CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Halk Kime Teveccüh Ederse O İktidar Olacaktır

Katıldığı bir etkinlikte gündeme dair açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Türkiye’ye demokrasiyi getirmek zorundayız. Her bir parti kendi düşüncesini bir şekliyle ifade edecektir. Halk kime teveccüh ederse o iktidar olacaktır” ifadelerini kullandı.

Altılı masayı birleştiren tek konunun ülkeye demokrasi getirmek olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Toplumu ayrıştırdık. Tehlikeli bir mecraya doğru Türkiye gidiyor. Biz, altılı masa diyoruz bazen Türkiye Masası, Demokrasi Masası, Milletin Masası neyse adı. Bizi birleştiren tek bir konu var. Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirmek. Her birimiz ayrı partiyiz, programımız farklı. Ülke bu haldeyken, meseleyi bir parti meselesi olmanın ötesinde artık mesele Türkiye meselesi haline gelmiştir. Türkiye’ye demokrasiyi getirmek zorundayız. Her bir parti kendi düşüncesini bir şekliyle ifade edecektir. Halk kime teveccüh ederse o iktidar olacaktır” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Türk Demokrasi Vakfı; Yeniden” başlıklı toplantıda gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Bu tür vakıflara siyaset kurumunun, akademinin ihtiyacı var. Medyanın ihtiyacı var. Biz siyasetçiler bir konu üzerinde istesek de yeterince derinleşemeyiz. Sivil toplum örgütleri, belli bir konuyu ele alır, bütün çerçevesiyle masaya yatırır, olayı olgunlaştırır. Yararlanmak isteyen siyaset kurumunun önüne koyar. Bazı siyasal bilimciler ‘Önümüzdeki 50 yıl içinde siyasi partilerin rolü giderek azalacak, STK’ların rolü daha fazla olacak’ diyor.

Demokrasimiz gelişmedi, 100 yılı devirdik bu 100 yıl içinde büyük bedeller ödedik doğru. Başbakanları idam ettik, gencecik fidan gibi gençlerimizi idam ettik. Darbeler, bildiriler oldu. Geçmişten ders çıkarıp, güzel bir gelecek inşa etmek zorundayız. Bizim temel sorunumuz, demokrasimizin arzu ettiği düzeyde gelişmemesinin temel noktası şu. Ödediğimiz vergilerin hesabını sormuyoruz. İş dünyası da bunun üzerinde durmalı.

Bizim Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişle ilgili hazırladığımız metinde önemli bir şey var. Kesin Hesap Komisyonu kurulacak ve başkanı ana muhalefetten olacak. Bu demokrasinin gelişmesi açısından, iktidarı elinde bulunduran gücün ‘Ana muhalefete gidip hesap vereceğim, daha dikkatli olmalıyım’ içgüdüsünü geliştirecek. Bu bizim açımızdan son derece önemli.

İkinci temel sorunumuz medya. Aslında medya o kadar ayrıştı ki. İktidar sahiplerinin en çok ihtiyaç duyacakları şey özgür medyadır. Türkiye veya dünyanın herhangi bir yerinde olan olayı iktidar sahipleri en hızlı medyadan öğrenirler. Bir grup medya sadece güzelleme yapıyorsa aslında iktidarın aleyhinedir, gerçekleri göremez. Medyanın özgür olması gerekir. Çağdaş demokrasilerde dördüncü güç medyadır. Yargı konusunda ciddi sorunlarımız var. Yargının bağımsız olması lazım. Can ve mal güvenliği, demokrasi bu demek aslında. Can ve mal güvenliği olmazsa akademik dünyada, iş dünyası da olmaz. Sivil toplum da olmaz. Farklı düşüncelere tahammül edemiyorsak orada demokrasi yoktur zaten.

İktidar olursunuz, iktidardan gitmemek için Seçim Kanunu başta olmak üzere ‘Medyayı kontrol edeceğim, yargıyı kontrol edeceğim. Ben mutlaka yerimde kalacağım’ dediğiniz andan itibaren demokrasi kan kaybetmeye başlıyor. Siyaset kurumu eğer hatalardan ders çıkarırsa tarih tekerrür etmez ki. Tekerrür yapılan yanlışlardan ders çıkarmamak ama demokrasiyi rayından çıkararak, ülkeyi başka yere götürmek demektir aynı zamanda.

“Tehlikeli bir mecraya doğru Türkiye gidiyor”

Güzel bir konuşma yaptı sayın Arınç. ‘Keşke diğer partiler de gelse buraya’ dedi. Doğru. Demokrasiyi savunuyorsak birlikte olalım. 1970’lerde, 80’lerde siyasi partilerin genel başkanları otururlardı, televizyonlarda tartışırlardı. Bu dönemin bittiğini görüyoruz. Herkesin bir televizyonu var ve belli olaylar tartışılıyor.

