Afganistan’da Kızların İlkokula Gitmesi De Yasakladı

Taliban yönetimindeki Afganistan’da kızların ilkokul eğitimi almasının yasaklandığı bildirildi. Buna ek olarak kadınların camilere girmesine ve dini seminerlere katılmasına izin verilmeyeceği de belirtildi.

ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal’ın aktardığın göre Taliban yetkilileri, başkent Kabil’de özel okul müdürleri, din adamları ve topluluk temsilcileriyle çarşamba günü bir araya geldi.

Buna göre yetkililer, kadın öğretmenlerin ve personelin okullarda çalışmasının da yasaklandığını duyurdu.

Taliban’dan yasağa dair resmi açıklama yapılmazken, düzenlenen görüşmede uygulamanın geçici olacağının söylendiği aktarıldı.

İlkokul çağındaki kızının karardan ötürü çok üzgün olduğunu söyleyen Afgan yurttaş Gulam Server Haydari, “Haberleri duyunca kendisini odaya kilitledi. Sürekli ağlıyor. Tüm umutları suya düştü. Bu durumdan çok yorulduk” dedi.

Buna ek olarak kadınların camilere girmesine ve dini seminerlere katılmasına izin verilmeyeceği de belirtildi.

Örgüt, salı günü de kadınların üniversitede eğitim görmesinin yasaklandığını duyurmuştu. Üniversiteye giden kadın öğrenciler, Taliban görevlileri tarafından geri gönderilmişti.

ABD’nin geçen yıl ağustosta ülkeden çekilmesiyle Taliban önce başkent Kabil’i daha sonra da ülkenin tamamını ele geçirmişti.

Örgüt katı uygulamalarla kadınların halka açık parklara girmesini ve neredeyse sağlık sektörü dışında çalışmalarını yasaklamıştı.

Kadınlar eğitim hakları için protesto düzenledi

Öte yandan Afganistan’ın Başkenti Kabil’de onlarca kadın, Taliban yönetiminin kadınlara üniversite eğitimini yasaklamasını protesto etti. Protestoya katılan bazı kadınlar güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı.

Kadınlar, “haklar ya herkes içindir ya da hiç kimse” sloganı eşliğinde eğitim haklarını savunmak için sokaktaydı.

Başlangıçta ülkenin en büyük ve prestijli üniversitelerinden Kabil Üniversitesi kampüsü önünde yapılması planlanan protesto gösterisi, bölgeye çok sayıda silahlı güvenlik gücünün konuşlandırılması nedeniyle başka bir noktaya taşınmak zorunda kaldı.

Protestoculardan biri, birden fazla kadın protestocunun kadın polisler tarafından götürüldüğünü, ikisinin daha sonra serbest bırakıldığını, diğer birçok kadınınsa hala gözaltında tutulduğunu söyledi.

Bu yılın başlarında önde gelen kadın aktivistlerin tutuklanmasından bu yana, kadınlar tarafından düzenlenen protesto gösterisi sayısı azaldı. Katılımcılar gözaltı, şiddet ve fişlenme riskiyle karşı karşıya.

Herat Üniversitesi’nden bir gazetecilik öğrencisi, “Afgan kızlar, ölü bir topluluk haline geldi. Kan ağlıyorlar. Bize karşı tüm güçlerini kullanıyorlar. Yakında kadınların nefes almasının yasaklandığını duyurmalarından korkuyorum.” şeklinde konuştu.

Uluslararası kamuoyu, Afgan kadınların eğitim haklarının ellerinden alınmasını kınadı. “Let her learn” (Öğrenmelerine izin verin) etiketi sosyal medyada gündem oldu.

Taliban hükümetinin Yüksek Öğretim Bakanı Neda Muhammed Nadim salı günü yayımlanan bir talimatla, kadınların “ikinci bir emre kadar” üniversite öğrenimlerini sürdürmelerini yasaklamıştı.

