Anayasa Mahkemesi’ne Yaklaşık 520 Bin Başvuru!

Anayasa Mahkemesi’ne 23 Eylül 2012 ile 30 Haziran 2023 arasında 519 bin 539 bireysel başvuru yapıldı. Başvurulardan 400 bin 877’sini karara bağlayan Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 77,2 oldu. Derdest dosya sayısı ise 118 bin 662 olarak kayıtlara geçti.

Sonuçlandırılan başvurulardan 314 bin 716’sında kabul edilemezlik kararı veren Anayasa Mahkemesi, 70 bin 58 başvuruda en az bir hakkın ihlal edildiğine, 1166 başvuruda hak ihlali olmadığına karar verdi.

Yüksek Mahkeme, 1551 başvuruda diğer, 13 bin 386 başvuruda idari ret kararları aldı. Bu yılın ilk döneminde mahkemeye yapılan başvuru sayısı ise 48 bin 601 oldu. Bu başvurulardan 25 bin 860’ı sonuçlandırıldı.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 23 Eylül 2012 ile 30 Haziran 2023 dönemine ait bireysel başvuru istatistikleri, artan hak ihlalleri ile hukuk dışı uygulamalara ayna tuttu.

BirGün’ün haberine göre, Yüksek Mahkeme’ye bireysel başvuru hakkının getirildiği 23 Eylül 2012’den bu yana yaklaşık 520 bin başvuru yapıldı. Başvurulardan 400 bin 877’si sonuçlandırdı. Bu yılın ilk yarısında ise Yüksek Mahkeme’ye 48 bin bireysel başvuru yapıldı.

AYM’nin 23 Eylül 2012 ile 30 Haziran 2023 dönemine ait bireysel başvuru istatistikleri, kurumun internet sitesinde ilan edildi. Buna göre, Anayasa Mahkemesine belirtilen dönemde 519 bin 539 bireysel başvuru yapıldı. Başvurulardan 400 bin 877’sini karara bağlayan Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 77,2 oldu. Derdest dosya sayısı ise 118 bin 662 olarak kayıtlara geçti.

Sonuçlandırılan başvurulardan 314 bin 716’sında kabul edilemezlik kararı veren Anayasa Mahkemesi, 70 bin 58 başvuruda en az bir hakkın ihlal edildiğine, 1166 başvuruda hak ihlali olmadığına karar verdi. Yüksek Mahkeme, 1551 başvuruda diğer, 13 bin 386 başvuruda idari ret kararları aldı. Bu yılın ilk döneminde mahkemeye yapılan başvuru sayısı ise 48 bin 601 oldu. Bu başvurulardan 25 bin 860’ı sonuçlandırıldı.

AYM’den dikkat çeken karar

AYM, 2 yıl veya daha az süreli hapis cezaları veya adli para cezalarında ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılabileceği’ (HAGB) yönündeki uygulamayı, Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etti.

Trabzon 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi, uygulamaya ilişkin Yüksek Mahkeme’ye başvurdu. Başvuruyu değerlendiren AYM, iptal kararı verdi.

Kararda, “HAGB kurumunun kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi anlamında işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlar bakımından uygulanmayacağına dair yasal düzenlemenin bulunmadığı görülmüş; ceza mahkemelerinin uygulamalarının da bu sorunu çözemediği anlaşılmıştır” ifadeleri de yer aldı. Karar, 1 yıl sonra yürürlüğe girecek.

Kararın verilmesini sağlayan başvuruda özetle, mağdurlar açısından yeterli giderim sağlamadığı, faillerin cezadan muaf tutulmasına yol açtığı ve devletin kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme şeklindeki yükümlülüğünü yerine getiremediği belirtilmişti.

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Engellendi: Onlarca Gözaltı

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 956. hafta eylemi Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararına rağmen yine polis tarafından engellendi. Edinilen bilgilere göre en az 47 kişiyi gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri/İnsanları, 957. hafta eylemlerinde yine polis tarafından engellendi.

Meydana yürüyen Cumartesi Anneleri/İnsanları’na müdahale eden polis, en az 47 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlardan isimleri öğrenilenler şöyle:

Hanife Yıldız, İkbal Eren, Besna Tosun, Maside Ocak, Ayşe Gülen Eyi, Mikail Kırbayır, İrfan Bilgin, Ali Tosun, Hüseyin Ocak, Eren Keskin, Gülseren Yoleri, Ümit Efe, Hüseyin Küçükbalaban, Sevinç Koçak, Gülseren Yoleri.

