Özel’den İktidara Sert Sözler: Milletin Sırtından Düşün

Savunma Sanayii Destekleme Fonu (SSDF) teklifinin ertelenmesine ilişkin konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Erdoğan suç üstü oldu. İsrail için yaptığımız toplantıda söyledikleri 10 yıl gizli. Söylemedikleri şu: Erdoğan’ın söylediklerine işaret eden hiçbir somut veri yok. Milleti korkutup, sefalet içindeki millete ‘İsrail saldıracak işsizliği unut’ dedi. Bunla da yetinmediler ‘hadi biraz para ver” dedi ve ekledi:

“İsrail’e karşı savunma sanayini güçlendirelim’. Savunma Sanayi’ye 180 milyar para aktarıldı geçen sene. Helali hoş olsun. Biz güçlenmesine karşı değiliz. Oradaki yatırımlara karşı değiliz. Ama Türkiye’nin en karlı bankaları dururken parayı nakit avanstan geçinmeye muhtaç o insanların cebine el atmayın dedik. Çok lazımsa bankalardan alın. 70 milyar para toplayacak. Suç üstü yakalandılar. Gariban vatandaşın peşine koşuyorsunuz. Milletin cebinden kapçak yapmaya kalkerken suç üstü yakaladık onları. Bütçe sonrasına kaldı. Teklifimiz şu 70 milyarı koyun bütçeye alın parayı. Milletin sırtından düşün.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) ev sahipliği yaptığı, Dünya Gıda Günü dolayısıyla ”Yerel Yönetimlerde Gıda Güvenliği ve Sürdürülebilir Tarım Konferansı’ndaki konuşmasının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Özel, Kurtuluş Parkı’nda polis müdahalesinin ardından gözaltına alınan direnişteki Fernas işçileriyle ilgili şöyle dedi: “Başkan yardımcımız ve 3 milletvekili dün gece Fernas işçilerinin yanındaydı emniyette. Akıl almaz bir durum. Bu işçiler sadece haklarını istiyor. Dün söyledim ama sesim ulaşmadıysa yeniden Erdoğan’a sesleniyorum. Farkında mısınız?

Batman milletvekiliniz herkesin bildiği bir şekilde maden işçilerini çok fazla çalıştırıp hak ettikleri mesailerini ödemiyor, haftasonu tatillerini vermiyor. Eylem yaptılar duymadınız. Eylem yaptılar Ankara’ya geldiler. Seslerini duyuramıyorlar. Herkese ‘Erdoğan’ın haberi var’ diyorlar. Kaldıkları parkı kapatıyorsunuz. Neden? ‘Görünmesin’ diye. ‘Bu madenci neden yalınayak yürür?’ diye bir düşünün. Açlık grevi nedir ya! ‘Açlık grevi yaptıklarına göre gerçekten bu çocuklar bu kadar dertli mi?’ diye aklınıza gelmiyor mu? Çok haklılar.”

Özel, AKP’nin ‘Savunma Sanayi Katkı Payı’ alınmasıyla ilgili teklifini ertelemesiyle ilgili de “Erdoğan suç üstü oldu. İsrail için yaptığımız toplantıda söyledikleri 10 yıl gizli. Söylemedikleri şu: Erdoğan’ın söylediklerine işaret eden hiçbir somut veri yok. Milleti korkutup, sefalet içindeki millete ‘İsrail saldıracak işsizliği unut’ dedi. Bunla da yetinmediler ‘hadi biraz para ver. İsrail’e karşı savunma sanayini güçlendirelim’. Savunma Sanayi’ye 180 milyar para aktarıldı geçen sene.

Helali hoş olsun. Biz güçlenmesine karşı değiliz. Oradaki yatırımlara karşı değiliz. Ama Türkiye’nin en karlı bankaları dururken parayı nakit avanstan geçinmeye muhtaç o insanların cebine el atmayın dedik. Çok lazımsa bankalardan alın. 70 milyar para toplayacak. Suç üstü yakalandılar. Gariban vatandaşın peşine koşuyorsunuz. Milletin cebinden kapçak yapmaya kalkerken suç üstü yakaladık onları. Bütçe sonrasına kaldı. Teklifimiz şu 70 milyarı koyun bütçeye alın parayı. Milletin sırtından düşün” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özel, MHP lideri Devlet Bahçeli ve DEM Parti liderlerinin Öcalan’la ilgili çıkışlarına ilişkin de “Bahçeli ve DEM Parti’li vekilin açıklamalarıyla ilgili dün açıklama yaptım. Diyarbakır, Van dahil 6 ile gideceğiz. Bir şey duyulacaksa benim ağzından duyulacak” dedi.

“Çiftçi entübe durumda”

Özel, Yerel Yönetimlerde Gıda Güvenliği ve Sürdürülebilir Tarım Konferansı’nda yaptığı konuşmada ise şu ifadeleri kullandı: “Biz kendi kendine yeten bir ülke tarımda olmak için yeniden adımlar atmalıyız. Bunun için malum bir kurultay, program yazma sürecindeyiz kurultayımızda başlattığımız. Partimizin kurultayı güne uygun hale gelecek, yazıldığı gün iyiydi ama eskidi. Biraz kısalacak, çağı yakalayacak ve ilerinin hükümet programına evrilecek bir program olacak.

Mazot, gübre, ilaç gibi girdi maliyetleri katbekat artarken üreticiye yeterli destek verilmiyor, fiyatlarda maliyetleri kurtarmakta yetersiz kalıyor. Böyle olunca artık o iş yapılabilir olmaktan çıkıyor. Yapılabilir olmaktan çıktığında ne oluyor? Türkiye’de 2003 yılında 2,8 milyon çiftçi varken bugün 2,3 milyon çiftçi var. Oysa 2003 yılında nüfusumuz bundan 20 milyon eksikti. 20 milyon yeni nüfus geldi, orana bakarsan 500 bin yeni çiftçiye ihtiyaç var, öyle ya 60 milyona 2 milyon ise 83 milyona 3,3 milyon olması lazım, 2,3 milyona düşmüş.

500 bin çiftçi artacağına 500 bin çiftçi azalmış. 1 milyon çiftçi kayıp. Nerede bunlar? Biraz önce başkanın dediği gibi fabrikada asgari ücretle geçimini sağlamaya çalışıyor. 26 milyon dekar alan, yani Hollanda kadar alan, bu iktidar döneminde ekilip biçilmekten vazgeçilmiş durumda. Türkiye’de ortalama çiftçi yaşı 58 ve 4 çiftçiden 3 tanesi gelecek sene bu işi yapmak istemediğini ifade ediyor.