Örgütün iktidarının başlangıcında kadın hakları için verdiği sözler yerini yasaklara bıraktı. Kadınların yanlarında bir erkek akrabaları olmadan seyahat etmelerine izin verilmiyor ve evlerinden çıkarken burka ya da başörtüsü takmaları gerekiyor.

Paylaşın

Afganistan’da Kadınların Üniversiteye Gitmesi Yasaklandı

Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Taliban’ın Bakanlar Kurulu, kadınların üniversite eğitimi almalarının “ikinci bir bildirime kadar” yasaklandığını duyurdu. Taliban’ın aldığı bu son kararla birlikte kadınların ülkede resmi eğitim alması neredeyse tamamen yasaklanmış oldu.

Taliban Geçici Hükümetinin Yüksek Öğretim Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, ülkedeki tüm kamu ve özel üniversitelere konuyla ilgili talimat gönderildiğini, Bakanlar Kurulu kararı ile kadınların üniversite eğitimi almalarının “ikinci bir bildirime kadar” yasaklandığını söyledi.

Taliban, yönetime geldikten sonra, kız çocuklarının ve kadınların ilkokul ve üniversitelerde eğitim almasına izin vermiş, orta ve lise kademelerindeki eğitimlerine devam etmelerine yasak getirmişti.

Taliban, kadınların üniversitelerde okuyabilecekleri bölümleri ise sınırlandırmış, veterinerlik, mühendislik, ekonomi, tarım ve gazetecilik kadınların eğitim almasının yasak olduğu bölümler olmuştu.

Ayrıca kadın ve erkek öğrencilerin bulunduğu alanlar katı kurallarla ayrılmış, kadın öğrencilere sadece kadın öğretmenler ders vermişti.

Taliban’ın aldığı bu son kararla birlikte kadınların ülkede resmi eğitim alması neredeyse tamamen yasaklanmış oldu.

ABD’den açıklama: “Sonuçları olacak”

Taliban’ın aldığı kadınlara üniversite eğitimi yasağı Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından da tepkiyle karşılandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, dün (20 Aralık) yaptığı günlük basın toplantısında bu kararın “sonuçlarının olacağını” söyledi.

Taliban’ın aldığı kararın Afganistan nüfusunun yarısını yüksek eğitimden mahrum bırakacağını kaydeden Price, özetle şöyle konuştu:

“Ayrıca Taliban, Afgan kadınlarını daha karanlık ve kısır bir geleceğe kalıcı olarak mahkum etti. Nüfusunun yarısı keyfi olarak eğitimden alıkonulduğunda hiçbir ülke gelişemez. Eğitim, uluslararası düzeyde tanınan bir insan hakkıdır ve Afganistan’ın ekonomik büyümesi ve istikrarı için esastır. Bu kabul edilemez duruşun Taliban için önemli sonuçları olacak.”

Taliban’a kadınların üniversite eğitimlerini yasaklamasından dolayı hesap soracaklarını aktaran Price, “İşte bunu yapmak için yararlanabileceğimiz birkaç araç. Bugün daha fazla ayrıntıya giremeyeceğim” dedi:

“Taliban’ın bazı üst düzey üyeleri halihazırda belirli önlemlere tabidir. Bir örgüt olarak Taliban belirli önlemlere tabidir. Ve Taliban’ı bugünkü duyurudan sorumlu tutmak için daha neler yapabileceğimize bakacağız.”

Afganistan’da yeniden Taliban dönemi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğündeki NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi 31 Ağustos 2021’de tamamlandı.

Afganistan eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani hükümetini deviren Taliban, 11 Eylül 2001 sonrası dönemde ABD ve koalisyon güçlerinin işgal ettiği ülkeye yirmi yıl sonra yeniden egemen oldu.

Taliban’ın ülkenin başkenti Kabil’e girmesiyle Taliban’ın hedefinde olan ve Afganistan’dan tahliye edilmeyi talep eden binlerce kişi Uluslararası Kabil Hamid Karzai Havalimanı’na gitmiş, havalimanındaki uzun ve yorucu bekleyiş zamanla izdihama dönüşmüştü.

