Kılıçdaroğlu’dan ‘Başörtüsü’ Talimat: Hukuk Raporu Hazırlanacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), başörtüsü için anayasa teklifi konusunda konusunda henüz net bir karar vermedi. CHP, parti hukukçularının teklife ilişkin hazırlayacağı raporu, Meclis’teki bütçe görüşmelerinin ardından MYK’da ele alacak ve tartışmanın hukuki ve siyasi değerlendirmesini yaptıktan sonra kararını açıklayacak. 

AK Parti’nin başörtüsü teklifi ile ilgili yanıtı beklenen CHP, henüz bu konuda net bir karar vermedi. CHP, parti hukukçularının teklife ilişkin hazırlayacağı raporu, Meclis’teki bütçe görüşmelerinin ardından MYK’da ele alacak ve tartışmanın hukuki ve siyasi değerlendirmesini yaptıktan sonra kararını açıklayacak.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre, AK Parti’nin başörtüsüne yönelik anayasal güvence sağlayan ve aile kurumunu düzenleyen anayasa değişikliği teklifine yönelik tartışmalar sürerken, İYİ Parti, bu konudaki tavrını dün kamuoyuna açıklamıştı. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Genel İdare Kurulu’nda çoğunluğun eğilimi, olumlu bir kanaat içerisinde olduğumuz ve evet yönündedir” demişti. İYİ Parti’nin bu açıklamasının ardından gözler CHP’nin yanıtına çevrildi.

Kılıçdaroğlu, ‘rapor hazırlayın’ talimatı verdi

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan CHP MYK, ilk olarak Adalet Bakanlığı’na yapılan yürüyüşü gündeme aldı.

Edinilen bilgiye göre Kılıçdaroğlu, partililerden Hiranur Vakfı’nda ortaya çıkan, 6 yaşında bir çocuğun cinsel istismara uğraması ile ilgili skandalın gündemde tutulmasını istedi. Bu nedenle başörtüsü meselesini bu toplantıda görüşmeyeceklerini belirten Kılıçdaroğlu, “Bu konu şu anda aciliyeti olan bir konu değil. AK Parti’nin yaklaşımı iyi niyetli de değil. Bu yüzden meselenin hem hukuki hem de siyasi boyutlarını gündeme almamız gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, parti hukukçularından da anayasa değişiklik teklifi ile ilgili bir rapor hazırlamalarını istedi. Raporda, teklifin anayasanın temel ilkelerinin yanı sıra temel hak ve özgürlüklerle ilgili anayasaya aykırılık içerip içermediği incelenecek. Birkaç gün içerisinde hazırlanması beklenen raporun, TBMM’deki bütçe görüşmelerinden sonra gündeme gelmesi bekleniyor. Rapor, önce MYK’da sonra da Parti Meclis’nde ele alınacak. CHP, bu kurullarda yapılacak toplantılarının ardından teklifle ilgili kararını verecek.

Teklifle ilgili değerlendirmelerde bulunan CHP’li üst düzey bir yetkili de, AK Parti’nin teklifinin her yönüyle ele alınması gerektiğini belirterek, bu konuda aceleci davranmak istemediklerini söyledi. İYİ Parti’nin “evet” kararı ile ilgili de, “aceleci davranıldı” ifadesini kullanan yetkili, “İYİ Parti, teklife ‘evet’ diyor. CHP ‘hayır’ derse bu masada sorun yaratmaz mı” sorusunu ise, “her şey olabilir” sözleriyle yanıtladı.

İyi Parti, 3,5 saat başörtüsünü tartıştı

Öte yandan İYİ Parti’nin Genel İdare Kurulu’nda da AK Parti’nin teklifinin geniş kapsamlı ele alındığı öğrenildi. Yaklaşık 4 saat süren toplantının 3,5 saatlik kısmı, teklifle ilgili tartışmalara ayrıldı. Genel Başkan Meral Akşener, GİK üyelerinin tamamının görüşünü dinledi.

İYİ Partililerin büyük çoğunluğunun başörtüsü konusunun CHP tarafından bu şekilde gündeme getirilmesinden duyduğu rahatsızlığı gündeme getirdiği de öğrenildi.

İYİ Partili üst düzey bir yetkili, “Biz bu meselenin siyaseten gündeme getirilmesinden rahatsızız ve kanunlarla, anayasa ile düzenlenmesinin de yanlış olduğunu düşünüyoruz. Bizce özgürlük alanları genişletilmeli” dedi. Aynı yetkili, “Ancak bir şekilde gündeme gelmiş bu meseleye de sırt çeviremeyiz. Çözümden yana tavrımızı da ortaya koyarız” ifadesini kullandı.

Paylaşın

25 Vekile Ait 34 Dokunulmazlık Fezlekesi Meclis’te

Aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın da bulunduğu 25 milletvekilina ait toplamda 34 dokunulmazlık dosyası TBMM’de.

Haber Merkezi / Meclis Başkanlığı’na, “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi” sunulan 25 milletvekilinin isimleri şu şekilde:

DBP Eş Genel Başkanı ve Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz, HDP Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, HDP Iğdır Milletvekili Habip Eksik, HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç, HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, HDP Van Milletvekili Sezai Temelli,

HDP Batman Milletvekili Feleknas Uca, HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, HDP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, HDP Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan, HDP Mardin Milletvekili Ebru Günay, HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık.

Ayrıca, Saliha Aydeniz ve Gülistan Kılıç Koçyiğit hakkında 3’er; Feleknas Uca, Berdan Öztürk, Alican Önlü, Murat Çepni ve Ayşe Acar Başaran hakkında 2’şer dosya bulunduğu aktarıldı.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

Başörtüsü İçin Anayasa Değişikliği Teklifi: Muhalefet Ortak Tutum Arayışında

Cumhur İttifakı ortakları AK Parti, MHP ve BBP, başörtüsü ile ilgili anayasa değişikliği teklifini 336 milletvekilinin imzasıyla, geçen cuma günü TBMM Başkanlığı’na sunmuştu. Muhalefet partilerinin öneri ile ilgili nasıl bir tutum alacakları merak ediliyor.

