesi doğru destek verecek” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarımın sürdürülebilirliği için kamucu bir anlayışla hareket edilmesi gerektiğini belirterek, “Burada hedeflenen şu: tüccara bırakılan bir piyasa tarımı yok ediyor. Kamucu bir anlayışla sürecin içinde devlet olacak” dedi.

Paylaşın

Tunç Soyer, CHP Genel Başkanlığı İçin Aday

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile buluşan eski İzmir Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Tunç Soyer kendisi hakkında yapılan adaylık haberlerini doğruladı.

Gazeteci Barış Yarkadaş’a konuşan Tunç Soyer, “’Bu ülkenin aydınlık geleceğine inanmış ve bunun için hiç durmaksızın çalışmış bir insan olarak mücadeleye devam edeceğim. Elbette genel başkanlık da bu mücadelenin verileceği en önemli görevlerden biridir” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu ile yemekte buluşması ilgili bilgi veren Tunç Soyer, şu ifadeleri kullandı: “Çok verimli bir konuşma oldu, partiden çok Türkiye’yi konuştuk. Bu ülkenin aydınlık geleceğine inanmış ve bunun için hiç durmaksızın çalışmış bir insan olarak mücadeleye devam edeceğim.

Elbette Genel Başkanlık da bu mücadelenin verileceği en önemli görevlerden biridir ve ben dillendirmeden bu göreve layık görülmek büyük bir gururdur. Bu süreçte, nerede ihtiyaç varsa orada olacağım. Hayatı iyileştirme sanatı olarak gördüğüm siyaseti, bedeli ne olursa olsun, son nefesime kadar sürdüreceğim ve bu inancı paylaşanlarla birlikte çalışmaya ve siyaset üretmeye devam edeceğim.”

Tunç Soyer adaylık mesajı vermişti

Daha önce Gerçek Gündem’den Altan Sancar’a konuşan Tunç Soyer, “Soruları cevaplamak için henüz erken” demişti. Siyasetten kopmadığını ve siyasi hayatını farklı biçimlerde devam ettireceğini dile getiren Soyer, “Ülkemize hizmet etmeye devam edeceğiz. Bunun biçimi ve yolu üzerine görüşmeler yapıyoruz” ifade etmişti.

Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daveti üzerine bugün bir yemek yiyeceklerini söyleyen Soyer, Kılıçdaroğlu ile birlikte Hacıbektaş’taki törenlere de katılacağını dile getirmişti.

Soyer, kararını henüz vermediğini söyleyerek bu kararı verdiğinde kamuoyuna duyuracağını söyledi ve “Yorum yapmak ve konuşmak için henüz erken. Karar verdiğimde kamuoyu ile paylaşacağım. Şimdi ne söylersek farklı yerlere çekilecek” diye konuşmuştu.

Paylaşın