Sosyal medya hesaplarından açıklama yapan Cumartesi Anneleri/İnsanları şöyle dedi: Anayasa’nın emredici hükümlerini uygulayın; keyfi ve dayanaksız iddialarla, hukuk dışı yöntemlerle Cumartesi Annelerini engellemeye son verin!

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi’ndeki Demirtaş Görüşmesine “Üye” Engeli: Hazırlanamadım

Anayasa Mahkemesi (AYM), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına rağmen tahliye edilmeyen ve ikinci kez tutuklanan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın başvurusunun görüşülmesini bir üyenin “Dosyaya hazırlanamadım” demesi üzerine erteledi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), önümüzdeki toplantıda eğer ihlal kararı verirse 6 yıl 8 ay 21 gündür cezaevinde olan Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi gündeme gelecek.

AİHM kararının uygulanmaması nedeniyle Türkiye’yi izlemeye alan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Demirtaş’ın serbest bırakılması için Eylül ayına karar süre vermişti. Komite, bu süre içinde tahliye kararı gelmemesi halinde “yeni önlemler” alacağı uyarısında bulunmuştu.

Anayasa Mahkemesi, 6 yıl 8 ay 21 gündür cezaevinde olan eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ikinci tutukluluğu ve bunun ardından gelen AİHM Büyük Dairesi’nin ihlal kararının uygulanmamasına ilişkin yaptığı bireysel başvuruyu gündemine aldı.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın aktardığına göre; Toplantı sırasında bir üyenin “Dosyaya hazırlanamadım” demesi üzerine görüşme ileri bir tarihe ertelendi. Bu üyenin AYM’de “iktidar lehine” karar veren üyelerden olduğu öğrenildi.

HDP’nin üst yönetimine yönelik Türkiye genelinde gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında, dönemin HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 4 Kasım 2016 tarihinde Diyarbakır’da gözaltına alınmıştı. Daha sonra “terör örgütü üyeliği ve örgüt adına suç işleme” iddiasıyla tutuklanan Demirtaş, Edirne F Tipi Cezaevi’ne konuldu. Demirtaş hakkında 31 fezlekede 7 ayrı suç iddiasıyla 43 yıldan 142 yıla kadar hapis istemiyle ana dava açıldı. Demirtaş, çözüm sürecinde yaptığı bir konuşma nedeniyle İstanbul’da “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 4 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Bu süreçte avukatların başvurusu üzerine AİHM, ilk ihlal kararını 20 Kasım 2018’de verdi ve Demirtaş’ın serbest bırakılmasını istedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu karara karşı “Bizi bağlamaz. Karşı hamlemizi yapar işi bitiririz” diye tepki gösterdi. AİHM’nin kararını Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi de uygulamadı. Dosya itiraz üzerine AİHM Büyük Dairesi’ne gitti. Bu arada İstinaf, Demirtaş’ın 4 yıl 8 aylık cezasını onadı. Böylece Demirtaş hem tutuklu hem de hükümlü haline geldi.

Demirtaş, ana davada yargılanmaya devam ederken AİHM Büyük Daire, ihlal kararının uygulanmamasını 18 Eylül 2019’da ele alacaktı. Ancak yerel mahkeme, AİHM’in olası kararını devre dışı bırakmak amacıyla 2 Eylül 2019’de Demirtaş’ın ve avukatların boykot ettiği duruşmada sürpriz bir tahliye kararı verdi. Ancak Demirtaş, daha önce kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle tahliye edilmedi. Demirtaş’ın ana davada yattığı süre, kesinleşmiş cezasından mahsup edilince cezaevi kapısı açıldı.

Ancak bu kez de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Kobani soruşturması kapsamında Demirtaş’ı 20 Eylül 2019’da cezaevinde gözaltına aldı. Demirtaş, cezaevinden SEGBİS aracılığıyla çıkarıldığı sulh ceza hâkimliği kararıyla tutuklandı. Böylece Demirtaş’ın tahliyesi bir kez daha engellendi.

Demirtaş’ın tahliye edilmemesi üzerine dosyayı yeniden görüşen AİHM Büyük Daire, 22 Aralık 2020’de ihlal kararına imza attı. Demirtaş’ın tutukluluğunun “siyasi saiklerle” olduğunu belirten AİHM, eski HDP liderinin serbest bırakılmasını istedi. Ancak Türkiye, bu kararı da yerine getirmedi.

Demirtaş’ın yargılandığı ana dava ile tutuklu olduğu Kobani davası Mayıs 2021’de birleştirildi. Dava, bundan sonra Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürmeye başladı.

Bu arada Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi, Demirtaş’a dönemin Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman’ı “hedef gösterdiği” iddiasıyla Terörle Mücadele Kanunu kapsamında 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Bu ceza henüz istinaf tarafından onanmadı.

Yaptırım uyarısı

AİHM kararının uygulanmaması nedeniyle Türkiye’yi izlemeye alan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Demirtaş’ın serbest bırakılması için Eylül ayına karar süre vermişti. Komite, bu süre içinde tahliye kararı gelmemesi halinde “yeni önlemler” alacağı uyarısında bulunmuştu.

Öte yandan Demirtaş’ın avukatları, Demirtaş’ın 20 Eylül 2019’daki ikinci tutukluluğu, 22 Aralık 2020’deki AİHM kararının uygulanmaması ve tutukluluğunun devamına karar verilmesi nedeniyle AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.

AYM Genel Kurulu, tüm başvuruları birleştirerek Demirtaş’ın tutukluluk dosyasını gündemine almıştı. Toplantıda, “tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve tutukluluğa ilişkin kararların etkili itiraz güvencesi içermeyen, bağımsız ve tarafsız hâkim ilkelerine aykırı olan sulh ceza hâkimliklerince verilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası” ele alınacaktı.

AYM teamüllerinde de bir üyenin dosyaya yeterince hazırlanmamasını gerekçe göstermesi, toplantının ertelenmesine neden olabiliyor. AYM Başkanı Zühtü Arslan da bu nedenle Demirtaş dosyasının görüşülmesini ileri bir tarihe erteleme kararı aldı.

Mahkeme, önümüzdeki toplantıda eğer ihlal kararı verirse Demirtaş’ın tahliyesi gündeme gelecek.

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Engellendi: Çok Sayıda Gözaltı

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 956. hafta eylemi yine polis tarafından engellenirken, çok sayıda kişi kelepçelenerek gözaltına aldı. Çevredeki yurttaşlar gözaltılara tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri/İnsanları, 956. hafta eylemlerinde yine polis tarafından engellendi.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın bu haftaki eylemine birçok kentin baro başkanı ve çok sayıda kişi dahil oldu.

İstanbul Barosu önünde bir araya gelen kitlenin Galatasaray Meydanı’na yürümesine polis, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın “yasak” kararını gerekçe göstererek izin vermedi. Polis İstanbul Barosu önünde kitleyi ablukaya aldı.

Ablukadan geçip Galatasaray Meydanı’na yürümek isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve baro başkanlarına polis müdahale etti. Daha sonra polis çok sayıda kişiyi kelepçeleyerek gözaltına aldı. Çevredeki yurttaşlar gözaltılara tepki gösterdi.

Eylemde gözaltına alınanların isimleri şöyle: Sevil Turgut, Aslı Saraç, Hanife Yıldız, Mikail Kırbayır, İkbal Eren, İrfan Bilgin, Ali Ocak, Meryem Bars, Hasan Karakoç, Ali Tosun, Maside Ocak, Besna Tosun, Eren Keskin, Gülseren Yoleri, Leman Yurtsever, İsmail Yücel, Nazım Dikbaş, Özge Efe Bakırcı, Meryem Göktepe, Hatice Onaran, Hüseyin Aygül, Hünkar Yurtsever, Salim Derelioğlu ve Ümit Efe

Cumartesi Anneleri/İnsanları sosyal medya hesabından engelleme ve gözaltılara “Hukuk yok, Anayasa yok, toplama özgürlüğü yok. Şiddet var, gözaltı var, kelepçe var” diyerek tepki gösterdi.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi’nden 24 Yıl Sonra “Yaşam Hakkı İhlali” Kararı

Anayasa Mahkemesi (AYM), 24 yıl önce “terörist” denilerek öldürülen iki gencin dosyasında “yaşam hakkı ihlali” kararı verdi.  Mahkeme, ayrıca zaman aşımı nedeniyle düşürülen davada başvurucuların ailelerinden her birine 390 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Kararda, soruşturmada yapılan eksikliklere de dikkat çekildi. Savcılığın ölenlerin üzerinde bulunduğu belirtilen silahlarda parmak izi incelemesi yapmadığı, atış artığının tespit edilmesi için ölenlerden ve polislerden el svapları almadığına dikkat çekilen kararda, ölenlerin otopsisinin ve giysileri üzerinde de inceleme yapılmadığı belirtildi.

