AYM Başkanı Arslan’dan “Bağımsız Yargı” Vurgusu

Ankara’da katıldığı bir etkinlikte konuşan Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının önemine dikkati çekti. Arslan, yargı bağımsızlığının sadece hukuk devletinin değil, kuvvetler ayrılığı ilkesinin de zorunlu bir sonucu olduğunu belirtti:

Haber Merkezi / ‘’Bağımsız ve tarafsız bir yargı olmadan bırakın hukuk devletini aslında devlet bile olmaz. Zira devlet, tanımı icabı toplumun hukuk kuralları zemininde örgütlenmiş halidir. Şiddet tekeli olarak devletin meşruiyeti hukuka bağlıdır. Hukukun kişilerin adaleti tesis ederek hak ve özgürlükleri koruyacak şekilde uygulanması da bağımsız yargının varlığına bağlıdır.’’

Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliği (AAMB) bünyesinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesince Uluslararası Yaz Okulu programının bu yıl on birincisi düzenlendi.

18-19 Eylül 2023 tarihlerinde düzenlenen program, Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Murat Şen’in açış konuşması ile başladı. İki gün boyunca devam eden oturumları Anayasa Mahkemesi Raportörü Mahmut Ateş yönetti.

İlk oturumda Türkiye, Kore, Endonezya, Cezayir, Azerbaycan, Bangladeş, Bosna Hersek, Bulgaristan, Kamerun ve Hırvatistan heyetleri; ikinci oturumda ise Gürcistan, Hindistan, Kazakistan, Kosova, Kırgızistan, Malezya, Moldova, Moğolistan, Romanya heyetleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi temsilcisi sunum yaptı.

Yaz okulu programı kapsamındaki konferansa 19 Eylül’de düzenlenen üçüncü oturumla devam edildi. Bu son oturumda Rusya, Tacikistan, Tayland, KKTC, Ukrayna, Özbekistan ve Angola heyetleri sunum gerçekleştirdi.

Heyetlerin Anayasa Mahkemesi (AYM) ziyareti ile devam eden programın kapanış konuşmasını Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan yaptı.

Zühtü Arslan, kapanış konuşmasında yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının önemine dikkati çekti. Yargı bağımsızlığının sadece hukuk devletinin değil, kuvvetler ayrılığı ilkesinin de zorunlu bir sonucu olduğunu belirten Arslan, ‘’Bağımsız ve tarafsız bir yargı olmadan bırakın hukuk devletini aslında devlet bile olmaz. Zira devlet, tanımı icabı toplumun hukuk kuralları zemininde örgütlenmiş halidir. Şiddet tekeli olarak devletin meşruiyeti hukuka bağlıdır. Hukukun kişilerin adaleti tesis ederek hak ve özgürlükleri koruyacak şekilde uygulanması da bağımsız yargının varlığına bağlıdır.’’ dedi.

AYM Başkanı Arslan, yargının bağımsız ve tarafsız olduğuna dair algının da çok önemli olduğunu belirterek bu durumu zedeleyecek her türlü davranıştan kaçınılması gerektiğini vurguladı ve ‘’Mahkemelerin ve hâkimlerin bağımsız ve tarafsız olmaları yetmez, öyle olduklarının da bilinmesi gerekir. Bu nedenle hukuk devleti yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı görünümüne zarar verecek davranışlardan kaçınmayı gerektirmektedir.’’ ifadeleriyle sözlerine devam etti.

Yargı mensuplarının kirlenmemiş ve prangasız bir vicdana sahip olmalarının gerekliliği üzerinde duran Arslan, ‘’Bu kuşkusuz kolay değildir, zira hiçbirimiz steril bir dünyada yaşamıyoruz. Ne var ki, hakimlik tam da böyle bir ortamda tertemiz bir vicdanla adaleti tesis etmeyi gerektiren bir meslektir.’’ diyerek daha adil bir dünyada huzurlu ve sağlıklı günler temennileriyle sözlerini tamamladı.

AYM Başkanı Arslan, kapanış konuşmasının ardından katılımcılara sertifikalarını takdim etti.

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Gözaltına Alındı: AYM Kararı 23. Kez İhlal Edildi

Gözaltında kaybedilen yakınları için Galatasaray Meydanı’na yürümek isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları, Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararına rağmen, eylemlerinin 964. haftasında da gözaltına aldı.

Haber Merkezi / Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hak ihlali kararına rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları, Galatasaray Meydanı’nda 964. hafta basın açıklaması yine engellendi.

