Samsun: Havza, Atatürk Evi Müzesi

Atatürk Evi Müzesi; Samsun’un Havza İlçesi, Medrese Mahallesi, Atatürk Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Mustafa Kemal Atatürk’ün 25 Mayıs–13 Haziran 1919 tarihleri arasında işgale karşı bağımsızlık özleminin ilk meşalesini yaktığı Milli mücadelenin ilk karargahı olarak kullandığı, yapıldığı dönemin Mesudiye oteli, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 12.07.1980 tarih ve A- 2371 sayılı kararıyla taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. Osmanlı tapu kayıtlarından anlaşıldığı kadar binayı Otel haline getirerek işletmeye açan ilk kişi Havza eşrafından Hurdazlı İsa Efendi isimli bir şahıstır.

Mesudiye otelini bir süre kendisi çalıştıran İsa Efendi 1917 yılında oteli, o yıllarda aynı zamanda Maarif hamamının da müsteciri olan Ali Baba’ya devreder. Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basışından 6 gün sonra karargâhını Havza’ya taşıyacağı haberi üzerine dönemin Kaymakamı Fahri Bey, o yıllarda Havzanın en seçkin konaklama merkezi durumunda olan Ali Baba’nın Mesudiye oteli’ni bir aylığına kiralamış, Paşa’ya ve Karargâhında bulunan askeri ve sivil memurların istirahatine tahsis etmiştir.

Cadde üzerinde bulunan kâgir bina zemin kat üzeri iki katlıdır. Birinci katta 4, ikinci katta 5 oda bulunmaktadır. Tavan ve tabanı ahşap olan bina kırma çatı ile örtülüdür. Otelin birinci katında Kuzey – Batı ve Kuzey – Doğu yönünde bulunan karşılıklı iki oda biri “Çalışma odası” diğeri “Yatak odası” olarak paşa için hazırlanmış, maiyetindeki askeri ve sivil memurların bir bölümü otelin üst katında bulunan odalara yerleştirilirken bir bölümü de Havza’nın ileri gelenlerine ait konaklarda ağırlanmışlardır.

Çalışma Odası: Atatürk’ün Havzada bulunduğu 25 Mayıs – 13 Haziran 1919 tarihleri arasında çalışma odası olarak kullandığı bölümdür. Havzada bulunduğu süre içerisinde kendisini ziyarete gelen birçok heyeti burada kabul etmiştir. Bu odada sergilenen Telgraf maniplesi; Mustafa Kemal Paşa’nın başta Havza Genelgeleri olmak üzere Havzada yaptığı yazışmaları arkadaşlarına, Ordu Komutanlarına, Valilere ve ilgili diğer kimselere ilettiği ilk haberleşme aygıtıdır. Türkiye Cumhuriyeti için yaptırılmış olan ilk Cumhurbaşkanlığı forsu da çalışma odasında sergilenen eserler arasındadır.

Yatak Odası: Atatürk Havza’da bulunduğu süre içinde bu odada istirahat etmiştir. Odada yer alan karyola, yatak, yatak örtüsü ve diğer yatak odası takımının tamamı Atatürk’ün Havzaya geldiği yıllara ait orijinal eşyalardan seçilmiştir.

Havza Odası: Birinci kattadır. Bu odadaki en önemli eser Atatürk’ün el yazısı (Osmanlıca) ve imzası bulunan bir belgedir. Mustafa Kemal Paşa’nın Havzaya geldiğinde Mesudiye oteline iner inmez (Bir iddiaya göre de Havzaya gelmeden bir gün önce) Havza hakkında bilgi sahibi olmak için hazırladığı Havza Kaymakamı Fahri Bey’ e verdiği 12 maddelik soru listesidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Havza konulu küçük bir fotoğraf sergisi, Milli Mücadele yıllarında Rum Çetelerinin düzenlediği saldırı ve katliamları belgeleyen bazı fotoğraflar, Atatürk’le birlikte Havzaya gelen subaylara ve sivil memurlara ait fotoğraflar ve Atatürk’ün Havzada yayınladığı Milli Mücadelemizin “İlk Genelgesi” ile burada yapmış olduğu yazışmalara ve Kurtuluş savaşımızın başlatılmasına dair belgelere ait örnekler Havza odasında sergilenmektedir.