Cesetlerin karakol bahçesine getirildikten sonra savcıya haber verildiği anlatılan kararda, yine delillerin olaya karışan görevlilerin katılımı olmadan toplanmamasının soruşturmada çok ciddi eksikliklerin ortaya çıkmasına neden olduğu kaydedildi.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre; Anayasa Mahkemesi (AYM), Bingöl’ün Genç ilçesinde 1999 yılında “çatışma” adı altında “terörist” denilerek 19 yaşındaki Mehmet Eliveren ile 17 yaşındaki lise öğrencisi yeğeni Yılmaz Eliveren’in öldürülmesine ilişkin olayda “yaşam hakkının ihlal edildiğine” hükmetti. Mahkeme, ayrıca zaman aşımı nedeniyle düşürülen davada başvurucuların ailelerinden her birine 390 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Kararında savcılık soruşturmasına eleştiriler yönelten AYM, “olayın tüm yönleriyle aydınlatılması bakımından gerekli ve yeterli düzeyde, makul sürat ve özende yürütüldüğünden söz edilemeyeceği” görüşüne yer verdi. AYM, yerel mahkemenin olayı “kasten öldürme” değil, “taksirle öldürme” suçu olarak görmesi ve dosyayı zaman aşımı nedeniyle düşürmesine ilişkin ise bir değerlendirme yapmadı.

AYM’ye taşınan olay neydi?

AYM’nin kararında yer alan bilgilere göre, 17 Nisan 1999 tarihinde saat 21:00 sıralarında devriye görevi yapan Bingöl Emniyet Müdürlüğü Özel Harekât Şube Müdürlüğü ekipleri, Genç ilçesinde “teröristlerin sızdığı” ihbarını aldı. İlçe girişinde korucuların uzun namlulu tüfekle ateş etmesi üzerine polisler, kendilerine yaklaşan ve ellerinde noktalayıcı lazer ışıkları olduğu öne sürülen amca Mehmet Eliveren ve ile yeğeni Yılmaz Eliveren’e ateş ederek iki gencin ölümüne sebep oldu.

Dragon model zırhlı araçtan açılan ateş sonucu Mehmet Eliveren’in bacağı diz altından koptu. Savcıların olay yerinde yaptığı keşif sırasında olay yerinde kalaşnikof tüfeklere ait boş kovan, el bombası pimi, kaleşnikof tüfek ve iki el bombası ele geçirildi.

Polislerin hazırladığı olay yeri inceleme tutanağında ise ihbar üzerine bölgeye hareket edildiği, arama tarama yapılırken mezarlığın yüksek kesimlerinden önce iki adet el bombası atıldığı, ardından uzun namlulu silahlarla ateş edildiği öne sürüldü. Bu sırada bir polisin bacağından hafifçe yaralandığı anlatılan tutanakta, 20 dakika süren çatışmada “iki örgüt mensubunun ölü olarak ele geçirildiği”, yanlarında ise birer adet Rus tipi el bombası bulunduğu kaydedildi.

“Olay yerine polisler silah bıraktı”

2010 yılında Taraf Gazetesi’nde yer alan bir haber üzerine yeniden soruşturma başlatan başsavcılık, olayla ilgili tanıkları dinlendi. Tanık olarak dinlenen G.K. adlı kişi, ölenleri köylüleri olmaları nedeniyle tanığını, Mehmet Eliveren’in asker malzemesi satan bir dükkân işlettiğini, ilçe emniyet amiri A.K. ile Eliveren’in aralarının çok iyi olduğunu anlattı. Ancak olaydan iki gün önce ikili arasında iş yerinde tartışma yaşandığını belirten tanık, tutanaklara göre sanık A.K.’nin Mehmet Eliveren’e olan 8 bin dolarlık borcunu ödemediğini söyledi.

Soruşturma kapsamında 2012 yılında dinlenen güvenlik görevlisi gizli tanık M. ise dikkat çekici bir ifade verdi. İfadesinde 1998 yılı Mayıs-Haziran aylarında Genç ilçesine bağlı Yerlikaya köyünde PKK üyelerine yapılan operasyonda 5 örgüt mensubunun “ölü ele geçirildiğini” kaydeden gizli tanık, burada bir samanlıkta çok sayıda kaleşnikof marka tüfek ve Rus yapımı el bombası bulunduğunu söyledi.

Bunlardan bir kısmının Bingöl Jandarma Alay Komutanlığı’na teslim edildiğini belirten tanık, davanın sanıklarından komiser A.K.Ç’nin talimatıyla bir adet biksi, altı kaleşnikof tüfek, iki adet dürbün, 20’ye yakın Rus yapımı el bombasının “yanlışlıklarda kullanılmak üzere” şube mühimmat deposuna konulduğunu öne sürdü. Gizli tanık M. iki gencin öldürüldüğü operasyonda olay yerinde bulunan bir kaleşnikof tüfek ve iki el bombasının da olaydan sonra depodan alınarak olay mahalline bırakıldığını kaydetti.

Olay sırasında ilk ateşi ellerinde kaleşnikof olan korucuların başlattığını anlatan tanık, bu sırada özel harekât polislerinin karşılarında “terörist unsur varmış gibi” olaya müdahale ettiğini, iki gencin türbeye benzer yerde yanlışlıkla öldürüldüğünü anlattı. Tanık, gençlerden birinin üzerinde hâlâ okul kravatı olduğunu, olay yerine gelen savcının kasıtla “bari şu kravatı alın” dediği söyledi.

Savcılık, Özel Harekât Şube Müdürlüğü’ne yazı yazarak kayıt dışı mühimmat olup olmadığını sordu. Emniyet ise kayıt dışı mühimmat bulunmadığını öne sürdü. Bu arada savcılık, ölen iki gencin örgüt üyesi olduğuna ilişkin bir delil olmadığına karar verdi.

Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı ise 2013 yılında soruşturmayı tamamlayarak özel harekat polisleri A.K. A.K.Ç. M.Y., B.G. ve M.A hakkında tasarlayarak öldürme, tehdit, resmi evrakta sahtecilik suçlarından iddianame düzenleyerek dava açtı.

İddianamede, özel harekât polislerinin devriye görevi yaptığı sırada ilçe girişinde pusu görevi yapan korucuların kaleşnikof tüfekle ateş ettikleri anlatıldı. Bunun üzerine polislerin teyakkuza geçtikleri ifade edilen iddianamede, “maktulleri ellerinde noktalayıcı lazer ışıkla yaklaşmaları üzerine ateş ederek öldürdükleri, bu kişilerin terörist olmadıklarını anlayınca da sorumluluktan kurtulmak için cesetleri yakında bulunan mezarlığa götürdükleri” vurgulandı.

Şüphelilerden K.Ç.’nin daha önce ele geçirilen ancak kayıtlara geçirilmeyen bir kaleşnikof tüfek ve iki adet el bombasını getirerek tüfek ile ateş ettiği, bu tüfek ve el bombalarını maktullerin yanına koydukları, gerçeğe aykırı tutanak hazırladıkları vurgulandı. Olay sırasında sağ kasığından şarapnel parçası nedeniyle yaralandığı öne sürülen polisin hastaneden aldığı raporun da sahte olduğu belirtildi.

2016’da davayı sonlandıran mahkeme, sanıkların suçunu kasten öldürme değil, taksirle öldürme suçu olarak değerlendirdi. Sanıkların gerekli özen ve dikkati göstermeden terörist sanılarak maktulleri öldürdüklerini savunan mahkeme, taksirle öldürme suçundan ise zaman aşımı süresinin dolması nedeniyledavanın düşmesine karar verdi. Yargıtay da bu kararı onadı. Bingöl Emniyet Müdürlüğü Disiplin Kurulu, zamanaşımı nedeniyle polisler hakkındaki dosyası işlemden kaldırdı.

Bunun üzerine 2019 yılında dosya AYM’ye taşındı. Yüksek Mahkeme, yaşam hakkının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine karar vererek 12 başvurucuya 390 biner TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Kararda, sanıklar hakkında zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesi kararının vahim sonuçlar doğuran eylemlerinin kamu makamlarınca hiçbir koşulda hoş görülmeyeceğini göstermediği, cezasızlık açısından yeterli olmadığı vurgulandı.

Soruşturmada eksik yapılan işlemler

Kararda, soruşturmada yapılan eksikliklere dikkat çekildi. Savcılığın ölenlerin üzerinde bulunduğu belirtilen silahlarda parmak izi incelemesi yapmadığı, atış artığının tespit edilmesi için ölenlerden ve polislerden el svapları almadığına dikkat çekilen kararda, ölenlerin otopsisinin ve giysileri üzerinde de inceleme yapılmadığı belirtildi.

Cesetlerin karakol bahçesine getirildikten sonra savcıya haber verildiği anlatılan kararda, yine delillerin olaya karışan görevlilerin katılımı olmadan toplanmamasının soruşturmada çok ciddi eksikliklerin ortaya çıkmasına neden olduğu kaydedildi.

Mahkeme, soruşturma ve kovuşturmanın 20 yıl 5 ay 22 günde tamamlanmasını da makul bulmadı. Kararda, “Tüm bu değerlendirmeler sonucunda soruşturmanın olaya karışmış olabilecek kişilerden bağımsız şekilde maddi gerçeğin açığa çıkarılması, ölümle sonuçlanan olayın tüm yönleriyle aydınlatılması bakımından gerekli ve yeterli düzeyde, makul sürat ve özende yürütüldüğünden söz edilmeyecektir” denildi.

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Gözaltına Alındı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Galatasaray Meydanı’ndaki eylemin yasaklanmasının hak ihlali olduğu yönündeki kararına rağmen, 955. hafta eylemlerinde yine polis tarafından engellenerek gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri/İnsanları, 955. hafta eylemlerinde yine polis tarafından engellendi.

Galatasaray Meydanı’na çıkmak isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları, meydana yaklaştırılmadan Meşrutiyet Caddesi’nde ablukaya alındı. Eyleme katılanlar kelepçelenerek gözaltına alındı.

Pirha muhabiri Dilan Şimşek de darp edilerek ve yerde sürüklenerek gözaltına alındı. Şimşek önceki hafta polis tarafından darp edilerek yere düşürülmüştü.

Gözaltına alınan isimler arasında Hanife Yıldız, İrfan Bilgin, Mikail Kırbayır, Besna Tosun, Ali Tosun, Hasan Karakoç, Gülseren Yoleri, İsmail Yücel, Davut Arslan, Cihan Kaplan, Cüneyt Yılmaz, Maside Ocak, Leman Yurtsever, Hatice Onaran, Dilan Şimşek de var.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

AYM Kararına Rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları Gözaltına Alındı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Galatasaray Meydanı’ndaki eylemin yasaklanmasının hak ihlali olduğu yönündeki kararına rağmen, Cumartesi Anneleri meydana yaklaştırılmadan ablukaya alındı. Eyleme katılanlar İstiklal Caddesi’nde kelepçelenerek gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Gözaltına alınan isimlerin tamamı şöyle: Hanife Yıldız, İkbal Eren, Mikail Kırbayır, Maside Ocak, Besna Tosun, Hasan Karakoç, Ali Tosun, Eren Keskin, Leman Yurtsever, Cüneyt Yılmaz, Oya Ersoy, Gülendam Özdemir, Nimet Tanrıkulu, Ümit Biçer, Hayrettin Pişkin, Ezgi Çetin, Şifa Nur Çetin, Ömer Kavran, Nazım Dikbaş, Taylan Bekin, İsmail Yücel, Aslı Takanay, Deniz Aytaç, Hüseyin Aygül, Hatice Onaran, Murat Çelik, Seyid Doğan, Hünkar Yurtsever, Pelin Laçın, Aydın Aydoğan.