Gözaltına alınan hak savunucuları, “Kayıplarımızı arama irademizi yasaklarla engellenemez. Galatasaray’dayız. Vazgeçmiyoruz…” açıklamasını yaptı. Hak savunucuları, X sosyal medya hesaplarından “Kelepçelenerek gözaltına alınıyoruz” diye yazdı.

Bu haftaki eyleme Cumartesi Anneleri/ İnsanlarının yanı sıra İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Eren Keskin, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Temsilcisi Ümit Efe, Yeşil ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ ve çok sayıda hak savunucusu katıldı.

Anayasa Mahkemesi kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

AYM Kararına Rağmen, Gözaltına Alınan Cumartesi Anneleri/İnsanları Serbest Bırakıldı

Eylemlerinin 963. haftasında Galatasaray Meydanı’na yürümek isterken gözaltına alınan Cumartesi Anneleri/İnsanları  4 buçuk saat sonra serbest bırakıldı: Anayasa, hukuk, adalet tanımayan, devletin kurumsal yapısını darmadağın eden bu anlayışa boyun eğmeyeceğiz.

Haber Merkezi / Cumartesi Anneleri/İnsanlarının, gözaltında kaybedilen yakınları için Galatasaray Meydanı’nda yapmak istedikleri eylem 22. kez engellenerek gözaltına alındı. Gözaltına alınan 19 kayıp yakını ve hak savunucusu gözaltında geçirdikleri yaklaşık dört buçuk saatten sonra Galatasaray Meydanı’na uzak ik farklı hastaneden serbest bırakıldı.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın X hesabından yapılan açıklamada, “Anayasa, hukuk, adalet tanımayan, devletin kurumsal yapısını darmadağın eden bu anlayışa boyun eğmeyeceğiz” ifadeleri kullanıldı.

Öte yandan engellenen basın açıklaması İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde yapıldı. Açıklamada, “Her Cumartesi, işkence ve kötü muamele yasağını ihlal eden koşullarda gözaltına alınmaktayız.Oysa gözaltına alma kararı, kişinin suç işlediğini gösteren güçlü deliller olduğunda verilebilir” denildi.

“Hukuki açıdan, gözdağı vermek, caydırmak veya onur kırmak amacıyla gözaltı kararı vermek mümkün olmadığına göre, tüm eylem ve işlemlerinizi hukukun üstünlüğüne uygun bir şekilde yapma yükümlülüğünüzü askıya mı aldınız? Anayasa, hukuk, adalet tanımayan, devletin kurumsal yapısını darmadağın eden, keyfi uygulamalarla toplumu germeyi amaçlayan bu anlayışa boyun eğmeyeceğiz.”

“Devleti yönetenlere, tüm eylem ve işlemlerinde hukuka bağlı kalma yükümlülüklerini hatırlatmaya devam edeceğiz” denilen açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

“Devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınarak kaybedilen sevdiklerimizi aramaktan vazgeçmeyeceğiz. Kayıplarımıza ve adalete ulaşmak için hukukun bütün imkanlarını kullanmakta ısrar edeceğiz.12 Eylül 1994’te Ankara’da gözaltına alınarak kaybedilen AİHM’in oybirliği ile Türkiye’yi mahkum etmesine rağmen iç hukukta dava aşamasına gelmeden dosyası kapatılan Kenan Bilgin’i ve tüm kayıplarımızı unutmayacağız.”

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

AYM Kararına Rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları’na Yine Abluka, Yine Gözaltı

Eylemlerinin 963. haftasında Galatasaray Meydanı’na yürümek isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları yine gözaltına aldı. Cumartesi Anneleri/İnsanları, “Yine bir cumartesi klasiği! İstiklal Caddesi’nde yolda yürümek yasak!” dedi.

Haber Merkezi / Cumartesi Anneleri/İnsanlarının, gözaltında kaybedilen yakınları için Galatasaray Meydanı’nda yapmak istedikleri eylem 22. kez engellendi.

Polis, “Yapmak istediğiniz basın açıklaması Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından yasaklanmıştır. Derhal dahılın. Dağılmadığınız takdirde, güvenlik güçleri tarafından müdahale edilecektir” dedi.

Polis ardından, Cumartesi Anneleri/İnsanları ve insan hakları savunucularını abluka altına alarak gözaltı işlemine başladı. Polis, çok sayıda kayıp yakını ve insan hakları savunucusu gözaltına aldı.