Toplumu ayrıştırdık. Tehlikeli bir mecraya doğru Türkiye gidiyor. Biz, altılı masa diyoruz bazen Türkiye Masası, Demokrasi Masası, Milletin Masası neyse adı. Bizi birleştiren tek bir konu var. Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirmek. Her birimiz ayrı partiyiz, programımız farklı. Ülke bu haldeyken, meseleyi bir parti meselesi olmanın ötesinde artık mesele Türkiye meselesi haline gelmiştir. Türkiye’ye demokrasiyi getirmek zorundayız. Her bir parti kendi düşüncesini bir şekliyle ifade edecektir. Halk kime teveccüh ederse o iktidar olacaktır.

Tazminatlardan söz ettiniz sayın Arınç. Dünya kadar tazminat davası açıldı ama hiç birisi beni yıldıramaz. O davaların hangi gerekçelerle açıldığını da biliyorum. Bütün o davaları kazanacağız. Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi ya getireceğiz, ya getireceğiz.”

Paylaşın

Kulis: CHP İstanbul İl Başkanlığı İçin Üç İsim Öne Çıktı

Kulislere göre parti üyeliği düşürülen Canan Kaftancıoğlu’nun yerine CHP İstanbul İl Başkanlığı için üç isim öne çıktı. Kulislerde konuşulan isimler; İl Başkanvekili Hale Özcömert Coşkun, Üsküdar İlçe Başkanı Suat Özçağdaş ile Fatih İlçe Başkanı Soner Özimer oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 4 yıl 11 aylık hapis cezasının kesinleşmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın parti üyeliğini düşürdüğü İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun “fiili” olarak başkanlık görevini sürdürmesi kararı aldı.

CHP, Kaftancıoğlu’nun üyeliğinin düşürülmesine karşı hukuki itiraz yollarını kullanmaya hazırlanırken, resmi işlemlerde imza yetkisini kullanacak olan il başkanı ataması da yapacak.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; CHP kulislerinde, bu görev için İl Başkanvekili Hale Özcömert Coşkun’un adı ön plana çıktı. Kaftancıoğlu’nun, kadın ve yakın çalışma arkadaşı olması nedeniyle Coşkun’dan yana tercih koyabileceği belirtiliyor.

Kulislerde, Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki seçimlerin kritik önemde olması nedeniyle, Kaftancıoğlu gibi sahada aktif çalışacak, deneyimli bir ismi de tercih edebileceği konuşuluyor.

Ne olmuştu?

İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında Yargıtay 3. Dairesi’nin beş ayrı suçlamadan verilen mahkumiyet kararının üçünü onamasıyla 4 yıl 11 ay 20 günlük hapis cezası kesinleşmiş ve Kaftancıoğlu’na siyasi yasak getirilmişti.

Silivri Cezaevi’ne gönderilen Kaftancıoğlu, denetimli serbestlik kapsamında serbest bırakılmıştı.

Yargıtay, yerel mahkemenin Türk Ceza Yasası’nın 53. maddesine göre ‘Parti yöneticisi olmasına kısıtlama’ getirilmesini öngören cezayı da onadığı için Kaftancıoğlu’nun siyasi parti üyeliği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düşürülmüştü.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Biz Daha Ölmedik

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Son zamanlarda sureti kendinden menkul bazıları türedi. Bazıları gazeteci, bazıları araştırmacı olarak karşımıza çıkıyor. Bana muhalefeti öğretmeye çalışıyorlar. Muhaliflik dersi verenler, biz daha ölmedik, sizin ne mal olduğunuzu biz gayet iyi biliyoruz. Muhalefet ahlakla yapılır. Yazı yazmayan, konuşmayan adam bize muhalefet dersi veriyor. Biz kelle koltukta muhalefetimizi sonuna kadar yapacağız” dedi.

Haber Merkezi / Diyarbakır’da, geçen hafta gözaltına alınan 21 gazeteciyi gündeme getiren Kılıçdaroğlu, “Ya gazetecilerden ne istiyorsunuz? Bir siyasetçinin vazgeçmeyeceği tek bir şey varsa da o da medyanın özgürlüğüdür. 20’ye yakın gazeteciyi topluyorsun Diyarbakır’da hangi gerekçesiyle içerideler. Evrensel gazetesi tam bin gündür Basın İlan Kurumu ilan vermiyor. Neden_? Basın İlan Kurumun Basın İnfaz Kurumu’na döndürdüler. Niye vermiyorsun kardeşim, saraydakiler rahatsız diye mi? Yeni Asya gazetesine 864 gündür ilan verilmiyor niye kardeşim? Hangi gerekçeyle cezalandırıyorsun?” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi Eylemlerine katılanlara yönelik, “sürtük, çürük” ifadelerine tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “”Erdoğan küfürbazdır. Kişi kendinden bilir ya, ‘Milletimizin dilinden konuşuyorum’ diyor. Millete de iftira atıyor. Bu millet zulmün karşısında duran bir millettir. Kendi küfrünü millete alet edemezsin. Onun düştüğü çukura düşmeyeceğiz” dedi.