Uluslararası Kabil Hamid Karzai Havalimanı’nda tahliye için bekleyiş sürerken, 26 Ağustos günü kalabalığı hedef alan bombalı saldırıda 13’ü ABD askeri olmak üzere en az 170 kişi yaşamını yitirdi.

Anadolu Ajansı’nın (AA) aktardığına göre, havalimanındaki patlamadan sonra IŞİD saldırıları artmaya devam etti. Ülkenin her yerinde patlama meydana gelirken, özellikle Nangerhar saldırıların en çok yoğunlaştığı il oldu.

8 Ekim 2021’de Kunduz’da, 15 Ekim’de ise Kandahar’da Şii camileri cuma namazı sırasında IŞİD intihar bombacılarınca hedef alındı. Patlamalarda 100’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Paylaşın

Taliban, Burka Giymeyi Reddeden Öğrencileri Döverek Gözaltına Aldı

Afganistan’ın Bedahşan Üniversitesi’nde okuyan kadın öğrenciler, burka giymeyi reddedince kampüse girişleri engellendi. Kararı protesto etmek isteyen kadın öğrenciler, Taliban güçleri tarafından dövülerek gözaltına alındılar.

Haber Merkezi / Kaynaklar, Bedahşan Üniversitesi’ne bağlı yurtta kalan başka bir kadın öğrenci grubunu da “Taliban’a ölüm” sloganları atığı için  tutukladığını da ekledi.

Kaynaklar, Taliban’ın kadın öğrencilerin üniversitede derslere girmesini engellemek için daha fazla güç kullanmaya başladığını belirtiyorlar.

Ayrıca, Herat, Belh, Kabil ve Bamyan’da kadın öğrencilerin protestoları da Taliban tarafından sert bir şekilde bastırıldı ve çok sayıda öğrenci tutuklandı.

Afganistan ve Taliban

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Afganistan’ın Başkenti Kabil’de Eğitim Merkezine Saldırı: 19 Ölü

Afganistan’ın başkenti Kabil’de bir eğitim merkezine düzenlenen bombalı saldırıda ilk belirlemelere göre en az 19 kişi hayatını kaybederken en az 27 kişi de yaralandı.

Anadolu Ajansı’nın (AA) Taliban yönetiminin Kabil Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Halid Zadran’ın basın açıklamasından aktardığına göre, saldırı Kabil’in batısında bulunan Kac Eğitim merkezinde gerçekleşti.

The Guardian’ın haberine göre, patlamanın ardından olay yerine gelen güvenlik güçleri inceleme başlattı.

İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Abdul Nafy Takor, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Sivilleri hedef almak düşmanın insanlık dışı acımasızlığını ve ahlaki normlardan mahrum olduğunu kanıtlıyor” dedi.

Emniyet Sözcüsü Zadran, saldırının eğitim merkezinde deneme sınavı yapıldığı sırada düzenlendiğini kaydetti. Görgü tanıkları, saldırının intihar saldırısı olduğunu ifade ederken saldırıyı henüz üstlenen olmadı.

Öte yandan, saldırının gerçekleştiği ve ağırlıklı olarak Hazara Şiilerinin yaşadığı Kabil’in batısında daha önce düzenlenen saldırıları IŞİD üstlenmişti.

Afganistan’da yeniden Taliban dönemi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğündeki NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi 31 Ağustos 2021’de tamamlandı.

Afganistan eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani hükümetini deviren Taliban, 11 Eylül 2001 sonrası dönemde ABD ve koalisyon güçlerinin işgal ettiği ülkeye yirmi yıl sonra yeniden egemen oldu.

Taliban’ın ülkenin başkenti Kabil’e girmesiyle Taliban’ın hedefinde olan ve Afganistan’dan tahliye edilmeyi talep eden binlerce kişi Uluslararası Kabil Hamid Karzai Havalimanı’na gitmiş, havalimanındaki uzun ve yorucu bekleyiş zamanla izdihama dönüşmüştü.