Ablukaya alınan Meryem Bars astım krizi geçirdi. Polis, Hasan Ocak’ın abisi Ali Ocak’ı darp ederek ve ters kelepçe takarak gözaltına aldı. En az 20 kayıp yakını ve insan hakları savunucusu gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan isimleri öğrenilenler şöyle:

“Newroz Ali Tosun, Mikail Kırbayır, Maside Ocak, Ali Ocak, Hanife Yıldız, Nazım Dikbaş, Ömer Kavran, Deniz Aytaç, Melike Ersoy, Mete Demircigil, Davut Arslan, Hünkar Yurtsever, Doğan Özkan, Cüneyt Yılmaz, Türker Demirci, Necf Kuru Arpaçay, Gülendam Özdemir, Hanife Yıldırım, Gülseren Yoleri ve Hatice Onaran.”

Eski adı Twitter olan X’te açıklama yapan Cumartesi Anneleri/İnsanları, “Yine bir cumartesi klasiği! İstiklal Caddesi’nde yolda yürümek yasak!” dedi.

“Anayasal haklarımızı kullanarak gözaltında kaybedilen sevdiklerimizin akıbetlerini öğrenmek için sesimizi duyurma çabamız sistematik biçimde engelleniyor. Her Cumartesi işkence ve kötü muamele yasağını ihlal eden koşullarda gözaltına alınıyoruz.”

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

CHP’den Anayasa Mahkemesi’ne Ek MTV’nin İptali İçin İkinci Başvuru

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), ek Motorlu Taşıtlar Vergisi’nin (MTV) iptali için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) ikinci kez başvurdu. CHP’li Günaydın, “AYM’nin daha fazla gecikmeden bu konuda bir karar üretmesini bekliyoruz” dedi.

Günaydın, “İçeride AYM Genel Sekreteri Yardımcısı’na da söyledim. Neyi bekliyorsunuz bir karar almak için? Yurttaş MTV’yi ikinci kez ödesin, olası bir iptal kararına rağmen bu geriye alınamasın diye mi bekliyorsunuz?” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, Motorlu Taşıtlar Vergisi’nin (MTV) ikinci kez alınmasını öngören yasal düzenlemenin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle bugün ikinci kez Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

AYM’nin önünde gazetecilere açıklama yapan Günaydın, 15 Temmuz’da Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemeden 9 gün sonra 24 Temmuz’da AYM’ye gittiklerini hatırlattı.

26 Temmuz’da AYM ilk incelemeyi yaptığını, kanunun esastan görüşülmesine karar verdiğini kaydeden Günaydın aradan geçen 1,5 ayda yüksek mahkemenin bir karar vermediğini ifade etti.

Günaydın “İçeride AYM Genel Sekreteri Yardımcısı’na da söyledim. Neyi bekliyorsunuz bir karar almak için? Yurttaş MTV’yi ikinci kez ödesin, olası bir iptal kararına rağmen bu geriye alınamasın diye mi bekliyorsunuz?” dedi.

“AYM’nin bir karar üretmesini bekliyoruz”

CHP’li Günaydın ayrıca, “AYM’nin daha fazla gecikmeden bu konuda bir karar üretmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Günaydın devamında şunları söyledi: Bu Anayasaya uyarlı mıdır? Hukuk devleti ilkesi, sosyal devlet ilkesi aynı zamanda eşitlik ilkesi, adalet ilkesi, verginin genelliği ve adaleti ilkesi, herkese mali gücü oranında vergilendirme ilkesi, bunların tamamını ihlal eden bir yasa ile karşı karşıyayız.

1999’da Anayasa Mahkemesi benzer bir uygulamayı deprem harcamaları için uygun görmüş. Ancak 2003’te bu yol ikinci kere denendiğinde iki kez ‘Bu Anayasa’ya aykırıdır’ diyerek girişimi iptal etmiş.

Oysa AKP hükümeti, bu iki iptal kararına rağmen bunu TBMM’den geçirerek yasalaştırmada sakınca görmedi. Bunun söylediğimiz gibi eşitlikle, adaletle herkesin mali gücü oranında vergi kullanma yetkisi ile uzaktan yakından ilgisi yok.

Hem kanuna aykırılık hem de telafisi zor zararların doğma olasılığını birlikte gördüğümüz için bu kanunun yürütmesini durdurulmasına yönelik bir talebimiz oldu.