Türkiye’de tarım yanıyor, çiftçi entübe durumda. Eğer bu iktidar biraz daha bu politikalarını sürdürecek yani bu politikasızlığına bu ülkenin çiftçisini, hayvancılıkla uğraşanlarını, köylüsünü mahkum edecek olursa gelecekte gerçekten bu ülkede artık derdini anlatacak, isyan edecek, yola çıkacak, yolu kapatacak, ürününü dökecek ve iktidar tarafından kızılacak ve hedef gösterilecek bir çiftçi de bulamayacak.”

Paylaşın

Özel’den Çağrı: Sıkılı Yumrukların Açılmasını İstiyoruz

“Yeni Çözüm Süreci” tartışmalarına değinen CHP Lideri Özgür Özel, “Çağrıya ihtiyaç yok. Bu parti artık daha fazla şehit gelmesin diye, anaların gözyaşı akmasın diye üstüne düşen ne varsa cesaretle yapacak. Ne Devlet Bey’in bizi hapsettiği yerde, ne DEM Parti Genel Başkanı’nın işaret ettiği istikametteyiz” dedi ve ekledi:

“Bir çağrı da bizden; Sıkılı yumrukların açılmasını istiyoruz. Sayın Erdoğan’a sesleniyorum, Sayın Bahçeli’ye sesleniyorum: Bu sene Cumhuriyet resepsiyonunu Çankaya Köşkü’nde yapın.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Özgür Özel’in konuşmasından satır başları şu şekilde:

Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Daron Acemoğlu’nu yürekten kutluyorum. Cumhurbaşkanı da aramış bunu da çok önemli buluyorum. Bugün Amasra maden kazasının ikinci yıl dönümü. AK Parti iktidarı işçiye yoksulluk, sefalet ama daha da acısı ölüm getirdi. Bu katliam ihmal, denetimsizlik ve liyakatsizliğin bir sonucu. O katliamdan sonra Erdoğan ‘biz kader planına inanan insanlarız’ diye açıklama yaptı.

Oysa Danıştay raporuna bakınca bunun bir kader planı olmadığı, aklı başında bir iktidarın bunu önleyeceğini herkes görür. Almanya’da, Fransa’da, İtalya’da madenlerde ölümlü kazalar olmuyorsa kader planı değil demektir. Bu ülkenin kader planında bu ölümler değil, bu iktidarın gidişi gerçekleşecektir. Meclis’te kurulan komisyonda adeta ölen madencileri suçlu ilan etmeye çalıştılar.

Bu süreci Soma’da da yaşadık, Amasra’da tekrar etmeye çalışıyorlar. TTK Genel Müdürü apar topar EYT ile emekli edildi. Kozlu’da da 8 kişinin ölümünden suçlu bulunarak 3 yıl 4 ay hapis cezası almıştı. Bu ismi götürüp Amasra’ya genel müdür atarsanız ‘kader planı’ diyemezsiniz. Tüm sorumlular ceza alana kadar Amasra davasını takip etmeye devam edeceğiz. Biz emekçilerin yanında olmaya devam edelim, birileri bunların kayırılmasına yardım ediyorlar.

2 aydır Soma’da direnen, yalın ayak Ankara’ya yürüyen Fernas işçileri var. Şirketin sahibi AK Parti’nin milletvekili Ferhat Nasıroğlu. İşçiler haklarını isteyince ‘Ben Cumhurbaşkanımıza anlattım, bana hak verdi’ diyor. İşçiler 26 saat önce açlık grevine başladılar. Son kez seslerini duyurmaya çalışıyorlar. İşçinin alın terini sömüren bir patron senin milletvekilin, sana güveniyor. Fernas’ın patronu kul hakkı yiyor ve bunu Erdoğan’a dayandırıyor. O işçilere zarar gelirse müsebbibi Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Aslında bunun böyle olacağını biliyorduk. Bir kanun getirdiler biz itiraz edene kadar, sonuna kadar direnene kadar, toplumsal bir destek gelene kadar kanun şöyleydi: 2 ay barınakta sahiplenilmezse zehirleyeceklerdi. Muhalefet edince barınak yapmak için 2028’e kadar zaman verdiler. 2028’e kadar barınaksızlığı normalleştirdiler. İşte Gebze ve Ümraniye’de yapmak istediklerini yaptılar, o canları öldürdüler.

İlk gün söyledik, biz bu yasayı uygulamayacağız, uygulatmayacağız. Bu işin bir kısmı aşılama, barınak yapma, kısırlaştırma, sahiplendirme ama diğer boyutu da para. Şans oyunlarından bir fon toplanması önerilmişti. Bu öneriyi Meclis’te dile getireceğiz, değişiklik tekliflerini sunacağız. Ama bir çağrım da AYM’ye; zaman geçirmeden bu örtülü katliam yasasını iptal etmelidir. Yerine de makul bir süre vermeli, bu yasanın düzelmesi sağlanmalıdır.

Adrese teslim bir ihale var. Öyle bir şartname yapmışlar ki ihale bakır madeni ihalesi. Sabah ihale yapıldı ve Cengiz Holding’e ait şirket ihaleyi aldı. Sahada 80 milyon ton cevher var. 3.5 milyara ihaleyi almışlar cevherin değeri ise bunun 123 katı. Değeri 456 milyar TL. Tayyip bey bunu 3.5 milyar TL veren yandaşına veriyor.

AK Partililer, MHP’liler siz bu yüzden mi bunlara oy verdiniz. Bunu unutmayacağız. Biz bunun peşini bırakmayız, ihalenin iptali için gereğini yapacağız. Nasıl bir yapıymış da Cengiz Holding’e bu veriliyor. Bu hak değildir, vicdani değildir. Yapılan iş ne dine ne imana ne ahlaka sığar. Bu soygundur, soyan Cengiz Holding, soyulansa hepimiziz.

Daha 3 hafta önce Bakan Şimşek işlerin iyiye gittiğini, yeni vergi alınmayacağını duyurmuştu. Daha haberi yapan gazetelerin mürekkebi kurumadan durum değişti. TBMM açılışında Erdoğan, ‘İsrail’in sıradaki hedefi biziz’ dedi. Buna hiç birimiz bir anlam veremedik. ‘Yönetimdeki beceriksizliğini örtmek için İsrail’i ortaya atıyor’ dedik. Bu doğruydu. Kapalı oturum istedik. Kendisi gelmedi, iki bakanını gönderdi.

Zaten söylenmeyecek bir bilgiyi bu Meclis’e vermedi. Sizin bilmediğiniz, bizim bilmediğimiz 1 kelime anlatmadılar. ‘İsrail Türkiye’ye saldıracak’ diyemediler. Esas niyet cambaza bak derken milleti oyalamanın yanı sıra cebine al atmakmış. Meğer Savunma Sanayine destek isteyeceklermiş. Akla gelebilecek her şeyden para alacaklar. Niye? İsrail saldıracak, tehlike büyük, pamuk eller cebe.

Meğer hepsi bu paraları almak içinmiş. 22 yıl önce tam tersini savunup geldiler. İktidarlarının ilk yıllarında söz vermişlerdi. 21 yıl sonra kredi kartlarının yarısından yepyeni bir vergi alıyorlar. Vergi, para kazanandan alınır; kredi kartında banka mı kazanıyor, vatandaş mı? Ülkenin en büyük karları yapan bankalarına değil, alışveriş yapma ihtimali olan vatandaşa çöküyor. Yapılmayan alışverişten vergi almaya çalışan Deli Dumrul’a sesleniyorum; alamayacaksın, o taslaktan öyle ya da böyle çıkaracaksın.

Cumhuriyet’e bağlılıklarını bildiren genç teğmenlere soruşturma açmışlardı, yakından takip ediyoruz. O okulda çalışan subaylara da soruşturma açıp sürgün etmişler. ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ demiş teğmenler, hiç rahatsız olacak bir şey yok. Kimin askeri olacaklardı? Biz Mustafa Kemal’in tarafındayız, dirisine senin gittiğin, cenazesine 5 bakan gönderdiğin Fesli Deli Kadir Yunan’ın tarafındaydı. Bu subaylar ceza alırsa sen de tarafını bir kez daha göstereceksin.

Kalıcı yaz saati uygulamasını 4,5 milyar lira avantaj sağlayacağız diyerek önce damat Albayrak kalıcı hale getirdi. 1 kuruş avantaj sağlandığına dair bir rapor yok. Aksine şimdi sokakta lamba yanıyor, okulda, işyerinde lamba yanıyor. Dünyada kimse bunu akıl etmiyor, bizim aklıbollar akıl ediyor. Çocuklar karanlıkta tedirginlik içinde okullarına gidiyor.

Anayasanın ilk 4 maddesi tartışmasında kendisi sorunumuz yok diyor. Ama mayınlı araziye Numan Bey’i yolluyor. ‘Kendimizden ve ne yapmak istediklerimizden eminiz’ diyor. ‘Siz’ kimsiniz? Meclis Başkanı ‘biz’ diyemez. 4 HÜDA PAR’lı ve sensen 5 kişisiniz, yanında MHP var mı? Yeniden seçilebilmek için anayasayı değiştirmek, bizleri anayasa masasına çekebilmek için türlü yolları deniyorlar. O madde tartışmaya kapalıdır, nokta. Sen diyorsun ki üzerinde kalem oynatalım. Senin HÜDA PAR bayrağa karşı, laikliğe karşı… CHP ilk 4 maddenin taş gibi arkasındadır bu memlekette bu konu tartışmaya kapalıdır.

Bakırhan ve Bahçeli’ye yanıt: Bahçeli yine uzun bir süreyi bana ayırmış. ‘Normalleşme çığırtkanları’ diye başlamış, ‘uzattığım el iyi niyetlidir’ demiş. Normalleşme millette karşılık buldu, CHP’nin siyaset alanını açtı. DEM’e, düne kadar kapatılsın, hazine yardımına el konsun dediği partiye uzattığı el için iyi niyetli, hesapsız, kitapsız diyor. Devlet Bey iyisini yapıyorsunuz, el uzatmak iyidir, barışmak savaşmaktan iyidir.

Dün bana yaptıklarını sana yapmıyorum, seni eleştirmiyorum. Milletin seçilmiş temsilcisine uzatılan el, millete uzatılan eldir. ‘Bu sürecin kendisine dair CHP ne diyecek?’ diye soruyorlar. Öncelikle şunu söyleyeyeim; CHP ne derse kendi söyleyecek. TV’lerde hesapla kitapla konuşanların, ortalığı gerenlerin değil, CHP Genel Başkanın, sözcülerinin, milletvekillerinin ağzıyla konuşacak. Bu parti demokratik bir açılım yapmak için DEM’den de icazet beklemeyecek.

Gelecek hafta Diyarbakır’da, Batman’da Hakkari’de Van’da olacağız. Eller birbirine yeniden kavuşsun, kulaklar birbirine yine kulak versin diye, analarımızın gözyaşı dursun diye, artık daha fazla şehit gelmesin diye, tüm vatandaşlar anayasadaki gibi fiilen de özgür olsun, özgür ve eşit hissetsin diye üzerimize düşen ne varsa cesaretle yapacağız. Kimsenin şüphesi olmasın. Ne Devlet Bey’in bizi hapsettiği yerde, ne Tuncer Bakırhan’ın işaret ettiği istikametteyiz.

Biz siyasetin kısır tartışmalardan uzaklaşmasını, halkın gerçek sorunlarının konuşulmasını istiyoruz. Bunun için artık sözün konuşulmasını, sıkılı yumrukların açılmasını istiyoruz. Bu sene Cumhuriyet resepsiyonunu Atatürk’ün vasiyetine, tüm yargı kararlarına rağmen Atatürk Orman Çiftliği’nde yaptığınız Beştepe’de değil, Çankaya Köşkü’nde yapın. Bu milletin gerçek evine taşıyın resepsiyonu.”

Paylaşın

CHP’de “Erken Seçim” Talimatı: Hazırlıkları Tamamlayın

Giderek derinleşen ekonomik krize karşı sokaktan yükselen erken seçim talebi CHP MYK’nın gündemine taşındı. Parti yönetimi, olası bir erken seçime karşı yol haritasının hızla hazırlanması yönünde görüşünü partililere iletme kararı aldı.