Diğer Oda ve Salonlar: Salon bölümlerinde Atatürk’ün Havzaya geldiği yıllara özgü eşyalar, Mili Mücadelede kullanılan bazı silahlar ve Milli Mücadele yıllarını anlatan çeşitli kitaplar sergilenmektedir. Aralarında Atatürk’ün kullandığı yemek takımının da bulunduğu bu eşyalar arasında 19. yy. sonları ile 20. yy.’ın başlarında Havza yöresinde kullanılan kadın giysileri, mutfak eşyaları, çıkrıklar ve üst kat salon bölümünde bulunan eski Türk evlerine özgü oturma odası takımı ziyaretçilerin yoğun ilgisini toplamaktadır.

Atatürk’ün Milli Mücadele süresinde gittiği / bulunduğu, kongreler düzenlediği ve çalışmalarının merkezi haline getirdiği kentlerin adına ithaf edilerek düzenlenen başta Havza, Amasya, Erzurum, Sivas ve Ankara odalarında, Atatürk’ün bu kentlerde yapmış olduğu bu görüşmelerle ilgili fotoğraflar, buralarda yapmış olduğu yazışmalarla ilgili belgeler ve bu kentlerimizin tarihi ile ilgili bazı bilgiler yer almaktadır.

Paylaşın

Erzurum: Atatürk Evi Müzesi

Atatürk Evi Müzesi; Erzurum’un Yakutiye İlçesi, Yukarı Mumcu Mahallesi, Çaykara Caddesi, Çaykara Sokak üzerinde yer almaktadır. Yaya olarak gidilebileceği gibi; Atatürk Üniversitesi Dolmuşları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

XIX. yüzyılın sonlarında Erzurumlu bir zengin tarafından konak olarak yaptırılmıştır. 1915-1916 yıllarında 9 ay kadar kısa bir süre için Alman Konsolosluğu olarak kullanılan yapı, 12 Mart 1918 tarihinde Erzurum’un kurtuluşundan sonra Erzurum Valiliği’ne ikametgâh olarak verilmiştir. Vali Mahir Akkaya 3 Temmuz 1919 tarihine kadar burada oturmuş, onun Erzurum’dan ayrılması ile konak boşalmıştır.

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasından sonra kongre için gelmiş olduğu Erzurum’daki bu konağa 9 Temmuz 1919 tarihinde Hüseyin Rauf Bey ve arkadaşları ile yerleşmeleri, 29 Ağustos 1919 tarihine kadar 52 gün Erzurum Kongresi çalışmalarını sürdürmeleri ile konak, tarihsel bir önem kazanmıştır. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Erzurum’dan ayrılmaları üzerine ev yine vali konağı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Cumhuriyet’in ilanından sonra 13 Eylül 1924 günü Erzurum’a gelişlerinde, Belediye Başkanı Nazif Bey tarafından Erzurumlu bir kuyumcuya yaptırılan altın anahtar ve evin tapusu şehir adına Mustafa Kemal Paşa’ya armağan edilmiştir. 1930-1934 yılları arasında Erzurum kolordu kumandanlarının ikâmetine verilen konak, Atatürk’ün ölümü üzerine kızkardeşi Makbule Boysan Hanım’a intikal etmiş ve onun ölümünden sonra isteği üzerine Çocuk Esirgeme Kurumu’na devredilmiştir. Bu kurum tarafından 1980 yılına kadar kullanılan bina 1984 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından Kültür Bakanlığı’na devredilmiştir.

Bodrum kat üzerine zemin ve birinci kat ile çatı katından ibaret olan bina onarılarak 3.10.1984 tarihinde Atatürk Evi Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Kareye yakın bir alana oturan yapı, bodrum üzeri iki katlıdır. Girişi, yuvarlak kemerli bir kapı ile sağlanır. Kaide ve temellerde kesme taşın, diğer kısımlarda ahşap kirişlerle moloz taşın kullanıldığı yapıda 1890’lı yılların üslup özellikleri dikkat çekmektedir.

Paylaşın

Bursa: Atatürk Evi Müzesi

Atatürk Evi Müzesi; Bursa’nın Osmangazi İlçesi, Çekirge Mahallesi, Çekirge Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Atatürk Evi Müzesi, 19’uncu yüzyıl sonlarında yapılmış bir köşk olup Atatürk’ün 20-24 Ocak 1923 tarihinde Bursa’ya gerçekleştirdiği ikinci ziyaretinde Bursa Belediyesi tarafından satın alınarak Atatürk’e hediye edilmiştir.

1938’de Atatürk tarafından Bursa Belediyesi’ne hibe edilen ve 1968’de Kültür Bakanlığı’na devredilen bu köşk, 29 Ekim 1973’te Cumhuriyet’in 50’inci yılında müzeye dönüştürülerek ziyarete açılmıştır.

Müzenin birinci katında kabul salonu ile buraya açılan dinlenme odası, ikinci katında ise yatak odaları ve çalışma odaları bulunmaktadır. Köşkte bulunan eşyaların tamamına yakını, Atatürk’ün burada kaldığı sürede kullandığı orijinal eşyalardır. Köşk, Bursa’daki sivil mimari örneklerinin en önemlilerindendir.

Paylaşın

Antalya: Atatürk Evi Müzesi

Atatürk Evi Müzesi; Antalya’nın Muratpaşa İlçesi, Haşim İşcan Mahallesi, Fevzi Çakmak Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi toplu taşıma araçlarıyla ulaşılabilir.

Antalya’yı üç kez ziyaret eden Atatürk, 6 Mart 1930’daki ilk ziyareti sırasında Lara Yolu üzerindeki Erenkuş mevkiinde denizi, sahilleri, karla kaplı Beydağları’nın manzarasını seyretmiş ve “Hiç şüphesiz Antalya yeryüzündeki en güzel yerdir.”  demiştir. Günümüzde Antalya’ya gelen ziyaretçiler, Atatürk ile aynı his ve düşünceleri paylaşıyor ve kentin, doğal ve kültürel mirasları ile eşsiz bir yer olduğunu düşünüyorlar. Ziyaretleri sırasında Atatürk’e tahsis edilmiş olan köşk, ziyaretleri anısına bir müzeye dönüştürülmüştür.

İki katlı dikdörtgen şeklinde planı olan köşk, 1986’dan beri Atatürk Evi Müzesi olarak halka hizmet vermektedir. Köşkün alt katında, Atatürk’ün Antalya’yı ziyaretleri ile ilgili fotoğraf sergisi, Atatürk ve Antalya’ya dair belgesellerin izlenebileceği bir oda, bir yemek odası ve bir büro; üst katında ise Atatürk’ün kişisel eşyalarının sergilendiği bir oda bulunmaktadır. Ayrıca bir toplantı odası, çalışma odaları, yatak odası ve hatıra paraların sergilendiği özel bir bölüm de yer almaktadır.

Paylaşın

Antalya: Alanya, Atatürk Evi Müzesi

Atatürk Evi Müzesi; Antalya’nın Alanya İlçesi, Şekerhane Mahallesi, Anzaklar Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi toplu ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 18 Şubat 1935’te Alanya’ya yaptığı ziyaret sırasında bir süre kaldığı evdir. Ev, sahibi Tevfik Azakoğlu tarafından Kültür Bakanlığı’na bağışlanarak 1987 yılında müze haline getirilmiştir.

19’ncu yüzyıl Türk mimarisinin özelliklerini yansıtan bahçe içinde üç katlı binanın giriş katında Atatürk’ün kişisel eşyaları, fotoğraflar, Atatürk’ün Alanyalılara gönderdiği telgraf ve diğer tarihi belgeler sergilenmektedir. Üst katın odaları ise geleneksel bir Alanya evinin etnografik eşyalarıyla donatılmıştır.

Paylaşın

Malatya: Atatürk Evi Müzesi

Atatürk Evi Müzesi; Malatya’nın Battalgazi İlçesi, Atatürk Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Atatürk Evi Müzesi kesme taştan yapılmış bir 19. yüzyıl Osmanlı yapısıdır. Atatürk, 1931 ve 1937 yıllarında Malatya’ya geldiğinde bu binayı kullanmıştır.

Önceleri halkevi ve halk eğitim merkezi olarak kullanılan bina, yapılan düzenlemelerle müzeye dönüştürülmüştür.

Bir salon ve altı ayrı oda halinde düzenlenen müzede konferans salonu, Atatürk’ün Malatya’ya geldiği zaman kullandığı eşyaların sergilendiği bir oda, Atatürk kitaplığı ve Cumhuriyet dönemi fotoğrafları yer almaktadır.

Paylaşın

Adana: Atatürk Evi Müzesi

Atatürk Evi Müzesi; Adana’nın Seyhan İlçesi, Kayalıbağ Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Müzeye, şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Geleneksel Adana Evlerinin tipik özelliklerini gösteren yapı, tescilli taşınmaz kültür varlığı olup, dönemini en iyi anlatan sivil mimarlık örneklerinden biridir. 15 Mart 1923 tarihinde Atatürk ve eşi Latife Hanım Adana ziyaretleri sırasında Ramazanoğlu Suphi Bey’e ait bu konakta ağırlanmışlardır.

Atatürk Bilim ve Kültür Merkezi Müzesi Koruma ve Yaşatma Derneği’nce zamanın Kolordu Komutanı Bedrettin Demirel’in önderliği ve halkın yardımıyla kamulaştırılıp restorasyonu yapılan bina, 1981 yılında Müze Müdürlüğü’ne bağlı bir birim olarak hizmete açılmıştır.

Atatürk’ün Adana’ya geliş tarihi olan 15 Mart her yıl bu binada resmi törenle kutlanmaktadır. Müzede Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ait bilgiler, çeşitli belgeler ve fotoğraflarla anlatılmaktadır.

İki kattan oluşan müze binasının alt katında Çalışma Odaları, Kütüphane, Sofa, Yatak Odası, Basın Odası ve mücahitler Odası yer almakta olup üst katında ise Hatay Odası, Silah Odası, Yaver Odası ve Kuvay-i Milliye Odası bulunmaktadır.

Adana’nın Kısa Tarihi

Adana’nın tarihi, Hititler dönemine kadar uzanmaktadır. MÖ 18. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun bir parçası olan Adana, daha sonra Asur, Pers ve Makedonya İmparatorluğu gibi farklı medeniyetler tarafından kontrol edildi ve MÖ 333’te Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu yenmesiyle Adana, Makedonya Krallığı’nın bir parçası oldu.

Roma ve Bizans Dönemi: MÖ 64’te Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilen Adana, önemli bir Roma eyaleti olan Kilikya’nın başkenti oldu. Roma döneminde Adana, önemli bir ticaret merkezi haline geldi ve zenginleşti. Ancak, 5. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarını savunan şehir, Pers İmparatorluğu tarafından ele geçirildi ve 7. yüzyılda Müslümanlar tarafından fethedildi.

7. yüzyılda Arap Müslümanlar tarafından fethedilen Adana, daha sonra Abbasiler, Emeviler ve Selçuklular gibi farklı İslam devletlerinin yönetimine girdi. Selçuklular döneminde, şehir önemli bir ekonomik merkez olarak gelişti ve kültürel açıdan da zenginleşti. 12. yüzyılda ise Haçlı seferleri sırasında Adana, Haçlılar tarafından işgal edildi, ancak daha sonra tekrar Selçuklu hâkimiyetine geçti.

1517’de Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine giren Adana, bu dönemde de önemini sürdürdü ve Osmanlılar döneminde Adana, tarım ve ticaret alanında büyük bir gelişme kaydetti. 19. yüzyılda ise şehir, modernleşme sürecine paralel olarak Avrupa etkilerini hissetmeye başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ise Adana, birçok etnik ve siyasi olaya tanıklık etti.

1920’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Adana, modern Türk devletinin bir parçası oldu. Cumhuriyet döneminde Adana, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan önemli gelişmeler kaydetti. 1920’lerde başlayan tarım reformlarıyla Adana, modern tarım tekniklerine geçti ve tarım sektörü önemli bir ekonomik faaliyet haline geldi. Şehirdeki sanayi, ticaret ve ulaşım da hızla gelişti. Adana, Türkiye’nin önemli bir sanayi merkezi haline geldi ve birçok fabrika ve işletme burada faaliyet göstermeye başladı.

Ayrıca, Adana’nın kültürel ve sosyal hayatı da Cumhuriyet dönemiyle birlikte ivme kazandı. Şehirde, modern eğitim kurumları, kültürel etkinlikler ve sanat faaliyetleri arttı. Adana, üniversite ve araştırma merkezleri açısından da gelişti ve birçok bilim insanı, yazar, şair ve sanatçı burada yetişti.

Günümüzde Adana, Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir. Ekonomik, ticari, kültürel ve sosyal açıdan canlı bir şehir olan Adana, aynı zamanda turistik potansiyeli de yüksek bir yerdir. Çeşitli tarihi ve kültürel mekanları, festivalleri, doğal güzellikleri ve gastronomik zenginlikleriyle ziyaretçileri çekmektedir.

Paylaşın

Erzurum’da Mutlaka Uğrmanız Gereken “Müzeler”

Tarih boyunca İpek yolu üzerinde bulunan Erzurum her zaman göz önünde olmuş, Medler, Urartular, Persler, Bizanslılar, Müslümanlar, Selçuklu Türkleri ve Osmanlı Türkleri bu bölgeyi ellerinde tutmuşlardır.

Bu dönemlerden kalma eserler, Erzurum Arkeoloji Müzesi , Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi (Yakutiye Medresesi) ,  Atatürk Evi Müzesi ve 23 Temmuz Erzurum Kongre Binası Resim Heykel Müzesi ve Galerisi’nde sergilenmektedir.

Erzurum Arkeoloji Müzesi

Yakutiye İlçesi, Muratpaşa Mahallesi  sınırları içerisinde bulunan Erzurum Arkeoloji Müzesi, 1968 yılında ziyarete açılmıştır. Tarihi özelliği olmayan müze binasının yapımında, bölgenin iklimi de  göz önüne alınarak kesme taş kullanılmıştır. Toplam 20.000 kayıtlı eser bulunan müzede, bölgemizde yaşamış kültürlerin gelişimi, üretimi, yaşam tarzı, sanatı, dini inanışları ve gelenekleri gibi bir çok konuda ziyaretçilere bilgi sunan eserler sergilenmektedir. 

Müzede 5 salon bulunmakta olup bunlar; Tabiat tarihi, Kazılar, Roma, Helenistik, Transkafkas Eserler, Urartu Eserleri ve yazıları salonu ile Ermeni Katliamı salonları bulunmaktadır.

Günümüz itibariyle Müze ziyarete kapalıdır. Yakutiye İlçesi, Rabiaana Mahallesi, Üç Kümbetler mevkiinde yeni ve modern Müze hizmet binasının yapımı devam etmekte olup, yapımı tamamlandıktan sonra Erzurum Arkeoloji Müzesi yeni hizmet binasında ziyaretçilerine açılacaktır.

Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi (Yakutiye Medresesi)

Yakutiye Medresesi, 1310 yılında İlhanlı hükümdarı Sultan Olcayto döneminde Gazan Han ve Bolugan Hatun adına, Hoca Yakut Gazani tarafından yaptırılmıştır. Anadolu’da bulunan kapalı avlulu medreselerin en büyüğüdür. Taç kapının yan yüzlerinde, silme kemerle çevrili nişler içinde pars ve kartal motifleri dikkat çekmektedir.

Ajurlu bir küreden çıkan hurma yaprakları, iki Anadolu parsı ve kartal figürlerinden oluşan hayat ağacı Orta Asya Türklerinin önemli simgelerini bir araya getirmektedir. Her odanın girişinde öğrenci ve hocaların sınıf ve derecelerine göre farklılık gösteren işlemeler bulunmaktadır.

Atatürk Evi Müzesi

19. yüzyılın sonlarına doğru Erzurumlu bir zengin tarafından yapılan konak, sonraları Millî Mücadele için Erzurum’a gelen Mustafa Kemal ve kongre heyetine ev sahipliği yapmıştır.

Mustafa Kemal ve beraberindeki heyet, 9 Temmuz 1919’dan 29 Ağustos 1919’a kadar Erzurum Kongresi için yaptıkları çalışmaların önemli bir kısmını burada sürdürmüşlerdir. 1984 yılında Kültür Bakanlığına devredilen konak o tarihten sonra “Atatürk Evi Müzesi” olarak ziyarete açılmıştır.

23 Temmuz Erzurum Kongre Binası Resim Heykel Müzesi ve Galerisi

Erzurum Kongresinin toplandığı ilk bina 1864’de Mıgırdiç Sanasaryan tarafından yaptırılmış ve Sanasaryan Koleji – Ermeni Kız Yatılı Okulu- olarak eğitim vermiştir. Cumhuriyet öncesinde bina satın alınarakdevlete kazandırılmıştır.

Bina 1924 sonlarında esaslı bir yangın geçirmiş ve ahşap kısım tamamen yanmıştır. Yangından sonra onarılan bina, Gazi İlkokulu olarak 1926’da hizmete açılmış, zaman içerisinde Yapı Sanat, Güzel Sanatlar Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi olarak varlığını devam ettirmiştir.

Okulun bir salonu 1960’da Atatürk ve Erzurum Kongresi Müzesi olarak ziyarete açılmış, 2011-2013 yılları arasında TBMM tarafından yapılan yenileme çalışmaları sonrasında Kültür ve Turizm Bakanlığına devredilmiştir.

Günümüzde Kongre Binası, Atatürk Resim Heykel Müzesi ve Galerisi Müdürlüğü olarak hizmet vermekte Kongre Binasında ayrıca küçük ölçekli bir de Sanat ve Edebiyat Kütüphanesi yer almaktadır.

Erzurum Kısa Tarihi

Doğu Anadolu’nun en büyük kenti olan Erzurum’un MÖ 4900 yıllarında kurulduğu tahmin edilmektedir. Erzurum’u da içine alan bölge tarih boyunca Urartular, Kimmerler, İskitler, Medler, Persler, Parftlar, Romalılar, Sasaniler, Araplar, Selçuklular, Bizanslılar, Sasaniler, Moğollar, İlhanlılar ve Safaviler gibi çok çeşitli kavim ve milletler tarafından idare edilmiştir.

1514 yılında şehir ve çevresini fetheden Osmanlılar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1923 yılına kadar bu topraklarda hüküm sürmüşlerdir.Milli mücadele, milli birlik ve bağımsızlık hareketinin temelinin atıldığı Kongre 23 Temmuz 1919 da Erzurum’da toplamıştır.

Erzurum Coğrafya

Erzurum ili, Türkiye’nin orta ve batı kesimlerine göre, yükseltinin fazla olduğu illerinden biridir. Doğu Karadeniz Dağlarının doğu uzantıları olan Rize Dağları, ili kuzeyden çevreler ve Rize ile sınırını oluşturur.

Karadeniz’e paralel düzenli sıralar durumunda uzanan bu dağlar, geçit vermez ve yüksektir. En yüksek noktaları 3937m. yüksekliğindeki Kaçkar Tepesi ile Verçenik Tepesi’dir. Dumlu Dağından doğuya doğru uzandığında iki yüksek dağ sırasına ulaşılır.

Tortum’a doğru olanı Güvercin Dağıdır; Pasinler Ovası ile Gürcü Boğazı arasını doldurmuş olanı ise Karga Pazarı Dağlarıdır. Erzurum şehrini doğudan çevreleyerek Palandöken Dağlarına ulaşır.Erzurum şiddetli karasal Doğu Anadolu iklimi bölgesinde yer alır. İlin yıllık sıcaklık ortalaması 6.0 derece kadardır.

Erzurum Turizm

Palandöken Kayak MerkeziÜlkenin önemli Kayak Merkezlerinden olan Palandöken Erzurum ili sınırlarındadır.

Erzurum Tarihi Yerler

Erzurum İli’ne 79 km uzaklıktaki Horasan – Pasinler – Erzurum tarihi İpek Yolu üzerindedir. İlk inşa tarihi kesin olarak bilinmeyen Erzurum Kalesi’nin M.S. 5. yy ilk yarısında Bizanslılar tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. İç kale mescidine minare olarak yaptırılan Saat Kulesi, Tepsi Minare ve Kule diye de adlandırılmaktadır. Şehre hakim bir tepe üzerinde kurulu bulunan Erzurum Kalesi’nin surlarındaki Saat Kulesi her taraftan çok rahatlıkla görülebilmektedir.