Umuyoruz ki; Anayasa Mahkemesi temmuz ayında alınan bu vergilerden sonra ikinci dilimin kasım ayında alınmasından evvel hem yürütmenin durdurulmasına hem de iptaline yönelik bir karar verir. Böylece Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının üzerinden ağır bir yük olmaktan çıkar.

Paylaşın

AYM Kararına Rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları’na Yine Gözaltı

Eylemlerinin 962. haftasında Galatasaray Meydanı’na çiçek bırakmak isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları yine gözaltına aldı. AYM’nin verdiği “ihlal” kararına uymayan polisler, Beyoğlu Kaymakamlığının “yasak” kararı olduğunu belirtti.

Haber Merkezi / Gözaltına alınanların isimleri şöyle: Hanife Yıldız, Maside Ocak, Mikail Kırbayır, Besna Tosun, Ali Tosun, Ali Ocak, Gülseren Yoleri, Leman Yurtsever, İsmail Yücel, Hasan Karakoç, Hatice Onaran, Davut Arslan, Begali Kurnaz, Taylan Bekin, Doğan Özkan, Hüseyin Aygül, Salim Derelioğlu, Fatma Akaltun, Doğu Kaan Uçan, Roza Kahya, Semiha Arı, Evrim Şerifoğlu, Nazım Dikbaş, Aslı Tokanay, Ömer Kavran, Esra Yılmaz, Deniz Aytaç, Mete Demircigil, Rüya Kurtuluş, Ali Şahin, Funda Şahin, Perihan Deniz.

Cumartesi Anneleri/İnsanlarının, gözaltında kaybedilen yakınları için Galatasaray Meydanı’nda yapmak istedikleri eylem 21. kez engellendi. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği “ihlal” kararına uymayan polisler, Beyoğlu Kaymakamlığının “yasak” kararı olduğunu belirtti.

Polis, eylemlerinin 962. haftasında alanına yürümek isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanlarını önce ablukaya, daha sonra her hafta olduğu gibi gözaltına aldı. Polis, bu sırada haber takibi yapan gazeteci Hayri Tunç’a da şiddet uyguladı.

MA’daki habere göre gözaltıların olduğu sırada tüm engellemelere rağmen Cumartesi İnsanları’ndan Besna Tosun, Maside Ocak ile yanlarındaki bir kişi ellerinde karanfillerle Galatasaray Meydanı’na girdi. 1995 yılında gözaltında kaybettirilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun, “Burada kayıplarımızı armaya, adaleti talep etmeye devam edeceğiz” dedi.

90’lı yıllarda zorla kaybettirilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak ise “Annelerimize sözümüz var. Bu meydan kayıplarımızla buluşma meydanımız. Bu meydan acılarımızı, öfkemizi ve taleplerimizi duyurmaya çalıştığımz bir meydan. AYM kararına uyulmasını istiyoruz” diye belirtti. Meydana gelenler ellerindeki karanfilleri tüm engellemelere rağmen bariyerlerin üzerinden Galatasaray Meydanı’na attı.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın engellendikleri için okuyamadıkları açıklama şöyle: “Galatasaray Meydanı ise bir kez daha barikatlarla kapatıldı. Türkiye’nin anayasal normlarına ve uluslararası hukuk kurallarına dayanan meşru taleplerimizde ısrar edeceğiz. Kamuoyunda Cumartesi Anneleri olarak bilinen bizler, gözaltında kaybedilen insanların aileleri ve insan hakları savunucuları olarak, 962 haftadır kayıpların akıbetlerinin açıklanması ve adaletin sağlanmasını talep ediyoruz.

Bu talebimizi dile getirirken 21 haftadır tüm ülkenin gözü önünde Beyoğlu Kaymakamlığı’nın ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uymayı ısrarla reddetmesi ve aynı ihlalleri bilerek tekrarlaması sonucunda engelleniyor ve gözaltına alınıyoruz.”

İstanbul Emniyeti’nin ‘suç işlediler, gözaltı yaptık’ iddiasına karşı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı iki kararında ‘ortada kovuşturulacak suç yok’ diyor. Beyoğlu Kaymakamı’nın yasaklama kararına karşı AYM ‘gerekçelerin inandırıcı değil, hak ihlali var, engelleme’ diyor. Ancak İstanbul Emniyeti, yargı kararlarını esas almak yerine, yasaklama kararı olmadığı zamanda bile hükmü olmayan eski bir karar ile gözaltı işlemi yapıyor.

