“Çözüm Süreci” Tartışmaları: Özel’den “Meclis’te Olursa İşin İçinde Oluruz” Yorumu

Önceki “Çözüm Süreci”nin yarıda kesilmesinin nedenini “CHP’nin dışlanmasına” bağlayan Özgür Özel, “Çatışmalı süreçlerin çözümüne yönelik evrensel uygulamaların getirdiği tecrübe bunun sonuç vermeyeceğini söylüyordu. Öyle de oldu” dedi ve ekledi:

“Türkiye’de hendek olaylarından dolayı çok canımız yandı. Şehitlerimiz oldu, şehirler harap oldu. O yüzden biz dışarıda bırakılmamayı istiyoruz. Meclis’te olursa biz bu işin içinde oluruz. Ama Meclis’in dışında bir yere davet edilsek olmayız. Yani ‘Gelin biz bu işi AKP, MHP, DEM, CHP dışarıda halledelim’ derlerse bunu doğru bulmayız. Meclis denetimi ve Meclis’teki tüm partilere veya tüm gruplara açık olması önemli.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Sözcü gazetesinden İpek Özbey‘in sorularını yanıtladı. Özel, iktidar ortaklarından Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli için de, “Erdoğan’ın ya elini rahatlatmak istiyor ya da atılamayacak bir adımı önererek onun önünü kesmek istiyor,” dedi.

Bahçeli, bu hafta Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Abdullah Öcalan’ın tecridinin kaldırılarak Meclis’e getirilmesi ve silahları bırakacaklarına ilişkin konuşma yapması çağrısında bulunmuştu. Söz konusu çağrı, CHP lideri Özel’in, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) tutuklu olan eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etmek üzere Edirne Cezaevi’ne gitmesinin hemen ardından gerçekleşmişti.

Öte yandan Özel, daha önce iktidarla kurdukları temasta Bahçeli’nin “çözüm süreci” veya “Kürt sorunu” hakkında herhangi bir konuyu gündeme getirmediğini belirtti. “Bir adım atacaklarını bekliyordum, duyumları geliyordu. Çünkü AK Parti eskiden, Kürtlerin ikinci partisiydi, bazı illerde birinci partisiydi. Son araştırmalar bu özelliğini tamamen kaybettiklerini gösteriyor,” diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“AK Parti kendi içinde yaptığı değerlendirmelerde ‘Kürtlerle yeni bir adım atılması gerekir,’ diye konuşuyordu. Bunun Devlet Bey’e rağmen yapılamayacağını düşündüğüm için Devlet Bey’den gelmesini bekliyordum. 1 Ekim günü de el sıkmasına şaşırmadım. Hatta bana sorulduğunda ‘Doğru yapılmıştır,’ dedim.”

Bahçeli, bu ayın başlarında TBMM’nin yeni yasama yılı açılışında DEM Parti sıralarına yönelerek partinin yöneticileriyle el sıkışmış ve siyasetin gündemine oturmuştu. Özel, “Devlet Bey’in bir şeyler söylemesini ve Tayyip Bey’in elini rahatlatmasını bekliyordum. Ama ‘Abdullah Öcalan gelsin, Meclis’te konuşsun,’ demesini beklemiyordum,” ifadelerini kullandı.

“Devlet Bey açıklıkla söylemiyor ama çağırdığı kürsü aslında o an konuştuğu kürsü. Çünkü MHP ve DEM aynı toplantı salonunu kullanıyorlar. ‘Buraya gelsin’ diyor yani. Buna ben de şaşırdım. Erdoğan’ın ya elini rahatlatmak istiyor ya da atılamayacak bir adımı önererek onun önünü kesmek istiyor. Bunu göreceğiz.”

Özel, “Böyle bir şey olursa CHP bu işin neresinde olur?” sorusuna şöyle yanıt verdi: “Meclis’te olursa içinde olur. Hiçbir siyasi partiyi dışlamasın. Geçen sefer bu yapılmadı. Cumhuriyet Halk Partisi dışlandı. Hatta o sırada Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda kredi vermesine karşı, ‘krediyi başına çal’ gibisinden bir kestirip atma oldu. Sadece CHP değil, o gün MHP’yi de dışlamışlardı.”

Önceki çözüm sürecinin yarıda kesilmesinin nedenini “CHP’nin dışlanmasına” bağlayan Özel, “Çatışmalı süreçlerin çözümüne yönelik evrensel uygulamaların getirdiği tecrübe bunun sonuç vermeyeceğini söylüyordu. Öyle de oldu” dedi ve ekledi:

“Türkiye’de hendek olaylarından dolayı çok canımız yandı. Şehitlerimiz oldu, şehirler harap oldu. O yüzden biz dışarıda bırakılmamayı istiyoruz. Meclis’te olursa biz bu işin içinde oluruz. Ama Meclis’in dışında bir yere davet edilsek olmayız. Yani ‘Gelin biz bu işi AKP, MHP, DEM, CHP dışarıda halledelim’ derlerse bunu doğru bulmayız. Meclis denetimi ve Meclis’teki tüm partilere veya tüm gruplara açık olması önemli.”

Bu haftaki Diyarbakır ziyaretine de değinen Özel, sokaktaki vatandaşın eşit olduğunu hissetmediğini ve “Eşit olmak istiyorum,” dediğini aktardı. “Siz ‘Kürt sorunu yoktur,’ diyorsanız, bu Kürtlerin en büyük sorunudur. Sorunlarının olup olmadığına Devlet Bey veya Tayyip Bey karar verecekse Kürt sorunu zaten burada başlıyor demektir.”

“Selahattin Demirtaş’ı işlevsizleştiriyorlar”

“İktidara da veya Devlet Bey’e de diyorum ki işine gelen aktörü parlatıp işine gelmeyen aktörü kenarda bırakamazsın. Bu doğru değil. O da Selahattin Demirtaş’ı işlevsizleştiriyor” ifadelerini kullanan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çünkü Selahattin Demirtaş’ın bir tutarlılığı var. Erdoğan açısından bu bir travma. ‘Seni başkan yaptırmayacağız,’ demişti ona.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a Çağrı: Bahçeli’yi Sözcü Kılma, Ne Diyorsan Sen Söyle

“Yaşam Hakkı Mitingi”nde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Bizim tutumumuz nettir. Kürtler sorunumuz kalmadı diyene kadar bu sorunun varlığına inanacağız. Herkesin kendini özgür hissedeceği bir süreci Meclis’te başlatarak bu sorun çözülmelidir” dedi ve ekledi:

“Terörün bitmesi için kim konuşacaksa konuşsun. Ama bir kişi konuşturup sorunu çözme hesabı yanlış hesaptır. Biz çözüm için Meclis’i adres gösteriyoruz. Devlet Bey, Abdullah Öcalan’ı Meclis’i adres gösteriyor. Sayın Erdoğan’ın hala iki kelam etmeme durumuna son vermelidir.  Artık sözcünün görevi bitmiştir. Erdoğan çıkıp bu millete bir açıklama yapmak zorundadır. Bahçeli’yi sözcü kılma, ne diyorsan sen söyle.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Beşiktaş’ta düzenlenen Yaşam Hakkı Mitingi’nde konuştu. Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Terörün amacı bizi susturmakken, terörün amacı bizlerde yaratacağı korkuyla bizlere istikamet dayatmakken, buraya koşup gelenlere, 10 binlere binlerce teşekkür, binlerce selam olsun. Biz CHP’yiz, biz bu ülkenin birliğinin beraberliğinin teminatı olan partiyiz. Toplumsal barışı sağlayan bir Türkiye için çalışanlarız. Bu milletin önünü kesmek isteyen kim olursa olsun karşısındaki en büyük güç CHP’dir. Yaşam hakkı için buradayız.