1297-98 yıllarında İlhanlıların Veziri Emir Çoban Salduz tarafından yaptırılmıştır. Aras nehri üzerinde 7 kemer gözlü olarak inşaa ettirilen önemli bir yapıttır. Kanuni Sultan Süleyman’ın Sadrazamı Rüstem Paşa tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan iki katlı bina halen çarşı olarak kullanılmaktadır. Çarşıda daha ziyade oltu taşı satıcıları faaliyet göstermektedir.

Erzurum Medreseler

13’üncü yüzyılın sonlarında İlhanlılar tarafından yaptırılmıştır. Anadolu Selçuklu Mimari geleneğinde açık avlulu, iki katlı ve iki minareli eğitim kurumu, Anadolu’nun en büyük medresesidir. Hoca Celaleddin Yakut tarafından MS 1310 yılında inşa edilmiştir.

İlhanlı döneminden günümüze kalan nadir eserlerden birisidir. İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Erzurum Cami ve Kiliseler

İl merkezindeki Lalapaşa Cami, Üç Kümbetler ve Oşvank Kilisesi görülmeye değerdir. Üç kümbetlerden sekiz köşeli plan üzerine oturtulmuş olan Saltuklu Devleti’nin kurucusu Emir Saltuk’a ait olduğu sanılmaktadır. Tamimiyle kesme taştan yapılmış olan kümbetlerin diğer ikisini kimlerin yaptığı bilinmemektedir.

Kümbetlerin genel olarak 13 üncü yüzyıl sonu ve 14 üncü yüzyıl başına ait oldukları kabul edilmektedir. Üç kümbetler Türklere ait diğer kümbetlere nazaran değişik planları, kullanılan malzeme ve süslemeleri açısından ayrı bir yer tutar.

Erzurum Mesire Yerleri

Tortum Gölü’nün son kısmında, Tortum Çayı’nın 48 m yüksekten düşmesiyle meydana gelen çağlayan vadideki bir dağın heyelan sonucu çayın önünü kapatmasıyla oluşmuştur. Erzurum’a 120 km mesafededir. Baharda suyun bol olduğu mevsimde tabii manzarası ve heybetiyle seyrine doyum olmaz. Pasinler Kaplıcası, Kuş Gözlem Alanı, Doğu Karadeniz Dağları Erzurum Ovası…

Erzurum Sportif Etkinlikler

Erzurum’un İspir ilçesi sınırlarından geçen Çoruh Nehri rafting yapmaya en elverişli akarsulardan birisidir. Derin kanyonları ile ilgi çeken Çoruh, her yıl turistlerin akımına uğrar. 1993 yılında Dünya Rafting Şampiyonası Çoruh Nehrinde yapılmıştır. Erzurum’un kuzeyinde yer alan Dumlu Dağları üzerinde yabancı turistler tarafından günü birlik doğa yürüyüşleri yapılmaktadır.

Bu yürüyüşe gidenler üç saatlik bir yürüyüşle Dumlu Baba diye adlandırılan ve Fırat Nehri’nin önemli kollarından biri olan Karasu’nun kaynağı durumundaki soğuk su gözesine varırlar, burada bir süre dinlenen ziyaretçiler dönüş yürüyüşüne Kırkgöze Köyü üzerinden yaparlar buna benzer dağ yürüyüşleri Erzurum’un güneyinde bulunan Palandöken Dağları üzerinde de yapılmaktadır.

Erzurum Mutfağı

Anadolu’nun her yöresinin kendine ait yöresel bir mutfağı vardır. Erzurum’da zengin bir mutfak kültürüne sahiptir. Bunlardan lor dolması, kadayıf dolması, özel yapılmış su böreği, ayran aşı ve cağ kebabı bu mutfağın baş yemekleridir. Erzurum’a yolu düşenlere bu yemekleri, özellikle meşhur Tortum Cağ kebabını tatmaları özellikle tavsiye edilir.

Paylaşın