Bizi engelleyen, işkence koşullarında gözaltına alan görevliler hakkında yaptığımız suç duyuruları ise İstanbul Valisi izin vermediği için soruşturulamıyor.

Bu durumda İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya soruyoruz: Hukuk devletinde idare, faaliyetlerinde hukuk kurallarında tabidir. İdarenin işlemlerinin geçerliliği de hukuk kurallarına uyulması şartına bağlıdır. Anayasa Mahkemesi’nin  “basın açıklaması yapmaları engellenemez” kararlarına rağmen Beyoğlu Kaymakamlığı, Galatasaray’da basın açıklaması yapmamızı nasıl  engelliyor?

961. haftamızda polisin 20 gün önce hükmü bitmiş bir yasaklama kararını devreye sokarak gözaltı işlemi yapması, yani bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde kullanması suç değil midir?”

Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayan, ihlalde ısrar eden, açıkça suç işleyen kamu görevlileri hakkında İstanbul Valisi soruşturma izni vermiyor. Anayasal haklarını kullanmak isteyen yurttaşların ortada hiçbir hukuki gerekçe olmadan darp edilerek, ters kelepçe takılarak gözaltına alınmaları, masumiyet karineleri çiğnenerek suçlu gibi teşhir edilmeleri normal bir durum mudur?

Sayın Bakan, göreve başlarken namus ve şerefiniz üzerine ettiğiniz yemin ile Anayasa’ya bağlı kalacağınıza, hukukun üstünlüğü ve insan hakları zemininden ayrılmayacağınıza dair topluma güvence verdiniz. Sizden bu yeminin gereklerini yerine getirmenizi ya da istifa etmenizi bekliyoruz.

Biz, bütün insanlığın ortak utancı olan gözaltında  kaybetmeleri topraklarımızdan silmek için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Türkiye’nin anayasal normlarına ve uluslararası hukuk kurallarına dayanan meşru taleplerimizde ısrar edeceğiz.”

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Engellendi: En Az 25 Gözaltı

Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararına rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları, Galatasaray Meydanında 961. hafta açıklaması yine engellendi. En az 25 kişi gözaltına alındığı bildirildi.

Haber Merkezi / Gözaltına alınanların isimleri şöyle: Hanife Yıldız, Eren Keskin, Gülseren Yoleri, Mikail Kırbayır, Besna Tosun, İkbal Eren, Hüseyin Ocak, Hasan Karakoç, Ali Ocak, Oya Ersoy, Ümit Efe, Leman Yurtsever, Hünkar Yurtsever, Gülendam Özdemir, İsmail Yücel, Cüneyt Yılmaz, Davut Arslan, Begali Kurnaz, Koray Löker, Taylan Bekin, Deniz Aytaç, Hatice Onaran, Seyit Doğan, Emine Dayıoğlu, Aslı Takanay.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın Galatasaray Meydanı’nda yapmak istedikleri 961. hafta basın açıklaması bugün de engellendi. Cumartesi Anneleri/İnsanları, en az 25 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları, sosyal medya hesabından önce “Polis ablukasındayız” paylaşımı yaptı.

961. hafta buluşmasının engellenmesi için İstiklal Caddesi’nin her iki yönden polis barikatlarıyla kapatıldığını belirten Cumartesi Anneleri/İnsanları, “Anayasal hakkımızı kullanmak isterken yine abluka, yine hukuksuzluk, yine Anayasa ihlali” ifadelerini kullandı.

Açıklamayı yerinde takip eden gazeteciler alandan uzaklaştırılırken, polis tarafından çembere alınan Cumartesi Anneleri/İnsanları için gözaltı aracı getirildi.

Beyoğlu Kaymakamlığı’nın yasak kararını gerekçe gösteren polis, çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.

Öte yandan CHP Beyoğlu İlçe Başkanlığı, İstiklal Caddesi üzerinde bulunan parti binasına “Hakikat ve adalet peşinde olan Cumartesi Anneleri’nin yanındayız” pankartı astı.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Gözaltına Alındı: Ters Kelepçe

Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararına rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları, Galatasaray Meydanında 960. hafta açıklamasını yapmak isterken yine gözaltına alındı: Gözaltına alınıyoruz. Yine hukuksuzluk, yine işkence yine ters kelepçe!!!