CHP Lideri Özgür Özel, kurmaylarına örgütlerle koordineli çalışmaları yönünde uyarılarda bulundu. Bu kapsamda, olası bir erken seçim ihtimaline karşı hazırlıkların hızla tamamlanması gerektiği vurgulandı.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında, “Erken seçime hazırlanma” mesajı verdi. CHP’nin, 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nin ardından, “Sahil bölgelerine sıkışan parti” görünümünden çıktığının altını çizen Özel, “Bu bilinçle hareket ederek Türkiye’nin yedi bölgesinde ayak basmadık yer bırakmayacağız” diye konuştu.

Gezinin çok önceden planlandığı ancak Özgür Özel’in ayağının kırılması nedeniyle ertelenmek zorunda kalındığı kaydedildi. Türkiye’nin yedi bölgesinde de belediyesi olan CHP’nin, kent gezilerini sürdüreceği ifade edildi.

Türkiye’de giderek derinleşen ekonomik krize karşı sokaktan yükselen erken seçim talebi de CHP MYK’nın gündemine taşındı. Parti yönetimi, olası bir erken seçime karşı yol haritasının hızla hazırlanması yönünde görüşünü partililere iletme kararı aldı. CHP lideri Özel, kurmaylarına örgütlerle koordineli çalışmaları yönünde uyarılarda bulundu. Bu kapsamda, olası bir erken seçim ihtimaline karşı hazırlıkların hızla tamamlanması gerektiği vurgulandı.

Edinilen bilgiye göre, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Doğu kentlerine yapacağı gezi de CHP MYK’da gündeme geldi. Özel’in, Mardin, Batman, Şırnak, Hakkari, Van ve Diyarbakır’ı da kapsayan çok sayıda Doğu kentini ziyaret edeceği bildirildi.

Anayasa değişikliği

İktidarın gündemindeki Anayasa değişikliği de MYK masasına yatırıldı. AKP’nin DEM Parti başta olmak üzere, muhalefetle temasına mesafeli yaklaşılması gerektiğinin değerlendirildiği toplantıda, “CHP’nin Anayasa değişikliği şartı bellidir. Anayasa değişikliği için önce mevcut Anayasa’ya uymak gerekmektedir. CHP’nin Anayasa değişikliğinde AKP ile yan yana gelmesi mümkün değildir” yaklaşımının sürdürülmesi benimsendi. .

CHP Lideri Özel, Ekrem İmamoğlu’na yönelik devam eden ve siyasi yasak riski içeren dava süreciyle ilgili de kurmaylarıyla bilgi paylaştı. Bu kapsamda MYK üyelerinden olası bir siyasi yasak durumunda uygulanacak yol haritasına yönelik görüşleri alındı. TBMM 28’inci Dönem Üçüncü Yasama Yılı açılış töreninde yaşanan tartışma da MYK’da gündeme geldi.

CHP’de yüzde 38 olarak ölçülen, ‘‘Erdoğan’ı ayakta karşılamaktan memnun olmayanların’’ oranının doğru iletişim ile düştüğü belirtildi. Müzakere sürecinin mücadeleye engel olmadığı görüşünün öne çıktığı MYK toplantısında, ‘‘AKP’den kopan seçmen kararsızlar havuzuna dahil oluyor. Kararsızları, CHP’ye kazandırmak zorundayız. Bunun da yolu, CHP’yi canavarlaştıran anlayışa karşı diyalog yolunu açık tutmak’’ görüşü dile getirildi. CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, MYK toplantısı devam ederken kameraların karşısına geçti.

Paylaşın

Özel’den Kurtulmuş’a Anayasa Tepkisi: El Uzatanın Elini Kıracağız

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Anayasa’nın 3. maddesi ile ilgili sözlerine tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Anayasa’nın ilk dört maddesinden orayı okuyunca şunu anlıyorsun; ‘Türkiye Cumhuriyeti devletiyle, milletiyle, ülkesiyle bölünmez bir bütündür.’ Nokta” dedi ve ekledi:

“Tayyip Bey HÜDA-PAR’a bir şey diyemiyor. Bahçeli HÜDA-PAR’a bir şey söylemiyor. Numan Bey, HÜDAPAR’ın alanını genişletecek, hesapta entelektüel tartışma açıyor. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarıyız. Biz hep beraber bir ve beraberiz. Devletimizle, milletimizle, ülkemizle birlikte bir bütünüz. Bayrağımız belli, başkentimiz belli, kurucumuz belli. Bunlarla sorunu olanlar da belli. İlk 4 maddeye el uzatanın elini kıracağız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Datça Belediye Başkanlığı ziyaretinde yaptığı açıklamada, Anayasa’nın 3. maddesi ile ilgili sözlerine nedeniyle TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a tepki gösterdi.

Özgür Özel, “HÜDA-PAR ‘Anayasa’nın ilk 4 maddesi tartışılsın’ dedi. Geçtiğimiz aylarda sordum, kıvırdılar. Numan Kurtulmuş dedi ki, ‘Devletin milletiyle ve ülkesiyle bir bölünmez bütün olduğu ifadesi yanlış.’ Güya entelektüel bir tartışma başlatacak” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel, şöyle devam etti: “Hiç oynamaya gerek yok! Elini uzatanın eli kırılsın. Anayasa’nın ilk dört maddesinden orayı okuyunca şunu anlıyorsun; ‘Türkiye Cumhuriyeti devletiyle, milletiyle, ülkesiyle bölünmez bir bütündür.’ Nokta. Tayyip Bey HÜDA-PAR’a bir şey diyemiyor. Bahçeli HÜDA-PAR’a bir şey söylemiyor.

Numan Bey, HÜDAPAR’ın alanını genişletecek, hesapta entelektüel tartışma açıyor. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarıyız. Biz hep beraber bir ve beraberiz. Devletimizle, milletimizle, ülkemizle birlikte bir bütünüz. Bayrağımız belli, başkentimiz belli, kurucumuz belli. Bunlarla sorunu olanlar da belli. İlk 4 maddeye el uzatanın elini kıracağız.”

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Anayasa’nın 3’üncü maddesinin değiştirilmesi gerektiğini savunan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a tepki geldi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, Kurtulmuş’u ‘bölücülükle’ suçladı.

Kılıçdaroğlu’nun ilgili açıklaması şöyle: “Hiç kimse bu topraklardaki Atatürkçü, Kuvvâcı ve Sevr’i parçalayıp atan kuvveti hafife almasın! Hilafet sevdalısı küçük bir grubun saraydan aldığı destekle, meydanlarda yaptıkları çağrı bizi rahatsız etmektedir. Karun olmuşlara meftun olanlar ve onların cahil cesaretleri de bizi rahatsız etmektedir.

