Numan Kurtulmuş’tan Ümit Özdağ’a Ziyaret: Faydalı Bir Görüşme

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, ATA İttifakı bileşenlerinden Zafer Partisi’nin Genel Başkanı Ümit Özdağ’ı partisinin genel merkezinde ziyaret etti. Ziyaret sonrası yapılan açıklamalarda, faydalı bir görüşme olduğu belirtildi.

Haber Merkezi / Terörle mücadele ve sığınmacılar konusunda görüştüklerini belirten Numan Kurtulmuş, açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:

“Oldukça verimli bir görüşme yaptık. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de ümit ediyoruz ki Zafer Partisi de genel çerçevede Cumhurbaşkanımıza destek verir ve Türkiye bu seçimi rahat şekilde tamamlar diye düşünüyoruz. Türkiye’nin meselelerinden birisi göçmenler meselesidir. Önemli bir mesele ama bu meselenin Türkiye’nin isteği üzerine değil şartlar neticesinde ortaya çıktı.

Bu insanlar hayatta kalabilmek için buraya geldiler. Ama Türkiye’nin yüklenebileceği bir sınır var. Hükümetimiz Suriyelilerin güvenli ve onurlu geri dönüşü için çalışıyor, mesafe alıyor. İnşallah Suriye’de normalleşmenin sağlanması, barış ve huzur ortamının temin edilmesi için son derece samimi ve takvimlendirilmiş bir çalışma içindeyiz. Önümüzdeki dönemde 1 milyon Suriyelinin geriye dönüşünü sağlayacak oradaki konutların yapımı meselesi zaten gündemimizde.

Bir an önce gönüllü ve güvenli geri dönüşünün temin edilmesi için çalışmalar sürüyor. Sayın Kılıçdaroğlu, 10 milyon Suriyeli getirdiniz, 10 milyon daha getireceksiniz dedi. Bu doğru değil. Resmi rakamlarla 4 milyon 994 bin Suriyeli var. Bunun iki katını söyledi. Yanlış bilgiyi kamuoyu ile paylaştı.”

Zafer Partisi Lideri Özdağ ise, açıklamalarında özetle şunları söyledi:

“Terör örgütlerinin Türkiye’ye yönelik faaliyetlerini ve alınması gereken politika uygulamalarını değerlendirdik. Türkiye’nin en önemli meselesi olan sığınmacı ve kaçaklar meselesinde gündeme getirdiğimiz çözüm önerilerini paylaştık.  Aramızda belirli farklılıklar olduğu açıktır. Onurlu ve gönüllü dönüş bir politikadır.

Zafer Partisi’nin politikası ile gerekirse zorla, devletin egemenlik hakkını sonuna kadar kullanması gereken politikalardır.  Ama faydalı bir görüşme oldu. Arkadaşlarımızla bu görüşmenin sonuçları konusunda bir değerlendirmeyi divanda yapacağız. Numan Bey de sanırım bazı değerlendirmeler yapacak, daha sonra sonuçları tekrar değerlendirme imkanımız olacak.”

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalmasının ardından seçimde Ata İttifakı’nın adayı olan ve yüzde 5.17’lik bir oy oranına ulaşan Sinan Oğan’ın kimi destekleyeceği belirsizliğini koruyor.

İttifakta bulunan Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, cuma günü partisinin genel merkezinde CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya gelmişti.

Görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı adayı Oğan da Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüştü.

Öte yandan Zafer Partisi’nden yapılan açıklamada, Genel Başkan Özdağ’ın yarın saat 11.00’de düzenleyeceği basın toplantısıyla Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turuna ilişkin parti kararını duyuracağı belirtilmişti.

Ata İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan da bugün saat 17.00’de ikinci turda hangi adayı destekleyeceğine ilişkin kararını kamuoyuyla paylaşacak.

Paylaşın

AK Parti’de Bakanlık İçin İsimler Konuşulmaya Başlandı

28 Mayıs’ta yapılacak ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçiminde “Erdoğan’ın ipi göğüsleyeceğini” düşünen AK Parti’de, grup başkanvekilliği gibi görevler alan eski Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç gibi isimlerin de bakan olarak görev alabileceği ifade ediliyor. Yılmaz Tunç’un Adalet Bakanlığı için adı geçiyor.

Tunç ile birlikte AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un da “yeni kabinede bakan olabileceği” ileri sürülüyor. Ayrıca TBMM Başkanlığı için de milletvekili seçilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, eski bakanlar Bekir Bozdağ, Abdülhamit Gül ve AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş gibi isimler de tartışılıyor.

AK Parti, seçimlerde 19 milyon 346 bin 135 oy alarak birinci parti olarak TBMM’ye girdi. TBMM’de AKP’nin 267 milletvekili ile temsil edilecek olmasıyla birlikte AK Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “AK Parti’nin parlamentodaki çoğunluğu” baz alarak parlamento içinden de “Cumhurbaşkanlığı Kabinesi”ne bakan atayabileceği ifade ediliyor. Bu isimlerin de Süleyman Soylu ile Mevlüt Çavuşoğlu olduğu iddia ediliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun kulis haberine göre, TBMM’de çoğunluğu sağlayıp ikinci turda da “Erdoğan’ın ipi göğüsleyeceğini” düşünen AK Parti’de, grup başkanvekilliği gibi görevler alan eski Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç gibi isimlerin de bakan olarak görev alabileceği ifade ediliyor. Yılmaz Tunç’un Adalet Bakanlığı için adı geçiyor.

Tunç ile birlikte AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un da “yeni kabinede bakan olabileceği” ileri sürülüyor. Ayrıca TBMM Başkanlığı için de milletvekili seçilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, eski bakanlar Bekir Bozdağ, Abdülhamit Gül ve AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş gibi isimler de tartışılıyor.

Paylaşın

Erzurum Olayları; AK Parti Sözcüsü Çelik: Prensip Olarak Şiddete Karşıyız

Erzurum’da İBB Başkanı İmamoğlu’na yönelik saldırıyla ilgili olarak konuşan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Prensip olarak biz siyasete dönük her türlü şiddete karşıyız. Siyasetin özgürce yapılabilmesi parti olarak dikkat ettiğimiz bir konu” dedi.

İBB Başkanı İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hedef alan sözlerini de “Yakışıksız bir beyan.” olarak nitelendiren Sözcü Çelik, şiddeti maruz görmeyeceklerini de belirtti.

Ömer Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum mitingi sırasında bir grup tarafından taşlı saldırıya uğraması olayında kapsamlı bir soruşturma açılacağını belirtti.

NTV’de Funda Görey’in sorularını yanıtlayan Çelik’in açıklamaları şöyle:

“Dikkatli bir şekilde takip ettik. Prensip olarak biz siyasete dönük her türlü şiddete karşıyız. Siyasetin özgürce yapılabilmesi parti olarak dikkat ettiğimiz bir konu. Siyasete ve siyasetçiye dönük herhangi bir şiddetin maruz görülmesi söz konusu olamaz. Bu olaydan önce uyarılar yapılıyor. Burası miting alanı değil, miting alanı öbür taraf diye yönlendiriliyor. Erzurum bir barış şehri. Kapsamlı bir soruşturma yapılacaktır.

İBB Başkanı en ufak bir olayda Cumhurbaşkanımızı hedef alan açıklamalar yapıyor. Yakışıksız bir beyan. Fiziki şiddete karşı olduğumuz gibi sözel manipülasyona ve provakatif söyleme de karşı olmak zorundayız. Miting alanının güvenlik tedbiriyle esnaf ziyaretisinin güvenlik tedbiri bunlar birbirinden farklı şeyler. Kurallı siyaset yapacağız. Türkiye’nin her yerinde herkes miting yapıyor. Güvenlik tedbiri alınıyor. Tabiki de alınacak. Hiçbir şekilde şiddeti maruz göremeyiz. Topyekün reddederiz.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘seçim gecesi sokağa çıkmayın’ açıklamasını da değerlendiren Çelik şu ifadeleri kullandı:

“Bunlar bir tecrübesizlik ve sorumsuzluk. Vatandaşımız kaybetmez, herkes kazanır. Sandığın iktidarı belirleme gücü kazanıyor. “O gece çıkmayın, bir takım provakasyonlar olacak” demek başlı başına provakatif söylem. Her zamanki gibi seçimlerde kaybedenler ve kazananlar olacak. Biz birinci turda bu işi bitireceğiz. Hiçbir vatandaşımız kaybetmeyecek. Ondan sonra önümüze bakacağız.”