AK Parti Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın, 2018 yılında yakın korumalarının silahlı saldırısıyla yaşamını yitiren Şenyaşar ailesinin adalet arayışına da dikkat çeken CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Şenyaşar ailesinin hakkını hukukunu savunmak suç olmaya başladı” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“Adalet Yürüyüşü bizim tarihimizde değil dünya siyaset tarihinde önemli bir yere sahip. Bunu anlatırken duygulanırım. Bu konuya aslında hiç girmek istemedim ama. Açılış böyle olduğu için girmek zorunda kaldım. Bu ülkenin adaletsizliğe tahammülü yok artık. İnsanların düşünceleri kimlikleri inançları farklı olabilir. Ya arkadaş ne istiyorsunuz ya! Ne istiyorsunuz? Hakkı savunmak bile suç olmaya başladı!

O yürüyüş bir başlangıçtı adalet yürüyüşü bitmiş değil. Sürdürüyoruz onu. Hakkımızı ala ala ve milletin desteğini ala ala o yürüyüşü sürdürüyoruz. Devam da edeceğiz. O yürüyüş bizi 6 lideri buluşturdu. Bu işin felsefesinde o var. Hepimiz hukuku adaleti hakkı istiyoruz. O yürüyüş sonucunda büyük kentlerin şu anda Türkiye’nin nüfusunun yüzde 54’ü CHP’li belediyeler tarafından yürütülüyor. Diğer partileri de katınca yüzde 65’leri buluyor. Bu yürüyüş bitmiş değil. En son kişi adaletsizlikten şikâyet etmeyinceye kadar bu yürüyüşü sürdürteceğiz. Bunu yapmıyorsak siyasetin anlamı ne?

Bakın Pençe operasyonundan şehitlerimiz geliyor. Acılarını bile doğru dürüst yaşayamıyorlar. Bölücü örgüte karşı mücadele eden kahraman ordumuz güvenlik güçlerimiz hayatlarını veriyorlar. Bu ülkenin bağımsızlığı için, terör olmasın bu topraklarda diye. Bütün bunları düşünerek bütün vatandaşlarıma seslenmek isterim.

Ben size bize katılın derken bu iki kelimenin sıradan bir kelime olmadığın bu davetin de sıradan bir davet olmadığını bilmenizi isterim. Adalet istiyorsanız bu topraklarda hiçbir çocuk yatağa aç girmesin diyorsanız bu topraklarda beraber yaşayalım diyorsanız her evde tencere kaynasın diyorsanız, çiftçi alın terinin karşılığını alsın diyorsanız bize katılın.

Biri saraylarda yatarken biri yatacak yer bulamıyorsa bu haksızlığa dur demeniz gerekiyor diyorsanız bize katılın. Biz bunu istiyoruz. Temiz siyaset. Temiz siyaset istiyorsanız bize katılın. Bu ülkede benim ödediğim vergiyi siyaset nereye harcıyor diyorsanız bize katılın.

Temiz ahlaklı siyaset istiyoruz. Siyaset parlamentonun kirlilikten arınmasını istiyorsanız bize katılın diyoruz. Düşünün lütfen elinizi vicdanınıza koyun. Geçmişte a partisi b partisi diyebilirsiniz. Bugün farklı bir noktadayız. Olay bir parti olayı olmayı çoktan açtı olay artık Türkiye olayıdır. Türkiye geleceğidir.

Türkiye İstatistik Kurumu’na talimat veriyorsun enflasyonu düşük göster diye. Milyonlarca işçi emekli dul ve yetim düşük aylık alacak bunun için mi? Her türlü baskı olur mu? Hakkı savunmak ne zamandan beri suç olamaya başladı? İnsanlar bir devlet kurumunun önüne gidiyorlar. ‘Rakamları yanlış yayınlıyorsun’ diyorlar: ‘Birilerinin hakkını yiyorsunuz’ diyorlar.

Ya dul ve yetime ne veriyorsun zaten ya! Ona bir göz dikiyorsun. İşçiye memure ne veriyorsun zaten. Ona bile göz dikiyorsun. Bir taraftan bu olurken öbür taraftan çetelere Avrupa’daki enflasyon farkını da ödüyorsun. İnsaf ya. Bu mudur adalet? Bu haksızlık yeter artık diyorsanız bize katılın beraber olalım. Küçük dereler nehirleri oluşturur ve o nehirler okyanusa akar. Biz artık okyanusa akmak zorundayız.

Ya gazetecilerden ne istiyorsunuz? Bir siyasetçinin vazgeçmeyeceği tek bir şey varsa da o da medyanın özgürlüğüdür. 20’ye yakın gazeteciyi topluyorsun Diyarbakır’da hangi gerekçesiyle içerideler. Evrensel gazetesi tam bin gündür Basın İlan Kurumu ilan vermiyor. Neden_? Basın İlan Kurumun Basın İnfaz Kurumu’na döndürdüler. Niye vermiyorsun kardeşim, saraydakiler rahatsız diye mi? Yeni Asya gazetesine 864 gündür ilan verilmiyor niye kardeşim? Hangi gerekçeyle cezalandırıyorsun?

“Baronlar daha iyi bilir”

Türkiye’de ekilemeyen binlerce dönüm alan var, Sudan’da, Nijer’de, Venezuela’da yer kiralıyor. Venezuela’ya gidişleri başka nedenledir, baronlar daha iyi bilir. Çiftçi kardeşlerime sözüm var. Havza bazlı planlama yapacağız. Hiçbir çiftçinin traktörü, hayvanı haczedilmeyecek. Her köyde veteriner, ziraat mühendisi olacak. Elektrik ücretleri ürünü sattıktan sonra ödenecek, faiz uygulanmayacak. Güneşten enerji üreteceğiz, bütün çiftçilere elektriği ücretsiz vereceğiz.

Erdoğan ‘Kimse aç ve açıkta değil. Enflasyon sorunu yok, pahalılık var’ diyor. Şaşırmış. Enflasyonun, pahalılığın ne olduğunu bilmiyor. Dünya Gıda Örgütü’ne göre Türkiye’de 15 milyon kişi yetersiz besleniyor. Son 3 ayda 15 milyon kişiye 500 bin kişi daha ilave edilmiş. 5 yaş bebeklerin yüzde 6’sı yetersiz besleniyor. Bunun farkındalar mı?

Mazlumun dünyasında kıyamet kopuyor, zalim ise sarayında keyif içinde yaşıyor. Sarayda herkesin karnı tok. Çocukları milyon dolarları transferle uğraşıyorlar. Zalim fukaranın halinden anlamaz. Mazluma da Kaf Dağı’ndan bakar gibi bakıyorlar. Sırça köşkler yıkıldığı zaman hepsini göreceğiz.”

Erdoğan küfürbazdır. Kişi kendinden bilir ya, ‘Milletimizin dilinden konuşuyorum’ diyor. Millete de iftira atıyor. Bu millet zulmün karşısında duran bir millettir. Kendi küfrünü millete alet edemezsin. Onun düştüğü çukura düşmeyeceğiz. Bu küfür üzerine Türkiye’nin genç muhafazakar kadınlarına bir kez daha seslenmek istiyorum; ‘Bugün bunu söyleyen yarın size hayat tarzınız üzerinden küfredecektir. İstanbul Sözleşmesi sizin eseriniz. Ama Erdoğan bazı radikal kafaların baskısıyla sözleşmenizi elinizden aldı.

Radikal kafalar istiyor ki, muhafazakar kadınlar iş bulmasın, o radikal kafalar sana ‘süslüman’ diyorlar. Sana hayat şansı tanımak istemiyorlar. Kadın köleleşsin, baskı altında ezilsin istiyorlar. Radikaller Erdoğan’ı tehdit edip, kadın haklarının gasp etmenin zevkini aldılar. Sevgili kardeşim, yarın sana bambaşka yasaklar getirecekler. Onun için dur dememiz lazım. CHP eski CHP değildir. Beraberiz, birlikteyiz. Artık aynı değerleri savunuyoruz.

“Biz daha ölmedik”

Son zamanlarda sureti kendinden menkul bazıları türedi. Bazıları gazeteci, bazıları araştırmacı olarak karşımıza çıkıyor. Bana muhalefeti öğretmeye çalışıyorlar. Muhaliflik dersi verenler, biz daha ölmedik, sizin ne mal olduğunuzu biz gayet iyi biliyoruz. Muhalefet ahlakla yapılır. Yazı yazmayan, konuşmayan adam bize muhalefet dersi veriyor. Biz kelle koltukta muhalefetimizi sonuna kadar yapacağız.”

Paylaşın

Kaftancıoğlu’nun Parti Üyeliği Düşürüldü: Korkularının Ecele Faydası Olmayacak

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun siyasi parti üyeliğini düşürdü. Kaftancıoğlu ise karar sonrası yaptığı açıklamada, “Korkularının ecele faydası olmayacak!” dedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun siyasi parti üyeliğini düşürdü.

Kaftancıoğlu’nun siyasi parti üyeliğinin düşürülmesi Yargıtay’ın İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin çarptırdığı 4 yıl 11 aylık hapis cezasını onanmasının ve ayrıca siyaset yasağı getirmesinin ardından geldi.

Canan Kaftancıoğlu, cezanın infaz edilmesiyle birlikte geçen hafta Silivri Cezaevi’ne gönderilmiş ancak işlemlerinin ardından denetimli serbestlik kapsamında serbest bırakılmıştı.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın aktardığına göre Kaftancıoğlu’nun üyeliğinin düşürülmesi ile İstanbul İl Başkanlığı da infaz süreci tamamlanana kadar resmen bitmiş olacak.

Ancak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Siyasi yasak kararını tanımıyoruz mahkemeyi tanımıyoruz. Canan Kaftancıoğlu İstanbul İl başkanımızdır. Nokta” demişti.

Kaftancıoğlu: Korkularının ecele faydası olmayacak

Kaftancıoğlu, siyasi parti üyeliğinin düşürülmesinin ardından sosyal medya hesabından açıklama yaptı ve şöyle dedi:

“CHP hukuk bürolarında değil Kuvayi Milliye ruhuyla savaş meydanlarında kurulmuş bir partidir. Cumhuriyet Halk Partisi üyeliği inanç işidir, yürek işidir, emek işidir. O inanç, o yürek, o emek bizde oldukça gerisi teferruattır… Ne demiştik? Korkularının ecele faydası olmayacak!”

Kaftancıoğlu hakkında yargılama süreci

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Kaftancıoğlu’nun İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanarak 6 Eylül 2019’da mahkumiyetine karar verilen davanın temyiz incelemesini tamamlamıştı.

Kaftancıoğlu’na “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret”ten verilen 1 yıl 6 ay 20 gün ile “Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılamak”tan verilen 1 yıl 8 ay hapis cezalarını kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu gerekçesiyle onayan daire, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan verilen 2 yıl 4 ay hapis cezasını ise 1 yıl 9 ay olarak düzelterek onama kararı vermişti

Paylaşın

CHP, Bolu Belediye Başkanı Özcan’ı Kesin İhraç İstemiyle Disipline Sevk Etti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı, “kesin ihraç” istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etti. Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin de partiden ihraç edildi.

Tanju Özcan’ın 16 Mayıs’taki belediye meclisi toplantısında AKP’li meclis üyesi Hacer Çınar’a yönelik sözleri nedeniyle disipline sevki kararlaştırıldı.

Özcan’ın söz konusu toplantıda, oylamada el kaldıran Çınar’a yönelik, “Bana niye el sallıyorsunuz, ben evli barklı adamım, ayıp oluyor” sözleri kamuoyunda tepki çekmişti. Çınar, olayın ardından koruma kararı aldırmıştı.

Özcan, bir süre sonra tedbir kararının kaldırıldığını açıklamış; sosyal medya hesabından, “Evli barklı adamım, dedim diye Bolu 1. Aile Mahkemesi’nce verilen ihtiyat-i tedbir kararı, Bolu 2. Aile Mahkemesi’nce kaldırılmıştır” ifadelerini paylaşmıştı.

Özcan, daha önce de katıldığı bir televizyon programında, kendisinden tüp bebek için yardım isteyen bir kadınla ilgili anısını anlatırken,’Benim bebeğim olmuyor, bana yardımcı olabilir misiniz’ dedi… Hanımefendi dedim ben size nasıl yardımcı olabilirim o konuda… Meğer kadıncağız tüp bebek tedavisi görmek istiyormuş…” sözleri nedeniyle de geçen yıl Eylül ayında “uyarı” istemiyle disipline sevk edilmişti.

Yüksek Disiplin Kurulu, Özcan’ın uyarı almasına karar vermişti. Özcan, geçen hafta da Cumhurbaşkanlığı için aday olabileceğine dair bir tweet paylaşmış; “Yol verin ben bu resti göreyim” ifadelerini kullanmıştı.

Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin CHP’den ihraç edildi

Öte yandan, rüşvet iddiaları nedeniyle geçici olarak görevden alınan Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin CHP’den ihraç edildi.

İçişleri Bakanlığı, Şubat ayında Bilecik Belediyesi’ndeki rüşvet iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma nedeniyle Belediye Başkanı Semih Şahin’i geçici olarak görevden uzaklaştırmıştı.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin’in Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildiğini açıklamıştı.

Paylaşın

CHP’den ‘SADAT’ Hakkında Suç Duyurusu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, başkanlığındaki CHP Heyeti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na SADAT (Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.) hakkında suç duyurusunda bulundu.

Haber Merkezi / Suç duyurusunun ardından Ankara Adliyesi önünde açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan şunları söyledi:

“Paramiliter bir suç örgütü olan SADAT hakkında suç duyurusunda bulunduk. Bunun için Ankara Adliyesi’ndeyiz. Daha önce sayın genel başkanımız yaptığı açıklamalarla da ortaya çıktığı üzere SADAT paramiliter bir yapıdır. Kanunlarımız karşısında paramiliter örgütlenme suçtur. SADAT, paramiliter örgütlenmesiyle Türkiye Cumhuriyeti kanunları çerçevesinde suç işlemek için kurulmuş ve Saray’ın da desteğini arkasına alarak faaliyet yürüten bir suç örgütüdür.

İnternet sitelerinde yaptıkları yayın, açıklama ve ilanlarda açık bir şekilde gayri nizami harp eğitimi ve terör eğitimi verdiklerini ikrar etmektedirler. Verdikleri kurs sonunda mezun olanların sabotaj, terör gibi yetenekleri kazandıklarını açıkça deklare eden suç örgütü ile karşı karşıyayız.

SADAT’ın yetkililerinin yaptığı açıklamalardan anlıyoruz ki SADAT silah ticareti yapmaktadır. Silah ticaretine aracılık yapmaktadır. Bu açıkça suçtur. SADAT bunları yaparken öbür taraftan bir yan kuruluşu olan aynı kişilerin birlikte hareket ettiği ASSAM adlı bir kuruluşun eliyle anayasal düzeni değiştirmek üzere Asrika adı altında bir devlet kurarak anayasal düzeni değiştirme hedefi olduğunu açıkça ifade etmektedir.

SADAT yetkilileri bunu şiddet yoluyla hedeflediklerini açıkça ortaya koymaktadırlar. SADAT bu gücü kimden alıyor? SADAT’ın verdiği bir başka mesaj sandıkta kaybedecekleri iktidarı şiddet yoluyla vermeme konusunda gereğini yapacaklarını söyleyecek kadar pervasızlaşmışlar. Bu sözlerin, girişimlerin, yapıların tamamı suçtur. Herkes biliyor ki SADAT bu amaçla kurulmuş bir örgüttür. Ne yazık ki arkasında saray rejimi vardır.

Savcılığa verdiğimiz dosyada açıkça görülecektir ki terör ve şiddet yoluyla anayasal düzeni değiştirmek ve suç işlemek için örgüt kurmuşlardır. ”

‘Cesur savcılara ihtiyacımız var’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek ise şunları söyledi: Cesur savcılara ihtiyacımız var. Tüm soruşturmaların, tüm yargılamaların amacı hakikati ortaya çıkarmaktır. Gerçeğin üstünü hiçbir güç örtemez. SADAT’la ilgili başvurumuzu ciddi bir şekilde incelerse, korkmazsa, siyasi iktidarın baskısı altında kendini hissetmese gerçek ortaya çıkacaktır.

Ne olmuştu?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski danışmanı Adnan Tanrıverdi tarafından kurulan SADAT’ın İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan merkezinin kapısına dayanarak, “Önünde bulunduğumuz SADAT paramiliter bir kuruluştur… Burası terörist yetiştiren bir kurumdur. Seçimi gölgeleyecek, seçimin güvenliği sarsacak herhangi bir şey olursa sorumlusu burasıdır ve saraydır” açıklaması yapmıştı.

SADAT, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na 1 milyon lira tazminat davası açtığını duyurmuştu. Dava dilekçesinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına yer verilerek “Çok ağır ithamlarda bulunmak suretiyle müvekkil şirketin kişilik hakkına saldırı gerçekleştirilmiştir” denilmişti.

Paylaşın

Altılı Masa, Kamu Maliyesine Yönelik Önerilerini Açıkladı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi tarafından oluşturulan  ‘Kurumsal Reformlar Komisyonu’ ilk raporunu açıkladı.

Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Politikaları ve İşveren Örgütlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, DEVA Partisi Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Çanakcı, Demokrat Parti Ekonomik İşler Başkanı Bülent Şahinalp, Gelecek Partisi Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin, İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz ve Saadet Partisi Ekonomik İşler Başkanı Sabri Tekir’den oluşan Kurumsal Reformlar Komisyonu çalışmalarını ortak bir basın toplantısı ile duyurdu.

Komisyonun açıkladığı başlıklar arasında kamu maliyesine yönelik öneriler yer aldı. Partilerin adayının cumhurbaşkanlığını kazanmaları durumunda atacakları adımlar raporda sıralandı.

Durum ve Hasar Tespit Komisyonu kurulacak

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in haberine göre, 6 Partinin raporunda atılacak adımlar arasında ilk olarak Durum ve Hasar Tespit Komisyonu kurulacak. Kurul kurumlardan veri ve bilgi talep etme konusunda tam yetkili olacak. Komisyon veri kalitesiyle ilgili sorunları, kamu zararlarını, riskleri Cumhurbaşkanı’na rapor edecek.