CHP’nin bugün yapacağı Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında konu ve sunulan teklif tüm detayları ile siyasi ve hukuki açılardan masaya yatırılacak. İYİ Parti’nin de yine bugün yapacağı Genel İdare Kurulu toplantısında konunun ele alınması bekleniyor.

Teklife ilişkin Meclis’te geniş bir grubu bulunan HDP’nin nasıl tavır alacağı da önemli olacak. HDP şimdiye kadar yaptığı açıklamalarda inanç özgürlüğünün sadece başörtüsü ile ilgili alınmasından rahatsız olduğunu belirterek, AK Parti’nin hamlesinin seçime yönelik olduğunu kaydetmişti.

AK Parti’nin başörtüsü ile ilgili anayasa değişikliğini TBMM’ye sunmasının ardından muhalefetin nasıl bir tavır alacağına ilişkin parti içi toplantılar devam ederken önümüzdeki günlerde Altılı Masa üyelerinin konuyu istişare için çeşitli görüşmeler yapabileceği belirtiliyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü ile ilgili yasa değişikliği teklifi önerisini getirmesinin ardından iktidarın gündeme getirdiği “başörtüsüne anayasal güvence ve ailenin korunması” ile ilgili anayasa değişikliği önerisi, Cumhur İttifakı ortakları MHP ve BBP ile birlikte 336 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na geçen Cuma günü sunulmuştu.

Şimdi muhalefet partilerinin öneri ile ilgili nasıl bir tutum alacakları merak ediliyor. CHP’nin bugün yapacağı MYK toplantısında konu ve sunulan teklif tüm detayları ile siyasi ve hukuki açılardan masaya yatırılacak. İYİ Parti’nin de yine bugün yapacağı Genel İdare Kurulu toplantısında konunun ele alınması bekleniyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in muhalefet kulislerinden edindiği bilgiye göre, her ne kadar şu ana kadar partilerin kesin görüşleri oluşmasa da altılı masa üyeleri arasında bu konuda eşgüdümün sağlanacağı genel bir beklenti. Bu amaçla parti liderlerinin bu ay sonu yapılacak altılı masa toplantısı öncesinde belki telefonla ya da yüz yüze konuşabilecekleri belirtiliyor.

400 milletvekili bulunamazsa referandum gerekecek

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da hafta sonu Samsun’da başörtüsüyle ilgili anayasa değişikliği teklifine ilişkin olarak, “Bunlar parlamentoda işi çözmezse çözüm yeri millet, gideriz millete. Ülkede artık böyle bir sorun olmaması lazım” diye konuşmuştu.

Cumhur İttifakı’nın oy kullanamayan TBMM Başkanı Mustafa Şentop haricinde toplam 334 sandalyesi bulunuyor. Referanduma gidilebilmesi için 360 milletvekili gerekiyor ve bu sayıya ulaşmak için muhalefetten herhangi bir partinin teklife “evet” demesi ya da AK Parti’nin en az 26 milletvekili bulması gerekiyor. AK Parti ile MHP’nin 400 milletvekilini bulabilmesi durumunda ise referanduma gerek kalmadan anayasa değişikliği geçebiliyor.

Teklif şu anda komisyonda beklemede. AK Parti, komisyon görüşmelerinin Ocak sonu ya da Şubat ayında yapılmasını, Genel Kurul’a ise yine Şubat’ta gelmesini planladığını belirtmişti.

Teklife ilişkin Meclis’te geniş bir grubu bulunan HDP’nin nasıl tavır alacağı da önemli olacak. HDP şimdiye kadar yaptığı açıklamalarda inanç özgürlüğünün sadece başörtüsü ile ilgili alınmasından rahatsız olduğunu belirterek, AK Parti’nin hamlesinin seçime yönelik olduğunu kaydetmişti.

Oylamada AK Parti nasıl davranır?

Muhalefet aralarında eşgüdümü teklifin matematiği açısından da sağlamaya gerek görüyor. Çünkü iktidarın bu konuyu referandum sandığı ile Macaristan’dakine benzer bir şekilde halkın önüne koyarak yeni bir kutuplaşma malzemesi olarak kullanmak istediğini düşünen muhalefet, bu nedenle istişare halinde giderek ortak bir tutum almak için çalışacak.

Muhalefet partilerinin Genel Kurul aşamasındaki bir çekincesi ise siyasi strateji olarak referanduma gitmek isteyen AK Parti’nin oylama sırasında bazı AK Partili milletvekillerine boş oy attırabileceği ve ardından da 360-400 oy arasında kalan teklif için muhalefeti suçlayarak, referandumda bunu kullanmak isteyebileceği.

Anayasa değişikliği tekliflerinde Genel Kurul’da, iki ayrı madde için iki tur oylama düzenleniyor. Milletvekillerinin oylarını gizli kullandığı oylamada maddeler ayrı ayrı oylanıyor.

CHP’nin tutumu hemen netleşmeyebilir

Bu arada anayasa değişikliği ile ilgili Kılıçdaroğlu’nun yaptığı son açıklamanın “Acaba CHP evet mi diyecek?” sorularına da yol açmasının ardından parti yetkililerine göre konu bugünkü MYK’da ele alınacak ancak net bir karar bugün çıkmayabilir. Altılı masa liderlerinin istişare edebileceğini belirten yetkililer, CHP’nin temel görüşünün “anayasayı sürekli çiğneyen bir iktidar ile anayasa değişikliği yapılamayacağı” olduğuna işaret ediyorlar.

CHP’li kurmaylara göre anayasalarda iktidarın teklifinde yer verdiği şekilde bazı konularda bu kadar detaylı hükümlerin bulunması anayasanın ruhuna aykırı. Anayasaların genel ve özgürlükçü maddeler içermesi gerektiğini belirten yetkililer, zaten Türkiye’de yargıda çıkan sıkıntıların anayasadan kaynaklanmadığını ve uygulamanın yanlış gittiğini belirtiyor.

Buna örnek olarak basın ile ilgili anayasa maddesini, yani “Basın hürdür ve sansür edilemez” hükmünü örnek gösteren CHP’li bir yetkili, buna rağmen basınla ilgili uygulamadaki örneklerin bu maddeye aykırı olduğunu, her konu başlığının detaylı bir şekilde anayasalarda yer almasının söz konusu olamayacağını belirtiyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanlığı’na Yürüdü: Adalet İstiyoruz

CHP lideri Kılıçdaroğlu, milletvekilleri ile birlikte Adalet Bakanlığı önünde yaptığı açıklamada, “Siyasal iktidarın, polisin, savcının elini kolunu bağlamasını istemiyoruz. Ülkenin bu kadar derdi varken, bu kadar büyük acılar yaşarken siyasal iktidarın hâlâ ve hâlâ devlet aygıtını çalıştırmaması tahammül edecek bir durum değildir. Devletin kurumlarının çalışması lazım. Devleti yönetemiyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ne demek ya. İki yıldır biz bu meseleyi biliyoruz ne demek! İki yıldır kimin arkasına sakladınız, kimlerle fotoğraf çektirdiniz, fotoğraf çektirdikleriniz mi bu olayı kapatın diye baskı kuruyorlar? Devlet baskıların altında görev yapamaz. Adalet Bakanlığı’nın önüne gelmemin nedeni bu. Kızımız için, evlatlarımız için adalet istiyoruz.”

Bugün partisinin Meclis grubunu olağanüstü toplayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yaklaşık 20 dakika süren istişareler sonrası beraberindeki vekillerle birlikte Adalet Bakanlığı’na doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında konuşan Kılıçdaroğlu, özetle şu ifadeleri kullandı::

“Bereket versin gazeteciler var bu ülkede. Onlar haber yaptı da bizler de duyduk. Adalet Bakanlığı’nın önündeyiz. Adaleti sağlayacak olan kurumun önündeyiz.

Adalet Bakanlığı sessizliğini koruyor. Aile Bakanlığı’nın ne yaptığını kimse bilmiyor.

Bir de fotoroman var. Polislerin elini kolunu bağlamış durumda. Polislerin önüne kin engel olarak çıkıyor? Hangi gerekçeyle bu dosyaları kapatıyorlar? Güçlerini kimden alıyorlar? 6 yaşındaki bir evladımızın uğradığımız bu haksızlık karşısında kimler suskunluğunu koruyor? Ve ısrarlar koruyor suskunluğunu…

“Sesi olmak için geldim”

Bu evladımızın, bu kızımızın sesi olmak için geldim. Adalet istiyoruz biz. Bu bizim evladımız, bizim kızımız. Buradan bu evladımızın bu kızımıza seslenmek istiyorum.

84 milyon insan senin yüreğinle aynı acıyı paylaşıyor. Bu ülkenin sağcısı solcusu, inançlısı inaçsızı, Doğulusu Batılısı bu haksızlık karşısında öfkeleniyor. Bu ben bu öfkeyi dile getirmek için buradayım. Bizler hep birlikte bu haksızlığa karşı mücadele etmek zorundayız. Bu haksızlığa dayanamıyorum.

“Adalet istiyoruz”

Biz devletin görev yapmasını istiyoruz. Devletin nefes almasını istiyoruz. Devletin haksızlığı gizlememesini, haksızlığın üzerine gitmesini istiyoruz.

Adalet istiyoruz bu ülkede. Biz adaletsizlik karşısında susanın dilsiz şeytanlar olduğu bir ülke olmak istemiyoruz. Siyasi iktidarın polisin, savcının elini kolunu bağlamasını istemiyoruz.

Açık ve net söylüyorum. Devleti yönetemiyorlar. Haksızlıkları sindiriyorlar. Ne demek ya 2 yıldır biz bu meseleyi biliyoruz. İki yıldır kimlerle fotoğraf çektirdiniz. İki yıldır fotoğraf çektirdikleriniz mi size bu baskıyı kuruyorlar. Devlet baskıların altında göre yapamaz. Adalet Bakanlığı’nın önüne gelmemin nedeni budur.”

Kılıçdaroğlu: Bu devlet ayağa kalksın

Öte yandan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından da paylaşımda bulunarak Adalet Bakanlığı’nın harekete geçmediğini yazdı.

Twitter’da yaptığı paylaşımda Kılıçdaroğlu, şunları yazdı:

“Günlerdir kendimize gelemiyoruz. 6 yaşında bir bebeğe sistematik tecavüz edildi. Daha süt kokuyordu evladımız. Aile Bakanı, 2 yıldır meseleyi bildiklerini itiraf etti. Anlıyoruz ki Adalet Bakanlığı, tertibi gördüğü halde operasyon emri vermedi. Bu organize kötülüktür.

Bu operasyon yapılmadığı sürece, gerginlik artacak. Kızımıza seslenmek istiyorum: Yanındayız, hepimiz senden yanayız. 84 milyon, genci, yaşlısı, inançlısı, inançsızı, dindarı, ateisti hepimiz senin yanındayız kızım. Başı açığı, kapalısı, tüm gençler seninledir kızım!

Bu devlet ayağa kalksın! Yiğit polislerimiz operasyon için emir bekliyor!”

“6 yaşında gelin” olayı

6 yaşında evlendirilmesinin ardından yıllarca tecavüze uğradığını belirterek mahkemeye başvuran kızın durumu Türkiye’nin en önemli gündem maddesi oldu.

2002 yılında 6 yaşında iken babası tarafından 29 yaşındaki Kadir İstekli ile evlendirilen H.K.G., daha sonra yıllarca tecavüze uğradığını iddia etti.

İddiaya göre, Hiranur isimli bir vakfın yöneticisi olan baba, kızın evliliğini sürdürmesini sağladı.

Kızın suç duyurusu sonrası savcılığın hazırladığı iddianame ve dava dosyasına giren fotoğraflar, vahim bir durumu gözler önüne serdi.

Kabul edilen iddianamede Kadir İstekli hakkında 67 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası istenirken, baba Yusuf Ziya Gümüşel ve anne Fatıma Gümüşel hakkında 22 yıl 6 ay hapis cezası istendi.

Olay, Türkiye’nin tepkisini çeken, bakanlığın kıza destek için davaya müdahil olduğu ve tüm kesimlerden siyasileri ayağa kaldırdı.

Paylaşın

Altılı Masa, HDP’yle Uzlaşırsa Yüzde 55-60 Potansiyeli Var

2023’te yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerine sayılı günler kala, ‘millet’ ve ‘cumhur’ ittifaklarının oy oranları arasında uçurum olmadığı anketlere yansıyor. Birçok ankette partiler ve ittifakların oy oranı başa başa çıkıyor.

T24’ten Murat Sabuncu‘ya konuşan Bekir Ağırdır, oy oranları yüzde 31 ila 37-38 arasında değişse bile AKP’nin halen birinci olduğunu, CHP’nin araştırmalara bağlı olarak yüzde 22 ila 26-27 arasında değiştiğini kaydetti.

Ağırdır, AKP’ye oy verenlerin bir kısmının yaşam tarzları, dini inançları veya Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a duygusal bağları nedeniyle oy verdiğini, hataları gördüklerini ama güvenin ağır bastığını ifade etti. Ağırdır, AKP’ye oy veren diğer kesimlerin gerekçelerini sayarak oyların belirli bir seviyede tutulduğunu ancak daha fazla gerilemeyeceği anlamına gelmediğini kaydetti.

‘AKP – MHP yüzde 51 zor’

Ağırdır şöyle devam etti: “Öbür tarafın ne yapacağına bakıyorlar ama sonuçta MHP ile beraber baktığımız zaman AK Parti’ye işte 40-42 bandında bunu çok zorlasa bile 45 yapabilir ama 51 yapma ihtimali neredeyse yok. Çünkü o kopan insanlar yani AK Parti dediği 50’lerden hatta bir dönem tek başına 56’lara ulaştığı zamandan bugün 30’lara geldiyse kaybetmemiş değil yarı yarıya neredeyse kaybetmiş durumda. O kaybettiklerini de sadece fevri bir duyguyla kaybetmiş değil.”

‘Altılı masanın bir özelliği var’

Ağırdır, altılı masanın sosyal demokrat ve İslamcı gelenekten partilerin bulunduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “6’lı Masa’da bir sosyal demokrat parti var. İslamcı gelenekten gelen ama daha sonra dünyevileşmiş kesimleri temsil eden Deva, Gelecek gibiler var. Dindarları temsil eden ama dinin bu kadar siyasete araç edilmesine ya da yolsuzluğa itirazı olan Saadet Partisi gibi birisi var.

İyi Parti gibi daha geleneksel, daha milliyetçi ya da Atatürkçü değerlere yaslandığını iddia eden sol fikriyatla mesafeli olan ama kentli, metropollü başka bir sosyolojik kümenin partisi var. Dolayısıyla bir bakıma bu 6 partinin bir arada oluşu anlamlı ama eksik yani bakarsan 3 Türkiye analizine geri dönersek üçünü de temsil etmiyor. Kürtler yok orada. Problem orada.

‘HDP’yle uzlaşılırsa yüzde 55 – 60 potansiyeli var’

Dolayısıyla da bu itirazlardan ve gerçek hayatın sorunlarından iktidarın yorgunluklarından, hatalarından sonuç olarak 6’lı Masa’da işte 42-45 bandında ama AK Parti, MHP ortaklığının 51’e ulaşma şansı zor görünse de 6’lı Masa’nın eğer HDP ile ya da Kürtlerle bir uzlaşma dili yakalayabilirse, HDP ile konuşarak, uzlaşarak, ittifak yaparak, Kürtlerin ihtiyaç ve talepleri üzerinden yeni bir siyaset inşa ederek 55-60’a kadar çıkabilecek de bir potansiyeli var.

Çünkü bütün bu tartışmanın, bu sosyolojik analizlerin dışından baktığımızda gidişata memnuniyet ya da gidişattan rahatsızlık diye baktığımızda ama yönetim düzenine ama ekonomik gidişata ama ülkenin etrafındaki risklere, fırsatlara bakarak insanların kanaatlerine, toplumun kanaatlerine baktığımızda toplumun 3’te 2’si iktidarın karşısında ve gidişata itirazı var, 3’te 1’i de iktidarın yanında her şeye karşın.

‘AKP – MHP’nin oy potansiyeli…’

Demek ki 6’lı Masa’nın ve HDP’nin meselesi nasıl oy alırlar da da bu 3’te 2 potansiyeli bir araya getirecek doğru siyaseti örebilirler meselesi. Ama AK Parti, MHP açısından bakarsak onların böyle bir tercihi yok. Onlar zaten Kürtleri neredeyse gözden çıkarmış durumdalar. Gençleri zaten neredeyse gözden çıkarmış durumdalar.

Dolayısıyla diyelim maksimumda 50-51 gibi olan bir maksimum potansiyellerinin ne kadarını gerçek hayata sayıya çevirebilecekleri peşindeler. Halbuki muhalefet 65’lere yakın bir potansiyeli nasıl sayıya ve seçimde bir sonuca çevirebileceğinin yolunu bulmak durumunda. İkisi de aynı potansiyelden başlamıyor. O nedenle 6’lı Masa’ya daha çok odaklanıyoruz. HDP’nin söylediklerine daha yakından bakıyoruz. Çünkü oyunun gidişatını muhalefetin yaptıkları belirleyecek iktidarın yaptıkları değil.”

Paylaşın

CHP’nin Asgari Ücret Önerisi Belli Oldu: 10 Bin 128 TL

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, partisinin asgari ücret talebini 10 bin 128 lira olarak açıkladı. 7 Aralık’ta başlayan asgari ücret görüşmelerinin ikincisi 14 Aralık’ta olacak.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba partisinin asgari ücret talebini açıkladı. Ağbaba, partisinin 2023 asgari ücret talebini 10 bin 128 TL olarak açıkladı.

Ağbaba, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in asgari ücretin ortalama ücrete dönüştüğünü inkar ettiğini, asgari ücretle çalışanların oranını yüzde 38 olarak açıkladığını söyledi.

Ağbaba “Merkez Bankası’nın araştırmalarına göre Türkiye’de asgari ücret ve asgari ücret civarında çalışanların oranı yüzde 50. Bizi kıskanan Avrupa ülkelerinde asgari ücretle çalışanların ortalaması yüzde 9. Merkez Bankası’nın araştırmalarından açığa çıkan sonuç Türkiye, AKP iktidarı eliyle bir asgari ücret toplumuna dönüştürülmüştür” diye konuştu.

Asgari ücretin resmi enflasyon verilerine göre belirlendiğini hatırlatan Ağbaba, “Asgari ücret adı üstünde minimum ücrettir. Asgari ücret açlık ve yoksulluk ücreti değildir. Ülkenin ekonomik olarak büyüdüğünü iddia edenler, asgari ücretliyi bu büyümeden dışlayamazlar. İktidar asgari ücreti asla ve asla lütuf gibi sunamaz. Lütuf diye sundukları şey, açlık ve sefalet ücretidir” diyerek devam etti.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun etkisizleştirildiğini savunan Ağbaba, ayrıca “Asgari ücret belirlenirken resmi enflasyon dışında büyüme oranları göz önüne alınmalı, ekonomik büyümeden asgari ücretliye pay verilmelidir” dedi.

CHP’nin yanı sıra diğer siyasi partiler de asgari ücret taleplerini kamuoyuna açıklamıştı. HDP’nin asgari ücret önerisi 12 bin 500 lira olarak açıklanırken İYİ Parti ise asgari ücretin 9 bin 600 TL olması gerektiğini belirtmişti.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu ikinci toplantısını 14 Aralık’ta yapacak. Türk-iş asgari ücret pazarlığına 7 bin 785 TL’den başlayacağını belirtmişti. Bu rakam sendikalar tarafından eleştirilmişti.

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, “Asgari ücret için pazarlık 7 bin 785 lira açlık sınırından başlayacak. İşçinin memnun olmadığı bir rakamın altına imza atmayız” demişti.

Türk-İş’e göre Kasım ayında dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 25 bin 365 TL oldu. Aynı ay için açlık sınırı ise 7 bin 785 lira olarak hesaplandı.

DİSK, asgari ücretin en az 13 bin 200 lira olması gerektiğini belirtirken, Türk-İş de pazarlığı 7 bin 785 liradan açacaklarını açıkladı.

Asgari ücret nasıl belirleniyor?

Asgari ücreti, yasa gereği 5’er işçi, işveren ve hükümet temsilcisi olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor.

Bakanlığın belirlediği üyelerden birinin başkanlık ettiği komisyon, en az 10 üyenin katılımıyla toplanıp, oy çokluğuyla karar veriyor. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın çoğunluğu sağladığı kabul ediliyor.

Şu an için brüt 6 bin 471 TL, net 5 bin 500,35 TL

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Söylem Birliği Oluşturmadan ‘Aday’ Açıklamak Tehlikeli

‘Cumhurbaşkanı adayı neden açıklanmadı?’ sorusuna yanıt veren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Diyelim ki aday belli oldu. Daha hükümet programı üzerinde anlaşmamışız. Bir parti lideri ayrı açıklama yapacak, aday ayrı açıklama yapacak. Vatandaş demez mi ki, bunlar daha aralarında anlaşmamış.” dedi ve ekledi:

“Önce biz kendi programımızı oluşturacağız. Hepimiz aynı şeyi söylemeliyiz ki söylem birliği oluşsun. Bunları oluşturmadan aday belirlemek asla asla doğru olmaz. Bu çok tehlikeli bir şey, neyi nasıl yapacağımız konusunda anlaşmalıyız.”

Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Ayrıca sorun aday meselesi değil. Sorun sistemde. Devletin kurumlarını sağlıklı olarak oluşturursanız o zaman Ali gelir yönetir, Veli gelir yönetir. Bizim ikinci yüzyıla çağrı programında söylediğimiz neydi? Ülkenin sürekli bir kurtarıcı beklemek durumundan kurtarılması.

Bu devlet dediğiniz kurumun sağlıklı işleyişini sağlamamız lazım. Artık devletin kurumları sıcak siyasete alet olmamalı. Belçika’da iki yıl hükümet kurulamadı ama kimse devlet nerede demedi. Önemli olan sistemi oturtmak. Artık Türkiye bir daha bu tür krizlere girmesin.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Karar TV canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:

”Anayasada gayet açık hüküm var. Bütçeyi TBMM’de Cumhurbaşkanı sunar. Cumhurbaşkanının gelmesi ve kendi bütçesini savunması, eleştirileri dinlemesi ve eleştirilere yanıt vermesi lazım.

(Hüseyin Örs’ün saldırıya uğraması) Gerilimli bir siyasal atmosfer sadece siyasi partileri ve onların milletvekillerini değil sokaktaki vatandaşı da geriyor. Suçüstü halidir. Normalde Cumhuriyet Savcılığının harekete geçmesi lazım.

Biliyorsunuz otoyol ve köprülerde dolar, euro bazında fiyat belirlenmiş durumda. O fiyatlar yılda 4 kez yenilenirken asgari ücrette yılda 4 kez yenilensin ve ona göre işçiler ücret alsın diye talep var.

Devlette şu anda ikili bir yapı var. Saray bürokrasisi ve aşağıda bakanlıkların bürokrasisi. Bunların arası kopuk. Garip bir devlet yapısı çıktı ortaya.

Diyelim ki bu üç harfli firmalar, fiyatları yükselterek kendi aralarında bir iş birliği yapmışlarsa Rekabet Kurumu var. Rekabeti bozucu eylem içindelerse zaten ceza verilecek. Bunları yapmıyorsunuz, intikam alıyorsunuz.  Bu durum devlet yönetimindeki acziyeti gösteriyor

”Enflasyonda artış sürüyor”

Hayatın gerçeği şu, ben bir tüketici olarak markete gittiğimde domatesin fiyatı düşmediyse enflasyon düşmemiş demektir. İşin özeti vatandaş markete manava gittiğinde fiyatların düşüp düşmediğidir. O düşme fiyat artış hızının yavaşlaması anlamına geliyor. Enflasyonda artış sürüyor.

Üretici fiyat endeksiyle tüketici fiyat endeksi arasında uçurum var. Üretici maliyeti çok yüksek yüzde yüzün üzerinde. Sonuçta üreten kişi üzerine kar ekleyip bunu yansıtmak zorunda. Fiyatlar mecburen yükselecek. Hayatın gerçeği fiyatın düşmediğini markette pazarda göreceksiniz.

“Erdoğan, yine başörtüsünü istismar etme yolunu seçti”

Önce hazırladıkları teklifi görmemiz lazım. İçinde başka maddeler var mı yok mu bunlara bakacağız. Kadının kılık kıyafetiyle siyaset uğraşmamalı. Biz siyasetin istismar etmemesi için kanun teklifi verdik. Onlar anayasa teklifi verelim dediler. Getirdikleri anayasa teklifini göreceğiz.

Önce kendi içimizde gelen teklife bakacağız. İlla karşı çıkalım şeklinde hareket etmiyoruz. Biz sorunu Türkiye’nin gündeminden çıkarmak istiyoruz. Türkiye’nin gündemi bu olmamalı. Ülkeyi nasıl büyütmeliyiz ülkenin gündemi bu olmalı. O yapay sorundan Türkiye’yi çıkarmak istiyoruz. Eğer bizim dediğimizi yapıyorlarsa memnun oluruz.

Erdoğan bizim teklifimizin üzerine anayasa çıkışıyla gelerek, yine başörtüsünü istismar etme yolunu seçti. Vay sen nasıl başörtülülerin kılık kıyafetiyle uğraşmıyorsun diyor. Niye itiraz etmiyorsun diyor. Bizim amacımız bu alanı tümüyle siyasetin dışına çıkarmak. Ben eminim ki bu teklifin içinde bir değil bir kaç madde olacak.

Erdoğan ben nasıl bunu siyasete malzeme yaparım diye düşünüyordur. Orban’ın Macaristan’da yaptığını Türkiye’de yapmak istiyor. Kaç madde geleceğini bilmiyoruz. Geldikten sonra ona göre karar vereceğiz. Bizim yasal önerimize ters düşmüyorsa altına imza atarız. Referanduma götüremezler. Başörtüsüne itiraz eden yok ki.

“Neyi nasıl yapacağımız konusunda anlaşmalıyız”

Diyelim ki aday belli oldu. Daha hükümet programı üzerinde anlaşmamışız. Bir parti lideri ayrı açıklama yapacak, aday ayrı açıklama yapacak. Vatandaş demez mi ki, bunlar daha aralarında anlaşmamış. Önce biz kendi programımızı oluşturacağız. Hepimiz aynı şeyi söylemeliyiz ki söylem birliği oluşsun. Bunları oluşturmadan aday belirlemek asla asla doğru olmaz. Bu çok tehlikeli bir şey, neyi nasıl yapacağımız konusunda anlaşmalıyız.

Ayrıca sorun aday meselesi değil. Sorun sistemde. Devletin kurumlarını sağlıklı olarak oluşturursanız o zaman Ali gelir yönetir Veli gelir yönetir. Bizim ikinci yüzyıla çağrı programında söylediğimiz neydi? Ülkenin sürekli bir kurtarıcı beklemek durumundan kurtarılması. Bu devlet dediğiniz kurumun sağlıklı işleyişini sağlamamız lazım. Artık devletin kurumları sıcak siyasete alet olmamalı.

Belçika’da iki yıl hükümet kurulamadı ama kimse devlet nerede demedi. Önemli olan sistemi oturtmak. Artık Türkiye bir daha bu tür krizlere girmesin. Bu ülkenin o kadar nitelikli insanları var ki… Merkez Bankası’nın başına getireceğiniz kişi hem para hem ekonomi politikasını izleyecek. Plan yapacaksınız o planlar bir saat gibi çalışacak. Vatandaş kolundaki akrep ve yelkovanı görür. Akrep ve yelkovanın arasında bir mekanizma var, sürekli dönen çarklar var.

İşte o çarklar devlettir. O çarkların birisi Merkez Bankası’dır, birisi planlamadır, birisi Hazine’dir, birisi Dışişleri Bakanlığı’dır. Bunların tamamımın aynı hedefe kilitlenmesi ve aynı politikayı değişik yerlerde yapmaları gerekiyor. Bunu yapacak olan bürokrasidir. Talimatı verecek olan da siyaset kurumudur. O mekanizmalar bozuldu, akreple yelkovanda doğrusu göstermiyor. Biz hem mekanizmayı düzeltmek istiyoruz hem de akreple yelkovan doğruyu göstersin istiyoruz.

“En yetenekli insanlarımızı dışarıya kaptırıyoruz”

Dünya farklı bir evreye geldi, Türkiye’nin bunu yakalaması lazım. Bizde de nitelikli bilim insanları var. Türkiye’nin yeni bir anlayışla yönetilmesi lazım. Bilgiye önem vermesi lazım. Üniversiteleri bilgi üretmeyen bir toplumun büyüme şansı yok. Giderek vasatlaşan bir üniversite yapımız var.

Boğaziçi Üniversitesi’ni mahvettiler. Odaklanmamız gereken bu, bilgi olmadan hiçbir şey olmuyor. Biz kısır tartışmaların içerisindeyiz. Biz 250 bin dolara ev alana vatandaşlık veriyoruz. İngiltere de şöyle yapıyor; dünyanın en iyi 50 üniversitesinden birinden mezun ol sana vatandaşlık vereyim. Biz en yetenekli insanlarımızı dışarıya kaptırıyoruz.

‘Gönüllü olarak bize destek veriyorlar”

Bu bilinçli bir tercihti. Gelmeleri, kalmaları, ağırlanmaları birer masraf. Hazine’den bize gelen bir kaynak var ve bunu da en verimli şekilde kullanacağız. Gönüllü olarak bize destek veriyorlar. Teknolojinin bize sağladıklarını kullanmamız lazım. Daron Acemoğlu Amerika’dan bizimle bağlantı yapıp sunum yapabiliyor. Teknolojisinin nasıl kullanıldığını da görmek lazım.

Sevgili Peygamberimiz ilim Çin’de bile olsa gidin diyor. Erdoğan bunu bilmiyor mu? Jeremy Rifkin, Merkel’e danışmanlık yaptı. Çin’e danışmanlık yaptı. Şimdi de benim baş danışmanım. Bunun kıskanılacak bir tarafı yok. Erdoğan’ın ‘Helal olsun’ demesi lazım.”