Polislere, “Gözaltı da hukuksuz, kelepçe de hukuksuz” diyerek tepki gösteren avukat Murat Çelik de darp edilerek ters kelepçe ile gözaltına alındı.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

AYM’den Dikkat Çeken Hak İhlali Kararı: Nevruza Katılan…

AYM, Nevruz kutlamasına katıldıktan sonra yurttan atılan öğrencinin, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine hükmetti. AYM, ayrıca, başvurucuya 18 bin TL manevi tazminatın yanı sıra harç ve vekalet ücretleri için de 10 bin 194 TL ödenmesine karar verdi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), 2016 yılında Anadolu Üniversitesi’nde Nevruz kutlamasına katıldıktan sonra yurttan atılan öğrencinin, Anayasa’nın 34. maddesiyle korunan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

17 Mart 2016’da üniversitedeki Nevruz kutlamasında bazı şiddet olayları yaşanması üzerine yurt idaresince açılan soruşturmada Bedran Ali Ertuğrul adlı öğrenciye “yurttan süresiz çıkarma” cezası verilmiş, Ertuğrul ise memleketinde her yıl Nevruz’u kutladıklarını, bu etkinliğe de halayı görünce katıldığını, etkinliğin yasa dışı olduğunu bilmediğini savunmuştu.

Ertuğrul’un karara karşı önce idare mahkemesine, ardından bölge idare mahkemesine yaptığı başvurular ise reddedilmişti.

BBC Türkçe’nin haberine göre, son olarak dosyayı 2018’de AYM’ye taşıyan Ertuğrul, beş yıllık bekleyişin ardından mahkemece haklı bulundu. AYM, bugün Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla başvurucuya 18 bin TL manevi tazminatın yanı sıra harç ve vekalet ücretleri için de 10 bin 194 TL ödenmesine hükmetti.

Anayasa’nın 34. Maddesi

Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Gözaltına Alındı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Galatasaray Meydanı’ndaki eylemin yasaklanmasının hak ihlali olduğu yönündeki kararına rağmen Cumartesi Anneleri/İnsanları, adalet arayışlarının 953. haftasında da engellendi ve gözaltına alındılar.

Haber Merkezi / Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Kolluk güçleri ve mülki amirler, 953’üncü haftamızda da Anayasal suç işlemeye devam etti. İstiklal Caddesine dahi çıkmamıza izin verilmeden AYM kararı bir kez daha ihlal edilerek gözaltına alındık” denildi.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 953. hafta eyleminde gözaltına alınan kayıp yakınları ve hak savunucularının isimleri şöyle:

Hanife Yıldız, Mikail Kırbayır, Ali Ocak, Besna Tosun, Sebla Arcan, Eren Keskin, Gülseren Yoleri, Leman Yurtsever, Arat Dink, Hatice Korkmaz, Oya Ersoy, İsmail Yücel, Gülendam Özdemir, Ömer Kavran, Deniz Aytaç, Kemal Bulut, Hatice Onaran, Meryem Bars, Pelin Laçin, Hüseyin Aygül, Zehra Demir, Kenan Yıldızerler.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Paylaşın

AYM Kararına Rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Gözaltına Alındı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Galatasaray Meydanı’ndaki eylemin yasaklanmasının hak ihlali olduğu yönündeki kararına rağmen Cumartesi Anneleri/İnsanları, bugün de gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Gözaltına alınan 28 kayıp yakını ve insan hakları savunucusunun isimleri şöyle:

“Hanife Yıldız, İrfan Bilgin, İkbal Eren, Mikail Kırbayır, Maside Ocak, Hasan Karakoç, Eren Keskin , Gülseren Yoleri, Leman Yurtsever, Ümit Efe , Meriç Eyüboğlu, Hatice Onaran, Cüneyt Yılmaz, Cihan Kaplan, Ayşe Çelik, İsmail Yücel, Devrim Barış Yılmaz, Pelin Laçin, Sema Kılıç, Esmanur Yıldız, Nezaket Sena Çakırgöz, Yaşar Aktaş, Ali Tosun, Yakup Özdemir, Aylin Tekiner, Arat Dink, Hatice Korkmaz, Kenan Yıldız.”

Cumartesi Anneleri/İnsanları 952. Haftada da gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle basın açıklaması yapmak isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Eren Keskin ile hak savunucuları bu hafta da karanfillerle meydana yürüdü.

Önceki haftalarda olduğu gibi polisçe ablukaya alınan hak savunucuları gözaltına alındı. Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın sosyal medya hesabından “AYM kararı uygulansın. Galatasaray bizimdir” paylaşımı yapıldı.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Paylaşın