Uluslararası Kabil Hamid Karzai Havalimanı’nda tahliye için bekleyiş sürerken, 26 Ağustos günü kalabalığı hedef alan bombalı saldırıda 13’ü ABD askeri olmak üzere en az 170 kişi yaşamını yitirdi.

Anadolu Ajansı’nın (AA) aktardığına göre, havalimanındaki patlamadan sonra IŞİD saldırıları artmaya devam etti. Ülkenin her yerinde patlama meydana gelirken, özellikle Nangerhar saldırıların en çok yoğunlaştığı il oldu.

8 Ekim’ 2021’de Kunduz’da, 15 Ekim’de ise Kandahar’da Şii camileri cuma namazı sırasında IŞİD intihar bombacılarınca hedef alındı. Patlamalarda 100’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Paylaşın

Taliban, Kadın Eylemcilerin Protestosunu Ateş Açarak Dağıttı

Taliban, Afganistan’ın başkenti Kabil’deki İran Büyükelçiliği önünde toplanan ve İran’da devam eden Mahsa Amini protestolarına destek vermek isteyen kadın göstericileri havaya ateş açarak dağıttı.

Mahsa Amini isimli Kürt kökenli 22 yaşındaki İranlı kadın, “kıyafeti düzgün olmadığı” iddiasıyla “ahlak polisi” tarafından gözaltına alınmış ve sorgudan kısa süre sonra hayatını kaybetmişti.

Amini’nin ölümünün ardından başta İran olmak üzere dünya genelinde protestolar sürüyor.

Kabil’deki İran Büyükelçiliği önünde bir araya gelen yaklaşık 25 Afgan kadın gösterici, İranlı eylemcilerin protestolar sırasında kullandığı “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganı attı.

Ancak Taliban militanları, kadınların elindeki dövizleri yırttı ve ardından havaya ateş açarak eylemcileri dağıttı.

Afgan kadın protestocular “İran ayağa kalktı, şimdi sıra bizde” ve “Kabil’den İran’a, diktatörlüğe hayır deyin” yazılı pankartlar taşıyordu.

Taliban, daha önce de kılık kıyafet, iş ve eğitim gibi konularda tepkilerini dile getirmek için gösteri düzenleyen kadın protestoculara müdahalade bulunmuştu.

Geçen yıl ağustos ayında Afganistan’ın kontrolünü ele geçiren örgüt, göreve geldikten sonra altıncı sınıftan itibaren kızların okula gitmesini ve kadınların çalışmasını yasakladı.

Üniversiteye giden kız öğrencilerine ise uzun siyah örtü giymesi ve yüzlerini tamamen kapatması talimatını verdi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

BM’den Taliban’a Çağrı: Kızların Okula Gitmesine İzin Verin

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, sosyal medya hesabından konu ile ilgili yaptığı paylaşımda, “Kızların bir daha asla geri alamayacakları kayıp bilgi ve fırsatlarla dolu bir yıl geçti. Kızlar okula gitmeli, Taliban onları sınıflara dönmesine izin vermeli” dedi.

BM Afganistan Yardım Misyonu Şefi Markus Potzel tarafından yapılan yazılı açıklamada, Taliban yönetime geldikten bu yana son bir yıldır genç kızların okula gidemediği hatırlatıldı ve “son bir yıldır kızların okulu gidememesi ve eğitimden dışlanması, “trajik, utanç verici” olarak değerlendirildi.

Kızların eğitimden dışlanmasının hiçbir inandırıcı gerekçesi olmadığını vurgulayan Potzel, “Bu dünyanın hiçbir yerinde benzeri olmayan uygulama, kızların nesline ve Afganistan’ın geleceğine derinden zarar veriyor.” ifadesini kullandı.

Taliban geçen yıl eylül ayında erkeklerin eğitime katılmalarına izin verirken, orta dereceli okullarda kızların sınıflara dönmesine yasak getirmişti. Bu yasak sonucu özellikle 12 ila 18 yaş grubu kızlar bu ülkede okula gidemiyor.

Bu arada Taliban Sözcüsü Zabihullah Mucahit, ise basına yaptığı açıklamada, ülkede kızların eğitim sorunun şeriat kuralları içinde çözmeyi planladıklarını söyledi.

BM’nin Afganistan Yardım Misyonuna göre, okulların kızlara kapatılması sonucu son bir yıl içinde ülke genelinde bir milyon kız çocuğu eğitimden mahrum kaldı. Yine BM rakamlarına göre 40 milyonluk nüfusun yarısından fazlası kuraklık ve ekonomik kriz yüzünden akut açlık tehlikesi yaşıyor.

Afganistan ve Taliban

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

10 Ülkede ‘Akut Açlık’ Çekenlerin Oranı Yüzde 123 Arttı

Somali, Haiti, Cibuti, Kenya, Nijer, Afganistan, Guatemala, Madagaskar, Burkina Faso ve Zimbabve’de yaklaşık 48 milyon kişinin akut açlık yaşadığı raporlara yansıdı. Bu ülkelerde akut açlık çekenlerin oranı 2016 yılında 21 milyondu.

Raporda, iklim değişikliğiyle artan felaketlerin “küresel eşitsizliğin vurucu bir göstergesi” olduğu ifade edildi. Öte yandan akut açlık yaşayan söz konusu 10 ülkenin, küresel karbon salımına etkisiyse yalnızca yüzde 0,13 oranında.

Raporda, BM’nin 49 milyar dolar insani yardım çağrısı yapıldığı hatırlatılarak, fosil yakıt şirketlerinin kârlarıyla bu miktarı 18 günde karşılayabileceğine dikkat çekildi.

Birleşik Krallık merkezli yardım kuruluşu Oxfam’ın raporunda, aşırı hava olaylarından etkilenen 10 ülkede son 6 yılda akut açlığın yüzde 123 arttığı belirtildi.

Raporda, Somali, Haiti, Cibuti, Kenya, Nijer, Afganistan, Guatemala, Madagaskar, Burkina Faso ve Zimbabve’de yaklaşık 48 milyon kişinin akut açlık yaşadığı ifade edildi. Söz konusu sayı 2016’da 21 milyondu.

Araştırmada, 48 milyon kişiden 18 milyonununsa açlıktan ölme sınırında olduğu belirtildi.

Çalışmada küresel açlığı yaratan unsurlar arasında, dünyadaki savaşlara ve ekonomik sorunlara ek olarak, iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı hava olaylarının da yer aldığı ifade edildi.

Oxfam Amerika’dan Lia Lindsey, Fransız haber ajansı AFP’ye açıklamasında, “Aşırı hava olaylarının etkileri halihazırda hissedilmeye başlandı” diyerek, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki (BMGK) ülkelere harekete geçme çağrısı yaptı.

Çalışmada, Somali’nin tarihinin en kötü kuraklıklarından biriyle mücadele ettiği ve ülkede en az 1 milyon kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığı belirtildi.

Pakistan’da da 9 Eylül’de yaşanan yoğun muson yağışları nedeniyle oluşan selde ülkenin üçte biri sular altında kalırken, 1500 kişi hayatını kaybetti.

Raporda, iklim değişikliğiyle artan felaketlerin “küresel eşitsizliğin vurucu bir göstergesi” olduğu ifade edildi.

Ayrıca G20’de yer alan sanayileşmiş ülkelerin, dünyadaki karbon salımının 4’te üçünden daha fazlasını gerçekleştirdiğine dikkat çekildi. Öte yandan akut açlık yaşayan söz konusu 10 ülkenin, küresel karbon salımına etkisiyse yalnızca yüzde 0,13 oranında.

Oxfam Uluslararası’nın direktörü Gabriela Bucher, “Zengin ve çevre kirliliği yaratan ülkelerin liderleri, vadettikleri karbon salımı kesintilerini yerine getirmeli” dedi.

Bucher, bu ülkelerin düşük gelirli ülkelerdeki ekonomik kayıpları karşılaması gerektiğini de söyleyerek, “Bu hayır değil etik sorumluluktur” ifadelerini kullandı.

Raporda, BM’nin 49 milyar dolar insani yardım çağrısı yaptığı hatırlatılarak, fosil yakıt şirketlerinin kârlarıyla bu miktarı 18 günde karşılayabileceğine dikkat çekildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

“Taliban, Verdiği Hiçbir Sözü Yerine Getirmedi”

Uluslararası toplumun ve dünya liderlerinin Afganistan’a ilişkin kaygılarının yükseldiği bir dönemde BM İnsan Hakları Konseyi’nin Cenevre’deki 51. Oturumunda (HRC 51) söz alan Avrupa Birliği Afganistan Özel Temsilcisi Tomas Niklasson, Afganistan’ın Roma Statüsü’ne taraf olduğunu hatırlatarak, Taliban’ın verilen hiçbir sözü tutmadığını söyledi.

Roma Statüsü kısaca, 15 Haziran 1998 – 17 Temmuz 1998 arasında Roma’da toplanan Birleşmiş Milletler Konferansı’nın karara bağladığı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Kuruluş Sözleşmesi’ni ifade ediyor. Afganistan’ın Roma Statüsüne taraf olduğunu dile getirilmesi, Afgan liderlerin ülkedeki insan hakları ihlallerinden dolayı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nce kovuşturulabileceklerini ima ediyor.

Avrupa Birliği’nden yapılan açıklamada da, “AB, Afganistan’daki insan hakları ihlallerinin ve ihlallerinin ve uluslararası insancıl hukuk ihlallerinin artmasından derin kaygı duya geliyor” denildi ve “hesap verebilirlik bağlamında Afganistan’ın Roma Statüsü’ne taraf olduğu”nun hatırlatıldığı ifade edildi.

AB’nin Afganistan’a yönelik uyarıları

AB, Afganistan’da “Yeni öğrenim yılının başladığı Mart’tan bu yana altıncı sınıf ve yukarısında kızların okullara alınmadığını” hatırlattı ve “hayatın her alanında Afgan kadın ve kız çocukları için fırsat eşitliğine olan bağlılığını yineledi.”

“Kadınlar ve kız çocuklarının haklarında kötüleşmenin sürdüğüne” dikkat çeken AB, “Afganistan’daki tüm kadın ve kız çocuklarının yaşamın her alanına tam, eşit ve anlamlı katılımı ve her türlü şiddetten korunmasına sıkı sıkıya bağlı” olduğunu tekrarladı.

Bildiride Ayrıca ayrıca etnik ve dini azınlıklara ve topluluklara mensup kişilerin, LGBTİ bireylerin, insan hakları savunucularının, gazetecilerin ve diğer medya çalışanlarının öldürülmesi, keyfi gözaltılar, zorla kaybetmeler, fiziksel istismar ve işkencenin kabul edilemez olduğu vurgulandı.

Açıklamada, “Sivil toplum için daralan alan ve insan hakları ve temel özgürlükler üzerindeki kısıtlamalar birincil endişe kaynağı olmaya devam ediyor” denildi.

AB, Taliban’la ilişki kurmak için ilkesel olarak saptadığı beş kriter açısından verilen hiçbir sözün tutulmadığını vurguladı ve Taliban’ı Afganistan’daki BM Yadım Misyonu’nun (UNAMA) insan hakları alanındaki yetkisini tam olarak kullanmasını sağlamaya çağırdı.