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan yapılan açıklamada, “Bugünkü gibi ortam sıcaklığının 31 °C olduğu bir günde araç içi sıcaklıklar 60 °C’ye çıkabiliyorken bu hafta 10 kişinin bulunduğu bakımsız gözaltı aracında arkadaşlarımızın aracın motor ısısına da katlanmak zorunda bırakıldığını öğrendik” ifadeleri kullanıldı.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın Galatasaray Meydanı’nda yapmak istedikleri 960. hafta basın açıklaması bugün de engellendi. Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararlarına rağmen bir kez daha hak savunucuları ters kelepçe ile gözaltına alındı.

Cumartesi Anneleri/İnsanları, sosyal medya hesabından önce “19. kez Galatasaray Meydanı’na girişimiz yoğun abluka ile engellendi. Polis çemberi içindeyiz” paylaşımı yaptı. Ardından da “Gözaltına alınıyoruz. Yine hukuksuzluk, yine işkence yine ters kelepçe!!!” diye yazdılar.

Cumartesi Anneleri/ İnsanları da şu açıklamayı yaptı: “Bugünkü gibi ortam sıcaklığının 31 °C olduğu bir günde araç içi sıcaklıklar 60 °C’ye çıkabiliyorken bu hafta 10 kişinin bulunduğu bakımsız gözaltı aracında arkadaşlarımızın aracın motor ısısına da katlanmak zorunda bırakıldığını öğrendik. #CumartesiAnneleri960Hafta”

Cumartesi Anneleri’nin sosyal medya hesabından Hanife Yıldız, Mikail Kırbayır, Osman İşçi, Ali Tosun, İkbal Eren, Ali Ocak, Oya Ersoy, Leman Yurtsever, İsmail Yücel, Nimet Tanrıkulu, Cüneyt Yılmaz, Ömer Kavran, Deniz Aytaç, Davut Arslan, Nazım Dikbaş, Eren Baskın, Yusuf Ardaş, Esma Nur Yıldız, Selim Derelioğlu, Begali Kurnaz ve Canan Yıldırım’ın gözaltına alındığı duyuruldu.

Bu haftaki eyleme, Yeşil Sol Parti Milletvekili Cengiz Çiçek ve çeşitli STK temsilcileri de destek verdi.

“Kayıplarımızın akıbetini öğrenme kararlılığımızda ısrar edeceğiz”

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Kayıplara Karşı Komisyon şu açıklamayı yaptı: “Cumartesi Anneleri/İnsanlarının buluşmalarını engelleyen kaymakamlık yasaklama kararındaki gerekçeler, Anayasa Mahkemesi tarafından inandırıcı bulunmamış, hukuki dayanaklarını yitirmişti. Ancak Beyoğlu Kaymakamı her Cumartesi aynı gerekçelerle verdiği yasaklama kararları ile Anayasa Mahkemesi’ni devre dışı bıraktığını iddia ediyor.

“Hukuku, Anayasa’yı yok sayan bu uygulama karşısında ülkenin Anayasa Hukuku hocaları, üniversitelerin Anayasa Hukuku kürsüleri sessizliğini koruyor. Anayasa’ya sadakatle bağlı kalacaklarına namus ve şerefleri üzerine yemin eden Cumhurbaşkanı, kabine üyeleri ve milletvekilleri susuyor. Bu suskunluk, Anayasa’yı değersizleştiren hukuksuzluk iklimini güçlendiriyor, ihlalcileri cesaretlendiriyor.

Yaratılan hukuksuzluk ikliminde anayasal hakkımızı kullanmak istediğimiz için 19 haftadır, İstanbul’un ortasında, herkesin gözü önünde engelleniyor, işkence ve kötü muameleye maruz kalıyoruz.

Savcıların, şüphesiz haberdar olmalarına rağmen, idarenin ve kolluğun hukuk dışı uygulamalarını görmezden gelmeleri, bizim bu konudaki iddialarımızı dikkate almamaları, işkence ve insanlık dışı muamele suçlularının dokunulmaz olduğu bir kısır döngü oluşturuyor. İşkence ve kötü muamele yasağınının ihlaline karşı hoşgörü politikasını besliyor.