‘Değiştirilmesi teklif dahi edilemez’ olan anayasanın maddesini tartışmaya açmak bölücülüktür. Sizin derdiniz anayasa falan değil. Derdiniz; ‘Bölünmez bütünlüğümüzdür’. Derdiniz; ‘Bayrağımız ve Bağımsızlığımızdır’. Bu ülkede değişecek tek bir şey vardır o da: ‘Saray ve şürekasıdır’. Değiştirmek mi istiyorsunuz? Hodri Meydan!”

Ne olmuştu?

HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada mevcut anayasanın, Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı, yönetim şekli, başkentini tarif eden ilk 3 maddesinin değiştirilmesinin “teklif edilemeyeceğini düzenleyen 4. maddenin değiştirilmesini” istemişti.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da 10 Ekim’de Gazi Üniversitesi’nin akademik açılış yıldönümü töreninde yaptığı konuşmada ise Anayasa’nın 3. Maddesi’ndeki “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü” tabirinin değiştirilmesi gerektiğini savunmuş şunları demişti: “Devletin ülkesi olmaz. Devletin milleti olmaz. Bu metin, ‘Milletin devleti ve ülkelisiyle bölünmez bütünlüğü’ şeklinde ifade edilmelidir. Bu seçkinci, devletçi anlayışın da yeni anayasada milletin gücü üzerine yükselen bir devlet anlayışıyla yeniden ele alınmasının önemli olduğunu düşünüyorum.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den “aday” açıklaması

CHP Lideri Özgür Özel, partisinin Cumhurbaşkanı adayına yönelik tartışmalara ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Biz Ekrem Başkanımızla, Mansur Başkanımızla övünç duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

Erken seçim çağrılarına ilişkin de konuşan Özel, “Sayın Erdoğan seneye kasımda erken seçime varım demiyorsa ondan sonra bir daha erken seçim yapamayacak demektir. YSK’nın kararına göre bile ikinci dönemi ve bu dönemde 360 kişi oy vermeyecekse seçim öne alınamayacak ve aday olamayacak demektir. Madem ki erken seçimden kaçıyor adaya ihtiyacı var demektir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin İl Başkanları Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Özel’in konuşmasından satır başları şöyle:

“Biz Ekrem başkanımızla, Mansur başkanımızla övünç duyuyoruz. İkisinin ortak ifadesi şu; bizi erkenden aday tartışmasına çekmek kendi içlerindeki çatlakları önlemek istiyorlar Günü gelince bütün üyelerimizle oturur adayın kim olacağına karar verir, en doğru adayı belirleriz. Türkiye’yi içerisinde bulunduğu sıkıntılardan kurtarırız.

Peki AK Parti’nin adayı kim? Sayın Erdoğan seneye kasımda erken seçime varım demiyorsa ondan sonra bir daha erken seçim yapamayacak demektir. YSK’nın kararına göre bile ikinci dönemi ve bu dönemde 360 kişi oy vermeyecekse seçim öne alınamayacak ve aday olamayacak demektir. Erdoğan adaylıktan kaçıyorsa gelecek sene kasımda bizim belirlediğimiz adayımızın karşısına geçemiyorsa, ‘ben hazırım, iddialıyım hadi bakalım Cumhuriyet Halk Partisi’ diyemiyorsa ona aday lazım.

Erdoğan kimi aday yapacak, damadı mı yapacak. Süleyman Soylu ya da Ali Yerlikaya’yı mı yapacak? Onların arasındaki kirli çamaşırları ortaya dökmekten mi korkuyor? Bugüne kadar herkes konuşuyor, CHP’nin adayı kim diye. CHP’nin adayı aslan gibi bir Cumhuriyet Halk Partili. Peki AK Parti’nin adayı kim?

Moral motivasyon yüksek anketlerde birinci partiyiz. Yayınlanan 9 anketin 8’inde CHP 1’inci parti. Böyle bir partinin aday sorunu olmaz. Ama Türkiye’nin önemli büyükşehirlerini CHP’den alamamış hatta vermiş, CHP’nin aldığı seçimin mağlubuna aday bulmak zor olacak.”

Paylaşın

Son 22 Yılda Mahkum Sayısı Yüzde 500 Arttı

AK Partinin iktidara geldiği dönemin başlarında yani 31 Aralık 2002 tarihi itibarıyla hapishanelerde yaklaşık 60 bin mahkum bulunurken aradan geçen 22 yılda, mahkum sayısında yüzde 500 artış yaşandı. 2024 Ekim tarihi itibarıyla hapishanelerde olan mahkum sayısı 362 bin 422’ye ulaştı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, son dönemde tırmanışa geçen kadına şiddet, çocuk istismarı, uyuşturucu, yaralama başta olmak üzere suç oranlarındaki artışı gözler önüne seren bir rapor yayımladı. Rapor, güvenlik politikalarının ve sosyal önleyici tedbirlerin yetersizliğini gözler önüne serdi.

BirGün’ün aktardığı rapora göre; AKP’nin iktidara geldiği dönemin başlarında yani 31 Aralık 2002 tarihi itibarıyla hapishanelerde yaklaşık 60 bin mahkum bulunurken aradan geçen 22 yılda, mahkum sayısında yüzde 500 artış yaşandı. 2024 Ekim tarihi itibarıyla hapishanelerde olan mahkum sayısı 362 bin 422’ye ulaştı.

31 Aralık 2023 tarihinde hapishanelerde bulunan mahkum sayısı 291 bin 911 iken 1 Ekim 2024 tarihinde ise 362 bin 422’ye yükseldi. Yani 9 ayda tahliye olanlar hesaba dahil edilmeden 70 bin 511 kişi daha hapse girdi. Bu veriler üzerinden bakıldığında ayda 7 bin 835, haftada ise bin 958 kişinin mahkum olduğu görüldü.

Hapishanelerde hırsızlık, konut dokunulmazlığı ihlali, kasten yaralama, uyuşturucu satmak / kullanmak, dolandırıcılık gibi suç türlerinin mahkum sayısının yarısına denk geldiğine dikkat çeken Ağbaba, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu da Türkiye’nin ceza adaleti sistemi ve toplumsal yapısı üzerinde derin etkiler yaratan bir sorun haline gelmiştir. Son yıllarda, çeşitli suç tiplerinde yaşanan artış ve yargı süreçlerindeki yoğunluk, cezaevi nüfusunun hızla büyümesine yol açmıştır. Bu durum, ceza infaz kurumlarındaki kapasite sorunlarını daha da belirgin hale getirirken, mahkumların rehabilitasyonu ve topluma kazandırılması konularında da önemli zorluklar doğurmaktadır. Bu artışın nedenleri ve sonuçları, hem hukuki hem de toplumsal açıdan detaylı bir inceleme gerektirmektedir.”

Türkiye’de suç işleme yaşının düşmesinin toplum için ciddi bir alarm niteliği taşıdığını kaydeden Ağbaba, “Gençlerin suça yönelmesi, aile, eğitim ve sosyal yapıda derin sorunların varlığına işaret eder. Son günlerde toplum olarak herkesin üzerinde durduğu gençlerin suça sürüklenmesi konusu hapishanelerdeki çocuk mahkum sayılarına da belirgin olarak yansımaktadır” dedi.

2024 Nisan ayında çocuk mahkum sayısının 2 bin 912 iken 1 Ekim 2024 tarihinde 3 bin 532’ye yükseldiğini kaydeden Ağbaba, “6 ayda 620 çocuk suç işlediği için hapse girmiş” ifadelerini kullandı.

Suça bulaşan çocukların sayısındaki artışın, Türkiye’de toplumsal ve ailevi yapıların karşı karşıya olduğu önemli bir sorun olarak öne çıktığı ifade edilen raporda, özellikle ekonomik sıkıntılar, eğitim eksikliği, aile içi şiddet ve sosyal çevrenin olumsuz etkilerinin çocukları suça yönelten temel faktörler arasında yer aldığı ifade edildi.

Genç yaşta suça karışan bireylerin sayısındaki artışın sadece güvenlik açısından değil, aynı zamanda gelecekteki toplumsal refah ve uyum için de ciddi tehditler oluşturduğuna dikkat çekildi.

Raporda, şu ifadeler yer aldı: “2023 yılında 178 bin 834 çocuk suça sürüklenme sebebiyle güvenlik birimlerine gelmiş veya getirilmiş. Güvenlik birimine getirilen çocuklar, %39,8’ine yaralama, %20,8’ine hırsızlık, %7,7’sine pasaport kanununa muhalefet, %4,9’una uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, %4,0’ına ise tehdit suçları nedeniyle işlem yapılmıştır.

Ülkemizin aydınlık geleceği çocuklarımızın çok küçük yaşta suça sürüklendiği ve ailerin tedirgin olduğu bir dönemden geçiyoruz. Siyaset üstü olan bu konuda çocuklarımız ve geleceğimiz için atılacak adımları bütün siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri ile detaylı şekilde araştırmak ve çözüm yollarını bulmak gerekiyor.

Suç oranının her geçen gün arttığı ülkemizde diğer üzücü bir durum ise suç işleme yaşının da düşmesidir. 2023 yılı içinde 11 yaş altı 9 bin 935 çocuk suça sürüklendiği için güvenlik birimlerine getirilmiştir. Oyun çağında ve eğitimle geleceğini örmesi gereken bu çağdaki çocuklarımızın suça bulaşması çok ama çok dikkate alınması gereken bir konudur.”

Bir yıl içinde 190 bin çocuğun suça sürüklenmesinin çok vahim bir durum olduğu kaydedilen raporda, “Bu durum, çocuklara yönelik koruyucu ve önleyici politikaların güçlendirilmesi gerekliliğini daha da acil hale getirmektedir. Çocukların erken yaşta suça bulaşması karşısında alınan önlemlerin yetersiz kalması, toplumsal sorumluluğumuz açısından büyük bir eksikliktir. Suçun önlenmesi, sadece cezai yaptırımlarla değil, çocukların güvenli ve sağlıklı ortamlarda büyümelerini sağlayacak bütüncül politikalarla mümkündür. Eğitimde, aile yapısında ve sosyal destek sistemlerinde eksiklikler varken, çocukların suça sürüklenmesini sadece bireysel hatalar olarak görmek yanıltıcıdır” denildi.

Raporda son olarak, “Erken yaşta suç eğilimi gösteren çocuklar ve gençler için koruyucu önlemler alınmalı ve topluma kazandırılmaları sağlanmalıdır” çağrısı yapıldı.

Paylaşın

Özgür Özel: CHP İktidarı İçin Gün Sayıyoruz

Partisinin Çanakkale’de gerçekleştirilen İl Belediye Başkanları toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Bu iktidarı erken seçime zorlamak, erken seçimden sonra da onların unuttuklarına sahip çıkmak hepimizin görevi” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Çanakkale’de gerçekleştirilen İl Belediye Başkanları toplantısında konuştu. Artı Gerçek’in aktardığına göre; Yerel seçimlerden birinci parti çıktıklarını hatırlatan ve belediyelerin pek çok sorunu çözüğünü belirten Özel, yerel yönetimler tarafından çözülemeyen sorunlar da olduğunu belirtti ve şunları söyledi:

“Bu salonun çözdüğü sorunlar var, çözemediği sorunlar var. Çözemediğimiz sorun işsizlik. Çünkü yerel yönetimler istihdam yaratma imkânı olan ama an itibari ile zaten geçmiş dönemde de bu kadar büyük işsizlik varken hangi partide olursa olsun belediyenin tüm istihdam olanaklarının kullanıldığı, dolduğu hatta hepimiz biliyoruz ki aşıldığı süreçleri yaşıyoruz.

Belediyelerde inanılmaz personel fazlası var böyle bir dönemde yeni işsizler yaratamıyoruz, o personel giderleri de çok kritik. Ama yaratmamak için de çaba sarf ediyoruz. Ama bir yandan da her bir belediyemizde binlerce, on binlerce belediyenin boyutuna göre yapısına göre iş başvuruları var. Bu konu en çok zorlandığınız konu, bunu biliyoruz. Ve bu sorunu çözmek için de CHP iktidarı için gün sayıyoruz.”

Erken seçim çağrısını yineleyen Özel, şöyle devam etti: “31 Mart‘ta kazandığımız başarıda yüzde 38’e varan oyda diğer partilerin oylarının olduğunu, bunun sarı kart olduğunu, onlara seçim meydanlarına söz verdiğimizi, bunu gerekçe göstererek bir erken seçim çağrısı yapmayacağımızı söylemiştim ve demiştim ki, ‘Şimdi sarı kartı gördünüz, seslerini duyma zamanı. Eğer emeklinin sesini duyarsanız, asgari ücretin sesini duyarsanız, çiftçinin, esnafın sesini duyarsanız ben bir erken seçim çağrısında bulunmayacağım.

Çünkü o zaman geçim olur ama duymazsanız o zaman geçim olmazsa seçim olur’ demiştik. O günden bugüne hükümet, bu bahsettiğim kırılgan kesimlerle ilgili parmağını oynatmadı. Asgari ücreti zamlanmadı, emekli 10 bin alıyordu, 12 bin 500 yaptı. Ocak ayındaki 10 bin lira, 12 bin 500 lira oldu. O 12 bin 500 lira ocaktaki 8 bin liranın alım gücünde şu anda. Yani daha dokuz ay geçmiş, eldeki para 2 bin lira daha zayıflamış, işlevsizleşmiş, satın alma gücü düşmüş. O yüzden hep birlikte itirazı yükseltmek, bu iktidarı erken seçime zorlamak, erken seçimden sonra da onların unuttuklarına sahip çıkmak hepimizin görevi.”

Paylaşın

CHP’de Hedef “Partilerle Değil, Seçmenle İttifak”

Partilerle değil, seçmenle ittifak arayışında olduklarını kaydeden CHP kurmayları, “Siyaseten yürütülen temasların sokakta karşılığı olmadığını biliyoruz. Kurmaylar, halkın sorunlarını önceleyen, ‘Türkiye İttifakını’ sokakta sağlayacağız” görüşünü dile getiriyor.

Siyasette TBMM 28’inci Dönem Üçüncü Yasama Yılı’nın açılış törenindeki tokalaşmalarla verilmek istenen, “Ilımlı iklim” mesajları CHP’de temkinli karşılanıyor. AK Parti ve MHP’nin, DEM Parti’ye yönelik olumlu mesajlarının, “Çıkar uğruna” verildiğini düşünen CHP’liler, Meclis’te çok sayıda milletvekili ile temsil edilen ve milyonlarca yurttaşın oyunu alan bir parti ile görüşülmesinin, “Ilımlı iklim” gereği değil demokrasi gereği zaten gerçekleşmesi gerektiğinin altını çiziyor.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in aktardığına göre; CHP’liler, “AK Parti – MHP Anayasa değişikliği için destek arayışında” yorumlarına karşın Cumhur İttifakı’nın Kürt seçmenle dış politikada destek arayışı kapsamında temas kurmak istediğini savunuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “İsrail’in sıradaki hedefi Türkiye” söyleminin altının doldurulamadığının altını çizen CHP’liler, “Türkiye, İsrail ile ilgili süreçte yalnızlaşıyor. Özellikle bölgedeki Kürtlerin desteğini alamazsa iyice zayıflayacak” değerlendirmesinde bulunuyor.

AK Parti ve MHP’nin, DEM Parti’ye yönelik sert tutumunu anımsatan CHP’liler, “DEM Parti ile görüşmeleri kadar olağan bir şey yok. Bugüne kadar canavarlaştırmaları asıl sorundu” yorumunu yapıyor. Partilerle değil, seçmenle ittifak arayışında olduklarını kaydeden CHP kurmayları “Siyaseten yürütülen temasların sokakta karşılığı olmadığını biliyoruz. Halkın sorunlarını önceleyen, ‘Türkiye İttifakını’ sokakta sağlayacağız” görüşünü dile getiriyor.

Paylaşın

Ahmak Davası: CHP’de Ekrem İmamoğlu Hazırlığı

CHP, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu hakkında açılan ‘ahmak’ davasında İstinaf Mahkemesi’nden çıkacak karara ilişkin hazırlık yapıyor.

Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak çıkması halinde, İstanbul’da büyük bir miting düzenlenmesi ve CHP lideri Özgür Özel’in, muhalefet liderlerini de mitinge davet etmesi planlanıyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimi, Yüksek Seçim Kurulu üyelerine “ahmak” diyerek hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davada hakkında verilen hapis cezası ve “siyasi yasak” kararının İstinaf Mahkemesi tarafından onanması olasılığına karşı harekete geçti.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve hukuk işlerinden sorumlu Genel Başkanı Yardımcısı Gül Çiftçi, muhalefet partilerini ziyaret turu başlattı. İlk ziyareti Salı günü İYİ Parti ve Saadet Partisi’ne yapan CHP heyeti, dün de DEM Parti ve DEVA Partisi’nin hukukçu kurmayları ile görüştü.

CHP Grup Başkanvekili Günaydın, yapılan ziyaretleri sosyal medya hesabından “Genel Başkan Yardımcımız Gül Çiftçi ile birlikte DEVA ve DEM Parti genel merkezlerini ziyaret ederek ülkemizin yaşadığı demokrasi sorunlarını değerlendirdik. Her iki siyasal parti yöneticisi dostlarımıza konukseverlikleri için teşekkür ederim” paylaşımıyla duyurdu.

CHP heyetinin ziyaretlerde, başta İmamoğlu hakkındaki “ahmak” davası olmak üzere önemli siyasi davalarla ilgili muhalefetin ortak hareket etmesi ve dayanışmanın önemine vurgu yapıldı.

Edinilen bilgiye göre Günaydın ve Çiftçi, görüşmelerde İmamoğlu hakkındaki dava süreçleri hakkında bilgi verdi. Ayrıca, İstinaf Mahkemesi’nden İmamoğlu aleyhine bir karar çıkması halinde, muhalefet partilerinden dayanışma içinde olunmasını ve yapılacak eylem ve etkinliklere de katılmaları çağrısında bulundu.

Görüşmelerde, İmamoğlu hakkında siyasi yasak kararı çıkması halinde CHP olarak İstanbul’da büyük bir miting planlandığı belirtilerek, Genel Başkan Özgür Özel’in, bu mitinge bütün muhalefet liderlerini davet etmeyi planladığı bilgisi de paylaşıldı. CHP heyeti, bugün de Gelecek Partisi’ni ziyaret edecek.

CHP, muhalefet partileri ile “ortak mücadele” hattı örülmesinin yanısıra, ulusal ve uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek için farklı seçeneklerin devreye sokulması planlanıyor. Bu çerçevede, İstanbul’un ardından İmamoğlu ve Özel’in Anadolu turuna çıkarak, mitingler düzenlenmesi planlanıyor.