Ekonomik ve Sosyal Konsey’e işlev kazandırılacak

Komisyon raporundan Ekonomik ve Sosyal Konsey’ işlev kazandırmak iççin alınan önlemlerde sıralandı. Konsey istikrar, kaynak tahsislerinden etkinlik, rekabet gücünün artırılması, tarımsal üretimin artırılması, gıda güvenliği ve yeterlilik, yeşil ve dijital dönüşünün sağlanması, çevre, istihdam, toplumsal yaşam gibi konularda önerilerde bulunacak.

Strateji ve Planlama Teşkilatı’nın kurulması

Komisyonun raporunda yer alan başlıklardan bir diğeri ise Strateji ve Planlama Teşkilatı’nın kurulması oldu. Kısa, orta ve uzun vadeli plan ve programa dayalı, kurumlar arası koordinasyon esas alacak olan teşkilat başlangıçta cumhurbaşkanına, parlamenter sisteme geçişten sonra ise başbakana bağlı olarak çalışacak. Teşkilat çalışmalarında akademi, STK ve özel kesimlerle yakın iş birliği içinde olacak.

Merkez Bankası’nın yapısı yeniden düzenlenecek

Raporda; Merkez Bankası’nın enflasyonu kalıcı olarak tek haneli rakamlara indirilmesi hedefine yönelik olarak hükümet ile belirlediği enflasyon hedefi ve kur rejimi çerçevesinde elindeki araçları bağımsız şekilde kullanan ve karar alan itibarlı bir kurum olmasının hedeflendiği vurgulandı. Merkez Bankası başkanın atanmasına yönelik de değişiklikler öngörüldü.

Buna göre; Merkez Bankası’nın üst yönetimini 5 yıllık süre için atanacak. Başkan Bakanlar Kurulu kararıyla, başkan yardımcıları ise başkanın teklifi üzerine üçlü kararname ile atanacak. Başkan atanmadan önce TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda açık bir değerlendirmeye tabi tutulacak.

Paylaşın

HDP, Kararını Altılı Masadaki Partiye İletti: İki İsmi Desteklemeyiz

T24 yazarı Murat Sabuncu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetiminin cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili “Akşener ya da Yavaş aday olursa kendi adayımızı çıkarırız” kararını altılı masaya ilettiğini iddia etti.

Türkiye’de cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine bir yıl gibi az bir süre kalmışken, ekonomik kriz başta olmak üzere yaşanan sorunlar muhalefetin adayının kim olacağına dair tartışmaların gündemde kalmasına neden oluyor.

Bu kapsamda yapılan bazı anketlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş başta olmak üzere birçok ismin adı öne çıkıyor.

Ancak seçim denkleminde önemli bir yere sahip olan HDP’nin, iki ismi ‘veto ettiği’ öğrenildi.

T24 yazarı Murat Sabuncu, “Kısa bir süre önce HDP yönetimi bir karar aldı. Ve bunu altılı masada şu an itibariyle en yüksek oyu olan siyasi partinin genel başkanına iletti” dedi; ardından şu bilgileri verdi:

“Karar şu: Altılı masa Meral Akşener ya da Mansur Yavaş’ı aday gösterirse HDP cumhurbaşkanlığı için aday çıkaracak. İlettikleri bir diğer konu da şu. Altılı masanın adayı açıklanmadan önce bu masanın bir temsilcisiyle, çıkartılacak adayın şeffaf bir şekilde kendileriyle konuşulması.

Bunu biraz açalım.

Uzun süredir ‘Kürtler Mansur Yavaş’a oy verir’ konuşması yapılıyordu. Ancak önce Kürt siyasetinin önemli ismi Ahmet Türk’ün ‘oy vermezler’ çıkışı, ardından Yavaş’ın Van ziyareti sırasında kalabalık içinden bir kişinin ‘Demirtaş’ı da aramızda görmek istiyoruz’ demesinin Yavaş’ın o an ‘inşallah’ demesiyle aynı anda okunması ve sonrasında basın ekibinin bununla ilgili yalanlayan açıklama yapması. HDP’nin itirazının ana temelleri burada.

Akşener’e de HDP’yi muhatap almayan ve ‘terör’ ile bağlantılı gösteren sözleri nedeniyle karşı çıkıyorlar. Kamuoyu önünde kendileriyle konuşulmasını istemeleri ise; yerel seçimlerde özellikle uzun süredir kazanılmayan büyük şehirlerin kazanılmasında ‘belirleyici aktörlerden biri olduklarının’ seçim sürecinde ve sonrasında önemsizleştirildiğini düşünmeleri. “

Paylaşın

CHP’den Türkiye’nin Dert Haritası: Temel Sorun Ekonomi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi ‘Türkiye’nin Dert Haritası’ yayımladı. Raporda, Türkiye’de yaşanan yoksullaşmanın nedenleri arasında işsizlik, fabrikaların kapanması, tarım politikaları ve geçici sığınmacıların istihdam edilmesi gibi başlıklar öne çıktı.