Paylaşın

“Gençlik ve Spor Bakanlığı Ölülere Yüzme Öğretmiş” İddiası

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Yüzme Bilmeyen Kalmasın Projesi kapsamında yüzme öğretilen 5 milyon kişinin arasında yatağa bağımlı kişiler, iki aylık bebekler ve ölmüş vatandaşlar olduğunu öne sürdü. 

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bütçe maratonu sürüyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerine Yüzme Bilmeyen Kalmasın Projesi’yle ilgili bir iddia damga vurdu.

CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, proje kapsamında portatif şişme havuzlarda 5 milyon kişiye yüzme öğretildiği bilgisinin verildiğini ama bu kişiler arasında yatağa bağımlı kişiler, iki aylık bebekler, hatta ölmüş vatandaşların olduğunu öne sürdü.

Sözcü’nün haberine göre, Mustafa Adıgüzel, Gençlik Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu’na “Sahte veri girişi yaparak kamuoyunu yanıltmak ve kişisel verileri izinsiz kullanmak yakışıyor mu?” diye sordu.

Pandemi döneminde 5 milyon kişi

Yüzme Bilmeyen Kalmasın Projesi çok enteresan. Portatif şişme havuzlarda hem de pandemi döneminde tam 5 milyon kişiye yüzme öğretilmiş. İki kişinin el ele tutuşup bir araya gelmekten çekindiği bir dönemde şişme havuzlarda 5 milyon kişi yüzme öğrenmiş.

İl müdürlerine talimat gitti

Gerçek ise öyle değil. Spor il müdürlerine talimat gitti, okullardan, nüfus müdürlüklerinden, birçok spor kulübünden listeler gitti. Bu listede yatağa bağımlı insanlar var. İki aylık çocuklar var. Ölmüş insanlar var. Bir derneğe üye eczacı hanımın, yüzme öğrendiğinden haberi yok.

Kimlere ne kadar kaynak aktardınız

Bunları hiçbirinin yüzme öğrendiğinden haberi yok. Okulların yüzme öğrencileri de dâhil edilmiş; her türlü fırıldak var. Bir bakana sahte veri girişi yaparak kamuoyunu yanıltmak ve kişisel verileri izinsiz kullanmak yakışıyor mu? Hangi yandaş vakıf, dernek ve gruplara ne kadar kaynak aktardınız?

Paylaşın

“CHP’de 40’a Yakın İl Başkanı İstifa Hazırlığında” İddiası

Türkiye hızlı bir şekilde 2023’te yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimine giderken, Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) de adaylık çalışmaları başladı. İddialara göre çok sayıda il ve ilçe başkanı, milletvekili aday adaylığı için genel merkezin nabzını yokluyor. 40’a yakın il başkanının istifaya karar vermesi bekleniyor. 

CHP Genel Merkezi’nin, 22 Kasım’da il ve ilçe başkanlıklarına gönderdiği genelgede, milletvekili aday adayı olmak isteyen il ve ilçe başkanlarının istifa dilekçelerini 5 Aralık ile 26 Aralık tarihleri arasında parti genel sekreterliğine iletmeleri istenmişti.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre, il ve ilçe başkanlarına tanınan süre dün başlarken, milletvekili adayı olmak isteyen il ve ilçe başkanları da genel merkezde adaylık kulisi yürütmeye başladı. Edinilen bilgiye göre çok sayıda il ve ilçe başkanı, milletvekili aday adaylığı için genel merkezin nabzını yokluyor. 40’a yakın il başkanının istifaya karar vermesi bekleniyor. İstifa edecek il ve ilçe başkanlarının dilekçelerini 26 Aralık tarihine birkaç gün kala genel merkeze ileteceği ifade ediliyor.

Atama yöntemine Kılıçdaroğlu karar verecek

İstifa eden il başkanlarının yerine yapılacak görevlendirmede ise iki yöntem üzerinde duruluyor. Parti tüzüğüne göre il yönetim kurulları kendi içinden bir üyeyi başkan olarak seçebiliyor. Yine parti tüzüğüne göre 26 Aralık tarihi itibariyle, seçime 6 aydan az bir süre kalmış olacağı için genel başkan tarafından doğrudan atama yapılabiliyor. İstifa eden başkanların yerine hangi yöntemle görevlendirme yapılacağına Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu karar verecek.

Kaftancıoğlu aday olamıyor

Bu arada CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun durumu ise merak konusu olmaya devam ediyor. Yargıtay, 14 Haziran 2022’de CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun siyasi parti üyeliğini düşürmüş ve kararı CHP Genel Merkezi’ne iletmişti. Kaftancıoğlu, fiili olarak il başkanlığı görevini yürütse de siyasi yasağı bulunduğu için milletvekili adayı olamıyor.

Paylaşın

CHP’nin ‘İkinci Yüzyıla Çağrı Toplantısı’ Beklenen Etkiyi Yarattı Mı?

Prof. Dr. Hurşit Güneş’e göre bu toplantı ile CHP’nin ‘partinin iktisatçı kadroları yok’ eleştirilerine yanıt verdiğini dile getiriyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ise CHP’nin ortaya koyduğu somut projelerle yurttaşların beklentilerini karşıladıkları görüşünde.

Konsensus Araştırma Başkanı Murat Sarı da bu toplantının CHP seçmenini heyecanlandırdığı ve seçmen tarafından iktidara yürüyüş olarak algılandığı düşüncesinde.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘3 Aralık’ı bekleyin’ diyerek işaret ettiği “İkinci Yüzyıla Çağrı” toplantısının yankıları sürüyor.

Başta ekonomi olmak üzere teknoloji, sanayi, eğitim, tarımdaki temel sorunların çözümüne dair projelerin anlatıldığı toplantıda konuşmacı olan bilim insanlarının Türkiye’deki yerel meselelere uzak konuşmalar yaptığı ve beklenen etkiyi yaratıp yaratmadığı tartışma konusu.

Ana muhalefet partisinin, Türkiye ekonomisi ve diğer pek çok alanda yürütüğü çalışmalar ne kadar gelecek vaad ediyor?

Euronews Türkçe’den Dilek Gül’ün haberine göre, Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü üyesi Prof. Dr. Hurşit Güneş, CHP’nin Vizyon toplantısını ‘başarılı’ bulanlardan. Güneş, “CHP’nin böyle bir toplantıyı yapması, kıymetli iktisatçıları dinliyor olması ve bunu da kendi siyasal tabanı ile paylaşması ekonomik sorunlara duyarlı olduğunu gösterir” diyor.