AB’nin beş kriteri

2593 (2021) sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararı uyarınca ülkeyi terk etmek isteyen tüm yabancı uyrukluların ve Afganların güvenli, emniyetli ve düzenli bir şekilde ayrılmalarına izin verilmesi ve hareket özgürlüğüne tam saygı.

Özel olarak kadın ve kız çocuklarının yanı sıra çocuklar ve azınlıklara mensup kişilerin haklarını tam kullanmasını teşvik etmek, korumak ve saygı göstermek ve konuşma ve insan hakları savunucularına özel önem vererek hukukun üstünlüğü ve medya özgürlüğüne saygı göstermek.

Afganistan’da insaniyet, tarafsızlık, yan tutmazlık, ve bağımsızlık ilkelerine uygun olarak insani yardım operasyonlarının uygulanmasına izin vermek ve Uluslararası İnsancıl Hukuka tam saygı. Taliban insani yardım operasyonlarının bağımsızlığına saygı duymalı ve tüm kadın çalışanlar dahil olmak üzere tüm insani yardım personeline tüm bölgeye güvenli ve engelsiz erişim sağlamak. İnsani yardımlardan  yararlananların güvenliğinin teminat altına alıınması ve yardım hizmetlerine ücretsiz ve engelsiz erişim verilmesi.

Afganistan’ın terörizmin barınması, finansmanı ve diğer ülkelere ihracı için bir üs olarak hizmet etmesini önlemek. Taliban’ın tüm uluslararası terörizmle dolaylı ve dolaysız bağlarını kesmesini sağlamak üzere her türlü çabanın gösterilmesi.

Müzakereler yoluyla kapsayıcı ve temsili bir hükümet kurulması. Bu bakımdan AB, dengeli ve tüm etnik ve dini azınlıklar dahil olmak üzere içerici temsile sahip, adınların karar alma pozisyonlarına anlamlı katılımını sağlayan bir hükümetin kurulması için çağrıda bulunmaya devam edecektir. Bu kalıcı barış ve ülke bölgenin istkrarı açısından temel koşuldur. BM Güvenlik Konseyince yaptırım uygulanan kişilerin geçici hükümete katılması ciddi kaygı kaynağıdır.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Taliban, Yeniden Açılan Kız Okullarını Çabucak Kapattı

Taliban, Afganistan’ın doğusundaki Paktiye vilayetinde kız çocuklarının gittiği okulları, eğitime başladıktan birkaç gün sonra tekrar kapattı. Paktiye vilayetinin başkenti Gardez’deki bir grup öğrenci bu kararı protesto etti.

Paktiye Kültür ve Enformasyon Birimi’nin başındaki Mevlevi Halikyar Ahmedzadi, 6 Eylül’de yaptığı açıklamada şu ifadelere yer vermişti:

“Birkaç gün önce okullar açıldı. İslami, kültürel ve geleneksel kurallara dikkat edildi. Okulların müdürleri öğrencileri geri çağırdı. Kız çocuklarının gittiği liseler açıldı.”

Aşiret liderleri ve yüzlerce kız öğrencinin talebiyle, 6. sınıf ve üstüne eğitim veren okullar için alınan kararda Milli Eğitim Bakanlığı’ndan resmi izin alınmamıştı. Gardez’de 4, Samkani’de bir okul, faaliyete başlamıştı.

Ancak dün okula giden öğrencilere, eğitimin durdurulduğu ve eve dönmeleri söylendi.

Bu karara kızan öğrenciler Gardez’de protesto gösterisi düzenledi. Organizatörlerden Yasmin adlı aktivist, Taliban üyelerinin eylemden görüntü alınmaması için çaba sarf ettiğini söyledi ve ekledi:

“Hatta bazı protestocuların cep telefonlarını kırdılar.”

AFP’ye konuşan ve adı açıklanmayan bir Gardez sakini de “Öğrenciler barışçıl bir protesto düzenliyordu. Ancak güvenlik güçleri kısa süre sonra yürüyüşü dağıttı” ifadelerini kullandı.

Son dönemde Taliban’ın kız çocuklarının okula gönderilmesi gibi konularda kendi içinde yaşadığı ihtilaflar gündeme gelmişti.

ABD askerlerinin çekilmesiyle geçen yıl 15 Ağustos’ta önce başkent Kabil’in daha sonra da tüm ülkenin kontrolünü ele geçiren Taliban, kadınların çalışmasına ve kız çocuklarının okumasına yönelik kısıtlamalar getirmişti.

Şu anda üniversite ve 6’ncı sınıfa kadar okuyan kadınların ve kız çocuklarının eğitim almasına izin verilirken, ortaokul ve lise düzeyindekilerin okula gitmesi yasak.

Kısıtlamanın martta kaldırılmasına karar verilmiş fakat okulların açılmasına saatler kala uygulama iptal edilmişti. Bu da Taliban’ın yönetim kadrosunda fikir ayrılıkları oluştuğuna dair bir sinyal vermişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Afganistan’da Camiye İntihar Saldırısı: 18 Ölü

Afganistan’ın Herat kentinde cuma namazı sırasında bir camiyi hedef alan intihar saldırısında en az 18 kişi hayatını kaybetti, 23 kişi de yaralandı. Görgü tanıkları, saldırıda ölen ve yaralananların çoğunun siviller olduğunu aktardı. 

Haber Merkezi / Hastane kaynakları da yaralılardan bazılarının durumlarının ağır olması nedeniyle ölü sayısının artabileceğini dile getirdi.

Saldırının sorumluluğunu henüz üstlenen olmadı. Ancak Taliban’ın geçen yıl kontrolü yeniden ele geçirmesinden bu yana şiddet azalmış olsa da, son aylarda düzenlenen kanlı saldırıların çoğunu IŞİD’in Afganistan kolu olan IŞİD-Horasan üstlendi.

IŞİD’in üstlendiği ve ağırlıklı olarak azınlık toplumlarını hedef alan bombalı saldırılarda yüzlerce sivil hayatını kaybetti ya da yaralandı.

Bu arada Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Ensari’nin ölümünden dolayı derin üzüntü duyduklarını ifade ederek, faillerin yakalanıp cezalandırılacağını aktardı.

Afganistan’da yeniden Taliban dönemi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğündeki NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi 31 Ağustos 2021’de tamamlandı.

Afganistan eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani hükümetini deviren Taliban, 11 Eylül 2001 sonrası dönemde ABD ve koalisyon güçlerinin işgal ettiği ülkeye yirmi yıl sonra yeniden egemen oldu.

IŞİD’in Afganistan’daki kolu IŞİD-Horasan

IŞİD-Horasan, 2014 yılında Taliban’dan ayrılan ve son IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’ye bağlılık sözü veren Afganistanlı militanlar tarafından kuruldu.

IŞİD-Horasan’ın Afganistan’ın kuzeydoğusunda güçlü kökleri var, ancak başta başkent Kabil olmak üzere diğer illerde uyuyan hücreleri bulunmakta. IŞİD-K, farklı Sünni inanç öğretileriyle Taliban’ı düşman olarak kabul eder.

Kuruluşundan sonra IŞİD-Horasan militanlarının bazılarının, IŞİD’le savaşmak ve IŞİD’e yardım etmek ve Batılı hedeflere saldırı planlamak için Afganistan’dan Irak ve Suriye’ye geçtiği bilinmekte.

IŞİD-Horasan’ın silahlı militan sayısı tam olarak bilinmese de, örgüt son yıllarda Afganistan ve Pakistan’da düzenlenen bir çok kanlı saldırının sorumlusu.

IŞİD-Horasan, yabancı birlikleri geri çekme anlaşmaları da dahil olmak üzere, Taliban ile ABD arasındaki her türlü işbirliğini sert şekilde eleştirmişti. IŞİD-Horasan, Irak ve Suriye’deki IŞİD’e çok benziyor.

Paylaşın