CHP’nin hazırladığı “Türkiye’nin Dert Haritası” raporuna göre vatandaşların temel sorunu; işsizlik, fabrikaların kapanması, tarım politikaları ve geçici sığınmacıların istihdam edilmesi gibi nedenlerle ortaya çıkan yoksulluk. Doğa karşıtı santrallar, arazilerde ranta dayalı dönüşüm, uyuşturucunun yaygınlaşması, çocuk yaşta gebelik ve altyapı yetersizliği de raporda sorun olarak görülen konular arasında yer alıyor.

Cumhuriyet’ten Çağdaş Bayraktar’ın haberine göre, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi eşgüdümünde hazırlanan raporda şehirlere göre vatandaşların sorun sıralamasında işsizlik seçeneği 31 il ile en başta geliyor. İşsizliği 24 il ile kapanan fabrikalar takip ederken, 8 ilde terör ve asayiş sorunları, 4 ilde de geçici sığınmacı konusu yurttaşlar tarafından başlıca sorun olarak görülüyor.

Ortak sorun

İşsizlik tüm illerde öncelikli sorunlardan birisi olarak tanımlanırken; geçici sığınmacılar, tarım politikalarından kaynaklı sıkıntılar ve altyapı aksaklıkları, şehirlerin tamamına yakınında temel sıkıntılar olarak dikkat çekiyor.

İşsizlik: Tüm illerde sorunlar içerisinde kabul edilen işsizlikle ilgili İstanbul 460 bin 892 kayıtlı işsiz ile başı çekerken İstanbul’u 200 bin 239 ile Ankara takip ediyor. Kayıtlı işsiz sayısı 29 ilde 10 bin, 21 ilde 25 bin, 10 ilde 50 bin, 4 ilde de 100 bin bandını geçmiş durumda.

Kapanan fabrikalar: Yurttaşlar tarafından 24 ilde en önemli sorun olarak görülen kapanan fabrikalar içinde, özelleştirilen ve kapatılan şeker fabrikaları başı çekerken, bu fabrikaları kapatılan tütün ve tekstil fabrikaları izliyor.

Sığınmacılar: İzmir, Gaziantep, Hatay ve Kilis’te yaşayan yurttaşlarca başlıca ‘dert’ olarak kabul edilen sığınmacı konusu, 34 ilin yurttaşları tarafından da temel sorunlardan birisi görülüyor.

Çevre sorunları: Dokuz şehirde başlıca dert olarak görülen çevre sorunlarında HES’lerin doğaya verdiği zarar öne çıkarken HES’lerden sonra nükleer santrallar, bulunduğu şehrin yurttaşlarında büyük endişe yaratıyor.

Tarımcılık: Yoksulluğun dolaylı nedenlerinden Tarım ve hayvancılık da, ülkenin tamamına yakınında başlıca sorunlar arasında önemli bir yer tutuyor.

Paylaşın

Kulis: İktidar Cephesi, Rakip Aday İçin 5 İhtimal Konuşuyor

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı konusunda iktidar partisinde beş ihtimalin konuşulduğu kulislere yansıdı. Kılıçdaroğlu, İmamoğlu, Yavaş ve Akşener isimleri gündeme gelirken, bir başka AK Partili yönetici “Bence No-name bir isim belirleyecekler” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçime 1 yıl kala adaylığını İzmir’den ilan etti ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da adaylığını ya da adayını açıklamaya çağırdı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu bu sözlere henüz karşılık vermedi ama parti yöneticilerinden “Sandığı getir adayı açıklayalım” yönünde değerlendirmeler geldi.

Muhalefet partilerinin oluşturduğu altılı masa, şimdilik seçim takvimi belli olmadan aday açıklamayı planlamıyor. Bu tutum “Muhalefetin adayı kim olacak?” sorusunun daha uzun süre siyaset kulislerinde sorulmaya devam edeceğini gösteriyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre muhalefet kadar adayı merak eden iktidar cephesinden ise farklı tahminler geliyor. Bir kesim Kılıçdaroğlu’nun aday olacağını düşünürken İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a şans verenler de var.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in hâlâ denklemden çıkmadığını düşünenlerin yanı sıra bir beşinci görüş ise muhalefetin bu 4 isim dışında aday çıkaracağı yönünde.

AK Partili bir yönetici, adayın daha önce adı duyulmayan biri olabileceğini belirterek, “Bence No-name bir isim belirleyecekler” iddiasında bulundu.

Paylaşın