Ne olmuştu?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum’da yaptığı mitingde, otobüs üzerinde konuştuğu sırada bir grubun taşlı saldırısına uğramıştı. İmamoğlu, saldırının ‘tertipli’ bir olay olduğunu söylemişti.

Olay sonrası otobüsün içinden mikrofonla bir süre konuşan İmamoğlu, polis ekiplerine tepki göstermiş ve “Bunu seyreden polisler, biz de sizi seyrediyoruz. Bu şehrin valisi, emniyet müdürü biz de sizi seyrediyoruz. Hiç sorun yok. Aldatılmış gençler olabilir. Aldatılmış yöneticiler olabilir. Burada yaralanan vatandaşlar var, siz seyrediyorsunuz polisler. Erzurum Valisi, Erzurum Belediye Başkanı… Hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım. İnsanları tahrik ediyorsunuz” demişti.

Ekrem İmamoğlu daha sonra paylaştığı bir video ile de yaşananlara tepkisini ortaya koydu. İktidar mensuplarına seslenen İmamoğlu, “Yanlış yoldasınız, millete zarar veriyorsunuz” diye uyarmıştı.

Atılan taşlar nedeniyle bazı katılımcılar yaralanmıştı. İmamoğlu ve beraberindeki heyeti taşıyan otobüste hasar meydana geldi. İmamoğlu’nun otobüsü alandan ayrılırken polis de kalabalığa TOMA’larla su sıkmıştı.

 

Paylaşın

“İmralı’ya Heyet” İddialarına Bakan Bozdağ’dan Yalanlama

Seçim döneminde AK Parti’nin İmralı’ya Abdullah Öcalan ile görüşmek için heyet gönderdiği iddiasını yalanlayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Yalan söylüyorlar, yalan söylüyorlar” ifadelerini kullandı.

Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi’ye konuşan Bakan Bozdağ, Yani gidecek, bir yargı mensubu böyle bir görüşme yapacak. Bundan Adalet Bakanı’nın, devletin, ilgililerin bilgisi olmayacak. Böyle bir görüşme yok” dedi.

AK Partinin Diyarbakır milletvekili adayı Galip Ensarioğlu da iktidarın Öcalan’la sürekli görüştüğünü belirterek, şunları söylemişti:

“Devlet sürekli Öcalan’la görüşüyor. Öcalan çözüme katkı sunmak istediği zaman, Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne, bu silahlı şiddetin son bulması için eğer bir katkı sunmak istiyorsa ve buna devlet de inanıyorsa bu tür görüşmeleri sürdürür.

Ancak bugün itibariyle bunun koşullarını ortadan kaldıran bizatihi HDP’nin kendisidir, Kandil’in kendisidir. Yani Öcalan’ı tecrite mahkum eden devlet değil, Öcalan’ı tecride mahkum eden bizatihi Kandil’dir, bizatihi HDP’nin kendisidir. Çözüm sürecini boşa çıkaran, sabote eden, Öcalan’ı rolünü boşa çıkaran yine kendileridir.”

“İmralı’ya heyet” iddiasını ilk olarak gazeteci Amed Dicle tarafından dile getirilmişti.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, hükümetin seçim öncesi “İmralı’ya adam gönderip yardım istediğini” öne sürmüştü. Akşener, 28 Mart’ta gerçekleştiğini öne sürülen görüşmeyle ilgili ‘yargıdan biri’nin gittiğini iddia etmişti.

Akşener, “Daha yeni İmralı’ya adam gönderdiler, yardım istediler. Kimin gönderildiğini biliyorum. Siyasetçi olsa adını hemen söylerim. Yargıdan birini gönderdiler” ifadelerini kullanmıştı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba da 2 Mayıs’ta, Malatya’da İl Koordinasyon Merkezi’nde yaptığı açıklamada, “Öcalan’ı serbest mi bırakacaklar’ gibi saçma sapan, akla hayale gelmeyecek yalanlar söylüyorlar. Bugün Öcalan ile İmralı’da görüşen AKP’nin görevlendirdiği insanlar var.

Sayın Akşener, ‘Üst düzey yargı mensupları’ diyor. Biz biliyoruz ki her gün Öcalan ile görüşerek kendilerine oy devşirmeye çalışan bir siyasi iktidar var. Bunlar Öcalan ile hala bugün görüşüyorlar. Öcalan’dan destek almaya çalışıyorlar. Biz, hukuk ne diyorsa onu yapacağız” demişti.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da Nisan sonunda Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın PKK lideri Abdullah Öcalan’ın tutuklu bulunduğu İmralı’ya heyet gönderdiği iddialarının kaynakları tarafından doğrulandığını söylemişti.

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: AK Parti’de Son 10 Gün Hesapları

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kalırken, Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AKP), kararsız seçmeni partiye çekebilmenin yolları tartışılıyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, AKP kulislerinde, Cumhurbaşkanlığı seçimi için, “yarışın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu arasında başa baş gittiği ya da Erdoğan’ın 1-2 puan önde olduğu” şeklinde yorumlar yapılıyor.

Partide, Millet İttifakı içinde yer alan DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’ne giden yüzde 1-2 civarındaki AKP oyununun “Eli CHP’ye oy vermeye gitmeyen” Kürt muhafazakar seçmenle karşılanacağı, Erdoğan’ı da bu oranın yeniden Cumhurbaşkanlığına taşıyabileceği hesabı yapılıyor.

AKP’de ayrıca, seçim sonuçlarını belirlemede etkili olduğu belirtilen seçimden önceki son haftada, Erdoğan’ın tüm kesimleri “kucaklayıcı dil” kullanmasının önemine vurgu yapılıyor. Muhalefetin “çok başlı görüntüsü ve taktik hatalarının” seçimin kazanılmasını sağlayabileceği belirtiliyor.

Parti kulislerinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın az farkla olsa da seçimi ilk turda kazanabileceği beklentisini dile getirenlerin yanı sıra, şu anda tablonun Kılıçdaroğlu ile “başa baş olduğu” yorumları da yapılıyor. Seçimin ikinci tura kalma olasılığı göz ardı edilmiyor.

2015 hatırlatması: ‘Ne 7 Haziran’a ne 1 Kasım’a benziyor’

AKP’yi sahadan gelen yurttaşların “seçime ilgisiz” olmasına yönelik analizler düşündürüyor. “Sahada seçim havası yok, sanki 14 Mayıs’ta seçim yokmuş gibi bir tavır var. Bizden uzaklaşmış değiller ama siyasetle de ilgili değil” yorumları yapılıyor.

Sahadan gözlemlerini aktaran bazı parti yöneticileri, seçmenin bu süreçteki tutumunun, AKP’nin 2002’de iktidara geldikten sonra ilk kez Meclis’teki çoğunluğu kaybettiği 7 Haziran 2015 seçimleri ve yeniden güçlü bir şekilde seçimi kazandığı 1 Kasım 2015 seçimlerinden çok farklı olduğunu, ilk kez böyle bir tablo ile karşılaşıldığına dikkat çekiyor:

“7 Haziran öncesi seçmen el sıkardı ama konuşmazdı, ‘Sizinle işimiz yok’ havasında davranırdı. Ama aynı kişi 1 Kasım öncesi ise ‘Şunları yanlış yapıyorsunuz, şu iyi oldu’ der alkışlar ya da kızardı, tepki gösterirdi. Ama şimdi ikisinden farklı bir hava var. Bizden uzaklaşmış değiller, ilgileri var ama siyasetle ilgili değiller.”

AKP’nin umudu muhalefetin hataları, Erdoğan’ın üslubu

Seçmenin siyasete ilgisizliğini, siyasi kavga ve çekişmelerden yorulmasına bağlanırken, bazı AKP kurmayları bu süreçte “gerilimi tırmandırma” taktiğininin hem iktidar hem de muhalefet aleyhine sonuç doğuracağına işaret ediyorlar.

AKP’de, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararının, Doğu ve Güneydoğu’da Millet İttifakı lehine sonuç doğursa da, Batı’daki seçmeni ürküttüğü savunuluyor. Bazı ittifak partisi liderlerinin, sahnede kimi zaman Kılıçdaroğlu’ndan daha uzun konuşması, çok başlılık görüntüsü vermesi muhalefetin “eksileri” olarak görülüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise sert, kavgacı üslup yerine tüm kesimleri kucaklayıcı bir dil kullanmasının havayı değiştireceği yorumları yapılıyor.

Yeşil Sol Partili yüzde 1-2 seçmen desteği beklentisi

Yeşil Sol Parti’nin Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı nedeniyle Doğu ve Güneydoğu’da Erdoğan’ın istediği sonucu alması zor görülüyor.

AKP kurmayları, HÜDA PAR desteğinin seçimin alınmasına yetmeyeceğini ifade ederken, “eli CHP’ye oy vermeye gitmeyecek” muhafazakar Kürt seçmenden umutlu.

Özellikle istikrar isteyen, “terörle bağı olmayan”, çocuğunun geleceğini düşünen yüzde 3-4 oranındaki muhafazakar Kürt seçmenin yüzde 1-2’lik bölümünün, “yeni maceraya yönelmeyi tercih etmeyeceği” belirtilerek, “Bu yüzde 1-2’lik seçmen milletvekilliğinde Yeşil Sol Parti’ye oy verse de, Cumhurbaşkanlığı’nda Erdoğan’a oy verecektir. Zaten bu yüzde 1-2, Erdoğan’a seçimi kazandırıyor” yorumu yapılıyor.

AKP kulislerinde, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun ayrı parti kurup Millet İttifakı’na katılmaları nedeniyle yaşanan yüzde 1-2’lik oy kaybının da muhafazakar Kürt seçmenden gelecek oyla telafi edileceği düşünülüyor.

‘Bazı bakanlar sinerji yarattı, bazıları teşkilatta soruna neden oldu’

Halen kabinede yer alan ancak bulundukları seçim bölgesinde liste başından milletvekili seçimi için çalışma yürüten kabine üyelerinin sahadaki etkileri de uzun süredir tartışılıyor.

Parti kurmayları, vatandaşla ve parti teşkilatları ile iyi iletişim kuran bakanların sahada sinerji yarattığını ve oyları artırıcı etkisi olduğuna işaret ediyorlar.

Vatandaşların sorunlarına sahada çözüm üretilmesi avantaj olarak görülüyor. Ancak teşkilatlarla diyalog kuramayan bazı bakanların ise hem seçmenle diyalog kurmada sorun yaşadığı hem de teşkilatları harekete geçirme konusunda yetersiz kaldığı yorumları yapılıyor.

‘İttifak sistemi değişikliği ve ayrı liste 20 dolayında vekil kaybına yol açabilir’

AKP, milletvekilliği seçiminde ise TBMM’deki çoğunluk rakamı olan 301’i hedefliyor. Ancak seçim sistemi değişikliği ile ittifak oylarının siyasi partilerin milletvekili çıkarmaya etki etmemesi, Cumhur İttifakı içinde yer alan MHP, BBP ve Yeniden Refah Partisi’nin ayrı listelerle seçime girmesi nedeniyle, özellikle az milletvekili çıkaran seçim çevrelerinde, milletvekili kaybına yol açabileceği öngörülüyor. Fakat, özellikle MHP ve AKP tabanlarının 2018’den bu yana birbirine yakınlaştığı, oy geçişkenliğinin iki parti arasında gidip geldiğine dikkat çekiliyor.

AKP’ye kızan seçmenin MHP’ye yöneldiği ancak ittifak dışına çıkmadığı belirtilirken ayrı liste nedeniyle, partinin en fazla 20 milletvekili dolayında kaybı olabileceği ancak MHP ve diğer ittifak partilerinin çıkaracağı milletvekillikleri ile 300 dolayında milletvekili çıkarılabileceği hesabı yapılıyor.

İttifak içindeki partilerin seçmenlerinin Erdoğan’a oy verme konusunda tereddüt yaşamadığı belirtlirken bu seçmenin kendi partilerine oy vermenin rahatlığıyla sandığa gideceği ve milletvekili çıkarmasını da sağlayacağı düşünülüyor.

Millet İttifakı’nda yer alan İYİ Parti dışındaki siyasi partilerin liste çıkarmayıp CHP listelerinden seçime girmesinin, seçmen tabanlarının çok farklı olması nedeniyle “sinerji yaratmadığı” savunuluyor. Özellikle Saadet, DEVA ve Gelecek Partisi’ne oy vermeyi düşünen bazı seçmenlerin, ortak liste nedeniyle CHP’ye oy vermeyeceği, Erdoğan ve AKP’ye döneceği beklentisi dile getiriliyor.

Üç dönemliklerin bir bölümü kabineye

AKP’de seçim sonrasına dönük senaryolar da konuşuluyor. 14 Mayıs’ta yeniden iktidar olunması halinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, üç dönemlik olmaları nedeniyle milletvekili adayı gösterilmeyen bazı yakın kurmaylarını kabineye alacağı, bazılarına ise partide görev verileceği belirtiliyor.

Geçmiş yıllardaki örneklere de dikkat çekilerek bazı isimlere de bakan yardımcılığı ve bürokrasinin çeşitli kademelerinde göre verilerek “küskünlüğün önüne geçileceği” görüşü dile getiriliyor.

Paylaşın

Erdoğan: Ekonomik Durum Çok Kötü Diyorlar…

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazıları bizim sık sık savunma sanayi ürünlerimizi gündeme getirmemizden rahatsız oluyorlar. Gururla saydığımız her projemiz birer teknoloji lokomotifidir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / Teknolojiye yaptığımız yatırımla, gençlerimizi geleceğin teknolojilerine hazırlıyoruz. Yapılan konutlara beton ve demir yığını gözüyle bakanların çapsızlığı bu alanda da kendini belli ediyor.

Erdoğan, açıklamasının devamında, “Göreve geldiğimizde kişi başına milli gelir 3600 dolardı. Şimdi 10 bin 650 doların üzerine çıktıysa bu nereden nereye geldiğimizi gösterme bakımında çok önemli. Satın alma paritesine göre, Türkiye 11.sıraya yükseldi.Ekonomik durum çok kötü diyorlar. Rakamlarla konuşuyorum. Yaptığımız yatırımlar bunların hepsi dünya ile yarışta olan Türkiye hikayesidir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’daki ATO Congresium’da ‘Gençlik İçin Hemen Şimdi Programı’ kapsamında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Gençler, bizim kalbimizde gençlerimizin sevgisiyle, muhabbetiyle bu kalp genç kalıyor. Bana sizler gibi dava ve yol arkadaşları veren Rabbime hamd ediyorum. 21 yıldır Türkiye’yi gençlerimizle gençlerimizin geleceği için hazırlıyoruz.

Unutmayınız, cumhuriyetimizin ilk asrını eksi fazlasıyla geride bırakırken Türkiye Yüzyılı’nın sahibi sizlersiniz. Elden ele geçerek bize kadar gelen bağımsızlık kalkınma bayrağının, yeni emanetçileri sizlersiniz. Biz bu bayrağı, kanıyla, sabrıyla bu toprakları bizlere vatan yapan büyüklerimizden aldık.

Şimdi onu tıpkı Osmangazi gibi Sultan Fatih gibi Gazi Mustafa Kemal gibi inşallah gençlerimiz sahiplenecek ve zirveye çıkaracak.

14 Mayıs’ta Türkiye’nin 21 yıllık kazanımlara sahip çıkıyor muyuz? 14 Mayıs’ta Türkiye Yüzyılı için hemen şimdi diyor muyuz? 14 Mayıs’ta doğru adımlarla yola devam diyerek geleceğimize sahip çıkıyor muyuz? 14 Mayıs’ta sizlerin üzerinden sinsi hesapları bir kez daha bozuyor muyuz? 14 Mayıs’ta sandıkları patlatıyor muyuz?

Ülkenin geleceğini sizlere teslim ederken, gözlerimiz arkada kalmayacak. Sizler, AK Parti döneminde doğmuş büyümüş hayatı AK Parti ile tanımış nesilsiniz.

İlk Evim, İlk Arsam kampanyalarıyla, bedelinin yarısını karşıladığımız dönüşüm projeleriyle kendi evine sahip olma hayaline kavuşmamış kimse bırakmayacağız.

1,2 milyonu TOKİ vasıtasıyla, 3,3 milyonu kentsel dönüşüm projeleriyle hayata geçirdik. Ev sahibi olmak isteyen gençleri hayallerine kavuşturacak olan biziz.

Bunların derdi gençlerimize ufuk açmak değil tam tersine gençlerimizin ufkunu kapatarak içinde debelendikleri kin ve nefret bataklığının üzerini örtmektir.

Bizim dönemimizde üniversite sınavına giren 10 evladımızdan 1’nin yüksek öğretim görme şansına sahiptik.

Anaokulundan liseye, her seviyede 360 bin yeni derslik yaptık. 131 yeni üniversite ile sayımızı 208’e çıkardık. 81 vilayetin tamamında üniversitemiz var.

Liseden mezun olan öğrencilerimizin tamamını yerleştirecek yükseköğretim seviyeye ulaştık. Tarihimizin en yüksek çalışan sayısına ulaştık.

Sanayi bölgelerimiz tarım ve hayvancılık merkezlerimiz üretiyor kazanıyor. Eski Türkiye’de iş bulmak istihdama katılmak kolay değildi.

Bazıları bizim sık sık savunma sanayi ürünlerimizi gündeme getirmemizden rahatsız oluyorlar. Gururla saydığımız her projemiz birer teknoloji lokomotifidir.

Teknolojiye yaptığımız yatırımla, gençlerimizi geleceğin teknolojilerine hazırlıyoruz.

Yapılan konutlara beton ve demir yığını gözüyle bakanların çapsızlığı bu alanda da kendini belli ediyor.

Göreve geldiğimizde kişi başına milli gelir 3600 dolardı. Şimdi 10 bin 650 doların üzerine çıktıysa bu nereden nereye geldiğimizi gösterme bakımında çok önemli. Satın alma paritesine göre, Türkiye 11.sıraya yükseldi.Ekonomik durum çok kötü diyorlar. Rakamlarla konuşuyorum. Yaptığımız yatırımlar bunların hepsi dünya ile yarışta olan Türkiye hikayesidir.

‘Bay Bay Kemal, Kürt kardeşlerimi öldürten Selo’ya cezaevinden çıkma sözü veriyor’

Bay bay Kemal’in masası 6’ydı sonra 7 oldu şimdi 9 oldu. Bunun birde görünmeyen ortakları var bunu unutmayın.

Bu ortaklar ne yazık ki Kandil’in parlamentodaki uzantılarından oluşuyor. Bunları her yerde anlatmanız lazım. Bu ülke bir terör devleti değildir ve olmayacaktır.

Bay Bay Kemal, Diyarbakır’da benim Kürt kardeşlerimi öldürten Selo’ya cezaevinden çıkma sözü veriyor. Aynı şekilde evlat katili Apo’yu da çıkarma sözü veriyor.

Her kürsüye çıkan ‘Biz geliyoruz ve bunların cezaevlerinin kapısını kırıp çıkaracağız’ diyorlar. Gençler yükünüz ağır, bu ülke hainlere emanet edilemez.

‘Bizim tek dinimiz var, o da İslam ve Müslümanlık’

Bay bay Kemal ne diyor, ben Aleviyim diyor. Saygı duyarım, hayırlı olsun. Biz senin Alevi olmandan rahatsız değiliz ki. Bayram değil seyran değil bunu söylemenin anlamı ne? Ama biz şunu biliriz; bizim Alevilik, Şiilik diye bir dinimiz yok. Bizim tek dinimiz var, o da İslam ve Müslümanlık.

Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abazasıyla hep bir olacağız, beraber olacağız ama ülkemizi böldürtmeyeceğiz. İyi ki Alevi olduğunu söyledin ha. Bizim öyle bir derdimiz yok. Biz gençlerimizle bir ve beraber olduğumuz müddetçe, bu vatanın tek bir kazanımına el süremeyeceksiniz.

Bu gençlik ne küresel emperyalistlerin oyununa gelecek, ne sapkın akımların ülkesini istila etmesine izin verecek, ne geleceğinin karartılmasına rıza gösterecek bir gençliktir.

Bay bay Kemal buradan LGBT’ci çıkmaz. HDP’de var, İYİ Parti’de var. Bir de orada ufak yavrucuklar var. Onlardan böyle bir şey duydunuz mu? Hayır konuşamazlar, sıkıysa konuşsunlar. Ne hale düştüler ya.

Bundan sonra yapacaklarımız da önemli görüyoruz. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. Her seçim döneminde yerine getiremeyecekleri vaat bohçası açarlar. Bunların hayatında yalandan başka sermaye yok. Ağızdan çıkan her sözün gerisinde vizyon olmalıdır.

Biz gençlerimizle irtibatımızı mutfakta video çekerek, otobüs kapısında raks ederek sağlamayız. Muhabbetimizi her alanda en güzel hizmetleri vererek yüz yüze bir araya gelerek yapıyorum.

Milletvekili listelerinde gençlere en çok güvenen ve yer veren parti biziz. Seçme ve seçilme yaşını 30’dan 25’e oradan 18’e indirdik.

Bu CHP’nin gençlere inancı yok. Siz niye yapmadınız. Sen mutfakta çorba pişirebiliyorsan pişir. Nefesimizi birileri gibi içi boş vaatlere değil somut projelere harcıyoruz.

‘300 milyar dolar getireceğim’ diyor. Sen hangi sıfatla gidiyorsun, verecekler?

5 keçi teslim edin, kaybedip gelir. SSK başındayken, neler çektirdi neler.

Ülkemizin kaynaklarını kullanarak biz bütçe oluşturduk.

Karadeniz gazı rezerv değeriyle son dönemdeki kazanımlarından biri olacak. Bu rezervlerin bir kısmını Aile ve Gençlik Bankası’na aktaracağız.

Eğitim bursundan, girişimcilik hibesine kadar pek çok alanda destekler veriyoruz. Harçları biz kaldırdık. Doğalgazımın geliriyle Türkiye’miz artık el açmayacak. Yüksek lisans ve doktora programları için yurt dışına gönderilecek öğrenci sayısını artıracağız.”

Paylaşın

Erdoğan Denizli’de Konuştu: Bu Ülkede Ne Dert Varsa Biz Çözdük

Denizli’de düzenlenen mitingde konuşan Erdoğan, “Bu ülkede ne soğan ne patates ne salatalık derdi var, ne dert varsa biz çözdük” dedi. Erdoğan, milletin huzuruna “eli boş çıkmadıklarını” belirterek, “Ev hanımlarımıza emeklilik hakkı getiriyoruz. Emekli olmak isteyen ev hanımlarımızın primlerinin üçte birini devlet olarak biz karşılayacağız” dedi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında, Gençlere yönelik olarak da evlenmek isteyen gençlere, iki yılı ödemesiz ve 48 ay vadeli, faizsiz 150 bin lira kredi vereceklerini açıkladı.

Kılıçdaroğlu’nu hedef alan Erdoğan, “ABD’den Avrupa’ya ülkemize diz çöktürmek için bekleyen emperyalistlerin hepsi bay bay Kemal’in yanında saf tuttu” diye konuştu.

Geçtiğimiz aylarda Kılıçdaroğlu’nun ekibiyle birlikte Londra ziyaretine gönderme yapan Erdoğan, “Bir gün şu kadar milyar dolar bulduk, ülkeye getireceğiz diyor. 200 milyar dolardan bahsediyor. Londra tefecilerinin işi gücü yok da sana neden bu kadar para versin ya? Londra’nın tefecileri bu kadar aptal mı ya? Sen kimi aptal yerine koyuyorsun? Türk milleti senin bu yalanlarına inanmaz” diye konuştu.

“Hiçbir zaman hayal satmadık. Ayakları yere basan projeler sunduk” diyen Erdoğan, “14 Mayıs inşallah bay bay Kemal’in siyasi mevta olduğu, yanındakilerin siyasi mevta olduğu bir gün olacak” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Denizli 29 Ekim Bulvarı’nda düzenlenen mitingde konuştu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“Bugün Denizli’de sizlerle bir araya gelerek çifte bayram yapıyoruz. Ocak ayında uzunca aranın ardından yine sizlerle hasret gidermiş, kucaklaşmıştır. Karşımdaki şu muhteşem tabloyu görünce inanıyorum ki, 14 Mayıs’ı sizler silme götüreceksiniz AK Parti’yle. Biz Denizli ziyaretimizden 10 gün sonra yaşadığımız 6 Şubat depremiyle uzunca süredir tüm dikkatimizi, vaktimizi, enerjimizi deprem yaralarının sarılmasına verdik.

Bu arada 6’lı masa 7’li oldu. İki belediye başkanını da eklediler. Ne oldu, Dokuz. Nihayet Bay Bay Kemal’i aday olarak ilan etmeyi başardılar. Masanın adayının belli olmasıyla birlikte PKK ve FETÖ yöneticileri de bu isme destek vermek için saklandıkları inlerden başlarını çıkarmaya başladılar. Kandil’den tehdide başladılar. Cudi, Gabar, Tendürek, Besler deresinden artık İHA, SİHA, Akıncılarımızın onları o inlerde bombalamasına tahammül edemediler.

Şimdi de ne diyorlar, gelince bu İHA, SİHA’ları, Akıncılar’ı satacaklar mış? Sen kimsin? Neyi satıyorsun? Önce kendine gel. Bunların savunma sanayi diye bir derdi yok. İşte TCG Anadolu uçak gemimiz. Sarayburnu’nda 30 bini aşkın insan ziyaret etti. Herkes coşku içinde. Cumhurbaşkanına teşekkür ediyor. Bu mutluluğa maalesef tahammül edemeyenler var.

Amerika’dan Avrupa’ya ülkemize ve milletimize diz çöktüren emperyalistler Bay Bay Kemal’in yanında saf tuttu. Biz her zamanki gibi Allah’a dayanarak, milletimize güvenerek, Cumhur İttifakı’ndaki hasbi ortaklığımızla yola revan olduk. Milletimizin gösterdiği teveccüh istikametimizin doğruluğunun işaretidir. Biz bazıları gibi yıkmaya değil; inşa etmeye geldiğimiz için milletimizin huzuruna elimizin boş çıkmadık. Biz dersimize iyi çalıştık. Çok çalıştık, iyi hazırlandık.

Şimdi de inşallah 14 Mayıs’ta ben vatandaşlarımla birlikte bunları sandığa gömeceğiz. Tüm bu hazırlıkları yürütürken deprem bölgesini de asla ihmal etmedik. Bakanlarımız ilk günden beri gece gündüz sahalarda. Biz de felaket gününden beri her ilimizi defalarca ziyaret ettik. Çalışmaların her adımını bizzat yerinde gördük. 650 bin yeni konut yaparak depremde yıkılan şehirlerimizi en kısa sürede ayağa kaldırmak amacımızdır.

İnşallah bu hedefe ulaşacağız. Depremin üzerinden henüz 2,5 ay geçmemişken inşallah bayramın ikinci günü yapımı tamamlanan ilk köy evlerini teslim edeceğiz. Ülke genelinde yürüteceğimiz afetlere dirençli şehirler projeleriyle ilgili hazırlıkları da hızla sürdürüyoruz.

Bayram günü İstanbul’da bununla ilgili müjdemiz olacak. Son 20 yılda ülkemizi asırlara bedel demokrasi ve kalkınma atılımlarıyla tanıştırmış bir iktidarız. Hem demokrasimizi geliştirmeye, yeni yatırımlarla kalkınmayı hızlandırmayla yönelik pekçok projemiz seçim beyannamemizde var.

Bu ülkenin 85 milyon vatandaşı hangi kökenden, inançtan, meşrepten olursa olsun aynı büyük ailenin birer ferdidir. Aile bizim için kutsal. CHP LGBT’leri besleyebilir. CHP terör örgütünün parlamentodaki uzantısı HDP’yle beraber bunlar LGBT’cidir. Bunlardan LGBT’ye aykırı bir söz duydunuz mu? İYİ Parti’den bir söz duydunuz mu?

Peki masanın etrafındaki diğer yavrucuklardan bir söz duydunuz mu? Çünkü bunlarda aile kutsiyeti diye bir şey yok. Dünyada ve ülkemizde aile kurumunu yıkmaya, çocuklarımızı ve gençlerimizi sapkın akımların pençesine yönelik kampanyalar hız kazandı. Ailemizi ve evlatlarımızı maddi ve manevi tedbirlerle koruyacağız.

Ülkemizin doğalgaz ve petrol gelirlerinden kuracağımız Aile ve Gençlik Bankası bunun ilk adımı olacak. Aile Kalkanı programıyla ev hanımları, çocuklarımıza gençlerimize destek vereceğiz. İlk müjdemiz ev hanımlarına. Ev hanımlarımıza emeklilik hakkı getiriyoruz. Primlerin üçte birini devlet olarak biz karşılayacağız. İkinci müjdemiz gençlerimize.

Eğitimlerinden iş kurmalarına, evliliklerine kadar her aşamada gençlerimizin yanında yer alıyoruz. Evlenmek isteyen gençlerimize faizsiz 150 bin lira kredi vereceğiz. Gençlerimiz maddi sıkıntıya düşmeden kolayca altından kalkabilecekleri şartlarla yuvalarını kurabilecek. Her ailede en az bir kişinin istihdama katılmasını temin edeceğiz. En az bir bireyinin çalışmadığı aile bırakmayacağız.

İstihdam edilen kişinin gerekirse sigorta primini, gerekirse maaşının bir kısmını devlet olarak biz karşılayacağız. Eski Türkiye’de iki anahtar vaadiyle gelip, insanlarımızı ellerindeki anahtarlarından da edenler vardı. Mazide kaldığını sandığımız bu zihniyet hortladı. ‘Şu kadar milyar dolar buldum, ülkeye getireceğim’ diyor. Arkasına bakıyorsun ülkeyi Londra’daki tefecilere teslim etme niyeti çıkıyor.

“Bay Bay Kemal bu 200 milyar doları getirdin de nereye boca ettin?”

Bay Bay Kemal bu Londra’nın tefecilerinin işi gücü yok da sana niye bu kadar parayı versin? Kaldı ki bunlar tefeci, bu işleri çok iyi bilir. Bay Bay Kemal bu 200 milyar doları getirdin de nereye boca ettin? Nerede bu para? Madem getirdin, hadi söyle bakalım yerini, adresini söyle, bilelim. Hayatı bu adamın yalan. Londra’nın tefecileri bu kadar aptal mı? Sen kimi burada aptal yerine koyuyorsun. Türk milleti senin bu yalanlarına inanmaz. İnşallah 14 Mayıs’ta sana gereken dersi verecek. Ülkemizi 21 yılda 3,5 trilyon yatırıma kavuşturduk.

Hiçbir engel, tuzağın bizi engellemesine izin vermedik. Şimdi yeni bir seçimin, yani yeni bir tercihin, yeni bir yol ayrımının arefesindeyiz. 14 Mayıs inşallah Bay Bay Kemal’in siyasi mevta olduğu, yanındakilerin siyasi mevta olduğu gün olacak. Cumhuriyetimizin yeni asrına adını verdiğimiz Türkiye Yüzyılı’nı kime emanet edersiniz? Gözünüzün nuru evlatlarınızın istikbalini kime emanet edersiniz? Ülkenizin siyasi, ekonomik, askeri, diplomatik gücüyle dünyada hak ettiği yeri alması için kime güvenirsiniz?

Denizli bugüne kadar hep yanımızda yer aldı. İnşallah 14 Mayıs’ta Denizli’den yine rekor bir destek bekliyorum. Denizli’nin tüm milletvekillerini AK Parti’ye vermeye hazır mıyız? Öyleyse durmak yok. Biz 21 yıldır sadece eser ve hizmet siyaseti yaptık. Ülkemizin asırlık eksiklerini bu sayede tamamladık. Şehirlerimizin ayaklarındaki geri kalmışlık prangalarını bu şekilde kırdık. Son 20 yılda Denizli’ye de bugünün rakamlarıyla 70 milyar yatırım yaptık.

Bunlar ne yaptı peki? İzmir bunlarda değil mi? İzmir Belediyesi’nde sesini duyduğunuz yatırım var mı? Yağmurlar yağdığında her tarafı sel alıp getiriyor, Körfez’de kokudan geçilmiyor. İlkevim projemiz kapsamında Denizli’de 3 bin 150 konut inşa edeceğiz. İl işyerim projemiz çerçevesinde 300 işyerini esnaf kardeşlerimize vereceğiz. İnşası devam eden Aydın-Denizli-Antalya Otoyolu’nu inşallah seneye bitiriyoruz. Bu otoyolun bitmesiyle Denizli ile önemli turizm merkezleriyle arası yakınlaşacaktır.

Denizlili çiftçilerimize 4 milyar lira tutarında tarımsal destek sağladık. Denizli ve 15 ilçesine doğalgaz arzı sağladık. Saatlerce saysak bitmeyecek eserlerimizle Denizli’yi Türkiye Yüzyılı’na hazırladık. Yarın Karadeniz doğalgazını ateşliyoruz. 14 Mayıs’ta vereceğiniz destekle Türkiye Yüzyılı’nı da birlikte inşa edeceğiz. İçeride ve dışarıda pusuda bekleyen ne kadar ülke ve millet düşmanı varsa ellerini ovuşturmaya başladı.

İnsanlarımızın günlük hayatta yaşadıkları sıkıntıların da farkındayız. Bunlar desteği Kandil’de terör örgütünün baronlarından alıyor. Bay Bay Kemal bu teröristlerle beraber. Meral Hanım kimlerle beraber? Bu teröristlerle beraber, HDP’yle beraber. Hani siz onlarla beraber aynı masaya oturmazdınız? Ne oldu?

Ne kadar çabuk anlaştınız. Bu teröristlere benim milletim 14 Mayıs’ta yol vermez. Bunlar Diyarbakır’da 51 Kürt kardeşimi öldürenler değil mi? Bu Selo şu anda içeride değil mi? Bay Bay Kemal de, diğerleri de ‘çıkaracağız’ diyor. Terörist başını da çıkarcaklarmış. Bu ülke ne zamandan beri teröristleri koruyan ülke hale geldi. Benim ülkem asla teröristleri koruyan bir ülke değildir.

FETÖ’cüler, PKK’lılar ancak AK Parti iktidarında yola gelmişlerdir. Avrupa, Batı, hepsi dört gözle ‘acaba Erdoğan nasıl gider’ bunu bekliyor. Erdoğan’ın Cumhur İttifakı ile birlikte nasıl dimdik ayakta durduğunu 14 Mayıs’ta siz göstereceksiniz. Ben size inanıyorum, size güveniyorum. 14 Mayıs’ta da bunu başaracağımızı biliyorum.

Şimdi Togg’umuzu yaptık mı? TCG Anadolu’muzu yaptık mı? Bizim davamız büyük. Biz soğanı masanın üzerine koyar, yumruğumuzu vurur ve soğanı da öyle yemesini biliriz. Bu ülkede ne soğan ne patates ne salatalık derdi var. Bu ülkede dert olan ne varsa biz onları çözdük. Biz geldik 78 üniversite vardı. Şimdi 208 üniversitemiz var. 81 vilayetin tamamında üniversite var. Üniversitesi olmayan ilimiz yok.

Çağdaş olmak bu, medeni olmak bu. 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol vardı. Şimdi 28 bin 500 kilometre hamdolsun yolumuz var. Seçildiğimiz zaman ilk iş Aydın-Denizli yolunu 105 kilometre o zaman kararı verdik ve yaptık. Sağlıkta attığımız adımlarla şehir hastanelerin halini görüyorsunuz değil mi pırıl pırıl. Benim vatandaşım bu hastanelere gittiğinde ‘Devletimizden Allah razı olsun’ diyor.”

Paylaşın

Erdoğan: CHP’nin Geçmişinde Din Düşmanlığı Var

TRT’de gündeme dair açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Masanın altındaki üstüne çıktı ve 7’li masa oldu. Bu 7’li masa bizim Kürt vatandaşımızı istismar ediyor. CHP’nin benim Kürt kardeşlerimi sevmekle ilgili bir derdi yok, bunlar yalan. Doğu’da CHP’nin esamesi bile okunmuyor. Oradan bir şeyler elde etmeye çalışıyorlar” dedi ve ekledi:

“Güneydoğu ve Doğu’daki Kürt kardeşlerimle benim hiçbir problemim yok. Yaptığımız mitinglerde dayanışmamız Kürt kardeşlerimizle çok iyiydi. Neymiş Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldıracaklarmış. Kendilerine göre yeni bir kurumdan bahsediyorlar. Bunların din düşmanlığı yeni değil. CHP’nin geçmişinde zaten din düşmanlığı var.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “CHP ile HDP kapalı kapılar arkasında yaptıkları pazarlıklarla mesaj veriyorlar. Biz Batı’da ne var ise Doğu’da da o olacak dedik ve oldu mu? Bakın şimdi havalimanlarına, üniversitelere. Üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. Ben oradaki kardeşlerimi Kürt’tür diye üniversitesi olmadan bırakamazdım. Oradaki kardeşim de okuyor gidiyor üniversitesine.

Kandil HDP üzerinden kendisine kanlı bir alan açma hazırlığı yapıyor. ‘Bay Bay Kemal’ de makam kapma derdinde değil mi? Diyarbakır’da 51 vatandaşımızın ölümüne neden olan ‘Selo’ değil mi? İmralı’daki niye yatıyor? Bunlar ‘Selo’yu çıkarma sözü veriyor, evlat katilini İmralı’dan çıkarma sözü veriyorlar.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT’de gündeme dair açıklamalarda bulundu.

“Daha önceki afet tecrübelerimizle deprem bölgesinde süreci hızla tamamlayacağız. Tünel kalıp sistemiyle temelleri atıyoruz.

Gayrimenkullerde hak kaybı olmaması için ekiplerimiz titiz bir çalışma yürütüyor. Daha önce bunu İzmir’de, Elazığ’da yaptık. Şehirlerimizde inşa edilen yeni yerleşim alanlarıyla yeni cazibe merkezleri ortaya çıkıyor böylece ev sahibi olmak da kiralık da kolay hale geliyor.

Bayramın ikici ve üçüncü günü deprem bölgesinde olacağız. Konut teslimi programlarımız var. İftar sofralarında depremzede kardeşlerimizle olduk. Köy evlerini teslim edeceğiz. Devlet halkı için var. Biz bu evlerin benzerlerini Manavgat’ta da yaptık. Başta inanmıyorlardı bize.

Büyükşehirlerde kira sorunlarını görüyoruz. Bu fırsatçılığa asla izin vermeyeceğiz. Seçimden sonra yasal zeminde adımlar atacağız.

“Barbaros’un torunları gücünü Barbaros’a gösterecek”

‘Bay Bay Kemal’ senin devlet diye bir derdin var mı? Bir tarafta şu anda terör örgütünün parlamentodaki uzantısıyla iş yapan, Kandil’deki teröristlerden haber gönderen teröristlerin savunduğu 7’li masa var, diğer tarafta milleti için çalışan Cumhur İttifakı var. TCG Anadolu’yu milletimize anlatıyoruz, insanlar çıkıp üzerine bize dua ediyorlar. Ama bunlar çıkıyorlar Togg maket, TCG Anadolu maket diyor. Bir kere de teşekkür edin.

Bizim savunma sanayiimizde bu kadar hijyen koşuluna dikkat edilen bir gemi olamaz. Her yeri pırıl pırıl. 1300’ün üzerinde personeli var. Mavi denizlere açılacak oradan Türk’ün gücünü dünyaya haykıracak. Bununla da yetinmiyoruz, İspanya ile görüşüyoruz. İngilizlerle de görüşüyoruz. Şimdi bunun 2 katı büyüklüğündekini yapacağız. Uçak gemimizi daha da büyütüp denizlerdeki gücümüzü artıracağız. Barbaros’un torunları gücünü Barbaros’a gösterecek.

“Biraz yüksek enflasyon ama daha da inecek”

Ekonomiden zerre kadar alakası olmayan kişilerin bir tanesi ‘Bebecan’dır. Davos’ta bir görüşme yaptık dedim ki İMF’ye ‘Sen bize elemanlarını gönderiyorsun. Ama bu elemanlar bizi yönetemezler. Başbakan benim Türkiye’yi ben yönetirim’ dedim.

Biz 2013 civarı İMF’nin ipini kestik. O zaman bizim Merkez Bankamızın döviz rezervi 27,5 milyar liraydı. Başbakanlığım döneminde 135 milyar dolara kadar çıktı. Şimdi hava atıyor. Son imzayı koyan başbakandır sen kimsin?

Bunlar varya bunlar ben 6 sıfırı atacağız dediğim zaman ‘olmaz’ diyenler. Hatta bazı köşe yazarları ‘Taksim’e çıkıp anırırım’ diyorlardı. 2013’ten sonra IMF ile işi bitirdik.

CHP’nin çok övdüğü bir zat var, otel kapılarında İMF ile görüşmeler yaptılar. Dediler ki ‘IMF’den mali destek almalı’. Biz borçlanmadık da battık mı? Ne oldu bizi batırabildiler mi? Faizi düşüreceğiz dedik ve düşürdük. Ne oldu? Battık mı? Bu arada enflasyon da düşüyor. Biraz yüksek enflasyon ama buralara kadar indi, daha da inecek. Bizim için önemli olan düşük faizle yüksek yatırım. Haklılığımız dünyada takdir ediliyor.

“Ben bunlara LGBT masası diyorum”

Önümüzdeki dönemde aile ve gençleri hizmet noktamızın odağına alıyoruz. Aile ve geçlere özel önem vereceğiz. Aile ve gençlik bankasıyla bunu destekleyeceğiz. Dünyada bunun en güzel örneği Norveç. Orada gençlere ait bir fon vardır. Kendi gençlerine belli yüzdeliği ayırıyorlar.

Biz bunun benzerini Karadeniz gazıyla tahsisini yapacağız aile ve gençlerimize. Buna hiç dokunulmayacak. Bu destekle gençler evleneceği zaman belli bir zaman ödeme yapmadan faizsiz kredi kullanabilecek. Ev hanımlarının emekliliğinde sigorta primlerinin bir kısmını da ödeyeceğiz. Her ailede en az bir çalışan olmasını sağlayacağız. Yeni evlenen çiftlere 2 yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli 150 bin lira kredi vereceğiz.

LGBT gibi sapkın bir yapıyla mücadele edeceğiz. 7’li masa LGBT’ye karşı bir hamle yapıyor mu? Ne İyi Parti ne de diğer ortaklar bunu diyemiyorlar. Ben bunlara LGBT masası diyorum.

Kadınlarımızı şiddetten ve diğer türlü ayrımcılıktan korumayı sürdüreceğiz. Kadına şiddette Cumhur İttifakı ve AK Parti çok kararlı. Burada hiçbir tavizimiz yok. Kadınlarımızın desteğine karşı kadınımızın şiddetine asla taviz veremeyiz. Bunun karşısında yasal mevzuatlarımızı kararlı bir şekilde işleteceğiz.

“CHP’nin geçmişinde zaten din düşmanlığı var”

Masanın altındaki üstüne çıktı ve 7’li masa oldu. Bu 7’li masa bizim Kürt vatandaşımızı istismar ediyor. CHP’nin benim Kürt kardeşlerimi sevmekle ilgili bir derdi yok, bunlar yalan. Doğu’da CHP’nin esamesi bile okunmuyor. Oradan bir şeyler elde etmeye çalışıyorlar.

Güneydoğu ve Doğu’daki Kürt kardeşlerimle benim hiçbir problemim yok. Yaptığımız mitinglerde dayanışmamız Kürt kardeşlerimizle çok iyiydi.

Neymiş Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldıracaklarmış. Kendilerine göre yeni bir kurumdan bahsediyorlar. Bunların din düşmanlığı yeni değil. CHP’nin geçmişinde zaten din düşmanlığı var.

CHP ile HDP kapalı kapılar arkasında yaptıkları pazarlıklarla mesaj veriyorlar. Biz Batı’da ne var ise Doğu’da da o olacak dedik ve oldu mu? Bakın şimdi havalimanlarına, üniversitelere. Üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. Ben oradaki kardeşlerimi Kürt’tür diye üniversitesi olmadan bırakamazdım. Oradaki kardeşim de okuyor gidiyor üniversitesine.

Kandil HDP üzerinden kendisine kanlı bir alan açma hazırlığı yapıyor. ‘Bay Bay Kemal’ de makam kapma derdinde değil mi? Diyarbakır’da 51 vatandaşımızın ölümüne neden olan ‘Selo’ değil mi? İmralı’daki niye yatıyor? Bunlar ‘Selo’yu çıkarma sözü veriyor, evlat katilini İmralı’dan çıkarma sözü veriyorlar.

“Kürt düşmanı arıyorlarsa HDP’ye CHP’ye bakacaksın”

Bu ülke terör devleti değildir. Bu ülkeden teröristlere ekmek çıkmaz. PKK’nın İmralı’daki elebaşını bırakmak istiyor. Aynı şekilde ‘Selo’yu bırakmak istiyor.

Batı bunlara şu anda ciddi gaz veriyor. Batı’da özellikle Biden’ın yaptığı açıklama ilk gazı veren oldu. Avrupa’da Almanya bu işin başını çekiyor. Fransa aynı şekilde bu işin başını çekiyor. Bizim gözümüzde PKK ayrıdır, Kürt kardeşlerim ayrıdır.

Kürt düşmanı arıyorlarsa HDP’ye CHP’ye bakacaksın. Kürtlere yıllarca zulmeden CHP ve HDP zihniyetidir. AK Parti, Kürtlere özgürlüğü verendir. Kürt kardeşlerim en çok oyu AK Parti’ye vermiştir. Şu anda tam manasıyla yalan üzerine bina edilmiş bir konuşma serisi devam ettiriliyor. Değmez ‘Bay Bay Kemal’ gidicisin. Benim milletim teröristlerle kol kola olanlara fırsat vermez.

“3 yılda 40 milyon metreküpe çıkaracağız”

Müjdemizi 20 Nisan’da açıklayacağız. Karadeniz gazının ilk fazını Filyos’ta devreye alacağız. 16 Nisan itibariyle kuyulardaki vanalar açılarak gaz verilmeye başlandı.

Sahadaki üretimi 3 yılda 40 milyon metreküpe çıkaracağız.

İkinci faz bitince tüm konutların gaz ihtiyacını karşılayacak seviyeye ulaşacağız. Burada bir yandan da yeni keşifler için hazırlık yapıyoruz. Orta Karadeniz’de çalışmalar yapıldı, değerlendirmeler sürüyor. Batı Karadeniz’deki keşif potansiyelin yüksek olduğunu gösteriyor.”

Paylaşın

Almanya’da “AK Parti’nin Seçim Kampanyaları” Alarmı

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Çekişmeli geçmesi beklenen seçimlerde Almanya’da kullanılacak oylar, özellikle AK Parti ve Erdoğan açısından önemli rol oynayabilecek.

2018 yapılan seçimlerde Almanya’da yaşayan ve sandık başına giden seçmenin yüzde 64,8’i Cumhurbaşkanlığı için Erdoğan’a, meclis seçimleri içinse yaklaşık yüzde 56’sı AK Parti’ye oy vermişti.

AK Parti’nin Almanya’daki seçim kampanyaları Alman politikacıları harekete geçirdi. Adalet Bakanı Marco Buschmann’ın İçişleri Bakanı Nancy Faeser ve Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock’a bir yazı göndererek nefret söylemi içeren kampanyalara karşı önlem alınmasının önemine dikkat çektiği bildirildi.

Rheinische Post gazetesi, Hür Demokrat Partili (FDP) Buschmann’ın mektupta “Seçimler göz önünde bulundurulduğunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan taraftarlarının önümüzdeki haftalarda Almanya’da da daha güçlü bir şekilde seçim kampanyası yürütmesi beklenmektedir. Kampanya etkinlikleri çerçevesinde, insan onurunu zedeleyen nefret söylemi içerikli mesajlar yayılmasını hesaba katmak zorundayız” dediğini aktardı.

AK Parti milletvekili “Yok edeceğiz” demişti

AK Parti milletvekili Mustafa Açıkgöz’ün 13 Ocak’ta Neuss kentinde yaptığı konuşmada sarf ettiği, PKK ve Gülen yapılanması mensupları için “Saklandıkları deliklerden çıkarıp yok edeceğiz” ifadesi Almanya’da nefret söylemi olarak değerlendirilerek yoğun tepkiye yol açmış, Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmıştı.

Adalet Bakanı Buschmann mektubunda, “Yaşanan vakalar, bazı Türk yetkililerin seçim kampanya etkinliklerinde siyasi rakiplere karşı bilinçli olarak insan onurunu zedeleyici dil kullanacaklarını gösteriyor. Bu hiçbir şekilde kabul edilemez ve düşünce özgürlüğü sınırlarının açık bir şekilde ihlalidir” ifadelerine yer verdi.

Buschmann, içişleri ve dışişleri bakanlarına yazdığı mektupta toplanma hukuku çerçevesinde yabancı yetkililerin etkinliklerine izin zorunluluğunun dikkatli bir şekilde uygulanması ve kuralların Türkiye’ye -gerekirse bir kez daha- açık bir şekilde hatırlatılması gerektiğini vurguladı, eyaletlerde toplanma hukuku konusunda ilgili makamlarda da konuyla ilgili duyarlılık yaratılmasını istedi.

Almanya’da 2017 yılında yürürlüğe giren düzenlemeyle, AB dışındaki ülkelerden yetkililerin Almanya’da yaşayan vatandaşlarına yönelik resmi seçim kampanyası etkinliklerinde bulunması, Alman hükümetinin iznine tabi hale getirildi. Seçimler öncesindeki üç aylık süreçte ise seçim kampanyası etkinliğinde bulunulmasına izin verilmiyor.

Yeşiller partisinin iç politika sözcüsü Lamya Kaddor, gazeteye yaptığı açıklamada, bu kurala rağmen “gri alanlar” bulunduğunu, Türkiye bağlantılı Alman dernek ve kuruluşları ya da resmi sıfatı bulunmayan Türk kişiler yoluyla seçim etkinliği yürütülebildiğini kaydetti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Dikkat Çeken Analiz: Erdoğan’ı Başa Baş Bir Seçim Yarışı Bekliyor

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala, dünya basını da seçimler ve muhtemel sonuçlarını değerlendirmeye devam ediyor. Bloomberg, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden seçilmesinin ‘kesin olmadığını’ yazdı.

Gazete Duvar’ın aktardığı ABD merkezli Bloomberg’de yer alan Selcan Hacaoğlu imzalı analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘yeniden seçilmek istediği ancak seçilmesinin kesin olmadığı’ yazıldı.

“Erdoğan, neden başa baş bir seçim yarışı ile karşı karşıya?” başlıklı analizde yedi madde açıklayan Hacaoğlu, Maraş merkezli depremlerin etkileri, ekonomik kriz, bireysel hak ve özgürlükler ve Erdoğan’ın adaylık süreci gibi bir dizi konunun etkili olacağını ifade etti.

“Ülke ekonomik krizle karşı karşıyayken ve yıkıcı depremlerden sonra toparlanmaya çalışırken anketler, Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarına tehdit olabilecek sıkı bir yarışa işaret ediyor” diyen Hacaoğlu, ilk olarak 20 Ocak’ta yayınladığı ve 11 Nisan’da güncellenen analizde, “Depremler, on binlerce kişinin yaşamını yitirmesine ve hükümetin müdahalesine ilişkin eleştirileri beraberinde getirdi. Seçim kuralları, Erdoğan ve müttefiklerine avantaj sağlamak için yeniden yazıldı. Cumhurbaşkanını eleştirenler, seçim kurulunun Erdoğan’a yeniden aday olma hakkı tanımasına itiraz ediyor” yorumunu yaptı.

Maraş depremleri ve etkileri

Erdoğan’ın adaylık süreci ile ilgili ilk sorun olarak 6 Şubat tarihli Maraş depremlerine atıfta bulunan Bloomberg, “En az 173 bin binanın yıkılması, inşaat artışı sırasında inşaatçıların hız ve tasarruf için güvenliği feda etmesine izin verildiğine dair uzun zamandır süregelen şikayetleri yeniden gündeme getirdi” diye yazdı.

“İnşaat şirketlerinin bazı dükkanlardan ve otoparklardan taşıyıcı kolonları kaldırdığı ve destekleyici duvarlarda değişikliğe gittiği, kapı ve pencere yaptığı biliniyor” hatırlatmasında bulunan Bloomberg, “Depremlerden hayatta kalanlar ve muhalefet partileri ayrıca hükümetin Türkiye’de yaşanmış en kötü doğal afetlerden birine yeterli müdahalede bulunmadığını söylüyor” dedi.

Bloomberg, ayrıca “Erdoğan, ağır kış koşullarında 11 şehrin tamamına acil yardım göndermede zorluklar yaşandığını kabul etti ama bütün mevcut yardımın seferber edildiğini vurguladı” bilgisini paylaştı.

Erdoğan ve ‘otoriter yönetimi’

İkinci olarak, Erdoğan’ın ‘2018’de Türkiye’yi geniş çaplı yetkilerle başkanlık sistemine geçirdikten sonra giderek otoriterleşen bir lider olarak görüldüğünü’ aktaran Bloomberg, “Seçim, ülkenin son 20 yıldaki en kötü geçim kriziyle boğuştuğu bir dönemde yapılıyor” hatırlatmasında bulundu.

Bloomberg, “Her ne kadar Erdoğan hâlâ Türkiye’nin en popüler siyasetçisi olsa da Adalet ve Kalkınma Partisi, partinin en sadık destekçileri arasında yer alan yoksullar arasındaki desteğini yitirdi. Erdoğan bu sefer altı partili bir muhalefet bloğunun ve Kürt siyasetinin ciddi bir meydan okumasıyla karşı karşıya” değerlendirmesini yaptı.

Ekonomik kriz, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı

Haberinde üçüncü olarak ekonomik krize değinen haber sitesi, “Türkiye’de ekimde yüzde 85,5 ile son 24 yılın zirvesini gören enflasyon nisanda yüzde 50,5’e düştü. Pandemiden kaynaklı aksaklıklar ve Ukrayna’daki savaş birçok ülkede enflasyonu körükledi ama, Erdoğan’ın alışılmadık ekonomik görüşleri, Türkiye’deki sorunu artırdı” diye yazdı.

Buna göre, “Merkez Bankası enflasyonla mücadele için faiz oranlarını yükseltirken Erdoğan, bunu yapmanın aksi yönde bir etkisi olacağı konusunda sıra dışı bir tutum sergiledi. Erdoğan’ın baskısı altında olan Merkez Bankası da faiz indirdi.”

Bloomberg, bu noktada, “Erdoğan, ülkenin mali durumunu test edecek olan seçim öncesi vaatler kapsamında, emekli ve memur maaşlarının yanı sıra asgari ücreti de önemli ölçüde arttırarak vatandaşların alım gücünü korumaya söz verdi” bilgisini de paylaştı.

Erdoğan ve siyasi rakipleri

Dördüncü olarak Millet İttifakı’nın CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu aday gösterdiğini hatırlatan Bloomberg, seçim sürecine ilişkin şu öngörüleri paylaştı:

“Halkların Demokratik Partisi (HDP) kendi adayını çıkarmak yerine Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğinin sinyallerini verdi. Cumhurbaşkanı adaylarının ilk turda kazanması için oyların yüzde 50’sinden fazlasını alması gerek; aksi takdirde, iki hafta sonra ikinci tur yapılacak.

“Kılıçdaroğlu’nun eski bir müttefiki olan merkez sağ aday Muharrem İnce muhalefetin oylarının bölünmesine neden olabileceği için ikinci tur ihtimaller dahilinde. Son aday ise bir grup milliyetçi parti tarafından desteklenen Sinan Oğan.”

Adaylık sürecindeki ‘Anayasa çıkmazı’

Erdoğan’ın adaylığını hukuki olarak da ele alan Bloomberg, “Erdoğan’ı eleştirenler, bunun Anayasa’yı ihlal ettiğini söylüyor; Anayasa, ikinci dönem sırasında meclis erken seçim çağrısında bulunmazsa cumhurbaşkanlarını peş peşe iki beş yıllık dönemle sınırlıyor” diye yazdı.

Bloomberg, tartışmalara ilişkin şu bilgiyi paylaştı: “Erdoğan’ın aday olabileceğini savunanlar ise Erdoğan’ın adaylığıyla ilgili tartışmaları başkanlık sistemiyle başlatıyor.

“Daha öncesinde Erdoğan 11 yıl Başbakan olarak görev yaptıktan sonra 2014’te Meclis tarafından cumhurbaşkanı seçilmişti. Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adaylığına uygun olduğu, bu konuda son sözü söyleyen Yüksek Seçim Kurulu tarafından kabul edildi.”

Yeni seçim sistemi

Altıncı olarak yeni seçim sistemini ele alan Bloomberg, “Anketler, Erdoğan’ın partisi ile, küçük ortağı MHP’nin Meclis çoğunluğunu korumakta zorlanabileceğini gösteriyor. Şayet bu partiler ve öteki küçük ortakları ortak listelerle aday çıkarma konusunda anlaşırlarsa şansları artabilir” yorumunda bulundu.

“Türkiye’deki göreceli temsile dayalı D’Hondt sistemi, ittifakların ve daha büyük partilerin lehine” değerlendirmesini yapan haber sitesi, “Şu anda meclisteki en büyük üçüncü blok olan HDP kapatma davasıyla karşı karşıya fakat Yeşil Sol Parti’yle bundan sıyrılabilir” dedi.

Değişen seçim kuralları

Bloomberg, son olarak “Seçim kuralları nasıl değişti?” başlığı altında, ‘6 Nisan’da yürürlüğe giren değişikliklerin, kampanya düzenlemek veya mitinglere katılmak için devlet kaynaklarını kullanma konusunda bakanlara getirilen yasaktan cumhurbaşkanının muaf tuttuğunu’ yazdı.

Söz konusu değişikliklerin seçim barajını yüzde 10’dan 7’ye indirdiğini de hatırlatan Bloomberg, kuralların ‘küçük partilerin kendi başlarına mecliste sandalye kazanmasını zorlaştırdığını ve bu partilerin daha büyük ittifaklar tarafından domine edilmek durumunda kaldıklarını’ ifade etti.

Paylaşın