Prof. Dr. Hurşit Güneş, bilim insanlarının yaptığı konuşmaların CHP’nin siyasetinin bir parçası olmadığını belirterek ‘siyaset üstü bir çerçeve çizildiğine’ vurgu yapıyor:

“Bu programda Hacer Fogo ve Selin Sayek Böke’nin konuşmalarının dışındaki konuşmalar partili değil. Akademisyenler kendi görüşlerini ifade ettiler, partinin görüşleri değil. Nitekim bu konuda da düzeltme yaptılar, bunlar siyaset üstü ve siyasetimizin bir parçası değil dediler. CHP sadece bu isimlerden yararlanılmasını kamuoyuna sundu. Hakan Kara, Daron Acemoğlu başka siyasi partilerin ekonomik hazırlıklarında da yer aldı. Mesela, oralarda doğrudan katkıda bulundu Acemoğlu. Burada ise bir konuşma yaptı sadece. Toplantıda Hacer Fogo yoksulluk ile ilgili CHP’nin öteden beri savunduğu aile sigortası kavramını yeniden öne çıkardı. Selin Sayek Böke de yaptığı heyecanlı konuşmayla CHP’nin bundan böyle uygulayacağı politikalarda kamuoyunun önde olacağını vurguladı”

Prof. Dr. Güneş, CHP’nin ekonomide neoliberal politikaları desteklediğine dair yapılan eleştirilere de katılmadığını belirtiyor:

“Kemal Beyin yaptığı konuşma siyasiydi. Yeşil ekonomiyi savunmak liberal mi? Jeremy Rifkin’den dolayı bu yorumlar yapılıyor fakat Rifkin bir akademisyen ve bizim toplantımızda konuşma yapması, katkıda bulunması olumlu, güzel. Halihazırda eleştiriler var fakat CHP’nin böyle bir toplantıyı yapması ekonomik sorunlara duyarlı olduğunu gösterir, kıymetli iktisatçıları dinliyor olması ve bunu da kendi siyasal tabanı ile paylaşması gayet olumlu değerlendirilmeli. Buradan Nobel ekonomi ödülü beklenmemeli, buradan Türkiye Amerika’nın da üstünde kalkınmış olacak denilmemeli. CHP değerli bir adım attı. İyi bir toplantı oldu, ama artık abartılmamalı.”

Prof. Dr. Hurşit Güneş’e göre bu toplantı ile CHP’nin ‘partinin iktisatçı kadroları yok’ eleştirilerine yanıt verdiğini dile getiriyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ise CHP’nin ortaya koyduğu somut projelerle yurttaşların beklentilerini karşıladıkları görüşünde. Gökçen, CHP’nin bugünü gören, geleceği doğru tasarlayan ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden halkçı bir siyasetten yana tercihini koyduğunu dile getiriyor:

“Yurttaşlarımızın bizden bir beklentisi vardı. Somut, net ve titizce çalışılmış projeler ve bütüncül bir tablo çizilmesi. Önümüzde şu tercih var: halktan kopuk, sorun çözmek yerine sorun yaratan, ayrımcı ve seviyeden uzak bir siyaset mi? Yoksa bugünü gören, geleceği doğru tasarlayan ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden halkçı bir siyaset mi? Kişileri tartışan bir anlayış mı, yoksa halkın sorunlarını çözecek bir sistem kurmak mı? Uyuşturucu parasına muhtaç bir anlayış mı, temiz parayla kalkındırma iradesi mi? Cumhuriyet Halk Partisi olarak “buradayız ve tercihimiz belli” dedik bu toplantıyla”

İkinci Yüzyıla Çağrı toplantısı hem teknik yanı güçlü, hem de siyasi tercihini ayrıntılarıyla ortaya koyan bir etkinlik olduğunu belirten CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçen, bu içeriğin uzun süredir yapılan saha çalışmaları, ziyaret ve toplantılar, akademisyenler ve yurttaşlardan gelen önerilerden süzülerek oluştuğunun altını çiziyor.

Toplantıda kamunun ekonomideki rolünün yeniden tarif edildiğini söyleyen Gökçen, sömürü düzenine yönelik yapılan ağır eleştiriler, güvenceli istihdam ve kimseyi geride bırakmama vurgusu, uzaktan çalışanın offline olma hakkı, beyaz yakalının mesai ücreti, teknolojinin elitlerin tekelinden çıkarılması ve de çok kazananın çok vergi vermesi gibi birçok noktanın atlandığını kanaatinde.

Konsensus Araştırma Başkanı Murat Sarı da bu toplantının CHP seçmenini heyecanlandırdığı ve seçmen tarafından iktidara yürüyüş olarak algılandığı düşüncesinde.

“Bence bu toplantı CHP seçmenini heyecanlandırdı ve sanki iktidara yürüyüş olarak algılandı. Ve önümüzdeki süreç içerisinde bu teorik donelerin altının doldurulacağını düşünüyorum. CHP, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizden nasıl çıkacağının yol haritasını verdi, vaatlerinin altını doldurdu. Ben CHP’nin ekonomide neoliberal politikalara yöneleceğini düşünmüyorum, çünkü konuşmalarda ‘halk’ vurgusu çokça yapıldı. Neoliberal politikada halk yoktur. CHP iktidara gelirse ekonomiyi nasıl düzelteceğinin ilk emarelerini verdi. Kaldı ki iktidar çok eleştiriyor ama bu toplantı çok üst düzey. Bu yeşil dönüşümü kaçırmayalım vurgusu bence önemliydi.”

Konsensus Araştırma Başkanı Sarı, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendi liderliğini ortaya koyarak seçim startı verdiğini de sözlerine ekliyor: Bu toplantı ile Kemal Kılıçdaroğlu seçim startı verdi. Kendi liderliğini de bu kadar üst düzey bilim insanını bir araya getirip aynı toplantıda konuşturarak ortaya koydu. Yani ‘ben bunlarla çalışıyorum’ diyor. Bu aşamada ortakları var, onların da görüşlerini alması gerekiyor… Ama liderliğini kesin olarak gösterdi.

Paylaşın