960. haftamızda bir kez daha baskıyla, şiddetle bizi susturmak isteyenlere sesleniyoruz: Bizi susturarak, gözaltında kaybedilenleri ve onları kaybedenleri görünmez kılmak istediğinizi biliyoruz. Gözaltında kaybetmelerin bir devlet siyaseti olarak işlendiğini ve bugün de bu siyasetin devamı olarak karanlıkta bırakıldığını biliyoruz. İşte bu üstü örtülen bilgileri silkelemek, canlandırmak, dolaşıma sokmak istediğimiz için bizi susturmak istediğinizi biliyoruz. Toplumsal hafıza üzerindeki hakimiyetinize karşı bir tehdit olarak gördüğünüz için bizi yok saymak istediğinizi biliyoruz.

Ama biz varız, buradayız ve susmayacağız; her engelinizde farklı bir yol bularak hakikati haykırmaya devam edeceğiz. 29 yıl önce, 18 Ağustos 1994 tarihinde Diyarbakır’ın Hani ilçesinde gözaltında kaybedilen Mehmet Günkan ve tüm kayıplarımızın akıbetini öğrenme talebimizde ısrar edeceğiz. Adaletin sağlanması talebimizde, insan hakları talebimizde, hukuk devleti talebimizde ısrar edeceğiz.”

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi Polisin Kol Kırmasına “Eziyet” Dedi

Fatmanur Cantürk’ün katıldığı bir protestoda gözaltına alınması işlemi sırasında sol kolu polis tarafından bükülerek kırıldı. Anayasa Mahkemesi, Cantürk’ün Anayasa’da güvence altına alınan “eziyet yasağı”nın ihlal edildiğine hükmetti. AYM, ayrıca Cantürk’e 90 bin TL tazminat verdi.

Yüksek Mahkeme ayrıca, yerel mahkemeden adli para cezasıyla kurtulan polise “caydırıcı” bir ceza vermesini istedi.

DW Türkçe’den Alican Uludağ‘ın haberine göre; Anayasa Mahkemesi, İstanbul Galatarasay Meydanı’nda 2016 yılındaki bir eylem sırasında gözaltına alınan Fatmanur Cantürk’ün bu sırada “cüsseli” bir polis tarafından kolunun kırılmasına “eziyet” dedi, ihlal kararı verdi.

Başvurucuya 90 bin TL tazminat verilmesine de hükmeden Yüksek Mahkeme, yerel mahkemeden adli para cezasıyla kurtulan polise “caydırıcı” bir ceza vermesini istedi.

Emek ve Demokrasi Platformu tarafından Cizre’de yaşanan ölümler İstanbul Galatasaray Meydanı’nda 8 Şubat 2016 tarihinde protesto edilmek istendi. Gösteriye izin vermeyen polis 21 kişiyi gözaltına aldı. Bunlar arasında yer alan 19 yaşındaki Fatmanur Cantürk’ün gözaltına alınması işlemi sırasında sol kolu polis tarafından bükülerek kırıldı. Gözaltında 4 saat tutulan Cantürk daha sonra serbest bırakıldı.

Hakkında “Terör örgütü propagandası ve yasadışı gösteri yapmak” suçlarından dava açılan Cantürk, bir yıl sonra beraat etti. Cantürk’ün şikâyeti üzerine kolunu kıran polis hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturma sırasında ulaşılan görüntülerden bir polisin Cantürk’ün kolunu kırdığı tespit edildi.

İstanbul 37. Asliye Mahkemesi, sanık polis M.İ’ye kasten yaralama suçundan 1 yıl 12 ay 10 gün hapis cezası verdi. Karar gerekçesinde pasif hâle getirilmiş başvurucunun kolunun M.İ. tarafından aşırı derecede büküldüğü, şiddet kullanma yetkisinin mağdurenin zayıf cüssesine rağmen acımasız bir şekilde, objektif ölçüler dışına çıkılarak yerine getirildiği, 3. derecede kemik kırığı oluşmasına kasten neden olunduğu anlatıldı.

Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi ise sanığın eyleminin taksirle yaralama suçu olduğunu belirterek, 2 bin TL adli para cezası verdi. İstinafın gerekçesinde ise polisin kasten yaralama kastı olmadığı öne sürüldü. Bu arada İstanbul 6. İdare Mahkemesi ise açılan tazminat davasında Cantürk’e 5 bin TL manevi tazminat verilmesini kararlaştırdı.

Kararları yetersiz bulan Fatmanur Cantürk, 2019 yılında bireysel başvuruda bulundu. Dosyayı 11 Mayıs 2023’te görüşen ve kararını yeni açıklayan Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Anayasa’da güvence altına alınan “eziyet yasağı”nın ihlal edildiğine karar verdi. Kararın bir örneğini ihlalin giderilmesi ve polisin yeniden yargılanması için istinaf mahkemesine gönderilmesine hükmeden AYM, ayrıca Cantürk’e 90 bin TL tazminat verdi.