Bu iktidar Türkiye’yi herkes için güvensiz hale getirmiştir. Kadınların yüzde 70’i sokakta yürürken kaygı duyduklarını ifade ediyorlar. Bütün Meclis mutabakatla oy verdiğimiz İstanbul Sözleşmesi’nden bu milletin temsilcilerinin oybirliği ile girdiği sözleşmeden, bir gecede HÜDA PAR’a verdiği sözü tutmak için o sözleşmeden çekilen kişi, kadınların, çocukların arkasından devleti çeken kişidir. Tarih önünde sorumludur.

Ölmek istemiyorum diye yalvaran Emine Bulut’u unutmadım. Onların şahsında nicelerini unutmadım. İstanbul’da canice katledilen Ayşenur Halil, İkbal Uzunel, Van Gölü kenarında ölü bulunan Rojin, Adıyaman’da evladının gözü önünde silahla ulan Merve Taşcan, Adana’da 12 saat içinde hayatını kaybeden beş kadın… Örneğin sadece geçtiğimiz eylül ayında Aydın’da 29 yaşındaki Neriman Yüzükçü, şikayet ettiği eski eşi tarafından, Kayseri’de 43 yaşındaki Hatice Gül uzaklaştırma kararı aldırdığı eski sevgilisi tarafından, Antalya’da 57 yaşındaki Fadim Demirhan ve oğulları uzaklaştırma kararı varken boşanma aşamasındaki eşi tarafından katledildiler.

Gençlerimiz çocuklarımız güvende değil. Saygın araştırma şirketlerinin raporlarına göre, toplumun yüzde 85’i bu ülkede çocukların güvende olmadıklarını ifade ediyor. Adana’da Aladağ’da bir cemaat yurdunda çıkan yangında 11 kız evladımızı yitirmiştik. Bu kız çocukları devlet yurdu yapılmayıp, o cemaat yurdunu da denetimsiz bırakanlar yüzünden ölüme gittiler. İki yıl önce tıp fakültesi öğrencisi Enes Kara, Elazığ’da devlet yurt imkanı sağlamadığı için kaldığı cemaat yurdunda yaşadıklarından dolayı intihar etmişti.

Devlet yurdu yapmayan yoksul insanlarımızı cemaatlerin kucağına itenler bu ölümlerden sorumludur. Bu iktidar barınma sorununu bile isteye çözmemekte, onları bir takım yapıların kucaklarına ittirmektedir. Çocuklar temizlemekte oldukları vincin altında kalarak MESEM projesi kapsamında can veriyorlar. Bu ülke 8 yaşındaki Narin’imizi koruyamadı. Evinden 1.5 km uzaklıktaki cansız bedenini buldular, halen daha katilini ortaya çıkaramadılar.

Bu ülke 2 yaşındaki Sıla bebeği koruyamadı. Sıla bebeğin şiddet görmesine, istismar olmasına engel olamadı. Hastaneye gittiğinde doğru teşhisi koyamadı. Bir dahaki geldiğinde iş işten geçmişti. Narin’in katilinde de Sıla bebeğin durumunda da savcının bilmediğini bilen iktidar vekilleri, “Söylemeye dilim varmıyor, dostlarım var orada” diyen iktidar vekilleri var. CHP Sıla bebekler yaşasın diye, bir bütün olarak dimdik ayaktadır.

Bu ülkede bebekler bile korunamıyor. 12 yenidoğan yavrumuz ihmalin denetimsizliğin, para için gözü dönmüşlüğün kurbanı oldu. 19 ay önce bilinen, adeta canlı yayında ölümleri teker teker izlenen 12 bebemizi kaybettik. Ölümler bilinirken, çetenin faaliyetleri bilinirken hastaneleri açık tuttular. Gözaltılar oldu, tutuklamalar oldu ama 6 ay daha o hastaneleri işlettiler. Ne zaman birisi savcıyı tehdit etti. Savcı kendi durumundan dolayı durumu bir kez daha ifade etti, kamuoyu duydu indial oluştu. O gün döndüler o hastanelerin ruhsatlarını iptal ettiler. Açıkça söylüyorum, herkesin gözü önünde ibreti alem olsun diye o hastanelerin askıya alınan ruhsatları, başka isimle yeniden önümüze gelmesin diye, mahkeme kararıyla yürütmeyi durdurmalar olmasın diye, o hastaneleri bedelsiz kamulaştırmamız lazım. Haydi getirin Meclis’e bunu yapalım.

Bir kez daha söylemek isterim ki bugünkü Sağlık Bakanı o günkü İstanbul İl sağlık Müdürüdür. Asla bir gün daha bu bakanlık koltuğunda oturmamalıdır. Bu bakan mı sorumlu, o bakan mı sorumlu, önceki mi sorumlu? İfade edeyim ki bir tane var baş sorumlu, aynı kalemle bugünkü bakanı da atayan, o günkü bakanı da atayan Recep Tayyip Erdoğan. Bu iktidar sağlıkta şiddetin önüne geçecek adımlar için, muhalefetin önerilerini elinin tersiyle itmekte, sağlık emekçisini katliamcılarla, gözü dönmüşlerle burun buruna baş başa bırakmaktadır.

Bu sabah, dünyanın en güzel şehri İstanbul’a uyandınız. Maalesef bu ülkede bir sabah uyanıyoruz, 8 yaşında bir kız çocuğu öldürülmüş, bir sabah uyanıyoruz gencecik bir kadın canice öldürülmüş surlarından atılmış bu kentin. Bir sabah uyanıyoruz, el kadar bebekleri cani bir tüccarın karına kurban eden sistem tıkır tıkır işliyor. Bir sabah ormanlarımız içindeki canlarla birlikte yanıyor. Bir sabah uyanıyoruz sokaktaki masum canlar, bu iktidarın getirdiği, sonunda itlaf, katliam dediği bir yasayla sizin hepimizin mücadelesiyle o itlaf lafı oradan çıkmışken, niyet akılda zihindeyken, onlar ki hiçbirisi bu yasayı uygulamayan belediye başkanlarım tehdit altındadır ama asla bu yasayı uygulamayacaktır.

“Bahçeli’yi sözcü kılma, ne diyorsan sen söyle”

Ama iktidar mensupları canlarımızı katletmektedir. Buna sonuna kadar direneceğiz. Bir sabah uyanıyoruz akşam olmadan TUSAŞ’a yapılan saldırıyı adeta canlı yayınlarda izliyoruz. Bu milleti koruyamayanlar emanete ihanet edenlerdir. Biz onların dimdik karşısındayız. Biz bu iktidarı düzeltene kadar, bu iktidarın uygulamalarını derhal terk edene kadar, bu ülke kadınlar, çocuklar, bebekler, canlar ve her birimiz için güvenli bir ülke olana kadar, bu iktidarla mücadele edeceğiz, bu ülkeyi tekrar kurtaracağız.

Bizim tutumumuz nettir. Kürtler sorunumuz kalmadı diyene kadar bu sorunun varlığına inanacağız. Herkesin kendini özgür hissedeceği bir süreci Meclis’te başlatarak bu sorun çözülmelidir. Terörün bitmesi için kim konuşacaksa konuşsun. Ama bir kişi konuşturup sorunu çözme hesabı yanlış hesaptır. Biz çözüm için Meclis’i adres gösteriyoruz. Devlet Bey, Abdullah Öcalan’ı Meclis’i adres gösteriyor. Sayın Erdoğan’ın hala iki kelam etmeme durumuna son vermelidir.  Artık sözcünün görevi bitmiştir. Erdoğan çıkıp bu millete bir açıklama yapmak zorundadır. Bahçeli’yi sözcü kılma, ne diyorsan sen söyle.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel: Öcalan, Meclis’e Gelmek Zorunda Değil

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Devlet Bahçeli’nin dile getirdiği Abdullah Öcalan’ın TBMM’den konuşmasının zorunlu olmadığına dikkat çekerek,  “Öcalan’a bulunduğu yerde imkan verilir oradan çağrısını yapar, illa Meclis’e gelmek zorunda değil” dedi.

Özel ayrıca, İstanbul’un Beşiktaş ilçesindeki “Yaşam Hakkı Mitingi” için çağrısını yineleyen Özel, “Tüm İstanbulluları bekliyoruz” dedi. Özel, “Yaşam mitingini iptal etmeyeceğiz. Zaten biz bunları yapmayalım, cesaretimizi kaybedelim istiyorlar. Teröre ve her türlü şiddete karşı yaşamı savunmaya devam edeceğiz. Biz korkmayacağız, sinmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, 23 Ekim’de saldırı düzenlenen Türk Havacılık ve Uzay Sanayini (TUSAŞ) ziyaret etti. Özgür Özel, ziyaretin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Saldırı öncesi yapılan ‘yeni süreç’ açıklamalarına değinen Özel, 22 Ekim’deki grup toplantısında sarf ettiği ‘el yükseltiyorum, Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti devletinin sahibi olmayı teklif ediyorum’ sözlerini hatırlattı.

Sözlerinin çarptırıldığını belirten Özel, şöyle konuştu: “Teklif ettiğimiz, Türkiye Cumhuriyeti devletini 86 milyon olarak sahiplenmek. Buna kim karşı çıkabilir? ‘Yok efendim Abdullah Öcalan’ın fikri’. O fikir Sayın Bahçeli’nin fikri. Biz dedik ki ‘Meclis odaklılık ve ne yapılacaksa Meclis karar verecek’. Sayın Bahçeli kendine özgü, çok tartışmalı bir şey söyledi. Ve bizim pozisyonumuz çok net. ‘Biz şehit ailelerinin ve gazilerin de yüzüne bakamayacağımız hiçbir sürecin içinde olmayız’ dedik. Biz barışı destekliyoruz, silah bırakmayı destekliyoruz.

“Bizim duruşumuz, pozisyonumuz nettir”

Ama Abdullah Öcalan‘ı buraya getirme fikrinin sahibi Sayın Bahçeli’dir. Ona sorulması lazım. Bizim öyle bir fikrimiz yok. Ama biz ‘Tüm aktörlerin sözü kıymetlidir’ diyoruz. Öcalan konuşacak diye illa o kürsüye gelmek zorunda değil. Öcalan’a bulunduğu yerden imkân verilir, o çağrısını yapar. Bu kadar basit bir meseleyi bir parti siyasi yankesicilik yapacak, Cumhuriyet Halk Partisi’ni yıpratacak diye bu algı oyunlarına kimse alet olmasın. Bizim duruşumuz, pozisyonumuz nettir.”

Özel’e Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla ilgili Erdoğan’ın sessiz kalması da soruldu. Özel bu soruya ise şu yanıtı verdi: “Sorunun muhatabı ben değilim. Uçakta gazeteci yokmuş bu soruyu sormamışlar. Ama mutlaka gazeteciler bu soruyu soracaklar ve Erdoğan’dan bir yanıt alacaksınız. Dikkatle takip ettim haberi. Altını çizmişler hiçbir gazeteci bu soruyu sormadı. Halkımızın, milletimizin bizim merakımızı giderecek olan, herkesin merakını giderecek olan ben değilim. Ben Erdoğan yerine konuşamam. O merakın giderilmesine katkı sağlayacak olanlar sizlersiniz.”

“Teröre ve her türlü şiddete karşı yaşamı savunmaya devam edeceğiz”

Özel, İstanbul’un Beşiktaş ilçesindeki “Yaşam Hakkı Mitingi” için çağrısını yineleyen Özel, “Tüm İstanbulluları bekliyoruz” dedi. Özel, “Yaşam mitingini iptal etmeyeceğiz. Zaten biz bunları yapmayalım, cesaretimizi kaybedelim istiyorlar. Teröre ve her türlü şiddete karşı yaşamı savunmaya devam edeceğiz. Biz korkmayacağız, sinmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel, “Elbette kişisel endişeler, yakınlarımızın güvenlik endişeleri son derece haklı ve insani endişeler. Ama terör bu endişeleri, bu korkuyu yönetmek istiyor. Terörden medet umanlar bunu yapmak istiyorlar. O yüzden çok açık bir şekilde biz korkmuyoruz, biz sinmeyeceğiz. Biz pazar günü saat 14.30’da Beşiktaş Meydan’da olacağız ve hem teröre hem her türlü şiddete meydan okumak için oradayız. Tüm İstanbulluları, İstanbul’a erişim mesafesinde olan herkesi de bu kararlılıkla mitinge bekliyoruz. O mitingi siyasi bir miting olmaktan çok korkuya karşı meydan okuma mitingi olarak görüyoruz” dedi.

