Araştırma: Balıklar Yakalandıktan Sonra 20 Dakika Boyunca Yoğun Acı Çekiyor

Yakın zamanda yayınlanan bir araştırma, beslenmek için avlanıp öldürülen balıkların, boğma gibi yöntemlerle öldürüldüklerinde, 2 ila 20 dakika arasında dayanılmaz bir acı çektiğini ortaya koydu.

Scientific Reports adlı akademik dergide yayımlanan araştırma, balıkların kesim sırasında yaşadığı gizli acıyı ortaya koyuyor ve onların refahını iyileştirmek için çözümler sunuyor.

Araştırmacılar, bu bulguların her yıl insan tüketimi için öldürülen 2,2 trilyon vahşi ve 171 milyar çiftlik balığının refahını iyileştirmeye yardımcı olacağını umuyor.

Çalışmada bilim insanları, balıkların havayla boğulması diye adlandırılan yaygın bir kesim yöntemine odaklandı. Hayvan refahı grupları, bu süreçte balıkların bilincini kaybetmesi için önemli miktarda zaman geçmesi nedeniyle, balıkları oksijensiz bırakmayı içeren bu yöntemi insanlık dışı diye niteledi.

Araştırmacılar, gökkuşağı alabalığının bu süreçte ortalama 10 dakika boyunca şiddetli acı çektiğini ve balıkların boyutu ve su sıcaklığı gibi faktörlere göre bu sürenin 2 ila 22 dakika olduğunu tespit etti.

“Boğulma sırasında ortaya çıkan stres tepkilerini inceleyen araştırmalar doğrultusunda, her alabalığın 10 dakika orta ila şiddetli acı çektiğini tahmin ediyoruz” diye yazdılar.

Çalışma, balıkların yakalandıktan sonra buzlu suda soğutulmasının daha da büyük bir acı yüküne neden olabileceği uyarısında bulundu. “Metabolik süreçleri yavaşlatarak, düşük sıcaklıklar bilinç kaybına kadar geçen süreyi uzatabilir” diye belirtildi.

Diğer müdahalelere bakıldığında araştırmacılar, doğru uygulandığında elektrikle bayıltmanın, balıkların kesilmesi için harcanan her ABD doları başına balıkların yaşadığı orta ila aşırı ağrıyı 1 ila 20 saat önleyebileceğini buldu.

Araştırmacılar, özel cihazlarla hayvanın kafasına darbeyi içeren vurarak bayıltma adlı başka bir yöntemin balıkları fazla acı çekmeden hızlıca öldürebildiğini ancak “uygulama zorluklarının” bulunduğunu belirtti. Nakliye sırasında balıkların sıkışık tutulması gibi diğer kesim öncesi uygulamaların balıkların daha da fazla acı çekmesine neden olabileceğini eklediler.

Çalışma ayrıca, hayvanların çeşitli acı veya refah durumlarında geçirdiği toplam süreyi tahmin ederek hayvan refahını ölçen yöntem Refah Ayak İzi Çerçevesi’nin kullanımını da vurguladı.

Bu yöntem, farklı hayvan refahı müdahaleleri arasında doğrudan karşılaştırma yapmak için zaman bazlı değerleri öznel deneyimlere uyguluyor.

Çalışmanın yazarlarından Wladimir Alonso, “Refah Ayak İzi Çerçevesi, hayvan refahını değerlendirmek için titiz ve şeffaf, kanıta dayalı bir yaklaşım sunuyor ve en büyük etkiyi elde etmek adına kaynakların nereye tahsis edileceğine dair bilinçli kararlar alınmasını sağlıyor” dedi.

Bu bulgular, maliyet-fayda kararlarına rehberlik etmek ve alabalık kesim düzenlemeleri ve uygulamaları hakkında bilgi vermek için şeffaf, kanıta dayalı ve karşılaştırılabilir ölçütler sağlıyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Doğanın Bir Gizemi Daha Çözüldü: Balıklar Yüzerken Neden Aşağı Bakıyor?

Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer alan Northwestern Üniversitesi’nden bilim insanları, doğanın bir gizemini daha çözmenin mutluluğunu yaşıyor: Balıklar yüzerken neden aşağı bakar?

Northwestern Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, bunun sebebinin balıkların akıntıya karşı yüzdüklerinde dengede durmalarını sağlaması olduğunu doğruladı.

Balıklar nehir yatağına bakarak, yüzdükleri yönü ve hızlarını daha iyi algılıyor. Çevredeki diğer balıklara, bitkilere veya döküntülere odaklanmak, onlara yanlış bir yön duygusu verebilir.

Araştırmanın başındaki Emma Alexander şunları söyledi:

“Bu, hareket etmeyen bir tren vagonunda oturmaya benziyor. Treninizin yanındaki trenin istasyondan uzaklaşmaya başlaması sizi de kandırarak hareket ettiğinizi düşünmenize yol açabilir.

Diğer trenin görsel işareti o kadar güçlüdür ki diğer tüm duyularınızın size hareketsiz oturduğunuzu söylediği gerçeğine baskın gelir. Bu, balıklarda çalıştığımız olgunun tamamen aynısı. Balıkların üstünde birçok yanıltıcı hareket işareti var fakat en bol ve güvenilir sinyaller nehrin dibinden geliyor.”

Çalışma, laboratuvarlar yerine Hindistan’daki kendi doğal çevrelerinde zebra balıklarına odaklandı.

Northwestern’deki McCormick Mühendislik Fakültesi’nden bilgisayar bilimleri yardımcı doçenti Alexander şunları söyledi:

“Balıkların altlarındaki harekete üstlerindeki harekete göre daha güçlü tepki verdiği kısa süre önce keşfedildi. Bu gizemi araştırmak ve nedenini anlamak istedik.

Çalıştığımız birçok zebra balığı laboratuvar tanklarında büyüyor fakat beyinlerinin ve davranışlarının gelişimini doğal yaşam alanları şekillendirdi. Bu nedenle organizmanın geliştiği bağlamı araştırmak için kaynağa geri dönmemiz gerekiyordu.”

Araştırmacılardan oluşan ekip, Hindistan genelinde zebra balıklarının yaşadığı sığ nehirlerin bulunduğu 7 bölgeyi ziyaret etti.

Uzaktan kumandalı robotik bir kola bağlı su geçirmez bir dalış çantasının içinde 360 derecelik bir kamera kullanan araştırmacılar, kamerayı suya daldırdı ve balıkları izledi.

Araştırmacılar bu davranışın, balıkların akıntıya karşı yüzerken kendilerini dengede tutabilmek için geliştirdiği bir adaptasyon davranışı olduğu sonucuna vardı.

Araştırma Current Biology adlı akademik dergide yayımlandı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Dişi Doğan Ama Sonradan Erkeğe Dönüşen Balık Türü Keşfedildi

Bilim insanları, hayata dişi olarak başlıyor, olgunlaşınca erkeğe dönüşen ve çok daha renkli hale gelen bir balık türü keşfetti. Bu türün erkekleri, muhtemelen dişileri etkilemek için çiftleşme mevsimi boyunca çarpıcı renklere bürünüyor.

Öte yandan bu olgu, deniz canlılarında ilk kez görülmüyor. Parlak renklere sahip olduğu için genelde “gökkuşağı balıkları” diye anılan çoğu balığın sonradan cinsiyet değiştirdiği biliniyor.

Maldivler’in çevresinde, Hint Okyanusu’nun derinliklerinde araştırma yapan bilim insanları, dişi doğan ama sonradan erkeğe dönüşen yeni bir balık türü keşfetti.

Latince Cirrhilabrus finifenmaa adı verilen parlak ve rengarek balık, Maldivli bir bilim insanı tarafından tanımlanan ilk tür oldu. Keşfin arkasında Maldivler Deniz Araştırmaları Enstitüsü’nden Ahmed Najeeb yer aldı.

Uzmanlara göre bu balıklar, yaşlandıkça görünüşlerini ve cinsiyetlerini değiştiriyor. Hayata dişi olarak başlıyor, olgunlaşınca erkeğe dönüşüyor ve çok daha renkli hale geliyor. Erkekler, muhtemelen dişileri etkilemek için çiftleşme mevsimi boyunca çarpıcı renklere bürünüyor.

Öte yandan bu olgu, deniz canlılarında ilk kez görülmüyor. Parlak renklere sahip olduğu için genelde “gökkuşağı balıkları” diye anılan çoğu balığın sonradan cinsiyet değiştirdiği biliniyor.

The Guardian’a göre parmak boyundaki Cirrhilabrus finifenmaa balıkları sürüler halinde yüzüyor ama yüzeye yakın mercan resiflerine çıkmaya cesaret edemiyor.

Yaklaşık 150 metre derinliğe kadar dağılan bu balıklar, güneşli sığ alanlar ve karanlık derinlikler arasında uzanan mezopotik (alacakaranlık) bölgede tespit edilen birçok türden biri.

Avustralya Müze Araştırma Enstitüsü’nde doktora sonrası araştırmacı Yi-Kai Tea, “Mezofotik bölge, mercan resiflerinde en az araştırılan bölgelerden biri” diye konuştu: Bu tuhaf bir derinlik. Denizaltılarla araştırma yapmak için yeterince derin değil, geleneksel tüplü tekniklerle dalış için de fazla derin.

Araştırma ekibi, mezopotik bölgeyi fotoğraflamak ve örnek toplamak için tüplü dalgıçların yaptığı gibi doğrudan suya baloncuklar üflemek yerine, solunan havayı yeniden dolaştıran özel dalış ekipmanları kullandı.

Bu teknikle dalgıçların 100 metreye kadar dalabilmesine olanak tanınıyor.

Hakemli bilimsel dergi Zoo Keys’te yayımlanan araştırmanın başyazarı Luiz Rocha, “Kimse bu suları Maldiv halkından daha iyi bilemez” ifadelerini kullandı: Yerli araştırmacılar ve dalgıçlarla işbirliği içinde daha güçlü olduk. Ada halkının resiflerini birlikte öğrenmek ve korumak için ilişkilerimizi sürdürmekten heyecan duyuyorum.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın