Saadet Partisi’nin ‘Kamuda Mülakat Kaldırılsın’ Önerisini AK Parti – MHP Reddetti

Saadet Partisi’nin (SP) kamuya personel alımında mülakatın kaldırılması amacıyla TBMM Genel Kurulu’na getirdiği grup önerisi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. “Kamuda mülakatın kaldırılması” AK Parti ve MHP’nin  seçim vaatleri arasındaydı.

Partisinin önerisinin gerekçesini açıklayan SP Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin mülakat mağduru gençlerin yakınmalarını gündeme getirerek, “Bu gençler sizden hiçbir şey istemiyorlar. Sadece adalet istiyorlar. Sizden torpil istemiyorlar, eşit şartlarda yarışmak istiyorlar. Torpili olanın değil hak edenin kazandığı bir sistem istiyorlar. Kayırmacı mülakat sisteminin kaldırılmasını istiyorlar. Cumhurbaşkanının Meclis öncesinde verdiği sözü tutmasını istiyorlar.” dedi.

“Hak eden kazansın, tek derdimiz bu” diyen Şahin, partisinin çözüm önerisini özetledi: “Mülakatlar kaldırılmalıdır, kamuya personel istihdamında ve meslek içi yükselme ve nitelikli görevlere geçilmelerde mevcut bulunan mülakat sistemi kaldırılmalı yerine objektif kriterlere dayalı sınavlar getirilmelidir.”

AK Parti adına konuşan Ankara Milletvekili Orhan Yeğin ise, mülakatın adayların davranış ve tutumlarını tanımak, iletişim becerileri, zekâ, kavrayış gücü, muhakeme yeteneği, algılama hızı, ifade düzgünlüğü gibi bazı yönlerini ölçmek, mesleğe olan ilgilerini, geçmiş deneyimlerini değerlendirmek üzere en uygun ve en nitelikli kişiyi kuruma kazandırmayı amaçlayan bir seçme tekniği olarak mevzuata yerleştiril[diğini] söyledi.

TBMM’nin Salı günkü oturumunda muhalefetin gündeme getirdiği, AK Parti ve MHP’nin seçim vaatleri arasındaki “kamuda mülakatın kaldırılması” önerisi AK Parti ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

AK Parti’nin seçim vaatleri arasında yer alan kamuda mülakatın kaldırılması konusunda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin “yüzde 50 mülakat, yüzde 50 KPSS notu” açıklamasında bulunmuş, ardından Erdoğan “Seçim vaatlerim içinde böyle bir söz verdiysem, bunu Milli Eğitim ve İçişleri bakanlarımla görüşerek yeni bir yol haritasıyla ilerletiriz” demişti.

Saadet Partisi’nin (SP) Salı günü personel alımında mülakatın kaldırılması amacıyla TBMM Genel Kurulu’na getirdiği grup önerisiyse AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.

Partisinin önerisinin gerekçesini açıklayan SP Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin mülakat mağduru gençlerin yakınmalarını gündeme getirerek, “Bu gençler sizden hiçbir şey istemiyorlar. Sadece adalet istiyorlar. Sizden torpil istemiyorlar, eşit şartlarda yarışmak istiyorlar. Torpili olanın değil hak edenin kazandığı bir sistem istiyorlar. Kayırmacı mülakat sisteminin kaldırılmasını istiyorlar. Cumhurbaşkanının Meclis öncesinde verdiği sözü tutmasını istiyorlar.” dedi.

“Hak eden kazansın, tek derdimiz bu” diyen Şahin, partisinin çözüm önerisini özetledi: “Mülakatlar kaldırılmalıdır, kamuya personel istihdamında ve meslek içi yükselme ve nitelikli görevlere geçilmelerde mevcut bulunan mülakat sistemi kaldırılmalı yerine objektif kriterlere dayalı sınavlar getirilmelidir.”

İYİ Parti Kayseri Milletvekili Dursun Ataş “Mülakat uygulaması[nın] yasalarla örülen bir tezgahtan ibaret” olduğunu söyledi. “Düşük puanlar almış yandaşları [işe] alabilmek için mülakata çağrılmaları[nın] gerek[tiğine]” dikkat çeken Ataş bu amaçla “Kadro sayısının iki üç katı aday çağrılıyor” dedi.

“Sonuç olarak da büyük bir emekle okulunu bitirip sınavdan 90-95 puan almış ancak AKP’den torpilli olmayan liyakatli genç mülakatta elenirken 70 puanı zor alabilmiş yandaş […] mülakat tezgahı kullanılarak devlet kadrolarına yerleştirilmektedir.” diyen Ataş, sonuçta “nitelikli gençlerimizin akın akın Avrupa ülkelerine göç ettikleri”ni söyledi.

Yeşil Sol Parti adına konuşan Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın da “mülakat” yönteminin literatürdeki adının “akraba, eş, dost ve yandaş kayırma” anlamına gelen “nepotizm” olduğunu söyledi. Güneş, AKP yandaşlığının da ötesinde “bazı bakanlıklarda bürokrasideki atama süreçlerinde belli bir tarikata veya cemaate üye olmadan atama yapılmadığını bunun bir ön koşul olarak öne sürüldüğünü” de hatırlattı.

“Mülakat uygulaması[nın] yapısal bir sorun haline gel[diğini]” açıklayan Güneş, “mülakatın kaldırılması” sözünün AKP’nin tutmadığı sözler arasında yerini aldığını dile getirdi ve “Üstelik tutmadığınız sözler sadece mülakat sistemiyle ilgili değil. Deprem bölgesinde, seçim öncesinde ziyaret ettiğiniz yerlerde verdiğiniz sözlerin hiçbirinin bugün orada bir karşılığının olmadığını görüyoruz.” dedi ve ekledi:

“Kış geliyor ve deprem bölgesi için verdiğiniz sözlerin hiçbirinin yerine getirilmediğini kendi gözlerimizle gördük. Bunu yurttaşlar da soruyor bizlerde sizlere soruyoruz.”

CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar “Özellikle mülakatla girişin olduğu hangi kamu kurumuna baksak mutlaka saray iktidarının yandaşlarını görüyoruz.” dedi ve ekledi:

“Eğitim sahibi gençler, yazılı sınavlarda 95-100 puan almalarına rağmen sırf yandaş olmadıkları için mülakatlarda eleniyorlar. Onların yerine bakanın dediği gibi kendilerince inançlı olanlar fakat yandaşlıktan başka hiçbir meziyeti olmayan veya sadece imam hatip mezunu oldukları için kamu kurumlarında önemli makamlara getiriliyorlar.

Çocuklarımız yıllarca emek veriyor, hayatlarının bir kısmından çalıp ders çalışıyor. Sonra birileri çıkıp sırf yandaş değil diye mülakatta bu çocuklarımızı eliyor. Bu çocukların hayatını çalmak kimin hakkıdır? Bu evlatlarımızın hakkını hukukunu korumak hepimizin boynunun borcudur. Artık birilerinin hakkını başka birisi yemesin. Adalet herkes için adalet olsun.”

“Mülakat bir seçme tekniğidir”

AK Parti adına konuşan Ankara Milletvekili Orhan Yeğin ise, mülakatın adayların davranış ve tutumlarını tanımak, iletişim becerileri, zekâ, kavrayış gücü, muhakeme yeteneği, algılama hızı, ifade düzgünlüğü gibi bazı yönlerini ölçmek, mesleğe olan ilgilerini, geçmiş deneyimlerini değerlendirmek üzere en uygun ve en nitelikli kişiyi kuruma kazandırmayı amaçlayan bir seçme tekniği olarak mevzuata yerleştiril[diğini] söyledi.

Mülakatla ilgili tartışmaların, “hükûmete iftira atmaktan zevk duyan bazı çevrelerin köpürtmeleriyle” gündeme geldiğini iddia etti. Oya sunulan önerge AK Parti – MHP blokunun oylarıyla reddedildi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Erdoğan Ve Bahçeli’nin Beştepe’deki Sürpriz Görüşmesinde Ne Konuşuldu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Lideri Bahçeli dün, Beştepe’de sürpriz bir görüşme gerçekleştirdi. Yaklaşık 45 dakika süren görüşmede, Meclis’in açılmasıyla beraber İsveç’in NATO üyeliği ve İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere büyükşehirlerde nasıl adayların çıkarılması gerektiği konusunda liderler fikir alışverişinde bulundu.

Erdoğan ve Bahçeli’nin, Meclis’in yeni döneminde sivil anayasayı yapma konusunda Cumhur İttifakı’nın kararlı olduğu görüşmede bir kez daha vurguladı. Görüşmede yeni dönemde Meclis gündemine gelecek kanun tekliflerini de masaya yatıran Erdoğan ve Bahçeli ayrıca, enflasyonun düşmesi için alınan ve alınması planlanan tedbirler başta olmak üzere ekonomik gelişmelerle ilgili de değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi dün, Beştepe’de sürpriz bir görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmede, TBMM’nin 1 Ekim’de başlayacak yeni yasama yılı ile ilgili değerlendirmelerin yapıldığı ve “yerel seçimlerde AKP ile MHP arasında yürütülecek işbirliği” gibi başlıkların ele alındığı belirtilirken iki liderin “TBMM’nin yeni yasama yılında iki partinin en önemli başlıklarından birinin yeni anayasa olacağını değerlendirdiği” kaydedildi. Yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili Cumhur İttifakı, tüm partilerin kapısını çalacak.

Cumhuriyet’te yer alan Selda Güneysu imzalı habere göre, yeni anayasayı “TBMM’den 400 milletvekilinin evet oyu ile geçirmeyi” hedefleyen Cumhur İttifakı kanadında, “Muhalefet çok parçalı yapıya büründü. CHP’nin yeni anayasaya destek vermemesi kamuoyunda ‘vesayetçi bir anayasayı savundukları’ algısını oluşturur. En baştan bu yana kapımız herkese açık diyoruz. Eğer masaya oturmazlarsa, bu durumu halka anlatamazlar.

Zaten kendi aralarında yaşadıkları bölünmüşlük ortada. Teklifin en kötü ihtimalle, 360 milletvekilinin evet oyuyla, referanduma gideceğini düşünüyoruz. Teklifin referanduma gitmesi halinde de halka ‘Biz kapıyı açtık, onlar ise açık olan kapıdan girmek istemediler, en çok şikâyet ettikleri 82 Anayasası’nı, yani darbe anayasasını savundular deriz” görüşü hakim.

Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli’nin görüşmesinde İsveç’in NATO üyeliği konusunda atılacak adımların da gündeme geldiği ileri sürülüyor. Bahçeli, “terör örgütlerine destek verdiği” gerekçesiyle “İsveç’in NATO üyeliği ile ilgili şerh düştüğü” biliniyor. MHP kanadı, İsveç’in NATO üyeliği ile ilgili “teröre verilen destekten vazgeçilmesi” şartı bulunuyor. TBMM’nin yeni yasama yılında İsveç’in NATO üyeliği ile ilgili sürecin de ana gündem maddelerinden biri olacağı değerlendiriliyor.

Görüşmenin bir diğer başlığı ise “yerel seçimlerdeki işbirliği” oldu. Heyetler, AKP’nin 7 Ekim’deki olağanüstü kurultayı sonrasında bir araya gelecek. İki liderin öncelikli hedefinin de CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanlıklarını kazanmak olduğu biliniyor.

Paylaşın

İktidarın Gündemi Yeni Anayasa: İşte Öne Çıkarılacak Başlıklar

AK Parti ve MHP’nin temelini oluşturduğu Cumhur İttifakı, “Yeni Anayasa” çalışmalarını hızlandırdı. Çalışmalarda, başörtüsüne anayasal güvencenin yanı sıra, ırkçılık ve nefret söyleminin suç sayılması, dilekçe ile halka denetim yetkisi ve milletvekili dokunulmazlıkları gibi başlıklar ön plana çıkarılıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim vaatleri arasında yer alan “yeni sivil anayasa” hazırlığı, uzun süredir iktidar partisinin gündeminde. Daha önce bu konuda Cumhurbaşkanlığı’nca çalıştaylar düzenlenmiş, taslak anayasa metni hazırlanmıştı.

İktidar partisinin hedeflerinden biri, parlamentoda anayasa değiştirecek sandalye sayısı olmadığı için TBMM’nin yeni yasama yılında bu konuda Meclis’te uzlaşma zemini oluşturmak.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, Cumhur İttifakı, 1 Ekim’de TBMM’nin yeni yasama yılının başlamasıyla birlikte “yeni anayasa” ile ilgili de “çalışmaları hızlandıracağı” ifade ediliyor. AKP ve MHP’li kurmaylardan edinilen bilgiye göre yeni anayasa ile ilgili çalışmaların ana başlıkları da şekillenmeye başladı. Kulislerde konuşulan ‘ana başlıklar’ şöyle:

İlk dört maddede değişiklik yok: AKP’li kurmaylar, “anayasadaki ilk dört maddeden asla taviz verilmeyeceğini” belirtiyor. Anayasanın ilk dört maddesinin Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP’nin de “kırmızı çizgisi olduğuna” dikkat çekiliyor. Anayasanın ilk dört maddesi ile birlikte mevcut anayasanın 66. maddesinde yer alan “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür” düzenlemesinin de korunacağı ifade ediliyor.

Nefret söylemi suçu: AKP’li kurmaylar, son dönemde “sığınmacılar” üzerinden toplumdaki “nefret ve ırkçılık” söylemlerinin arttığına dikkat çekiyor. Mevcut anayasanın 10. maddesinde yer alan “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” düzenlemesinin korunmasıyla birlikte bu düzenlemeye “her türlü ırkçılık ve nefret söyleminin suç kapsamına alınabilmesine yönelik bir ifadenin de eklenebileceğini” belirtiyor.

Anayasal güvence: AKP ve MHP, geçen yasama döneminde “başörtüsü serbestisi” ile “ailenin korunmasını” öngören anayasa değişikliği teklifini TBMM’ye sunmuştu. Ancak bu teklif, deprem fekaletin ardından TBMM Genel Kurul gündemine taşınamamıştı. Bu düzenlemenin yeni anayasa teklifinde de yer alacağına dikkat çekiliyor. Sadece “başörtüsü serbestisi” değil, kılık kıyafet ile ilgili her türlü ayrımcılığı önleyici maddelerin yeni anayasa teklifinde yer alabilceğine dikkat çekiliyor.

Halk rol alacak: AKP’li kaynaklar yeni anayasa teklifinde yer alacak düzenlemeler ile “denge ve denetimin etkinleştirileceğini” belirtiyor. Öcelikli hedefin “cumhurbaşkanı ve milletvekillerini seçen halkın denetimde de aktif rol almasının sağlanmasının olduğu” kaydediliyor. Halkın denetleme yetkisini TBMM Dilekçe Komisyonu aracılığı ile yapılabileceği ifade ediliyor. Milletvekillerini ve yasama faaliyetlerini, yasama ve yürütme ile ilgili önerilerini TBMM Dilekçe Komisyonu’na göndereceği dilekçeler ile iletebileceği, bu önerilerin TBMM Genel Kurul faaliyetleri kapsamına alabileceği dillendiriliyor. Ancak bunun için TBMM İçtüzüğü ile ilgili düzenlemenin yapılaması gerektiği vurgulanıyor. Daha sonra halkın doğrudan yasama faaliyetlerine katılımının sağlanmasının “anayasal güvence altına alınabileceği” ileri sürülüyor.

Milletvekili dokunulmazlığı: AKP’li kurmaylar, MHP’nin de sıklıkla gündeme getirdiği milletvekili dokunulmazlıkları ile ilgili yeni bir düzenlemenin “yeni anayasada yer alabileceğini” belirtiyor. Buna göre milletvekili dokunulmazlıklarını düzenleyen 83. maddenin yeniden düzenlenebileceği kaydediliyor. Yeni düzenlemede, “kamu vicdanının kabul etmeyeceği her türlü bölücülük faaliyetlerinin dokunulmazlık kapsamı dışında kalmasını sağlayacak bir maddenin yeni anayasada yer alabileceği” kaydediliyor.

MHP ile paylaşılacak: AKP’li kurmaylar, MHP’nin 2021’de hazırladığı ve 100 maddeden oluşan yeni anayasa teklifinin de “AKP’nin hazırlayacağı teklifte değerlendirileceğini” belirtiyor. Ancak AKP, yeni anayasa ile ilgili çalışmalarda tüm siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarından gelecek önerilerin de dikkate alınacağını ve bu önerilerle yeni anayasa teklifinin şekillenerek “konsensus” halinde TBMM’ye sunulacağını belirtiyor.

“Kabul ederler etmezler, kapıları çalacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, “Meclis açıldığında öncelikli gündeminiz ne olacak” soruna “Anayasa” karşılığını verdi: Erdoğan şunları söyledi: “AK Parti meclis grubumuz parlamentoda grubu olan diğer partilerle görüşmek suretiyle ‘gelin bir sivil anayasayı beraber yapalım’ davetimizi iletecek.

Kabul ederler etmezler, ama biz şu anda kapıları çalacağız. Bundan dolayı da herhangi bir nazlanmaya filan gerek yok. Arkadaşlarıma da gereken talimatları verdim. Türkiye artık darbe anayasası ayıbından kurtulmalıdır. Benim milletim çağın şartlarına uygun, sivil, özgürlükçü, dili ve bütünlüğü ile milleti kucaklayan bir anayasa ile yönetilmeyi sonuna kadar hak ediyor.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: Cumhur İttifakı’nda Denge Siyaseti İzlenecek

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça partilerin ve ittifakların seçim stratejileri de belli olmaya başladı. Cumhur İttifakı’nın bileşenleri AK Parti ve MHP’nin işbirliği yapacağı yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyeceğinin ip uçları kulislere yansıyor.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), 30 büyükşehirden bazılarında AK Parti’nin adayı desteklenecekse, o şehirlerin ilçe belediye başkanlıklarının güç dengesine göre bölüşülmesini talep ediyor.

AK Parti’nin, MHP ile Mart 2024’teki yerel seçimlerde yürütülecek işbirliğinde “2019 yılındaki işbirliğini ön plana çıkardığı” belirtiliyor. Ancak MHP kanadı, “Mart 2024’teki yürütülecek işbirliği koşullarının 2019 yılındaki koşullardan çok farklı olduğuna” işaret ediyor.

Yerel seçimlerdeki işbirliğinde bu kez “denge politikasının gözetilmesi gerektiğine” de işaret ediliyor. MHP kanadı, işbirliğinde sağlanacak dengedeki kastı “Ne eksik ne fazla. MHP’nin hakkı neyse o” sözleriyle açıklıyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu‘nun aktardığına göre: AK Parti’nin 7 Ekim’deki olağanüstü kongresi öncesinde Cumhur İttifakı kanadı yerel seçimlerde yapılacak işbirliği için kolları sıvadı. AK Parti’nin, genel başkanvekili Efkan Ala başkanlığında heyet ile MHP’nin, Genel başkan yardımcıları Sadir Durmaz ve Feti Yıldız’dan oluşturduğu heyet, çalışmalarına da 7 Ekim’de başlayacak. Ancak her iki partinin heyetleri öncelikle kendi partilerinde bir çalışma yürütüyor.

AK Parti, daha önce yürüttüğü çalışmalarda özellikle 14 ve 28 Mayıs’taki seçimlerde hangi illerde, hangi nedenlerle oy kaybının yaşandığını masaya yatırmıştı. Aynı süreç MHP’de de işledi. MHP de belediye başkanlıklarının olduğu illerdeki oy durumunu ve diğer illerde ne kadar oy kaybının yaşandığı üzerinde çalıştı. AK Parti’nin, MHP ile Mart 2024’teki yerel seçimlerde yürütülecek işbirliğinde “2019 yılındaki işbirliğini ön plana çıkardığı” belirtiliyor.

Ancak MHP kanadı, “Mart 2024’teki yürütülecek işbirliği koşullarının 2019 yılındaki koşullardan çok farklı olduğuna” işaret ediyor. Buna göre MHP kanadı, 2019 yılı seçim döneminde Ankara ve İstanbul gibi iki metropol ilin o dönem “AK Parti’nin yönetiminde olduğuna” dikkat çekerek şimdi her iki belediye başkanlığının da “CHP yönetiminde olduğuna” dikkat çekiliyor.

O nedenle her iki parti arasında Mart 2024’teki seçimler için yapılacak işbirliğinin çok daha fazla önem taşıdığına vurgu yapılıyor.

Hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, pek çok kez “2024’teki seçimlerde merkezi yönetim ile yerel yönetimlerin uyum içinde olması gerektiği” vurgusunu yaptıklarına dikkat çekilirken “Ankara ve İstanbul başta olmak üzere pek çok büyükşehrin yönetimi Cumhur İttifakı’na geçmeli” değerlendirmeleri de yapılıyor. Ancak yerel seçimlerdeki işbirliğinde bu kez “denge politikasının gözetilmesi gerektiğine” de işaret ediliyor. MHP kanadı, işbirliğinde sağlanacak dengeki kastı “Ne eksik ne fazla. MHP’nin hakkı neyse o” sözleriyle açıklıyor.

AK Parti ve MHP’nin yürüteceği işbirliği ile ilgili örnekler  veriliyor. MHP’nin Ankara’da, Etimesgut, Gölbaşı ve Polatlı ilçe belediye başkanlıkları bulunuyor. 2024 yılındaki seçimlerde ise MHP, büyükşehirler başta olmak üzere il ve ilçe belediye başkanlıklarındaki sayıyı artırmayı hedefliyor. İşbirliği kapsamında AK Parti’nin, örneğin Ankara’da, Etimesgut, Gölbaşı ve Polatlı dışındaki bazı ilçe belediye başkanlıklarında da “MHP’nin adayına destek vereceği” konuşuluyor. Ankara’daki benzer durumun, diğer büyükşehir belediye başkanlıkları ve ilçelerinde de yaşanacağı ileri sürülüyor.

İllerde ise her iki partinin de “güç dengesine bakılacağı” konuşuluyor. MHP’nin İç Anadolu Bölgesi’ndeki illerdeki seçmen yapısının güçlü olduğu belirtiliyor.

“Tek bir adayla seçime girme”

AK Parti ve MHP, İç Anadolu Bölgesi’ndeki iller bazında da Kırşehir’i örnek gösteriyor. 2019 yılında Kırşehir’de hem AK Parti’nin hem de MHP’nin ayrı adaylarla seçime girdikleri ve her iki parti arasından “CHP’nin adayının seçimi göğüslediği” vurgulanırken, bu nedenle her iki partinin bu kez “ayrı ayrı adaylarla seçime girmek yerine tek bir adayla seçime gireceğinin” altı çiziliyor. Ancak Kırşehir gibi illerde bu kez “MHP’nin, AK Parti’den MHP’nin adayını desteklemesini isteyeceği” de konuşuluyor.

Paylaşın

Yerel Seçimler: AK Parti Ve MHP Strateji Çalışacak

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça partilerin stratejileri de netleşiyor. AK Parti ve MHP, başta büyükşehirler olmak üzere her il için ayrı ayrı strateji belirleyecek.

AK Partili ve MHP’li kurmaylar yaptıkları çalışmalar sonucu, işbirliği yapılabilecek illere ilişkin verileri parti genel başkanlarına sunacak.

Yerel seçimlerde de Cumhur İttifakı ruhuna uygun hareket edeceklerini açıklayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu amaçla iki partiden kurmayların ortak yürütecekleri çalışma için Genel Başkan yardımcıları Feti Yıldız ve Sadir Durmaz’ı görevlendirdi.

Milliyet’ten Beyza Coşkun’un haberine göre, AK Parti’de üç, MHP’den iki ismin yer alacağı öngörülen çalışma grubu, 7 Ekim’deki AK Parti kongresi sonrası bir araya gelecek. AK Parti ise Genel Başkanvekili Efkan Âlâ, Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz ve Yerel Yönetimler Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ı ortak çalışma grubu için görevlendirdi.

Her iki partinin geçmiş seçimlere yönelik analizleri doğrultusunda grup, yerel seçim iş birliğinin ne şekilde hayata geçirileceğine yönelik alternatifli strateji çalışması yürütecek. Başta büyükşehirler olmak üzere her il için ayrı ayrı strateji belirlenerek, işbirliği yapılabilecek illere ilişkin çıktılar liderlere sunulacak.

Paylaşın

Ömer Çelik’ten Erdoğan’ı Eleştiren Kılıçdaroğlu’na Tepki

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Erdoğan’ın katıldığı G20 zirvesinde startı verilen Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomi Koridoru’na Türkiye’nin alınmamasını ‘Utanç’ sözleriyle eleştiren Kılıçdaroğlu’na tepki gösterdi:

Haber Merkezi / “Cumhurbaşkanımızın küresel sistem içindeki güçlü ve kararlı çizgisi, Kılıçdaroğlu’nun asla anlayamacağı bir boyuttadır. Zaten küresel sistemin bütün aktörleri Cumhurbaşkanımızın kararlı ve vizyoner bir dış politika çizgisi izlediğini yakinen bildiği gibi dostlarımız bu duruşuna saygı duyduklarını da açıkça ifade etmektedirler.”

Çelik, açıklamasının devamında, “Kılıçdaroğlu’nun “Türkiye’siz masa kurulduğunu” söylemesi ise masa denilince sadece 7’li masayı anlayan birisi için büyük bir iddiadır! Cumhurbaşkanımız ise küresel ve bölgesel olaylarda “Türkiye’siz masa kurulamaz” dediğinde bunu defalarca ispat etmiştir” ifadelerini kullandı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı G20 zirvesinde startı verilen Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomi Koridoru’na Türkiye’nin alınmamasını ‘Utanç’ sözleriyle eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Çelik şu ifadeleri kullandı:

“Sn Kemal Kılıçdaroğlu yine cehalet dolu cümlelerle Sn Cumhurbaşkanımıza saldırmış. Her zaman olduğu gibi eline tutuşturulan bir metni yayınlayarak G20 Zirvesi hakkında açıklamalarda bulunmuş. Hiç anlamadığı konularda yaptığı açıklamalarına bir yenisini eklemiş.

Öncelikle Sn Kılıçdaroğlu, hayatında Türkiye Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini korumak adına bugüne dek hiçbir uluslararası müzakereye liderlik etmiş değildir… Bu noktada G20 zirvesi ve uluslararası gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamalar en temel dış politika gelişmeleri hakkında hiç bilgisi olmadığını bir kez daha göstermiştir…

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanımıza yönelik “Erdoğan küresel güçlere boyun eğmiştir” demiş. Cumhurbaşkanımızın küresel sistem içindeki güçlü ve kararlı çizgisi, Kılıçdaroğlu’nun asla anlayamacağı bir boyuttadır. Zaten küresel sistemin bütün aktörleri Cumhurbaşkanımızın kararlı ve vizyoner bir dış politika çizgisi izlediğini yakinen bildiği gibi dostlarımız bu duruşuna saygı duyduklarını da açıkça ifade etmektedirler.

Kılıçdaroğlu’nun “Türkiye’siz masa kurulduğunu” söylemesi ise masa denilince sadece 7’li masayı anlayan birisi için büyük bir iddiadır! Cumhurbaşkanımız ise küresel ve bölgesel olaylarda “Türkiye’siz masa kurulamaz” dediğinde bunu defalarca ispat etmiştir.

Seçim kampanyası boyunca terör örgütlerinin destek propagandasına sessiz kalan ve boyun eğen, dahası sınır ötesi tezkereye hayır diyen Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanımızın yürüttüğü milli dış politika hakkında konuşması abestir! Sn Kılıçdaroğlu’nun öncelikle terörle mücadeleden Mavi Vatan’a, Karabağ ve Suriye’den Libya’ya kadar bir dizi konuda dersini çalışması, sınavını vermesi gerekmektedir. Kılıçdaroğlu’nun G20’yi değerlendirebilmesi için katetmesi gereken çok mesafe vardır.

Kemal Kılıçdaroğlu ne demişti?

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kılıçdaroğlu şunları söylemişti: “Erdoğan, katıldığı G20 Zirvesinde egemen güçlere boyun eğmiş, Türkiye’nin dışlanmasına göz yummuş, tarihi bir skandala imza atmıştır.

Önce malum konuyla başlayayım. 2015 yılından bu yana ‘ülkeler arasında kalıcı düşmanlık olmaz, bölgenin iki önemli aktörü olan Türkiye ve Mısır bir araya gelmelidir’ dediğimiz için bizi ‘darbecilik’ ile suçlayan Erdoğan, egemen güçlerin baskısıyla, Sisi’nin dizinin dibine oturdu.

Ama içeride kaplan kesilip dışarıda süt dökmüş kediye dönen Erdoğan’ın, en utanç verici faaliyeti sadece bu değil…

G20 Zirvesinde, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomi Koridoru oluşturuldu. Bu yeni hat, G20 ülkelerinin içinde belki de en stratejik konuma sahip olan Türkiye’yi kapsamıyor. Bu tarihi bir yok sayılmadır, utançtır.

Mersin ve İskenderun gibi limanlara sahip bir ülkenin bu yeni hatta yer almaması, hem ticaret hem de itibar açısından büyük bir kayıptır. İtibarı lükste, şatafatta arayanlar; yaşadıkları olağanüstü lüks hayatı halka ‘itibar’ diye satanlar, itibarımızı yerle bir etmiştir. Şu fotoğrafta Türkiye’nin olmamasının hiçbir izahı yoktur.

Siz o zirveye Katar Emiri’nin ‘hediye(!)’ uçağıyla katılırsanız, malvarlığınızın hesabını veremezseniz, egemen güçler azarlayınca her siyah dediğinize beyaz derseniz, sizi böyle rezil ederler.

Erdoğan G20 sonrası uçağına aldığı medyasına ‘Türkiyesiz bir koridor olmaz’ diye de caka satmış. Peki, bunu zirvede, yüzlerine söyledin mi? ‘Bölgede bizim olmadığımız bir masa kurulamaz’ dedin mi? Elbette hayır. Çünkü içeride aslan, dışarıda kedi…”

Paylaşın

Yerel Seçimler; AK Parti Ve MHP Düğmeye Bastı: Öncelik 30 Büyükşehir

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde aday belirleme sürçleri netleşiyor. Cumhur İttifakı ortaklarından AK Parti’de MHP ile işbirliği görüşmelerini yürütecek heyet belirlendi.

MHP’de ise henüz Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin bir görevlendirme yapmadığı ancak AK Parti’nin heyetinde yer alan isimler karşısında “mütekabiliyet esasına dayalı olarak” bir heyet belirleyeceği ifade ediliyor. Her iki parti heyetlerinin de gelecek hafta bir araya gelerek görüşmelere başlayacağı da kaydediliyor.

AK Parti ve MHP’nin 2024’teki seçimlerde asıl hedefi 30 büyükşehrin “Cumhur İttifakı’na kazandırılması” yatıyor. Her iki parti heyetinin yürüteceği görüşmeler sonrasında ise ilk olarak 30 büyükşehirde ittifak kapsamında gösterilecek büyükşehir belediye başkan adaylarının kamuoyuna açıklanacağı ifade ediliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu imzalı kulis haberine göre, AKP’de, MHP ile işbirliği görüşmelerini yürütecek heyet belirlendi. AKP heyetinde Genel Başkanvekili Efkan Ala, AKP Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz ve AKP Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz yer alıyor.

MHP’de ise henüz Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin bir görevlendirme yapmadığı ancak AKP’nin heyetinde yer alan isimler karşısında “mütekabiliyet esasına dayalı olarak” bir heyet belirleyeceği ifade ediliyor. Her iki parti heyetlerinin de gelecek hafta bir araya gelerek görüşmelere başlayacağı da kaydediliyor.

İki partinin de öncelikli hedefini “özellikle CHP’li 11 büyükşehir belediyesi olmak üzere, tüm büyükşehir belediye başkanlıkları” oluşturuyor. Ancak her iki partinin bu kez 2019 yılındaki seçimlerden farklı olarak “her il, ilçe ve beldede seçimlere işbirliği içinde gireceği” belirtiliyor.

Heyetlerin görüşmesinde öncelikle masaya yatırılacak konunun da “2019 yılındaki yerel seçimlerde yapılan hatalar olduğu” ifade ediliyor. İki partinin bu hataları birlikte tespitlerinin ardından 2024’teki yerel seçimler için yol haritası belirlenecek. Bu kapsamda da ilk olarak büyükşehir belediye başkan adaylarının belirleneceğine dikkat çekiliyor.

Asıl hedef 30 büyükşehir

Hem AKP hem de MHP, parti içinde yerel seçimlere ilişkin çalışmalar yürütmüştü. Bu çalışmalarda da “her iki parti, 2019 yılındaki seçimlerde nerelerde hata yaptıklarını tespit etmişlerdi.” Bu tespitler üzerinde değerlendirme yapıldıktan sonra da her iki parti liderinin de altını çizdiği “asıl hedefe öncelik verileceği” kaydediliyor.

AKP ve MHP’nin 2024’teki seçimlerde asıl hedefi 30 büyükşehrin “Cumhur İttifakı’na kazandırılması” yatıyor. Her iki parti heyetinin yürütüceği görüşmeler sonrasında ise ilk olarak 30 büyükşehirde ittifak kapsamında gösterilecek büyükşehir belediye başkan adaylarının kamuoyuna açıklanacağı ifade ediliyor. Bunun amacının da adayın daha fazla kamuoyunun gündeminde tutmak olduğu” belirtiliyor.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Cumhur İttifakı’nda Kazanma Hedefli İttifak Modeli

Adalet Ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) oluşturduğu Cumhur İttifakı 31 Mart seçimleri için 2019 yılında olduğu gibi yine işbirliği yapmaya hazırlanıyor.

Liderler ilk mesajlarını verdi ama işbirliğinin detayları iki partinin kongrelerinin ardından belirlenecek. AK Parti ve MHP’den görevlendirilen heyetler ön bir çalışma yapacak. Daha sonra bu çalışma liderlerin onayından sonra uygulamaya geçecek.

14 ve 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerinin ardından iktidar da muhalefet partileri de kongre sürecine girdi. Önümüzdeki aylarda yapılacak kongrelerde yerel seçim öncesi partilerin yönetimleri yenilenecek.

CHP’nin kasım ayı başında yapacağı büyük kurultayda Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun değişim yanlısı ekiple yarışması bekleniyor. HDP eş başkanlarının görevi bırakmasının ardından partinin çalışmalarının aktarıldığı Yeşil Sol Parti’nin de eylül sonu, ekim başında gerçekleşecek kongresinde tüm yönetim yenilenecek.

14-28 Mayıs seçimlerinin galibi iktidar cephesinde de kongre süreci yaşanıyor. AK Parti olağanüstü kongre için 7 Ekim tarihini karara bağladı. Cumhur İttifakı’nın ana ortağı MHP de olağan kongre takvimi için ekim-kasım ayında uygun bir takvim planlıyor. Kongreler tamamlandıktan sonra hızla yerel seçim çalışmalarına başlanacak.

İlçe ve il kongrelerini yapmadan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu değişikliği için olağanüstü kongre kararı alan AK Parti’nin yeni dönem kadrolarının kimlerden oluşacağı merak konusu. AK Parti Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tek genel başkan adayı olacağı kongrede kapsamlı bir değişiklik beklentisi var.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya‘nın haberine göre; Meclis seçimlerinde istisnasız üç dönem kuralını uygulayarak yüzde 60’ı geçen bir yenilenme gerçekleştiren AK Parti’nin kongrede de bu oranda değişiklik yapması sürpriz olmayacak görünüyor. Ancak AK Partili yetkililer bu değişimde tecrübe ile yeniliğin harmanlanacağına dikkat çekerek şu görüşü dile getiriyor:

“Büyük kongrede Cumhurbaşkanı tecrübe ile yeniyi kaynaştıracaktır. Kısa süre önce bir seçimden çıkıldı. Yaşanan seçimin bir hafızası, sonuçları itibariyle de alınmış notları var. Bunlar değerlendirilecek. Yeni arkadaşlar gelecek. Yönetimde gençleşme ve kadın temsilinde artış önemli. Yeni dönemi anlama ve kavrama açısından gençler ayrıca önem taşıyor. Yeni isimlerle tecrübeyi, hafızayı birleştirecek bir yönetim yapısı çıkacağını düşünüyoruz. Ayrıca yeni dönemde parti yönetiminde milletvekili ağırlığı da azalabilir.”

AK Partili yetkililer Meclis seçimlerinde yüzde 60’ı bulan yenilenmenin seçmende olumlu karşılık bulduğu görüşünde. Bu oranın 20 yılı aşan bir iktidarın yenilenme potansiyelini göstermesi açısından önem taşıdığına dikkat çeken yetkililer, “Genel seçimlerde yenilenmemizden seçmenimiz çok memnun kaldı. Uzun iktidara karşın değişebileceğimizi göstermek olumlu sonuç veriyor” değerlendirmesinde bulundu. Bu kapsamda belediye başkanlığı seçiminde de adaylar belirlenirken geçmiş süreçlerde olduğu gibi üç dönem kuralının uygulanmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Yerel seçimler

AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı 31 Mart seçimleri için 2019 yılında olduğu gibi yine işbirliği yapmaya hazırlanıyor. Liderler ilk mesajlarını verdi ama işbirliğinin detayları iki partinin kongrelerinin ardından belirlenecek. AK Parti ve MHP’den görevlendirilen heyetler ön bir çalışma yapacak. Daha sonra bu çalışma liderlerin onayından sonra uygulamaya geçecek.

MHP’li yetkililere göre yerel seçim için temel ölçüt “mevcudu muhafaza etmek, 2019 seçimlerinde muhalefete geçen belediyeleri yeniden kazanmak” olacak. Bu hedefi gerçekleştirmek için de 2019 seçimlerinden farklı olarak işbirliği yapılan bazı illerde değişiklik olabileceği kaydediliyor.

AK Partili yetkililere göre AK Parti ya da MHP’nin ittifak yaparak tek adayda uzlaşacağı kentler iki partinin oylarının birbirine çok yakın olduğu kentler olacak. Böylece oyların bölünüp aradan yüzde 35 gibi oranlarla muhalefet adayının kazanmasına engel olunacak.

İktidar da muhalefet partileri de yerel seçimlerde belediye başkan adaylarının önemine dikkat çekiyor. Adayların yerelin özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini belirten AK Partili kurmaylar, “Yerel seçimi genel seçim havasında geçirmemek gerek. Bu bir hizmet yarışı olmalı. Adaylar hizmetlerini ve projelerini anlatmalı. AK Parti belediyeciliği ile CHP belediyeciliğini kıyaslamalı. Geleceğe dair vizyonlarını ortaya koymalı” diyor.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Bahçeli, Erdoğan’a “Koçbaşı” Taktiğini Önerdi

MHP Lideri Bahçeli’nin 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimleri için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “koçbaşı” taktiği önerdiği öne sürüldü: Muhalefet partileri birbirine düşüp her ilde kendi adaylarını çıkardığı taktirde, AK Parti ve MHP’nin güç birliği yapması halinde ortak adayın bir koçbaşı gibi bütün kapıları açacağı kesin.

Erdoğan ve Bahçeli’nin yerel seçimlerde karşılarında bir ittifakın oluşmaması için ellerinden geleni yapacağı da iddia edildi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ankara’daki son buluşmasını değerlendiren Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, “Bahçeli, Erdoğan’a “koçbaşı” taktiğiyle muhalefet elindeki bütün belediyeleri geri almayı önermiş. Erdoğan da Bahçeli’nin önerisini sıcak karşılamış.” dedi.

“AK Parti ve MHP teşkilatları yakın zamanda bir araya gelerek bütün illeri masaya yatıracak ve hangi ilde hangi partinin aday çıkaracağına karar verecek” diyen Zeyrek, “Kesin olan şu: CHP’nin elindeki 11 Büyükşehir Belediyesi’nin (İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Mersin, Tekirdağ, Eskişehir, Aydın, Hatay ve Muğla) en az 10’unda AK Parti aday çıkaracak. Belki Mersin ya da Adana’da adayın MHP’li olması gündeme gelebilir.” bilgisini paylaştı.

“İki partinin de Van, Mardin ve Diyarbakır gibi illerde Büyükşehir belediyelerini alma konusunda bir iddiası yok. Zaten uğraşmaya da değmez.” İfadelerini kullanan Zeyrek,  “HDP’nin kazanacağına kesin gözüyle bakılan bu iller İçişleri Bakanlığı tarafından “kayyum” vasıtasıyla geri alınabiliyor.” yorumunda bulundu.

Cumhur İttifakı liderlerinin, İstanbul, Ankara, Antalya, Mersin, Adana ve Hatay’ı alma konusunda çok iddialı olduğu vurgusunu yapan Zeyrek’in yazısı şöyle:

Bahçeli’nin aklındaki taktiğe “koçbaşı” demesinin nedenini anlamışsınızdır:

Muhalefet partileri birbirine düşüp her ilde kendi adaylarını çıkardığı taktirde, AK Parti ve MHP’nin güç birliği yapması halinde ortak adayın bir koçbaşı gibi bütün kapıları açacağı kesin.

Örneğin Ankara’da AK Parti’den Turgut Altınok ya da MHP’den Enver Demirel iktidarın ortak adayı olursa ve bu sırada CHP, İYİ Parti ayrı ayrı adaylar çıkarırsa Mansur Yavaş’ın işi hayli zorlaşabilir.

Yine İstanbul’da AK Parti’den Tevfik Göksu iktidarın ortak adayı olarak seçime girerse ve CHP, İYİ Parti ve HDP ayrı ayrı adaylarla yarışırsa, Ekrem İmamoğlu’nun şansı yok denecek kadar az olur.

Mersin’i, Adana’yı, Antalya’yı da aynı şekilde düşünün. HDP ve İYİ Parti’nin adayları iktidarın ortak adayı karşısında zaten kazanamaz. Aynı şekilde CHP’nin adayı da HDP ve İYİ Parti adaylarıyla oyları paylaştığında iktidarın ortak adayına karşı kaybeder.

Erdoğan ve Bahçeli, muhalefetin birbirine yönelik suçlamalarını ve güvensizliğini çok iyi okuyup analiz etmiş görünüyor. Erdoğan’ın şu sözleri bu analizin en önemli sonucu: “Anladığım kadarıyla onların bir istişare zemini bile yok. Biri iş birliğinden diğeri ayrılıktan söz ediyor. Geride bıraktığımız seçimde masaya bir oturan bir kalkan siyaset anlayışından ne kadar tutarsız siyaset yaptıklarını gördük. Seçim yaklaştıkça aynı manzaraları göreceğimizden milletimizin şüphesi olmamalı. Yerel seçimde de kimlere neler verileceğini, hangi kavgaların çıkacağını yenilgilerinin sonunda öğreniriz.”

Erdoğan ve Bahçeli, yerel seçimlerde karşılarında bir ittifakın oluşmaması için ellerinden geleni yapacaklar. CHP seçmeninin sandığa küstüğünü, “Kemal Kılıçdaroğlu partinin başında kalırsa sandığa gitmeyeceğim” serzenişlerini gayet iyi gördüklerinden el altından sol seçmeni boykota teşvik edecekler. Diğer taraftan da sağ ve muhafazakâr seçmene de kendilerini adres gösterip “koçbaşı” adaylarla bütün kentlerin kapılarını açacaklar.

CHP, İYİ Parti ya da HDP bunun farkında mı bilmiyorum ama ülkedeki ekonomik krize ve bütün olumsuzluklara rağmen iktidardaki Cumhur İttifakı’nın “Grond siyaseti” işe yarayabilir. Bu siyaseti de ancak güçleri eşitleyecek bir ittifak yenebilir.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

AK Parti Döneminde Yabancılara 289 Bin 412 Konut-İşyeri Satıldı

AK Parti döneminde yabancılara 28 milyon 320 bin 28 metrekare araziyle 289 bin 412 adet konut-işyeri satıldı. Satılan arazi satış adediyse 15 bin 812 oldu. Bu dönemde en çok Ürdün vatandaşları arazi ve konut satın alırken, Ürdün vatandaşlarını Ruslar takip etti.

CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, “Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye kadar kolay vatandaşlık verilmiyor. Bu durum ülkemizi adeta suç örgütlerinin, uyuşturucu baronlarının hedef ülkesi konumuna getiriyor” dedi.

Özgür Karabat, “Bu tablo ülkemizin karşı karşıya kaldığı tehlikeye işaret ettiği gibi sorumluluk makamında olanları derhal işgali durdurmaya çağırıyoruz. Ya bu işgali durdurun ya da işgal ettiğiniz makamlardan istifa edin” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın sorularına yanıt veren İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya; Türkiye’de konut ve arazi satın alan yabancıların ülkelerini ve sayılarını açıkladı.

ANKA‘nın aktardığına göre; Antigua ve Baruda, Aruba, Samoa, Botswana, Kiribatı, Palua, Saint Kitts ve Nevis, Liechtenstein’in de aralarında olduğu 180 ülke vatandaşına 1 Ocak 2002’den 19 Temmuz 2023’e kadar; 28 milyon 320 bin 28 metrekare araziyle 289 bin 412 adet konut-işyeri satıldı. Bu dönemde satılan arazi satış adediyse 15 bin 812 oldu.

Türkiye’den en çok Ürdün vatandaşları arazi ve konut satın aldı. Ürdün vatandaşlarını Ruslar takip etti. Karabat, “Sorumluluk makamında olanları derhal işgali durdurmaya çağırıyoruz. Ya bu işgali durdurun ya da işgal ettiğiniz makamlardan istifa edin” dedi.

Türkiye’den arazi satın alan ülkelerin başında Ürdünlüler yer aldı. Ürdünlüler, 3 milyon 227 bin 879 metrekare arazi aldı. Ürdünlüleri 2 milyon 782 bin 695 metrekare araziyle Sudi Arabistan vatandaşları ve 2 milyon 86 bin 933 bin metrekare arazi ile de Filistinliler izledi.

Türkiye’den konut satın alan ülkeler arasında başı Rusya Federasyonu çekti. Ruslar 41 bin 917 konut aldı. Rusları, İranlılar izledi ve İranlılar 32 bin 529 konut edindi. Konut alanlarda üçüncü sırayı 30 bin 79 konutla Iraklılar izledi.

Türkiye’de konut ve arazi alanlar arasında Karayipler’deki Antigua ve Baruda vatandaşları bulunuyor. 280 kilometre büyüklüğündeki bu ülkede kişi başı gelir 18,6 bin dolar ve ülkenin nüfusu 96 bin kişi. Bu ülkeden bir kişi Türkiye’den 14 metrekare arazi aldı. Bu ülke vatandaşlarına ayrıca 39 konut satıldı.

Yine bir Karayip ülkesi Aruba’dan da konut satın alan oldu. Ülkenin 119 bin tahmini nüfusu var ve kişi başına gelir 23,8 bin dolar. Aruba vatandaşları Türkiye’den 13 arazi aldı ve bu arazilerin büyüklüğü 26 bin 29 metrekare. Arubalılar ülkeden 114 konut da satın aldı.

Ülke ülke konut satışı

Güney Pasifik’te yer alan Batı Samoa’nın nüfusu 202,5 bin kişi ve kişi başına gelir 4 bin dolar civarında. Bir Samoualı ülkeden bir konut aldı. Belize Orta Amerika’nın kıyısında bir ülke. 419 tahmini nüfusu var ve kişi başına gelir 5,6 bin dolar civarında. Belizeliler Türkiye’den 6 konut aldı.

Benin, bir Afrika ülkesi. Nüfusu 11, 7 milyon ve kişi başına düşen gelir 3,4 bin dolar. Benin’den bir kişiye bir konut satıldı. Bermuda; 67,8 bin nüfusu ve kişi başına 91,4 bin dolar geliriyle Türkiye’den taşınmaz satılan ülkeler arasında yer aldı. Bermudalılara 29 bin 666 bin metrekare arazi ve 286 konut verildi.

Bhutan, Güney Asya ülkesi. Nüfusu 754 bin ve kişi başına geliri 3,4 bin dolar. Bhutanlılar ülkeden 1135 metrekare arazi satın aldı. Güney Afrika ülkesi olan Botswana, 2,2 milyon tahmini nüfusa sahip ve kişi başına gelirleri 6,5 bin dolar. Botswanalılar 5 konut satın aldı.

Güneydoğu Asya ülkesi Bruney’in nüfusu 460 bin kişi ve kişi başına gelir 61,8 bin dolar. Bruneyliler ülkeden 5 konut sahibi oldu. Burundi, bir Afrika ülkesi. Nüfusu 11,8 milyon kişi ve kişi başına gelir 783 dolar. Bir Burundi vatandaşı Türkiye’den konut aldı.

El Salvador, Orta Amerika ülkesi. Nüfusu 6,4 milyon ve kişi başına geliri 8,4 bin dolar. El Salvador vatandaşlarına 4 konut verildi. Afrika ülkesi Eritre, 6 milyon nüfuslu ve kişi başına geliri 1,7 bin dolar. Eritreliler Türkiye’den 4 bin 300 metrekare arazi, 198 konut satın aldı.

Pasifikte bir ada ülkesi Fiji, 926 bin nüfusa ve 11 bin dolar kişi başı gelire sahip. Fijililer Türkiye’den 2 konut sahibi oldu. Afrika ülkesi Gabon 2,1 milyon nüfusa sahip ve 15,8 bin dolar kişi başı geliri var. Gabon’dan 3 kişi ülkeden konut aldı.

Afrika ülkesi Gine Bisua, 1,8 milyon nüfuslu ve kişi başı geliri 2,3 bin dolar. Türkiye’den Gine Busiualılara 3 konut satıldı. Guatemala’nın nüfusu 17 bin kişi ve kişi başına geliri 8,2 bin dolar. Guatemala’ya 4 konut satıldı. Güney Amerika ülkesi Guyana, 786 bin nüfusa sahip ve kişi başına geliri 17 bin dolar. Guyana’dan bir kişi Türkiye’den bir konut aldı.

Büyük Okyanus’taki Kiribatı, 123 bin kişi ve 2 bin dolar kişi başı geliri bulunuyor. Kitirbatı’dan bir kişi Türkiye’den konut edindi. Bir Afrika ülkesi olan Komor Adaları, 850 bin nüfusa ve kişi başı 3 bin dolar gelire sahip. Komor Adaları vatandaşları Türkiye’den 25 konut satın aldı.

Lesotho, Afrika’da 2,1 milyon nüfus ve kişi başı 924 dolar geliri olan bir ülke. Bu ülke vatandaşlarına Türkiye’den 4 konut satıldı. Orta Avrupa ülkesi Liechtenstein 39 bin nüfus ve kişi başı 98 bin dolar gelire sahip. Bu ülke vatandaşlarına Türkiye’den 4 konut verildi.

Bir Doğu Afrika ülkesi olan Mauritius’in 1,2 milyon nüfusu ve kişi başı 20,7 bin dolar geliri var. Bu ülke vatandaşlarına Türkiye’den 10 konut verildi. Palua, Okyanusya’nın kıyısında 18,2 bin nüfuslu ve 14 bin dolar geliri olan bir ülke. Palua vatandaşları Türkiye’den 2 konut edindi.

Saint Kitts ve Nevis, 52,4 bin nüfuslu ve kişi başı 21 bin dolar geliri olan bir Karayip ülkesi. Bu ülke vatandaşları Türkiye’den 8 bin 523 metrekare arsa, 233 kontu satın aldı. Afrika ülkesi olan Sierra Leone’nin 8 milyon nüfusu ve kişi başı 1711 dolar geliri var. Bu ülke vatandaşları Türkiye’den 2 konut aldı.

Güney Büyük Okyanus’taki Vanuata, 307 bin nüfuslu, kişi başı 2,6 bin dolar geliri olan bir ülke. Bu ülke vatandaşları Türkiye’den 235 metrekare arazi ve 93 konut satın aldı. Türkiye’den vatansız statüdeki kişilerse 771 metrekare arazi ve 3 konut edindi.

“Türkiye kadar kolay vatandaşlık yok”

CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın bir Arap televizyonuna verdiği demeçte Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını “pazarlayan” konuma düştüğünü belirterek, “Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye kadar kolay vatandaşlık verilmiyor. Bu durum ülkemizi adeta suç örgütlerinin, uyuşturucu baronlarının hedef ülkesi konumuna getiriyor” dedi.

Karabat ülkeleri sıralayarak, bu ülkelerden konut alanlara vatandaşlık verildiğini de söyledi. Karabat, “Bu tablo ülkemizin karşı karşıya kaldığı tehlikeye işaret ettiği gibi sorumluluk makamında olanları derhal işgali durdurmaya çağırıyoruz. Ya bu işgali durdurun ya da işgal ettiğiniz makamlardan istifa edin” diye konuştu.

Paylaşın