CHP lideri 29 Ekim kutlamalarına ilişkin ise “Etkinliklerin iptal edilmemesi ve 29 Ekim’e sahip çıkmak da CHP’nin ruhuna uygundur. 86 milyonu, 29 Ekim günü sokaklarda, meydanlarda olmaya çağırıyorum” diye konuştu.

Paylaşın

Özel’den “TUSAŞ” Açıklaması: Toplumu Korkutmaya Çalışıyorlar

TUSAŞ saldırısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Türkiye’ye yön verilmeye çalışıldığı, istikamet tayin edilmeye çalışıldığı, duyguların yönetilmeye çalışıldığı, insanların korkutulmaya çalışıldığı ve siyasete yön verilmeye çalışıldığı bir durumdur” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, TUSAŞ’a yönelik saldırıda yaralananları Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde ziyaret etti. Özel, şunları söyledi:

“Çok büyük bir faciayı, büyük bir tehlikeyi, 5 şehit ve yaralılarımızın olduğu saldırıyı çok daha kötü olabilecekken olaya müdahale eden polislerimizle, özel timle atlatmış durumdayız. Kayıplarımız için Allah’tan bir kez daha rahmet diliyoruz, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Bir terör saldırısıyla Türkiye’ye yön verilmeye çalışıldığı, istikamet tayin edilmeye çalışıldığı, duyguların yönetilmeye çalışıldığı, insanların korkutulmaya çalışıldığı ve siyasete yön verilmeye çalışıldığı bir durumdur. Bunu yapmaya kalkan kim olursa olsun karşısında bir ve bütün olarak durmak lazım.

Darbeciler bunu yapmaya kalktığında da bunu yapmak gerekiyor, terör amacına ulaşmaya çalıştığında da vatandaşı korkutarak, siyasete yön vererek toplumu korkutmaya çalışıyorlar. Buna teslim olmayacağız, teslim olunmaması gerekiyor. Eğer biz korkarsak, biz sinersek bundan dolayı tutumlarımızı değiştirmeye kalkarsak terör amacına ulaşmış olur.”

Paylaşın

Ekonomik Kriz Derinleşiyor: Vatandaş Borçlanarak Yaşıyor

Yaşanan derin ekonomik kriz, başta dar gelirliler olmak üzere toplumun büyük bir bölümünü etkilerken, CHP’li Ömer Fethi Gürer, vatandaşların artan borç yüküyle karşı karşıya olduğunu belirterek uyarılarda bulundu.

İcra takibine alınan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının son haftada 222 milyon lira artarak toplamda 92,3 milyar liraya ulaştığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, bu yılbaşından itibaren icra takibine alınan borç miktarının yüzde 103,6 artarak 47 milyar lirayı bulduğunu vurguladı.

Ömer Fethi Gürer, ayrıca, batık kredi kartı borçlarındaki artışın yüzde 193,2, bireysel kredi borçlarındaki artışın ise yüzde 57,7 seviyesine ulaştığını kaydetti.

Karar’da yer alan habere göre; Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, vatandaşların bankalara olan borçlarındaki hızlı artışa dikkat çekerek, borçlanmanın boyutlarını gözler önüne serdi. Gürer, bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının ciddi oranda yükseldiğini ve birçok kişinin borç yükü altında hayatını sürdürmek zorunda kaldığını belirtti.

Ömer Fethi Gürer, 4-11 Ekim haftasında bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının 21,9 milyar lira artarak toplamda 3 trilyon 597 milyar liraya ulaştığını açıkladı.

Gürer, bu dönemde bireysel kredilerin 15,4 milyar lira artışla 1 trilyon 917 milyar liraya, kredi kartı borçlarının ise 6,5 milyar lira artarak 1 trilyon 680 milyar liraya yükseldiğini ifade etti. Ömer Fethi Gürer, 2023 yılının başından itibaren tüketici borçlarının yüzde 31,9 oranında artarak 869 milyar liraya ulaştığını söyledi.

Gürer, icra takibine alınan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının son haftada 222 milyon lira artarak toplamda 92,3 milyar liraya ulaştığını belirtti. Bu yılbaşından itibaren icra takibine alınan borç miktarının yüzde 103,6 artarak 47 milyar lirayı bulduğunu vurguladı. Ömer Fethi Gürer ayrıca, batık kredi kartı borçlarındaki artışın yüzde 193,2, bireysel kredi borçlarındaki artışın ise yüzde 57,7 seviyesine ulaştığını kaydetti.

Gürer, tarım sektörünün borçlarının hızla arttığına da dikkat çekti. Tarım sektörünün bankalara olan borcunun 746 milyar 548 milyon TL’ye yükseldiğini belirten Gürer, bu alanda takibe alınan borçların 2 milyar 944 milyon TL’ye ulaştığını ifade etti. Ömer Fethi Gürer, “Yüksek faiz oranları ve enflasyon, gelirleri yeterince artmayan vatandaşların borçlarını geri ödemelerini zorlaştırıyor. Yeni bir borç krizi kapıda.” dedi.

Gürer, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin verilerine göre 2024 yılının ilk dokuz ayında yeni kurulan şirket sayısının geçen yıla göre yüzde 14,7 oranında azaldığını, kapanan şirket sayısının ise yüzde 3 düştüğünü aktardı. Ömer Fethi Gürer, yeni işe başlayan esnaf ve sanatkâr sayısının da geçen yıla göre yüzde 14,9 azaldığını vurguladı.

Paylaşın

Çözüm Süreci Tartışmaları: Özgür Özel’den TBMM Vurgusu

Selahattin Demirtaş ziyareti sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Sayın Demirtaş’la birlikte memleketin neredeyse tüm sorunlarını hızlı hızlı ve son derece kıymetli değerlendirmelerini de Sayın Demirtaş’ın dinleyerek, müzakere ettik…” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Toplumsal barış için başlangıcın kadın haklarından, çocukların korunmasından başlaması konusunda mutabakatında konuştuk. Elbette adalet konuştuk, adaletsizliği iliklerine kadar yaşayan iki kişi ile birlikte. Elbette ekonomik krizi ve bu ekonomik krizin toplumun en kırılgan kesimlerini nasıl zorladığını konuştuk…”

“TBMM’nin odakta olmadığı hiçbir sürecin sonuç almadığını” söyleyen Özgür Özel, Selahattin Demirtaş ile gelecekte de diyaloğu sürdüreceklerini belirtti.

Özel, “Çok yakından takip edeceğimiz bir süreçte Sayın Demirtaş’ın öneminin altını bir kez daha çiziyorum. Herkes başka aktörlere çağrı yapıyor, yapılsın… Asıl olan Türkiye’nin çıkarları için doğru adımın hep beraber atılmasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda engelleyeceği olmayacaktır. Tarih önünde, gelecekte bu günler hatırlandığında gurur duyacağımız bir pozisyonda olacağımızı açıkça ifade etmek istiyorum” dedi.

CHP lideri ayrıca, ilerleyen günlerde bu tartışmaya odaklanarak “bir sis etkisiyle yoksulluğun, işsizliğin, satın alma gücünün görünmez kılınmasına” izin vermeyeceklerini de vurguladı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) tutuklu olan eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’yı Edirne F Tipi Cezaevi’nde ziyaret etti.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun eşlik ettiği Özel’in cezaevi ziyareti yaklaşık üç saat sürdü. Özel, Demirtaş ve Mızraklı ile görüşmesinin ardından cezaevi önünde gazetecilere açıklamalarda bulundu. Özel, “Gecikmiş bir ziyaretti” dedi, “Selahattin Demirtaş ile konuşmadan doğudaki altı ile gitmenin bir anlamı olmayacağını” söyledi, “yeni çözüm süreci” tartışmalarına ilişkin şöyle konuştu:

“Türkiye demokratikleşmeye önem verecekse, bunun adımı atılacaksa tüm aktörler kıymetlidir. Ancak Selahattin Demirtaş gibi bir aktörün öneminin altı da kalın kalın çizilmelidir. Gelecekte iyi şeyler olacaksa kimse kimseyi engellememeli… 86 milyonun çıkarı birlikte gözetilmelidir. Çok kolay bir muhalefet imkanı varken, Sayın Bahçeli’nin bugüne kadar bize ve DEM’e söyledikleri, bunları yapmak varken ‘uzatılan el doğrudur’ demeye devam ediyoruz. Ancak bu süreci çok yakından ve dikkatle takip ediyoruz…. Herkes kendine göre bir tarif yapıyor. Ben bir tarif yapacak değilim. Bölgeye gideceğim, altı günde altı ili ziyaret edeceğim, döndüğümüzde genel bir değerlendirmede bulunacağım…”

CHP Genel Başkanı, ziyaretine dair, “Sayın Demirtaş’la birlikte memleketin neredeyse tüm sorunlarını hızlı hızlı ve son derece kıymetli değerlendirmelerini de Sayın Demirtaş’ın dinleyerek, müzakere ettik… Toplumsal barış için başlangıcın kadın haklarından, çocukların korunmasından başlaması konusunda mutabakatında konuştuk. Elbette adalet konuştuk, adaletsizliği iliklerine kadar yaşayan iki kişi ile birlikte. Elbette ekonomik krizi ve bu ekonomik krizin toplumun en kırılgan kesimlerini nasıl zorladığını konuştuk…” açıklamasını yaptı.

“TBMM’nin odakta olmadığı hiçbir sürecin sonuç almadığını” söyleyen Özgür Özel, Selahattin Demirtaş ile gelecekte de diyaloğu sürdüreceklerini belirtti.

Özel, “Çok yakından takip edeceğimiz bir süreçte Sayın Demirtaş’ın öneminin altını bir kez daha çiziyorum. Herkes başka aktörlere çağrı yapıyor, yapılsın… Asıl olan Türkiye’nin çıkarları için doğru adımın hep beraber atılmasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda engelleyeceği olmayacaktır. Tarih önünde, gelecekte bu günler hatırlandığında gurur duyacağımız bir pozisyonda olacağımızı açıkça ifade etmek istiyorum” dedi.

CHP lideri ayrıca, ilerleyen günlerde bu tartışmaya odaklanarak “bir sis etkisiyle yoksulluğun, işsizliğin, satın alma gücünün görünmez kılınmasına” izin vermeyeceklerini de vurguladı.

Gazetecilerin sorusu üzerine Özel, Fethullah Gülen’in ölümüne dair de açıklamada bulundu, “tehlike geçmedi” dedi: “Kişiler öldüklerinde öbür dünyaya veballe gidiyorlarsa herhalde bu dünyadan öbür dünyaya en çok veballe giden kişi Fethullah Gülen’den başkası değildir. Gerisinde çok acılar, çok kötülükler bıraktı ve gitti. Gittiği yerde hesabını verir. Türkiye’de yargı önünde vermesini isterdik, olmadı… Türkiye’de belki aktiviteleri görünür değil ama dünyanın dört bir yanındalar… Devletin içine sızıp devletin silahını kendi silahı yapmış bir silahlı terör örgütünden, onun liderinden bahsediyoruz… Sadece kurucusu öldü, örgüt ortada duruyor. Bu tehlike geçti gibi bir düşünceye kimse kapılmasın.”

Açıklamaları sırasında Özgür Özel “yenidoğan çetesi” skandalına karışan hastanelerin kamulaştırılmasını da istedi, Gülen hareketine bağlı kurumlara yönelik uygulamaları hatırlattı: “Nasıl Türkiye’ye ihanet ediyorlar diye bu Fethullah Gülen cemaatinin bütün hastanelerini kamulaştırıldınız, bundan büyük ihanet mi olur, gelin bu hastaneleri kamulaştırın. Bu hastanelerden hizmet alanları zora sokmadan, devlet hastanesi olarak derhal atamaları yapalım. Hastanesinde bir bebeğin hayatıyla oynayarak zenginleşen ya da bunların yapılmasına engel olamayanlar da görsünler başlarına geleni… Yenidoğan çetesine alan açan bir hastanenin de o hastanenin sahibinin elinde kalmaması lazım.”

“Sorunların çözüm yolu siyaset, çözüm kurumu TBMM’dir”

Özgür Özel’i ziyaretinin ardından, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da bir açıklama yaptı. Özel’e ziyareti için teşekkür eden Demirtaş; “Toplumsal birliğe, güçlü beraberliğe, adalete ve barışa susamış, ekonomik krizin yol açtığı yoksullukla boğuşan halkımızın yararına olduğuna inandığımız tüm konuları samimiyetle tartışma fırsatımız oldu” dedi.

Demirtaş açıklamasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’de siyaset kanalları uzun yıllardır tıkalı durumdadır. Devlet işleyişi oldu bittilerle, Anayasa’ya aykırı uygulamalarla keyfi şekilde sürdürülmektedir. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “normalleşme, yumuşama” diye ifade ettiği sürecin ayaklarının yere basması, ete kemiğe bürünmesi isteniyorsa yapılması gereken ilk şey, hukukun üstünlüğüne her alanda saygı duymaktır. Bu olmadan siyaset kanalları da açılmaz, normalleşme zemini de oluşmaz. Türkiye’deki sorunların çözüm yolu siyaset, çözüm kurumu da TBMM’dir.

Sayın Özel’in ziyareti vesilesiyle bu konularda görüş alışverişinde bulunma fırsatını yakalamış olduk. Gelir adaletsizliğinden demokrasiye, dış politikadan Kürt sorununa, doğa haklarından emeklilerin, gençlerin, çocukların ve özellikle kadınların sorunlarına kadar birçok konuda verimli bir tartışma yürüttük, son günlerde açığa çıkan bebek katliamını ve sağlık sistemini ele aldık. Ayrıca Türkiye’nin temel sorunlarının çözümünde siyasetin rol üstlenmesinin, diyaloğun ve iş birliğinin öneminin altını çizerek el sıkışma seremonisinin devamının gelmesi için siyasete şans tanınması gerektiğini ifade ettim.

Bu aşamada, seçim hesaplarına girmeden, ittifak yarışlarıyla tartışmanın önünü kesmeden, barış için herkesin katkısının önemine değindim. Sayın Özgür Özel ile yaptığımız bu anlamlı ve değerli görüşmenin absürt bir yönü vardı, o da görüşmeyi cezaevinde yapmış olmamızdı. Umarım Kobani ve Gezi kumpas davaları rehineleri başta olmak üzere, Sayın Selçuk Mızraklı ve Sayın Bekir Kaya dahil tüm siyasi tutsakların hakları bir an önce iade edilir ve özgürlüklerine kavuşurlar, bu zalimce adaletsizlik son bulur. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak girişimleri gibi yargısal operasyonlardan da artık vazgeçilir.

Bizler her şart ve koşulda demokratik siyasette ısrarcı olacağız ve demokrasinin, toplumsal barışımızın sağlanması için üzerimize düşen sorumluluğun gereklerini yerine getireceğiz. Ayrıca, kurumsal işleyişimize uygun bir şekilde, görüşmenin içeriğini avukatlarım aracılığıyla DEM Parti Genel Merkezine aktaracağım. Sayın Özel’e bu anlamlı ziyareti nedeniyle bir kez daha teşekkürlerimi sunarken kendisine başarılar diliyor, şahsında tüm Cumhuriyet Halk Partililere içten selam, sevgilerimi gönderiyorum.”

Paylaşın

Bütçe Açığı Yüzde 109,5 Arttı

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Milletvekili Aşkın Genç, “Türkiye’nin ekonomik çöküşe sürüklenmesi, son açıklanan bütçe verileriyle birlikte daha net bir şekilde ortaya çıkmıştır. 2024 yılının Ocak-Eylül döneminde bütçe açığı adeta bir uçuruma dönüşerek 1 trilyon 74 milyar TL’yi aştı” dedi ve ekledi:

“Bu durum, geçen yıla göre yüzde 109,5’lik korkunç bir artışı temsil ediyor. İktidarın ekonomi politikaları bütçe disiplininden tamamen uzaklaşmış, ülkemizi devasa bir borç sarmalına sokmuştur. Orta Vadeli Program’da, yıl sonu itibarıyla bütçe açığının 2 trilyon 149 milyar TL olacağı öngörülüyor. Bu, Türkiye tarihinde ilk kez bütçe açığının 2 trilyon TL’nin üzerine çıkacağı anlamına geliyor. Eğer bu tahmin gerçekleşirse, ülkenin mali yapısı geri dönülmez bir krize girecektir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, iktidarın uyguladığı ekonomi politikaları ile ilgili açıklama yaptı. BirGün’ün aktardığına göre; Aşkın Genç, yılın ilk 9 ayında bütçe açığının uçuruma dönüşerek 1 trilyon 74 milyar TL’yi aştığını belirtti. Genç, yazılı açıklamasında şunları ifade etti:

“Türkiye’nin ekonomik çöküşe sürüklenmesi, son açıklanan bütçe verileriyle birlikte daha net bir şekilde ortaya çıkmıştır. 2024 yılının Ocak-Eylül döneminde bütçe açığı adeta bir uçuruma dönüşerek 1 trilyon 74 milyar TL’yi aştı. Bu durum, geçen yıla göre yüzde 109,5’lik korkunç bir artışı temsil ediyor. İktidarın ekonomi politikaları bütçe disiplininden tamamen uzaklaşmış, ülkemizi devasa bir borç sarmalına sokmuştur. Orta Vadeli Program’da, yıl sonu itibarıyla bütçe açığının 2 trilyon 149 milyar TL olacağı öngörülüyor. Bu, Türkiye tarihinde ilk kez bütçe açığının 2 trilyon TL’nin üzerine çıkacağı anlamına geliyor. Eğer bu tahmin gerçekleşirse, ülkenin mali yapısı geri dönülmez bir krize girecektir.

Faiz ödemeleri ise kamu maliyesindeki çöküşün bir diğer boyutunu oluşturuyor. 2024 yılı itibarıyla bütçeden yapılan faiz ödemeleri 912 milyar TL’yi bulmuşken, bu rakamın yıl sonunda 1 trilyon 298 milyar TL olacağı öngörülüyor. Daha da vahimi, 2025 yılında faiz ödemelerinin 1 trilyon 950 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor. Bu, her 100 liralık vergi gelirinin 17,5 lirasının faize gitmesi demek. Vergilerle boğuşan halk, ne yazık ki faize dayalı bu düzenin altında eziliyor. Faiz ödemelerine ayrılan bu devasa kaynak, halka sosyal hizmetler olarak dönmesi gereken paraların, bir avuç elit ve yabancı finans çevresine akıtıldığını gösteriyor. Bu tablo, Türkiye’nin sadece bugünkü kaynaklarını değil, yarınlarını da ipotek altına alıyor.

Yap-işlet-devret projeleri de Türkiye’nin mali yapısına büyük bir yük bindiriyor. 2025 yılı bütçesinden 202,3 milyar TL bu projelere ayrılmış durumda. Devlet, yıllardır geçmeyen araçlar ve kullanılmayan hizmetler için milyarlarca lira ödeme yapıyor. 2017’den 2024 yılı sonuna kadar, yap-işlet-devret projeleri için toplam 187,5 milyar lira ödendi. Bu tutarlar, Türkiye’nin kalkınmasına değil, yanlış ve şeffaf olmayan projelerle belli grupların cebine gidiyor. Kamu-özel iş birliği adı altında yapılan bu projeler, halkın vergilerinin nasıl israf edildiğinin en net göstergelerinden biri. Özel sektörün kazançlarını garanti altına alan bu projeler, devletin kasasından çıkan milyarlarla finanse ediliyor.

Türkiye’nin dış borç yükü de her geçen gün artıyor. 2024 yılı ağustos ayı itibarıyla Türkiye’nin gelecek 12 ayda ödemesi gereken dış borç miktarı 231,2 milyar dolar olarak açıklandı. Bu borçların büyük bir kısmı özel sektörün döviz cinsinden borçlanmalarıyla ilişkili. Özel sektörün döviz açığı ise 121,4 milyar dolara ulaştı. Döviz kurlarındaki artışlar ve TL’nin değer kaybetmesi, borçlanmanın maliyetini her geçen gün artırıyor. Dış borcun yüzde 45’inin bir yıl içinde yeniden borçlanılarak çevrilmesi gerekecek, bu da ülkenin sürekli olarak yeni borçlarla boğuşacağı anlamına geliyor.

Bireysel borçlardaki artış ise halkın giderek daha fazla borç batağına sürüklendiğini gösteriyor. Vatandaşların bireysel kredi ve kredi kartı borçları 3,7 trilyon TL’ye ulaştı. İcralık dosya sayısı ise her geçen gün artıyor. Bankalar tarafından icra takibine alınan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarında 2024 yılı itibarıyla yüzde 103,6 oranında artış yaşandı. Yüksek faiz oranları ve enflasyonla boğuşan vatandaş, borçlarını ödemekte zorlanıyor. Bu tablo, ekonomik krizin sadece makro düzeyde değil, mikro düzeyde de derinleştiğini gösteriyor. Halk giderek borçlanıyor, borçları ödeyemedikçe daha da ağır bir yükün altına giriyor. Bu, ciddi bir toplumsal krizin habercisidir.

Türkiye ekonomisinin, yönetenlerin iddia ettiği gibi sağlam temeller üzerinde olmadığı, aksine her geçen gün daha da derinleşen bir krize sürüklendiği açıktır. Bütçe açığı, faiz ödemeleri, borç yükü ve kontrolsüz kamu harcamaları ülkenin geleceğini ipotek altına alıyor. İktidarın başarısız ekonomi yönetimi, halkın sırtına ağır bir yük bindiriyor ve bu yük giderek katlanıyor. Ekonominin düzelmesi için acil olarak yeni ve etkin politikalar gereklidir, aksi takdirde bu çöküşün bedelini hep birlikte daha ağır ödeyeceğiz.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Sığınmacılar” Tepkisi: Çıldırmamak Elde Değil

Erdoğan’ın Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile düzenlediği ortak basın toplantısında “Lübnan’dan da ülkemize gelenler olursa biz onlara da kapımızı açık tuttuk” ifadelerine tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Çıldırmamak elde değil” dedi ve ekledi:

“Almanya’dan her gün 1 uçak sığınmacı gelecek. Onu anlaşmış. Almanla; Erdoğan Almanya’daki sığınmacıları da alıyor diyorlar, çok mutlular. Lübnan’da gelenleri de Türkiye’de tutacak… Eurofighter almak için Almanya’dan sığınmacı alıyor. Daha önce F-35’ten çıkartıldığında yeterli tepkiyi veremedi, ayrıca Lübnan’dan gelene de kapımız açık diyor.

Ben kendisinin Scholz ile oturup yeni sığınmacılar getirmek üzere anlaşmasını değil Esad’la oturup mevcut sığınmacıları ülkesine yollamasını bekliyorum. Kendisine oy veren tüm seçmene şikayet ediyorum.”

Manisa programı kapsamında 3. Uluslararası Vestel Manisa Yarı Maratonu’na katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Hükümet Konağı önünde Vali Vahdettin Özkan, Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ve CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ile 21, 10 ve 5 kilometre koşularının başlama işaretini verdi.

Özel, eşi Didem Özel ile 5 kilometrelik etaba katılarak yürüyüş yaptı. Cumhuriyet’in aktardığına göre; Yürüyüş öncesi gazetecilere açıklamada bulunan Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Son zamanlarda Yenidoğanlar’a yönelik olarak yaşanan utanç verici ve hiçbirimizin artık tahammül edemediği bir çeteyle karşı karşıyayız. Bugün bir kez daha memleketim Manisa’dan çağrı yapıyorum. Bu rezalete bulaşanları görevleri icabı, görev suçundan yargılamak değil; bilerek kasten ölüme sebebiyetten yargılamak ve gün ışığına çıkarmamak lazım. Ne kadar hastane varsa bu hastanelerin hepsinin kamulaştırılması ve varlıklarıyla binalarına el konulup Sağlık Bakanlığı’na devredilmesi lazım.

‘Olağanüstü Hal’ ilan edip, Meclis’in yetkilerini kullanarak 15 Temmuz darbesine karışan cemaatin tüm varlıklarına el konuldu… Bugün KHK’ye gerek yok. Ben ana muhalefet olarak teklifte bulunuyorum. Gelsinler bütün varlıklarına kamu adına el koyalım, ibreti alem olsun. En ağır tedbiri almamız gerekiyor.

Mevcut Bakan o dönemde İl Sağlık Müdürü’ydü. Haberdar oldukları konudan biz 19 ay sonra haberdar olduk. Burada çok ciddi bir ihmal var ama o günlerin Sağlık Bakanı da üzerine gitmediyse sorumlu. Asıl sorumlu benim ben diyen kalemin sahibi Recep Tayyip Erdoğan. Onlar tali sorumlular. Bu ülkede sağlığı bu kadar metalaştıran ve ticarileştiren, bu çocukların sevk edilip kaldığı özel hastanelerde yoğun bakımın çok olup devlet hastanelerinde az olmasının sebebi bu sistemin kurucusu ve övüne övüne bu sistemi kuran Recep Tayyip Erdoğan.

Dün Erdoğan’ın Scholz’u yolcu ederken; Lübnan’dan yeni sığınmacılar gelirse kapımız açık diyor. Soralım bakalım bu ülkede Erdoğan dışında kim böyle düşünüyor. AKP’ye oy verenler bunun için mi verdi? Suriye’den Lübnan’dan gelirse kapımız açık diyor. Esad genel af çıkardı. O genel afa göre ülkelerine dönüyorlar.

Hızla dönmelerini beklerken; Esad’la konuşması gerekirken yeni sığınmacılardan bahsediyor. Çıldırmamak elde değil… Almanya’dan her gün 1 uçak sığınmacı gelecek. Onu anlaşmış. Almanla; Erdoğan Almanya’daki sığınmacıları da alıyor diyorlar, çok mutlular. Lübnan’da gelenleri de Türkiye’de tutacak.

Eurofighter almak için Almanya’dan sığınmacı alıyor. Daha önce F-35’ten çıkartıldığında yeterli tepkiyi veremedi, ayrıca Lübnan’dan gelene de kapımız açık diyor… Ben kendisinin Scholz ile oturup yeni sığınmacılar getirmek üzere anlaşmasını değil Esad’la oturup mevcut sığınmacıları ülkesine yollamasını bekliyorum. Kendisine oy veren tüm seçmene şikayet ediyorum.”

Paylaşın

Özgür Özel: Anayasanın İlk Dört Maddesi Tartışma Dışıdır

Yeni Anayasa tartışmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Bütün mesele beş kelimelik tanımı yaşama geçirmek. Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik, sosyal, hukuk devletidir. Bu bağlamda anayasanın ilk dört maddesi tartışma dışıdır” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, gündeme ilişkin Cumhuriyet’ten Mustafa Balbay‘a  açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Çözüm Süreci tartışmaları: Devlet Bahçeli’nin el sıkma ile başlattığı diyalog ortamını iki bakımdan önemsiyorum. Birincisi Türkiye için yararlı. Kutuplaşma yeter artık. İkincisi benim başından beri vurguladığım normalleşme işte buydu. Konuşabilmek, birbirimizi dinlemek. Bu, tarafların birbirine teslim olduğu ya da olacağı anlamına gelmez.

CHP olarak oyunun dışında değiliz. Ancak her şeye katılmak ya da parçası olmak durumunda da değiliz. Asırlık CHP’nin Türkiye’nin temel sorunları için gösterdiği başlıca adres Meclis’tir. Çözüm yeri TBMM’dir. Zemin Meclis’tir. Burada bütün sorunları konuşabiliriz.

Ağustos ayı ortasında Selahattin Demirtaş’ı ziyaret edecektim. Ayağım kırılınca uygun olmaz diye düşündüm. Şimdi ziyaret edeceğim… Diyarbakır’dan Van’a 6 Güneydoğu ilini gezeceğim. Gelişmeleri orada ayrıntılarıyla konuşacağım. Bu iller bizim çok partili hayata geçtikten sonra da uzun süre birinci parti olduğumuz iller.

Anayasa tartışmaları: Bütün mesele beş kelimelik tanımı yaşama geçirmek. Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik, sosyal, hukuk devletidir. Bu bağlamda anayasanın ilk dört maddesi tartışma dışıdır… Bu süreçten öncelikle Türkiye’nin ve devamında CHP’nin aleyhine bir sonuç çıkmaz, çıkmayacak. Bunu kesin bir şekilde ifade ediyorum. Kaygılanma Türkiye, CHP var, diyorum.

1 Ekim’de başlayan genel diyalog ortamı 29 Ekim’de bir liderler zirvesiyle neden taçlanmasın. Olabilir. Buluşalım Atatürk’ün evinde. Çay partisi şeklinde olur, bir zirve olur… Biz varız. Biz bütün partilerle görüşebilen parti olarak bunun herkesi kapsamasından mutlu oluruz.

Halen tartışılmakta olan Erdoğan’ın BOP eş başkanlığı ve benzeri konulara partisel çıkarlar gözeterek yaklaşmayacağız. Ülkemizin çıkarına bir ilerleyiş olursa bunu da kamuoyu ile paylaşıp değerlendireceğiz… AKP kafasındakileri toplumda en çok kabul görme olasılığı olan Numan Kurtulmuş aracılığıyla dillendirmek istedi, elinde patladı. Dilerim yeni adımları daha dikkatli atarlar.”

Özgür Özel’in açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Hakkında Zorla Getirme Kararı: Özel’den Tepki

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında zorla getirme kararı verildi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Zorla getirme kararı, hukuki olmadığı gibi, siyasallaştırılmış yargının gözdağı verme çabasıdır” dedi.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski avukatı Mustafa Doğan İnal’ın “hakaret” iddiasıyla açtığı davanın duruşmasında, İnal’ın avukatı, Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki şikayetlerinin devam ettiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik’in yetkilendirmesi ile duruşmaya katılan Avukat Uğur Çelik ise, “Müvekkilimizin ikametgahı Ankara’dır. Talimatları Ankara’ya yazın” talebinde bulundu. Avukat Mustafa Doğan İnal’ın avukatı Furkan Keskin ise, mahkemeden “Kılıçdaroğlu’nun zorla getirilmesi”ni talep etti.

Gazeteci Barış Yarkadaş’ın edindiği bilgiye göre; İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi bu talebi yerinde bularak “Sanığın zorla getirilmesi”ne karar verdi. 18 Şubat 2025 tarihinde görülecek duruşmaya Kılıçdaroğlu’nun gelmemesi durumunda “zorla getirme” kararı uygulanacak.

Kılıçdaroğlu’ndan “Hodri meydan!” mesajı

Kılıçdaroğlu, söz konusu olay hakkında ‘Hodri meydan!’ başlığıyla bir videolu mesaj yayımladı. Kılıçdaroğlu, mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan çıkmış ‘biz yumuşayacağız ama Kılıçdaroğlu izin vermiyor’ diye konuşuyor. Bu da yetmiyor, Saray yargısıyla beni sindirmeye çalışıyor. Erdoğan’ın korkulu rüyası olmaya devam ettikçe, ekonomik kriz derinleştikçe Kılıçdaroğlu düşmanlığı artmaya türlü ayak oyunlarıyla CHP’lileri siyaset dışına itmeye çalışanlara açık ve net çağrımdır. Tek bir CHP’liyi Saray yargısına teslim etmeyeceğiz.

Ne beni ne de diğer yol arkadaşlarımızı harcatmayacağız. Yargıya talimat vermeyi bırak. Derdin benle ise ben dimdik durmaya devam edeceğim. Beşli çeteye peşkeş çektiğiniz ihaleleri, yolsuzlukları, vatandaşın cebinden çaldığınız her kuruşun hesabını sormaya ant içerim. Dün de bugün de yarın da, son nefesime kadar bu halk için mücadele etmekten geri adım atarsam namerdim. Hodri meydan!”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise Kemal Kılıçdaroğlu’na zorla getirme kararına tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Önceki Genel Başkanımız Sn. Kemal Kılıçdaroğlu hakkında bugün verilen zorla getirme kararı, hukuki olmadığı gibi, siyasallaştırılmış yargının gözdağı verme çabasıdır. Partimiz bu çabalara karşı bir ve bütün olarak dimdik ayaktadır.”

“Suç duyurusunda bulunacağız”

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar‘a konuşan Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, davanın açılmasının bile abes olduğunu söyleyerek “Genel Başkanımızın sözlerinde asla hakaret suçu yoktu. Savcıya verilen talimatla bu dava açıldı. Şimdi de hakime verilen talimatla zorla getirme kararı çıkarıldı” dedi.

“Yargının Recep Tayyip Erdoğan yargısı olmasının sonuçlarını yaşıyoruz” diyen Çelik, “Bu kararla hakim suç işledi. Ankara’da yaşayan biriyle ilgili zorla getirme kararı çıkaramazsınız. İstanbul’daki mahkeme Ankara’daki birini zorla getiremez. Yalın bir ifade söz konusu. Genel Başkanımızın ifadesini almak istiyorsa Ankara’ya talimat yazarlar. Ve sonucunu beklerler. Gidilmemesi halinde zorla getirilebilir. Ama Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bahsediyoruz. Böyle bir şey olamaz. Hakim aldığı talimatın yerine getirdi” ifadelerini kullandı.

Çelik, “Bu hakimle ilgili gereğini yapacağız. Yasal haklarımızı kullanacağız. Hem ceza hem disiplin hukuku anlamında suç duyurusunda bulunacağız” dedi. Kılıçdaroğlu’na durumu aktardığını belirten Çelik, “Genel Başkanımız gülüp geçti. Geri adım atması, çekinmesi söz konusu olamaz. ‘Hodri meydan’ der ve yoluna devam eder” ifadelerini kullandı.

Paylaşın