CHP’nin hukukçu kurmayları ve İmamoğlu’nun avukatları ayrıca, “yargısal taciz dosyası” hazırlıyor. İmamoğlu hakkında siyasi yasak istenen “ahmak” davasının yanısıra hakkında açılan çok sayıda dava ve soruşturmanın içeriği bu dosya içinde yer alacak.

CHP kurmayları, bu dosyanın amacı ve içeriğine ilişkin ise bilgileri verdiler: “Beylikdüzü belediye başkanlığı dönemine ilişkin 2015’de dava açılmış, İçişleri Bakanlığı Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra 2020’de izin veriyor. Türbe önünde elini arkasına bağladığı için soruşturma açılıyor.

Birisi CİMER’e şikayet ediyor İmamoğlu’na soruşturma geliyor. Yani yargı tarafından yapılan bir taciz var. Biz o tacizi, ulusal ve uluslararası kamuoyuna göstereceğiz. Hukukçularımız, hukukçu siyasetçilerimiz yargısal taciz dosyası üzerinde çalışıyor. Zamanı geldiğinde de bunu kamuoyuna açıklayacağız.”

İstinaf mahkemesine yapılan Türk Ceza Yasası’nın “kamu görevlisine hakaret suçunun anayasaya aykırı olduğu” ve bu nedenle davanın Anayasa Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğine ilişkin yaptığı norm denetimi başvurusu ve İmamoğlu’nun daha önce iki kez avukatları aracılığıyla en son geçtiğimiz günlerde bizzat başvurarak “istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması” talebinin de bu stratejsinin parçası olduğu belirtiliyor.

Norm denetim başvurusunun, ulusal ve uluslararası kamuoyunun dava konusunda bilgilendirilmesi konusundaki önemli adımlardan biri olduğuna işaret CHP kaynakları Venedik Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, kamu görevlisine hakaret suçuna “tazminatla cezalandırılması” yönünde kararları olduğunu, norm denetimi başvurusunun da bu anlamda önemli olduğuna işaret ediyorlar.

CHP’de İmamoğlu davasınının seyrini etkileyecek hukuki gelişmelerden birisi olarak Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Halil Güner’in görülen bir dava üzerine, “kamu görevlisine hakaret suçu”nu düzenleyen Türk Ceza Yasası hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı iptal başvurusu görülüyor.

İmamoğlu’nun da yargılandığı başvuruyla ilgili AYM’nin 5-6 ay içinde kararını verebileceği beklentisi dile getiriliyor. Böyle bir durumda İmamoğlu’nun da davasının düşeceği ifade ediliyor.

Paylaşın

Erkan Baş’tan Özgür Özel’e Sert Tepki

CHP Lideri Özgür Özel’in partisine yönelik sözlerine yanıt veren TİP Lideri Erkan Baş, TİP’i hedef alarak söylediği sözleri gerçekten şaşkınlıkla izledim. Herhangi bir partinin aldığı oyu küçümsemek siyasetten çok ayıptır” dedi ve ekledi:

“Özgür Özel gibi deneyimli bir siyasetçinin ‘Onlara sözü ben verdim.’ diye tekrar tekrar ifade etmesi anlaşılabilir bir durum değil; zaten bu gerçek de değil. Bu iktidara karşı toplumsal direnci zayıflatan bir yaklaşım içerisinde.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in partisine yönelik sözlerine tepki gösterdi.

BirGün’ün aktardığına göre; Erkan Baş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısına, 10 Ekim 2015’te Ankara Garı katliamında hayatını kaybedenleri anarak başladı.

TBMM Genel Kurulu’nda dün İsrail’e ilişkin kapalı oturum yapıldığını hatırlatan Baş, “Bütün açık yüreklilikle ifade etmem gerekiyor ki dünkü toplantıyla ilgili söylenebilecek hiçbir şey yok. Tümüyle bomboş; kamuoyunun, gazetelerde çok rahat takip edebileceği haberlerden derlenmiş konuşmalardan ibaret bir toplantıyı gerçekleştirdik” diye konuştu.

Erkan Baş, TBMM’nin 28. Dönem 3. Yasama Yılı’nın açılışında Genel Kurula hitap etmek üzere salona giren AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ayakta karşılanmasıyla ilgili tartışmaları hatırlatarak, CHP lideri Özgür Özel’in TİP’i hedef alan sözlerine yanıt verdi.

“Biz zamanında helalleşmeye de yoktuk, bugün bir normalleşmeyle de yokuz. Biz muhalefete muhalefet etmeme anlayışının temsilcilerinden bir tanesiyiz.” diyen Baş, parti olarak bu oturuma katılmama kararı aldıklarını belirtti. Baş, şöyle devam etti:

“CHP yönetimi bu tavrının gerekçelerini paylaşmak yerine, kendisini eleştiren yurttaşlara yanıt yetiştirme telaşına girmiş gibi gözüküyor. Özgür Özel’in katıldığı bir televizyon programında TİP’i hedef alarak söylediği sözleri gerçekten şaşkınlıkla izledim. Herhangi bir partinin aldığı oyu küçümsemek siyasetten çok ayıptır. Özgür Özel gibi deneyimli bir siyasetçinin ‘Onlara sözü ben verdim.’ diye tekrar tekrar ifade etmesi anlaşılabilir bir durum değil; zaten bu gerçek de değil. Bu iktidara karşı toplumsal direnci zayıflatan bir yaklaşım içerisinde.

Keşke Özgür Özel TİP’i, AKP’ye karşı eksik muhalefet yaptığı için eleştirseydi. Bir muhalefet partisinin, başka bir muhalefet partisini ‘Sen fazla kararlısın, sen eğilmiyorsun.’ diye eleştirmesi, tek kelimeyle şaşkınlık verici bir durum. Bu tavrı hiç doğru bulmuyorum. Enerjimizi iktidara karşı mücadeleye karşı harcayalım. İktidarla normalleşirken muhalefetin kendisine benzemeyen unsurlarını kötü bir dile muhatap edenleri halkımıza şikâyet ediyoruz.”

Özgür Özel ne demişti?

Medyascope yayınına katılan Özgür Özel, CHP’nin ayağa kalkmasını eleştiren TİP’e “Bir tanesi çıkmış biz kimsenin karşısında ayağa kalkmayız… Ya partinin oyu yüzde 1.5 ve bizden giden tepki oylarıyla alıyorsun. Meclis’teki her konuşmanı biz devrettik geçmişte sana, ben devrettim” sözleriyle yüklenmişti.

Paylaşın