Kararın gerekçesinde Cantürk’ün beraat ettiği ve suç teşkil edecek eyleminin bulunmadığının yargı kararıyla sabit olduğuna işaret edilerek şöyle denildi:

“Başvurucu kolluk görevlilerinden kaçmamıştır. Kaldı ki başvurucu, cüsseli olduğu anlaşılan kolluk görevlisi tarafından kontrol altına alınması için güç kullanılmayı gerektiren fiziksel bir yapıya da sahip değildir. Tüm bu hususlar birlikte ele alındığında fiziksel açıdan başvurucuyla arasında kendisi lehine ciddi bir yapı/güç farklılığı olan kolluk görevlisinin kaçmayan ve emir gereği müdahale edilen olaya iştirak etmeyen başvurucuya kemik kırığı ile sonuçlanan ve gösterilmesi gereken dikkatten yoksun olan fiziksel müdahalesinin zorunlu/gerekli olmadığı açıkça ortadadır. Anılan tespitler dikkate alındığında yargı makamı tarafından getirilen alınan emrin gereği hukuki argümanının da müdahalenin zorunluluğuna dair yeterli bir açıklama olarak nitelenemeyeceği açıktır.”

Polisin müdahalesinin orantılı olmadığı vurgulanan kararda, “Başvurucu ile iri yapılı kolluk görevlisi arasında ciddi fiziksel fark olduğu, başvurucunun kolayca gözaltına alınabildiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda eylemin gerçekleşme koşulları ve sonuçları itibarıyla hafif bir müdahale olmadığı ortadadır” denildi.

“Ceza caydırıcı olmalı”

Kararda, polisin cezasında indirim yapılması da eleştirilirken, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

“Suç işlemediği yargı kararı ile tespit edilen ve fiziksel farklılığı itibarıyla kolaylıkla gözaltına alındığı video kayıtlarının yargı makamları tarafından incelenmesi ile de anlaşılan başvurucunun kolluk görevlisinin gereksiz ve orantısız müdahalesi ile kolunun kırılması nedeniyle yapılan ceza yargılamasında, ilgili normdaki gerekçeler soyut biçimde tekrarlanarak adli para cezasına hükmedilmesinin eziyet yasağıyla orantısız bir müeyyide olduğu, benzer ihlallerin gerçekleşmemesi adına caydırıcı bir nitelik taşımadığı ve başvurucu açısından da yeterli giderim sağlamadığı değerlendirilmiştir.

Buna göre yargı makamlarının takdir yetkilerini eziyet teşkil eden bir eylemin hiçbir şekilde hoş görülemeyeceğini göstermek yerine bu eylemin sonuçlarını olabildiğince aza indirgemek yönünde kullandıkları, bu nedenle eylemiyle orantılı bir ceza verilmeyen sanık açısından caydırıcılık, mağduriyet açısından etkili giderim sağlanmadığı, başvurucunun mağdur sıfatının devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır.”

Paylaşın

AYM Kararına Rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Gözaltına Alındı

Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararına rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 958. hafta eylemi Beyoğlu Kaymakamlığı’nın “yasak” kararı gerekçe gösterilerek engellendi. Polis, çok sayıda hak savunucusunu gözaltına aldı.

Haber Merkezi / Eyleme, TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, YSP’li Sırrı Sakık ve Meral Danış Beştaş ile TİP’li Ahmet Şık destek verdi. Buldan, Sancar, Sakık, Beştaş ve Şık Galatasaray Meydanı’nda polis ablukası alındı. Polis, Önder’in Galatasaray Meydanı’na geçişine de izin vermedi.

Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri/İnsanları, 958. hafta eylemi Beyoğlu Kaymakamlığı’nın “yasak” kararı gerekçe gösterilerek engellendi. Meydana yürüyen Cumartesi Anneleri/İnsanları’na müdahale eden polis, çok sayıda hak savunucusunu gözaltına aldı.

Eyleme, TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, YSP’li Sırrı Sakık ve Meral Danış Beştaş ile TİP’li Ahmet Şık destek verdi. Buldan, Sancar, Sakık, Beştaş ve Şık Galatasaray Meydanı’nda polis ablukası alındı. Polis, Önder’in Galatasaray Meydanı’na geçişine de izin vermedi.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın